Lame ne demek? | Lame anlamı nedir? | Lame

Lame anlamı nedir?

Lame ne demek?

Lame anlamı nedir?

Lame | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lame

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Gümüş tellerle süslenmiş kumaş. 2. Maden parlaklığı verilmiş deri: entari, lâme manto, lame ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moving with pain or difficulty on account of injury, defect, or temporary obstruction of a function; as, a lame leg, arm, or muscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To some degree disabled by reason of the imperfect action of a limb; crippled; as, a lame man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, hobbling; limping; inefficient; imperfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make lame. a fabric interwoven with threads of metal; 'she wore a gold lame dress' disabled in the feet or legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who doesn't understand what is going on. a fabric interwoven with threads of metal; 'she wore a gold lame dress'. deprive of the use of a limb, especially a leg; 'The accident has crippled her for life'. pathetically lacking in force or effectiven

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French for 'trimmed with leaves of gold or silver') Fibre: Silk or any textile fibre in which metallic threads are used in the warp or the filling Lame is also a trademark for metallic yarns Weave: Usually a figured weave but could be any Characteristics:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A user who behaves in a stupid or uneducated manner, a description often applied to newbies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A French word for a tool used to slash hearth loaves Some of these look like a long-handled knife, others like a double-edged razor on a stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a condition in which a horse does not carry weight equally on all four legs, due to disease or injury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fencers term for a non-fencer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hound determined at time of inspection to be unfit to compete due to a limp or injury No refund is made to the handler unless the hound is called in lame prior to closing date/number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) topal, ayağı sakat; eksik, kusurlu; ABD, argo habersiz; (f.) topal etmek veya olmak. lame back ağrıyan sırt. lame brain (k.dili) aptal. lame duck (bak.) duck lame excuse kabul edilmez özür. lamely (z.) topallayarak. lameness (i.) topallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lame, dore.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alevler içinde, alevlenmiş, tutuşmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس العمل] tepki, reaksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) (c. alâmât, alâim). 1. Nişan, işaret, bilgilik: Müşterek sürülerde herkesin hayvanları alâmetlerinden belli olur. Hudutta alâmet çakarlar. O madalya, sahiplerine bir iftihar alâmeti olmak için verilir. Ta çocukluğunda, zekâ alâmetleri yüzünde görülürdü. 2. Eser, iz, emare: Oranın ordugâh bulunmuş olduğuna hiç bir alâmet görmedik. Ninova ve Babil şehirlerinin nihayet alâmetleri açığa çıkarıldı. Hırsızın hariçten girmiş olduğunu gösterir birçok alâmetler ele geçirdik. O, ihtiyarlıkta dahi yüzünde güzellik alâmetleri taşıyordu. 3. Remz, işaret : Zeytin ağacı dalı, eskiden beri sulh alâmeti kabul olunagelmiştir. Alâmet-i fârika = Bir şahsıh veya |eyin diğerlerinden ayrılması için kullanılan belirli işaret : Başçavuşların alâmet-i fârikası vardır. Her hastalığın bir veya birkaç alâmet-i fârikası vardır. Alâmet-i fârika nizamnamesi = İmal edilen nesnelerin biribirinden ayrılması ve taklide meydan verilmemesi için, sahibinin arzusuyla tescil olunan alâmete mahsus kanunî hükümler, tıp. Alâmet-i maraz = Her hastalığın kendine mahsus olan hali, Fr. phenomene. Alâim-i semâ = Eleğim sağma, (Türkçe tâbirinden galat olup, her şeyi Arapça’ya veya Farsça’ya tatbik etmek merakında bulunanlarımızın icadıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. omen. sign. stamp. symbol. portent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. mark. omen. monstrous. enormous. augury. badge. brand. distinction. ensign. stamp. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامت] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşaret, iz, nişan. 2.Remiz, sembol. 3.Belirti, emare. 4.Çok iri, şaşılacak büyüklükte (mec.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her ilme Aşinâ olan, üstâd-ı Azam, Fr. Savant ve Erudit: Allâme Ebussuûd Efendi; allâme-i zamân Celâlüddin-i Süyûtî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامه] büyük bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامرحمت] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayıplama kabahat, kusur azar, mesuliyet; f. azarlarnak, suçlamak; sorumlu tutmak. be to blame for suçlu olmak, mesulü olmak. blameful s. kabahatli. blamefulness i. kabahatlilik. blameless s. suçsuz, masum. blamed s., A.B.D. kahrolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıplamaya lâyık, mesul, kabahatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklamen, tavşankulağı, buhurumeryem çiçeği, (bot). Cyclamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tel, iplik, lif; (bot). ercik sapı; lamba teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alev, yalaz, ateş; hiddet, şiddet; aşk, aşk ateşi; (k).dili sevgili. flame-colored (s). ateş rengi. flameproof (s). ateş almaz, yanmaz, ateş geçmez. flame test (kim). alev testi. flame thrower (ask). yanar benzin saçan bir silâh. flametree (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alevlenmek, alev çıkarmak, alev alev yanmak; (mec). alevlenmek, yanmak, tutuşmak; öfkelenmek; parlamak, alev gibi kızarmak. flame up alevlenmek, tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanyol çingenelerine ait bir dans ve şarkı cinsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. alevlendirmek, tahrik etmek; öfkelendirmek; tıb. iltihaplandırmak; alevlenmek, ateş almak, tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامحاله] ister istemez, çaresiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامکان] mekansızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yassı, dar ve ince cam parçası. Mikroskopla bakılacak maddeler lameller arasına konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover glass. lamella. lamellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lamella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamel. thin glass cover (for a microslide. cover glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. lae, las) (anat.), (zool), (bot.) ince levha, lamel. lamellate(d) (s.) safihalı, ince levhalı, ince tabakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ağlamak, inlemek, figan etmek, matem tutmak; biri için ağlamak veya keder etmek, matemini tutmak; matem, ağlayış, ah, keder, hüzün, feryat. lamented (s.) muteveffa, matemi tutulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) matemli, keder ifade eden; ağlanacak, ağlatır, acıklı; esef edilecek. lamentably (z.) ağlanacak halde, acınacak halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağlayış, feryat, figan, inleme; (çoğ.), (b.h.) Yeremya Peygamberin Mersiyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levm» den masdar). Çıkışma, azarlama, serzeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten masdar). Biribirine dokunma, temâs etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. parliamentarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. member of parliament. parliamentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. parliamentarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. member of parliament. parliamentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. parlamento). Millet meclisi, milletvekillerinin meydena getirdiği meclis ve senatonun bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. general assembly. parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliament. parliamentparliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) toplumun gözünde olmaya çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağlam).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Selam).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kurtuluşu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Kusur, eksiklik ve ayıptan veya hastalıktan sâlim, uzak olma, sağlık. 2. İyi son, iyi netice: Allah selâmet versin! 3. Kurtulma, Ar. halâs, rehâ, necât: Selâmet buldu. Artık ötesi selâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. safety. security. healthiness. soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. safety. welfare. soundness. healthiness. correctness. security. well-being. freedom from worry. favorable outcome. salvation. deliverance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلامت] esenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlamak, yolcu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (I. Y. Fr.). 1. Maviye çalar kırmızı bir renk. 2. Tavşan kulağı, buhûr-ı Meryem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclamen. dark reddish purple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. velamina) anat. zar; bot. yılanyastığı veya salep kökü üstündeki süngersi zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by