Latin Harfler | Latin Harfler ne demek? | Latin Harfler anlamı nedir?

Latin Harfler | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: latin harfler

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix in many words of Latin origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bar Association Headquartered in Chicago, the ABA offers educational programs, publications, and services relating to all facets of the practice of law.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Broadcasting Authority A Commonwealth regulatory authority responsible for broadcaster licensing and regulating content of broadcasting and narrowcasting services under the Broadcasting Services Act 1992.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abductor ABS - Acrylonitrile Butadiene Stryrene AD - Arm drive ADD - Adductor ADJ - Adjustable ADPT - Adapter AH - Adjustable Height AI - Airless Insert AIO - All-In-One ALR - Articulating Legrest ALUM - Aluminum AMH - Adjustable Mounting Hardware ANO - A

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s). Latince isimlerde ablatif, ismin -(den) hali; (s) -den halinde olan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action by the European Community relating to the Environment, for promotion of clean technology and the recycling of waste products Agenda 21: Agreement on action to be taken to protect the Environment It proposes integrating environmental protection and

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action by the Community relating to the Environment, for promotion of clean technology and the recycling of waste products.

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay anlaşılır bir şekilde: isteğinizi açıkça anlatınız.

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a prefix ad- assumes the forms ac-, af-, ag-, al-, an-, ap-, ar-, as-, at-, assimilating the d with the first letter of the word to which ad- is prefixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

This abbreviation stands for the Latin phrase 'anno domini' It designates a year since the hypothetical birth year of Christ This is a common western method of citing historical dates Dates prior to the birth of Christ are designated with the abbreviation

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı deniz yosunlarından elde edilen jelatinimsi bir madde.

Türkçe Sözlük

(i. Malaya dilinden). Deniz yosunlarından elde edilen bir çeşit jelatin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gelatinlike substance, or a solution of it, prepared from certain seaweeds containing gelose, and used in the artificial cultivation of bacteria; often called agar, by abbreviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

semisolid syrup. epilating wax.

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ahi teşkilâtında esnaf birliklerinin başı.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın armuda benzeyen meyvasi. Kendi kendine yetişen bu ağaca armut aşılanır. Yaban armudu (Piraster). 2. Kaba, yol yordam bilmeyen kimse: Adam ahlatın biri.

Türkçe - İngilizce Sözlük

belonging to. concerning. relating to. relative to. appurtenant. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. relating to. regarding. belonging to. pertaining to. property of.

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. belonging. regarding. relating to. pertaining to.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To amalgamate. a combination or blend of diverse things; 'his theory is an amalgam of earlier ideas' an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemist

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury. an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemists refer to the resulting mercury mixtures as amalgams. a combination or

Türkçe - İngilizce Sözlük

A format in which information is transmitted by modulating a continuous signal, such as a radio wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional method of modulating radio signals so that they can carry information AM and FM are the two most common methods of analog modulation Is a Circuit-Switched system that divides geographic areas into small areas called cells A cellular tower

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayip Denizinde ada, Porto Riko’nun doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 63 10 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 102 km².

Kara: 102 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 61 km.

İklimi: Tropikal iklim.

Arazi yapısı: Zemininde kireç taşı bulunan yassı bir mercan adası.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Crocus Tepesi 65 m.

Doğal kaynakları: tuz, balık, ıstakoz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100 (genellikle kayalıklardan oluşur) (2005).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar yaygındır. (Temmuz - Ekim).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,477 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.8 (erkek 1,557; kadın 1,510).

15-64 yaş: %70.4 (erkek 4,878; kadın 4,608).

65 yaş ve üzeri: %6.9 (erkek 412; kadın 512) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.57 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 6.9 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.03 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.06 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.81 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.03 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 20.32 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 verileri).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.28 yıl.

Erkeklerde: 74.35 yıl.

Kadın: 80.3 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Anguilla.

Dinler: Anglikan %29.

Dil: İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 12 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.

erkekler: %95.

kadınlar:: %95 (1984 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Anguilla.

Başkenti: Pago Pago.

Milli bayram: Anguilla Günü, 30 Mayıs.

Anayasa: 1 Nisan 1982; 1990’da değiştirilmiştir.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Anguilla kısıtlı miktarda doğal kaynaklara sahiptir, ekonomisi konfor turizmi, ıstakoz ürünleri, mültecilerden gelen para havaleleri sayesinde gelişme göstermiştir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi: - 108.9 milyon $ (2004 verileri).

GSYİH (Reel Büyüme): %10.2 (2004 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.3.

İş gücü: 6,049 (2001).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: ticaret %36, hizmet %29, inşaat %18, taşımacılık %10, imalat %3, tarım/balıkçılık/ormancılık/madencilik %4.

İşsizlik oranı: %8 (2002 verileri).

Bütçe: gelirler: 22.8 milyon $; Giderler: 22.5 milyon $.

Endüstri: Turizm, tekne yapımı, denizaşırı finansal hizmetler.

Endüstrinin büyüme oranı: %3.1 (1997 verileri).

Tarım: Az miktarda tütün, sebzeler; büyük baş hayvanlar.

İhracat tutarı: 14.56 mily

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colorless, odorless, non-toxic gas used to fill the airspace between panes of Insulating Glass The addition of argon greatly increases the thermal performance of a window by minimizing heat transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inert, nontoxic gas used in insulating windows to reduce heat transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gas and air constituent used to fill insulating units to increase thermal performance in windows.

Genel Bilgi

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17’ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:

l) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;

2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. defective. rugged. rough. uneven. broken. damaged. accidented. undulating. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

This refers to the smell of brewed coffee It is a sensation linked closely to flavor Some key words relating to aroma are faint, delicate, moderate, strong and pungent Some of the more subtle nuances are 'floral' or 'winy' characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Perception resulting from stimulating the olfactory receptors; in a broader sense, the term is sometimes used to refer to the combination of sensations resulting from stimulation of the nasal cavity See also 'odor ' [ASTM E253-97]. fragran flavor of brewe

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Address Resolution Protocol, a protocol for translating between IP addresses and MAC-layer addresses in an ethernet Defined in RFC 826 See Also: BOOTP, DHCP, and RARP.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Karayip Denizinde bir ada Venezuela’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 30 Kuzey enlemi 69 58 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 193 km².

Kara: 193 km².

Su: 0 km².

Sınırlar komşuları: 0 km.

Kıyı uzunluğu: 68.5 km.

İklimi: tropikal deniz.

Arazi yapısı: Sınırlı bitki örtüsüne sahip düz tepelikli bir araziye sahiptir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Jamanota Dağı 188 m.

Toprakları: tarıma elverişli: %10.53.

Otlaklar: %0.

ormanlar: %0.

Diğer: %90 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 0.01 km².

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 71891 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlar: %19.5 (erkek 7175; kadın 6849).

15-64 yaşlar: %68.2 (erkek 23894; kadın 25140).

65 yaşlar ve üzeri: %12.3 (erkek 3616; kadın 5217) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.44 (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlar: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 5.79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ulus: Arubalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Karayip yerlileri ile beyazların karışımı %80.

Dinler: Roma Katolikleri %82 Protestanlar %8 Hinduistler Müslümanlar Museviler.

Diller: Flemenkçe (resmi) Papiamento (İspanyol Portekiz Hollanda İngiliz lehçesi) İngilizce (yaygın) İspanyolca.

Okur yazar oranı: Toplam nüfus: %97.

Yönetimi

Ülke ismi: Aruba.

Bağımlılık durumu: Hollanda Krallığına bağlıdır.

Yönetim biçimi: parlamenter demokrasi.

Başkent: Oranjestad.

Bağımsızlık günü: yok (Hollanda’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bayrak günü 18 Mart.

Anayasa: 1 Ocak 1986.

Hukuk sistemi: Hollanda Medeni hukuku ve İngiliz Genel hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı) ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu) Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü) WCL (Dünya Emek Konfederasyonu) WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Turizm Aruba ekonomisinin başlıca desteğidir. Offshore bankacılık ve petrol arıtımı da önemli sektörlerdendir.

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2005 verileri).

İş gücü: 41500 (2004 verileri).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: Genellikle işgücü otel ve restoranlarda toptan - perakende ticarette ve petrol arıtım işlerinde yoğunlaşmıştır.

İşsizlik oranı: %6.9 (2005 verileri).

Endüstri: turizm gemi taşımacılığı petrol arıtımı.

Elektrik üretimi: 770 milyon kWh (2003).

Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %100.

Hidro: %0.

Nükleer: %0.

Diğer: %0 (2003).

Elektrik tüketimi: 716.1 milyon kWh (2003).

Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003).

Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003).

Tarım ürünleri: aloe; çiftli

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metasolv, formerly Nortel Networks, and Architel Solutions product referred to as Automatic Service Activation Program ASAP delivers service activation through the process of receiving service requests from the service order entry system, translating them

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ahçı. et vb'nin yanında garnitür olarak servis yapılan iştah açıcı bir çeit jelatin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first vertebra of the neck, articulating immediately with the skull, thus sustaining the globe of the head, whence the name.

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük

separator. distinctive. discriminating. analyzer. sorter. selector. catcher. trap. disconnector. screener. insulating. decoherer. parer. grader. divider. insulator. shed. knockoff. disjunctive.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c azâb, azzâb, Azâb). 1. Evlenmemiş, bekâr, ergen, mücerred. (Arapça’da müzekker ve müennesi eşit sıfat olup evlenmemiş kadına da denir). 2. Osmanlı askerf teşkilâtında deniz piyadesi: Azeb askeri, Azeb kapısı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonsillar. tonsil. palatine tonsil.

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Halatın aşınacak yerine sarılan bez, halat sargısı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are upwards of 20,000 Bahais in the United States. a teacher of or believer in Bahaism of or relating to Bahaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a teacher of or believer in Bahaism. of or relating to Bahaism.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüksek, yukarı, zîr ve pest mukabili, Osm. Alî, refî’. Kadd-I bili = Yüksek boy. Bili-perviz = Kendini olduğundan yukarı tutup övünen. Rütba-i bili = Son asır Osmanlı mülkiye teşkilâtında rütbe-i Ülâ sınıf-ı evveli ile vezâret arasında bir yüksek sivil rütbe (askerî rütbelerden orgenerale eşitti): Rütbe-i bâlâ ricâlinden. Kad, kamet, boy. Dübili = İki ket.

Türkçe - İngilizce Sözlük

an inhabitant of the Balkan Peninsula of or denoting or relating to the Balkan countries or their inhabitants or the Balkan peninsula or the Balkan Mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Turkish word meaning mountain The Balkans include several mountain ranges The region has been called the Powder Keg of Europe because many wars began there. an inhabitant of the Balkan Peninsula. of or denoting or relating to the Balkan countries or the

Türkçe Sözlük

(i.). T. Osmanlı teşkilâtında saray vazifelilerinin bir sınıfı. 2. Balta ile giden itfaiyeci, tulumbacı.

Türkçe Sözlük

(i. Latince barbarus; Yunanca barbaros: Rum olmayan, yani yabancı. T. Eski Yunan ve Romalılar’a daha sonraları Hıristiyanlar’a yabancı olan. 2. Medenîleşmemiş, kaba, saygısız, alışılmış zevk ve nizamlara zıt. 3. İnsanlığa yakışmayan, zalim: Böyle barbarca hareket görmedim.

Türkçe - İngilizce Sözlük

L L baro, varo: Latin vir, a man - Webster German bar, a man: beran, to carry - Skeat The man - one able to bear arms; one bound to render service to the king 1 Bl Com 398-99 A lord; a husband.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). esas, temel, esas teşkil eden; (kim). bazal; ask. acemi basic English ingilizce oğretiminde kullamlan kelime bilgisi sınırlı basit ingilizce basic slag çelik imalatında elde edilen fosfatlı bir cins gübre. basically (z). temel olarak, esasmda.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluffy layer which is composed of interlaced and matted strands of fibrous material used for filling or insulating articles such as mattresses or comforters.

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfish. egoistic. egotistical. self-centered. self-centred. self-absorbed. thoughtless. calculating. piggish. hoggish. egoist. self-seeker.

Türkçe Sözlük

(i. «bitigçi» den galat olsa gerektir). Osmanlı mülkî teşkilâtında Dİvân-ı Hümâyûn kaleminin reisi. Yanlış bir terkiple beylikçi-i dîvân-ı hümâyûn denir.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübaşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübâşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe - İngilizce Sözlük

Curved portion between the bottom and the side shell plating, drainage space within the ship. the lowest point of a ship's inner hull.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minimum model regulatory code for the protection of public health, safety, welfare and property by regulating and controlling the design, construction, quality of materials, use, occupancy, location and maintenance of all buildings and structures within

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Afro-Latin ballad form usually with romantic lyric content.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Closely associated to the Latin-American Rumba, where body expression and rhythm is sensually pronounced, the Bolero too is danced with a strong, yet subtle hip-swinging action In character, the Bolero could be thought of as a slower version of the social

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard, calcified tissue of the skeleton of vertebrate animals, consisting very largely of calcic carbonate, calcic phosphate, and gelatine; as, blood and bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigid connective tissue that makes up the skeleton of vertebrates. the porous calcified substance from which bones are made. a shade of white the color of bleached bones. study intensively, as before an exam; 'I had to bone up on my Latin verbs before the

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Halatın kalınlığını ölçmeye mahsus delikli tahta.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgun çıkaran veya çıkarmak isteyen. Eski Osmanlı askerî teşkilâtında görevli bir sınıf. Bozgun havası yaratan.

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte, 6. Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan 2. Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika of or relating to or characteristic of Burundi or its people; 'the Burundi capital'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika. of or relating to or characteristic of Burundi or its people; 'the Burundi capital'.

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Os manii devlet teşkilâtında sadâret (başba kanlık) makamından yazılan bir çeşit emirnâme ki, dîvân yazısıyla yazılıp başında o makamın büyük mührü bulunurdu. 2. Bir vali veya diğer bir makamdan yazılıp iş sahibinin eline verilen açık emir-nâme. 3. Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine kadar olan subaylara, meretlerinden verilen tevcih-nâme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap yapan; ihtiyatlı, dikkatli; egoist çıkarcı. calculating machine hesap makinası.

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’ (toplamak) den») (c. cevâmî). 1. «mescid-i câmt» den kısaltılarak: islâm mâbedi, minareli ve minberli büyük mescit ki, içinde hutbe okunur: Filân şehrin şu kadar camii ve şu kadar mescidi vardır, cevâmî-i şerife minareleri aydınlatılmıştır. Selâtîn camii = İki ve daha çok minareli olan ve Osmanlı hanedanı üyeleri tarafından yaptırılmış cami. (Cami kelimesi Türkçe’ye mahsustur, Arapça’ da yalnız «mescîd» kullanılır ki, bizde mescid, küçük ve hutbe okunmayan, cuma namazı kılınmayan, minberi olmayan mahalle camii demektir). 2. Büyük hadîs külliyâtından bazıları: Câmî-i kebîr, câmî-i sa9İr.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp; ordugâh; kampa çıkma; kamp çadırları; askerlik hayatı; bir fikrin veya idealin taraftarları topluluğu. camp chair portatif sandalye. Camp Fire Girls ABD-de kız izci teşkilâtına benzeyen bir örgüt. camp follower orduyu takip eden sivil veya fahi

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can vermek, diriltmek: Hazret-i isa’nın bir ölüyü canlandırmış olduğu söylenir. 2. Ayıltmak, kendine getirmek: Lokmanruhunu koklatmakla derhal kendisini canlandırdı. 3. Taze hayat vermek, neşelendirmek, revaç ve muamelâtını arttırmak: Demiryolu hatları Anadolu’yu, Anadolu’nun ticaretini canlandırdı.

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe çav fiilinden). 1. Vaktiyle divanlarda hükümdarların hizme tinde bulunan yâver veya muhzır gibi subaylara denilirdi. Tanzimat’tan önceki Osmanlı saray teşkilâtında çavuşlar, padişahın yâverleri ve çavuşbaşı mâbeyn müşîri idi. Çavuşluk, Enderun mensupları arasında da bir pâye idi. 2. Şimdi orduda onbaşıdan yukarı ve assubaydan aşağı bir derecedir: Piyade, süvari, topçu çavuşu. Başçavuş = Usçavuşla başgedikli arasındaki assubay. Emir çavuşu = Emir ve evrak tebliğ ve ulaştırılmasında kumandanın maiyetinde bulunan çavuş. 3. işçi vesairenin başları. Çavuş üzümü = Vaktiyle bir çavuş tarafından çubuğu TAif’ten İstanbul’a getirilmiş, iri taneli güzel bir çeşit üzüm. Çavuş kuşu = Kırlı kuşu, ibibik kuşu, hüdhüd.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çınar, çınar ağacı. Latincesi: Platanus.

Türkçe Sözlük

(i.) (A. ceyb). 1. Yaka, yaka açıklığı: Başını ceyb-i mürâkabeye çekti = Düşünceye, hayal ve iç Alemine daldı. 2. Cep elbisenin öte berisinde para, mendil, evrak vesaire koymaya mahsus olarak yapılan kese (eskiden Araplar, yaka açığının göğüse gelen kısmını bu işe kullandıkları için bu isimle adlandırılmıştır). Cebinden = Kesesinden, kendi malından. Cebi delik = Züğürt, eli boş. 3. (geometri). Bir açının bir ucundan başlayarak diğer ucundan merkeze uzanan yarıçapa indirilen dik çizgi (Fr. sinüs). Tamam-ı ceyb = Yarıçapın ceybinin eriştiği noktadan merkeze kadar olan kısmı. 4. (anatomi). Bedenin et veya kemikteki bazı oyuklara, boşluklara denir. 5. (Osmanlı saray teşkilâtında) Ceyb-i hümâyûn = MAbeyn-i Hümâyûn’ca ödenmesi padişah hazinesine havale olunmayan masraflara mahsus ve ser-kurenâlık makamına bağlı dâire. Ceyb-i Hümâyûn kâtibi = Bu dairenin Amiri.

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı bilmeyen ekmekçi vesair esnafın tuttukları hesap Aletidir ki, uzunlamasına ikiye ayrılmış bir çubuktan ibarettir. Gerektiği zaman çubuğun alıcı ve satıcıda bulunan iki parçası birleştirilerek üzerine bıçakla eski Latin rakamlarına benzer rakamlar veya sadece kertikler çentillr ve biri satıcıda, diğeri de alış veriş eden adamda kalır: Çetele tutmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. flip. crank. switching. rotation. turning. changing. translating. translation. meat roasted on a spit. cycloid. commutation. wind. commutating. conversion. diversion. deviation. alteration. surrounding. handling. encircling. revolution. swinging

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. calculating. expedient. interested. mercenary. number one. politic. sordid. utilitarian. self-seeker. profiteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

zinc. zinc sheet. platinoid. tutty. tutenag. spelter.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). devir deveran dolaşım; (s). devreden, dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Latin Amerika'dan gelmiş olan Kanga dansı ve bunun müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değiştiren şey veya kimse; çelik imalâtında Bessemer usulünde kullanılan kap; (elek). cereyanı değiştiren alet, çevirgeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vernik imalâtında kullanılan bir reçine, kopal

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir açık ve iki kapalı heceden meydana gelen eski bir Yunan ve Latin vezni: (--). dactyl'ic (s). bu vezinle yazılmış olan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to. about. regarding. concerning. relating to. respecting. as regards. touching. anent. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. regarding. concerning. relating to. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. concerning. relating to. for. in re. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluctuation. undulation. waviness. surging. waving. rolling. undulating. oscillating. wave motion. surge. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. undulating. rough. choppy. alternating. waved. undulated. corrugated. billowy. flowing. restless. undate. undated.

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy. corrugated. rough. rough. wavy. undulating. watery. corrugated. alternating.

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. wavy. rough. undulating. corrugated. moiré. harmonic. fluctuating. oscillating. surging. rolling. curly. floating. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük

palatal. palatine. palate. roof of the mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjustable gate installed in a duct for the purpose of regulating airflow or introducing outside air to the ducting system.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanically adjusted mechanism located at the discharge end of a ventilating system located in the ceiling or floor The damper adjustor will regulate the volume of air being discharged.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix from Latin de down, from, away; as in debark, decline, decease, deduct, decamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In words from the French it is equivalent to Latin dis- apart, away; or sometimes to de.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Latin preposition denoting: away from, out of, arising from; of, about, concerning, with regard to; for, on account of, because of, by.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâğıt imalâtında kullanılan el kalıbı çerçevesi. deckle edge kâğıdın tırtıklı kenarı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. shift. variance. exchange. modulating. modulation. altering. barter. conversation. changeover. swap. transformation. transmutation. transition. revolution. preference. increment. metamorphosis. fluctuation. distortion. commutation. chopping. varia

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument used to change the voltage of lights on the set, regulating in this way thier intensity NOTE: Not recommended for color cinematography, as the color temperature of the lights will also change.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the angle at which the bedrock strata are inclined from the horizontal Dip on bedrock surfaces may be caused by forces that bend the rock mass or by a variety of mechanisms active when sediments that make up the rock were accumulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving. rotating. spiral. turning. spinning. circling. circulating. rotated. rotary. rolling. whirling. pressed lamb roasted on a large vertical spit. gyratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Baş tarafına gelen ipliklerinin uçları kesilmiş ve bir canfes ile bağlanmış iyi püskül. 2. (denizciilk) Bir halatın iki ucu arasındaki kısmı.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dücüc). 1. Tavuk. 2. (astronomi). Kuğu burcu, gökyüzünün kuzey yarım küresinde Lyre burcunun yanında, çok parlak birkaç yıldızdan meydana gelen bir burç. Latince: Cygnus, Fr. Cygne.

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça derûger’den). Yapıların kapı ve pencere dışındaki tahta kısımlarını yapan sanatkâr. Ar. neccâr. Dülger balığı = Bir cins balık, (denizcilik) Dülger bağı = Halatın bir çeşit bağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to the dura, or dura mater. of or relating to the dura mater.

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or relating to the dura mater.

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulating. organizing. regulatory. organizer. regulator. regulative. compensator. grader. promoter. trimmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator. regulator regülatör. organizer organizatör. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Latin prefix meaning out, out of, from; also, without.

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi uknum az kullanılmıştır). Asıllar, esaslar: Ekaanîm-i selâse = Hıristiyanların Baba (Tanrı), Oğul (İsâ) ve ROhu’lKuds’ten mürekkep olduğuna inandıkları Tanrı (yalnız bu tabirde geçer, aslı LAtince’ye benzer bir kelimedir).

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin for I In kinship charts, the point from which one views an egocentric genealogy. [Latin] I.

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoist. selfish. egoistic. egotistical. calculating. egoist. egotist. self-seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The potential that is generated between an oxidation or reduction half-reaction and the standard hydrogen electrode In soils it is the potential created by oxidation-reduction reactions that take place on the surface of a platinum electrode measured again

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. strictures. critique. review. commentary. comment. animadversion. censure. denouncement. expostulation. knocking. slating. stricture.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1.Eskiden, Katolik inançlarına karşı gelenleri araştırıp cezalandırmak üzere kurulan kilise mahkemelerinin adı. 2.Engizisyon (Latince:inquisitio, soruşturma), Katolik Kilisesine bağlı bir mahkeme sistemi idi. Gerek kararları, gerek siyasi ve dini görüşleri nedeniyle üç büyük engizisyon adından çok söz ettirdi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pithy, sometimes satiric couplet or quatrain which was popular in classic Latin literature and in European and English literature of the Renaissance and the neo-Classical era Epigrams comprise a single thought or event and are often aphoristic with a wi

Türkçe - İngilizce Sözlük

Love; the god of love; by earlier writers represented as one of the first and creative gods, by later writers as the son of Aphrodite, equivalent to the Latin god Cupid. god of love; son of Aphrodite; identified with Roman Cupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük

EvapoTranspiration - This is a measure of the amount of moisture lost from the ground during the day The moisture is lost in two ways, by direct Evaporation from the ground, and byTranspiration from leaves. [Latin] and. and, both.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enemy Tank -. And, in Latin and French.

Türkçe Sözlük

(i.) (Ekser Doğu dilleri arasında ortak olup asıl hangi dilin malı olduğu kestirilemezse de Latince «faseolus» dan olması uzak ihtimaldir). Bilinen sebze ki, tazesi kabuğu ile beraber ve kurusu tane tane olarak yenir. Barbunya, çalı, ayşekadın, yer fasulyesi vesair çeşitleri vardır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who maintains that all things happen by inevitable necessity. anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking' believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist pe

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny. believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist person'. relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of feminism of or relating to or advocating equal rights for women; 'feminist critique'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of feminism. of or relating to or advocating equal rights for women; 'feminist critique'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A peat accumulating wetland that receives some drainage from surrounding mineral soils and usually supports marsh-like vegetation These areas are richer in nutrients and less acidic than bogs The soils under fens are peat if the fen has been present for a

Türkçe - İngilizce Sözlük

From Latin, joyful Another way of describing a Feast Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The layer, usually of gelatin or collodion, containing the sensitive salts of photographic plates; also, the flexible sheet of celluloid or the like on which this layer is sometimes mounted. a thin coating or layer; 'the table was covered with a film of d

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single or multiple layers or coatings of thin or thick material used to form various elements or interconnections and crossovers Thin films are deposited by vacuum evaporation or sputtering and/or plating Thick films are deposited by screen printing. bit

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin, vulg' ; German, volk; Dutch, volch; Saxon, folc; Danish, folk Folk and vulgar are variants of the same word.

Türkçe Sözlük

(hi.). T. Fransızlar’ın tarz ve usûlünde veya Fransız dilinde olan: Fransızca dil, şarkı, raks. 2. Fransız dilinde veya tarz ve usûlünde: Fransızca söylemek, yazmak, Sşinalık etmek. 3. Fransız dili, Osm. lisân-ı Fransevt: Fransızca, Latin diller indendir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tazeleştirmek, tazelik vermek; artmak (rüzgar), sertleşmek; doğurmak (inek); (den). bir halatın yerini değiştirmek veya başka türlü tazelemek; tuzunu çıkarmak; tazelenmek; serinlemek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Halatın dolaşığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

garden. an acronym for Gateway Ancestor of Royal Descent. [Latin 'gradus', 'degree', extant in Romance , Germanic , Esperanto and Novial ] scale -- a scale of intensity, amount or quantity.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., kim. koloit f. koloit haline gelmek, jelatin gibi olmak; bak. jell.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jelatin; tutkal hulâsası. gelat'inous s. jelatinli, jelatin gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelignit, jelatinli dinamit.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a genus or kind; pertaining to a whole class or order; as, a general law of animal or vegetable economy.

Türkçe Sözlük

(i.). Üstü, altı bir genişlikte kısa ağaç kap ki, başlıca koyun, sığır vesair sağmaya, ahırda su koymaya ve gemilerde su taşımada kullanılır: Bir gerdel dolusu süt, su. Gerdel cevizi = Gemi gerdellerine kulp yerine geçirilen halatın iki ucunda yapılan düğüm. Harîk gerdeli = Gemide köseleden yapılmış hafif gerdel.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıvrılıp çekilme: Telin gerilmesi zordur. 2. (denizcilik) Gerilme kuvveti — Bir halatın gerilmekle tayin olunan tahammül kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. Latincede isim olarak kullanılan fiillerin bir şekli, İngilizcede isim olarak kullanıldığı zaman -ing şekli: Swimming is fun.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. Latincede bir mecburiyet ifade eden fiilden türetilen sıfat: ''görülecek, ,okutulacak gibi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to anything in computing that extends over the whole system For example, a 'global search and replace' means that any occurrence of a specified word will be found, and replaced by another specified word.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanak çömlek imalâtında kullanılan kurşun sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ortaçağda Avrupa'da oradan oraya gezerek Latin yergi şiir veya şarkıarı yazıp söyleyen öğrenciler,

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Latince veya Yunanca vezin sözlüğü.

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizi ve Atlas Okyanusu arasında, Trinidad ve Tabago’nun kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 07 Kuzey enlemi, 61 40 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 344 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 121 km.

İklim: tropikal; kuzeybatıdan daima rüzgarlar esmektedir.

Arazi yapısı: Orta kısmında volkanik özellik taşıyan dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Saint Catherine Dağı 840 m.

Doğal kaynakları: Kereste, tropikal meyveler.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.88.

ekinler: %29.41.

Diğer: %64.71 (2005 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Kasım ayları arası kasırga mevsimidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 89,703 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -12.59 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.27 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.87 yıl.

Erkeklerde: 63.06 yıl.

Kadınlarda: 66.68 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Grenadalı.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar %82, kuzey Asyalılar ve Avrupalılar, azınlık olarak Arawaklar/Karayip Kızılderilileri.

Din: Roma Katolikleri %53, Anglikan %13.8, diğer Protestanlar %33.2.

Dil: İngilizce (resmi), Fransız kökenliler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %96.

erkekler: %96.

kadınlar: %96 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Grenada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Saint George’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 1 bağımsız bölge; Carriacou ve Petit Martinique, Saint Andrew, Saint David, Saint George, Saint John, Saint Mark, Saint Patrick.

Bağımsızlık günü: 7 Şubat 1974 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 7 Şubat (1974).

Anayasa: 19 Aralık 1973.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), LAES, NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), OPANAL, OPCW (K

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’nın kuzeyinde, Kuzey Buz Denizi ile Atlas Okyanusu arasında, Kanada’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 72 00 Kuzey enlemi, 40 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Arktik Bölge.

Yüzölçümü: 2,166,086 km².

Kara komşuları: 0 km.

Sınırları: 44,087 km.

İklimi: Kuzey kutbu iklimi. Ortalama sıcaklığın 7 C olmasına karşın iklim kuru ve güneşlidir. Kışlar soğuktur ve buzlu bölgelerde sıcaklık yazın bile donma noktasının altındadır.

Arazi yapısı: Ülkenin beşte dördü buz tabakasıyla kaplı olup adanın ortalarına doğru buzlar bir hayli irtifa kazanır ve ada, kocaman bir beyaz kubbe görünümü alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Gunnbjorn 3,700 m.

Doğal kaynakları: Çinko, kurşun, demir, kömür, molibden, altın, platin, uranyum, balık, fok balığı, balina, hidro enerji, petrol ve doğal gaz.

Coğrafi Not: Grönland Buz Katmanı, Antarktika`dan sonra dünyanın ikinci büyük buz kütlesidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 56,361 (Temmuz 2006 verileri) Nüfusun büyük kesimi batı kıyısındaki küçük kasabalarda yaşar.

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -8.37 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.4 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.94 yıl.

Erkeklerde: 66.36 yıl.

Kadınlarda: 73.6 yıl (2006 veriler).

Ortalama çocuk sayısı: 2.4 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 (1999).

Ulus: Grönlandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Grönlandalı %88, Danimarka ve diğerleri %12 (Ocak 2000).

Din: Evangelist Luthercilik.

Diller: Grönlandaca (Eskimo dialekti), Danimarkaca, İngilizce.

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Grönland.

yerel adı: Kalaallit Nunaat.

ingilizce: Greenland.

Bağımsızlık durumu: Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı bir adadır. Grönland’ın savunmasında ve dışişlerinde Danimarka söz sahibi olmakla beraber Grönlandlılar 1979’da yer alan bir anlaşma sonunda içişlerinde krallığa bağlı olmaktan kurtuldular.

Yönetim biçimi: Federal Demokrasi.

Başkent: Nuuk (Godthab).

İdari bölümler: 3 bölge; Avannaa (Nordgronland), Tunu (Ostgronland), Kitaa (Vestgronland).

Bağımsızlık günü: yok (Danimarka Krallığı’na bağlıdır).

Milli bayram: Haziran 21 (en uzun gün).

Anayasa: 5 Haziran 1953 (Danimarka Anayasası).

Hukuk sistemi: Danimarka.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), NC, NIB (İskandinavya Yatırım Bankası).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Topraklarının ancak %1’i tarıma elverişli olduğundan buranın yerlileri olan Eskimolar balıkçılık ve avcılıkla geçinmektedir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 1.1 milyar $ (2001 veriler).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.6 (1999 veriler).

İş gücü: 24,500 (1999 veriler).

İşsizlik oranı: %10 (2000 veriler).

Endüstri: Gıda maddeleri, el sanatları, post, küçük tersaneler.

Elektrik üretimi: 295 milyon kWh (2004).

Elektrik tüketim

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jelatinli şekerleme.

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güney Afrika’da, Afrika kıtasının güney kısmında yer alır.

Coğrafi konumu: 29 00 Güney enlemi, 24 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 1,219,912 km².

Sınırları: toplam: 4,862 km.

sınır komşuları: Botsvana 1,840 km, Lesotho 909 km, Mozambik 491 km, Namibya 967 km, Svaziland 430 km, Zimbabve 225 km.

Sahil şeridi: 2,798 km.

İklimi: Çoğunlukla yarı çöl iklimi, doğu kıyısında subtropikal iklim görülür.

Arazi yapısı: İç kısımdaki geniş platolar engebeli tepeler ve dar kıyı ovaları ile arazi yapısını oluşturur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Njesuthi 3,408 m.

Doğal kaynakları: Altın, krom, antimon, kömür, demir, manganez, nikel, fosfat, kalay, uranyum, değerli taşlar, platin, bakır, vanadyum, tuz, doğal gaz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.1.

daimi ekinler: %0.79.

Diğer: %87.11 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,980 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Uzun süreli kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 44,187,637 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.16 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 60.66 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 42.73 yıl.

Erkeklerde: 43.25 yıl.

Kadınlarda: 42.19 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.2 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %21.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.3 milyon (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 370,000 (2003 verileri).

Ulus: Güney Afrikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: zenci %75.2, beyaz %13.6, Hintli %2.6, diğer.

Din: Hıristiyan %68, Müslüman %2, Hindu %1.5, yerel inançlar ve animizm %28.5.

Diller: 11 resmi dil: Afrikanca, İngilizce, Ndebele, Pedi, Sotho, Swazi, Tsonga, Tswana, Venda, Xhosa, Zulu.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %86.4.

erkekler: %87.

kadınlar: %85.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Güney Afrika Cumhuriyeti.

kısa şekli : Güney Afrika.

Eski adı: Güney Afrika Birliği.

kısaltma: RSA.

ingilizce: South Africa.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Pretoria.

İdari bölümler: 9 bölge; Doğu Cape, Serbest Bölge, Gauteng, KwaZulu-Natal, Mpumalanga, Kuzey Batı, Kuzey Cape, Kuzey Eyaleti, Batı Cape.

Bağımsızlık günü: 31 Mayıs 1910 (İngiltere’den).

Milli bayram: Özgürlük Günü, 27 Nisan (1994).

Anayasa: 10 Aralık 1996.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Ulusla

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güney Amerika’nın Kuzeyinde, Kuzey atlas Okyanusu kıyısında, Surinam ile Venezuela arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 5 00 Kuzey enlemi, 59 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 214,970 km².

Sınırları: Toplam

2,949 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,606 km, Surinam 600 km, Venezuela 743 km.

Sahil şeridi: 459 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli, kuzeydoğu rüzgarının etkisi ile değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Genellikle engebeli yüksek ovalar, alçak kıyı arazileri, kuzeyde savanlardan oluşur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Roraima Dağı 2,835 m.

Doğal kaynakları: Boksit, altın, elmas, kereste, karides, balık.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %2.23.

daimi ekinler: %0.14.

Diğer: %97.63 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yağmur sezonu boyunca beklenmedik su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 767,245 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -7.49 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 32.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.86 yıl.

Erkeklerde: 63.21 yıl.

Kadınlarda: 68.65 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.04 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 11,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,100 (2003 verileri).

Ulus: Guyanalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Doğu Hindistanlı %49, siyah ırk %32, melez %12, Kızılderili %6, beyaz ve Çinliler %1.

Din: Hıristiyan %50, Hindu %33, Müslüman %9, diğer %8.

Diller: İngilizce, Kızılderili lehçeleri, Creole, Hindu, Urdu.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.8.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guyana Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guyana.

Eski adı: İngiliz Guyanası.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Georgetown.

İdari bölümler: 10 bölge; Barima-Waini, Cuyuni-Mazaruni, Demerara-Mahaica, Doğu Berbice-Corentyne, Essequibo Adaları-Batı Demerara, Mahaica-Berbice, Pomeroon-Supenaam, Potaro-Siparuni, Upper Demerara-Berbice, Upper Takutu-Upper Essequibo.

Bağımsızlık günü: 26 Mayıs 1966 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Şubat (1970).

Anayasa: 6 Ekim 1980.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslarar

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuban dance of Spanish origin, the first major Latin influence on U S music around the time of the Spanish-American War Provided the rhythmic basis of the modern tango, which makes its influence in 20th century American music difficult to trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Egyptian asp or cobra It is related to the cobra of India, and like the latter has the power of inflating its neck into a hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the matter of. relating to. about. concerning. regarding. respecting. as regards. touching. over. in re. out of. re. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the matter of. relating to. about. concerning. regarding. respecting. as regards. touching. over. in re. out of. re. round. after. of. on.

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den if.) (mü. hâmile). 1. Yüklü, yüklenmiş, üstünde bir yük bulunan. 2. Hâiz, üzerinde bulunan: Üçüncü rütbeden bir tane Osmânî nişanını hâmil bulunan. 3. Götüren, taşıyan, nakleden: Himil-i arîza = Mektup götüren. 4. Sahip, mutasarrıf. Tahvilâtın hâmilleri. 5. Gebe: Bu kadın hâmiledir; hâmile kısrak. 6. (hukuk) Uhdesinde bir poliçe bulunan. Kimya ve fizik terimlerinde Y. phore ve L. fere edatlarını tercüme ederek mürekkepler teşkil eder: Hâmil-i iş’Ar = pilifere ve hâmil-enâ = tecophore gibi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar.’da cins ismi müfred habbe olur. (bk.) Habbe). Yuvarlak bir tane suretinde hazırlanıp yutulan ilâç. Hap almak, hap yutmak, mec. Hapı yutmak = Aldanıp zarar görmek, bitmek, mahvolmak, (botanik) Habb-üs-selâtîn, habb-ül-mülûk = Kene otu. Habb-ı sevdâ = Çörekotu vesaire.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hurûf, hurûfât). 1. Bir alfabede bulunan ve okuyup yazmayı sağlayan işaretlerin beheri: Hurûf-ı Arabiyye, Latin harfleri. Hurûf-ı savtıyye = Sesli harfler. Hurûf-ı sâmite = Sesssiz harfler. Hurûf-ı mûceme = Arab alfabesinde noktalı harfler. Hurûf-ı mühmele = Noktasız harfler. 2. Yazı dizip kitap basmaya mahsus kurşundan dökme harf şekilleri (bu mânâ ile ekseriya «cem’ül-cem’» çokluğun çokluğu olan «hurûfât» kullanılır): Hurûfât basması = Böyle harflerle yapılan baskı. Taş basması mukabili. 3. (gramer) Kelimenin tasrif olunmaz ve kendi kendine kullanılmaz kısımları ki, ekseri birer harften ibaret olmaları münasebetiyle böyle adlandırılmıştır: Harf-i cer, harf-i ilsak, harf-i rabt, harf-l şart vesaire ki, hepsine «edat» diyoruz. 4. mec. Söz, kelâm, yazılı şey: Câml-i hurûf = Muharrir, yazar, müellif. 5. Remiz, suret, senbol, ima yoluyle dokunan söz: Harf atmak. Harf-be-harf = Harfi harfine, kelimesi kelimesine, harfiyyen, aynen, aslından ayrılmaksızın: Filân kitabı harf-be-harf, harfi harfine tercüme etti. Söylediğinizi harf-beharf, harfi harfine kendisine tebliğ ettim. Harf-i vâhid (menfî cümlelerde) = Hiçbir harf, hiçbir söz: Kendiliğimden harf-ı vâhid söylemedim.

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest. threshing. threshing floor. stack of grain ready for threshing. harvest time. blending. blend. gathering. collating. mixture. mix. winnowing.

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl» dan if.) (mü. hâsıla) (c. hâsılât). 1. Husul bulan, meydana gelen, vücuda gelen, beliren, gözüken: Bundan ne hâsıl olur? Bu kadar me şakkattan bir fayda hasıl olmadı. 2. Biten, yerden çıkan: Çekirdekten hâsıl olan ağaçlar. 3. Netice yerinde olan: Hâsıl-ı kelâm = Sözün neticesi, kısası. 4. Semere: Ömrümün hâsılı: Evlâdım. 5. (matematik) Hesabın dört işleminden alınan netice: Hâsıl-ı cem. Hâsıl-ı tarh. Hâsıl-ı darb. Hâsıl-ı taksim. Hâsılı, elhâsıl, v’el-hâsıl, hâsıl-ı kelâm = Nihayet, netice itibariyle, sözün kısası, kısaca. Hâsılı tahsil etmek = Boşuna yorulmak, c. Hâsılat = Tarım ve başka çalışmaların verdiği semere, gelir: Tarlanın bu seneki. hâsılâtı. Çiftliğin, fabrikanın, koyunları hâsılâtı. Posta, telgraf, vapur hâsılatı. Hâsılât-ı sâfiyye = Masraflar çıktıktan sonra hâsılâtın sırf kâr kalan kısmı. Hâsılat-ı gayr-ı sâfiyye = Masraflar düşürülmeksizin umum hâsılât.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilating. aeration. ventilation. airing. air conditioning. fanner. blower.

Türkçe Sözlük

(HAZIR) (i. A. «huzûr» dan if.) (mü. hâzıra) (c. huzzar, hâzırûn). 1. Bahis mevzuu olan yerde mevcut olan, bizzat bulunan, Ar. kaaim; gaaip zıddı: Bu söz olurken o da hazırdı Hazır bulunanlarla konuştu. Huzzâra dert yandı. Hâzır-ı bi’l-meclis = Mecliste mevcut bulunan. 2. Tedarik edilip göz önünde bulunan, Ar. müheyyâ, Fars. Amâde: Bütün sefer levâzımı hazırdır. 3. Her bakımdan tamamlanan ve her türlü malzemesi tedarik olunup bir iş için müheyyâ olan: Ben hazırım, araba daha hazır olmadı, yemek hazırdır. 4. Yapılmış ve dikilmiş halde satılan ısmarlama olarak yaptırılmayan: Hazır gömlek, elbise, ayakkabı. 5. Hât-i hâzır = Şimdiki hal. Latince: statquo yani durumun muhafazası demek olan ve siyasî dilde kullanılan tâbirin tercümesinde de «hâl-i hâzır» terkîbi kullanılmıştır. Emr-i hâzır = Gramerde emir sigasının muhatâbı: Yap, yapın gibi (Arapça gaaiplerini başka siga suretinde ayırıp «emr-i gaaip» denir). Hazır etmek = Hazırlamak, el altında tutmak. Askerlikte: Hazır ol! Hazır dur! (galatı: Has dur!) = Başka bir kumandayı almak için hazır bulunmak kumandası. Hazırcevap = Derhal münasip cevap bulup söyleyen çabuk kavrayışlı adam. Hazıra konmak = Miras suretiyle veya başka yolla emeksiz servete mâlik olmak: Zaten, tam sırasıdır: Hazır gelmişken şu işi de görelim, hazır kalem elimizde iken filâna da bir mektup yazalım, c. Huzzâr = Mecliste hazır bulunan kimseler, cemaat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). jelatinli teksir makinası, hektograf.

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculating machine. adding / calculating machine. computing machine. counting machine. adding machine. reckoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation. calculating. casting. casting off. computation. computing. count. estimating.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hindoo. a person who adheres to Hinduism a native or inhabitant of Hindustan or India of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native or inhabitant of Hindustan or India. a person who adheres to Hinduism. of or relating to or supporting Hinduism; 'the Hindu faith'. the predominant religious tradition of the Indian subcontinent Originally, the word 'Hindu' or 'Shindu' was an Ary

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa, Kuzey Denizi kıyısında, Belçika ve Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 52 30 Kuzey enlemi, 5 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 41,526 km².

Sınırları: toplam: 1,027 km.

sınır komşuları: Belçika 450 km, Almanya 577 km.

Sahil şeridi: 451 km.

İklimi: Ilıman; deniz iklimi, yazlar serin ve kışlar ılıman geçer.

Arazi yapısı: Çoğunlukla kıyı bölgesinde alçak ovalar ve düzlükler, güneydoğuda tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Prins Alexanderpolder -7 m; en yüksek noktası: Vaalserberg 322 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %21.96.

daimi ekinler: %0.77.

Diğer: %77.27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 5,650 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 16,491,461 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.49 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.72 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.96 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.96 yıl.

Erkeklerde: 76.39 yıl.

Kadınlarda: 81.67 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2003 verileri).

Ulus: Hollandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Hollandalı %91, Faslı, Türk ve diğer %9.

Din: Roma Katolikleri %31, Protestan %21, Müslüman %4.4, diğer %3.6, inançsız %40.

Dil: Flemenkçe.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hollanda Krallığı.

kısa şekli : Hollanda.

Yerel tam adı: Koninkrijk der Nederlanden.

yerel kısa şekli: Nederland.

ingilizce: Netherlands.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Amsterdam - Den Haag.

İdari bölümler: 12 bölge; Drenthe, Flevoland, Friesland, Gelderland, Groningen, Limburg, Noord-Brabant, Noord-Holland, Overijssel, Utrecht, Zeeland, Zuid-Holland.

Bağımlı toprakları: Aruba, Hollanda Antilleri.

Bağımsızlık günü: 1579 (İspanya’dan).

Milli bayram: Kraliçe günü, 30 Nisan.

Anayasa: 1814; bir çok kez yenilenmiştir, son düzenlenme tarihi 17 Şubat 1983.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-

Türkçe - İngilizce Sözlük

A perennial climbing vine, also known by the Latin botanical name of Humulus lupulus, a member of the natural family of Cannabinaceae Only the female ripened flower is used to give beer its bitterness and characteristic aroma.

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Jelâtin. Elmasiye gibi donmuş madde ki, başlıca etten çıkar, Fr. gelatine.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan, beşer; insanlık, beşeriyet, beniâdem; insaniyetperverlik, merhamet, şefkat. the humanities klasik Yunan ve Latin edebiyatları üzerinde çalışma; konusu insan olan ilimler, hümaniter bilimler.

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Ortaçağın iskolastik düşünüşüne karşı Eski Yunan ve LAtin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan felsefe, bilim ve sanat görüşü. 2. (felsefe) İnsanlık sevgisini en yüksek gaye sayan doktrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Latin word for earth or ground, humus is the organic matter in quality soil The reason we work compost into our soil is to increase the humus level which improves the quality and health of the soil. organic material consisting of decayed vegetabl

Türkçe Sözlük

(i. A. «gaflet» ten masdar) (c. iğfâlât). Gaflette bırakma, gaflete düşürme, aldatma: Dolandırıcıların iğfâlâtına kapılacak kadar budala değildir.

Türkçe Sözlük

(İHRAC) (i. A. «hurûc» tan masdar) (c. ihrâcât). 1. Çıkarma, dışarıya atma: Kendisini yurdundan ihraç ettiler. 2. İstihsal etme, elde etme: Çiçeklerden güzel kokular ihraç ederler. 3. Ülkenin ziraî ve sınaî mahsullerini dış ülkelere gönderme: Bu vilâyet hayli yapağı ihraç eder. (c.). Bir memleketin her türlü mahsullerinin dış ülkelere gönderilen kısmı. Bir memleketten çıkıp döviz girmesine sebep olan ziraî ve sınaî mahsuller; zıddı: ithalât: Bir memleketin ihrâcatı ithalâtına uymalıdır.

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. ihtirâAt). Görülmemiş bir Alet, makine vesaire icadı: Telgrafın, vapurun, matbaanın ihtirâı. mec. Asılsız bir şeyin kurulup olmuş, varmış gibi gösterilmesi: Bu haberi kendisi ihtirâ etti. 3. (edebiyat) Kimse tarafından kullanılmamış tâbirler ve mazmunlar kullanma: Bu şairin ihtirâ-kârâne eserleri vardır (ihtirâ, halk, icad, keşif, ihdâs, ibdâ arasında fark vardır. İhtirâ, fikir sayesinde bulunmuş bir tertiple yepyeni bir şey meydana koymak; halk, büsbütün yoktan var etmek; icad, meçhul bir şeyi var edip ortaya çıkarmak; keşif, mevcut olduğu halde herkesin bilmediği ve meçhul bulunan bir şeyi ortaya çıkararak malûm eylemek; İhdâs, yeni bir şey çıkarmak ve yeni tarzda bir şey meydana koymak; ibdâ ise yenilikle beraber güzellik ve hususiyetiyle de dikkat nazarını çekecek bir şey bulup ortaya atmaktır. Telgraf, vapur ihtirâ olundu. Alem, insan halk buyruldu. Gemicilik, ziraat, ticaret icad olundu. Amerika, Neptün gezegeni, platin madeni keşfolundu. Yeni olaylar ihdas olundu. Fonograf, telefon ibdâ edildi, icat daha mutlak ve umumî olup, diğerleri yerine de kullanılabilir).

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan masdar) (c. ihtisârât). Sözün kısa kesilmesi, merâmız az sözle ifadesi, bir cümleden lüzumsuz veya ikinci derecede lüzumu olan tafsilâtın çıkarılması: Ibni Haldûn’un tarihi ihtisâr edilmemiştir. Ihtisâr suretiyle (İcâz ve icmâl’den farkı vardır: İhtisâr, fazla tafsilâtı çıkarıp ifadeyi tabiî hâlinde bırakmak, İcâz, ifadeyi lüzumundan fazla kısaltıp zor anlaşılacak bir halde bırakmak, icmâl ise yalnız hulâsa ve neticesini almaktır).

Türkçe - İngilizce Sözlük

attached. enclosed. concerning. pertaining. relating. connection. relation. bond. enclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük

attached. enclosed. connected. related. relating to. relation. connections with. accompanying. hitch. subjunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük

regarding. relative. concerning. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük

corresponding. relating to. concerning. regarding. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük

violating principles of right and wrong. not adhering to ethical or moral principles; 'base and unpatriotic motives'; 'a base, degrading way of life'; 'cheating is dishonorable'; 'they considered colonialism immoral'; 'unethical practices in handling publ

Türkçe Sözlük

(I.) (Latince: İmperator). Büyük kral, hâkan: Roma, Almanya, Rusya imparatorları.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In words from the Latin, in- regularly becomes il- before l, ir- before r, and im- before a labial; as, illusion, irruption, imblue, immigrate, impart.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tecrit etmek, izole etmek, yalıtmak; ayırmak. insulating tape elek. izole bant. insula'tion i. tecrit, izolasyon. insulator i., elek. izolatör, fincan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internet Protocol: See Internet protocol suite See also Internet address. the sciences concerned with gathering and manipulating and storing and retrieving and classifying recorded information.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The coloured part of the eye, which changes the size of the pupil, regulating the amount of light allowed into the eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Internal Revenue Service, a division of the U S Treasury Dept that is responsible for the assessment and collection of most federal taxes, except those relating to alcohol, tobacco, firearms, and explosives Established in 1862, the IRS derives most of

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa, Biskay Körfezi, Akdeniz, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında ve Pyrenees Dağları sınırında, Fransa’nın güneybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 4 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 504,782 km².

Sınırları: toplam: 1,917.8 km.

sınır komşuları: Andorra 63.7 km, Fransa 623 km, Cebelitarık 1.2 km, Portekiz 1,214 km, Fas (Ceuta) 6.3 km, Fas (Melilla) 9.6 km.

Sahil şeridi: 4,964 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Geniş, düz platolar engebeli tepeliklerle çevrilidir, dağlar kuzeyde yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico de Teide Tepesi (Kanarya Adalarında) 3,718 m.

Doğal kaynakları: Kömür, linyit, demir, uranyum, cıva, alçıtaşı, çinko, kurşun, tungsten, bakır, kaolin, potas, hidro enerji, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.18.

daimi ekinler: %9.85.

Diğer: %62.97 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 37,800 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 40,397,842 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.13 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.99 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.65 yıl.

Erkeklerde: 76.32 yıl.

Kadınlarda: 83.2 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.28 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,000 (2003 verileri).

Ulus: İspanyol.

Nüfusun etnik dağılımı: Akdeniz ve Nord uluslarının karışımından oluşuyor.

Din: Roma Katolikleri %94, diğer %6.

Diller: Castilia İspanyolca’sı (resmi) %74, Catalan %17, Galician %7, Basque %2.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İspanya Krallığı.

kısa şekli : İspanya.

yerel kısa şekli: Espana.

ingilizce: Spain.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Madrid.

İdari bölümler: 17 özerk bölge; Andalucia, Aragon, Asturias, Baleares (Balearic Adaları), Canarias (Canary Adaları), Cantabria, Castilla-La Mancha, Castilla y Leon, Cataluna, Communidad Valencian, Extremadura, Galicia, La Rioja, Madrid, Murcia, Navarra, Pais Vasco (Basque Bölgesi).

Bağımsızlık günü: 1492.

Milli bayram: İspanya Günü, 12 Ekim.

Anayasa: 6 Aralık 1978.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankas

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Halatın üzerine sarılmış ip ve kendir. 2. Halat meydana getiren üç boy bükmenin her biri.

Türkçe Sözlük

(i. A. «şûrâ»dan masdar) (c. istişârât). Danışma, birinin fikir ve görüşünü alma. Istişâre Odası = Tanzimat devri Osmanlı teşkilâtınde, hâriciye nezâretinde, devletlerarası hukuk mütehassıslarından kurulu komisyon.

Türkçe Sözlük

(hi.). italyan dili. Latin dillerinin başlıcalarındandır.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). İtfaiye teşkilâtında çalışan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulation. insulating.

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizinde Ada, Küba’nın güneyi.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 77 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 10,991 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 1,022 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli hava etkindir, iç kısımlarda ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Mavi Dağ 2,256 m.

Doğal kaynakları: Boksit, alçıtaşı, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.83.

daimi ekinler: %10.01.

Diğer: %74.16 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 250 km²(2002 verileri).

Doğal afetler: Temmuz - Kasım ayları arasında kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,758,124 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.8 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.27 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.98 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.24 yıl.

Erkeklerde: 71.54 yıl.

Kadınlarda: 75.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı %1.2 (2003 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 22,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 900 (2003 verileri).

Ulus: Jamaikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %90.9, Doğu Hindistanlı %1.3, beyaz ırk %0.2, Çinli %0.2, melez %7.3, diğer %0.1.

Din: Protestan %61.3, Roma Katolikleri %4, diğer %34.7.

Diller: İngilizce, Creole.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.9.

erkekler: %84.1.

kadınlar: %91.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Jamaika.

ingilizce: Jamaica.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Kingston.

İdari bölümler: 14 bölge; Clarendon, Hanover, Kingston, Manchester, Portland, Saint Andrew, Saint Ann, Saint Catherine, Saint Elizabeth, Saint James, Saint Mary, Saint Thomas, Trelawny, Westmoreland.

Bağımsızlık günü: 6 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, Ağustosun birinci Pazartesi (1962).

Anayasa: 6 Ağustos 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Ö

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. meyva özünden yapılmış jelatinli marmelat; f. pelteleştirmek; pelteleşmek, pelte gibi donmak. calves-foot jelly paça jelatini. petroleum jelly vazelin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

jello. jelly. gelatinized meat broth. gel.

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ateş ocağı, sobe, mangal. 2. mec. Bir şeyin tutuşup yandığı yer: Gazab kânûnu. 3. Süryânîce’nln aracılığı ile Latince’den bize geçen güneş yılındaki kısım ki, birincisine kânûn-ı evvel (birinci kânûn = aralık) ve ikincisine kânûn-ı sânî (ikinci kânûn = ocak) denip ikisi de otuz birer gündür.

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük

plated. lining. covering. plating. veneering. facing. skin. overlay. casing. cowl. encrustation. incrustation. overlap. revetment. sheath. sheathing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. coating. plate. plating. covering. crowning. veneer. planking. planks. covered. coated. plated. crowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük

covering or coating. coat. plate. plating. crown. veneer. casing. covering. facing. overlay. overplay. pavement. paving. planking. plated. wainscoting.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). T. Laboratuvarlarda kullanılan kâse biçimindeki kap. 2. (botanik) Bazı bitkilerde, içinde tohumun bulunduğu kuru kabuk. 3. (tıp) Bazı ilâçların, yutulmak üzere içine konduğu jelatinden kapçık.

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: carbon) (kimya). Bütün organik maddelerde bulunan ve C senbolü ile gösterilen bir elemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Landscape produced by the dissolution of limestones by by percolating ground waters and underground streams Named after the Karst region of the former Yugoslavia.

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: cassa). 1. Sandık, hazine, bir dairenin para konan yeri ve idaresi: Banka, tüccar kasası. 2. Para, değerli kâğıtlar vesaire saklamaya mahsus, yangından ve tehlikeden koruyan demir dolap: Kasasından para çalınmış. 3. Büyük mağazalarda satılan şeyin parasının ödendiği masa: Parasını kasaya vereceksiniz. 4. Bazı oyunlarda parayı tutan veya kumarı idare eden şahıs: Kasa kimdedir? Kasaya borçludur. 5. (denizcilik) Bir halatın ucunda kazığa geçecek surette yapılan ilik. Kasa etmek = Randa yelkeninin uskutasını açmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Perdeayakl ı lardan, ördekten büyük bir kuş; ehlisi ve yabânisi olur. mec. Ahmak, ebleh: Kaz kafalı, kaz beyinli, kaz gibi. Kazayağı = 1. Birkaç kollu çengel. 2. salatalık bir ot. 3. (denizcilik) Bir parça halatın iki çıması bir yere bağlanarak ortasından diğer bir halat geçirilmek suretiyle yapılmış ayaklar. Kazın ayağını anlamak = Gizli bir gerçeği keşfetmek. Kazboku = Sarıya yakın açık yeşil renk. Kazkanadı = Pehlivan oyunlarından biri. Kazı koz anlamak = Anlayışsızlık etmek, yanlış anlamak.

Türkçe Sözlük

( KAADİ-İ ASKER’den) (i.). 1. Osmanlı devrinde orduy-ı hümâyûn kadısı. 2. Osmanlı ilmî teşkilâtında vezîr ve müşîr’e (mareşal) eşit en yüksek dinî kazâİ-ilmî pâye. 3. Bu pâyeyi taşımakla beraber, bilfiil Avrupa ve Asya Osmanlı kadılarının başında bulunan yüksek iki görevli: Rumeli ve Anadolu kazaskerleri. Rumeli kazaskeri, daha kıdemli olur ve ekseriya meşihat pâyesi ile (ki sadâret pâyesine eşitti) şeyhülislâm olurdu. Kazasker lokması = Bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük

(KERASTE) (i. F.). Yapılarda kullanılan kesilmiş ağaç çeşitleri, direk, tahta vesaire: Keresteden bina; kerestesi sağlam ev. 2. Her çeşit mâmûlâtın imâlinde kullanılan madde: Bu kunduracı usta ise de iyi kereste kullanmıyor, mec. Kaba saba, çok kaba ve nâdân adam: Kereste gibi adamdır.

Türkçe Sözlük

(KESR) (i.A.) (c.küsûr). 1.Kırma, paralama: Camı kesretti; kol kemiğinin kesri. 2. Bozma, halel getirme: Nüfuzunu kesretti; kesr-i nâmûs. 3.(e.) Arap harflerinde bir harfin esre (i) ile okunması: Siz zamiri kesr-i sin iledir. 4.(matematik) Bir sayı toplamından bir veya birkaç pay gösteren miktar ki, iki türlüdür: Birincisi Adî kesir ki, ufkî bir çizgi ile ayrılmış iki rakamla yazılıp yukarıdaki rakam payların sayısını ve aşağıdaki rakam da toplamı gösterir: — ikide bir, yada; — üçte bir. Ar. sülüs; — dörtte bir, 3 Ar.rub’; çeyrek — üçte iki. Ar.sülüsân; — 4 dörtte üç, Ar.üç rub’, üç çeyrek. İkincisi ondalık kesir ki, bir toplamın on kısma ve bunun kısımlarından her birinin yine on kısma bölünmesiyle ve bu şekilde bölünmeye devam olunarak bu bölümlerinden bir miktar gösteren rakam olup ayrılarak yazılır, meselâ: 3,25,72 kilo yazıldığı zaman üç kilo ile 25 gram ve yetmiş iki santigram demektir. 5.Kesirler (Latince: fractus, «kırılmış») iki sayının oranı olarak ifade edilen sayılar olmakta ve genellikle bütünle parçanın karşılaştırılmasında kullanılır. İlk kesirler tam sayıların çarpmaya göre tersleriydi: iki parçanın biri, üç parçanın biri, dört parçanın biri şeklinde devam eden tarihi simgeler.Zamanla beraber gelişen kesirlerin daha ileri bir türü ise bayağı kesirlerdi bu kesir türü bir pay ve paydadan oluşuyor zamanımızda hala kullanılıyorlar(½, ⅝, ¾, vb...), pay birbirine eşit parça sayısını, payda ise bu parçalardan kaç tanesinin bütüne ulaştırdığı. Örneğin payın 3 paydanın ise 4 olduğu 3/4 kesrinde 3 kaç eşit parça olduğu 4 ise bu parçalardan bütüne ulaşmak için kaç tane gerektiği. Kesirlerin dahada gelişmiş bir hali olan ondalık kesirler paydası virgül›den sonraki rakamların sayısı tarafından belirlenen 10 ve 10›un kuvvetleri olan kesirler. Örnek olarak 0,75 bu durumda pay 75 payda ise virgülden sonra 2 rakam olduğuna göre 10 un 2’nci kuvveti olan 100 dür. Kesirlerin 3›üncü bir türü olan yüzdelerde payda herzaman 100'dür bu yüzden 75% 75/100 demektir. Kesirlerin diğer işlevleri ise; Oranları göstermek ve bölme işlemini belirtmek.Bu nedenle 3/4 kesri 3 ün 4 e oranını aynı zamanda 3÷4 bölme işlemini gösterir. Matematikte kesir olarak gösterilebilecek bütün sayıların kümesi m/n, m ve n nin birer tam sayı ve n nin 0 olmadığı bu durumda oluşan küme Rasyonel Sayılar olarak adlandırılır. Bu küme Q ile gösterilir. Kesir terimi sürekli kesir ve cebirsel kesir terimlerinin içindede geçmektedir.

Türkçe Sözlük

(i.A.«kesret» ten smüş.) (mü.kesîre). 1.Çok bulunan, bol: Kesîr mal. Kesîr-ül-mâl = Malı çok olan. 2.Birçok: Kesîr-ül-evlâd = Çocukları çok olan. 3.Sık, çok defa olan: Kesîr-ül-vuku = Çok ve sık vuku bulan. Terimlerde Yun.«poli» veya Latince «ulti» eklerinin tercümesidir. Kesîr-ül-ezhâr = Polyanthe (çok çiçekli). Kesîr-ül-aktâb = Multipolaire (çok kutuplu) vesaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Korean word for the strength and energy of life and the spirit of man, which can be harnessed by those with sufficient will, training, and purpose, to acheive results which would not be possible otherwise. the circulating life energy that in Chinese p

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of mass in the metric system; the mass of the International Prototype Kilogram, a cylinder of platinum-iridium alloy, stored at Seures, France, by the International Bureau of Weights and Measures.

Türkçe Sözlük

(i.). Kızamığa benzer ve ondan daha şiddetli bulaşıcı bir çocuk hastalığı, iskarlatin («kızıl hastalık» da denilir).

Sağlık Bilgisi

Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz ağrısı ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde scarlatina denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir çeşit mikroptur. Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı, titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile başlar. Ateş yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra, ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği görünümünü alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer. Bulaşmayı önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse böbrek iltihabına neden olabilir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 tutam adaçayı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Ilıdıktan sonra gargara yapılır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. rusty. lurid. red. scarlet fever. scarlatina.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın omuz başından parmakları ucuna kadar uzanan organı, Ar. zirâ. Farı. bâzû: Kollarını sıvadı, kollarını açtı. 2. Atın ön ayağı: Atın lağ kolu ağrıyor. 3. Giyeceğin kola gelen, kolu saran kısmı: Bu ceketin kolları dar. 4. Gömlek yeninin ucu yerinde iğreti, kolalı keten bezi: Yaka, kol (yakalık ve kolluk da denir). 5. Ağa; dalı, Ar. gusn, Fars. şâh: Çınar ağacı her tarafa kol atmış, kol, kanat uzatmış. 6. Şube, dal, bölük, taraf, kısım: Tuna, denize döküldüğü yerin yakınlarında birka; kola ayrılır. Alpler bir;ok kollara bölünür. Avcılar üç kola ayrıldı. 7. Bir ordunun bölündüğü kısımlar, kanat, Osm. cenâh: Sağ kol = Meymene, sağ kanat. Sol kol = Meysere, sol kanat. İleri kol = Pİşdâr, öncü. Geri kol = dümdâr. art;ı. 8. Muhafaza veya teftiş için ayrılıp gezdirilen askeri birlik: Kol gezmek, kola ;ıkmak. 9. Bir heyetin bölündüğü dal ve zümrelerin her biri: Halvetî tarîkatinin HAlidî, Sünbülî kolu. 10. Oyuncu vs. takımı: Zuhûrî kolu, kol oyunu. 11. Bir şeyi kapamak veya bir şeye dayanmak üzere kol şeklinde uzanan ağa;, demir vs.: Kapı kolu. 12. Bazı Alet ve edevâtın sapı, tutulacak veya ;evrilecek parçası: Dikiş makinesinin kolu. 13. (denizcilik) Bir halatın kalınlığını teşkil eden iplerin her biri: U; dört koldan mürekkep halet. Kol atmak = Dallanıp budaklanmak, (at) Kolunu atmak = On kemiği ;ıkmak. Kollarını açmak = Kucaklamaya hazırlanmak, memnuniyetle kabûl etmek. Kola almak = Taltif etmek. Kolağası = Osmanlı devrinde kıdemli yüzbaşı ki, daha da eskiden sağ ve sol kolağası diye ikiye bölünürdü. Kolordu = Bir devlet askerinin bölündüğü en büyük birliklerden biri, ordudan kü;üktür. Kolvurmak = Bir aşağı, bir yukarı gezmek. Kol uzatmak = Dallanmak. Kolu uzun = Kudretli, hükmü geçer. (denizcilik) Kol bastırmak = İki halatı dikerek eklemek. Kol bağlamak = Serbest bırakmamak, hareketine engel olmak. Kol burmak, bükmek = Galip gelip kahretmek. Terazi kolu = Terazinin tutulan veya asılan yerinden itibaren iki tarafının her biri. Kolu çıkmak = Bir kaza ve çarpma ile kol kemiği omuzda veya dirsekteki oynak yerinden ayrılmak: Kolu çıkmış, kolunu çıkarmış. Kola çıkmak = Asayişi temin için askerlerle gezmek. Kol demiri = 1. Kapı üzerine çekilen demir. 2. Bir çeşit kundakçı Aleti. Karakol = 1. Gece gezen devriye asker. 2. Şehrin belirli yerlerindeki zâbıta binaları, karakolhane, merkez. Kol kanat = El, ayak. Kolu, kanadı kırık = Harekete muktedir olmayan. Kol, kanat kalmamak = Çok yorulmak veya dayak yemek. Kol, kanat kırılmak = Ümitsizliğe düşüp bir şey yapamamak. Kol gibi = Kol kalınlığında, bol su. Kol gezmek = Kola çıkmak. Kol kesmek = Kuvvet, iktidar ve harekete güç bırakmamak. Keşif kolu = Düşman askerini ve araziyi keşifle görevli birlik. Kol nizâmı = Saf itibariyle olmayıp, önden geriye doğru uzanan asker tertibi. Hücum kolu = Hücum için ayrılmış askerî birlik. Kolu yetişir = Eli işlere yatkın.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Jelatin hususiyetinde olan ve suda dağılmışının zarlardan geçmemesiyle billûrsulardan ayırt edilen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Emniyet teşkilâtında üçüncü rütbeye yükselmiş polis görevlisi. 2. Şirketleri ve toplantıları hükümet adına murakabe etmekle görevli kimse.

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Latin Amerika’da, yabancı şirketlerle yeril üretici arasında, aracılık eden şahıs.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar. tâbirlerde «külliyye» şeklinde de kullanılır). 1. Bir şeyin umûmî olması, bütünlük. Bu defa güneş külliyetle tutuldu. 2. Bol, çok, toptan olan şeyin hâli: Bu sene ekin külliyyet üzere oldu. Külliyyetle koyunlar geldi. 3. Eskiden medrese ve müştemilâtına külliye de denirdi. Bi’l-külliyye = Bütün bütüne.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Halatın geçmesi için gemi ve sandallarda teknenin kenarına tutturulmuş açık ağız biçimindeki madenî parçalar. 2. Doğramanın birbirine geçen dişleri.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. shrewd. astute. tricky. artful. crafty. arch. cagey. calculating. canny. cattish. catty. cute. designing. dodgy. downy. feline. foxy. hard-boiled. heady. knowing. leery. politic. quirky. roguish. serpentine. sharp. shifty. slick. slim. sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. astute. calculating. canny. crafty. cunning. foxy. knowing. politic. shrewd. slick. sly. smart. subtle. tricky. wily. sharp.

Türkçe Sözlük

(i.) (guruş: Almanca groschen yahut LAtince grossi’den). Türk lirasının yüzde biri. Osmanlı devrinde bir altının yüzde biri ki, 40 para’ya ayrılırdı. Daha önceleri ise ortalama yarım altın değerinde bir para idi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) latitude, law, league, left, length, line, lira, lire, liter, (b.h.) Latin, book, Romen rakamlarında 50.

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemi halatının gevşetilerek boşta bırakılması. Lâçka olma = 1. Bazı makine kısımlarının aşınarak gevşemesi. 2. mec. Çalışamaz halde olmak.

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geç; gecikmiş, geri kalmış; sabık, geçmiş: son zamanlarda, geçenlerde; merhum, müteveffa. late for dinner yemeğe geç kalmış. late Latin ortaçağa ait Latince. at the latest en geç. of late son zamanlarda, yakın zamanlarda. lately (z.) yakın zamanl

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) latin yelkeni sistemine ait. lateen sail latin yelkeni, üç köşeli yelken. lateen yard latin yelken sereni.

Türkçe Sözlük

(I ince) (hi.). 1. Roma şehri ve çevresini içine alan Latium eyaletinden çıkmış ve Roma imparatorluğunu kurmuş olan İlkçağ’ın son asırlarında yaşamış büyük ve mühim bir kavim. Latin dillari — Latin dillerinden doğma Avrupa dilleri ki, İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Katalanca, Romanşca, Romence vs. dir. Latin kavimleri = Bu dillerle konuşan milletler. 2. Şarkta Katolik mezhebinde bulunanlara verilen isimdir: Latinler 1204’te Bizans’ı aldılar. Latinçiçaği = Frenk teresi. Latin yelkeni = Üç köşeli yelken.

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin. roman. romance. latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to Latium, or to the Latins, a people of Latium; Roman; as, the Latin language.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of, pertaining to, or composed in, the language used by the Romans or Latins; as, a Latin grammar; a Latin composition or idiom.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native or inhabitant of Latium; a Roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language of the ancient Romans.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exercise in schools, consisting in turning English into Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the Roman Catholic Church.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To write or speak in Latin; to turn or render into Latin. any dialect of the language of ancient Rome a person who is a member of those peoples whose languages derived from Latin an inhabitant of ancient Latium having or resembling the psychology or tempe

Türkçe - İngilizce Sözlük

any dialect of the language of ancient Rome. an inhabitant of ancient Latium. a person who is a member of those peoples whose languages derived from Latin. of or relating to the ancient Latins or the Latin language; 'Latin verb conjugations'. having or re

Türkçe - İngilizce Sözlük

The international language of the Middle Ages, in which all important cultural activities were performed, and therefore the language of the Church Most people, however, couldn't read or write the vernacular language of their own country, much less Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enter a word to search for: Max Hits: 20 50 100 200.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lembaga Alam Tropika Indonesia or the Indonesian Tropical Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Source of many learned, theological, and scientific words borrowed into ME Sometimes scholars have difficulty in distinguishing a Latin etymon from an OE etymon because French developed from Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin. roman. romance. latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to Latium, or to the Latins, a people of Latium; Roman; as, the Latin language.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of, pertaining to, or composed in, the language used by the Romans or Latins; as, a Latin grammar; a Latin composition or idiom.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native or inhabitant of Latium; a Roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language of the ancient Romans.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exercise in schools, consisting in turning English into Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the Roman Catholic Church.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To write or speak in Latin; to turn or render into Latin. any dialect of the language of ancient Rome a person who is a member of those peoples whose languages derived from Latin an inhabitant of ancient Latium having or resembling the psychology or tempe

Türkçe - İngilizce Sözlük

any dialect of the language of ancient Rome. an inhabitant of ancient Latium. a person who is a member of those peoples whose languages derived from Latin. of or relating to the ancient Latins or the Latin language; 'Latin verb conjugations'. having or re

Türkçe - İngilizce Sözlük

The international language of the Middle Ages, in which all important cultural activities were performed, and therefore the language of the Church Most people, however, couldn't read or write the vernacular language of their own country, much less Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enter a word to search for: Max Hits: 20 50 100 200.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lembaga Alam Tropika Indonesia or the Indonesian Tropical Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Source of many learned, theological, and scientific words borrowed into ME Sometimes scholars have difficulty in distinguishing a Latin etymon from an OE etymon because French developed from Latin.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Latin, Latince; eski Roma'ya ait; Katolik kilisesine ait; (i.) Latince; Latin edebiyatı; eski Romalı kimse; Katolik kilisesine mensup kimse. Latin America İspanyolca ve Portekizce konuşulan Amerikan memleketleri. Latinist (i.) Latin dili âli

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe Sözlük

(hi.). Latinler’in dili. Bugün ölü dillerdendir ve yalnız Vatikan’da konuşulmaktadır. Hıristiyan dünyasının klasik dilidir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Latin language. in Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Latin language. in Latin.

Şifalı Bitki

(frenkteresi): Latinçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Çiçekleri kırmızı veya turuncudur. Peru’da doğal olarak yetişir. Çiçekleri salatalarda kullanılır. Kullanıldığı yerler: İştah verir. İdrar söker. Skorbütte faydalıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) duruş, yatış, mevki; kazanç üstünden hisse; argo yol, meslek; bir halatın bükümü veya büküm tarzı. lay days (den.) yükleme ve boşaltma süresi. lay of the land etrafın hal ve şekli; durum, vaziyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Created by, permitted by, in conformity with, or relating to, law; as, a legal obligation; a legal standard or test; a legal procedure; a legal claim; a legal trade; anything is legal which the laws do not forbid.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin legalis Pertaining to the understanding, the exposition, the administration, the science and the practice of law: as, the legal profession, legal advice; legal blanks, newspaper Implied or imputed in law Opposed to actual 'Legal' looks more to the l

Türkçe - İngilizce Sözlük

Created by, permitted by, in conformity with, or relating to, law; as, a legal obligation; a legal standard or test; a legal procedure; a legal claim; a legal trade; anything is legal which the laws do not forbid.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin legalis Pertaining to the understanding, the exposition, the administration, the science and the practice of law: as, the legal profession, legal advice; legal blanks, newspaper Implied or imputed in law Opposed to actual 'Legal' looks more to the l

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whig. a person who favors a political philosophy of progress and reform and the protection of civil liberties a person who favors an economic theory of laissez-faire and self-regulating markets tolerant of change; not bound by authoritarianism, orthodoxy,

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person who favors a political philosophy of progress and reform and the protection of civil liberties. a person who favors an economic theory of laissez-faire and self-regulating markets. showing or characterized by broad-mindedness; 'a broad political

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kütüphane binası; aynı matbaada basılan ve aynı türden kitaplar serisi; bir şahsa ait kitapların toplamı. circulating library, lending library ödünç kitap veren kütüphane. reference library kitapların okunmasına müsaade edip bunları harice

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sand hills with the surrounding level or undulating land, such as occur along the seashore, a river bank, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sand hills with the surrounding level or undulating land, such as occur along the seashore, a river bank, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organizzata: Built in a Guitar shape with a rotating wheel that produces its sound The sounds are like that of a Hurdy-Gurdy where organ pipeworks and bellows are used It was introduced to Latin America from the Far East and Spain in the Middle Ages at th

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekke; mason teşkilâtının azaları veya toplanma yeri, loca; ufak ev; kapıcı veya bahçıvan kulübesi; tatil evi; hayvan ini.

Türkçe Sözlük

(i.). Maarifle uğraşan, millî eğitim teşkilâtında çalışan.

Türkçe Sözlük

(i. A. «husul» den imef.) (mü. mahsûle). Hâsıl olan, vücude gelen, husul bulan. (i. A. c.) Mahsûlât. 1. Topraktan yetiştirilen hububat ve ürünler: Bu yılın mahsûlâtında bereket var; buğday, arpa, üzüm, tütün mahsulü. 2. Evcil hayvanlardan elde edilen ürünler; süt, yağ ve yapağı gibi: Dağlık yerlerin hayvan mahsulü fazla olur. Sanayiden elde edilen çeşitli maddeler: Fabrika mahsulü; ingiltere’nin başlıca serveti sanayi mahsûlâtıdır. 4. Bir kalem veya daireden belirli bir müddet içinde yazılan evrak: Her günün mahsulü akşam toplanır. 5. Hulâsa: Bu şiirin mahsûlü. MahsOlât-ı kimyeviyye = Kimya vasıtasıyla vücude gelen ve kimyaya alt olan çeşitli maddeler.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maliye mütehassısı. 2. Devletin maliye teşkilâtında çalışan kimse.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to, containing, or made with, malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to a shoreline ecosystem dominated by mangrove trees, with associated mud flats. A dense mangrove forest or swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An identification number or method of relating to the erector which joist, joist girder or other separate part of the building goes at what location when being erected, i e , J1, K25, L7, G12, or JG9 See Piece Mark and Part Number.

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince’den, harp ilâhı olan Mars = Merih’in isminden gelir). Yılın üçüncü ayı ki, otuz bir gün sürer, Fars. Azer. Martın üçüncü haftasında olagelen bir fırtınanın adı: Mart kapıdan baktırır kazma, kürek yaptırır. Mart havası = Kararsız hava. Mart içeri pire dışarı = Biri gelince öbürü gitmeye kalkıştığı vakit aradaki uyuşmazlığı anlatmak için söylenir. Mart kedisi = Çapkın ve azgın kimse.

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Suyun aktığı yatak, su yolu. Bir işin gidiş yolu. Bedendeki ahlatın alıştığı yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid homogeneous inorganic substances occurring in nature having a definite chemical composition. relating to minerals; 'mineral elements'; 'mineral deposits'. of or containing or derived from minerals; 'a mineral deposit'; 'mineral water'. composed of m

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Mezmurlar kitabında 51'inci Mezmur (Latince metin de bu kelime ile başlar); bu Mezmurun bestesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a miter; resembling a miter; as, the mitral valve between the left auricle and left ventricle of the heart. of or relating to or located in or near the mitral valve; 'mitral insufficiency' relating to or resembling the miter worn by some cle

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or relating to or located in or near the mitral valve; 'mitral insufficiency'. relating to or resembling the miter worn by some clerics.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prototype or surrogate of a complex situation It can be a physical model, such as an architectural model of urban design, or a mathematical model of interactions of many variables It is used in simulations for relating various components together or can

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of the teaching of modern subjects, as modern languages, in preference to the ancient classics. an artist who makes a deliberate break with previous styles of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artist who makes a deliberate break with previous styles. of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to duty or obligation; pertaining to those intentions and actions of which right and wrong, virtue and vice, are predicated, or to the rules by which such intentions and actions ought to be directed; relating to the practice, manners, or conduct

Türkçe - İngilizce Sözlük

the significance of a story or event; 'the moral of the story is to love thy neighbor'. relating to principles of right and wrong; i e to morals or ethics; 'moral philosophy'. concerned with principles of right and wrong or conforming to standards of beha

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'ethical ' See ethics. good according to a standard of right and wrong, as in: The moral thing to do isn't always the popular thing to do. knowing right from wrong behavior. '1 a : of or relating to principles of right and wrong in behavior :

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to right and wrong as determined by duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine which transforms electric energy into mechanical energy Standard motors are dual voltage and operate at 1725 RPM. adj Of, relating to, concerned with, or involving muscular movement. a device that provides rotary movement, see electric motor and

Türkçe - İngilizce Sözlük

responding. response. reciprocation. retaliations. comparing. comparison. collating. give and take. interchange. payment. reply. requital. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporting. transferring. conveying. moving sth from one place to another place. movement to. transferring sb to a new post. transcribing. copying. translating. telling. recounting. transplanting. conductor. cable condu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Napalm is a powdered aluminum soap or similar compound used to gelatinize oil or gasoline for use in napalm bombs or flame throwers, or the resultant gelatinized substance [53].

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. latin çiçeği, bot. Tropaeolum.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a German member of Adolf Hitler's political party relating to or consistent with or typical of the ideology and practice of Nazism or the Nazis; 'the total Nazi crime'; 'the Nazi interpretation of history'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a German member of Adolf Hitler's political party. relating to or consistent with or typical of the ideology and practice of Nazism or the Nazis; 'the total Nazi crime'; 'the Nazi interpretation of history'. relating to a form of socialism; 'the national

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan). 1. Bakma, bakış, etrafı görme, seyir: Bu evin, bu tepenin güzel nezâreti vardır. Bir tahta perde çekip evin nezâretini kesti. 2. Gözetme, teftiş, yoklama, muayene: İşçilere nezâret edecek bir mühendis lâzım. 3. İdare, başkanlık: Bu işe kim nezâret ediyor, bu iş onun nezâretindedir. 4. Bakanlık: Dâhiliye, hâriciye, mâliye, maârif nezâreti. 5. Eskiden bakanlık sayılmayan büyük devlet teşkilâtından bazıları: Hazîne-i hâssa nezâreti, reji nezâreti.

Şifalı Bitki

(starch): Buğday, arpa, yulaf, pirinç, mısır gibi tahılların tanelerinden ve patatesten özel yöntemlerle elde edilen unumsu bir maddedir. Sıcak suda nişasta peltesi denilen jelatinimsi bir kütle haline gelir. Kullanıldığı yerler: Güzellik maskelerinde, eczacılıkta ve çamaşırları kolalamakta kullanılır. Aynı zamanda iyi bir besindir. Tentürdiyot zehirlenmesinde çok faydalıdır. Lapası deri ve göğüs hastalıklarında kullanılır. İltihapları giderir. Cilt hastalıklarında kaşıntıları keser. Banyo suyuna karıştırılıp yıkanılırsa cildi yumuşatır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to or constituting or bearing or giving a name; 'the Russian system of nominal brevity'; 'a nominal lists of priests'; 'taxable males as revealed by the nominal rolls'. insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a toke

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of, being or relating to a designated size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük

O, the fifteenth letter of the English alphabet, derives its form, value, and name from the Greek O, through the Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin abbreviation for right eye; abbreviation for Doctor of Optometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin abbreviation meaning right eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a general sense, from, or out from; proceeding from; belonging to; relating to; concerning; used in a variety of applications; as: Denoting that from which anything proceeds; indicating origin, source, descent, and the like; as, he is of a race of king

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting reference to a thing; about; concerning; relating to; as, to boast of one's achievements.

Türkçe - İngilizce Sözlük

item. element. component. regulating factor. integral.

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: octant) (denizcilik ve astronomi). 1. Yükseklik tahtası. 2. Ay’ın, sekizde birinin görünecek mevkide bulunması, yani dört günlük olması.

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: omnibus). Otobüs gibi biletle yolcu taşıyan büyük at arabası.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin for 'work,' these numbers list, in date order, when a work was composed or published. , Op: 'Work' With a number, used to show the order in which the works by a given composer were written or published Opus numbers are most often used for composers

Türkçe - İngilizce Sözlük

an examination conducted by word of mouth. using speech rather than writing; 'an oral tradition'; 'an oral agreement'. of or relating to or affecting or for use in the mouth; 'oral hygiene'; 'an oral thermometer'; 'an oral vaccine'. of or involving the mo

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to the mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük

an examination conducted by word of mouth. using speech rather than writing; 'an oral tradition'; 'an oral agreement'. of or relating to or affecting or for use in the mouth; 'oral hygiene'; 'an oral thermometer'; 'an oral vaccine'. of or involving the mo

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to the mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. lively. frisky. active. flickering. wavering. vacillating. irresolute. frivolous but charming. loose. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pagans; relating to the worship or the worshipers of false goods; heathen; idolatrous, as, pagan tribes or superstitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Latin 'Paganus' meaning country dweller Country folk were the last people to be converted to Christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pagans; relating to the worship or the worshipers of false goods; heathen; idolatrous, as, pagan tribes or superstitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Latin 'Paganus' meaning country dweller Country folk were the last people to be converted to Christianity.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palatinlik, palatin sıfatına sahip olan hükümdarın ülkesi; palatin'in rütbe veya görevi; b.h. Palatin'lik'te oturan kimse. the Palatinate Alman'ya'da Ren nehri kıyısında bulunan bir eyalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. damakla ilgili veya damağa ait; i. damak kemiği. palatine bone damak kemiği. palatine vault damak kemeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hükümdar yetkisine sahip (asilzade); saraya mensup; b.h. Palatinlik'e ait; i. imparator sarayında memur; kendi ülkesinde hükümdar yetkisine sahip olan kimse, palatin; b.h. Roma'daki yedi tepenin ortasında bulunan tepe; vaktiyle kadınların kulland

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika’da, Karayip Denizi ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kolombiya ve Kosta Rika arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 9 00 Kuzey enlemi, 80 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 78,200 km².

Sınırları: toplam: 555 km.

sınır komşuları: Kolombiya 225 km, Kosta Rika 330 km.

Sahil şeridi: 2,490 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, sıcak, nemli, bulutlu; Mayıs - Ocak ayları arasında uzun süreli yağmur mevsimi, Ocak - Mayıs ayları arasında ise kısa kuru mevsim yaşanır.

Arazi yapısı: İç kısımda daha fazla dik ve engebeli dağlar, yüksek ovalar, kıyı kesiminde geniş ovalar ve engebeli tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Chiriqui Yanardağı 3,475 m.

Doğal kaynakları: Bakır, maun ormanları, karides, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %7.

daimi ekinler: %2.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %44.

Diğer: %27 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 320 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,845,647 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.3 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.1 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Yeni doğanlarda ölüm oranı: 20.18 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.68 yıl.

Erkeklerde: 72.94 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.27 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.54 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 24,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,200 (1999 verileri).

Ulus: Panamalılar.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %70, Kızılderili ve Batı Hindistanlıların karışımı %14, beyaz %10, Kızılderili %6.

Din: Roma Katolikleri %85, Protestanlar %15.

Diller: İspanyolca (resmi), İngilizce %14.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.8.

erkekler: %91.4.

kadınlar: %90.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Panama Cumhuriyeti.

kısa şekli : Panama.

Yerel tam adı: Republica de Panama.

yerel kısa şekli: Panama.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Panama.

İdari bölümler: 9 eyalet ve bir bölge; Bocas del Toro, Chiriqui, Cocle, Colon, Darien, Herrera, Los Santos, Panama, San Blas ve Veraguas.

Bağımsızlık günü: 3 Kasım 1903.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 3 Kasım (1903).

Anayasa: 11 Ekim 1972; 1978, 1983 ve 1994 yıllarında önemli düzeltmeler yapılmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC, ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararas

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Güney Amerika, Arjantin’in kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 23 00 Güney enlemi, 58 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 406,750 km².

Sınırları: toplam: 3,920 km.

sınır komşuları: Arjantin 1,880 km, Bolivya 750 km, Brezilya 1,290 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Subtropikalden ılımana değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Rio Paraguay’ın doğusunda çimenli ovalar ve ağaçlı tepelikler yer alır; Rio Paraguay’ın batısındaki Gran Chaco bölgrsi genel olarak alçaktır, nehrin bir yakasında bataklıklar, diğer tarafında ise seyrek ormanlar ve dikenli çalılıklar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Rio Paraguay kavşağı ve Rio Parana 46 m.

en yüksek noktası: Cerro Pero (Cerro Tres Kandu) 842 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, kereste, demir, manganez, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %55.

Ormanlık arazi: %32.

Diğer: %7 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 670 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, düzensiz akan nehirlerin ortaya çıkardığı çamurlar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili; Arjantin, Bolivya, ve Brezilya arasında yer alır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,734,139 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.6 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.09 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 29.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.92 yıl.

Erkeklerde: 71.44 yıl.

Kadınlarda: 76.52 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.11 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.11 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 220 (1999 verileri).

Ulus: Paraguaylı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %95.

Din: Roma Katolikleri %90, Mennonite, ve diğer Protestanlar.

Diller: İspanyolca (resmi), Guarani (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.1.

erkekler: %93.5.

kadınlar: %90.6 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Paraguay Cumhuriyeti.

kısa şekli : Paraguay.

Yerel tam adı: Republica del Paraguay.

yerel kısa şekli: Paraguay.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Asuncion.

İdari bölümler: 17 bölge ve 1 başkent; Alto Paraguay, Alto Parana, Amambay, Asuncion, Boqueron, Caaguazu, Caazapa, Canindeyu, Central, Concepcion, Cordillera, Guaira, Itapua, Misiones, Neembucu, Paraguari, Presidente Hayes, San Pedro.

Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 14 Mayıs (1811).

Anayasa: 20 Haziran 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı),

Yabancı Kelime

Fr. paratonnerre

yıldırımsavar

Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belirli, muayyen, özel, hususi, has, mahsus; her bir; zata mahsus, şahsi; dikkate lâyık; titiz, meraklı, dikkatli; ayrıntılı, teferruatlı, etraflı; huk. ferdi, mahalli, kısmi;i. madde, tafsilâtın bir maddesi, husus; çoğ. ayrıntılar, tafsilât.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to shepherds; hence, relating to rural life and scenes; as, a pastoral life.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to the care of souls, or to the pastor of a church; as, pastoral duties; a pastoral letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cantata relating to rural life; a composition for instruments characterized by simplicity and sweetness; a lyrical composition the subject of which is taken from rural life.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a musical composition that evokes rural life. a letter from a pastor to the congregation. a literary work idealizing the rural life. of or relating to a pastor; 'pastoral work'; 'a pastoral letter'. relating to shepherds or herdsmen or devoted to raising

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a romantic or idealized image of rural life; in classical literature, to a world peopled by shepherds, nymphs, and satyrs. following Theocritus , verse about those shepherds and their beloveds who lived the simple vice-free life in Arcadia, a

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patent is an intellectual property right relating to inventions - that is, to advances made in a technical field A patent for an invention is granted by the government to the applicant, and gives him the right for a limited period to stop others from ma

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Osmanlı teşkilâtında oramiral.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bazı ham meyvalarda bulunan jelatinli bir madde, pektin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a gelatinous dessert made with cornstarch. gel. jelly. mush. squash.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latin Amerika'da amele, gündelikçi; Hindistan'da piyade neferi; el ulağı; yerli asker; eski efendisine olan borcunu ödeyinceye kadar ona esir gibi hizmet eden kimse.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın batısında, Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Şili ile Ekvator arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 10 00 Güney enlemi, 76 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 1,285,220 km².

Sınırları: toplam: 5,536 km.

sınır komşuları: Bolivya 900 km, Brezilya 1,560 km, Şili 160 km, Kolombiya 1,496 km, Ekvator 1,420 km.

Kıyı şeridi: 2,414 km.

İklimi: Doğuda tropikal, batıda kuru çöl iklimi hakimdir, Andlarda ılımandan çok soğuğa iklim değişikliği görülür.

Arazi yapısı: Batıda kıyı ovaları, orta kısımlarda yüksek ve engebeli Andlar, doğuda Amazon ormanları yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Nevado Huascaran 6,768 m.

Doğal kaynakları: Bakır, gümüş, altın, petrol, kereste, balık, demir, kömür, fosfat, potas, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %21.

Ormanlık arazi: %66.

Diğer: %10 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 12,800 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Deprem, su baskınları, heyelanlar, volkanik aktivite.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 27,483,864 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.7 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.08 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 39.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 70.3 yıl.

Erkeklerde: 67.9 yıl.

Kadınlarda: 72.81 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.96 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.35 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 48,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 4,100 (1999 verileri).

Ulus: Perulu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kızılderililer %45, melezler %37, beyazlar %15, zenciler, Japonlar, Çinliler ve diğerleri %3.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: İspanyolca (resmi), Quechua (resmi), Aymara.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %88.7.

erkekler: %94.5.

kadınlar: %83 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Peru Cumhuriyeti.

kısa şekli : Peru.

Yerel tam adı: Republica del Peru.

yerel kısa şekli: Peru.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Lima.

İdari bölümler: 24 bölge; Amazonas, Ancash, Apurimac, Arequipa, Ayacucho, Cajamarca, Callao, Cusco, Huancavelica, Huanuco, Ica, Junin, La Libertad, Lambayeque, Lima, Loreto, Madre de Dios, Moquegua, Pasco, Piura, Puno, San Martin, Tacna, Tumbes, Ucayali.

Bağımsızlık günü: 28 Temmuz 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 28 Temmuz (1821).

Anayasa: 31 Aralık 1993.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), CAN, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (U

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged,- ging) domuz; domuz yavrusu; domuz eti; domuz gibi adam; mad. pik, pik demiri; A.B.D., (argo) polis memuru; A.B.D.,( argo) düşük kadın; f. yavrulamak (domuz). pig iron pik demiri. pig it domuz gibi yaşamak. pig Latin uydurma bir dil (b

Türkçe - İngilizce Sözlük

platinum. points. platinoid. white gold.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Işığm platin tuzları üzerindeki etkisi ile çekilen fotoğraf; böyle fotoğraf çekme işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. platin. platinum black kim. platinden çıkanlan siyah bir toz. platinum blond platine veya beyaza yakın sarı saçlı (kimse). platinum metals tabii ve kimyasal özellikleri platine benzeyen birkaç maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bodur cins at, midilli; k.dili likor kadehi veya bir kadeh dolusu; İng., (argo) yirmi beş ingiliz lirası; A.B.D., (argo) Latince veya Yunanca ders kitabı tercümesi; açıklayıcı yardımcı kitap; f. yardımcı kitap kullanmakı pony express A.B.D.'nin

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa’da, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, İspanya’nın batıısnda yer alır.

Coğrafi konumu: 39 30 Kuzey enlemi, 8 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 92,391 km².

Sınırları: toplam: 1,214 km.

sınır komşuları: İspanya 1,214 km.

Sahil şeridi: 1,793 km.

İklimi: Ilıman deniz iklimi; kuzeyde hava soğuk ve yağışlı, güneyde daha kuru ve ılımandır.

Arazi yapısı: Tagus Nehrinin kuzeyi dağlıktır, güneyde inişli çıkışlı ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Ponta do Pico 2,351 m.

Doğal kaynakları: Balık, orman, tungsten, demir, uranyum, mermer, işlenebilir arazi, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %26.

daimi ekinler: %9.

Otlaklar: %9.

Ormanlık arazi: %36.

Diğer: %20 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,300 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Azores depreme meyillidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,066,253 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.5 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.94 yıl.

Erkeklerde: 72.44 yıl.

Kadınlarda: 79.68 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.48 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.74 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 36,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 280 (1999 verileri).

Ulus: Portekiz.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen Akdenizliler soyu; sömürgeleştirme döneminde Afrika’dan göç edip yerleşmiş olan zencilerin sayısı 100,000 civarındadır.

Din: Roma Katolikleri %94, Protestanlar (1995).

Diller: Portekizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.4.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Portekiz Cumhuriyeti.

kısa şekli : Portekiz.

Yerel tam adı: Republica Portuguesa.

yerel kısa şekli: Portugal.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Lizbon.

İdari bölümler: 18 bölge ve 2 özerk bölge; Aveiro, Acores (Azores), Beja, Braga, Braganca, Castelo Branco, Coimbra, Evora, Faro, Guarda, Leiria, Lisboa, Madeira, Portalegre, Porto, Santarem, Setubal, Viana do Castelo, Vila Real, Viseu.

Bağımsızlık günü: 1140 (5 Ekim 1910 tarihinde cumhuriyet bağımsızlığını ilan etmiştir).

Milli bayram: Portekiz Günü, 10 Haziran (1580).

Anayasa: 25 Nisan 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), A

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belonging to the post office or mail service; as, postal arrangements; postal authorities. of or relating to the system for delivering mail; 'postal delivery'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions for a computer that lets the computer perform a specific task Programs that perform tasks directly relating to what a person would want to do are called application software, to distinguish them from system software.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who devotes himself to the spread of any system of principles. a person who disseminates messages calculated to assist some cause or some government of or relating to or characterized by propaganda.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person who disseminates messages calculated to assist some cause or some government. of or relating to or characterized by propaganda.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To appeal. [A Latinism] provide the needed stimulus for call forth; 'Her behavior provoked a quarrel between the couple'.

Türkçe Sözlük

(kimya). Platin elemanının senbolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (reeved veya rove) (den.) bir halatın ucunu bir delikten veya makaradan geçirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearsay. relating. passing on sth heard from sb else. account. on the cry. report. rumbling. scuttlebut. story.

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Halatın dolap üzerine sarılıp teşkil ettiği yumak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman type, letters, or print, collectively; in distinction from Italics. a typeface used in ancient Roman inscriptions a resident of modern Rome an inhabitant of the ancient Roman Empire of or relating to or characteristic of Rome ; 'Roman architecture';

Türkçe - İngilizce Sözlük

a resident of modern Rome. an inhabitant of the ancient Roman Empire. a typeface used in ancient Roman inscriptions. relating to or characteristic of people of Rome; 'Roman virtues'; 'his Roman bearing in adversity'; 'a Roman nose'. of or relating to or c

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Latin alphabet Also used to describe any plain, upright letter Back to top.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Roma'ya veya Romalılara ait; Roma mimarisine ait; gen. k.h. Latin harflerine ait; i. Romalı; gen. k.h. Latin harfleri; çoğ. Kitabı Mukaddeste Resul Pavlus'un Romalılara yazılmış mektubu. Roman candle havan maytabı. Roman Catholic Katolik. Roman

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Latince kökenli (İtalyanca, İspanyolca, Fransızca gibi).

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Balkanların kuzeydoğusunda bir Latin ülkesi.

Türkçe Sözlük

(hi.). Latin dillerinden biri; Romenler konuşmaktadır.

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı teşkilâtında rûz-nâmçe tutan muhasebeci.

Türkçe Sözlük

(i. Latince «sapo.dan). Kir çıkarmak, gerek vücudu ve gerek çamaşır vesaireyi yıkeyıp temizlemekte kullanılan, zeytinyağıyla kireç, kül, soda veseireden yapılan madde. Girit sabunu = Bir çeşit beyaz sabun. Arap sabunu = Hamur hâlinde ve koyu renklisi. Leke sabunu = Leke çıkarmaya mahsus terkip. Misk sabunu = Kokulu sabun. Sabun taşı = Leke çıkarmak için kullanılan bir çeşit kil.

Türkçe - İngilizce Sözlük

First named so during the 60's, the salsa was popularized by the record industry in the mid-70's to categorize the sensuous and hot Latin dance music of the time : Mambo, Chachacha, Guaguanco and Guajira The salsa style features 'hot' arrangements of horn

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a favored name for a type of Latin music which, for the most part, has its roots in Cuban culture and is enhanced by jazz textures The word, Salsa, means sauce denoting a 'hot' flavor and is best distinguished from other Latin music styles by defi

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Spanish word for 'sauce,' salsa usually refers to cooked or fresh combinations of fruits and/or vegetables The most popular being the Latino mixture of tomatoes and chile peppers.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contemporary word for hot, up-tempo, creative Latin music, it means 'gravy' or 'sauce ' Originally, it was used as a descriptive such as 'swinging' or 'funky ' The origins of the current usage are obscure, but it began to circulate in the late 1960s The

Türkçe - İngilizce Sözlük

A popular form of Latin-American dance music, characterized by Afro-Caribbean rhythms, Cuban big-band dance melodies and elements of jazz and rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salsa emerged from Latin countries such as Columbia and Puerto Rico It's rhythm and tempo brings alive the spirit and soul of the Latin heart and will add 'fire' and 'excitement' to anyone who dances it - SALSA is HOT It is one of the most 'explosive' Lat

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin jazz; particularly music that favors the Afro-Cuban elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term coined by the record companies of the 1970's to refer to a wide variety of Latin-tinged jazz and popular music Usually, salsa bands include electric guitar, electric bass, a rock drum set, plus brass instruments and saxophones, as well as tradition

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or relating to salt; abounding in, or containing, salt; prepared or preserved with, or tasting of, salt; salted; as, salt beef; salt water.

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gergin halatın yavaş yavaş gevşetilmesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The juice of plants of any kind, especially the ascending and descending juices or circulating fluid essential to nutrition.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kâtip. 2. (gazetecilik) Gazete ve mecmualarda sayfa planı yapan gazeteci, «teknik sekreter» de denir. Genel sekreter .= Bir teşkilâtın umumî işlerini idare eden şahıs: Parti genel sekreteri; Birleşmiş Milletler genel sekreteri.

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) telatin denilen sahtiyan, sağrı derisi.

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowing up. inflating. causing sth to swell up. exaggeration. shoddy or sloppy piece of work. shoddily put together. shoddy. exaggerated. blown out of proportion. puffing. verbiage.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemicals added to paper and board during manufacture to make it less absorbent, so that inks will not bleed, and the image will have better definition Sizing can also be used to strengthen weak papers Rosins, gelatin, starches and synthetic resins are us

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. gevşek; sarkık; ağır, yavaş; dikkatsiz; kesat; sıkı olmayan; zayıf; z. gevşekçe; oldukça ağır; i. halatın gevşek kısmı veya sarkık ucu, halatm boşu; iş olmayan devre; durgun su; fazlalık. slack water durgun su. keep a slack hand dikkatsizce

Türkçe - İngilizce Sözlük

A SOMA with parameters is a semi-Latin square with these parameters having the further property that the sets of entries in different cells of the array have at most one symbol in common. cell body; the part of the neuron that contains the cell's nucleus

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a tall dark people inhabiting Somalia. the Cushitic language spoken by the Somali people. of or relating to the African republic of Somalia or its people or their language and culture; 'Somali coffee is excellent'.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sünger; sünger gibi emici şey; k.dili. asalak, tüfeyli, parazit; mayalanmış ve dinlenmeye bırakılmış hamur; platin gibi bazı madenlerin sünger hali; tıb. tampon; topun içini temizlemeye mahsus uzun saplı yuvarlak fırça, uskunca fırçası; f. sü

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some part of the articulating organs, as the lips, or the tongue and palate, closed so as to cut off the passage of breath or voice through the mouth and the nose , or so as to obstruct, but not entirely cut off, the passage, as in l, n, etc.; also, any o

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. halatın bir kolu; iplik teli; f. halatın bir kolunu koparmak; telleri birleştirerek iplik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latince'de -i veya -den halindeki isim-fiil.

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement. instigation. provocation. fomentation. setting in motion. driving. propelling. exciting. stimulating. arousing. disturbance. excitement. flagwaving. impulse. impulsion. inducement. prompting. propulsion. solicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

At length A pun applied to two horses driven one before the other This Latin is of a similar character to plenum sed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of various popular forms derived from this. a ballroom dance of Latin-American origin music written in duple time for dancing the tango dance a tango.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance craze of Argentine origin, popular throughout the world in the 1910's and 1920's, featuring a couple gliding across the room to a moderate quadruple meter. a ballroom dance of Latin-American origin. music written in duple time for dancing the tang

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. godlike. heavenly. relating to God. celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation. putting in order. organizing. arrangement. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranging. organizing. determining. putting sth in order. regulating. reorganizing. preparing. drawing up. drafting. framing. arrangement. disposal.

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latin yelkeni olan tek direkli ve Akdeniz'e mahsus bir gemi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Theoretical Arrival Time. transactivator of transcription, a gene of HIV that plays a role in viral replication by regulating the transcription of viral DNA into RNA; also the protein produced by that gene.

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça tavile’den veya Latince stabulm’dan). At ahırı. Tavla uşağı = Seyis yardımcısı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulation. congratulating. greeting card. congratulory card / letter / telegram. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulation. isolation. isolating. separation. quarantining. divesting oneself / sb of (a prejudice , etc. insulating. abstracting (sth in one's mind. lining.

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetş» ten) (c. teftîşât). 1. Araştırma, bir şeyin doğrusunu bulmak için her tarafını arayıp inceleme: Askeri teftiş etmek; okul, daire ve müzeleri teftiş etmek. Mahkeme-i teftiş = Eskiden evkaf-ı hümâyûn nezaretinde şeyhülislâmlığa bağlı şer’İ mahkeme. 2. (Teftiş memuru sözünden kısaltma). Müfettiş, teftiş ve inceleme memuru: Bİr teftiş gönderdiler (polis teşkilâtından evvel zabıtada «teftiş» memurları vardı ki, onlara yalnızca «teftiş» denilirdi).

Türkçe Sözlük

(i ). I. Eskiden beri Rusya’da yapılan bir cins sağlam ve yumuşak deri ki, kendine mahsus bir kokusu vardı. 2. Bu deriden yapılan: Telatin çizme, telafin pabuç.

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewing. contemplating (with pleasure. play.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hazır bulunmak; den. halatın dolaşmasını önlemek için gözetlemek. tend on veya upon hizmet etmek .tend to k.dili. bakmak, dikkat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ITU terminology indicating a second enhancement to an existing communications recommendation Derived from the French and Latin word for 'third' For example, 'V 27 ter' is the second enhancement to V 27.

Türkçe Sözlük

(i.). Salata yerine yenen az yakıcı, dar ve uzun bir yaprak. Tereotu = Salataya ve kebaba konan pek ince bir ot ki, dereotu denir. Su teresi = Terenin bir cinsi. Frenk teresi = Latin çiçeği. Tereyağı = Taze tuzlu veya tuzsuz sade yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karaya veya araziye ait; belirli bir bölgeye ait; Birleşik Amerika'da devlet teşkilatına girmemiş bölgelere ait; bölgesel savunma için hazırlanmış askeri kuvvetlerle ilgili. territorial acquisitions ilhak olunmuş topraklar. territorial army ana vat

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak, arazi, memleket; bir devlete ait üIke; başka devletin hükmü altında bulunan memleket; (bh) eskiden Birleşik Amerika'da henüz devlet teşkilâtına girmemiş ancak merkezi hükümet tarafından atanan bir vali idaresindeki bölge.

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça dâr-üs-sanâat’ tan değişmiş, Latince darsana’dan). Gemilerin yapıldığı yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -meklik, -maklık (Latince köklü fiilden isim yapmada kullamlan bir ek: separation)

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit balsamdan çıkarılan ve ilaç veya boya imalâtında kullanılan benzin gibi bir sıvı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Latin, 'to go across', a transit is the crossing of a planet in the heavens over another point The aspect formed between the transitting planet and the point in the horoscope is interpreted using the inherent symbolism of the aspect itself and th

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında adalar, Venezuela’nın kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 11 00 Kuzey enlemi, 61 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 5,128 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Ovalar ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: El Cerro del Aripo 940 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, asfalt.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %14.62.

daimi ekinler: %9.16.

Diğer: %76.22 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 40 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,065,842 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.87 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -11.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.05 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.76 yıl.

Erkeklerde: 65.71 yıl.

Kadınlarda: 67.86 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.74 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %3.2 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 29,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,900 (2003 verileri).

Ulus: Trinidad ve Tobagolu.

Nüfusun etnik dağılımı: zenci %39.5, Doğu Hindistan %40.3, melez %18.4, beyaz %0.6, Çinli ve diğer %1.2.

Din: Roma Katolikleri %29.4, Hindu %23.8, Anglikan %10.9, Müslüman %5.8, Presbyterian %3.4, diğer %26.7.

Diller: İngilizce (resmi), Hindi, Fransızca, İspanyolca, Çince.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.6.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Trinidad ve Tobago Cumhuriyeti.

kısa şekli : Trinidad and Tobago.

Yönetim biçimi: Parlamenter demokrasi.

Başkent: Port-of-Spain.

İdari bölümler: 9 bölge, 3 belediye ve 1 semt; Couva/Tabaquite/Talparo, Diego Martin, Mayaro/Rio Claro, Penal/Debe, Princes Town, Sangre Grande, San Juan/Laventille, Siparia, Tunapuna/Piarco.

Bağımsızlık günü: 31 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 31 Ağustos (1962).

Anayasa: 1 Ağustos 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Ulusla

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bir çeşit Latin çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -lik (Latince sıfatlardan isim yapımında kullanılır: fortitude, latitude).

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the level or undulating treeless plains characteristic of northern arctic regions in both hemispheres.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Treeless barrens For a fascinating description of the life of the tundra, see E C Pielou's A Naturalist's Guide to the Arctic Tundra is usually flat or undulating, covered with lichen, sedges and grasses, mosses, and low shrubs Characteristic of the Arcti

Türkçe - İngilizce Sözlük

In- is prefixed mostly to words of Latin origin, or else to words formed by Latin suffixes; un- is of much wider application, and is attached at will to almost any adjective, or participle used adjectively, or adverb, from which it may be desired to form

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. 400-800 yılları arasında kullanılan yuvarlak majüskül. Latin veya Yunan harfi; s. bu harf şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kangalını açmak, çözmek; den. (halatın) rodasını açmak; çözülmek, açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. halatın bir ucunu delikten veya makaradan çıkarmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belonging to, or suiting, those living in a city; cultivated; polite; urbane; as, urban manners. located in or characteristic of a city or city life; 'urban property owners'; 'urban affairs'; 'urban manners' relating to or concerned with a city or densely

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to or concerned with a city or densely populated area; 'urban sociology'; 'urban development'. located in or characteristic of a city or city life; 'urban property owners'; 'urban affairs'; 'urban manners'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belonging to a city, town like as opposed to rural character. of, relating to, or located in a city. of or belonging to a city or town.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, Güney Atlas Okyanusu kıyısında, Arjantin ile Brezilya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 33 00 Güney enlemi, 56 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 176,220 km².

Sınırları: toplam: 1,564 km.

sınır komşuları: Arjantin 579 km, Brezilya 985 km.

Sahil şeridi: 660 km.

İklimi: ılıman.

Arazi yapısı: Alçak tepelikler, inişli çıkışlı ovalar, verimli kıyı ovaları.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cerro Catedral 514 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, hidro enerji, mineraller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %7.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %77.

Ormanlık arazi: %6.

Diğer: %10 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 7,700 km² (1997 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,360,105 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.78 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.51 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.7 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.44 yıl.

Erkeklerde: 72.11 yıl.

Kadınlarda: 78.96 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.36 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.33 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 6,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 150 (1999 verileri).

Ulus: Uruguaylı.

Nüfusun etnik dağılımı: buğday %88, melez %8, siyah %4, Kızılderili.

Din: Roma Katolikleri %66, Protestanlar %2, Museviler %1, diğer %31.

Diller: İspanyolca, Portunol, veya Brazilero (Breziya sınırında Portekiz-İspanyolca karışımı).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.3.

erkekler: %96.9.

kadınlar: %97.7 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Uruguay Cumhuriyeti.

kısa şekli : Uruguay.

Yerel tam adı: Republica Oriental del Uruguay.

yerel kısa şekli: Uruguay.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Montevideo.

İdari bölümler: 19 bölge; Artigas, Canelones, Cerro Largo, Colonia, Durazno, Flores, Florida, Lavalleja, Maldonado, Montevideo, Paysandu, Rio Negro, Rivera, Rocha, Salto, San Jose, Soriano, Tacuarembo, Treinta y Tres.

Bağımsızlık günü: 25 Ağustos 1825 (Brezilya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Ağustos (1825).

Anayasa: 27 Kasım 1966.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-11, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü),

Türkçe Sözlük

(i. ing.: storp). 1. Gemilerde silip süpürmekte kullanılan kaba keten ve kenevir yahut bozuk halat parçası. 2. Bir ince halatın bir ucuna uzun bir kurşun parçası bağlayarak yapılan vurucu Alet ki, eskiden ekseriya tulumbacılar kullanırdı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. cautionary. admonitory. stimulative. stimulating. stimulant. exciting. premonitory. stimulant. stimulus. upper. reviver. speed. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautionary. stimulant. stimulus. admonitory. warning. exciting. stimulating. exciter.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz alfabesinin yirmi ikinci harfi;V şeklinde şey; Latin sistemine göre beş rakamı

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iki yana sallanmak, sendelemek; tereddüt etmek, kararsız olmak. vacilla'tion i. tereddüt; sendeleme. vacillating s. tereddüt eden, kararsız.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın kuzeyinde, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Kolombiya ile Guyana arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 8 00 Kuzey enlemi, 66 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 912,050 km².

Sınırları: toplam: 4,993 km.

sınır komşuları: Brezilya 2,200 km, Kolombiya 2,050 km, Guyana 743 km.

Sahil şeridi: 2,800 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Kuzeybatıda And Dağları ve Maracaibo ovaları, orta kısımda ovalar, güneydoğuda Guyana dağlık arazisi yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Bolivar (La Columna) 5,007 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, altın, boksit, diğer mineraller, değerli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %34.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 1,900 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, toprak kaymaları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,916,810 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.56 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.31 yıl.

Erkeklerde: 70.29 yıl.

Kadınlarda: 76.56 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.49 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 62,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,000 (1999 verileri).

Ulus: Venezuelalı.

Nüfusun etnik dağılımı: İspanyol, İtalyan, Portekiz, Arap, Alman, Afrikalı, yerli halk.

Din: Roma Katolikleri %96, Protestan %2, diğer %2.

Diller: İspanyolca (resmi), bir takım yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: : %91.1.

erkekler: %91.8.

kadınlar: %90.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Venezuela Cumhuriyeti.

kısa şekli : Venezuela.

Yerel tam adı: Republica Bolivariana de Venezuela.

yerel kısa şekli: Venezuela.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Caracas.

İdari bölümler: 23 eyalet,1 federal bölge, ve 1 federal bağımlı; Amazonas, Anzoategui, Apure, Aragua, Barinas, Bolivar, Carabobo, Cojedes, Delta Amacuro, Dependencias Federales, Distrito Federal, Falcon, Guarico, Lara, Merida, Miranda, Monagas, Nueva Esparta, Portuguesa, Sucre, Tachira, Trujillo, Vargas, Yaracuy, Zulia.

Bağımsızlık günü: 5 Temmuz 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 5 Temmuz (1811).

Anayasa: 30 Aralık 1999.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CAN, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 3, G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hava vermek, havalandırmak; açığa vurmak, ilan etmek. ventilating fan vantilatör, fırıldaklı yelpaze. ventila'tion i. havalandırma. ventilator i. havalandırma düzeni, vantilator.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Kutsal Kitabın dördüncü yüzyıl sonunda Hieronymus tarafından yapılan Latince tercümesi, Vulgata; s. bu tercümeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kurt düşürmek; den. halatın üzerine sicim sarmak; köpeğin dili altındaki siniri kesmek. worm in (veya) into kurnazlıkla girmek, sokulmak. worm it out of one karşısındakinin ağzından ustalıkla laf almak. worm one's way through the crowd kalabalık arasın

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator izolatör. insulating. non-conducting.

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulating. nonconductive. insulative. insulator.

Türkçe Sözlük

(i.). Yıldırımın zararını önlemek için binaların tepesine yerleştirilen ve ucunda bakır veya platin bulunan demir çubuk ve bununla toprak arasına çekilen bakır telden ibaret Alet, Osm. siper-i sâika, paratoner.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da, Güney Afrika ile Zambiya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 20 00 Güney enlemi, 30 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 390,580 km².

Sınırları: toplam: 3,066 km.

sınır komşuları: Botsvana 813 km, Mozambik 1,231 km, Güney Afrika 225 km, Zambiya 797 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: tropikal Arazi yapısı: Yüksek platolar, dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: 162 m.

en yüksek noktası: Inyangani 2,592 m.

Doğal kaynakları: Kömür, krom, asbest, altın, nikel, bakır, demir, vanadyum, lityum, kalay, platin.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %7.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %13.

Ormanlık arazi: %23.

Diğer: %57 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 1,930 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Kuraklıklar, su baskınları, fırtınalar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 11,365,366 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.15 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 62.61 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 37.13 yıl.

Erkeklerde: 38.51 yıl.

Kadınlarda: 35.7 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.28 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %25.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1.5 milyon (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 160,000 (1999 verileri).

Ulus: Zimbabveli.

Nüfusun etnik dağılımı: Afrikalı %98, melez ve Asyalı %1, beyaz %1.

Din: Hıristiyan ve yerel inançların karışımı %50, Hıristiyan %25, yerel inançlar %24, Müslümanlar ve diğer %1.

Diller: İngilizce (resmi), Shona, Sindebele, yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %85.

erkekler: %90.

kadınlar: %80 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Zimbabve Cumhuriyeti.

kısa şekli : Zimbabve.

Eski adı: Güney Rhodesia, Rhodesia.

Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Harare.

İdari bölümler: 8 bölge ve 2 şehir; Bulawayo, Harare, Manicaland, Mashonaland Merkez, Mashonaland Doğu, Mashonaland Batı, Masvingo, Matabeleland Kuzey, Matabeleland Güney, Midlands.

Bağımsızlık günü: 18 Nisan 1980 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 18 Nisan (1980).

Anayasa: 21 Aralık 1979.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Ulus