Lav ne demek? | Lav anlamı nedir? | Lav

Lav anlamı nedir?

Lav ne demek?

Lav anlamı nedir?

Lav | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lav

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yanardağların ağzından erimiş ateş halinde püskürüp soğuyunca donan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava. pozzolana. pozzuolana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor tiolet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Full Name:Legacy AV devices Description: LAV devices are existing devices that were designed prior to the development of HAVi and therefore are not 'HAVi aware' Typical examples are current DV camcorders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lymphadenopathy Associated Virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leucoadenopathy Associated Virus, discovered by Luc Montagnier in France. light armored vehicle LCC land component commander. outdoor toilet. a room equipped with toilet facilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علِی وجه] üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی وفق] uygun olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışıklık, kargaşalık, herc-ü merc. 2. Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması: Karpuzları alavere ile sergiye, kiremitleri çatının üstüne attılar. 3. Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele. 4. Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi: Alavereli tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uproar and confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. stockjobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köleliğe karşı, kölelik aleyhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otoklav, sterilizator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hamurdan ceviz, badem veya kaymakla yapılan maruf tatlı, Antep, Şam baklavası. 2. Baklava dilimleri şekli, maîn şekli. Baklava şeklinde, maİn şeklinde parçalara bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baklava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very sweet dessert made of layers of flaky pastry filled with a mixture of ground nuts and sugar The pastry is sliced, baked, and brushed with a honey syrup flavored with lemon or rose water. [Middle Eastern - Greek] A very sweet dessert made of layers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Eastern rich dessert of flaky pastry, honey and nuts. rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BALIKLAĞA) (i.). Deniz veya gölün balık yatağı olan tarafı, sahili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgur pilaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ön, ileri. 2. Atın başlığı, yuları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. cılav = yular, F. dâşten = tutmak. Yanlış tâbir). Yedek atı yularından sevkeden seyis, yedekçi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başı kalın çomak gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köprücük kemiği, klavikula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köprücük kemiği gibi veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çalgı aletinin tuşları; daktilo klavyesi; tuşları olan çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çomak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel toplantı; Roma'da Papa seçmek için toplanan kardinaller meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hile, sahtekârlık; el altından yapılan kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheating. maneuver. manoeuvre. trick. intrigue. ploy. fiddle. swindle. jobbing. rigging. chicane. deception. do. gammon. gerrymander. hanky-panky. rouser. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. man euver. intrigue. bubble scheme. guile. manipulation. shenanigans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalavere yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crafty. trickster. intriguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intriguer. trickster. artful. cheat. jesuitical. manipulatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلاور] yürekli, yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yiğit, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, cesaret, dilîrlik, kahramanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلاویز] güzel, gönül çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) Ka - Gönlün takıldığı, gönüle takılan.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(pıtrak): Bileşikgillerden; yol kenarlarında ve seyrek koruluklarda yetişen bir bitkidir. 1-1,5 metre boyundadır. Kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını giderir. Mide iltihaplarını iyileştirir. Kökünden yapılan ilaçlar ise, deri iltihapları ve egzamanın tedavisinde ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan1 bir bitki (artium lappe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabancı topraklarla kuşatılmış bölge; bir memleket veya şehirde yabancı ırka mensup kimselere mahsus yerleşme bölgesi; özel bir amaçla ayrılmış bölge; tıb. organ veya dokunun içine sarılmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. köle yapmak, esir etmek. enslavement i. esir etme ve edilme, esaret, kölelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: flauto’dan). Flüt. Son zamanlara kadar dilimizde kullanılan bu kelime, şimdi yerini Fr. karşılığı olan flüt’e bırakmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sararmış, sarımtırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). hayvan ve bitkilerde bulunan çeşitli sarı boyalardan her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Iezzet, tat, çeşni; tat veren şey; lezzetli şey; koku, rayiha; (f). tat veya lezzet vermek. flavoring (i). tat veren şey. flavorless (s). tatsız, lezzetsiz. flavorsome, flavorful, flavory (s). Iezzetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Flüt. (bk.) Filavta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden, atropin adlı ilâcın çıkarıldığı bitki (atropa belladonna).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(belladon): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen 180 santimetre kadar boyunda, birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. İçeriğinde Atropin vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrıları dindirmek için kullanılır. Mide ve bağırsak hastalıkları, astım, beyin hastalıkları, kalp hastalıkları ve sinir hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tatlılık, şirinlik: Bu yemekte, bu şerbette halâvet yok. 2. Tat, lezzet, zevk: Bu sözde hiçbir halâvet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلاوت] tatlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. halâvet = tatlılık, Fars. bahşîden = bağışlamak). Tatlılık veren, tatlılandıran, lezzetini artıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı, Fars. şîrîn, Ar. halva. 2. Lezzetli, Ar. lezîz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاوات] ilaveler, ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. (c. ilâvât). 1. Katma, arttırma, zam: Bu eve iki oda daha ilâve edeceğim. Bu bağın arkadan ilâvesi vardır. 2. Bir kitaba sonradan gerek yazarı ve gerek başkası tarafından, gerek ayrıca olarak sonuna ve gerek kısım kısım her tarafına eklenen bahisler, Fr. supplâment, Ar. zeyl: Bu sözlüğün bir de ilâvesi vardır. En meşhur tarih kitaplarına ilâveler yazılmıştır. 3. Bir gazetenin çıkardığı sayıdan başka ona ek olarak veya ayrıca çıkardığı sayı: Gazete ilâvesi, bir ilâve çıkmış. 4. İmzadan sonra mektubun altına yazılan şey, hâmiş, Fr. post scriptum, P. S.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additional. supplemental. supplementary. extra. addition. supplement. excess. extra. appendix. insertion. plussage. supplementation. addendum. appendage. inset. pendant. plusage. rider. schedule. accretion. adjunct. annex. appurtenance. extension. by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addendum. addition. additional. adjunct. extension. extra. inclusion. supplement. excess. supplementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addendum. addition. annex. supplement. increase. insert. enclosure. insertion. input. enlargement. appurtenance. adding. annexation. additional. adjunct. amendment. appendix. coupling. inset. loose insert. subjoinder. supplementary. supplementation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاوه] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Listing)

Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan bir ortaklığın sermaye artırımı nedeniyle ihraç ettiği yeni hisse senetlerinin kotasyon işlemini ifade eder.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sonradan eklenmiş kısmı veya yerleri olan: llâveli lügat, ilâveli tarih, gazete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arttırma yoluyla, arttırarak, ek olarak: Söylediklerime ilâveten şunu da söyleyeyim. Kendisine etmiş olduğu iyiliklere ilâveten bu defa yine oldukça büyük bir para verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in addition to. additionally. extra. farther. else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in addition. additionally. besides. to boot. let alone. what is more. together with. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاوة] ek olarak, yanı sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fr. Slave) (hi.). Rus, Ukran, Beyaz Rus, Çek, Slovak, Leh, Sloven, Sırp, Hırvat ve Bulgar gibi milletlere, dillerindeki yakınlık dolayısiyle verilen ortak ad: İslav dilleri, İslav kavimleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kulağuz, kılavuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vaktiyle vezirlerin giydikleri bir çeşit kavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlarda görülen tehlikeli bir hastalık ki, ağızlarından köpük getirerek öldürür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yol gösteren, Ar. delil, Fars. rehber, reh-nümâ: Yolu bilmediğimiz için kılavuzsuz gidemeyiz; insan, bilmediği şehri gezip dolaşmak için kılavuza muhtaçtır. 2. Gelin ve güveye vesair adamlara bazı merasim ve hallerde usul ve Adetleri gösterip öğreten adam. 3. Denizde, kıyıların ve liman girişlerinin durumunu bilen adam ki, gemi kaptanları böylelerini yanlarına alır. Kızıldeniz’de kılavuzsuz gezilemez; Boğaziçi’ne girmek için kılavuz almak lâzımdır. 4. Bazı hayvan sürüsü ve katarlarının önünde onları sevk eden hayvan: Takımla uçan kuşların kılavuzu vardır; bıldırcın kılavuzu; deve katarının kılavuzu merkeptir. 5. Buğday ve mısır başağının ucu. 6. Marangozların ufak bir burgu veya makkabı ki, kalın bir vidanın geçmesine yol açar. 7. Operatörlerin ameliyatta kullandıkları bir cins mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot. guide. pilot. pioneer. baedeker. code. conductor. lead. manual. rudder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. guide. manual. pilot. rudder. shepherd. leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. pilot. pilot. matchmaker. tap for cutting internal screw threads. guide book. cicerone. companion guide. film leader. guidance. guidebook. instruction booklet. instruction manual. key. pathfinder. tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yol gösteren, rehb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin evlenmesine aracılık etmek, iki tarafı uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol gösterme, rehberlik, Osm. delâlet. 2. Bir evlenme veya anlaşmaya aracılık, Osm. meyancılık: Kılavuzluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. giving help. being a guide. advice. piloting. being a pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guide. to pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyanoya benzer ve XVIII. asra kadar piyano yerine kullanılan bir batı musikisi çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clavichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpsichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyano, akordeon ve org gibi çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde tuş sıralarının bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keyboard. keyped. fingerboard. bank of keys. clavier. console.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keyboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keyboard. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). 1. Çekme, yisa etme: Kayığı lava etmek = Çekmek. 2. mec. Bir şeyi birden yutup göçürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The melted rock ejected by a volcano from its top or fissured sides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It flows out in streams sometimes miles in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It also issues from fissures in the earth's surface, and forms beds covering many square miles, as in the Northwestern United States. rock that in its molten form issues from volcanos; lava is what magma is called when it reaches the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock that in its molten form issues from volcanos; lava is what magma is called when it reaches the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for molten rock that is extruded onto the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock solidified on the Earth's surface. n fluid, molten rock that issues forth onto the Earth's surface as from a volcano or volcanic vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magma which has reached the surface through a volcanic eruption The term is most commonly applied to streams of liquid rock that flow from a crater or fissure It also refers to cooled and solidified rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock extruded onto the Earth's surface, or the resultant solid rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that is capable of flowing on the surface or in lava tubes See 'pahoehoe' and 'aa' for specific types.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock issuing from a volcano or volcanic vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magma that comes to the Earth's surface through a volcano or fissure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that is capable of flowing on the surface or in lava tubes Also volcanic rock solidified from magma See 'pahoehoe' and 'aa' for specific types Lava Cave term Ref KG.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lava is the name given to magma when it reaches the earth's surface It is ejected from volcanoes during eruptions or oozes from cracks in the earth's surface and ev eventually solidifies to become volcanic rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that erupts to Earth's surface through a volcano or a fissure. , Volcanic rock extruded by the eruption of molten material An extensive segment of the lunar surface, specifically in the mare regions, is comprised primarily of basalt resulting

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock erupted from a volcano Lava can occur in flows, domes, fragments and as pillows formed underwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock erupted onto the surface of the Earth Lavas vary according to the chemistry of the molten rock In general the more silica they contain, the more viscous they are Basalt, a silica-poor lava tends to flow easily and therefore form thin, extensiv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rock from a volcano, generally molten when ejected. molten magma extruded from volcanic vent. magma which has erupted onto the Earth's surface. molten material that is erupted from a volcano LAVA FLOW - lava that moves like a viscous liquid LANDSLIDE - un

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volcanic rock protruded by the eruption of molten material LVR - Acronym for Lunar Roving Vehicle or Rover. liquid, molten rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten magma released from a volcanic vent or fissure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The melted rock ejected by a volcano from its top or fissured sides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It flows out in streams sometimes miles in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It also issues from fissures in the earth's surface, and forms beds covering many square miles, as in the Northwestern United States. rock that in its molten form issues from volcanos; lava is what magma is called when it reaches the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock that in its molten form issues from volcanos; lava is what magma is called when it reaches the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for molten rock that is extruded onto the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock solidified on the Earth's surface. n fluid, molten rock that issues forth onto the Earth's surface as from a volcano or volcanic vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magma which has reached the surface through a volcanic eruption The term is most commonly applied to streams of liquid rock that flow from a crater or fissure It also refers to cooled and solidified rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock extruded onto the Earth's surface, or the resultant solid rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that is capable of flowing on the surface or in lava tubes See 'pahoehoe' and 'aa' for specific types.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock issuing from a volcano or volcanic vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magma that comes to the Earth's surface through a volcano or fissure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that is capable of flowing on the surface or in lava tubes Also volcanic rock solidified from magma See 'pahoehoe' and 'aa' for specific types Lava Cave term Ref KG.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lava is the name given to magma when it reaches the earth's surface It is ejected from volcanoes during eruptions or oozes from cracks in the earth's surface and ev eventually solidifies to become volcanic rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that erupts to Earth's surface through a volcano or a fissure. , Volcanic rock extruded by the eruption of molten material An extensive segment of the lunar surface, specifically in the mare regions, is comprised primarily of basalt resulting

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock erupted from a volcano Lava can occur in flows, domes, fragments and as pillows formed underwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock erupted onto the surface of the Earth Lavas vary according to the chemistry of the molten rock In general the more silica they contain, the more viscous they are Basalt, a silica-poor lava tends to flow easily and therefore form thin, extensiv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rock from a volcano, generally molten when ejected. molten magma extruded from volcanic vent. magma which has erupted onto the Earth's surface. molten material that is erupted from a volcano LAVA FLOW - lava that moves like a viscous liquid LANDSLIDE - un

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volcanic rock protruded by the eruption of molten material LVR - Acronym for Lunar Roving Vehicle or Rover. liquid, molten rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten magma released from a volcanic vent or fissure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lav, püskürtü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). El ve yüz yıkamak için yapılmış musluklu kurna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sink. washbasin. washand basin. wash-stand. washbowl. washing-stand. washstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. sink. washbasin. washbowl. washstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washbasin. washstand. commode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a basin for washing the hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb) şırınga ile temizleme, lavaj; mideyi yıkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. lâhika). Lâhikalar, ekler. bk. Lâhika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sluicing. panning. lavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sluicing. panning. lavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. lavanda). 1. Ufak mor bir çiçek veren bir cins ot ki, bahçelere tarla ve yol kenarlarına dikilir: Lavanta suyu. 2. Güzel kokulu su: Bir şişe lavanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Kadın İsmi) - Lavanta çiçeğinden elde edilen güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavandula): Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavantaçiçeği denilen türü yurdumuzda vardır. Kullanıldığı yerler: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Pide şeklinde, ince ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı gümüş külçesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yıkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) umumi hela; lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içinde afyon bulunan sulu bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), şiir yıkamak, yıkanmak; yanından akıp geçmek (nehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (f.) lavanta çiçeği; bu bitkiden alınan lavanta; güzel koku; eflatun rengi; (s.) lavanta çiçeği renginde; f arasına lavanta çiçeği koymak, lavanta serpmek. lavender oil lavantadan çıkarılan yağ. lavender water lavanta suyu. French lavender k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) Porphyra türünden yenebilen bir çeşit mor renkli deniz bitkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) büyük el leğeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) müsrif, savurgan; mebzul, bol, pek çok; (f.) israf etmek, bol bol harcamak. lavish gifts on one birine bol bol hediye vermek, hediyelere gark etmek. lavishness (i.) müsriflik, savurganlık, ifrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalınbarsağı yıkama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clyster. enema. washing. injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema. enemator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clyster. enema. washing. injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema. enemator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. el-Üd, Fr. luth). Üda benzer bir çeşit telli çalgı: Lavta çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendiliğinden doğamayan çocukları ana rahminden almaya mahsus kıskaç gibi Alet, forseps: Çocuğunu lavta ile aldılar. 2. Böyle lavta ile çocuk alan doktor: Pek mahir bir lavtadır (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lavta çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lutanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lutanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur açmaya mahsus çekme çubuk ki, bir çeşit deynek gibi ince, uzun ve bir çeşidi de tokmak gibi kalın ve kısa olup, yalnız elle tutulacak uçları incedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling pin. rolling-pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Laboratuvar işlerinde ve cerrahîde kullanılan her türlü Aletleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pehlevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. laf boş lakırdı, palavra; pohpohlama, slang. yağ çekme; yerlilerle turistler arasındaki görüşme; f. boş laf etmek, palavra atmak; yaltaklanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Harp gemisinin top anbarının üstünde, ve güvertenin altındaki ikinci kat. Palavracı = Uydurma şeyler söyleyen, atıp tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claptrap. lie. hot air. boasting. applesauce. bragging. baloney. boloney. bounce. braggadocio. bunk. bunkum. claptrap. cock-and-bull story. eyewash. fish story. flubdub. flummery. gaff. jazz. palaver. talkee-talkee. tall story. shits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boloney. tale. a tall story. fairy story. fairy-tale. whopper. bunk. baloney. humbug. idle talk. boast. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty talk. bullshit. cock and bull story n. crap. hog- wash. hot air. palaver. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braggart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenleme işlevini kolaylaştıracak PC klavyesinin takılabileceği bir PS-2 bağlantısıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Hindce’den). Pirinç veya bulgurla yapılan, üstüne yağ dökülen meşhur yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice. pilaff. pilaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice. pilaf. pilaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice that has been cooked and is ready to be eaten. pilaf. pilau pilaf pilaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol., kim. B2 vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Marmara sahillerinde işleyen, başı kıçı bir, hafif bir çeşit tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. salât). Müfred gibi «Allahümme salli alâ seyyldinâ Muhammedin ve alâ Alihi Muhammed» duAsı. Salavât getirmek, okumak = Bir tehlike hâlinde bu duânın okunması Adet olduğundan, pek sert adam hakkında: Yanına salavâtla varılır, denilir, (bk.) Salât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Meb’us, milletvekili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a race of people occupying a large part of Eastern and Northern Europe, including the Russians, Bulgarians, Roumanians, Servo-Croats, Slovenes, Poles, Czechs, Wends or Sorbs, Slovaks, etc. any member of the people of eastern Europe or Asian Russia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any member of the people of eastern Europe or Asian Russia who speak a Slavonic language. speaking a Slavic language; 'the Slav population of Georgia'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islav ırkından kimse. Slav'ic s., i. islavlara ait; i. islav dili. Slav'ism i. islavlık. Slavophile i. islav taraftan olan ve onlan benimseyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köle, esir, kul, bende, cariye, halayık; köle gibi çalışan kimse; f. köle gibi çalışmak; esir etmek, köle yapmak. slave away at dinlenmeden çalışmak. slave driver köle gibi adam çalıştıran kimse. slave labor esir işi; zoraki yaptırılan iş. sla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köleleri olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. esir gemisi; esir taciri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. salya akltmak; salva bulaştırmak; i. salya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kölelik, esirlik, esaret, bendelik, halayıklık; çok ağır iş; kölelik sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili. orta hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Slav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. köle gibi, köleye yakışır; esir huylu. slavish imitation körü körüne taklit etme. slavishly z. kölece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. islav memleketlerine veya halkına ait; islav dillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islavlardan korkan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. köprücük altındaki; köprücük sinirine ait; i. köprücük sinir veya damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takım ve takıntıları mânâsındaki «takım taklavat» tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzellik, tatlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the same old cant. standing dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzel sesle ve kai de ile okuma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاوت] güzel Kur’ân okuma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

usûlüne göre Kur’ân okumak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek büyük yağ tavası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Peygamber, elçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir haberi bildirmek üzere gönderilmiş adam, haberci. 2. Peygamber, resûl, nebî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yugoslavya. Yugoslav i., s. Yugoslav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jugoslavia. yugoslavia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yugoslavia. jugoslavia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yugoslavia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında, Arnavutluk ile Bosna - Hersek arasında yer alır. Coğrafi konumu: 44 00 Kuzey enlemi, 21 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 102,350 km².

Sınırları: toplam: 2,246 km.

sınır komşuları: Arnavutluk 287 km, Bosna - Hersek 527 km, Bulgaristan 318 km, Hırvatistan (kuzey) 241 km, Hırvatistan (güney) 25 km, Macaristan 151 km, Makedonya 221 km, Romanya 476 km.

Sahil şeridi: 199 km.

İklimi: Kuzeyde kıtasal iklim, orta kısımda kıtasal ve Akdeniz iklimi, güneyde kıyı boyunca Adriyatik iklimi görülür.

Arazi yapısı: Verimli ovalar, kireçtaşı havzaları, dağlar ve tepelikler.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Daravica 2,656 m.

Doğal kaynakları: Petrol, gaz, kömür, antimon, bakır, kurşun, çinko, nikel, altın, krom, hidro enerji, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %40.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %20.7.

Ormanlık arazi: %17.3.

Diğer: %22 (1993 verileri).

Doğal afetler: Yıkıcı depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,677,290 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.27 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 17.42 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.5 yıl.

Erkeklerde: 70.57 yıl.

Kadınlarda: 76.67 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.75 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Sırp.

Nüfusun etnik dağılımı: Sırp %62.6, Arnavutluk %16.5, Montenegrin %5, Macar %3.3, diğer %12.6 (1991).

Din: Ortodoks %65, Müslüman %19, Roma Katolikleri %4, Protestan %1, diğer %11.

Diller: Sırp %95, Arnavut %5.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.

erkekler: %97.2.

kadınlar: %88.9 (1991).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Yugoslavya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Yugoslavya.

Yerel tam adı: Savezna Republika Jugoslavija.

yerel kısa şekli: Jugoslavija.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Belgrad.

Bağımsızlık günü: 27 Nisan 1992.

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 29 Kasım.

Anayasa: 27 Nisan 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BIS (Uluslararası İmar Bankası), CE (Avrupa Konseyi), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 9, G-15, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Ulusl


Ülke by