Laz ne demek? | Laz anlamı nedir? | Laz

Laz anlamı nedir?

Laz ne demek?

Laz anlamı nedir?

Laz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: laz

Türkçe Sözlük

(hi.). Lazca konuşan Kafkas asıllı küçük bir kavim. Bütün Doğu Karadenizliler’e İstanbul’da «Laz» denilmesi yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Laz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Laz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Azim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah’ın kulu. (bkz.Aziz). Aziz Allah’ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32.Osmanlı padişahının adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).(z). alevli; hararetli, şevkli; (z) alev alev, hararetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («galiz» den itaf.). Daha ve pek kaba ve galiz = Aglaz-ı şütumla, aglaz-ı tâbirâtla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılancık denilen şeyin bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alevde kızartmak veya ütülemek. 2. Kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alevde kızarmak. 2. Kan hararetinden kızıllık peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be singed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amylase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük alev, ateş; parlaklık, aydınlık; alevlenme; atın alnındaki beyaz işaret, akıtma; yolun kolayca bulunması için ağaçların gövdelerine kazılan işaret; çoğ, (argo) cehennem; f. alevlendirmek; saçmak (ışık); ilân etmek; ağaçların gövdesine işaret

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hanedan arması; armacılık; fiyaka, gösteriş; f. renklerle süslemek, tezyin etmek; arma çizmek, işaret koymak, ilan etmek blazonry i. arma çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). iç göbek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talazlanmak vs. (bk.) Talaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Flikaların küpeştesine baştan kıça kadar boyuna konan tahta. (bk.) Talazlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönlü bir şeyle ilgili olmayan, gönlü rahat. Özgür.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آزار] gönül kıran, inciten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آزرده] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Büyük yer kırığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak; alevlendirmek, tutuşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. arma süsleri ile temsil etmek; süslemek tezyin etmek, tezyinatla göstermek; kutlamak, tesit etmek. emblazonment, emblazonry i. süsleme, tezyin etme; kutlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pencereye cam takmak; sırlamak, üstüne cam veya cam gibi bir tabaka geçirmek; cam gibi olmak; ince ve şeffaf bir tabakayla kaplamak; i. cam gibi sır, şeffaf sır perdah; cam gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. camcı; perdahçı, sırcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(d ). Hay huy ile ömrünü geçiren, işsiz ve serseri (adam). Hayırsız, tenbel: Bu çocuk pek haylaz oldu, haylaz alıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. lazy. do-nothing. good-for-nothing. naughty. abandoned. shiftless. rapscallion. scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. scallywag. idle. lazy. idler. loafer. scamp. scalawag. vagabond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruly. lazy. idle. idler. loafer. gadabout. good- for-nothing. ill- doer. laggard. mischievous. ne'er do well. no- good. no-work. profligate. rip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a nuisance. to make mischief. to get lazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işsizlik, tenbellik, hayırsızlık, serserilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublemaking. laziness. idleness. devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make mischief. to loaf. dally. to lie down on the job. lollygag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Y. biyoloji). Tekhücreli canlılarda protoplazmanın merkezine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kelâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). En fazla çocuklarda olan mikroplu, bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalık, difteri.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasagna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Karantina yeri, karantina beklenilen yer, Osıtı. ta’naffuz-hâne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cüzam veya veba gibi bulaşıcı hastalıkların tedavi edildiği hastane; karantina yeri; (den.) kıç taraftaki erzak ambarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Laz dilinde veya Lazlar’ın tarz ve usûlünde olan: Lazca şarkı, hora. Laz dilinde veya bunların tarz ve usûlünde: Lazca söylemek, Lazca hora tepmek. Lazlar’ın konuştukları dil: Lazca, Kafkas dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tembelce vakit geçirmek, tembelleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لازوال] yok olmaz, ölümsüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûk» tan if.) (mü. lâzıka). Yapışan, yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iüzûm»dan if.) mü. lâzime). Gerekli, lüzumu olan şey, lüzumlu, terki mümkün olmayan: Ziyaretine gitmek lâzımdır, sizin varlığınız lâzımdır. 2. Varlığına ihtiyaç duyulan, eksik olup da edinilmesi icabeden: Bana bir araba lâzım, bu kalemi veremem, bana lâzımdır. 3. (gramerde) Müteaddî olmıyan fiil: Gelmek, gitmek gibi. Lâzım-ı gayri mufârık = Terki mümkün olmayan, varlığı şart olan. Lâzım gelmek = 1. Gerekmek, icap etmek: Önce bizim kendisine gitmemiz lâzım gelir, lâzım gelirse bahçesinin de bir kısmını satacaktır. 2. Netice şeklinde ortaya çıkmak, neticelenmek: Aldığı emri yerine getirmezse ne lâzım gelir? Amirinin emrini dinlemeyen memurun azli lâzım gelir. Lâzım-ı melzûm = Biribirine bağlı olan iki şey, biri olunca diğerinin de olması şart olan: Hokka ile kalem lâzım-ı melzûm çeşidindendir. Neme, nene, nesine, nemize, nenize, nelerine lâzım = Neme gerek, nene gerek vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requisite. needed. required. wanted. needful. necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessary. required gerek. gerekli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessary. needed. required. needful. requisite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لازم] gerekli. 2.geçişsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerekli şey. Gerekçe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. levâzım). 1. Yapılması gerekli şey, vecîbe, vazife: Böyle yapmak lâzıme-i insâniyettir. 2. Yaşamak ve geçinmek için veya yolculuk vesaire için gerekli şeyler, Ar. tedârikât, ihtiyâcât, havâic (bu mânâ ile en fazla cem’i kullanılır): Levâzım-ı seferiyye, levazımını ikmal edip hazırlandı, bk. Levazım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لازمه] gerekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lazım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. commode. jerry. stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Lazlar’ın oturduğu ülke. 2. Osmanlı devrinde Rize sancağına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Laşka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gök mavisi renginde bir taş, lâcivert taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tembel, aylak, uyuşuk, gevşek, ağır. lazybones (i.) tembel adam. lazy eyes göz donukluğu hastalığı. lazy Susan döner tepsi. lazy tongs uzaktaki şeyleri toplamaya yarayan makas şeklinde maşa. lazily (z.) tembelce. laziness (i.) tembellik, uyuşuklu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürülmüş toprak. 2. Su baskınına uğrayan tarla.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Barınacak ve sığınacak yer metin müstahkem mevki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar). 1. Bir şeye veya şahsa ayrılmaz surette katılma. 2. Devam, bir işe sarılıp onunla uğraşma: İki yıldan beri bir eser yazmaya mülâzemet ediyor. 3. (eskiden) Bir göreve geçmek üzere bir daireye maaşsız devam ve hizmet etme, staj: Filân keleme mülâzemet ediyor; üç sene mülâzemetten sonra memuriyete geçti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan if.) (mü. mülâzıme). 1. Bir yere veya bir şahsa yapışıp ayrılmayan. 2. Bir sınıf veya heyete dahil olmak maksadiyle maaşsız devam ve hizmet eden, staj gören: Filân kalemde mülâzımdır. Şûrây-ı devlet mülâzımı = (eskiden) Üye namzedi. 3. (askerlik) MGIIzım veya müllzım-ı sini yahut ikinci mülâzım s Teğmen. Müllzım-ı evvel yahut birinci mülâzım = Üsteğmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Stajyerlik. 2. Teğmenlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.devam etmek. 2.staj yapmak. 3.bir işle ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملازم] teğmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملازم اول] üsteğmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملازم ثانی] teğmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Marazî gelişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Marazî gelişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.İyi, güzel, eksiksiz, tam. 2.Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. 3.Becerikli. 4.Eflatun rengi. 5.İşe yarar uygun. 6.Cesur kabadayı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oflaz (Erkek İsmi) Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi canlı ve çabuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Beyazımtırak bir cins feldispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Ortoza verilen başka bir ad. (bk.) Ortoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su kuşlarıyla güvercin gibi bazı kuşların pilici: Kaz, ördek, güvercin, hindi palazı. Kuşpalazı = Difteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duckling. gosling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kimi kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu. 2.Güzel, canlı, gürbüz, şişman. 3.Dağınık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşların yavrusu semirmek, semen peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Dilimleri birbirine göre eğik olan feldispat serisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İsp. plaza

iş merkezi

1. Birçok satış merkezinin bir arada bulunduğu yer. 2. Belli bir ürünün bütün çeşitleriyle sergilendiği ve satışının yapıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public square in a city or town. mercantile establishment consisting of a carefully landscaped complex of shops representing leading merchandisers; usually includes restaurants and a convenient parking area; a modern version of the traditional marketpla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a public square with room for pedestrians; 'they met at Elm Plaza'; 'Grosvenor Place'. mercantile establishment consisting of a carefully landscaped complex of shops representing leading merchandisers; usually includes restaurants and a convenient parking

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meydan, çarşı yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Kanın sıvı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood plasma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasma. plasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı hücrenin asıl kısmını meydana getiren albüminli madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kasırga, fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). I. Dalga. 2. İpek gibi beyaz ve yumuşak şeylerin karışıp kabarması, kabarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deniz vesaire) Dalgalanmak. 2. (koyunler) Sürü ile yürürken dalgalı bir şekil göstermek. 3. (ipek vesaire) Kabarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kayık ve mavnaların küpeştesine baştan kıça kadar eklenen tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. washtroke. wasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iazâ»dan). Alevlenme, alev çıkarma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse; öncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو العظم] büyük peygamber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çinicilikte sırlanmadan önce çizilmiş (desen) veya konulmuş (boya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perdah vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsız, küstah, edepsiz, pervasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Alev. 2.Bayrak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alev.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Alev. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alev gibi parlak yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Berk, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın kırmızı ışıklar açar hali. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zelzele), (bk.) Zelzele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلازل] depremler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by