Lead-in/lead-out ne demek? | Lead-in/lead-out anlamı nedir? | Lead-in/lead-out

Lead-in/lead-out anlamı nedir?

Lead-In/lead-out ne demek?

Lead-In/lead-out anlamı nedir?

Lead-In/lead-out | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lead lead

Teknolojik Terim

Her oturum bir başlangıç verisiyle (lead-in) başlar ve bitiş verisiyle (lead-out) sona erer. Lead-in, başlatılan oturumla ilgili bilgiler içerir. Lead-out, sürücüye artık başka veri olmadığını bildirir. Çoklu oturumlarda bir işaretler çok kez yazılır. Tüm lead-in ve lead-out verileri, sonlandırma (finalisation) işlemi sırasında birleştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). spor karşılaşmalarında tezahürat yapan grubun lideri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, huk. aleyhinde dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (huk.) üçüncü bir şahsın hukukunu tespit veya tayin maksadıyle mahkemede birbiri ile davalaşmak. interpleader (i.), (huk.) bir borçlunun kendisinden alacak iddia eden iki kişiden hakiki hak sahibi olanın tespiti için bunlar arasında açılmasını i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kurşun; (matb.) satırlar arasını açmak için kullanılan ince kurşun cetvel, anterlin; iskandil; kalem kurşunu, grafit; saçma; (f.) kurşunla doldurmak veya kaplamak; (matb.) satır aralarını anterlin ile açmak; çanak çömleği kurşun sır ile kapla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (led) yol göstermek, rehberlik etmek, götürmek, yedeğinde götürmek; elinden tutup götürmek; idare etmek, başkanlık etmek; başına geçip yol göstermek; başında olmak; tesir etmek, cezbetmek, çekmek; başlatmak; başlamak; gitmek, varmak; başta gelmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehberlik, kılavuzluk, önde bulunma; önde gelme, ileride bulunma; oyunda başlama hakkı; buzlu sularda gemi için açık yol; kaya çatlakları içinde toplanmış maden cevheri; tiyatroda baş rol veya bu rolü oynayan kimse; (elek.) bağlama teli; (müz.) gr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her oturum bir başlangıç verisiyle (lead-in) başlar ve bitiş verisiyle (lead-out) sona erer. Lead-in, başlatılan oturumla ilgili bilgiler içerir. Lead-out, sürücüye artık başka veri olmadığını bildirir. Çoklu oturumlarda bir işaretler çok kez yazılır. Tüm lead-in ve lead-out verileri, sonlandırma (finalisation) işlemi sırasında birleştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşundan, kurşun; kurşun renginde, kurşuni; ağır kurşun gibi; ağırlık veren; kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehber, kılavuz; önder, lider, baş, reis; bando veya koro şefi; orkestrada birinci keman, solo kemancı; en öne koşulmuş at; (İng.) gazetede başmakale; (çoğ.), (matb.) gözü belirli bir yere çekmek için konulan bir sıra nokta. leadership (i.) öncülü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), radyo anten iniş teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yol gösterme, rehberlik; ima; (s.) önde olan, yol gösteren, rehber olan. leading article (İng.) başmakale. leading lady piyeste başrolü oynayan kadın. leading man başrolü oynayan erkek. leading question belirli bir cevabı gerektiren soru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşun ile kaplama veya bölme; kurşun çerçeve (pencere için); (matb.) satır aralarının anterlini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişotu, (bot.) Plumbago europaea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (led) yanlış yola sevketmek, yanlış yoldan götürmek; yanlış fikir vermek, aldatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) içinde kurşun bulunmayan (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (pleaded veya pled) yalvarmak, rica etmek, istirham etmek; huk. dava açmak; suçlamak veya savunmak; iddia etmek; mazeret göstermek. plead guilty huk. suçu kabul etmek. plead not guilty huk. suçu reddetmek. pleadable s. davada cevap veya özür olar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idareci, tertipçi, ele başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurşunsuz; kurşunları çıkmış; matb. satır araları anterlinsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by