Leh ne demek? | Leh anlamı nedir? | Leh

Leh anlamı nedir?

Leh ne demek?

Leh anlamı nedir?

Leh | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: leh

Türkçe Sözlük

(hi.). Polonya ülkesi ve ahalisinden olan: Leh diyârı, Leh dili: Ülkeye Lehistan denir ki, «Polonya» karşılığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip) (I = harf-i cer, e = Birleşik zamir, müfret müzekker). 1. Onun için, ona. Mağfûruleh = Af ve gufran olunmuş. 2. Birinin menfaati ve iyiliği için olan hareket, aleyh zıddı: Kimsenin leh ve aleyhinde söz söylemez, onun lehinde şahadet edecek çok adamlar vardır ama aleyhinde kimse şahadet edemez. O, benim lehimde idi. Müennesi: lehâ, tesniyesi: lehümâ, cem’i: lehüm olup bazen bunlar da kullanılır: Mağfûru lehâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polish. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. pole. polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polish. a Pole. for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [له] yan, yana, yararına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah’ın kulu. Ehad, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyhane, birahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Beytlehem şehri; Londra'da meşhur bir akıl hastanesi. star of Bethlehem tükürükotu, bot. Ornithogalum stachyoides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). budala kimse, kalın kafalı kimse. chuckleheaded (s). kalın kafalı. chuckleheadedness (i). kalın kafalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fakirlerin giydikleri çul veya kaba dokunmuş kumaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dicle’nin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâhet» ten smüş.). Ahmak, akılsız, budala. Ebleh-pesendâne = Budalaların beğeneceği şekilde. Ebleh-firîb = Ancak ahmakları aldatabilir («eblehâne» ve «eblehî» tâbirleri kullanılacak şeyler değildir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbecile. stupid. foolish. moron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابله] bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Ahmakcasına, akılsızcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Avlayan, aptal aldatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Aptal aldatırcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابلهانه] bön bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Saflık, bönlük, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابلهی] bönlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saflık, bönlük, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eski tarzda başlık ki, üzerine sarık sarılırdı, Fars. serpûş, Ar. kalensüve. 2. Bilhassa dervişlerin başlığı ki, ekseriya ucu sivri olur: Mevlevî külahı, külâh giymek. Hırka külah = Derviş kıyafeti. 3. Keçeden başka konacak hafif şey: Arnavut külahı, gecelik külâh. 4. Bir şeyin üzerini örtmeye mahsus ve ucu sivri şey: Minare külâhı, nargile külâhı. 5. mec. Hile, dolandırma: Bana külâh etti. Külâh-tabya = Sivri bir çeşit tabya. Külâh kapmak = Bir karışıklıktan faydalanıp kendi menfaatine uydurmak. Keçe külâh = Rütbesi kaldırılmış (vaktiyle rütbe ile beraber, onun alâmeti olan kavuğu da alınıp en alttaki keçe külâhla bırakılırdı). Gec külâh = Başlığını eğri giyen. mec. Nazlı, cilveli, edâlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Külâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کله] külah, şapka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lehliler’in dilinde veya tarz ve usûlünde olan: Lehçe dil, Lehçe hora. Lehliler’in dilinde, Lehçe söylemek, yazmak. Lehliler’in dili: Lehçe, Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Konuşulan dil ve bilhassa bir dilin dallarından her biri, Fr. dialecte. Türkçe’nin Oğuz, Çağatay, Uygur lehçeleri. 2. Sözlük: Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmânî’si. 3. Beniz, çehre, sima: Lehçesi bozuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialect. vernacular. idiom. patois. polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialect. polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polonese. idiom. language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alev. Ebû-Leheb = («Alev babası» yani «cehennemlik»). Peygamberimizin amcası olduğu halde en fazla aleyhinde bulunup düşmanlık eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alev. 2. Ateşin sıcaklığı, hararet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehm» den). Madenleri yapıştırmaya yarayan kalay vs. (kalay ve kurşun karışımı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder. hard solder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder. soldered place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinsmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solderer. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinsmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solderer. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdenî şeyleri kalay vesaire ile yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder. hard-solder. sweat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solder. to cast the lead. to seal with lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdenî bir şey kalay vesaire ile yapıştırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be soldered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be soldered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdent bir şeyi kalay vesaire ile yapıştırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalay vesaire ile yapıştırılmış (madenî şey).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Acı çiğdem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fesîle-i lehlâhiyye = Acı çiğdem çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lehistan (Polonya) ahalisinden olan: Bir lehli geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Leh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyun, eğlence, faydasız ve lüzumsuz iş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لهو] oyun. 2.yararı olmayan işler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Oyunlar, eğlenceler. 2. Mânâsız şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef). (mü. mekfûlün lehâ). Kefalet olunan, kefili bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekirge. Pây-ı meleh = Çekirge ayağı (budu) ki, efsâneye göre, karınca tarafından Hazret-i Süleymân’a sunulmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موقوف له] vakfeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebeklerin yeraltını oyarak çıkardıkları toprak yığnı, köstebek tepesi; önemsiz şey. make a mountain out of a molehill habbeyi kubbe yapmak, pireyi deve yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine bir şey vasiyet olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ieheb»den if.) (mü. mütelehhibe). Alevlenmiş, alev çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehef» den if.) (mü. mütelehhife). Kederli, yanıp yakılarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı pâlâheng). Atla kullanılan ve ata çektirilen bir cins büyük kement.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalçene kimse, geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kişi ile işletilen; tek el ile çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temiz kalpli, sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i c. A.) (m. sâlih). Sâlihler, doğru insanlar, (bk.) SAlih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلحا] salih kişiler, iyi amelli kullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah işlemeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leheb.den). Al lenme, tutuşma, parlama, Ar. iltihâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «iehef» den). El. çıkan bir şeye üzülüp teessüf ederek a yıp sızlama: Evine ve eşyasına acımıyor yanan kitaplarına telehhüf ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلهف] yanıp yakılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. unvan sahibi, şampiyonluk ünvanına sahip kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şaşkınlık, şaşakalma, hayret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). «Bu da onundur» mânâsıyle bir şairin gazelleri ve kıtaları arasında «eyzan» gibi ve bazen onunla beraber yazılır: Velehu eyzan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimt, içten, candan; gayretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by