Lek ne demek? | Lek anlamı nedir? | Lek

Lek anlamı nedir?

Lek ne demek?

Lek anlamı nedir?

Lek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lek

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüz bin (100.000).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علقه] kan pıhtısı. 2.balçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Okuma kabiliyetinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alexie

tıp okuma yitimi

Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاکثر] çok defa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim. -Ay’a ait arzu, istek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hediye, armağan. 2.Selçukluların Dersim, Gere, Harput ve Halep emiri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). Hafıza, (bk.) Hafıza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memory. core memory. mind. recollection. retention. store. engram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memory. mind. storage. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storage. memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kol ile el arasında yani dirsekten aşağı olan oynak yeri. Ayak bileği = Ayaktaki oynak yer. Bilek damarı = Nabız. (Çeşme suyu) bilek gibi akmak — Bol akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist. ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güç, kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the strength of one's fists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileğe takılan bend, kelepçe. Ar. mukattara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyunlarda bilek incinmelerini önlemek için bileğe takılan meşin sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wristband. wriststrap. wristlet. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporter. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sinek çeşidi. Bu sineğin soktuğu hayvan delirmiş gibi koşar. (bk.) Böğe, böğelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crockery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pots and pans. earthenware. crock. utensils. kitchen utensils. pottery ware. brown ware. crockery. wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çarkıfelekgillerden, sarmaşık bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği (passiflora caerulca), 2. Yakılınca döne döne kıvılcım saçan havaî fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wheel of fortune. wheel of fortune. catherine-wheel. passionflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion flower fırıldakçiçeği. catherine wheel firework. fate. destiny talih. kader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune's wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fırıldakçiçeği): Çarkıfelekgillerden; çiçekleri tekerlek biçiminde, sarmaştığı için duvar kenarlarına ve kameriyelere ekilen bir çeşit süs bitkisidir. Hekimlikte yapraklarının üst kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Çarpıntıyı keser. Yüksek tansiyonu düşürür. Spazmları çözer. Uyku verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerle beraber ufak bir bitkinin verdiği pek lezzetli ve güzel kokulu maruf meyve ki, çeşitleri olur: Dağ çileği = Bunun yabanisi (lezzet ve kokuca hepsinden üstündür). Firenk çileği = İri taneli, mayhoşçası. Çilek fidanı, çilek kökü, çilek tarlası, çilek reçeli, çilek şurubu, çilek dondurması. Ağaç çileği = Şeklen çileğe ve duta benzer olup küçük bir ağaç üzerinde hasıl olan kırmızı ve güzel rayihalı bir meyve, ahududu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strawberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strawberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kocayemiş): Gülgillerden sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemişi pembe renkli olup, kokuludur. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hasta olmayı önler. İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır. Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Mide ve bağırsak tembelliğini giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Bağırsak kurtlarını döker. Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir. Ateşi düşürür. Dişdibi taşlarını eritir. Cilde tazelik ve güzellik verir. Damar sertliği, mafsal iltihabı, romatizma, ve nikriste de faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir. Alerji yapabilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strawberry jam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çile çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-suffering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چله کش] çile çeken, acı çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canlı ve oynak yavru: Deve civeleği, mecazen oynak kadın. 2. Yeniçerilerde hizmet ve mülâzemet eden delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frolicsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Süzülüp suyun dibine duran çamur, lüleci ve çömlekçi çamuru, süzülmüş balçık. 2. Yağsız sütten yapılmış, çok tuzlu bir cins ham peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı çölmek). Çökelden, yani süzülmüş çamurdan yapılmış toprak kap ve bilhassa ateşe konmaya mahsus olanı, toprak tencere. Çanak çömlek = Topraktan yapma çömlek. Çömlek hesabı = Cahil işi, cahilane İş. Çömlek kebabı = Çömlekte pişen bir nevi kapama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware pot. pot. crock. jug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramics. crock. crockery. earthenware. pot. earthenware pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earhtenware pot. clay. crock. crockery. earthenware. jar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topraktan çanak çömlek gibi şeyler yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çanak, çömlek, testi gibi şeyler yapma veya satma sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pottery industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), (bk.) Dahîl.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’e gerek kalmadan depolama imkanı sağlayan yerleşik bellek

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinelerinin artık yedek saklama çözümü sağlamak için dahili bir belleği vardır. Birçok Cyber-shot fotoğraf makinelerinde bellek boyutu en az 32MB’dir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Titreşimlerden kaynaklanan veri okuma sorunlarını telafi ederek sürekli ve hatasız müzik çalımını sağlayan bir tampon hafıza.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Deride görülen esmer lekelere “Karaciğer lekeleri”, beyaz lekelere de “Vitligo” adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Baharlıtere tohumu. (beyaz lekeler için)

Hazırlanışı :


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arzu, istek, rica: Sizden bir dileğim vardır. 2. İstek, Ar. matlûb, Fars. hâhiş: Dileğini yerine getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. will. wish. request. adjuration. petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. will. wish. request. adjuration. petition. requisition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wish. reguest. desire. entreaty. petition. request. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Dilenen şey, arzu, istek. 2.İsteme, arzu etme, dileme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir dileği bildirmek üzere resmî dairelere sunulan yazı. Osm. istida, arzuhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. application. letter of application. request. address. prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. bill. application. motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişleri dudaklardan dışarıya doğru fırlamış vaziyette olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bucktoothed. toothy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialecte

dil b. lehçe

Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Münakaşa yahut muhakeme sanatına has olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectique

eytişim

Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectologie

lehçe bilimi

Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavun ve karpuzun keleği, bostan bozumu ufak yemiş. 2. Tekerleğin merkezindeki ağırlık. 3. Umumiyetle yumru şey. Acı dölek = Ebu Cehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's underwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplex. dublex apartment. maisonette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit darbuka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. tabor. timbal. silly. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Labada, ıspanağa benzer bir sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Durulan yer. 2. Öğle vakitleri sürünün dinlendiği gölgelik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éclectique

fel. seçmeci

Seçmecilik yanlısı olan (filozof, görüş vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Seçmecilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éclectisme

fel. seçmecilik

Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Eleyecek Alet ki, ince tahtadan bir daire ile, yüzünü kaplayan az çok seyrek keten yahut ipekten veya kıldan bir tülden ibarettir. Elekten geçirmek = Elemek ve mec. İnceden inceye tetkik etmek, araştırmak ve seçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sieve. screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pan. screen. sieve. griddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sieve. fine sieve. sifter. garbler. bolter. screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elek yapan ve satan. 2. Çingene karısı, mec. Açık saçık ve namusu şüpheli kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elekten geçirmek, elemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: 6lectricite, aslı Yunanca) (fizik). İlk defa bazı cisimlerde her şeyi kendine çekme hususiyeti ile kendisini gösteren bir enerji çeşidi. Kimyevî olarak elde edildiği gibi, mekanik olarak da elde edilir. Elektrik motoru = Elektrik enerjisini mekanik güce çeviren motor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. electrical. electricity. juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. electricity. power. electric. electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electricity. electric. electrical. appraisal for fixing of utility rates. long-term bonds. public-utility company. customer's costs. juice. public utilities. utility stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric shock. electrocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamppost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

push button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

button. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric light switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50 - 60 Hz.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse ‘Volt’ta odur. ‘Amper’ de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre l ila 5 miliamper akımın vücutta hissedilme seviyesi; 10 miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50-60 HZ.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse “Volt” da odur. “Amper” de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre bir ila beş miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electricity meter reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric power meter. electric meter. demand meter. electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elektrik işleriyle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrician. electrical fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (yanlış yapılmış, kullanılmaması lâzım bir kelimedir). Elektrike mensup, müteallik ve elektrik hassasını hâiz. Fars. gehrubâİ. (tıp) Elektrik! tedavi = Elektrik vasıtasıyle tedavi usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fizik). Elektrikleşme, elektirikleştirme, elektrik husulü. Osm. gehrubâiyyet (uydurma bir Osmanlıca kelimedir). Kabil-i elektrikiyyet: = Elektrikleşebilen (cisim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elektrik cereyanı vermek. 2. Gergin ve heyecanlı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to electrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elektrik cereyanı almak. 2. Gergin ve heyecanlı bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be electrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elektriği olan, elektrikle işleyen. 2. Gergin vaziyet: Toplantıda hava elektrikli idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. live. electrical. electrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tam renkli, elektronik vizör, LCD’ye, daha alışıldık, geleneksel SLR fotoğraf makinesi stili alternatif olarak kullanılabilir. Sistemde tüm menüler gösterilmektedir. Gözünüzün yaklaştığını algılayan sensör içermektedir ve kullanıldığında görüntüyü otomatik olarak vizöre yönlendirebilir. Vizör ve LCD arasındaki bu otomatik “bu veya şu” çıkış seçimi, güç tüketimini azaltmakta ve pil ömrünü uzatmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) elektriğe ait, elektrikle işleyen, elektrikle husule gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Elektrot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrodynamcis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun tuzunun giderilmesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektroliz muamelesine elverilşi cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Birleşik bir cismi elektrik vasıtasıyle elemanlarına ayırma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİK (i. Y. fizik). Elektromanyetizması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic. electromagnetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİZMA (i. Y. fizik). Elektrik akımının kendi civarında manyetik bir alan meydana getirmesi vasfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical. electromechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektrik akımı verilince mıknatıslanan bobin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.) 1. Elektrik motoru. 2. İki nokta arasındaki potansiyel farkını azaltarak iletken devrenin üzerinde elektrik akımının meydana gelmesine yol açan kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Negatif elekElek trik atomu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electron microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. fizik). Elektroliz sırasında pozitif kutupta toplanan cisimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektron temeline dayanan, elektronlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic. electronics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic brain. computer. devil box. thinking machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic / synthetic music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. fizik). Elektroliz sırasında negatif kutupta toplanan cisimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir cismin elektriklendiğini ve bu elektriklenmenin derecesini göstermeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electro shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik) Cisimlerin sathındaki durgun elektrikle alâkalı hadiseleriinceleyen fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatic. electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir elektrolitin içindeki iki iletken çubuktan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. intellect

ruh b. anlık

Anlama gücü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. intellectualisme

fel. anlıkçılık

Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral. longhair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çalışkan, gayretli. 2.Yumuşak başlı, uysal. 3.Atik, çevik.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD çalarlar için bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı yüksek düzeyde direnç sağlayan bir sistemdir. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bahçe ve bostanın ayrıldığı bölüklerin her biri, tarla. 2. Beher dönümü dörde bölmek üzere tarlada derin sürülen sapan yolu: Çiftçi eğilmeyince evlek doğru gitmez. 3. Kırk arşın genişlik ve boydan ibaret olan dönümün çeyreği: Bir dönüm dört evlektir. 4. Su yolu, avlak, Ar. harîk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow. water channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eflâk). 1. Gök, sema, Fars. Asmân. 2. Eski inanışa göre her gezegene mahsus bir gök tabakası ki, dokuz tane olduğu kabul edilirdi. Ar. Eflak-i tis’a = Dokuz kat gök. 3. Talih, baht, kader: Feleğin hükmü, felekten çektiğim. Felek düşkünü = Bedbaht. Feleğin çenberinden geçmiş = Her şeyi görmüş, geçirmiş. Çark-ı felek = Yanarken dönen bir fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate. destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate. destiny. firmament. heavens. universe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament. heavens. the universe. fate. destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فلک] gökyüzü. 2.talih. 3.kader.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. felek = semâ, F. zeden = vurmak). Sanki feleğin zulmüne uğramış, bedbaht, musibet görmüş, kötü talihli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. felekiyye). 1. Felek ile alâkalı. 2. Astronomi ile uğraşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Astronomiyle alâkalı bilgiler: Felekiyyâtla uğraşmak; felekiyyâttan bahseden bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلکيات] astronomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Astronomiyle uğraşan bilginler, astronomlar: Felekiyyûndan bir zat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فلک زده] kader kurbanı, felek vurgunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük bir kelebek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Köşe bucak, aramak, kaçmak, telâşla oraya buraya koşarak: Fellek fellek dolaşıyor. Fellik fellik arıyor, (bk.) Fillenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.edat olan «f» ile şu demek olan «zelek» «zâlike» İsminden mürekkeptir). 1.Hulasa, netice, icmal, kısa şekilde ifade: Tarih fezlekesi.

2.Fezleke, her hangi bir kararın ya da sorunun kısa yazımı ya da anlatımına denir. 3.Fezleke hukukta bir mahkeme kararının, bir hukuki bir soruşturmanın özetine denir. İdari soruşturma açılan kişi ya da kurumlar hakkında, müfettişlerce ya da soruşturma kurullarınca düzenlenen raporlara da fezleke denir. 4.(hukuk) Eskiden müstantik kararnamesine denirdi. Sonraları zabıtanın tanzim ettiği tahkikat evrakına dendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فذلکه] soruşturma özeti. 2.özet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Veri saklamak için kullanılan bellek çipi. Flash Bellekli ürünler dolayısıyla küçük ve kompakt olabilir tasarlanabilmektedir. Flash bellek ürünlerinin bir diğer avantajı da sağladığı tutarlılıktır. Hareketli parça bulunmadığı için ani hareket nedeniyle oynatma esnasında asla atlama yapmaz. Bununla birlikte, Flash bellek ürünleri sabit disk ürünlerinden daha küçük saklama kapasitesine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına gereksinim duymadan veri depolayabilen ve silinip tekrar yazılabilen hafıza türüdür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photoelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÖBELEK) (i.). Yemeği yapılan bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölün dalgalanması, Ar. telâtüm, temevvüc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulak yerlerde görülen tatarcık gibi ufak sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı deri demek olan gön’den gönlek kl, deri üzerine ve çıplak tene giyilir). 1. Elbisenin altından giyilip vücudun yukarı kısmını örten ve ekseriya dizden yukarı kalıp bazen de ayağa kadar uzanan çeşitli yumuşak bezden çamaşır, Fars. pîrâhen: Bir don bir gömlek = Yalnız don ve gömlek giyip elbisesiz olan. İç gömlaği = Alttan giyileni. Kolalı gömlek, frenk gömleği = Yeleğin altından giyilip göğsüyle yaka ve kolları görünen ve kola ile ütülü bulunan, kravat da takılan gömlek. Acem gömleği = İşçilerin elbiselerini muhafaza için üstten giydikleri ve ekseriya lâcivert amerikandan yapılma iş gömleği. 2. Zar, örtü, kabuk, kılıf, tabaka: Ciğer, yürek, beyin gömleği. Ağaçtan bir gömlek almak. 3. Batın: İki gömlek ceddi falancadır. Gömlek eskitmek = Yaşamak, (denizcilik) Randa gömleği = Randa yelken örtüsü, kılıfı. Gömleğinden geçirmek = Evlât edinmek. Yılan gömleği — Yılanın değiştirdiği deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt. blouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt. woman's slip. doctor's white coat. book jacket. generation. gas mantle. level. covering. cast of paint. cylinder liner. sleeve. integument. shade. smock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek yapan veya satan adam. Gömlekçi kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirtmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt maker. seller of shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the making or selling of shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalar ile omurgalılar arasında yer alan ve bir kabuk içinde bulunan deniz hayvanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek imaline yarayan, bu işe mahsus veya lâyık olan: Gömleklik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirting. a shirt-length of material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Su gücü ile elde edilen elektrik. Hidroelektrik santrali— Su gücünü kullanarak elektrik üreten fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilebaz, hîleci, hîle yapan, mekkâr, dubârâcı: Pek hîlekâr adam, hîlekârla işe girişen elbette aldanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. knave. rogue. shark. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله کار] düzenbaz, hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. guile. trickery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha içeride, daha geride bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indented. sitting back from sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). İdrakin -duygu ve iradenin üstünde olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok işleyen, daima işleyen, Ar. me’mer: işlek yol, sokak. 2. Tecrübeli, idmanlı, alışık, kolay: İşlek yazı, işlek kalem. 3. İyi işler, tıkanmış veya bozuk olmayan: İşlek çubuk, saat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much used. busy. much frequent. flowing. cursive. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being much used. legibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fickle fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kel yaraları gibi pulları veya boş ve çıplak yerleri olan: Kelek deri, kelek mısır. 2. Kılsız, çıplak: Kelek tulum. 3. Tamamlanmış ve yumru yumru kalmış, piç: Kelek yemiş. 4. Kavun, karpuz, bostan (bu mânâ ile yalnız Anadolu’ da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde ve bilhassa Dicle’de işleyen bir çeşit sal ki, üfürülmüş tulumlar üzerinde durur. Musul’dan Bağdad’a kelek İle gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe melon. fickleness. unripe. partly bald. fickle. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe melon. hairless. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eğlence, öğretim veya kazanç maksadıyla toplanıp tasnif edilmiş, aynı cinsten eşya, para koleksiyonu, düğme koleksiyonu, pul koleksiyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collection

derlem

Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a collection (of objects. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector. gatherer. gleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iş birlikli, ortaklaşa. Kolaktif şirket, ortaklık = Bütün ortakların tam ve sınırsız olarak mesul olduğu şirket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company with unlimited liability. unlimited company. general partnership. unlimited company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectiviste

top. b. ortaklaşacı

Ortaklaşacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). İmalât vasatlarını mahalli, millî veya bütün dünya ile alâkalı derecelerde halkın menfaaline sunmayı gaye edinen ekonomik sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectivisme

top. b. ortaklaşacılık

Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. collecteur

fiz. toplaç

Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector toplaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, sıvı ya da katılardan kirleticileri ayırıp toplayan kirlilik denetleme aygıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir anda kavranamıyacak şekilde çeşitli kısımlardan yahut unsurlardan meydana gelmiş. 3. (psikoloji ve psikiyatri) insanların davranışlarına, ruh hallerine yön veren birbirine bağiı şuuraltı fikir ve hayallerinin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. hang-up karmaşa. complex karmaşık. mudil. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derince, yoğurt, bal vesaire koymaya mahsus tahtadan kap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لالکا] pabuç. 2.taç, ibik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yüzeyin üzerinde bir sıvı damlamasından veya bir boyayıcı madde dokunmasından olan benek, damla eseri, benek şeklinde veya bir parça yere mahsus pislik: Bu kumaşta bir leke vardır, ceketi leke içinde idi. 2. Tabiî olarak veya bir Arızadan dolayı hâsıl olan benek, nişan: Gözümde bir leke var, bir leke peydâ oldu, yüzündeki lekeler tabiîdir. 3. Eksiklik, ayıp, şâibe, şöhret ve itibara halel getirecek hâl ve hareket: O adamın hiç lekesi yoktur, yalnız tamahkârlığı bir lekedir. Leke etmek = Bir şey damlatıp kirletmek, lekeli etmek: Yeni ceketini leke etmiş. Leke getirmek = Eksiklik ve ayıp getirmek, lekeli kılmak: Düşüncesiz bir hareket bir kadının namusuna leke getirebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stain. spot. blemish. smirch. shame. attaint. blob. blot. blotch. blur. cloud. discoloration. discolouration. fleck. mackle. macula. maculation. mottle. slur. smear. soil. splodge. splotch. stigma. taint. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blot. discredit. dishonour. mark. reproach. shame. smear. smirch. soil. speckle. splash. spot. stain. taint. blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot. blemish. blot. stain. fleck. birthmark. stain or blot on one's character or reputation. blur. defect. dishonour. freckle. mackle. patch. reproach. smear. smirch. soil. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise lekelerini çıkarıp temizlemek işiyle geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekme, çifte. Lekedzen = Tekme atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لکد] tekme. 2.çifte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’ya benzetilerek yapılmış galat tâbir). Lekelenmiş, ayıplı, namus ve şöhretine halel gelmiş: Ömründe hiç lekedâr olmamış bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لکه دار] lekeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stain. to soil. to sully. to besmirch. to blacken the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stained or soiled. to be sullied / besmirched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stained. spotty. spotted. blotchy. clouded. dappled. mackled. maculated. smeary. smudgy. splashy. splotchy. stigmatic. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. spotty. stained. dishonoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. stained. whose name has been besmirched. with a bad reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba dikiş. Saat lekendesi = Zincirin sarıldığı silindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. immaculate. spotless. stainless. blameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spotless. with an unsullied reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lexicographe

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicographie

sözlük bilgisi

Sözlük bilimine ilişkin bilgiler.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologue

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologie

sözlük bilimi

Sözlük yazma ve hazırlama işiyle uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lecteur

okutman

Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça: leklek). Uzun gagalı, uzun ayaklı kuş. Bataklık yerlere konar ve kışın sıcak iklimlere göçer. Laklak (leylek) fırtınası = Martın sonlarında olan fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, melek = mülk’den mâzi fiili). Birinin mâlik olduğu şey, sahip olunan mal, birinin eli altında bulunan mal ve mülk, her ne var ise: Mâ-melekini bu yola sarfetti; bütün mâ-meleki elinden çıktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماملک] sahip olunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهلکه] tehlikeli yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. melâik, melâike). Tanrı nezdinde bulunan rûhânî varlıkların her biri, Fars. ferişte. mec. Pek güzel veya pek yumuşak huylu ve masum: O, melektir, melek gibi. Melek-haslet = Melek huylu. Melek-ıîmi — Melek çehreli. Melekü’l-Mevt = Ölüm meleği, Azrâil. Tınmaz melâike = Pek yumuşak huylu İnsan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angel. cherub. goody-goody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angel. cherub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Allah’ın nurdan yarattığı varlıklar. Allah’ın emirlerine tam itaat eden varlıklar. 2.Halim, selim güzel huylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملکات] yetiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Tecrübe ve tekrarlama, alışkanlık, üstatlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. natural faculty yeti. skill. proficiency. experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. mental power. aptitude. bent. knack. acquired skill. proficiency. expertise. craft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملکه] yeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (nîti. melekiyye). Meleklere ait ve lâyık olan: Ahlâk-ı melekiyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Melek).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Melek).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(angelica): Maydanozgiller familyasından; dere kenarlarında, çayırlarda ve ormanlardaki ağaçsız alanlarda yetişen, boyu 3 m kadar, hoş kokulu, otsu bir bitkidir. İstanbul, Marmara Bölgesi, Doğu Karadeniz ve Beyşehir dolaylarında yetişir. Boyu 1- 1,5 m kadardır. 2 veya çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi silindiriktir. Boyuna çizgiler vardır. İçi boştur. Mavimtırak yeşil veya kırmızı renktedir. Çiçekleri beyazdır. Kökü ve rizomlarında uçucu bir yağ ve tanen ihtiva eder. Yaz ve sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Sinirleri kuvvetlendirir. Spazmları giderir. Astım nöbetlerini giderir. Kuvvet ve iştah verir. Nekahat devresinin kısa sürmesini sağlar. Yapraklarından çıkan suya, bir parça pamuk bastırılıp, diş çürüğüne konursa, ağrıyı keser. Kandolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu, dövülüp başa sürülecek olursa, bitleri öldürür.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek kanatlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek yüzlü.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک سيما] melek yüzlü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek şimali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hükümdarlık, saltanat, padişahlık. 2. Melekler ve ruhlar Alemi, Osm. Alem-i gayb, Alem-i bâtın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملکوت] ruhlar alemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (mü. melekûtlyye). Melekler ve ruhler Alemine, Alem-i gayb’a ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. memâlik). 1. Bir devletin idaresinde bulunan yer, ülke: Bahreyn şeyhinin memleketi. 2. Bir idareye tâbî veya bir milletin yaşadığı, büyük toprak parçası, Ar. hıtta, diyâr: Anadolu, Irak, Horasan memleketi, memâllk-i Osmâniyye, memâlik-l mahrûsa-i şâhâne, memâlik-i Islâmiyye. 3. (Türkçe) Şehir, kasaba, belde: İstanbul gibi güzel memleket olmaz. 4. (Türkçe) Bir İnsanın doğup büyüdüğü yer ve diyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. domain. land. homeland. motherland. mother country. bourn. bourne. native shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeland. country. hometown. mother country. fatherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. land. one's native region. the whole nation. ancestral home. domain. dominion. government. homeland. realm. state. territory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مملکت] ülke. 2.şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yerin halkından, bir memleket ahelisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sülük» ten imef) (c. mesâlik). 1. Yol. 2. Gidiş, tarz, usul, tertip: Bu meslekte devam ederse sonu iyi olmaz. 3. Her adamın dünyada yaşamak ve geçinmek için tuttuğu iş, tâbî olduğu tarz, yol. 3. Herkesin kendince takip ettiği hareket, vicdan ve namus yolu: O adamda hiç meslek yoktur. Herkesin kendine mahsus bir mesleki vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation. line. occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. profession. trade. line of work. business. calling. craft. line. line of business. metier. occupation. racket. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسلک] yol, tarz. 2.sistem. 3.uğraşı, meslek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meslekle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi, vicdan ve namusça doğru ve belirli bir yolda olan (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleği olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colleague. counterpart. co-worker. yoke mate. confrere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colleague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional colleague. co-worker. associate. confrère. co worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maddenin bütün hususiyetini taşıyan en küçük kısmı. Moleküller atomların birleşmesinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir hat üzerinde, aynı zamanda birkaç konuşma yapılmasını sağlayan ve elektrikle çalışan bir cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten imef.) (mü. müstehleke). Sarf ve istihlâk olunan, yenip içilerek bitirilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. A.) (cem’I: müstemlekât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Koloni, sömürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) kolaylık gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستملکه] sömürge, koloni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Melek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkak, yüreksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craven. worm. yellow. cowardly. yellow-bellied. coward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. pusillanimous. chicken hearted. chinless. coward. currish. lily livered. poor-spirited. scary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. pusillanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

OFC (oksijensiz bakır), normal bakıra kıyasla daha iyi elektriksel özelliklere sahiptir. OFC elektrik kablosu, DVD oynatıcılara değişmez güç sağlar

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güçlü bilek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Candan dilenen dilek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Toprağın özlü, verimli yeri. 2.Zaman. 3.Doğa üstü güç, felek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). Haricî bir tesirle meydana gelen irade dışı sinir faaliyeti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflexe

biy. ve ruh b. tepke

1. biy. Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği. 2. ruh b. Dıştan gelen bir uyarım sonucunda doğan ve hareket, salgı vb. tepkilere yol açan samimiyetsiz sinir etkinliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee jerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. reflex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflex. reflex action. reflex act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Işık veya ısıyı yansıtmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflecteur

yansıtıcı

Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. reflector yansıtaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. bull's eye reflector. cat's eye reflector. rear reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Melekler kadar güzel, güzellikte lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. sélection

1. seçme, 2. biy. ayıklanma

1. Seçmek işi 2. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selector. dimmer. clutch pedal. dip switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Sersem» sözüyle beraber kullanılır: Sersem sepelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self employment-. professional service. professional occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Meleklerin başı, melek kadar güzel ve iyi.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Sıradan sabit disklerin aksine hareketli parça bulundurmayan, yüksek başarımfı, tak ve çıkar depolama alanı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. yuvarlanmak demek olan «tekürmek» ten). 1. Yerde yuvarlanarak yürüyen daire biçimli şey ki, çok defa mihverlerinden bağlı bir çift olur: Araba tekerleği. 2. Tekerleğe benzer şey: Peynir tekerleği; bir tekerlek balmumu. Dört köşeli tekerlek = mec. Yürümez iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. tire. tyre. roller. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire. disc. disk. rim. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşların kanat ve ruk tüyü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanat teleklerinin ve sert olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekinezi, uzadevim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (metapsişik). Dokunmadan uzaktaki eşyanın hareket etmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télékinésie

ruh b. uza devim

Fiziksel etkili medyumların gerçekleştirdiği öne sürülen olaylardan biri olan, nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call girl. hullo girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) türlü yazı, işaret, resim, ses vesairen1 li, telsiz, optik, elektromanyetik vasi: yayınlanması ve alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télécommunication

uz iletişim

Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunications. telecommunication uziletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunication. telecomms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Telefon hatları vasıtasıyle uzak mesafelerden kumanda edilerek yazan yazı makinesi. Bir teleks makinesinde yazılan yazıyı başka şehirdeki teleks makinesi veya makineleri ayrten yazar. PTT ve basında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telex. teletype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) Isı enerjisi ile elektrik enerjisi arasındaki münasebetleri inceleyen” fizik kolu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermoelectricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. triplex

üç katlı

Üç katı olan.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Soylu, asil. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kurnaz, açıkgöz, düzenci. 2.Efe. 3.Çok genç, delikanlı. 4.Zengin. 5.Saygın kimse. 6.Sakin, gururlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç bilek.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesine, PC’ye bağlı olduğu sürece otomatik olarak güç sağlayan USB bağlantısı özelliği.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş kanadının büyük tüyü: Kazın yeleğinden kalem yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hava alacak şekilde leolsuz ve çok defa önü açık üst giyeceği: İç yeleği, yelek cebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yıllık deve yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vest. waist. waistcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerkin. vest. waistcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vest. waistcoat. feather. jerkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Okun kuyruğuna tüy takmak: Oku yeleklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nârin, ince yapılı, (bk.) Yepermek.

Türkçe Sözlük by