Lem, Lem’an ne demek? | Lem, Lem’an anlamı nedir? | Lem, Lem’an

Lem, Lem’an anlamı nedir?

Lem, Lem’an ne demek?

Lem, Lem’an anlamı nedir?

Lem, Lem’an | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lem leman

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parlama, parıldama: Şimşeğin lem’Anı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1. Mısır’ ın ehramları. 2. Bâbil’in asma bahçeleri. 3. Zeus’un heykeli. 4. Rodos heykeli. 5. Efes’ te Artemis mâbedi. 6. Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi. 7. İskenderiye deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرالامر] sonunda, işin sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقبت الامر] sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Alâm). 1. Alâmet, nişan, işaret. 2. Bayrak, sancak. 3. Has isim. Coğrafya ve tarihe müteallik bir şey veya şahsa, meselâ bil memlekete, dağa, nehre, adama mahsus olan isim: iskender, Ömer, İstanbul, Meriç gibi. Kaamûs ülAlâm = Has isimlere mahsus ansiklopedi. 4. Minare tepesi, mahçe: Bu geceki fırtınadan minarenin alemi düşmüş. 5. Sarığın altın oluklu teli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c Alemîn, avâlim). 1. Kâinat, mahlûklar, bütün gök cisimleri, cihan: Cenab-ı Hak Alemi yaratmıştır; bütün Alemin yaradanı ve sahibidir. 2. Bir güneş ile ona tâbî olan yani onun etrafında dönen gezegenlerin teşkil ettikleri daire: Alem-i şems = Güneş sistemi, Rabb-ülAlemîn = Alemlerin, kâinatın Tanrısı (Allah). 3. Dünya, arz: Devr-i Alem, Alemin her tarafı dolaşıldı. 4. insanlar, halk: Alem bilir, Alem işitti. 5. Cemiyet, cemaat, ayrıca bir hal ve sûret gösteren topluluk ve keyfiyet: Bir eğlence Alemi yaptık, çocukluk Alemi, mektep Alemi başka bir haldir; Alem-i mânâ = Rüya hali; Alem-i Ab = içki meclisi, kendi Aleminde = Kendi halinde; Alem-i ervah = Ruhlar Alemi, Alem-i melekût = Melekler Alemi, Alem-i lâhut = Öteki dünya, Fahr-i Alem = Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe. world. kingdom. class of beings. state. condition. party. booze. booze-up. entertainment. spree. junket. razzle-dazzle. whoopee. bat. bender. binge. blast. blind. blow-out. burst-up. bust. buster. carousal. creation. jollification. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. kingdom. merrymaking. orgy. revelry. spree. flag. the crescent and the star on top of a minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The imperial standard of the Turkish Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world. universe. state. condition. field. people. the public. banner. kingdom. macrocosm. rave. rave up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Combination of individual and whole class approach which helps to integrate students with special needs into the classroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

World So Addis Alem is 'New World' and Madane Alem is 'Savior of the World '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crescent made out of bronze or copper which is placed on the domes and at the peak of the mosques and minarettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] dünya; evren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم] sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = Cihan, F. Arâsten = Donatmak). Alemi süsleyen, Alemin süsü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. efrûhten = Parlatmak). Alemi parlatan, bütün Aleme ışık saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. taften = parlamak). Cihanı parlatan: Aftâb-ı Alemtâb = Dünyayı aydınlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم آرا] dünyayı süsleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). imbik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Alem = Bayrak, F. dâşten = taşımak). Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayrakdar, sancakdar: Alemdar Mustafa Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer. leader önder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علمدار] sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2.İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrakdarlık, sancakdarlık: Alemdarlık vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) alemdârî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم افروز] dünyayı parlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İki Alem dünyâ ile Ahiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. giriften = Tutmak). 1. Cihanı tutan, dünyayı zabteden, fâtih, cihangir. 2. Bütün Aleme yayılan, dünyayı dolduran: Onun nam ve şöhreti Alemgîr oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمگير] dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Alemiyye). Cihana mensup ve müteallik veya ait olan (c. F.). Alemiyân = Dünya adamları, bütün arz ahalisi, insanlar: Valî-nîmet-i Alemiyân = Bütün halkın velinimeti (eskiden büyük hükümdarlara denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem), (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ismin has isim olması, alem olmak hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم شمول] dünyayı kaplayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمتاب] dünyayı aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Allem etmek, kallem etmek» deyiminde geçer. Allem etmek, kallem etmek her çareye baş vurmak demektir. Allem etti, kallem etti, sonunda beni kandırdı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. emblème

belirtke

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem. emblem belirtke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing. setting on fire. arson. gunning. ignition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak: Ocağı ateşlemek. Cephaneliği ateşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. to fire. to set fire. to set on fire. to ignite. to provoke. to inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set fire to. to ignite. to kindle. to commit arson. to fire. pull on the trigger. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : Büyükçe bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç adaçayı ilave edilip kaynatılır. Ilıdıktan sonra bu su ile ayak banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zalim» den itaf.). Daha veya pek zalim ve haksız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعلم] en iyi bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekleme, koruma, muhafaza. Ar. sıyânet. 2. Gözleme, Ar. İntizâr, tarassut. 3. Nöbet ve gözleme yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting. wait. waiting. expectance. expectancy. anticipation. contemplation. expectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipation. expectation. wait. waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standby. waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room. waiting hall. entry hall. lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of waiting. waiting period. waiting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, hiç görüşme yapılmadan, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı «bek» olan «pek» yani kuvvetli ve sağlam kelimesinden). 1. Beklemek, korumak, muhafaza ve sıyânet etmek, yanında durup nezaret eylemek: Çayırı, ormanı beklemek. Dağları korku bekler. 2. İntizar etmek, muntazır ve mutarassıt olmak: Birini bekliyorum. Misafir beklemek. 3. Ummak, ümid etmek: Ben, sizden bunu beklemezdim!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark time. wait. wait for. hope. expect. look forward to. watch. abide. anticipate. await. bargain for. bide. hang about. hang around. hold on. look for. have smth. in prospect. stand by. stay. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipate. await. expect. guard. think. wait. watch. to wait. to await. to hang on. to hold on. to stick around. to expect. to anticipate. to guard. to watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wait. to wait for. to expect. to expect from. to guard. to watch over. to attend. anticipate. await. bide. to keep guard. hang in. hope. look for. look forward to. stay. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinden yol geçen tepe

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çocuğu kundaklamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koni biçiminde olan bir çeşit fosil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. authenticate. be a record of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. document. to document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Gözlerini açıp şaşkın şaşkın bakmak, şaşa kalmak. Uykudan sıçrayarak kalkıp etrafa şaşkın şaşkın bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. definition. specification. assignation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. define. specify. state. identify. assign. limit. adjust. appoint. assess. condition. decide. detect. dictate. establish. peg. set. set down. settle. single out. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. determine. fix. pinpoint. predicate. set. to determine. to designate. to set. to fix. to assign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. to determine. to designate. to fix. condition. modify. state precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın belini örtmek üzere eğerin altına konulan fanila, çul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenme, zaptetme, ezberleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öğrenmek, zihne koymak, ezberlemek, zapt ve hıfz etmek: Dersi bellediniz mi? 2. Zannetmek, bir zanda bulunmak: Ben öyle bellemiştim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (MAruf bahçıvan Aletinin ismi olan «beliden). Bel ile işlemek, kazmak: Bağı bellemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit to memory. to learn by heart. to suppose. to observe sth well so as impress it on one's mind. to turn over with a spade or fork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzelterek bir hizaya getirmek veya müsavi etmek, eşit kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Vurup çürütmek, bere hasıl olacak surette vurmak: Yüzünü berelemişler. 2. (Meyve vesaireyi) vurmak, zedelemek, çürütmek: Erikleri sepetin içinde çok sallayıp berelemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. contuse. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beslemek işi. (bk.) Beslemek. 2. Boğazı tokluğuna tutulan ve evlâtlık gibi alınan hizmetçi kız. 3. Altı doldurulmuş şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş saz veya ses için bestelenmiş çoksesli musiki eseri. Fr. quintette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş kat etme, tahmis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead-in. supply. feeding. sustenance. sustentation. handmaid. servant girl. nurse. alimentation. nourishment. nurture. nutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid. sustenance. feeding. nourishing. nutrition. feed. servant girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. feeding. nourishing. girl servant brought up in the household. nourishment. nurse child. nutrition. servant. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yiyip içeceğini tedarik etmek: Çoluk çocuğunu beslemek için çalışıyor. 2. Semirtmek, tavlandırmak, şişmanlatmak: Kazları kesmeden evvel beslemeli. 3. Yetiştirmek, idare etmek: Çiftliğinde hayvan besliyor. 4. Kalınlaştırmak, kabartmak, altını doldurmak: Altını pamukla beslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Beste yapmak, Fr. composer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. to compose. to set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compose. make up. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. representation. description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depict. describe. paint. picture. portray. represent. to describe. to depict. to represent. to portray tasvir etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to depict. portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dünya meclisi, sohbet toplantısı. Bezm-i Alem Sultan. Sultan Abdülmecid’in annesi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهذا الامر] buna göre, bu durumda, böylelikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileği taşına sürüp keskin etme, Ar. teşhîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpening. grinding. honing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kesici Aletleri bileği taşına veya çarka tutup keskin etmek, keskinleştirmek: Bıçak, kılıç bilemek. Dişbilemek = Yemeye hazırlanmak, mec. Çok düşman olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grind. sharpen. whet. to sharpen. to whet. to grind. to hone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen. to whet. to grind. edge. hone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yapmîik, birleştirmek, tevhit etmek. 2. Birdir diye iddia etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bozmak, güzelliğine halel getirmek, lekelemek; i. leke, kusur, hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Biberlemek). Biber saçmak, mec. Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ekin, zahire vesaire). Böcek peyda etmek, böceklerle kaplanarak bozulmak, bitlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BUKALEMUN) (i. A.). 1. Derisi çeşitli renkler gösteren bir cins hayvan, keler, kaya keleri. 2. Cânfes gibi çözüldükçe başka bir renk gösteren kumaş. 3. mec. Sebatsız, fikir ve mizaç değiştiren adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chameleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chameleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budgeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). İkmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. integration. make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination. completion. integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksik ve noksanını yerine getirip tamamlamak, tekmil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to complete. to make complete. integrate. to raise to full number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrancement. fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birini büyü ile tesir altına almak. 2. Büyük bir manevî tesirle bir kimseyi kendine çekip bağlamak, sihirlemek, teshir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast a spell on. enchant. captivate. charm. bewitch. glamorize. glamor. glamour. allure. bedazzle. beguile. catch up. conjure. daze. dazzle. enamor. enamour. enthral. enthrall. entrance. fascinate. hypnotize. inthral. spell. spellbind. voodoo. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. bewitch. captivate. charm. enchant. entrance. fascinate. magnetize. mesmerize. to bewitch. to enchant. to charm. to fascinate. to captivate. to entrance. to beguile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fascinate. to charm. to enchant. to bewitch. allure. captivate. carry away. catch. daze. enamour. entrance. hypnotize. infatuate. mesmerise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Büzülüp oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing hastily and without deliberation. scribbling sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Cross Trade)

İşlemin alıcı ve satıcı tarafının aynı üye olması durumunu ifade eder. Bu şekilde işlem oluşturmaya yönelik emirler (Cross Orders), belirli kurallar dahilinde işlleme tabi olurlar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hiç düşünüp taşınmadan, rastgele. (bk.) Ceffe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جف القلم] çalakalem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Cezbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik vasıtasıyle ağaç yetiştirme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çelme takmak. 2. Başarıya ulaşmasına engel olmak: Parlak bir istikbali vardı, ama zavallıyı çelmelediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strap. to encircle. circumscribe. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çenber geçirmek, daire ve halka ile kuşatıp takviye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çengeli takmak, çengele asmak. 2. Çengel cezasıyle idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinlemek, sinilemek, ağlar gibi ses çıkarmak (köpekler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch. to nick. jag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversification. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeşidini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçine almak, kuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surround. encircle. enclose. inclose. circle. ring in. ring. begird. cincture. environ. girdle. orb. swathe. twine about. twine around. wreathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encircle. encompass. swathe. to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe. gird. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cihazlamak, evlenecek kızın çeyizini düzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni doğan çocukların kollarını, bacaklarını karşılıklı çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arka ayaklarıyla tepmek (at, katır vs.). 2. sert havalarda geminin ikinci demirini de atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ciltlemek, kap geçirmek, teclit etmek: O ciltçi, kitapları pek fena ciltledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bind. stitch. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. pinch off. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çınlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiriş sürmek, çirişle yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinleşmek. Çirkin saymak, kötülemek. Osm. zem ve takbîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub together while washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terebinth berry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(celtis): Karaağaçgiller familyasından; 70 kadar türü olan bir çeşit sakız ağacının meyvesidir. Çitlembik ağacının meyveleri mercimekten az büyük ve buruk fıstık tadındadır. Hekimlikte meyvesi, yaprakları, tohumları ve sakızı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ayak terlemelerini keser. Yaraları tedavi eder. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını dindirir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çivilemek işi. 2. Ayaküstü ve dimdik bir durumda denize atlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. a dive with the feet foremost. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çivi ile mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaban asması, akasma, meryemana asması. filbahar, filbahri, (bot). Clematis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhamet şefkat; müsamaha, hoşgörü; yumuşak başlılık; mülayimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merhametli, şefkatli; yumuşak başlı; yumuşak ve latif (hava).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) Birkaç düzlemin kesişmesiyle meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tamamlayıcı herhangi bir şey, tümleç; tüm, bütün; (geom). bir dar açıyı dik açı haline getirmek için gerekli olan açı derecesi; (gram). tümleç; (müz). oktavı tamamlayan enterval; (f). tamamlamak; birbirini tamamlar olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tamamlayan, tamamlayıcı, tümleyici. complementary angle tümler açı. complementary colors (bak). color.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bcıynuz otu, dana kıran, ak, kara çöpleme: Bu bitkinin cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christmas rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(boynuzotu): Düğünçiçeğigillerden bir çeşit bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Akçöpleme denilen çeşidi; uzun yapraklı, geniş ve güzel çiçekli zehirli bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. İçeriğinde A ve B vitaminleri vardır. Hekimlikte, kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ağrıları dindirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Ev ilaçlarında kullanılırken, tavsiye edilen dozu aşmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tahlil etme, halletme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahlil etmek, halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. analyze. solve. resolve. sort out. clear up. construe. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. clinch. to analyse. to analyze analiz etmek. tahlil etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to analyze. analyse. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Def etmek (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaluation. appraisement. discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat with a stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Hayvanları «deh» diyerek yürütmek. 2. Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demetlere bölmek, demet demet bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in bunches. sheaf. stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casting anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Demirini takmak: Kapıyı demirlemek. 2. (gemicilik) Demir atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. moor. put over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. to cast anchor. to anchor. to bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt and bar (a door. to anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar suyun içine attıktan sonra kıvamını bulması için bekletmek (çay ve pilâv yaparken).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. brew. infuse. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. infuse. to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection. auditing. checking. supervision. check. inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reappraisal. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. supervision. inspection. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Murakabe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. audit. inspect. examine. supervise. superintend. oversee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. guard. inspect. monitor. police. superintend. supervise. to control. to check. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audit. control. to check. to control. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing. compensation. stabilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Kuvvet katarak veya eksilterek denge haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equalize. equilibrate. level. stabilize. cancel out. counterpoise. juggle. offset. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. cancel. equate. offset. scale. to balance. to poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to balance. to stabilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) İki cebir niceliği arasında, kurulmuş olan eşitlik durumunun ifadesi. Ar. muadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equation. equation muadele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing. proportioning. stabilizing. equalizing. equilibrating. compensating. set-off. wrapping. baling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denk getirmek, birbirine denk yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous equations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («den» den. Galatı: dehlemek). 1. itina ve dikkat etmek. 2. Saymak, itibar etmek (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-depth. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. deeply. thoroughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Folklor malzemesini yazıya, banda geçirmek: Adana’dan derlenmiş bir türkü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic. collection. composition. compilation. collected work. collected works. digest. potpourri. garland. gleanings. miscellany. olio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compilation. miscellany. collecting. collected. selected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compilation. anthology. choosing and gathering. collected. selected. composition. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Dermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. compile. gather together. glean. patch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şurasını burasını deşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporting. bracing. boost. corroboration. logrolling. pump priming. strutting. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. supporting. backing. truss. propping. shoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek vurarak sağlamlaştırmak. 2. Bir kimseye, bir işte yardımcı olmak, kolaylık sağlamak, desteklemek, arka çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. to support. to prop up. to bolster. to bolster up. to boost. to back. reinforce. to skid. to truss. to sustain. to second. to assist. back up. build up. buttress. to lend countdown to sb. countenance. espouse. prop. pull for. root for. sell short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in sheaves. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ditmek, didik didik etmek (bk.) Ditmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull to shreds. to mishandle. to turn upside down. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dikiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikey, Osm. amudî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül ilacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstemek, arzu etmek. 2. Aramak, istemek, talep etmek: Dile ne dilersen!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wish. desire. beg. will. beseech. call down. plead. solicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. beg. bid. entreat. implore. invoke. like. plead. request. require. wish. to wish. to desire. to ask. to beg. to request. to plead. to implore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wish (for. to desire. to want. to long for. to ask for. to request. to beg. crave. implore. postulate. wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

man. ikilem

İki önermesi bulunan ve her iki önermenin vargısı olan tasım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An argument which presents an antagonist with two or more alternatives, but is equally conclusive against him, whichever alternative he chooses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state of things in which evils or obstacles present themselves on every side, and it is difficult to determine what course to pursue; a vexatious alternative or predicament; a difficult choice or position. state of uncertainty or perplexity especially a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of uncertainty or perplexity especially as requiring a choice between equally unfavorable options.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In popular use a dilemma can be almost any sort of difficult choice, but in logic a dilemma is a choice in which there are only two options, attractive or not One can refute a dilemma, that is, show that is not a real dilemma, by finding a third possibili

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Catch-22 , dilemma , fix , jam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşkül durum, çıkmaz; (man). ikilem, dilem. the horns of a dilemma her biri imkânsız olan iki şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dilimlere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice. cut into slices. separate into segments. shred. chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carve. cut. slice. to slice. to cut into slices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slice. to cut into slices. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinlemek işi. (bk.) Dinlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auscultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listen. listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. işitmek üzere kulak vermek. Osm. istimâ etmek: Çalgı, şarkı dinlemek, kapıdan dinledi. 2. Kulak as mak, kabul etmek. Osm. isga eylemek: Söb, nasihat dinlemek: Vaktiyle söyledimse de dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend one's ear. lend an ear. listen. listen to. hear. obey. attend. follow. hark. harken. hearken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. heed. listen. monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to listen to. to hear. to pay attention to. to obey. to conform to. to auscultate. to be heard and obeyed. to be listened to. buy. to give ear to. listen. monitor. regard. take heed. unwind. to recover one's wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mimarlık). Diş diş bezek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Diş geçirmek, ısırmak: Köpek baldırını dişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bite. to nibble. to dent. to notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bite. to nibble. to gnaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dizi halinde sıralamak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Döllemek işi, Ar. ilkah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination. impregnation. improlificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Döl sahibi kılmak, (biyoloji) Erkek cinsiyet hücresi, dişi cinsiyet hücresiyle kaynaşarak tek bir hücre meydana getirmek. Osm. ilkah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilize. inseminate. impregnate. fecundate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate. to make pregnant. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. stylograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the four arithmetical operations. four arithmetical / basic operations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İki dünya, dünyâ ve Ahıret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cinsî temasta bulunmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğmeyi iliğe geçirerek (elbise veya çamaşırı) kavuşturmak: Gömleği, ceketi düğmeledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to button up. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğüm yaparak bağlamak: Şu iki ipi birlikte düğümlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tie. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knot. to tie a knot. to fasten with a knot. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudge. prod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üst üste birkaç defa dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jostle. nudge. to prod continually. to nudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prod slightly and continually. joggle. spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imagine. fancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dream. to imagine. to picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to imagine. to fancy. to fantasize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setting. organizing. reorganization. regulation. collocation. distribution. execution. hatcher. layout. make-up. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. composition. control. disposal. disposition. ordering. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. organization. preparation. formulation. accomodation. design. devising. rectification. timing. equipment. relaying. systemizing. improvement. planning. commutation. coordination. adjusting. adjustment. grouping. governing. confection. colloca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzenli hale getirmek, düzen vermek, tanzim etmek, tertip etmek: Sazınızı düzenleyiniz!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. collocate. compose. construct. coordinate. dispose. do. do out. draw. draw up. engineer. execute. forge. form. frame. get up. give. grade. lay out. methodize. mount. order. organize. promote. put up. regularize. regulate. scheme. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. array. assemble. codify. collate. condition. control. coordinate. dispose. do. fix. install. organize. plan. programme. regulate. scheme. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. order. organize. edit. to put in order. to arrange. to prepare. to formulate. to design. to plan. to accomodate. to adjust. to devise. to rectify. to improve. to set-up. to string. to systemize. to equip. to gear. to range. to time. to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Üzerine, bir doğrunun her noktasının dokunması gerek yüzey. Osm. müstevî. Açıortay düzlemi = iki düzlemli bir açıyı iki komşu ve eşit açıya bölen düzlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platform. plane. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mekânın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da resimde mekân ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. Heykelde ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekânın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekânı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. Derinlik yanılsamasını amaçlayan kompozisyonlarda ön plan, orta plan, arka plan anlatımları, bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Yer küresini düz bir satıh üzerinde gösteren harita. Osm. küre-i musattaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leveling. levelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düz hale getirmek. Osm. tesviye etmek: Zemini düzlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smooth. to smooth. to level. to flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smooth. to flatten. to level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlemci, üstün dinamik aydınlık aralığı ve daha ince kuantizasyon sunarak görüntü ayrıntılarının iyileştirilmesini sağlar. Sony Super HAD CCD™ ile birlikte bu teknoloji, müthiş pürüzsüz, gerçekçi kontrast ve daha iyi renkler sunar. Geleneksel 10-bit sistemlerde analog görüntü dijitale çevrilirken sinyalin az bir kısmı kesintiye uğrar, ayrıntılarda ve kontrastta kayıp yaşanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kara yağız, esmer adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğe ile işlemek, eğe ile yontmak veya cilâ vermek: Madeni cilâlandırmak için eğelerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file with a file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durdurmak, alıkoymak, geciktirmek, vakit geçirtmek (artık kullanılmayıp, bunun yerine eğlendirmek kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). istiare (edebiyat).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). İnsan ve hayvanlarda kemiklerin uç uca yahut kenar kenara birleştiği yer, mafsal; oynar eklem veya oynak: Birleştiği kemiklerin oynamasına meydan veren eklem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. articulation. arthrosis. knuckle. link. linkage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulation. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulation. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Vücutları birbirine ekli halkalardan meydana gelen hayvanları içine alan bir hayvan sınıfı. Böcekler, örümcekler, kabuklular ve çokayaklılar bu sınıfa girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eklemek işi, parça ilâvesiyle uzatma: Onun eklemesi hiç belli olmaz. 2. Eklemekle yapılmış, ek vurulmuş: Ekleme döşeme, ekleme elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addition. insertion. splice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adding. insertion. supplementation. attachment. joining. annexation. seaming. linking. patching. lapping. splicing. enclosure. addition. repiecing. joining piece. joint. make-up. incorporation piece. affix. linkage. easement. hook-up. postscript. affixing

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parça ilâve etmek, parça ilâvesiyle uzatmak, ek vurmak: Esvabın eteğini, döşeme tahtalarını, bahçe duvarını ekledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffix. add. join. attach. adjoin. join together. put to. write in. insert. affix. annex. append. interlard. interpolate. joint. link. link up. piece. put in. put on. run in. slap on. splice. subjoin. superimpose. supplement. tack. throw in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

add. affix. annex. append. compound. embody. interject. interpose. joint. lend. splice. superimpose. tag. to add. to attach. to join. to append. to annex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attach to. to append to. to annex. to add to. to join. to insert. to supplement. to affix. to repiece. to hook-up. to knit. accompany. accrete. add. append. enclose. extend. joint. piece on. subjoin. throw in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eklemesi olan, ek vurulmuş, ilâveli: Eklemeli tavan. 2. (gramer) Osm. iltisaklı, eklemeli diller: Türk çe gibi, köklere ekler getirilerek kelime yapılan diller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eklemle birleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eklemle birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demir çivi kakmak, ekserle mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Noksan bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşitmek, ekşi katmak, ekşi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÖKSÜLEMEK (f.) Bir tarafı yanmış odun koyarak (ateşi) tutuşturmak, parlatmak, mec. Kızdırmak, azıtmak: Fesadı eksülemek. (bk.) Oksülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elekten geçirmek, elemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elektrik cereyanı vermek. 2. Gergin ve heyecanlı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Alâm). 1. Ağrı, acı, sancı. Ar. vecâ. 2. Keder, dert, gam: Elem çekmek: Keder etmek, gam yemek, (tıp) Osmanlıca’da organ isimlerine izafetle ağrılı birtakım hastalıkların ilimlerini teşkil eder: Elem-i üzn, elem-i mide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anguish. cross. sorrow. grief. distress. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorrow. pain. affliction. care. burden. distress. mental anguish. suffering. woe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الم] acı, üzüntü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. elem = keder, F. zeden = vurmak). Dert ve kedere düşmüş, acı görmüş. Ar. mükedder, Fars. gam-dîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. elem-zede). Elemliler, dertliler, kederliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Unsur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élément

öge

Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. component. factor. personnel. rmployee. staff member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. staff member. employee. worker. component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. element. staff member. part. primary matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elemek işi, eleyiş. 2. Elekten geçirilmiş, elenmiş: Eleme un. 3. Seçilmiş, intihap olunmuş: Eleme kömür (elleme de deniyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elimination. sifting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elimination. sifting. screening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of figs of superior quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sifting. screening. garbling. bolting. elimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elimination examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elekten geçirmek, elekle çalkamak, eleklemek: Unu elerler de sonra hamur yaparlar, mec. 2. İnceden inceye arayıp tarayarak araştırmak ve teftiş etmek. 3. Seçmek, ayıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ipliği) İlmikten geçirerek sarmak: İplik elemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sift. sieve. eliminate. screen. annihilate. bolt. riddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminate. pan. riddle. screen. sieve. sift. to sift. to sieve. to riddle. to eliminate. to select.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sift. to sift. to sieve. to eliminate. to select. to screen. to winnow. to bolt. to discard. to garble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the simplest or essential parts or principles of which anything consists, or upon which the constitution or fundamental powers of anything are based.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the ultimate, undecomposable constituents of any kind of matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically: A substance which cannot be decomposed into different kinds of matter by any means at present employed; as, the elements of water are oxygen and hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To compound of elements or first principles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To constitute; to make up with elements. the most favorable environment for a plant or animal; 'water is the element of fishes' a straight line that generates a cylinder or cone the situation in which you are happiest and most effective; 'in your element'

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an abstract part of something; 'jealousy was a component of his character'; 'two constituents of a musical composition are melody and harmony'; 'the grammatical elements of a sentence'; 'a key factor in her success'; 'humor: an effective ingredient of a s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic unit of an HTML document HTML documents use start and stop tags to define structural elements in the document These elements are arranged hierarchically, to define the overall document structure The name of the element is given by the tag, and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The elements define the hierarchical structure of a document The majority of elements have opening and closing pointers Within these pointers, pieces of text or even the whole document being written can be found There are empty elements which contains onl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a document structuring unit declared in the DTD The element's content model is defined in the DTD, and additional semantics may be defined in the prose description of the element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Elements define the hierarchical structure of a document Most elements have start and end tags and contain some part of the document content Empty elements have only a start tag and have no content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Each document contains one or more elements, the boundaries of which are either delimited by start-tags and end-tags, or, for empty elements by an empty-element tag Each element has a type, identified by name, and may have a set of attributes Each attribu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A material consisting of atoms, all with the same atomic number Approximately 90 different elements are known to exist in nature and several others have been created in nuclear reactions For more information about the elements, see the Periodic Table of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The elements define the hierarchical structure of a document The majority of elements have opening and closing pointers Among these pointers, pieces of text or even the whole document being written can be found There are empty elements which contains only

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic substance consisting of a 'family' of naturally occurring isotopes For example, hydrogen, lead, and oxygen are elements All atoms of an element contain a definite number of protons and thus have the same atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a piece of data within a document that may contain either text or other subelements such as a paragraph, a chapter, and so on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance entirely composed of atoms of the same atomic number that cannot be further broken down into a chemical reaction Currently there are 112 known elements, of which 92 occur naturally and 20 are artificial Each element has a specific number of prot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of over a hundred fundamental materials containing only one kind of atom Some common elements are oxygen, gold, hydrogen, and silicon All other materials are made of compounds or mixtures of elements Water, for example, is made of two hydrogen atoms a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element one of the basic chemical ' building blocks' for example oxygen or hydrogen Each element has characteristics which identify it as such For more information on elements and their properties visit the Sheffield University Chemistry department pag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of structure in an HTML document; many elements have start and stop tags; some have just a single tag; some elements can contain other elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element, often referred to as tag, is what HTML is constructed with It has a name, perhaps one or more attributes and can be a container or empty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a substance which cannot be broken down into simpler components by chemical means There are 92 naturally occurring elements in the universe, familiar examples of which include copper, iron, carbon, lead, uranium etc Elements may be gases, so

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a unit of a document marked up in XML, SGML, or HTML Elements can be considered as boxes, each of which contains text and/or other boxes Elements can be identified by the tags that encapsulate them Tags surrounding an element will be labelle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic building block of an HTML document When an element consists of a start tag, an end tag, and text or some other content it can also be referred to as a 'container' An 'empty element', such as that commanding a line break, has only one tag and no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fundamental substance which can occur in nature, composed of atoms having identical numbers of protons The lightest element is hydrogen, with a single proton in its nucleus which characterizes all isotopes of hydrogen Deuterium and tritium are isotopes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule composed of one type of atom Chemists have recognized or created 112 different types of elements See the following WWW link for the chemical description of these different elements Two or more different elements form a compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element , item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğe, eleman, unsur; cevher; cüz; esas; basit cisim; (hava, ateş, toprak, su gibi) dört ana unsurdan her biri; kim. element, öğe. the elements hava, açık hava; kötü hava şartları; temel esaslar. be in his element k.dili havasını bulmak. be out of o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esasa ait, esas, ana, temel, başlıca; basit, ilkel; tabiat kuvvetleri ne ait; kim bileşik olmayan; saf, halis. elementally z. esasa ait olarak; saf bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit, sade, öz; ilk, başlangıç, giriş. elementary education ilköğretim. elementary proposition man. asıl önerme. elementary school ilkokul; ilk ve ortaokul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vernik yapımında kullanılan parlak bir reçine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorrowful. sorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [الم زده] elemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ellemek işi. (bk.) Ellemek. El ile seçilmiş, birer birer ayrılmış, seçme, seçilme, müntehab: Elleme kömür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile dokundurmak, el ile tutmak, elde karıştırmak. 2.. El ile yoklamak. 3. Örselemek. 4. El karıştırmak, müdahale etmek. 5. İtip çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. handle. feel. finger. play with. grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grope. handle. touch. to touch. to handle. to grope. to touch sb up. to play with. to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling. to handle. to feel / to touch with one's hand. finger. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. amblem simge, remiz, işaret, arma; temsili resim; f. amblemle temsil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temsil eden, temsil edici sembolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., huk. ürün, mahsul; huk. araziden elde edilen ürün veya bu üründen elde edilen karın hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. creeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çalışmak, çabalamak. 2. (ufak çocuk) Yürümeye çabalamak, debelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. to crawl. to creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crawl on all fours. to attempt to do sth. crawl. creep. to go on one's hands and knees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eniklemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşatma, ihata. policy of encirclement kuşatma politikası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Endâze ile ölçmek. 2. Tahmin ve hesap etmek, tasarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indexing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Engellemek işi, engel olma, engel çıkarma, obstrüksiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindrance. obstruction. interference. stranglehold. inhibition. hedge. obstructiveness. prevention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackdown. detention. frustration. inroads. interference. obstruction. repression. hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstruction. hindering. blocking. checking. objection. handicap. inturruption. coaction. detainment. detention. filibustering. handicapping. hindrance. holding. inhibit. kibosh. obstructing. prevention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engel olmak, engel çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put the lid on smth. clamp the lid on smth. gum up. surety. embarrass. fetter. hinder. inhibit. obstruct. keep from. prevent from. save. balk. bar. baulk. block. circumvent. clog. counterwork. cramp. crimp. cross. cumber. dam. dam up. defeat. encum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. block. check. cripple. cross. curb. discourage. frustrate. hamper. handicap. hinder. inhibit. interfere. obstruct. preclude. prevent. restrain. stop. stunt. thwart. to hinder. to impede. to obstruct. to prevent. to thwart. to frustrate. to restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to block. to handicap. to impede. to stave off. to ward off. to obviate. to prevent. to obstruct. to stop. to thwart. to frustrate. to foil. to circumvent. to damp. avert. bar. clip the wings. dam up. embarrass. encumber. forestall. provide aga

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşgine açılmak, açık denize çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.) (astronomi). Yeryüzünde herhangi bir noktanın çekül doğrultusuyle Ekvator düzlemi arasındaki açı, arz dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude. parallel. latitude arz derecesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ensesinden yakalamak. (argoda). Yakalamak, ele geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seize by the neck. take smb. by the scruff of the neck. catch. nick. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seize. to collar. to seize by the neck. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. saçaklık, bak. entablature: dört köşeli temelin üzerindeki heykele destek olan taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. adjournment. delay. putoff. suspension. suspense. continuance. holdover. procrastination. respite. retardation. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjournment. deferment. postponement. putting back. putting off. standoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erteye bırakmak, bir gün geriye atmak: Orada ertelemeye mecbur oldu, yemek ertelerse bayatlaşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. delay. adjourn. defer. suspend. carry over. continue. hang up. hold off. hold over. lay aside. lay by. lay over. leave over. procrastinate. reserve. respite. scrub. shelve. sidetrack. stay. table. waive. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. defer. delay. postpone. shelve. stay. suspend. to postpone. to delay. to defer. to put sth off. to put sth back. to hold over. to adjourn. to suspend. to adjurn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. defer. to postpone. to delay. to defer. to put off. to adjourn. carry over. continue. hold over. procrastinate. put back. put over. remit. respite. stall. stand adjourned. stay. suspend. table. wait. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamurun yapışmaması için tepsiye un serpmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşelemek işi. (bk.) Eşelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.), 1. (toprak, kül, ateş vesaireyi) Karıştırmak, hafifçe eşmek. 2. Aramak, araştırmak, Osm. taharri etmek. 3. Kışkırtmak, tahrik etmek,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch about. dredge up. grub up. grub. root. forage. disinter. rout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch and scrabble. to investigate. grub. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vedâ etmek, afiyette kalın diyip ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. equalize. equate. to equalize. to make equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to equal. compensate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâlim’den itaf.). Daha pek sağlam ve emin, en sağlam, en doğru: Eşlem yol budur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.En selamatli, en emin, en doğru yol. 2.Kendisini bütünüyle Allah’ın dinine adamış, Silm’e girmiş mü’min. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pairing. synchronization senkronizasyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pairing. synchronization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dinlemek, aldırış etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map. to pair. to match. to synchronize. mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsynchronized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esre harekesini koymak, esre (i. sesi vererek) ile okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin eteğine varmak, eteğini öperek selâmlamak veya tebrik etmek. 2. Etekle yellemek, eteği yelpaze gibi kullanarak havalandırmak. 3. Bol bol eteğe doldurmak, etek etek alıp götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling. ticketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. to label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to label. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise of influence. impress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn smb.'s head. affect. influence. impress. thrill. touch. turn. glamor. glamour. cast a spell on. catch up. concern. dictate. enamor. enamour. enthral. enthrall. grip. impinge. imprint. inthral. lead. militate. operate. prepossess. reach. smite. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. affect. colour. concern. fascinate. govern. grip. impress. influence. manipulate. move. possess. predispose. prejudice. shape. strike. sway. touch. to affect. to colour. to influence. to impress. to fascinate. to move. to sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to influence. to have influence on. to effect. act. affect. attract. grab. grip. import. impose. impress. imprint. lead. leaven. militate. move. operate. overwhelm. pierce. register. set off. strike. strike home. sway. touch the heart of. work. work upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağzında dolaştırmak, (bk.) Gevelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to evade. to mince words. mince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söylenilen şeye kulak asmaksızın devamlı «evet» deyip tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the first instance. for one thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) işin başında, her şeyden önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eyer vurmak, eyer kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata eyer ve takım vurulmak: Daha hayvanlar eyerlenmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to saddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ameliye, fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. act. activity. verb. deed. fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. operation. practice. deed fiil. aksiyon. verb fiil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerted action. operation. activity. aida. commission. drive. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eylemek işi, etme, kılma, yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Etmek, kılmak, yapmak, işlemek. Konuşmada az kullanılıp, eski yazı dilinde etmek yerine yardımcı fiil olarak çok kullanılır ve Arapça mastarlar ile mürekkep fiiller teşkil ederdi: Emreylemek, beyân eylemek, imdâd eylemek. Neyleyim = Ne eyleyeyim, ne yapayım? Neylesin? = Ne eylesin, ne yapsın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make. do. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machen. tun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fiilî

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezbere öğrenmek, Osm. hıfzetmek: Bir günde koskoca bir şiiri ezberledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learn by heart. memorize. commit to memory. learn by rote. commit memory. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorize. to learn by heart. to commit to memory. to memorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to learn by heart. to memorize. commit to memory. get by heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit-tester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir. Sinir bozukluğu veya fazla sıcaktan kaynaklanan terleme ve ter kokularını engellemek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke

Hazırlanışı : Vücudun terleyen kısımları sirke ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Holanda: Felemenk peyniri — Bu memleketten çıkan cinsi. Felemenk-i cedîd = Yeni Holanda, Avustralya. Felemenk taşı = Felemenk’ te işlenen Ad! elmas (isim gibi yalnız Felemenk dahi denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Felemenkliler’ in lisanında veya onların tarz ve usûlünde olan. 2. Felemenk dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Dutch language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden, Holandalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sebze fidesi dikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dövmek suretiyle; keteni döverek tel haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağın filizlerini almak, kesmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی نفس الامر] işin aslında, gerçekte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card indexing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fıslamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Fişe kaydedip tasnif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare an index card on. to open a file on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Fişek, dinamit gibi patlayıcı şeylerin fitilini ateşlemek. 2. mec. Fitil vermek, birini kızdırmak veya kışkırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to light the fuse of. to incite. to enrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attach a fuse or wick to. to light the fuse of. to incite sb to do something rash. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fit vermek, kışkırtmak, Osm. ifsâd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gammazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize sb behind his / her back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Flaman. Flemish (s)., (i). Flamanların oturduğu bölgeye ait; (i). Flaman dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray insecticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). 1. Fren yapmak. 2. mec. Bir gidişin, bir hareketin aşırılığını önlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. to brake. to restrain. to bridle. to curb. to choke sth back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brake. to moderate. to check. to hold in bounds. to put a check on sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -men) eski (ask). talim zamanında safların başında durup hareketleriyle askerlere ne yapacaklarını gösteren talimli nefer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Galvanize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insure. to guarantee. to make certain. to make sure. to cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guarantee. to guaranty. to warrant. to make certain. to make sure (of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelmek, himmet etmek. 2. Kıskanmak. 3. Hamiyet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overnight stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerde gece kalmak, geceyi geçirmek: Ormanda geceledik. Yatacak yer bulamayıp dışarda geceledik. 2. Vakit gece olmak, karanlık, gece basmak: Geceleyince yolu göremediğimizden durmaya mecbur olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night. to spend the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night (in a place. to stay overnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (böcek veya başka hayvan). Sokmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put the bit in mouth. to restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Tamim etme, umumîleştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to generalize. to make general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. extension. broadening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. broading. spreading. enlargement. evolution. widening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bollanmak, enli olmak, Osm. tevessü eylemek, kesb-i vüs’ at etmek: Bu elbise eskidikçe genişledi. Yollar genişledi. 2. Geçinmesi kolaylaşmak: Hâli vakti genişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. extend. expand. dilate. enlarge. spread out. broaden. splay. sprawl. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broaden. dilate. enlarge. expand. widen. to broaden out. to widen. to broaden. to enlarge. to dilate. to expand. to extend. to ease up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to widen. to broaden. to expand. to ease up. to expend. branch out. bulk. eke out. enlarge. evolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) kibar adam, efendi, terbiyeli adam, nazik adam, iyi bir aileye mensup erkek, çelebi, centilmen. gentleman's agreement karşılıklı söz vermeye dayanan anlaşmaç gentlemanat arms iç kral muhafızlarından biriç gentleman farmer kendi zevki iç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Görüntü İşlemcisi, tıpkı bir PC’deki işlemci gibi, fotoğraf makinesinin temel işlevlerini yürüten bir çiptir. Başlatma süresini, fotoğraf makinesinin çalışma hızını ve güç tüketimini kontrol eder. Daha iyi renk gösterimi ve gelişmiş sinyal-parazit oranı sunarak yüksek kaliteli fotoğraflar sağlar. İşlemci, fotoğraf makinesinin hızlı başlatma süresine ve minimum deklanşör gecikmesine (düğmeye basılması ile resmin gerçekten çekilmesi arasında geçen süre) sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gerçek Renk İşlemesi özelliği inanılmaz renk gösterimi sağlar. Tüm görüntüyü değiştirmeden, ekranda belirli renkler üzerinde ince ayarlar yapılabilmesine olanak sağlar. Örnek olarak, suyun rengini etkilemeden, gökyüzündeki mavi ayarlanabilir ve çimlerin rengini değiştirmeden, yeşil daha göze çarpar hale getirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasdik etmek, doğrulamak, Osm. teyit etmek, tahkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to confirm. to verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerilemek işi. 2. (mantık) Aklın neticelerden prensiplere, tesirlerden sebeplere ve birleşiklerden yalınlara doğru gidişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. recession. retreat. setback. regression. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back tracking. retrogression. regression. deterioration. devolution. falling off. retrocession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Geri çekilmek. Daha aşağı bir dereceye düşmek. 2. (hastalık) İyi olmaya yüz tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lose ground. regress. recede. degrade. drop back. stand back. fall back. worsen. deteriorate. draw back. drop behind. drop off. redound. remount. retreat. retrograde. slip. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recede. regress. retreat. retrogress. to move backward. to recede. to worsen. to draw back. to go back. to retrograde. to retrogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regress. to move backward. to retreat. deteriorate. to lose ground. retrogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan) Bacaklarını gerip açarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Dişsiz kimseler) Çene kemikleriyle çiğnemek. 2. mec. Maksadı açıkça anlatmayıp boş lâflar karıştırmak. Evelemek gevelemek — Gevelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumble. hum and haw. stutter. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew slowly and ineffectively. to hem and haw over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçmek, Osm. mesâha etmek. 2. Düzeltmek, tesviye etmek. (oku) Yayın kirişine takıp kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گله مند] şikayetçi, sızlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion. camouflage. hiding. concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. concealing. concealment. cover up. masking. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklamak, örtmek, belli etmemek. Başının saçsız yerlerini şap• kayla gizler. Maksadını gizliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep under the carpet. keep smth. under wraps. gloze. gloze over. hide. conceal. cover up. secrete. camouflage. disguise. keep in one's bosom. keep back. bury. mask. blot out. bottle up. cache. cloak. keep in dark. dissemble. enshroud. gloss over. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. bury. cache. cloak. conceal. disguise. hide. lurk. mask. obscure. screen. secrete. sheathe. suppress. veil. to hide. to bury. to conceal. to cloak. to mask. to belie. to suppress. to secrete. to disguise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. to hide. to conceal. belie. blot out. bury. camouflage. cloak. cover. disguise. draw a veil over. enshroud. hold back. lie low. mask. obscure. pocket. screen. secrete. shade. to keep shady. slur. take to earth. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Göğsü dayamak, göğsü siper ederek karşılamak. 2. Red ve defetmek, karşılıkta bulunmak, mukabele eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to stand to. to resist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to push with the breast. to block sb. to interpose oneself. to resist. to intercept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. a clap of thunder. roll. thunderblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gölge düşürmek. 2. mec. Bir şeyin değerini azaltacak harekette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshadow. shade. shadow. to put in the shade. to overshadow. to shade in. to leave in the shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put in the shade to cast a shadow. to overshadow. to shade in. cloud. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visualization. scanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. watching. peeping. spying on. surveillance. observation. look-out. lookout. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. spy. lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin yaptıklarını gizlice gözlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. spy on. spy on smb. peep. peek. pry. observe. case. case the joint. keep cave. espy. eye. pry about. pry into. spy. spy out. spy upon. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. shadow. spy. to observe secretly. to watch. to spy on. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe secretly. to spy on. to peep at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Müşahede. (bk.) Müşahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. investigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. remark. sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer müşahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekleme, Osm. intizar, terakkup, tarassut. 2. İki çeşit hamur ki, biri tatlı diğeri börektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. watch. watching. observing. monitor. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. pancake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. a savory pancake. lookout. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleme yapıp satan adam: Gözlemeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ile beklemek, Osm. intizâr etmek: Oğlunu gözlüyor. Akşama kadar sizi gözledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. watch. sight. spy. spy out. monitor. long. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. observe. to watch for. to wait for. to observe. to watch. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to wait for. to keep an eye on. sight. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). (bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe. to watch over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizing. fertilization. manuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre atmak, gübre ile beslemek: Tarlayı gübrelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to manure. to fertilize. fertilize the soil. muck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzey denizlerine mahsus karabatağa benzer bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir malın gümrükçe muamelesini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear sth at the customhouse. effect customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüşle kaplamak veya yaldızlamak veyahut süslemek: Şamdanları, kaşıkları, çekmeceyi, sigaralığı gümüşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to silver-plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gün geçirmek, bir gün kalmak, bir gün durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük ses çıkarma, gürültü. Gök gürlemesi = Yıldırım ve şimşek sesi, Ar. raad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud thundering noise. clap. fulmination. growl. peal. roar. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü etmek, şamata etmek: Duvar gürleyip yıkıldı, top gürledi. 2. (gök) Yıldırım çakıp dehşetli ses çıkarmak, Osm. raad olmak: Şiddetli yağmur yağıp gök gürlüyordu. 3. Ölmek, vefat etmek, nalları dikmek: O da gürledi. Top yoluna gürlemek = Boş yere telef olmak, pisi pisine gitmek. Yağmazsan da gürle = Bir şey yapmazsan bile gayret göster.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. thunder. boom. din. growl. grumble. rumble. rumble out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a loud noise. to thunder. to roar. to roar with anger. to die unexpectedly. boom. fulminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk şiir ve musikisinde, sevgilinin (bazen atın vs.) güzelliğinden bahseden şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling. hot working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll. to mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alleviation. cooling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rahatlamak, hafif bir hal almak, ağırlığı azalmak, hızı azalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lighter. to diminish. to subside. to be relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARC-I ALEM) (i. A. F.). Herkesin kullandığı, yaptığı, kullanabileceği yahut yapabileceği. O iş harcıâlem, bana göre değil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرج عالم] herkese açık, herkese uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllabication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heceleri yani harfler ve harekeleri birer birer söyleyerek okumak: Heceleyerek okuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spell. spell out. articulate. syllabicate. syllabify. syllabize. syllable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spell out by syllables. to syllable. to utter the syllables of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spell. syllabify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim at. take aim at. aim. have in one's sights. intend. sight. home. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan on. to set one's sights on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Organlarını sallaya sallaya yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanına herek dikmek veya hereğe bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geri vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resentment. annoyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). için için kızmak, öfkelenmek, dertlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angry at sb without showing it. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. pinprick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İğne ile delmek. 2. Kalıbını almak üzere kenarlarını iğne ile delerek işaret etmek. 3. Toplu iğne ile iliştirmek. 4. mec. Sözle hırpalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin. prick. taunt. to pin. to prick. to hurt sb's feelings being sarcastic. to cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pin sth to. to speak sarcastically of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), iki düzlemin kesişmesinden meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilemma. quandary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilemma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilemma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki), iki saz veya sesle icrâ edilen çoksesli musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iki yapmak, eşini tedarik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikizli, çifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air-conditioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. progress. uptrend. advancement. improvement. progression. expansion. forwardness. gain. headway. rising. upswing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advancement. ascent. gain. improvement. march. proceeding. process. progress. progression. push. scramble. headway. breakthrough. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. improvement. progress. to make an advance. advancement. getting on. headway. marked improvement. pick up. process. step. uptrend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İleri geçmek, öne geçmek, Osm. tefavvuk, tasaddur etmek. 2. Öne doğru yürümek, öne çıkmak. 3. Çok ileri gitmek, ilerde bulunmak: Biz yola çıktığımız vakit o hayli ilerlemişti. 4. Öne geçmek, Osm. Terakki ve tefeyyüz etmek: İlerleyecek bir çocuktur. Amerikalılar son zamanlarda çok ilerlediler. 5. Saat ileri olmak, vakti gerçekten fazla göstermek, çabuk yürümek: Bu saat ilerliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make progress. advance. progress. make progress. improve. proceed. keep going. move on. develop. forge ahead. gain. go along. go on. make headway. move. push on. run on. make one's way. go ahead. get along. go forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. approach. draw. march. move. pass. plough. proceed. progress. put. to go forward. to move ahead. to move along. to advance. to pass. to develop. to progress. to improve. to get better. to better. to come on. to come along. to make headway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. go-ahead. to go forward. to move ahead. to proceed. to be promoted. to advance. to pass. to develop. to progress. to improve. to get better. to move along. come on. flourish. follow on. to come to the fore. to go forward s. frame. gain. ga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

lağvetmek, kaldırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğmeyi iliğe geçirerek elbiseyi tutturmak, kavuşturmak: Ceketini ilikledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to button up. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğretiden bağlamak, kolay çözülür bir düğüm yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in a loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. psikoloji) (uyd. k.). Muhayyile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. fantasy. imagination. fancy muhayyile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Tahayyül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahayyül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envisage. fancy. imagine. to imagine. to fancy tahayyül etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tamamlamak, ikmal etmek; yerine getir mek (taahhüt, plan); infaz etmek, yürütmek; i. alet, araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yürütme, yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. compendium. examination. study. research. survey. surveying. analysis. anatomy. checkover. checkup. dissection. inquisition. investigation. perusal. sifting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. check. observation. shakedown. study. survey. examination. investigation. exploration. research. scrutiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. investigation. analysis. canvass. dissertation. inspection. memoir. observation. scrutiny. sifting. study. thesis. verification. vetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tetkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. investigate. search. go into. dig. dig out. analyse. analyze. audit. check over. con. construe. dissect. examine into. look into. look through. observe. peruse. research. research into. scan. study. make a study of. survey. twig. vet. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. examine. inspect. observe. peruse. research. scrutinize. study. survey. suss. view. to examine. to scrutinize. to observe. to inspect. to look into. to look over. to look through. to go over sth. to investigate. to explore. to study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine sth in detail. to go into a matter carefully. to analyze. abstract. analyse. canvass. check. investigate. look over. to take or have a look and see. peruse. probe. reconnoitre. research. run the tape over. study. view. weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, fırtlnalı (hava); haşin, merhametsiz. inclemency i. fırtınalı hava; buhranlı hal. inclemently z. sert bir şekilde, merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, Kaset Belleğiyle birlikte çalışır. Sahneyi bir başlıkla işaretlediğinizde, arama işlevi bu sahneyi daha sonra otomatik olarak aramanızı ve belirlemenizi sağlar. Kayıttan sonra, kaset ya da indeks başlıkları istenen boyutta, renkte ve konuma eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik, kasetin üzerine işaret konmasını, mevcut işaretlerin silinmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. fizik) (uyd. k.). Bir devreyi indüklemek işi. İndükleme akımı = İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induced current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T. fizik) (uyd. k.). Kapalı bir elektrik devresini, şiddeti her an değişen bir manyetik alan içine koyarak üzerinde bir elektrik akımı meydana getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to induce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to study hard. to grind. bone up. swot. swot up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howl. lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howl. howling. lament. moan. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağlamaklı ve dokunaklı ses çıkarma, inilti çıkarmak. 2. Uğultulu ses çıkarmak: Toplar atılınca yer, gök inliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moan. groan. wail. howl. whimper. grizzle. sough. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groan. howl. moan. resound. whimper. to moan. to groan. to whimper. to resound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moan. to groan. howl. lament. sough. wail. whimper. whine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İp sarmak, iple bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: EPLEMEK) (f.). 1. Hatırlama, anma, Osm. tahattür ve tezekkür etmek, yâda getirmek. 2. Saymak, itibar etmek, ehemmiyet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to care/give a damn. to give a shit/bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. investigation. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine. to study. to scrutinize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider at length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. sign. note. tick. tick off. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. plot. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mark. to point out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Bir işi neticelendirmek için gereken safhalardan geçirme, muamele. 2. (matematik) Dört işlem = Matematiğin toplama, çıkarma, çarpma ve bölmeden ibaret olan dört temel işlemi, Osm. Amâl-i erbaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking. procedure. operation. transaction. process. proceeding. processing. treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceeding. process. sum. transaction. operation. treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transaction. operation. processing. process. procedure. act. bargain. commission. even deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Trading Unit)

Bir sermaye piyasası aracının, kendisi ya da katları ile işlem yapılabilecek asgari sayısını ya da değerini ifade eder. İşlem birimi olarak “lot” ibaresi kullanılır. (Bkz. Lot)


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trading volume. transaction volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Traded Value)

Tüm hisse senetleri için gerçekleşen işlemlerdeki her emrin içerdiği hisse senedi sayısı ile işlem fiyatının çarpılarak elde edilen yekünlerin toplanmasıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Trading Volume)

Bir piyasada, bir seansta ya da belli bir dönemde alınıp satılan (el değiştiren) menkul kıymet adedidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İşlemek işi. işlemek. 2. Nakış veya oyma işi, oyma. 3. Bir şey üzerinde biraz daha çalışmak: Bu yazıyı daha işlemeniz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. processing. work. handiwork. engraving. service. movement. travel. crop. cultivation. fancywork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manipulation. motion. needlework. operation. working. running. processing. committing. commitment. treatment. embroidery. handwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling. processing. working sth up. embroidery. handwork. embroidered. film processing. entering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kalite ve dosya boyutunu en iyi hale getirmek için sensörden gelen sinyalleri bellek kartına saklamadan önce işleyen, fotoğraf makinesinin içindeki dijital devre.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İse tutup karartmak. 2. (mahallebi vesaireyi) Is kokutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İş görmek, işle uğraşmak, meşgul olmak: Günde sekiz saat işler. 2. Girmek, nüfuz etmek: Su, toprağın içine işlemiş. 3. Tesir etmek: İçime işledi; soğuk iliğime kadar işledi. 4. (makine vesair) çalışır olmak, bozuk ve battal olmamak: Saat, barometre, makine, değirmen işliyor. S. Çok gidilip gelinmek, battal olmamak: Bu yol çok işliyor; yeni açılan dükkân, gazino iyi işliyor. 6. Cerahat bağlamak, cerahatlanmak: Yara, çıban çok işliyor. 7. Yapmak, imâl etmek: Ne işliyorsun? 2. Oymak, oyarak süslemek: Bu tavanı güzel işlemişler. 9. İğne ile nakşetmek: Atlas üzerine ipekle güzel güzel çiçekler işliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blacken sth with soot. to smoke (a food to preserve it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. process. operate. function. perform. commit. engrave. go. run. travel. farm. tame. cultivate. brand. discourse. ferry. forge. grave. hammer. handle. indwell. instil. instill. penetrate. pierce. sink. sink into. stamp. strike. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commit. function. go. mill. operate. ply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manipulate. to process. to treat. to work up. to do fine work on. to embroider. to penetrate. to soak into. to function. to operate. to perform. to do work. to be doing a good business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sırma veya ipekle nakış yapılmış, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brocade. inlaid. embroidered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıralamak, dizmek, istif etmek: Odunları istiflediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stow. to hoard. to cuttle. to pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stack neatly. to stow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hedef edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerektirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push roughly. to manhandle. goad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). itmek, geriye itmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

push. repel. repulse. elbow. hustle. poke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to keep on pushing. to force on. to shove. to nudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. tracing. follow-up. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. tracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İzini aramak, peşine düşmek, takip etmek. 2. Aramak, Osm. taharri ve cüst-ü Cû etmek. 3. Sezmek, keşfetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow in smb.'s wake. follow. follow up. trace. track. pursue. chase. watch. observe. give chase. come on. dog. eye. go by. hound. monitor. monitorize. shadow. supervene. keep tabs on. tail. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog. follow. hound. oversee. pursue. trace. trail. watch. to follow. to dog. to pursue. to trace. to watch. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trace. track. trail. monitor. to follow. to watch. to view. attend. go. hound. make after. pursue. spectate. succeed. supervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hürmet, ikram ve izzet etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs, Kudsü şerif, Yeruşalim. Jerusalem artichoke yerelması, bot. Helianthus tuberosus. Jerusalem cherry kiraz yibi meyva veren bir salon yeşilliği. Jerusalem pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. New Jerusalem öbür dünya, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. argo). Dolandırmak, kandırmak, aldatmak, göz boyamak. «Kafese koymak» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. aklâm). 1. Kamış. 2. Bir çeşit çubuğun, yazı yazmak üzere yontulup açılmışı: Kalem yontmak, açmak; kalemle yazı yazmak. 3. Umumiyetle yazı yazan Alet: Demir kalem. 4. Maden, taş ve tahta üzerine oymaya mahsus çelikten ucu keskin Alet: Madenci, taşçı, hakkâk kalemi; kalemle hakketmek. 5. Tülbent vesaire üzerine boya ile nakşetmeye mahsus ince fırça veya sivri tahta çöpü: Kalem işi; kalemkârî yemeni, yorgan yüzü. 6. Yazı çeşidi, hat: Güzel kalemi vardır; ince kalem; kalın kalem. 7. Nakış, resim: Karakalem = Siyah nakış. 8. Resmî dairelerin yazı işleri (tahrirat) daireleri, kâtiplerin toplanıp yazı yazdıkları oda: Kaleme devam etmek, muhasebe kalemi; aklâm efendiler. 9. Kalem biçiminde kesilmiş çöp ve çubuk: Ağacın dallarını kalem yapmak, kalem kesmek. 10. Aşılanacak ağacın yabanisinin yarığına takılmak üzere, istenen ağacın bir yıllık budaklarından alınıp kalem gibi kesilmiş olan sap: Ahlat ağacına armut kalemi aşılanır; bağı aşılamak için güzel kalemler bulmalı; kalem aşısı; aşı kalemi. 11. Çiçek hastalığına karşı aşılanacak çocuklara sürülecek aşının saklandığı zıvana: Çocukları aşılamak için taze kalem bulmalı. 12. Defter veya pusulada bir sırada ve bir rakamla yazılan şey: On beş kalem eşya aldık. Kalem açmak = Yontmak. Kendisi çok güzel kalem açar. Aşı kalemi = 1. Ağaca aşılanacak budak parçası. 2. Çocuklara aşılanacak çiçek aşısı hâvî zıvana. Kalem aşısı — Ağaç aşısı çeşitlerinden biri ki, kalem vurmakla olur. Kaleme almak = Yazı yazmak, bir mevzuu yazılı olarak söylemek: Güzel kaleme almış. Ehl-i kalem, erbib-ı kalem = Fikirlerini yazıyla iyi ifade edenler; yazarlar, münşîler. Kalem işi = bk. Kalemkârî. Bir kalemde = Birden, bir defada: Bir kalemde beş yüz lira verdi. Kalemböreği = İnce uzun bir nevi börek. Kalem parmaklı = Uzun ve düzgün parmaklı. Ceffel-kalem (Ar.) = Bir şeyi düşünmeden hemen hüküm vermek: Bu adamın ahlâksızlığına ceffel-kalem hükmetmek doğru değildir. Kalem çekmek = Çizmek, çıkarmak. Kalem kulaklı = Kulakları dikili ve düzgün at. Kalem keski = Sacın kenarını kesmeye mahsus soğuk keski. Kaleme gelmemek — Hiç ehemmiyeti olmamak, bir veçhile dikkat çekmemek: O iş kaleme gelmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. pencil. item. entry. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. pencil. item. entry. style. office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

item. pencil. pen. chisel. gouge. office handling the paperwork for a governmental department. entry. sort. shaft of an arrow. artists'medium. itemization. tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قلم] kalem. 2.keski. 3.büro.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalem koyacak kutu, kalem mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tülbent üzerine ince fırça ile nakışlar yapıp yazma yapan san’atkâr. 2. Oda duvarlarıyla tavanlarını çeşitli boyalarla süsleyen kimse: Bu tavanları süslemek için mâhir bir kalemkâr lâzım. 3. Gümüş, altın vesair çeşitli madenî eşyaya çelik kalemle nakışlar ve çiçekler, yazılar hâkkeden san’atkâr: Bu kutunun üzerindeki çiçekler dövme olmayıp kalemkâr işidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem-kâr elinden çıkmış, kalem işi, el ile nakş veya hâkkolunmuş: Kalemkârî yemeni, tavan, kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Ar. kalem, Fars. keşiden = çekmek). 1. Kalem çeken, yazan, yazıcı, kâtip. 2. Çizen, çizip çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. reften = gitmek). Bir hükümdar veya hükümetin kalemi hüküm sürdüğü yani idaresi altında bulunan yer, ülke: Osmanlı devletinin kalem-revi dâhilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Yazılmış, kaleme alınmış, Ar. muharrer: Yukarıda kelem-zede-i beyân olunduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Kalem çalan, yazan, tahrîr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Hind Denizi’nde bir adanın isminden). 1. Sarı keresteli bir cins sandal ağacı. 2. Sarı taneli bir cins mısır buğdayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kalemle, yazı ile, Ar. tahrtren: Kelemen ifade etmek («tahriren» demek daha iyidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kalemiyye). Kaleme ve yazıya yahut kâtip sınıfına ait: Merltib-i kalemiyye = Osmanlı devrinde kalemiyye sınıfından olanların mertebeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden kalem ve yazışma masraflarına karşılık ödenen vergi ve ücret: Beş kuruş da kalemiyyesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ قلمکاری] nakkaşlık. 2.kalem işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalemkâr san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem kutusu, kalem koyacağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box. pencil case. pen box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box. pencil case. pen rack. penholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قلمرو] ülke, diyar, topraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Daha çok başkasının adına kalem münakaşalarına girişen yazarlar hakkında alay yollu söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. tırâşîden = yontmak). Kalem yontmaya mahsus kesici Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpener. pencil sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem yontmaya mahsus uzun saplı Alet yapıp satan san’atkâr: Eskiden kalemtıraşçılarla kâğıt makası yapan makasçılar da, hattatlar gibi hüner sahiplerinden sayılıp en ustalarının biyografileri yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜkalemûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Allem etti kallem etti «her çareye baş vurdu» sözünde geçer. bk. Allem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowplough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür kalemiyle yapılan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fidan kökUnden yeni filizler sürüp azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (atı) Kese ile silmek, timar etmek. 2. (atın tüylerini) Parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölüyü kefene sarmak, Osm. tekfîn etmek. 2. Tavuk, hindi vesaireyi bütün olarak yufkaya sarıp pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shroud (a corpse. enshroud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stuttering. hack. hesitation. stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrar ederek konuşmak, keke gibi söylemek: Küçükken çok kekeliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammer. falter. have a stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. to stammer. to hem and haw. to speak flatteringly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâhana, kapuska (Anadolu’da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. to handcuff. to manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to handcuff. manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâdeddin Arel’in hesaplarını yapıp imal ettiği biribirinden büyük beş (soprano, alto, tenor, bariton ve bas) kemençe ki, keman ailesine tekabül eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet etmek, kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlayıp yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to fasten together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to clasp together firmly. to lock. cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kepazeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradualness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürmek, kese sürerek vücudun kirini çıkarmak: Bu tellâk iyi keseliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub with a coarse bath-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marmara Denizi’ne nisbetle Keşişdağı (Uludağ) tarafından esen güneydoğu rüzgârı ve yönü. Bununla güney yönü arasındakine kıble keşişlemesi ve bununla doğu yönü arasında olana da gündoğuşu keşişlemesi denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast. southeaster. southeast wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کأن لم یکن] olmamışçasına, yok sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kelime). Kelimeler. bk. Kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitlemek). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Biribirine geçirmek, kenetlemek: Parmaklarını kilitlemiş duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. latch. lock. to lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. to lock. to lock sth / sb in a place. to dovetail. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kireç sürmek veya katmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lime. to whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıcına konulmuş kereste: Kiriş gibi kılıcına konulmuş, kılıçlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stringing. drawing the joisting. end on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yayın kirişini çekmek, germek: Yayını kirişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw. to string. to joist. to furnish with joists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kirli ve murdar etmek, Osm. telvis eylemek: Bu masayı kim kirledi? (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KİLİTLEMEK) (f.). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Birbirine geçirmek, bağlamak: Parmaklarını kitlemiş duruyordu. bk. Kilitlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlkbahar

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (minder ve şilteyi) Dikişle mıhlamak, içindeki ot veya yün oynamamak için her bir karış mesafede sicim vesaire ile sağlam dikiş vurmak. 2. (telli sazı) Kurmak, köketmek. 3. Kirizme denilen kıraç yerin ağaç ve çalı köklerini çıkarmak. 4. İnce saç örgülerinin her üç dördünü bir yere sarmak, kökleme etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to step on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to dig up by the roots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle kölelerden tertip olunan bir sınıf asker, Ar. memlûk, c. memâlîk: Mısır Kölemenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Yorgunluk veya korku ve pişmanlıktan köpek gibi solumak veya yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copying pencil. carbon / idelible pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindly. at random. at a venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Körletmek. Boğazı körlamek = Açlığını gidermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fan with bellows. to encourage. to incite. fomentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Körükle üflemek, tutuşturmak: Ateşi körüklemek. 2. Kızıştırmak, şiddetlendirmek: Asıl anlaşmazlığı körükleyen odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow with bellows. blow. fan. instigate. waken. work up. embitter. rush up. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incite. to fan the flames. to incite. to stir up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foment. fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (deve). Doğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köşe şeklinde, köşemsi olan: Köşeleme bir taş; köşeleme bir kâğıt. 2. Köşeli olarak: Köşeleme kesmek, çizmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. in a diagonal position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı). Köstekle bağlamak, köstek vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hamper. to bring a job to a standstill. to hobble a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbiting. obloquy. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry down. detraction. obloquy. put down. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak. 2. mec. Zayıflamak, hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grill/cook on the embers. to barbecue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Trading)

Bir aracı kuruluş nezdinde, müşteri adına kredi hesabı açılması koşulu ile müşteri ve aracı kuruluş arasında yapılacak sözleşme hükümleri çerçevesinde kredi kullanarak borçlanmak suretiyle menkul kıymet alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply a cosmetic cream to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakaret etmek, küçümseyerek bakıp ehemmiyet vermemek, Osm. istisgaar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusting with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dust with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüme dadanan bir hastalık ki, tanelerin kararıp mantar peyda etmesinden ibarettir: Külleme olmamak için bağa kükürt serpmek lâzımdır. Ak külleme = Ağaçlara dadanan hastalık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünü külle örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation. heaping up. grouping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. to heap up. to pile up. clump. heap. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyku basmak, gevşemek, uykudan sersem olmak, sızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shovel up. to clear away with a shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yerde bulunan toprak vesaireyi kürekle sürüp temizlemek: Bahçeyi, ahırı küremek. Toprağı, gübreyi küremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil. lead pencil. black lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olmayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’lı yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz ve kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada “perkloroetilen” veya kısaca “perk” diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu “perk” isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapaşı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulmsı ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine “sadece kuru temizleme” şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda odukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elde yıkanabilirler.,


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihmalde bulunmak, hata yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarmak, küt küt vurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lânet okuma. Ar. tel’İn, kargıma, (i.) Tel’İn olunmuş, lânetlenmiş, mel’un. Ar. laîn, merdûd, menfûr: Lânetleme adam!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of cursing. anathema. damnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lânet okumak, Osm. tel’İn etmek, asıl Türkçe: llinmek, kargımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blow. curse. damn. revile. to curse. to damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curse. to damn. cuss. drat. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdenî şeyleri kalay vesaire ile yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder. hard-solder. sweat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solder. to cast the lead. to seal with lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stain. to soil. to sully. to besmirch. to blacken the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parlama, parıldama: Şimşeğin lem’Anı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lem = menfilik edatı, yezel = zevâl’den). Yok olmaz, Osm. zevâl bulmaz, ziil olmaz, Ar. bâkt, dâimi, sermedi (Allah’ın sıfatlarındandır). Hudây-ı lem-yezel = Zevalden uzak olan Tanrı (lâ-yezâl gibidir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Pırıltı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlama, parıltı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Parlayan, parıldayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمعان] parıldama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمعات] parıltılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parıltılar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bir defa bakışlar, bir göz atışlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. lemhSt). Bir kere bakma, göz atış. 2. Parlama, parıltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lemha). Bakışlar, göz atışlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Leman).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (Yu., çoğ. lemmata) man. yardımcı önerme; bir şiir veya yazı önsözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuzey memleketlerine özgü bir çeşit iri kır faresi, yaban sıçanı, zool. Lemmus lemmus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden ilâç olarak kullanılan sarımtırak kurşuni renkte bir çeşit toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ege denizinde Limni adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limon; limon ağacı, bot. Citrus limon; argo değersiz kimse veya şey. lemon balm oğulotu, bot Melissa offi cinalis lemon drop limon şekeri. lemon peel limon kabuğu. lemon pudding limonlu puding. lemon squash İng. limonata. lemon verbena limon otu,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). 1. Dokunma, el ile tutma: Bir cismin sert veya yumuşak ve sıcak yahut soğuk olduğu lems ile anlaşılır. Beş duygudan biri, dokunma duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمس] dokunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lemsiyye). Dokunmaya ve dokunma duygusuna ait: Hiss-i lemsî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar'da bulunan ve maymuna benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لم یزل] yok olmayan, kalıcı. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Zail olmaz, baki, kalıcı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıltı. Lem’a-pâş = Parıldayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمعه] parıltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parlak, parıldayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maske ile örtmek. mec. Gizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun ve kuzu gibi hayvanların «mee...» diye bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Beceriksiz, çapaçul. 2. Bir yabânf bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) (koyun, kuzu ve keçi). Mee etmek, bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baa. bleat. to bleat. to baa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bleat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Securities Lending)

Aracı kuruluş ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar dahilinde, ödünç veren taraftan açığa satış amacıyla ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin mislen geri alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Merâmet ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyoncu, tellâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en ortadaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin İyi yolda olmadığını işaret etmek: Zabıta, bu adamı bir kapıyı kurcalarken yakaladığı için artık mimledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü bir harekete, aynı şiddetle cevap verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliatory. reprisal. retaliation. answer. quittance. recompense. requital. retortion. retribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliation. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprisal. retaliation. come- back. reprisals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fakir, çaresiz veya Aciz ve dertli olmak, acze düşmek: İhtiyarlayıp miskin olmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MMX® (Çoklu Ortam Uzantısı), video ve sesli uygulamaların etkili biçimde çalıştırılmasını sağlayan bir işlemci teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha düşük güçle kesikli flaş. Çekim ayarları yaparken flaş konumunu doğrulamak için kullanılır ve gölgelerin nesne üzerinde düşeceği konumu belirlemede yardımcı olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Müsluman, Islam, Müslim. Moslem (Mohammedan) calendar bak. calendar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilm», «tâlîm» den imef.) (mü. muaiieme). Tâlim olunmuş, tâlim edilmiş, tâlimli: Muallem asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kâğıdı) Mühre ile cilâ etmek, cilâlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing. affixing of seals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mühür basmak: Senedi mühürledinlz mi? Bu zarfı mühürlemeli; anbarı mühürlediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal. to seal. to stamp with a seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix the seal. to put under seal. to stamp with a seal. to lock up and affix a seal to. affix seals to sth. to seal with lead. to affix a seal. to place under seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müjde vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announce good news. herald. harbinger. usher in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell the good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell sb a piece of good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan masdar) (c. mükâlemât). 1. Söyleşme, konuşma, iki kişi arasındaki konuşma. 2. Bir dili öğrenmek için iki dil üzere düzenlenmiş konuşma şeklinde temrinler: Fransızca mükâleme. 3. Muahede için iki devlet murahhasları arasında yapılan müzakere: O diplomat mükâlemeye memur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dil öğrenmek için karşılıklı iki dilden konuşma örnekleri veren kitap: Fransızca Türkçe bir mükâleme-nâme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lem» den imef.) (mü. mülemaa). 1. Alaca, renkli, çok renkli. 2. (edebiyat) Her mısraı ayrı bir dilde olan (şiir): Arapça Türkçe bir mülemmâ. 2. (yanlış olarak) Sıvanmış, sıvama, bulaşmış, Fars. Alûde, Ar. mülevves: Üstüm başım mülemmâ çamur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear ink on. to blot sth with ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm»den masdar). İki kişi veya taraf arasındaki sulh ve barışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den imef.) (mü. müselleme). Tasdik olunmuş, kimse tarafından inkâr veya itiraz olunamayan (Türkçe). Eskiden asker şevkinde baltacılık ve arabacılık etmek şartiyle vergiden muaf köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Herkesçe tasdik olunup İnkâr kabûl etmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکالمه] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aydınlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.geçmek. 2.uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسالمت کار] barışçıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلمه] herkes tarafından kabul edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes etmek, okuyup üflemek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

okşamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırmak, çekip atmak, sökmek, koparmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seslenmek, duyurmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.). Vasıflandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Vasıflandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to modify. to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualify. to qualify. feature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.) (uyd. k.). Nötr hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Evrenin nuru, alemi aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nasihat vermek. 2. Fitlemek, kışkırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to advise sb to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to think sth over carefully. to estimate. to appraise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precaution. measure. prevention. preventive. provision. step. clampdown. countermeasure. diligence. expedient. foresight. forethought. hedge. maneuver. manoeuvre. policy. protection. sparingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedient. measure. precaution. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. action. step precautionary measure. caution. device. manoeuvre manoeuver. precaution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevention. interception. avoiding. arrest. circumvention. containment. frustration. hindrance. preclusion. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clampdown. prevention. repression. avoidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevention. checking. stopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevention. interception. avoiding. arrest. circumvention. containment. frustration. hindrance. preclusion. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clampdown. prevention. repression. avoidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevention. checking. stopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâni olmak, engel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevent. prevent from. prohibit. intercept. avert. avoid. arrest. baffle. bank. circumvent. get under control. counterwork. estop. face up to. foil. foreclose. forestall. frustrate. head off. jugulate. keep back. obviate. occlude. preclude. repress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avert. avoid. block. check. discourage. foil. remedy. repress. stop. thwart. to prevent. to prohibit. to block. to stop. to check. to avoid. to repress. to thwart. to avert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to check. to prevent. to avert. to avoid. to way lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korkutmak, tehdit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örgü yapmak, örmek: Saçları örgülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize. to make into a group which has an organizational structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustration. exemplification. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustration. exemplification. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sample. to give an example of sth. to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sample. to give an example of sth. to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eskitmek, bozmak, bozup zedelemek: Yolculuk, elbiseyi örseler. 2. Zedelemek, vurmak, bereleyip bozmak: Hayvan üstünde getirilmesi meyveleri örseler. 3. Tâkat bırakmamak, kırıklık vermek, zayıflığa, dermansızlığa uğratmak: Bu sıtma beni çok örseledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock about. to handle roughly. crumple. mishandle. ruck. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Programın sonunu kaçırırsanız, Otomatik Bekleme Modu özelliği, TV’yi bekleme modunda otomatik olarak 60 dakika geç geçirir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Freeze)

Bir menkul kıymet yada menkul kıymet grubununfiyat ve/veya işlem miktarının, belirlenen bi r süre içerisinde belirlenen bir parametreyi aşan bir değişim göstermesi durumunda, o menkul kıymetlere aitişlemlerin geçicibir süre için otomatik olarak durdurulmasıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Video kasetlerden en iyi sonuçları almak için video kafalarının kayıtlı video izi bilgisine en iyi şekilde temas etmesi gerekmektedir. Gelişmiş bir elektro mekanik sistem, bunun, el ile ayarlama gereksinimi olmadan yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special

(Auditing)Menkul kıymetlerin halka arzı için kayda alınmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuran veya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında olup, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından Kurul’ca belirlenenlerin mali tablo ve raporlarının denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata özengi yani mahmuzla vurup sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize. abridgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarize. abstract. sum up. abridge. wrap up. boil down. brief. compress. encapsulate. epitomize. incapsulate. outline. precis. reduce. resume. totalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abridge. abstract. compress. condense. recapitulate. summarize. to summarize. to condense. to compress. to abstract. to sum sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Tekrar görmek veya kavuşmak arzusu, hasretini duymak. 2. (psikoloji) Yüksek bir şeye karşı duyulan istek, meyil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. missing. yearning. aspiration. craving. hankering. hunger. nostalgia. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. aspiration hasret. tahassür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspiration. longing. yearning. ardent desire. dream. hunger. nostalgia. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeniden görme, tekrar kavuşma arzusu, hasret tahassür. Bir şeye karşı duyulan istek, meyil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Görme, kavuşma arzusu, iştiyak: Vatanını bu derece özlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «öz» den). Arzu etmek, kuvvetle istemek, göreceği gelmek: Memleketimi özledim, evlâdını özlemiş ana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss. long for. long. yearn. hanker. hunger. pant. pine. pine for. sigh for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to long for. to yearn for. to long to see. to miss. long. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. pack up. package. wrap up. do up. enfold. infold. packet. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. to package. to make into a parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling. allotment. parcellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling. allotment. parcellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parsellere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divide into parcels. lot. parcel. portion. portion out. subdivide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışveriş yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı gibi şeyler örterek uzaktan görünmesini önlemek, alalamak, kamuflaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde kullanılan altı düz kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to paw. to sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pepelikle söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting. clinching. clincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Perçin yapmak. 2. mec. Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rivet. to clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curtain. to conceal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pey vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyuklama, ımızganma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Uyuklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit or lie idly and drowsily. slumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kirletmek. 2. Def’i hâcet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soil. to dirty. to defecate or urinate in or an an inappropriate place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşaya ait,tartışmalı, münakaşalı, ihtilaflı,münazaalı;i. polemiğe giren kimse, münakaşacı,münakaşayı seven kimse;tartışma, münakaşa.polemics i. münakaşa sanatı,polemik. polemical s. tartışmalı, münakaşalı. polemically z. tartışma şeklinde, müna

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yayın yoluyla yapılan neticesiz kalem münakaşası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polémique

1. söz dalaşı, 2. ed. kalem kavgası

1. Karşılıklı söz söyleme, sözle saldırma. 2. Siyaset, bilim, edebiyat vb. alanlarda yapılan karşılıklı sözlü tartışma. 3. ed. Yazılarıyla birbirine sataşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polemic. argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polemic. polemics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polemic , polemics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controverter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem. question. sum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A question proposed for solution; a matter stated for examination or proof; hence, a matter difficult of solution or settlement; a doubtful case; a question involving doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which is required to be done; as, in geometry, to bisect a line, to draw a perpendicular; or, in algebra, to find an unknown quantity. a question raised for consideration or solution; 'our homework consisted of ten problems to solve' a state of d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem. case. teaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The control complex of a fault-tolerant system can arrange its subsystems in many different configurations There are many possible paths through the subsystems How do you select a workable configuration when there is a faulty subsystem?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function from inputs to outputs, which we want an algorithm to compute A crossword puzzle is not a problem; it's an instance The set of all crossword puzzles is a problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A problem consists of network events or patterns of network events TIAS users define problems based on situations they need to know about When a TIAS client subscribes to a view which includes the problem, the record of each problem instance is sent to th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An opportunity for improvement of an undesirable condition, often observed by symptoms, created by root causes, which must be systematically identified and eliminated or altered to control the condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A question raised for inquiry, consideration, or solution An intricate unsettled issue which is a source of perplexity, distress, or vexation, and that may be difficult to understand or accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A failure to meet the stated requirements Sometimes what is reported as a problem turns out to be a request for an enhancement, after research In that case, the reported problem would be removed from the Problem Report and added to the Change Request Repo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unknown root cause of one or more existing or potential Incidents Problems may sometimes be identified because of multiple incidents that exhibit common symptoms Problems can also be identified from a single significant Incident, indicative of a singl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a learner activity where the learner is required to solve a problem - it may be either an assessed or a non-assessed exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visible performance deficiency in an important process, product, or service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A condition that impairs normal operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of call which is refers to device or service which is malfunctioning or broken. something that requires a solution. a liability, one likely to be whacked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Goal-response interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A perceived gap between an existing state and a desired state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific problem that is going to be investigated State this in the form of a question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the question, issue, problem logic, the problem is a specific discrepancy between an existing condition and a desired or expected one For example, if you are currently producing five widgets, and you seek or your goal is to produce seven, your problem

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A perceived gap between an existing state and a desired state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any deviation from the defined standards of process, artifact, or dynamics that creates a negative impact on quality, timeliness, or budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business , issue , problem , trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sorun, mesele; mat. problem; s. problemli. problem child problem çocuk. problem play bir sorunu işleyen oyun, tezli piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. problématique

sorunsal

Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical sorunsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a problem. having many problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problemeatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Batlamyus'a ait. Ptolemaic system dünyanın sabit olduğu ve bütün gökcisimlerinin bunun etrafında döndüğü düşüncesine dayanan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batlamyus (ikinci yüzyılda Mısır'da yaşamış Yunanlı coğrafyacı ve astronom).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefesle üfleyerek söndürmek veya soğutmak: Mumu, yemeği püflemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz hal; şaşkınlık; şaşırtıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thumbtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rendeden geçirmek, rende ile düzeltmek veya doğramak: Tahtayı, soğanı rendelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grate. plane. rasp. shave. to plane. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane. to grade. to surface. to planish. to shave. to dub. to flake. grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Renk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kapıyı) Reze ile kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep. to peep. to peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play. stage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage. to put on (a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to censor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kas zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) enayi kimse, kolay kandırılabilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harbe gitmek, sefer etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Evrenin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker şerbeti içinde terbiye olunmuş meyve vesaire: Kestane, elma, kayısı şekerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeties. sweets. sugar candy. sugarplum. goodies. toffy. nap. snooze. catnap. forty winks. lay-down. lie-down. doze. boiled sweet. bonbon. butterscotch. candy. confection. confectionery. fondant. goody. kip. kiss. sweetie. sweetmeat. sweety. taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. catnap. confection. doss. doze. goody. kip. nap. snooze. sweet. toffee. zizz. sugaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetmeat. glacéed fruit. dozing off. sugar candy. sugar plum. sugar coating. candied. iced. sugar icing. conserve. ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeker koymak, şeker şerbeti ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Sekiz saz veya ses için yazılmış çoksesli oda eseri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şikayet etmek, sızlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlamak, yolcu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Selâm etsin, selâmet versin: Sallallahü aleyhi ve sellem.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - “Selamete erdirsin” manasıyla dualarda geçen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldırış etmeden, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarsılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staggering. tottering. stagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayakta duramayıp sarsılmak veya tökezler gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagger. totter. stumble. blunder. careen. dodder. falter. halt. lurch. pitch. reel. swing. teeter. topple. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. lurch. reel. stagger. teeter. topple. totter. trip. wabble. to totter. to stagger. to lurch. to reel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stagger. to totter. to reel. to lurch. to be shocked. falter. stumble. waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (yağmur). Serpinti hâlinde hafif hafif yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepet şeklinde örülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sepete koymak. 2. (argo) Hoş olmayan bir tarzda uzaklaştırmak:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get rid of sb. to send sb packing. to fire sb. can. pay off. to give sb the shake. stall off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan (a hide. to dress (a pelt. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe easily. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibit. exhibition. showing. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition. display. displaying. exhibiting. exposition. presentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibit. expose. show. display of smth. emcee. execute. flourish. set out. shew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibit. to exhibit. to display. to present. to show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to display. to exhibit. to show. to set forth. lay out. make an exhibition. to set on show. show off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serinlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become cool. become cooler. cool. freshen. freshen up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. to cool. get cool or chilly. to become cool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cool off. to get cool. to get chilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeritle süslemek, şerit çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sepelemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprinkle down. to spit down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagger. stupor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sersem hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisini çağırmak: Ahmed’i sesle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerleşme, oturma; kararlaştırma; halletme; hesap görme; duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması; yeni sömürge; yeni iskan edilmiş yer; ev, mesken; (huk.) irat bağlama. settiement house şehrin fakir semtlerinde kurulan yardım yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sense. to feel. to understand intuitively. anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmeyi bir müddet tekrarlamak, devamlı silkmek, sallamak, silkmeye devam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake off. shake. shake up. shake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to shake sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

represent. to symbolize. to represent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek amaçlı; sade; samimi; hilesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limited Auditing)

Ara mali tablo düzenlemekle yükümlü olan anonim ortaklıklar, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları ve yatırım fonlarının düzenleyecekleri ara mali tabloların, sürekli denetleme ile görevli bağımsız denetleme kuruluşları tarafından incelenmesi ve rapora bağlanmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiş ile delmek, şiş saplamak: Göğsünü iki yerden şişlemişler. 2. Şişe geçirmek, şişe geçirip dizmek: Şu köfteleri şişlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane. to smooth (a surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach base before sb else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır başlı, vakur; heybetli; ciddi; kutsal veya aziz tutulan; dinsel, dini törenle yerine getirilen; resmi, kanuna uygun. solemnly z. ciddiyet ve vakarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağır başlılık, vakar; ciddiyet; kutlama töreni; dini tören; heybet; heybet verici şey; huk. resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. -nise f. resmen icra etmek; resmi ayin yapmak. solemnization i. resmen icra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp itfa etmek. to extinguish. to redeem. to amortize. to pay off itfa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp. to amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. pronunciation telaffuz. sesletim. söyleyiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söylemek işi, söyleyîç-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. saying. singing. disclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saying. uttering. bid. breathing. disclosure. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz, lâkırdı etmek. 2. Demek: Ne söylediniz? 3. Anlatmek, haber vermek, ifade ve beyan etmek: Hâlini söyledi; gezdiği yerlere dair çok şeyler söylüyordu; bunu size kim söyledi? 4. İhtar ve tenbih etmek, uyarmak: Çocuklara söyleyin derslerini hazırlasınlar; Ben ona söylerim siz merak etmeyin. 5. Haber vermek, gammazlık etmek: Çocuklara tenbih etmeli bu meseleyi kimseye söylemesinler. Açık söylemek = Kapalı ifadeyle değil, doğrudan doğruya söylemek. Allah için söylemek = Tanrı aşkına doğrusunu söylemek. İyi söylemek = Övmek: Hakkınızda çok iyi söylüyordu. Büyük söylemek = Övünmek. Türkü, şarkı söylemek = Tegannî ve terennüm etmek, okumak. Çok söylemek = Gevezelik etmek, sözü uzatmak. Doğru söylemek = Sözünde isabet etmek. Yabana söylemek = Saçma, yersiz ve haksız konuşmak, yalancı çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bade. say. tell. speak. utter. give voice to. deliver. sing. affirm. confess. air. apprise. assert. aver. bid. break. call. couch. drop. enunciate. hazard. impart. name. observe. order. pass. pronounce. remark. report. sound. speak of. spill. spit. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprise. betray. disclose. impart. observe. pronounce. recite. remark. report. say. speak. tell. utter. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say / to utter sth. to say sth to sb. to tell sb sth. to tell sb to do sth. to speak to. to direct one's words to. to sing. affirm. apprise. bid. blare. deliver. enounce. give forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. satranç oyununda şahın kiş denmemiş fakat nereye oynarsa kiş denecek vaziyette olması, pata; iki taraftan her biri kımıldanamaz halde olma; faaliyetsizlik; f. satrançta şah demeden hareket edemez hale getirmek; kımıldanamaz hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sünaü ile vurmak, süngü kullanarak hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bayonet. to stab. thrust through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilâve, ek; zeyil; mat. bütünler açı; f. ilâve etmek, eklemek; doldurmak. supplemen'tal, supplemen'tary s. ilâve olan, bütünleyici; mat. bütünleyen, tamamlayan. supplementa'tion i. ekleme, ek, ilave, zeyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Continuous Auditing)

Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi ortaklıkların, mevzuat ve genel kabul görmüş denetim ve muhasebe esas ve ilkelerine uygunluk yönünden, defter, kayıt ve belgelerinin her yıl denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Kapının arkasına) Sürgü sürmek, Sürgü ile sağlam kapamak: Kapıyı sürgülediniz mi? 2. (tarlaya) Sürgü denilen silindiri sürmek: Tarlayı sürgülemek lâzım. 3. (Şoseyi veya çimento ve saireyi) Silindir ile bastırıp düzeltmek: Şoseyi, taraçayı sürgülemek. 4. (sıvayı) Büyük mala ile düzeltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt (a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürme sürmek: Gözlerini sürmelemek. 2. Kapının sürmesini koymak, kilidin içeriden sürülen dilini sürmek: Kapıyı sürmelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag. drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag. drift. haul. hauling. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaldırmaksızın yerde çekerek götürmek: Ayağından tutup sürükledi. 2. Zorla, ruhsuz bir kalıp çekercesine çekip götürmek, taşımak: Bu adamcağızı yanında neye sürükleyip duruyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag along. drag. sweep. sweep before one. blow away. drift. eat at. eat away. hale. incline. make leeway. lug. pluck. schlep. schlepp. trail. train. tug. waft. wash away. wash off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. drag. drift. haul. lug. to drag. to drift. to involve. to entail. to lead to. to carry with one. lead to. entail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. decor. adornment. ornamentation. ornament. trimming. trim. embellishment. enrichment. figuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. garnish. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süslü hâle getirmek. 2. mec. Birinin ayıplarını uzun uzun yüzüne vurmak. Süsleyip püslemek = İtina ile süslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. adorn. beautify. array. doll up. dress up. embellish. enrich. ornament. smarten. bedeck. bedight. caparison. crown. damask. deck out. dike. dizen. doll out. dress. embroider. enamel. fancy up. fig out. figure. flourish. garnish. gild. gird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. array. attire. deck. decorate. drape. dress. grace. ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish. bedeck. dress. enrich. figure. garnish. gild. grace. ornament. set off. titivate. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلم] merdiven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soru sormak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D/A dönüştürücü için dijital ses sinyallerini işleyen bir IC yongası. Fazla örnekleme işlemi sırasında matematiksel bir operasyonun yardımıyla kuantizasyon paraziti en aza indirilir ve ses kalitesi en üst düzeye çıkartılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Tane tane etmek: Narı tanelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shell. to strip the kernels from an ear of (wheat , corn , etc. to remove the pulpy seeds from (a pomegranate. to granulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taze yapmak, tazelik vermek. 2. Yeniletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshen. freshen up. renew. refresh. renovate. brush up. recreate. rub up. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renew. to renew. freshen up. to replenish. to freshen up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to replace sth old with sth fresh. freshen. refresh. revive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare. to make sth ready.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teğel vurmak, tutturmak, iliştirmek, kaba ve seyrek dikmek: Makine ile dikmeden evvel teğellemek gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (keçi) Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Masalların başlarında söylenen mânâsız, fakat hoşa giden söz yığını. 2. Bir dilin hususiyetine mahsus ifadeler: Bir berber bir berbere...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister. nursery rhyme. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. jingle. playful formula used in folk narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Yuvarlak şeyi harekete geçirip yürütmek: Arabayı tekerlemek. 2. Dikkatsizlikle salıvermek, kaçırmak: Lâkırdı tekerlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misfire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chug. malfunction. to miss. to stammer. to pink. to ping. to thin. to single. to stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to miss. to misfire. to stutter. to stammer. to falter. to jam. to misfare. to single. to skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tekme atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. kick. to kick. to boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kick sb. boot. hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teleprinter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayakta dönmek veya çabucak durabilmek için ağırlığı öndeki kayağa verip ucunu içe doğru çevirerek yapılan dönüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of soft and unsalted cheese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir makina veya aleti radyo vasıtasıyla uzaktan idare etme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telemetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter. range finder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلمذ] öğrencilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öğrenci olmak, öğrencilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kaptan köprüsündeki dümen dolabı ile dümen arasındaki donanım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tel ile süslemek, teller takmak: Telleyip pullamak. 2. mec Süslemek: Şu ibâreyi biraz tellemeli. Telleyip pullamak = mec. Birtakım süsler ve ilâveler ile bir şeyin aslını gizleyip sahte bir şekil vermek. 3. (halk ağzında) Telgraf çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizlemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleanup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning. scouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temiz hâle getirmek: Bu evi yukarıdan aşağıya kadar güzelce temizlemek gerekir. 2. mec. Bir şeyin bütününü alıp götürmek veya yiyip bitirmek, süpürüvermek: Bir tabla yemeği iki kişi temizleyiverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depurate. expurgate. clean. clean up. cleanse. purify. clarify. clear. bump off. clean out. clear up. decontaminate. do. do out. erase. excise. get rid of. gut. houseclean. mop up. purge. rid. rub out. scavenge. swab down. sweep. give smth. a sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. clean. do. purge. purify. remove. rid. scrape. square. to clean. to clean sth up. to cleanse. to pick. to tidy. to do out. to purify. to clear away. to rid. to pay sth off. to kill. to bump off. to rub out. to do away with. to rub sb out. to clean

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. flush. purge. to clean. to purify. to get rid of. to eliminate. to rob. to clean out. to clean sb out. to take all of sb's money during a poker's game. to kill. to bump sb off. to be cleared. to b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. mec. Öldürme. 2. İyice dövme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tepe teşkil edecek surette doldurulmuş, çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating or thrashing severely. heaping full or brimful. heaping portion of. heap of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öldürmek. 2. İyice dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a severe beating or thrashing. to defeat soundly. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ince elemek (asıl mânâsı kıl elekle elemek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh sth in one's hand. to balance. to poise. to arrange as if in a balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspiration. sweating. transpiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ter dökmek. 2. Üstüne su ve nem konmak, nemlenmek: Camlar, testi terledi. 3. (bıyık) Yeni çıkmak, taze bitmek: Bıyığı yeni terlemiş. Kan ter içinde kalmak = Çok yorulmak. 4. Utanmak, mahcup olmak, sıkılmak: Terleyip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweat. perspire. ooze with sweat. be hot. swelter. transpire. exude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspire. sweat. to sweat. to perspire. to be covered in condensation. to begin to grow. to be very tired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perspire. to sweat. to exude moisture. transpire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sert cevapla reddetmek. 2. (hayvanlar) Pislemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scold. snub. send to the rightabout. rebuff. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebuff. snub. to snap at. to rebuff. to scold. to snap et. to snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak sharply. to give sb a short answer. to snap at. to make representations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to set up. to organize. to plan. to contrive. to plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triggering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to baste. to tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hatırlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engele çarpıp düşecek gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose one's footing. miss one's footing. stagger. stumble. snag. blunder. halt. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. miss one's footing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Torpil atmak, torpille batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to torpedo. to fail a grade. to flunk a grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Törpü denilen çelik Aletle düzeltmek veya perdahlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rasp. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp. to rasp. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesele çıkaran kimse: baş belası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint. biro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. ball-point pen. ball point pen. ball point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Tükürükle ıslatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wet with saliva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moisten with spittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuş) Bahar mevsiminde tüy dökmek. Tüyleri dökülüp cavlak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (tavuk vesaire). Tünek denilen kümes sırığı üzerinde durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perch. to roost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buhur yakmak, tütsü vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause. to smoke. to smoke. to fumigate. to cure. to smudge. to incense. fume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dumana asmak, dumanda kurutmak, tütsülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 3 ses veya saz için yazılmış çoksesli eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Üçe erdirmek: Atları üçledim. 2. Uçe bölmek. 3. Uçe bükmek, üç kat etmek: Halatı üçlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üflemek işi. (bk.) Üflemek.

Türkçe Sözlük by