Lep ne demek? | Lep anlamı nedir? | Lep

Lep anlamı nedir?

Lep ne demek?

Lep anlamı nedir?

Lep | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lep

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Large Electron Positron collider, the world's largest particleaccelerator, which is 26 7 km in circumference and some 100 metres underground,situated at CERN LEP collides electrons and positrons atenergies sufficent to produce the Z and W particles, c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited English Proficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A subset of LM--those from language minority households who are not proficient in English One estimate of the number of LEP students is drawn from Census questions that ask about individual's home language use and spoken English proficiency Federal progra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited English Proficient A student who was not born in the U S or whose native language is a language other than English; comes from an environment where a language other than English is dominant; and has such difficulty speaking, reading, writing, or u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited English Proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CERN's 100 GeV Large Electron-Positron collider, started in 1989, and due to stop at the end of 2000 Its collision energy has now been upgraded to 202 GeV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited-English-proficient A national-origin-minority student who is limited-English-proficient This term is used in Idaho legislation for state funding Therefore is used in all state documents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Housed at CERN, the LEP is the largest particle accelerator in the world Its tunnel, which is 27 km in circumference, is buried 100 m underground At four separate Points four gigantic detectors - ALEPH, DELPHI, OPAL and L3 - measure collisions between ele

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large Electron Positron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Limited English Proficiency This is a term for students who need additional instruction in English for academic purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Licensed Environmental Professional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Locally Entered/Engaged Personnel Civilian personnel working for one of the Armed Forces or directly for the Ministry of Defence who are recruited at overseas MOD locations normally for work at those locations Also includes Gurkhas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Students are those who have been found to be eligible for bilingual education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Light Emitting Polymers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Large Electron-Positron collider, the world's largest particle accelerator, which is 26 7 km in circumference and some 100 metres underground, situated at CERN LEP collides electrons and positrons at energies sufficient to produce the Z and W particle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Large Electron Positron collider, the world's largest particleaccelerator, which is 26 7 km in circumference and some 100 metres underground,situated at CERN LEP collides electrons and positrons atenergies sufficent to produce the Z and W particles, c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited English Proficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A subset of LM--those from language minority households who are not proficient in English One estimate of the number of LEP students is drawn from Census questions that ask about individual's home language use and spoken English proficiency Federal progra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited English Proficient A student who was not born in the U S or whose native language is a language other than English; comes from an environment where a language other than English is dominant; and has such difficulty speaking, reading, writing, or u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited English Proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CERN's 100 GeV Large Electron-Positron collider, started in 1989, and due to stop at the end of 2000 Its collision energy has now been upgraded to 202 GeV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limited-English-proficient A national-origin-minority student who is limited-English-proficient This term is used in Idaho legislation for state funding Therefore is used in all state documents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Housed at CERN, the LEP is the largest particle accelerator in the world Its tunnel, which is 27 km in circumference, is buried 100 m underground At four separate Points four gigantic detectors - ALEPH, DELPHI, OPAL and L3 - measure collisions between ele

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large Electron Positron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Limited English Proficiency This is a term for students who need additional instruction in English for academic purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Licensed Environmental Professional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Locally Entered/Engaged Personnel Civilian personnel working for one of the Armed Forces or directly for the Ministry of Defence who are recruited at overseas MOD locations normally for work at those locations Also includes Gurkhas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Students are those who have been found to be eligible for bilingual education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Light Emitting Polymers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Large Electron-Positron collider, the world's largest particle accelerator, which is 26 7 km in circumference and some 100 metres underground, situated at CERN LEP collides electrons and positrons at energies sufficient to produce the Z and W particle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Halep şehri. Aleppo button , Aleppo boil (tıb). Halep çıbanı, şark çıbanı, yıl çıbanı. Aleppo pine Halep çamı, (bot). Pinus halepensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanlıların tıp ilâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz kapaklarının iltihabı, blefarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tlb). katalepsi, adalelerin donması ile irade ve hissin birdenbire kaybolması hastalığı. catalep'tic (s). katalepsi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celb» den). Kesilecek hayvanları ve bilhassa koyun sürüsünü celbederek kasaplara satan tacir. (Halk dilinde celebci denilip, celb ve sevk edici mânâsı düşünülürse belki bu, dahe doğrudur. Vaktiyle sürü ile esir sevk ve esircilere satan insan tacirlerine de denirdi). Celep devesi = Kesilip eti yenmeye yarar genç deve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altın ve fildişinden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (cleped veya clept, ycleped veya yclept)., (eski). adlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -dras -drae) eski bir çeşit su veya civa saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). kleptomania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fil white elephant elde bulundurması güç olan ender rastlanır kıymetli mal; külfetli mal, bir işe yaramadığı halde başa dert olan şey. elephant apple fil elması, bot. Feronia elephantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fil hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fil gibi; çok büyük, iri, çok ağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épilepsie

tıp sara

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy. falling sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sara, tutarak, tutarık, yilbik, peri hastalığı. epileptic (i.) saralı kimse; (s.) saraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) şüphesiz olarak birinci gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâca karıştırılan tatlı bir sıvı; içine buz ve nane karıştırılan bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). İradenin kaybı, dış tesirlere karşı hassasiyetin ortadan kalkması ve hereket organlarına verilen herhangi bir durumun olduğu gibi sürüp gitmesi ile beliren bir hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük iplik çilesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçluların kaçmaması için bileklerine tadılan çifte halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. bracelets. handcuffs. clamp. darbies. cleat. manacles. cuff. manacle. nippers. shackle. wristlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracelet. handcuffs. manacle. handcuff. pipe clip. clamp. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffs. pipe clip. bracelets. cleat. darbies. manacles. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. to handcuff. to manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to handcuff. manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz ve ücretsiz veya pek ucuz ele geçen: Bu atı, bu arabayı kelepir aldım; bin liraya böyle bir at kelepirdir; o, kelepir mal arıyor. 2. Emeksiz evlât, üvey evlât: Kendi evlâdı olmayıp yalnız bir kelepiri vardır (eskimiş tâbir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. bargain. good bargain. good buy. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain. gift. snip. steal. very cheap. dirt cheap. buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bargain. a steal. a very good buy. dirt-cheap. very cheap. bon marché. chance bargain. chance purchase. golden opportunity. pennyworth. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedavaya veya pek ucuz mal almaya alışmış, kelepir mal arayan: O, kelepirci bir adamdır, bu fiyatla mal almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın baş vurmasına mâni olan kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomaniac. kleptomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomania. kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hırsızlık illeti, kleptomani kleptomaniac i. hırsızlık hastası, kleptoman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebaht şehri ve limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzamlı kimse, miskin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pulkanatlılar familyası. lepidopterous s. bu familya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Leipzig şehrinden gelen bir çeşit ipeğe benzer sarı ve güzel saça denilir: Lepiska saçlı, lepiskalarını tarakla ikiye bölmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. silky blond. flaxen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tavşan cinsinden; tavşana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

tıp cüzzam

Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leprosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leprosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leprosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leprosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leprosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leprosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İrlanda hikayelerinde adı geçen büyük hazineye sahip ve kısa boylu ayakkabıcı cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzam, miskin hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cüzamlı, cüzam gibi, cüzama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mahaleb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mahaleb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. millipede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. denizdanteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince uç; oya işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) takipsizlik kararı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. altı yüzü paralelkenar olan cisim, paralelyüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuru laf, boş lakırdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden belirtme; muhtemel itirazları önceden sezerek cevaplandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SALEB, SA’LEB) (i.) (Arapça husâ’ü’s sa’leb’den). T. Salepgillerin örnek bitkisi. 2. Bu bitkinin kökünden elde edilen toz. 3. Bu tozla yapılan şekerli içecek. (bk.) Sahlep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salep. sahlep. drink made from sahlep root in hot milk and cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dried tubers of various species of Orchis, and Eulophia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used to make a nutritious beverage by treating the powdered preparation with hot water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sahlep): Salepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Kökünde 2 tane yumru vardır. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Kullanılan yeri köklerindeki yumrularıdır. Yurdumuzda bir çok çeşidi vadır. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâlep pişirip gezdirerek satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekçeneklilerden bir bitki familyası, örnek bitkisi sâleptir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) çekmek; slang. aşlrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Schlepp

den. yük gemisi

Yük taşımak için yapılan özel gemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo boat. freighter. towboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freighter. tramp steamer. cargo boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freighter. cargo liner / ship / steamer / vessel. wafter. freight ship. tramp. cargo liner. cargo ship. freight boat. ocean carrier. ocean- going tug. cargo vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sleep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. taban levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. beklenmedik bir anda anlamı değişen mecaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taleb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. request. claim. application. charge. petition. plea. requisition. run. sale. solicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. request. claim. application. charge. petition. plea. requisition. run. sale. solicitation. market. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. claim. wanting. requiring. demanding. formal request. application. caption. exigency exigence. major concern. postulation. requisition. solicitation. support. waiver of demand , notice and protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. demand. petition. solicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask. to demand. to claim. to request. to require. to wish. active demand. bound up. call for. call upon. move for. postulate. put in requisition. sue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telepati, uzaduyum . telepath'ic s telepatiye ait. telepath'ically z. telepati ile. telepathist i. telepatiye inanan kimse; telepati kabiliyeti olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaklardaki bir hâdiseyi tabiatüstü ve bilinmeyen bir hisle duyma hâli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télépathie

ruh b. uza duyum

Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy. telepathy uzaduyum. telephaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telefon; f. telefon etmek, telefonla konuşmak. telephone central, telephone exchange telefon merkezi, santral on the telephone telefonda, telefonla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzağa ses götüren: telefona ait. telephonically z. telefon ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi uzağa nakletme ilmi, telefon kurma veya işletme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., telephoto. lens dürbün gibi fotoğrafı büyüten mercek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzak mesafeden çekilen fotoğraf. telephotograph'ic s bu usule ait .telephotog'raphy i .telefotografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kürek ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. clepe.; s., (eski) adlı, isminde, denilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by