Leş Kargası ne demek? | Leş Kargası anlamı nedir? | Leş Kargası

Leş Kargası anlamı nedir?

Leş Kargası ne demek?

Leş Kargası anlamı nedir?

Leş Kargası | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: les kargasi

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrion crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrion crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aslan’ın kulu.- Hz.Rasûlullah (s.a.s)’m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanmazlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quicken. to hasten. to accelerate. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyol). ökçe veteri, Aşil kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gençlik, büyüme çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). delikanlı, genç, büyümekte olan.(kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to bring in accord / agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitalize. carry asset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Allesta). Hazır, müheyya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. right away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog). beşinci yüzyılda İngiltere'yi istilâ eden bir Cermen kabilesi, Anglo'lar (ingiliz ve ingiltere kelimeleri bu kelimeden türemiştir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıtma sivrisineği, anofel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanda ok atmak için kullanılan bir çeşit zemberekli yay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hilesiz, saf, açık sözlü; hünersiz, sanatsız, kaba; tabii, doğal. artlessly (z). hilesizce, saflıkla. artlessness (i). hilesiz oluş, saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get nervous. to be irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow rebellious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Askerî bir durum almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asrî hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to be wandering aimlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atık oluşturmadan kaçınma, buna karşılık kaynaklardan gerçekleştirilen üretimin niceliğini ve niteliğini arttırma çalışmalarını içeren koruma önlemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılsız, temelsiz, esası olmayan. basielessly (z). asılsızca. baselessness (i). asılsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplify. to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave like a baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to argue. to quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yataksız, karyolasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müştereken ve birlikte beklemek: Birçok halk bekleşiyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wait together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. e.) (Arapça «bilâşey»den galat). Ücretsiz, meccanen, bedava, caba: Bunu beleş aldım. Beleş at kusurlu olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. buckshee. on the house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. gratis. for nothing. freebie. freebee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Pelesenk ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasız geçinmeyi huy edinen, lüpçü, bedavacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader. sponge. sponger. cadger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. free loader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,çoğ., Fr. edebiyat, gökçe yazın; güzel sanatların bir kolu olarak edebiyat; edebiyatın seçme örnekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berâber gelmek, bir hizada veya müsavi, eşit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. constituent. component. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. constituent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound. complex. combined. composite. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composite. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Bileşikgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. compound. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. composition. compound. constitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beraberinde, maiyetinde, birlikte: Bileşince gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resultant. product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleştirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safra kesesinde meydana gelen taş, safra tası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir noktada kesişen, birbirini kesen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrent. confluent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birleşmiş olan, bir anlaşma ile aralarında birlik kurulmuş olan, müttehit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Birleşerek meydana gelmiş, mürekkep. 2. (kimya) Ayrı elemanların moleküllerinin çeşitli oranlarda kaynaşması ile meydana gelen madde: Benzin birleşik bir maddedir. Birleşik faiz = Bir sermayeye her yıl getirdiği faizlerin de katılmasıyle elde edilen paranın tamamı üzerinden yürütülen faiz. Birleşik fiil = (gramer) Bir kelimeye yardımcı fiillerden birini katmak suretiyle yapılan fiil: Eziyet etmek. Zengin olmak gibi. Birleşik kelime = İki veya daha çok kelimeden meydana gelerek tamamen değişik bir mânâ ifade eden kelime: Devetabanı gibi. Birleşik kesir = Ondalık kesirle beraber bir yahut birkaç birimi içine alan sayı: 2,5, 3,75 birer birleşik kesirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

united. joint. connected. conjoint. combined. adjunctive. confederate. conjugate. conjunct. federate. integrated. jointed. unified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederate. federal. joint. united. compound. composite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composite. joint. united. associated. combined. confederate. federal. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(United Arab Emirates) Başkent: Abu Dabi.

Nüfus: 2.791.000.

Yüzölçümü: 30.000 sg.m:.

Komşuları: Kuzeyde Katar, Batıda ve Güneyde Suudi Arabistan, Doğuda Umman.

Önemli Şehirleri: Abu Daki, Dubavy.

Din: %96 Müslüman, Hindu, Hristiyan.

Dil: Arapça (Resmi) birçok diğer diller.

Yönetim Biçimi: Emirler Federasyonu.

Tarih: Bölgedeki Şeyhler 19. yy. da Dışişleri ve savunmanın kontrolünü İngiltere’ye verdi. 2 aralık 1971’de bu şeyhlikler bağımsız olmak için birleştiler.

Abu Dabi Petrol Şirketi, 1975’de tamamen ulusallaştırıldı. Petrol hatları BAE’ye dünyanın en yüksek kişi başına GSMH’nı sağlar. Son yıllarda uluslararası bankacılık gelişme içindedir.


Ülke by

Ülke

(United Kingdom) Başkent: Londra.

Nüfus: 56.7 milyon.

Yüzölçümü: 244.100 km2.

Komşuları: Batıda Atlas Okyanusu, İrlanda Denizi, İrlanda Cumhuriyeti, Kuzeyde ve Doğuda Kuzey Denizi, Güneyde Manş Denizi.

Önemli Şehirleri: Birmingham, Glasgow Leeds, Sheffield, Liverpool, Brondford Manchester, Edinburg, Bristol, Coventry, Belfast, Nottingham, Leicester.

Din: Anglikan %57, Katolik %13, Presbiteryen %7, Metodist %4, diğer %19.

Dil: İngilizce.

Yönetim Biçimi: Çok Partili Meşruti Monarşi.

Siyasal Partiler.

Muhafazakar Parti, İşçi Partisi, Liberal Parti, Sosyal Demokrat Parti, Büyük Britanya Komünist Partisi, İskoç Ulusal Partisi, Galler Milliyetçi Partisi, Ülster Birleşikleri Sosyal Demokrat ve İşçi Partisi.

Tarih: II. Dünya Savaşı’na kadar Avrupa’nın ve dünyanın başat gücü olan ülke savaş sonrası yeni bir rol edinmiş, gerek üçüncü dünyadaki ulusçu hareketin etkisiyle, gerekse uluslararası baskıların artmasıyla denizaşırı sömürgelerine bağımsızlıklarını vererek dünyadaki öncü rolünü kaybetmiştir. 1956 Süveyş Krizi’nden sonra Birleşik Krallığın etkisini yitirdiği iyice ortaya çıktı. Bunun İngiliz Uluslar Topluluğu’na yansıması 1970’li yıllarda olmuş, bu yıllardan sonra, topluluk bağımsız üyelerin biraraya geldiği serbest bir birlik halini almıştır. Avrupa bünyesinde oluşturulan örgütlenme hareketlerinin de içinde olan Birleşik Krallık NATO’ya üyeliğinden başka 1973’te de AT’ye dahil olmuştur. Dünya Savaşı’ndan sonra Clemat Attlee’nin liderliğindeki İşçi Partisinin iktidarına rağmen 1951 yılında savaş sırasında başbakanlık yapan Sir Winston Churchill’in oluşturduğu muhafazakarların yönetimine geçerek 13 yıl böyle kalmıştır. 1979 yılına kadar İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti arasında el değiştiren iktidar o tarihten 1990’a kadar Margaret Thatcher’in liderliğindeki muhafazakarların elinde bulunmuştur. Thatcher’in 1990’da istifasıyla boşalan muhafazakar parti liderliği ve başbakanlığa Jon Major seçilmiştir. Birleşik Krallık yönetiminin ülke içindeki en önemli sorunları genel olarak ekonomik nedenlerle dayanmakla beraber Kuzey İrlanda’nın statüsü ve IRA militanlarının yarattıkları terör olayları da yönetimi zor durumda bırakmıştır. Uluslararası alanda en önemli sorun 1982 yılında yaşanan Falkland Krizi olmuş Arjantin Birleşik Krallık yönetiminin başarılı bir sınav verdiği bu olaylar Arjantin’in yenilgisi ile sona ermiş, hemen yapılan genel seçimler sonrasında da Thatcher liderliğindeki Muhafazakarlar iktidarlarını iyice sağlamlaştırmışlardır. Güney Afrika ile geleneksel bağlarına karşın bu ülkede sürdürülmekte olan “apartheid” politikasıyla çeşitli ekonomik yaptırımlar uygulamakta olan Birleşik Krallık yönetimi, 1990’da Nelson Mandela’nın serbest bırakılması üzerine uyguladığı yaptırımlara son verdiği gibi Güney Afrika’ya yatırım yasağını da kaldırılmıştır.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tek taçyapraklı bitkilerden, zengin bir familya. Papatya, enginar, kasımpatı, devedikeni vs. bitkiler bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya) (y. k.). Birleşim, birleşmek işi ve sonucu, terkip. Havanın birleşimindeki başlıca maddeler azot ve oksijendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjunction. consolidation. mix. session. sitting. union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir cisme tatbik edilen birkaç kuvvetin, tesir bakımından toplamını gösteren kuvvet, muhassala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birleşmek fiili. (bk.) Birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

union. joining. coalition. cohesion. conjugation. accord. alliance. association. coalescence. concrescence. concretion. conjunction. copulation. fusion. hookup. incorporation. integration. joinder. juncture. meeting. merger. reunion. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliance. bond. coalescence. coalition. combination. conjunction. consolidation. fusion. incorporation. mating. union. unity. association. junction. unification. merger. sexual intercourse. intercourse. coitus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merger. combination. accord. adjunction. alliance. coalescence. coalition. cohesion. concert. conjunction. consolidation. join. joining. league. marriage. sodality. tie up. unification. union. unity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir olmak, iştirak ve ittihat etmek: İki şirket birleşip bir fabrika yaptılar. 2. Bir yere gelmek, toplanmak: Bugün belediye dairesinde birleşip bir karar verecekler. 3. Uyuşmak, ittihat etmek: Müteahhitler birleşip müzayedede arttırmıyorlar. 4. (kimya, fizik). İki veya daha çok unsur bir araya gelerek yeni bir unsur meydana getirmek terekküp etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inosculate. join. unite. confederate. coalesce. combine. conjoin. reunite. agree. affiliate. ally. ally oneself. amalgamate. associate oneself. band together. congregate. conjugate. converge. couple. fasten. federate. fuze. gang. incorporate. knit. k.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliate. ally. amalgamate. assemble. associate. bond. close. coalesce. cohere. combine. communicate. confederate. consolidate. conspire. federate. incorporate. join. knit. merge. reunite. unite. to unite. to join. to connect. to associate. to combine. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one. to unite. to meet. to agree. to combine. accrete. ally. amalgamate. close. coalesce. cohere. confederate. congregate. conjoin. conjugate. consolidate. consort. converge. incorporate. link. merge. piece. warm wise. to merge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniting. connective. splicer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being united. consolidating. amalgamation. connection. combination. compounding. union. combining. assembling. connecting. unification. coordination. synthesis. synthetic. grouping. merger. uniting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere getirilip bir haline konulmak, tevhit edilmek: İki arsanın parselleri birleştirilerek bir arsa haline getirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combining. assembling. joining. affiliation. aggregation. combination. fusion. incorporation. integration. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. consolidation. incorporation. union. joining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. combination. concatenation. consolidation. fusion. joinder. match merging. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere getirip bir etmek, birleştirmek: İki dükkânı birleştirip büyük bir dükkân haline kodu. 2. Uyuşturmak, muvafakat ettirmek: İki köy ahalisini birleştirip yolu yaptırdı. 2. (fizik) İki veya daha çok vektörün, paralelkenar kaidesine uygun şekilde geometrik toplamını almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consubstantiate. unite. join. combine. consolidate. assemble. put together. stick together. aggregate. ally. amalgamate. associate. colligate. compound. confederate. congregate. conjoin. connect. couple. dovetail. federate. fuze. incorporate. inoscul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliate. ally. amalgamate. associate. bind. bond. cement. close. combine. compose. compound. confederate. connect. consolidate. couple. incorporate. join. link. merge. pool. reunite. unify. unite. to unite. to bind. to join. to bond. to couple. to combi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

join. merge. combine. defragment. to unite. to put together. to combine. to assemble. to joint. to tie. to interlace. to weld. to compound. to incorporate. to connect. to compose. to mix. to unify. to consolidate. to hook up. to integrate. to interweave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdis etmek, kutsamak, mübarek kılmak; Allahtan niyaz etmek; inayet etmek; mesut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mübarek; Allahın cezası: We didn't catch a blessed fish Allahın cezası bir balık bile tutamadık. blessed event k.dili doğum blessed thistle kalkan dikeni, bot. Carduus benedictus. bless edness i kutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdis, hayır dua, nimet, inayet, lütuf, hamt, şükran; azarlama; slang haşlama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bless.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kansız, solgun, renksiz; cansız; kan dökmeden olan; beyaz; ruhsuz, kuvvetsiz bloodlessly z. kan dökmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vücutsuz, bedensiz, cismani veya maddi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, boş, gereksiz. bootlessly z. boş yere, neticesiz olarak. bootlessness i. neticesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dipsiz; çok derin. the bottomless pit cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hudutsuz, sınırsız, sonsuz, engin, tükenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Böylesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike. such a. this kind of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a one. this in kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Bu şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so excessively. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this. such a. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as this. such a. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kabloları görüş alanından çıkaran BRAVIA 1080 Wireless teknolojisi, harici Blu-ray Disc™ ve DVD oynatıcılarını, PLAYSTATION®3 konsollarını ve diğerlerini BRAVIA televizyonunuza kablosuz olacak bağlayabileceğiniz anlamına gelmektedir. Bileşenler, BRAVIA LCD setinizle Wi-Fi® aracılığıyla iletişim kuran ayrı bir şık Medya Alıcısı kutusunda barındırılmaktadır. Bu da, manzarayı bozan kablo kalabalığını düşünmeden büyük ekranda 1080i yüksek kaliteli dijital görüntünün ve sesin keyfini çıkarabileceğiniz anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nefes nefese, soluğu kesilmiş; nefesini tutmuş, sessiz; soluğu kesen, korkutucu; ölü, cansız; hareketsiz, kımıldamayan. breathlessly z. soluk soluğa. breathlessness i. soluksuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. hicvederek güldüren; gülünç, komik; i. hicviye, taşlama; f. hicvetmek, alaya almak, taklidini yapmak. burlesque show A.B.D. striptizli ve taşlamalı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration. concretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalesce. integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to become a united whole. to be integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice mass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıcaklığın artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry. campanile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatsiz; ilgisiz, kayıtsız; düşünülmeden söylenmiş veya yapılmış; ihmalkar. carelessly (z). ihmalkar bir şekilde, dikkat etmeden. carelessness (i). dikkatsizlik, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(bot). sapı olan, saplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebepsiz, nedensiz, asılsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fasılasız, durmayan, biteviye ceaselessly (z). durmaksızın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلسات] oturumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). göğe ait, semavi; kutsal, ilâhi; gökte oturan; (i). göksel varlık; (bh)., (alay) çinli. Celestial Empire ,Çin imparatorluğu. celestial equator gök büyük kuşağı. celestially (z) göksel olarak .celestial navigation yıldızlara bakarak yön tayini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cenk etmeye, muharebeye girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değişmeyen, sabit, biteviye. changelessly (z). değişmeyerek. changelessness (i). değişmezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karaktersiz, seviyesiz, zayıf ahlaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Ing)., (astr). Büyükay takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarliston dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). neşesiz, keyifsiz; iç kapayıcı, kasvetli. cheerlessly (z). neşesiz olarak. cheerlessness (i). neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çocuksuz, çocuğu olmayan. childlessness (i). çocuksuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolesterol, safrayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların cinsî birleşmesi: Koyunların çiftleşme vakti yaklaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mating. copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (bir tek) Eşini bulup çift olmak: Güvercinin eşi ölürse bir daha zor çiftleşir. 2. (hayvanlar) Cinsî birleşmek: Ekseri hayvanlar senede bir kere çiftleşirler. İyi bir kısrak, cins bir etla çiftleşince elbette güzel bir tay vücuda gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. mate. copulate. pair. couple. rut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mate. to become a pair. copulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çift etmek, bir tekin eşini bulup çift yapmak. Araba atlarını çlftleştiremedim. 2. Hayvanları biribirine eş yapmak: Bu köpeği çiftleştlrip yavrularını almalı. Koyunları hangi ayda çiftleştirirler?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a pair. to mate. breed. propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dalliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karşılıklık olarak cilve yapmak. 2. Birbiriyle dostça şakalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt with each other. to bill and coo. to joke with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Küçükken oldukça güzeldi; lâkin büyüdükçe çirkinleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Pek çirkin değildir; lâkin o kıyafet kendisini çirkinleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blemish. deface. to make ugly. to disfigure. to blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleşmek, yekvuücut olmak. coalescence (i). birleşme, birleşim.coalescent (s). birleşmek üzere olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. ( Vervüstung / Desertification )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desertification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çöl haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nekahet devresinde olmak, iyileşmek. convalescence (i). nekahet. convalescent (s)., (i). nekahet devresi ile ilgili; (i). nekahet halindeki kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sayısız, hesapsız, pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Demokles. sword of Damocles Demokles'in kılıcı, her an tehdit eden bir tehlike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çanakkale Boğazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü göz göz oymalı, taşı andıran bir çeşit polip birikintisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denk olmak, denge hasıl etmek. Osm. tevazün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach equilibrium. to become equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki veya daha fazla şeyleri birbirine denk getirmek. 2. Gereken miktarı sağlamak: Parayı denkleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. counterbalance. offset. to balance. to make equal. to manage to find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to balance. to make equal. to provide enough. to compensate. to govern. to counter-balance. to poise. to strike. to normalize. counterbalance. equate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derin hale gelmek, derinliği artmak. Osm. taammuk etmek: Yara işledikçe derinleşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deepen. to deepen. to become deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get deep. to specialize in (a field of study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1; Dahe derin hale getirmek. 2. Derinliğine incelemek. Osm. tâmîk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deepen. to investigate the details of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dert ve kederleri söyleyip karşılıklı konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pour out one's grief to each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pour out one's grievances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nationalized. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Devlete maf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nationalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become steep. to get stubborn. to be defiant. to challange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steepen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erect. to harden. to make sth steep. steepen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söyleşmek, karşılıklı konuşmak. Osm. mükâleme, müsahabe etmek: Hüneri varsa gelsin, dilleşelim. 2. Ecnebi dili ile konuşmak. 3. Münakaşa etmek (ağızlarda).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dinç hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). şüphesiz, muhakkak; herhalde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kız alıp vermek suretiyle hısım olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become smooth / level / straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı görebilen, eagleyed nüfuz edici bakışları olan. keskin gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir söylentiye göre kartalların yuvalarında fol olarak kullandıkları ceviz iriliğinde bir taş, kartal taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become immortal / eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpetuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eternalize. to immortalize. perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ si ae) (i). kilise; cemaat; eski Yunan şehir devletlerinde yasama meclisi. ecclesiarch (i). kilise başkanı, büyük papaz. ecclesias'tic (s)., (i). kiliseye veya kilise örgütüne ait, dini; (i). papaz, vaiz, rahip . ecclesias'ticism (i). kilise pre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise mimarisi ve kilise süsleme sanatı çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act rudely. to be rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oturmak, durmak. Osm. meks ve Arâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame evcilleşmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Tanrı’nın insanı yaratıp onlara «Elestü bi-Rabbiküm» dediği zaman. Elestü = Değil miyim? ROı-ı elest = Elest günü yani insanın yaratılmasının başlangıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. strictures. critique. review. commentary. comment. animadversion. censure. denouncement. expostulation. knocking. slating. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. notice. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. critique. animadversion. flak. fusil l ade. knocking. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. captious. critic. knocker. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be criticized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tenkid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animadversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Münekkid, tenkitçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. commentator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tenkid etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticize. examine. comment. animadvert. attack. carp. censure. chastise. clobber. damn. expostulate. pan. put down. review. riddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crab. criticize. review. ride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticise. to make a criticism. fault. to have a go at. knock. pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Tenkidt: Eleştirmeli bir yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. commentator. reviewer. corrector. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. reviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. reviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile itişerek şekalaşmak, el şakası etmek. 2. Dövüşmek. 3. Gücünü denemek.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Order Improvement)

Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emâlis). Düz, pürüzsüz, cilâlı. Haeer-i emles (jeoloji) = Pürüzsüz düz taş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonsuz, ölümsüz, ebedi; namütenahi, bitmez tükenmez, sonu olmayan endlessly z. durmadan, bitmek tükenmek bilmeksizin. endlessness i. sonsuzluk, devamlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Enli olmak, en kazanmak. Osm. tevessü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Enlilenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ergin hâle gelmek, tekemmül etmek. Osm. Reşid olmak, gelişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vedalaşmak, afiyette kalın diyerek ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pair off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to match. to pair. to pair off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

match. pair off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esmer hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. to brown. to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brown. to tan. to become tan. darken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. to brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Asitlerin alkillerle birleşikler kurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaction. interaction. mutual effect. interplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interaction. interplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to influence each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pare smb.'s claws. deactivate. counteract. neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counteract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tame. to tame. to domesticate ehlileştirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame. to domesticate. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözsüz, kör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sadakatsiz, hain, güvenilmez; inanmayan; imansız, dinsiz, kâfir; kararsız. faithlessly (z). sadakatsiz bir şekilde,imansız bir şekilde. faithlessness (i). güvensizlik; imansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor yoksullaşmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hünersiz, beceriksiz, elinden iş gelmeyen; cansız, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. felâsife). 1. Felsefe ile uğraşan. 2. Rind, kalender. 3. Dinsiz. 4. Bilgin. 5. mec. Çok akıllı, (bk.) Filozof.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فيلسوف] filozof, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keman yayı; saçmalık, boş şey. Fiddlesticks! ünlem, eski Saçma!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). et; kasaplık et; tavuk veya balık eti; beden, cisim, ten, vücut; beşer tabiatı, insaniyet; ten rengi; sişmanlık; nesil, soy, ırk; insan oğlu; canlı yaratıklar; meyvanın etli kısmı. flesh and blood nesil, kan, akraba; beşer tabiatı. flesh color t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). et yedirmek, etle beslemek; kan dökmek; hırsını tahrik etmek; etle kaplamak; eti sıyırmak (deriden). flesh out dolgun olmak; şişmanlatmak; ayrıntılarıyla anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ten rengi dar pantolon; deriden sıyrılarak alınmış ve tutkal için kullanılan et parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayaksız, asılsız; (k).diliahmak, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekilsiz, biçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). semeresiz, meyvasız; faydasız, nafile; kısır. fruitlessly (z). nafile olarak, boş yere. fruitlessness (i). semeresizlik, faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Gaile çıkarmayan. 2. Gailesi olmayan, dertsiz: Gailesiz bir iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become null and void. to lapse. to expire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç olmak, gençlik kuvvet ve tazeliği kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become youthful. to be rejuvenated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rejuvenate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalize. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth general. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatation. dilation. expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. dilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilation. expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expand. to dilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilate. to be dilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment. accrual. fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahakkuk etmek, gerçek hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize. actualize. come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become true. to materialize. to eventuate. come to the fruition. to come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. substantiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulfilment. implementation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. implementation. implementing. realizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahakkuk ettirmek, gerçek haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realize. make real. achieve. actualize. materialize. carry out. carry through. effect. effectuate. execute. follow out. follow through. put into practice. substantiate. verify. practice. practise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. execute. fulfil. realize. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implement. perform. to realize. to make real. actualization. actualize. effectuate. implement. substantiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gergin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense. to become taut. become tense. to get stretched. to get tensed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stretched. to become tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tighten. to strain. to make tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allahı tanımaz, Allahsız, dinsiz; günahkâr. godlessly (z.) Allahsızca. godlessness (i.) Allahsızlık, dinsizlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) şoför veya pilotlara mahsus iri gözlük, tayyareci gözlüğü; renkli gözlük, güneş gözlüğü; sualtı gözlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nahoş, kötü; çapkın, hayasız. gracelessly (z.) zarafetten yoksun olarak; hayasızca. gracelessness (i.) zarafet yoksunluğu; hayâsızlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esassız, asılsız, temelsiz groundlessly (z.) asılsız ve temelsiz olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli olmak, güce sarmak: Bu ders gittikçe güçleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli etmek, zorluk çıkarmak: İşi kolaylaştıracağına güçleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicate. to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hane.) armalarda kırmızı renk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Güreş, güreşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

updating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring sth up to date. to bring up to date. update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to flow strongly. to become abundant. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel olmak, güzelliği artmak, iyileşmek: O kız büyüdükçe güzelleşti. Hava güzelleşti, bahçeler pek güzelleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smarten. to become beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become beautiful. to become good or excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel etmek, güzellik kazandırmak: Sade ve tabiî kıyafet insanı güzelleştirir, bu yağmur, havayı, çayırları güzelleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautify. prettify. pretty up. adorn. do up. embellish. face-lift. gild. perk up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. beautify. relieve. smarten. to beautify. to embellish. to smarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beautify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence. intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine haber göndermek, biribirine malûmat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspond. communicate. intercommunicate. speak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. communicate. to communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to communicate with one another. communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hafiflemek. 2. mec. Ağırbaşlılığını kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get light (in weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lighten. to diminish. to abate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hain bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) talihsiz, bahtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zararsız. harmlessly (z.) zararsız bir şekilde. harmlessness (i.) zararsızlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle for life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) başsız, başkansız, şefsiz; akılsız, kafasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalpsiz, merhametsiz, zalim, vicdansız; yüreksiz; cansız, sönük. heartlessly (z). kalpsizce, merhametsizce. heartlessness (i). kalpsizlik, merhametsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatsiz, düşüncesiz; önem vermeyen, pervasız, çekinmeyen. heed lessly (z). pervasızca, dikkatsizce. heedlessness (i). pervasızlık, dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çanakkale Boğazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendisini idare edemeyen, çaresiz, aciz; zayıf, beceriksiz, kabiliyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Herkül; çok kuwetli adam; (astr). kuzey burçlanndan biri, Herkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde biribirine çok benzeyen, hepsi hicâz dörtlüsü veya beşlisi ile yapılan 4 basit makama (Hicâz, Zengûle, Uzzâl ve Hümâyûn) verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hîle etmez, doğru: Hilesiz adam. 2. Hîle karıştırılmamış, saf, hâlis: Hilesiz zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. guileless. honest. true. genuine. pure. straightforward. unadulterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honest. upright. free of trickery / fraud. pure. unadulterated. artless. innocent. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Paylaşmak, müşterek bir malı bölüp herkes hissesini almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to separate into factions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evsiz barksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at eti; at sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aynı tesis içinde yeniden işlenip kullanılan atık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyalleşme, sosyalizasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sosyalleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become two. to be doubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regress. to become primitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazımsızlık, mide fesadı, dispepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüme, gelişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyük, cüsseli ve kocaman olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow gradually large. to hypertrophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Karşılıklı işaret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make signs to one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iki kenarı birbirine eşit olan, iki yanı bir olan. isosceles triangle (geom.) ikizkenar üçgen. isosceles trapezoid (geom.) ikizkenar yamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convalescent. recovery. healing. improvement. betterment. getting better. amelioration. convalesce. recruitment. recuperation. upswing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. progress. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. improvement. getting better. getting well. amelioration. convalescence. healing. restoration. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iyi olmak, daha iyi olmak: Çayırlar çok iyileşti. 2. Sıhhat kazanmak, hastalıktan kalkmak: Hasta iyileşti. 3. Biriyle arası iyi olmak, arasını iyileştirmek: Filânla aramız iyileşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. heal. get better. improve. do better. pick up. heal over. ameliorate. amend. cicatrize. come along. come through. come to. convalesce. get well. heal up. meliorate. mend. perk oneself. perk oneself up. pull round. pull through. rally. be rec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. heal. get better. improve. do better. pick up. heal over. ameliorate. amend. cicatrize. come along. come through. come to. convalesce. get well. heal up. meliorate. mend. perk oneself. perk oneself up. pull round. pull through. rally. be rec. rec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get better. to improve. to recover from an illness. ameliorate. amend. come along. convalesce. heal. improve in health. look up. pick up. prosper. recover. regenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapy. amendment. reclamation. recruitment. rehabilitation. restoration. uplift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. reclamation. to curing. correcting. improving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treatment. cure. healing. amendment. betterment. bonification. development charges. melioration. redevelopment. refection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iyi yapmak, iyiye çevirmek: Geçen günkü yağmur havayı iyileştirdi. 2. Sıhhat ve Afiyet vermek, sıhhat kazanmasına sebep olmak: Biraz çıkıp hava almak onun hayli iyileştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. heal. remedy. rehabilitate. improve. make better. upgrade. ameliorate. amend. better. cicatrize. cleanse. nurse. pull round. pull through. recruit. recuperate. set up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ameliorate. doctor. heal. nurse. reclaim. remedy. restore. to cure. to heal. to doctor. to correct. to reform. to improve. to better. to mend. to ameliorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cure. to heal. to make sth right. to repair. to improve. ameliorate. better. fine down. restore. secundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. gazeteci üslubu, gazeteci ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşesiz, sevinci olmayan, kederli, üzgün, tasalı. joylessly z. neşesiz olarak. joylessness i. neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become carefree and unconventional in one's attitude towards life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca’dan). Dört tekerlekli bir çeşit araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Arapça’laşmış Farsça bir kelimedir. Aslı: Kallâş). Batakçı, derbeder, edepsiz, hilekâr, dönek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treacherous. heel. piker. prick. rat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfidious. rat. fickle. mean. treacherous. traitorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treacherous. back stabbing. rat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalleş olma hâli yahut kalleşçe davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfidy. treachery. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treachery. backstabbing. dirty work. infraction of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave sb in the lurch. to stab sb in the back. to play sb a dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutsal gecelerden bir kandil gecesini birbirine tebrik etmek, bu münasebetle tebrikleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karikatür haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caricature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartellising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cartellize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite. to finalize. to acquire a peremptory tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katmerli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become layered. to increase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kavî hale gelmek, kuvvetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to make sth strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözleşmek, söz bağlamak, mukavele etmek: Yarın ava gitmek üzere kevileştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Uyuşmak, hışır hışır olmak: Bahçede çalışmaktan ellerim keçeleşti 2. Karışıp teller belli olmayacak surette keçe gibi olmak: Bu kızın saçı keçeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become matted. to become callused and rough. to become numb. mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uyuşturmak, hışır hışır etmek: İş, elleri keçeleştirir. 2. Saçı birbirine geçirip telleri belli olmayacak surette keçe gibi yapmak: Acı su saçı keçeleştirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into felt. to cause to become matted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keçi gibi olmak, inadı tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become mulish. to become pig-headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Başında kellik izi bulunan, kel başlı, dazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave yiğit. cesur. beautiful. handsome güzel. yakışıklı. bald kel. bad. ugly çirkin. kötü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. wooden-headed. bald. beautiful. handsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biribirinden büyük olmak üzere kemana benzer dört çalgıya verilen isim: Keman, alto = viola, violonsel ve kontrbas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kemik hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming definite. finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (y. k.). Kesin bir hâl almak, kat’İleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite. to become final. become final / valid. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Kat’İ hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make certain of. concretize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. seal. to make definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth definite. seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok kesici veya delici olmak, Osm. kaatı’ veya hâd olmak, bilenmek: Bu çakı, bu iğne keskinleşti. 2. Sertleşmek, kuvvet kazanmak: Sirke keskinleşti. 3. mec. Faal ve çevik olmak: O çocuk çok keskinleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kireç hâline gelmek. 2. (botanik) Bitkilerin hücre zarlarında (kalsiyum karbonat ve kalsiyum oksalat gibi) kalsiyum tuzları toplanmak. 3. (biyoloji) Dokularda, dokunun vazifesine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify. to become calcified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a classic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form a clique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stereotyped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become dilapidated. to become outmoded. to go out of date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kök tutmak, kök salmak. 2. Yerleşmek, kurulmak, Osm. teessüs etmek, devamlı olmak: Bu öksürük bende kökleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take root. to settle down. to become established. to become generally accepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kök tutturmak, kök saldırmak. 2. mec. yerleştirmek, kurmak, tesis etmek; temelleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingrain. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köle haline getirmek; bir kimseyi köle imiş gibi her türlü hürriyetten mahrum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb into a slave. mancipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become comical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cringe. to fawn. to grovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Körleşmesine sebep olmak, körletmek: Bıçağı körleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. blunt. to blind. to blunt. to dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fenalaştırmak, fena hâle getirmek, bozmak: O işi kötüleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. bastardize. corrupt. deteriorate. exacerbate. to worsen. to exacerbate. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to go wrong. to spoil. to make a mess of. to worsen. aggravate. bastardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küçük hâle düşmek, küçülmek. 2. Küçükler gibi davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden in a lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globalization. globalisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secularization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secularization. laicization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to secularize. to laicize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arazisi olmayan, arazisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave in an overly familiar way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave in an overly familiar way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna aykırı, kanun tanımaz, nizamsız, kanunsuz; serkeş. lawlessly (z.) kanun tanımayarak, serkeşçe. lawlessness (i.) kanunsuzluk, kanun tanımazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fers. lâşe’den). 1. Ölmüş hayvan. 2. Pek fene kokan şey: Ayakları leş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carcass. stiff. carrion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carcass. dead body. carrion. dead animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrion crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrion crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Lesbian i., s. homoseksüel kadın, sevici; s. sevicilige ait. lesbian love, lesbianism i. sevicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Midilli'nin eski ismi. Lesbian s. Midilli'ye ait; Midillili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lesemajeste Fr., huk. hükümdara karşı yapılan kusur veya suç; hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. lalssez-passer). 1. Bir ülkenin sınırından geçebilmek için verilen izin kâğıdı. 2. Gümrük engellerini kaldırmak isteyen liberal ticaret sistemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organ veya dokunun yapısındaki anormal veya zararlı değişiklik; yara, bere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لشکر] asker. 2.ordu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Asker, ordu. Leşgerşiken = Düşman askerini kıran, ordu bozan. Leşger-keş = Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordugâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lesotho.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek -siz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., edat daha küçük, daha az; z. aşağı bir derecede, bir derece aşağı;i. eksik bir miktar, daha az bir şey; daha küçük kimse veya şey; edat eksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kiracı, kira ile tutan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, ufaltmak, eksiltmek, azaltmak; küçülmek, azalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. daha küçük, daha az, iki kimse veya şeyin küçüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ders; paylama, azar; ibret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kiraya veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bağlaç olmasın diye, etmesin diye; korkusu ile, belki, olmaya ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become liberal. to take a liberal turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become liberal. to take a liberal turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cansız, ölü; ölü gibi. lifelessly z. cansızca. lifelessness i. cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, sayısız, son derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayıtsız, kaygısız, dikkatsiz: neşesiz, halsiz. listlessly z. kayıtsızca. listlessness i. kayıtsızlık; neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevgisiz, sevgiden mahrum; sevgisi olmayan; sevilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’L-ESEF) (i. A.). Esef ederek, üzüntüyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately. unluckily. unhappily. with regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorry. unfortunately. unhappily. more's the pity. i'm afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am sorry to say. worse luck. regrettably. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately. unluckily. unhappily. with regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorry. unfortunately. unhappily. more's the pity. i'm afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am sorry to say. worse luck. regrettably. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع الأسف] ne yazık ki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makineli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşsiz, emsalsiz, rakipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızamık; domuz uyuzu. German measles kızamıkçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Medenî hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Işıkla karanlık karışık, alaca karanlık (dilimizde bu mânâ ile kullanılmaz ve galat olarak »melez» suretinde başka mânâlarla kullanılır), (bk.) Melez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beli çukur olan kusurlu at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çifte kuzulu koyun ki, çok meler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennetten kovulduğu farzedilen yedi şeytandan ikincisi, Mefisto; kötü insan, hain adam. Mephis tophe'lian, -lean s. şeytanca, haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, amansız, şefkatsiz, acımasız. mercilessly z. merhametsizce, şefkatsizce. mercilessness merhametsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. mademoiselle) genç kızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta boy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. binde bir, binde bire ait; i. binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Millî hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, dikkatsiz; akılsızca yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). 1. Bir madeni kükürt, arsenik gibi cisimlerin etkisiyle filiz durumuna getirmek. 2. İçinde mineral maddeler eriterek suyu maden suyu niteliğine getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mineralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Miskin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek derisi; buna benzer kumaş; çoğ. bu kumaştan yapılmış pantolon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rahatslz etmek; tecavüz etmek. molestation i. tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anasız, öksüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan masdar). Birlikte oturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be institutionalized. institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» dan) (c. muhSIesSt). Birbirine karşı hulûsla, dostlukla muamele, samimî sevgi: Aramızda eski muhSIeset vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

processing. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. perfect. to perfect. to consummate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame up. tide it over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâse» den imef.) (mü. müsellese). 1. Uçlü, üç kat, üç şeyden ibaret, üç kısımdan yapılmış. Ittifâk-ı müselles — Uç devlet arasındaki ittifak. 2. Uç köşeli, üç açı ile çevrilmiş: Şekl-I müselles. 3. (matematik, geometride). Uç köşeli ve üç açı ile çevrilmiş şekil, üçgen. 4. Uç kere kaynatılıp koyulaştırılmış, baharat ve şekerle karışık şurup. 5. Uç mısrâlık nazım şekli, şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. matematik). Trigonometri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müzmin hâle gelmek: Hastalık müzminleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become chronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınılmaz bir hal almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلث] üçgen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلثات] trigonometri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلث الشکل] üçgen şeklinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz, adsız, adı belli olmayan; adı konmamış; tanımlanamayan; bahsedilmeye layık olmayan; gayri meşru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Napoli şehri. Naples yellow antimon boyası, açık sarı boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become polite. to become courteous. to become delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz, lüzumsuz, istenmeyen. needlessly z. gereksizce. needlessness i. gereksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zayıf, cansız, güçsüz, dermansız; zayıf, tesirsiz (söz); sinirsiz, serinkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a true picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yine de, bununla beraber, mamafih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıra ile nöbet tutarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by turns. in rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asılzadeler zümresi, soylular sınıfı. noblesse oblige (oblij') (Fr.) soylu kimselerin başkalarına mertçe ve soylu bir şekilde davranma vazifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sessiz, gürültüsüz. noiselessly (z.) sessizce. noiselessness (i.) sessizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, her şeye rağmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become normal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to normalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become neutral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutralization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) modası geçmekte olan, seyrek kullanılan, az işlek (kelime, makina). obsolescence (i.) eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kokusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to death. madly. badly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessively. desperately. intensely. violently. until one dies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to immortalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life or death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life and death. a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortalize. perpetuate. to immortalize. to perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to immortalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili büyük miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardönerlik. opalescent s. yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CRT arkadan projeksiyonlu TV’nin ön panelinde bir düğmeye basıldığında, gerçek resim saflığını sağlayacak kırmızı, yeşil ve mavi CRT’lerin birleşimini otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a person. such a thing. sb like that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a person. such a thing. sb like that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazla; aşırı tarzda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. that. excessively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. that. excessively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become identical. to identify with sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become identical. to identify with sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify oneself with sb. to equate one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify oneself with sb. to equate one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatize. to privatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to privatize. turn over to private managers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatize. to privatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to privatize. turn over to private managers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free. to liberalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free. to liberalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öz peydâ etmek. 2. Sünger ve katı irin bağlamak. 3. Koyulaşmak, pıhtılanmak, ağdalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acısız, ağrısız; ıstırap vermeyen. painlessly z. ıstırap çekmeden azap çektirmeden, acı vermeksizin. painlessness i. acı çektirmeme, ıstırap vermeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Filistin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. Filistin'e ait; i. Filistinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da spor salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make passive. carry as liability / liabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make passive. carry as liability / liabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emsalsiz, eşsiz. peerlessly z. emsalsizce. peerlessness i. emsalsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı, pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah bir büyük ağaç ki, kerestesi ve yağı kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balsam. rosewood. palisander. pock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop a lisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pelte kıvamını almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe pençeye gelip tutuşmak, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple with. to wrestle with. to struggle against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, meteliksiz, cebi delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pey alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yozlaşıp bozulmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., tıb. basur memesi, hemoroid

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become very tightfisted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, taş yürekli, kalpsiz. pitilessly z. merhametsizce. pitilessness i. merhametsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. boynu uzun, başı küçük ve dört ayağı küreğe benzeyen bir çeşit sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucu olmayan, uçsuz, ucu kor; manasız, etkisiz; gayesiz, maksatsız; sayı kaydedilmeyen, puvansız (oyun). pointlessly z. anlamsızca, manasız olarak. pointlessness i. anlamsızlık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kutupyıldızı;yönmetici unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetsiz, kudretsiz, elinden hiç bir şey gelmeyen. powerlessly z. kuvvetsizce, eli kolu bağlı olarak. powerlessness i. kuvvetsizlik, eli kolu bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ergenlik çağı öncesi, 9-12 yaşlar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değer biçilmez, çok kıymetli; k.dili çok komik, gülünç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karsız; faydasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dünyayı umursamayan; kendini tehlikeye atan; dikkatsiz, kayıtsız, pervasız. recklessly (z.) pervasızca, hiç bir şey düşünmeden. recklessness (i.) pervasızlık, cüretkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bakmayarak, ehemmiyet vermeden, önemsemeden. regardless of ne olursa olsun. regardlessly (z.) ehemmiyet vermeyerek, dikkatsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşamak bilmez, şefkatsiz, amansız. relentlessly z. merhametsizce. relentlessness i. merhametsizlik, insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresiz, ilaçsız. remedilessness i. çaresizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanılmaz, karşı durulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalize. officialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç durmayan, dinmeyen, hiç rahat durmaz: uyuyamaz, uykusuz: rahatsız: vesvessli: değişiklik isteyen, hareketsiz kalamayan. restlessly z. rahat durmadan. restlessness i. hareketsiz kalamama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, insafsız ruthlessly z. insafsızca. ruthlessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stabilize. to become stable. to become fixed. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple / plain / unaffected. to become simpler / purer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth / to become simple / plain / unaffected. to simplify / to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerçek çıkmak: Falanın geleceği sahihleşti mi7 2. Tasdik olunmak, doğruluğu anlaşılmak: Dünkü haber sahihleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sahih hâle getirmek, gerçek yapmak. 2. Doğruluğunu araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come true. to become a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. calm down. compose oneself. cool down. quieten. smooth down. become tranquilized. hush. let up. quiet. quiet down. resettle. simmer down. slacken. smooth. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quieten. rage. subside. to get quiet. calm down. to calm. to calm down. to cool down. to quiet down. to simmer down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become calm. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. compose. mollify. pacify. quieten. sedate. soothe. still. tranquillize. to compose. to calm. to calm sb down. to cool sb down. to soothe. to mollify. to quiet. to quieten. to pacify. to sedate. to tranquillize. to tranquilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calm. to soothe. cool. mollify. quieten. sedate. settle. steady. still. tranquillize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı, satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcılık, satma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satış yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin açtığı aylarda görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü kullanmaktır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meşe ağacı kabuğu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış meşe ağacı kabuğu konur. Kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Buruna çekilerek sümkürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay- fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow intimate. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialize. to become industrialized. to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize. to become industrialized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize (an area. industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekirdeksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özgecil, özgeci, diğerkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Senet alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz, donuk; akılsız; saçma, anlamsız, manasız; baygın. senselessly z. manasızca, anlamsız olarak. senselessness i. şuursuzluk; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serinlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cool / chilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become loafer / vagrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardening. becoming severe. erection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erection. hardening. stiffening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toughen. harden. stiffen. solidify. become hard. become tough. tighten. tighten up. indurate. get a hard on. have a hard on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bake. harden. stiffen. toughen. to harden. to stiffen. to toughen. to become severe. to become erect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get up. harden. stiffen. toughen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard bitten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardener. stiffener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulcanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harden. steel. stiffen. toughen. to harden. to stiffen. to toughen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to toughen. to harshen. to make sth strong. steel. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become quiet. quieten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become lovable or likeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arası açılmak, açık veya nâdir olmak, yer veya zamanca aralıklı olmak: Şu ağaçlar çok seyrekleşti; misaflr’erimlz pek sekrekleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sparse. to thin out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seyrek hâle koymak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salhane, mezbaha; karışık ve harap yer. in a shambles altüst, karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) utanmaz, arsız, hayasız. shamelessly (z.) utanmadan, arsızca. shamelessness (i.) arsızlık, utanmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şekilsiz, biçimsiz. shapelessly (z.) şekilsizce. shapelessness (i.) şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) uyuşuk, miskin, sümsük, sünepe, uyuntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.), (tıb.) zona, belin etrafını kabarcıklarla kuşatan bir sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kör, ama, görmez; görünmez. sightlessly z. görmeden, kör olarak. sightlessness i. körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silezya; k.h. aslında Silezya'da dokunmuş pamuklu astarlık kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become indistinct. to become barely perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Seylan'a ait; i. Seylanlı; Seylan dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim değneği; değneklerle oynanılan eskrim; kısa kalın sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günahsız, suçsuz, masum. sinlessly z. günah işlemeden, suçsuz olarak. sinlessness i. günahsızlık, suçsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to systematize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ucu ince ve keskin olmak. 2. Boy atmak, incelip uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pointed. to taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sharply pointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dokuz kuka oyunu. Life is not all beer and skittles Hayat hep eğlenceden ibaret değildir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uykusuz. sleeplessly z. uykusuz olarak sleeplessness i. uykusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialization. settling. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to colonize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofokles.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize. to nationalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ruhsuz, hissiz, duygusuz, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. causerie. chat. chatting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. chat. conversation sohbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. dialogue. chat. informal essay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müzakere etmek, bir iş hakkında karşılıklı konuşmak: Biz onunla söyleştik, (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk informally with each other. to chat. to converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Anlaşma, anlaşıp karar verme. 2. Sözle anlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim. 2. Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dilsiz, konuşamayan, dili tutulmuş; sessiz, suskun; kelimelerle ifade edilemeyen. speechlessly z. dili tutulmuş gibi. speechlessness i. sessizlik, suskunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. leylek bacaklı, ince ve uzun bacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. omurgasız, belkemiği olmayan; dikensiz; cesaretsiz, yüreksiz. spinelessly z. korka korka. spinelessness i. korkaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, tertemiz, pırıl pırıl; kusursuz. spotlessly z. lekesiz, tertemiz olarak, kusursuz bir şekilde. spotlessness i. kusursuzluk, pirupak oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, pak, temiz, kusursuz. stainless steel paslanmaz çelik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızsız, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haymatlos, vatansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göklerin altında, dünyasal; i. dünyada yaşayan yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. Fr.) (kimya). Katı halden doğrudan doğruya gaz hâline geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneş görmeyen, güneş almayan; kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. servis kaşığı; yemek kaşığı, çorba kaşığı; yarım (ounce'lık) miktar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsiz, inceliksiz, patavatsız, kaba. tactlesslyz nezaketsizce. tactlessness i. kabalık, nezaketsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. tales) huk. yedek jüri üyeleri; yedek jüri üyelerine yazılan celpname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yedek jüri üyesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatssız, yavan; zevksiz; uygunsuz. tastelessly z. tatsızca. tastelessness i. tatsızlık; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Taze olmak, tazelik kazanmak. 2. Gençleşmek, gençlik peydâ etmek veya genç gibi görünmek: Semirip tazeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözyaşı kesilmiş, gözleri kurumuş, gözyaşsız. tearlessly z. ağlamadan, gözyaşı dökmeden. tearlessness i. ağlamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: teberleş). Birbirine geçmiş, karışmış, karmakarışık. Tebelleş olmak = Birine dadanıp devamlı musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pester. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into a monopoly. monopolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiyip telleri meydana çıkmış (kumaş vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .dürbün, teleskop: f. teleskop ayar kısımları gibi birbirine geçirmek; iç içe geçmek: kısaltmak: birbirinin içine girmek. reflecting telescope aynalı dürbün. refracting telescope iki ucunda merceği olan teleskop. telescopy i. dürbün kullanma us

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerphone. answering phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answering machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kumaş) Eskiyip telleri meydana çıkmak, tiftiklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yıldızları incelemekte kullanılan çok kuvvetli dürbün.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télescope

gök b. gözlemci, ırakgörür

Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope. telescope ırakgörür. astronomical telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. uzaktan hissedilen tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow lazy. to get lazy. rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temelli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temelli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbel olmak, tenbel hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şükran bilmez, iyilikten anlamaz, nankör; şükrana değmez; kıymeti bilinmemiş; boşuna, neticesiz, faydasız. thanklessly (z.) minnettarlık göstermeyerek, nankörce. thanklessness (i.) nankörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız, dikkatsiz, pervasız; ahmak, avanak. thoughtiessly z. düşüncesizce. thoughtlessness i. düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idaresiz, tutumsuz, müsrif. thriftlessly z. tutumsuzca. thriftlessness i. tutumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvanlar) Boğuşmak. 2. mc. Hile yapmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nihayetsiz, sonsuz, ebedi; belirli zamanı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz, çok. faal tirelessly z. yorulmadan tirelessness i. yorulmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get very old and feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. topless

üstsüz

Belden üst kısmında giysi olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. tespih çiçeğinin nişastalı yumru kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izsiz, iz kalmayan; yol suz; raysız giden tracklessly z. izsiz, iz bırakmadan. tracklessness i. izsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksaklıkları saptayıp çözümleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zahmetli, sıkıntılı, üzgülü, belâlı, üzüntülü; baş belası, musibet, rahat vermez. troublesomely z. zahmetli olarak. troublesomeness i. zahmetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gerçeksiz hakikatsiz; yalancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. tubeless

içsiz

İç lastiği olmayan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iç lastiği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combinatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenksiz, nağmesiz, makamsız; sessiz, müziksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Türkçe’ye çevrilmek, tercüme olunmak. 2. İyi Türkçe ile tashih edilmek: Bu kitap Türkçe’leşmeye muhtaçtır. 3. Bazı kelimelerin Türkçe’ye malolması: Kitap, Türkçe’leşmiş bir kelimedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Türkçe’ye çevirmek, Türkçe’ye tercüme etmek. 2. Yanlış veya karışık Türkçe ile yazılmış bir şeyi doğru ve sade Türkçe’ye çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. to replace the foreign words in with turkish words. to translate into turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türk olmak, Türk dili ve kültürünü kabûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turkized. be turkicized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be Turkized. to be Turkicized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türk etmek, Türk dil ve kültürünü kabûl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Tirol eyaletine veya ahalisine ait; i. Tirol ahalisi veya bunlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üç sayısına erişmek: Onun çocukları üçleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üçe eriştirmek: Siz bahçıvanları üçleştirmişsiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek, pay etmek, paylaşmak: Ganimet malını aralarında üleştiler

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer yer, şurada burada, serpinti ve seyrek olarak: Uleştiri yağmur yağdı (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pay etmek, dağıtmak, bölüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bölme, pay, kısmet, hisse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genelleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdis edilmemiş; kutsal olmayan; dini nimetten mahrum; şanssız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cismani olmayan, tinsel, ruhani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç) meğerki, medikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam olmayan, sakat, sıhhatsiz; bozuk; zararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, yararsız, boş, nafile, abes. uselessly z. faydasızca. uselessness i. faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اس الاساس] asıl, temel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Contracts)

Sözleşmenin taraflarına bugünden, belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti satın alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become savage. to grow / to run wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velocipede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Versay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. morumsu, mora çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. veya leh. yiyecek, erzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sessiz; söz hakkı olmayan; dilsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gal eyaleti, Galler ülkesi. Prince of Wales Büyük Britanya veliahtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç) -iken, süresince, müddetince; olduğu halde, olmakla beraber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. toptan yapılan, toptan satılan; z. toptan; i. toptan satış; f. toptan satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhi, sıhhate yararlı, hasiyetli; sıhhatli; tekin. wholesomely z. sıhhatle; tekince. wholesomeness i. sıhhatli olma; tekin olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarımı sağlayan bir bağlantı standartıdır. WI-FI ile kablosuz olarak internete bağlanabilir; WI-FI destekli diğer cihazlar arasında veri aktarımı sağlanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. durgun, rüzgarsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. telsiz; i., ing. radyo; telsiz telgraf veya telefon; f., ing. telsiz telgraf çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız, kafasız. witlessly z. akılsızca, kafasızca. witlessness i. akılsızlık, kafasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz yerel ağ.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değersiz, işe yaramaz, colloq. ciğeri beş para etmez. worthlessly z. değersizce. worthlessness i. değersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yel gibi hızlı, çabuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reunification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazanmak, yeniliğe uymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazandırmak, yeni hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. renew. to renovate. to renew. to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. refurbish. renew. renovate. revamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based. entrenched. prescriptive. sedentary. settled. situate. situated. stationary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenched. sedentary. settled. established. permanent. resident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

built-in. on-board. resident. established. sedentary. settled. well- established.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inveteracy. emplacement. habitation. lodgement. lodgment. settlement. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. lodgment. quartering. settlement. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yer tutmak, yer bulup oturmak: Şuraya yerleşin. 2. Yerinde sabit olmak, yerinden oynamamak: Anadolu’da yerleştiniz artık, bu taş şurada yerleşmiş. 3. Daimî surette oturmak, vatan edinmek, ikametgâh edinmek: Sonra gelen muhacirler Ankara cihetine yerleştiler. 4. Eşyasını yerli yerine koyup nizam ve tertibe girmek: Köşke taşındık ama daha yerleşemedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. ensconce oneself. indwell. install oneself. locate. nestle. perch oneself. take up one's residence. root. set. settle. settle down. shake down. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ensconce. nestle. settle. to settle down. to become established. to get into a job or office. to get into a job/office. to settle. to live. to establish oneself at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animo manendi. dig oneself in. domicile. ensconce. to be established. to become established. furnish oneself. seat. set up for oneself. settle. settle down. settle in. settle in life. settle oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yerleştirmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installed. placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emplacement. installation. installment. instalment. location. placement. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixation. installation. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting. naturalization. placement. placing. position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yerleşmesini sağlamak. 2. (tokat, sopa...) Vurmak. 3. Sözü tam yerinde söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. deposit. domicil. domicile. draw out. embed. emplace. enchase. engraft. ensconce. entrench. establish. fix. indwell. ingraft. inject. install. lay. locate. nestle. perch. pitch. place. posit. position. put. put in. quarter. reset. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. bed. dispose. establish. fix. install. lay. locate. mount. place. position. post. put. recess. relocate. seat. station. stow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. dispose. domicile. draw up. ensconce. entrench. establish. fit up. fix. fix on. home. house. locate. lodge. naturalize. nest. organize. place. plant. position. put. quarter. seat. set. settle. slot. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz yüze gelmek, Osm. muvâcehe olmak, rû-be-rû olmak: Ben onunla yüzleşirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz yüze getirmek, Osm. muvâcehe etmek, rû-be-rû etmek: Birbiri hakkında bazı şeyler söyledikleri için ikisini yüzleştirmek icap etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothe. enrich. prosper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. to enrich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. secundation. to make wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by