Lib ne demek? | Lib anlamı nedir? | Lib

Lib anlamı nedir?

Lib ne demek?

Lib anlamı nedir?

Lib | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. liberation. womens lib kadınlann özgürlük hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. librarian, library.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k). dili irticalen söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (huk). suç işlendiği anda zanlının başka yerde bulunduğunu ispat etmesi; ABD, (k).dili özür, mazeret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bülbül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عندليب] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni’nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ballıbabagillerden bir bitki (lamium). Başlıca çeşitleri benekli ballıbaba ve ak ballıbabadır. Ak ballıbabaya arılar çok konar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(laminum): Ballıbabagiller familyasından bir çeşit bitkidir. Benekli ballıbaba ve arıların çok sevdiği ak ballıbaba gibi türleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kabakulak, mayasıl ve kanlı basurda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) iki çenekli ve bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası. Nane, lavanta çiçeği, kekik gibi kokulu bitkiler bu familyaya girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodblock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka şeylerden ayrı. Kendi başına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “celb”den) (mü. câlib). Celbeden, kendine doğru çeken, çekici, cezbeden: CSlib-i merhamet = Merhamet çekici. Cilib-i nazar-ı dikkat = Dikkat nazarını çekici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب] ilginç, çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çekici, celbedici, cazib.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب دقت ]dikkat çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Shakespeare'in ,'Tempest'' adlı oyunundaki çirkin ve hayvana benzeyen köle; vahşi tabiatlı insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kendine çeken, celbeden, çekici.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayar etmek. calibra'tion (i). ayarlama; öIçü işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekârlık; evlenmeme yemini (dini sebeplerden öturü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bekâr; (s). özellikle dini sebeplerle evlenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasti, önceden düşünülmüş,mahsus ; düşünceli, ihtiyatlı, tedbirli, telaşsız, aklı başında, ağır. deliberately (z). kasten, düşünerek, mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, ölçünmek, üzerinde durmak, tartmak, mütalaa etmek, istişare etmek. delibera'tion (i). üzerinde düşünme, kafa yorma, mütalaa; müzakere; tartışma; karar vermekte ihtiyat. deliberative (s). düşünceli, ihtiyatlı; düşünen, müzakere eden, kara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (tarih) Haçlılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل صليب] haçlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lebîb). Akıllılar. (bk.) Lebîb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) denge sağlamak, muvazene temin etmek, denkleştirmek; birbirine denk olmak, eşitolmak. equilibra'tion (i.) denge, muvazene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akrobat, ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene; bak. balance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üslûb). Üslûblar. (bk.) Üslûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kitabın başlık sayfasında yer alan ve sahibinin kim olduğunu gösteren özel simge ya da damga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.).....'nın kitaplığından (üzerinde kitap sahibinin ismi bulunan ve kitabın başına yapıştırılan etikete yazılan ibare). exo önek dış, harici: exoskeleton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanılabilir, hataya düşebilir,yanlış olabilir. fallibil'ity (i). yanılma payı. fal'libly (z). yanılarak, hata ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskoçyalıların giydiği eteklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (pol)., (A.B.D). engellemek, bir kanunun kabul edilmesini önlemek için vakit geçirici konuşmalar yaparak kürsüyü işgal etmek; (i). böyle bir engelleme; korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غالب] ağır basan. 2.galip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Galebe çalan, muzaffer, yenen. 2.Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. 3.Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 1757-1798 yıllan arasında yaşamıştır. - Türk dil kurallarına göre «b/p» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzundur) (i. A.). En kuvvetli ihtimele göre, sandığıma göre: Bugün galiba yağmur yağacaktır. Bu yaz galiba yazlığa gidemeyeceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probably. presumably. presumedly. likely. methinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daresay. presumably. probably. likely. i think. i daresay. apparently. seemingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most probably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I think so. presumably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبا] sanırım, belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (i. F.). Galip sıfatiyle, üstün gelen adama yakışır sûrette, galebe çalmışcasına: Galibâne bir tarzla, galibâne hareket ediyor, söz söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mora çalan, kırmızı renkte boya.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Galib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.). Galiplik, galip gelme, yenme, üstünlük, kazanma, mağlûbiyet mukabili: Galibiyet bizim tarafta kaldı. Biz galibiyete nâil olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory. win. triumph yengi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory. predominance. triumph. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبيت] zafer, ağır basma, yenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gallipoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ber, -best) fazla düşünmeden süratli olarak konuşan; içten olmasa da kolayca söylenen; çevik, yumuşak ve rahat hareket eden. glibly z. süratli konuşarak; çevik olarak. glibness i. konuşmada sürat, akıcılık; hareketlerde serbestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay aldanır, ahmak, saf. gullibil'ity (i.) kolay aldanma, ahmaklık, saflık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حليب] süt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kalkana benzeyen yassı bir balık, (zool.) Hippoglossus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasis, cimri; dar görüşlü; kültürsüz, bilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. silinmez, çıkmaz (leke, hatıra, intiba); sabit (boya, mürekkep). indelible pencil kopya kalemi. indelibly z. silinmez şekilde. indelibil'ity i. silinmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, şaşmaz, hata yapmaz. infallibil'ity i. yanılmazlık. infal'libly z. yanılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قالب] kalıp. 2.beden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calibrage

ayarlama

Ayarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. calibration

1. ölçümleme,

2.ölçülüleme

Bir ölçü aletinin veya ölçme sisteminin gösterdiği değerler ile ölçülenin bilinen değerleri arasındaki ilişkiyi belli koşullar altında inceleme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. calibre). Tüfeğin çapı, çap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. caliber. gauge. gage. bore. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. boreinternal diameter. bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. bore. gauge. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaaleb). Kaabler, kalıplar, bk. Kalıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısının baskısı altında olan, karısının sözünden çıkamayan erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henpecked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henpecked. henpecked husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henpecked. henpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being henpecked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hummer , hummingbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. librarian, library.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişli, pamuklu aba veya kısa hırka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elbise). Giyilecek şey, giyecek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لباس] giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içilen içkinin mabutların şerefine bir kısmının yere dökülmesi, bu nedenle dökülen içki; şaka içki, işret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. (-ed, -ing veya -led, -ling) huk. şeref kırıcı neşriyat, kötüleyici yerme; yazılı iftira; huk. arzuhal, istida; f. iftira etmek; huk. arzuhal vererek davaya başlamak. libel(l)ous s. if tira kabilinden. libel(l)ously z. iftira ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji).

1.Ferdî hürriyetlere uygun olan: Liberal fikirler.

2.Müsamahalı: Liberal bir disiplin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal. permissive. catholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free by birth; hence, befitting a freeman or gentleman; refined; noble; independent; free; not servile or mean; as, a liberal ancestry; a liberal spirit; liberal arts or studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bestowing in a large and noble way, as a freeman; generous; bounteous; open-handed; as, a liberal giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bestowed in a large way; hence, more than sufficient; abundant; bountiful; ample; profuse; as, a liberal gift; a liberal discharge of matter or of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not strict or rigorous; not confined or restricted to the literal sense; free; as, a liberal translation of a classic, or a liberal construction of law or of language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not narrow or contracted in mind; not selfish; enlarged in spirit; catholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free to excess; regardless of law or moral restraint; licentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not bound by orthodox tenets or established forms in political or religious philosophy; independent in opinion; not conservative; friendly to great freedom in the constitution or administration of government; having tendency toward democratic or republica

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who favors greater freedom in political or religious matters; an opponent of the established systems; a reformer; in English politics, a member of the Liberal party, so called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whig. a person who favors a political philosophy of progress and reform and the protection of civil liberties a person who favors an economic theory of laissez-faire and self-regulating markets tolerant of change; not bound by authoritarianism, orthodoxy,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal. broad / adj ,. catholic. one world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person who favors a political philosophy of progress and reform and the protection of civil liberties. a person who favors an economic theory of laissez-faire and self-regulating markets. showing or characterized by broad-mindedness; 'a broad political

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Genus: A political belief system, or a person who accepts the system Differentia: To believe that the initiation of force should not be permitted in any aspect of life Comment: This definition above is the true, original definition of the term In America

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Favoring reform or progress, as in religion, education, or socioeconomic conditions; specifically, favoring political reforms tending toward democracy and personal freedom for the individual; progressive Liberals tend to favor greater federal power to rem

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who is a proponent of liberalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who believes that the government should actively support social reform within the existing system Liberals stress the importance of individual rights and believe the government should promote equality in affairs of private citizens and businesses

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In American politics, 'liberals' tend to be people who are somewhat ideologically left-of-center They tend to favor more power at the federal level and federal intervention to regulate economic issues and certain social issues, particularly social issues

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who denies some of the basic truths of Christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Political viewpoint with origins in Western Europe during the 19th century; stressed limited state interference in individual life, representation of propertied people in government; urged importance of constitutional rule and parliaments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A liberal is a person who supports moderate social progress and reform. one who advocates greater freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policies favouring reform and progress especially in government and economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lib-er-al - a political candidate whose views mirror or closely resemble points of view put forth in the Democratic platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açık fikirli, serbest düşünceli; bol, pek çok; liberal, hür fikirli; yüksek ve şümullü (tahsil); cömert eli açık, mükrim; vasi, serbest; i. liberal, hür fikirli parti azası. liberal arts fen veya tarih ve felsefe gibi yüksek ilimler. liberal o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, el açıklığı; serbest fikirlilik, liberallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). Cemiyete geniş hürriyet vermeyi kabûl ve müdafaa eden siyasî doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. libéralisme

1. ekon. serbestlik,

2.ekon. ve fel. erkincilik

1. İthalatı serbest bırakma, ithalata konulmuş miktar sınırlamalarını kaldırma.

2.ekon. Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında hür yarışmayı savunan, bireyler, sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti. 3.fel. Herkese vicdan, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, hür düşünüşe bağlı dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become liberal. to take a liberal turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become liberal. to take a liberal turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. libération

ekon. serbestlik

İthalatı serbest bırakma, ithalata konulmuş miktar sınırlamalarını kaldırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serbest bırakmak, azat etmek, salıvermek;kurtarmak. liberator i. kurtaran veya azat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azat etme, kurtarma, serbest bırakma; kurtuluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Liberya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. libero

sp. son adam

Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan, önündeki savunma oyuncularını kontrol eden, yöneten, yardımcı ve serbest hareket edebilen savunma oyuncusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeper son adam. serbest adam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libero , sweeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeper son adam. serbest adam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libero , sweeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa düşünce ve harekette serbestlik taraftarı kimse; hürriyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hürriyeti yıkmaya çalışan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ahlâksız adam; s. sefih, hovarda. libertinism .i çapkınlık, sefahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürriyet, özgürlük, istiklâl; fazla serbestlik, cüret, küstahlık; imtiyaz, muafiyet; den. izin. liberty of conscience vicdan hürriyeti. liberty of speech söz hürriyeti. liberty of the press basın ve yayın hürriyeti. at liberty serbest, özgür; işsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü, nefsine tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. psikoloji).

1.Cinsiyet veya yaşama gayretiyle ilgili her türlü istek.

2.Çocukluk çağındaki belirsiz aşk duygusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libido.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Freudian term for sexual urge or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological energy that is finalistic and founded not on substances but their relations and movements Always in advance of consicousness, calling us into new activity Libido in turn is a part of the life energy that drives all organisms to grow and deve

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The desire for sexual activity In psychoanalysis, the psychic energy associated with the life instinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehvet; psik. cinsiyet içgüdüsü veya yaşama iradesi gibi esas içgüdü, libido.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Terazi burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane müdürü, kütüphane memuru. librarianship i. kütüphanecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kütüphane binası; aynı matbaada basılan ve aynı türden kitaplar serisi; bir şahsa ait kitapların toplamı. circulating library, lending library ödünç kitap veren kütüphane. reference library kitapların okunmasına müsaade edip bunları harice

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. terazi gibi sallanmak, titreşmek. libratory s. terazi gibi sallanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denge, muvazene; astr. yıldız ışıklarının titremesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. livre). Eski Fransız ağırlık ölçülerinden, takriben yüz elli dirhem yani beş yüz gram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pound. avoirdupois pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book containing the words of an opera or extended piece of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The words themselves. the words of an opera or musical play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The text of an opera or oratorio. the text of an opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian for 'little book ' In music, the text or words of an opera, oratorio, or other musical work involving text. text of an opera or sometimes of an oratorio. the text of an opera or an oratorio. The text of an opera or oratorio In the past, it was pri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete book of words for an opera, oratorio, cantata, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The text of a work for the musical theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The literary text of an extended vocal composition such as an opera or musical comedy, whether or not it is published separately from the music The libretto of a musical comedy is sometimes called its book. text of a dramatic vocal work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That cool book with all of the words to songs and vocal notes Usually rented, so don't loose them and always use pencil. [lih-breh-toh] 'Little book ' The text of an opera, oratorio, or other large-scale vocal work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text of an opera or oratorio. the words of an opera or musical play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. İng. -tos, İt. -ti) müz. opera güftesi, opera metni; opera kitabı. librettist i. opera güftesi yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Libreville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Librium i. bir müsekkin, yatıştırıcı bir ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan. libya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libya. libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a military dictatorship in northern Africa on the Mediterranean; consists almost entirely of desert; a major exporter of petroleum; involved in state-sponsored terrorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libya. libya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a military dictatorship in northern Africa on the Mediterranean; consists almost entirely of desert; a major exporter of petroleum; involved in state-sponsored terrorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Afrika, Akdeniz kıyısı, Mısır ve Tunus arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 25 00 Kuzey enlemi, 17 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 1,759,540 km².

Sınırları: toplam: 4,348 km.

sınır komşuları: Cezayir 982 km, Cad 1,055 km, Mısır 1,115 km, Nijer 354 km, Sudan 383 km, Tunus 459 km.

Sahil şeridi: 1,770 km.

İklimi: Kıyı boyunca Akdeniz iklimi, iç kısımlarda kuru ve sert çöl iklimi görülür.

Arazi yapısı: Çoğunlukla çorak topraklar, düz ve dalgalı ovalar, platolar, çukurlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Sabkhat Ghuzayyil -47 m.

en yüksek noktası: Bikku Bitti 2,267 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, alçıtaşı.

Arazi kullanımı: İşlenebilir arazi: %1.03.

daimi ekinler: %0.19.

Diğer: %98.78 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,700 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kum fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,900,754 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.3 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 23.71 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.69 yıl.

Erkeklerde: 74.46 yıl.

Kadınlarda: 79.02 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.28 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2001 verileri).

Ulus: Libyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Berber ve Araplar %97, Yunanlar, Maltalılar, İtalyanlar, Mısırlılar, Pakistanlılar, Türkler, Hintliler, Tunuslular.

Din: Sünni Müslümanlar %97.

Diller: Araplar, İtalyanlar, İngilizler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %82.6.

erkekler: %92.4.

kadınlar: %72 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Büyük Sosyalist Libya Arap Halk Cumhuriyeti.

kısa şekli : Libya.

Yerel tam adı: Al Jumahiriyah al Arabiyah al Libiyah ash Shabiyah al Ishtirakiyah al Uzma.

yerel kısa şekli: yok.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Tripoli (Trablusgarp).

İdari bölümler: 25 belediye; Ajdabiya, Al ‘Aziziyah, Al Fatih, Al Jabal al Akhdar, Al Jufrah, Al Khums, Al Kufrah, An Nuqat al Khams, Ash Shati’, Awbari, Az Zawiyah, Banghazi, Darnah, Ghadamis, Gharyan, Misratah, Murzuq, Sabha, Sawfajjin, Surt, Tarabulus, Tarhunah, Tubruq, Yafran, Zlitan.

Bağımsızlık günü: 24 Aralık 1951 (İtalya’dan).

Milli bayram: İhtilal Günü, 1 Eylül (1969).

Anayasa: 11 Aralık 1969, 2 Mart 1977.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), AMU (Arap Magrep Birliği), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkın


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Libya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahleb). (bk.) Mahleb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Senbolü Mo, yoğunluğu 9,01 olan gümüş beyazlığında bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den if.) (mü. mukallibe). Kalbeden, başka kalıba sokan, değiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den if.) Kalbolmuş, dönmüş, değişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den if.) (mü. münkalibe). Kaybolunmuş, başka şekle ve biçime girmiş, değişmiş: Birkaç eğaç dikmekle o tarla bahçeye münkalib oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقلب] değişen, dönüşen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek, dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den if.) (mü. münselibe). Selbolunmuş, ortadan kalkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «celb» den if.) (mü. müsteclibe). Kendine doğru çeken, celb eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den if.) (mü. mutasallibe).

1.Sertleşmiş, katılaşmış: Cism-i mutasallib.

2.mec. Salâbeti olan, metin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zorla, galip gelerek, zorbalıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tâife-i mütegallibe’den kısaltılmış olarak çokluk şeklinde kullanılır). Haksız ve yolsuz kuvvetle hükmetmeye çalışanlar. Zorbalar, derebeyleri: Mütegallibeden bir adam,

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Talepte bulunan, isteyen, (bkz.Abdülmuttalib)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalmamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متغلب] zorba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, günnük, bir çeşit buhur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden tatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. saklab, saklâbt). Slavlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salb» dan). Haç, Fars. çeltpâ. Ehl-i «altb = Haçlılar. Salîb-I Ahitler = Kızılhaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den if.) (mü. sâlibe).

1.Kapıp götüren, alan.

2.(edebiyat) Reddeden, inkâr eden, menfî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صليب] haç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü salîbiyye) (e. saItbiyyûn).

1.Haça mukaddes nazariyle bakan, Hıristiyan, İsevî.

2.Ehl-I Salib’e (Haçlılar’a) mensup adam.

3.(botanik, anatomi). Haç şeklinde olan, heçvârî (bitki).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صليبی] haçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topun çapından daha küçük (mermi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «galebe» den masdar). Bir münasebet ve ilgiden dolayı bir kelimeyi, diğer bir mânâyı da kasdederek kullanma: Ana ile babaya «ebeveyn» denilmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar) (c. taklîbât).

1.Döndürme, çevirme, altüst etme.

2.Bir şeyin şekil ve kalıbını değiştirme. Taklîb-i hükümet = İhtilâl, hükümeti devirme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den if.) (mü. tâlibe).

1.İsteyen, taleb eden.

2.İstekli, müşteri: Ben bu malın tâlibi değilim.

3.İlim tahsil eden, öğrenci.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طالب] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Talep eden arayan, isteyen; istekli. 2.Alıcı müşteri. 3.Medrese talebesi, talebe. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Talib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salb» den masdar).

1.Haça germe, çarmıha gererek idam etme.

2.Haç çıkarma.

3.Katılaşma (sulb’den).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. serbest nazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by