Lid ne demek? | Lid anlamı nedir? | Lid

Lid anlamı nedir?

Lid ne demek?

Lid anlamı nedir?

Lid | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lid

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. lied) (musiki). Batı musikisinde şarkı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapak; göz kapağı; bot. tohum zarfının kase şeklindeki kapağı, meyva kapağı; argo şapka; A.B.D., argo 20-30 gramlık bir paket haşiş. blow the lid off açığa vurmak, rezaleti göstermek. flip one's lid argo tepesi atmak. keep the lid on serbest ve boz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., zool. halkalı; (s). halkalılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fena yola sapmak; doğru yoldan tekrar günaha dönmek. backslider (i). fena yola sapan kimse; tekrar günaha dönen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâdet» den smüş.). Akılsız, ahmak, bön.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlak büyük göktaşı, bilhassa patlayıcı göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çarpışmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, birleşmek; pekiştirmek, pekişmek, takviye etmek, saglamlaştırmak; (tic). konsolide etmek. consolidated debts (tic). konsolide borçlar, vadesi uzatılmış borçlar. consolidated school (A.B.D). ve Kanada'da birkaç mahallenin çocuklarının

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlik, birleşme, birleştirme, sağlamlaştırma, takviye; borçları birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi, kuduz otu (alyssum).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım içeriğine bağlı olarak çocukların izlemesini önlemek için ebeveynler tarafından yazılımın “kilitlenmesini” sağlar. Ebeveyn kilitli diskin normal izlenmesi için, kayıtlı tanımlama kodu gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. telaffuz ederken atlamak (harf veya hece); çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check lock. guard lock. safe lock. safety lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Oklit, milattan 300 sene evvel yaşamış olan Yunanlı geometri bilgini Euclid'ean (s.) Oklit'e veya onun geometri sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buzlu, buz gibi donmuş, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaymak, kayıp gitmek, akmak, akıp gitmek, süzülmek; sessizce hareket etmek; yavaş yavaş değişmek; hav. motor kullanmadan havada uçmak; kaydırmak; i. kayma; dilb. sesin yavaş değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma, akış, süzülüş. gliding angle hav. süzülme açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûd» dan if.) (mü. hâlide) (c. hâlidîn, hâlidât). Dâim dâimî, sürekli, Ar. sermedi. Ceziir-i hâlidât = Araplar’ın Kanarya adalarına verdikleri isim olup, o vakit bu adalar dünyanın en batı noktası kabul edilerek boylam dairelerinin başlangıcı sayılmıştı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالد] sonsuz, ebedî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sonsuz, daim, ebedi. 2.Bir yıldan çok yaşayan. 3.Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah’ın kılıcı olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) klor grupundan bir unsurla meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatil; bayram veya yortu günü. holiday clothes bayramlık elbise. Iegal holiday resmi tatil günü. Roman holiday katılanların zaranna olan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geçersiz, hükümsüz, battal, muteber olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) hasta zayıf, hastaIıklı, yatalak, sakat; hastaya mahsus; (i.) hasta kimse, yatalak kimse; sakat kimse; (f.) çürüğe çıkarmak, hastaneye göndermek; malul kılmak; hasta olmak, malul olmak; (ing.) hasta sayarak memleketine göndermek. invali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hükümsüz kılmak, battal etmek. invalidation (i.) hükümsüz bırakma, iptal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümsüzlük, muteber olmayış, battallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Karışık, karmakarışık, dağınık. 2.Derinlik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژوليده] dağınık, karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynana, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kensington Technology Group tarafından geliştirilmiş bilgisayar kilitleri için kullanılan ünlü bir standarttır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. consolidation

ekon. süreletme

Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. consolide). Esham evrakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated. perpetual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Esham ve diğer parayla ilgili senet ve tahvillerin alım satımını meslek edinen ve bunlarla bir nevi kumar oynayan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kayması, heyelan; seçimde bir tarafın büyük ekseriyeti kazanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Önder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. headman. captain. head. apostle. archpriest. cock. conductor. fugleman. fuhrer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chieftain. head. helm. leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. leading. first-rate. top-notch. captain. cock of the walk. flight commander. head man. headman. manuduction. protagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership. leadership qualities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevlid, mîlâd). (bk.) Mevlid, Milâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevlûd). (bk.) Mevlûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مولد] doğum yeri, doğuş yeri. 2.mevlüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücellit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mukallit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقلد] taklitçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mukallidlikle, taklid ederek, taklitçiye yakışır şekilde: Bir tavr-ı mukallidâne ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kılâde» den İf.) (mü. mütekallide). 1. Boyna takan. 2. Kuşanan, beline bağlayan. Mütekailid-i seyf = Kılıç kuşanmış. 3. mec. Üstüne alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. mütevellide). 1. Doğan, tevellüt eden, dünyaya gelen. 2. mec. Hâsıl olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. müvellide). 1. Doğurtan, ebe, kadın doktoru. 2. (kimya, paleontoloji). Hâsıl eden, husule getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oksijen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebe kedin. (bk.) müvellid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجلد] ciltçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متولد] doğan. 2.ileri gelen, kaynaklanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solgun, benzi atmış, sararmış, silik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pis, mürdar, Ar. mülevves, Fars. nâpâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پليد] kirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma; kaydırak; üstünden kayılarak gidilen yer; heyelân, toprak kayması; projeksiyon makinalannda kullanılan resimli cam, diyapozitif, slayt; lam; müz. kaydırma, glissando; herhangi bir aletin kayıcı kısmı. slide bar kapı sürmesi, sürgü; kılavuz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slid, slidden) kaymak; hissettirmeden geçmek; kayıp gitmek (gemi); sessizce ortadan kaybolmak, savuşmak; kaydırmak, kaydırarak yürütmek. slide in veya into kolaylıkla ve çabucak girivermek; sokuvermek. sliding door sürme kapı. let slide ihmal etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

değişebilen değerlendirme oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. katı; sağlam; som; pek, sıkı, yoğun; kesiksiz; bütün, tam; gerçek; birleşik; üç boyutlu; güvenilir, devamlı, kesintisiz, fasılasız; i. katı madde; üç boyutluluk. solid comfort ciddi ve sürekli rahat. solid food katı yiyecek. solid geometry uzay

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. transistorlu; radyo tüpü olmayan. solid-state physics katı maddelerle uğraşan fizik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan sabit disklerin aksine hareketli parça bulundurmayan, yüksek başarımfı, tak ve çıkar depolama alanı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Fransızca solidariste toplum bilimi "Dayanışmacılıktan yana olan." anlamındaki bu söz için dayanışmacı karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. solidariste

top. b. dayanışmacı

Dayanışmacılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dayanışma, tesanüt, birlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). Bir topluluğun fertleri arasında dayanışma olmasını lüzumlu sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca solidarisme toplum bilimi "Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti." anlamındaki bu söz için dayanışmacılık karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. solidarisme

top. b. dayanışmacılık

Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılaştırma; mücessem şekil verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katılaştırmak, katılaşmak; tahkim etmek, kuvvetlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -di) Lat. Bizans İmparatorluğunda altın sikke; taksim işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar, bakımsız, sefil. squalidity, squalidness i. sefillik. squalidly z. sefalet içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, vurdumduymaz; kolay heyecanlanmayan: hislerini belli etmeyen. stolidly z. vurdumduymazcasına, hislerini belli etmeden. stolidity, stolidness i. duygusuzluk, vurdumduymazlık, hislere hakimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليد] taklit, öykünme. 2.sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقليدا] öykünerek, taklit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. taklîdiyye). Taklitle yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cild» den masdar). (kitabı) Dikip kap geçirme, ciltleme: Bu kitapları teclid ettireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten). 1. Doğurma, dünyaya getirme: Herkesi bir ana tevlid etmiştir. 2. Doğurtma, doğum yapmakta olan bir kadına veya bir dişi hayvana yardım etme, ebelik etme: Filan kadını hangi ebe tevlid etti? 3. mec. Vücuda getirme, hâsıl etme, sebep olma, sebebiyet verme: Bu meseleyi tevlid eden odur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توليد] doğurtma, üretme. 2.meydana getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.üretmek. 2.meydana getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tic mark thalidomide

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten) (tes. vâlideyn). Doğurtan, ata, baba, Fars. peder, Ar. eb. Tesniye: Ana, baba: Vâlideyne hürmet etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ والد] baba. 2.yol açan, doğuran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muteber, geçerli; doğru, sağlam; huk. meşru, kanuni. validly z. muteber olarak, meriyette, meşru olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muteber kılmak, geçerli hale koymak; tasdik etmek, onaylamak. valida'tion i. onaylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ana, Fars. mâder, Ar. ümm: Vâlidesine mektup yazdı, vâlîde hanım nasıldır? Uvey valide = Uvey anne. Kayınvillde = Kaynana. Vâlide Sultan = Osmanlı imparatorunun annesi olan imparatoriçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والده] anne, ana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.) (m. vâlid). (bk.) VAlid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والدین] anababa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meriyet, geçerlik, muteberlik; yürürlük; sağlamlık, doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çocuk, oğlan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yeni doğmuş çocuk. Erkek çocuk, köle. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Velid).

İsimler ve Anlamları by