Lif Lif ne demek? | Lif Lif anlamı nedir? | Lif Lif

Lif Lif anlamı nedir?

Lif Lif ne demek?

Lif Lif anlamı nedir?

Lif Lif | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lif lif

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fibers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fibers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم تأليفيت] uzlaşamama, bir araya gelememe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahret, öbür dünya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanat şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bollaştırmak, genişletmek , büyütmek; sesini kuvvetlendirmek; ayrıntıları ile söylemek veya yazmak; mübalâğa etmek. amplifier (i). amplifikator; büyüten, büyültücü veya genişleten alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çubuk şeklinde, küçük çubuklardan ibaret; (tıb). basile ait, sebebi basil olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mübaşir; icra memuru; muhafız; kazalarda Sheriff denilen baş icra memurunun vekili; çiftlik veya şato kâhyası; ing. sınırlı görevleri olan hâkim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). California.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). simgesi Cf olan radyoaktif sentetik bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnabahar, karnabit, (bot). Brassica oleracea botrytis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçurum, sarp kayalık. cliff dweller kanyonlarda veya dik kaya oyuklannda yaşayan ilkel Amerikalı; (ABD)., (k.dili). apartmanda oturan kimse. cliffhanger (i)., (k.dili). en heyecanlı yerinde kesilen seri film.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Müsabaka dışı bırakılmış. Diskalifiye etmek = Bir kusur yüzünden müsabaka dışı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. disqualifié

1. sp. yarış dışı, 2. dışlanma.

1. Kural dışı hareketleri dolayısıyla oyundan atılan. 2. Dışarıda tutulma, bir yere veya topluluğa alınmama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkisiz kılma, yetkisizlik, salâhiyetsizlik, ehliyetsizlik; oyundan çıkarma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini elinden almak (ceza olarak); oyun oynama hakkını elinden almak; ödul alma hakkını iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Uyuşmuş, anlaşmış devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ELF) (i. A.) (İbrânîce’den gelir). Osmanlıca alfabenin ilk harfinin ismi. Elf-i memdûde = Uzun elif. Elf-i maksOre = Kısa elif. mec. Güzel ve düzgün boy bos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ülfet’ten itaf.). Ülfet eden, dost Aşinâ, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the first letter of the arabic alphabeta name. the first letter of the arabic alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İslami alfabenin ilk harfi. Ebccd hesabında değeri birdir. 2.Musikide “la” notasını ifade için kullanılır. 3.Ülfet eden, dost, tanıdık. 4.Alışmış, alışkın, alışık. - İki kelimeli isimler yapılabilir (Elif Beyza, Elif Nur v.s.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alfabe, hurûf-ı hecâ tertibi, takımı: Elifbâ-yı Türkî, elifbâ-yı Arabî. 2. Huruf-ı hecâyı ve teheccî (heceleme) usulünü öğreten kitap, alfabe kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(alfabe) sırasına göre dizilmiş harfler. 2. Arap alfabesinde kelimelerdeki harfleri seslendiren (elif, vav, he, ye) harfler, (bk.) Hace.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الفبا] alfabe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Elif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bantlarla süslenmiş bir çeşit kumaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) örnek olmak, misal teşkil etmek; örnek olarak göstermek, misal göstermek; kopya etmek, (huk.) tasdikli suretini çıkarmak, resmi suretini göstererek ispat etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iplik veya lif şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fork-lift

çatal kaldıraç

Önünde uzanan iki kolla özel hazırlanmış paletli yükleri kaldırıp taşıyan veya istif eden motorlu araç.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hulefâ). 1. Vekil, halef, birinin yerine geçen adam. 2. Peygamberimizin vekili ve halefi olan zat: Halîfe-i Resûlullah, halîfe-i islâm. 3. Eskiden BAbıâlî kalemlerindeki kâtiplere denirdi: Hacı halife = KAtib Çelebî’nin lâkabı (bu mânâ ile sonradan yalnız cem’i kullanılmıştır): Mektûbî-i sadâret hulefâsından = Başbakanlık hususî kalem kâtiplerinden. 4. (Türkçe: kalfa) (bk.) Kalfa. Hulefây-ı râşidîn = ilk dört Halîfe: Hz. EbûBekr, Ömer, Osman ve Ali. Ser-halîfe = Eskiden BAbıâlî kalemlerindeki kâtiplerin başı ve en kıdemlileri: Filân kalemde serhalîfe oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خليفه] halife. 2.kalfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halef, naib. 2.Hz.Peygamber’in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Halîfenin görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Eski Mısırlllarin yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hieroglyph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hieroglyphics. hieroglyph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hieroglyph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cümbüş eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili şenlenmek, neşelenmek, şenlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualification

niteliklilik

Nitelikli olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yetişmiş usta, işçi vs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualifié

nitelikli

Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled. fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker. skilled workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «California» adından). Cf senbolü ile gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice of motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teşpamuğu, asbest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılığı kıyafeti düzgün, yaşlıca ve gösterişli kimse. bk. Kerliferli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kellifelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «gılâf» dan). 1. Kılıf, kap, zarf, mahfaza, muhafazası istenen bir şeyi içine alıp sarmaya mahsus kap: Bıçak kılıfı; kitap kılıfı; çubuk kılıfı. 2. İçi doldurulan şey, ot vesaire ile dolmak üzere dikilmiş kap: Minder, yastık kılıfı. Minareyi çalan kılıfını hazırlar = Yalan söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fig leaf. case. cover. sheath. envelope. tunica. casing. dust cover. garment. guise. husk. slipcover. tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy. cover. sheath. case. scabbard. condom prezervatif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheath. case. cover. holster. casing. shuck. tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in a case or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıfı olan, mahfazalı: Kılıflı kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a case / cover / holster / sheath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). 1. Arap alfabesinde lâm ile elif harflerinin bir arada yazılmış şekli. 2. mec. Eğri, dolambaçlı, bk. Lâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elyaf). 1. Hurma ağacı kabuğundan ve buna benzer nebatî şeylerden çıkan iplik iplik şey: Liften örülmüş zenbll. Hamam lifi = Hamamda leğenin içinde sabunu köpürtmeye mahsus lif püskülü; lif halatı. Lif gibi = Pek sert ve hışır hışır: Saçları lif gibi olmuş. 2. (anatomi, botanik). İnce iplikler şeklinde madde, Fr. fibre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibroid. fibrous. fiber. fibre. string. thread. staple. washcloth. filament. film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibre. staple. thread. fiber. loofah. luffa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fiber by which the petioles of the date palm are bound together, from which various kinds of cordage are made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiber. loofah. vegetable sponge. any fibrous scrubbing pad. fibre. film. ligament. strand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Planar Laser Induced Fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Laser induced fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A file format for representing a light field It contains both the geometry information, as well as the pixels. n: life, existence 60, 89.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Light Insertion Force, when installing a peripheral, requires light force to insert the device into it's slot/socket Installing expansion cards require LIF in order to seat it properly. loss of IMA frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Logical Interchange Format An HP-UX term for a standard disk format that can be used for the interchange of files among various HP computer systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Life Income Fund A registered plan that shelters earnings from tax on a locked-in basis while generating income for the fund holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liberal Party of Austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fibers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fibers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. (cerrahî). Sargı. 2. (botanik) Bazı çiçeklerin içinde bulunduğu mahfaza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لفافه] sargı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. lives) hayat, ömür, canlılık; can, canlı şey; yaşama tarzı; zevk, sefa, cümbüş; dayanma müddeti; biyografi; hayat merkezi, hayat noktası; ilah. ebedi hayat, ruhani hayat. life annuity kişiye yaşadığı sürece bağlanmış olan gelir. life assuran

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşamak için gerekli olan kan; hayat veya kuvvet veren tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran sandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlandıran, hayat veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plajlarda boğulma tehlikesinde olanların imdadına yetişmeye hazır özel memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cansız, ölü; ölü gibi. lifelessly z. cansızca. lifelessness i. cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlı, sağ imiş gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün ömründe, ömür boyu, bir ömür devam eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo müebbet hapse mahkum kimse; A.B.D., argo hayatı boyunca asker veya subay olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran, hayat kurtaran kimse veya şey; b.h., tic. mark. şeker simidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii büyüklükte (resim veya heykel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat için gerekli olan esaslı şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür, hayat müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. lîfiyye) (anatomi, botanik), iplik iplik şekil ve biçiminde olan: Madde-i lîfiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scrubbed with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scrubbed with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibrous. fibrious. stringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sky; the atmosphere; the firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move in a direction opposite to that of gravitation; to raise; to elevate; to bring up from a lower place to a higher; to upheave; sometimes implying a continued support or holding in the higher place; said of material things; as, to lift the foot or t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To raise, elevate, exalt, improve, in rank, condition, estimation, character, etc.; often with up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bear; to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To collect, as moneys due; to raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To steal; to carry off by theft ; as, to lift a drove of cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To try to raise something; to exert the strength for raising or bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise; to become or appear raised or elevated; as, the fog lifts; the land lifts to a ship approaching it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To live by theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Act of lifting; also, that which is lifted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space or distance through which anything is lifted; as, a long lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Help; assistance, as by lifting; as, to give one a lift in a wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That by means of which a person or thing lifts or is lifted A hoisting machine; an elevator; a dumb waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A handle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exercising machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rise; a degree of elevation; as, the lift of a lock in canals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lift gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lift gate, below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rope leading from the masthead to the extremity of a yard below; used for raising or supporting the end of the yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the steps of a cone pulley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A layer of leather in the heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vibration of a balance during which the impulse is given. the act of raising something; 'he responded with a lift of his eyebrow'; 'fireman learn several different raises for getting ladders up' a ride in a car; 'he gave me a lift home

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the act of giving temporary assistance. the component of the aerodynamic forces acting on an airfoil that opposes gravity. the event of something being raised upward; 'an elevation of the temperature in the afternoon'; 'a raising of the land resulting fro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The upward motion of the ball imparted by the fingers at the point of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The upward reaction of an aircraft to the flow of air air forced over the shape of the wing The front and rear wings of ground effect cars are shaped like inverted wings to create downforce or negative lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mysterious force that wings generate An aeroplane only stays up because the wings are pushing air down so hard that the weight of the machine is supported Basically a wing is just an inclined flat surface and a lot of lift is generated simply by it me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lift is the force generated by the winds of an airplane which 'holds' the plane in the air against the force of gravity Lift is affected by the speed with which the air flows over the wings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The force generated by the movement of air across the wings of an aircraft When enough lift is generated to overcome the weight of an aircraft. when flying, a kite generates lift or upward force like an airplane wing Lift is proportional to the square of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upward motion imparted to the ball by the fingers at release. the force opposed to gravity, which is perpendicular to the wind and in the plane of symmetry. The aerodynamic force that 'pulls' the BLADEs of a windmill and causes them to rotate F - portance

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term for the aerodynamic force created by air flowing around and airfoil that is equal to or greater than the weight of the aircraft It acts opposite to the force of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of the aerodynamic force acting on an aircraft, perpendicular to the relative wind, which causes an aircraft to rise in altitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wind shift during which the wind enters the boat from further back It allows the helmsman to head up or alter course to windward, or the crew to ease the sheets. 1 The maximum number of airline seats available to a specific destination during a specific

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An aerodynamic force created by airflow over the wings or fins of an aerospace vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lift is a force acting perpendicular to the direction of flight The lift is equal to the fluid density multiplied by the circulation about the airfoil and the free stream velocity In level flight, the lift developed by an airplane's must be equal to t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lift is a awarded as the result of a wiring or as a consequence of advanced play The ball concerned can be played from where it lies or played on to the lawn from either baulk line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The force exerted by moving air on asymmetrically-shaped wind generator blades at right angles to the direction of relative movement Ideally, wind generator blades should produce high Lift and low Drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That component of the total aerodynamic force acting on a body perpendicular to the undisturbed airflow relative to the body. [1] The action of the rear end of the vehicle to rise during braking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the vertical component of a bowler's release. the force that exerts an upward pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The upward motion with your fingers at the point of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevator , lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sky; the atmosphere; the firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move in a direction opposite to that of gravitation; to raise; to elevate; to bring up from a lower place to a higher; to upheave; sometimes implying a continued support or holding in the higher place; said of material things; as, to lift the foot or t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To raise, elevate, exalt, improve, in rank, condition, estimation, character, etc.; often with up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bear; to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To collect, as moneys due; to raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To steal; to carry off by theft ; as, to lift a drove of cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To try to raise something; to exert the strength for raising or bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise; to become or appear raised or elevated; as, the fog lifts; the land lifts to a ship approaching it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To live by theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Act of lifting; also, that which is lifted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space or distance through which anything is lifted; as, a long lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Help; assistance, as by lifting; as, to give one a lift in a wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That by means of which a person or thing lifts or is lifted A hoisting machine; an elevator; a dumb waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A handle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exercising machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rise; a degree of elevation; as, the lift of a lock in canals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lift gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lift gate, below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rope leading from the masthead to the extremity of a yard below; used for raising or supporting the end of the yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the steps of a cone pulley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A layer of leather in the heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vibration of a balance during which the impulse is given. the act of raising something; 'he responded with a lift of his eyebrow'; 'fireman learn several different raises for getting ladders up' a ride in a car; 'he gave me a lift home

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the act of giving temporary assistance. the component of the aerodynamic forces acting on an airfoil that opposes gravity. the event of something being raised upward; 'an elevation of the temperature in the afternoon'; 'a raising of the land resulting fro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The upward motion of the ball imparted by the fingers at the point of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The upward reaction of an aircraft to the flow of air air forced over the shape of the wing The front and rear wings of ground effect cars are shaped like inverted wings to create downforce or negative lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mysterious force that wings generate An aeroplane only stays up because the wings are pushing air down so hard that the weight of the machine is supported Basically a wing is just an inclined flat surface and a lot of lift is generated simply by it me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lift is the force generated by the winds of an airplane which 'holds' the plane in the air against the force of gravity Lift is affected by the speed with which the air flows over the wings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The force generated by the movement of air across the wings of an aircraft When enough lift is generated to overcome the weight of an aircraft. when flying, a kite generates lift or upward force like an airplane wing Lift is proportional to the square of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upward motion imparted to the ball by the fingers at release. the force opposed to gravity, which is perpendicular to the wind and in the plane of symmetry. The aerodynamic force that 'pulls' the BLADEs of a windmill and causes them to rotate F - portance

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term for the aerodynamic force created by air flowing around and airfoil that is equal to or greater than the weight of the aircraft It acts opposite to the force of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of the aerodynamic force acting on an aircraft, perpendicular to the relative wind, which causes an aircraft to rise in altitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wind shift during which the wind enters the boat from further back It allows the helmsman to head up or alter course to windward, or the crew to ease the sheets. 1 The maximum number of airline seats available to a specific destination during a specific

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An aerodynamic force created by airflow over the wings or fins of an aerospace vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lift is a force acting perpendicular to the direction of flight The lift is equal to the fluid density multiplied by the circulation about the airfoil and the free stream velocity In level flight, the lift developed by an airplane's must be equal to t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lift is a awarded as the result of a wiring or as a consequence of advanced play The ball concerned can be played from where it lies or played on to the lawn from either baulk line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The force exerted by moving air on asymmetrically-shaped wind generator blades at right angles to the direction of relative movement Ideally, wind generator blades should produce high Lift and low Drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That component of the total aerodynamic force acting on a body perpendicular to the undisturbed airflow relative to the body. [1] The action of the rear end of the vehicle to rise during braking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the vertical component of a bowler's release. the force that exerts an upward pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The upward motion with your fingers at the point of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevator , lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaldırmak, yukarı kaldırmak; yükseltmek; k.dili çalmak, aşırmak; iptal etmek; kaldırmaya uğraşmak; yükselmek, dağılmak (sis veya duman); i. kaldrış, yükseltme, yükselme, yükselme derecesi; kaldırılacak şey; İng. asansör; yardım; kaldırıcı kuvvet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lifting

gerdirme

Gerdirmek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketin ateşlemeden sonra dikey olarak rampasından yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı; kopuk, hayta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal hâsıl eden bal taşıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi akan, bal gibi tatlı. mellifluence i. tatlı dil. mellifluently, fluously z. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, yatıştırmak, dindirmek, teskin etmek. mollifica'tion i. dindirme, teskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. tespih şeklinde, moniliform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), çeşitli Sony amplifikatörlerin sürücüsünde ve güç çıkışı aşamasında kullanılan yüksek performanslı bir elektronik devredir. Yüksek güçlü ses amplifikatörlerinde mükemmel geçiş reprodüksiyonu sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ülfet» ten if.) (mü. müellife) (c. müellifin). Kitap te’lif eden, yazar, muharrir: Bu kitabın müellifi en meşhur müelliflerdendir. Li-müellife = Kitabın müellifi tarafından söylenmiş olan şiirlerin başında geçen bir tâbirdir ki, şiirin başka yerden alınmadığını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHALİF) (i. A. «halete» den if.) (mü. muhSİİfe). 1. Uymaz, karşı, zıt, aksi, benzemez: Bu iki renk birbirine muhaliftir. 2. Birbirinin aleyhinde bulunan, muvafakat etmeyen, zıt: Kendisi daima bana muhalif olur. 3. Siyasî iktidarın görüşlerine karşı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposing. oppositional. contrary. antagonistic. defiant. disaffected. dissident. hostile. opposite. repugnant. warring. dead against. dead-set against. opponent. adversary. antagonist. objector. anti. critic. dissenter. dissentient. dissident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

averse. discordant. dissenter. dissident. opponent. opposing. contrary. cantradictory. adversary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adverse. against. contrary. dissenter. opponent. contrary to. in violation of. opposed to. opposing. of the opposition. conflicting. adversary. antagonist. anti. averse. dead set against. dissident. divergent. inimical. opposed. opposer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haleffe» den İf.) (mü. muhtelife). 1. Bir çeşitten olmayan, türlü türlü olan, çeşitli: Muhtelif işler. Muhtelifüi-levn = Renkleri türlü türlü. Elvân-ı muhtelife = Çeşitli renkler. 2. Bir fikir ve görüşte olmayan, fikirleri farklı olan, muhtelif: Kendisi bu işte muhtelif idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

various. different çeşitli. türlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diverse. various. of various sorts. assorted. different. miscellaneous. multifarious. several. sundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختلف] türlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «half» ten if.) (mü. mütehalife). Birbirine aykırı bulunan, birbirine uymayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ülfet» ten if.) (mü. mûtelife). 1. Ülfet ve alışkanlık kazanmış, alışık, alışmış. 2. Muvafık, uygun, zıddı: muhtelif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤلف] yazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متخالف] birbirine uymayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüylü, havlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çokseslilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polyphonie

müz. çok seslilik

İki veya daha çok sesin müzik kurallarına uygun biçimde porte üzerine yazılarak düzenlenmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyphony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polyphonique

müz. çok sesli

1. Çok seslilikle ilgili. 2. Birçok değişik sesin bir araya gelmesiyle yapılan (müzik).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (radyo) önamplifikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üretken; bot. tomurcuklar verme suretiyle çoğalan. proliferate f. çoğalmak, üremek; bot. tomurcuk vererek çabuk çoğalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğurgan; mahsuldar, bereketli; verimli, semereli. prolifically z. verimli olarak, bereketli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzeltilebilir, değiştirilebilir; ehliyet kespedebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, liyakat, vasıf, meziyet; şart; kayıtlama, tadil, kısıtlama. He has all the qualifications. Bütün niteliklere sahiptir. It requires qual ification. Kısmen doğrudur. with many qualifications birçok meziyetlerle: birçok şartlarla, çok tered

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetli; şartlı, kısıtlı, sınırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak kazanmak, ehliyet kazanmak; ehliyet vermek; kısıtlamak, sınırlandırmak; değerlendirmek; nitelendirmek; hafifletmek; gram nitelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. su tavuğuna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD, (k.dili) gerçek hayata dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selef» ten if.) (mü. sâlife). Geçen, geçmiş, daha önceden olan: Sâlifi’z-zikr, sâlif-ül-beyân = Daha önce de söylenmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuz hâsıl eden; tuz ihtiva eden, tuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالف الذکر] zikredilen, anılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dükkân hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadeleştirme, basitleştirme; basitleşme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basitleştirmek, sadeleştirmek, kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., ilah. halas için yalnız imanın kafi olduğuna inanan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla dolu, yıldızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldız şeklindeki, yıldızımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mil şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «half» ten). (hukuk) Yemin verme, yemin ettirme: Şâhitleri tahlîf ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halef» ten). Birini halef bırakma, kendi yerine bırakma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحليف] and içirme. 2.and içme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

halef bırakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teklif). Teklifler. (bk.) Teklif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکاليف] öneriler, teklifler. 2.vergiler. 3.ibadetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten) (c. teklîfât, tekâlif). 1. Birinden zahmetli ve diğeri hakkında faydalı bir iş isteme, böyle bir iş veya şartın kabûlünü yükletme: Bana, yapamıyacağım bir iş teklif ediyor; bu, ağır bir tekliftir; bana bu teklifi etmeyin, bunu teklif etmeyin. 2. Yabancıya edilen muamele, yakın ve lâubâli olmayanlara yakışır resmî muamele: Teklifle kabûl etmek, aramızda teklif yoktur. 3. Şeriat veya devlet düzeninin herkese yüklediği vazife veya ödenmesini emrettiği meblâğ, vergi (bu mânâ ile ekseriya cem’i, tekâlîf kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposal. offer. bid. tender. motion. offering. overture. proffer. proposition. resolution. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. estimate. offer. offering. proposal. proposition. resolution. submission. tender. suggestion. motion. etiquette. formality. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. offer. proposal. suggestion. formal ceremony. bidding. nomination. offering. proffer. proposition. question. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکليف] öneri. 2.vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکليفات] öneriler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teklif ile yapılan. 2. Resmî muamele edilmesi gereken: Teklifli bir misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arada teklif olmayan, resmî muamele edilmesi gerekmeyen, içli dışlı, senli benli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal. unceremonious. related. easy. casual. unconstrained. without ceremony. cheek by jowl. without circumstance. at ease. familiar. folksy. free. frc- and-easy. frc- form. hail fellow well met. laid back. rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal conversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unceremoniously. familiarly. casually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informality. lack of ceremony or constraint. casualness. familiarity. fellowship. frc- and-easiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TE’LİF) (i. A. «ülfet» ten) (c. te’lîfât). 1. Uzlaştırma, barıştırma. 2. Toplayıp düzenleyerek yazma: Bir lügat kitabı telif etti. 3. Yazılıp tertip olunmuş kitap, eser: Kamûs-ı Türki Ş. Sami’nin telifdir. Teiîf-i beyn = Aralarını bulma, barıştırma («telif» ile «tahrir» arasındaki fark şudur: Telif akıldan yazılmayıp toplayarak tertip olunan, tahrir ise akıldan yazılan kitap hakkında kullanılır. Meselâ bir gramer veya lügat kitabı hakkında telif, gramer hakkında mütalaaları havi bir kitap hakkında tahrir denilmek lâzımdır). «NAzım» ise «manzum» eserlere mahustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. compilation. reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. compilation. copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) kavrayıcı kıl gibi uzuvları olan hayvancıklar sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تأليف] yanyana getirme, alıştırma. 2.kaleme alma, yazma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bir araya getirilmek, birleştirilmek. 2.kaleme alınmak, yazılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bir araya getirmek. 2.kaleme almak, yazmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bir araya getirilmek, birleştirilmek. 2.kaleme alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Telif olunmuş, yazılmış, Ar. müellef, eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Telif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأليفات] kaleme alınmış eserler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تأليف بين] uzlaştırıcı, birleşirici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تأليف کرده] biri tarafından kaleme alınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çirkinleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetsiz, uygun nitelikleri olmayan; şarta bağlı olmayan; tam, kesin. unqualifiedly z. şartsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arazi çıkıntısı; jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması; yüceltme, manevi yükseliş; iyileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseltmek, yukarı kaldırmak; yüceltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واجب الایفا] yapılması gereken, yerine getirilmesi gereken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. alçaltmak, kötülemek, yermek; iftira etmek; aleyhinde bulunmak vilification.i. iftira, yerme, zem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haltercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanıl hayat; yabanıl hayvanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by