Lim ne demek? | Lim anlamı nedir? | Lim

Lim anlamı nedir?

Lim ne demek?

Lim anlamı nedir?

Lim | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lim

Türkçe - İngilizce Sözlük

A limb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifeline Interface Module. abbr Link Interface Module. light intensity modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limit or Limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liming Agent Recycled organic product that is derived from and/or mixed with an alkaline material capable of neutralizing soil acidity The product is either registered with the NCDA as a liming agent or product analyses are available to consistently demon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid injection molding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Line Interface module - refers to a Scantronic 9500 processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A limb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifeline Interface Module. abbr Link Interface Module. light intensity modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limit or Limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liming Agent Recycled organic product that is derived from and/or mixed with an alkaline material capable of neutralizing soil acidity The product is either registered with the NCDA as a liming agent or product analyses are available to consistently demon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid injection molding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Line Interface module - refers to a Scantronic 9500 processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). İnhiraf: gök ekvatoru ile bir yıldızın arasındaki uzaklık. Kuzeye doğru uzaklık, artı, güneye doğru olan da eksi işaretiyle gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right ascension. evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. opening. declination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم الامکان] imkânsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. moral science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan). 1. Almak fiili. 2. Mübayaa, iştirâ: Alım satım = Alış veriş. 3. Mermilerin yetiştiği mesafe, atım, menzil. 4. Gözün yetişebildiği, gördüğü mesafe: Alımlı zağar = Uzağı gören köpek. 5. Göz ve gönlü çeken hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «ilim» den). Bilir. Alîmallah = Allah bilir. Yemin yerine kullanılan bu tâbir, Arapça’ya mahsustur. «Alîm-aliah» suretinde dahi yazılıp o halde «Allah alîm» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. glamour. purchase. buying. glamor. capacity. volume. intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. buying. purchase. attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erudite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savant. knowing. who knows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليم] çok bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok okumuş, bilgin.,2.Çok bilen. 3.Sonsuz. İlim sahibi. Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an’da Cenab-ı Hakk’ın ismi olarak 13 yerde geç(Erkek İsmi) “Abd” takısı alarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase and sale. business. trade. commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Allah bilir. (Yemin sözü olarak kullanılır): Dediğimi yapmazsan alimallah seni döverim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alime yakışır surette: Alimâne bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who collects payments. collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek, gıda, beslenme; maişet, nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaplı. aluminum, ing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alımı olan: Onun pek alımlı hali vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. comely. endearing. engaging. fetching. prepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaging. attractive. charming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alımı olmayan: Alımsız bir taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kon). (san). ani bir değişiklikle daha az etkili bir hale gelen ifade ile ilgili; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). ifadenin ani bir değişiklikle daha az etkili bir şekil alması; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprise. leap. advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap. dash. lunge. development. progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. thrust. leap. dash. onset. attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem). Alemler. (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوالم] âlemler, dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Kardeş. 2.Çok sevgili, samimi arkadaş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (zağarı) Bavlı ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) İlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science. knowledge. learning. scholarship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science. learning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science. lore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science fiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific. scholarly. erudite. academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem., ing., (argo) Kahrolayım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keşif balonu; sevk ve idare kontrolu olan herhangi bir balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entomology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., b.b. doymaz iştah, doymama hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. depression. the megrims. melancholy. down. megrims. crisis. dismay. moody. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis. depression. despondency. juncture. stress. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. emotional upset. anxiety. crisis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan). 1. Kılıcın keskin tarafı, ağzı. 2. Tavır. 3. Sahte tavır, kurulma, caka: Çalımından geçilmez, çaltm satmak. Çalımına getirmek = Biçimine uydurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swagger. air. pass. side. feint. trick. ostentation. strut. strutting. swank. airs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. swagger. strut. swank. dash. dribble. rake. ribband line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected dignity. swagger. adroit movements designed to foil one's opponents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımı olan, çalım satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavır, edâ, çalım. 2. Endam, cüsse, vücut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Endamlı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Endamsız, zayıf, arık, ufak tefek yapılı, gösterişsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. frail. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. scrubby. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelimsiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). buhranlı yaş devresi; menopoz, adet kesilmesi; (s). buhranlı devreye ait. climacter'ical (s). buhranlı, buhranlı devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zirve ile ilgili; en kritik devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iklim, hava. climat'ic (s). iklimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klimatoloji, iklimler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (f) sahika, zirve, doruk, tepe, bir şeyin en yüksek noktası; düğüm noktası; (f). zirveye erişmek, zirveye eriştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak; tedricen yükselmek; çıkmak; (i). tırmanacak yer; tırmanış, tırmanma. climb down inmek; (k.dili). (bir tutumdan) vazgeçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tırmanan sarmaşık; (k.dili).; toplum hayatında yükselmek isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(şiir).iklim, diyar, üIke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mevzu olarak çocuğu alıp her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten ilim, çocuk ilmi, pedagoji.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (fiz)., (astr). bir hizaya getirmek, paralel hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kompliman yapmak, iltifat etmek; övmek; (i). iltifat, kompliman. compliments (i). selâmlar. compliments of the season (ing). tebrikler. double-edged compliment iğneli kompliman. He sends his compliments. Selâmlarını gönderdi. pay a compliment k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution. dispersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersion. distribution. dissociation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersal. distribution. dispersion. dissociation. allocation. dissolution. scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız öğretmen okulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Erkek öğretmen okulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمات] kız öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمين] erkek öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahdit etmek, sınırlamak, hudut tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi tamamiyle başkasına devrederek o işten çekilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

DİL BİLİM (i.) (uyd. k.). insanın konuşma kabiliyetini veya yeryüzündeki dilleri ses, şekil, mânâ ve sözdizimi bakımından inceleyen bilim, lengüistik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzunluğuna kesilmiş parça; bu şekilde parçalara bölünmüş bir şeyin her parçası, umumiyetle parça. Ar. kıt’a: Bir dilim karpuz, portakal dilimi, bir dilim ekmek, dilim dilim kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice. strip. sector. segment. cut. round. shred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

segment. shred. slice. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice. piece. section. jerk. split. shred. sliver. slab. cut. segment. tranche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dilimlere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice. cut into slices. separate into segments. shred. chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carve. cut. slice. to slice. to cut into slices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slice. to cut into slices. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sliced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural sciences. general science. physical sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Dokuları inceleyen bilim, histoloji.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların ve video görüntülerin i.LINK™ ile bağlanmış DV kaynaklarından okunmasını sağlar. Okunan görüntüler, işlenmek üzere çeşitli biçimlerde kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Temayül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. aptitude. bias. squint. tendency. affection. bent. current. device. disposition. drift. gravitation. leaning. liability. notion. penchant. ply. predisposition. proclivity. proneness. propensity. pulse. relish. sense. set. slan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. bent. bias. disposition. inclination. leaning. mind. propensity. sense. stream. tendency. trend. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. tendency. affinity. aptitude. bent. bias. cast. desire. disposition. drift. fitness. liking. movement. ply. predilection. predispostion. proclivity. proneness. propensity. run. set. tide. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposed. inclined. apt. affected. inclinable. liable. slant. slanting. vulnerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a tendency to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - inançlı inanan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e uzun okunur) (i. A. c.) (m. iklîm). İklimler, (bk.) iklîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقاليم] ülkeler. 2.büyük toprak parçaları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. elem’den smüş.) (mü. elîme). 1. Ağrıtan, ağrı yapan: Darb-ı elim, darbe-i elime. 2. Şiddetli, çok dert ve elem verici: Azâb-ı elim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painful. deplorable acınacak. acıklı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اليم] acı, acıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اليمه] acı, acıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élimination

eleme

Elemek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkarmak, ihraç etmek, hariç tutmak, atmak, bertaraf etmek. elimina'tion i. çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éliminé

sp. elenmiş

“Elemek” anlamındaki elimine etmek, “elenmek” anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bataklik. çayir. düzlük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Resim çekmek için kullanılan, sellülozdan yapılmış ışığa karşı hassas levha veya şerit (fotoğrafçılık, sinemacılık ve radyografide kullanılır). 2. Sinemacılıkta bir oyunun tamamını ihtiva eden şeritlerin bütünü. 3. Verici sinema makinesiyle gösterilen oyun, konu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (k).dili saçma, boş laf; hile, oyun, dolap; (s). hilekar, dalavereci üç kağıtçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). seyrek dokunmuş ve kolayca yırtılabilen (kumaş), hafif, ince, dayanıksız; inanılması güç: (i). müsvedde kâğıdı. flimsily (z). hafifçe, dayanıksız bir şekilde. flimsiness (i). hafif ve ince oluş, dayanıksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karışık ve an lamsız söz, saçma ve boş laf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karmakarışık şey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İslâm dininden olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مسلم] müslüman olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science of future. futurology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income distribution. distribution of income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). 1. İki ucundan çekilen bir telin her noktasında, çekme gücüne karşı koyan kuvvet. 2. İki nokta arasındaki elektrik akımını sağlayan sebep, potansiyel farkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. intensity. voltage. potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential. stress. tension. voltage. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. voltage. blood pressure. pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under tension. tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without tension. slack. relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo ışık, lamba, mum, fener; göz. Douse the glim ! argo Lambayı söndür ! Lambaya püf de !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. parıldamak, hafif ışık vermek; i. parıltı, hafif ışık; zerre, nebze. a glimmer of hope ümit ışığı. glimmering i. zayıf ışık; ima, fikir edinme, seziş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir an için görme, gözüne ilişme; f. çok az bir zaman için görebilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) , (çoğ.) elbise, kıyafet, kılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hilm»den smüş.) (mü. halîme). Uysal huylu, yumuşak; sert ve hiddetli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild. lenient. gentle yumuşak huylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حليم] yumuşak huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sakin, sessiz. 2.Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılması tercih edilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housebroken. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yumuşak huylu olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halim). Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Batlamyos coğrafyasına göre dünyanın yedi bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Buğday ve pirinç gibi bazı tahılların kaynamasıyla hasıl olan koyu ve yapışkan su (halk dilinde: helme), (bk.) Helme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت معلمين] öğretmenler kurulu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSS-İ SELİM) (i. A.). Sağduyu, anlayışlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. ekalîm) (Yunanca’dan) 1. (coğrafya). Eski coğrafyaya göre dünyanın ekvatordan Kuzey Kutbu’na kadar bölündüğü yedi parçadan her biri 2. Arz, bir memleketin arz (enlem) bakımından mevkii ve havaca yani sıcaklık soğukluk derecesine göre durumu: Bu memleketin iklimi nedir? Ekalîm-i hârre = Sıcak iklimler. Ekâlim-i mûtedile = Mutedil iklimler. Ekalîm-i bâride = Soğuk iklimler. 3. Memleket, diyar: İklîm-i RÜm (Anadolu’nun eski adı). Iklîm-i FArs. (paleontoloji). İstinâs-ı iklim = Bir hayvan veya bitkinin yaşadığı veya yetiştiği iklimden başka bir iklime alıştırılıp orada da yaşatılması veya yetiştirilmesi. Fransızca: acclimatation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatic. climate. clime. region. sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climate. clime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقليم] iklim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقليم] ülke, yer, diyar. 2.coğrâfî yaşam koşulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.). - Bir ülke ya da bölgenin ortalama hava durumunu belirleyen meteorolojik olayların tümü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıklım tıklım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air-conditioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLM) (I. A.) (e. ulûm). 1. Bilme, biliş, bilgi, dânlş, malumat, haber, vukuf: Cenâb-ı Hakkin ilmi her şeyi içine alır. Buna İlim yetişmiyor. Bu işe onun ilmi de yetmedi. 2. Okumakla öğrenilen bilgilerden biri: Sosyoloji İlmi, tıp ilmi, felsefe İlmi, matematik İlmi, tabiat ilmi, İlim öğrenmek, okumak: Bu adamın ilmi vardır. 3. Nazariyat: Yalnız İlim kâfi değil İş de ister. İlim ve İşi cem’etmek. İlm-ül-arz = Jeoloji. Arz tabakalarından, arzın yapısından ve oluşundan bahseden ilim. Fransızca: gâolojie. Ilm-ül-emriz = Hestahklar ilmi, patoloji. Fransızca: pathologie. İlm-t servet, ilm-i iktisâd = Ekonomi ilmi, İktisat. Fransızca: Aconomie polltique. İlm-ül-llsân = Mukayeseli diller İlmi. Fransızca: llnguistlque. İlm-ül-maâdln = Madenler ilmi. Fransızca: minirologie. Ehl-i İlim = İlim sahipleri, bilginler, ulema. Ilm-I hâl = Namaz, abdest ve daha başka dini bilgi ve inanırları çocuklara öğretmeye mahsus kitap: llm-l hâl okumak. İlmühaber = 1. Bir resmi daireye sunulmak üzere bir kimsenin durumu hakkında, ait bulunduğu makamdan verilen tasdikname: Mahalleden, belediyeden ilmühaber getirmek lâzımdır. 2. Para veya evrak gibi şeylerin teslim olunduğunu gösteren ve getirenin eline verilen pusula: Evrakı teslim ettiğime dair oradan ilmühaber aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. equinox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightenment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science. science bilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquirement. enlightenment. knowledge. learning. scholarship. science. wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم] ilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilık olmak, soğuğu kırılmak. Az sıcak kalacak surette soğumak: Su ılıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mevsimlere dengeli bir şekilde dağılış gösteren bol yağışların düştüğü ılıman bölgelerin ormanlarıdır. Göreli olarak bitki türü sayısı az, fakat aynı türden olan bitkiler veya ağaçlar topluluğu geniş populasyonlar oluşturur. Bu populasyonlar “yosun ormanları,” “subtropikal orman,” “defne ormanları” gibi isimler alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderate. equable. temperate. mild. clement. middle-of-the-road. modest. genial. hospitable. low key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild. moderate. modest. sober. temperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderate. middle-of-the-roader. conservative. continent. equable. gentle. middle of the road. mild. sober. commensurate taxation. temperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. clemency. continence. decency. equability. moderateness. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hudutsuz, sınır tanımayan, sonsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). bk. Antropoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstimden bozma. bk. İstim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam istim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darmpf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yok olmamak, mevcut olarak kalma hâli: Ölüm kalım savaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. permanent. immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanence. immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transient. transitory. impermanent. mortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. participation. subscription. accession. accretion. share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation. agreement. agreeing. accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument of accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participant. participator. subscriber. actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participant. participator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan smüş.) (mü. kelime). Kendisine söz söylenilen, hitâb olunan. Ar. muhâtab. Kelîmuilaah = Tanrı’nın Sİnâ Dağı’nda hitabına mazhar olan Hazret-i MÜsâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Söz söyleyen, konuşan. 2.Kelimullah: Tur’u Sina’da Cenab-ı Hakla konuşmasıyla Hz.Musa’ya verilen unvan. 3.Sure-i Kelim: Taha suresi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kelime). Kelimeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلمات] kelimeler, sözcükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kelimât, kilem). 1. Mânâlı söz, bir dilde kullanılan sözlerin her biri. Gramerde kelime, isim ve fiil ve edat olarak üçe ayrılır. 2. Söz, lâkırdı, kelâm: Kelime-i tayyibe = Hatır alacak güzel söz. Kelime-be-kelime = Her sözü ayrıca ve hiçbirini atlamaksızın (tercüme etmek). Kelime-be-kelime tercüme = Meâlan (mânâ bakımından) tercümenin zıddı. Kelimetu’llah, Kelime-i Tevhîd = 1. «LAilâhe illallah Muhammed-en-resûl’ullah» cümlesi. Ilâ-yi kelimetu›llah = Hak dininin (İslâm dininin) yayılması ve şerefinin yükseltilmesi. 2. Allah›ın nefhi (üfürmesi) ile doğan Hazret-i Isâ. c. Mevsuk-ul-kilem = Sözüne inanılır, mutemet. Nâfizü’l-kilem = Sözü geçer, nüfuzlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلمه] sözcük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kelim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thesaurus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in full acceptation of the word. strictly speaking. unmitigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word by word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literal. verbatim. word for word. literal translation. literally. textual. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Oturulacak yere ve yatak altına serilen ve eskiden dervişlerin omuzlarında taşıdıkları ufak keçe ve sade halı, seccâde. 2. Tüysüz oda yaygısı, halının havsızı: Anadolu, şehir, köy kilimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throw rug. rug. scatter rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rug. carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilim. carpet. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pileless smooth surfaced weaving in which pattern is formed by the wefts, which completely conceal the warps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rug with no pile Design is created by the different colors of weft strands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapestry-like woven rug It is a flat rug with no pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller or maker of kilims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. climatologue

iklim bilimci

İklim bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. climatologie

iklim bilimi

İklimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology. climatology iklimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gönül alıcı söz iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. bouquet. sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. mealy-mouthed flattery. soft soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copolymer eşpolimer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. credit limit. limit of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Perunun başşehri, Lima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lima fasulyesi, iri ve yassı taneli bir çeşit fasulye, bot. Phaseolus limensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). 1. Gemilerin barındıkları ve rüzgârdan emin olarak boşanıp doldukları, saklı tabiî veya sun’İ koy, Ar. mersâ: Limana girmek. 2. Liman roisi = Liman işlerini idare eden ve limana girip çıkan gemilerden resim alan denizci subay. Liman odası = Liman reisinin idarehânesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbor. harbour. port. seaport. haven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage. harbour. haven. port. harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The deposit of slime at the mouth of a river; slime. a long narrow lagoon near the mouth of a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port. seaport. harbour. haven. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long narrow lagoon near the mouth of a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Limana girmek, limanda durmak: Gemi bir koyun içine limanladı; beş gün İzmir’de limanladık. 2. Sükûnet bulmak, yatışmak: Hava, deniz limanladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Liman gibi yer, emin ve mahfuz koy: Orada bir limanlık vardır. 2. Sükûn, sükûnet: Ortalığın limanlığı. 3. Liman olunabilir, mahfuz: Limanlık bir koy; denizin orası limanlıktır. 4. Sakin, sükûnetli, dalgasız: Hava, deniz limanlıktı. Sütliman = Sakin, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kol ve bacak gibi vücuda eklemle bağlı uzuv; ağacın büyük dalı; herhangi bir şeyin kol veya dalı; başka bir şeyin kısmı veya vasıtası sayılan kimse veya şey.limb from limb tamamen (parçalanmış). be out on the end of a limb desteksiz kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak bir sathın kenarı; açıları ölçmeye mahsus aletin derece işaretleri olan kenarı. upper limb of the moon ayın üst ucu. eastern limb güneş ve ayın doğuya bakan kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit yük kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. kenarlı, başka renkte kenarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. top arabasının ayrılabilen ön parçası, toparlak; den. geminin karinasına sintine suyunun geçmesi için yapılmış delik ve oluk; f., gen. up ile top arabasına koşum parçasını bağlamak. limber up harekete alıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilir bükülür, oynak (bilhassa beden uzuvları). limberness i. kolayca eğilip bükülme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extramundane region where certain classes of souls were supposed to await the judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Any real or imaginary place of restraint or confinement; a prison; as, to put a man in limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A border or margin; as, the limbus of the cornea. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls an imaginary place for lost or neglected things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a barge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being disregarded or forgotten. an imaginary place for lost or neglected things. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extramundane region where certain classes of souls were supposed to await the judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Any real or imaginary place of restraint or confinement; a prison; as, to put a man in limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A border or margin; as, the limbus of the cornea. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls an imaginary place for lost or neglected things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a barge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being disregarded or forgotten. an imaginary place for lost or neglected things. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Kat. ilah. vaftiz edilmeden ölen çocuklarla İsa'dan evvel yaşamış olanların ruhlarının bulunduğu yer; istenmeyen veva unutulmuş sey veya kimsenin gönde- rildiği yer veya içinde bulunduğu durum;zindan, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ağır kokulu ve yumuşak bir çeşit peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar şeridi; iki değişik renk arasındaki kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uzun parça, uzun dilim: Lİme lîme kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thong by which a dog is led; a leash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The linden tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Linden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fruit allied to the lemon, but much smaller; also, the tree which bears it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are two kinds; Citrus Medica, var. acida which is intensely sour, and the sweet lime which is only slightly sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Birdlime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oxide of calcium; the white or gray, caustic substance, usually called quicklime, obtained by calcining limestone or shells, the heat driving off carbon dioxide and leaving lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It develops great heat when treated with water, forming slacked lime, and is an essential ingredient of cement, plastering, mortar, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To smear with a viscous substance, as birdlime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To entangle; to insnare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To treat with lime, or oxide or hydrate of calcium; to manure with lime; as, to lime hides for removing the hair; to lime sails in order to whiten them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cement. the green acidic fruit of any of various lime trees any of various related trees bearing limes cover with lime so as to induce growth; 'lime the lawn'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a caustic substance produced by heating limestone. a white crystalline oxide used in the production of calcium hydroxide. a sticky adhesive that is smeared on small branches to capture small birds. any of various related trees bearing limes. any of variou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for calcium oxide ; hydrated lime is calcium hydroxide [Ca2]. any of a family of chemicals consisting essentially of calcium hydroxide made from limestone which is composed mostly of calcium carbonate or a mixture of calcium carbonate and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lime is sometimes added to compost piles to increase pH However, unless you are seeking a high-pH compost it is unlikely you need to add lime Compost piles become acidic in the initial stages as organic acids are formed However, as the composting process

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Calcined limestone, which, added to the glass batch in small quantities, gives stability Before the 17th century, when its beneficial effects became known, lime was introduced fortuitously as an impurity in the raw materials Insufficient lime can cause cr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When calcium carbonate is finely ground it is called lime Ground lime is readily dissolved into the soil where it reduces soil acidity by releasing calcium cations See also liming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical substance containing the element calcium Lime is used in making mortar and cement A form of lime is used to neutralize soils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for calcium oxide ; hydrated lime is calcium hydroxide Ca2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lime is calcinated limestone, often derived from chalk, and present as an impurity in potash and soda Lime is sometimes used to prevent devitrification, or the formation of crystals which can show up as stones in finished glass, by increasing the temperat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In strict chemical terms, calcium oxide In practical terms, a material containing carbonates, oxides or hydroxides or both Used to neutralize soil acidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stronger and les fragrant than the lemon Its juice can be used instead of lemon in almost every instance But the lime has one advantage over the lemon: It takes better to very strong flavors The zest of the lime is as useful as lemon zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance containing calcium used in the cleaning of sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Calcium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The term generally used to describe ground limestone , hydrated lime , or burned lime. painting - executed on dry plaster The fresco pigments are mixed with lime water or slaked lime, and/or the wall is wetted down with lime water until the plaster soften

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually ground limestone applied as a soil amendment to correct the acidity of soil and provide calcium for plant growth Dolomitic lime also provides magnesium Other materials used for lime include basic slag, marl, and ground shells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The main formulation used for turf situations is chalk, i e calcium carbonate It is used to raise soil acidity, but has to be applied with caution as it encourages weeds, coarse grasses, earthworms and disease incidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, green citrus fruit that resembles a lemon Used in drinks and is the primary ingredient in the famous 'Key lime pie ' British sailors were called 'limeys' because they used lime as a scurry-preventative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, calcium oxide, also, loosely, a general term for the various chemical and physical forms of quicklime, hydrated lime and hydraulic hydrated lime. Described as having a sweet, fresh aroma It has toning and refreshing properties Benefits: Lime

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stronger and less fragrant than the lemon Its juice can be used instead of lemon in almost every instance The zest of the lime is as useful as lemon zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry white powder consisting essentially of calcium hydroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thong by which a dog is led; a leash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The linden tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Linden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fruit allied to the lemon, but much smaller; also, the tree which bears it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are two kinds; Citrus Medica, var. acida which is intensely sour, and the sweet lime which is only slightly sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Birdlime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oxide of calcium; the white or gray, caustic substance, usually called quicklime, obtained by calcining limestone or shells, the heat driving off carbon dioxide and leaving lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It develops great heat when treated with water, forming slacked lime, and is an essential ingredient of cement, plastering, mortar, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To smear with a viscous substance, as birdlime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To entangle; to insnare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To treat with lime, or oxide or hydrate of calcium; to manure with lime; as, to lime hides for removing the hair; to lime sails in order to whiten them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cement. the green acidic fruit of any of various lime trees any of various related trees bearing limes cover with lime so as to induce growth; 'lime the lawn'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a caustic substance produced by heating limestone. a white crystalline oxide used in the production of calcium hydroxide. a sticky adhesive that is smeared on small branches to capture small birds. any of various related trees bearing limes. any of variou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for calcium oxide ; hydrated lime is calcium hydroxide [Ca2]. any of a family of chemicals consisting essentially of calcium hydroxide made from limestone which is composed mostly of calcium carbonate or a mixture of calcium carbonate and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lime is sometimes added to compost piles to increase pH However, unless you are seeking a high-pH compost it is unlikely you need to add lime Compost piles become acidic in the initial stages as organic acids are formed However, as the composting process

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Calcined limestone, which, added to the glass batch in small quantities, gives stability Before the 17th century, when its beneficial effects became known, lime was introduced fortuitously as an impurity in the raw materials Insufficient lime can cause cr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When calcium carbonate is finely ground it is called lime Ground lime is readily dissolved into the soil where it reduces soil acidity by releasing calcium cations See also liming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical substance containing the element calcium Lime is used in making mortar and cement A form of lime is used to neutralize soils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for calcium oxide ; hydrated lime is calcium hydroxide Ca2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lime is calcinated limestone, often derived from chalk, and present as an impurity in potash and soda Lime is sometimes used to prevent devitrification, or the formation of crystals which can show up as stones in finished glass, by increasing the temperat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In strict chemical terms, calcium oxide In practical terms, a material containing carbonates, oxides or hydroxides or both Used to neutralize soil acidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stronger and les fragrant than the lemon Its juice can be used instead of lemon in almost every instance But the lime has one advantage over the lemon: It takes better to very strong flavors The zest of the lime is as useful as lemon zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance containing calcium used in the cleaning of sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Calcium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The term generally used to describe ground limestone , hydrated lime , or burned lime. painting - executed on dry plaster The fresco pigments are mixed with lime water or slaked lime, and/or the wall is wetted down with lime water until the plaster soften

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually ground limestone applied as a soil amendment to correct the acidity of soil and provide calcium for plant growth Dolomitic lime also provides magnesium Other materials used for lime include basic slag, marl, and ground shells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The main formulation used for turf situations is chalk, i e calcium carbonate It is used to raise soil acidity, but has to be applied with caution as it encourages weeds, coarse grasses, earthworms and disease incidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, green citrus fruit that resembles a lemon Used in drinks and is the primary ingredient in the famous 'Key lime pie ' British sailors were called 'limeys' because they used lime as a scurry-preventative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, calcium oxide, also, loosely, a general term for the various chemical and physical forms of quicklime, hydrated lime and hydraulic hydrated lime. Described as having a sweet, fresh aroma It has toning and refreshing properties Benefits: Lime

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stronger and less fragrant than the lemon Its juice can be used instead of lemon in almost every instance The zest of the lime is as useful as lemon zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry white powder consisting essentially of calcium hydroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ليمه] parça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kireç; f. üzerine kireç dökmek. lime pit kireç kuyusu. slaked lime sönmüş kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

imhlamur agacı, bot. Tilia europaea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misket limonu, yeşile bakan bir çeşit ufak limon, bot. Citrus aurantifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç lambası; tiyatro projektör ışığı. in the limelight genel ilgiyi üzerinde toplamış; herkes tarafından bilinen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İrlanda'da bir şehrin ismi; bir, iki ve beşinci mısralan bir kafiyede ve üç ile dördüncü mısraları başka bir kafi- yede olan nükteli bir şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., argo İngiliz denizcisi; İngiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşiğe ait; psik. şuur eşiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1. Bir alanın bitiş yerini gösteren çizgi: Sınır, bir ülkeyi komşu ülkelerden ayıran limittir. 2. (matematik). Değişen bir büyüklüğü yahut ifadenin hiçbir zaman erişemeden yaklaştığı sabit büyüklük: Daire çemberi, içine çizilen çokgenlerin üst limitidir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. limite

sınır

Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst sınır.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates, circumscribes, restrains, or confines; the bound, border, or edge; the utmost extent; as, the limit of a walk, of a town, of a country; the limits of human knowledge or endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space or thing defined by limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates a period of time; hence, the period itself; the full time or extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restriction; a check; a curb; a hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determining feature; a distinguishing characteristic; a differentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determinate quantity, to which a variable one continually approaches, and may differ from it by less than any given difference, but to which, under the law of variation, the variable can never become exactly equivalent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To apply a limit to, or set a limit for; to terminate, circumscribe, or restrict, by a limit or limits; as, to limit the acreage of a crop; to limit the issue of paper money; to limit one's ambitions or aspirations; to limit the meaning of a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To beg, or to exercise functions, within a certain limited region; as, a limiting friar. the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability' the boundary of a specific area a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. rubicon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability'. final or latest limiting point. the boundary of a specific area. as far as something can go. the mathematical value towar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline from the previous day's settlement price permitted during one trading session, as fixed by the rules of an exchange See Daily Price Limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maximum amount a policy will pay either overall or under a particular coverage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change above or below the previous close in a specific futures market Trading limits may be changed during periods of unusually high market activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The target value that terms in a sequence of numbers are getting closer to This limit is not necessarily ever reached; the numbers in the sequence eventually get arbitrarily close to the limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount a futures price may advance or decline in any one day s trading session. The maximum price fluctuation permitted by an exchange from the previous session's settlement price for a given contract In international banking the limit a bank

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline permitted in one trading session versus the previous day's closing price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum dollar amount of coverage an insurer will pay for a particular loss, or for losses incurred during the policy term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In relation to dealing instructions, a restriction set on an order to buy or sell, specifying the minimum selling or maximum buying price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount paid under the terms of a policy A professional liability insurance policy usually has two limits, a per-clam limit and an annual aggregate limit Loss Ratio: Losses incurred divided by net earned premium Loss Reserves: Amount set aside

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An order to buy at a specified price when the market moves down to that price, or to sell at a specified price when the market moves up to that price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount of benefits payable for a given situation, condition, or occurrence Limits may specify a paid dollar maximum or a number of days maximum The limit may be a yearly, lifetime, or per condition maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change of a futures contract above or below the previous day's settlement price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of reducing the the number of items retrieved in a search Common limits are: date, location and whether article is available full-text in the database.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum permitted price move up or down for any given day, under exchange rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A customer-fixed price declaring the lowest price for which they are willing to sell their security or the highest price at which they are willing to buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To alter a search in order to retrieve fewer hits The use of the Boolean operator 'and' limits a search This is also known as 'narrowing' and 'refining' a search. broad restrictions applicable to existing search sets; includes designations such as: Human,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates, circumscribes, restrains, or confines; the bound, border, or edge; the utmost extent; as, the limit of a walk, of a town, of a country; the limits of human knowledge or endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space or thing defined by limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates a period of time; hence, the period itself; the full time or extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restriction; a check; a curb; a hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determining feature; a distinguishing characteristic; a differentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determinate quantity, to which a variable one continually approaches, and may differ from it by less than any given difference, but to which, under the law of variation, the variable can never become exactly equivalent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To apply a limit to, or set a limit for; to terminate, circumscribe, or restrict, by a limit or limits; as, to limit the acreage of a crop; to limit the issue of paper money; to limit one's ambitions or aspirations; to limit the meaning of a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To beg, or to exercise functions, within a certain limited region; as, a limiting friar. the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability' the boundary of a specific area a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. rubicon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability'. final or latest limiting point. the boundary of a specific area. as far as something can go. the mathematical value towar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline from the previous day's settlement price permitted during one trading session, as fixed by the rules of an exchange See Daily Price Limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maximum amount a policy will pay either overall or under a particular coverage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change above or below the previous close in a specific futures market Trading limits may be changed during periods of unusually high market activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The target value that terms in a sequence of numbers are getting closer to This limit is not necessarily ever reached; the numbers in the sequence eventually get arbitrarily close to the limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount a futures price may advance or decline in any one day s trading session. The maximum price fluctuation permitted by an exchange from the previous session's settlement price for a given contract In international banking the limit a bank

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline permitted in one trading session versus the previous day's closing price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum dollar amount of coverage an insurer will pay for a particular loss, or for losses incurred during the policy term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In relation to dealing instructions, a restriction set on an order to buy or sell, specifying the minimum selling or maximum buying price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount paid under the terms of a policy A professional liability insurance policy usually has two limits, a per-clam limit and an annual aggregate limit Loss Ratio: Losses incurred divided by net earned premium Loss Reserves: Amount set aside

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An order to buy at a specified price when the market moves down to that price, or to sell at a specified price when the market moves up to that price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount of benefits payable for a given situation, condition, or occurrence Limits may specify a paid dollar maximum or a number of days maximum The limit may be a yearly, lifetime, or per condition maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change of a futures contract above or below the previous day's settlement price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of reducing the the number of items retrieved in a search Common limits are: date, location and whether article is available full-text in the database.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum permitted price move up or down for any given day, under exchange rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A customer-fixed price declaring the lowest price for which they are willing to sell their security or the highest price at which they are willing to buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To alter a search in order to retrieve fewer hits The use of the Boolean operator 'and' limits a search This is also known as 'narrowing' and 'refining' a search. broad restrictions applicable to existing search sets; includes designations such as: Human,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayet, had, uç; çoğ. hudut, sınır; bir niceliğin hiçbir zaman erişemeden aralıksız olarak yaklaştığı başka nicelikı age limit yaş haddi. off limits askerlere yasak bölge. That's the limit ! argo Ancak o kadar olur. çekilir şey değil!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hudut tayin etmek, kısıtlamak, tahdit etmek, sınırlandırmak; kuşatmak; hasretmek, munhasır kılmak. limitable s. sınırlanabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Value Orders)

Özel limit fiyatlı emirlerin belirli bir tutar sınırı konmuş şeklidir. Özel limit fiyatlı emre ilaveten maksimum işlem değeri “TL” olarak yazılır. Sistem, belirtilen tutardan fazla olmamak şartıyla, belirtilen fiyat seviyesine kadar, en iyi fiyatlı emirlerden başlıyarak tüm fiyat seviyelerinde işlem gerçekleşmesine olanak sağlayacaktır. Eğer belirtilen fiyat seviyesine ulaşmadan girilen tutar karşılandıysa, karşılanan tutardan fazla işlem olmasına sistem izin vermeyecektir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahdit, sınırlama; mahdut olma; sınırlanmış olma; tahdit edici şey; takyit, bağlı kılma, kayıtlama; huk. hudut tayin etme; sınırlanmış sorumluluk. statute of limitations zaman aşımı tayin eden kanun. He has his limitations. Yetenekleri sınırlıdır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Ortaklarının mes’ uliyeti koydukları sermaye ile sınırlı bulunan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırlı, kısıtlı, az, sayılı; çevrilmiş; parçalı; ekspres (tren); İng. sınırlı sorumlu; (kıs. Ltd.). limited edition mahdut baskı. limited monarchy meşrutiyetle idare edilen krallık. limited partnership komandit şirket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. limited

sınırlı

Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. whose stockholders have limited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. whose stockholders have limited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, sayısız, son derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Orders)

Emri veren alıcının, işlemin gerçekleşmesi için kabul ettiği en yüksek fiyatı; satıcının ise satmaya razı olduğu en düşük fiyatı belli ettiği emir tipidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski resmetmek, resmini yapmak; betimlemek. Iim'ner i. ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tatlı suların fiziksel ve biyolojik durumlarını inceleyen bilgi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tatlısu göllerinin fiziksel, kimyasal ve meteorolojik özellikleriyle, içindeki canlıların biyolojisini inceleyen bilim dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. limnologie

göl bilimi

Göllerde araştırma yapan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). Turunçgillerden portakala benzer sarı meyve ki, yemeklere konur ve limonata ismiyle şurubu yapılır: Limon sıkmak. Limon ağacı = Bu meyveyi veren ağaç. Tatlı limon = Ekşi olmayan cinsi. Limon gibi = Pek sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lemon): Limonağacının açık sarı renkli, yumurta biçiminde, kabuğu güzel kokulu, suyu ekşi olan meyvesidir. Kabuklarından limon esansı çıkarılır. C vitamini, şeker, müsilaj, sitrik asit ve tuzları bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Ateşi ve tansiyonu düşürür. Kanı temizler. Susuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve romatizmada faydalıdır. Gribin çabuk atlatılmasını sağlar. Mide, bağırsak ve idraryollarındaki mikropları öldürür. Gıda zehirlenmesini önler. İdrar söktürür. Böbrek ve mesane kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Yüzdeki sivilceleri geçirir. Cildin güzelleşmesini sağlar. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Dişleri beyazlatır ve diş etlerini kuvvetlendirir. Nezlede şikayetleri geçirir. Skorbüt hastalığında faydalıdır. Boğaz ve bademcik iltihaplarının giderir. İshali keser. Kansızlığı önler. Fazla aybaşı kanamasını önler. Nasırları söker. Mide ağrılarını dindirir. Baş ağrılarını ve vücut ağrılarını keser. Yüz çillerinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şekerle karışık limon suyundan ibaret şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limonata denilen limon şerbetini yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon renginde, açık ve az yeşile çalar sarı: Limonî renk: Limonî güzel bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tabiî hidratlı demir oksidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Limonla terbiye olunmuş, limon koyarak tatlandırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıştrr limon ve portakal ağaçlarını ve ona benzer ağaç ve çiçekleri barındırmaya mahsus ılıkça camekân, ser: Bu bahçeye bir limonluk lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory. greenhouse. hothouse. lemon squeezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenhouse. cold frame. conservatory. forcing- house. green house. hothouse. winter garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kupa arabası gibi üstü kapalı otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i topallamak, aksamak; i topal lama, topallayarak yürume Iimping s topal layan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak, eğilip bükülen: gevşek, zayıf (irade). limply z. yumuşak olarak, gevşek olarak. limpness i. gevşeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayalara yapışık duran konik kabuklu bir deniz hayvanı, karındanayaklılar familyasından bir canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. berrak, şeffaf, duru. limpid'ity, limpidness i. berraklık, şeffaflık. limpidly z. berrak olarak, şeffaf olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ليمو] limon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine. luxury-class saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limousine. luxury-class saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kireçli, kireç gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. geniş bir alanda hüküm süren genel iklim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

VAIO tarafından desteklenen çeşitli video ve ses biçimlerinin oynatılmasını/çalınmasını sağlayan bir yazılım.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Eziyetler, zulümler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظالم] zulümlerr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Şehveti fazla, hastalık şeklinde şiddetle şehvete düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). (bk.) Milimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Metrenin binde biri, santimetrenin onda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter. millimetre. milimetre milimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir mikronun binde biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir milimetrenin milyonda biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilm», «tâlîm» den İf.) (c. muallimîn). 1. Bir şey öğreten, Osm. tâlîm eden. 2. Ders veren, ilim okutan, müderris, hoca, öğretmen: Mektep muallimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A knowledgeable professional who can guide the pilgrim during Hajj Also called a Mutawwif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A knowledgeable professional who can guide the pilgrim during Hajj; also called a Mutawwif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلم] öğretmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمات] bayan öğretmenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. muallimât). Ders veren kadın, kadın hoca: Ortaokul muallimesi. Dâr-ül-muallimât — Muallime yetiştirmeye mahsus mektep, kız öğretmen okulu (erkek öğretmen okulu: dâr-ül-muallimîn).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمه] bayan öğretmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمين] öğretmenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Muallimlik sıfat ve görevi, hocalık, öğreticilik, öğretmenlik: Filân mektepte muallimlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. müellime). 1. Elem ve ağrı veren, acıtan, ağrıtan. Darb-ı müellim = Acıtan vuruş. 2. Elem ve keder veren, hüzünlü: Babamın ölümü pek müellim bir haberdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «nığlîm» den galat). 1. Homoseksüel (bu mânâsı Arapça’ da yoktur). 2. Kızgın, çok şehvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). Tanzimat’tan önce kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. «selm» den if.) (mü. müslime) (c. müslimtn) (cem’i müennesi müslimât). islâm dinine tâbî, bafllı olan, Müslüman, mü’min.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Müslüman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam dininde olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Müslim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the exact sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den if.) (mü. mutazallime). Kendisine olunan zulüm ve haksızlıktan şikâyet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilm»den if.) (mü. müteallime) (c. müteallimîn). İlim öğrenen, okuyan, ders alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. mütellime). 1. Elem ve kedere uğramış: Kendisini pek müteellim gördüm. 2. Acıyan, ağrıyan, hasta: Kalbim müteellimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hllm» den if. (mü. mütehallime). Yalandan yumuşaklık, uysallık gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kelâm» dan if.) (mü. mütekellime). t. Tekellüm eden, söyleyen. 2. (edebiyat, gramerde) 1. şahıs: Ben, biz, gelirim, gideriz... gibi. Türkçe’de müfred ve cem’i vardır. 3. Nutuk söyleyen, hatip. (I. A. c. mütekellimîn). Kelâm konuşan (İslâm felsefesi) bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). 1. Teslim olunan şeyi alıp kabûl eden. 2. Vergi memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zulmet» den if.) (mü. muzlime). 1. Keranlık: Pek muzlim bir gece, bir yer. 2. Meçhul, şüpheli, bellisiz. 3. Kara, menhûs, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظلم] karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلم] müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعلم] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متألم] elemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متکلم] konuşan. 2.birinci tekil şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نيم مظلم] loş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., İbr. İsrail'e gelen göçmenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. Olympiade) Eski Yunan’da dört yıllık devre; Olympique oyunlar arasında geçen zaman. («Olympique oyunlar» Türkçe’de galat olarak «Olimpiyatlar» veya «Olimpiyat oyunları» şeklini almıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the olympics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do or die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life or death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life and death. a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanda üzerindeki yazı silinerek yeniden başka yazı yazılmış parşomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. karma karışık, allak bullak, altüst paldır küldür, acele ile; s. karmakarışık; i karmakarışlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Plimsoll mark den. geminin kenarındaki su çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polymer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polymer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Birçok molekülün tek molekül hâlinde birleşmesiyle meydana gelen izomeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp esirlerinin ve ganimet olarak alınmış malların harpten sonra evvelki yerlerine veya hukuki sahiplerine iadesi kanunu, postlimini. post liminiary, postliminious s. bu kanunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başlangıç olan, hazırlayıcı, ilk, ön; i., çoğ. başlangıç, ön hazırlık; eleme maçı; üniversitede ön sınav, yeterlik sınavı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sönmemiş kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Buy in / Sell out)

Temerrüt halinin Borsa Yönetim Kurulu’nun belirlediği süreyi doldurması halinde, sürenin bitimini takip eden ilk iş günü işlem konusu hisse senetlerinin temerrüde düşen üyenin pozisyonuna göre Hisse Senetleri Piyasası Müdürlüğü’nce elektronik ortamda ayrı hisse koduyla, cari fiyattan alım satımının yapılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ruhiyat, psikoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. scot free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «selm, silm»den if.) (mü. sâlime). 1. Hasta, sakat olmayan, sağ, sağlam. 2. Ayıp, kusur ve noksanı olmayan. 3. Korku ve endişesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. safe. secure. intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuelan master terrorist raised by a Marxist-Leninist father; trained and worked with many terrorist groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سالم] sağ, esenlik içinde. 2.sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2.Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3.Korkusuz, endişesiz, emin. 4.Aruzda cüzlerinden hiçbiri zihafa uğramayan vezin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Salim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sağ ve sağlam olarak. 2. Emniyetle, emin olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safely. safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالما] sağ salim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâmet» den smüş.) (mü. selîme). Ayıp ve kusuru olmayan, sağlam, doğru, dürüst, Ar. sahîh: Akl-ı selîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. honest. perfect. benign. free from defect or danger. safe. bening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. flawless. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سليم] sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. 2.Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. 3.Temiz, samimi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Selim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sultan Selim’in icadı olan taç biçimli bir çeşit kavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sırma dallı eski bir çeşit ince kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سليم القلب] temiz yürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. phonetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling. honey. sweetheart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-mer, -mest) ince, uzun yapılı; zayıf; yetersiz, cüzi. slim'ly z. ince olarak. slim'ness i. incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med, -ming) incelmek, inceltmek. slim down kilo vermek, incelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yapışkan ve nemli herhangi bir madde; balçık; salgı; salyangoz sümüğü; f. yapışkan ve ince çamurla kaplamak veya sıvamak; yapışkanlığını temizlemek (balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. dayanıksız; entipüften.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan, nemli bir maddeyle kaplanmış; sümüksü; pis. sliminess i. yapışkanlık, kayganlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek Yan Bant (SSB), ticari telsiz iletim sistemleri arasında popülerdir ve akıllı sinyal sistemi nedeniyle amatör radyolar tarafından sıkça kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. arınmış, tasfiye edilmiş; yükseltilmiş; yüceltilmiş; i., kim. süblime, aksülümen. corrosive sublimate süblime, biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., kim. sublimleşmek, sublimleştirmek; arıtmak, tasfiye etmek; psik. bilinçaltına itilmiş yasak güdüleri toplumca kabul edilir şekle yöneltmek, yüceltmek . sublima'tion i. süblimleşme; arıtma; yüceltme, yükseltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Civa biklorürü, aksülemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüce, ulu, asil; heybetli; son derece güzel, âlâ. Sublime Porte Babıâli. sublimely z. sonderece; asilâne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseltmek, yüceltmek, ulvileştirmek; kim. süblimleşmek, sublimleştirmek; arıtmak, arınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. bilinçaltıyla algılanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. Fr.) (kimya). Katı halden doğrudan doğruya gaz hâline geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şuur eşiğini aşmış, bilinç ötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very still and silent. like a millpond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TALİM) (i. A. «ilm» den masdar) (c. tâlîmât). 1. Öğretme, belletme. 2. Okutma, ders verme, öğretim. 3. Terimle alıştırma: Birine yazı, tanbur, şarkı tâlim etmek. Bu mânâ ile «öğrenme» yerinde de kullanılıp «yazı, tanbur tâlim ediyorum» denilir. 4. Orduda askerî eğitim: Tâlim yapmak, ayak, silâh, ateş tâlimi; piyade, süvari, topçu tâlimi. Tâllmat = Birine sözle veya yazılı olarak, yapacağı şeyleri gösteren emir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. drilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. teaching. instruction öğretim. practice. training. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. instruction. teaching. instructing. practicing sth. practice. exercise. education. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Askerlikte talim yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Askerin tâlim öğrenmesine mahsus yer ve meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Baltabaş olmayan geminin başında aşağıdan yukarıya ve ileriye doğru uzanan ağaç ki, ucuna baş şekli konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Talimarı olan gemi ki, olmayanına «baltabaş» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction. instructions. direction. rule. directive. charge. commission. precept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. direction. instruction. instructions. directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions. directions. acting order. body regulations. direction. directive. letter rogatory. guiding line. policies. precept. prescription. regulation. rules of action. terms of reference. working guides. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askeri tâlim ettiren subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. mec. Talim öğrenmiş, talim etmiş (asker). 2. Direktif ve emir almış: O, kendiliğinden söylemiyor, talimlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlıya benzer bir lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعليم] öğretme. 2.öğrenme. 3.meşk. 4.idman, egzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعليمات] direktif.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

direktif vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليم خانه] eğitim alanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعليمی] öğretici, didaktik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TESLİM) (i. A.) (c. teslîmât). 1. Elden ele verme, ilişik bırakmayacak surette verme. 2. Mukavemetten ümidi kesip kendini veya bir kale ve yeri düşmana terketme. 3. Kabûl ve itiraf etme; muhalefet etmeyip tasdik etme. Teslim-i rûh, teslim-i cin = Olme. 4. (c.). Verilecek bir paraya mahsuben parça parça verilen paralar: Yirmi bin liradan on yedi bin lira teslimâtımız vardır. Teslim taşı = Bektaşî dervişlerinin teslim ve tevekkül alâmeti olarak taşıdıkları balgamî taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. handing over. consignment. concession. surrender. giving up oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committal. delivery. surrender. admission. acknowledgement. submission. yielding. payment. concession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تسليم] sahibine verme. 2.hakkını verme, doğrulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cede. commit. concede. consign. deliver. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deliver. to submit. to surrender. acknowledge. allow. concede. confess. consign. to give into custody. give over. give up. grant. hand in. hand over. lodge. make up with. to turn over. own. reposit. resign. turn in. commit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitulate. cave in. deliver over / up. give in. haul down one's flag. hold up one's hands. knuckle under. submit. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good delivered. deliveries. money paid over to sb. payments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submission. resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Teslim oluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial port. trading port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very crowded. packed. jammed (with people. chock full. jam packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropical climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. deduction talil. dedüksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. top arabasının koşum parçasını çıkararak hazırlamak; işe hazırlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, sonsuz, sayısız; kısıtsız, bağlı olmayan, kayıtsız, şartsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm VAIO sistemleri ile birlikte gelen yazılım paketi, herkesin AV-IT’nin tüm potansiyelinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için dikkatle seçilmiştir. VAIO için Adobe® Yazılım Paketi size fotoğraf ve video düzenleme sanatına hakim olmanız ve şirket içerisinde veya ötesinde kolayca dağıtabilmek için kendi PDF dosyalarınızı yaratmanız için gerekli araçları sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Düğün ziyafeti. 2. Evlenme töreni, düğün: Velîme cemiyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وليمه] ziyafet. 2.düğün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Düğün ziyafeti. Evlenme, düğün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax tranche. tax bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesen Aletlerin ve kesici silâhların keskin tarafı: Kılıcın yalımı. 2. mec. Soy, cins, cevher, maya. Yalımı alçak = Kötü soylu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş. 2.Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. 3.Kaya. Sarp yer, uçurum. 4.Şimşek. 5.Kuvvet, kudret. 6.Onur, derece. 7.Çalım, gurur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. programme. software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım, bir program çalıştırılırken bilgisayar tarafından kullanılan talimatları içerir. Yazılım, resimlerin indirilmesi ve görüntülenmesini sağlamak için Sony dijital fotoğraf makineleriyle birlikte sağlanan bir aksesuardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(1.). Koşma, koşuş, süratli Hareket. Yelim yeperek = Acele ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k ). Yer küresinin yapısı ile tarihini inceleyen ilim, jeoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşile çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation. tropism doğrulum. tropizm. intention. tendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yıldızın saat dairesiyle gündüz gece eşitliği noktasının saat dairesi arasında bulunan ve doğru yönde olarak 0 ile 360 derece arasında değerler alan açının ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulmsden) (mü. zâlime) (c. zâlimin, zulemâ). Haksızlık ve zulum eden, haksız, gaddar, kıyıcı, merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrary. atrocious. bloody-minded. brutal. cruel. cutthroat. daemon. demon. draconian. draconic. fell. fiendish. flinty. grim. heavy-handed. ill-natured. inhuman. miscreant. oppressive. outrageous. sanguinary. savage. stony. truculent. tyrannic. ty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbaric. barbarous. bestial. biting. cruel. devilish. diabolical. hard. harsh. heartless. oppressive. ruthless. sanguinary. satanic. savage. stony. unfeeling. unkind. fiendish. brutal. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. oppressive. tyrant. unjust. tyrannical. heartless. appressor. atrocious. barbarian. barbaric. barbarous. bloody. diabolical. fiendish. flinty. grim. hard. heavy handed. ruthless. sanguinary. savage. unfeeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظالم] zulüm eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zulümle yapılan, gaddarcasına. 2. Zalime yakışır surette, zulümle: Zâlimâne vuruyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظالمانه] zalimce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waspish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zulüm, merhametsizlik, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. cruelness. heartlessness. injustice. oppressiveness. oppression. barbarity. brutality. devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by