Lir ne demek? | Lir anlamı nedir? | Lir

Lir anlamı nedir?

Lir ne demek?

Lir anlamı nedir?

Lir | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lir

Türkçe Sözlük

(i. Yun. Fr.) (musiki). Antikite’de bir telli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the sea personified; father of Manannan; corresponds to Welsh Llyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Internet Registry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the sea personified; father of Manannan; corresponds to Welsh Llyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Internet Registry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensible. intelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible. comprehensible. deductible. perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understandable. comprehensible. intelligible. clear. apparent. apprehensible. cognoscible. decipherable. direct. exoteric. inferable. lucid. pellucid. perceptible. unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. articulate. clear. decided. lucid. transparent. unequivocal. intelligible. comprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decipherable. intelligible. tangible. understandable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bir yaşını geçmiş çocuklara balın bir zararı olamaz ama 12 aylıktan daha küçük bebeklere tavsiye edilmez. Peki nasıl oluyor da, tabiatın arılar vasıtası ile bahşettiği bu muhteşem gıda bebekler için zehirleyici olabiliyor?

‘Botulizm’ kelimesi bir çeşit zehirlenmeyi tarif eder. Botulin ise bakterilerin ortaya çıkardığı bir protein olup kaslardaki fiber doku yoluyla sinir hücrelerini istila eder, sonucu ölüme yol açabilecek hasarlar verebilir.

Botulizm bakterisi tabiatta bol bulunur ama havadaki oksijen tarafından hemen öldürülür. Ancak aktif olmadıkları zamanlarda bile oksijensiz bir ortamda yine hayat bulurlar. Bu, en çok teneke konserve kutularda saklanan gıdalarda görülür. Ağzı sıkı kapalı kutuların oksijensiz ortamında canlanan bakteriler, eğer yiyecek iyi ısıtılmazsa zehirleyici toksinler üretirler.

Arılar bal yapmak için nektar toplarlarken botulizm sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanabilirler. Yetişkinlerde bu balın yenmesi sorun yaratmaz. Gerek vücudun savunma sistemi gerekse midenin asitli ortamı, bu bakterinin zarar vermesine müsaade etmezler. Bebeklerde ise hem savunma sistemi yeterli gelismemiştir, hem de mide hala ancak anne sütünü hazmedebilecek durumdadır. Zehirlenen bebek nefes alma ve yutkunma zorluğu çekebilir, kol, bacaklar ve boyunda güçsüzlük ortaya çıkabilir, durum çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Aslında botulin proteini bebeklere 6 aya kadar zarar verebilir. 8 aydan sonra tehlike geçmiştir ama en iyisi, bebeğin sağlığını emniyete almak için bir yaşına kadar bal yedirmemektir.

Balın bir türü olan delibal zehirlenmesi ise bir başka olaydır, yaşa bağlı olmadan tüm insanları etkileyebilir. Daha çok Karadeniz bölgesinde görülen bu zehirlenmenin nedeni arıların balı yaparken kara ağrı ve sarı ağrı adı verilen bitkilerin çiçeklerinden aldıkları toksindir.

Zehirlenme, bir kişinin bu baldan 50-100 gram yemesinden sonra ortaya çıkar ve kendini karın ağrısı, ishal, kusma, baş dönmesi hatta kol ve bacaklarda ağrı, kramp ve felçler şeklinde belli eder. Genellikle ölümle sonuçlanmaz. Bu balın bekletilmesi veya kaynatılması da zehirlenmeye çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. manifest. distinctive. blazing. upfront. clear-cut. distinct. evident. explicit. marked. positive. prominent. pronounced. salient. sharp-cut. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. distinct. explicit. prominent. salient. evident. marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. marked. pronounced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. emphasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. definition. specification. assignation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. define. specify. state. identify. assign. limit. adjust. appoint. assess. condition. decide. detect. dictate. establish. peg. set. set down. settle. single out. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. determine. fix. pinpoint. predicate. set. to determine. to designate. to set. to fix. to assign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. to determine. to designate. to fix. condition. modify. state precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirli belli olan, muayyen: O günden sonra belirli bir iş tuttu. Belirli bir yerde buluşalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. definite. given. particular. set. specific. determined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergence. appearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. appearing. becoming visible / distinct. advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belirmek, açık ve aşikâr olmak, meydana çıkmak. 2. (Gözler) hiddet veya hayretle çok açılıp bakmak, (bk.) Belermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. become clear. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to emerge. to loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to become definite. emerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belirsiz, belli olmayan, fark olunmaz, bellisiz. 2. İyi farkolunmaz: Zâhir ve açık olmayan, şüpheli. Ar. meşkûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. uncertain. unclear. undetermined. undefined. unsettled. cloudy. shadowy. foggy. indefinite. ambiguous. backhanded. clouded. dubious. dusty. equivocal. fuzzy. hazy. indefinable. indescribable. indeterminate. inglorious. lax. misty. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. ambiguous. borderline. dim. distant. equivocal. fuzzy. inarticulate. indecisive. indefinite. indeterminate. nebulous. vague. uncertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinite. uncertain. undetermined. imperfection. ambiguous. in the background. chancy. dicey. dim. doubtful. dreamy. equivocal. foggy. hazy. inappreciable. indeterminate. vague information. misty. recondite. shadowy. vague. woozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. uncertainty. ambiguity. indefiniteness. dark. doubtfulness. dreaminess. dreariness. drift. dubiousness. equivocalness. fogginess. fuzziness. generality. gloom. haze. haziness. if. incalculability. laxity. laxness. limbo. suspense. twi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. limbo. uncertainty. indefiniteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adverb. adverb zarf. determinant. indicator. reagent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinative. indicative. diacritic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telling. modifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modifier. defining word. qualifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirti, alâmet, Arâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. indication. symptom. mark. clinic. evidence. foretoken. glimpse. impression. note. prognostic. prognostication. spark. spark of. stamp. strain. streak. tinge. token. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. indication. mark. precursor. sign. symptom. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. symptom. symbol. augury. badge. distinction. foretoken. indication. indicator. mark. omen. prognostication. show. spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Belirtili, belirtisi olan, belirtilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtisiz, belirtilmemiş olan. Belirtisi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtme, belirli hale getirme, tebârüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. clarification. clear revelation. clearly revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. full definition. denotation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belirtmek, açıklamak, açıp göstermek. 2. (Gözleri) açıp hayretle veya hiddetle bakmak: Göz belirtmek. (bk.) Belertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specify. point out. define. remark. represent. signify. deliver oneself. denote. embody. emit. enumerate. evidence. exude. feature. import. indicate. manifest. predicate. purport. show. sign. state. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. betray. couch. define. denote. designate. emphasize. enumerate. expound. express. frame. indicate. mark. predicate. register. remark. signify. state. stress. suggest. tinge. underline. to indicate. to state. to denote. to express. to remark. to fr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BİLİR-KİŞİ) (i.) (y. k.). Belirli bir işten iyi anlayan, ehlihibre, ehlivukuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. expert. authority. surveyor. referee. valuer. valuator. friend of the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. consultant. expert. judge. pundit. referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunur: Çekilir hastalık değil.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a low income. person with modest regular income. of small means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer bilen. Osm. kadir-şinâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezeyan, sayıklama; çılgınlık; taşkınlık. delirium tremens içki iptilâsından gelen titremeli hezeyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fT). Çıldırmak, deli olmak. Osm. tecennün etmek. 2. mec. Çok kızmak, fazla hiddet etmek. 3. Aşk ve sevdaya düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go haywire. go mad. go crazy. go nuts. loose one's senses. go crackers. be nuts. be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go mad. to lose one's marbles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become insane. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çıldırtmak. Osm. mecnûn ve dîvâne etmek. 2. mec. Çok kızdırmak. 3. Aşk ve sevdaya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive smb. nuts. drive mad. madden. bedevil. craze. distract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derange. to drive mad. to craze. to enrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drive sb crazy. drive out of his mind / wits. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiable character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cesur, yiğit, kahraman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلير] yürekli, yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cesaret ve yiğitlikle yapılan, yiğitçe: Dilîrâne bir tavırla, dilîrâne söz. Cesaret ve kahramanlıkla, yiğit adama yakışır surette: Dilîrâne söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mertlik, yiğitlik, yüreklilik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable. improvable. qualifiable. rectifiable. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlarında gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler. Bu nedenle de çiçeklerle aynı odada uyumanın, havadaki oksijen azalacağı için zararlı olabileceği konusunda genel bir inanış vardır. Aslında bu doğrudur ama sanıldığı kadar tehlikeli değildir.

Konuyu daha iyi anlamamız için bir bitkinin aynı anda yaptığı iki işi bilmemiz lazım. Birincisi hücrelerin nefes alışı, ikincisi de ışık ve klorofil özümlemesi diye de adlandırılan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farklı, iki ayrı işlemdir.

Tüm canlı hücrelerde olduğu gibi bitki hücrelerinin de yaşayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçları vardır. Havadan nefes yolu ile aldıkları oksijenle şeker gibi gıda moleküllerini yakarlar, enerji kazanırlar. Bu, gündüz ve gece yaşamları boyunca durmaksızın devam eder.

Bitkilerin yapraklarındaki hücreler aynı zamanda gündüzleri ışıkla birlikte fotosentez işlemini gerçekleştirirler. Yani bitki gündüzleri her iki işlemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez işleminde bitkiler havadan karbondioksiti alıp oksijen verirler. Ancak hücreler buradan çıkan oksijeni nefes almada tekrar kullanırlarken, nefes verişteki karbondioksiti de fotosentezde kullanırlar.

Ortalama yetişkin bir insan, hareketsiz durumda bir dakikada 15, bir günde 20 bin kez nefes alır. Her solumada yarım litre hava ciğerlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havayı ciğerlerine çeker ve tekrar verir. Bu, günde 11 bin litre hava demektir. Aslında nefes alırken havadan oksijen alıp karbondioksit veririz ifadesi de tam doğru değildir.

Aldığımız havada hem oksijen vardır, hem de karbondioksit. Verdiğimizde de aynı şekildedir ama oranları değişiktir. Ciğerlerimize aldığımız havadaki oksijen oranı yüzde 21 iken dışarı verdiğimizdekinde yüzde 16’dır. Yani her nefeste aldığımız havanın yüzde 5-6’sı vücudumuzda oksijen olarak kullanılır. Dolayısıyla havadan aldığımız günlük oksijen miktarı ortalama 570 litre civarındadır.

Gündüzleri yeterli ışık altında, bitkilerdeki fotosentez işlemi, bitkinin nefes almasından daha yoğundur. Yani ortaya fazladan oksijen çıkar ve gündüzleri odanızdaki havadaki oksijen miktarını artırırlar. Geceleri ışık olmadığından ve karanlıkta fotosentez işlemi yapılamadığından, nefes almaya devam eden bitkilerden çıkan karbondioksit miktarı daha çoktur.

Evlerimizdeki bitkilerin veya süs çiçeklerinin gündüz çıkardıkları fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktarı, insanın soluduğu havanın içindeki oksijen miktarı yanında o kadar azdır ki sağlığımızı etkileyebilmesi mümkün değildir. Ancak kapısı, penceresi hava sızdırmaz küçük bir odada, dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir alışkanlığınız varsa başka tabii...


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). flört etmek, kur yapmak; fırlatmak, hızla hareket ettirmek, iki yana sallamak (yelpaze gibi); fırlamak; (i). flört etmeye alışkın kimse: fırlama atılış, ani hareket. flirta'tion (i). flört etme, kur yapma. flirta'tious (s). işvebaz, flörtçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), irâd, kazanç, vâridât: Ayda sekiz yüz lira geliri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income. revenue. revenues. earnings. takings. drawings. gainings. proceeds. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emolument. income. means. return. revenue. takings. yield. receits. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenue. income. proceeds. earnings. expenditure for taxes on income , earnings and property. gains. gainings. incoming profit. takings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income distribution. distribution of income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of income. source of income / revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax. tax on revenue / income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishable. perceptible. visible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernible. noticeable. plan to view. viewable. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy. dependable. secure. trusty. confidential. authentic. bankable. calculable. certain. credible. creditable. gilt-edged. regular. responsible. right-hand. solid. sound. stalwart. stanch. staunch. straight. sure. above suspicion. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritative. confidential. credible. dependable. foolproof. good. honest. reliable. responsible. right. safe. solid. sound. staunch. sure. tried. trustworthy. trusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidential. reliable. trustworthy. trustable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustworthiness. reliability. stability. authenticity. credibility. faithfulness. responsibility. solidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credibility. integrity. reliability. trustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliability. trustworthiness. dependability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinkable. potable. smokable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinkable. fit to drink. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritative. believable. credible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who does not forget a kindness done him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerbilir, vefalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). İki ülke arasındaki alışverişte karşılıklı olarak mal ödenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fragile. frail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. lira). Bir para birimi. Türk lirası = 100 kuruşa bölünen Türk para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lira.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Italian coin equivalent in value to the French franc. formerly the basic unit of money in Italy; equal to 100 centesimi the basic unit of money in Turkey the basic unit of money on Malta; equal to 100 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish monetary unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Learning Information Retrieval Agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organizzata: Built in a Guitar shape with a rotating wheel that produces its sound The sounds are like that of a Hurdy-Gurdy where organ pipeworks and bellows are used It was introduced to Latin America from the Far East and Spain in the Middle Ages at th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türk lirası: (çoğ. lire) İtalyan para birimi, liret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç lira kıymetinde olan: Yüz liralık bir ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liras'worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liras'worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). İtalyan parası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian lira.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Heyecan ve ilham dolu olan. 2. (edebiyat) Eskiden lir çalınarak söylenen şiir; şimdi, bu şiir özelliğinde olan şiir; duyguları içli bir dille anlatan şiir. Başka edebî çeşitler ve musiki eserleri için de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyric. lyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyric. lyrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyrical. lyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. lirizme). Lirik olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan if.) (mü mütebellire) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Billûr şekil ve suretinde donmuş olan, tebellür etmiş.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duyu organlarımız bize dış dünya ile ilgili bilgileri aktarırlar. Bu bilgilerin yüzde 80’ini gözlerimizle, yüzde 1’ini ise burnumuzla alırız. Ancak nezle veya grip olup burnumuz tıkandığında, koku alamayınca, yediğimiz yemeklerin tadını bile alamayız, dünyadan aldığımız zevk azalır. Eğer burnunuzu parmaklarınızla iki yandan sıkarsanız, bir dilim çiğ patates mi yoksa elma mı yediğinizi söylemekte bile güçlük çekersiniz.

Koku duyumuz anlaşılması en güç olan duyumuzdur. Bellek ve duygularımızla çok ilgilidir. Bir toprak yolda yürürken yağmur kokusu aldığımızda, birden bir çocukluk anımız canlanabilir.

Peki bir koku duyduğumuz zaman ne oluyor? Bu kokuyu diğerlerinin arasından nasıl tanıyoruz? Beynimiz bu farklı uyarıları nasıl algılıyor? Bir kokunun oranı, bir litre havanın içinde bir miligramın milyonda birinden bile küçük olsa onu nasıl ayırt edebiliyor?

Aslında tek bir koklama ile hemen hemen yeterli algılamayı sağlarız. Normal bir insan dakikada 30 litre havayı içine çekip koklayabilir. Ancak belli bir zaman sonra algılama süratle azalır, yani bir kokunun içinde uzun zaman kalırsak artık onu duymamaya başlarız. Kokunun hangi yönden geldiğini ise burun deliklerimize gelişi arasındaki anlık farktan anlarız.

Koku alma kapasitemiz şüphesiz koku kaynağının gücüne de bağlıdır. Havanın bir litresinde 5,83 miligram eter olunca kokuyu ancak hissederiz de 0,000.000.4 miligram sarımsak kokusu bile hemen hissedilebilir. En güçlü koku çürük yumurta kokusudur. Bu kokunun molekülleri havada 100 bin molekül içinde bir tane dahi olsa burnumuz tarafından hemen algılanır. Bir kokunun artıp azaldığını hissedebilmek için, onun hava içindeki oranının en az yüzde 30 değişmesi gerekir.

İnsanlar gün başlarken daha iyi koku alırlarken kahvaltıdan sonra koku hissi azalır. İlkbahar ve yazın ise kışa göre daha kuvvetlidir. Koku alma duyusunu sıcaklık, aç veya tok olma ve alınan ilaçlar da büyük ölçüde etkiler. Kadınlar erkeklerden daha iyi koku alırlar. Bu duyu 60 yaşından sonra azalmaya başlar. Koku alma duyusu eğitimle arttırılabilir.

Burnumuzun boşlukları içinde, her biri birer metal para büyüklüğünde iki koklama mukozası vardır. Buralarda milyonlarca algılama hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerinin tüylü uçları, nefes aldığımız zaman havada bulunan koku veren molekülleri yakalarlar. Aldıkları bilgileri beyin kökündeki koklama soğanına iletirler.

Görüldüğü gibi koklama mekanizması biliniyor da sistem nasıl çalışıyor tam belli değil. Bir görüşe göre her koku molekülü kendine özgü bir frekansta titreşim yapıyor ve burnumuzdaki koku sinirleri bu özel titreşimleri algılıyor. Bu durumda koku seste olduğu gibi dalgalar halinde yayıldığından sinir hücreleri ile moleküller arasında doğrudan bir temas olması da gerekmiyor.

Bir başka görüş ise kokuyu renklere benzetiyor. Nasıl bütün renkler aslında temel renklerden oluşuyorsa, bir kaç kokunun, bütün diğer kokuların temelini oluşturduğu ileri sürülüyor.

Bazı bilim insanları ise her bir kokunun kendisinin başlı başına ayrı bir koku olduğunu, her koku için hücrelerin özel olarak ayrı ayrı görev yaptıklarını, beynin uyarının hangi hücreden geldiğine bakarak karar verdiğini düşünüyorlar. Bunun ispatlanması için her bir sinir hücresinin ayrı bir koku ile uyarılıp test edilmesi gerekir ki bu da imkansızdır.

Görüldüğü gibi burnumuz ve koku alma hissimizin sırları tam çözülebilmiş değil. Kokuları burnumuz gibi olağanüstü bir hassasiyetle ve bir saniyeden çok az bir zamanda algılayıp, ayırt edebilecek bir makineyi günümüzün gelişmiş teknolojisi bırakın yapmayı tasarlayamamaktadır bile.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. maybe. mayhap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. maybe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. doable. that may be. peradventure. possibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility. liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Asıl bilgiye ulaşan, temel bilgi sahibi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgiye değer, sevgi duyulan: Sevilir adamdır; sevilir yemek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki Sony STAMINA NiMH (Nikel Metal Hidrit) şarj edilebilir pil birlikte verilmiştir: olağanüstü pil ömrü sunar. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony pil şarj cihazı da sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. transportable. removable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearable. carriageable. fit for transport. portable. removable. transferable. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable to treatment. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Termal aktarım baskısı, optik bir ortama bir görünüm kaydetmek için ısı kullanan etkisiz bir teknolojidir. Termal aktarım yazıcısının temas halindeki birçok dirençli küçük ısıtıcı pimler içeren baskı kafası vardır. Termal aktarım yazıcısı, tipine bağlı olarak balmumu tabanlı mürekkebi eritir ya da optik diske noktaları yazar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki tuş takımına sahip bir kızılötesi uzaktan kumanda. 1. Yüz, yalnızca günlük kullanım için ana düğmelere sahiptir; 2. Yüz ise TV’nin, video kaydedicinin ya da Lazer Disk oynatıcının tam kontrolü için gerekli tüm işlevlere sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Başka üreticilerinkiler de dahil olmak üzere video kaydediciler, Lazer Disk oynatıcılar ve ses cihazlarının temel çalıştırma işlevlerini öğrenme ve kullanma kapasitesine sahip bellekli kızılötesi uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bazen çocuğa alınan bir uçan balon elinden kaçabilir. Hep beraber havada yükselen balona bakakalınır. Bu balon havada ne kadar yükselecektir acaba?

Uçan balonların doldurma uçları ne kadar iyi bağlanmış olursa olsun, çok az da olsa hava daha doğrusu helyum kaçırırlar. Havadan çok daha hafif helyum gazı ile şişirilen bu balonların ağızlarından kaçırdıklarını eve getirdiğimiz ve tavana yapışıkmış gibi havada duran balonun sabah olunca porsuyup yere inmiş olduğunu görünce anlarız.

Balonun ağzının ideal bir biçimde bağlanmış olduğunu kabul etsek bile havada yükselebileceği mesafe yine de sınırlıdır. Yükseldikçe hava basıncı azaldığından ve balonun iç basıncı dışındakinden daha yüksek kaldığından balon yükseldikçe şişmeye başlar. Sonunda balonun yapıldığı malzemeye, hacmine ve malzemenin kalınlığına bağlı olarak belirli bir yükseklikte patlar.

Küçük uçan balonlar en çok 10 bin metreye, sepetinde insan taşıyan büyük balonlar 30 bin metreye, bilim insanları tarafından içinde ölçüm aletleriyle birlikte yollanan araştırma balonları da 40 bin metreye kadar yükselebilirler.

Balonların belirli yükseklikte dış basıncın azlığına dayanamayıp patlamalarından bazı bilimsel gözlemlerde de faydalanılır. Hava tahmin balonlarına bağlı hava sıcaklığını, basıncını ve nem oranını ölçen aletler vardır. Bu balonlar yaklaşık 30 bin metre yükseklikte patlayacak şekilde yapılmışlardır. Aletler açılan bir paraşütle yere yumuşak iniş yaparlar. Hem üzerlerindeki değerler kaydedilir hem de oldukça pahalı olan bu ölçüm aletlerinin tekrar kullanılabilmeleri sağlanır.

Bu ölçüm aletleri bir tarlanın ortasına, bir ağacın tepesine veya bir vadi yatağına da düşebilirler. Onları bulanların ilgili makamlara götürmeleri artık aletlerin ne olduklarını anlamalarına veya insaflarına kalmıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicability. enforceability. practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzatılabilir snooze (kısa süre sonra alarm tekrarlama) işlevi, snooze düğmesine tekrar tekrar basarak tekrarlama süresini 8-60 dakika arasında ayarlamanıza olanak sağlar. Düğmeye her bastığınızda snooze süresi sekiz dakika uzatılır. Düğmeye basılı tutarak, erteleme süresini yeniden sekiz dakikaya getirebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensable. renounceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doable. achievable. feasible. possible of performance. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by