Lo ne demek? | Lo anlamı nedir? | Lo

Lo anlamı nedir?

Lo ne demek?

Lo anlamı nedir?

Lo | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lo

İngilizce - Türkçe Sözlük

( ünlem) işte, bak. Lo and behold! işte! Al sana ! Karşına ne çıksa beğenirsin !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i,) (zool) kabuklu bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçekli~ bol çiçekleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başsız, reissiz; (zool). asefala sınıfından; (bot). başsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ilmi, aeroloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yüzmekte; su dolmuş; su basmış; havada. Rumors are afloat. Ortalıkta şayialar dolaşıyor. The firm is afloat. şirket masrafım çIkarıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş battıktan sonraki parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ödağacı (bot). Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). toplamak, bir araya getirmek, yığmak;(i). toplama; (jeol). volkanik parçaların bir araya toplanması. agglomera'tion (i). toplama; yığın; bir araya toplanmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, şaşaalı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toprakları inceleyen ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). maden alaşımı, halita, alaşım; maden alaşımından olan adi maden; değerli bir şeyin kıymetini azaltan unsur; (f). kıymetli madene kıymetsiz maden karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). striknin ve morfin gibi kuvvetli ve tehlikeli bir grup ilâçlardan her biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Hususiyetleri alkalileri andıran organik madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylev, nutuk, hitabe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kur'a usulü ile tayin etmek; pay etmek, bölüştürmek; tahsis etmek. allotment (i). hisse, pay; tayin; tahsis; bölüştürme, taksim; tevzi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişik hal, alotrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bırakmak, izin vermek, müsaade etmek; tasvip etmek; tasdik etmek; hesaba katmak, saymak; itiraf etmek, kabul etmek, teslim etmek; razı olmak, rıza göstermek; itiraf etmek; hesaplamak. allowable (s). caiz, meşru, hesaba katılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahsisat, harçlık, aylık, haftalık vb; bırakma; karşılık; müsamaha, göz yumma, müsaade, rıza; itiraf, kabul, teslim; (tic). fiyat indirimi, tenzilât; tolerans, yedek pay; (f). harçlık bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince söylenir). Telefon konuşmalarında dikkati çekmek için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hello!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATO-AUSTRAC Liaison Officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At Least Once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alumina Oxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarısabır, ödağacı, (bot). Aloexylon agallocum. aloeswood (i). kartal ağacı, (bot). Aquilaria agallocha. American aloe agave, sabır ağacı, süreyya, (bot) Agave americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yukarı, yukarıya yukarda; (den). yukarda, armada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allogamie

bit. b. tozlaşma

Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. konuşamazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Hawaii Hoş geldiniz; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yalnız tek başına. Iet alone kendi haline bırakmak, meşgul olmamak, karışmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat boyunca, müddetince; yanı sıra, yakın. alongside (z)., edat yanına , yanında, bordasında, bordasına. alongshore (z). kıyı boyunca. along about esnasında, sularında. be along varmak, vasıl olmak. all along öteden beri; hep böyle, h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). soğuk (davranış), uzak, uzakta, ayrı, açıkta. aloofness (i). uzaklık, kendini uzak tutma, araya mesafe koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Kim.). Kimya bakımından bir değişiklik olmadığı halde bir cismin ayrı hususiyetler göstermesi hali: Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, birleşim farkı yoktur. Buna rağmen renklerinin ayrı oluşu bir alotropi halidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alotropiden ileri gelen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yüksek sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). badem gibi tanelerle dolu bir çeşit taS; (s). badem Seklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogue. analogous. analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog refers to electronic transmission accomplished by adding signals of varying frequency or amplitude to carrier waves of a given frequency of alternating electromagnetic current Broadcast and phone transmission have conventionally used analog technol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mode of transmission in which information is represented by a continuously variable electrical signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes any device that represents changing values by a continuously variable physical property such as voltage in a circuit, fluid pressure, liquid level, and son on An analog device can handle an infinite number of values within its range By contrast,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information presented in the form of a continuously varying signal See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A continuously varying electronic signal Audio and video analog signals stored on tape deteriorate with each copy or generation In contrast see digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The simple way to transmit speech, which is translated into electronic signals of different frequency and/or amplitude The first networks for mobile phones, as well as broadcast transmissions, were analog Due to being longer established in some countries,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjective referring to the use of information in a continuous, rather than discrete , form For example, an analog telephone transmits and receives voice as a continuous voltage wave form See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information represented continuously Because computers require digital information, analog-to-digital converters are available to 'condition' analog data before it is sent to a computer A watch with hands is usually analog One with only numbers is digital

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic signals based on a variable that move up and down continuously and are found in products such as analog radios and clocks Analog products are not as common as digital because the mathematical description is more complex, as opposed to digital s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A format in which information is transmitted by modulating a continuous signal, such as a radio wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to continuous values As opposed to digital or discrete quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional method of modulating radio signals so that they can carry information AM and FM are the two most common methods of analog modulation Is a Circuit-Switched system that divides geographic areas into small areas called cells A cellular tower

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A way of sending data in which the signal is similar, or analogous, to the original signal Analog signals are continuos expressions of electricity, as opposed to digital signals in which there is an alternating absence and presence of signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the traditional method of telecommunications A transmission method employing a continuous electrical signal that varies in amplitude or frequency in response to changes in sound impressed on a transducer in the sending device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As used in the National Ocean Service, a continuous measurement or a continuous graphic display of data See ADR gauge and marigram. is a continuous signal that constantly varies In contrast, digital transmission has specific intervals or values that are u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In sound system applications, an analog electrical signal represents the measured sound level in its exact continuous form Likewise, an analog device is an electronic device that processes analog signals in their continuous form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analog voltage or signal refers to the continuous nature of valid voltage potentials in analog circuits An analogy of the difference between digital and analog signals is like the difference between real numbers and integers; real numbers are continuou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In telecommunications, analog refers to a transmission standard that uses variable frequencies and amplitudes of electrical impulses to emulate the audio wave form of sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transmission of sound and visual information in the form of waves in the frequency spectrum For example, in an analog telephone transmission the human voice is transmitted as sound waves that can be detected by the ear 'Analog' transmission is now bei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method that uses variations in frequency to carry signals Analog means 'analagous' or 'copy of' Analog technology transmits voice signals in the form of electrical signals whose frequency and amplitude are proportional to the vibrations in the voice Tra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantities or representations that are variable over a continuous range such as output of an amplitude-modulated, single-sideband transmitter The amplitude as such a signal fluctuates over a continuous range from zero to the maximum, or peak, output.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transmission mode in which data is represented by a continuously varying electrical signal. something having the property of being analogous to something else. of a circuit or device having an output that is proportional to the input; 'analogue device';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogical , analogous , analogue , analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir HD15 konektör kullanılarak PC’den standart çıkış

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese edilebilen herhangi bir şey, benzeyen herhangi bir şey. analog computer aralıksız olarak, ortaya konulan problemin değerlerine benzer nicelikler (gerilim, direnç v.b.) veren elektronik hesap makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıyaslanabilen,münasebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzerlik, benzeşme; karşılaştırma, mukayese, kıyas; benzeyen şey. analogous (s) benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören. analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgâr bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). narkozcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damarlar bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz kilisesine mensup olup Katolikliğe meyleden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hindistan -da oturan İngilizlere ait; (i). anası babası ingiliz olup Hindistan'da doğan veya uzun süre ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). İrlanda-da oturan ingiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). İngiltere'nin Normanların egemenliğinde olduğu devreyle ilgili; (i). aslen Normandiyalı olup İngiltere'de yaşayan kimse; Normandiyalıların İngiltere'de konuştuğu Fransızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Anglosakson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşın derecede ingiliz ve ingillere hayranlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ingiliz hayranı ve taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiliz düşmanı; ingiliz aleyhtarı. Anglopho'bia (i). ingiliz aleyhtarlığı, ingiliz düşmanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). İngilizce konuşan (Afrikada devlet veya şahıs).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük Britanya’da yerleşen Germen ırkından aşiretlerin adı. 2. Ana dili İngilizce olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anglo saxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anglo-saxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Oynar eklemlerin işlemez hale gelmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). oynakların yapışması, eklem katılaşması, ankiloz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kural dışı, kaidelere uymayan, istisna teşkil eden; tabiR olmayan , anormal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir tarzda sıralayan eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedia. encyclopedia. cyclopaedia. cyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedia. enyclopedia. encyclopaedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopaedia. encyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antilop; ceylan, gazal, ahu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seçme edebi parçalardan derlenmiş eser, antoloji. antholog'ical (s). antolojiye ait. anthologist (i). antoloji düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antropoloji, beşeriyet, insanbilim. anthropolog'ical (s). antropolojiye ait. anthropologist (i). antropoloji bilgini veya uzmanı, antropolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yüksek hava Antilop basınçlarının merkezi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). Logaritma oranında olan sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşıtlık, tezat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. zooloji). Geviş getirenlerin boynuzlu cinsinden olan bir hayvan türü (Anthilopus). Sıcak ülkelerde yaşayan ceylân, bir antilop türüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antelope. impala. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antelope. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sanat eserlerinden seçme parçaları toplayan kitap, seçme yazılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthologie

ed. seçki

Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. anthology seçki. güldeste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologue

insan bilimci

İnsan bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) insanın anatomik yapısını tarih öncesi ve ırk bakımından inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologie

insan bilimi

İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology. anthropology insanbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologique

insan bilimsel

İnsan bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendine aşırı güven, nefsine itimat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Apollo; çok yakışıklı genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini mazur göstermek için yazılan yazı, savunma, müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazılı veya sözlü olarak bir şahıs veya fikri savunan kimse, müdafi, apolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). özür dilemek, tarziye vermek, itizar etmek, mazeret beyan etmek; yazılı veya sözlü olarak savunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâki hikâye, içinden kıssadan hisse çıkarılan hikâye; alegori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür, tarziye, itizar; mazeret; savunma, müdafaa; yetersiz bir örnek veya taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). archeology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkeoloji. archeological (s).arkeoloji ile ilgili. archeolog-ically (z). arkeoloji ile ilgili olarak. archeol'ogist (i). arkeolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y.). Arkeoloji uzmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologue

kazı bilimci

Arkeoloji ile uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist. archaeologist kazıbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma anıtları, daha çok tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologie

kazı bilimi

Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology. archeology kazıbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologique

kazı bilimsel

Arkeoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologic. archaeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeological. archaeological kazıbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Güney Amerika'da bulunan ve zırh gibi kabuğu olan, kertenkele cinsinden iri hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). meyilli, yatyk, eğri; (z). meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i) astrobiyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrologue

gök. b. yıldız falcısı

Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkararak falcılık yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologer. stargazer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) muneccim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). astroloji, muneccimlik ; yıldız falcılığı; (eski zamanda)yıldızlar ilmi. astrolog'ical (s) astrolojiye ait, astrologically (z) astrolojik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrologie

gök. b. yıldız falcılığı

Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology. astrology müneccimlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme duyusunu inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Avustralya'nın asıl yerlilerine ait veya benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kil). kendi kendini idare eden, müstakil, başına buyruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). moral, estetik, (din). gibi değer sistemlerinin incelenmesi, değer kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(zool). bir çeşit salamandra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babil şehri; herhangi büyük ve tantanalı bir şehir; günahkârlar şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babil imparatorluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Babil şehrine veya imparatorluğuna ait; günahkâr; (i). Babil imparatorluğunda oturan kimse; Babil dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekâr erkek, evlenmemiş erkek; fen veya edebiyat fakültesi mezunu; bir başkasının bayrağı altında hizmet eden genç şövalye. bachelor'sbutton (i)., (bot). peygamber çiçeği. bachelordom, bachelorhood bachelorship (i). bekârlık. Bachelor of Art

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD ocakta arka tarafa konan iri kütük; destek veya yedek vazifesi gören herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriyoloji, bakterileri tetkik ilmi, mikrop ilmi, bakteri bilgisi. bacteriolog'ical (s). bakteriyoloji ilmine ait. bacteriolog'ically (z). bakteriyolojiyle ilgili olarak. bacteriol'ogist (i). bakteriyoloji uzmanı, bakteriyolog

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkadayıfı, zool. Alaria esculenta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). teminatı veren mudi, iade edilmek üzere mal veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakteriyoloji dalında ihtisas yapmış hekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). balon; (kim). balon şişe; karikatür serilerinde şahısların sözlerini içine alan balon şeklindeki çizgi; (f). balon ile uçmak; balon gibi şişip kabarmak; şişirmek. balloon foresail den. çoğunlukla yatlarda kullanılan bir cins balon yelkeni; balo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oy pusulası; bir seçimde oyların toplamı; gizli oy usulu ile yapılan seçim; (f). oy vermek; kura çekmek (yer için). ballot box oy sandığı. ballot paper oy pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. banyo ile tedavi etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(it.). 1. Alafranga raks: Balo oynamak. 2. Eğlenmek üzere yapılan umumî veya hususî içtima ve bunun için olunan davet ve eğlence: Bu akşam filan yerde balo vardır, baloya gitmek. Balo vermek = Balo eğlencesi tertip edip davet etmek. Maskeli balo = Davetlilerin yüzleri maskeli gitmeye mecbur oldukları balo, toplantı. Açık balo = Maskesiz gidileni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. ballon). 1. Havadan hafif bir gaz kuvvetiyle havada yukarıya kalkan taşıt ki, gazı içine alan büyük ve hafif bir mahfaza ile ona bağlı, adamların oturmasına mahsus sandal gibi bir sepetten mürekkeptir. Osm. sefinetül-havâ. 2. Çocuk oyuncağı olarak gazla dolu, havada durur lastikten top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon. aerostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon. bubble. lie. empty words. balloon. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon tyre. baloon tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon kullanan, balonla uçan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon yapan ve kullananın sanatı. Balonla uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo saçma sey; bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir seçimde herhangi bir adayın oyların mutlak çoğunluğunu alamaması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ayak takımının eğlenmek için gittiği içkili, danslı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birtakım çiçeklerin içinde bulunan ve bal yapmak için arılar tarafından emilen tatlı sıvı, nektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. L.). En yüksek rütbeli konsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Western Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulutlandırmak, karartmak; kaplamak; içinden çıkılması zor hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,coğ. yatak örtüsü, battaniye gibi yatak takımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak arkadaşı, yakın dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room. waiting hall. entry hall. lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği, bot. Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. böğürmek; kükremek; yüksek sesle konuşmak; bağırmak; i. böğürme, kükreme, bağırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek., çoğ. körük; akciğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ait olmak, mensup olmak. It belongs to me Benimdir. belongings i., çoğ. (bir kimsenin) şahsi eşyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sevgili, aziz; i. sevgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) aşağı, aşağıda, alt katta; dünya yüzünde; cehennemde; altında; (edat) -den aşağı. below par ikt. başabaştan aşağı, paritenin altında. watch below den. palavra nöbetsisi, rahatçı vardiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kişileri, bilhassa suçluları, vücut ölçülerine göre teşhis eden bir sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. salya bulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.küçük süs eşyası, biblo, antika küçük parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Salonlarda, raf ve masaların üstüne süs için konan vazo, heykel gibi küçük eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knicknack. trinket. doodah. doodad. doohickey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trinket. knick-knack. bibelot. curio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knicknack. trinket / figurine. curio. curiosity. knick nack. statuette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayyaş, işkiye düşkün; emici, suyu çekici çbibulously z. içkiye düşkün olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki renkli, çift renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom. billiard saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metal para imalinde kullanılan altın, gümüş, bakır vb alaşımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük ve kaba dalga, dalgalar halinde yükselen herhangi bir şey (duman v.b.); f. dalgalar halinde kabarmak, yükselmek. billowy s. dalgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki loplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. iki hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki ve hayvanların çevre ile olan ilişkileriyle uğrasan ekoloji dalı biog. kıs biographer, biographical, biography

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biyoloji ilmine ait, biyolojik biological warfare biyolojik savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji bilgini, biyolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji, hayat ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki taç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Biyoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (Blos = hayat, lo gos = söz). Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme gibi yaşayış tezahürlerini inceleyen ilim, hayat ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologie

dirim bilimi

Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologique

dirim bilimsel

Biyoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Niçin bahar gelince insanların yaşama sevinçleri yükselir? Niçin koyunlar baharda ve hemen hemen aynı zamanda kuzularlar? Niçin kuşlar vakti gelince bir anda hep beraber göç yollarına düşerler? Bu zamanlamayı, fiziksel ve psikolojik davranış biçimlerindeki değişimi sağlayan nedir?

İnsan vücudu her gün aynı saatte otomatik olarak belirli fonksiyonları yerine getirir, vücut ısısını değiştirir, hormonlar salgılar. Biz bunların çoğunun farkına bile varmayız. Örneğin bu biyolojik beden saatine uygun olarak vücudumuz akşam saatlerinde ısı kaybını önlemek için beden ısısını düşürür, sabahları ise bedeni günlük aktivitelere hazırlamak için arttırır. Yani vücut ısısı insanlarda, bir günde yaklaşık bir derece iner ve çıkar.

Tabiattaki bu müthiş dengeyi sağlayan, canlılarda beynin merkezine yakın yuvalanmış, küçük ve gösterişsiz bir organ olan hipofiz salgı bezidir. Varlığı milattan yüzyıllarca önce bile bilinen, insanda bir hap kadar küçük ve hafif olan bu bez, balıklarda, sürüngenlerde, hem suda hem karada yaşayan hayvanlarda, kuşlarda ve memelilerde, hemen hepsinde vardır.

Bilindiği gibi hayvanların bir çoğunun üreme aktiviteleri mevsimlere bağlıdır. Deneylerde hipofiz bezi çıkartılan hayvanların aynı zamanda doğurmaları daha doğrusu tabiatın takvimine bağlı kalmaları özelliklerini yitirdikleri görülmüştür. Aynı şekilde vücut sıcaklıklarını ve günlük yaşam ritimlerini düzenleyemedikleri, kuşların göç etme içgüdülerini kaybettikleri tespit edilmiştir.

Biyolojik ritmi düzenleyen hipofiz bezinin bunu, salgıladığı ‘melatonin’ hormonu ile yaptığı biliniyor. Bu hormonun salgı miktarı dış dünyanın gece ve gündüz zamanları, daha doğrusu havanın karanlık ve aydınlık süreleri tarafından ayarlanmaktadır. Yani beden saati gün ışığı döngüsüyle eş zamanlı çalışmaktadır.

Sürekli gece çalışanlarda, uçakla uzun yolculuk yapanlarda hatta kış mevsimine girerken gündüz saatlerinin kısalmasıyla bazı insanlarda, beden saatinin ritminin bozulmasıyla oluşan fiziksel ve psikolojik sorunlar görülmektedir.

Melatoninin beyne nasıl bir sinyal göndererek bu kontrol mekanizmasını yarattığı ve bu saatin moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığı tam açıklığa kavuşabilmiş değil.

Koyun ve benzeri hayvanların sonbaharda günlerin kısalmasıyla çiftleşip, bütün bir kış yavruyu karnında taşıyıp, baharda doğurmalarına karşın, kuş, balık gibi memeli olmayan hayvanlarla diğer bazı küçük memelilerin hipofizlerinin bu iş için niçin ve nasıl bahar aylarını seçtikleri ve üreme mevsimi dışında hipofizden gelen hangi emirle doğurganlıklarını kaybettikleri konularını açıklığa kavuşturmak için çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların bir diğer amacı da hayvanların çoğunun sonbaharda hep beraber aktif üreme dönemine girmeleri, doğumların da aynı tarihlere rastlamaları, bu nedenle belli mevsimlerde piyasalarda lüzumundan fazla et bulunmasıdır. Araştırmacılar hayvanların biyolojik saatlerinde ayarlama yaparak, üreme döngülerini değiştirmeye, üremenin yıl içine dağılmasına çalışıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasındaki denge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. şişirmek, hava vermek, kabartmak; balık tutsülemek; şişmek, kabarmak; i, bayt. hayvanın yediği yeşilliklerin mayalanmasından dolayı işkembe veya bağırsak yollarında gaz toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzlanmış ve tutsülenmiş ringa balığı; aynı şekilde hazırlanmış uskumru, çiroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su kabarcığı; damla; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gaye etrafında birleşen parti, grup veya milletler, blok; bir konuda beraberce oy kullanmak icin birleşen değişik partilerin meclis üyeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük parça (ağaç, kaya v.b.); bitişik bir sıra bina; blok; iki kavşak arasındaki mesafe; tahta tezgah; mezatlarda tellalın üzerinde satış yaptığı tahta; üzerinde kelle uçurulan tahta; şapka kalıbı; makara; d.y. sinyalleri beraber çalışan hat bölüm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den., ask. muhasara, denizden kuşatma, abluka; f. denizden abluka etmek, kuşatmak; etrafını çevirmek. blockader i. abluka eden düşman gemisi. run the blockade ablukayı yarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkanma, blokaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. duvarlarında silah atmak için delikler bulunan mustahkem küçük bina; kaba kütüklerden inşa edilmiş ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ing.). Karşısındakini yanıltmak veya yıldırmak için aslı olmayan şeyleri gerçekmiş gibi göstermek, kuru sıkı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bluff

kurusıkı

Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. guff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four-flusher. bluffer. dazzler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (I ince okunur). Oldukça büyük ve ağır kitle. Bütün halinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. bloc. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloc. block. writing-pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. writing pad. apartment building. bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

construction of apartment buildings abutting against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Block Sale)

Emir miktarı şirketin ödenmiş/çıkarılmış sermayesinin % 10’unu aşan satış işlemidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking. turned letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyin tedavülüne, hareketine engel olmak: Bankadaki parası bloke edildi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bloqué

kullanılması önlenmiş, el konulmuş

Kullanılması önlenmek amacıyla el konulmuş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked. stopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man who is old and/or eccentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) herif, adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked cheque. stopped cheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kalın ağaçlardan yapılmış küçük istihkâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Defter halinde birleştirilmiş not kâğıtları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. notepad. writing pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açık renk, sarışın; i. sarışın kimse; ipek tül veya dantel; bilhassa siyah veya beyaz ipek dantel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sarışın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan; bitkilerin suyu, özsu; kan dökme; mizaç, huy; nesep soy; asalet; kan rabıtası, kan bağı; akrabalık; delikanlı. blood bank kan bankası. blood blister kan oturması. blood corpuscle anat. kan cisimciği. blood count kan sayımı.blood feud kan davası. b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan kırmızısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dondurucu, korkunç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cins, saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dökmekten suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koku alma hissi ,çok kuvvetli olan bir cins tazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. zalimce, kana susamış bir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susamışlık, kanlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kansız, solgun, renksiz; cansız; kan dökmeden olan; beyaz; ruhsuz, kuvvetsiz bloodlessly z. kan dökmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan alma; kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soy, nesep, cins hayvanın zürriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan bağışı toplayan araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan otu, bot. Sanguinaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmış, kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan lekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, zürriyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kantaşı, üzerinde kırmızı lekeler olan bir çeşit yeşil kuvars . blood stream kan akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kana susamış, canavar ruhlu, hunhar. bloodthirstily z. kana susamışcasına. bloodthirstiness i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakam ağacı, bakkam, bot. Haematoxylon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kanlı; kan gibi; kana susamış, gaddar, zalim; Ing., (argo) Allahın belası, uğursuz, alçak; f. kana bulamak, kanla lekelemek. bloody flux dizanteri, kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar, zalim, ga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiçek; çiçek açma, ,çiçeklenme; tazelik, taravet, gençlik; yanakların pembeliği; meyva üzerindeki buğu; mad. dökülmüş demir kütük; f. çiçeklenmek, çiçek açmak; çiçek gibi taze ve sıhhatli olmak; çiçek açtırmak, güzelleştirmekç in full bloom tamamen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kadınların jimnastik yaparken, ata binerken v.b.'nde giydikleri bir çeşit şalvar; kısa şalvar gibi don.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. haddehane, demirci ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çiçekli, çiçek açmış, gençlik ve sıhhatle parlayan; gelişen, gelişmekte olan, serpilen; (argo) karın ağrısı, kör olası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çiçekli, çiçeklerle bezenmiş; buğulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hata, tekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiçek, meyva baharı; f çiçek vermek, bahar açmak; gelişmek; hali vakti yerinde olmak. in blossom baharı açmış, çiçeklenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. leke, kağıt üzerindeki mürekkep lekesi; ayıp, kusur; silme (yazıda); f. lekelemek, kirletmek, karalamak; karartmak; kurutma kağıdı ile kurutmak; gelişigüzel boyamak; lekelenmek, kirlenmek; emmek (kurutma kağıdı).blot out bozmak, tanınmaz hale get

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavlada açık pul; herhangi bir meseledeki açık veya zayıf nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük leke, iri mürekkep lekesi; derideki kabartı; f. lekelemek, lekelenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurutma kağıdı; karakolda tutuklananların kayıt defteri. blotting paper kurutma kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ing. (argo) sarhoş, zil zurna sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bulüz, gömlek; f. sarkmak, kendini bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darbe, vuruş; hamle, saldırı; ani gelen bela, felaket; rüzgar, şiddetli esinti; k.dili övünme, yüksekten atma. at one blow bir hamlede. come to blows kavgaya tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. esmek; üflemek; rüzgara kapılmak, rüzgarla sürüklenmek; çalmak, çalınmak, ses vermek; solumak, nefes nefese kalmak; k.dili övünmek, yüksekten atmak; A.B.D., (argo) ayrılmak, defolmak; üfleyerek itmek;(cama) üfleyerek şekil vermek;(atı) yorgunluktan çat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. top atışında arkaya gelen gazlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oto dirsekli kol mahfazasından geçen egzoz gazları; bu gazları arkaya iten tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyici şey veya kimse; havalandırma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tırtılları leşte veya canlı hayvanda büyüyen bir kaç sinekten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyerek içinden küçük ok atılan uzun boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.BD., (argo) palavracı kimse, kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişmiş; soluğu kesilmiş, nefes nefese olan; içine sürfe bırakılmış; üflemek suretiyle meydana getirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlama (lastik); (argo) eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleme borusu, üfleç, kamışçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lehim lambası, benzinli kaynak lambası, pompa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. infilak, patlama; k.dili hiddetten kendinden geçme; kavga; büyütülmüş resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakımsız, karışık (saç v.b.); kırmızı yüzlü (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir geminin alabileceği miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek yüzlü uzun bir çeşit bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bolometre, çok az miktarda radyasyon enerjisini ölcebilen elektrikli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bolomètre

fiz. ışınımölçer

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. Bologna sausage (argo) saçmalık saçma söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et suyu çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince pamuklu,yünlü veya suni ipekten dokunmus kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eksiz halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akaryakıtı yakıcı bir madde (hava, oksijen) ile birleştirerek tutuşturup, yakmaya yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner yakmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botaniğin yosunlar kısmı, yosun bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. birkaç cins yaban sığırı; kara sığır, zool. Bos bubalus; f. gözdağı vermek. buffalo grass boğa otu. buffalo moth bir cins bokböceği tırtılı. buffalo robe bizon derisinden yapılmış diz örtüsü. bull buffalo kara boğa. water buffalo manda, dombay, cam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırdili, bot. Anchusa; ökuzdili, bot. Anchusa officinalis viper's bugloss havacıva otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğdiş edilmiş boğa, öküz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow. chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek katlı ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balina, kadırga balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «cadı» dan). Ağız kalabalığı ile herkesi susturup haksız yere hak kazanan, şarlatan: Pek cadaloz adam, cadaloz karı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. shrew. vixen. old trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irascible / shrewish woman. nagging woman. hag. harridan. shrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). böbrek taş cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nasır tutma, nasırlı bir halde olma; nasır; hissizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). katı, hissiz; nasırlı, nasır tutmuş; (f) nasırlanmak. callously (z). umursamayarak, aldırış etmeden, hissizce. callousness (i). hissizlik, aldırış etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). toy, tecrübesiz; tüyleri bitmemiş (kuş); basık; (i) basık arazi. callowness (i). toyluk, tecrübesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). tatlı süIümen, kalomel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ısı, hararet; eski fizik kuramlarına göre ısı maddesi; (s). ısıya ait, ısıyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalori, Isı birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ısı meydana getiren, ısıtıcı. calorifica'tion (i). ısıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalot, Katolik papazlarınınkine benzer başın yalnız tepe kısmını örten takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski zürafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kral Artür'ün efsanevi Sarayı; ABD Başkan Kennedy'nin maiyeti ve zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan bilgisi, çan ilmi; san dökme veya çalma usul ve tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). bünyesi sünger gibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalpten ve kalbin görevlerinden bahseden ilim, kalp bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhtelif tonlarda ses çıkaran çanlar; bu gibi çanlarla çalınan melodi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba dolusu; (d.y). yük vagonu dolusu. carload lot (d.y). yük vagonunu dolduracak miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalog yapmak, kataloğunu hazırlamak; bir kitap hakkında bibliyografik veya teknik bilgi vermek; kitabı tanltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalog, alfabe sırasına göre yapılmış eşya listesi. cataloger, catalogist (i). katalog şeklinde düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnabahar, karnabit, (bot). Brassica oleracea botrytis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslavakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). viyolonsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). selofan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic).,(mark). selüloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (kim). selüloz cellulose acetate suni deri veya sentetik kumaş ve iplik yapımında kullanılan selüloz asetat karışımı cellulose tape selüloz bandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpsichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).çembalo, piyanoya benzer bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kefalonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kafadanbacaklı. Cephalopoda (i)., (çoğ)., (zool)., kafadanbacaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başlı, kafası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Seylan adası, (bak). Sri Lanka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şezlong.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek rütbeli hakim veya diğer devlet memuru; saray katibi; rektör; (Almanya'da) şansölye, başbakan. Chancellor of the Exchequer ingiltere'de Maliye Bakanı. Lord Chancellor ingiltere'de Lordlar Kamarası Başkanı ve Adalet Bakanı. chancellorship (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabani hardal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kremalı pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tülbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). kaplumbağa cinsinden hayvanlar. chelonian (i). kaplumbağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kloralhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klorik asit tuzu. chlorate of zinc lehim suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). klorik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). klorlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). kloroform; karınca yağı; (f). kloroformla uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). klorofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). içinde klorofil bulunan protoplazma, kloroplast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kloroz, sarıcalık; (tıb). genç kızlarda demir eksikliğinden meydana gelen kansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). kloröz asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kronolojik tarih sırasına göre düzenlenmiş. ehronologically (z). tarih sırasına göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kronoloji, olaylan tarih sırasına göre düzenleme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor bir cins yâkut.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı söz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Colour Parazit Azaltma, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan bir özelliktir. Görüntünün ışık ve renk frekansları analiz edilir, uzun pozlamalar neticesinde oluşan bozulmalar giderilmiş olur ve doğal tonların resimde oluşumu sağlanır. Özellikle açık mavi gökyüzü, koyu mavi denizler ve yeşil ormanlar gibi büyük alanlarda aynı renklerin bulunduğu manzara fotoğrafları, daha zengin renk tanımlamasından yararlanacak ve daha gerçekçi biçimde oluşturulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klimatoloji, iklimler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -eae) apteshane; lağım; (zool). dışkılık, göden. eloaeal (s). gödene ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pelerin; manto; perde; paravana; bahane; (f). pelerin veya manto ile örtmek; gizlemek, saklamak. eloakroom (i). vestiyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ABD)., (argo). kıyasıya dövmek; yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorabın iki tarafında bilekten yukarı doğru çıkan. ajur clocked (s). ajurlu, süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toprak veya çamur parçası, kesek; toprak; budala kimse, aptal kimse. eloddish (s). aptal. eloddishnessi aptallık. elodhopper (i). , (k.dili). hantal kimse; (çoğ). büyük ağır ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitkileri korumak için üzerine konan çan şeklindeki muhafaza; çan şeklinde olup başa sıkı oturan şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saat, duvar veya masa saati; (f). saat tutmak, saatle öIçmek. eloekmaker (i). saatçi eloekwise (s)., (z). saat yelkovanı yönünde. eloekwork (i). saatin içindeki parçalar. Iike elockwork muntazam olarak. aIarm elock çalar saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mania, engel; köstek; tahta ayakkabı, takunya, nalın. elog dance tahta ayakkabı ile oynanan dans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli kısımlann birbirlerinden madeni şeritlerle aynldığı emaye işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). manastır; bir binaya bitişik üstü kapalı kemerli yol; munzevi hayat, manastır hayatı; (f). manastıra kapatmak; tecrit etmek, ayırmak; manastır haline getirmek. cloistered (s). manastırda oturan; dünyadan uzak. cloistral (s). manastır ile il

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bölünen bir bitkiden meydana gelen bitkiler. (zool). özel bir muamele ile nüvesi faal duruma getirilmiş hücrelerden meydana gelen ve birbirine benzeyen canlılar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). klonüs, ihtilaç. clonic (s). klonüse ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (f). atın ayaklarının çIkardlğn ses; (f). böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yakın birbirine yakın; kısımları birbirine yakın, sıkı; kapalı, kapatılmışı; dar, sıkışık; havasız; fikirlerini açıklamaktan kaçınan, sıkı ağızlı; gizli tutulan, saklı, mahrem; cimri, hasis; (dilb). ağzı kısarak söylenen (harf); hemen hemen eşit ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).avlu, kilise avlusu, etrafı çevrili arazi; (ing). ve iskoç geçit, giriş yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, nihayet; bağlantı: göğüs göğüse kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kapamak, kapatmak; tıkamak doldurmak (delik); son vermek; etrafını çevirmek, ihata etmek; kapanmak; sona ermek; yaklaşmak; anlaşmaya varmak; birleşmek. close down kapamak; kapanmak. close in on etrafını çevirmek. close out (ABD). hepsini satmak, in

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ince damarlı (ağaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (den). orasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıkı ağazlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sIkI ağızlı, konuşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). talim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). küçük oda, bölme; hücre; tuvalet, hela, apteshane; (s). özel, şahsi; gizli, mahrem; uygulanma kabiliyeti olmayan: (f). özel bir odaya kapatmak; mülakat veya görüşme yapmak için bir odaya çekilmek. closet drama okunmak için yazılmış piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f ).(-ted, -ting) pıhtı, toptop olan herhangi bir şey; (f). pıhtıtaşmak, top top olmak, kesilmek (süt); pıhtılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş, bez, örtü; rahiplik mesleği, din adamlığı; yelken. the cloth rahipler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (clothed veya clad) giydirmek; üstünü örtmek, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). elbise, esvap, giysi; yatak takımı. clothes basket çamaşır sepeti. clotheshorse (i). çamaşır askısı; A.B.D., argo giyimine düşkün kimse. clothesline (i). çamaşır ipi. clothes moth güve. clothespin (i). mandal. clothes pole çamaşır ipini tutan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün kumaş veya elbise imalatçısı veya satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giyim eşyası elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bulut; duman veya toz bulutu; leke. cloudburst (i). sağanak. cloud-capped (s). bulut ile kaplanmış (dağ tepesi). cloud chamber (fiz). buhar hücresi cloudland (i). hayal. in the clouds hayal aleminde dalgın. under a cloud şüpheli; dertli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulutla kaplamak, karartmak, örtmek, gölgelemek; lekelemek,şüphe altında bırakmak;bulutlanmak, kararmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulutlu, bulutlarla ilgili; dalgalı (mermer); dumanlı; karanlık, açık. olmayan; şüphe altında; töhmet altlnda cloudily (z). bulutlu olarak cloudiness bulutlu olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dar bir vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (k).dili tokat, darbe; hedef, nişan alma nokta; isabet kaydeden atış; argo etki; nüfuz, slang piston; (f)., (k).dili tokat atmak, vurmak; colloq yama yapmak. clout nai I geniş başlı civi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil (baharat); karanfil ağacı, (bot). Caryophyllus aromaticus; diş (sarmısak). Indian clove bark karanfil kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave; (s). yarık, ayrık, çatal. cloven - footed, cloven - hoofed (s). çatal tırnaklı; şeytanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yonca, (bot). Trifolium in clover müreffeh, hali vakti yerinde. hare's foot clover tavşan paçası yonca, (bot). Trifolium arvense king's clover san yonca, (bot). Melilotus officinalis red clover kızıl yonca, (bot). Trifolium pratense wild clover yaban

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -leafs) yonca yaprağı kavşağı, altlı üstlü geçiş sağlayan kavşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). soytarı palyaço; köylü; kaba adam; (f). soytarılık etmek. clownish (s). budala; kaba. clownishness (i).soytarılık; kabalık; budalalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bıktırmak, usandırmak, gına getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatı arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak veya oturtmak; sıraya koymak, düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kim kolodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ing)., (leh). gizlice konuşmak, entrika hazırlamak; (i). gizli konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (kim). koloit; (s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük bir et dilimi; ufak parça veya dilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). colloquial, colloquialism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşma diline ait; teklifsiz konuşma ile ilgili. colloquially (z). konuşma diliyle. colloquialism (i). konuşma dilinde kullanılan deyim; konuşma dili üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferans serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma, mükâleme; diyalog şeklinde yazılmış edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonya; (b.h). Kolonya şehri, Köln.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki nokta üst üste (:); (tıb). kolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albay Iieutenant colonel yarbay. colonelcy, colonelship (i). albaylık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). koloniye ait, sömürge ile ilgili (kimse);(bot)., (zool). koloni halinde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). kolona ait, kolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sömürgede oturan kimse; koloni kurucularından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (f). sömürge kurmak; grup halinde toplanıp yerleşmek; koloni meydana getirmek; sömürgede yerleşmek. coloniza'tion (i). sömürge kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genellikle üstü kapalı sütunlar sırası, sıra sütunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir başka memlekette yerleşip ana vatana bağlı bir sömürge kurmak için harekete geçen grup; böyle bir grubun yerleştiği bölge; sömürge, müstemleke, koloni; yabancı bir üIkede yaşayan aynı milletdenen insanlar topluluğu; (zool). koloni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kitabın sonuna konan ve başlığı, basımcının adını ve tarihini gösteren yazı; yayınevinin amblemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah çamsakızı, reçine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melez Güney Afrikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). solmaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli, canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muazzam, kocaman, çok büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kolostomi, kolonda açılan bir yarıkla suni anus teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski komplo, suikast, gizli tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konkoloji, yumuşak çalarla uğraşan zooloji dalı. conchologist (i). konkoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). kondiloid, lokmamsı, lokma şeklinde. condyloid process alt çenenin arka tarafında olan yumrumsu tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). küre şekline sokmak; (s). küre şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). küme halinde toplanmış; (i). küme; (tic). holding; (jeol). yığışım, konglomera (taş cinsi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karışık birikinti, birbirinden ayrı unsurlardan meydana gelen yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci pilot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmoloji, evren bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat)., (zool). hokka gibi, cotyloid cavity hokka şeklinde kalça kemiği çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağ yamacında sel sularının oyduğu yatak veya vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kulomb, amper-saniye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). encümen üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışman, müşavir; öğüt veren kimse; (çocuk kamplarında) yardımcı; (pol). müsteşar, bir elçilikte elçiden sonra gelen dışişleri memuru; avukat, dava vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mukabil entrika, karşı tedbir; bir oyun veya edebi eserde ikinci tema; (f). mukabil entrika hazırlamak, karşı tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kranyoloji, kafabilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). saf, her şeye inanan. credulously (z). safiyane, safdillikle. credulousnessi safiyet, safdillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kreton, çiçekli kalın pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kriminoloji, kıya bilimi. criminologist (i). kriminoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kristallerin şekillerini veya yapılışını tetkik eden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eteği andıran geniş ve kısa pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Ağır cisimlerin suya düşmesi veya atılmasıyle çıkardığı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). yuvarlanma eğrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklometre, mesafe saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklon, kiklon; kasırga, hortum. cyclone cellar kasırga sığınağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Cyclopic (s). iri; büyük taşlarla harç kullanılmadan yapılmış (yapı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ansiklopedi. cyclopedic (s). geniş (bilgi, malumat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (,coğ Cyclopes) eski Yunan efsanelerinde tek gözlü dev, Kiklops, Tepegöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir şeklindeki bir odanın duvarlarına yapılan resim; tiyatro sahnenin silindir şeklindeki arka duvarı veya arka perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklotron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sistoloji, hücreleri inceleyen bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Çekoslovakyalı; (i). ,Çek dili; Çek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çekoslovakya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak izlerini inceleyen bilim dalı. dactyl'ogram (i). parmak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sağırların el işaretleri ile konuşma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok uzun bacaklı bir örümcek, (zool). Phalangis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (daktilografın kısaltılmışı). Yazı makinesiyle yazmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter. typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typist. typing. typewriter. girl friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter. touch typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter table. typist's desk. typewriter desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon. copying ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yazı makinesiyle yazma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Cinayet, hırsızlık vs. suçluların bıraktığı parmak izlerinden tanıma usulü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

enginler, denizde ölenlerin kabri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). bütün gün boyunca devam eden; (z). bütün gün boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çıkmaz iki taraflı karşı koymanın sonucu olarak her iki tarafın hareketsiz kalışı ; (f). çıkmaza sokmak, çıkmaza girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). On Emir, Evamir-i Aşere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). spor Olimpiyatlarda on çeşit oyundan ibaret bir müsabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyazlatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini açmak, soldurmak, ağartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızlığını bozma, bikrini izale etme; bir şeyin tazeliğini ve taravetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kızlığını bozmak, bikrini izale etmek; çiçeğinden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitlerini ayıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına olan itikadı tetkik eden ilim dalı, demonoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaçlar ve çalılar ile uğraşan biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dendrologie

ağaç bilimi

Botaniğin ağaçları inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deontoloji, ahlak bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). Vazife bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déontologie

ödev bilimi

Bir mesleği uygularken uyulması gereken ahlaki değer ve etik kuralları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deontology ödevbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). den dolayı kederlenmek, teessüf etmek, acımak; beğenmemek, taraftar olmamak. deplorable (s). müessif, acınacak halde, acıklı. deplorably (z). acınacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). plana göre yerleştirmek; sağa sola yaymak veya yayılmak. deployment (i). acılma, yayılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologue

tıp cildiyeci

Cilt hastalıkları uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist cildiyeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cildiye, dermatoloji, ciltten ve deri hastalıklarından bahseden ilim. dermatologist (i). cilt hastalıkları mütehassısı dermatolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologie

tıp cildiye

Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology cildiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). geliştirmek, tekâmül ettirmek, inkişaf ettirmek; genişletmek, açmak; harekete geçirmek, husule getirmek; (foto). develope etmek, banyo etmek, yıkamak; gelişmek, tekâmül etmek, inkişaf etmek; genişlemek; olgunlaşmak; hâsıl olmak, meydana çıkmak;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. developer

yıkamaç

Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geliştiren şey veya kimse, tekâmül ettiren şey veya kimse; (foto). develope eden ilaç, revelatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelişme, inkişaf, tekâmül, ilerleme, terakki; meydana çıkma, zuhur; (biyol). açılma, gelişme; (A.B.D). site. developmen'tal (s). gelişim ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki ucu çubuklu bir iple havaya fırlatılan makara şeklindeki oyuncak, makara oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyalog; karşılıklı konuşma ve tartışma; diyalog tarzında edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). başka bir elemanla iki atom klordan mürekkep kim yasal bir madde, diklorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). ara beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki dilde, iki dilli: (i). iki dilde yazılmış yazı veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çift, iki katlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir İlim, fen ve sanatta ehliyetlerini ispat edenlere o işi yapmak için verilen mezuniyet kâğıdı. Osm. şehadetnâme: Diplomasını alınca doktorluğa başlayacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomaed. certified. dip. dipl. diploma. certificate. degree. sheepskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A letter or writing, usually under seal, conferring some privilege, honor, or power; a document bearing record of a degree conferred by a literary society or educational institution. a document certifying the successful completion of a course of study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a document certifying the successful completion of a course of study. 1 An academic qualification received after completing a diploma program 2 The actual document certifying that a student has completed their degree or diploma Also known as a parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A certificate awarded when a learner completes a defined set of requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A graduate diploma involves study in an area different from that of your first degree and is usually at undergraduate level A postgraduate diploma involves further studies in the same area as your first degree, at a more advanced level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In many countries the academic status associated with a Diploma is very high, being equivalent to that of a good university degree at the Masters level For example, the Dip Ing is the title conferred upon the University Geodetic Engineer in Germany, Finla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inscribed bronze tablet about, 130mm by 130mm, and the recording the official honourable discharge of troops after 25 years service, and the grant of privileges These privileges included citizenship for each man, his children, and the legalisation of his

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A qualification awarded for a course of higher education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Graduate program for which the minimum admission requirement is a baccalaureate, and which has fewer requirements than a masters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Educational recognition given for the successful completion of two-years study at a college, technical institute or vocational college Prepares students for work in a specific field or group of occupations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A formal document certifying the successful completion of a prescribed program of studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An official piece of paper given by colleges and high schools to students when they complete a specific course of study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A document awarded by the IBO to a student who successfully completes all course work as required and passes all exams taken in the six subjects from the hexagon Three exams are taken at Higher Level and three are taken at the Standard Level In addition,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An undergraduate award usually requiring three years of full-time, or equivalent part-time, study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A certificate issued by a high school, college, etc indicating graduation or the conferring of a degree In certain instances a diploma may be required when applying for a mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The certificate issuesd by a University testifying that the recipient has successfully completed a course of study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Granted to students who complete the total curriculum or course other than designated associate or certificate courses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An official-looking document conferring a degree on a person or certifying that the person has adequately completed a prescribed course of study. a qualification in the vocational education and training and higher education sectors See also Australian Qua

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diploma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diplomasi, diplomatlık, siyaset, hariciye mesleği; başka insanlarla ilişkide incelik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diploması olan. Osm. şehadetnâmeli, mezun: Diplomalı öğretmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduated. qualified. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Diplomatlık, dış politika, dış siyaset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no diploma. without a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Diplomatik, siyasî işler ve dış münasebetlerle meşgul devlet adamı; bu sahada pek usta olan: Bismark gibi bir diplomat nâdir yetişir, Reşid Paşa büyük bir diplomattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat. diplomatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A diplomatist. an official engaged in international negotiations a person who deals tactfully with others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An official representative of a state, present in another state for the purposes of general representation of the state-of-origin or for the purpose of specific international negotiations on behalf of the diplomat's state-of-origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who tells you to go to hell in such a way that you actually look forward to the trip. an official engaged in international negotiations. a person who deals tactfully with others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dışişleri Bakanlığı memuru, hariciye memuru, diplomat, siyaset adamı; başkaları ile ilişkide incelik gösteren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doktor ve mühendis gibi meslek diploması alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diplomatik, milletlerarası siyasete ait; başkaları ile ilişkide ince, usta, siyasi; diplomasi ilmine ait. diplomatic affairs diplomatik işler. diplomatic agent elçi veya maslahatgüzar. diplomatic immunity diplomatik dokunulmazlık. diplomatic serv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski resmi ve sikaları çözme ve gerçeğe uygunluğunu tayin etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dış siyasetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diplomat, hariciye memuru, siyaset adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diplomatın mesleği, bu sahada ustalık. 2. mec. Kurnazlık, hilekârlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. gözün tek cisimleri çift görmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsaade etmemek, engel olmak men etmek; inkar etmek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açmak, ifşa etmek; keşfetmek, göstermek, izhar etmek. disclosure (i). açma, ifşa etme, söyleme; ifşa olunan şey, ifşaat, haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini değiştirmek. discolora'tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerinden çıkarmak; (tıb).. mafsaldan çıkarmak; bozmak. disloca'tion (i)., (tıb). çıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerinden çıkarmak, siper gibi bir yerden çıkarmak; bir evden çıkmak, taşınmak. dislodg(e)ment (i). yerinden çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, sadakatsiz, hain. disloyally (s). vefasızca, haince. disloyalty (i). vefasızlık, hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectologie

lehçe bilimi

Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Piyes, roman, hikâye gibi eserlerde iki yahut daha fazla kimsenin konuşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialog. dialogue. script. duologue. colloquy. interlocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialogue. dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eastern bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eastern Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Üç boyutlu ses efektlerinin oluşturulmasını sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili topak, ufak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tabiî kalsiyum ve magnezyum karbonatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). kalsiyum, magnezyum ve karbonattan ibaret bir çeşit beyaz mermer, dolomi Dolomites Tirol,da bu kayadan oluşmuş dağlar, dolomitler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir keder, gam, elem, azap. dolorous (s). acıklı, kederli, elem veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir ispanyol altın parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamt ve şükran duası, hamt ilahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doubleur

sin. ve TV benzer

Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stunt man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stunt man. stunt woman. stand-in. double. dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber. lining. stand in. understudy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca düello). Bir hakarete uğrayan adamın hasmına teklifiyle aralarında yapılan vuruşma (kılıç ve tabanca ile olabilir). Düello etmek, düelloya davet etmek, düelloya çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duel. affair of honour. mutual affray. single combat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kişi ile oynanan piyes; diyalog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beğenmeyen, eleştiren, tenkit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise mimarisi ve kilise süsleme sanatı çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask.) kademe, diziliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma şeklinde pastoral şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). organizmaların çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı, çevre bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiçek açmak; (kim). hava ile temas edince ince toz haline gelmek; tozla örtülmek. efflorescence (i). çiçek açma, olgunlaşma; tozlanma; (tıb). derinin kızarması. efflorescent (s). çiçeklenen, çiçek açan; hava ile temas edince tozlanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Mısır uygarlığını inceleyen ilim kolu. Egyptologist (i). bu uygarlığı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. la) şekil,görüntü, hayal: hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological çevresel. çevrebilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz söyleme sanatı veya yeteneği, hitabet, güzel ve etkili söz söyleme veya yazma, belagat. elocutionist i. belâgat sahibi kimse, hatip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektrikli aletler ve enerji nakil hatlarından yayılan radyasyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. uzatmak, sürdürmek; s. uzamış; uzatılmış. elonga'tion i. uzatma, sürdürme; uzama, devam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. evlenmek için evden kaçmak, aşığıyla kaçmak; iş veya vazifeden kaçmak. elopement i. bu suretle kaçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (-ged, -ging) tıkamak, tıkanmak; köstek vurmak; engel olmak, mani olmak; sıkmak; engellenmek, mani olunmak; pıhtılaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etkili ve güzel söz söyleme sanatı, belagat, fesahat. eloquent s. hitabet yeteneğine sahip, açık ve düzgün (ifade); dokunaklı. eloquently z. belagatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Oğulcuğun cenin haline gelinceye kadar geçirdiği safhaları inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyot. embriyoloji. embryologist i. embriyoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kullanmak, bir hizmet veya işte kullanmak, istihdam etmek; meşgul etmek, iş vermek, görevlendirmek, memur etmek; sarfetmek, vermek (vakit, enerji); i. görev, hizmet, memuriyet. employable s. kullanılabilir, istihdam olunabilir. employer i. pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memur, işçi, bir başkası hesabına ücret karşılığında çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş verme, istihdam; işi olma; iş, görev, vazife, hizmet, memuriyet, meşguliyet. employment agency iş bulma bürosu, iş ve işçi bulma kurumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birine benzemeye veya birini geçmeye gayret eden; rakip, gıpta eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. toptan, bir bütün halinde, hep birden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin, dimağ, ansefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kapamak, hapsetmek, sarmak, kuşatmak, çevirmek; zarf içine koymak, ilişikte göndermek; ihtiva etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopediyi yazan veya derleyen veya bu işe katılan kimse; ansiklopedik bilgisi olan kimse. the Encyclopedists on sekizinci yüzyılın büyük Fransız Ansiklopedisini yazmış olan âlimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzunluğuna; dik, dikine. end man (eski), A.B.D., tiyatro komedyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrinologie

iç salgı bilimi

İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zoolojinin böcekler ilmi. entomolog'ical s. böcekler ilmine ait. entomol'ogist i. böcekler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entomologie

böcek bilimi

Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. entomologiste

böcek bilimci

Böcek bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarmak; kuşatmak,örtmek. envelopment i. sarma; örtme; ask. kuşatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarf, mektup zarfı; biyol. zar, torba; bot. örtü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salgın hastalıklardan bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) epiglot, gırtlak kapağı epiglottal (s.) bu kapağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épilogue

ed. son söz

Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a short speech addressed directly to the audience by an actor at the end of a play. a short passage added at the end of a literary work; 'the epilogue told what eventually happened to the main characters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilog , epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sonsöz, hatime, son; nutkun son kısmı; tiyatro oyun sonuna ilâveedilen kısa söylev veya şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) epistemoloji, bilgi kuramı, bilginin esas ve sınırlarından bahseden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlmin felsefe bakımından incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épistémologie

bilgi kuramı

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (man.) astasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the 5th letter of the Greek alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the 5th letter of the Greek alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epsilon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan alfabesinin beşinci harfi (Türk alfabesinde (e) harfinin karşılığıdır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) scallop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) shallot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ilah.) eskatologya,ölümden sonraki hayata ait bahis dünya ve hayatın sonu bahsi eschatolog'ical (s.) böylebahis ve doktrinlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade guilt. trade guild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. exemplar. model (for defining a weight or measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etnoloji, budunbilim. ethnoloq'ical (s.) etnolojik. ethnolosl'ically (z.) etnolojik olarak. ethnologist (i.) etnolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologue

köken bilimci

Köken bilimi ile uğraşan dil bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Bir kelimenin nereden geldiğini veya nasıl teşekkül ettiğini, muhtelif kelimelerin ortak kökünü araştıran ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologie

köken bilimi

Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology. etymology kökenbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologique

köken bilimsel

Köken bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sebepler bilgisi, sebep tayin etme; (tıb.) hastalıkların sebeplerini arama ilmi; sebepler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étiologie

neden bilimi

1. Olgulara yol açan sebeplerin bütünü. 2. Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologue

ırk bilimci

Irk bilimi ile uğraşan kimse, budun bilimci.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). insan cemiyetinin yapısının ana hatlarını ve gelişmesini tesbit etmek için her kavmin hususiyetlerini bütün olarak inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologie

ırk bilimi

İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologique

ırk bilimsel

Irk bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (krs etym) etimoloji, kelimelerde asıl şekil; türeme, iştikak;türem, iştikak ilmi; kelime kökü bilgisi. etymolog'ical (s.) etimolojik istikaka ait etymolog'ically (z.) türeme ile ilgili olarak iştikaken etymol'ogist (i.) turem bilgini, iştikak âlimi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) övmek, methetmek, sena etmek, sitayişle bahsetmek. eulogist (i.) methiye yazan ve söyleyen kimse, kaside yazarı. eulogistic(al) (s.) öven, övücü, övme kabilinden. eulogistically (z.) överek, methederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) methiye, sena, sitayiş, kaside.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlatmak, infilak ettirmek;patlamak, infilâk etmek, patlak vermek; boşa çıkarmak, yanlış olduğunu ispat etmek, çürütmek. explode a theory bir kuramı çürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahramanlık, yiğitlik; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sömürmek, istismar etmek,istifade etmek; kullanmak, işletmek. exploita'tion (i). kendi çıkarına kullanma, sömürme, istismar. exploiter (i). sömüren veya istismar eden kimse; işleten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). infilak, patlama; galeyan, parlama, hiddetlenme. population explosion hızlı nüfus artışı. explosion oflaughter kahkaha tufanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). patlayıcı; (i). infilak maddesi, patlayıcı madde. high explosive yüksek patlamalı madde. explosively (z). patlayarak. explosiveness (i). patlama kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inanılmaz, müthiş, mükemmel, fevkalade; uydurma, hayal mahsulü, efsanevi; abartılmış, mübalâğalı. fabulously (z)., (k.dili) inanılmaz mükemmellikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) döl yatağı borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nükleer bir patlama sonucu meydana gelen radyoaktif zerrelerin atmosferde aşağı doğru inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). nadas olarak dinlendirilen arazi, nadas; dinlendirilecek tarlayı sürme, nadas etme, canlıların hamile olmadığı devir: (s). nadasa bırakılmış, ekilmemiş; (f). dinlendirilecek tarlayı sürmek, nadas etmek. Iie fallow boş kalmak. fallow crop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sarı; deve tüyü rengi. fallow deer Avrupa'ya mahsus açık sarı renkte bir çeşit küçük geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekerlek çemberi, ispit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). adam, kişi, herif, insan; slang ulan; arkadaş, yoldaş, refik; hemcins; akran, eş; doktora veya bilimsel araştırma bursu alan kimse; akademi üyesi. fellow citizen, fellow countryman vatandaş, yurttaş. fellow feeling ortak duygu, aynı şey baş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beraberce hoş vakit geçirme, arkadaşlık, refakat; samimiyet; üniversitede bilimsel araştırma için verilen burs; birlik; kurum, dernek, cemiyet, kulüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Granitin ve başka birçok ilkel kütlelerin birleşimine giren bir silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). suçlu, mücrim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tırnak altında veya yakınında olan ufak yara, dolama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cümre ait, suç unsuru olan, suçlu. feloniously (z). cürüm halinde, suç işleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mücrimler, mahkumlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). cinayet, cürüm, ağır suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. felones de se veya felos de se) (huk)., (Lat). intihar eden kimse, intihar etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çörek otu, (bot). Nigella sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénologie

belirti bilimi

Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phénomenologie

görüngü bilimi

Algılanan görüngeler öğretisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atın topuğu; topuk kılları; topuk mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (denizcilik). 1. Birkaç savaş gemisinden mürekkep donanma parçası, donanmanın bir kısıçn ve bölüğü: Akdeniz filosu. 2. (e.). Conta yelkenlerinin çekilmesi için kumanda: Filo etmek = Rüzgârı yelkenlerin yakası istikametine alıp işlememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. squadron. flying unit. home fleet. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. shipping. squadron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. squadron. formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for first-in, last-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First in, last out As when unloading a container with access only at 1 end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The edge of a rapier blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First-In Last-Out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First in, last out As when unloading a container with access only at 1 end fob Free on board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First In Last Out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phylogenèse

biy. soy oluş

Türlerin, ortaya çıktıkları zamandan bulundukları zamana kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (I İnce okunur). Bağları sarıp üzüm kütüklerini bozan böcek ve bunun yol açtığı bağ hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Filoloji ile uğraşan bilgin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philolugue

dil bilimci

Dil bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dil ve edebiyet ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philologie

dil bilimi

Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flori.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Florin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Floş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floş, bir çeşit ipek teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İsp.) (I ince okunur). Torpidolardan kurulu filo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flotilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flotilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kabak veya mantardan ağ şamandırası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net float.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (L. philosophus, Y. philosophos. Ar. feylosof). Felsefe ile uğraşan bilgin. Ar. hakim: Eski filozoflar. 1. Hakim, akıllı, ilim ve irfan sahibi: Filozof adam. 2. Kayıtsız, lâubâli, dünya işlerine ehemmiyet vermez, kalender meşrepli: O filozof adamdır. 3. İtikatsız, dinsiz, Ar. dehrt. (bk.) Feylosof.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. thinker. original thinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı. 2. Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik. 3. İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boru şeklinde; (tıb). fistül gibi, fistüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Doku ve organların görevlerini ve bu görevlerin nasıl yapıldığını inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su üstünde yüzen herhangi bir şey; sal; olta mantarı; şamandıra, duba; geçit resminde kullanılan süslü araba; (den). pervane tahtası; mala; dondurmalı gazoz; (çoğ). tiyatro sahnesinin ön kısmındaki ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yüzmek, batmamak, su yüzünde durmak, su yüzünde gitmek; hava akımına kapılarak sürüklenmek; hayal gibi hareket etmek, dolaşmak; yüzdürmek; su basmak; sala yüklemek; (hisse senetlerini ve tahvilleri) satışa arzetmek; yaymak, neşretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzen kimse veya şey; bir işten öbür işe geçen kimse; çeşitli yerlerde kanuna aykırı olarak oy kullanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzen; bağlı olmayan; gezici, seyyar, sabit olmayan; değişen. floating anchor (bak). sea anchor. floating bridge yüzen köprü dubalı köprü. floating capital (tic). döner sermaye. floating debt gayri muntazam borç. floating derrick (den). gezer maç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi, yünlü, (bot). top top yumuşak tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pamuk gibi top top olmak (bulut); topaklamak (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün yumağına benzer ufak topak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi yünlü; pamuğu benzer ufak ufak parçaları olan; top top yünle kaplı. flocculence,-cy (i). yün gibi olma top top olma, topaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i). yün yumağı gibi herhangi bir şey; (anat). beyinciğin bir kısmı: (astr). kalsiyum ile hidrojenden ibaret olup güneşin çevresinde bulunan ve buluta benzer şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sürü; küme: güruh kalabalık, yığın: cemaat, grup, zümre: (f). sürü halini almak, sürü halinde gitmek, toplanmak, üşüşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saç veya yün yumağı şiltelere doldurulan kaba pamuk veya paçavra, kıtık; duvar kağıdına kumaş görünüşü kazandırmakta kullanılan ince ince kesilmiş kumaş veya yün parçaları: (kim)., (çoğ). pamuğa benzer ufak parçalar. flock bed kıtık şilte. flocky

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizde yüzen üstü düz buz kitlesi, buz sahrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ged, ging) dövmek dayak atmak kamçılamak. flogging (i). dayak kötek, kamçı ile dövme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Gemilerde cıvadranın üzerine açılan üçgen şeklindeki yelkenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jibsail. flock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça felek’ten, İtalyanca’ya ve İtalyanlar’dan bize geçmiştir). Güvertesiz sandal, gemi sandalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma; su, deniz, derya, nehir: bolluk: (f). üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak; (tıb). (rahim) fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). taş veya tahta döşeme, yer, zemin; dip; kat; yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı; mecliste söz söyleme hakkı; taban ücret, asgari ücret veya fiyat; (f). taş veya tahta döşemek, kaplamak: vurup yere yıkmak; (k).dili şaşırtmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo hafifmeşrep kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ped, ping) (i). çırpınmak; çöküvermek, dönüvermek; devrilmek; birden düşürmek; argo uyumak; (k).dili başaramamak: (i). çarpma, çarpma sesi; (k).dili başarısız teşebbüs (eser, icat); başarısızlık; çökme, devrilme; argo uyuyacak yer veya fırsat. flop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk pençesi, (bot). Biyophyllum pinnatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Flüor kelimesinin bir söylenişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flohr flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yeast that produces a film on the wine's surface and gives it a distinctive flavor Found in Jerez. m: floor, pavement 725.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The layer of yeast that helps the formation of aldehydes during the aging of certain wines such as those in Jerez, Moriles, Montilla, Rueda and the region of Jura.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir bölgede veya bir ülkede yetişen bitkilerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

bit. b. bitki örtüsü

Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The goddess of flowers and spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete system of vegetable species growing without cultivation in a given locality, region, or period; a list or description of, or treatise on, such plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all the plant life in a particular region. a living organism lacking the power of locomotion. is the total plant life in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plants of a particular region, geological period, or environment. the plants that live in a particular area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire plant population of a given area, environment, formation, or time span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plant life of an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plant life or vegetation of a region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for all forms of plant life characteristic of a region, period or special environment Flore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plant life. the plant and/or bacteria species that inhabit a particular environment, e g , intestinal flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plants of a region. [n] plant life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants of a given region or period of geologic time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire group of plants found in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A list of all plant species that occur in an area. the plants of a particular region or time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the plant life of a given place. the total of all different plants of an area versus vegetation, a total of all plants The limitation of a flora can be geographical or artificial For example, the 'flora of Michigan' should not include a plant found ev

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire plant life of a particular region or geological period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total plant life of an area at a time 'Vegetation' is more limited, usually meaning the large vascular plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitey, flora, bir bölgede yetişen bitkilerin topu; bu bitkiler hakkında yazılmış eser; (tıb). belli bir kısımdaki mikroplar. floral (s). çiçeklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eskrimde, düz ve yuvarlak namlulu, ucu düğmeli kılıç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Floransa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Floransa'ya ait; (i). Floransalı; bir çeşit kabartma çizgili ipek kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescent flüorışıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçeklenme, çiçek açma zamanı; başarı devresi. florescent (s). çiçek açmış, donanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ayçiçeği ve nergis gibi bileşik çiçeklerin ortasındaki ufak çiçekçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Altın para.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçeklerle süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırmızı, yüzüne ateş basmış (yüksek tansiyondan); çok süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçek veren, çiçekli, çok çiçek açan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hoianda’nın para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avusturya’da para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver coin of Florence, first struck in the twelfth century, and noted for its beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name is given to different coins in different countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The florin of England, first minted in 1849, is worth two shillings, or about 48 cents; the florin of the Netherlands, about 40 cents; of Austria, about 36 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florin. guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). on dokuzuncu yüzyıla mahsus gümüş. Avusturya parası; iki şilin kıymetinde ingiliz parası; Hollanda'da kullanılan madeni bir para, florin, gilder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçekçi, çiçek yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Kadınla erkeğin fazla ileri gitmeyen aşk alâkaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirt. date. wooing. flirtation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. flirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtation. girlfriend. boyfriend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. flirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt. carry on. dally with. flirt with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeşilli, sarılı ve güzel sesli bir cins kuş. 2. Bir nevi sarı çiçek. (bk.) Flurya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (I ince okunur). 1. Bükülmemiş ipek. 2. Pokerde aynı rengi taşıyan bir el kâğıt, Türkçe: renk. Floş ruvayal = Pokerde aynı renkte ve kesintisiz sıra ile dizilmiş beş kâğıt ki, en üstün kâğıt sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss silk. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bükülmemiş ham ipek, floş; kısa ipek telleri, ipek gibi yumuşak tüyler. floss silk elişlerinde kullanılan floş, ham ibrişim. dental floss diş aralannı temizlemeye yarayan mumlu iplik. flossy (s). tüylü, hafif ve yumuşak; argo şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üzerinde durma; su üstünde yüzen çöp ve enkaz; (den). geminin su üstünde kalan kısmı; yüzme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üstünde durma; (tic). sermaye temini; esham ve tahvilât satma; maden cevheri tozunu belirli bir sıvı içinde yüzdürerek ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flotilla, küçük filo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). gemi enkazı. flotsam and jetsam denizde yüzen veya kıyıya vuran enkaz; ufak tefek şeyler; devamlı bir işi veya evi olmayan kimseler, serseriler, ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). öfke veya sabırsızlıkla yerinden fırlayıp yürümek; donuvermek, fırlamak; (i). fırlayış, atılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). farbala, volan; (f). farbala ile süslemek, volan koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, dere pisisi, yan yüzen birkaç çeşit balık. English flounder dere pisisi, (zool). Pleuronectes flesus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çamura veya suya bata çıka yürümek; güçlükler ve yanlışlıklar içinde sürüklenip gitmek, uğraşıp durmak; (i). debelenme, çabalama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). un, ince toz; (f). öğütmek, un serpmek, una bulamak. flour beetle un kurdu, un böceği. flour mill un değirmeni. flour moth un güvesi. floury (s). una bulanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). serpilmek, gelişmek, büyümek, neşvünema bulmak, inkişaf etmek; başarı kazanmak, muvaffak olmak, zenginleşmek, yıldızı parlamak, gözde olmak; süslü bir dil kullanmak; gösterişli hareketlerde bulunmak; süslemek; tezyin etmek; sallamak, kibir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). açıkça itaat etmemek, karşı koymak, muhalefet etmek; alay etmek, eğlenmek; hakaret etmek; küçümsemek, hor görmek; hürmetsizce davranmak; (i). alay; karşı koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akmak, akıntı gibi gitmek, cereyan etmek, seyelan etmek; dalgalanmak, sallanmak; kabarmak, met halinde olmak; dolmak,dopdolu olmak; bol bol içilmek (şarap); su basmak; akıtmak. flowing (s). akıcı,belagatli. flowing bowl içki, içki kâsesi. flowing s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akış, akıntı, cereyan, seyelân; (fiz). akı; belirli zamanda akan su miktarı; met; akıcılık, düzgün konuşabilme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey; (kim)., (çoğ). buhardan toz haline gelmiş olan madde; (f). çiçeklenmek, çiçek vermek, çiçek açmak; açılıp gelişmek, olgunlaşmak, ke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek açan bitki, belirli zamanlarda çiçek veren bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süslü gösterişli, tumturaklı: çiçeklere ait, çiçekli, çiçeği çok. floweriness (i). gösteriş, tumturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fly.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek yumurtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sinek yumurtası ile dolu; bozuk, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Halk bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. folklore

halk bilimi

Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklore. folk dancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ing. Ar. T.). Halk musikisi. Klasik musikiden ilkelliği ile ayrılan, kapalı çevre ve köylerin musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). takip etmek, izlemek; mesleğinde çalışmak; kovalamak, peşini bırakmamak, arkasından yetişmeye çalışmak; uymak, taklit etmek, örnek almak; sonucu olmak, anlaşılmak, çıkmak; (i). takip, izleme. follow after peşinden gitmek, takip etmek. follow

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili hayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; ilerdeki, istikbaldeki. the following şunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonologue

ses bilimci

Ses bilimi ile uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.) Sözlü dilde, anlam ayrımı meydana getiren yakın ses birimlerini dil yapısı bakımından inceleyen dil bilgisi kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonologie

ses bilimi

Sözlü dilde, anlam ayrımı oluşturan yakın ses birimlerini, dil yapısı bakımından inceleyen dil bilimi kolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serbest, başıboş, kayıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak; imkânsızlaştırmak, engellemek; önceden halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın üzerine sarkan saç demeti perçem; (mak). başlık çivisi, kilit pini. take time by the forelock fırsatı yakalamak, fırsatı kaçırmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz, meyus; terkedilmiş, metruk, sahipsiz, kimsesiz, ıssız. forlorn hope boş ümit; ümitsiz bir teşebbüs; fedailer takımı. forlornly (z). ümitsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., argo, slang otlamak, otIakçılık etmek. freeloader (i). bedavacı kimse, otlakçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini belirtme bilgisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, ehemmiyetsiz; anlamsız, manasız, saçma, boş uçarı, sathi. frivolously (z). hafiflikle, ehemmiyetsiz bir şekilde. frivolousness (i). uçarılık; önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İlk kaset sürücülerde, kaset mekanizmasını fiziksel olarak hareket ettirmek için çalıştırma anahtarları kullanılırdır. Full logic kontrol ile tuşlar elektronik işlevleri kontrol ederek daha yumuşak dokunmaya duyarlı çalıştırma sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f farbala, saçak; şa tafatlı süs, cicili bicili şey; f farbala ile süs!e mek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir milin sekizde biri, iki yüz metrelik mesafe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıla izni, sılaya gitme; f sıla izni vermek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurologie

gelecek bilimi

Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galon, ing 4,55 litre; ABD 3,78 litre gal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ABD argo aptal kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f i dörtnala gitmek, koş mak, segirtmek; dortnala koşturmak (at); i dortnala gidiş; acele gidiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i darağacl; spor barfiks gallows bird asılacak herif, ipten kazıktan kurtulmuş kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Büyük su vesaire şişesi. 2. 277 pus3 olan sıvı ölçüsü. 3. (denizcilik) Uç veya dört güverteli eski bir çeşit harp gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallon. container for gasoline. gas can. tank car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of lively dance, in 2-4 time; also, the music to the dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast 19th-century ballroom dance in 2/4 time, used frequently by the Strauss family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary seems to take credit as the birthplace of the Galop It was an old time dance, often introduced at the Country dances or following a Volte and Contra Danse as a contrast to their slow and somewhat monotonous steps In 2/4 time, it was a springy step

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually done with partner, slide one foot forward bring other foot up in a scissor action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süratli bir dans, galop dansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z bol bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaloş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshoe. rubbers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh. overshoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kaloş, kısa çizme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma globulin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok konuşan, geveze, boşboğaz. garrulously z. gevezelikle, boşboğazlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gastro-entérologue

sindirim bilimci

Sindirim sistemi hastalıkları hekimi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. gastro-entérologie

sindirim bilimi

Tıbbın sindirim organları hastalıklarını inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gastroloji, mide bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soy veya şecereye ait, şecereli. genealogical tree şecere. genealogically z. nesep şeceresi bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, şecere, silsile, soy; nesep tetkiki. genealogist i. nesep mütehassısı, şecereci. genealogize f. nesep tetkiki ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeoloji, yerbilim. geo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jigolo, tokmakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şebboy; kırmızı şebboy, bot. Matthiola incana; bir çeşit parlak koyu kırmızı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologue

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologie

buzul bilimi

Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologiste

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akşam karanlığı, ortalığın kararması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. over ile şeytanca bir zevk duymak, bir diğerinin başarısızlığını zevkle seyretmek; Oh olsun ! demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damla; topak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. global

1. küresel, 2. toptan

1. Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen. 2. Toplu bir biçimde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involving the entire earth; not limited or provincial in scope; 'global war'; 'global monetary policy'; 'neither national nor continental but planetary'; 'a world crisis'; 'of worldwide significance'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to anything in computing that extends over the whole system For example, a 'global search and replace' means that any occurrence of a specified word will be found, and replaced by another specified word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to an entire entity, such as a Windows NT domain or a collection of trusted/trusting domains Windows NT distinguishes global groups from local groups; local groups have permissions only for objects on the server in which the local group exists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In programming languages, pertaining to information defined in one subdivision of a program and used in at least one other subdivision of the program; pertaining to information available to more than one program or subroutine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As distinct from 'Global Coordination,' a 'Global' organization is simply one which has sales internationally, but doesn't necessarily coordinate work globally The company isn't a multinational company either, in that it doesn't have a big presence in mul

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variable, configuration section, procedure etc having a scope which is unlimited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This defines the scope of a variable or procedure If they are made global they can be accessed from anywhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic search on the Library catalogue which searches all fields of the record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A global variable is one that is outside every set of braces and is available in every scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Global means the whole world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to or governing all of the operations of an instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A setting that effects everything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to information available to more than one program or subroutine IBM. pertaining to the CCSDS sphere of influence [610 0-G-5] [620 0-B-1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either refers to status given on a bot/eggdrop to mean all or another word for global is worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variable or function that is accessible from any NewtonScript code Source: NPG.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole output sound may be EQ-ed The tone controls on a hifi amplifier are, therefore, global EQ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Learners who like to have the big picture and plug new information into this picture They want all of the information first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term meaning throughout the data To update cost rates 'Globally' just means that all employees will be updated at once by a set percentage rather than having to be amended individually. paging/browsing through page by page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Worldwide, including the U S.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object that has been created with the GLOBAL attribute and exported to all nodes in a multiprocessor system. the international dimension is completely integrated in these teaching materials Different terms and theories are discussed in an originally gl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across the board , global , globally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün dünyayı kapsayan; küresel, cihanşümul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küre, top, yuvarlak; arz küresi, dünya; yetkisini belirtmek üzere hükümdarların taşıdığı altın top; dünya küresi modeli; f. küre haline koymak, küre şeklini almak. globefish i. kirpi balığı. globe flower i., bot. altın top. globetrotter i. durm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklinde; küre şeklini andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklinde, küresel, kürevi; yuvarlardan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük yuvarlak, kürecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An albuminous body, insoluble in water, but soluble in dilute solutions of salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is also found in the crystalline lens of the eye, and in blood serum, and is sometimes called crystallin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the plural the word is applied to a group of proteid substances such as vitellin, myosin, fibrinogen, etc., all insoluble in water, but soluble in dilute salt solutions. a family of proteins found in blood and milk and muscle and in plant seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a blood protein See also immunoglobulin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of protein found in the blood Certain globulins contain disease-fighting antibodies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Globulin is the group of proteins in your blood that helps to fight infections It is actually comprised of about 60 different important proteins Some of the proteins in this group play an important role in blood clotting If your globulin level is abnormal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An important protein group present in barley and in beer It is the prime component in chill haze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A family of proteins found in abundance in plasma They include the gamma globulins, which in turn include the various antibody molecules produced by the immune system. a family of proteins found in blood and milk and muscle and in plant seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol., kim. globulin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orkestrada çan sesi çıkaran alet, tınlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. glaucome

tıp karasu

Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kümelenmiş, yığın halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sıkıntı, can sıkıntısı; karanlık kasvet; kasvetli yer; f. canı sıkkın olmak, surat asmak; kararmak (hava); kederli olmak, meyus olmak; karartmak, kasvet vermek, kederlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karanlık; kasvetli; sıkıcı, sıkıntılı; ümitsiz. gloomily z. kasvetle, ümitsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. medih, övme, ululama, yüceltme, hamt, sena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. methetmek, övmek, göklere çıkarmak, büyültmek, yükseltmek, yüceltmek, ululamak, fazlasıyla büyültmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şanlı, şerefli, ünlü; parlak, muhteşem, mükemmel, fevkalade. gloriously z. şanla, şerefli olarak. gloriousness i. şanlı oluş, ihtişam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şeref, şan, şöhret; övünme; övgü, medih, sena, sitayiş: parlaklık, şaşaa, haşmet, ihtişam; celâl, izzet: güz. san. hale; f. iftihar etmek, övünmek, çok sevinmek; gururlanmak; güz. san. hale şeklini almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parlaklık: cilâ, perdah; bir ayıbı örtmek için yapılan gösteriş; dış güzellik; f. parlatmak, cilâ yapmak, yaldızlamak; parlamak, yaldızlanmak; over ile sahte bir şekilde gizlemek. glosslly z. parlak bir şekilde. glossiness i. parlaklık, cilâlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. açıklama, şerh, haşiye, tefsir; satır aralarında verilen metin tercümesi; tevil, tahrif; f. açıklamak, şerhetmek, tefsir etmek, haşiye yazmak; yanlış tefsir etmek, tevil etmek, tahrif etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. dile ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kitaba veya yazara ait lügatçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dilin tamamını veya bir kısmını kesme ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dil iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek dil veya konuşma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz sesler veya sözler; bilinmeyen veya hayali bir dilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak, cilâlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanak çömlek imalâtında kullanılan kurşun sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek lisan konuşabilen: tetraglot dört lisan bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gırtlaksı; glotise ait. glottal stop dilb. hemze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. nefes borusunun ağzı, glotis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

j., f. eldiven; f. eldiven giydirmek. fit like a glove eldiven gibi uymak, tam kalıbına göre olmak, biçilmiş kaftan olmak. handle with kid gloves kızdırmamak için (bir kimseye) yumuşak davranmak. glover i. eldivenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ısıdan kızarmak veya beyazlaşmak, kor haline gelmek, yanmak; sıcak olmak, hararetli o!mak; kızarmak, kırmızılaşmak; şevke gelmek, alevlenmek; i. şevk, parlaklık, kızartı; hararet; ateş; şevk ve gayret. glowworm i. ateş böceği, yıldız kurdu, kand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dik dik bakmak, öfke ile bakmak; i. öfkeli bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tevil etmek, söze veya davranışa başka anlam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarı bukleli saçları olan kimse; düğünçiceği, (bot.) Ranunculus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knickerbockers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) galosh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatay bir direkten aşağıya doğru asılan bir çeşit bayrak. gon falonier' (i.) bu bayrağı taşıyan adam; orta çağda İtalya'da yüksek bir rütbe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenli olarak kodlanmış bilgi yollayan bir uydu ağıdır ve uydularla aramızdaki mesafeyi ölçerek yeryüzündeki kesin yerimizi tespit etmemezi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Global yer belirleme sisteminin kısa yazımı. Uydular aracılığıyla anlık yerinizi bulmanıza olanak sağlayan bir sistem.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. graphologie

1. yazı bilgisi, 2. yazı bilimi

1. El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. 2. El yazısından hareketle o kişinin karakterini ve kimliğini çıkarmayı amaç edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nişastanın şekere ,çevrilebilen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak çimenlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tumturaklı söz. grandiloquent (s.) tumturaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) girift nakış, meneviş; (mim.) sarılı veya bükülü iki üç telden ibaret pervaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) giyotin; kağıt bıçağı; (tıb.) bademcik makası; (ing.) (pol.) muzakere tahdidi; (f.) giyotin ile idam etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kadın doğum hastalıkları bilgisi, nisaiye, jinekoloji. gynceolog' ical (s.) kadın hastalıklanna ait . gyneeol'ogist (i.) kadın doğum hastaIıkları mütehassısı, nisaiyeci, jinekolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(hav.) otomatik pilot, topaçlı pilot düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azizlerin hayatı ile ilgili edebiyat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıldan yapılmış sert bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i.), (f.) dikkati çekme ünlemi; avda köpekleri saldırtma ünlemi; (i.) hayret ifade eden ses; (f.) bağırarak cesaret vermek veya canlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (ing.) Hayret! Hey !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdis etmek, kutsamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 31 Ekim akşamı, çocukların türlü kıyafetlere girerek eğlenceler tertip ettikleri hortlak gecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. los, loes) hale, ağıl, ışık halkası; (güz.) (san.) azizlerin başı etrafına konulan hale; şeref nuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (kim.) halojenli, halojenimsi; (i.) bir halojenle meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Tuz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kimyasal yapı açısından benzerlik gösteren ve hepsi çok çabuk tepkimeye giren, kimi zaman bilinen en zehirli kimyasallar olan klorine hidrokarbonlar ve sentetik organik kimyasallar gibi yeni bileşenler oluşturan ve beş elementten oluşan grup. Florin, klorin, bromin, iyot ve astatin bu gruba dahildir. Bir veya birden fazla hidrojen atomunun yerine halojen atomun geçtiği bileşiklere halojenleşti denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogene. halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) halojen, tuzveren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (biyol.) yarı kromozonlu (hücre).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fahişe, orospu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fahişelik, orospuluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otluk, samanlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without hearth or home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğu içinde suda pişip katılaşmış yumurta. Sıfat gibi de kullanılıp: Hazırlop yumurta denilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) başı önde; paldır küldür; önünü ardını düşünmeden; (s.) baş kısmı önde; kayıtsız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nesilden nesle intikal eden değerli şey; (huk). evladiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Alo. Merhaba Günaydın Hoş geldiniz. Hoş bulduk. (nad). Yahu, nedir bu ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köle; (b.h). eski Sparta'da köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köknara benzer bir çam ağacl, (bot). Tsuga; baldıran, ağıotu, (bot). Conium maculatum. water hemlock su baldıranı, (bot). Cicuta virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Alyuvarların en önemli cevheri. Birleşiminde demir, azot, oksijen, kömür ve kükürt vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemoglobin. haemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The normal coloring matter of the red blood corpuscles of vertebrate animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In arterial blood, it is always combined with oxygen, and is then called oxyhemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Blood crystal, under Blood. a hemoprotein composed of globin and heme that gives red blood cells their characteristic color; function primarily to transport oxygen from the lungs to the body tissues; 'fish have simpler hemoglobin than mammals'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the iron-protein component in the red blood cells that carries oxygen to body tissues. substance in the red blood cells that supplies oxygen to the cells of the body. iron-containing, oxygen-carrying pigment in red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The iron-containing pigment of the red blood cells which carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance contained within red blood cells that carries oxygen from the lungs throughout the body Hemoglobin is responsible for the color of red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hemoglobin is a substance contained within the red blood cells and is responsible for their color It has the unique property of combining reversibly with oxygen and is the medium by which oxygen is transported within the body It takes up oxygen as blood p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying part of the red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecule in the red blood cell that carries oxygen Hemoglobin combines with oxygen in the lungs and releases it in the tissues It is what makes blood red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen from the lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen to all parts of the body Hemoglobin is measured in grams per deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein inside your red blood cells It is the part of the red blood cell that carries oxygen from your lungs to the rest of your body Hemoglobin also carries sugar, because sugars can stick to all kinds of proteins in your body. a type of protein in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues where the oxygen is readily released and CO2 from the tissues to the lungs where it is released. the iron-containing pigment of the red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An iron-containing conjugated protein or respiratory pigment occurring in the red blood cells of vertebrates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A respiratory protein contained in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues of the body Its structure consists of two pairs of globin chains and a heme group that binds the oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This protein carries oxygen in the blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iron-containing pigment of the red blood cells that carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen and carbon dioxide and gives blood its red color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that carries oxygen Hemoglobin gives blood its red colour. an iron-containing respitory pigment of red blood cells that is made up of a globin composed of four subunits Each subunit is linked to a heme molecule that fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying pigment of red blood cells, it is manufactured in bone marrow, and composed of iron-containing heme and the protein globin Many types of hemoglobin have been identified, however adult and fetal types are considered to be normal Tests t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemoglobin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). sürüngenler ilmi. herpetologist (i). sürüngenler uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: Y. Fr.). Su ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tümsek, tepecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Maddede hayat bulunduğunu ileri süren eski bir görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Hiperbole benzeyen. 2. Hiperbolün iki ekseninden biri etrafında döndürülmesiyie meydana gelen satıh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopik anatomi, histoloji, dokubilim. histologist (i). histoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

avam, ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içi boş, oyuk; çukur, derin, çökük; yankı yapan, boşluktan gelen (ses); yalan, sahte, aldatıcı, riyakâr; aç. hollow pretense gösteriş, samimiyetsizlik. hollow victory bir şeye yaramayan zafer, boş başarı. beat him hollow mahvetmek, tam bir yenil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oyuk yer, çukur; dere; (f). oymak, içini oymak, çukur açmak; oyulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, riyakâr, güvenilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle gümüş kap veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek tüm, bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle yangın yüzünden birçok kimse ve şeyin mahvolması; ateşte yakılan kurban. the Holocaust Nazilerin yaptıklan Musevi Katliamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biri etkilenmiş ve diğeri tabii olan iki laser ışınının çarpıştırılması sonucu meydana gelen ve üç boyutlu resim verebilen negatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hologram AF (Otomatik Odaklama), zayıf aydınlatma koşullarında odaklamanın yapılması için lazer hologramı kullanır ve odaklamanın daha doğru yapılmasını sağlar. Sistem Lazer Sınıf 1 şartnamesinin gereklerini yerine getirdiğinden, insan gözü için yüksek düzeyde güvenlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hologram AF (Otomatik Odaklama), zayıf aydınlatma koşullarında odaklamanın yapılması için lazer hologramı kullanır ve odaklamanın daha doğru yapılmasını sağlar. Sistem Lazer Sınıf 1 şartnamesinin gereklerini yerine getirdiğinden, insan gözü için yüksek düzeyde güvenlik sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tamamı imza sahibinin eliyle yazılmış (belge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sinir iletilerinin beynin bütünü tarafından algılandığı kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Jeolojide yeni çağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir dönüşümde birbirine karşılık tutulan (elemanlar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homologous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One of a pair of chromosomes that segregate from one another during the first meiotic division 2 A gene related to a second gene by descent from a common ancestral DNA sequence The term, homolog, may apply to the relationship between genes separated by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a chromosome pair in diploid organisms or a gene that has the same origin and functions in two or more species. 1 One member of a chromosome pair 2 A gene similar in structure and evolutionary origin to a gene in another species.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This term is used by geneticists in two different senses: one member of a chromosome pair in diploid organisms, and a gene from one species, for example the mouse, that has a common origin and functions the same as a gene from another species, for example

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Elements in the same periodic table group that tend to exhibit similar, but not identical, chemical properties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a gene or morphological character that shares a common ancestry with a different gene or morphological character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine benzer veya birbirine eşit homolog'ical s. birbirine eşit, müsavi; birbirine benzer, benzeş, müşabih homology i. benzeşim, benzeyiş; eşitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapı, değer veya durum itibarıyle aynı olan, homolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hoparlörün performansı, önemli ölçüde diyaframda kullanılan malzemeye bağlıdır. HOP (High Oriented Polyolefine) hoparlör diyaframları çok sağlam ve serttir. Çok hafif olduklarından mükemmel yüksek frekans tepkisine sahiptirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Oparlör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loudspeaker. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speaker. loud-speaker. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakti gösteren alet, saat. horol'oger i. saatçi, usta saatçi. horol'ogy i. vakit ölçme ilmi; vakit ölçen aletler yapma sanatı. horolog'ica1 s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binektaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, velvele, yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. halloo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cam gibi şeffaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. beyinde su toplanmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroloji, su bilimi hydrolog'ic(al) s. hidrolojik, su bilimi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sucul, hidrofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilahi besteleme veya tetkik etme sanatı; ilahiler. hymnologist i. ilahi besteleyen veya düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zoolojinin balıklar bahsi. ichthyologist i. balık bilgisi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikonları inceleme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe), ideoloji taraftarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir kuramın dayandığı düşüncelerin tümü, ideoloji ideolog'ical s. ideolojik ideol'ogist i. ideolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Siyasî bir parti, bir hükümet, sosyal bir sınıf vesairenin hareketlerine istikamet veren ve siyasî yahut sosyal bir doktrin meydana getiren fikirler sistemi. 2. Hakikî olaylarla alâkalı olmayan fikirler üzerine kurulmuş doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimolann kar veya buzdan yapllmlş evi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız, mantığa aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. International Labor Organization.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immunologie

bağışıklık bilimi

Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle içeriye doğru çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. niyaz etmek, yalvarmak, istirham etmek, dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, inclosure bak. enclose, enclosure .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanmaz; güvenmez, kuşkulanan, kuşkusu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek açma; top halinde çiçek açma; çiçeklerin sapları üzerinde umumi duruşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeriye akış. inflow pipe içeri akıtma borusu, verici boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıp, şerefsiz, utandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine bağlamak, birbirine kenetlemek; (mak.) birlikte işlemeleri için manivelaları birbirine bağlamak. interlocking directorates idare heyetleri ekseriyetle aynı üyelerden meydana geldiğinden birlikte çalışan şirketler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başkası ile konuşan kimse; ABD komedyen üçlüsünü sorularıyle yöneten ortadaki adam. interlocution (i.) konuşma, mükâleme, muhavere. interloc'utory (s.) konuşmaya ait, konuşma niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başkasının işine karışmak, tecavüz etmek. interloper (i.) başkasının işine burnunu sokan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (dilb.) harita üzerinde konuşmaları farklı olan bölgeleri birbirinden ayıran çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. İzmaritten büyük, sivri burunlu ve yuvarlakça bir cins balık. 2. Süryânî yazısının bir çeşidi ki, Nastûrîler’ce kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital bilgi işleme alanında (bilgisayar sektörü, monitör üreticileri vs.) faaliyet gösteren endüstrileri ve firmaları ifade eden genel bir terimdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo külüstür otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Fr. Venedik usulü pancur, jaluzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıskanç, günücü, hasetçi; aşırı titiz. jealously z. kıskançlıkla, hasetle. jealousy i. kıskançlık, günü, haset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ). Agar ağar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Jeoloji mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologue

yer bilimci

Yer bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist yerbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Yeryüzündeki toprağın ve kayaların çağlar boyunca geçirdiği değişiklikleri, hususiyetlerini ve vaziyetlerini inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologie

yer bilimi

Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology. geology yerbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologique

yer bilimsel

Yer bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geological yerbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologic. geological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologue

yüzey bilimci

Yüzey bilimi ile uğraşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzüne ait dış görünüm şekillerini (düzlük, çukurluk, girintili çıkıntılı yapı, vb.) niteleyen bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologie

yüzey bilimi

Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Yaşlı ve paralı kadınların tuttukları genç Işık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo. lounge lizard. poodle father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gynécologie

tıp kadın hastalıkları

Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecology. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology. gynaecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. câble ki, o da Ar. «habl»dan). Elektrik akımı iletmede veya telgraf, telefon hatlarında kullanılan izole edilmiş iletken tellerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. lead. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. flex. cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. cord. conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funicular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a cable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Artık belirli BRAVIA TV’lerde kablolu yayın şebekelerinde kullanılmak üzere, entegre televizyon tuneri bulunmaktadır. Bu da, bir alıcı kutusuna gerek kalmadan, BRAVIA TV’nizi anten girişi aracılığıyla doğrudan kablolu yayın şebekesine bağlayabilmenizi sağlar. Teknik ya da ticari nedenlerle, tümleşik TV tunerlerimiz her ülkedeki yerel kablolu yayın şebekeleri ile uyumlu değildir. Hangi entegre TV tunerin bulunduğunuz yere uygun olduğunu kontrol edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. cordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Wi-Fi® ya da Kablosuz teknolojiye sahip aygıtlar yerel alan ağına bağlanabilir ve fiziksel (kablolu) bağlantı gerekmeden veri gönderebilir/alabilir. Dizüstü, vb. gibi birçok aygıt ‘Wi-Fi® Teknolojili’ olacaktır – bu, sözü geçen aygıtların her zaman tam donanımlı olacağı ve erişime izin veren herhangi bir yerel alan ağına bağlanabileceği anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Demir üzerinde bulunan gemilerin zincirinin denizde bulunan kısmı. Kaloma vermek = Demirin zincirini koyuvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Tıpta kullanılan zehirli cıva birleşimi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calomel

kim. tatlı sülümen

Cıva birleşimlerinden, hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. L. fizik). 1. Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarı. Isı birimi kaloridir. Besinlerin, vücutta yanarak sıcaklık ve kuvvet sağlama değerleri kalori ile ölçülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie. calory. therm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.r). Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak su, hava, yahut buharı, borularla bir binanın yahut taşıtın içinde dolaştırmak suretiyle ısıtan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. central heating. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. central heating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central heating. central heating unit. furnace. central heating system. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnace room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. fizik). Isı ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimètre

fiz. ısıölçer

Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimétrie

fiz. ısı ölçümü

Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. galoche). Eskiden ayakkabıları çamurdan muhafaza için üstten giyilen kundura (Fransızca’da başlıca lâstiklere denildiği halde bizde yalnız kunduracı işi olan . dikişlilerine denilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cancérologie

kanser bilimi

Kanseri ve ona yol açan hastalıkları inceleyen tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cadı, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Fertlerde karakterin gelişmesini ve farklarını araştıran bilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1699'da Osmanlı imparatorluğunun Karlofça antlaşmasını imzaladığı Yugoslav şehri, Karlofça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kartlaşmış, yaşı geçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Belli bir tertibe göre yapılmış eşya listesi: Kitap kataloğu. Otomobil kataloğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. catalog. beadroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalog. catalogue. catalog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue , catalog , newsletter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk masallarının çoğunda geçen ve ilkin silik bir kişi iken yavaş yavaş birçok faziletleri beliren ve sonunda zekâsı ve yiğitliğiyle murâdına eren bir kahramanın adı olup bir ailenin himayesine veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocukları anlatmak üzere bir okşama sözü gibi de kullanılır: Bizim keloğlanı incitmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Siklon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclone. region of low pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Siklotron.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kilogram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilo. kilo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation of Kilogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combining form used to signify thousand in forming the names of units of measurement; as, kilogram, kilometer, kilowatt, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilogram. kilo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prefix meaning thousand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix indicating 1000 in the metric system Because computing is based on powers of 2, in this context kilo usually means 2, or 1024 To differentiate between these two uses, a lowercase k is used to indicate 1000 , and an uppercase K to indicate 1024. o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metric prefix meaning 1000 or 103.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix indicating 1,000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix used to indicate 1000 of the succeeding unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix meaning 103 For example, kilohertz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prefix meaning one thousand. a prefix utilized in the metric system of measurement that denotes 10 to the power of three or 1,000; symbol is k. [return to top] Abbreviated 'k' It means one thousand In computer specifications it has an exact value of 1,024

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for kilogram A metric unit of weight, approximately 2 2 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Designation for one thousand. 1) Kilogram 2) Kilometer 3) A prefix meaning 'thousand' used in the metric system and other scientific systems of measurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix meaning one-thousand For example, ten thousand bites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thousand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousand in the metric system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multiplier representing 1 x 10 3. kilo is a prefix to a unit of measurement representing 103 in base-10 numbering In computer terms, it's the closest decimal number to 1000 based on base-2 and is equivalent to 210 Usually abbreviated as k.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prefix meaning 1000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A numerical prefic denoting 1000 Kilohertz -- A term denoting one thousand cycles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typically used to mean 1000 In computer applications it stands for 1024.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A simple 1,000M race against the clock The best kilo riders are typically those with a high top speed and an extremely high pain tolerance to continue pedaling well beyond their lactate threshold The strategy for the kilo comes well before race day The ki

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denotes 1000 units of a measure. one thousand grams; the basic unit of mass adopted under the Systeme International d'Unites; 'a kilogram is approximately 2 2 pounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) bin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilogram; kilometre..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyo dalgalarının ölçü birimi, saniyede bin devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir desimetre küb damıtılmış suyun ağırlığına eşit ağırlık birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilogram. kilogramme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of weight, being a thousand grams, equal to 2.2046 pounds avoirdupois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One kilogram is equivalent to 1,000 grams or 2 2 pounds; the mass of a liter of water. one kilogram is equivalent to 1,000 grams or 2 2 pounds; the mass of a liter of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The kilogram is a unit of mass, equal to 2 2 pounds, or 1,000 grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One kilogram is equivalent to 1,000 grams; the mass of a liter of water. unit of mass in the metric system. the standard for unit of mass and weight in the metric system; equivalent to 1000 grams ; symbol kg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of mass in the metric system; the mass of the International Prototype Kilogram, a cylinder of platinum-iridium alloy, stored at Seures, France, by the International Bureau of Weights and Measures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metric unit of mass Equals 1000 grams Also equals about 2 2 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metric unit of weight; about 2 2 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of mass in the metric system; one of the seven fundamental units.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of weight in the metric system equivalent to 1,000 grams or 2 2046 lbs Knockdown Flange Body hook and cover hook in contact, but not tucked in. A weight of measure equivalent to approximately 2 2 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousand grams. : A metric unit of measurement One kilogram is equal to 1000 grams or 2 2 pounds. one thousand grams. kill-o-jool A unit for measuring mass There are 1000 g in 1 kg. n kilogram. one thousand grams; the basic unit of mass adopted under

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilogram, kilo .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). 1 kilogram ağırlığındaki bir kitlenin yere doğru çekilme kuvvetine eşit enerji birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir kilo ağırlığındaki bir cismi bir metre yükseğe kaldırmak için sarfedilen kuvvete karşılık olan enerji ve iş birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilohertz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one thousand periods per second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilohertz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilocycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng., fizik). Bin jul değerinde iş birimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overweight. fat. fleshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bin metre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being a thousand meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is equal to 3,280.8 feet, or. 62137 of a mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer. mileage. kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Y.’dan). (tıp) Midede hazmolunan besinlerden çıkan süt gibi bir maddenin ince damarlar vasıtasiyle vücuda yayılması: Kilostan önce su içmemeli; kilos olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilocyle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. 1000 ton’a eşit ağırlık birimi. 2. Atom bombası gibi nükleer silâhların kudretini gösteren birim. Bir kiloton 1000 ton T.N.T. (trinitrotolüen) nin patlamasıyle meydana gelen enerjiye eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measure of explosive power equal to that of 1000 tons of TNT one thousand tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy of a nuclear explosion that is equivalent to the explosion of 1,000 tons of trinitrotoluene explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy of a nuclear explosion that is equivalent to an explosion of 1,000 tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nuclear explosive force equal to a thousand tons of conventional high explosives. one thousand tons. a measure of explosive power equal to that of 1000 tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng.). Bin vatlık elektrik gücü birimi; kilovat saniyede bir kilojul iş meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt-hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1000 volta eşit elektrik gerilimi birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of electromotive force equal to one thousand volts. a unit of potential equal to a thousand volts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilovat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy-dress ball. costume ball. fancy dress ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Işık tayfında kırmızının ötesindeki alanda yayılan ve ısı ışınlarından ibaret olup, gözle görülemeyen ışıltı, enfraru).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.