Lor ne demek? | Lor anlamı nedir? | Lor

Lor anlamı nedir?

Lor ne demek?

Lor anlamı nedir?

Lor | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lor

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit teze ve yumuşak taze peynir: Lor peyniri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd. goat's milk curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Letter of Reprimand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Letters of Response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Level of Risk, i e low, moderate or high. man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd. goat's milk curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Letter of Reprimand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Letters of Response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Level of Risk, i e low, moderate or high. man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekâr erkek, evlenmemiş erkek; fen veya edebiyat fakültesi mezunu; bir başkasının bayrağı altında hizmet eden genç şövalye. bachelor'sbutton (i)., (bot). peygamber çiçeği. bachelordom, bachelorhood bachelorship (i). bekârlık. Bachelor of Art

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). teminatı veren mudi, iade edilmek üzere mal veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki renkli, çift renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akaryakıtı yakıcı bir madde (hava, oksijen) ile birleştirerek tutuşturup, yakmaya yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner yakmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ısı, hararet; eski fizik kuramlarına göre ısı maddesi; (s). ısıya ait, ısıyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalori, Isı birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ısı meydana getiren, ısıtıcı. calorifica'tion (i). ısıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek rütbeli hakim veya diğer devlet memuru; saray katibi; rektör; (Almanya'da) şansölye, başbakan. Chancellor of the Exchequer ingiltere'de Maliye Bakanı. Lord Chancellor ingiltere'de Lordlar Kamarası Başkanı ve Adalet Bakanı. chancellorship (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kloralhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klorik asit tuzu. chlorate of zinc lehim suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). klorik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). klorlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). kloroform; karınca yağı; (f). kloroformla uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). klorofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). içinde klorofil bulunan protoplazma, kloroplast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kloroz, sarıcalık; (tıb). genç kızlarda demir eksikliğinden meydana gelen kansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). kloröz asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melez Güney Afrikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). solmaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli, canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). encümen üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışman, müşavir; öğüt veren kimse; (çocuk kamplarında) yardımcı; (pol). müsteşar, bir elçilikte elçiden sonra gelen dışişleri memuru; avukat, dava vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir şeklindeki bir odanın duvarlarına yapılan resim; tiyatro sahnenin silindir şeklindeki arka duvarı veya arka perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyazlatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini açmak, soldurmak, ağartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızlığını bozma, bikrini izale etme; bir şeyin tazeliğini ve taravetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). den dolayı kederlenmek, teessüf etmek, acımak; beğenmemek, taraftar olmamak. deplorable (s). müessif, acınacak halde, acıklı. deplorably (z). acınacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). başka bir elemanla iki atom klordan mürekkep kim yasal bir madde, diklorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir keder, gam, elem, azap. dolorous (s). acıklı, kederli, elem veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doubleur

sin. ve TV benzer

Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stunt man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stunt man. stunt woman. stand-in. double. dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber. lining. stand in. understudy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiçek açmak; (kim). hava ile temas edince ince toz haline gelmek; tozla örtülmek. efflorescence (i). çiçek açma, olgunlaşma; tozlanma; (tıb). derinin kızarması. efflorescent (s). çiçeklenen, çiçek açan; hava ile temas edince tozlanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flori.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Florin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Flüor kelimesinin bir söylenişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flohr flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yeast that produces a film on the wine's surface and gives it a distinctive flavor Found in Jerez. m: floor, pavement 725.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The layer of yeast that helps the formation of aldehydes during the aging of certain wines such as those in Jerez, Moriles, Montilla, Rueda and the region of Jura.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir bölgede veya bir ülkede yetişen bitkilerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

bit. b. bitki örtüsü

Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The goddess of flowers and spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete system of vegetable species growing without cultivation in a given locality, region, or period; a list or description of, or treatise on, such plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all the plant life in a particular region. a living organism lacking the power of locomotion. is the total plant life in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plants of a particular region, geological period, or environment. the plants that live in a particular area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire plant population of a given area, environment, formation, or time span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plant life of an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plant life or vegetation of a region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for all forms of plant life characteristic of a region, period or special environment Flore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plant life. the plant and/or bacteria species that inhabit a particular environment, e g , intestinal flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plants of a region. [n] plant life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants of a given region or period of geologic time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire group of plants found in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A list of all plant species that occur in an area. the plants of a particular region or time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the plant life of a given place. the total of all different plants of an area versus vegetation, a total of all plants The limitation of a flora can be geographical or artificial For example, the 'flora of Michigan' should not include a plant found ev

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire plant life of a particular region or geological period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total plant life of an area at a time 'Vegetation' is more limited, usually meaning the large vascular plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitey, flora, bir bölgede yetişen bitkilerin topu; bu bitkiler hakkında yazılmış eser; (tıb). belli bir kısımdaki mikroplar. floral (s). çiçeklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eskrimde, düz ve yuvarlak namlulu, ucu düğmeli kılıç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Floransa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Floransa'ya ait; (i). Floransalı; bir çeşit kabartma çizgili ipek kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescent flüorışıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçeklenme, çiçek açma zamanı; başarı devresi. florescent (s). çiçek açmış, donanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ayçiçeği ve nergis gibi bileşik çiçeklerin ortasındaki ufak çiçekçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Altın para.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçeklerle süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırmızı, yüzüne ateş basmış (yüksek tansiyondan); çok süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçek veren, çiçekli, çok çiçek açan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hoianda’nın para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avusturya’da para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver coin of Florence, first struck in the twelfth century, and noted for its beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name is given to different coins in different countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The florin of England, first minted in 1849, is worth two shillings, or about 48 cents; the florin of the Netherlands, about 40 cents; of Austria, about 36 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florin. guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). on dokuzuncu yüzyıla mahsus gümüş. Avusturya parası; iki şilin kıymetinde ingiliz parası; Hollanda'da kullanılan madeni bir para, florin, gilder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçekçi, çiçek yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Kadınla erkeğin fazla ileri gitmeyen aşk alâkaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirt. date. wooing. flirtation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. flirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtation. girlfriend. boyfriend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. flirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt. carry on. dally with. flirt with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeşilli, sarılı ve güzel sesli bir cins kuş. 2. Bir nevi sarı çiçek. (bk.) Flurya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Halk bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. folklore

halk bilimi

Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklore. folk dancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ing. Ar. T.). Halk musikisi. Klasik musikiden ilkelliği ile ayrılan, kapalı çevre ve köylerin musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz, meyus; terkedilmiş, metruk, sahipsiz, kimsesiz, ıssız. forlorn hope boş ümit; ümitsiz bir teşebbüs; fedailer takımı. forlornly (z). ümitsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z bol bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. medih, övme, ululama, yüceltme, hamt, sena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. methetmek, övmek, göklere çıkarmak, büyültmek, yükseltmek, yüceltmek, ululamak, fazlasıyla büyültmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şanlı, şerefli, ünlü; parlak, muhteşem, mükemmel, fevkalade. gloriously z. şanla, şerefli olarak. gloriousness i. şanlı oluş, ihtişam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şeref, şan, şöhret; övünme; övgü, medih, sena, sitayiş: parlaklık, şaşaa, haşmet, ihtişam; celâl, izzet: güz. san. hale; f. iftihar etmek, övünmek, çok sevinmek; gururlanmak; güz. san. hale şeklini almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hoparlörün performansı, önemli ölçüde diyaframda kullanılan malzemeye bağlıdır. HOP (High Oriented Polyolefine) hoparlör diyaframları çok sağlam ve serttir. Çok hafif olduklarından mükemmel yüksek frekans tepkisine sahiptirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Oparlör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loudspeaker. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speaker. loud-speaker. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. niyaz etmek, yalvarmak, istirham etmek, dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek açma; top halinde çiçek açma; çiçeklerin sapları üzerinde umumi duruşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıp, şerefsiz, utandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. fizik). 1. Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarı. Isı birimi kaloridir. Besinlerin, vücutta yanarak sıcaklık ve kuvvet sağlama değerleri kalori ile ölçülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie. calory. therm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.r). Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak su, hava, yahut buharı, borularla bir binanın yahut taşıtın içinde dolaştırmak suretiyle ısıtan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. central heating. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. central heating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central heating. central heating unit. furnace. central heating system. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnace room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. fizik). Isı ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimètre

fiz. ısıölçer

Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimétrie

fiz. ısı ölçümü

Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. kimya). Normal sıcaklıkta gaz halinde bulunan ve Cl senboliyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Cl

Atom Numarası: 17

Kütle Numarası: 35,453

Yoğunluk: 3,214 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -101,5 °C

Kaynama Sıcaklığı: 34,04 °C

Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur. Birçok elementle bileşik oluşturabilir.

İçme ve şebeke sularını güvenilir hale getirmede ve endüstrinin çeşitli alanlarında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chlorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chlorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organoklorlar diye de adlandırılırlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieidrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde değişmeden kalırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chlorinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Bitkilere yeşil renklerini veren madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Oksijen üretmek için ışığı ve karbon dioksiti kullanan, bitkilerde bulunan renk maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chlorophyll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı (kalıcı) bileşikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. kimya). Renksiz, uyuşturucu ve bayıltıcı bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chloroform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chloroform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. T. kimya) (y. k.). Bir klorürde erimiş bulunan kloru ölçmeye yarayan Alet, klorometre, Fr. chloromfetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yer mantarından elde edilen bir çeşit antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. botanik). Yeşil bitki hücrelerinin klorofil moleküllerini taşıyan elemanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). Genç kızlarda görülen bir kansızlık çeşidi .

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak bileklerinde şişme görülür. Belirtiler kayboluncaya kadar aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ispanak, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya yarım kilogram yıkanmış ve temizlenmiş ıspanak konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chloride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chloride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ekseriya üç tümen ve başka tamamlayıcı birliklerden meydana gelen askert birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps. army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir rengin nelerden meydana geldiğini bulmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimètre

fiz. renkölçer

Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Renk ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimétrie

fiz. renk ölçme

Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. contrôleur

denetçi

Denetlemeyle görevli kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controller. auditor. ticket inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. controller. inspector. comptroller. guard of a train. tally keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mucir kimse, emlâkini kiraya veren mal sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyo sinyalleri ile gemi veya uçağın yerini tespit eden bir sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. İngiltere’de asilzâdelere verilen umumi isim. Asıl lordlar, baronlardır; fakat vikont, kont ve markilere de «lord» denir. 2. mec. Çok zengin kimse: Lord gibi yaşıyor. Lordlar Kamaralı = İngiliz parlamentosunun senato kısmı, İngiliz Ayân meclisi kl, lordlardan müteşekkildir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. efendi, sahip, mal sahibi; hakim, hükümdar; lord (bir asalet unvanı); b.h. Rab, Allah, Tanrı; Hazreti İsa; f. lord payesi vermek. Lord bless me! Aman ya Rabbi! Lord Chamberlain İngiltere'de baş mabeyinci. lord it over someone gururlu dav- ranm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. amirane, lordvari, lorda yaraşır bir sekilde; azametli, muhteşem, asil; gururlu, kibirli, küstah. lordliness i. azamet; gurur, kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurga kemiğinin alt kısmının ileri doğru fazla çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lordluk sıfatı veya payesi; egemenlik, üstünlük; his veya your ile lord cenapları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilim, bilgi, irfan (özellikle eski zaman bilgileri).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşlarda gaga dibi ile göz arasındaki bölge, ağız ile göz arasındaki düzlük (kuş, sürüngen, balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süslü sapı olan ve kullanılmadığı zaman katlanabilen gözlük; sapı opera dürbünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kamyon; A.B.D. alçak olup yansız ve dört tekerlekli yük arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lordship. lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lordship. lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı kalıbının çapı. Baş lorta = Büyüğü. Orta lorta = Ortalaması. Aşağı lorta = Küçüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya ve komşu adalara mahsus parlak kırmızı renkli papağan; Güney Afrika'ya mahsus parlak tüylü bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevgilisi tarafından bırakılmış, terkedilmiş; aşk hicranı çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta siparişiyle alınan. mailorder house posta ile sipariş kabul eden mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., isp. Mayorka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz asilzadesi (bu tabir Fransa'da kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündüzsefası, kahkahaçiçeği, bot. Convolvulus purpureus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mini sistemlerde, farklı yayılım düzenleriyle üç tweeter’ın geliştirilmiş ve genişletilmiş sürümü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tabii renkte olmayan; açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sesi büyüten cihaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahakküm eden kimse; başkasından üstün kimse; derebeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solgunluk, beniz sarılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oturma odası, salon; bir otelde umumi salon. parlor car rahat koltuklarla döşenmiş vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rengârenk, alaca, iki veya daha fazla rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eskiden kullanılan ve boyun ve kolları geçirmeye mahsus delikleri olan suçluları teşhir aleti; f. bu alete bağlayarak teşhir etmek; teşhir etmek, elale min maskarası etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide kapısını kesme ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. mide kapısı, pilor. pyloric s. mide kapısına ait, pilorik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Üç temel renk vardır: kırmızı, mavi ve sarı. Siyah renk değildir, çünkü; üzerinde ışığın yansıyabileceği boya yoktur. Beyaz ise gökkuşağındaki tüm renklerin yutulmasından kaynaklanır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gül renkli. see the world through rose-colored glasses dünyayı toz pembe görmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici; düz tepeli ve dar kenarlı hasır şapka. a bad sailor deniz tutan kimse. sailorly s. gemici gibi, gemiciye yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakımsızlık, pislik, miskinlik, sefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatroda oyunculara rollerindeki sözleri fısıldayıp hatırlatan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. terzi; f. terzilik yapmak; uydurmak. tailor's tack bol teyel. tailor's twist terzilerin kullandıkları sağlam ibrişim. merchant tailor tüccar terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terzi kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terzi elinden çıkmış, iyi dikilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. sosyoloji) (Taylor özel adından). İş verimini artıracak yolda işletmeciliği düzenlemek için teklif edilen usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) yer sarsıntısı, deprem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç renkli bayrak; b.h. Fransız bayrağı. tricolored s üç renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyasız; tarafsız, renksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keşfedilmemiş, araştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, gururlu. vaingloriously z. mağrurca, gururla. vaingloriousness i. kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı derecede kendini beenmişlik, boş gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. valeur

1. değer, 2. geçerlik, 3. dil b. anlam

1. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, kıymet, paha. 2. Yürürlükte olma, değerini sürdürme durumu. 3. Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbers. value date. official date when money is transferred. becomes good funds to the depositor. valuta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Value Date)

İşlem sonucu oluşan yükümlülüklerin yerine getirildiği, başka bir ifade ile menkul kıymet ve nakdin el değiştirdiği (takas) tarihtir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

Bir tonun göreceli şiddeti veya bir tona ait kuvvet. Bir tondaki ışık ve gölgelerin derecesinin getirdiği fark. Renklerin içlerindeki siyah ve beyaz ile ilgilerinden doğan koyu-açık farklarına, değerlerine renklerin valörleri denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret, mertlik, bahadırlık, kahramanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetçe fiyat tespiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükümetçe fiyat tespit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yiğit, cesur. valorously z. yiğitçe. valorousness i. yiğitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok renkli, rengarenk; yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. militarizm uğruna diktatörce davranan yönetici; mahalli diktatör (özellikle Uzak Doğuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı şarap renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by