Loş ne demek? | Loş anlamı nedir? | Loş

Loş anlamı nedir?

Loş ne demek?

Loş anlamı nedir?

Loş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: los

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karanlıkça, çok aydınlık olmayan: Loş oda. 2. Tenbel, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. coğrafya). Vadi ve yamaçlarda bulunan sarı renkli verimli bir balçık çeşidi. Esası kil ve kumdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. dusky. gloomy. obscure. shadowy. shady. dusk. somber. sombre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. shadowy. sombre. gloomy. dusky. murky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. dark. murky. poorly lit. crepuscular. gloomy. shadowy. sombre somber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük Britanya’da yerleşen Germen ırkından aşiretlerin adı. 2. Ana dili İngilizce olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anglo saxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anglo-saxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). oynakların yapışması, eklem katılaşması, ankiloz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. L.). En yüksek rütbeli konsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiçek, meyva baharı; f çiçek vermek, bahar açmak; gelişmek; hali vakti yerinde olmak. in blossom baharı açmış, çiçeklenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırdili, bot. Anchusa; ökuzdili, bot. Anchusa officinalis viper's bugloss havacıva otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nasır tutma, nasırlı bir halde olma; nasır; hissizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (kim). selüloz cellulose acetate suni deri veya sentetik kumaş ve iplik yapımında kullanılan selüloz asetat karışımı cellulose tape selüloz bandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yakın birbirine yakın; kısımları birbirine yakın, sıkı; kapalı, kapatılmışı; dar, sıkışık; havasız; fikirlerini açıklamaktan kaçınan, sıkı ağızlı; gizli tutulan, saklı, mahrem; cimri, hasis; (dilb). ağzı kısarak söylenen (harf); hemen hemen eşit ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).avlu, kilise avlusu, etrafı çevrili arazi; (ing). ve iskoç geçit, giriş yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, nihayet; bağlantı: göğüs göğüse kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kapamak, kapatmak; tıkamak doldurmak (delik); son vermek; etrafını çevirmek, ihata etmek; kapanmak; sona ermek; yaklaşmak; anlaşmaya varmak; birleşmek. close down kapamak; kapanmak. close in on etrafını çevirmek. close out (ABD). hepsini satmak, in

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ince damarlı (ağaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (den). orasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıkı ağazlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sIkI ağızlı, konuşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). talim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). küçük oda, bölme; hücre; tuvalet, hela, apteshane; (s). özel, şahsi; gizli, mahrem; uygulanma kabiliyeti olmayan: (f). özel bir odaya kapatmak; mülakat veya görüşme yapmak için bir odaya çekilmek. closet drama okunmak için yazılmış piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muazzam, kocaman, çok büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kolostomi, kolonda açılan bir yarıkla suni anus teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Cinayet, hırsızlık vs. suçluların bıraktığı parmak izlerinden tanıma usulü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açmak, ifşa etmek; keşfetmek, göstermek, izhar etmek. disclosure (i). açma, ifşa etme, söyleme; ifşa olunan şey, ifşaat, haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kapamak, hapsetmek, sarmak, kuşatmak, çevirmek; zarf içine koymak, ilişikte göndermek; ihtiva etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). infilak, patlama; galeyan, parlama, hiddetlenme. population explosion hızlı nüfus artışı. explosion oflaughter kahkaha tufanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). patlayıcı; (i). infilak maddesi, patlayıcı madde. high explosive yüksek patlamalı madde. explosively (z). patlayarak. explosiveness (i). patlama kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. felones de se veya felos de se) (huk)., (Lat). intihar eden kimse, intihar etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Floş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floş, bir çeşit ipek teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (I ince okunur). 1. Bükülmemiş ipek. 2. Pokerde aynı rengi taşıyan bir el kâğıt, Türkçe: renk. Floş ruvayal = Pokerde aynı renkte ve kesintisiz sıra ile dizilmiş beş kâğıt ki, en üstün kâğıt sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss silk. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bükülmemiş ham ipek, floş; kısa ipek telleri, ipek gibi yumuşak tüyler. floss silk elişlerinde kullanılan floş, ham ibrişim. dental floss diş aralannı temizlemeye yarayan mumlu iplik. flossy (s). tüylü, hafif ve yumuşak; argo şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak; imkânsızlaştırmak, engellemek; önceden halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaloş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshoe. rubbers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh. overshoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kaloş, kısa çizme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parlaklık: cilâ, perdah; bir ayıbı örtmek için yapılan gösteriş; dış güzellik; f. parlatmak, cilâ yapmak, yaldızlamak; parlamak, yaldızlanmak; over ile sahte bir şekilde gizlemek. glosslly z. parlak bir şekilde. glossiness i. parlaklık, cilâlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. açıklama, şerh, haşiye, tefsir; satır aralarında verilen metin tercümesi; tevil, tahrif; f. açıklamak, şerhetmek, tefsir etmek, haşiye yazmak; yanlış tefsir etmek, tevil etmek, tahrif etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. dile ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kitaba veya yazara ait lügatçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dilin tamamını veya bir kısmını kesme ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dil iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek dil veya konuşma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz sesler veya sözler; bilinmeyen veya hayali bir dilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak, cilâlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanak çömlek imalâtında kullanılan kurşun sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) galosh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nişastanın şekere ,çevrilebilen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without hearth or home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Jeolojide yeni çağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, inclosure bak. enclose, enclosure .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (dilb.) harita üzerinde konuşmaları farklı olan bölgeleri birbirinden ayıran çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. İzmaritten büyük, sivri burunlu ve yuvarlakça bir cins balık. 2. Süryânî yazısının bir çeşidi ki, Nastûrîler’ce kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. cordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Wi-Fi® ya da Kablosuz teknolojiye sahip aygıtlar yerel alan ağına bağlanabilir ve fiziksel (kablolu) bağlantı gerekmeden veri gönderebilir/alabilir. Dizüstü, vb. gibi birçok aygıt ‘Wi-Fi® Teknolojili’ olacaktır – bu, sözü geçen aygıtların her zaman tam donanımlı olacağı ve erişime izin veren herhangi bir yerel alan ağına bağlanabileceği anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. galoche). Eskiden ayakkabıları çamurdan muhafaza için üstten giyilen kundura (Fransızca’da başlıca lâstiklere denildiği halde bizde yalnız kunduracı işi olan . dikişlilerine denilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cadı, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kartlaşmış, yaşı geçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Y.’dan). (tıp) Midede hazmolunan besinlerden çıkan süt gibi bir maddenin ince damarlar vasıtasiyle vücuda yayılması: Kilostan önce su içmemeli; kilos olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilocyle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy-dress ball. costume ball. fancy dress ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Alt tarafı çan şeklinde genişleyen eteklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flared. bell-shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. claustrophobie

tıp kapalı yer korkusu

Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ummacı ve gulyabanî gibi, korkutmak için uydurulmuş hayalî şahıs veye alev suretinde mezardan çıktığına inanılan ölü, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (L. consulus). Bir devletin, tab’alarının çeşitli işlerini görmek üzere’ yabancı devletlerdeki bir şehre tayin ettiği diplomat, Osm. şehbender, Fr. consul. General konsolos = Başkonsolos, Osm. başşehbender, Fr. consul gâniral. Vis konsolos = Osm. şehbender vekili, Fr. vice-consul, konsolos muavini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk binası, dairesi ve makamı, Osm. şehbenderhâne, şehbender konağı, dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehbenderlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consular. consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulate building. duties or rank of a council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(lost) kaybetmek, yitirmek, zayi etmek; kaçırmak, elden kaçırmak; şaşırmak; azıtmak; kaybolmak; mahrum olmak; mağlup olmak. lose face itibarını kaybetmek. lose ground geri çekilmek, mevkiini kaybetmek. lose oneself kendini kaybetmek, kendinden ge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Kandaki akyuvarların aşırı derecede çoğalmasıyla beliren çok ağır bir hastalık, kan kanseri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. luecémie

tıp kan kanseri

Kanda akyuvarların olağanüstü çoğalmasıyla beliren bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında kan kanseri denilir. Kandaki alyuvarların aşırı derecede çoğalması sonucu meydana gelir. Aşağıdaki reçeteler koruyucu ve tedavi edici olarak kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mineçiçeği, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 tutam mine çiçeği konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Yemeklerden önce birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukaemia. leukemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukemia. leukaemia kan kanseri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukaemia. leukemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukemia. leukaemia kan kanseri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaybeden kimse; ziyan eden kimse. a good loser oyunu kaybedince kızmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kazançlı olmayan, ziyan gören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Loş olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimness. darkness. murkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziyan, zarar, hasar; harabiyet, kayıp, elden çıkma; israf, telef; ask. zayiat, kayıplar. loss leader tic. müşteri kazanmak için ziyanla satılan belirli bir şey. loss of civic rights huk. medeni haklardan iskat. loss of profit huk. mahrum kalınan ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaybolmuş, zayi olmuş, telef olmuş, gitmiş; mahvolmuş; aklını şaşırmış, kendini kaybetmiş; yolunu şaşırmış; dalgın, düşünceye dalmış; israf olmuş; duygusunu kaybetmiş. lost cause kaybedilmiş dava, ümitsiz dava. lost in tamamen dalmış. lost to kayb

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Küçük lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). «Lostra salonu» sözünde «ayakkabı boyama» mânâsıyla geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı boyacısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootblack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Kundura cilası: Ayakkabıyı lostro etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Ticaret gemilerinde tayfaların başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain. leading seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain. leading seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hafif alkollü veya alkolsüz, deri veya saç tuvaletinde kullanılan kokulu su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotion. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız fosilleri bulunan çok büyük kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

OFC (oksijensiz bakır), normal bakıra kıyasla daha iyi elektriksel özelliklere sahiptir. OFC elektrik kablosu, DVD oynatıcılara değişmez güç sağlar

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filozof; hayatını felsefe ve mantık üzerine düzenleyen kimse; güçlükler karşısında filozof gibi kendine hâkim olabilen kimse. philosopher's stone. simyada iksir, başka madenleri altına çevir diği farzolunan tılsımlı taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. felsefeye ait; felsefi, filozofça; akıllıca, sakin, düşünceli. philosophically z. filozofça, düşünerek. take (it) philosophically umursamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filozofça konuşmak veya düşünmek; felsefeyle meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. felsefe; pratik zekâ; ağır başlılık. moral philosophy ahlâk ilmi. natural philosophy eski biyoloji, tabiat bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıllı, tüylü. pilosity i. tüylülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. ''b'' ve p seslerinde küçük patlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., dilb. patlama yapan ses; s. bu seslere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saçları döken bir çeşit deri hastalığı; tıb. sindirim organlarında yaralar meydana getiren tropikal hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) birçok ufak dalları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. suda veya çamurda çırpınıp etrafa sıçratmak; suya sokup çalkalamak; i. çamurlu kar. slosh'y s. çamurlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiyat düşüşu sonucu daha fazla kaybı önlemek amacıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile fleet. commercial fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after-shave. aftershave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin içindekiler tablosu, tüm numaralar, tüm isimler, çalma süresi, tarihi, veri konumu vsç gibi bilgiler. MiniDisc üzerine yeni bir kayıt yapıldığında, bununla ilgili yeni bilgiler güncellenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tonoz dediğimiz şeyin daha doğru ismidir, (bk.) Tonoz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberküloz, verem, colloq. ince hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak, kapalı durumdan çıkarmak; açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış, ifşa edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. velocipede). Bisikletin ilk adı.

Türkçe Sözlük by