Lu ne demek? | Lu anlamı nedir? | Lu

Lu anlamı nedir?

Lu ne demek?

Lu anlamı nedir?

Lu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lu

Türkçe Sözlük

(kimya). Lütesyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) temizleyici; (i) deterjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. «Blocce» den). Denizden kuşatma muhasara: Abluka etmek, ablukaya almak. Ablukayı bozmak = Muhasara hattını delip geçmek. Ablukayı kaldırmak = Muhasarayı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. abloco

ask. kuşatma

Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade. siege. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) kızarmış yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıkanma, aptes, gusül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kâmil, tam; halis, sade, saf; mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız; gram soyut, mücerret; ki,sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling hav azami yükseliş haddi absolute pitch (müz). bir notanın frekansı; bir sesin perdesin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç, günah veya cezayı affetme; Katolik kilisesinde günahlarrn affolunduğunu papazın ilân etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kralların kayıtsız şartsız hakimiyeti taraftarı, mutlakıyetci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamahkâr, doymaz, harîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avid. greedy. insatiable. acquisitive. esurient. glutton. grasping. hoggish. open-mouthed. piggish. piglike. rapacious. ravenous. voracious. vulturine. vulturous. wolfish. grabber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitive. avaricious. gluttonous. grasping. greedy. implacable. importunate. insatiable. rapacious. covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. overgreedy. eager. covetous. avid. voracious. edacious. acquisitive. gluttonous. grasping. insatiate. rapacious. ravenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ajurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Sayılmak: Geç kalan gelmemiş addolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan soyu, insanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, refah, servet; (-e) doğru akış (kan),affluent (s). bol akan; bol, mebzul; zengin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). titreme halinde; (z). titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opiated. containing opium. opiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tutkal gibi yapıştıran. agglutina'tion (i). yapıştırma; (gram), bitişkenlik, bitişme; (tıb). aglütinasyon, ayrı kısımları birleştiren ameliye (yara). agglutinative (s). yapıştırma işlemine ait; (gram). bitişken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim. mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agglutination

biy. kümeleşim

Bir hastalığa karşı aşılanmış olan veya hastalık geçirmiş bir canlının kanında bulunan maddenin, hastalığın mikroplarını küme durumuna getirme olayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir hastalığın mikroplarını birbirine yapıştırıp küme haline sokmak özelliğini taşıyan madde. Bu madde, aşı yapılmış yahut o hastalığı geçirmiş insanların kanında bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Ajuru olan veya her tarafı ajur tarzında işlenmiş olan, gözenekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-worked. pierced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç ağacından toplanan bir zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı 1800 santigrat derecesinde ısıtıldığı halde erimeyen cismin bu sıcaklıktan beyaz renk almış hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. the profession of an actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العموم] genellikle, genelde, genel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Usûle göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in due form. as a formality. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. intoxicating. containing alcohol. strong. spirituous. intoxicated. spiked. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. spirituous. intoxicated. drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. containing alcohol. drunk. spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem sevinç if ade eden bir kelime, elhamdülillah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showingly dressed. jazzed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, kastetmek, kinaye yoluyla söylemek; zikretmek, bahsetmek. alluded to adı geçen, zikredilmiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezbetmek, çekmek, celbetmek, aklını başından almak, meftun etmek. allurement (i). meftun etme, cezbetme, çekme; meftun eden veya cazip şey; sihir. alluring (s). cazip, akıl çelici, çekici. alluringly (z). cazip surette, aklını başından ala

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ima, kinaye, imleme, bahis, zikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sel ve ırmak sularının biriktirdiği çamur gibi, alüvyonlu, Iıglı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ırmak veya deniz suyunun kıyıyı basması, sel; sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak, alüvyon, Çığ; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Erik, şeft-Alû, şefteâlû: Kayısı eriği, tüylü erik, şeftali. Zerd Alû ‘sarı erik’: Zerdâlî. Dilimizde bundan galat olarak bazı erik çeşitlerine «hulu» denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلو] erik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوبالو] vişne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Alûden» fiilinden imas. olup sıfat terkibine girer). Bulaşık, bulaşmış, kirli: HOn-ilûd = Kana bulaşık; hâb-Alûd = Uykuya bulaşmış, uyumuş; merhamet Alûd = Merhametli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلود] bulanmış, bulaşmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Alûden» fiilinden imef.). Bulaşmış, bulaşık; Alûd« hûn = Kana bulaşık; Alûde dâmen = Eteği bulaşık, iffetsiz, namussuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده] bulanmış, bulaşmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. Alûde). 1. Bulaşmışlar, bulaşıklar. 2. Suçlular, namussuzlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bulaşıktık. 2. Garkolmuş, dalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşıktık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلودگی] bulaşma, bulaşıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alüfte’nin cem’i: Namussuz kadınlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Kimya). Değerli bir taş. Alüminyum oksidinden ibaret olan alümin, içindeki renkli maddelere göre yakut (kırmızı), zebercet (sarı), safir (mavi) gibi adlar alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyum oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i alüminyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Al

Atom Numarası:13

Kütle Numarası:26,982

Yoğunluk:2,702g/cm3

Erime Sıcaklığı:660 °C

Kaynama Sıcaklığı:2519 °C

Dayanıklı, kolay işlenebilen ve hafif bir element olması nedeniyle elektrik hatlarında ve endüstrinin diğer alanlarında yararlanılır.

Alaşımları, uçak ve roket parçaları yapımında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminum. aluminium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminium. aluminum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD bir okul veya üniversiteden mezun olan kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD bir okul veya üniversite mezunu erkek; eski öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz veya kırgınlıktan yahut ima etmekten dolayı göz ucu ile bakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nehirlerin taşıdığı toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvion. alluvium. placer. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلفته] iffetsiz, fahişe. 2.alışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., (zool). küçük çukur; diş çukuru; akciğer alveolu. alveolar (s). diş yuvasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gram). bir cümle içinde anlam uyuşmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Şark, maşrık). Asya’nın Karadeniz’le Akdeniz ve Marmara ile Adalar Denizi arasında olarak, doğuda Fırat vadisine ve şimdiki kullanılışa göre iran’a kadar uzayan yarımada ki (Asyâ-yı Suğra = Küçük Asya) ismiyle maruf olup, şimdi Türkiye’nin Asya topraklarını teşkil etmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. asia minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anatolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a countercurrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindergarten. playgroup. nursery school. playschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school. kindergarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Endülüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Katoliklerin sabah, öğle ve akşam okudukları ''tecessüdü isa duası; bu duanın okunacağı zaman haber veren çan sesleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay phone. pay telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka, halka Seklinde olan şey. annulose (s). halka Seklinde, halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ANSI Lümen Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından tanımlanan, parlaklık birimi standardıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Lat). harpten evvel (özellikle Amerikan iç harbinden evvel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Tufandan evvelki. antediluvian (s).,(i). Tufandan evvelki devre ait; (i). eski kafalı kimse; çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında kullanılan oksijen tüpü, skuba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştıran, barıştıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). 1. Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2. Bu felsefe yolunda bulunma hali.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor. 2. Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). İstekli, talip, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. ambitious. athirst for. longing. yearning. wishful. agog. avid. prurient. solicitous. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. eager. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. wishing. longing. agog. avid. greedy. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. Osmanlı devrinde resmî yazışmada büyükelçilere ve Hıristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift shaft. elevator shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اصل و نسل] soy sop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuk kemigi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) sığınak barinak, melce; himaye, koruma, muhafaza; kimsesiz veya düşkünleri barındıran kurum, yetimhane, düşkünler evi. give asylum to barındırmak. insane asylum akıl hastanesi, şifa yurdu. orphan asylum yetimhane, oksüzler yurdu political

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3plus, daha hassas bilgiler elde etmek için ses sinyallerini daha uzun süreler analiz eder ve çok çeşitli ses sinyalleri için en iyi veri ayırımını sağlayan bir algoritma kullanır. Sonuçta, orijinal ses kaynağının 1/20’si gibi yüksek sıkıştırma seviyelerinde yüksek kaliteli ses elde edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATT (Susturucu) anahtarıyla, alım hassasiyetini azaltabilirsiniz. Radyo, zayıf sinyalleri atlayacak ve yalnızca güçlü sinyallerde duracaktır. ATT kontrolü yalnızca düğme açık konumdaysa devrededir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Evin veya bir dairenin etrafında duvar veya çitle çevrili yer. Havlu. (Arapça «havi» ve Türkçe «ağıl» ile benzerliği tesadüfî olmak lâzım gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backyard. court. courtyard. quad. quadrangle. yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courtyard. court. quadrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Övünen, büyüklük taslayan, mutekebbir, kibirli, ağzı kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ayan: Açık, belirli. Ayan’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay, mehtap.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dolunay. 2.Ay’ın ondördü gibi güzel.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.

Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

Ay’ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay’ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.

Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay’ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70’i Ay’dan, diğer yüzde 30’u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.

Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada’da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı’nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı’nda pek hissedilmez. Ay’ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.

Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay’ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay’ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya’nın yörünge hareketindeki Ay’dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.

Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.

Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). çubuk seklinde mikroskobik bakteri, basil; herhangi bir mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Rabt ve kayd ve bend olunmuş. Bağlı, merbut, düğümlü: Kazığa bağlı at. 2. Sed ve bend olunmuş, kapatılmış: Bağlı kapı, geçit. 3. Dayalı, alâkalı, mütevakkıf: Bunun anlaşılması kelimelerinin bilinmesine bağlıdır. 4. Cinsî iktidarı olmayan, cinsî iktidarını kaybeden. Eli, ayağı bağlı = İstediğini yapamayan. Başıbağlı = Nişanlı, nikâhlı. Basireti bağlı = Gafil. Dili bağlı = Dilsiz, ebkem. Gözü bağlı = Ummî, habersiz, gafil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon yapan ve kullananın sanatı. Balonla uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merdiven veya taraçanın kenarındaki tırabzanı meydana getiren küçük direklerden her biri. balustered (s). parmakIıklı, korkuluklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).. korkuluk, parmaklık, tırabzan parmaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut koydukları kutu vesaire, barut mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask. powder horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of the General Director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. Arapça’da doğrusu bühlûl’dür. (bk.) Bühlûl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok gülen, çok gülücü. 2.Hayır sahibi, çok iyi adam. 3.Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid’in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Gonore denilen bir çeşit zührevi hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu cerehat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatlı akıntı, sık sık idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide bulunduğu herkese bulaştırır. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su

Hazırlanışı : Yarım tencere suya, 1 demet maydanoz konur. Kaynatılır. Buğusunun üzerine oturulur. Aynı işleme iyileşinceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üreme organlarının bulaşıcı bir hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Belûcistanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلوط] pelit, palamut. 2.meşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Gırtlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Benelux Devletleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teninde ve bilhassa yüzünde tabiî bir küçük lekesi olan, Fars. hâl-dâr. 2. Lekeli (üzüm vs.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş yüz liralık kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lüzumsuz, gereksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kristal, Necef taşı gibi şeffaf ve parlak taş ve bunu takliden yapılan iyi cam, elmastıraş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystal. crystal kristal. crystalline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystal. cut glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلور] kristal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. 2.Duru, berrak, kesme cam, kristal. 3.Necef taşı. (Mec.) Temiz, pırıl pırıl insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A), (mü. billûriyye). Billûrdan veya billûra müteallik: BillUrî (kristal) avizeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Billûr haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Billûr halinde bulunan veya içinde billûr olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Billûru andıran. 2. (Kimya) Eriyiği zardan geçen cisimlerin umumî adı, koloit zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in general. all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in general. on the whole. all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعموم] tüm, bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(b = harf-i cer, lutuf = kerem, hi = onun). Tanrı’nın lutuf ve keremiyle: Bilutfihi Taâlâ bir çocuğum dünyaya geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Blu-ray Disc™, yüksek tanımlamalı video ve verilerin saklanması için tasarlanmış yüksek yoğunluklu bir optik disk formatıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yeni nesil optik disk formatı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelecek nesil optik disk formatının adı. Blu-ray Disc™ (BD) geleneksel DVD’lere kıyasla, beş kat daha fazla kapasite sunar. Bu da kullanıcılar, tüm görkemleriyle sunulan filmler ve müziklerle yoğun bir High Definition deneyimin keyfini çıkarabilirler. Olabilecek en iyi Yüksek Kaliteli görüntüler, parlak dijital çok kanallı ses ve bir sürü etkileşimli ekstralarla, uzun filmlerin tadını çıkarın. Blu-ray Disc™ High Definition dijital video, ses, resim, oyun, bilgisayar dosyaları ve istediğiniz her şeyi depolayacak şekilde tasarlanmıştır. PLAYSTATION®3’te en son oyun eğlencesinin yanı sıra 1080p HD filmlerin de tadını çıkarabilmeniz için bir BD-ROM Blu-ray Disc™ sürücüsü bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. balina yağı; ağlayış; f. hüngür hüngür ağlamak; ağlarken (bir şeyler) söylemek; s. şişkin, kalın. blubberer i. hüngür hüngür ağlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kalın deriden yapılmış potin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue jeans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeans. blue-jeans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeans. blue jeans. denims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kısa ve kalın sopa; cop, bir ucu tokmak gibi olan sopa; f. böyle bir sopa ile vurmak; bir işi yapmaya zorlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. mavi renk, gök mavisi rengi; çivit; mavi üniformalı kimse; sembolü mavi olan bir zümrenin üyesi; s. mavi, morarmış, çürük (cilt, et); katı kurallara dayanan, tutucu; müstehcen, açık saçık; f. maviye boyamak, mavileştirmek; çivitlemek. black and

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. blue chips

ekon. mavi boncuklular

İşlem hacmi yüksek ve getirisi istikrarlı hisse senetleri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. atmak, kaldırmak, hükümsüz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mavi sakal, masallarda karılarını öldüren canavar tipi; bir çok kadın öldürmüş olan katil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'da yaşayan ve hakim rengi mavi olan birkaç cins kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber çiçeği, mavi kantaron, bot. Centauria cyanus; iri mavimsi sinek, kurt sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mavi üniformalı polis, asker veya talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mavimtırak renkte, lüfere benzer eti lezzetli bir balık, zool. Pomatomus saltatrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins çayır otu, bot. Poa; at yetiştirme mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. blue jay mavi tüylü alakarga, zool. Cyanocitta cristata blue jeans blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofu; b.h. Nova Scotia'lı kimse veya şilep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f. mavi kopya; proje, plan; f. mavi kopya çekmek; tasarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okumuş kadın; entellektüel kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göztaşı; yapı ve döşeme işlerinde kullanılan bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yakın mesafelerde, kablosuz iletişime olanak sağlayan bir teknolojidir. Cep telefonu-kulaklık, cep telefonu-bilgisayar, bilgisayar-bilgisayar arasındaki iletişimde kablo zorunluluğunu ortadan kaldırırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth®, veri ve ses iletişiminde kullanılan düşük maliyetli kısa menzilli kablosuz bir sistemdir. Bir Bluetooth® aygıtında, başka Bluetooth® aygıtlarla iletişimi sağlayan donanım ve yazılım bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® Stereo, iki uyumlu cihaz arasında dahili Bluetooth® temelli iletişim için geliştirilen kablosuz arayüz özelliğidir. Bluetooth® özellikli WALKMAN® ürününüzü uyumlu cihazlara (araç stereo’su, mini HiFi, kablosuz kulaklıklar, vb.) kolayca bağlamanızı sağlar. Bu teknoloji ile ses sinyallerinin akış biçimi kontrol edilerek kablosuz kulaklıklarınızdan yüksek kaliteli ses elde etmeniz sağlanır. Sonuçta, kablo sıkıntısı olmadan özgürce müzik dinlemenin keyfini yaşayabilirsiniz. İster aracınızda ya da salonunuzda ister hareket halinde olun, en sevdiğiniz şarkıları kablolarla uğraşmadan dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. engerekotu, bot. Echium vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tok sözlü, açık; sarp, dik (sahil) ; i. kayalık, uçurum. bluffly z. tok sözle. bluffness i. tok sözlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. blöf yapmak, kuru sıkı atmak; bir şeyi blöfle elde etmek; i. blöf, kuru sıkı. call one's bluff blöfe meydan okumak. bluffer i. blöf yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çivit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mavimsi, mavimtırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gaf, aptalca yapılan hata, falso; f. gaf yapmak, budalaca hareket etmek; düşünmeden söz söylemek, pot kırmak. blunderer i. budalaca hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaybozan tüfeği; aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kili su ile karıştırarak çamur hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kör, keskin olmayan (bıçak,makas); lafını sakınmayan, açık konuşan, pervasız; anlayışı kıt, gabi; hissiz, duygusuz; f. körletmek, önünü almak, kesmek (iştah,kuvvet).bluntly z. keskin olmayarak; açıkça. bluntness i. pervasızlık; keskin olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bulanıklaştırmak; bulaştırmak, yaymak, lekelemek; bulanmak, lekelenmek; i. leke, bulanıklık. blurry s. bulanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilan, reklam, bilhassa abartmalı bir şekilde yapılan reklam; kitap kapağındaki reklam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağzından kaçırmak, yumurtlamak, düşünmeden söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kızarmak, yüzü kızarmak; utanmak, mahcup olmak; pembeleşmek (çiçek,gök yüzü) ;kızartmak; i. kızarma; utanma; pembelik. at first blush ilk bakışta. blush rose pembe renkli bir çeşit gül; kırmızımsı bir renk. blusher i. yüzü kızaran kimse. blushful

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. şiddet ve gürültüyle esmek (rüzgar); yüksek sesle tehdit savurmak; patırtı etmek, yaygarayı basmak; i. gürültü, yaygara; yüksekten atma, martaval. blusterer i. gürültücü kimse blusteringly z gnrultnyle blusterous s. yaygaracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İnce kumaştan, gömleği andıran, astarsız bir kadın elbisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blouse. shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blouse. waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, boysuzluk, alçaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pudginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shitty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötülük, şüpheli durum: Eninde sonunda bir bokluk çıkacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pugilism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. lashings. plenty. stores. plentifulness. wealth. looseness. wideness. affluence. ampleness. amplitude. bonanza. copiousness. cornucopia. effusion. effusiveness. exuberance. exuberancy. fleshpot. fleshpots. flood. fullness. fulness. glut. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. amplitude. glut. opulence. plenty. profusion. redundancy. stack. store. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. plenitude. plenty. wideness. looseness. amplitude. flood. glut. latitude. luxuriance. milk and honey. opulence. overmeasure. plethora. profusion. quantity. richness. stack. stores. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k). 1. Bölme işaretinin (-5-) okunuşu. 16/4 ifadesi. «16 bölü 4» diye okunur. 2. Bir bayağı kesirde pay ile payda arasındaki yatay 20 çizginin okunuşu: —kesri «20 bölü 4» diye okunur. 4

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factious. schismatic. schismatical. factionist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive. dividing. divider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divider. intriguer. plotter. disrupter. separatist. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bölmek» ten) 1. Bölünmüş bir şeyin her parçası, kıt’a, kısım, cüz 2. Pay, hisse, sehim: Beş bölüğe ayırmak. 3. Duvar, çit, perde gibi bir şeyle ayrılmış bina vesaire kısmı, oda, daire: Bu ev dört bölüğe ayrılmıştır. 4. Bir büyük cemaatten ayrılmış cemaat, fırka, takım, taife, hizip, zümre: Toplanan adamlar beş bölük olmuştu, bölük bölük geldiler. 5. Umumiyetle kalabalık, cemaat, sürü, gürûh, fevc: Bir bölük halk geldi. 6. Memleketin bir kısmı, cihet, taraf. 7. Ortadan bölünmüş saçın bir tarafa taranmış kısmı: Saçını iki bölük etmiş. 8. Askerlikte eskiden yüz kişiden mürekkep, şimdi daha kalabalık, bir yüzbaşının kumandasındaki birlik. Filân taburun birinci, ikinci bölüğü, bölük subayları. Bölük ağası = Jandarma ve zabtiye yüzbaşısı. Bölük emini = Bölüğün hesaplarına bakan subay veya assubay. Bölük başı = Yeniçeri ocağında yüzbaşıya eşit subay, eskiden hamalların ileri gelenlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop. squad. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. troop. part. division. group. body. braid saç örgüsü. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. squadron. part. division. subdivision. compartment. group. body. section. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir bölme işlemi sonunda elde edilen sayı, haric-i kısmet 2. (askerlik). Ordu kuvvetlerinin gerektiği şekilde bölünüp dağıtılışı, taksîm-i kuvâ. 3. Herhangi bir bölme sonunda meydana gelen kısımlardan her biri, bölüm. Tabiat bilgisinde, bölümler, sınıftan başlayarak takım, familya, cins, tür ve çeşit kısımlarından geçerek fertte sona erer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Eşit kısımlara ayrılması gereken yani bölme işlemine uğratılan sayı, maksum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. splitting. separation. split. segmentation. cleavage. fission. rent. schism. secession. schizo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. dichotomy. division. fission. partition. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. separation into parts. dissociation. disunion. fission. schism. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayrılmak, birkaç parça haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. segment. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be divided. to be partitioned. to be separated. cleave. divide. fall into. part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible. unitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bölünmüş parça. Bir bütünün ayrılmış olduğu kısımlardan her biri, taksimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. section. schism. sect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. normalden daha büyük olan hap, kapsül; topak, top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split. to share. to go shares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to share sth. to divide it up among themselves. share. to go snacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Borcu olan, Ar. medyûn, garım, verecekli. 2. Mecbur, mükellef: Bu işi yapmaya borçluyum. 3. Minnet altında kalmış, minnettar: O adama karşı borçlu kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebted. beholden. owing. in the red. in hock. debtor. obligor. payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. obliged. grateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. under obligation to. behindhand. beholden. debitor. in hock. in the red. obligator. obligor. owing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Boylu (bu kelimeye eklenir). Boylu boslu bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boş olma hail. 2. (fizik) içinde hiç bir cisim bulunmayan feza, uzay, vakum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. gap. hole. blank. cavity. vacuum. slackness. emptiness. nothingness. blankness. abysm. abyss. chamber. chasm. clear. clearance. daylight. desideratum. gulf. hiatus. hollow. hollowness. idleness. inanition. lacuna. nullity. separation. sinus. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. blank. cavity. gap. hiatus. interim. opening. sinus. vacancy. vacuum. void. emptiness. clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank. space. cavity. emptiness. vacancy. vacuum. gap. clearance. room. expanse. hollow. margin. unemployment. windage. looseness. float. interstice. interval. dead space. cavitation. weightlessness. shack. backlash. idleness. vanity. suction. displacemen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Boyu olan, boy ve bos sahibi: Uzun boylu, orta boylu, kısa boylu. 2. Uzun boylu olan: Boylu adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall. high. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olan: Uzun boynuzlu, kıvrık boynuzlu, mec. Zevcesi tarafından aldatılan koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antlered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Mağlûbiyet, çözülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), 1. Bozuk şeyin hâli, halel. 2. Ufak akça, ufak para, ufaklık: Bozukluk yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. malfunction. small change. change. breakdown. defect. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. change. defect. small change. vice. corruption. defeat. trouble. blemish. impurity. fault. marring. mar. break-down. break. tie-up. decay. fouling. divisional coin. fractional coin. token coin. defectiveness. disturbance. malfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük İskender'in savaş atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bugle). Bakırdan, perdeli veya pistonlu borusu bükülü bir ağız çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dewy. fogged. steamed up. covered with condensation. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fogged. steamed up. covered with condensation. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bugün için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Tütsü yakmaya mahsus kap, buhurdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censer. thurible buhurdan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu hal(Kadın İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. twisted. spun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventive. inventor. discoverer. detector detektör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer. detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız ve erkek çocuğun erginlik yaşına ermesi: Bülûğa, bülûğ yaşına ermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep. keep handy. carry. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to have in stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to make available. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

availability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. finding. invention. existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. exist. stand. be present. be situated. have. present oneself. reside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. attend. be. exist. lie. occur. prove. to be found. to be discovered. to be. to exist. to lie. to turn up. to attend. to be present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be found. to be discovered. to be. to exist. to be present at. to participate in. occur. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. arkeoloji). Kazılar ve başka araştırmalar neticesinde meydana çıkan; bazen de tesadüfen bulunan, eski çağlardan kalma eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundling. a rare find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bulmak işi veya tarzı. 2. Yeni bir şey bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. invention. creation. contrivance. finding. find. brain child. brainchild. breakthrough. detection. innovation. puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. find. innovation. invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. invention. original thought. brain child. find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. date. rendezvous. meeting. assignation. tryst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. meeting. rendezvous. venue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. encounter. contact. rendezvous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. meet. rendezvous. tryst. trysting place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. get together. date. date up. happen on. happen upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convene. meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet. to come together. forgather. get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerden havaya kalkıp rüzgârla yer değiştiren ve yağmur veya kar halinde yere inen buğu ki, bazen ufukları kaplayıp güneş ışıklarına bir dereceye kadar engel olur. Ar. sehâb, Fars. ebr. Bulutlara kadar, bulutlar içinde: Pek yüksek. Buluttan nem kapmak = Her şey den alınmak Bulut gibi = Ziyadesiyle sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BELUTIYYE (i A smüş, botanik) Fasile-i belûtiyye: Meşe ağacına benzeyen bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cloudy. cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. clouded. overcast. opaque. murky. nebulous. skyless. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. hazy. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. no clouds. sunny. unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Blûz. Bilhassa kadınların giydikleri bir çeşit gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş, enenmiş, iğdiş olmuş at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiving a scholarship. bursar. scholar. scholarship student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astringency. being upset. resentment. acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Burnu olan: Büyük, küçük, basık burunlu. 2. Sivri ucu olan, uçlu. 3. mec. Kibirli, böbürlenen, azametli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. crease. pucker. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zırhın buda ve oyluğa gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. totality. wholeness. completeness. unity. integrity. plenitude. collectivity. gross. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. integrity. totality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrity. totality. wholeness. entirety. plenitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buyrulmak tarzı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hacim bakımından büyük olanın hali, irilik, ululuk, cesamet: Bu dağın, bu ağacın büyüklüğü. 2. Değer ve itibar fazlalığı, kibir, azamet: Tanrı’nın büyüklüğü. Fuzûlî’nin büyüklüğü. 3. Yaşlılık, olgunluk yaşı, ihtiyarlık: Çocuklar daima büyüklüğü arzu ederler. 4. Genişlik, vüs’at: Bahçenin, denizin, deliğin ‘’büyüklüğü. 5. Çokluk, kesret: Servetin büyüklüğü. 6. Şiddet, kuvvet: Bu acının bjjyüklüğü. 7. Kalabalık, çokluk, debdebe: Bu alayın, bu düğünün büyüklüğü. 8. Kibir, azamet, gurur: Büyüklük satıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. bigness. largeness. generosity. superiority. magnitude. ampleness. enormity. enormousness. grandeur. grandness. hugeness. sovereignty. substantiality. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. extent. grandeur. magnitude. size. greatness. importance. gravity. seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. importance. seniority. enormity. extent. grandeur. magnitude. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyü yapılmış kimse. 2. Büyü gücü taşıyan şey: Büyülü bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magical. eldritch. occult. sorcerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. magical. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewitched. charmed. spellbound. magical. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü donmuş, buz bağlamış: Buzlu göl, dere. 2. Soğumak için içine buz konmuş: Buzlu su, şerbet. 3. Üzeri buz gibi olup şeffaflığını kaybetmiş: Buzlu cam, bardak. 4. Üzerinde ak lekesi olan: Buzlu elmas, zümrüt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with ice. iced. icy. frosted. frosty. on the rocks. frappe. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icy. iced. translucent. frosted. on the rocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glacial. iced. mixed with ice. frosted. glazed. chilled. frozen. freezing. icy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosted glass. ground glass. focusing screen. porcelain glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buzdolaplarının buz yapmaya mahsus kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer. freezing compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer. icebox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing compartment. ice cube tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلوغ] erginlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sürat, acele. Elçabukluğu = Hokkabazlık, meharet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity. quickness. rapidness. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness. speed. rapidity. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaçaronca davranış; çaçaron olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı kulu- Abdullah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-li,-lus.es) (tıb). safra kesesi veya böbrek taşı; (mat). hesap differential calculus diferansiyel hesap. integral calculus toplam hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -luses) (f). nasır; kırık kemiğin etrafında hasıl olup kaynamasına yardım eden madde; (bot). yaraları onaran doku; (f). nasırlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika kızılderililerinin kullandığı üstü nakışlı ve uzun barış Piposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, çamur atmak, kara sürmek. calumnia'tion (i). iftira, karacılık. calum'niator (i). iftira eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iftira kabilinden, iftira şeklinde. calumniously (z). iftira ederek. calumniousness (i). iftira etme, iftiracılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibrânîce: Goliath). israiloğulları’na musallat olup Hazret-i DAvûd ile muharebe etmiş biri ki pek iri yarı ve uzun boylu olduğundan, beden büyüklüğü bir atasözü hükmüne geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz.İsmail’den evvel bir müddet Beni İsrail’e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin’de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz.Davud tarafından öldürülmüştür. Kur’an-ı Kerim’da üç yerde ismi geçmektedir (el-Bakara, 249-250-251). İsim olarak tercih edilmez.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamuru olan, çamura bulaşmış: Sokaklar pek çamurlu; pabucum çamurlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. muddy. sloppy. turbid. miry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çamurla dolu veya örtülü yer: Evin önünde bir çamurluk vardır, o gölün kenarları çamurluktur. 2. Paçaları çamurdan korumak için giyilen kopçalı veya tokalı meşin veya muşamba tozluk: Çizmem olmadığından potinin üzerine çamurluk giyiyorum. 3. Otomobil karoserlerinin tekerlekleri örten kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. wing. muddy place. gaiters. scraper. shoe scraper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. mud guard. muddy place. foot scraper. dirt board. mud protector. mud-flap. spats. splasher. splash apron. wing. wheel well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanalcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin umulmadık kötü tarafı, insanı derde sokacak hal: İşi kurcalayınca altından çapanoğlu çıkacağını biliyordum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, -la) (bot). kömeç; (anat). kemik başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاپلوس] dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu davranışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. looting. plunder. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ikizler burcundaki Kastor ve Polluks adlı yıldızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Casus sıfat ve hizmeti: Düşmana casusluk etmek, casus olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit espionage. snook. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş rütbe ve vazifesi: Piyade, süvari çavuşluğu, başçavuşluk.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hücrelerle ilgili; hücreleri olan, hücreli. cellular structure hücreli bünye .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hücrecik, gözcük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic).,(mark). selüloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (kim). selüloz cellulose acetate suni deri veya sentetik kumaş ve iplik yapımında kullanılan selüloz asetat karışımı cellulose tape selüloz bandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-lums,-la). (anat) beyincik, küçük beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesaret, yiğitlik, yüreklilik: Bu muharebede cesurluğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local road. orbital road. ring road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klarnetin en pes perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Ia)., (anat)., (zool). kuşak, kuşak gibi olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır. Aşağıdaki reçeteleri kullanmakta fayda vardır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya, 1 kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp, süzülür. Ilık ılık içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirinin etrafında akan; etrafı su ile çevrilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çirkefe bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Luminance Parazit Azaltma, daha yüksek çözünürlükte daha net, daha temiz görüntüler sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Parlak ışık altında çekilen görüntüleri geliştirmek için bir filtre kullanır. Bu işlev, resimdeki ayrıntılarla karıştırılabilecek parazitleri önleyerek resimin yüksek aydınlatmalı kısımlarındaki ayrıntıları geliştirir. Geleneksel parazit giderme sistemlerinin aksine, paraziti, görüntü ayrıntılarını etkilemeden bastırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice Plus teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir. Yavaş kayıt hızında bile hoparlörden çalınan ses mükemmelliğini korur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f yumak; mit ipucu olarak sökülen yumak; ipucu; den yelkenin uskuta yakası; f yumak yapmak, sarmak; bir ipucu vasıtaslyla yol göstermek; den yelkeni yukan serene veya direğe hisa etmek clew line kuntra uskuta not have a clew hiC bir fikri olmamak, elin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sopa, çomak; golf sopası; kulüp, dernek; kulüp binası; iskambil sinek, ispati. club car (d.y). büfeli vagon. club moss kurdayay, (bot). Lycopodium clavatum club sandwieh içine et, peynir ve domates konarak yapılan üç dilim ekmek. club steakufak filet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sopa ile vurmak, dövmek; bir araya toplamak; parasını ortak bir masrafa veya işe yatırmak. club together bir araya gelmek, toplanmak; bir dernek meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm kayıtlı VAIO kullanıcıları teknik ve temel bilgilerin yanı sıra yazılım güncellemeleri sağlar. 24 saat içinde teslimatın yapıldığı aksesuarlar için özel bir sipariş hizmetinin yanı sıra, kişisel bir ana sayfa (www.club-vaio.com= sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir kulüp üyeliğine layık; girgin, toplum hayatına uyabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (den). tehlike zamanında geçici olarak demir atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulüp binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gıdaklamak; (i). gıdaklama; A.B.D. argo aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ipucu, (iz)., anahtar; (f). bilgi vermek, aydınlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yığın, küme; (f). yığmak, kümelemek; ağır adımlarla yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal, biçimsiz, beceriksiz, sakar. clumsily (z). hantalca. clumsiness (i). hantallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cling

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). salkım, hevenk; tutam, demet; küme, grup; (f). salkım haline getirmek; demet yapmak; bir araya toplanmak, salklm haline gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kavrama, sıkıca tutma; (mak). kenet, ambreyaj; oto debriyaj; (f). kavramak, yakalamak; kapmak. clutch pedal oto debriyaj pedalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir defada kuluçkaya yatırılan yumurtalar; bir defada kuluçkadan çıkan civcivler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yığmak, düzensizce atmak; koşuşmak; gurültü etmek; gürültülü bir şekilde ve acele olarak konuşmak; (i). yığın, çöp yığını; karışıklık, kargaşalık; gürültü, patırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -1a) pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ilex auifolium): Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanpüskülügillerden bir süs bitkisi (ilex aquifolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ilex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocuk hali ve zamanı. Ar. tufûliyyet, sabâvet: Çocukluğunda pek yaramazdı. 2. Hoppa tabiatlı, düşüncesiz hareket: Onun yaptığı çocukluğu bebekler yapmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. infancy. boyhood. childishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. childishness. infancy. puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile. protean. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyhedral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökkün olma hali. Ar. inhifaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiunit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin çok olması. Ar. kesret, vefret, ziyâdelik, bolluk: Zahirenin çokluğu fiyatı düşürüyor. 2. Kalabalık, izdihâm. Nerede çokluk, orada... 3. Çok kere, çok defa, sık: O, bize çokluk gelmiyor, o mal bu memlekette çokluk bulunmuyor (bu mânâ ile başlıca menfî cümlede kullanılır). 4. (gramer). Cemi, (uydurması) çoğul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Kâinatın birçok varlıktan meydana geldiğini, bunlarda birlik aramanın, zihnî bir temayülden ibaret olduğunu ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicity. multitude. plentifulness. muchness. crowd. affluence. ampleness. amplitude. commonness. considerable. fullness. fulness. heaviness. host. multeity. plenitude. plenty. plethora. plurality. superfluity. throng. vastness. lashings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. mass. multitude. plenty. wealth. majority çoğunluk. mostly. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. a large number of. majority. amplitude. host. mass. muchness. multiplicity. overmeasure. plenitude. plethora. plurality. quantity. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hileli bir işe ortak olmak; dolap çevirmek. collusion (i). hile, tuzak; danışıklı dövüş. collusive (s). hileli bir ortakIık ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöl ve beyâbanı çok olan, beyâbanlık: Çöllük bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılana ait, yılan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima «çocuk» kelimesiyle beraber kullanılır: Çoluk çocuk = Ev halkı, eş ve çocuklar: Çoluk çocuk sahibi = Ev bark sahibi, aile sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçılıkta kullanılan ağ kepçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güvercin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitirmek, son vermek; neticelendirmek, sonuçlandırmak; bir karara varmak; netice çıkarmak, istidlâl etmek; bitmek, sona ermek; karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). son, nihayet, sonuç, netice; karar; son kısım; (gram). şart cümlesinde ikinci kısım, ceza; (man). vargı; (huk). iddia veya müdafaanın son hulâsası. in conclusion sözu bitirirken..., son söz olarak... try conclusions with bir kimse ile yarışmaya gi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin; kati, son, nihai; ikna edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

conflux (i). kavşak, iki akarsuyun birbirlerine karıştıklarl nokta; kalabalık, izdiham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte akarak birleşen; (tıb). bir araya birikip karışmış, sık (çıbanlar); (i). birleşmiş akarsulann her biri. confluent smallpox (tıb). yaraları bitişikmiş gibi kabuk bağlayan çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapıştırmak; (tıb). kaynaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarılmış, bukulmuş, dürülmuş, helezoni, helisel; karışık, zor anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büklüm,sarılış,dürülüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collecting. street cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Süprüntü, süprüntüye ait şeyler. 2. Süprüntü atılan yer. Ar. mezbele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping ground. cesspool. rubbish dump. dump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump. tip. garbage dump. rubbish heap. dirty place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage dump. rubbish heap. filthy place. garbage pit. ash pit. dust heap. trash pile. trash dump. dumping ground. cesspool. garbage heap. junk yard. refuse pit. refuse dump. rubbish dump. tip. trash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü çiçekten delik deşik olmuş, çiçekbozuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarated. rapturous. excited. cock-a-hoop. declamatory. dithyrambic. effusive. enthusiastic. glowing. gut. stirring. sweeping. vehement. in a glow. transported with joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. bubbly. enthusiastic. vigorous. exuberant. ebullient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fervid. lyrical. rapturous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Coşup taşmış olan nehir vesairenin hali, taşkınlık. 2. Coşmuş adamın hâli, coşuş, hiddetlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. ebullience. ecstasy. enthusiasm. fervour. flame of enthusiasm. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi, dağılım, bozgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi ve tarzı, (bk.) Çözülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfastening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streaky. striated. striped. stripy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütün çubuklarını koymaya mahsus uzun dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyukluk, çöküklük: Gözlerinin çukurluğu. 2. Derinlik, Ar. umk: Bu arsanın çukurluğu kıymetini azaltıyor. 3. Çukurları ve hufreleri çok yer: Orada bir çukurluk vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maruf kuş ki sonbaharda avlanır, bakaca, yelvenin büyüğü. Su çulluğu = Buna benzer bir cins su kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Oturma, Ar. kuûd. 2. Bir hükümdarın tahta geçmesi: Cülûs-ı hümâyûn-ı hazret-i pâdşâhî. 3. Padişahın cülûs gününe raslayan gün: Cülûs-ı hümâyûn donanması, şenliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riotous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i bulut yığını; yığın cumulo- önek yığın şeklinde (bulut).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müfredat programı. curriculum vitae hal tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaş yerde durmaktan lifleri tutmaz ve kokmuş şeyin hali: Meyvenin, tahtanın, kumaşın çürüklüğü. 2. Bir dâvâ veya bahsin zayıf olması. Ar. mecrûhlyyet, merdûdiyyet: Bu sözün, bu dâvânın çürüklüğü meydandadır. 3. Bir isteğin gerçekleşmesi, tahsil ve geri alınmasının zor olması, bataklık: Veresiyenin çürüklüğü müsbettir. 4. Süprüntü ve leş gibi şeylerin çürümek üzere atıldıkları çukur, mezbele: Çürüklüğe atmak. 5. Cenazelerin birbiri üzerine atıldıkları fukara mezarı, umumî ve müşterek kabir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rottenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rottenness. garbage dump. unsoundness. putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. corruption. gall. unsoundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bir çeşit süsleme olan hâlkârîde görülen gül motifinin bir nev’i.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلوس] oturma. 2.tahta geçme. cülûs etmek tahta geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلوسيه] tahta çıkan hükümdarın dağıttığı bahşiş. 2.tahta çıkan hükümdar için yazılan şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Yer kabuğu şekillerinin meydana geldiği devreye verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Çanak yalayıcılık, soytarılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlicking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. flattery. sycophancy. toadyism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. adulation. court. fair words. mealy-mouthed flattery. greasing. toadeating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden devlet adamlarına yazılan resmî fermanlarda adlara şeref pâyesi olarak eklenen tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Eteği bulaşık, mec. İffetsiz, kötü işlere karışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek bulaşıklığı, iffetsizlik, suçluluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن آلوده] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary stamp. finance stamp. inland-revenue stamp. bill stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. insular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. hidebound. illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça tabl-bâz’dan galat ki, davulcu demektir). Çarkları yandan olan vapurlarda çarkların döndükleri yerleri örtmek için vapurun iki tarafında bulunan iki büyük yarım daire; yan kamaralar da bunların altında bulunurdu: Davlumbazın üstüne çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney hood. paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood fume. hood uptake. fume cupboard. mantel flue. cowl. drum. paddle wheel. paddle box. side paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). debreyaj pedalına basmak, debreyaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sıvıların boşalması (nezle).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a flaw. faulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin maddi ya da parasal karşılığı, değişim ortamı ya da benzeri bir standarda göre tahmin edilebilen miktar; ayrıca, nesnenin gerçek ya da olması gereken kıymetine, yararlığına ya da önemine göre göreceli statüsü. Değer kuramıysa kıymetleri önem sırasına göre, ayırıp sınıflandıran bir görüştür. Değerlerin nicel olarak ölçülebilme durumuna göre nesnel ve öznel değerlerden söz edilmektedir. Sanat ve mimarlık alanında mimari bir yapıya, bir sanat nesnesine ya da endüstri ürününe ilişkin iki tür değer tanımlanmaktadır. Bunlar; kullanıcının gereksinimini karşılamaya yönelik ürünün faydasıyla tanımlanan “kullanım değeri” ve mimarlık ya da sanat ürününün özellikle pazarlama ürünü olarak ortaya çıkmasıyla belirlenen “değişim değeri”dir. Kullanım değerine ilişkin değer yargıları kişiden kişiye, gruptan gruba değişebilmektedir. Örneğin; bir sanat nesnesinin estetik değerinden söz edildiğinde, o ürünü oluşturan bileşenlerin kompozisyonu, boyutları, ölçeği, rengi, dokusu, uyumu vb. sanat ve estetik kavramıyla ifade edilen, öznel nitelikli göreceli kıymeti anlaşılmalıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi, kuduz otu (alyssum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deli. (bk.) Deli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, yanlış yola sevketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tufan, büyük sel, çok şiddetli yağmur; (f). suya boğmak, su basmak. the Deluge Hazreti Nuh tufanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hile, oyun; hayal, hulya, vehim, kuruntu; bir çeşit delilik. Iabor under a delusion bir durumu yanlış anlayarak hareket etmek. delusive, delusory (s). aldatıcı,asılsız, hayale dayanan, hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). Iüks, ihtişamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (ulva lactuca).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lane / road / route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir türlü, bir çeşit: Ne denli? Ne türlü? Nasıl? 2. Bir miktar ve derecede olan: Ne denli = Ne miktarda, ne derecede, ne kadar? 3. itinalı, dikkatli, mûtenâ. Sayılır, itibarlı, mûteber (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüylerini yolmak; soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage business. storage operation. storekeeping. storing business. trade of storing. warehouse company / concern. warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acı bademyağı

Hazırlanışı : Yatmadan önce, vücut acı bademyağı ile iyice ovulur. Sabahleyin ılık su ile banyo yapılıp iyice kurulanır.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağınık olmayan, derlenmiş toparlanmış: Derli toplu bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidy. well-organized. presentable. / adj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rum piskoposluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. high hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Paranın değerinin düşürülmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dévaluation

ekon. değer düşürümü

Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değerini düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ikt). devalüasyon, para değerinin düşürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dévalué

ekon. değeri düşürülmüş

“Değerini düşürmek” anlamındaki devalüe etmek, “değeri düşürülmek” anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A). Vezir ve müşir olan pâdişâh dâmat|arına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Sarayın kızlar ağasına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şehzâdeler hakkında kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seraskerlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şeyhülislâmlara verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Mekke şerifine verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devletli. Devletli’nin eski şekli aslı —Jı, —lig olan ek önce —lû, sonra —lu, —lü olmuştur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakil, devir, intikal, hak intikali, havale, terk; gerileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısının namussuzluğunu çekmek alçaklığı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diktatör olma hali. 2. Bir diktatör tarafından idare edilen ülke. 3. Diktatör idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship. rule of force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sulandırıcı madde; (s). sulandırıcı; eritici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sulandırmak, su katmak, hafifletmek. dilute(d) (s). su katılmış, sulu, hafif, açık. dilution (i). su katma, sulanma, su katılmış herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). selden ileri gelen, tufani; (jeol). diluviyuma ait. di luvium (i)., (jeol). tufan çöküntüsü, diluviyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Nehirlerin en eski alüvyonlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate. direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü açmak. disillusionment (i). hayal kırıklığı, gözü açılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). erir, eritilebilir, hallolunur; çözülür; fesholunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahlaksız, çapkın, sefih. dissolutely (z). ahlaksızca, sefihçe disso- luteness (i). ahlaksızlık, sefahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eritme, erime; ayırma; tatil etme; sona erme; ölüm, zeval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributing trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğrucu olma hali. 2. (felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru olma hali, düzlük, istikamet. Fars. rastî: Bu yolun, bu direğin doğruluğu. 2. Gerçeklik, sıhhat. Fars. dürüstî: Bu haberin, bu sözün doğruluğu. 3. Yalan söylemeyen adamın hali. Ar. sıdk, Fars. rast-gûluk: Bu adamın-doğruluğu. 4. Namus, iyi niyet, istikamet, dürüstlük, doğruluktan ayrılmamalı. 5. Hilesizlik, temizlik: Kalbimin doğruluğu. 6. Hatâ yokluğu, yanlışsızlık, sıhhat: Hesabın doğruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. accuracy. exactness. authenticity. rectitude. honesty. truthfulness. straightness. straightforwardness. candor. candour. correctitude. correctness. directness. evenness. exactitude. faithfulness. fidelity. integrity. justice. justness. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. authenticity. honesty. integrity. justice. precision. probity. propriety. rectitude. righteousness. truth. validity. straightness. uprightness. rightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. honesty. truth. uprightness. straightness. candour. correctitude. correctness. exactitude. exactness. fairness. fidelity. integrity. justness. orthodoxy. precision. probity. rightfulness. validity. veracity. verity. virtue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner. oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in (such and such a year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soy, cins, Ar. necîb, necâbetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doktor, doktor olma hali, payesi. 2. Hekimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral. medicine. physic. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz kısımdan meydana gelmiş. 2. iskambil kâğıdının dokuz beylisi: Kupanın dokuzlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk. 2. Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş. 3. Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahmin ağzından dışarıya doğru uzanan yol, mehbil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ. 2. Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak. 3. Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolu, dolmuş; boş olmayan. Ar. memlû, meşhûn: Dolu şişe, sandık, havuz. 2. Bir kap vesaire içine birikip toplanmış olan: Bu dolap kitap dolu; bu gölde balık, şu dağda av kuşları doludur. 3. Çok, fazla. Osm. kesretli: Bu bağda dolu kiraz vardır; Necd’de cins kısraklar doludur. 4. İçi boş olmayan, som. 5. Fişek ve barutu konup atılmaya hazırlanmış (ateşli silâh): Dolu tüfek, top. Doludizgin = (hayvanı) Tam süratle koşturmak: Bir atlı dolu dizgin geliyordu. 6. Bir kap vesaireyi dolduran miktar: Avuç dolusu, kâse dolusu. 7. içki dolu kadeh, bardak. Fars, piyâie: Bir dolu içmek. Ağız dolusu = Ehemmiyetsiz, değersiz çok lâflar: Ağız dolusu lâf, hangisine inanırsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazın havanın üst tabakalarındaki su zerrelerinin donup iri ve yuvarlak buz taneleri suretinde yağması ki, bazen çok ve pek iri taneli yağarak büyük hasar verir. Ar. bered, Fars. tegerk: Dolu yağmak, düşmek: Yağmurdan kaçıp doluya tutulmak = Hafif bir sıkıntıdan kaçarken daha ağırına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. loaded. crowded. occupied. engaged. abounding. abundant. alive with. capacity. fraught. instinct. instinct with. laden. replete. rife. shot. shot through. steeped in. thick with. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraught. full. hail. laden. loaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. hail. abounding. loaded. containing a drink. charged. filled up. stuffed. packed. solid. complete. full-up. laden. fraught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişsiz kap yapılan bütün deri: Bal, pekmez, su doluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. full. repletion. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. act of filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayın dünyaya karşı gelen tarafının tamamiyle aydın görünmesi hali, ayın on dördü. Ar. bedr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullmoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmak işi. (bk.) Dolmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crowd into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). Bütün organları belirdikten sonra embriyonun aldığı ad. Ar. cenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Domuz huyluluk, merhametsizlik: Yine domuzluğu tuttu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viciousness. persistent malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth malicious. to be maliciously obstinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fersizlik, cilâsızlık, sönüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dullness. opacity. inanimateness. mist. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönüme yetecek miktarda: Bir dönümlük tohum kaldı. 2. Dönüm kadar: İki dönümlük bir bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) Faili ile mefûlü bir olan fiil, mütavaat: Sevinmek, gezinmek, takınmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive. rotational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock full.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full up. charged. chock a block. chock full. crowded. jam full or packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunky dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Üçgen piramit gibi dört yüzü olup bu yüzlerin hepsi birer üçgenden ibaret olan cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetrahedron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört beyi vesairesi olan, dört beyli oyun kâğıdı: Kupanın dörtlüsü bendedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadruple. quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quad. four. quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dört kilo vesaire ağırlığında olan: Dörtlük bir balık. 2. Dört lira vesaire kıymetinde olan: Dörtlük şeker. 3. Dört karış veya metre vesaire boy veya eninde olan: Dörtlük direk, tahta. 4. (argoda) Ehemmiyetsiz, değersiz, parasız, pulsuz: Haydi şuradan dörtlük! 5. (şiirde) Kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain. crotchet. quarter note. quadrature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost hali, sevgi: Bana dostluk gösteriyor; onun dostluğuna güvenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. good fellowship. camaraderie. attachment. friendliness. neighborliness. neighbourliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. comradeship. concord. friendship. intimacy. society. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. amity. friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olma hali, işba hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir defa doyacak miktar: Bir doyumluk ekmek. 2. Doymaya esas olan: Bu para doyumluk değil a. 3. Yağma, ganimet, çapul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F). Dumanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düdüğü olan. Düdüklü tencere = Buharı içinde tutarak yemeği çabuk pişiren tencere çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a whistle. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tencere daha 14. yüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğümü olan, düğümle bağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knotted. tied in knots. nodular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan kadının hali: O kadına dulluğunda kim baktı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widowhood. seneucia. viduage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünür olma hali, dünür akrabalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketsizlik, Ar. sükûn, rükûdet: Havanın durgunluğu. 2. Gevşeklik, sâkinlik, ağırlık: O durgunlukla hizmet göremez. 3. Bıkıntı, usanç, yorgunluk: Bir durgunluğu var. 4. Ruhsuzluk, hareketsizlik: Ticaretin durgunluğu. 5. Hayret, şaşakalma. Ar. veleh: İnsana durgunluk gelir: Gök cisimlerinin azamet ve hareket düzenleri akıllara durgunluk getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. calmness. stagnation. stagnancy. stillness. inactivity. backwater. calm. deadlock. deadness. inaction. inanimation. inertness. languor. placidity. serenity. slack. slackness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. slump. calmness. heaviness. dullness. stagnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnation. calmness. dullness. mental dullness. rest. fatigue. standstill. static condition. stillness. tie-up. inertia. inertion. inaction. quiet. statical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. honesty. probity. correctness. straightforwardness. fairness. righteousness. faithfulness. sincerity. squareness. conscientiousness. correctitude. directness. erectness. evenness. incorruptibility. incorruption. integrity. justice. recti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. character. equity. honesty. integrity. justice. principle. probity. propriety. rectitude. right. righteousness. truth. frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşmüş olanın hâli, düşüklük. 2. Saadet ve refahtan sonra gelen mahrumiyet. 3. Tutkunluk, alışkanlık: İşret düşkünlüğü pek fenadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. attachment. craze. devotion. indulgence. liking. mania. partiality. passion. rage. addiction. fondness. decay. being broken down. poverty. adversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. excessive fondness or addiction. devotion. fixation. indulge. lust. misfortune. penchant. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarkma, sarkan şeyin hâli: Bu eteğin düşüklüğü şu elbiseyi çirkinleştiriyor. 2. Kusur, noksan, eksiklik, bağlantısızlık, rabıtasızlık: Bu cümlenin düşüklüğü apaçıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dut bahçesi. 2. Dut ağaçlarının çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hassas, hissi fazla, duyar, teessürlü. 2. Malumatlı, haberdar, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitive. emotive. sentimental. soulful. sentient. emotional. feeling. susceptible. thin-skinned. passibile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotional. sentient. sentimental. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. sensitive. sentient. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duygulu olma hali, hassasiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük. 2. İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ak ve kızıl sürmüş, yüzünü boyamış: Düzgünlü bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz ve yüzeyli olan şeyin hâli. Ar. üstüvâ: Zeminin düzlüğünü anlamak için tesviye Aleti kullanmalı. 2. Doğruluk, iniş çıkışı olmamak: Bu tahtanın düzlüğü bellidir. 3. Sadelik, külfetsizlik: Ibârenin düzlüğü makbûldur. 4. inişsiz yokuşsuz yer, düz yer: O yokuştan sonra bir düzlüğe çıkılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smoothness. flatness. levelness. straightness. flat place. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness. smoothness. levelness. evenness. plainness. flat. level place. plain. tabeland. table. level area. plane fillet. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, adaptör kullanılmasına gerek olmadan DV ya da MiniDV kasetler kullanabilirler. Kasetin boyutu otomatik olarak belirlenir ve makara tablası konumu buna göre ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bulutlu, (kelimesi kelimesine) buluta bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابرآلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde dalga dalga renkler bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatmf çeşitlerinden bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [اجهل من قره گوز] zırcahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akma, akıntı, seyelân; bu suretle akan madde. effluent (s)., (i). dışarı akan, cari; (i). dışarı akan madde; gölden ayrılıp akan çay veya dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akış, akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçülük, büyücülük, arpağcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendini okutup büyü etmiş veya başkasının büyüsü kendisine tesir etmiş olan. Ar, meshûr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın adamı, veli, evliya. 2.Allah’a teveccüh etmiş, kulluğunu yanlız ona yöneltmiş. Küfür ehlinden, ve şirkten kaçınan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legerdemain. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açıklamak, izah etmek, tarif ve beyan etmek; bir konuyu aydınlatmak, açmak. elucida'tion i. açıklama, izah, tarif ve beyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaçamak yapmak, sakınmak, bertaraf etmek -dan paçayı kurtarmak, -dan sıyrılmak: gözünden kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevi takviminde Eylül ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçıp kurtulma, sıyrılma, bertaraf etme, sakınma. elusive -sory (ilu' siv, -sori) s. ele geçmez, kolay bulunmaz; anlaşılması zor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıkamak, paklamak, yıkayıp tasfiye etmek. elutria'tion i. yıkayıp tasfiye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Andalusiya’dan). Güney İspanya ki, Araplar tarafından bütün İspanya ve Portekiz’e bu ad verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Andalucia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Endülüsiyye). Endülüs’e mensup ve müteallik, Endülüslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. influenza) (tahmine göre Ar. «enf-ül-anz» dan). Nöbetli ve şiddetli nezle suretinde bir salgın hastalık. Osm. nezle-i müstevliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک آلود] gözyaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشرف مخلوقات] varlıkların en şereflisi, insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaps. lots of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. via) (i). fena koku gibi hafif ve gözle görülmeden ortaya yayılan madde; çürüyen cisimlerden çıkan fena koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy. corpulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kıymet takdir etmek,değerini tayin etmek, paha biçmek; tartmak. evalua'tion (i.) paha biçme, kıymet takdiri, değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. evolution

gelişme

Gelişmek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) evolüt, kıvrıklık merkez eğrisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) evrim, tekamül, inkişaf, gelişme, açılma. evolutionary (s.) evrimsel, tekamü1i. evolutionism (i.) evrim teorisi; bu teoriye inanma. evolutionist (i.) evrim teorisi taraftarı; zoraki devrim yerine birbiri ardından gelen safhaları izleyen bir sosyal ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hariç tutmak, dışarıda bırakmak, dahil etmemek, engel olmak, yoksun bırakmak, mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihraç, kabul etmeyiş,tart, ret, yoksun bırakma, mahrum etme. to the exclusion of hariç tutarak, dışında bırakarak, mahrum ederek, meydan vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) umuma açık olmayan; bir kimse veya zümreye has; tek, eşi olmayan; hariç tutan; of ile müstesna, -den gayri, hesaba katmadan; (i.) yalnız bir gazete veya mecmuanın temin edebildiği mülâkat. exclusively (z.) yalnız, münhasıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ufak, cüzi, az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EYLÜL) (i.). Eski RÜmî takvimin yedinci şe şimdiki tertiple dokuzuncu ayının Süryanî dilindeki adı. Avrupa dillerinde (september) dir ki, yedinci ay demektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sept. september.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

September. september.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sonbahar’ın ilk ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manufacturing business. factory business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarısızlık, muvaffakiyetsizlik, beceremeyiş; ihmal, yapmayış; bitme,tukenme, kaybolma; zail olma, zayıflama, inkıraz; iflâs; başarı kazanamayan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. erkeklik organı

Erkeğin çiftleşme organı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a false note. faulty. false.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. li) (Lat.) bir âlimin veya sihirbazın uşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok yaygın, uzak yerlere yayılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be perceptible / realized / understood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Farmasonun sıfatı. 2. mec. Dinsizlik, kâfirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free and accepted masons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). yağ içinde eriyebilen (vitamin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazilet sahibi. (bk.) Fazilet. Yazı dilinde de din adamlarına İstanbul ve Haremeyn pâyelerini haiz olanlarına verilen unvandı: Fazîletlû Mustafa efendi hazretleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın fazlı, erdemi, lütfü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadrâzama ve Mısır hidîvi ile prenslere verilen unvan: Devletlû fahâmetlû paşa hazretleri, Almanya prenslerinden fahâmetlû hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.) (tarih). Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrâzamlara ve prenslere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Akdeniz'e mahsus yelkenli kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı. 2. Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik. 3. İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a threadlike anatomical structure or chainlike series of cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). iplik, lif, filum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lums, la) (biyol). kamçı şeklinde parça; kamçı, kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i). yün yumağı gibi herhangi bir şey; (anat). beyinciğin bir kısmı: (astr). kalsiyum ile hidrojenden ibaret olup güneşin çevresinde bulunan ve buluta benzer şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurred. unsharp. out-of-focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an acute febrile highly contagious viral disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili grip, enflüanza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (A.B.D)., (k).dili safsata saçma; züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzensiz bir şekilde değişmek, bir kararda olmamak; kararsız olmak, tereddüt etmek; (tic). değişmek, tahavvül etmek. fluctua'tion (i). düzensiz değişim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ocak bacası, baca; hava veya gaz borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hafif tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balık ağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade düzgünlüğü, fesahat, akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akıcı açık, düzgun, fasih, beliğ, pürüzsüz; sürükleyici (ifade, söz, yazı). fluently (z). akıcı olarak, purüzsüzce, kolaylıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hafif tüy kırpıntı; kuştüyü, yumuşak kürk; yüzdeki ince tüyler, ayva tüyü; (k).dili sahnede kötü okunan bir şey; (f). silkinip tüylerini kabartmak; söyleyeceği sözü unutmak veya yanlış okumak. fluffiness (i). tüy gibi yumuşak olma. fluffy (s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet gibi nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). akışan, seyyal: akıcı, sıvı mayi, sulu: (i). sıvı veya gazlı madde. fluid'ity (i). akıcılık, seyyal oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D). 29,57 cc: ing 28,41 cc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). talih, rastlantı, tesadüf: (f). şansla isabet etmek; tesadüfen kaybetmek veya kazanmak. fluky (s). tesadüfe dayanan, şansa bağlı; kararsız, dönek, sağı solu belli olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (den). gemi demirinin tırnağı veya ona benzer şey: ok ve mızrak damağı veya dikeni; balina kuyruğunun yassı parçalalarından her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, yassı bir balık: yaprak şeklinde ve yassı bir parazit kurt. fluke worm hayvanların karnında bulunan bir kurt, şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). değirmen altında bulunan su yolu; (A.B.D). çay veya ırmak akan dar boğaz; (f). böyle bir boğazdan geçirmek, kanal vasıtasıyla ırmak veya gölden su akıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keşkeğe veya bulgur pilavına benzer bir yemek; muhallebi gibi bir çeşit meyvalı ve yumurtalı tatlı; tatsız şey, anlamsız kompliman, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), argo şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (k).dili ağır bir şeyi birden bırakıvermek; çökmek; (i). ağır bir şeyin düşmesinden hâsıl olan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fling.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili başarı kazanamamak, kalmak, slang çakmak; sınavda bırakmak (öğretmen); (i). sınav veya sınıfta kalma. flunk out başarısızlıktan dolayı okulu bırakmak veya bıraktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalkavuk, slang yağcı; uşak, hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (kimya). Yeşilimtrak sarı renkte, atom ağırlığı 19 olan, F senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bazı cisimlerin ışık ve röntgen ışınlarına arzedilince kendiliklerinden çeşitli renklerde ışıklar saçma niteliği, flüorışı. fluorescent (s). böyle bir niteliğe sahip olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor ile başka bir elemanın bileşmesinden meydana gelen kimyasal karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. jeoloji). Tabiî kalsiyum flüorürü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum flüorürü; (bak). fluorspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mermer gibi güzel bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı büyük ve gagası kalın, ispinoza benzer bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flurcin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). birden esip kısa süren rüzgâr; hafif sağanak, geçici hafif kar veya yağmur; telaş, heyecan, acele; borsada geçici bir faaliyet; (f). telâşa düşürmek, telâşa vermek, heyecanlanmak; (colloq). iki ayağını bir pabuca sokmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Florya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlanıp uçmak, ürkmüş kuş gibi uçmak: ürkütüp kaçırmak (özellikle av kuşu): (i). birden ürkütüp kaçırılan kuşlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f)., (z). dopdolu, taze: bol, mebzul, bereketli, cebinde çok para taşıyan: bir seviyede, düz: güvertesi baştan kıça kadar düz olan (gemi): (f). düzlemek bir seviyeye getirmek; boşluklarını doldurup düzeltmek (duvar); (z). düz bir şekilde, yüzeyde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ; birden akmak, hücum etmek (kan); kızarmak; heyecanlandırmak: akıtmak, bol su ile temizlemek; kızartmak; (i). kızarma; ısınma, heyecan, galeyan, coşma, taşkınlık; kırmızılık, kızartı; ateş hararet, sıcaklık. Her face was flushed. Yüzü kıpkırmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil floş, poker oyununda aynı renkten olan bir el kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). şaşırtmak, telâşa düşürmek şaşırmak, bocalamak,telâşlanmak; (i). heyecan, telâş, şaşkınlık, bocalama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Batı musikisinde en tanınmış nefesli çalgı. Aslen tahta nefeslilerdendir. Fakat mâdenî flütler de yapılmıştır. Çeşitli büyüklükte olanları vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flautist. flutist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fl utist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (müz). flüt, flavta; (mim). yiv, oluk; (f). flüt çalmak: flüt gibi ses çıkarmak veya şarkı söylemek; (mim). yiv açmak, yivlerle süslemek. fluted column yivli sütun. fluting (i). yivli süs. flutist (i). flütçü, flavtacı. fluty (s). flut sesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Flüt çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlarını çırpmak; titremek, sallanmak; çırpınmak, telâş etmek; titretmek, kımıldatmak; telâşa düşürmek, heyecan vermek; (i). titreme, heyecan, çalkalanma, çırpınma; telâş, asabiyet; (hav). kanat sarsıntısı; (tıb). titreme, kalp ritmi bozukl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nehirlerle ilgili; nehirde hâsıl olan; nehirde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). nehir ve denizin birleşik faaliyeti sonucunda hâsıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). seyelân, akıntı; değişme; (fiz). akı; akış, cereyan; denizin meddi; eritici madde; emaye işinde kullanılan ve kolay eriyen bir çeşit cam; (f). akıtmak, eritmek: (tıb). akıntı vermek. flux density (fiz). elektrikli veya manyetik alanın gücü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıntı, akma, cereyan; (mat). bir miktarın değişme hızı. fluxional (s). akıntıya ait; değişen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toploftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukların yumurtladıkları yuva veya sepet ki, ekseriya içleri samanla kaplanmış olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nesting-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legenest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphorous. phosphoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing phosphorus. phosphorous. phosphoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fodulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Filika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. (m. füls). Fülsler, küçük değerde paralar, en düşük değerde para (para mânâsıyle tekil gibi de kullanılır). (bk.) Füls.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flüt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (ço li) ince lif

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mert, lutufkâr, cömert, eli açık. Osm. sehâvet sahibi. 2. Tanzimat sonrası Osftıanlı devletinde mülkiyede râbia ve hâmise rütbelerinde bulunanlara ve askeriyede mülâzim ve yüzbaşılara resmen verilen unvan ve lâkap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلوس] mangırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gabonese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çog galluses) ABD, leh pantolon askısı galoot bak galloot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f Iap lap yürümek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. Alûden = bulaşmak). Kedere bulaşmış, kederli, keder veren. Fars. hüzn-Aver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غرض آلود] maksatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a kısa) (i.). 1. Dinsizlik, Ar. küfr. 2. Müslümanlık dışında bir din, bilhassa Hıristiyanlık dini. 3. mec. Merhametsizlik, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : Bir kilogram havuç önce soğuk su ile yıkanır. Sonra 3 eşit parçaya bölünür. Sabah, öğle, akşam birer parça yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret. clip joint. nighterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gallipoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boğaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلو] boğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head office. chief management. general management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gerd = toz, Alûden = bulaşmak). Toza bulanmış, toz, toprak içinde olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرد آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غل و غش] kin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kafa keserek mahkumların hayatına son veren “giyotin” adlı ölüm makinesi bir doktorun insan sevgisi yüzünden icat edilmiştir. Dr. Guillotin o yıllarda Fransız devriminin getirdiği eşitlik ilkesine uygun olarak mahkumların ölümününde eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirilmesini öngörüyordu. Bu yüzden projesini çizdiği yüksekten düşen büyük bir bıçaktan ibaret makine onun ismi ile anılmaya başladı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kılıç çiçeği, glayol, kuzgunkılıcı, kuzgun otu, keklik çiğdemi, bot. Gladiolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. berilyum (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glikoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tutkal; tutkal gibi yapışkan madde: f. tutkalla yapıştırmak: yapışıp kalmak. gluepot i. içine ısıtılacak tutkal kabı konulan kaynar su kabı. gluey s. tutkal gibi, yapışkan glueyness i. yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asık yüzlü, suratsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kavuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kavuz, çayırgillerin başakçıklarında pul şeklinde bir çenek, gluma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i. tıka basa doyurmak, ağzına kadar doldurmak; Iüzumundan fazla mal çıkarıp piyasayı boğmak; oburcasına yemek; i. bolluk, tokluk, piyasada fazla mal olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Tahıl unlarının nişastası çıkarıldıktan sonra geriye kalan albüminli madde. Glüten ekmeği = Şeker hastalığı olanlar için yapılan nişastasız ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glüten. gluten bread glüten ekmeği, nişastası az ekmek. gluten flour glüten unu, nişastası az un.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten-bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tutkal cinsinden, tutkala benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kutup porsuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. obur kimse, boğazına düşkün kimse, çok yiyen kimse, açgözlu kimse; haris kimse. gluttonous s. obur, açgözlü. gluttonously z. oburcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oburluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pectoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göğsü geniş: Göğüslü adam, at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden, talimde göğsü korumaya mahsus meşinden pusat. 2. Küçük çocukların, üstlerini kirletmemek için, boyunlarına asılıp göğüslerini örten bezden kısa önlük. Göğüslük takmak, pike göğüslük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. breastplate. dickey. plastorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavilik, mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömülmüş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried. sunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried. sunk. grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried. sunk into. grown into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to his heart's content. after one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the way one's heart desires.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendi istek ve arzusıyle bir iş gören, mecburî olmayan. 2. Kur’a efradından olmadığı veya kur’ası çıkmadığı halde kendi arzusıyle asker yazılan: Gönüllü asker: Gönüllüler çok gayret ettiler, gönüllülerin talimine memur olmuştu. 3. Kibirli, kasıntılı: Kız gönüllüdür, onu kocalığa kabûl etmez. Alçak gönüllü = Kibirsiz, mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willing. voluntary. ready. volunteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared. ready. voluntary. volunteer. willing. lover. of one's own accord. voluntarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volunteer. willing. ready. unsalaried clerk. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bilginin yalnız görgü ve denemelerden çıktığını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübeli, İş görmüş, iş bilir. Ar. mücerreb, Fars. kâr-Azmûde, kâr-Azmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. experienced. of good manners. polite. mannerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. polite. well-mannered. well- mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manzarası ve dıştan gösterişi olan, güzel: Görklü bine: Güzel görklü bir köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyi eskiden görmüş sanarak veya görmüş olarak hatırlama hali: Bu kadını görmüşlüğüm var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seen before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

déjà vu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güveyinin geline taktığı yüz görümü hediyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğer ve palanın arkasına kaplanan meşin.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Fazla çalışmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates, gülsuyu.

Hazırlanışı : 1 Adet çiğ patates soğuk su ile yıkandıktan sonra ortasından kesilir. İki ince dilim alınıp, göz kapaklarının üstüne konur. 10 dakika sakin bir şekilde istirahat edilir. Daha sonra gül suyu ile göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçilik. 2. Nöbetçilik. 3. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözü olan: Gözlü hayvan, siyah gözlü, mavi gözlü edam. 2. Taksimatı olan, birkaç bölüğe ayrılmış: İki gözlü değirmen, üç gözlü mağaza, daire; beş gözlü anbar. 3. Delikleri olan, delik deşik: Gözlü gümeç, seyrek gözlü kalbur, sık gözlü kafes. Açgözlü = Tamahkâr, doymaz. Tokgözlü — Kanaatkâr, kanaatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed. having an eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakılan eşyayı büyüterek yakın göstermeye yarayan kristal Alet ki, göze takılır ve bazen tozdan veya fazla ışıktan korumak için de kullanılır: Gözlük takmak, kullanmak: Mavi gözlük, tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. eyeglasses. a pair of eyeglasses. goggles. spectacles. specs. a pair of spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. specs. spectacles. specticles. eyeglasses. goggles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyeglasses. eye glasses. pair of glasses / spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician. wearing glasses. hooded. spactacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses. bespectacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizinde adalar, Porto Riko’nun güneydoğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 15 Kuzey enlemi, 61 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,780 km².

Sınırları: toplam: 10.2 km.

sınır komşuları: Hollanda Antilleri (Sint Maarten) 10.2 km.

Sahil şeridi: 306 km.

İklimi: Subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir.

Arazi yapısı: Basse -Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada da çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Soufriere 1,484 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, turizmin gelişmesine olumlu katkıda bulunan iklim ve sahiller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.7.

daimi ekinler: %2.92.

Diğer: %85.38 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 60 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Ekim ayları arasında kasırgalar (hurricane); Soufriere aktif yanardağdır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 452,776 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.41 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.06 yıl.

Erkeklerde: 74.91 yıl.

Kadınlarda: 81.37 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guadaluplu.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah veya melezler %90, beyazlar %5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler %5 civarındalar.

Din: Roma Katolikleri %95, Hindu ve pagan Afrikalılar %4, Protestanlar %1.

Diller: Fransız (resmi) %99, Creole kökenli (Hem Avrupa, hem de Asya soyundan gelenler).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.

erkekler: %90.

kadınlar: %90 (1982 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guadalup Bölgesi.

kısa şekli : Guadalup.

Yerel tam adı: Departement de la Guadeloupe.

yerel kısa şekli: Guadeloupe.

Bağımsızlık durumu: Fransa’ya bağlı bir ülkedir.

Başkent: Basse-Terre.

İdari bölmeler: yok (Fransa tarafından yönetilir).

Bağımsızlık günü: yok (Fransa’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789).

Anayasa: 28 Eylül 1958 (Fransız Anayasası).

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: FZ, WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça gubâr = toz, Farsça Alûden = bulaşmak). Toza bulanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غبار آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir dizide durak’ tan sonraki en mühim perde. Fr. dominante.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu, Osm. kavi, tüvânâ: Güçlü, kuvvetli bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. forceful. bouncing. brawny. energetic. full-blooded. heroic. high-pressure. iron. keen. mighty. pithy. potent. prepotent. robust. spirited. stalwart. stout. sturdy. vigorous. virile. voluminous. powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. acute. beefy. drastic. energetic. forceful. forcible. furious. hardy. influential. intense. keen. lusty. massive. mighty. muscular. potent. powerful. pronounced. robust. sappy. stentorian. strapping. strong. sturdy. substantial. tough. vigorous. vir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gücü olan kuvvetli zorlu. 2.Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zorluk, zahmet, müşkül olma: Onun güçlüğü yoktur. 2. Sıkıntı, yokluk, fakirlik: Güçlük çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulty. arduousness. hardship. hassle. adversity. complexity. complicacy. hurdle. oppression. rub. stumbling block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. austerity. difficulty. drawback. hardship. hassle. job. pitfall. rigour. rub. suffering. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardly. ill. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık. 2. İşsizlik, meşguliyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sevkedilebilen, güdülebilen: Güdümlü balon. 2. Belli bir hedefe göre yürütülen: Güdümlü ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed. governed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art produced according to certain guidelines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guguk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genial. good- humored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül ile süslü: Güllü, çiçekli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gülü olan. 2.Gül desenli (kumaş). - Daha çok örfte kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül yeri, gül ağaçları ile dolu yer, gülzâr, gülistan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hindinin çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. amusing. comic. humorous. laughable. ridiculous. burlesque. camp. derisive. derisory. droll. fantastic. fantastical. foolish. grotesque. jesting. ludicrous. gilbertian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. comic. comical. derisive. droll. funny. hilarious. humorous. laughable. ludicrous. priceless. rich. ridiculous. risible. silly. waggish. amusing. foolish. beggarly. very little.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughable. ridiculous. funny. absurd. arty crafty. burlesque. comic. comical. farcical. humo u rous. ludicrous. preposterous. risible. screaming. silly. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laugh. laughter. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. cackle. laugh. laughter. manner of laughing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. smile. laugh. lauching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Üşüşme, ayaklanma, taşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutiable. duty-paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject to customs duties. with customs duties paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümüşü olan. gümüşle süslü: Gümüşlü çekmece, sigaralık, baston.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün geçen ve vâki olan. Geceli gündüzlü = Gece, gündüz, dâimî surette: Geceli gündüzlü çalışarak şu kitabı bitirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. day student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüze mahsus: Gündüzlük kıyafet, gündüzlük elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde güneş ışığı tesiriyle meydana gelen dönüş. (bk.) Göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güne mahsus veya lâyık ve yetecek kadar olan (bu da yalnız kullanılmayıp aşağıdakiler gibi terkiplerde geçer): Bir günlük iş, beş günlük yol, bugünlük bu kadar kâfidir. 2. Ömrü şu kadar günden ibaret olan, şu kadar gün eskimiş olan, şu kadar gün evvel yapılmış veya meydana gelmiş olan: Kırk günlük bir çocuk, üç günlük et, on günlük bir mezar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel kokusu için ve bir yerin kötü kokmasını önlemek maksadıyla yakılan zamk cinsi buhûr: Günlük yakmak, günlük kokusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. day-to-day. of every day. everyday. fresh. diurnal. per diem. quotidian. workaday. casually. per diem. diary. daybook. journal. frankincense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. daily. diary. everyday. incense. journal. mundane. frankincense. myrrh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem. journal. log. daily. daily. diary. of the same day. so many days old. everyday. usual. day to day. diem per. diurnal. journal book. local customer. quotidian. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(buhur): Tropik bölgelerde yetişen sığala ağacından elde edilen reçinedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığını giderir, vücuda rahatlık verir Tütsü olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetgum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdiness. healthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Gür olma hâli. Son gürlüğü = ihtiyarlıkta kavuşulan mühim bir muvaffakiyet, mes’ut hal: Allah son gürlüğü verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük sesli, şamatalı: Pek gürültülü bir bağırması vardır. 2. Şamata ve velveleyi gerektiren, şamata ile yapılan: Makine dikişi pek gürültülüdür; gürültülü işten, konuşmadan hoşlanmam. 3. Kalabalıklı, izdihamlı: Hayli gürültülü bir düğün oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. loud. tumultuous. tumultuary. clamant. clamorous. clangorous. hilarious. hurly-burly. jazz. knockabout. rackety. rambunctious. riotous. roaring. robustious. rumbustious. thundering. uproarious. vociferous. disorderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. clamorous. loud. noisy. resounding. riotous. rowdy. stormy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamorous. noisy. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gururuna düşkün, mağrur, kibirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proud. vain. conceited. arrogant. vainglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. proud. superior. swollen. conceited. self-imported. vain. haughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vain. conceited. haughty. cock of the walk. important. lofty. pompous. proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzün yapılan, güze ait, sonbaharlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلابدان] gülsuyu kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uykusu gelmiş, uyuklayan veya uykudan yeni kalkıp daha lâyikıyle gözlerini açmamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلود] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلوده] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). Erkek ve kız çocuklarının alınlarında ve yüzlerinde çıkan kabarcıklar, ergenlikler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب البلوغ] ergenlik sivilcesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sa. manyolu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın dostu. Hz.İbrahim (a.s.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allaha şükür!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sanrılamak; sanrılatmak. hallucina'tion (i.), (psik.) sanrı vehim, kuruntu; akli denge bozukluğundan ileri gelen kuruntu. hallu'cinative, hallu'cinatory (s.) sanrı kabilinden, kuruntu getiren .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sanrıya kapılmaya sebep olan ilaç. hallucinogen'ic (s.), (i.) sanrıya kapılmaya sebep olan (esrar) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sanrı getiren hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. halluces) (i.), (anat.) ayak başparmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حل و فصل] halletme, yoluna koyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İyi ahlâk sahibi, iyi huylu ve herkesle geçinir olan: Pek halOk adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلوق] iyi huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hallucination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i.) küçük kanca, çengelcik, kanca şeklinde çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disabled ex-serviceman. disabled veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. war college. war academy. cadet school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atın huysuzluğu, gemden anlamayıp doğru gitmemesi. 2. Muannidlik, inatçılık, serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Lüzum dolayısıyle, gerekli olarak, gerektiği için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi, haşmetmeâb. İmparator ve kral derecesinde olan ecnebi hükümdarlara unvan olur: Haşmetlû İsveç kralı hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطا آلود] hatalı, yanlış dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -la) bazı böcek ve kabuklu hayvanların emme organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air gap / hole / pocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air line. airline. airway. skyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El, yüz, ayak kurulamaya mahsus tüylü dokuma, (bk.) Havlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzzy. towel. facecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rail. towel cupboard. for making towels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack. toweling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated. lively. full of beans. live. perky. rambunctious. vivacious. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ hırsızlığı, yol kesicilik, Ar. şekavet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highjacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage in banditry. to misbehave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araya girme: Bâzı mâniler haylûlet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attend. to be present. to stand by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (A.B.D)., argo çok fena; çok iyi; çok; (z). çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılan kimse hakkında zamir gibi kullanılır: Herifçioğluna on defa söyledik dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarayan altı çeşit dörtlünün altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T. kimya). Karbonu ve hidrojeni olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). highfalutin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği, hilum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. oafishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

duyulmak, hissedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorishness. uncouthliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act boorishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sokak serserisi, kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakaret, zillet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. indulgent. lenient. permissive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austereness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyilik, güzellik. 2. Gariplik, tuhaflık. 3. mec. Neş’esizlik: Bugün bir hoşluğunuz var (bu mânâda daima bir kelimesiyle beraber kullanıldığından «bîhûş» luktan galat olması da muhtemeldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreeableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantness. health. quaintness. happiness. comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantness. sweetness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.,). Hoşnut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. satisfaction. pleasure. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hotoz giyen (kadın). 2. Başında geniş tepesi olan (kuş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal career. law business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat. 2. Mahkemece hüküm giymiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daimîlik, ölmezlik, beka, devam, sermedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl Ar. mânâsı: konma ve bir menzile inme). 1. Girme, Ar. duhûl, bir şeyin içine geçme. 2. Erişme, gelip çatma, Ar. vusûl: Hulûl-i şitâ = Kışın erişmesi, ramâzan-ı şerifin hulûlü. 3. Tenâsüh akidesinde inançlara göre bir ruhun başka bir bedene girmesi. Ar. tecessüm. (hal) Hulûl-i dâhili, hulûl-i hârici = Sıvıların ve gazların hayvani ve nebatî zarların arasından öteye geçmeleri ki, Yunanca’dan. Fr. exosmose ve entosmose denilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلول] gelme, gelip çatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelmek, gelip çatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hulûliyyûn). Tanrı’nın cisimleştiğine inanan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hâlislik, saflık, doğruluk, yalan ve hileden uzak olmak: Hulûs-i mahabbet, hulûs-i niyyet, hulûs-i kalb. 2. Samimiyet, samimî sevgi: Hulûsla namaz kılmaz; o adamda hulûs yoktur. 3. Çatma, yaranma, dalkavukluk, Ar. müdâhene: Yalnız hulûs için öyle söylüyor; hulûs çakmak. Arz-ı hulûs etmek = Samimî sevgi göstermek. Akran arasında selâm tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلوص] içtenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir insana karşı samimî sevgisi olan, Osm. muhibb-i hâlis. 2. Hulûs çakan, dalkavukluk ve menfaat kasdiyle sevgi ve iyi muamele gösteren, Ar. müdâhin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hal). 1. Samimi sevgi ile. 2. Dalkavuklukla, ikiyüzlülükle, hulûs çakarak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halis olan, saf, iç temizliği. 2.Samimi, candan. -(bkz.Halis).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خلوصکار] yağcı, dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Samimî sevgi gösterme. 2. İkiyüzlülük, dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Alûden = bulaşmak). Kana bulaşmış, kanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون آلود] kanlı, kana bulanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Şeref, haysiyet ve itibar sahibi, saygıya değer. 2. mec. Büyük, okkalı. 3. Osmanlılar’ca Hıristiyan piskopos ve metropolidlere verilen resmî unvandır: Selânik Rum metropolidi hürmetlû felsnca efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü huy ve Adeti olan, hırçın: Huylu adam, et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tempered. suspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a certain disposition. touchy. cross. irritable. suspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü huy, hırçınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crabbedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. huff. mood. spleen. bad temper. obstinacy. petulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad temper. fractiousness. petulance. distemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be irritated. to show bad-temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. melancholic. cheerless. sad. blue. depressing. doleful. downcast. dreary. elegiac. funereal. glum. rueful. somber. sombre. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. dejected. down. funereal. glum. heavy. lugubrious. melancholy. mournful. plaintive. sad. wistful. woebegone. woeful. sorrowful. heartsick. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. melancholic. dolorous. leaden. mournful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceful. restful. calm. tranquil. serene. easy. quiet. reposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. calm. comfortable. halcyon. peaceful. quiet. restful. serene. at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceful. tranquil. untroubled. happy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kişniş, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya iki çorba kaşığı kişniş konur. Kaynatıldıktan sonra süzlür. Günde iki kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Hastanın günlerce idrara çıkmaması şeklinde kendini gösteren bu hastalığa; tıp dilinde Anüri adı verilir. Mesane (idrar torbası) boştur. Hastada uyuklama, baş ağrısı, adalelerinde oynama ve kusma görülebilir. Nedeni böbrek hastalıkları, mesane, veya rahim hastalıkları, yaralanma ve idrar yollarında taş bulunmasıdır. Tedavi için doktora başvurmak gerekir. Bu arada aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : 1 bardak ılık suya 6 tane kuru incir konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra suyu içilir, incirler de yenir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak, oluşturulmak, konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çıkarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaşatılmak, canlandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disingenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double faced. two-faced. disingenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double-dealing. hypocritical. double-faced. two-faced. insincere. double. janus-faced. pharisaic. pharisaical. smooth-faced. smooth-tongued. soft-spoken. double-dealer. hypocrite. pharisee. counterfeiter. smoothie. shammer. simulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrite. hypocritical. insincere. twofaced. double-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical. ambidexter. devil dodger. double. double faced. sooth tongued. two faced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cant. hypocrisy. two-facedness. double-dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy. duplicity. dissimulation. double dealing. insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farseeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far- sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsightedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

katılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak, tenvir etmek; kandillerle donatmak; kitap veya yazıyı renkli resim ve harflerle süslemek, tezhip etmek; fikirlerini geliştirmek, zihnini açmak, uyandırmak; anlatmak, izah etmek; illumina'tion i. tenvirat, aydınlatma; kitapta tezhip,