Lüb ne demek? | Lüb anlamı nedir? | Lüb

Lüb anlamı nedir?

Lüb ne demek?

Lüb anlamı nedir?

Lüb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lub

Türkçe Sözlük

(LÜBB) (i. A.) (c. elbâb). 1. Badem gibi meyvelerin içi. 2. Bir şeyin iç tarafı, kabuğundan başka kısmı, öz. Dünyanın çekirdeği. 3. Kalb, ruh, akıl, mânâ (cem’i başlıca bu mânâ ile kullanılmıştır). Ului-elbâb = Akıl, zekâ ve anlayış sahipleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوبالو] vişne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. balina yağı; ağlayış; f. hüngür hüngür ağlamak; ağlarken (bir şeyler) söylemek; s. şişkin, kalın. blubberer i. hüngür hüngür ağlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sopa, çomak; golf sopası; kulüp, dernek; kulüp binası; iskambil sinek, ispati. club car (d.y). büfeli vagon. club moss kurdayay, (bot). Lycopodium clavatum club sandwieh içine et, peynir ve domates konarak yapılan üç dilim ekmek. club steakufak filet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sopa ile vurmak, dövmek; bir araya toplamak; parasını ortak bir masrafa veya işe yatırmak. club together bir araya gelmek, toplanmak; bir dernek meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm kayıtlı VAIO kullanıcıları teknik ve temel bilgilerin yanı sıra yazılım güncellemeleri sağlar. 24 saat içinde teslimatın yapıldığı aksesuarlar için özel bir sipariş hizmetinin yanı sıra, kişisel bir ana sayfa (www.club-vaio.com= sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir kulüp üyeliğine layık; girgin, toplum hayatına uyabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (den). tehlike zamanında geçici olarak demir atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulüp binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılana ait, yılan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). erir, eritilebilir, hallolunur; çözülür; fesholunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). yağ içinde eriyebilen (vitamin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (A.B.D)., (k).dili safsata saçma; züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret. clip joint. nighterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erimez; ayrılmaz, sabit. indissolubly z. birbirinden ayrılmaz surette; çözülmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlığa yaramaz, sağlığa dokunur, zararlı. insalubrity i. sıhhate aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erimez; halledilemez, izah olunamaz, çözülemez. insolubly z. halledilmez surette. insolubility i. erimemezlik; çözülemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaplumbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalb). Kalbler. bk. Kalb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قلوب] kalpler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «külbe» den, o da Y.’da «örtme» mânâsında bir kelimeden gelir). Bekçi, bahçıvan ve çoban gibi adamların barınmasına mahsus çalı-çırpıdan muhafazalı küçük yer, ufak ve fakir köylü evi: Bekçi kulübesi; balıkçıların kulübeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hut. hovel. box. booth. cabin. cote. cottage. crib. hutch. kiosk. kiosque. lodge. shack. shanty. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. cot. cottage. hut. lodge. shack. shanty. shed. cabin. sentry box. telephone booth. telephone box. tollbooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. hut. shanty. shack. sentry box. telephone booth. talkbooth. barrack flat. chalet. cot. cote. cottage. crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) deniz ve gemiler hakkında bir şey bilmeyen kara sakini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acemi ve hantal kimse; den. gemi ile az seyahat etmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Göz bebeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lübbiyye) (botanik). Oze ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

LÜBE (i. A.). 1. Oyun, oyuncak. 2. Herkesin eğlencesi, oyuncağı. LUBE (ing.). 1.Yağlama. 2.Yağlayıcı madde. 3.Lube oil; i. makine yağı, motor yağı. 4.Bir nevi krem. 5.Bir çeşit yağ, yağlayıcı madde, krem olarakta ifade edilir. Örnek cümle: lübe yağı kullanmak vücuda zararlı olduğu söyleniyor. Açıklama: Sizlere verdiğim örnek cümlede yağ anlamındadır. Ancak değişik yağlarıda ifade ettiğini belirtmek isterim. İngilizce de kullanıldığı yere bağlı olarak değişiyor. Örneğin ; lübe oil pomp: Yağ pompası

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

LUBE (ing.). 1.Yağlama. 2.Yağlayıcı madde. 3.Lube oil; i. makine yağı, motor yağı. 4.Bir nevi krem. 5.Bir çeşit yağ, yağlayıcı madde, krem olarakta ifade edilir. Örnek cümle: lübe yağı kullanmak vücuda zararlı olduğu söyleniyor. Açıklama: Sizlere verdiğim örnek cümlede yağ anlamındadır. Ancak değişik yağlarıda ifade ettiğini belirtmek isterim. İngilizce de kullanıldığı yere bağlı olarak değişiyor. Örneğin ; lübe oil pomp: Yağ pompası

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., lube oil bak. lubricating oil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hayal ve kukla oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. lûbet = hayal, kukla, Fars. bâhten = oynamak). Hayal ve kukla oynatan, hayalci, kuklacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (sonradan yapılmış bir Arapça kelimedir). Oyuna alt eğlenceler, tiyatro, canbaz, hokkabaz vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Cebel-i Lübnan = Bugün bu adla anılan devletin dağlık kısmı. Bu devlet kurulmadan önce sahil kısmına bu ad verilmezdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lebanese. lebanon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lebanon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lebanese. lebanon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lebanon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Akdeniz kıyısında, İsrail ile Suriye arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 50 Kuzey enlemi, 35 50 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 10,400 km².

Sınırları: toplam: 454 km.

sınır komşuları: İsrail 79 km, Suriye 375 km.

Sahil şeridi: 225 km.

İklimi: Akdeniz, serin, yağışlı kışlar, sıcak, kuru yazlar, Lübnan dağlarında kışlar sert geçer.

Arazi yapısı: Dar kıyı ovaları vardır; Al Biqa’ (Bekaa Vadisi) Lübnan Dağlarını ikiye böler.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Qurnat as Sawda’ 3,088 m.

Doğal kaynakları: Kireçtaşı, demir, tuz, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.35.

daimi ekinler: %13.75.

Diğer: %69.9 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,040 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kum fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,874,050 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.23 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 23.72 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.88 yıl.

Erkeklerde: 70.41 yıl.

Kadınlarda: 75.48 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 tahmini).

Ulus: Lübnanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %95, Ermeni %4, diğer %1.

Din: Müslüman %70, Hıristiyan, Museviler.

Diller: Arapça(resmi), Fransızca, İngilizce, Ermenice.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.4.

erkekler: %93.1.

kadınlar: %82.2 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Lübnan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Lübnan.

Yerel tam adı: Al Jumhuriyah al Lubnaniyah.

yerel kısa şekli: Lubnan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Beyrut.

İdari bölümler: 5 vilayet; Beyrut, Ech Chimal, Ej Jnoub, El Bekaa, Jabal Loubnane.

Bağımsızlık günü: 22 Kasım 1943.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 22 Kasım (1943).

Anayasa: 23 Mayıs 1926.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, ACCT, AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslara


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Lübnâniyye). Cebel-i Lübnan ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yağlamak, yağlayarak kolay işler hale getirmek. lubricating oil makina yağı, motor yağı. lubricant i. yağlayıcı madde. lubrica'tion i. yağlama. lubricator i. yağlama cihazı; yağdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamparalık, kadın düşkünlüğü; yağlılık, kayar halde olma, kayganlık, kaypaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaygan; dönek; zampara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lübb). Lübler, özler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. libâs). Libâslar, giyecekler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnci yağmuru.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغلوب] yenik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAĞLÜBİYYET) (İ.A ). 1. Yenilme, mağlûb olma, mağlûb olanın hâli, galibiyyet zıddı: Rus ordusu büyük bir mağlûbiyete uğradı. 2. Bir kuvvetin hüküm ve zoru altında bulunma, zebunluk: Nefsine, şeytana mağlûbiyyet iyi şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» ten imef.) (mü. maklûbe). 1. Tersine çevrilmiş, altı üstüne yahut içi dışına döndürülmüş. 2. Değiştirilmiş, başka bir hale konulmuş: Eski bir sarnıçtan maklûb havuz. 3. Harfleri aşağıdan yukarıya okunduğu halde yine aynı olan kelime veya terkip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. A. «selb» den Imef.) (mü. matlöbe) (c. matlûbtn). Selb olunmuş, asılmış, asmakla İdam olunmuş veya asılarak ölmüş, Fars. ber-dlr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den imef.) (c. matlûbat). 1. İstenilen, aranılan, talep ve arzu olunan: Servet herkesin matlûbudur. 2. Verilmiş, borç verilmiş, alacak Bervech-i matlûb, matlûb veçhile = Arzu olunduğu yolda, istenildiği gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلوب] istenilen, aranan. 2.alacak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstenilen, aranılan, talep edilen şey.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlub.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Matvlub).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «celb» den imef.) (mü. meclûbe). 1. Celbolunmuş, başka yerden getirilmiş. Emvâl-i meclûbe = Getirilmiş mallar. 2. Taraftarlığı kazanılmış, bir tarafa meylettirilmiş: Kendisi o tarafa meclûbdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجلوب] celbedilmiş. 2.aşık, tutkun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den imef) (mü. meslûbe). Giderilmiş, alınmış, yok edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «galebe» den if.) (mü. mütegallibe). Zorla bir hakkı elde eden, zorba, galip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kurbağa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erir, eritilebilir; çözülebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhatli, sıhhate yarar, sıhhi. salubriously z. sıhhate yarar surette. salubriousness, salubrity i. sıhhatlilik, sıhhi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed,- bing) eğirmek için hazırlık olarak azıcık bükülen yün veya pamuk; pamuk ipliğinde kalın yer; f. çekip azcık bükmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikkatsizce yapmak; çamurda yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eritilebilir, halledilebilir; çözülebilir, halli mümkün. solubility, solubleness i. erime kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorbalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar). (c. takallübât). 1. Dönme, bir yandan bir yana çevrilme, alt üst olma. 2. Değişme, başka kalıba girme, (c.) Değişiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den masdar). 1. Katılaşma, katı olma: Cıvanın tasallubu. 2. mec. Sağlamlık, kuvvet kazanma. 3. (tıp) Bazı organların hastalıktan dolayı katılaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «galebe» den). Galib gelip zorla ele geçirme: Arazisine başkaları tegallüb etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu -bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu -bey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, saygın, erdemli kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygınlığı olan bey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın kişilikli yiğit..

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسلوب] anlatım tarzı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşkan, söz akıcılığı olan; çenebaz; yuvarlanan; bot. sarılan. volubility i. çok ve çabuk konuşma, cerbeze. volubly z. akıcı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suda eriyebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by