Luk ne demek? | Luk anlamı nedir? | Luk

Luk anlamı nedir?

Luk ne demek?

Luk anlamı nedir?

Luk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: luk

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl ismi lâk olan bir çeşit hind zamkı ki, boyacılıkta ve başka işlerde kullanılır, lika. Sıfat gibi de kullanılıp «lûk boya» denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. «Blocce» den). Denizden kuşatma muhasara: Abluka etmek, ablukaya almak. Ablukayı bozmak = Muhasara hattını delip geçmek. Ablukayı kaldırmak = Muhasarayı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. abloco

ask. kuşatma

Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade. siege. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç ağacından toplanan bir zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı 1800 santigrat derecesinde ısıtıldığı halde erimeyen cismin bu sıcaklıktan beyaz renk almış hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. the profession of an actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). 1. Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2. Bu felsefe yolunda bulunma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor. 2. Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon yapan ve kullananın sanatı. Balonla uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut koydukları kutu vesaire, barut mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask. powder horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of the General Director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş yüz liralık kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, boysuzluk, alçaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pudginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötülük, şüpheli durum: Eninde sonunda bir bokluk çıkacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pugilism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. lashings. plenty. stores. plentifulness. wealth. looseness. wideness. affluence. ampleness. amplitude. bonanza. copiousness. cornucopia. effusion. effusiveness. exuberance. exuberancy. fleshpot. fleshpots. flood. fullness. fulness. glut. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. amplitude. glut. opulence. plenty. profusion. redundancy. stack. store. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. plenitude. plenty. wideness. looseness. amplitude. flood. glut. latitude. luxuriance. milk and honey. opulence. overmeasure. plethora. profusion. quantity. richness. stack. stores. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bölmek» ten) 1. Bölünmüş bir şeyin her parçası, kıt’a, kısım, cüz 2. Pay, hisse, sehim: Beş bölüğe ayırmak. 3. Duvar, çit, perde gibi bir şeyle ayrılmış bina vesaire kısmı, oda, daire: Bu ev dört bölüğe ayrılmıştır. 4. Bir büyük cemaatten ayrılmış cemaat, fırka, takım, taife, hizip, zümre: Toplanan adamlar beş bölük olmuştu, bölük bölük geldiler. 5. Umumiyetle kalabalık, cemaat, sürü, gürûh, fevc: Bir bölük halk geldi. 6. Memleketin bir kısmı, cihet, taraf. 7. Ortadan bölünmüş saçın bir tarafa taranmış kısmı: Saçını iki bölük etmiş. 8. Askerlikte eskiden yüz kişiden mürekkep, şimdi daha kalabalık, bir yüzbaşının kumandasındaki birlik. Filân taburun birinci, ikinci bölüğü, bölük subayları. Bölük ağası = Jandarma ve zabtiye yüzbaşısı. Bölük emini = Bölüğün hesaplarına bakan subay veya assubay. Bölük başı = Yeniçeri ocağında yüzbaşıya eşit subay, eskiden hamalların ileri gelenlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop. squad. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. troop. part. division. group. body. braid saç örgüsü. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. squadron. part. division. subdivision. compartment. group. body. section. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boş olma hail. 2. (fizik) içinde hiç bir cisim bulunmayan feza, uzay, vakum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. gap. hole. blank. cavity. vacuum. slackness. emptiness. nothingness. blankness. abysm. abyss. chamber. chasm. clear. clearance. daylight. desideratum. gulf. hiatus. hollow. hollowness. idleness. inanition. lacuna. nullity. separation. sinus. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. blank. cavity. gap. hiatus. interim. opening. sinus. vacancy. vacuum. void. emptiness. clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank. space. cavity. emptiness. vacancy. vacuum. gap. clearance. room. expanse. hollow. margin. unemployment. windage. looseness. float. interstice. interval. dead space. cavitation. weightlessness. shack. backlash. idleness. vanity. suction. displacemen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Mağlûbiyet, çözülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), 1. Bozuk şeyin hâli, halel. 2. Ufak akça, ufak para, ufaklık: Bozukluk yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. malfunction. small change. change. breakdown. defect. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. change. defect. small change. vice. corruption. defeat. trouble. blemish. impurity. fault. marring. mar. break-down. break. tie-up. decay. fouling. divisional coin. fractional coin. token coin. defectiveness. disturbance. malfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bugün için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Tütsü yakmaya mahsus kap, buhurdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censer. thurible buhurdan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş, enenmiş, iğdiş olmuş at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astringency. being upset. resentment. acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. crease. pucker. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zırhın buda ve oyluğa gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. totality. wholeness. completeness. unity. integrity. plenitude. collectivity. gross. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. integrity. totality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrity. totality. wholeness. entirety. plenitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hacim bakımından büyük olanın hali, irilik, ululuk, cesamet: Bu dağın, bu ağacın büyüklüğü. 2. Değer ve itibar fazlalığı, kibir, azamet: Tanrı’nın büyüklüğü. Fuzûlî’nin büyüklüğü. 3. Yaşlılık, olgunluk yaşı, ihtiyarlık: Çocuklar daima büyüklüğü arzu ederler. 4. Genişlik, vüs’at: Bahçenin, denizin, deliğin ‘’büyüklüğü. 5. Çokluk, kesret: Servetin büyüklüğü. 6. Şiddet, kuvvet: Bu acının bjjyüklüğü. 7. Kalabalık, çokluk, debdebe: Bu alayın, bu düğünün büyüklüğü. 8. Kibir, azamet, gurur: Büyüklük satıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. bigness. largeness. generosity. superiority. magnitude. ampleness. enormity. enormousness. grandeur. grandness. hugeness. sovereignty. substantiality. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. extent. grandeur. magnitude. size. greatness. importance. gravity. seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. importance. seniority. enormity. extent. grandeur. magnitude. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buzdolaplarının buz yapmaya mahsus kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer. freezing compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer. icebox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing compartment. ice cube tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sürat, acele. Elçabukluğu = Hokkabazlık, meharet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity. quickness. rapidness. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness. speed. rapidity. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaçaronca davranış; çaçaron olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çamurla dolu veya örtülü yer: Evin önünde bir çamurluk vardır, o gölün kenarları çamurluktur. 2. Paçaları çamurdan korumak için giyilen kopçalı veya tokalı meşin veya muşamba tozluk: Çizmem olmadığından potinin üzerine çamurluk giyiyorum. 3. Otomobil karoserlerinin tekerlekleri örten kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. wing. muddy place. gaiters. scraper. shoe scraper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. mud guard. muddy place. foot scraper. dirt board. mud protector. mud-flap. spats. splasher. splash apron. wing. wheel well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu davranışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. looting. plunder. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Casus sıfat ve hizmeti: Düşmana casusluk etmek, casus olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit espionage. snook. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş rütbe ve vazifesi: Piyade, süvari çavuşluğu, başçavuşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesaret, yiğitlik, yüreklilik: Bu muharebede cesurluğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır. Aşağıdaki reçeteleri kullanmakta fayda vardır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya, 1 kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp, süzülür. Ilık ılık içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocuk hali ve zamanı. Ar. tufûliyyet, sabâvet: Çocukluğunda pek yaramazdı. 2. Hoppa tabiatlı, düşüncesiz hareket: Onun yaptığı çocukluğu bebekler yapmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. infancy. boyhood. childishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. childishness. infancy. puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökkün olma hali. Ar. inhifaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin çok olması. Ar. kesret, vefret, ziyâdelik, bolluk: Zahirenin çokluğu fiyatı düşürüyor. 2. Kalabalık, izdihâm. Nerede çokluk, orada... 3. Çok kere, çok defa, sık: O, bize çokluk gelmiyor, o mal bu memlekette çokluk bulunmuyor (bu mânâ ile başlıca menfî cümlede kullanılır). 4. (gramer). Cemi, (uydurması) çoğul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Kâinatın birçok varlıktan meydana geldiğini, bunlarda birlik aramanın, zihnî bir temayülden ibaret olduğunu ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicity. multitude. plentifulness. muchness. crowd. affluence. ampleness. amplitude. commonness. considerable. fullness. fulness. heaviness. host. multeity. plenitude. plenty. plethora. plurality. superfluity. throng. vastness. lashings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. mass. multitude. plenty. wealth. majority çoğunluk. mostly. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. a large number of. majority. amplitude. host. mass. muchness. multiplicity. overmeasure. plenitude. plethora. plurality. quantity. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöl ve beyâbanı çok olan, beyâbanlık: Çöllük bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima «çocuk» kelimesiyle beraber kullanılır: Çoluk çocuk = Ev halkı, eş ve çocuklar: Çoluk çocuk sahibi = Ev bark sahibi, aile sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collecting. street cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Süprüntü, süprüntüye ait şeyler. 2. Süprüntü atılan yer. Ar. mezbele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping ground. cesspool. rubbish dump. dump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump. tip. garbage dump. rubbish heap. dirty place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage dump. rubbish heap. filthy place. garbage pit. ash pit. dust heap. trash pile. trash dump. dumping ground. cesspool. garbage heap. junk yard. refuse pit. refuse dump. rubbish dump. tip. trash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Coşup taşmış olan nehir vesairenin hali, taşkınlık. 2. Coşmuş adamın hâli, coşuş, hiddetlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. ebullience. ecstasy. enthusiasm. fervour. flame of enthusiasm. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütün çubuklarını koymaya mahsus uzun dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyukluk, çöküklük: Gözlerinin çukurluğu. 2. Derinlik, Ar. umk: Bu arsanın çukurluğu kıymetini azaltıyor. 3. Çukurları ve hufreleri çok yer: Orada bir çukurluk vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maruf kuş ki sonbaharda avlanır, bakaca, yelvenin büyüğü. Su çulluğu = Buna benzer bir cins su kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaş yerde durmaktan lifleri tutmaz ve kokmuş şeyin hali: Meyvenin, tahtanın, kumaşın çürüklüğü. 2. Bir dâvâ veya bahsin zayıf olması. Ar. mecrûhlyyet, merdûdiyyet: Bu sözün, bu dâvânın çürüklüğü meydandadır. 3. Bir isteğin gerçekleşmesi, tahsil ve geri alınmasının zor olması, bataklık: Veresiyenin çürüklüğü müsbettir. 4. Süprüntü ve leş gibi şeylerin çürümek üzere atıldıkları çukur, mezbele: Çürüklüğe atmak. 5. Cenazelerin birbiri üzerine atıldıkları fukara mezarı, umumî ve müşterek kabir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rottenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rottenness. garbage dump. unsoundness. putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. corruption. gall. unsoundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Çanak yalayıcılık, soytarılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlicking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. flattery. sycophancy. toadyism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. adulation. court. fair words. mealy-mouthed flattery. greasing. toadeating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage business. storage operation. storekeeping. storing business. trade of storing. warehouse company / concern. warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rum piskoposluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. high hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısının namussuzluğunu çekmek alçaklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diktatör olma hali. 2. Bir diktatör tarafından idare edilen ülke. 3. Diktatör idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship. rule of force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate. direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributing trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğrucu olma hali. 2. (felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru olma hali, düzlük, istikamet. Fars. rastî: Bu yolun, bu direğin doğruluğu. 2. Gerçeklik, sıhhat. Fars. dürüstî: Bu haberin, bu sözün doğruluğu. 3. Yalan söylemeyen adamın hali. Ar. sıdk, Fars. rast-gûluk: Bu adamın-doğruluğu. 4. Namus, iyi niyet, istikamet, dürüstlük, doğruluktan ayrılmamalı. 5. Hilesizlik, temizlik: Kalbimin doğruluğu. 6. Hatâ yokluğu, yanlışsızlık, sıhhat: Hesabın doğruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. accuracy. exactness. authenticity. rectitude. honesty. truthfulness. straightness. straightforwardness. candor. candour. correctitude. correctness. directness. evenness. exactitude. faithfulness. fidelity. integrity. justice. justness. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. authenticity. honesty. integrity. justice. precision. probity. propriety. rectitude. righteousness. truth. validity. straightness. uprightness. rightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. honesty. truth. uprightness. straightness. candour. correctitude. correctness. exactitude. exactness. fairness. fidelity. integrity. justness. orthodoxy. precision. probity. rightfulness. validity. veracity. verity. virtue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doktor, doktor olma hali, payesi. 2. Hekimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral. medicine. physic. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk. 2. Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş. 3. Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ. 2. Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak. 3. Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişsiz kap yapılan bütün deri: Bal, pekmez, su doluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. full. repletion. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domuz huyluluk, merhametsizlik: Yine domuzluğu tuttu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viciousness. persistent malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth malicious. to be maliciously obstinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fersizlik, cilâsızlık, sönüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dullness. opacity. inanimateness. mist. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönüme yetecek miktarda: Bir dönümlük tohum kaldı. 2. Dönüm kadar: İki dönümlük bir bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunky dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dört kilo vesaire ağırlığında olan: Dörtlük bir balık. 2. Dört lira vesaire kıymetinde olan: Dörtlük şeker. 3. Dört karış veya metre vesaire boy veya eninde olan: Dörtlük direk, tahta. 4. (argoda) Ehemmiyetsiz, değersiz, parasız, pulsuz: Haydi şuradan dörtlük! 5. (şiirde) Kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain. crotchet. quarter note. quadrature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost hali, sevgi: Bana dostluk gösteriyor; onun dostluğuna güvenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. good fellowship. camaraderie. attachment. friendliness. neighborliness. neighbourliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. comradeship. concord. friendship. intimacy. society. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. amity. friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olma hali, işba hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir defa doyacak miktar: Bir doyumluk ekmek. 2. Doymaya esas olan: Bu para doyumluk değil a. 3. Yağma, ganimet, çapul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan kadının hali: O kadına dulluğunda kim baktı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widowhood. seneucia. viduage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünür olma hali, dünür akrabalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketsizlik, Ar. sükûn, rükûdet: Havanın durgunluğu. 2. Gevşeklik, sâkinlik, ağırlık: O durgunlukla hizmet göremez. 3. Bıkıntı, usanç, yorgunluk: Bir durgunluğu var. 4. Ruhsuzluk, hareketsizlik: Ticaretin durgunluğu. 5. Hayret, şaşakalma. Ar. veleh: İnsana durgunluk gelir: Gök cisimlerinin azamet ve hareket düzenleri akıllara durgunluk getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. calmness. stagnation. stagnancy. stillness. inactivity. backwater. calm. deadlock. deadness. inaction. inanimation. inertness. languor. placidity. serenity. slack. slackness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. slump. calmness. heaviness. dullness. stagnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnation. calmness. dullness. mental dullness. rest. fatigue. standstill. static condition. stillness. tie-up. inertia. inertion. inaction. quiet. statical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. honesty. probity. correctness. straightforwardness. fairness. righteousness. faithfulness. sincerity. squareness. conscientiousness. correctitude. directness. erectness. evenness. incorruptibility. incorruption. integrity. justice. recti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. character. equity. honesty. integrity. justice. principle. probity. propriety. rectitude. right. righteousness. truth. frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşmüş olanın hâli, düşüklük. 2. Saadet ve refahtan sonra gelen mahrumiyet. 3. Tutkunluk, alışkanlık: İşret düşkünlüğü pek fenadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. attachment. craze. devotion. indulgence. liking. mania. partiality. passion. rage. addiction. fondness. decay. being broken down. poverty. adversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. excessive fondness or addiction. devotion. fixation. indulge. lust. misfortune. penchant. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarkma, sarkan şeyin hâli: Bu eteğin düşüklüğü şu elbiseyi çirkinleştiriyor. 2. Kusur, noksan, eksiklik, bağlantısızlık, rabıtasızlık: Bu cümlenin düşüklüğü apaçıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dut bahçesi. 2. Dut ağaçlarının çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duygulu olma hali, hassasiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük. 2. İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz ve yüzeyli olan şeyin hâli. Ar. üstüvâ: Zeminin düzlüğünü anlamak için tesviye Aleti kullanmalı. 2. Doğruluk, iniş çıkışı olmamak: Bu tahtanın düzlüğü bellidir. 3. Sadelik, külfetsizlik: Ibârenin düzlüğü makbûldur. 4. inişsiz yokuşsuz yer, düz yer: O yokuştan sonra bir düzlüğe çıkılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smoothness. flatness. levelness. straightness. flat place. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness. smoothness. levelness. evenness. plainness. flat. level place. plain. tabeland. table. level area. plane fillet. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçülük, büyücülük, arpağcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشرف مخلوقات] varlıkların en şereflisi, insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manufacturing business. factory business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Farmasonun sıfatı. 2. mec. Dinsizlik, kâfirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free and accepted masons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı. 2. Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik. 3. İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). talih, rastlantı, tesadüf: (f). şansla isabet etmek; tesadüfen kaybetmek veya kazanmak. fluky (s). tesadüfe dayanan, şansa bağlı; kararsız, dönek, sağı solu belli olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (den). gemi demirinin tırnağı veya ona benzer şey: ok ve mızrak damağı veya dikeni; balina kuyruğunun yassı parçalalarından her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, yassı bir balık: yaprak şeklinde ve yassı bir parazit kurt. fluke worm hayvanların karnında bulunan bir kurt, şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toploftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukların yumurtladıkları yuva veya sepet ki, ekseriya içleri samanla kaplanmış olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nesting-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legenest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fodulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Filika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a kısa) (i.). 1. Dinsizlik, Ar. küfr. 2. Müslümanlık dışında bir din, bilhassa Hıristiyanlık dini. 3. mec. Merhametsizlik, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head office. chief management. general management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden, talimde göğsü korumaya mahsus meşinden pusat. 2. Küçük çocukların, üstlerini kirletmemek için, boyunlarına asılıp göğüslerini örten bezden kısa önlük. Göğüslük takmak, pike göğüslük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. breastplate. dickey. plastorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavilik, mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bilginin yalnız görgü ve denemelerden çıktığını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyi eskiden görmüş sanarak veya görmüş olarak hatırlama hali: Bu kadını görmüşlüğüm var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seen before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

déjà vu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güveyinin geline taktığı yüz görümü hediyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğer ve palanın arkasına kaplanan meşin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçilik. 2. Nöbetçilik. 3. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakılan eşyayı büyüterek yakın göstermeye yarayan kristal Alet ki, göze takılır ve bazen tozdan veya fazla ışıktan korumak için de kullanılır: Gözlük takmak, kullanmak: Mavi gözlük, tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. eyeglasses. a pair of eyeglasses. goggles. spectacles. specs. a pair of spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. specs. spectacles. specticles. eyeglasses. goggles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyeglasses. eye glasses. pair of glasses / spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician. wearing glasses. hooded. spactacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses. bespectacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zorluk, zahmet, müşkül olma: Onun güçlüğü yoktur. 2. Sıkıntı, yokluk, fakirlik: Güçlük çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulty. arduousness. hardship. hassle. adversity. complexity. complicacy. hurdle. oppression. rub. stumbling block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. austerity. difficulty. drawback. hardship. hassle. job. pitfall. rigour. rub. suffering. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardly. ill. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık. 2. İşsizlik, meşguliyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül yeri, gül ağaçları ile dolu yer, gülzâr, gülistan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüze mahsus: Gündüzlük kıyafet, gündüzlük elbise.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güne mahsus veya lâyık ve yetecek kadar olan (bu da yalnız kullanılmayıp aşağıdakiler gibi terkiplerde geçer): Bir günlük iş, beş günlük yol, bugünlük bu kadar kâfidir. 2. Ömrü şu kadar günden ibaret olan, şu kadar gün eskimiş olan, şu kadar gün evvel yapılmış veya meydana gelmiş olan: Kırk günlük bir çocuk, üç günlük et, on günlük bir mezar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel kokusu için ve bir yerin kötü kokmasını önlemek maksadıyla yakılan zamk cinsi buhûr: Günlük yakmak, günlük kokusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. day-to-day. of every day. everyday. fresh. diurnal. per diem. quotidian. workaday. casually. per diem. diary. daybook. journal. frankincense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. daily. diary. everyday. incense. journal. mundane. frankincense. myrrh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem. journal. log. daily. daily. diary. of the same day. so many days old. everyday. usual. day to day. diem per. diurnal. journal book. local customer. quotidian. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(buhur): Tropik bölgelerde yetişen sığala ağacından elde edilen reçinedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığını giderir, vücuda rahatlık verir Tütsü olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetgum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdiness. healthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Gür olma hâli. Son gürlüğü = ihtiyarlıkta kavuşulan mühim bir muvaffakiyet, mes’ut hal: Allah son gürlüğü verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzün yapılan, güze ait, sonbaharlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İyi ahlâk sahibi, iyi huylu ve herkesle geçinir olan: Pek halOk adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلوق] iyi huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atın huysuzluğu, gemden anlamayıp doğru gitmemesi. 2. Muannidlik, inatçılık, serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rail. towel cupboard. for making towels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack. toweling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ hırsızlığı, yol kesicilik, Ar. şekavet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highjacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage in banditry. to misbehave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. oafishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorishness. uncouthliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act boorishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakaret, zillet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austereness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyilik, güzellik. 2. Gariplik, tuhaflık. 3. mec. Neş’esizlik: Bugün bir hoşluğunuz var (bu mânâda daima bir kelimesiyle beraber kullanıldığından «bîhûş» luktan galat olması da muhtemeldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreeableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantness. health. quaintness. happiness. comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantness. sweetness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.,). Hoşnut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. satisfaction. pleasure. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal career. law business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü huy, hırçınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crabbedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. huff. mood. spleen. bad temper. obstinacy. petulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad temper. fractiousness. petulance. distemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be irritated. to show bad-temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cant. hypocrisy. two-facedness. double-dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy. duplicity. dissimulation. double dealing. insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsightedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparator unvan ve sıfatı: Prusya krallarından I. Wilhelm, Almanya İmparatorluğunu ilân etmiştir. 2. Bir imparatorun idaresinde bulunan devlet, hükümdarı imparator unvanını haiz devlet: Almanya, Rusya imparatorluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. emperorship. imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. reich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İspirto yakan küçük ocak, kamineto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being hunchbacked. protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trucking. operation of a trucking firm. truck driving. carrying trade / business. cartage. carting. carriage. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beli bükülmüş ve arkası çıkmış olma, kanbur adamın hâli, Ar. hadebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagözcünün işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakola düşmesi gereken. Karakolluk olmak = Karakola düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Eski bir Türk kavmi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk boylarından biri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Karluk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle kavukları koymakta kullanılan asma raf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseye sır açmayan adamın hali, Ar. kitmân: Ketûmluğun o derecesi de fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncommunicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticence. discretion. secrecy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol gösterme, rehberlik, Osm. delâlet. 2. Bir evlenme veya anlaşmaya aracılık, Osm. meyancılık: Kılavuzluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. giving help. being a guide. advice. piloting. being a pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guide. to pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçi boş olan şeyin hâli, kovukluk: Bu ceviz kof çıktı. 2. Cahillik, ahmaklık: Bu kadar kofluk olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Züğürtlük, parasızlık (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek yenlerinin uçlarına takılan iğreti kolalı kolçak çifti: Yakalık kolluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. armband. armlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armband. armlet. cuff. sleevelet. armament badge. oversleeve. police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police force. gendarmerie force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle karakol subayı. 2. Yeniçeri ocağında bir subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk yapmakta kullanılan kumaş vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elbiselerin koltuk altına içten dikilen parça, subra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent. commission business. commission house. interagency. trade for third account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komşu olma hâli, yakınlık: Komşuluk hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborliness. neighbourliness. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. neighborhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourliness. vicinage. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömürcülerin yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evde kullanılacak kömürün konulduğu yer, kömür anberı: Bu evin kömürlüğü dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunker. coalbunker. coal-hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalbin. coal cellar. bunker. coal shed. coalhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling ready-made clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehbenderlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consular. consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulate building. duties or rank of a council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). 1. Misafirlik. 2. Ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hainlik, alçaklık, hile. 2. Kurnazlık, düzencilik, bk. Köpek, köpoğlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being broken off. being a tramp. hiatus. discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkutmaya mahsus şey. Bostan korkuluğu = Kuşları korkutup kaçırmak için bostanlarda odun ve bezlerden adam biçiminde yapılan şey. 2. Düşme tehlikesi olan yerlerde duvar, parmaklık vesaireden çekilen kenar: Köprü, minâre, merdiven korkuluğu, mec. Bostan korkuluğu = Yalnız gösterişi olup elinden bir şey gelmeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. guy. banister. parapet. barrier. balustrade. guardrail. railing. rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. barrier. parapet. scarecrow. banister. mere figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. banister. balustrade. railing. parapet. figurehead. paper tiger. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearsomeness. dreadfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık. 2. Cesurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyice tutuşup parlak kömür haline geçmiş parçalardan ibaret ateş, kordan ibaret parlak ateş. 2. Kor koymaya mahsus kap, mangal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözü görmez adam veya hayvanın hâli, göz sakatlığı: Onun körlüğü sonradan oldu; körlüğünü gizlemek istiyor. 2. mec. Gafillik, gaflet, basiretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindness. darkness. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindness. bluntness. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of foresight. blindness. bluntness. clumsiness. blundering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korucunun işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koru gibi eğaçlı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. coppice forest. copse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. small wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Koruyucu işini yapma, himaye ve muhafaza etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. support. conservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, Ar. sû, şer, zarar verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harm. to do harm. to act maliciously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köylü olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a villager or a peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sıvının kalınlığı, Ar. kesâfet: Balın koyuluğu pekmezinkinden fazladır. 2. Rengin karalığa yaklaşması, açık olmaması: Yeşilin koyuluğu iyi ise de kırmızısını biraz daha koyulaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkness. deepness. thickness. consistency. deep. intenseness. intension. intensity. saturation. somberness. sombreness. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. thickness. density. depth. darkness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barut kabı. 2. Tabanca kılıfı, bk. Kubur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük olan şeyin hâli, ufaklık. Ar. sigar: Bu taşın, dağın, tarlanın küçüklüğü. 2. Çocukluk, Ar. sabâvet, tufûliyyet: Küçüklüğünde pek yaramaz idi. 3. Yakışıksız, küçük düşürücü iş ve hareket, zül, hakaret: Bu sizin için bir küçüklüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diminutiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. childhood. pettiness. indignity. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

littleness. infancy. smallness. childhood. pettiness. meanness. small-mindedness. infancy status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulun hâl ve sıfatı. 2. Tanrı’ya karşı kulluk görevi, ibâdet, tâat: İnsan Allah’a karşı kulluğunu bilmelil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kül ve süprüntü atılan yer. 2. Kül, sigara tablası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vassalage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servitude. yoke. slavery. police station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slavery. servitude. worship. adoration. villeinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray. ash heap. ash pile. ash can. ashpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray. ashpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle karakol zabiti. 2. Yeniçeri ocağında bir küçük zabit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Meşhur ünlü. 2.Taşçı, çekici, balyoz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda dölyatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumdan ibaret, kum hâlinde: Kumluk yer, kumluk ova.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furriery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuru olan şeyin hâli, rutubet ve ıslaklık yokluğu, Ar. yubûset: Havanın kuruluğu. 2. Arıklık, lâğarlık, zayıflık: Kuru bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. dryness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryness. thinness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar kuruş değerinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism. scepticism skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenme, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pet. pique. sulks. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşlara yem verilen vakit, sabah ile öğle arasındaki vakit, Ar. duhâ. Kuşluk yemeği = Öğleden önce yenilen yemek, kahvaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük kuş kafesi, kuşhane. 2. Pilavlık tencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malformation. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. faultlessness. impeccability. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean hands. exactitude. perfection. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kutsuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Şarjöre takılı tüfek fişekliklerini koymaya mahsus köseleden küçük çanta; kütüklük, palaska kayışına geçirilerek taşınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyucunun işi, kuyu kazma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcu san atı, altın ve gümüşten süsler yapmak san’atı, Osm. zer-gerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a jeweller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıştrr limon ve portakal ağaçlarını ve ona benzer ağaç ve çiçekleri barındırmaya mahsus ılıkça camekân, ser: Bu bahçeye bir limonluk lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory. greenhouse. hothouse. lemon squeezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenhouse. cold frame. conservatory. forcing- house. green house. hothouse. winter garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güneye bakan, güney rüzgârına karşı: Orası lodosluktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Loş olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimness. darkness. murkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fıkıh). Sokakta bulunup alınan ve sâhibi belli olmayan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yeni Ahdin üçüncü kitabı; bu kitabın yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık; soğuk, kayıtsız, ilgisiz. lukewarmly z. ılık olarak; ilgisizce. lukewarmness il ılıklık; kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لقمه] lokma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Konuşmada güçlük, dilde düğüm, pelteklik ve kekemelik gibi dil kusuru: Dilinde lüknet var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. (fizik) Aydınlık ölçü birimi. 2. Gazyağını hava basıncıyla püskürterek yakan bir çeşit petrol lambası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). J. Şatafat. 2. Şatafatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luxurious. luxe. costly. plush. plushy. posh. pukka. ritzy. sumptuous. swish. tony. voluptuous. de luxe. luxury. costliness. grandeur. lux. stateliness. sumptuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de luxe. exclusive. luxurious. luxury. posh. rich. lux. gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luxury. lantern (containing a pressure pump. lux (unit of illumination. luxurious. posh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendid edition. de luxe edition. cabinet edition. edition de luxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendid edition. de luxe edition. cabinet edition. edition de luxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Lüks çıkış HDMI™ çıkışlı DVD kaydedici ya da oynatıcıları bir Standart Tanımlamalı sinyalin 576p, 720p ya da 1080i Yüksek Tanımlamalıya kadar lüks çıkışını yapabilir. Kullandığınız ürüne bağlı olarak, panel çözünürlüğüne göre kaydedici / oynatıcı bunu otomatik olarak gerçekleştirir ya da ayarları kendiniz ayarlayabilirsiniz. Yeni ES alıcılarımız, gelen sinyallerin en yüksek HD standartına, 1080p’ye lüks çıkışını yapabilir!

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high life. fat living. luxurious life. luxury life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high life. fat living. luxurious life. luxury life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Fransa ile Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 49 45 Kuzey enlemi, 6 10 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 2,586 km².

Sınırları: toplam: 359 km.

sınır komşuları: Belçika 148 km, Fransa 73 km, Almanya 138 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal ve ılıman iklim arasında değişiklik gösterir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Moselle Nehri 133 m.

en yüksek noktası: Buurgplaatz 559 m.

Doğal kaynakları: Demir, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %23.94.

Sürekli ekinler: %0.39.

Diğer: %75.67.

Sulanan arazi: 10 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 474,413 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.23 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 8.75 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.74 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.89 yıl.

Erkeklerde: 75.6 yıl.

Kadınlarda: 82.38 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.78 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Lüksemburg’lu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kelt Kökenliler, Portekizler, İtalyanlar, Slavlar ve Avrupalılar.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, Museviler ve Müslümanlar.

Diller: Lüksemburg ca (ulusal dil), Almanca (resmi dil), Fransızca (resmi dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2000 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Lüksemburg.

Yerel tam adı: Grand Duche de Luxembourg.

yerel kısa şekli: Luxembourg.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Lüksemburg.

İdari bölümler: 3 bölge; Diekirch, Grevenmacher, Lüksemburg.

Bağımsızlık günü: 1839 (Hollanda’dan).

Milli bayram: Milli gün 23 Haziran.

Anayasa: 17 Ekim 1868.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslarar


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. luxmètre

fiz. aydınlıkölçer

Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mağdur durumda kalma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. mağlûka). Kapalı, kilitli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mağrûriyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıraş olmuş, sakalı tıraşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halk» dan imef.) (mü. mahlûka) (c. mahlûkat). Yaratılmış, halkolunmuş, Fars. Aferîde: Alem mahlûktur. Yaradılmış şey, hayvan, insan: Bu nasıl mahlûktur? Mahlûkatın çeşit ve cinsleri çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. creature. being yaratık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creature. critter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. creature. being yaratık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creature. critter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخلوق] yaratık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. mahlûk). Mahlûklar, yaratılmış şeyler, (bk.) Mahlûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk veya uyku sersemliği. Ar. humâr: Akşam çok İçtiği için sabah mahmurluğunu açamıyordu. Mahmurluk bozmak = Mahmurluğu gidermek için sabahleyin bir kadeh içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) bilgiçlik taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bilgiçlik taslamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Memluk, Kölemen, Mısır'da kölelerden meydana getirilen asker sınıfı ve Mısır Sultanları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marangoz san’atı: Marangozluk ince bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. T.). 1. Din ve millet farkı gözetmeden intanlar aratında sevgiyi geliştirmek gayesini güden ve eski bir duvarcı loncasından gelişmiş olduğu tanılan mllletleraratı bir dernek. 2. Maton olma hS’li.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masonry. freemasonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemasonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAsûmiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye yakın tatlı olan şeyin hâl. ve lezzeti: Bu şerbette, bu meyvedeki mayhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild sourness. cool note (in relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maymun gibi hareket etme, taklitçilik, tuhaflık, komiklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sitem ve zulüm görmüş adamın hâli. 2. Sessizlik, çekingenlik: O çocukta bir mazlûmluk görünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Meb’Osun sıfatı ve durumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, çılgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektupçu görev ve sıfatı: Maliye mektupçuluğu, Erzurum vilâyeti mektupçuluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten İmef.) (mü. memlûke). Sahip olunan birinin mülk ve malı olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مملوک] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye ait, Fars. bendegâne, çâkerâne: Mârûzât-ı memlûkânem (eski nesir dilinde çok büyük birine hitaben kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kölelik, kulluk, Fars. bendegî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. Y. T.). Miyop olma hali, miyop hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beş metreden daha uzağı yeteri kadar görememeye miyopluk denir. Nedeni, göz kaslarının yorulmuş ve kuvvetlerini kaybetmiş olmasıdır. İrsi olanları da vardır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myopia. shortsightedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myopia. nearsightedness. shortsightedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Moloz dökülmüş yer moloz döşenmiş yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotone. monotony. sameness. vapidity tekdüzelik. yeknesaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor renk, mor renkte olma: Çıbanın etrafında bir morluk var; berenin morluğu geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpleness. lividity. lividness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being purple. purple spot. bruise. black-and-blue mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpleness. purple spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. management. directorate. headship. curatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorate. directorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. office of director. director's office. manager's office. superintendency. wardenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محيرالعقول] akıllara durgunluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumuşak ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. melik). Melikler, krallar, (bk.) Melik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hükümdara alt, sultânî, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirli bir sayıda mumu olan veya belirli mum değerinde olan: Kırk mumluk ampul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyu istenildiği vakit akıtıp, istenildiği vakit kapamak üzere çeşme vesaireye takılan burma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tap. cock. stopcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. faucet. spout. tap. turncock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spigot. tap. fauce. cock n. faucet. spout. stopcock. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cami musluklarında abdest almak üzere ceketini çıkaranların cüzdanını veya ceket vesairesini aşırmak suretiyle yapılan hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumbery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müjde ve müjdelik’ten galat. (bk.) Müjde, müjdelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müjdeciye verilen armağan, müjdelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müşirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uluslararası yoksulluk düzeyi olarak belirlenen günde 1 dolardan az gibi sabit bir standarda göre tanımlanan yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mutlu olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. well-being. felicity. bliss. blissfulness. elation. glory. heaven. nirvana. weal. welfare. sense of well-being. smiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. high. joy. weal. wellbeing. bliss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. cheer. elation. felicity. heaven. weal. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhappiness. infelicity. misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملوک] melikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. virtuousness. chastity. honesty. trustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchasteness. dishonesty. roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingratitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingratitude. ungratefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act ungratefully. bite the hand that feeds one. lift up the hell against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur. 13. yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünkü 13. yüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancak 15. yüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemrud’ça surat asma, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemrud’ça surat asma, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, yemek hususunda tamahkârlık, pisboğazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony. greediness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oduncu işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting or selling wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Odun biriktirilip yığılan yer, odun anbarı veya iskelesi: Bu evin odunluğu, kömürlüğü yok mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodshed. tree ready to be cut for firewood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oğul sıfat, hak ve vazifesi, evlâtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlâtlığa kabûl olunmuş: Kendi evlâdı olmayıp bir oğulluğu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery. making or selling of arrows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ok kuburu, mahfazası, tirkeş (asıl Türkçe’si: sadak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an orphan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. stupid action. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. continence. temperament. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmeasuredness. incalculableness. haphazardness. imprudence. immoderation. excessiveness. overmeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lethality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmuş şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. matureness. ripeness. mellowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. ripeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. ripeness. maturity. ful l ness. nubility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age of maturity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü açık boru. 2. Damdan inen yağmur sularını toplamak İçin damın kenarına dolaştırılan üstü açık çinko boru, Ar. mîzâb. 3. Yiv, bir şeyin üstünde oyulmuş yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trough. gutter. channel. conduit. groove. chute. chamfer. chase. flute. gangway. gouge. gully. gully drain. rabbet. riffle. runnel. slot. spline. throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. chute. groove. gutter. overflow. hopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamfer. chase. conduit. corrugation. furrow. gain. groove. guide. gutter. hopper. rut. trough. eaves trough. flame. chute. slide. sluiceway. sluice. raceway. race. channel. flute. gorge. canal. cannelure. fluting. undulation. flume. tunnel. runway. hollo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Oyulmuş yolları olan, yivli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grooved. channeled. corrugated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugated. grooved. fluted. chamfered. gorged. chased. slit. channeled. serrated. cabled. undulated. splined. striated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defunctness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kimse ölünce ce nazesinin kaldırılmasında harcanmak üzere ayırdığı para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sum of money one saves to pay for one's burial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölümsüz, ebedî olma, Osm. lâyemût olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality. eternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Omuza mahsus üniforma süsü, apolet. 2. Omuz çaprazı. Gemi omuzluğu = Geminin baş ve kıç taraflarında her iki yandaki kırım yeri ki, hepsi dört tanedir. 3. Uçlarına kova asılan ve omuza konan taşıma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulette. epaulet apolet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder strap. shoulder loop. epaulet. shoulder yoke for carrying goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulette. epaulet apolet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder strap. shoulder loop. epaulet. shoulder yoke for carrying goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. pioneering. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneering. being an advance courier. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. pioneering. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneering. being an advance courier. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pioneer. to be initiator of sth. spearhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pioneer. to be initiator of sth. spearhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. On kısıntılı şey. 2. On biriminde olan. 3. On yaşında bulunan: Onluk bir çocuk. 4. On lira, kuruş vs. değerinde. 5. (eskiden) On paralık bozuk para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iş yaparken bele bağlanan örtü. 2. Elbise üstüne giyilen iş gömleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of ten parts. ten kuruş piece. ten lira bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of ten parts. ten lira bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of ten parts. ten kuruş piece. ten lira bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of ten parts. ten lira bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. pinafore. pinny. school uniform. bib. dickey. dicky. overall. smock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. gown. pinafore. smock. bib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. pinafore. smock. laboratory coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onuncu olma, onuncunun derece ve mertebesi: Sınıfında onunculuk kazanabilirse yine iyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devenin örgücü üzerine konulan küçük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. fickleness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. dirty trick. treachery. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. fickleness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. dirty trick. treachery. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Kurnazca iş, dalavere, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ot» dan). Otla örtülü yer, çayır, mer’a. 2. Kuru otun yığıldığı yer, ot yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ateş» demek olan «od» dan). Falya deliğine mahsus ince barut (sıfat gibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay field. hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Otuz parçadan yapılmış. 2. Otuz metre yahut karış veya diğer bir ölçü ile otuz boyunda veya eninde bulunan: Otuzluk direk, tahta. 3. Otuz lira veya kuruş değerinde olan: Otuzluk çuha. 4. Otuz yaşında bulunan: Otuzluk bir adam. 5. Otuz kısma bölünmüş para vs.: Buna bir otuzluk vereyim ‘mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacağın kalçadan dize kadar olan yukarı kısmı. Oyluk kemiği = Bu kısmın kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a player (of a game. acting. being an actor or actress. trickery. deceitfulness. playfulness. frolicsomeness. gamesmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Serbestlik, hürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. liberty. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. liberty. latitude hürriyet. serbesti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. haecceity. liberties. liberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Benlik, Ar. enâniyet, gurur (bu mânâsı eskimiştir). 2. Cevher, madde, 3. Özlü ve yapışkan olma. 4. Özlük işleri = ZAt işleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütsü, günlük (buhur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Palyaçonun işi. 2. Tavır ve daşranışta komiklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a grower / seller of cotton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a grower / seller of cotton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parachuting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parachuting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a boss. bossdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piloting. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a pilot. piloting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishopric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

episcopacy. patriarchate. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professoriate. professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philately. stamp collecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç çift öküz veya manda ile sürülür ağır demiri olan bir saban çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plough. plow. grubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plough. modern plow. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plow. plough. plough plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fickleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a stage director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectorship. rectorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidency. rectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectorate. rectorship or presidency of a university. chancellery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of soap. manufacturing or selling soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish. washcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness. ebriety. exhiliration. intoxication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxication. drunkenness. inebriation. fuddle. insobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattentiveness. inattention. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senatorship. house career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâhşor olma. Silâhtarlık: (bk.) Silâhdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a man-at-arms. soldiering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited liability. limited liability / responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asceticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Soğuk olan şeyin hâli, Ar. burûdet, Fars. serdî: Buzun soğukluğu uzaktan tesir eder. 2. (mec.) Soğuk, sevgiden mahrum muamele: Beni bir soğuklukla kabul etti; aramızda bir soğukluk belirdi. 3. Yemeğin sonunda hoşaf, mahallebi ve bilhassa meyve gibi serinlik vermeye mahsus yiyecek. 4. Hamamın pek sıcak olmayan dış kısmı: Soğuklukta yıkandım. Beisoğukluğu = İdrar yolunun iltihâbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chilliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. distance. frigidity. cold. coldness. chilliness. cooling room. cold dessert. fruit. frigidity. cold sweet. compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold. coldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleness. fadedness. pallor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nefes, teneffüs: Soluk almak, vermek. Soluk soluğa = Nefes nefesine, dar nefes alarak, fevkalâde acele ile. Soluk aldırmadan = Nefes almaya vakit bırakmaksızın, pek acele ile. Soluğu kesilmek = Artık tâkati kalmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rengini atmış, parlaklığı kaçmış, pejmürde: Soluk gül, çiçek, kumaş, yüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pale. colorless. colourless. dull. faint. faded. pasty. ashy. cadaverous. pallid. sallow. sick. sickly. wan. washy. watery. breath. breathing. exhalation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. dingy. faint. ghastly. pallid. puff. sickly. wind. pale. faded. withered. panting. a short time. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. dimmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. respire. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe. to take a rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pale complexioned. waxen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathtaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of breath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geniş ve rahat nefes almak, rahatlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take a long deep breath. to have a rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take a breather. to rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concreteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concreteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayetsizlik, bilmezlik, tükenmezlik, ebedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity. endlessness. aeon. eon. everlasting. indefiniteness. infinite. the infinite. infinitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity. endlessness. eternity. infinitude. kingdom come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sönük olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. dimness. faintness. dullness. staleness. lackluster. lifelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Mes’Üiiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. liability. blame. accountability. baby. buck. burden. charge. control. custody. encumbrance. engagement. load. office. onus. pidgin. place. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. buck. care. charge. commitment. duty. guilt. liability. onus. responsibility. trust. duty mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. flightiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility mesuliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. nonliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyguncu işi, soygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway of robbery. brigandage. crimen roberiae. depredation. despoliation. heist. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genteelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. ancestry. aristocracy. gentility. peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soysuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lügat kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexical. dictionary. lexicon. glossary. thesaurus. wordbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexiographer. vocabulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockpiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt. criminality. delinquency. culpability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. quiltiness. guiltiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsizlik, Osm. bîgünahsızlık, mâsumluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. white hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şûh, şen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocukların başında çıkan bir cins çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir yola girme, bir sıraya dizilme. Askerliğe sülük etti. 2. Tasavvuf yoluna girme: Ehl-i sülükten bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sülükgillerden kan emmek için vücûdun bir tarafına tutulan hayvan. Sülük yapıştırmak. Eşeksülüğü = Bu işe yaramıyan kaba cins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birds' water bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leech. bloodsucker. cirrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. leech. tendril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Halkalılar takımından kan emici parazitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wateriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wateriness. diluteness. juiciness. making stale. annoying jokes. freshness. impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compèring. emceeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpürmekten çıkan çörçöpün atıldığı yer, mezbele, çöplük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I, Sürgün adamın hâli, menfîlik, 2. Sürgün yeri, Ar. menfâ. 3. Amel, ishâl: Bu şurup sürgünlük verir. 4. Amel ilacı, müshîl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fadding about. being a gadabout. streetwalking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürücü hizmet ve işi: Sürücülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motoring. driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturnity. quietness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietness. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Su eksikliği veya yokluğu, kuruluk: Bu ovanın susuzluğu geûşmesini engelliyor. 2. Susama, su içmeme: Deve susuzluğa dayanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirst. thirstiness. lack of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. thirst. waterlessness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterlessness. thirst. dehydration. being in a dehydrated state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süt satmak işi: Birkaç inek edinmiş sütçülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütten peynir, yağ, yoğurt vesaire çıkarmak üzere kurulan fabrika, süthâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconsciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سلوک] yola girme. 2.tarikata girme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «alak»tan) (c. taalluka!). 1. Asılı olma, asılma. 2. mec. İlişik, münasebet, bağlılık: Bu işin bana taalluku yoktur, o adamın size taalluku var mıdır? 3. (c. müteallikat yerine) Akraba, mensuplar: O adam bizim tallukattandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعلق] ilgili olma. 2.ait olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to concern. to touch on. to be related to. to be connected with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعلقات] ilgili olanlar. 2.akraba, yakınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tafra satma, üst perdeden atıp tutma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) atıp tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulk» tan masdar) Bir huy ve tabiatla vasıflanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabırsızlık, tahammül edemeyiş, dayanamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da yerli kesimcinin vergi topladığı bölge; Hindistan'da mali kane. talukdar i .yerli kesimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompakt tasarımın yanı sıra özel montaj çerçevesi, hoparlörlerin, ekstra delik açılmasına gerek olmaksızın bir çok popüler araba markasının mevcut hoparlör yerlerine doğrudan takılabilmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incentive operation. subcontract work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L A. F ). Abbâsî imparatorluğunun yıkılmasından sonra İslâm Aleminde teşekkül eden küçük devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk alıp satan adamın işi: Tavukçuluk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry rearing. poultry husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken farming. poultry selling. poultry culture raising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukların yatmasına ve yumurtlayıp piliç çıkarmalarına mahsus yer, kümes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. sosyoloji) (Taylor özel adından). İş verimini artıracak yolda işletmeciliği düzenlemek için teklif edilen usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten). Büyük bir istekle atılma, tehlikeyi düşünmeksizin bir şeye dalma, birbirini itip çiğneyecek surette koşuşma: Halk büyük bir tehâlükle bu işe girişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (tekaüd sözü mütekaid yerine kullanılarak, asıl tekaüd mânâsı büyük hatâ olarak bu kötü tâbirle ifade olunur). Bir memur veya subayın tekaüd olması: Tekaüdlüğünü istemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dalkavukluk, yaltaklanma, Ar. tabasbus, müdâhene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten). Sahip ve mâlik olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming the owner / possessor of. acquiring. taking possession of. appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تملق] yaltaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Acquisition)

Alacağın devralınm


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show business. show biz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatrical technique. the theater business. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tohum için ayrılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovary. suitable for seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. grown or saved for planting. seed. seedbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tok olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. satiety. glut. repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toughness. being full. being deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. being satisfied (with food and drink. ful l ness. glut. satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chubbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which can carry tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which weighs tons. sth which can carry tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top kullanan askerin vazifesi: Topçuluk hizmeti zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunnery. artillery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir arada bulunan şeylerin tamamı. 2. Vasıfları bakımından bir bütün meydana getiren ve bir arada bulunan canlıların bütünü, cemiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. crowd. party. company. society. community. colony. troop. army. cohort. corps. coterie. ensemble. gathering. herd. hive. knot. push. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. band. brotherhood. community. congregation. crop. crowd. group. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community. assemblage. collectivity. the community. corps. ensemble. gathering. group. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyalizm. (bk.) Sosyalizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprak kulübe. 2. Kömür yakılan çukur, torlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acemîlik, hamlık, tecrübesizlik, cahillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenness. inexperience. immaturity. naivety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tozla karışık veya tozdan korumaya mahsus. 2. Eskiden baldırı tozdan muhafazaya mahsus çuha paçalık ki, iğreti veya potura bitişik olurdu: Tozluk giymek, potur tozluğu. Harman tozluğu — Harmanın dibinde kalan tozlu topraklı buğday, arpa vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leggings. shinguard. gaiter. legging. gaiters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter. spat. leggings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tulum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tube-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rack for test tubes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk milliyetçiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Türk kavmi, milli-” yeti ve milleti. 2. Türk ülkesi: Anadolu Türklüktür (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Turşucu İşi: Turşuculuk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu yapmaya mahsus veya elverişli: Turşuluk hıyar, patlıcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion. love. amorousness. captivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. attachment. passion. love. admiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağırlık. 2. Felç hâli. 3. Utangaçlık, mahcubiyet. 4. Ses kısıklığı. 5. Tutulma, tıkanma, kapanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. timidiy. shyness. stuttering. lisping. breakdown. stopage. jamming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shyness. reservedness. paralysis. locking. arresting. imprisoning. stoppage. clogging. cramp. stiffness. tie-up. gripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment. detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. being under arrest. detention under remand. custody awaiting trial. protective / preventive custody. fetters. imprisonment in the second degree. vigorous imprisonment. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness. sparingness. thrift. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of thrift. improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuz kabı, sofrada tuz koymaya mahsus küçük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salt. salt-cellar. caster. castor. shaker. salt cellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salt. saltcellar. saltshaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltcellar. saltshaker. caster. salt. sifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brackishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Eski tarzda şalvar ve donun yukarı ucunda uçkur geçirmeye mahsus oluk. 2. Kese ve torbanın ağzını bağlayacak kaytan ve bağın geçmesine mahsus oluk. 3. Uçkur geçirmeye mahsus ucunda kaytandan halkası bulunan deynekçik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üç lira vesaire değerinde olan: Üçlük basma. 2, Üç metre vesaire boyunda veya eninde olan: Üçlük direk. 3. Uç şeyden yapılmış, üç kısma bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üçüncü derece, üçüncü olma: Sınıfta üçüncülüğü kazandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok: Uçurumluk yer (uçurumları çok yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşağı fiyatla satılma. 2. Her şeyin ve zarurî ihtiyaçların aşağı fiyatla satıldığı (yer): Anadolu’nun iç tarafları ucuzluktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. dumping. special offer. cheapness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frugality. cheapness. bergains. sale. inexpensiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapness. moderateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hastalara okuyup üfleyen üfürükçünün işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meymenetsizlik, bereketsizlik, hayırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill omen. ill luck. inauspiciousness. bad luck. evil. hoodoo. jinx. hex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jinx. bad luck. curse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hex. ill- omen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (felsefe) Ülküyü yani düşüncede mevcut olan asıl gerçeği insan zihnine mal eden felsefî doktrin, idealizm. 2. Sanatta ülküyü, yani gerçekten daha güzel olanı yaratmaya çalışan çığır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism. idealism idealizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük, saygın hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu yüce kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok uğurlu, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüklük, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaltation. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism. nationalism milliyetçilik. nasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness. desperation. despondancy. self-despair. bleakness. despair. despond. dismay. slough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despair. despondency. desperation. hopelessness. despondency ümitsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless case. hopelessness. despair. dismay. distraction. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flour business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Un konulan yer, un anbarı. Unluksıçanı = Pis, lekeli adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aile, soy sop. Tohum.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiye, uysallık, yavaşlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emsalinden ileri olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. altitude. ascendancy. ascendency. beat. championship. class. distinction. dominance. edge. eligibility. excellence. head start. hegemony. lordship. mastery. overweight. pre-eminence. precedence. predominance. preponderance. primacy. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. ascendance. distinction. dominance. excellence. hegemony. predominance. preference. preponderance. primacy. priority. superiority. supremacy. virtue. ascendancy. head start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. ascendency ascendancy. distinction. dominance. excellence. hegemony. lordship. odds. paramountcy. precedence. predominance. preponderance. primacy. quality. superiority. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of method. inconsistency with the established rules of procedure. unlawfulness. irregularity. infraction of rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ütücü işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebet, lâyık olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congruity. suitability. convenience. accordance. conformity. concord. relevance. handiness. acceptability. adaptation. adequacy. advisability. appositeness. aptitude. coherence. coherency. comeliness. compatibility. conformation. congeniality. congru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. coincidence. convenience. correspondence. expediency. fit. fitness. harmony. propriety. appropriateness. agreeableness. favourableness. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. appropriateness. coherence. compatibility. concordance. conformance. conformation. conformity. congruence. congruity. consonance. convenience. correctitude. correspondence. eligibility. felicity. fitness. harmony. orthodoxy. pertinency. proportion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uymazlık. 2. Münasebetsizlik, uygun olmayan iş ve hareket. 3. Kötü hareket, kötü muamele, yaramazlık: Bu adamın uygunsuzluğu mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitability. unseemliness. impropriety. indecency. disorderliness. inexpediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impropriety. inconvenience. mismatch. unsuitability. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. inaptitude. inconvenience. indelicacy. ineptitude. inexpediency. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kundaktaki yavrunun avucunda biriken pürüz. 2. Kuzunun gırtlağında bulunan irice bezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetbread. pancreas. scurf on baby's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyumama, uyuyamama: Uykusuzluk adamı sersem eder.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kakule, su.

Hazırlanışı : Yatmadan 1 saat önce kabukları çıkarılmış 5 tane kakule yenip üzerine bir bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thighbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dizden kalçaya kadar olan kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmoniousness. suppleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disharmony. discord. discordance. maladjustment. clash. disparity. dissonance. divided counsel. inadaptability. incompatiblity. inconsistency. inconsonance. mismatch. unconformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. discrepancy. disparity. dissonance. lack of harmony. disharmony. discordance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disharmony. dissonance. disunity. incongruity. incoordinate. incoordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hissin iptal olunmasiyle duymaz bir hâlde bulunma, hissizlik hâli: Ayağında uyuşukluk vardır, mec. Tenbellik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lethargy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. inertia. lethargy. stupor. numbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. lethargy. sloth. torpor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzgün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low spiritedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzun olan şeyin hâli. 2. Bir cismin boyu: Uzunluğuna, boyca, boyuna; zıddı: en.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. lengthiness. extent. linear measurement. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. length. tallness. lengthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. extent. footage. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a steamship line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism. existentialism egzistansiyalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of information. ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

WXGA çözünürlük ekranın boyutuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. WXGA basitçe geniş ekran demektir. Standart dizüstü bilgisayarlardaki 4:3 en boy oranına kıyasla, en boy oranı 16:9 veya 16:10’dur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağmurlu havada giyilen üstlük, pardösü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak. macintosh. mackintosh. raincoat. rainproof. slicker. trench coat. waterproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mac. mack. mackintosh. raincoat. trench coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilskin. raincoat. slinker. rainproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). 1. Bir cismin hacmine göre ağırlığı, kesafet. 2. Kalınlık, kabalık. 3. Hamlık, terbiyesizlik. 4. İrilik, büyüklük, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compactness. congestion. consistency. denseness. density. depth. intenseness. intension. intensity. thickness. turbidity. volume. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. density. intensity. thick. thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yok olma, bulunmama, Ar. adem, fikdân, noksan. 2. İhtiyaç, varlık mukabili, Ar. fakr, zarûret: Allah yokluk göstermesin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. dearth. exiguity. failure. famine. hardship. lack. neediness. non-appearance. non-existence. nonappearance. nonexistence. nudity. penury. poverty. privation. shortage. strait. tightness. want. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. dearth. lack. nothingness. privation. shortage. want. non-existence. poverty. nonexistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. dearth. destitution. misery. abject / deepest misery. negation. nihilism. nonappearance. nonattendance. nonentity. nonexistence. nothingness. shortage. shortfall. shortness. want.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksul olma hâli, Ar. fakr, ihtiyaç, zaruret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. need. poverty. want. destitution. impoverishment sefalet. fakirlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bereavement. destitution. indigence. insufficient means. narrow circumstances. need. neediness. pauperism. penury. poorness. poverty. privation. want.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deprivation mahrumiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defect. deprivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Seyahat, sefer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. journey. run. travel. voyage. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. tour. travel. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yolculuk sırasında yemek için hazırlanan yiyecek. 3. Yol keçesi. 4. Yol masrafı, harcırah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling allowance. provisions for a journey. travelling expenses. travelling rug. hall rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadheading pay. transportation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebetsizlik, münasebetsiz hâl. 2. Nizamsızlık, usûle aykırı hareket. 3. Esnaf arasında işten menetme cezası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defraudation. graft. lawlessness. malpractice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graft. illegality. malpractice. lack of roads. pennilessness. being broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregularity/corruption. corrupt practices. fraudulent conversion. graft. irregularity. malpractice. malversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüyleri yolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorulmuş adam veya hayvanın hâli: Bu kadar yorgunluk çekmemiştim. Yorgunluk almak = Yorulduktan sonra durup dinlenmek, teneffüs ve istirahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Taze fasulye, su.

Hazırlanışı : Taze fasulye yemeği yenir. Veya taze fasulyeler yeteri kadar suda haşlanıp, günde 3 kere birer çay bardağı suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fag. fatigue. lassitude. staleness. tiredness. weariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. tiredness. weariness. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. frazzle. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yudumda içilecek kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Odanın bir tarafında yatak vesaire koymaya mahsus büyük dolap: Birkaç odaya yüklük yaptırmalı. Yatakları toplayıp yüklüğe koyarlar (sadece «yük» de denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closet. cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

container. cupboard. wardrobe bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. compulsion. duty. encumbrance. engagement. function. impost. incumbency. liability. obligation. onus. ought. responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. contribution. engagement. liability. obligation. obediential obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüyleri yolunmuş, tüysüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tümsek, ur gibi yuvarlak şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâlikâne, arazi, bir hanedanın mâlikânesi, ocaklığı: Orası filânın yurtluğudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mer’iyyet, gereği yapılır olma hâli, geçerlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. force. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. standing. effectiveness. validity. validity meriyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operative effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. abrogate. annul. repeal. rescind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeal. revoke. abrogate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü örten örtü, maske.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüz lira vesair kıymetinde olan: Yüzlük kumaş, yüzlük altın. 2. Yüz kilo ağırlığında veya yüz metre vesaire boyunda olan: Yüzlük çuval. 3. Yüz yaşında: Yüzlük bir ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar veya şu türlü yüzü olan adam veya şeyin hâli: Güleryüzlülük, ikiyüzlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsızlık, hayâsızlık, utanmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. cheek. effrontery. lip. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delişmenlik, münasebetsizlik, zırlaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zor olma hâli, güçlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. arduousness. complexity. complication. difficulty. entanglement. gaff. grueling. gruelling. hardness. hardship. hassle. hobble. rigor. rigour. rough. strain. stumbling block. tightness. toughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austerity. bother. difficulty. hardship. hassle. job. necessity. rigour. trouble. arduousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulty. harness. complication. difficulties. hole. severity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsoriness. exigency exigence. an absolute must. obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burden. essentiality. exigence. exigency. imperative. incumbency. indispensability. necessity. obligation. ought. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. necessity. compulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık. Çehre züğürtlüğü = Çirkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by