Lut ne demek? | Lut anlamı nedir? | Lut

Lut anlamı nedir?

Lut ne demek?

Lut anlamı nedir?

Lut | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lut

Türkçe Sözlük

(i.). Bir peygamber. Kavm-i LÜt = LÜt Peygamber’in gönderildiği kavim ki, aşırı fuhuş ve ahlâksızlıktan vazgeçmedikleri için Tanrı tarafından zelzele ile yok edilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. el-Üd’den Fr.). Ud.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.İbrahim’in peygamber yeğeni. 2.Kendisine itaat etmeyen ve eşcinsel olarak yaşamayı adet edinmiş olan Sodom ve Gomorrah halkına gelmiştir. Hanımı da helak olanlar arasındadır. Lut (a.s.) Kur’an’da adı geçen peygamberlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıkanma, aptes, gusül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kâmil, tam; halis, sade, saf; mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız; gram soyut, mücerret; ki,sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling hav azami yükseliş haddi absolute pitch (müz). bir notanın frekansı; bir sesin perdesin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç, günah veya cezayı affetme; Katolik kilisesinde günahlarrn affolunduğunu papazın ilân etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kralların kayıtsız şartsız hakimiyeti taraftarı, mutlakıyetci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). titreme halinde; (z). titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tutkal gibi yapıştıran. agglutina'tion (i). yapıştırma; (gram), bitişkenlik, bitişme; (tıb). aglütinasyon, ayrı kısımları birleştiren ameliye (yara). agglutinative (s). yapıştırma işlemine ait; (gram). bitişken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agglutination

biy. kümeleşim

Bir hastalığa karşı aşılanmış olan veya hastalık geçirmiş bir canlının kanında bulunan maddenin, hastalığın mikroplarını küme durumuna getirme olayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir hastalığın mikroplarını birbirine yapıştırıp küme haline sokmak özelliğini taşıyan madde. Bu madde, aşı yapılmış yahut o hastalığı geçirmiş insanların kanında bulunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gram). bir cümle içinde anlam uyuşmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلوط] pelit, palamut. 2.meşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(b = harf-i cer, lutuf = kerem, hi = onun). Tanrı’nın lutuf ve keremiyle: Bilutfihi Taâlâ bir çocuğum dünyaya geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerden havaya kalkıp rüzgârla yer değiştiren ve yağmur veya kar halinde yere inen buğu ki, bazen ufukları kaplayıp güneş ışıklarına bir dereceye kadar engel olur. Ar. sehâb, Fars. ebr. Bulutlara kadar, bulutlar içinde: Pek yüksek. Buluttan nem kapmak = Her şey den alınmak Bulut gibi = Ziyadesiyle sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BELUTIYYE (i A smüş, botanik) Fasile-i belûtiyye: Meşe ağacına benzeyen bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cloudy. cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. clouded. overcast. opaque. murky. nebulous. skyless. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. hazy. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. no clouds. sunny. unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibrânîce: Goliath). israiloğulları’na musallat olup Hazret-i DAvûd ile muharebe etmiş biri ki pek iri yarı ve uzun boylu olduğundan, beden büyüklüğü bir atasözü hükmüne geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz.İsmail’den evvel bir müddet Beni İsrail’e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin’de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz.Davud tarafından öldürülmüştür. Kur’an-ı Kerim’da üç yerde ismi geçmektedir (el-Bakara, 249-250-251). İsim olarak tercih edilmez.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kavrama, sıkıca tutma; (mak). kenet, ambreyaj; oto debriyaj; (f). kavramak, yakalamak; kapmak. clutch pedal oto debriyaj pedalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir defada kuluçkaya yatırılan yumurtalar; bir defada kuluçkadan çıkan civcivler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yığmak, düzensizce atmak; koşuşmak; gurültü etmek; gürültülü bir şekilde ve acele olarak konuşmak; (i). yığın, çöp yığını; karışıklık, kargaşalık; gürültü, patırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapıştırmak; (tıb). kaynaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarılmış, bukulmuş, dürülmuş, helezoni, helisel; karışık, zor anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büklüm,sarılış,dürülüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). debreyaj pedalına basmak, debreyaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakil, devir, intikal, hak intikali, havale, terk; gerileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sulandırmak, su katmak, hafifletmek. dilute(d) (s). su katılmış, sulu, hafif, açık. dilution (i). su katma, sulanma, su katılmış herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahlaksız, çapkın, sefih. dissolutely (z). ahlaksızca, sefihçe disso- luteness (i). ahlaksızlık, sefahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eritme, erime; ayırma; tatil etme; sona erme; ölüm, zeval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). Bütün organları belirdikten sonra embriyonun aldığı ad. Ar. cenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıkamak, paklamak, yıkayıp tasfiye etmek. elutria'tion i. yıkayıp tasfiye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) evolüt, kıvrıklık merkez eğrisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) evrim, tekamül, inkişaf, gelişme, açılma. evolutionary (s.) evrimsel, tekamü1i. evolutionism (i.) evrim teorisi; bu teoriye inanma. evolutionist (i.) evrim teorisi taraftarı; zoraki devrim yerine birbiri ardından gelen safhaları izleyen bir sosyal ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Batı musikisinde en tanınmış nefesli çalgı. Aslen tahta nefeslilerdendir. Fakat mâdenî flütler de yapılmıştır. Çeşitli büyüklükte olanları vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flautist. flutist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fl utist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (müz). flüt, flavta; (mim). yiv, oluk; (f). flüt çalmak: flüt gibi ses çıkarmak veya şarkı söylemek; (mim). yiv açmak, yivlerle süslemek. fluted column yivli sütun. fluting (i). yivli süs. flutist (i). flütçü, flavtacı. fluty (s). flut sesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Flüt çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlarını çırpmak; titremek, sallanmak; çırpınmak, telâş etmek; titretmek, kımıldatmak; telâşa düşürmek, heyecan vermek; (i). titreme, heyecan, çalkalanma, çırpınma; telâş, asabiyet; (hav). kanat sarsıntısı; (tıb). titreme, kalp ritmi bozukl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flüt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i. tıka basa doyurmak, ağzına kadar doldurmak; Iüzumundan fazla mal çıkarıp piyasayı boğmak; oburcasına yemek; i. bolluk, tokluk, piyasada fazla mal olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Tahıl unlarının nişastası çıkarıldıktan sonra geriye kalan albüminli madde. Glüten ekmeği = Şeker hastalığı olanlar için yapılan nişastasız ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glüten. gluten bread glüten ekmeği, nişastası az ekmek. gluten flour glüten unu, nişastası az un.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten-bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tutkal cinsinden, tutkala benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kutup porsuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. obur kimse, boğazına düşkün kimse, çok yiyen kimse, açgözlu kimse; haris kimse. gluttonous s. obur, açgözlü. gluttonously z. oburcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oburluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). highfalutin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dolaşık, müşkül, karışık, girift; (bot.) içeriye kıvrılmış; (zool.) bazı böcek kabukları gibi içeriye kıvrılmış, helezoni; (i.), (geom.) involut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıvırma, sarma; kıvrılmış şey; karışıklık, dolaşıklık; (gram.) muğlak cümle, karışık ifade; (fizyol.) genişlemiş veya açılmış bir uzvun eski haline dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kararsız, mütereddit, duruksun, ikircimli. irresolutely (z.) kararsız bir şekilde. irresoluteness, irresolu'tion (i.) kararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimbus nimbüs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ABD),( argo )hantal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Üst kısımları bembeyaz ve küme hâlinde, taban kısmı koyu renkli ve çok defa düz bulut, kümülüs.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., müz. ut, lavta cinsinden telli saz, kopuz; f. ut çalmak. lutist, lutanist i. udi, kopuzcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. borunun ek yerlerini yapıştırmak için kullanılan ince toz haline getirilmiş bir kil bileşimi; f. böyle bir bileşimle sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık veya orta koyulukta yeşilimsi sarı renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Luther mezhebine olan, Protestan Hıristiyan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit parlak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Paris’in eski adı Lutetia’dan) (kimya). Lu senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لطف] iyilik, lütuf. 2.güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hoşlukla, yumuşaklıkla, İyilik yüzünden. 2. İzin vererek, müsaade ederek, lutuf göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lütfen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

please. very kindly. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

please. very kindly. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblige. do the favor. do the favour. grace. condescend. deign. vouchsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblige. to be so kind as to. to deign. to condescend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be so kind as to. to be so good as to give or grant. to oblige. condescend. deign. vouchsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hoşluk, güzellik, iyi davranış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lütfı).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطفکار] lütuf sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın iyi, hoş ve letafet sahibi kıldığı kişi demektir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lût kavminin düşkün olduğu ahlâksızlık, homoseksüellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(LUTF) (i. A.) (c. eltâf). 1. İyilik ve yumuşaklıkla davranış: Lutfile muamele etti. 2. İyilik: Çok lutfunu gördüm. 3. Müsaade, izin: Lutuf buyurun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lutuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. favour. grace. mercy. kindness. boon. favor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. kind deed. boon. favour. good grace. voluntary courtesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطف دیده] iyilik görmüş, lütuf görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطفکار] lütuf sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halt» den imef.). (mü. mahlûta). Karışık, diğer şeyle karışmış, sade ve hâlis olmayan: Mehlût zahire, mahlût yağ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخلوط] karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölmek üzere olan bizler sizi selâmlarız (gladyatorlerin dövüş meydanına çıkarken imparatoru selamlamaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlay).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) üst üste gelmiş; birbirine sarılmış (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. ölüler diyarının ilâhı; astr. Plüton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zenginler hakimiyeti, plutokrasi; servet sahipleri sınıfı, zengin takımı. plu'tocrat i. servetinden dolayı fazla nüfuzu olan kimse, plütokrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aktinit grubundan radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). iktidarın zenginlerin elinde toplandığı hükümet şekli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ploutocratie

top. b. varsıl erki

Zenginler iktidarı, zenginlerin yönetimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güneş sisteminin, güneşten en uzakta bulunan gezegeni.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .ölüler diyarına ait; cehennemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. ısı etkisiyle oluşmuş (taş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. plutonyum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirleten şey, havayı veya suyu kirleten kimyasal madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kirletmek, pisletmek, murdar hale getirmek, telvis etmek; ırzına geçmek, iffetini bozmak pollution i. pisletme; murdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. azimkar, kararlı, sebat ve metanet sahibi, kuvvetli; yiğit, cesur. resolutely z. azimle, kararlı olarak, sebat ve metanetle. resoluteness i. azimkârlık, azim, kararlılık, metanet; yüreklilik; cesaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çözme; ayrışma; müz. çözüm; çözülüm; sebat, metanet, azim, karar; teklif, önerge, önerme, resmi karar; cesaret, mertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. geriye veya aşağıya doğru kıvrılmış (yaprak kenarları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönme, devir; bir cismin bir merkez etrafında dönmesi; bir gezegenin güneş etrafında dönmesi; devir süresi, devre; inkılâp, devrim, fikir devrimi, hal ve kıyafetlerin değişmesi; devlet yönetiminin tamamen değiştirilmesi; ihtilâl, isyan. revolution

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. devrim kabilinden, inkılâpçı, devrimci; ihtilâlci; i. devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cirrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaravan, sıhhi, faydalı, hayırlı, yararlı. salutarily z. sıhhate yararlı olarak, faydalı olarak. salutariness i. sıhhilik, faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâm; selâm verme, hatır sorma. salutatory s. selâm niteliğinde, selâm veren. salutatorian i. diploma töreninde halka hoş geldiniz anlamında söz söyleyen öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. selam vermek, selâmlamak, aşinalık etmek; selâm göndermek; selâm çakmak; top atışı veya bayraklarla selâmlamak; i. selamlama, selâm verme; selâm; selam çakma; selâm duruşu, selâm merasimi. fire a salute top atışıyle selâmlamak. give a salute se

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasaklı ve pis kadın; sürtük kadın; dişi köpek. sluttish s. pasaklı. sluttishly z. sürtük bir halde. sluttishness i. sürtüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. erir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eriyik; erime, hal; mahlul; çare, çözüm; izah, halletme; tıb. bir hastalığın kriz devresi veya nihayeti; huk. borcun tesviyesi; mat. çözüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Solumasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb pant for breath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cızırdamak; şaşkınlıktan karmakarışık şeyler söylemek; i. cızırtı; ipe sapa gelmez lakırdı, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut’un ordularını yok eden komutan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musallat olma, haksızca birinin başına hâkim kesilip rahat bırakmama: Kanun sayesinde kimse kimseye tasallut edemez. 2. Birini son derece rahatsız etme; peşini bırakmama: Başıma musallat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation. attack made on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلط] musallat olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to molest. to attack sb violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born (in a certain year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloud. cloud of dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu tan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu taş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu tay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. fertile. prolific. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ülgerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mim. kıvrım, sarmal bir şekilde kıvrılan süs; zool. sarmal tek kabuklu deniz böceği kabuğunun bir kıvrımı; zool. sarmal kabuklu bir çeşit deniz böceği; s. sarmal, helezoni, kıvrık. volution i. helezonun her bir kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by