M Ah Ki ne demek? | M Ah Ki anlamı nedir? | M Ah Ki

M Ah Ki anlamı nedir?

M Ah Ki ne demek?

M Ah Ki anlamı nedir?

M Ah Ki | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. «hikâyet» ten imef.) (mü. mahkiyye, aslı: mahkûy). Hikâye olunan, nakil ve rivayet olunmuş, Ar. mervî, menkul.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 bir TV’nin, 14:9 biçimi yayınları, resim, ekranı dikey olarak doldurana kadar genişleterek ekranının tamamını kullanacak şekilde göstermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu düğme, Sony 16:9 TV’nizi, 16:9 dışında biçimlere ayarlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Lazer Disk ya da video kameradan gelen bastırılmış TV sinyalleri, el ile 16:9 moduna geçilerek herhangi bir bozulma olmadan 4:3 resim tüplerinde izlenebilir. Video kameraya ya da DVD kaydediciden gelen anamorfik (bastırılmış görüntülü kayıtlar) herhangi bir bozulma olmaksızın 4:3 ekranda izlenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sol ve sağ kanallar için hoparlörler ve bir pasif subwoofer’dan oluşan üç yollu ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

4:3 modu video ve fotoğraflarda bulunan, geleneksel görüntü en boy oranıdır. Bu da bir resim genişliğindeki her dört birimin üç birim yüksekliğinde olacağı anlamına gelir. 16:9’luk yeni dijital yayın standardı ile 4:3 modu, kaliteden ödün vermeden, görüntüleri orijinal formatında oynatabilir. Böylece, fotoğraflarınızı ‘geleneksel’ 4:3 modunda çekmeyi tercih ediyorsanız, fotoğraflar da TV ekranında tüm görkemleriyle görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-R. Aynı zamanda görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(e.). Kabaca: hayır, değil, yok, olmaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz sosta pişmiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). modaya uygun; dondurmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). sofradan ve yataktan (boşanmanın bir çeşidi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Azamlar, büyükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Suyun biriktiği yer, havuz.

2.(anatomi). Karnın, kaburgalar altındaki kısmı, boş böğür.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب احمر kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yasaklamak, yasak etmek, menetmek, yapmamak, muhalefet etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) on amperlik elektrik cereyan birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F).

1.Güneş yılının onuncu günü.

2.Eski Iran inanışında o gün, yağmur yağarsa erkeklere, yağmazsa kadınlara ait sayılırmış. Abân-gâh kime aitse onlar suya girip yıkanır eğlenirlermiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) terk; metrukiyet, terk edilmiş olma; tam feragat ile kendini teslim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyük adım atmak.

2.Adımları fazla açarak ölçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Arapça «aba» dan).

1.Bir şeyin üzerine kapanmak, üstüneçökmek, çullanmak: Filanın üzerine abandı.

2.Sarkmak, eğilmek: Pencereden abanıp baktım,

3.Adımları açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean against. to lean over. to push against. to batten on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean over. to push. to press. to lean against sth. to live at sb's expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exaggerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. turgescence. hyperbole. embellishment. aggrandizement. overcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. hyperbole. exaggeration mübalağa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overstatement. amplification. exaggeration. hyperbole. puffing. slush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay it on with a trowel. pile on the agony. drow the long bow. draw the longbow. exaggerate. embellish. aggrandize. carry to excess. carry things too far. enhance. heighten. balloon. overdo. embroider. color. colour. dramatize. glorify. fudge. lay it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. dramatize. exaggerate. glamorize. overdo. overestimate. overrate. overstate. romance. romanticize. to exaggerate. to magnify. to overstate. to romanticize. to romance. to blow sth up mübalağa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exaggerate. aggravate. amplify. colour. glorify. to talk through one's hat. heighten. magnify. overplay. overstate. pile it on. put it on. romanticize. spread it thick. stretch. superlatives to speak. to lay it on thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombast. tall. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبجامه] su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

()i karın, batın; biyol haşarat gövdesinin art kısmı abdom'inal (s) karna ait abdominal cavity (anat) karın boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah’ın kulu. el-Melik, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Azim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah’ın kulu-Allah’ın isimlerinden, (bkz.Baki).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işlerini açan Allah’ın kulu. (bkz.Fettah). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah’ın kulu. - (bkz.el-Ha-kem). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeye hükmeden Allah’ın kulu.- Hakim, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. - Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah’ın kulu. - Kerim; Allah’ın isimle -rindendir. (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kulu. Peygamber (s.a.s)’in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu. - Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Ma-cid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah’ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hastalara şifa veren, mesih İsa’nın kulu.-(bkz.Mesih). İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Metin). Allah’ın isimlerin-dendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah’ın kulu. Mucib, Esmau’l-Hüsna’dandır. - (bkz.el-Mucib).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah’ın kulu. - Muhsi, Esmau’l-Hüsna’dandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı diri tutan Allah’ın kulu. - Muhyi, Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.Muhyi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah’ın kulu. - Muid Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.el-Muid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Muiz’in, izzet veren, şereflendiren Allah’ın kulu. - (bkz.el-Muiz). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah’ın kulu. - Mü’min, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu. - Vekil. Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vekil).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın kulu. - es-Selam kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce Allah’ın kulu. (bkz.es-Semi’).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z),(den) omurgaya dikey olarak, bordanın tam ortası hizasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel vücutlu, güzellik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçekli~ bol çiçekleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) anormal, usule veya âdete uygun olmayan; tabii olmayan abnormal'ity (i) anormallik, usule veya âdete uygunsuzluk; bu halde olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) anormallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) atom bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) çok kötü, iğrenç, nefret uyandıran abominable snowman (bak) yeti abominably (z) çok fena bir şekilde, berbat olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) son derece iğrenç kabul etmek, istikrah etmek, nefret etmek abomina'tion (i) iğrenme, istikrah, nefret; iğrenç veya menfur şey; kötülüğe sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir imalâtçı ile müşteri arasında muntazam satın alma için yapılan anlaşma: Gaz abonmanı, elektrik abonmanı, gazete abonmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonnement

sürdürüm

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket. bus ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبراه] su yolu, kanal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steer a ship. to manage abnormal conditions. to master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok yemek ve içmekten sakınan, perhizkâr abstemiously (z). perhiz yaparak, ılımlı bir şekilde, az yiyip içerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abstractionisme

fel. soyutçuluk

Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köprünün karada olan ayağı, mesnet; (mim). kemer veya kubbenin ağırlığını destekleyen kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dipsiz, derin; koyu, kesif, çok; hudutsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğitimle ilgili; ilmi; soyut, mücerret, pratiğe dayanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademisyen, terbiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademi, yüksek okul: ilim adamları cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1.Mısır’ ın ehramları.

2.Bâbil’in asma bahçeleri. 3.Zeus’un heykeli. 4.Rodos heykeli. 5.Efes’ te Artemis mâbedi. 6.Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi.İskenderiye deniz feneri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alkışlamak; bağırarak ilân etmek; bağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine uygun hale getirmek; telif etmek, uzlaştırmak; bir başkasının işini görmek; sağlamak, temin etmek; yerleştirmek, yer tedarik etmek accommodate oneself uymak, intibak etmek accommodate oneself to circumstances ayağını yorganına g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma, intibak; birinin işini görmeye razı olma, Iütufkarlık; düzen; yerleşme; telif etme, uzlaştırma ; ödünç, istikraz. accommodations (i). yatacak yer, konfor, rahatı sağlayan şartlar accommodation train (ABD). birçok istasyonda duran yolc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir kimseye arkadaş olmak, yanında bulunmak, beraberinde gitmek veya gelmek, refakat etmek, rehberlik etmek; (müz). eşlik etmek; maiyetinde bulunmak ; ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, becermek , üstesinden gelmek; tamamlamak, ikmal etmek accomplished (s). ikmal edilmiş ; hünerli; nezaketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Loğusalık; doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yığmak; toplamak , biriktirmek; birikmek, çoğalmak, yığılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yığma, biriktirme, toplama; toplanma, yığılma; biriktirilmiş veya toplanmış şeyler; biriktirilip sermayeye eklenen faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak accustom oneself alışmak, âdet edinmek, itiyat peyda etmek be accustomed to itiyadında olmak , alışkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. hasten. hurry. hustle. nip. rush. scurry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurry up. to make haste. to hasten. to be quick. to rush. to scurry. to flurry. beetle. come on. to put one's best foot forward. get a hump / hustle. hotfoot. hump on. hurry. hurry on. hurry up. to put one's best leg foremost. to shake a leg. look ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quicken. to hasten. to accelerate. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Türk musikisinde porte’nin beşinci çizgisine yazılan fa perdesi. 2.Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan çok eski, şimdi pek az kullanılan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acâm).

1.Arap olmayan kavimler. Arab’ın gayrı, fasih Arabça söylemeyen adam: Arab ve Acem; Arâb ve Acâm.

2.Bilhassa iranlı, Iran ahalisinden adam, Fars eyaleti halkından: Bizim Acem dediğimiz adamların çoğu Türkmen’dir.

3.İran, Acemistan: Aceme gitti; Acem seyahatnâmesi. Acem gömleği = İş için esvab üzerine giyilen uzun ve geniş gömlek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acim).

1.Arab olmıyan, Arab’ın gayrı.

2.Arapça’yı iyi söylemiyen, Acemî.

3.İranlı, Acem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian. iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم] arap olmayan. 2.İranlı, acem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arap olmayan milletlerin hepsi 2.Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3.Özellikle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü’l-Küttab, 1723.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Acemler’e yakışırcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk ağzında Farsça.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) farsça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü).

1.Arab’ın gayrı olan kavimlerden birine mensup bulunan, Arab olnıyan, Arab’ın gayri. 2.İranî, İranlı, Fürsî: O Arabî, ben Acemî.

3.Acemi, tecrübesiz, ustalık kazanmamış, mübtedi, çırak. Acemi oğlanı = Yeniçeri şâkirdi ve mülâzimi. 4.Yabancı: Siz buranın acemisisiniz galiba (Önce dil hususunda kullanılıp Arab olmamakla iyi Arabça söyleyemiyenlere denilmiş ve sonra mânâsı genişlemiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arab olmıyan ve Arabçayı iyi söylemiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. clumsy. unskilled. untrained. learner. unbaked. inexpert. callow. green. guiltless. half-baked. inept. new. raw. simple. strange. sucking. unfledged. unseasoned. unversed. young. young in one's job. beginner. novice. stranger. trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner. brash. callow. colt. cub. fresh. new. novice. raw. untrained. inexperienced. green. tyro. greenhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner. unskilled. unfamiliar with. unfledged. callow. inexperienced. amateur. clumsy. erk. fresh. gauche. inexpert. johnny raw. left handed. noncongnoscenti. novice. rude. strange. tiro. tyro. unhandy. unpractised. unversed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجمی] deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. green. colt. fledgeling. kid. raw recruit. rookie. tenderfoot. vamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw recruit draftee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsyly. verdantly. greenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardly. clumsily. ineptly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. acemî).

1.Tecrübesizler,

2.İranlılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجميان] deneyimsizler. 2.İranlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.. A. T. F.). Türk musikisinde yegâh (re) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Herbstzeitlose, Krokus, Colchique, Colchicum, Autumn crocuses): Boyu 10-30 cm yüksekliğe ulaşan, otsu ve yumrulu bir bitkidir. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçalı çiçekler açar. Yaprak ve meyvaları ise ilkbaharda ortaya çıkar. Sonbaharda çiçek açtığından dolayı halk arasında “güz çiğdemi” olarak da bilinir. Yetiştiği yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nın sulak çayırlarında bol miktarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Tıbbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanılan kısmı yumru ve tohumlarıdır. Tohum ve yumruların idrar arttırıcı, terletici, müshil ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi vardır. Alkaloitlerin çok yüksek zehirleyici özelliği olduğundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanılabilir. Eskiden halk arasında romatizma ağrılarını dindirmek için haricen kullanılırdı. Bunun için bir tutam acı çiğdem tohumu, 2-3 diş sarmısak ile havanda iyice dövülür. Elde edilen sulu kısım bir tülbente emdirilip, ağrıyan kısma sarılır. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Ebûcehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. hospitable. liberal. open minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension salary. half pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. statement. gloss. definition. indorsement. hearing. account. clarification. comment. commentary. declaration. direction. elucidation. endorsement. explication. exposition. illumination. illustration. instruction. paraphrase. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertion. commentary. disclosure. explanation. exposition. gloss. interpretation. key. profession. rationale. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remark. comment. explanation. statement. revealing. explication. elucidation. interpretation. clarification. exposition. illustration. demonstration. exemplification. account. commentary. declaratory clause. denunciation. direction. exposé. gloss. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek.

2.Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Matemde bulunmak, yaslı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. to be explained. to be expounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be announced. to be expounded. to be revealed. to become known. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Açlık duymak, aç olmak: Çok acıktım, karnım acıktı.

2.Çok arzu etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get hungry. feel hungry. be hungry. feel hollow. feel peckish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to be hungry. to be famished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to crave. to hunger after. to starve. hunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aç komak, açlığa düşürmek.

2.Açlık vermek, iştiha açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting from different angles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı olmak, meraret kesbetmek: Bu salatalık acılanmış (Çağatayca: Acınmak). Mec. Şiddet ve hiddete gelip kötü huylu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bitter. to turn rancid. to grieve. to be afflicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning rancid / sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn rancid / sour. to become irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). İnhiraf: gök ekvatoru ile bir yıldızın arasındaki uzaklık. Kuzeye doğru uzaklık, artı, güneye doğru olan da eksi işaretiyle gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right ascension. evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. opening. declination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural speech. opening speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. fade-in. dehiscence çatlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kapalı halden çıkmak: Kapı açıldı.

2.Dağılmak, çekilmek: Bulutlar, kalabalık açıldı.

3.Temizlenmek: Bu bez açılmıyor.

4.Berrak ve açık olmak: Hava açıldı.

5.Yapraklanmak: Gül, çiçek açıldı.

6.Neşelenmek, gönül ferahlığı peyda etmek: İnsan gezmekle açılır.Mahcupluk ve tutukluktan kurtulup, serbestlenmek.Genişlik kazanmak: Oda açıldı.Uzağa, engine salmak: Vapur açıldı.Başlamak: Meclis açıldı.Bahse başlamak: Söz açıldı.Zuhur etmek, hasıl olmak: İş açıldı.Boş kalmak, münhal olmak: Filan memuriyet açıldı.Sır söylemek, emniyet edip her şeyi söylemek: Bana açıldı. Ara açılmak = Bozuşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open oneself. open. be opened. come open. open out. open in. open up. disperse. admit smb. into one's confidence. disclose one's secret. become relaxed. refresh. air. bare. disentangle. diverge. effuse. expand. fine. flower. gape. come loose. get loo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. confide. dilate. gape. open. spread. thaw. unbend. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened. to become wider / larger. to expand. to be inaugurated. to begin. to recover to clear up. to put to sea. to clear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Acımak işi. 2.Merhamet: Adamda acıma diye bir şey yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassion. pity. sympathy. commiseration. ruth. pathos. feeling. aching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. sympathy. clemency merhamet. commiseration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. compassion. commisseration. mercy. turning rancid. hurting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı: açıkmak). 1, Ağrımak, ağrıyı mucip olmak: Elim acıyor.

2.Keder ve teessüf etmek, merhamete gelmek: Şu adamın haline acırım.

3.Esirgemek, kıyamamak: Emeğime acırım. («Ağrımak» ile «acımak» arasındaki fark şudur ki: Ağrı daha esaslı ve derin, acı sathî, lâkin daha müessir ve yakıcı olur. Sızı ise başlıca sinirde nöbet nöbet gelip geçenidir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. ache. bite. sting. feel sorry for. be sorry for. deplore. feel pity for. pity smb. commiserate. have compassion. feel for smb. have mercy. pity. relent. rue. smart. sympathize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. hurt. pity. smart. sting. to hurt. to smart. to sting. to ache. to be/feel sorry for sb. to have/take pity on sb. to relent. to show mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to give pain. to ache. to feel sore. to pity. to feel sorrow for. to feel compassion. to commisserate. deplore. feel. feel for. to feel pity for. relent. show clemency. smart. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-hearted. pitiless. cruel. tyrannic. tyrannical. atrocious. brutal. coldhearted. cutthroat. dead. ferocious. fiendish. flinty. grim. harsh. implacable. inclement. inexorable. inhumane. merciless. outrageous. relentless. without remorse. ruthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbaric. barbarous. bestial. brutal. cruel. diabolical. ferocious. fiendish. fierce. grim. heartless. inhuman. inhumane. mean. merciless. punitive. relentless. remorseless. repressive. rough. ruthless. satanic. savage. stern. stony. uncharitab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthless. cruel. bitter. cutthroat. diabolical. dog- eat dog-. draconian. flinty. grim. harsh. heartless. implacable. inexorable. inhuman. merciless. pitiless. relentless. remorseless. repressive. satanic. truculent. tyrannical. uncharitable. unfeeling. u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. mercilessly. without remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a heavy hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. vivisection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya çalar lezzette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittersih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya dönük, acıca, acımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keder ve teessüf olunmak: Haline acınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Cfbiyoloji). İnkişaf etmek, gelişmek. Yorganı atmak: Çocuk açındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pitied. to be regretted. to lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acıyıp merhamet etmek.

2.Himaye etmek, sahip çıkmak, korumak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acımasına sebep ol acıttım.

2.Cefa ve eziyet vermek. acımak, ağrıtmak, ağrı ve sızı vermek: Elimi


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. cause pain. pain. bite. sting. gnaw. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. sting. to hurt. to pain. to cause pain. to make sth bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain. to smart. to do sb hurt. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâ, perdah, lostra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polish. glaze. opener. a device for opening things. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâ ve perdah veren sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polisher. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açkı vasıtasıyle parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. glazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Harflere nokta koma. (Az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ham topraktan yeni tarlaya tahvil olunmuş yer.

2.Asılıp yüzülmek için koyunun bacağına açılan delik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. undoing. clearance. disclosure. inauguration. spreading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. clearing. deforestation. a kind of bun. reduction of print pastes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclosure. exposure. tip- up. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyi kapalı halden çıkarmak: Kapıyı açmak.

2.Örtülü şeyden örtüyü kaldırmak: Baş açmak.

3.Katlanmış şeyi çözmek: Bohça, bayrak açmak.

4.Delmek, kazmak: Delik, kapı açmak.

5.Bir şeyden engelleri giderip serbest bırakmak: Yol açmak.

6.Tıkalı şeyden tıkacı çıkarmak: Şişe, boru açmak.Genişletmek, tevsî etmek: Odayı, bahçeyi, meydanı açmak.Kazıp ziraat etmek, işlemek: Tarla, arazi açmak.Aralığı tevsî edip seyrekleştirmek: Parmaklığı açmak.Yufka haline koymak: Hamur açmak.Tathir etmek, temizlemek: Çamaşırı açmak.Cilâ ve perdah vermek.Umuma ait bir bina kurmak ve idare etmek: Mektep açmak, tiyatro açmak.izah ve tafsil etmek: İbareyi, sözü açmak.İşleri sürmek: Söz, bahis açmak. 16. Emniyet edip söylemek, gizliyi söylemek: Bana bir şey açmadı. 17. Çözmek, halletmek: Düğüm açmak. 18. Yapraklanmak: Çiçek, ağaç açmak. 19. Berrak ve bulutsuz olmak: Hava açmak istemiyor. 20. Cilâlanmak. 21. Açığa varmak, engine açılmak: Gemi açıldı. Adım açmak: Acele ile yürümek. Ağız açmak: Söylemek, söze başlamak. Ağız açmamak: Susmayı tercih etmek. İştah açmak: İştah getirmek. El açmak: Dilenmek. Baş açmak: Beddua etmek. Bayrak açmak: Ayaklanmak. Çığır açmak: Yeni bir tarz ve usul icad etmek. Defter açmak: iane toplamak. Fal açmak: Fala bakmak. Kapı, yol açmak: Bir işte başkalarına örnek olmak. Kalem açmak: Yontmak. Göz açmak -İhtiyatlı ve dikkatli, gaflet etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ketum. Satranç ve dama oyunlarında karşı tarafı aldatmak, şaşkın duruma düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. difficult position. dilemma. deceit. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, olgunluk zirvesi; (Tıb). buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ters, haşin, sert. ac'rimony (i). acılık, haşinlik, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). akromyon, omuz çıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç kelimenin baş harflerinin veya ilk hecelerinin bir araya gelmesiyle oluşan kelime: NATO, U N ESCO.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aktinyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışınlarının kuvvetini ölçen araç, aktinometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Başkası vasıtasıyle açmak, açmağa sevk ve icbar etmek: Kapıyı açtırdım, (bk.) açık.

2.Bir daha işlenmemiş ham araziyi sürmek. Ağız açtırmak: Söylemeye mecbur etmek. Göz açtırmamak: Pek sıkı tutup bir şeye müsaade etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have opened. to cause to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth opened. to let open. to let be opened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirayet, feraset, çabuk kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). açmak; (s). ucu uzun ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyaca tanınmış, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing lots. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cemiyet içindeki davranış ve nezaket kaideleri, görgü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adanın hakimi, yöneticisi.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.insan.

2.Erkek kişi. 3.İyi yetişmiş kimse: Bu şehir çok adam yetiştirdi. 4.Birinin tarafını tutan kimse: O, Ali beyin adamıdır.

5.Belirsiz zamir olarak herkes: Adamın gidip yatacağı geliyor.

6.Vazifeli şahıs: Buraya bakacak bir adam lâzrm. Buranın adamı nerede? Adam etmek = İyi yetiştirmek. Adam olmak = İyi yetişmek. Adam içine karışmak = Eş, dost arasına çıkmak, topluluğa karışmak. Adam sarrafı İnsanların karakterini iyi anlayan, görmüş geçirmiş kimse. Adama dönmek = Tertiplenmek, düzelmek. Adamdan saymak = Ehliyetini kabul etmek, (bk.) Adem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker. bastard. bloke. bod. gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given in the Bible to the first man, the progenitor of the human race. 'Original sin;' human frailty. street names for methylenedioxymethamphetamine in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the huma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. person. individual. a full man. servant. attendant. one's agent / follower. chap. cove. cuss. guy. herbert. johnny. sod. son of a gun. specimen. wight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland. street names for methylenedioxymethamphetamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first male God created; he and his mate Eve disobeyed God and were expelled from the garden of Eden See Chapter 1 Yahwist Creation Story The Hebrew term adam can variously designate humankind collectively , the first man , or the personal name Adam Se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Robert Adam : eminent architect who designed furniture for the houses he built or re-modelled; famous for his revival of the classical style, based on Ancient Greek and Roman taste, begun in England during the 1760's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Furniture designed by the 18th-Century English architects Robert and James Adam, in the same Pompeiian classicism which marked their houses Pieces are delicate and slim, and have simple straight lines and restrained ornamentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Art Design Architecture and Media. red, a Babylonian word, the generic name for man, having the same meaning in the Hebrew and the Assyrian languages It was the name given to the first man, whose creation, fall, and subsequent history and that of his desc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The style period from 1765-1790 The Adam brothers introduced the neoclassical style in furniture and architecture to England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First man mentioned in Genesis and thus the paradigm for the human being Adam features in many pseudepigraphic texts of the Second Temple period found at Qumran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Genesis, the name Adam literally means 'ruddy,' from the Hebrew for 'red'; it possibly derives from an Akkadian word meaning 'creature ' In the older creation account , Adam is simply 'the man [earthling],' which is not rendered as a proper name until

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish brothers Robert and James Adam practiced as architects and designers, employing cabinetmakers, painters, and sculptors to execute their designs. earthborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arrestee Drug Abuse Monitoring System, formerly known as the Drug Use Forecasting program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armywide Devices Automated Management System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name mean red, earth First man See Adam, Second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adam, as first man, is the metaphorical representation of the collective entity who represents all people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A robo-demon created from other demon parts Click here for a full description.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Area Denial Artillery Munition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Adem; bir erkek adı. Adam's apple (bak). apple. not to know one from Adam tanıyamamak the old Adam insanların günah işlemeye olan tabii eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man-to-man defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per capita. per head. per person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide. murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murdering. murder. homicide. manslaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good judge of character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedication. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedication. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mukaddes bir şahıs veya makama bir şey ahd ve nezretmek: Adaçayı Tekkeye kurban adamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow. offer. commit. consecrate. dedicate. devote. give up. wed. wed with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gerektiği şekilde: Bu işi adamakıllı yapacak biri lâzım. Adamakıllı bir yol. Adamakıllı bir söz.

2.Pek fazla. Adamakıllı ıslandım, iş adamakıllı ihmal edilmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. thoroughly. fully. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoroughly. fully. substantially. carefully. painstakingly. crashing. greatly. heartily. really. roundly. supremely. vitally. in the worst way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). hoşgörüsüz; çok sert; (i). çok sert efsanevi bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarsılmaz; delinmez ; elmas gibi sert ve parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademceğiz» yanlıştır). Küçük ve fakir ve hakir yahut merhamete değer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little or modest man. poor fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

insaniyete yakışır surette, insaniyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademcik» hatadır). Küçük ve hakir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adam yiyen.

2.Adama salar veya adamdan ürker (hayvan).

3.Alışkanlıktan insanın üzerine gelen (hayvan).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Allah daim ve bakî etsin mânâsiyle kullanılan Arapça duadır: Adâmellâhü devletehu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana yakışacak şekilde: Adamlıkla alâkası yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manliness. manly character. honesty. decency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yalnız, yakını ve yardımcısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a servant / attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yardımcısız olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adama işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini nezretmeğe sevk ve icbar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kur’a çekme, isimlerin yazılı bulunduğu kâğıtlardan herhangi birini çekerek belirtme yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered. to be deemed. to be regarded as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave edilecek şey veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kabul etmek, saymak: Bu işi olmamış addedin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. to count. to esteem. to deem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider. to steer / to hold. to esteem. deem. reckon. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Sayılmak: Geç kalan gelmemiş addolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yokluk, varlık zıddı: Onun vücudiyle ademi birdir = Varlığı ile yokluğu müsavidir; diyâr-ı adem = Yokluk ülkesi, sahrây-ı adem = Yokluk çölü.

2.Olmama, bulunmama, fıkdan: Adem-i itaat = İtaatsizlik; adem-i iktidar = İktidarsızlık; adem-i iştiha = iştahsızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («Ademî» veya «benî Adem» den muhaffef).

1.Hayvân-ı nâtık (konuşan hayvan yani insan), insan, beşer: Bir adam geldi. 2.İnsaniyetli ve mürüvvetli kişi; adam olmayacak.

3.Memur, uşak, hizmetçi, tab’a: Adamlarım burada yok.

4.Birinin yetiştirdiği ve koruduğu, taraftar, gayretkeş: O, filanın adamıdır. Ademoğlu = Mürüvvetli insan, merd. Adem evlâdı = Asîl ve terbiyeli insan. Adam olmak = Terbiye almak, iyi yetişip ilerlemek. Adamakıllı = Makul, makbul, işe yarar (Yanlış olarak eşya hakkında dahi kullanılır). Adam! Adam sende = Bir işi küçümseme mânâsıyle kullanılan tâbirdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonexistence. dead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. lack. naught. death. perdition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آدم] ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم] yokluk, bulunmama, adem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İb.h.i.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2.Adam. 3.İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur’an’da Hz.Adem’in 25 yerde ismi geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موفقيت] başarısızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم رعایت] uymama..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم توجه] ilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم تأليفيت] uzlaşamama, bir araya gelememe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدم آباد] yokluk ülkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adamcasına, insaniyete yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدم خوار] yamyam, insan yiyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Ademiyye, Ademîyân). insana mensup ve müteallik, beşerî, insan, adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [1[آدمی insanoğlu. 2.insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adamca, erkekçe, cesurca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Adamlık, insanlık.

2.Adamlık, nâmuslu adama yakışır hal.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آدميت] insanlık. 2.adamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan soyu, insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamsız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). lenf bezlerinin şişmesi veya büyümesi, adenoma, genellikle bez dokusu uru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Allah nizamı, Allah töresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kanunu, ilahi sünnet.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, Sanskrit günahkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bir kimsenin ön yargı ve tutkularına hitap eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıcaklık ışınlarını geçirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» tan).

1.Yürümede bir ayağın kaldırılıp atılmasından ibaret hareket, hatve.

2.Bir adım miktarı mesafe ve ölçü. Adım atmak = Yürümek, gitmek; ayak talimi etmek. Adım atlamak = Sıçramak, adım adım -Ağır ağır, yavaş yavaş. Adım almak, adımını tek almak = Düşünce ve ihtiyatla hareket etmek. Adımını geri almak = Pişmanlık ve tereddütle hareket etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adîme) («adem den smüş.). Bir şeyi olmayan, malik ve sahip olmayan, mahrum: Adîm-ül imkân = İmkânsız, muhal; adîm-ül iktidar = iktidarsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. footstep. foot. pace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footstep. pace. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. pace. footpace. footstep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم] yok olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Step by step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adımla ölçmek, adım saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pace. to go apace. to measure by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space for one step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم الامکان] imkânsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). geçici, muvakkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletin barındığı yer, adâlete sığınan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Ad koymak, tesmiye etmek.

2.Ad takmak, lakap vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naming. denomination. terminology. nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nam ve şöhret kazanmak.

2.Fenalıkta şöhret bulmak, bed-nâm olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâncılıkla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yönetmek, idare etmek; vermek, icra etmek, ifa etmek: yemin ettirmek; hizmet etmek, levazımını temin etmek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetim, idare, hükümet nezaret; başkan ve yardımcıları , idareciler; bakanlar kurulu, vekiller heyeti ; yemin ettirme; ilaç verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takdire şayan, beğenilecek , çok güzel admirably (z). beğenilecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amiral.vice-admiral (i). tümamiral rear-admiral (i). tuğamiral. admiral butterfly bir cins kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (b.h). bahriye mahkemesi ; İngiltere'de deniz kuvvetleri kumandanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çok beğenmek, hayran olmak, takdir etmek admira'tion (i). hayranlık , çok beğenme. admir'er (i). takdirkar kimse; âşık. admiringly (z). beğenerek, hayran olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, kabule şayan. admissibil'ity (i) makul oluş, kabul olunabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul, girme müsaadesi ; teslim (hakikat); giriş ücreti, duhuliye. admission free duhuliyesiz, giriş ücreti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kabul etmek, teslim etmek ; içeriye bırakmak, girmesine müsaade etmek: izin vermek, müsaade etmek admit of imkân vermek admittance (i). içeriye kabul; girme müsaadesi , giriş hakkı. No admittance. Girilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). itiraf edildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katıp karıştırılma, ilâve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öğüt vermek, nasihat etmek, tembih etmek, ihtar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembih, ihtar, nasihat, öğüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). kusturacak kadar, iğrenç derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sadede, konuya, mevzua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addressograph. mailing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kuvvetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tapınağın en iç odası adz (i). keser, marangoz keseri aedile eski Roma'da Bayındırlık memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Emam). Babanın erkek kardeşi, amca. Aemm-i pâk-i cenâb-ı Nebevî = Peygamberimizin amcası yani Hazreti Abbas; aem-zâde = Amca oğlu, kızı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava halinde, gaz halinde; hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaalanı, hava limanı; hangar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarfsız uçak mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket halinde ve sabit olan hava ve gazlar ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ölçme aracı, aerometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Afâk cem’ine yây-ı nisbet katılarak teşkil olunmuş galat tâbirdir). Havaî, lüzumsuz ve ehemmiyetsiz (söz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. wandering. rambling. objective nesnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. not specific talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفاقی] nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to be stupefied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. flabbergast. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

şaşkınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. flummox. stun. to take to town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gürültü, patırtı etmek, kıyameti koparmak.

2.Istemiyerek mühim bir sırrı ifşa etmek, ağızdan kaçırmak.

3.Ağzını bozmak, söğüp saymak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «Afet» ten). Sabrını tüketmek, kararsız etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Afet, felâket, belâ gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be forgiven. to be pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be granted a pardon. to receive pardon. pardoned to be. receive a pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardoning. forgiving. condoning. absolving. forgiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.).

1.Bir ceza, suç veya kusuru bağışlamak.

2.Özür dilemek: Affedersiniz, sizi rahatsız ettim galiba?

3.işten çıkarmak, uzaklaştırmak: Sizi bu vazifeden affediyorum. «Affedersiniz» veya «affetmişsiniz» şekilleri itiraz makamında kullanılır: «Siz onu affetmişsiniz».


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgive. excuse. pardon. condone. absolve. release. dismiss. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgive. excuse. pardon. condone. absolve. release. dismiss. remit. overlook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pardon. to forgive. to excuse. to condone. to absolve. to overlook. to relieve / to remove from a job. post. to write off a penalty. to show clemency. to waive a debt. grant pardon. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beg smb. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). demek, söylemek, beyan etmek, iddia etmek; (gram)., (man). tasdik etmek, ispat etmek; teyit etmek; (huk). tasvip etmek affirmable (s). iddia olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasvip, tasdik; müspet ifade; (huk). yemin yerine geçen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). olumlu, müspet, tasdik edilen; (i). müspet iddia; tartışmada olumlu tezi savunanları tutan taraf; olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında, olumlu, müspet. The affirma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفيت بخش] afiyet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alevler içinde, alevlenmiş, tutuşmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses Frekansı Modülasyonu (Audio Frequency Modulation – AFM), ses dalgalarını HiFi kalitesinde kaydetmek için kullanılan bir sistemdir (>16 kHz); Video8/Hi8 biçimi için standarttır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. aphorisme

özdeyiş

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. aphorisme

özdeyiş

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Aforoz etmek, kiliseye kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grizu patlamasından kalan zehirli gaz karması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü sonuç; yan tesir; çayır biçildikten sonra biten otlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en geri, en son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelecek, istikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragacanth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاه] haberdar. âgâh etmek haberdar etmek. âgâh olmak haberdar olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Türk devlet adamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim.

2.Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. Agâh). Agâhlar, bilenler, bilgililer, bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kullanılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Malûmat, vukuf, haberdarlık.

2.Uyanıklık, teyakkuz, basiret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağalık tavrını takınıp büyüklük satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become proud (to play the agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A South American bird , allied to the cranes, and easily domesticated; called also the gold- breasted trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its body is about the size of the pheasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şafak, fecir, tan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing gray or white. dawning. daybreak bleaching. blanching. whitening. polishing. cleansing. scouring. bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («ak» dan).

1.Ak olmak, beyazlanmak.

2.Yıkanıp temizlenmek.

3.Solmak, rengini atmak.

4.Saç ve sakala kır düşmek, ihtiyarlamak.

5.Şafak sökmek, tan atmak, sabah açılmağa başlamak: Ortalık ağardı.

6.Uzaktan belli olmağa başlamak, ufukta akımsı gözüküvermek.Sararmak, beniz atmak. Dudak ağarmak = Hasta ve bitkin olmaktan sararıp solmak. Göz ağarmak = Çok ağlamaktan veya yaşlılıktan gözde fer kalmayıp alîl olmak. Mec. Yüz ağarmak = Bir işin içinden yüzü ak, alnı açık çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. grey. to bleach. to whiten. to grey. to turn white. to dawn. to break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. dawn. silver. whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcuların, kararmış gümüşü ecza ile beyazlatmaları muamelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitening. bleaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («ak» dan).

1.Beyazlatmak.

2.Temizlemek, tathir ve tasfiye etmek.

3.Soldurmak, rengini attırmak. Saç, sakalı ağartmak = İhtiyarlamak, çok yaşamak.

2.Gaile ve zahmetle ömür geçirmek. Sakalı değirmende ağartmak = Tecrübe ve malûmat edinmeksizin ihtiyarlamak. Yüz ağartmak = Arkadaşların ve herkesin beğeneceği ve hisse alacakları bir yararlık göstermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. whiten. decolor. blanch. blench. decolorize. decolour. decolourize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanch. bleach. to bleach. to whiten. to blanch. to grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make gray or white. to bleach. to brighten. to whiten. to polish. to scour. blanch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağdalı bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaşıp lüzucet kazanmak ağda haline gelmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateşte karıştırıp pişirerek koyulaştırmak, lüzucetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to lend or incline to oneside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). toplamak, bir araya getirmek, yığmak;(i). toplama; (jeol). volkanik parçaların bir araya toplanması. agglomera'tion (i). toplama; yığın; bir araya toplanmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to poison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Sürü) ağıla girmek.

2.(Sürü) toplanıp toplu durmak veya (hergele) o halde müdafaa etmek.

3.(Ay) hâle peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fed in a fold / pen. to become surrounded with a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yere yatıp hayvan gibi debelenmek, (bk.) Ağnamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AHIM) (f.). Ayağın topuk clhetindeki boynu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AHIMLI) (i.). Boynu yüksek (ayak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll in the dust or grass. to be exhausted. to fall down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde:

1.10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve:

2.Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağırlamak işi. 2.(musiki). Gelin veya güveyinin karşılanması sırasında çalınan kıvrak hava.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment of a guest. celebration treat. entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkram ve izâz etmek, hürmet etmek.

1.Yavaşlamak, bataet ve teenni peyda etmek.

2.Kokuşmak, ağır kokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. entertain. wine and dine smb. dine. show hospitality. feast. fete. receive. regale. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put sb up. to show hospitality to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to extend hospitality. fête.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağır veya temkinli olmak, ikram olunmak: Ağırlanacak misafir yüzünden bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha ağır olmak, ağırlığı artmak.

2.Vahamet kesbetmek, vahîm olmak: Hasta, hastalık ağırlattı.

3.Vakar ve temkin peyda etmek, daha olgun olmak.

4.Fena kokmağa başlamak, bozulmak: Yemek ağırlaştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become more serious. to slow down. to get harder. to become more difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become slower. to become graver. to turn. to become overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. stultification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak.

2.Ehemmiyet ve vahametini arttırmak.

3.Güçleştirmek, daha zor etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırlığını arttırmak, daha ağır etmek: Yükümü ağırlatmayın.

2.İkram ve izâz ettirmek, kabûl ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı.

2.Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcome the difficult part of a job. to reach the entrance of a port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. weep. weeping. lachrymation. lament. lamentation. wail. whimper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blubber. cry. lament. wail. weeping. crying. complaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeping. crying. whining. wailing. lamentation. cry. lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gülmenin zıddı olan fiili icra etmek, göz yaşı dökerek sesli veya sessiz olabilir.

2.Yeis ve matem etmek, ölüye ağlamak.

3.Yakınmak, şikâyet etmek.

4.Yalvararak istemek ve niyaz etmek. Ana ağlamak = Çok zahmet ve eziyet çekmek, pek mustarip olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn on the waterworks. pipe one's eye. cry. weep. give a cry. mourn. pule. shed tears. snivel. wail. whimper. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewail. cry. wail. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weep / to whine. to cry. to sob. to wail. to mourn for. to lament. mourn. turn on the waterworks. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaintive. tearful. ready to cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. plaintive. plangent. tearful. weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima şikâyet edip ağlar gibi söz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her zaman ağlayıverecek bir görünüşü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağlar gibi olmak, yalandan ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birlikte ağlamak, biribirini ağlatmak: Birkaç kadın ağlamaya başladılar. Yakınmak, birinin siteminden veya kendi halinden şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini canını acıtarak ağlamaya mecbur etmek, ağlamasına sebep olmak: Çocuğu ağlatmayın! Çok tesir etmek. Anasını ağlatmak = Çok eziyet etmek, çok ıstırap vermek, sömürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw tears from smb. make cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb cry. to reduce sb to tears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make weep / cry. to cause to whimper / whine. to touch deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, ışıltılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلب احتمال] büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ağmak» tan). Yıldız, yıldız akması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting star. falling star akanyıldız. şahap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yukarı kalkmak, yükselmek, yukarıya meyletmek: Kıldan ağar muhabbet terazisi. 2.Buhar olup yukarı kalkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hang down. to rise. to ascend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. gamz). Gamzlar, göz yummalar, göz kırpmalar (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ganem) (koyunlar). (bk.) ganem. (Mülkî idare). Koyun ve keçi ve sair hayvanlardan alınan vergi ve bundan hasıl olan varidat: Bu sene agnâm ne tuttu? Aşar ve agnâm idaresi, agnâm memuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغنام] koyunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yere yatıp yuvarlanmak (hayvanlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). Lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bilinemezcilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agnosticisme

fel. bilinemezcilik

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnosticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyütme (fotoğrafçılıkta kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrandissement

büyültme

Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun enlargement. enlargement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, muvafakat, ittifak, karar; mukavele, itilâf; mukavelename , kontrat, bağıt. come to an agreement bir karara varmak, uyuşmak. gentlemen's agreement karşılıklı anlayışa dayanan ve yazılı metni olmayan anlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrément

uygunluk

Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunların hastalık mevsimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Bedenin bir uzvu). Bir ağrı ve eleme duçar ve mustarip olmak: Başım ağrıyor. (Faili daima bedenin bir uzvu olup, şahıs olmaz ve binaenaleyh konuşan ve hitap edilen faille tasrif olunmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache. hurt. throb with pain. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ache. to be in pain. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasıkotu, (bot). Agrimonia ; kızılyaprak, koyun otu, (bot). Agrimonia eupatoria. hemp agrimony koyun otu, (bot). Eupatorium cannabinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağrıyı mucip olmak, veca ve elem vermek. Başağrıtmak = Tasdi ve iz’ac etmek, sıkıntıya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give / to cause pain. to let ache. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agronomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir memleketin topraklarını iktisadi yönden inceleyen ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel tarım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closemouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cagey. close. close lipped. incommunicative. reserved. reticent. secretive. self-contained. unobtrusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Maddî veya manevî bir acı hissolundukta kullanılır: Ahi Başım! Ah! Anacığım!

2.Nedamet, pişmanlık ve teessüf beyan eder: Ah! Evvelden hileydim!

3.Birine açındığına, keder ve esef edildiğine delâlet eder: Ah! Evlâdım! İç çekme: Ah etmek, ah çekmek. Ah etmek = Beddua etmek Ah tutmak, Aha uğramak = Bedduaya uğramak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ah!. oh!. alas!. ouch!. curse (beddua)

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclamation, expressive of surprise, pity, complaint, entreaty, contempt, threatening, delight, triumph, etc., according to the manner of utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ah! Oh. alas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amp-Hour A battery capacity rating that equals the achievable product of the current drain and the time duration of that drain The greater the AH rating, the longer the operating battery life For a known current drain requirement, dividing the amp-hour ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The IPSEC Authentication Header, added after the IP header For details, see our IPSEC Overview document and/or RFC 2402.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Authentication Header The authentication header is part of the IPSec protocol process It authenticates the entire packet, including the IP address, using the MAC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

After Hijra: the event of the Prophet's migration from Makkah to Madina is known as Hijra and marks the beginning of the Islamic Calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Symbol and abbreviation of ampere-hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Real Player Real Player 0:46 Authentication Header.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Authentication Header.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An IPsec protocol that provides for anti-replay and verifies that the contents of the packet haven't been modified in transit AH is a mathematical code that is embedded and transmitted in the IP packet May be applied alone or in combination with ESP Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attack Helicopter. expresses delight HI - used as a greeting OS - a bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Archway and Hospitals; AW - Archway Furnival; BD - Bedford; BG - Bounds Green; CF - Chase Farm Hospital; CH - Cat Hill; EN - Enfield; HE - Hendon; IH - Ivy House; NC - National Centre for Work Based Learning Partnerships; NM - North Middlesex Hospital ; Q

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amp-hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ampere-hour capacity of the battery pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ah is a Scots word meaning I Ah said Ah hadnae seen him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Ampere-Hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abercrombie House.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tax2 Amount of second year of delinquent tax certified by county.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخ] kardeş. 2.dost.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آه] feryat etme, feryat. 2.ilenme. âh almak biri tarafından kendisine ilenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem ey, oh, ah, of, vah, ya; Acayip ! Hayret I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ahır» den if.) (mü. nisbeti uhrevî). Öbür dünya. Ukbâ, dâr-ı baka. Ahıret adamı = Dünyadan elini eteğini çekmiş kimse. Ahıret evlâdı, kardeşi = Evlâtlığa veya kardeşliğe kabûl olunmuş adam, Ahırete gitmek = Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آه و زار] âh edip inleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hazrâ) («Hazer»de smüş.) yeşil, müz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Ha! Sahi! Gerçek!

2.İşte! Al!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclamation expressing, by different intonations, triumph, mixed with derision or irony, or simple surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sunk fence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ha- ha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heart Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association, or American Heart Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American Hospital Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association, American Heart Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hardboard Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Homebrewers Association Non-profit organization which promotes the hobby of homebrewing, and sanctions homebrew competitions Founded by Charlie Papazian, author of several books on homebrewing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Associate of the Institute of Hospital Administrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for Adaptec Host Adapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alameda Housing Authority - A separate corporate body from the City of Alameda governed by Housing Commission and Board of Commissioners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abrams heavy armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alaska House Authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem ya, oh; Gördün mü I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Ahad) (mü. ihdâ). Bir, yek, vahid. Yevm-ül-ahad = Pazar günü. (matematik). Birden dokuza kadar olan rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ahad). (bk.) Ahad.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آحاد] birler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احد] bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir, kişi, kimse. 2.Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3.Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey donanmasından).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) ehâdîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Birlik, Cenab-ı Hakk’ın birliği, vahdaniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («hakik» den itaf.). Daha veya pek haklı, daha müstahak: O adam cümleden ahaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ehl» lisanımızda başka şekilde kullanılır).

1.Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar. Anadolu, Rumeli, İstanbul ahalisi. 2.Halk, umum, nâs: Ahali için, ahalinin rahatını düşünmeli, (bk.) Ehl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk. population. inhabitants. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the people. the inhabitants of. population. the public. community. resident community. resident population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] halk, ahali, insan topluluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ak» dan müştak olup, «eher» imlâsiyle Farsça’ya dahi geçmiştir).

1.Aklık, düzgün.

2.Perdaht kolası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. sizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third party. bleaching. polish. blank. glossiness. satin finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Highway Advisory Radio; U S traffic information broadcasting system whose transmissions are received through car radios which automatically interrupt other radio reception and tune to the correct station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdaht kolası sürmek, cilâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kardeş. Osmanlı Alimlerinden Urfalı vâiz Mahmud KAmil efendi’nin babası Mustafa KAmil efendi ile amcası Urfalı Mehmed efendi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Habîb). (bk.) Habîb. Dost, muhib: O adam ahbabımdır, ahbabca konuşuruz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احباب] dostlar. 2.dost.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beggar. buddy. chap. fellow. mate. pal. sod. friend. crony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend. companion. contact. mush. saccharine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احباب] dostlar, sevdikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as friends. laid back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dostluk, muhabbet, dostça münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. conversance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be on friendly terms with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Haber). Haberler. (bk.) haber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخبار] haberler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Haber veren, rivayet eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hacer). Taşlar, (bk.) Hacer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احجار] taşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cook aşçı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head cook. chef aşçıbaşı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد] yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد عتيق] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Tevrat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). İncil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد جدید] İncil ve ekleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yemin etme, söz verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احضر] yemyeşil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احداث] yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احدب] kambur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resolve. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiance. to pledge. to engage / to promise solemnly. to covenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahdiye). Ahd ve misak ve muahedeye mensup ve müteallik: Şerâit-i ahdiyye = muahede şartları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ahd, and icabı veya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهد و پيمان] and.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileri, ileride, başta, önde. get ahead başa geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهک] kireç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Hım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Demir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهن] demir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). («Ahen» demir, «rübûden» kapmak). Demiri kapan, mıknatıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهن دل] acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگ] uyum, ahenk. 2.eğlence.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ahenkli, uygun düzenli, yumuşak hareketli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آهنگ اصوات] ses uyumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگدار] uyumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگر] demirci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگ گذار] uyumlu, ahenkli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musikide seslerin yürümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «Ahen» den). Demirden yapılmış. Demir gibi sağlam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنين] demirden. 2.demir gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنين دل] katı yürekli. 2.yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Armoni karşılığında Osmanlıca’da bir müddet musiki terimi olarak kullanılmıştır. (bk.) Armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kasıt, niyet: Aheng-i sefer.

2.Düzen, sesler arasında uygunluk, makam.

3.Çalgı takımının icra ettiği eser.

4.Çalgı ile eğlence, tarab.

5.Sesler, renkler vesaire arasında uygunluk.

6.Turan dillerinde kelimeleri terkip eden heceler arasında uygunluk. (Fr. Harmonie). Ahenk etmek = Eğlenmek. Çalgıya Ahenk vermek = Düzen vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. unison. harmony uyum. accord. agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. agreement. concord. accord. drinking bout. rhythm. concinnity. accordance. chime. concordance. congruence. consistency. consonance. music. rapport. tune. unison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگ] ahenk, uyum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Uygun, uyum düzen, armoni. 2.Renkler arasında uygunluk. Sesler arasında uygunluk, düzen, makam. 3.Çalgılı eğlence-Saz takımınca icra edilen beste. 4.Kasıt, niyet.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگ دار] uyumlu, ahenkli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنکش] miknatıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to bring in accord / agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düzenli, makamlı.

2.Sesler veya renkler arasında uygunluk bulunan, uygun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accord. harmonious. tuneful. in order. cadenced. canorous. coherent. concordant. congruent. congruous. consonant. euphonic. euphonious. harmonic. homophonic. melodic. melodious. sweet. symphonious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuneful. harmonious. in tune uyumlu. amusing. entertaining eğlenceli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonious. in agreement. rhythmic. melodic. melodious. congruent. consistent. consonant. harmonic. musical. sympathetic. tuneful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düzensiz, makamsız.

2.Sesler veya renkler arasında uygunluk bulunmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacophonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inharmonious. not in accord / agreement. discordant. unrhythmic. not in tune. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacophony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of harmony / agreement. discord. unrhythmic sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهن ربا] miknatıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهن سای] törpü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر] başka, diğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yavaş, ağır, müteennî, alçak sesle söylenilen (şarkı)_ veya çalınan (çalgı). Yavaş, teennî ile: Aheste Aheste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهسته] yavaş, usul, ağır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهستگی] yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخفا] en gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)- Kalb, ruh, sır, hafi, ah-fa şeklinde sıralanan “Ietafet-i hamse” sonuncusuna verilen ad.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). (m. hafîd,) torunlar. (bk.) Hafîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احفاد] torunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Belleği çok kuvvetli. 2.Kur’an’ı en iyi hıfzetmiş kişi. 3.Alçak gönüllü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2.Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b. Mes’ade, Ali b. Süleyman.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخگر] kor ateş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ahilik ocağından olan kimse.

2.Eli açık, cömert.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for 'I will uphold integration,' this militia operates in Ailiu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal Health Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ahi tuna is simply yellowfin tuna It is a term used in Hawaii to describe this variety of tuna which is distinguished from the other variety of tuna, known as bluefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Animal Health Institute is the U S trade association that represents manufacturers of animal health care products -- the pharmaceuticals, vaccines and feed additives used to produce a safe supply of meat, milk and eggs, and veterinary medicines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Hawaiian name for both Yellowfin and Bigeye tuna Often prepared as Sashimi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ahi ocağına mensup olan kimse. 2.Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döneminde yaşamış ve Şirinu Perviz mesnevisini yazmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ahi teşkilâtında esnaf birliklerinin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dostlar, arkadaşlar, (bk.) Habîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احبا] dostlar, sevilenler; sevgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد] söz, yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2.Söz vermek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدشکن] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهيخته] kınından çıkmış, sıyrılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzyıllarca önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik, iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak maksadını güder; günlük hayatta ise yardımlaşma, yoksullları koruma gibi insanî duyguları, ayrıca müzik, binicilik, silâh kullanma kabiliyetlerini geliştirmeye önem verirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Sanskrit canlıların hayatına kıymama doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahr» dan if.) (m. Ahire).

1.Son, sonraki: Ahır nefes = Son nefes. Ahır zaman = Son zaman. Ahır zaman peygamberi = Hazret-i Muhammed.

2.Biten, son bulan: Ahır oldu, bitti. (c.). Evâhir = Son zaman, nihayet: Evâhir-i ömründe, evâhir-i muharremde. Bir adamın evvel ve Ahırı = Başlangıçtaki ve sonraki hali. Min evvele ilâ Ahire = Başlangıcından nihayetine dek. Sonra, en sonra. Akıbet: «Eyledin zülfün gibî Ahır perişan hâlimi» (RÜhî). Evvel ve Ahır = Başlangıç ve son, her vakit. Ahırül-emr — En nihayet, akıbet (c.). Ahırîn = Sonrakiler. Evvelin ve Ahırın = Öncekiler ve sonrakiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Aslı Türkçe olup, Farsça’ya dahi geçmiştir). Hayvanların barındırıldığı dam, Istabl. Mîrâhûr = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, Istabl-ı Amire müdürü. Has Ahûr = Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahırın memurlarının ikametine mahsus idare, Istabl-ı Amire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahîre). Sonraki, en sonra vaki olan, son: Meclisin karar-ı ahiri = Son kararı, iş’Ar-ı ahîre değin = Sonra vaki olacak iş’ar zamanına kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. byre. cowhouse. cowshed. crib. stabling. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barn. stable. stall. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. crib. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر] son, en son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر کار] sonunda. 2.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخربين] ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخره] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). En sonra, şimdiki zamandan az evvel: Ahiren alınan emre göre. («ahiren» ile «muahharen» arasında fark vardır. Birincisi şimdiki zamana nisbetle kullanılıp ona yakınlığı bildirir, ikincisi ise diğer bir hal ve vakanın zamanına nisbetle kullanılıp ondan uzaklığı gösterir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recently. lately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيرا] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future life. hereafter. eternity. after-life. afterdeath. beyond. underworld. the unseen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life to come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرت] öbür dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. Ahır), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرین] sonuncu. 2.sonrakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرکار] sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرالامر] sonunda, işin sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uhûd).

1.Bir işi üstüne alıp söz verme, uhdesine alma: Ahdettim.

2.Cenâb-ı Hakk’a karşı olan taahhüt, and, yemin: Ahdim olsun.

3.Sözleşme, mukavele, peymân, misak, muahede : Ahd ve peymân.

4.Tanrı’ca, İsrail’e vaki olan misak: Ahd-i Atıyk: Tevrat, Ahd-i Cedîd: İncil.

5.Zaman, devir, hengâm, asır: Ahd-i kadîmde, Romalılar’ın ahdinde, ahd-i şehâb = Gençlik zamanı.

6.Bir hükümdarın zamanı, saltanat devri: Sultan Orhan Gazi ahdinde; ahd-i Sultân Selîm hânîde.Fermân-ı Alî, hatt-ı hümâyûn.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذ] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fizik). Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren Alet. Telefon ahizesi: Telefonun dinlemeye ve konuşmaya yarıyan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handset. receiver. receiving set. transmitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. receiver almaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. handset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذه] alıcı gereç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kum fırtınası 2.Kur’an-ı Kerim’in 6.suresi. Araplar bu ismi, Arabistan’ın güneyinde, kimsenin bilmediği ve giremediği çöle vermişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hüküm). Hükümler. (bk.) Hüküm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احکام] hükümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («hakir» den itaf.). Daha ve pek hakir: Abd-i ahkerlsri, (ekseriya tevazu makamında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşli kül, kül ile karışık ince kor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Halîl). (bk.) Halil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok tatı. Pek şirin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halef), (bk.) Halef.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاف] halefler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hulk.). (bk.) Hulk.

1.İnsanın yaradılışında haiz olduğu veya terbiye ile kazandığı rûhî, kalbî şeyler: Ahlâk-ı hamide = Güzel ahlâk. Fezâil-i ahlâk = Ahlâkın fâziletleri, hüsn-i ahlâk = İyi ahlâk, ahlâk-ı zemime = Kötü ahlâk.

2.Ahlâk ve terbiyeden bahseden ilim ki, felsefe şubelerindendir: llm-i ahlâk = Ahlâk ile uğraşan bilgeler. Ahlâk bozukluğu, fesâd-ı ahlâk = Umumî ahlâka Arız olan kötülük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morals. morality. character. ethic. ethics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morality. morals. conduct. character. moral disposition. casuist. etiquette. principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق] huy, ahlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. moral science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق عملی] uygulamadaki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق حسنه] iyi huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق نظری] teorideki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق ذميمه] kötü huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ahlâk bakımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâk ilmi ile uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقا] ahlakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. Ahlâkıyye). Ahlâka ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethical. moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. moralistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective in moral sense. filthy. immoral. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. spoil. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيات] ahlak bilgisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيون] ahlakçılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine ait bahis ve mütalaalar: Ahlâkıyyatla uğraşan bilginlerdendir. (Ahlâkî ve ahlâkıyyât kelimeleri Arapça’da yoktur, galattır, Osmanlılar’ca yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine dair kitap yazan ve bu ilim ile uğraşan bilgeler ve yazarlar: Şeyh SAdî ahlâkıyyûndandır. Bu da Osmanlıca bir galat kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi ahlâka sahip olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savo u ry savory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâklı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâkı bozuk, kötü ahlâklı : pek ahlâksız bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoral. dissolute. corrupt. uncleanly. low-down. wicked. loose. unmoral. abandoned. characterless. debauched. depraved. dirty. frail. ill. impure. mean. profligate. purple. rascally. reprobate. unclean. unprincipled. unregenerate. unscrupulous. vici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. bad. corrupt. depraved. dissolute. immoral. improper. impure. loose. nasty. naughty. outrageous. profligate. smutty. unprincipled. unsavoury. unscrupulous. unsavory. debauched. debauchee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoral. vicious. corrupt. mean. of ill-repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorally. corruptly. indecently. obscenely. perversely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü ahlâk sahibi olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. vice. depravity. debauchery. uncleanliness. corruption. debauch. depravation. dissoluteness. indecency. rascality. turpitude. moral turpitude. viciousness. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorality. corruption. impropriety. impurity. turpitude. vice. immorality. depravity. debauchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. corruption. vice. wickedness. perverseness. perversity. debauchery. depravation. indecency. profligacy. turpitude. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Dilimizde kullanılmayan «hulm»dan). Rüyalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احلام] karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Saf, halis, ka-rışımsız. 2.İyi yürekli, temiz kimse. 3.Kur’anî ıstılahta, Allah’a halis olarak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dereceye varmış kul.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın armuda benzeyen meyvasi. Kendi kendine yetişen bu ağaca armut aşılanır. Yaban armudu (Piraster).

2.Kaba, yol yordam bilmeyen kimse: Adam ahlatın biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاط] salgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Yaban armudu, Piraster, Pirus elaegrifolia, Wild pear-tree, Poirier sauvage): Gülgillerden, kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir. Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında, filizi ezilip yaraya sürülür.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاط اربعه] dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Humk» dan). Akılsız, budala, kalın kafalı, bön. ( «Humekaa» olan Arapça müennes şekli dilimizde kullanılmaz, yine ahmak kız denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chumpish. crass. dimwitted. doltish. dreary. dullish. dunderheaded. foolish. gawky. half-witted. imbecile. light in the head. sappy. deadly dull. idiot. numskull. blockhead. bumpkin. ass. boob. cabbagehead. chucklehead. clot. country bumpkin. cretin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addlebrained. dim. fool. idiot. imbecile. prick. silly. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fool. idiot. pinhead. chump. dense. dense minded. dolt. donkey. fat witted. goofy. idiotic. imbecile. inane. lumpish. easy mark. moron. muggins. mutt. opaque. simple. stupid. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احمق] budala, aptal, ahmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احمقانه] ahmakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ahmak, ahmakımsı, ahmağa benzer, ahmaklar tarzında, ahmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doltish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishly. stupidly. like an idiot. silly. vacuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احمقی] ahmaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become foolish / stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one foolish / stupid. to make one act like an idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budalalık, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiocy. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. idiocy. stupidity. folly. imbecility. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dilimizde kullanılmıyan «hami).

1.Yükler,

2.Ağır şeyler, eşya, ağırlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

{i. A.).

1.-daha, pek, çok, en çok methedilmiş olan.

2.Erkek adı.

3.Peygamberimizin adlarından biri.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2.ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: “...adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici olarak geldim” şeklinde geçen isimlendirme ile Peygamberimizin isimlerinden birisi olarak anıldı ve kullanılmaya başlandı.- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Ahmed-i Muhtar, Hz.Muhammed (s.a.s).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Hahmrâ). Kırmızı, kızıl, surh. Mevt-i ahmer = Kanı dökülerek öldürülme, şehitlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احمر] kırmızı, kızıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kırmızı, kızıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, as-habdan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Basık ve sivri burunlu. Daha çok lakap olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Hey ! Hu ! Yahu ! Ship ahoy I Hey gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Dilimizde kullanılmayan «hart» den itaf.). Daha münasip, daha lâyık, daha uygun ve münasip: Bu adam taltife cümleden ahrâdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Daha layık, münasip, uygun

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احرام] kutsal yerler. 2.haremler. 3.hanımlar, eşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hür). Hürler (bk.) Hür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احرار] özgürler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احرارانه] özgürce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احراس] koruyucular, muhafızlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Daha, en çok veya çok harap, yıkık.

2.Rübâİ vezinlerinden «mef’Ülü» ile başlıyan on iki şekilden her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ahıret). Öbür dünya. Ahret adamı, dünya işlerinden el çekip, ahret kaygıları ile davranan kimse. Ahret kardeşi (sofu kadınlar arasında) kardeş gibi tutulan kimse, kardeşlik. Ahret suali = Yersiz ve usandırıcı sorular. Ahret yolculuğu = Mec. Ölüm. Ahrette on parmağı yakasında olmak = Ahrette birinden dâvacı olmak. Ahretini yapmak veya ahretini zenginleştirmek = Çok sevap kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterlife. hereafter. the hereafter. the next world. the great beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereafter. heaven. the other world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرت] öbür dünya, ahiret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ahrete mensup ve müteallik: Ahretlik iş.

2.İyi yaşayıp, dünyadan el etek çekmesiyle ahreti kazanmış: Ahretlik = Evlâtlığa kabul olunmuş kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adopted maid. brother and sister forever and hereafter. brother by adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok kumlu, taşlı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «hâşâ» dilimizde kullanılmaz).

1.İnsan veya hayvanın göğsü ve karnı içindeki şeyler, bağırsaklarla ciğerler, yürek, dalak vesaire, bağır.

2.Bağırsak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احشاء] iç organlar, 2.bölgeler, yöreler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Arabistan’ın Kuveyt-Katar kısmına verilen isim- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Haşeb). (bk.) Haşeb. Keresteden, tahtadan yapılan: Ahşap ev, bina.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.>T.) [اخشاب] ahşap. 2.keresteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Akşam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احشام] maiyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden. timbered. wood. hardwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clapboard. wood. wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احساس] duygular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Hüsnâ.) («hüsn»den itaf.). Daha güzel, daha yakışıklı, pek güzel, en güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احسن] en güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Daha güzel, çok güzel, en güzel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ahsen-i takvim: En güzel şekil. Kur’an-ı Kerim’in Tin suresinin 3.ayetinde insanın ahsen-i takvim üzere yaratıldığı beyan buyurulmaktadır. Ahsen kelimesi, Kur’an’da 16 yerde zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احطاب] odunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. Sekiz ayaklı).

1.Maruf bir cins deniz hayvanıdır ki kemiksiz olup, uzun ayaklarında nasır gibi çekme kuvveti olan düğümleriyle kayalara yapışır.

2.Kansere benzer bir çeşit çıban: Rahim ahtapotu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus. octopod. devil-fish. polyp. hanger-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخطار] tehlikeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آخته] iğdiş edilmiş. 2.kınından çıkarılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ahterân). Yıldız. Baht, tali; bed-ahter = Bedbaht, talisiz, nîg-ahter = Bahtiyâr, talihli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اختر] yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldız.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختر دنباله دار] kuyruklu yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıldızlardan hüküm çıkarmak iddiasında bulunan müneccim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اختربين] astrolog, yıldızbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir çeşit ney’in ve bir çeşit düzenin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشناس] yıldızbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشمار] yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ak» dan). Saç ve sakalı ak olup saygıya değer adam. Abûbaba. (Yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ceylan (ceyran), gazâl. (mec.)

1.Dilber, sevilen, sevgili. 2.İri ve güzel göz, çeşm-i gazâl: Beni bir gözleri Ahûya zebûn etti felek. AhO-beçe = Gazâl yavrusu, (mec) Ülfet ve yakınlıktan kaçınan sevgili, güzel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Asiatic gazelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazelle. return deer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritual lord or master, often found in conjunction with 'ratu'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inside part of the A/C system that contains the blower, cooling coil, and heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخو] kardeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهو] ceylan, karaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ceylan, karaca, gazal. 2.Güzel, ince alımlı kadın. 3.Gözleri ceylan gözüne benzeyen kadın. 4.Kardeş, dost

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوبره] ceylan yavrusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهودل] ödlek, korkak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı ağaç çileği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raspberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raspberry. raspberry ağaççileği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raspberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Himbeere, Framboise Common, Rasberry bush): Ağaç çileği ve sultan böğürtleni olarak tanınır. Haziran-Temmuz ayları arasında beyazımtırak renkli çiçekler açan, 30-150 cm boyunda, çok senelik, dikenli, çalı görünüşünde bir bitkidir. Dağlık mıntıkaların orman ve korularında tesadüf edilir. Gövdesi dallı, dikenli ve yatıktır. Yaprakları 3-5 parçalı, sivri uçlu, yaprak sapı kıvrık dikenlidir. Çiçekleri ekseriya dalların ucunda 5-10 çiçekli salkım halindedirler. Meyvesi etli ve birçok eriksi tipli meyvelerin biraraya gelmesi ile meydana gelmis, küre biçiminde, kırmızı renkli ve güzel kokuludur. Meyveleri temmuz ve agustos aylarında olgunlaşır. Çoğu çesitleri bahçelerde yetiştirilir. Umumiyetle sonbaharda 1-1,5 m aralık bırakılmak suretiyle dikilir. Ahududurar her 6-7 senede bir yenilenmelidir. Türkiye’de; Ege, Marmara, Karadeniz bölgelerinde yetiştişir Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyve, çiçek ve yapraklarıdır. Meyveler tamamen olgunlaştıkları zaman toplanır. Yapraklarında tanen, meyvelerinde ise organik asitler (malik asit, sitrik asit vs. ) şeker, pektin, uçucu ve sabit yağlar bulunmaktadır. Yaprakları bogaz hastalıklarında gargara için kullanılır. Çiçeklerinden romatizma ve nikris (gut) hastalıklarında faydalanılır. Taze olarak, şeker ve böbrek hastalıklarında perhiz yiyeceği olarak istifade edilir. Halk arasında ishal ve ateşli hastalıklara karşı tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آخوند] molla, hoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهونگاه] ceylan bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) ahır. (Asıl Türkçe olup, Farsça’ya da geçmiştir). Hayvanlar yatırılan dam. Mirâhûr = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, Istabl-ı Amire müdürü. Has Ahur = Hükümdarın ‘hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahır memurlarının ikametine mahsus İdare, Istabkı Amire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آخر] ahır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahırlamak. (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlama, inleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوان] ceylanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوانه] ceylan gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آه و واه] feryat, sızlanma, hayıflanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آه و واویلا] feryat, âh çekme, figan etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آه و زار] âh çekip inleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâl). Haller, (bk.) Hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditions. circumstances durumlar. vaziyetler. behaviours davranışlar. events. affairs olaylar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstances. cases. situations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال] haller, durumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال عادیه] olağan haller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال صحيه] sağlık durumu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. uht.). Kızkardeşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوف] en korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havl»den smüş). Şa-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احول] şaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -1.Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2.Zeki, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احيا] diriler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيال] yılkılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hîn). (bk.) Hİn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Vakit vakit, ara sıra, gâh gâh: ahyânen gelirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احيانا] arasıra, kimi zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayr). İyi adamlar, olgun ve bilgili adamlar. (Zıddı: eşrâr).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيار] iyiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخياط] iplikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ] alma. ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alışveriş (Aksata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hizb). (bk.) Hizib. Hizipler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزاب] kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüzn). (bk.) Hüzün. Hüzünler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزان] hüzünler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخضر] yeşil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزن] çok hüzünlü. ahzetmek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receive. to take. to collect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encashment. legal right of collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و عطا] alış veriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و قبض] alıp sahip çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlatıcı niteliği olan not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi Japon güreşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning. birth control. planned parenthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maksat, emel, niyet, amaç, gaye; nişan alma; hedef yönü; nişan tahtası, hedef. aimless (s). gayesiz, hedefsiz, maksatsız. take aim nişan almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hedefe doğru çevirmek mermi, söz veya iş); (gen). at ile kastetmek, maksadı olmak; nişan almak; niyet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her şeye kadir; argo dehşetli, müthiş, çok büyük. the Almighty Kadiri Mutlak, Allah, Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlimler, fenler meclisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Akademi tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academical. academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. «Akar»). Dilimizde kullanılmaz. Tıpta kullanılan kökler vesaire: Akâkıyr-ı tıbbiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Kısırlık, verimsizlik, neticesizlik, kesintiye uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. sterility. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقامت] verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çardağa sarılır bir cins beyaz gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. tıp), Katarakt.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir kiraz çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kadeh). Kadehler. (bk.) kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقداح] kadehler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kadem). Kademler. (bk.) Kadem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقدام] ayaklar. akdedilmek yapılmak, uygulanmak, icra edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Kadîm» den itaf.). t. Daha kadîm, daha ve pek eski, mukaddem : O, berikinden akdemdir.

2.Daha önde, daha ileri, daha ehemmiyetli, tercihe şayan, mukaddem : Bu iş ondan akdemdir. Once: Bundan akdem, bundan evvel, mukaddemâ.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقدم] önce, önceki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

evvelce, az önce, yakında: Akdemce yazmış olduğum üzere.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A. Türkçe). —Mukavele, muahede, ittifak, içtima gibi bağlaşma veya toplaşma mânâsı taşıyan Arapça kelimelerle — Yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiate. to make. to contract. to draw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude. to enter into. to make. to execute. to covenant. to contract. to sign. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma yapmak, sözleşme yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, soylu, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Yiğit, cömert, ahi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A. «akeb»den smüş). Bir şeyin ardından gelen, arkası sıra giden, akîbinde: Arkası sıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâkıb). I. Son, Ahir, pâyân, nihayet, encam: Bu çapkının Akıbsti ne olacak? Akıbetini düşünmek.

2.Netice. Akıbeti hayırdır. Nihayet, bilâhere: Akıbet benim dediğimin doğruluğunu anladı. Akıbet benim dediğime geleceksiniz. Akıbet-ül-emr = İşin sonunda, nihayetü’l-emr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. result. outgrowth. aftermath. curtains. denouement. event. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doom. fate. end. consequence. outcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. outcome. attendant. denouement. event. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقبت] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. akıbet, son, F. = endişîden = Düşünmek). Her işin sonunu ve neticesini evvelden düşünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir işin sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Akıbet, son, F.: dîden: Görmek). Her işin sonunu evvelden gören, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاقبت بين] sonu gören, ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاقبت اندیش] sonunu düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقبت الامر] sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Akan, cârî, revan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid. fluent. smooth. diffluent. facile. fastmoving. flowing. mellifluous. runny. speaking. torrential. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluent. fluid. liquid. mellifluous. smooth. fluent. fluently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid. fluid. fluent. continuous current. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Edebiyat). Herhangi bir yazının kolaylıkla okunabilir bir üslûpta yazılmış olması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A. «akd» dan if. tes.: Akıdeyn) (hukuk). Bir mukavele ve şirket ve senet vesaire akd ve imza edenlerin herbiri: Akidlerin müracaatları üzerine. Akıdeyn hazır olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقد] akit yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.). Ağdadan yapılan katı bir şeker çeşidi. Çeşitli renk ve kokuda olur, daha çok «akide şekeri» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.) (c. akaid). İnanılan şey. İtikad, iman: akîdesi sağlam, akîdesi bozuk. c. Bir dinin ibâdetler hakkındaki emirleri dışında ulûhiyet vesaire hakkındaki fikirlerden bahseden ilim: llm-i akid, akaid-i Islâmiye, akaid kitabı. «Akide şekeri» tabiri galat olup doğrusu «ağda şekeri» dir. (bk.) Ağda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creed. belief. dogma. gospel. persuasion. tenet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقيده] inanç, akide.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقيده فروش] inanç tüccarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Bir akitte akdi yapan iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akf» den if.) İbâdet etmek üzere «Harem-i Şerif» e yahut diğeri bir mübarek yere çekilip kapanıp oturan. (Daha çok «MÜtekif» denir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyde sebat eden. 2.İbadet eden, ibadet maksadıyla mübarek bir yere çekilen. İ’tikafa giren. 3.Direnen. M. Akif Er soy: Ünlü şair ve yazarımız. Safahat’ın yazan. İstiklal marşını telif etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bir şey üzerinde azimle duran, sebatlı, kararlı. 2.İbadet eden hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.). Kıymetlice bir cins taş ki, mühür kazmada vesair işlerde kullanılır: Akik-i Yemin! = Kırmızı renkte olan en Alâ cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnelian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقيق] akik taşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ukûl).

1.Düşünme ve anlama hassası, insana mahsus olan, şahıslarda çeşitli derecelerde bulunan, manevî kuvvet ki, ruh gibi, halli müşkül bir muamma ve tamamıyle anlaşılması imkânsız bir sırdır. Us, hûş, hıred, zihin: İnsandaki Tanrı mevhibelerinin en büyüğü akıldır. Bu çocukta akıl pek çok vardır.

2.Anlama, fehm, idrâk, zekâ: Onun böyle şeylere aklı ermez. Buna akıl erdiremedim.

3.Düşünme, tefekkür, mülahaza, fikir: Bunu akledemedim.

4.Kuvve-i hafıza, hatır, hafıza: O vaka el’an aklımdadır. Aklımda kalmadı. Aklıma gelmiyor. Şimdi aklıma geldi. 5.Rey, tedbir, tavsiye, yol: Bana bir akıl öğret. Bu aklı size kim öğretti? Akıl almak = fikir kuvveti dahilinde olmak: ‘Bunu aklım almıyor. Akıl öğrenmek = Uslanmak, ibret veya nasihat alıp yola gelmek. Akl-ı evvel:

1.Yaratılıştan olan akıl ve zekâ.

2.(eski felsefede): Allah.

3.Fevkalade zekâ ve anlayış. Akletmek = Düşünmek, mülahaza etmek, tefekkür etmek. Akıl ermek, akıl erdirmek = Anlayabilmek: Buna aklım ermedi. Bu işe akıl erdiremedim. Akıl başta olmak = zihin rahatlığı içinde olmak, hiç telâş ve üzüntüye duçar olmamak, yaptığını bilmek: O vakit benim aklım başımda yoktu. Akıl başa gelmek = T. Ayılmak, kendine gelmek: Aklı başına gelince hepimize Aşinâlık etti. 2.Uslanmak, akılsızca fiil ve hareketlerden vazgeçmek: Bu delikanlının elbette bir gün aklı başına gelecek. Akıl baştan gitmek = Kendini kaybetmek, şaşırmak: Bunu işitince aklım başımdan gitti. Akl-i bâlîğ = bülûğ yaşına vasıl olma hali. Akıl dişi = Yirmi yaşlarında çıkan kenar azı dişi. Akıl kutusu: Bir adama daima akıl öğreten ve her iş için kendisine danışılan adam: Onun akıl kutusu falandır. Akl-ı kül = Tabiatın bütün iş ve şubelerinde eserleri görülen zekâ, umumî ve ezelî nizam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i.A.«akıl» dan if.) Akıllı, uslu, Akil adam. Kâr-ı Akil (ve galatı kâr-ı akl). 1. Akıllı adam işi: Bu kâr-ı Akil değildir. 2. Bâliğ, bülûğ yaşına erişmiş. -İki oğlundan biri Akil ve diğeri sabidir- (Bazı yerlerde kabile reis ve ihtiyarlarına da denilir). (bk.) Ukalâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Aklı başında, aklı selim sahibi, arif, basiretli, zeki, mantıklı, sağduyulu, sağ görülü. 2) Akıllı, akıl sahibi kimse demektir. Eşyanın güzellik, çirkinlik, kemal ve noksanlık sıfatlarını idrak etme; her çeşit faaliyette doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırma yetisine sahip kişiye âkil denir. 3) Âkil Adam: Gerek tecrübesi, gerek bilgisi, gerek de yaşı itibariyle belirli bir alanda sözü dinlenen, otorite durumunda olan, yaklaşım ve çözüm önerilerine değer verilen, sayılıp, sevilen, “uzman” ya da “duayen” kavramından farklı olarak içinde “kamil insan” kavramını da barındıran kişi. Akıllı adam işi: Bu kâr-ı Akil değildir. 4)(ka kalındır) (i. 2) A.«akıl» dan if.) Akıllı, uslu, Akil adam. Kâr-ı Akil (ve galatı kâr-ı akl). 5) Bâliğ, bülûğ yaşına erişmiş, iki oğlundan biri Akil ve diğeri sabidir. (Bazı yerlerde kabile reis ve ihtiyarlarına da denilir). 6) (bk.) Ukalâ. 7) (i.A.«eki» den if) (tes.Akile.c.ekele).Yiyen, yiyici (çokluğu daha fazla kullanılır). Palaontoloji: Hayvanatı, yedikleri şeye göre sınıflara bölmeye yarar: Akil-ül-beşer: İnsan eti yiyen (Adam). Akil-ül-cerâd: Çekirge ile beslenen. Akil-üs-semek: Balıkla beslenen. Akil-ül-lahm : Etle beslenen. Akil-ün-nebât: Otla beslenen. Akil-ül-hevâm: Haşaratla beslenen (hayvan). Hayvan-ı Akil-ül-lahm, hayvanat-ı Akilet-ül-lahm denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental. reason. intelligence. wit. brain. mind. head. wisdom. bean. advice. comprehension. memory. chump. consciousness. gray matter. grey matter. headpiece. intellect. loaf. nous. prudence. psyche. sapience. strength of mind. senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain. fettle. guidance. head. intellect. intelligence. mentality. mind. reason. sense. wisdom. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. intelligence. discretion. wisdom. mind. memory. opinion. thought. advice. apprehension. brain. head. headpiece. intellect. piece of advice. psyche. senses. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقل] akıllı, akıl sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آکل] yiyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Ali b. Ebi Talib’in kardeşi. Akil b. Ebi Talib.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booby hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. mental hospital. metal asylum / home / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally disordered person. mentally ill / disordered / defective. mental patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor. spin doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otla bes lenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı adama yakışır surette, akıl ve idrâkle: Akılâne hareket, Akılâne düşünüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاقل] akıllıca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. rational. rationalistic. rationalist. level-headed. level. orthodox. rationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalist usçu. rasyonalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalistic. rationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her varlığın aklî bir sebebe dayandığını, bilginin kaynağının akıl prensipleri olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism usçuluk. rasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenirce denilen yara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقله] akıllı kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Akil)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvasını develer yer ve kabuğu ‘dericilikte kullanılır bir ağaç ki, ekseriya kumluk yerlerde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T ). Çeşitli tecrübelerin verdiği derslerden faydalanarak akıllı davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become wiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to one's senses. grow in wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aklı olan, Akil, zeki, anlayışlı : Akıllı adamdır.

2.Tedbirli, müdedbir: Kendisi akıllı davrandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. clever. intelligent. brainy. wise. reasonable. well-advised. all there. astute. cute. knowing. knowledgeable. longheaded. sagacious. sapient. sensible. sparkling. spiritual. understanding. sage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astute. brainy. bright. canny. clever. intellectual. intelligent. politic. reasonable. sagacious. sage. sane. sensible. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise. intelligent. reasonable. prudent. clever. he's got brains. brainy. adroit. advised. well advised. clear sighted. intellectual. rational. sagacious. sapient. shrewd. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dünyada kullanılan bir çok teletekst hizmetinin (Top-Text, Videotext, FLOF (Full Level One Features))otomatik olarak tanınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Seçilen görüntü çözünürlüğüne bağlı olarak zoom oranını ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisely. cleverly. intelligently. judicious. no-nonsense. sagacious. sane. sensible. shrewd. wisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. advisable. advisedly. cleverly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. intelligence. cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. cleverness. sagacity. sanity. wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklı olmayan, ahmak, budala, doğru düşünmeyen, aklı ermez: Pek akılsız adam olduğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuous. foolish. impolitic. imprudent. irrational. mindless. silly. unreasonable. vacuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolish. unreasonable. ill advised. featherbrain. headless. insensate. irrational. mindless. simple minded. stupid. touch in the brain. weak. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıl eksikliği .ahmaklık ve budalalık, akılsızca hareket: Ben akılsızlık ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwiseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. folly. foolish act. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. K.). Cereyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kısır.2. Neticesiz.

3.Yağmur getirmeyen rüzgâr, bilhassa batıdan veya kuzey-batıdan esen rüzgâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A. «akm» dan smüş.) (tes. akime).

1.Çocuğu olmayan, doğurmayan (kadın), doğurtmayan (erkek): Bu adam akim, bu kadın akimedir.

2.Netice ve verimi, faydası ve sonu olmayan: O iş akim kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. trend. flow. stream. movement. rheo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. trend. current cereyan. movement cereyan. tarz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. stream. trend. movement. flow. idea that is gaining ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruitless. sterile kısır. verimsiz. futile. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterile. barren. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقيم] kısır. 2.sonuçsuz. akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). elleri böğründe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «akmak» tan).

1.Akarcasına şiddetli ve hızlı hareket veya hücum.

2.Çapul ve talan için düşman yurduna tecavüz ve hücum: Akın etmek = Yığın yığın, birbirini müteakip ve kalabalıkla. -


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. foray. rush. afflux. exodus. flow. incursion. inflow. influent. influx. inroad. inrush. invasion. irruption. razzia. spate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exodus. flow. foray. incursion. influx. inroads. invasion. raid. tide. rush. inroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. assault. storm. rush. run. incursion. influx. inroad. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, yakın; akraba olan, hısım olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rushing and surging in grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akın yapan yiğit. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapul için hücum eden süvari askeri, akıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider. incursionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapulculuk için hücum eden askerin hal ve sıfatı ve bu tarzdaki harb ve tahrip usûlü : Akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akınalp)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan yeri ağarırken yapılan akın

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sıvı cismin mütemadiyen hareketi, akış.

2.Nehir veya deniz suyunun bir tarafa doğru cereyanı : Boğaziçi akıntısı (Aksine anafor derler).

3.Bazı hastalıklarda bir delikten cerahat cereyanı. Akıntı burnu: Akıntıya maruz burun. Akıntıya kürek çekmek = Olmayacak bir işe çalışmak, nafile yorulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. current. flux. stream. afflux. chute. circulation. drift. effluence. effluent. issue. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. stream. current. leak. flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. current. leakage. stream. drift. tide. weathering. chute. efflux. race. running. seepage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamy. sloping. pitching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamless. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İpek gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(|. A. «akr» dan if.) (Müzekkeriyle müennesi birdir).

1.Kısır, doğurmaz, akîm.

2.Mahsul vermez, münbit olmıyan. Akır karha: Ud-ul-karh dahi dedikleri, ilâç olarak kullanılan kök.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقر] kısır. 2.verimsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir yere çarpma, vurma: Duvara aksetti. 2.Işık ve şeklin bir yere vurup geri dönmesi veya orada görünmesi: Güneş duvara aksediyor. Sureti aynaya aksediyor.

3.Sesin bir yere vurup geri dönmesi; yankılanma: Topun sesi dağlara aksetti. 4.Ters, zıd, hilâf, aykırı: Yalan, doğruluğun aksidir; siz benim dediğimin aksini iltizam ediyorsunuz. Edebiyat. Sözün bir kısmını diğer kısmından önce getirerek aksetme: «Kelâm-ı kibar, kibar-ı kelâmdır» gibi. Aksine: Tersine, zıddına, ters ve zıd olarak. Bilakis. Ber aks = Büsbütün zıddı ve tersi olmak üzere.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. pour. afflux. efflux. flight. flux. gliding. inflow. influx. passage. river. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. runoff. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. flowing. inflow. course. influx. running. run-off. stream. current. outflow. draught. discharge. gliding. run. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. echo yankı. inversion evirtim. effect. reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس] yansıma, aksetme, akis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yankı. 2.Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3.Zıt, ters, muhalif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Akd) (i. A.) (c. ukud).

1.Bağlama, rabtetme.

2.Düğümleme, düğüm yapma, çözme mukabili. 3.İki kişi veya iki taraf arasında olacak bir işin, iki tarafın rızasıyle kararlaştırılıp taahhüde alınması : Mukavele akdi, nikâh akdi, muahede akdi, ittifak akdi. 4.Kurma, tertip, tanzim, teşkil: Meclis akdi, cemiyet akdi: Meclis akdettiler.

5.(«Akdi-nikâh» dan muhtasar) nikâh icrası, nikâh etme, nikâhlanma işi ve töreni: Bugün falan evde akid vardır; dün akid icra olundu. Hall-i akd-ı umûr: İşlerin görülmesi ve idaresi: Hall-i akd-ı umûr onun elindedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. contract mukavele. marriage agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. contract. treaty. covenant. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın alnından burnuna doğru uzanan beyaz veya pembe leke, (edirne taraflarında gözlemeye akıtma derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. discharge. fluxation. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. delivery. infusion. conduction. shedding. outpouring. emptying. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akmasına sebep olmak, cereyan ettirmek, isâle etmek. Gözyaşı akıtmak = Ağlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. shed. drain. weep. disembogue. drain away. drain off. drip. funnel. spill. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. exude. pour. shed. to let sth flow. to pour. to drain. to shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discharge. to pour. to empty. to shed. to outpour. to drain. to conduct. to bleed. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Deve kiralayıcısı, deve ile, ücret karşılığı eşya taşıyan adam.

2.Hacca Surre-i Hümâyûn ile birlikte giden hademe ki, gidişten önce İstanbul’da törenle dolaşırlar.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Beyaz kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل مجرد] soyut akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conceivable. legitimate. plausible. possible. rational. sane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformable to reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalem). Kalemler. (bk.) Kalem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقلام] kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. acquittal ibra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. clearance. discharge. release. auditing and verifying of the accounts. clearing of a debt. discharging of a liability. granting sb full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. receipt in full / in full discharge. final / full receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağartmak, beyazlatmak, temiz etmek.

2.Bir beyaz nişan koymak, beyazla nişanlamak.

3.Pâk etmek, temize çıkarmak, yüzünü ağartmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ak olmak, temizlenmek.

2.Bir dâvâ veya hesap sonunda temize çıkmak, beraet etmek, kurtulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. brighten. acquit. clear. absolve. exculpate. exonerate. justify. launder. purge. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolve. acquit. exonerate. to acquit. to absolve. to exonerate ibra etmek. to launder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquit. to clear. to discharge (of a liability. to release. to audit and verify accounts. to settle. to grant full discharge. to receipt. to acknowledge receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be acquitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cleaned. to be acquitted. to be absolved beraat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be acquitted. to be cleared. to be discharged (of a liability. to be released. to be granted full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقم] kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Akmak fiili, cereyan, akış.

2.Yıldız akması (eskiden «şahâb» denirdi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flowing. discharge. effluence. efflux. effusion. expulsion. flux. pour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. runoff. flowing. creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flowing. flow. shooting star. leakage. streamline. influx. seepage. glide. gliding flux. discharge. fall. resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omuriliğin dış, beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu akmadde teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıvı bir maddenin bulunduğu yerden aşağıya doğru hareket etmesi, cereyan, seyelan etmek: Su akıyor.

2.Sızmak: Bu testiden su akıyor.

3.Kap içindeki sıvıyı sızdırmak, damlatmak: Bu testi akıyor, burnum akıyor.

4.Suyun üstünde yüzer gibi kayıp gitmek: Kayık önümüzden akıp geçti. 5.Kınından, zarfından sıyrılıp çıkmak: Kılıç kınından, yılan kovuğundan akmak.

6.Kumaş, dikiş yerinden çözülüp ayrılmak, yıpranmak: Bu kumaş akıyor. Ağzın suyu akmak = İmrenmek. Göz akmak = Kör olmak. Nur akmak = Pek parlak olmak. Yaş akmak = Ağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. run. discharge. leak. course. drain. drain away. drain off. fall into. issue. pour. pour out. run down. run out. sluice. stream. well forth. well out. well up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. drain. exude. glide. pour. stream. trickle. to flow. to drain. to trickle. to leak. to run down. to overflow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. to flow. to leak. to run. to come in great amounts. to wear out and fray. discharge. glide. pour in. run out. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, beyaz, güzel insan. 2.Yaşlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akman).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمار] aylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aylar, yıldızlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ay gibi beyaz (yüz)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kumaş). Kumaşlar. (bk.) Kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمشه] kumaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Musiki Aletlerinin seslerini belirli bir sese göre ayırlamak, düzenlemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Domates. 2- Sirke ve Sarımsak

Hazırlanışı : 1- Olgun bir domates, tam ortasından kesilir ve akrebin soktuğu yere temiz bir bezle bağlanır. 2- Sokulan yer steril bir jiletle kanatılıp, emilir. Sirke ile yıkanır. Sarmısak lapası bağlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renk körlüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. achromatopsi

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. acronym

db. kısma ad

Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس مدعا] çatışkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tepki, reaksiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Erişilmek istenen en büyük emel, hedef, mefkûre, ülkü, fr. ideal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصای امل] ülkü, ideal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde «Lenk FAhte» de denen 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.).

1.Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

2.Türk musikisinde bir usûl ile ölçülmüş ağır semâİ çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ak, F. şâm) (ahşam yazmamalı).

1.Güneşin batış vakti: Akşam oluyor.

2.Güneşin batması ile yatılacak vakit arasındaki zaman: Akşam geç vakte kadar oturduk. Akşam olmak = Gündüz geçip gece yakınlaşmak. Akşam üzeri, akşam üstü = Akşam vaktine yakın. Akşam etmek = Günü geçirmek. Akşamlar hayır ola, akşam şerifleriniz hayır olsun = Selâm ve iltifat tâbiri. Akşam günü = Günün öğleden sonraki kısmı. Akşam namazı = 5 vakit namazdan 4.’sü. Akşam yemeği = Akşam veya ondan sonra yenen yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kısım). Kısımlar. (bk.) kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. ak, F. Şâm. Ahşam yazmamalı).

1.Güneşin batma zamanı: Akşam oluyor.

2.Güneşin batması ile yatılacak vakit arasındaki zaman: Akşam geç vakte kadar oturduk. Akşam olmak = Gündüz geçip gece yaklaşmak. Akşam üzeri, akşam üstü = Akşam vaktine yakın. Akşam etmek = Günü geçirmek. Akşamlar hayroIş, akşam-ı şerifleriniz hayrolsun: Selâm ve iltifat tabiri. Akşam günü = Günün öğleden sonraki kısmı. Akşam namazı = Beş vakit namazdan dördüncüsü. Akşam yemeği = Akşam veya ondan sonra yenen yemek. Güneşin batma vaktinde yahut ondan sonra: Her akşam geliyor.

3.Önümüzdeki akşam vakti: Akşam bize gelir misiniz?

4.Dünkü akşam vakti: Akşam nerede idiniz? Sabah akşam: Her sabah, her akşam, devamlı olarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts. portions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts. spare parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vespertine. evening. night. eve. dark. dew-fall. eventide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening. last night. yesterday evening. tonight. this evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام] kısımlar, bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening journal. evening paper. afternoon paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام سائره] diğer kısımlar, öbür bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch. hobble. paralysation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. limping. hitch. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Aslı ağsamak olup «ağmak» tan). Bir ayağın kısa veya sakat olmasından dolayı sekerek yürümek, topallamak. (mec.) Eksik kalmak, ilerlememek, iyi gitmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limp. hitch. have a hitch. halt. hinder. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to hitch. to have a hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to have a hitch. to delay. to drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Akşam erken yatan.

2.Her akşam belirli surette içkiye devam eden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual evening drinker. working in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a habitual drinker in the evenings. sb who works in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking habitually in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that of the last night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bütün günü bir işte veya bir yerde geçirip akşama ermek.

2.Akşam vakti bir yerde kalmak, akşamı orada geçirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay until evening. to spend the evening (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening. evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akşama erdirmek, akşama kadar oyalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her akşam bir işe devam eden. Akşamlı sabahlı: Devamlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akşama mahsus: Bu akşamlık yemeğimiz vardır. Daha bir akşamlık kömür kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for an evening. enough for evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti, akşama doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Topal etmek mec. noksan bırakmak, bitirmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to hamper. to paralyse. to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to impede. to arrest. to interrupt. to throw cold water on. to retard. to slacken. to delay. to hold back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accéléromètre

fiz. ivmeölçer

Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yere çarpıp geri dönmek (ses ve ışık).

2.Bir yere vurmak (ışık): Lambanın ışığı eve aksediyor.

3.Parlak ve düz bir yüzeye çarpıp aynen görünmek, yansımak: Durgun suya akseden evler.

4.Ulaştırılmak, duyurulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. to reverberate. to be heard. to become known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. to reach. to strike. to reverberate. reflect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) yansımak, vurmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yankılamak, yankılanmak (yalnız ses için).

2.Yansılamak (ışık).

3.Ulaştırmak, duyurmak (meseleyi, haberi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. to reflect. to echo. to mirror. to transmit. to convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to echo. to transmit to. mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ters davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate. to raise difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneezing. sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Solunum kaslarının birdenbire ve şiddetle kasılmasıyle ağız ve burundan hızlı ve gürültülü bir şekilde nefes boşaltmak, hapşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aksırık. Aslı: Ansırmak, ansırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze. to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin aksırmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y ). Mütearife.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. axiome

man. belit

Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axiom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axiom. axiom belit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axiom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس العمل] tepki, reaksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. quotation. translation. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yükün bir yerden bir yere veya karaya indirilmeksizin bir gemiden diğerine nakli. 2.Dam kiremitlerinin alt üst edilerek yeniden tanzimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. connection. quotation. transmission. transposition. adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. quotation. transit. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transshipment. transfer. changing. quotation. retiling. buffered transfer. change. connection. hand over. trans s hipment. transshipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aktarmak, bir yerden veya bir kaptan diğerine nakletmek, taşımak, devretmek.

2.Arayarak alt üst etmek.

3.Altını üstüne getirmek: Damın kiremitlerini aktarmak. Tarım: (tarlayı) altı üstüne gelecek surette bellemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. change. quote. adapt. transpose. transfuse. cite. hand on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. narrate. to transfer. to transmit iletmek. to cite. to quote alıntılamak. iktibas etmek. to translate çevirmek. to narrate anlatmak. to retile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akdemir.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Panelin iki yüzle kullanılmasını sağlayan benzersiz bir kafa birimi tasarımı. Ön panel (dev bir ekran içeren) açılarak kapsamlı kumandaları ortaya çıkartır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitalize. carry asset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Atom ağırlığı 227 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. felsefe). Bütün bilgilerin ve ilimlerin, cemiyetin gelişmesine hizmet etmesini isteyen ve böylece iradenin etkinliğini belirten doktrin, etkincilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activisme

fel. etkincilik

1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme.

2.İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. actualisme

fel. edimselcilik

Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavm). Kavimler. (bk.) Kavm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peoples. nations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوام] kavimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek şekilde yapılmış cam su kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium. fish tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavim» veya «kîm» den itaf.). Daha veya pek doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليحده] tek başına, başlı başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alâmet) alâmetler. (bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علائم سما] gökkuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. Alakıyye).

1.Pıhtı çeşidinden olan, pıhtımsı.

2.(Paleontoloji). Sülük cinsinden: Tâife-i alakıyye = Sülük cinsinden hayvanlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geri tutmak, geciktirmek: Beni yoldan alakoydu.

2.Saklamak: Bunu sizin için alakoydum. (bk.) Bir de: alıkoymak ve alıkomak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek görünüşünü değiştirmek, kamufle etmek: Uçaklara karşı alalanmış bir fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. elem), elemler, acılar, (bk.) Elem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلام] elemler, acılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük odun gemisi. 2.Büyük balıkçı kayığı.

3.Böyle kayıklara mahsus büyük ağ, ığrıp.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large fishing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامات] işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) (c. alâmât, alâim).

1.Nişan, işaret, bilgilik: Müşterek sürülerde herkesin hayvanları alâmetlerinden belli olur. Hudutta alâmet çakarlar. O madalya, sahiplerine bir iftihar alâmeti olmak için verilir. Ta çocukluğunda, zekâ alâmetleri yüzünde görülürdü.

2.Eser, iz, emare: Oranın ordugâh bulunmuş olduğuna hiç bir alâmet görmedik. Ninova ve Babil şehirlerinin nihayet alâmetleri açığa çıkarıldı. Hırsızın hariçten girmiş olduğunu gösterir birçok alâmetler ele geçirdik. O, ihtiyarlıkta dahi yüzünde güzellik alâmetleri taşıyordu.

3.Remz, işaret : Zeytin ağacı dalı, eskiden beri sulh alâmeti kabul olunagelmiştir. Alâmet-i fârika = Bir şahsıh veya |eyin diğerlerinden ayrılması için kullanılan belirli işaret : Başçavuşların alâmet-i fârikası vardır. Her hastalığın bir veya birkaç alâmet-i fârikası vardır. Alâmet-i fârika nizamnamesi = İmal edilen nesnelerin biribirinden ayrılması ve taklide meydan verilmemesi için, sahibinin arzusuyla tescil olunan alâmete mahsus kanunî hükümler, tıp. Alâmet-i maraz = Her hastalığın kendine mahsus olan hali, Fr. phenomene. Alâim-i semâ = Eleğim sağma, (Türkçe tâbirinden galat olup, her şeyi Arapça’ya veya Farsça’ya tatbik etmek merakında bulunanlarımızın icadıdır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. omen. sign. stamp. symbol. portent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. mark. omen. monstrous. enormous. augury. badge. brand. distinction. ensign. stamp. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامت] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşaret, iz, nişan. 2.Remiz, sembol. 3.Belirti, emare. 4.Çok iri, şaşılacak büyüklükte (mec.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared in a minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field survey. area study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Alan Seçimi özelliği, BRAVIA TV ses ve görüntü ayarlarını izlediğiniz alana göre otomatik olarak ayarlamak için farklı seçenekler sunar. Alan Seçimi düğmesi, BRAVIA uzaktan kumandasında kolayca bulunabilir. Sinema, Spor, Oyun gibi farklı seçenekler arasından birini seçebilirsiniz. İster büyük maçı ister gişe rekorları kıran yeni filmi izleyin; Alan Seçimi sayesinde ses ve görüntü ayarlarınız içeriğe mükemmel uyum sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tehlike anında herkesi haberdar etmek için verilen işaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A summons to arms, as on the approach of an enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sound or information intended to give notice of approaching danger; a warning sound to arouse attention; a warning of danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sudden attack; disturbance; broil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sudden surprise with fear or terror excited by apprehension of danger; in the military use, commonly, sudden apprehension of being attacked by surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mechanical contrivance for awaking persons from sleep, or rousing their attention; an alarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To call to arms for defense; to give notice to of approaching danger; to rouse to vigilance and action; to put on the alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To keep in excitement; to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To surprise with apprehension of danger; to fill with anxiety in regard to threatening evil; to excite with sudden fear. a device that signals the occurrence of some undesirable event an automatic signal warning of danger fear resulting from the awareness

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm signal. alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear resulting from the awareness of danger. a device that signals the occurrence of some undesirable event. an automatic signal warning of danger. a clock that wakes sleeper at preset time. fill with apprehension or alarm; cause to be unpleasantly surpri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unsolicited message from a device, typically indicating a problem with the system that requires attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message, usually generated by the AEOLUS VAX process, indicating that the digital or analog status of a device is not within the tolerances set for it. a test of a training sample, usually used before the signature statistics are calculated An alarm hig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A real-time indication or a signal of an abnormal situation or event Usually includes a Priority or Severity Code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sound or visual signal triggered by an error condition. Usually, an audio or visual warning to indicate that attention to the computer is required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SNMP message notifying an operator or administrator of a network problem See also event and trap. is an audible, visual, or physical presentation designed to warn the instrument user that a specific level of a dangerous gas/vapor concentration has been re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic signal, transmitted to the monitoring facility Indicates that an emergency requiring follow-up has been de-tected When an alarm system is not monitored, the alarm condi-tion activates one or more sounding or visual indicating devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A problem determination message sent to a network operator within a network management system Sometimes accompanied by an audible tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A watch feature that sounds an alarm at pre-set time or at regular intervals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audible or visible warning signal that tells a network administrator that an error has occurred or there is a critical situation on the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This feature causes the watch to sound at a pre-set time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Much the same as an alarm clock, an alarm watch will alert the wearer with beeps at a pre-set time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event that occurs at a particular time It is like an alarm on a real alarm clock except that in order to determine whether it is 'ringing', an alarm is 'read' by an explicit application action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The report of a network event; also called a trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visual or audio signal which signifies that an error has occurred or an abnormal condition exists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An audible or visible signal indicating abnormal or out-of-limit conditions in a plant or a control system [CMSG] Syn: Bell, Light, Siren. is the giving, signaling or transmitting to a public fire station or company or to an officer or employee thereof, w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fire: Automatic alarms are those received by electronic means from fire alarm systems They can indicate activation of smoke detectors, heat sensors, rate-of-rise detectors, wet or dry sprinkler systems Sprinkler activations are sometimes called waterflow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A means of alerting the operator that a specified abnormal condition exists; examples: high pressure alarm, apnea alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alarm is related to any abnormal situation on the equipment that may endanger people, equipment, or material being processed GEM allows the host to be notified when alarm conditions are detected and cleared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audible, visual, or physical presentation designed to warn the instrument user that a specific level of a dangerous gas/vapor concentration has been reached or exceeded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm , alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeyi haber vermek; birdenbire korkutmak. alarmist (i). etrafı telaşa veren kimse. alarmingly (z). korku verecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; tehlike işareti; (ask). silâh başına çağrı; tehlike işareti veya dikkati çekme tertibatı, alarm. alarm bell bir tehlikeyi veya haberi bildiren çan. alarm clock çalar saat. burglar alarm hırsızı haber veren tertibat, alarm ter

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Yerinden indirmek.

2.Yere vurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. amalgamation. composite. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy halita.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeer. mock. rag. rally. sneer. taunt. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make fun of. deride. to hold in derision. gibe. guy. jest. josh. kid. rib. ridicule. roast. scoff. sport. taunt. twit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılancık denilen şeyin bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızartmak veya ütülemek.

2.Kızgın demirle yakmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızarmak.

2.Kan hararetinden kızıllık peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be singed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Albüme). Fotoğraf resimlerini veya sair resim, şekil ve hâtıraları içine alan cüzdan, defter, kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album. long-playing record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albümin, yumurta akı. albuminous (s). albuminil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bitkilerin ve hayvanların vücut yapısında bulunan bileşik bir madde. Birçok hastalıklarda vücuttaki albümin oranı çoğalır. Aktutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albumin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber, turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su içilmemelidir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 1 avuç tere otu konur. 15 dakika kaynatılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülür. Her gün, 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alçalmak işi. 2.(coğrafya) Toprağın çökerek oturması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going down. losing altitude. losing esteem. abasement. degeneration. deterioration. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, inmek. Mec. tenezzül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. dip. lapse. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decline. to go down. to lose esteem. to lose altitude. descend to. deteriorate. lower oneself. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçak hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. reduce. belittle. debase. bastardize. bemean. detract. downgrade. drag down. lift down. set down. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. debase. degrade. demean. downgrade. humble. to lower. to drop. to reduce. to degrade. to debase. to abase. to humiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to reduce. to humiliate. to abase. belittle. degrade. demean. derogate. descend. pervert. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). simya, alşimi.alchemist (i). simyager, alşimist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust. deception. illusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hile ve hud’aya kapılmak, iğfal olunmak.

2.Yanlış bir fikre kapılmak, gafil bulunmak. Doğru hüküm verememek.

3.Yalana inanmak.

4.İtimada değer olmayan birine itimat edip ona güvenmek suretiyle kanmak, mağdur olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived. to be duped. to be had. to be wrong. to be mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped. fall for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be deceived. be cheated. be taken in. be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

had.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. deceit. cheat. chicanery. dupery. eyewash. have-on. illusion. imposition. infidelity. inveiglement. mystification. shave. spoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. deception. delusion. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. bad faith. bait. cheat. circumvention. deception. defraudation. gammon. imposition. inveiglement. leg pulling. lie. victimization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatmak maksadıyle yapılan oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. trick. feint. legerdemain. shiftiness. sleight. sleight-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. trick. catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. trick. con. funny business. hockey pokey. hype. jookerie. sell. stich up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hile ve hud’a ile kandırmak, iğfal etmek.

2.Oyun etmek, dolandırmak.

3.Yalan söylemek, aslı olmayan şeyi olmuş ve doğru gibi göstermek.

4.Sözünde durmamak, vaat ve taahhüdünü tutmamak. (eski Türkçe’de ve Çağatayca da «aldamak» fiili vardır. Bizce terkedilmiştir, yerini bu kelime tutmuştur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a packet. sell smb. a pup. take for a ride. cheat. delude. two-time. be unfaithful. deceive. defraud. fake. feint. bamboozle. bilk. cuckold. do down. double-cross. play smb. false. finagle. fox. gammon. gull. gyp. have. hocus. hoodwink. hor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. deceive. defraud. delude. dupe. fool. fox. hoodwink. kid. sell. to mislead. to cheat. to deceive. to fool. to swindle. to defraud. to delude. to trick. to hoodwink. to beguile. to fox. to dupe. to take sb in. to be unfaithful. to cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mislead. to cheat. to dupe. to deceive. to be unfaithful. bamboozle. beguile. burn. cajole. carve up. chisel. cozen. defraud. delude. diddle. double cross. fob off sb off. fool. fox. to lead sb up the garden path. have. have sb. hoax. hoodwink. humbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belediye meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind. don't worry. take it easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Almaya sevk ve icbar etmek, kabul ettirmek.

2.Vasıtayla almak, almaya adam göndermek.

3.Satın aldırmak, satın almaya sevk ve icbar veya buna müsaade etmek: Bana sunu aldırmadılar.

4.Sığdırmak, istiap ettirmek: Bu kadar zahireyi şu anbara nasıl aldıracaksınız?

1.Ehemmiyet vermek: Herif hiç aldırmıyor.

2.Deli olmak, çaldırmak. Burnundan kıl aldırmamak = Kibirli bir tavırla muhalefet etmek, söz dinlememek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay attention. mind. take heed of. bother about. heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. mind. regard. to make sb take. to get sb to take. to have sth out. to mind. to care. to pay attention. to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb get sth. to mind. to pay attention to. to have sth surgically removed. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregardful. unsusceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb sent out for sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Topluca, toplu olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sabahleyin, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Muhakkak sûrette, besbelli, apaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aşağı yukarı, tahminen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsî olarak hususiyetle, bilhassa, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العميا] körükörüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاجمال] topluca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاستمرار] sürekli, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الکفایه] yeterince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العموم] genellikle, genelde, genel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Alâm).

1.Alâmet, nişan, işaret.

2.Bayrak, sancak.

3.Has isim. Coğrafya ve tarihe müteallik bir şey veya şahsa, meselâ bil memlekete, dağa, nehre, adama mahsus olan isim: iskender, Ömer, İstanbul, Meriç gibi. Kaamûs ülAlâm = Has isimlere mahsus ansiklopedi. 4.Minare tepesi, mahçe: Bu geceki fırtınadan minarenin alemi düşmüş.

5.Sarığın altın oluklu teli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c Alemîn, avâlim).

1.Kâinat, mahlûklar, bütün gök cisimleri, cihan: Cenab-ı Hak Alemi yaratmıştır; bütün Alemin yaradanı ve sahibidir.

2.Bir güneş ile ona tâbî olan yani onun etrafında dönen gezegenlerin teşkil ettikleri daire: Alem-i şems = Güneş sistemi, Rabb-ülAlemîn = Alemlerin, kâinatın Tanrısı (Allah).

3.Dünya, arz: Devr-i Alem, Alemin her tarafı dolaşıldı.

4.insanlar, halk: Alem bilir, Alem işitti. 5.Cemiyet, cemaat, ayrıca bir hal ve sûret gösteren topluluk ve keyfiyet: Bir eğlence Alemi yaptık, çocukluk Alemi, mektep Alemi başka bir haldir; Alem-i mânâ = Rüya hali; Alem-i Ab = içki meclisi, kendi Aleminde = Kendi halinde; Alem-i ervah = Ruhlar Alemi, Alem-i melekût = Melekler Alemi, Alem-i lâhut = Öteki dünya, Fahr-i Alem = Peygamberimiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe. world. kingdom. class of beings. state. condition. party. booze. booze-up. entertainment. spree. junket. razzle-dazzle. whoopee. bat. bender. binge. blast. blind. blow-out. burst-up. bust. buster. carousal. creation. jollification. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. kingdom. merrymaking. orgy. revelry. spree. flag. the crescent and the star on top of a minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The imperial standard of the Turkish Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world. universe. state. condition. field. people. the public. banner. kingdom. macrocosm. rave. rave up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Combination of individual and whole class approach which helps to integrate students with special needs into the classroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

World So Addis Alem is 'New World' and Madane Alem is 'Savior of the World '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crescent made out of bronze or copper which is placed on the domes and at the peak of the mosques and minarettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] dünya; evren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم] sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = Cihan, F. Arâsten = Donatmak). Alemi süsleyen, Alemin süsü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. efrûhten = Parlatmak). Alemi parlatan, bütün Aleme ışık saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. taften = parlamak). Cihanı parlatan: Aftâb-ı Alemtâb = Dünyayı aydınlatan güneş.

Türkçe Sözlük by