Mad ne demek? | Mad anlamı nedir? | Mad

Mad anlamı nedir?

Mad ne demek?

Mad anlamı nedir?

Mad | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (der, dest) deli, divane; çılgın, çıldırmış; A.B.D.,k.dili çok kızmış, kudurmuş; kuduz; delice; dengesini kaybetmiş, kendinden geçmiş. mad about k.dili fazla istekli,can atan. mad as a hatter, mad as a March hare zırdeli. mad money (argo) bir kızın b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omuriliğin dış, beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu akmadde teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazır, hazırlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. at the disposal of. prepared for. on toast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آماده] hazır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amâdelik, hazırlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمادگی] hazırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kav, mantar kavı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eleştirici bir şey söylemek, tenkit edercesine söz söylemek. animadversion (i). eleştirme, tenkit, kınama, sitem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. armata

den. donanma

Bir devletin deniz kuvvetleri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fleet of armed ships; a squadron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, the Spanish fleet which was sent to assail England, a. d. 1558. a large fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Spanish Armada The fleet assembled by Philip II of Spain, in 1588, for the conquest of England Used for any fleet. a fleet of warships.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donanma. the Armada 1588'de İngiltere'ye hücum edip mağlup olan İspanyol donanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Güney Amerika'da bulunan ve zırh gibi kabuğu olan, kertenkele cinsinden iri hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin direk, seren, ip ve yelken gibi donanımını düzenleyen usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerde, küpeştenin iç tarafında bulunan direklere takılı halatları bağlamak için kullanılan delikli ve çubuklu levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate at the edge of the deck with holes for fastening rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyestuffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beynin dış, omuriliğin iç tabakası. Bozmadde, sinir hücrelerinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily. on the sly. on the quiet. surreptitiously. secretly gizlice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çapraz düğmeli ve harçlı bir cins kısa yelek ki, potur gibi eski kıyafetle giyilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cemâdât). Hayatı ve gelişmesi olmayan cisim, bitki ve hayvan dışında kalan cansızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماد] cansız varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمادات] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hicrî takvimde ayların beşincisiyle altıncısının ismi olup, birincisine «cemadiyel-evvel» ve ikincisine «cemadiyel-Ahire» derler, mec. Cemâziyeievvel = Eski hal: Ben, onun cemâziyelevvelini bilirim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ısmarlama yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çepeçevre, fırdolayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائرا مادار] çepeçevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داماد] damat, güveyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمادم] her an.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Her an.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. away. consistently. on. steadily. steady. together. all the time. on and on. continuously. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. ceaselesly. without cease. right off the reel. repeatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporary article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jambon. kiç. artıst. gösterışçı. acemı oyuncu. amatör radyocu. abartili oynamak. rol kesmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw material / data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) orman perisi, ağaç perisi; zehirli bir Hindistan yılanı; bir çeşit Habeş maymunu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -1.Çok hamdeden, çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hammad).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) elişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yedi günlük müddet, hafta; yedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evde yapılmış, dışarıdan alınmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. Amide). Direk, sütun, amud: Imâdü’d-dîn = Dinin direği. Zât-ül-imâd = Direkli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عماد] direk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Direk, kolon.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. -Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Dilimizde donma mânâsiyle kullanılmışsa da, yersiz ve yanlış olup aslında incimâd yerine cümOd ve müncemid yerine câmid demek daha doğru olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتماد] güven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

güvenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

güvenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Devletin İtimâdı, güveni. 2.Safevî sadrâzamlarına verilen unvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güvenerek, dayanarak, istinat ve emniyet ederek, inanarak: Sizin sözünüze İtimâden bu işe teşebbüs ettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتمادا] güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتمادنامه] güven mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İtimat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli Hint subayı; Hintli baş hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahminî olarak, kararlama suretiyle

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive. preservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.), -den başka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ma = ismi mevsul, adâ = «udvan» dan mazi fiili). Geçen, tecavüz eden, başka, gayri, fazla: Bundan mâdâ, mâdâsı hep böyledir, elimdeki kitaptan mâdâ kitaplarımın hepsi ciltlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar Adası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar. madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar. madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da, Hint Okyanusunda ada, Mozambik’in doğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 20 00 Güney enlemi, 47 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 587,040 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 4,828 km.

İklimi: Sahil boyunca tropikal, iç kısımlarda ılıman, kuzeyde kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Dar kıyı ovası, yüksek platolar, merkezde dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Maromokotro 2,876 m.

Doğal kaynakları: grafit, krom, boksit, tuz, kuvars, asfalt kumları, değerli taşlar, mika, balık, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.03.

daimi ekinler: %1.02.

Diğer: %93.95 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 10,860 km (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 18,595,469 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 75.21 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 57.34 yıl.

Erkeklerde: 54.93 yıl.

Kadınlarda: 59.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.62 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 7,500 (2003 verileri).

Ulus: Malagasy.

Nüfusun etnik dağılımı: Malaya-Endonezyalı (Merina ve Betsileo’yu kapsamaktadır), Cotiers (Afrikalılar, Malaya-Endonezyalı ve Arapların karışımından ortaya çıkmış olan soy - Betsimisaraka, Tsimihety, Antaisaka, Sakalava), Fransız, Hint, Creole, Comoran.

Din: Yerel inançlar %52, Hıristiyan %41, Müslüman %7.

Diller: Fransızca (resmi), Malagasy (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %68.9.

erkekler: %75.5.

kadınlar: %62.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Madagaskar Cumhuriyeti.

kısa şekli : Madagaskar.

Yerel tam adı: Republique de Madagaskar.

yerel kısa şekli: Madagaskar.

Eski adı: Malagasy Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Antananarivo.

İdari bölümler: 6 eyalet; Antananarivo, Antsiranana, Fianarantsoa, Mahajanga, Toamasina, Toliara.

Bağımsızlık günü: 26 Haziran 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Haziran (1960).

Anayasa: 19 Ağustos 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kahramanlık, yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara hatıra olarak verilen madenî nişan: İstiklâl madalyası. Madalyanın ters tarafı = Bir işin, hesaba katılması gereken pürüzlü tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medal. decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. medal. obverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medal. decoration. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). İçine küçücük resim, saç teli gibi hatıralar konulan ve boyuna zincirle asılan süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medallion. locket. roundel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locket. medallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locket. medal. medallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAdem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentlewoman; an appellation or courteous form of address given to a lady, especially an elderly or a married lady; much used in the address, at the beginning of a letter, to a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The corresponding word in addressing a man is Sir. a woman who runs a house of prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman of refinement; 'a chauffeur opened the door of the limousine for the grand lady'. a woman who runs a house of prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev idare eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ mesdames) i. bayan (evli), sayın bayan (mektup başında), madam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. madame).

1.Avrupalı hanım, evlenmiş Avrupalı kadın: Bir madam geldi. 2.Zevce, eş: Filan mösyö, madamıyla beraber geldi (Fransızca’da kadınlar için kullanılan umumî saygı tâbiridir ve «efendim» mânâsına gelir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: madapulam). Bu ismi taşıyan Hind şehrinde yapılan bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi, patiska.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادامالحيات] ömür boyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delişmen, ele avuca sığmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDE) (i. A.) (c. mevâd).

1.Maya, cevher, bir şeyin oluştuğu cisim, asıl, öz, unsur: Bunun maddesi nedir? Maddesi belli değildir.

2.El ile tutulur, gözle görülür şey, cisim: Ağrıyan yare dokunulunca içinde bir madde olduğu duyulur; tabiat, yabancı maddeleri vücuttan dışarı atar.

3.İş, husus, durum: Bu, büyük bir madde değildir, bazı maddelerin müzakeresi; birkaç liralık bir maddedir.

4.Kanun, nizam bend ve fıkrası: Kanunun filânca maddesi hükmünce.

5.Sözlüğün bir kelimeden veya ansiklopedinin bir mevzudan bahseden fıkrası: Yukarıdaki maddede açıklanan kelime.

6.İrin, cerahat: Bu çıbanın içinde çok madde vardır.mec. Erkek tenasül organı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. matter. stuff. item. substance. article. clause. entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. body. clause. lubricant. material. matter. object. provision. stuff. substance. entry. paragraph. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. clause. item. matter. question. substance. theme. material. component. ingredient. entry. section. topic. provision. stipulation. commodities. element. head. stuff. thing. timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماده بماده] madde madde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maddecilik doktrinine bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Maddeden başka varlık kabul etmeyen doktrin. Spiritüalizm mukabili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delirtmek; delirmek; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boya kökü, kızıl boya; bu kökten alınan parlak kırmızı boya, fes boyası. madder lake sarıya çalan kızıl bir renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.).

1.Madde ve cisim olarak: Bu, ondan maddeten daha büyük, daha ağırdır.

2.İşle, sözle değil, fiilen: Ben, söylediğimi maddeten isbat ederim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. maddiyye).

1.Ruhanî ve mânevî olmayan, cisme, maddeye ait: Bu, maddî bir şeydir, maddî ve manevî fayda.

2.Sözden ibaret ve itibârî olmayıp gerçek ve fiilî olan: Ben maddî kazanç gösteriyorum, (i. A. c.) Maddiyyûn = RÜhânî şeylere inanmayıp yalnız cisimlere, maddî şeylere inanan, Ar. mülhid (Fr. matirialiste). Mezheb-i maddiyyûn = Maddecilik, Ar. ilhad, Fr. materialisme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. materialistic. physical. pecuniary. tangible. worldly. concrete. corporeal. earthbound. earthly. earthy. matter-of-fact. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthly. material. temporal. physical. worldly. tangible. substantial. materialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. pecuniary. physical. tangible. materialistic. monetary. bodily. physically. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مادی] madde ile ilgili. 2.materyalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgın, zıvanadan çıkmış, köpürümüş, çok hiddetlenmiş; çıldırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDİYYAT) (i. A. c.). Madde ve cisme ait şeyler, gözle görülür ve elle tutulur şeyler, maneviyyât ve rûhâniyyât zıddı: Yalnız maddiyatla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادیت] maddîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مادیه] madde ile ilgili. 2.matetaryalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maddî). Maddîler, materyalistler, (bk.) Maddî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dişi hayvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماده] dişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. make; s. yapılmış, mamul; istikbali garanti altına alınmış, işi yolunda; yapma, doldurma. have it made ısmarlamak;A.B.D., (argo) sonucundan emin olmak. loosely made bol yapılmış, gevşek örülmüş (elbise) well made biçimli, iyi yapılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madeira adaları; burada yapılan bir şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدلت] adalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adi» den mestar-ı mîmî, «hareket ismi»). Adi, adalet, hakkaniyet, zulüm ve cevr zıddı: Mâdelet icrâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. as. seeing that. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. as. now that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. seeing that. considering that. as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. seeing that. considering that. as. forasmuch as. inasmuch / adv / inasmuch as. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip) (mâ = bağlama edatı, dâm = «devâm»dan).

1.Daim ve bâkî oldukça. Midâmül-hayât = Sağ oldukça, ömrü oldukça.

2.Çünkü: Madem görmek istiyorsunuz, gelin, görün. Bu mânâ ile bazen «ki» edatını da alır: Mademki böyle istiyorsunuz, böyle olsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nachdem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s., Fr. mesdemoiselles) evlenmemiş Fransız kadını, matmazel; Fransız mürebbiye veya kız öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mineral. mine. diggings. ore. quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mine. gold mine. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mine. mineral. rich source. gold mine. minepit. metallic. metalline. ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maggots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine shaft. pit head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (C. mattin) (Ar. doğrusu: mâdin).

1.Toprağın içinden çıkan, eritilip dökülmek veya ısıtılıp dövülmekle çeşitli şekillere girip Alet ve edevat imaline yarayan cisimlerin her biri: Demir, bakır, kalay, kurşun, gümüş, altın en tanınmış madenlerdendir.

2.(kimya) Gelişmesi olmayan cisim, cevher.

3.Bir madenin veya bir çeşit taş, toprak ve başka şeylerin bulunduğu ve çıktığı yer, maden filizler bulunan yer, ocak: Ural dağlarında gümüş ve altın madenleri verdir. Mermer, alçı, kömür madeni. 4.Altın ve gümüşten başka olan maden: Gümüş değil madendir.

5.Maden veya eski maden, has porselen, çini gibi şeyler: Çin, Saksonya madenleri, onda çok eski madenler vardır.

6.mec. Bir meziyet ve faziletin kaynağı olan kişi, o meziyet ve faziletle vasıflı insan: Ol mâden-i ilm-ü hayâ. Kendisinde çok değerli şey bulunan, define, hazine: Herif madeni Bu, kütüphane değil maden! (Türkçe sıfat)

1.Madenden yapılmış: Maden tabak.

2.Gümüş ve altından başka olarak basit veya mürekkep bir madenden yapılmış: Maden madalya, (kimya) Şibih maden = Yarı maden. Maden vasfı taşımayan, fakat kimyaca madenler arasında sayılan bazı basit cisimler, Fr. mitalojide. Îlm-i maâdin = Madenlerin çeşit, cins ve durumlarından bahseden ilim, Fr. miniralogie. Imâl-i maâdin = Madenlerin işletilmesi ilim ve san’atı, Fr. mitalurgie. Maden suyu = İçinde tabiî olarak erimiş bir maden bulunan su. Maden kömürü = Pek eski zamanlardan toprağın altında kalıp yanabilir taş haline geçmiş olan ağaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden maden çıkaran, bir maden ocağını işleyen veya bu işlerde kullanılan adam. Madenci feneri = Madencilerin kullandığı özel fener.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner. mine owner. mine expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner. mining expert. mine owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy. mining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mining. the work of a miner. mining expert or mine owner. business corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mâdeniyye).

1.Madene ait veya madenden yapılmış: Madenî cisim, mevâdd-ı mâdeniyye.

2.Maden ilmine ait, Fr. min6ralogique. (i. A. c.). Mâdeniyyûn = İlm-i maâdin mütehassısı: Mâdeniyyûnun fikrince.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. metal. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. metal. mineral. pertaining to minerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coin. coinage. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage. metallic money. metal currencies. coins. coin. metallic currency. coined money. hard cash / money. bean. fractional coins. hard money. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lube oil. mineral / rocl oil. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lube oil. mineral / rocl oil. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Madene ait maden sayılan şeyler, gelişmesi olmayan cisimler, Ar. cemâdât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدنيات] madencilik bilimi, mineraloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). I. Maden gibi olan.

2.(kimya) Madenlerin bütün ortak vasıflarını haiz olmayan elemanların genel adı, Osm. şibih maden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ana, Ar. vâlide, üm: peder ve mâderi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادر] anne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sosyoloji). İptidâİ cemiyetlerde asıl varlık olarak anneyi kabûl eden; ailenin çocuklarını ana klanına mal eden davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anadan doğma, tabiî, Ar. cibillî: Cömertlik mâder-zad bir meziyettir. Lisân-ı mâderzâd — Anadan öğrenilen dil, ana dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anaya yakışır, anaya ait ve lâyık olan: Şefkat-i mâderâne. Anaya yakışır ve anaya mahsus bir tarz ve surette: Kendisini mâderâne kucakladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anaya ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادری] anne ile ilgili, ana tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادرزاد] anadan doğma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ısmarlama; tam uygun, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uydurma, yalan; makyajlı, yüzü boyalı; tamamlanmış; tazmin edilmiş, zararı ödenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tımarhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» den if.) (mü. mâdiha). Medheden, öven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Dalavere, hile: Dalavere yapmak, hile yapmak, kazık atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادیان] kısrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meryem Ana, Hazreti Meryem; Meryem Ana resmi veya heykeli. Madonna lily beyaz zambak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Fars. matrak-bâz = deynekle oynayan). Hayvan ve başka şeyleri ucuz alıp pahalı satan adam: Madrabaz elinden mal alınmaz. Madrabaz kayığı = Iğrıblardan ve ağcılardan balık toplayıp satan balıkçı kayığı, mec.

1.Hilekâr.

2.Pahacı, pahalı mal satan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. swindler. buyer up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. swindler. buyer up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madrabazın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit sık dokunmuş ince pamuklu kumaş; parlak renkli büyük başörtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikli mercan; bu mercanı yapan hayvancık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastoral şeklinde bir şiir türü, kısa gazel; çoğunlukla çalgısız olarak çeşitli perdelerde birkaş sesle söylenen şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. matematik). Çarpılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. matematik). Çarpan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «add» den imef.) (mü. mâdûde).

1.Sayılmış, sayılı, sayısı bilinen: Meskûkât-ı mâdûde.

2.Sınırlı, belirli, münhasır: Ticaretin faydaları mâdûd değildir.

3.Bir cins sayısına dahil, bir türlü sayılan: Antimon madenlerden mâdûddur. Nâ-mâdûd (ve daha doğrusu gayri mâdûd = Sayısız, sayılmaz, hesapsız. Ar. lâyuad, çok.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدود] sayılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c. hukuk). Yumurta gibi sayı İle alınıp satılan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adem» den imef.) (mü. mâdûme). Yok olan, mevcut olmayan: Mâdûm bir şeyi istemek boştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدوم] yok olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدوميت] yokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sonradan yapılmış bir kelimedir). Yokluk, yok olma: Anka kuşunun mâdûmiyyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, dûn = alt), t. Alt taraf, bir şeyin aşağısında bulunan yer: Bin sayısı mâdûnunda, bu miktarın mâdûnunda olmamalı.

2.Emir altında bulunan, diğerinin emir ve hükmü altında olan, mâfevk zıddı: Bir Amir daima mâdûnunu kayırmaya ve onlarla yüz-göz olmamaya çalışmalıdır: Mâfevkıyle geçinemiyorsa da mâdûnu ile pek iyi geçiniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferior. subordinate. subaltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادون] ast, aşağıda, alt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAdûd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deliotu, bot. Alyssum; bir tür hodan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insan tarafından meydana getirilen veya yapılan, suni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “darb” dan İmef.) (mü. mazrûbe).

1.Darb’olunan, dövülen, vurulan: Dârıb ile madrûbu (döven ile dövüleni) tevkif ettiler.

2.Basılmış, damgalanmış, dövülmüş: İstanbul’da madrûb eski bir sikke.

3.(matematik) Çarpmada kullanılan iki sayının birincisi. Diğerine madrûb-i fîh denir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Muhammed; Mehmet. Muhammadan s. Müslüman. Muhammadanism i. islam, Müslümanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medy» dan if.) (mü. mütemâdiyye). Uzanan, süren, sürekli, devamlı, arasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual sürekli. aralıksız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütemâdi olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. all the time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. invariably. always. on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادی] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادیا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayılmaz, çok.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) göçebe (kimse veya topluluk). nomad'ic (s.) göçebe gibi, göçebeye ait. no'madism (i.) göçebelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmamış, vuku bulmamış, örneksiz: Olmadık iş değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. uprecedented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iyi olmaz, geçmesi imkânsız, şifa kabûl etmez: Onmadık yara, hastalık.

2.İyi olması imkânsız, hayırsız.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. briyantin, merhem; f. merhem sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Operada baş kadın rolünü oynayan artist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prima donna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prima donna. diva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prima donna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

primadonna; k.dili sinirli ve kibirli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Ramazan i. Ramazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtı olarak benzerleri arasından seçilip değerlendirilmiş, üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın kullanılmış ya da üzerindeki değişiklik sadece üretimi sırasındaki rastlantılara bağlı olarak ortaya çıkmış endüstri ürünü obje.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kül, ateş külü, Fars hâkister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. remâdiyye). Kül çeşidinden veya kül renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. samadâniyye). Hak Taâlâ Hazretlerine ve ezelî kudretine mensup ve ait olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini yetiştirmiş, kendi kendine adam olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madene benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terzi elinden çıkmış, iyi dikilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archipelago. group of chain of islands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Birbirine yakın birkaç adanın bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzama, sürme, devam edip gitme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمادی] uzama, sürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzamak, sürmek, devam etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Umulmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contingent. unforeseen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unforeseen. unhoped for. unlooked for. unthought of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear. junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Üç tarafı suyla çevrili kara parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chersonese. peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Değişik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Lapa, yakı. Zımâd-ı hardal = Hardal yakısı.

Türkçe Sözlük by