Mag ne demek? | Mag anlamı nedir? | Mag

Mag anlamı nedir?

Mag ne demek?

Mag anlamı nedir?

Mag | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Başıyla kanat ve kuyruk uçları bir renkte olan güvercin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batlamyos'un astronomi kitabı; Ortaçağda yazılmış fen kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. bestowal. bounty. gratuity. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. present hediye. award. prize ödül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. anniversary volume. box. buying incentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüz(Erkek İsmi) 2.Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3.Bir ilim adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi es(Erkek İsmi) (Köprülü Armağanı). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıyamet gününde iyilik ve kötülük orduları arasında sıkacak savaşa sahne olacak meydan, mahşer; ölüm kalım savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası, örneği üzüm asmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beyinsiz, akılsız, boş kafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteriş1i fakat değersiz; sahte, taklit; i. şatafatlı fakat değersiz olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department store. emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pinus): Birçok çeşidi olan bir ağaçtır. Kozalakları ilk yıl kapalıdır. İkinci yıl açılıp, kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu, palamutu, kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Franslz ihtilâlinde revaçta olan bir dans, şarkı veya kıyafet; Fransız ihtilâli askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihten evvel Fransa'da yaşayan bir kavim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Damak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zarar, ziyan, hasar; (k).dili masraf, fiyat; (f). hasar yapmak bozmak, zarar vermek. damages (i)., (huk). tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüklük taslayan, kibirli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (elek). mıknatıs hassasını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demagoji yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogue

laf cambazı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orator who appeals to the passions and prejudices of his audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demagog, halk avcısı. demagogic (s). demagojiye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir topluluğun duygularını okşayarak, onu kendine çekme ve bu vasıtayla kendi davasını yürütme yolu, halk avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogie

laf cambazlığı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy halkavcılığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fiz). diyamagnetik, mıknatıs geçirme hassası düşük olan. diamag'netism (i). diyamagnetizm, mıknatıs geçirme hassası düşüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Beyin, Fars. magz.

2.mec. Akıl, şuur. Muhtel-üd-dimağ = Aklı bozuk, deli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ دماغ] beyin. 2.bilinç, şuur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beynin arka taraftaki kısmı. Beyincik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dimağîye). Beyne alt, beyinle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın ayağına vurulan toplu köstek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beyni donmuş. mec. Kabiliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikli mıknatıs. electromagnet'ic s. elektromanyetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, zarar vermek, hasara uğratmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyanın manyetik çekimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda haremle selâmlık arasında hizmet gören hadım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kan akıtıcı ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آگوش] sarmaş dolaş, kucak kucağa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biat, hükümdara karşı sadakat yemini etme; tazim, hürmet, riayet. homager (i). biat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f şekil, suret, tasvir, heykel; sanem, put; fikir, hayal; timsal; (bir kimse hakkında) toplumun kanaati; fiz. Işınların etkisi veya mercek vasıtasıyle meydana gelen şekil, görüntü, hayal; f. tasvirini yapmak; yansıtmak, aksettirmek (ayna); hayal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VW200 ve VW60 ev sineması projektörü modelleri ile birlikte gönderilen yazılım paketi. Image Director 3 yazılımı, kullanım kolaylığı için gama düzeltme ayarını düzenlemek ve saklamak üzere, bir RS-232C kablosu ile projektörünüzü bir bilgisayara bağlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. betim, betimleme, tasvir; duş, imge, hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvur edilebilir, göz önüne getirilebilir. imaginably z. tasavvur edilebilir surette, göz önüne getirilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal mahsulu, hayali. imaginary number sanal sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal gucu; muhayyile, imgelem; hayal; tasavvur; kuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal gücu kuvvetli, yaratıcı; iyi planlanmış. imaginatively z. hayal gücüne dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayal etmek, tasavvur ve tahayyül etmek, tasarımlamak; zannetmek, farz ve tahmin etmek; kavramak, anlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çog. imagoes, imagines) zool. tamamıyle gelişmiş ve genellikle kanatlı böcek; psik. çocukluktan kalma ana veya baba hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefinger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kireç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made shop. ready made shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri fırlak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مغاک] çukur. 2.mezar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yokel. yahoo. lout. hick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yokel. yahoo. lout. hick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dağ, tepe vs. içindeki ağzı dar, arkası geniş ve bazıları pek büyük olan oyuk: Antalya’daki Damlataş mağarası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave. cavern. grotto. den.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave. den. grotto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave. cavern. den. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغاره] mağara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. mahzen’den alınmış olan Fr. magasin).

1.Büyük dükkân: Bir mağaza açtı.

2.Ticarî eşya koymaya mahsus mahzen: Tuz mağazası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. shop. emporium. shebang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shop. stand. store. large store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse. large store. storeroom. stores. magazine. stand. stock room. depot. warehouse room. multiple store. emporium. establishment. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مغازی] savaşlar, gazalar. 2.savaş öyküleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. A.) Geniş kitleleri ilgilendirecek çeşitli konulardan söz eden resimli mecmua.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dergi, mecmua; depo; cephane deposu; silahta fişek hazinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gabn» dan imef.) (mü. mağbûne). Alış verişte aldanmış, gabna uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغبون] aldatılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gıbta» dan imef.) (mü. magbûta). Kendisine gıbta olunan, hâline imrenilen: Magbût-ı akrân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAĞDUR) (i. A. «gadr» dan imef.) (mü. mağdûre).

1.Gadre ve haksızlığa uğramış, kendisine haksızlık edilmiş.

2.Zarar ve ziyana uğramış, muhtaç: O adam mağdurdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. martyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wronged. mistreated. aggrieved. put-upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. wronged. unjustly treated. injured party. aggrieved party. disadvantaged. victim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغدور] haksızlığa uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haksızlığa uğratarak zor durumda bırakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haksızlığa uğramayarak zor durumda kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغدوریت] haksızlığa uğrama, mağdur olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sonradan türetilmiş kelime).

1.Mağdur olan adamın hâli, kendisine haksızlık edilmiş veya zarar ve ziyana uğramış olanın hâil.

2.Muhtaçlık: Mağdûriyyetine merhameten.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mağdur durumda kalma hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Macellan Boğazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. galibarda, morumsu kırmızı boya veya renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (gufrân’dan mimli masdar: hareket ismi). Tanrı’nın kullarının günahlarını af buyurması, yarlıgama, rahmet: Allah’tan mağfiret istemek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغفرت] yarlıgama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Allah’ın kullarının günahlarını bağışlaması, örtmesi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yarlıgamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mağfûre, gufrân’dan imef. Mağfûrun-leh daha doğrudur). Tanrı’nın mağfiretine erişen veya erişmesi arzu ve dua olunan, merhum: Hâce-i mağfûr, merhum ve mağfûruleh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغفور] yarlıganmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürfe, kurt, kurtçuk, sinek kurdu, peynir kurdu; eski delice arzu, merak, sevda. woodboring maggot ağaç kurdu. maggoty s. kurtlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğ. doğuda gördükleri yıldız aracılığıyle yeni doğmuş olan Hazreti isa'yı ziyarete gelen üç müneccim (Matta 2: 112); eski Medya ve iran'da ruhban sınıfı; Mecusiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sihirbazlık, sihir, büyücülük, büyü; gözbağcılık, hokkabazlık; s. sihirle ilgili, büyücülükte kullanılan; sihirli, büyülü magic mirror bakılınca gaipten haber veren ayna. magic wand sihirli değnek. black magic cin ve şeytanlar aracılığıyle yap

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcının, ekranda gösterimli menülerle uzaktan kumanda aracılığıyla yönetilmesini sağlayan bir grafik kullanıcı arayüzü (GUI).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MagicGate™ Memory Stick™ ve uyumlu ürünler için telif hakkı koruma teknolojisi. Doğrulama teknolojisi, korumalı içeriklerin yalnızca uyumlu cihazlar ve ortamlar arasında transfer edilmesine izin verir Bu tür içerikler, izinsiz kopyalama ve gösterimi önlemek için şifrelenmiş bir biçimde kaydedilir ve transfer edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakime ait, hakimane, amirane; tumturaklı; salâhiyetli maggisterially z. hâkimane surette. magisterialness i. amirane tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakimlik; hakimler; bir hâkimin nüfuz bölgesi veya vazifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eczanelerde hazır bulunmayıp reçeteye göre yapılan (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetin baş makamlarını işgal eden yetkili sivil memurlardan biri; sulh hakimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغلطه] laf salatası, yanıltmaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغلوب] yenik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAĞLÜBİYYET) (İ.A ).

1.Yenilme, mağlûb olma, mağlûb olanın hâli, galibiyyet zıddı: Rus ordusu büyük bir mağlûbiyete uğradı.

2.Bir kuvvetin hüküm ve zoru altında bulunma, zebunluk: Nefsine, şeytana mağlûbiyyet iyi şey değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. mağlûka). Kapalı, kilitli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAĞLÜB) (i. A. «galebe» den imef.) (mü. mağlûbe). t. Yenilmiş, kendisine galebe çalınmış, muharebe veya münakaşada kaybeden: Muharebeye başlandığı an kimin galip, kimin mağlûp olacağı belli olamaz.

2.Birinin zoru altında bulunan, karşı koyamıyan, Fars. zebûn: İnsan nefsine mağlûp olmamalıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yanardağlardan çıkan hamur kıvamındaki madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any crude mixture of mineral or organic matters in the state of a thin paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick residuum obtained from certain substances after the fluid parts are expressed from them; the grounds which remain after treating a substance with any menstruum, as water or alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A salve or confection of thick consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molten matter within the earth, the source of the material of lava flows, dikes of eruptive rocks, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The glassy base of an eruptive rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The amorphous or homogenous matrix or ground mass, as distinguished from well-defined crystals; as, the magma of porphyry. molten rock in the earth's crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock within the crust of a planet that is capable of intrusion into adjacent crustal rocks or extrusion onto the surface Igneous rocks are derived from magma through solidification and related processes or through eruption of the magma at the surfa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock beneath the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock beneath the surface of the Earth that forms igneous rocks when cooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock which exists below the earth's crust; it solidifies to form igneous rocks on the earth's surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock material within the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock generated within the Earth. molten rock beneath the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that cools and solidifies below the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock below the surface of the Earth that rises in volcanic vents Lava is the term for magma after it erupts from a volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Naturally occurring molten rock material, generated within the earth and capable of being intruded into other rocks or extruded onto the surface of the earth. n molten rock found beneath the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten or partially molten rock at temperatures ranging from 700 deg C to 1600 deg C Some magma bodies are believed to exist at drillable depths within the earth's crust, although practical technologies for harnessing magma energy have not been developed

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock containing liquids, crystals, and dissolved gases that forms within the upper part of the Earth's mantle and crust When erupted onto the Earth's surface, it is called lava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid or molten rock deep in the earth in a zone of very high temperatures and enormous pressure where rock fusion takes place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock below the Earth's surface. the molten rock material under the earth's crust, from which igneous rock is formed by cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock within the Earth, from which igneous rock is formed by cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock beneath the earth's surface Magma is called 'lava' when it erupts from a volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock; referred to as lava when extruded onto the Earth's surface. molten material located beneath the Earth's surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock originating from the Earth's interior. molten rock in the earth's crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any crude mixture of mineral or organic matters in the state of a thin paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick residuum obtained from certain substances after the fluid parts are expressed from them; the grounds which remain after treating a substance with any menstruum, as water or alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A salve or confection of thick consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molten matter within the earth, the source of the material of lava flows, dikes of eruptive rocks, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The glassy base of an eruptive rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The amorphous or homogenous matrix or ground mass, as distinguished from well-defined crystals; as, the magma of porphyry. molten rock in the earth's crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock within the crust of a planet that is capable of intrusion into adjacent crustal rocks or extrusion onto the surface Igneous rocks are derived from magma through solidification and related processes or through eruption of the magma at the surfa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock beneath the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock beneath the surface of the Earth that forms igneous rocks when cooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock which exists below the earth's crust; it solidifies to form igneous rocks on the earth's surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock material within the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock generated within the Earth. molten rock beneath the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock that cools and solidifies below the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock below the surface of the Earth that rises in volcanic vents Lava is the term for magma after it erupts from a volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Naturally occurring molten rock material, generated within the earth and capable of being intruded into other rocks or extruded onto the surface of the earth. n molten rock found beneath the surface of the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten or partially molten rock at temperatures ranging from 700 deg C to 1600 deg C Some magma bodies are believed to exist at drillable depths within the earth's crust, although practical technologies for harnessing magma energy have not been developed

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock containing liquids, crystals, and dissolved gases that forms within the upper part of the Earth's mantle and crust When erupted onto the Earth's surface, it is called lava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid or molten rock deep in the earth in a zone of very high temperatures and enormous pressure where rock fusion takes place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock below the Earth's surface. the molten rock material under the earth's crust, from which igneous rock is formed by cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock within the Earth, from which igneous rock is formed by cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock beneath the earth's surface Magma is called 'lava' when it erupts from a volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock; referred to as lava when extruded onto the Earth's surface. molten material located beneath the Earth's surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten rock originating from the Earth's interior. molten rock in the earth's crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) yumuşak macun halinde madensel veya bitkisel bir bileşim; jeol. mağma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gamm» dan imef.) (mü. mağmûme).

1.Gamlı, kederli, tasalı, mahzun, hazin: Kendisini pek mağmûm gördüm.

2.Kapalı, bulutlu: Mağmûm bir hava.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغموم] gamlı, kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kederli ve mahzun olma.

2.Havanın kapalı ve bulutlu olması.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kral John tarafından 1215'te çıkarılan ve halkın bireysel hak ve dokunulmazlıklarını tanıyan siyasal belge; kişisel özgürlüğü savunan herhangi bir anayasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek ruhlu, alicenap, yüce gönüllü, asil tabiatlı. magnanimity i. alicenaplık. magnanimously z. cömertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kodaman, büyük adam, nüfuzlu veya meşhur kimse; patron, sermayedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa'nın eski ismi. Magnesian s. Manisa sehrine veya ahalisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. magnezyum oksit, manyezi. milk of magnesia manyezi sütü. magnesian s. manyeziye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. magnezyum. magnesium lamp magnezyumla yanan lamba. magnesium light magnezyumun yanmasından meydana gelen çok kuvvetli ışık. magnesium silicate magnezyum silikatı. magnesium sulphate ingiliz tuzu, magnezyum sülfatı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mıknatıs: mıknatıs gibi şeker şey. horseshoe magnet at nalı şeklinde mıknatıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mıknatısi, mıknatıs özelliği olan, manyetik, mıknatısla çekilen; çok cazip, çekici (kimse); manyetizmaya ait. magnetic coil mıknatıs bobini magnetic field mıknatısın tesir alanı, manyetik alan. magnetic induction temas olmadan bir mıknatısın diğe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mıknatısiyet; manyetizma; mıknatısiyet husule getiren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manyetit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mıknatısiyet vermek, mıknatıslamak; cezbetmek, meftun etmek magnetization i. mıknatıslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetizma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s) mıknatısla elektrik meydana getiren makina, manyeto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek mıknatısiyetle ilgili, buna ait veya bununla meydana gelen. magneto electricity i. indükleme akımı. magneto generator i. daimi mıknatıslı jeneratör, manyeto. magnetom'eter i. manyetik kuvveti ölçme aleti manyetometre. magnetoscope i. manyetik ku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Manisa şehrinin eski adından) (kimya). Demir köpüğü adıyla da anılan tabii magnezyum silikatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. magn6sie). Bir maden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Manisa’nın eski adından) (kimya). Senbolü Mg olan hafif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Mg

Atom Numarası: 12

Kütle Numarası: 24,305

Yoğunluk: 1,738 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 650 °C

Kaynama Sıcaklığı: 1090 °C

Çok parlak, beyaz bir alev çıkararak yanması nedeniyle, tek kullanımlık fotoğraf makinesi flaşlarında kullanılır.

Hafif bir element olduğu için, hava taşıtlarının yapı malzemelerinden biridir.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epsom salts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epsom salts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meryem Ana'nın Hamt ilahisi (Luka 1: 4655); bu ilahi için müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyültme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtişamlı, görkemli, şaşaalı, debdebeli, tantanalı: fevkalade, nefis. magnificence i. ihtişam, görkem, azamet, debdebe. magnificently z. fevkalade olarak, mükemmel şekilde; ihtişamla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venedik asilzadelerine verilen ünvan; mevki ve servet sahibi adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyük göstermek, büyütmek; mübalâğa etmek, abartmak; eski övmek, methetmek, göklere çıkarmak. magnifying glass pertavse, büyüteç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tumturaklı, mübalaalı abartmalı (söz). magniloquence i. tantanalı ve belagatli söz söyleme. magniloquently z. mübalağalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyüklük, boy; önem, ehemmiyet; astr. kadir. star of the first magnitude birinci kadirden olan yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manolya, bot. Magnolia grandiflora.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. magnolia). (bk.) Manolya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap veya sert içkilere mahsus büyük şişe (1,5 litre). magnum opus edebiyat veya sanatta şaheser; bir şahsın en büyük eseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saksağan, zool. Pica pica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gars» dan im.). Fidan bahçesi, fidanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılanbalığı familyasından bir balık (Lat. conger conger).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «garb» dan im. iz.) (c. megarib).

1.Güneşin battığı yer ve taraf, batı, garb: Mağrib tarafından, mağribe doğru.

2.Güneşin battığı vakit, akşam: Mağrib namazı.

3.(hi) Batı tarafındaki ülkeler, Afrika’nın Mısır’dan başka kuzey ülkeleri ve Endülüs’ün tarihi adı: Mağrib halkı, Mağrib yazısı. Mağrib-i Aksa (uzak Mağrib) = Fas.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مغرب] batı. 2.akşam namazı. 3.Kuzeybatı Afrika. 4.Fas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (c. megaribe). Mağrib ahalisinden, Fas halkından: Mağribîler’in ahlâkı. Hatt-ı Mağribi = KÜfî’ye benzer Kuzey Afrika Arap yazısı. Mal bulmuş Mağribi’ye dönmek = Ehemmiyetsiz ve değersiz bir şeyi ele geçirip hırs ve memnuniyetle hemen yakalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mağrib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. «gark» tan imef.) (mü. mağrûka, c. mağrûkıyn). Suda boğulmuş, suya batıp boğulmuş, garkolmuş: Mağruk adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAĞRÜR) (i. A. «gurOr» dan imef.) (mü. mağrûre).

1.Bir şeye güvenen, bir şeye dayanıp başka çare ve tedbir aramayan: Lutuf ve merhametinize mağrur olarak.

2.Güvenilmeyecek bir şeye güvenerek aldanan: Servete mağrur olmamalı.

3.Övünen, kibirli: Pek mağrur adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bighead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proud. supercilious. superior. self-confident. conceited. superiour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haughty. conceited. proud. high. lofty. overweening. snooty. supercilious. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغرور] gururlu, kendini beğenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gururlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aldanıp güvenilmeyecek bir şeye güvenerek boş bir şeye dayanarak.

2.Gurur, kibir ve azametle: Mağrûrâne hareket, mağrûrâne söylüyor.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مغرورانه] gururlanarak, kendini beğenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Güvenerek, dayanarak, itimat ederek: Lutuf ve merhametinize mağrûren bu işe teşebbüs ettim.

2.Aldanarak, aldanıp boş bir şeye dayanıp güvenerek: Servetine mağrûren pervâsız konuşuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), t. Bir şeye güvenip aldanma.

2.Övünme, kibir, azamet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gururlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mağrûriyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gars» dan imef.) (mü. mağrûse). Dikilmiş, garsolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gasl»den imef.). Ölüleri yıkadıkları yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغصوب] gaspedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gışş» dan imef.) (mü. mağşûşe). Hâlis ve sâf olmayan. Karışık, mahlût, hileli. Slkke-i mağşûşe = Az gümüş karıştırılmış bakır para.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغشوش] karışmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Macar; Macarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Beyin, dimağ.

2.İlik.

3.İç, Ar. lüb.

4.Akıl. Bî-ma$z = Beyinsiz, akılsız. Sebük-mağz = Hafif beyinli, işin sonunu düşünmeyen, c. Sebük-mağzân.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مغز] beyin. 2.iç, öz. 3.ilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغضوب] gazaba uğratılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mağzûbualeyhâ, c. mağzûbüaleyhim). Birinin gazabına uğramış, kendisine gazab olunan: Tanrı’nın gazabına uğramış.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı korumalı müziklerin saklanması ve çalınmasıyla ilgili SDMI (Secure Digital Music Initiative) gereklerini yerine getiren bir Memory Stick™.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undefeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mıknatıs tarafından çekilme hassası olan, mıknatısla çekilebilen, paramagnetik. paramag'netism i. paramagnetizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüyada olduğu gibi bir seri tutarsız hayal; bir projektörle duvara yansıtılan ve ani olarak büyüyüp küçülen şekiller; hayalet. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşun bütün tüyleri; süslü elbise, süs .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemiye yükletilen mallara iyi bakılsın diye eskiden gemicilere ve süvariye verilen para; kaptan aidatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıcaklık ve mıknatısın birleşik tesirinden meydana gelen veya bu tesire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. altüst edip aramak; dikkatle araştırmak; i. araştırma, altüst ederek arama. rummage out araştırarak bulmak. rummage sale yoksulların yararına ufak tefek eşya satışı; elde kalan malların satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soğuk et ve ançüez beraberinde yumurta ve soğan ile yapılmış bir yemek; herhangi bir karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çarpışma; futbol topunu ilerletmek için hücum, saldırış; f., spor hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng., bak. scrimmage

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. mağz = beyin) (c. sebük-mağzân). Hafif beyinli, akılsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سبک مز] dangalak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kanuni Sultan Süleyman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تهی مغز] samankafalı, boşkafalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Nezle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratma kabiliyeti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یغماگر] yağmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by