Mai, Mavi ne demek? | Mai, Mavi anlamı nedir? | Mai, Mavi

Mai, Mavi anlamı nedir?

Mai, Mavi ne demek?

Mai, Mavi anlamı nedir?

Mai, Mavi | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mâtye).

1.Suda yaşayan hayvanlar.

2.Su renginde, mavi, gök: Mâİ canfes, (bk.) Mavi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde:

1.10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve:

2.Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.).

1.Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

2.Türk musikisinde bir usûl ile ölçülmüş ağır semâİ çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). şiddetle, tam kuvvetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Aram veya eski Suriye'ye ait; (i). Arami dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. meyhane tezgâhında hizmet eden kız veya kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., t. şantaj; tehditle birinden para koparma; f. şantaj yapmak. blackmailer i. şantajcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mülk, mal, arazi; memleket, üIke; nüfuz sahası, nüfuz bölgesi; saha, alan, ihtisas; (huk). yüce hakimiyet. right of eminent domain istimlâk hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. e-mail

elektronik posta

Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

E-mail modunda, görüntülerin boyutu 320 x 240’tur. Böylece e-postada gönderilmeye uygun daha küçük dosya boyutu elde edilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Cümlesi, hepsi: Radyallahü anhüm ecmaîn (yalnız böyle dua tâbirlerinde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Gök cisimleri, yıldızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجرام سماویه ]gök cisimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Gece Mavisi, yeni ÇİZGİ tasarım konseptinden ilham alınarak yaratılmıştır. TV kapalıyken, dikkatin dağılmasına neden olmadan görüntüleme deneyimi keyfini en üstü düzeye çıkarmak için, siyah rengin karanlığına bağlı olarak, çerçeve tamamen yok olur. Ama yakından bakınca, gece yarısı gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi, odanızın gerçekten ayrılmaz bir parçası haline gelen çerçevenin içerisine katıştırılmış parlak tozları görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجر سمائی] göktaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hamile kullanılmamıştır).

1.Omuzdan asılan bağ: Kılıç, nişân hamâili. 2.Muska, tılsım.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمائل] kılıç kayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik).

1.Kare şeklindeki yelkenlerin veya serenlerinin orta kısmı.

2.Yelkenin alt yakasının sarılmasını kolaylaştıran kısım.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski hizmetçi kız ,evlatlık, besleme; cariye, odalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت اجتماعيه] toplum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta hizmetçisi. housemaid's knee tıb. dizkapağı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعی] toplumsal, sosyal, toplumbilimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ictimaiyyata ait. Sosyal, Fr. social.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyalleşme, sosyalizasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sosyalleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). insan topluluklarının yaşayışını, bu toplulukları idare eden nizamları inceleyen ilim. Sosyoloji, Fr. sociologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعيات] sosyoloji, toplumbilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyolog, toplumbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعيون] sosyologlar, toplumbilimciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.İbrahim (a.s.)’in oğlu. İbrahim (a.s.) O’nu Allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete geçmiştir. Fakat Allah (c.c.) O’nu son anda Cebrail aracılığıyla durdurmuş ve bu imtihanı kazandığını bildirmiştir. İsmail (a.s.) Kur’an’da ismi geçen peygamberlerdendir ve babasıyla beraber Ka’be’yi inşa etmişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Jamaika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizinde Ada, Küba’nın güneyi.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 77 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 10,991 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 1,022 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli hava etkindir, iç kısımlarda ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Mavi Dağ 2,256 m.

Doğal kaynakları: Boksit, alçıtaşı, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.83.

daimi ekinler: %10.01.

Diğer: %74.16 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 250 km²(2002 verileri).

Doğal afetler: Temmuz - Kasım ayları arasında kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,758,124 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.8 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.27 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.98 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.24 yıl.

Erkeklerde: 71.54 yıl.

Kadınlarda: 75.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı %1.2 (2003 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 22,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 900 (2003 verileri).

Ulus: Jamaikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %90.9, Doğu Hindistanlı %1.3, beyaz ırk %0.2, Çinli %0.2, melez %7.3, diğer %0.1.

Din: Protestan %61.3, Roma Katolikleri %4, diğer %34.7.

Diller: İngilizce, Creole.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.9.

erkekler: %84.1.

kadınlar: %91.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Jamaika.

ingilizce: Jamaica.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Kingston.

İdari bölümler: 14 bölge; Clarendon, Hanover, Kingston, Manchester, Portland, Saint Andrew, Saint Ann, Saint Catherine, Saint Elizabeth, Saint James, Saint Mary, Saint Thomas, Trelawny, Westmoreland.

Bağımsızlık günü: 6 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, Ağustosun birinci Pazartesi (1962).

Anayasa: 6 Ağustos 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Ö


Ülke by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşçı yamağl kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in Lamaism. an adherent of Lamaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el çabukluğu, el marifeti, gözbağcılık, hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investment [TOP].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investment Negotiations to establish this agreement under the auspices of OECD failed at the end of 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The MAI membership designation is held by appraisers who are experienced in the valuation of commercial, industrial, residential and other types of properties, and who advise clients on real estate investment decisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Member, Appraisal Institute. vessels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The average annual increase in volume of individual trees or stands up to the specified point in time The MAI changes with different growth phases in a tree's life, bring highest in the middle years and then slowly decreasing with age The point at which t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Forwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the American Institute of Appraisers qualified to specified requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

May.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investment [TOP].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multilateral Agreement on Investment Negotiations to establish this agreement under the auspices of OECD failed at the end of 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The MAI membership designation is held by appraisers who are experienced in the valuation of commercial, industrial, residential and other types of properties, and who advise clients on real estate investment decisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Member, Appraisal Institute. vessels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The average annual increase in volume of individual trees or stands up to the specified point in time The MAI changes with different growth phases in a tree's life, bring highest in the middle years and then slowly decreasing with age The point at which t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Forwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the American Institute of Appraisers qualified to specified requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

May.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مائی] su ile ilgili. 2.mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mâtye).

1.Suda yaşayan hayvanlar.

2.Su renginde, mavi, gök: Mâİ canfes, (bk.) Mavi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genç kız, bakire kız, kız çocuk; hizmetçi kız. maid of all work her işi gören hizmetçi kadın maid of honor kraliçe veya prenses nedimesi; düğünde geline refakat eden kız. old maid evlenmemiş yaşlı kız; titiz ve telaşlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meydan, alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Üzerinde yemekler bulunan, kurulmuş sofra.

2.Yemek, ziyafet: Filânın şerefine bir mâide çekti, verdi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مائده] sofra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üzerinde yemek bulunan sofra. Yemek, şölen. 2.Kur’an-ı Kerim’in 5.suresinin adı. 3.İsa ve Havarilerine gökten inen sofra (Maide-i Mesih).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. genç kız, evlenmemiş kız; s. evlenmemiş, bekâr; tecrübesiz, bakir, yeni, taze; masum, nezih; ilk. maiden effort ilk teşebbüs. maiden name evli kadının bekarlık soyadı. maiden over kriket oyununda sayı kaydedilmeyen devre. maidenly s. kız gibi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihinde şekil almamış bir düşünceyi Sokrat tarzında sorgu usulü ile meydana çıkarmaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarıağız (balık), zool Sciaena aquila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etten veya et suyundan meydana gelmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den if.) (mü. mâile).

1.Bir tarafa doğru eğilmiş, eğri, münhani: Mâil duvar, ağaç.

2.Bir şeye istidat ve kabiliyeti olan: Eğlenceye, içkiye, san’ata mâildir.

3.Hevesli, arzulu, talip, isteyen, düşkün, müptelâ: Bir güzele mâil oldu.

4.Benzer, çalar, andırır, yakın: Penbeye mâil sarı; azıcık maviye mâildir.

5.(geometride) Amudî (yatay) ile ufkî (dikey) arasında bir durumu olan, Ar. münharif: Hatt-ı mâil (eğri çizgi); sath-ı mâil (eğri yüzey).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small piece of money; especially, an English silver half-penny of the time of Henry V.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rent; tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flexible fabric made of metal rings interlinked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was used especially for defensive armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence generally, armor, or any defensive covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contrivance of interlinked rings, for rubbing off the loose hemp on lines and white cordage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any hard protective covering of an animal, as the scales and plates of reptiles, shell of a lobster, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arm with mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bag; a wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bag or bags with the letters, papers, or other matter contained therein, conveyed under public authority from one post office to another; the whole system of appliances used by government in the conveyance and delivery of mail matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which comes in the mail; letters, etc., received through the post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trunk, box, or bag, in which clothing, etc., may be carried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See Sending Mail See Rmail,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Mail is a means of exchanging private text messages through the Internet and other networks The most popular mail readers on Unix are Elm and Pine It is also possible to read mail across a SLIP connection with a client program connected to a po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received Chapitre 28 Chapitre 29, for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks See also attachment, Multipurpose Internet Mail Extensions , NeXTMail, Simple Mail Transfer Pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a special room where you can send messages to individual users Essentially it is just like any other room, however only the recipient and author of a message can read it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Well, if you must, the physical address for paper mail is Downtown Anywhere Inc 32 Woodland Road Boston, MA 02130.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the world of computer networking, 'mail' refers to electronic mail or e-mail. dispatches of correspondence and other objects tendered by and intended for delivery by means of the postal service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something that you lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flexible armor made up of interlocking metal rings Mail By The Sword. a button on the IE Toolbar which will open your email program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Z Sending Mail S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small piece of money; especially, an English silver half-penny of the time of Henry V.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rent; tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flexible fabric made of metal rings interlinked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was used especially for defensive armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence generally, armor, or any defensive covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contrivance of interlinked rings, for rubbing off the loose hemp on lines and white cordage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any hard protective covering of an animal, as the scales and plates of reptiles, shell of a lobster, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arm with mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bag; a wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bag or bags with the letters, papers, or other matter contained therein, conveyed under public authority from one post office to another; the whole system of appliances used by government in the conveyance and delivery of mail matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which comes in the mail; letters, etc., received through the post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trunk, box, or bag, in which clothing, etc., may be carried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See Sending Mail See Rmail,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Mail is a means of exchanging private text messages through the Internet and other networks The most popular mail readers on Unix are Elm and Pine It is also possible to read mail across a SLIP connection with a client program connected to a po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received Chapitre 28 Chapitre 29, for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks See also attachment, Multipurpose Internet Mail Extensions , NeXTMail, Simple Mail Transfer Pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a special room where you can send messages to individual users Essentially it is just like any other room, however only the recipient and author of a message can read it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Well, if you must, the physical address for paper mail is Downtown Anywhere Inc 32 Woodland Road Boston, MA 02130.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the world of computer networking, 'mail' refers to electronic mail or e-mail. dispatches of correspondence and other objects tendered by and intended for delivery by means of the postal service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something that you lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flexible armor made up of interlocking metal rings Mail By The Sword. a button on the IE Toolbar which will open your email program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Z Sending Mail S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مائل] eğilimli, istekli. 2.eğimli, meyilli. 3.çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. halka veya zincirden yapılmış zırh; f. böyle zırh giydirmek. mailed fist saldırı tehdidi, baskı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. posta; posta arabası; f., A.B.D. postaya vermek, posta ile göndermek. mail train posta treni. firstclass mail en yüksek posta ücretine tabi adi mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yana eğilmiş, eğik. 2.Hevesli, istekli, yetenekli. Taraflı, içten istekli. 3.Andırır, benz(Erkek İsmi) 4.Tutkun.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ile gönderilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mektupların içine konup postalandığı torba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mail).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta gemisi; postalama işlerinde kullanılan makina; postaya gidecek mektup veya paketleri hazırlayan kimse; banyo edilmek üzere film postalamaya elverişli ufak torba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tarafa eğilmiş olan şeyin durumu. Ar. inhirâf, inhinâ: Bu çizginin, bu sathın mâiliyyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) postacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta siparişiyle alınan. mailorder house posta ile sipariş kabul eden mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakat etmek, sakatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. geometri). Dört kenarı müsavi ve paralel, karşılıklı açılarının ikisi dar, ikisi geniş ve birbirine eşit olan şekil, baklava biçimi: Eşkenar dörtgen. Şibih main = Yalnız ikişer kenarı müsavi ve paralel, açıları eşit olmayan şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hand or match at dice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stake played for at dice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The largest throw in a match at dice; a throw at dice within given limits, as in the game of hazard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A match at cockfighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A main-hamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength; force; might; violent effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief or principal part; the main or most important thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The great sea, as distinguished from an arm, bay, etc. ; the high sea; the ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The continent, as distinguished from an island; the mainland. principal duct or pipe, as distinguished from lesser ones; esp. , a principal pipe leading to or from a reservoir; as, a fire main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very or extremely strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vast; huge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unqualified; absolute; entire; sheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Principal; chief; first in size, rank, importance, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Important; necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very; extremely; as, main heavy. a principal pipe in a system that distributes water or gas or electricity or that collects sewage any very large body of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any very large body of water. a principal pipe in a system that distributes water or gas or electricity or that collects sewage. most important element; 'the chief aim of living'; 'the main doors were of solid glass'; 'the principal rivers of America'; 't

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary parachute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A meal's main course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary artery of the supply or drain system to which all the branches connect Referred to as the Main Vent in the vent system Back to alphabetical list. A relatively large pipe in a distribution system for drinking water or in a collection system for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The largest mast on a sailing vessel Many objects take part of their name from the mast they are connected to or affecting; e g , mainsail or main braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indicates that a book or other material is located in the Main Library stacks on the third, fourth, or fifth floors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a one-pipe hydronic heating system, the section of the pipe that moves hot water from the boiler to the rooms being heated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The main method for testing of the WebsterSocket class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mid-America Interconnected Network, Inc is one of the ten electric reliability councils comprising the North American Electric Reliability Council The purpose of MAIN is to promote the reliable use of the interconnected electric systems with due regard fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

History Glossary Higher Education Coursework Literature Research Employment Related Areas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction F A Q Characters Glossary Sample Writing Gallery Shoppe Dedications Guestbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hand or match at dice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stake played for at dice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The largest throw in a match at dice; a throw at dice within given limits, as in the game of hazard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A match at cockfighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A main-hamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength; force; might; violent effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief or principal part; the main or most important thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The great sea, as distinguished from an arm, bay, etc. ; the high sea; the ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The continent, as distinguished from an island; the mainland. principal duct or pipe, as distinguished from lesser ones; esp. , a principal pipe leading to or from a reservoir; as, a fire main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very or extremely strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vast; huge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unqualified; absolute; entire; sheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Principal; chief; first in size, rank, importance, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Important; necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very; extremely; as, main heavy. a principal pipe in a system that distributes water or gas or electricity or that collects sewage any very large body of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any very large body of water. a principal pipe in a system that distributes water or gas or electricity or that collects sewage. most important element; 'the chief aim of living'; 'the main doors were of solid glass'; 'the principal rivers of America'; 't

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary parachute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A meal's main course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary artery of the supply or drain system to which all the branches connect Referred to as the Main Vent in the vent system Back to alphabetical list. A relatively large pipe in a distribution system for drinking water or in a collection system for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The largest mast on a sailing vessel Many objects take part of their name from the mast they are connected to or affecting; e g , mainsail or main braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indicates that a book or other material is located in the Main Library stacks on the third, fourth, or fifth floors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a one-pipe hydronic heating system, the section of the pipe that moves hot water from the boiler to the rooms being heated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The main method for testing of the WebsterSocket class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mid-America Interconnected Network, Inc is one of the ten electric reliability councils comprising the North American Electric Reliability Council The purpose of MAIN is to promote the reliable use of the interconnected electric systems with due regard fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

History Glossary Higher Education Coursework Literature Research Employment Related Areas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction F A Q Characters Glossary Sample Writing Gallery Shoppe Dedications Guestbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asıl, esas, başlıca, ana main bearing ana yatak. main body ask. asll kuvvet. main deck den. baş güverte. main reasons huk. mucip sebepler, gerektiren sebepler. Main Street bir kasabanın çarşı caddesi; taşra gelenekleri. main yard den. mayistra sere

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana kara, ada olmayan toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. ana direk, geminin ortada bulunan büyük direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. mayistra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. mayistra yelkenini idare eden uskuta halatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük zemberek, ana yay; asıl sebep, baş sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. grandi çanaklarını pruva direğinin alt tarafına bağlayan payanda; başlıca dayanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta; ana görüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürdürmek; korumak, muhafaza etmek; beslemek, bakmak; bakımını sağlamak; iddia etmek, teyit etmek. maintain a family aile geçindirmek. main tain a railroad demiryolunu işletip iyi halde muhafaza etmek. maintain one's reputation şöhretini muhafaza et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakım işi; idame, muhafaza; iddia, teyit; himaye; maişet, nafaka, yiyecek; huk. taraflardan birine yardım suretiyle davaya fuzuli müdahale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. grandi çanaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayş» tan masdar) (C. maâyiş).

1.Yaşayış, yaşama, ömür: Güzel bir maişet sürdü.

2.Yaşamak için lâzım gelen şeyler: Maîşetı dardır. Eskiden küçük ilmiyye rütbesindekilerin tâylnâtı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimonia. bread. sustenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معيشت] geçim, dirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAİYYET) (i. A ).

1.Beraberlik, birlik, arkadaşlık, refakat: Filânın maiyyetinde geldi: Beraberinde, filânla birlikte.

2.Yan, ind, nezd: Uç yıl onun maiyyetinde bulundu.

3.Bir Amirin emrinde bulunma, bağlılık: Vali maiyetinde; elçiliğin meiyyet vapuru.

4.Bir Amirin emrinde ve eşliğinde bulunan hey’et: Maiyyetiyle beraber geldi; maiyyetl çok idi: Maiyyetini pek iyi kullanıyor. Malyyet mamuru = Kendi başına hareket etmeyip bir Amire tâbî olan memur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retinue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suite. retinue. attendants. entourage. escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suite. entourage of a high official. attendance. attendants. retinue. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معيت] birlik, beraberlik, yanında bulunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. mısır, darı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tam, çok mavi, gömgök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAVİ), Mâİ (I. A. «mâ» dan iman.) (mü. mâiyye, maviyye). (bk.) MAl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Arapça mâl). Su renginde, gök, Ar. ezrak, Fars. kebûd: Açık mavi, koyu mavi, masmavi. Boncuk mavisi = Parlak mavi. Mine mavisi = Havaî. Çlvlt mavisi = LAcivert (asıl Türkçe’si olan «gök» kelimesinin yerine geçmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kafa Birimleri, bazı araba gösterge panellerinde bulunan mavi aydınlatma ile uyumlu renklerde sağlanabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Digital Mavica (manyetik video kamera), resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğrafçılıkta devrim yaratmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Mavi olma, mavi renk: Öteki kumaşın maviliği daha koyu, daha güzeldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maviye çalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Açık mavi gözlü beyaz ve sarışın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pas rengi ardıçkuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Suya ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. miyia). Su gibi akan, su htllnde bulunan, cıvık, zıddı: sulb = katı. (i. A. c. m»yi»t). Su gibi akan cisimler: Fizikte miyitt bahsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belinden aşağısı balık şeklinde olan efsanevi denizkızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. meşruta sahipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mûmâ» İmâ’dan imef.) (mü. mûmaileyhâ) (tes. mûmâileyhümâ) (c. mumâileyhüm) (ilâ = edat, h =

3.şahıs zamiri), imâ ve işaret olunan, anılan şahıs: MÜmâileyh paşa.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مومی اليه] anılan, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مومی اليهم] adı geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tam’an» den if.) (mü. mutmaine). Zihnini bir şeye yatırıp rahatlamış, şüphesi kalmamış, kanmış, Osm. imtînân hâsıl etmiş: Siz, bunu yapanın o adam olduğuna mutmain misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Batlamyus'a ait. Ptolemaic system dünyanın sabit olduğu ve bütün gökcisimlerinin bunun etrafında döndüğü düşüncesine dayanan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. bitkisel veya hayvansal proteinden elde edilen azotlu bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc ya da DAT üzerinde kalan zamanı gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalmak, durmak; baki kalmak; geri kalmak, gitmemek; değişmeyip olduğu gibi kalmak, mevcut kalmak, zail olmamak; fazla kalmak, elde kalmak. remains i., çoğ. bakaya, kalıntılar; ceset, cenaze; bir kimsenin ölümünden sonra basılan eserleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bakıye, kalıntı, artan şey; mat. artan; f. (kitap, kumaş) değerini kaybetmiş diye ucuza satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şimdiki Yunanistan'a veya Yunan diline ait; i. Yunanca, Rumca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. semâiyye). İşitme esasına dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Türk Muıikisi’nde büyük formlu bir söz eseri çeşidi. 2.3 zamanlı basit ve küçük bir usul, vals usûlü.

3.Türk halk şiir ve musikisinde bir form.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Semâvî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Semaya, göğe havaya ait. 2.Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3.- İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz.Semavi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Huylar, ahlâk, tabiatlar. Şemâil-i Şerife = Hz. Muhammed’in ahlâkı ve bundan bahseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمائل] huylar, tavırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Huylar, davranışlar, alışkılar. 2.Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. semâviye).

1.Gökyüzüne, semâya ait.

2.ilâhî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. firmamental. empyreal. etheral. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماوی] gök ile ilgili. 2.tanrısal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Semaya mensup, sema ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüz, çehre, benizle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk şiir ve musikisinde «müstezâd» a tekabül eden bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde küçük bir usul ve büyük bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zamîme). (bk.) Zamîme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضمائم] ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zamir), (bk.) Zamîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zemîme). Kötü işler, zemîmeler. (bk.) Zemîme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (iki yaşayışlı) Hem karada hem denizde yaşayabilen hayvanlara denir, Fr. amphibie.

Türkçe Sözlük by