Man ne demek? | Man anlamı nedir? | Man

Man anlamı nedir?

Man ne demek?

Man anlamı nedir?

Man | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(ve ince hecelerde -MEN) (i.). Adam; insan cinsi, soy: Kocaman, çırakman, Türkmen, Kölemen (yalnız böyle kelimelerde geçer).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) adam, erkek; erkek cinsi; insan; insan türü; erkek adam; uşak, erkek işçi; biri, bir kimse, şahıs, kişi; satranç veya dama taşı, pul the Man A.B.D., (argo) beyaz adam; yönetim, sistem. man about town tiyatro ve gece kulübüne sıkça

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (argo) (şaşkınlık, zevk, onay gösterir): Hey,man! Man, what a gamel; (konuşmada bir anlamı olmadan boşlukları dolduran söz): Man, did you see...

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (ned, ning) bir işe adam tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir imalâtçı ile müşteri arasında muntazam satın alma için yapılan anlaşma: Gaz abonmanı, elektrik abonmanı, gazete abonmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonnement

sürdürüm

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket. bus ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Acemler’e yakışırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyaca tanınmış, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). hoşgörüsüz; çok sert; (i). çok sert efsanevi bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarsılmaz; delinmez ; elmas gibi sert ve parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâncılıkla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyütme (fotoğrafçılıkta kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrandissement

büyültme

Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun enlargement. enlargement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrément

uygunluk

Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yemin etme, söz verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهد و پيمان] and.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, soylu, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, beyaz, güzel insan. 2.Yaşlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük odun gemisi. 2.Büyük balıkçı kayığı.

3.Böyle kayıklara mahsus büyük ağ, ığrıp.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large fishing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belediye meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alime yakışır surette: Alimâne bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Almanyalı, Cermen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german. dutch. kraut. german. balt. hun. kraut. teuton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The German language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Allemande.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takvim, yıllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Kitap biçiminde bir çeşit takvimdir. Yılın bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi belli günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler verir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. almanach

yıllık

Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish worker working in Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman cinsiyeti ve hal ve tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germany. the fatherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Germany) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Baltik Denizi ve Kuzey Denizi kıyısında, Hollanda ile Polonya arasında, Danimarka’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 51 00 Kuzey enlemi, 9 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 357,021 km².

Sınırları: toplam: 3621 km.

Sınır komşuları: Avusturya 784 km, Belçika 167 km, Çek Cumhuriyeti 646 km, Danimarka 68 km, Fransa 451 km, Lüksemburg 138 km, Hollanda 577 km, Polonya 456 km, İsviçre 334 km.

Sahil şeridi: 2,389 km.

İklimi: Ilıman ve deniz iklimi; soğuk, bulutlu, rutubetli kışlar ve yazlar; ılık rüzgarlar yaygındırlar.

Arazi yapısı: Kuzeyde alçak ovalar, merkezde yüksek araziler, güneyde Bavaria Alpleri yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Freepsum Gölü 2 m; en yüksek noktası: Zugspitze 2,963 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, potas, kereste, linyit, uranyum, bakır, doğal gaz, tuz, nikel, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %31.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 82,422,299 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.12 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.8 yıl.

Erkeklerde: 75.81 yıl.

Kadınlarda: 81.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 43,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1000 den az (2001 verileri).

Ulus: Alman.

Nüfusun etnik dağılımı: Alman %91.5, Türk %2.4, diğer %6.1 (Yunan, İtalyan, Polonyalı, Rus, Hırvat-Sırp, İspanyol).

Din: Protestan %34, Roma Katolikleri %34, Müslümanlar %3.7, diğer %28.3.

Diller: Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Almanya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Almanya.

Yerel tam adı: Bundesrepublik Deutschland.

yerel kısa şekli: Deutschland.

Eski adı: Alman İmparatorluğu.

ingilizce: Germany.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Berlin.

İdari bölümler: 16 eyalet; Baden-Wuerttemberg, Bayern, Berlin, Brandenburg, Bremen, Hamburg, Hessen, Mecklenburg-Vorpommern, Niedersachsen, Nordrhein-Westfalen, Rheinland-Pfalz, Saarland, Sachsen, Sachsen-Anhalt, Schleswig-Holstein, Thueringen.

Bağımsızlık günü: 18 Ocak 1871.

Milli bayram: Birleşme Günü, 3 Ekim (1990).

Anayasa: 23 Mayıs 1949.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BDEAC, BIS (Uluslararası İmar Bankası), CBSS (Baltik Ülkeleri Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrup


Ülke by

Ülke


Daha Büyük Görüntüle . Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Baltik Denizi ve Kuzey Denizi kıyısında, Hollanda ile Polonya arasında, Danimarka’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 51 00 Kuzey enlemi, 9 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 357,021 km².

Sınırları: toplam: 3621 km.

Sınır komşuları: Avusturya 784 km, Belçika 167 km, Çek Cumhuriyeti 646 km, Danimarka 68 km, Fransa 451 km, Lüksemburg 138 km, Hollanda 577 km, Polonya 456 km, İsviçre 334 km.

Sahil şeridi: 2,389 km.

İklimi: Ilıman ve deniz iklimi; soğuk, bulutlu, rutubetli kışlar ve yazlar; ılık rüzgarlar yaygındırlar.

Arazi yapısı: Kuzeyde alçak ovalar, merkezde yüksek araziler, güneyde Bavaria Alpleri yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Freepsum Gölü 2 m; en yüksek noktası: Zugspitze 2,963 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, potas, kereste, linyit, uranyum, bakır, doğal gaz, tuz, nikel, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %31.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 82,422,299 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.12 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.8 yıl.

Erkeklerde: 75.81 yıl.

Kadınlarda: 81.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 43,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1000 den az (2001 verileri).

Ulus: Alman.

Nüfusun etnik dağılımı: Alman %91.5, Türk %2.4, diğer %6.1 (Yunan, İtalyan, Polonyalı, Rus, Hırvat-Sırp, İspanyol).

Din: Protestan %34, Roma Katolikleri %34, Müslümanlar %3.7, diğer %28.3.

Diller: Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Almanya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Almanya.

Yerel tam adı: Bundesrepublik Deutschland.

yerel kısa şekli: Deutschland.

Eski adı: Alman İmparatorluğu.

ingilizce: Germany.

Yönetim


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Korkusuzluk, güven, emniyet: Emn ü Amân ber kemâldir.

2.Af, müsaade: Aman vermek.

3.Istiman, sığınma: Aman istemek. El-aman = Af, merhamet, medet. Aman vermemek = Müsaade etmemek, asla merhamet etmeyip cezasını vermek. Fi aman Allah = Allah selâmet versin, (bk.) Amân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Aslı Arapça olup, medsiz elifledir).

1.İmdat ve feryat makamında kullanılır: Amân efendim; Amân Allahım.

2.Af istemek için kullanılır. Amân; bir daha yapmam.

3.Rica ve yalvarmaya delalet eder: Aman; gitmeyin bugün; Amân öyle söyleme.

4.Sabırsızlıkla hiddet ve infial beyan eder: Uf Amân; bırak beni. 5.Tenbih ve sakınma alâmetidir: Amân; çocuğa bak. Cem’e hitap olundukta «amanın» suretinde dahi kullanılır, (bk.) Aman.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy. quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter. oh! help! for goodness sake!. pardon. mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy. quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbr Amananth. my littlest baby boy. dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oh my!. what now!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aman vermeyen, acımayan, çok şiddetli: Amansız bir savaş oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. merciless. without remorse. close. implacable. inexorable. ruthless. stern. unappeasable. unpitying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. merciless. relentless. ruthless. stern. stony. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. merciless. inexorable. cutthroat. implacable. unrelenting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâtip, yazıcı, sekreter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın bağışlaması. Allah’ın koruması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MANDE) (i. F.) (A. amel: İş. F. mânden: Kalmak). İşten kalmış, iş göremez, battal, muattal, ihtiyarlıktan veya bir sakatlıktan artık hiç bir iş göremez hale gelmiş adam: Amel-i mânda bir ihtiyar. Amel-i mândalara mahsus hayrat-hane.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amman, Ürdün-ün başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Demirbaşa yatırılan sermayenin, azar azar kazançtan ayrılması.

2.Faizinin işlemesini durdurmak üzere bir tahvilin birden ödenmesi. 3.Bir borcun azar azar ödenmesi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amortissement

yıpranma payı

Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation. redemption. degressive depreciation. wear and tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation amortisation. amortization. depreciation. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yakın vakitten.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. anchorman

ana haber sunucusu

Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Andaman Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engagement

bağlantı

Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). İngiltere'nin Normanların egemenliğinde olduğu devreyle ilgili; (i). aslen Normandiyalı olup İngiltere'de yaşayan kimse; Normandiyalıların İngiltere'de konuştuğu Fransızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşın derecede ingiliz ve ingillere hayranlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sporda hazırlık çalışması, idman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entraïnement

sp. alıştırma

Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılan uygulama, hazırlık çalışması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training. workout. exercise. practice. workout alıştırma. idman. egzersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms. room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment building. apartment house. apartment block. appartement. flatted house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

insana benzeyen primat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir musiki eserini, yazılmış olduğu şekilden başka bir şekle sokmak. Meselâ piyano eserini orkestra için yazmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arrangement

müz. düzenleme

Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. special composition. setout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir veya birkaç manastırı idare eden rahip, yüksek rütbeli papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. argument

kanıt

Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرمان] özlem. sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hasret, özleme. 2.Zahmet, sıkıntı. 3.Teessüf. 4.Pişmanlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Arzu).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسمان] gök, gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gök, sema, sipihr, felek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Göğe mensup ve müteallik, semâvî: Belâ-yı Asmânî = Gökten gelen belâ, mecazen büyük belâ.

2.Gök renginde, açık mavi: Asmânî çenber.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسمانی] gökyüzüne ait. 2.melek. 3.açık mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Asmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu’da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسمان] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hetman, or chief of the Cossacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kazak reisi, hetman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). 1.Ata kişi, başkan, önd(Erkek İsmi) 2.Don kazaklarının önderlerine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (Hindu dininde) can, ruh, nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi güzel, ışıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. both. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the same time. simultaneously. also. backwardation. compensatory damages. concurrently. concurrently with. downstick. equally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cins ve nevinin icabından fazla büyümüş, pek İri: Azman koç.

2.İki ayrı cins iki hayvadnan doğma, melez: Van azmanı bir kedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. monstrous. enormous. overgrown. hybrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormous. overgrown. of mixed breed. colossus. monstrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zengin, düzenli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşkıya .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çoğ. -men) (huk). kefil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balaban).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -men) mızıkacı, bando çalgıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mavnacılardan biri; kumanda eden mavnacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyhane tezgâhında hizmet eden garson, barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i T. Fr). Başkomutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sular ve hububat için bir ölçü ki, mahalle göre, iki okkadan sekiz okkaya kadar değişir. Men.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A weight used in the East, varying according to the locality; in Turkey, the greater batman is about 157 pounds, the lesser only a fourth of this; at Aleppo and Smyrna, the batman is 17 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man who has charge of a bathorse and his load. an orderly assigned to serve a British military officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orderly assigned to serve a British military officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ing. emir eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krikette topa vurma sırası kendisinde olan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, güman = zan).

1.Fenalık düşünen, herkesin fenalığında bulunan, bed-hâh.

2.Her işde bir fenalık gören, vesveseli.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). beadsman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkalarına dua etmekle hayatını kazanan kimse, duahan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zamanın harikası. 2.Asrın mükemmel insanı. - Daha çok lakab olarak kullanılır. - Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Risale-i Nur Külliyatı’nı telif etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهمان] falan, filan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Filan filanca. 2.Fars takviminde 11.ay’a ve her ayın 2.gününe delalet ed(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi gibi çan çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yine o mânâya meâliyle kullanılan Arapça terkip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dietetician. nutrition expert. nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amansız, aman vermez, merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mânâsız, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benzersiz, eşsiz, emsalsiz, (bk.) MAnend, menend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Servetsiz, sermayesiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی امان] amansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap falı; bilhassa Kitabı Mukaddes'le kitap falı açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap toplama merakı bibliomaniac s., i. kitap meraklısı, kitap koleksiyonu yapan, kitap delisi; i. kitaba tutkun kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bibliyomanisi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliomane

kitap düşkünü

Hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hastalık derecesine varan kitap sevgisi, kitap düşkünlüğü, kitap deliliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliomanie

kitap düşkünlüğü

Kitap düşkünü olma durumu.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی امان] amansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی گمان] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامانعه] engelsiz

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elin de kullanılmasını icap ettiren .bimanually z. iki elle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once upon a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once-upon-a-time. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once upon a time. formerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütlü pelte, paluze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

körebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkçı. boatmanship i. kayık kullanma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bombalama. BOMBOK (i.). Son derece kötü, pek berbat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment. salvo bombing. shelling. salvo. cannonade. drum-fire. prang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment. bombing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bombard. to shell. to scold sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin; kitapçı, kitaplarla meşgul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okçu, ok atan kimse; yay çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of the highest or sacerdotal caste among the Hindoos. any of several breeds of Indian cattle; especially a large American heat and tick resistant grayish humped breed evolved in the Gulf States by interbreeding Indian cattle and now used chiefly

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the primary subject matter of the Upanishads, the very essence or principle of ultimate reality; the Absolute; the uncreated creator Brahman is the neuter, or impersonal, form of Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ultimate reality, as Hinduism speaks of it, the ground and source of all that is Sometimes it is referred to as impersonal or transpersonal, beyond all name and form But some Hindu traditions identify it as the transcendent Godhead that chooses to manifes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Brahmans of India have long maintained that they, by their birth, are worthy of the highest respect Buddhists borrowed the term 'brahman' to apply to arahants to show that respect is earned not by birth, race, or caste, but by spiritual attainment thr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Godhead The Absolute, the Supreme Reality, the Ultimate Reality, Truth or the Self of the Vedanta Philosophy are also used interchangeably for Brahman; See Sat-Chit-Ananda. also called Nirguna Brahman, this state of Voidness is regarded as the Unmanifest

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest of the Four Castes in ancient India at the time of Shakyamuni They served Brahma, with offerings; the keepers of the Vedas, i e priestly caste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transcendental ground of existence, or innermost essence of all reality In the Vedanta philosophy, Brahman is the Absolute, or sole reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Supreme soul of the universe underlying all existence, all pervading and infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu notion of the all-pervasive God who is identical to the self within us, especially as described in the Upanishads and Vedanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spiritual essence of the universe The spiritual essence of the universe. the name given by Hindu teachers to the infinite divine reality from which all has emerged, and to which all will ultimately return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Absolute, Whole. same as Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supreme reality. the Hindu concept of an impersonal Supreme Being; the source and goal of everything. a member of a social and cultural elite ; 'a Boston Brahman'. a member of the highest of the four Hindu varnas; 'originally all brahmans were priests'. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma rahibi, Brehmen; bir cins inek Brahmin i. soylu ve kültürlü kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brahmanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli bir gayeye ulaşmak için büyük bir rizikoyu göze almak (çoğunlukla siyasi hayatta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.ormancı: Avustralya'da çalılıklarda oturan kimse; b.h. Güney Afrika zenci ırkına mensup kimse. Buşman; Buşmanların dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otobüs şöforü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog cabmen) arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çabuk yürüyen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağın insanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cayman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Amacına erişen, ulaşan kimse. 2.Süt mavisi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha çok 18. asırda kullanılan desenli ve parlak yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Seylan ve Hindistan'da bulunan ve kerestesi oymacılıkta kullanılan sert bir ağaç, (bot). Diospyros quaesita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil falcılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. --mans). güney amerıka`ya mahsus birkaç çeşit timsah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Naz ile salınarak yürüyen.

2.Şarap kadehi. 3.Çemen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Salına salına yürüyen. 2.Nazlı sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. çeşm). Çeşniler, gözler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشمان] gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gözl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-men) başkan, reis; tekerlekli iskemle sürücüsü chairmanship (i). başkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women) kadın başkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men)., (ing). seyyar satıcı; eski tacir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women)., (ing). hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el falı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: çırağman).

1.Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk.

2.Balıkçıların su kenarlarında kurdukları demir pile. Susam çırakmanı = Yığın ortasında diklmiş direk. mec. Çırakmana çıkmak = Fazla kızmak, gazaba gelip fırlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «clsm» den imen.) (mü. cismâniyye).

1.Bedene mensup, vücutla alâkalı, mânevt ve rûhant karşılığı Alâm-ı cismâniyye ve rOhâniyye = Cismânî ve ruhânî elemler. Hıristiyanlar’da dine ait olmayan hususlar: Umûr-ı cismâniyye ve rOHSniyye = Dindışı ve dinî işler. Patrikhanenin meclis-i ruhanî ve cismenîsi: Papadan hükûmet-i cismâniyye alınıp yalnız hükûmet-i rûhâniyyesi kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. corporal. physical. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسمانی] cisim ile ilgili. 2.bedensel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü; Israrlı, yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men) klana mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). kleptomania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men) rahip, papaz, vaiz, ruhban sınıfına dahil olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -men) arabacı; balık avında kullanılan bir çeşit yapma sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Topuz, gürz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). emir, kumanda, komut; bir subayın kumanda ettiği askerler; yetki, hakimiyet; (f). emretmek, hâkim olmak, kumanda etmek, idare etmek; amir olmak, bakmak. a good command of (a Ianguage) (bir dili) rahat konuşabilme. at command emir üzerinde. at o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumandan, komutan, amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). askeri hizmete mecbur tutmak; müsadere etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumandan, komutan; önder, baş; deniz binbaşısı. commander in chief başkomutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımar, zeamet; kumandanlık; masonluk gibi cemiyetlerin loncası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emreden; etkili: hâkim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emir. the Ten Commandments On Emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komando birliği; komando.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D)., argo dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tezgâhın arkasından servis yapan garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yeni bir emir ile evvelki emri iptal etmek; (i). iptal emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, hemşeri; taşralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men). esnaf zanaatçı. craftsmanship (i). hünerli iş, ince iş; hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek inci anlamında. Hz.Ali (r.a.)’nin kızkardeşi ve Rasulullah’ın amcasının kızı olan hanım sahabi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek. (bk.) DAmen. DâMAR (i.) (damlar gibi vurması yüzünden bu şekilde edlandırılmış olabilir).

1.insan vücudunda kanın dolaştığı yollar ki çeşitli kalınlıkta borulardan ibarettir. Nabızlı damar, şahdamar = Kan veren büyük damar.

2.Damar veya köke benzeyip bir cismin içinde dallanan yollar. ihtilât yapan, tehlikeli yollar: Yağmur suları yerin damarlarına girer.

3.Mermer ve ona benzer dalgalı şeylerdeki çizikler: Pembe damarlı ve beyaz zeminli ebru.

4.Toprağın içindeki maden filizleri ve su tabakası: Kuvarts kayası üzerinde altın damarları bulunur, bu suyun damarı zengin.

5.mec. Yaradılış, tabiat, huy, yaratık. Damarına dokunmak = Hiddet etmek, kızmak. Alnının damarı çatlamış = Utanmaz. Kan alacak damar = Faydalanılacak yol. Damara girmek = Birinin hatırını hoş edip kendi isteğini yaptırmak. Damarı tutmak = Olmayacak sebeplerden dolayı öfkelenmek veya inadı tutmak.

6.Soy kökü, yaradılış: Damarına çekmiş, damarı bozuk.Huy, mizaç: Hasislik damarı. Şairlik damarı. Damar atmak = (kan damarı) Kalbin kasılmasıyle vurmak. Damar tabaka = Göz küresinin içinde ince kan damarlarından meydana gelen tabaka. Damarına basmak = Birini öfkelendirecek bir harekette bulunmak. Damarına çekmek = Soyunun huyuna çekmek. Damarı kurutun = Birinin huysuzluğuna öfkelenildiği vaDamasko kit beddua olarak söylenir. Damarını bulmak = Birinin okşanacak duygusunu bulup yumuşamasını sağlamak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامان] etek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Etek. 2.Bir dağ silsilesinin eteğinde uzanan bölge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Müşavir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulting. adviser. advisor. consultant. counselor. counsellor. guidance conselor. counsel. guide. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor. mentor. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. advisor. counsel. counsel or. advisor adviser. student advisor adviser. consultant. counsel l or. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Korunulacak, sığınılacak yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). insanlıktan çıkarmak, canavarlaştırmak; şahsiyetsizleştirmek, makinalaştırmak, robot yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1930`larda Oscar Dominguez`in (1906-1958) Gerçeküstücülük akımının otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlı boyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Heyecanlı, hiddete kapılmış.

2.Kükremiş.

3.Bağırıp çağırma.

4.Heybetli, güçlü.

5.Vakit, zaman, müddet.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). talep etmek, istemek; emretmek, ısrar etmek, icbar etmek; sormak, zorla istemek; muhtaç olmak; (huk). mahkemeye celbetmek , bir hak talep etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talep, istek; ihtiyaç; (huk). talep, dava. in great demand çok revaçta, çok aranan, büyük rağbet gören, tutulan. Iaw of supply and demand arz ve talep kanunu. on demand talep vukuunda, istenilince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit, zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. département

bölüm

Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déplacement

sp. dış saha

1. Spor takımlarının kendi sahaları dışında oynaması durumu.

2.Sporcuların daha önce oynamadıkları veya rakip takımla karşılaşma yapmak üzere geldikleri rakip takımın sahası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing away. displacement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a shift / change in the position of the players. an away game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çare, tedbir, hal yolu: Buna bir derman bulmalı. Dermanı yoktur.

2.ilâç, devâ: Derdi veren dermanını da verir. Doktorlar bu hastalığa derman bulamadılar.

3.Kuvvet, kudret, takat: Bende hiç derman kalmadı. Yürümeye dermanım yoktu. Ayaklarımda derman kalmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power. remedy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. remedy. strength. power. energy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power. energy. remedy. cure. medicine. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درمان] ilaç. 2.çare. 3.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.İlaç. Çare. 2.Takat, kuvvet, güç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizlik, acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dermânde gân). Çaresiz kalmış, Aciz, biçare: Madedra»-i dermânde-gân = Acizlerin imdadına yetişen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درمانده] aciz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dermânde). Bîçâreler, çaresizler, zavallılar, düşkünler, beceriksizler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin.

2.Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir.

3.İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Dilmen).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık derecesinde içki iptilası, ayyaşlık, dipsomani. dipsomaniac (i). içkiye müptelâ kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

DIRAĞMAN (i.) (Arapça «tercüman» dan çıkma, Fransızca dragoman’dan). Tercüman, dil uşağı. Eskiden Avrupa’nın Türkiye’deki elçiliklerinin tercümanları. (bk.) Drogman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sökmek, parçalara ayırmak, kaldırmak; eşyasını boşaltmak (ev), silâhtan tecrit etmek, arma veya silâhlarını almak. dismantlement (i). boşaltma, sökme, parçalara ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kocaman, iri ve kaba, zıpır.

2.Şeytan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri, kocaman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit giysi, dolama; bir çeşit kadın paltosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kambur, tümsekli, fırlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uykuda olan, uyuşuk, cansız; colloq rafa kalkmış; keşfedilmemiş. (kabiliyet); (bot)., (zool). geçici bir süre için uykuya yatmış, hareketsiz. dormancy (i). uyku hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «tercüman» dan gelme. Fr. drogman’dan). Tercüman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dragoman

çevirmen

Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpreter; so called in the Levant and other parts of the East. an interpreter and guide in the Near East; in the Ottoman Empire in the 18th and 19th centuries a translator of European languages for the Turkish and Arab authorities and most dragomans

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an interpreter and guide in the Near East; in the Ottoman Empire in the 18th and 19th centuries a translator of European languages for the Turkish and Arab authorities and most dragomans were Greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. mans veya men) Orta Doğu'da tercüman, rehber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). draftsman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânedân, aile, sülâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دودمان] soy sop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateşten kalkan siyah hava, tütün. Ar. duhan, Fars. dûd: Ateşin dumanı gözlerimizi kör etti; dumanda kurutmak.

2.Havadaki sis, pus: Ortalığı duman kapladı.

3.İnce tozun havaya kalkmasından hasıl olan bulanıklık: Toz dumandan göz gözü görmezdi. 4.Meyve ve çiçeklerin ve sıcak havada soğuk bir sıvı ile dolu kapların üzerine konan ince buğu: Dumanı üstünde = Taze kesilmiş. Tozu dumana katmak = Çok koşmak, fazla acele etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoke. mist. fume. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fume. haze. mist. smoke. hash. hashish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoke. fumes. vapour. steam. smother. gas. mist. haze. reek. cloud. flue gas. bloom. film colour. aerosol. dispersoid. fume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Duman vermek, dumana tutmak veya asmak.

2.Bulandırmak, karartmak. Kafayı dumanlamak = Sarhoş olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dumanda durmak, dumandan kararmak.

2.Bulanmak, kararmak: Göz dumanlanmak = Kararıp görmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filled with smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı, sisi, pusu yahut buğusu olan: Dumanlı hava, dağ, çiçek, meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. smoky. misty. tipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoky. filled with smoke. misty. foggy. tipsy. fuddled. hazy. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duman kaplamış, duman içinde olan, sisli: Hava dumanlık idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smokeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hasım, asıl Türkçesi: Yağı, yav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enemy. antagonistic. at enmity with. inimical. enemy. foe. antagonist. adversary. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. enemy. foe. hostile. antagonist. antagonistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enemy. adversary. foe. inimical. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostile. antagonistic. antagonistically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. forbidding. hostile. icy. oppugnant. venomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanca duygu veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. antagonism. hatred. animosity. bad blood. hostility. opposition. animus. dead-set. feud. venom. virulence. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity. antagonism. enmity. feud. hostility. hatred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antagonism. enmity. hatred. hostility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing.) çöpçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. men) (i). Felemenkli, Hollandalı; (den.) Hollanda gemisi . Dutchman's breeches Kuzey Amerika'ya mahsus bir çeşit gelincik çiçeği. Dutch man spipe (i). zeravende benzer bir çeşit asma, loğusaotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Zaman kodu, çekildikleri ve kasetin alt-kod sektörüne kaydedildikleri sırada her bir görüntüye otomatik olarak bir numara verilmesidir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل ایمان] iman edenler, inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équipement

takım

Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife and children.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الامان] aman dileme, imdat, yardım

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİK (i. Y. fizik). Elektromanyetizması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic. electromagnetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİZMA (i. Y. fizik). Elektrik akımının kendi civarında manyetik bir alan meydana getirmesi vasfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Unsur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élément

öge

Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. component. factor. personnel. rmployee. staff member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. staff member. employee. worker. component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. element. staff member. part. primary matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektrikli aletler ve enerji nakil hatlarından yayılan radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Aman, medet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Korkusuzluk, Ar. emn, emniyet: O ülkede emn ü emân vardır.

2.Af, müsaade: Eman vermek (aman vermek).

3.Sığınmak, teslim olmak: Emân istemek: El-emân (el aman) = Af, merhamet, medet. Emân vermemek = Müsaade etmemek, aslâ merhamet etmeyip cezasını vermek. Fi-emân-Allâh = Allah selâmet versin, (bk.) Aman.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امان] aman dileme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Emniyet. 2.Himaye, masuniyet. Güvence. - Müslüman her ferde eman verebilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emânet). Emânetler. Emânât-ı Mukaddese = Topkapı Sarayanın Hırka-i Saâdet dairesinde saklanan, Peygamberimiz’e ve diğer din büyüklerine ait kutsal eşya ve nesneler. Emânât-ı Şerife de denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانات مبارکه] kutsal emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkmak, hâsıl olmak; yayılmak, fışkırmak. emana'tion i. çıkma, dışan akma; çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özgür kılmak, azat etmek, serbest bırakmak; huk. aile hakimiyetinden kurtarmak. emancipa'tion i. azat etme, özgür kılma, serbest bırakma; aile hakimiyetinden kurtarma. emancipa'tionist i. koleleri azat etme taraftan. eman'cipator i. azat eden veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emn’den) (c. emânât).

1.Birine bir şeyi bırakma tevdi etme: Bunu size emanet edeceğim, emanet bırakacağım.

2.Birine emniyet edilip bırakılan şey: Emanetimi iade ediniz.

3.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim: Rüsûmat emaneti, şehremaneti. Allaha emanet olun = Sizi rabbime emanet ederim, Allaha ısmarladık. Emanetullah = Tanrıca emanet Hükmünde vatandaşlar, bilhassa tab’anın himayeye muhtaç olan takımları. Sandık emaneti = Sandık eminliği, sandıkkârlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. trust. deposit. left-luggage office. baggage room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escrow. custody. person or thing entrusted to another's safekeeping. a trust. checkroom for baggage. entrusted to one's safekeeping. charge. check room. consignation. safe custody. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امانت] eminlik. 2.emanet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. consign. entrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. consign. delegate. entrust. to place in escrow. intrust. recommend. commit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emanetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere götürülen eşyayı emanet suretiyle alıp yerlerine teslim eden adam ki, bazen kendisi gidip gelir ve bazen ortağına gönderir: Bursa, izmir emanetçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depository. depositary. trustee. bailee. consignee. depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee. consignee. depository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage checkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere emanet suretiyle gönderilen eşyayı alıp teslim etmek vazifesi: İstanbul ile Bursa arasında emanetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a checkroom attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانت دار] emanetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Emanet yolıyle, emanet olarak: Bunu size emânet veriyorum.

2.Bir resmî daire tarafından bizzat, ihâle şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak: Vilâyetin Aşârı iki sene emâneten, iki sene de ihâleten idare olundu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for safe keeping. on deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on deposit. as a trust. for safekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امانة] emanet olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Emanet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın emaneti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emniye). Emniyetler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(T. A.). Emir ve ferman, emir sâhibi olan kimsenindir. Eskiden padişah ve sadrâzamlara yazılan mektupların sonunda kullanılan protokol cümlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgı, musiki Aleti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrument

1. müz. çalgı,

2.tic. mali belge

1. Müzik aleti, çalgı aleti. 2.Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument. ax. axe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument çalgı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumental

müz. sözsüz

Sözleri olmaksızın çalınan (müzik).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumentalisme

fel. araççılık

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgıları inceleyen musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. investissement

ekon. yatırım

Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, etkili, sözü geçen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Arzu, istek. 2.Yerinme, pişman olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkie. heroin addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drug addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) aşırı şehvetperestlik, erosallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. semen). Semenler, değerler, kıymetler, (bk.) Semen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثمان] değerler, kıymetler, bedeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bedeller, kıymetler, değerl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweatsuit. track suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracksuit. sweat suit. track suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming up. sweat suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı zaman süresi içinde geçen olay: Saat sarkacının hareketi eşzamandır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakliyat şirketi memuru; nakliyat arabacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yemîn). Yeminler, andlar. (bk.) Yemin (m. «eymen» Türkçe’de kullanılmıyor. Sağ eller).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zamân). Zamanlar. Dilimizde daha çok «ezmine» çokluğu kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمان] zamanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. Arapça zannederek «ferâmîn» şeklinde cem’ini kullanmak büyük yanlıştır).

1.Buyruk, emir: Buna ne ferman edeceksiniz?

2.Yezılı olarak verilen ve hususi bir şekilde yazılan padişah emri: Yarlığ, berat, buyrultu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edict. firman. decree. imperial order. ordinance. rescript. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. edict. ordinance. writ. firman. imperial edict. decree. command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firman. imperial edict. mandate. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمان] buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Emir, buyruk. 2.Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. fermân = buyruk, berden = almak) (fermân-berdâr dememeli, zira ya fermân-ber veya fermândâr olup, ikisi beraber olamaz). Verilen emri alıp icra eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emir buyuran, hükmeden, mec. Çok kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. fermân = buyruk, dâden = vermek). Emir veren, Amir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emri yürüyen, hükmü geçen: Falan yerlerde fermân-revâ bulunan zât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمان ده] komutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرمان فرما] padişah. 2.komutan. 3.buyrukçu, buyruk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Padişahtan ferman almış olan, ferman ile tayin edilen: Fermanlı zabit = (eskiden) Binbaşı ve ondan yukarı olan; fermanlı memur; fermanlı imtiyaz.

2.Dağıtılmaları hakkında ferman verilen: Vaktiyle derebeyleri fermanlı olmuştu.

3.Şiddetli cezaya hak kazanan (cânt).


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermentation

kim. mayalanma

Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. zymosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip). Allah’ın himayesi altında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Finanse etmek işi yahut bu maksatla temin edilen pare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financing. finance. a financing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financing. finance. floating. funding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Commercial Papers)

İhraçcıların borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı kısa vadeli sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ferman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenkli. Holanda ve Belçika’da yaşayan, Flamanca konuşan millet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fleming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak; piyade neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ustabaşı, baş kalfa; reis, başkan, özellikle jüri başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkalfa kadın: jurinin kadın başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo romance. photo love story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photonovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fragment

sin. tanıtma filmi

Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -men) azatlı köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köle olmayan kimse; hür adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir işe yeni başlayan kimse; kolej veya üniversitenin birinci sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -men) eski (ask). talim zamanında safların başında durup hareketleriyle askerlere ne yapacaklarını gösteren talimli nefer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürû = aşağı, mânde = kalmış). Geri kalmış, yorulup durmuş, Aciz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., havagazı memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elapsed time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külünklü kazma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple present tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) kibar adam, efendi, terbiyeli adam, nazik adam, iyi bir aileye mensup erkek, çelebi, centilmen. gentleman's agreement karşılıklı söz vermeye dayanan anlaşmaç gentlemanat arms iç kral muhafızlarından biriç gentleman farmer kendi zevki iç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi bir aileden gelen kadın, hanımefendi, kibar kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fal bakma, remil atma. geomancer i. falcı. geoman'tic s. falcılığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (çoğ. -mans) Almanya veya Almanlara ait; i. Alman, Almanca. German measles tıb. bir çeşit hafif kızamık hastalığı, kızamıkçık. German script Almanlara mahsus yazı. German silver Alman gümüşü, beyaz metal. High German standart Almanca. Low German

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öz (akraba): cousin german kuzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa mahmut otu, yer meşesi. wall germander yer meşesi, meşecik, bot. Teucrium chamaedrys. water germander sarmısak otu, bot. Teucrium scordium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilgili, alâkalı, müna sebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German philology , German studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Almanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Atom ağırlığı 72,5 olan ve «Ge» senbolüyle gösterilen eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (seçim bölgesini) bir siyasi partinin menfaatine uygun gelecek sekilde ayarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle ülkemizde orman arazileri üzerindeki doğal vejetasyon kaldırılarak, tarla ve bahçe tarımı yapılır. Fakat çoğunlukla yamaçlarda olan bu tarlalar 2-3 yıl sonra fakirleşip verimsiz hale gelince terk edilir, yeni tarla elde etme için yeni ormanlar ortadan kaldırılır. Onun için buna “gezici orman tarımı” da denmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gulâm). Gulâmlar, köleler (müfret mânâsıyle): Cennet hizmetkârı, (bk.) Gulâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلمان] köle. 2.genç, yeni yetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlılar gençl(Erkek İsmi) 2.Köleler, esirl(Erkek İsmi) 3.Cennette hizmet gören erkekl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D Federal Soruşturma Bürosu memuru. GMT kıs. Greenwich mean time.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik).

1.Zincir kullanılmadığı devirlerde gemi demirinin bağlı olduğu halat.

2.120 kulaçlık uzunluk ölçüsü.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gourmand .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) oburca yemek yemek, pek çok yemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğazına düşkün kimse; eski obur kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing,), (bak.) gormandize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binişli kimse (avukat, hakim, profesör, hoca, papaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), Greko-Romen hususiyeti olan; (güz.) (san.) Yunan tesiri altında kalmış Roma sanatı; spor grekoromen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sağdıç, düğünde güveye refakat eden erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silâhlı kimse, silâhlı gangster; tüfekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گمان] zan, sanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmederek, hâkimlik ve Amirlik tavır ve tarzıyle: Hâkimâne bir tavırla; hâkimâne emrediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakîme lâyık hal ve surette: Hakîmâne tavır ve hal; hakîmâne sözler; hakîmâne hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yumuşak huylu olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Musa’ya karşı acımasızca mücadele eden Mısır Firavunu’nun veziri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) elinden her iş gelen işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hanedan, sülâle.

2.Ev halkı ve eşyası: Hânemânım harap oldu. (bk.) HAnmân, hanümân.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cellât .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev, bark, ocak. (bk.) HAnümân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خانمان] ev bark, yurt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânümân, ev, bark, ocak mahvedici, eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hânüman, ev, bark, ocak yakıcı, yakan, kül eden. Harîk-ı hânmân-sûz = Evi kül eden yangın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev bark, aile ocağı. (bk.) HAnmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hoonoomaun. in Hinduism, the monkey god and helper of Rama; god of devotion and courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monkey king, faithful ally of Rama in the Ramayana Hanuman in the whale , Votive image , Alagarkoil mandapa , birthplace , fighting , stele. the monkey God, protagonist in Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'Monkey-God' who serves Rama in the Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A great servant devotee of Lord Rama who crossed the sea by jumping over it with the power of constant remembrance of the name of Rama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Monkey warrior who became Rama's devoted friend and servant , also called 'Sun of the Wind-God Vayu'. the son of air and faithful servant of Lord Rama, in the form of a mighty monkey According to mythology, he was a half-brother to Bhima. in Hinduism, the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خانمان] ev bark, yurt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fars. «harmen» den).

1.Hububatın sapından ayrılması için yapılan iş: Bu yağmur harmana engel oluyor. Harman vakti geçiyor.

2.Bu iş için, yani dövülme için hazırlanmış ekin demetlerinin hepsi. 3.Ekinlerin dövülmesi için hazırlanmış daire şeklindeki meydan: Harman çiftliğin ortasında olmalıdır. Harmanda oturuyordu.

4.Ekinlerin harmanda dövülmesi mevsimi: Harmanda ödemek üzere borç aldı. S. Herblrinden birer tane alınıp bir takım yapılmak üzere, ayrı ayrı sıralanmış kitap formaları veya tütün yaprakları vesaire: Kitabı harman etmek. Harman arabası = Harman makinesi. Harman dövmek = Tanelerini ayırmak üzere ekini harmanda dövmek. Harman savurmak — Tanelere karışık olan ince samanı ayırmak için kürekle havaya atıp rüzgârlandırmak. Harman sonu = Toz, toprakla karışık hububat. Harman kilesi = Büyük ölçek. Harman yeri = Harman dövmeye mahsus daire şeklindeki meydan. Tuğla harmanı = Tuğla yapılan yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. threshing. trashing. harvest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. threshing. threshing floor. grain for threshing. harvest. harvest time. admixture. heap of grain for threshing. operation of threshing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest. threshing. threshing floor. stack of grain ready for threshing. harvest time. blending. blend. gathering. collating. mixture. mix. winnowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması. Bu işin yapıldığı mevsim, sonbahar. 2.Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir bileşim oluşturmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thresher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the threshing season. residue of grain mixed with stones and soil. gleanings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thresher floor. stackyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hububatı harmanda dövüp savurmakla uğraşan adam. 2: Tütün yapraklarını harman eden işçi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thresher. blender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshing. blending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün vücudu saran, kolsuz bir çeşit pelerin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Her birinden birer tane alıp takım yapmak üzere bir şeyin parçalarını takım takım eylemek. Harman etmek = Kitabın formalarını, tütün yapraklarını harmanlamak.

2.(hayvan) Bir daire üzerinde dönüp durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blend. collate. to go in circles. to turn in a wide circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. to blend. to collate. to gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blended. to be collated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Düşmanca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خصمانه] düşmanca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hâtemce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hStır, Fars. mânden = kalmak). Hatırı kalmış, gücenmiş, Ar. münfail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başıboş hayvanları haylayıp salıverdikleri çayırlık yer. mec. Haymana mandası = İri ve tenbel adam. Haymana ovası = Ankara vilâyetinde geniş bir ova, Haymana.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cellât .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tek mânâ ifade eden, mânâca ortak, Ar. müterâdif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Aynı zamanda olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همان] derhal, hemen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiğit erkek, iri yarı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hemân-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). O anda, derhal, der-akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sanki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانا] adeta, tıpkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هماندم] o anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانند] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hizmetkâr, uşak; kendi çıkarı için bir kimsenin tarafını tutan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onun. onu. ona. onun. o. kendısı. kendıne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. evermore. forever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. at all times. invariably. all along. ever adv. evermore. in and out of season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. auditor. certified public accountant. general accountant. field auditor. state auditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca). Ukrayna kazaklarının prensi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). ataman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Salınarak naz ve edâ ile yürüyen. Hıramende olmak, hırâmân olmak = Bu suretle yürümek: Hırâmân hırâman = Salına salına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خرامان] salınan. 2.salınarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahrum olma, mahrumluk, mahrumiyet, Osm. hâib ve hâsir olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمان] mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمان] mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici; süvari. horsemanship i. binicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ata iyi binen kadın. hort. kıs. horticulture.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Güzel manzaralı. mec. Güzel yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب الوطن من الایمان] vatan sevgisi imandan gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mânâsı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insana ait insani, beşeri, beşeriyete ait; i. insan. human affairs toplumsal olaylar. human being insan, insanoğlu. human equation hesaba katılması gereken insanca hata veya güçsüzlük etkeni. human nature insan tabiatı, insan hali. human race ins

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insancı, merhametli, müşfik, insaniyetli; yükseltici, uygarlaştırıcı. humane letters, humane studies beşeri ilimler, konusu insan olan bilimler. humane society insan veya hayvanları himaye eden kurum. humanely z. insanca, merhametle, şefkatle. hu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. classical. humanist. classical scholar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanist. humanist insancıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insaniyetperver, hayır seven, insancı, insani; yardımsever kimse. humanitarianism i. hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan, beşer; insanlık, beşeriyet, beniâdem; insaniyetperverlik, merhamet, şefkat. the humanities klasik Yunan ve Latin edebiyatları üzerinde çalışma; konusu insan olan ilimler, hümaniter bilimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. insanlaştırmak; insanileştirmek; insanlaşmak, insanileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Ortaçağın iskolastik düşünüşüne karşı Eski Yunan ve LAtin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan felsefe, bilim ve sanat görüşü.

2.(felsefe) İnsanlık sevgisini en yüksek gaye sayan doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanoğlu; beşeriyet, beniâdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hümanizm görüş ve felsefesini tutan şahıs, yahut o görüşe uygun düşünce, davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avcı; av köpeklerine bakan uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alışmak için bir şeyin tekrar tekrar yapılması, devam, müdavemet. (edebiyat) Öğrenilen dilde kelime ve cümleleri çeşitli şekillerde tekrarlamak, Fransızca: exercice. (tıp) Beden idmanı = Vücudü kuvvetlendirmek için yapılan hareketler, Fransızca gymnastique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise. practice. training. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training. exercise. physical jerks. practice. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادمان] alıştırma. 2.spor, egzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İdman yaparak bir spor kolunda çalışmaya hazırlanmış olan.

2.mec. Bir şeye alışmış ve onu yadırgamaz hale gelmiş olan: O, böyle hareketlere karşı idmanlıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. in good shape. experienced in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fit. out of practice. out of trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mevsimlere dengeli bir şekilde dağılış gösteren bol yağışların düştüğü ılıman bölgelerin ormanlarıdır. Göreli olarak bitki türü sayısı az, fakat aynı türden olan bitkiler veya ağaçlar topluluğu geniş populasyonlar oluşturur. Bu populasyonlar “yosun ormanları,” “subtropikal orman,” “defne ormanları” gibi isimler alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İMAN) (i. A. «emn» den masdar).

1.inanma: Kadere imanım vardır.

2.islâm dinini kabûl etme, Tanrı’nın birliğini ve peygamberimizin peygamberliğini tasdik eyleme, kalb ile tasdik ve dil İle ikrâr eyleme: İmân etmek. İmana gelmek, iman getirmek = Mü’min olmak. mec. İmana gelmek = Sonunda hakkı teslim ve kabûl etmek, nihayet doğru yola gelmek: Hah şöyle, imana gel!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faith. belief. faithfulness. religion. credo. creed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. creed. faith. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. faith. adherence to Islam. religion. absolute conviction. confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith, specially in its subjective meaning, the faculty of believing the revelations of Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith, trust, belief, acceptance From amana, to believe; and amina, to be tranquil in heart and mind, to become safe or secure, to trust; amana to render secure, grant safety Iman is being true to the trust with respect to which Allah has confided in one

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic for 'faith'; the doctrinal aspect of the Moslem faith, distinguished from ritual practices. or Imaan 'Faith'-- Heartily acceptance and verbal confession thereof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith and trust in Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایمان] inanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true believer. man of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. believing. religious. believer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. having religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (İlâç, tedbir ve çare demek olan «em» veya «eym» den olmak ihtimali vardır). Kayırmak, gözetmek, temin etmek, çaresini bulmak; kendini korumak, kayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Allah ve peygamberine inanmayan, dinsiz, Ar. mülhid.

2.mec. Merhametsiz, insafsız, gaddar.

3.Yağsız, yavan, kuru: İmansız peynir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeliever. faithless. atheist. infidel. miscreant. misbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. having no religious faith. godless. infidel. unbeliever. ungodly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsızlıkla, merhametsizce, insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelief. disbelief. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fels. her yerde mevcut, hazır ve nazır; dahili, batıni. immanence i. her yerde var olma, içte baki olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli ol mayan, daimi olmayan, devam etmeyen. impermanence i. sürekli olmayış, devam etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Hindistan ile İngiltere arasında işleyen büyük ticaret gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber veren kimse, malumat veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalim; ilgisizlik veya bilgisizlikten dolayı başkalanna veya hayvanlara eziyet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’dayüzyıldanyüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı.

Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünyâ Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12 - 15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’dayüzyıldanyüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. İimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Çağrısız gelen kimse. 2.Dalkavuk. 3.Eğreti. 4.Arzu, istek. 5.Pişmanlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Amân» dan masdar). Aman dileme, af dileyerek teslim olma: Istîmân eden haydutlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squiffy. tiddly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiğit, pehlivan, bahâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic. brave. stouthearted. stout. doughty. hero. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. character. chivalrous. hero. valiant. heroine. protagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave. heroine. gallant. lion hearted. old horse. paladin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قهرمان] yiğit

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yiğit, cesur, (bahadır). 2.Hüküm sahibi, iş buyuran. 3.Fars mitolojisinde Rüstem’in yendiği kimse. - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kahramân’ın c.). Kahramanlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Yiğitçe, yiğitlikle, bahâdırâne: Bir tavr-ı kahramânâne ile; kahramânâne hücum etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic. heroically. valiant. valiantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramanlık, yiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, bahâdirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroism. bravery. deed. exploit. feat. gallantry. prowess. valor. valour. achievements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. chivalry. exploit. gallantry. heroism. heroic deed. feat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. exploit. gallantry. heroism. prowess. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağların doruğuna yakın olan yerl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kamar).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. cameraman

sin. ve TV çekimci

Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. film cameraman. movie man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasteners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door latch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Pek esmer ve siyahımsı (adam).

2.(denizcilik) İri demir külçesinden ibaret ağır valyoz (balyoz) (hi.).

1.Merkezi, sonradan «Karaman» denen LArende şehri olan ve Konya ile bütün çevresini elinde tutan, iki asır kadar yaşayan büyük Anadolu beyliği. 2.(coğrafya) Karamanoğulları’nın hüküm sürmüş oldukları bütün Konya ve çevresini içine alır. Tanzimat’tan önce bu topraklar Karaman Beylerbeyiliği adını taşırdı, merkezi Konya şehri idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

karaman. drop stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Esmer, yağız insan. 2.Güneybatı’da esen yel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. muhtemelen Isp.).

1.Bir nevi boyalı parlak kendir bezi ki, potin yüzü dahi olur.

2.Bu bezden yapılmış: Karamandola potin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Karaman ili ahalisi. 2.1924’ten önce Konya çevresinde oturan, Türkçe konuşan Ortadokslar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok karışık ve düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter confusion. in complete disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Şehir içindeki tenha bir yerde ölümle tehdit edilerek yapılan soygunculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karmanyola yoluyla adam soyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robber. mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer. bed. stratum. deposit. sheet. sphere. stage. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam. stratum. layer. stratum tabaka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer. stratagem. bed. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katmandu, Nepal'in başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stratify. to become stratified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vay, kavis: Tİr-ü keman = Okla yay (yaylı sazları çalmak için kullanılan yay mânâsına da gelir).

2.Maruf kirişli çalgı (Fr. violon). Keman çalmak.

3.Yaya benzer çeşitli Alet ve edevat.

4.Yay gibi güzel biçimli kaş hakkında kullanılır: Kemân-ebrû = Yay kaşlı, kaşı yay gibi olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. violin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کمان] yay. 2.keman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biribirinden büyük olmak üzere kemana benzer dört çalgıya verilen isim: Keman, alto = viola, violonsel ve kontrbas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ok atıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe’de kemençe şeklinde kullanılır), bk. Kemençe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keman yapan veya çalan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violinist. fiddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. violinist. violin maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violonist. fiddler. violin. violinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a violin-maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yay tutan, yay tutucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Keman ve kemençe yayı.

2.Maskap (matkap) yayı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow for a violin. ship's headrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمان ابرو] kaşı yay gibi olan sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Keman çalan çalgıcı, Fr. violoniste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEMAN-KEŞ) (i. F.).

1.Yay kullanıp ok atan adam, Ar. kavvâs.

2.Sîne kemanı çalan çalgıcı (bu mânâsı çok eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمانکش] okçu, yay çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kerem sahibine ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazlık, kamışlık yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -men) i. erkek akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ .-women) i. kadın akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçtan yün eğirecek başlı iğ, teşi. Akkirman, karakirman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit İran halısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hisar, kale. 2.İran’da bir eyalet ve bu eyaletin bugünkü merkezi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kirman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sır saklayan, kimseye sır açmayan adamın hâli, ketumluk: O adamın kitmânı lüzumundan fazladır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتمان] sır saklama, ketumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

saklamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rating. classifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomaniac. kleptomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomania. kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hırsızlık illeti, kleptomani kleptomaniac i. hırsızlık hastası, kleptoman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). iri, büyük, cesîm, koskoca: Kocaman adam, ağaç, taş (başlıca çocuk dilinde kullanılır ve «mini mini» zıddıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. huge. enormous. giant. bulky. colossal. cyclopean. elephantine. fab. frightful. gargantuan. gigantean. gigantic. gross. hulking. hulky. jumbo-sized. mammoth. monster. prodigious. rousing. tearing. thumping. thundering. tremendous. walloping. wha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. colossal. enormous. gigantic. great. huge. immense. jumbo. massive. monstrous. tremendous. walloping. large. gargantuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. big. colossal. great. hefty. monstrous. ponderous. tremendous. whacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «kudemi» d»r galat).

1.Büyük, İri, battal, hant!

2.İleri gelen, nüfuzlu, nüfuz ve servet sa-ibl, Ar. mütenefflz, Ayân: Mahalle Kocamanları (ekseriya küçültücü mânâda Kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigwig. magnate. tycoon. a big noise. a big shot. a big cheese. influential. powerful. notable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. powerful. the big shot. the bigwig. business magnate. big pot. social lion. top sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notables. worthy ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Kokain tiryakiliğine tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Meşe, çam gibi ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıbrıs’ın meşhur bir cins kıymetli şarabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kısım ortaklarının yönetime karışmak hakkı olmayan, sadece koydukları sermaye nlsbetlnde sorumlu olan ticaret şirketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership. commandite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite company. limited partnership. partnership in commendam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleeping / dormant / silent partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Portekizce’den).

1.Müstakil çalışan ve hususi vazifeler gören, az sayıda görevliden kurulu askert teşekkül, çete, akıncı asker.

2.Bir komando birliğindeki görevlilerin her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commando.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commando.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gönül alıcı söz iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. bouquet. sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. mealy-mouthed flattery. soft soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). XII. yüzyılda Ukrayna’da yaşamış olan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commande).

1.Askere verilen emir, askeri idare etme, kumandanlık: Bu askere, orduya, bölüğe kim kumanda ediyor?

2.Emir, Amirlik, hüküm: Bu işe kim kumanda ediyor? Bu daire kimin kumandasındadır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. direction. conn. attendance. remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. actuation. control. drive. order. purchase order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commandant). Bir askerî birliğin baş subayı, Amiri: Ördü, alay, tabur, bölük kumandanı; jandarma kumandanı; başkumandan (Fransızca” da olduğu gibi dilimizde «binbaşı» mânâsında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. headman. warlord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander komutan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commanding officer. high-ranking officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir askerî birliğin subaylığı, Amirliği: Ordu, alay, tabur, bölük kumandanlığı; başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Gemi zahiresi, bir gemi içinde bulunanların beslenmesi için gemiye doldurulan erzak; kumanya memuru.

2.Geminin erzak koymamaya mahsus yeri, kileri. 3.Eskiden piyade kayığının kıçındaki dolapçık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. provisions. portable rations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food taken along to be eaten while traveling. soldier's rations. field rations. commissaries. ship's bill. ship chandler. stores. tons deadweight. viaticum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam ve iri yapılı, sağlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bazitli mantarlardan, şapkası etli, kalın, koni biçiminde ve pürüzlü olan, zehirsiz bir mantar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denizci olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lancement

tanıtım

Tanıtma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalınbarsağı yıkama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clyster. enema. washing. injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema. enemator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clyster. enema. washing. injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enema. enemator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meslek sahibi olmayan kimse, bir meslek veya ilmin yabancısı; rahip sınıfından olmayan kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لئيمانه] alçakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlama, parıltı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca).

1.Gemilerin barındıkları ve rüzgârdan emin olarak boşanıp doldukları, saklı tabiî veya sun’İ koy, Ar. mersâ: Limana girmek.

2.Liman roisi = Liman işlerini idare eden ve limana girip çıkan gemilerden resim alan denizci subay. Liman odası = Liman reisinin idarehânesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbor. harbour. port. seaport. haven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage. harbour. haven. port. harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The deposit of slime at the mouth of a river; slime. a long narrow lagoon near the mouth of a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port. seaport. harbour. haven. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long narrow lagoon near the mouth of a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Limana girmek, limanda durmak: Gemi bir koyun içine limanladı; beş gün İzmir’de limanladık.

2.Sükûnet bulmak, yatışmak: Hava, deniz limanladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Liman gibi yer, emin ve mahfuz koy: Orada bir limanlık vardır.

2.Sükûn, sükûnet: Ortalığın limanlığı.

3.Liman olunabilir, mahfuz: Limanlık bir koy; denizin orası limanlıktır.

4.Sakin, sükûnetli, dalgasız: Hava, deniz limanlıktı. Sütliman = Sakin, sessiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf veya demiryolu hatlarını döşeyerek kontrol ve tamir eden memur; ölçü şeridi veya zincirini taşıyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telefon veya elektrik hattı işçisi; bazı top oyunlarında çizgileri ve kazanılan veya kaybedilen mesafeleri göz- leyen yardımcı hakem, yan hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat/house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment or house provided to an employee by his employer. public housing. mass housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat/house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment or house provided to an employee by his employer. public housing. mass housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm mitolojisinde büyük bir doktor ve hakîm. Peygamber olup olmadığı münakaşa mevzuudur. Lokmanrûhu = «Estr» ve «esîr kibriti» denilen uçucu bir ispirto ki, tıpta çok kullanılır, eter.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Eski kavimlerde, ahlaki öğütler veren hekim. 2.Kur’an-ı Kerim’de bir sure adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokmân.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi yükletme ve boşaltma gibi liman işlerinde kullanılan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gizlice, açıklanmamak şartıyla, ifşâ olunmayacağına itimat ederek: Ifade-i mahremâne; size mahremâne söylüyorum; mahremâne görüştüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) postacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri bir cins deniz anası; eski harp gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. maânî).

1.Bir kelime veya sözün anlattığı şey, anlam: Bu beytin mânâsını anlayamadım.

2.İç, ruh, suret ve kalıbın zıddı.

3.Rüya, düş: Alem-i mânâda gördü.

4.mec. Mâkul sebep; Bunu böyle yapmada mânâ yoktur; bu vakitte kalkıp gitmede ne mânâ vardır? (bk.) Maânî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. significance anlam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. significance. sense. expression. hang. import. intention. interpretation. purport. purview. senses. signification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive, animistic conception of psychic energy A developed person gives off this 'mana' and has an unconscious, positive influence on other people Also includes magic, spirits, demons. 'Conceit', pride, is one of the ten fetters binding one to existenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Authority, control, influence, prestige power, psychic force, effectual binding authority, be effectual, take effect, be avenged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conceit, pride, one of the ten fetters binding to existence, also one of the underlying tendencies. mind; mind stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sacred impersonal force in Melanesian and Polynesian religions. spiritual power or force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The more Mana the more spells you can cast, each time you cast a spell the spell uses up Mana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spiritual power. magic, magical energy, to cast a spell, to use magic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معنی] anlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., antro. insan veya maddede bulunabilen dogaüstü bir kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Mana, anlam. 2.İç, içyüzü. 3.Rüya, düş. - (bkz.Anlam).- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., f. kelepçe; f. kelepçe takmak, kelepçelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idare etmek; çevirmek, kullanmak; terbiye etmek; yola getirmek; kandırmak; tertip etmek, düzenlemek; yolunu bulmak; müdür olmak; işini uydurmak, işini çevirmek; geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idare edilir, idare edilebilen. manageabil'ity, manageable ness i. idare olunma kabiliyeti. manageably z. idare olunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. management

işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik

Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idare, yönetim, usul; yönetim kurulu, idare edenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yönetmen, müdür, direktör; idare memuru, yönetici, idareci. board of managers idare heyeti, yönetim kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yönetimsel, idari, idareye veya müdüre ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Managua şehri, Nikaragua'nm başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Mânâsı olan.

2.Mânâsı güzel ve derin olan.

3.Dolayısıyla bir şeye delâlet eden: Mânâlı söz; mânâlı bir bakış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningful anlamlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expressive. meaningful. significant. something which has a meaning. full of meaning. knowing. pregnant. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z., isp. yarın veya başka bir zaman; colloq çıkmaz aynı son çarşambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mânâsı olmayan, hiçbir şeye delâlet etmeyen.

2.Mâkul sebebi olmayan, sebepsiz, münasebetsiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. senseless. pointless. inane anlamsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. pointless. improper. inappropriate. out of place. frivolous. incoherent. insane. insignificant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaninglessness. pointlessness. incoherence. insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.İnzivaya çekilmiş rahip veya rahibelerin barındığı dinî yapı.

2.(has isim, coğrafya) Rumelin’de bir şehir ki, şimdi Yugoslav Makedonyası’noadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastery. convent. cloister. abbey. friary. priory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbey. cloister. monastery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastery. abbey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asker, eski zamanda süvari neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizayısı, denizperisi, zool. Trichechus manatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze yemiş satan esnaf: Manav dükkânı; manavdan yemiş almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greengrocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greengrocer. greengrocer's. fruit and vegetable store. fruit seller. vegetable man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of fruits and vegetables. greengrocer. store where fruits and vegetables are sold. costermonger's trade. fruiterer. green grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yiyecek, yiyinti. Ar. taam. Kedi mancası = Ciğer, dalak, vesair parçaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Gemilerde büyük ve taşınabilir su anbarı.

2.Gemide bu anbarı n durduğu yer. Mancana direği = Esası o yerde olan direk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan, botanik). Sütleğengillerden, çok zehirli bir ağaç ki, yerliler bunun özsuyunu oklarını zehirlemekte kullanırlar (manzenilla).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Mançuryall, Mançu; Mançurya dili; s. Mançulara veya dillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mecântk).

1.Topun icadından önce kale dövmek üzere ağır taşlar atmaya mahsus makine.

2.Su dolabı.

3.Türkçe: İpekçi çıkrığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. ballista. arbalest. launcher. mangonel. onager. ram. slingshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. launcher. ballista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. launcher. slinger. slingshot. reel. peashooter. waterwheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Mançuryalı, Mançu dili konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mandat). Kendi kendini idare edemeyen bir memleketi idare etmek için Milletler Cemiyeti’nin bir devlete verdiği vekillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), inek-öküze benzer, daha iri bir gevişgetiren ehlî hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Dravidian language spoken in south central India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate. buffalo. mandated territory. water buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Dravidian language spoken in south central India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kapı ve pencere kanadını kapamaya mahsus, döner tahta veya demir dökme: Mandalı çevirmek. Kırk kapının mandalı = Her yere giren ve her işe karışan adam, sürtük.

2.Kânûn çalgısındaki anahtarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latch. clothes peg. pin. fastener. ratch. ratchet. clothes-peg. clothes-pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. peg. pin. latch. thumb latch. tumbler. clothes-peg. clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latch. thumb latch. tumbler. catch. clothes pin. clothes-peg. tuning peg. powl. ratchet. locking ratchet. bolt. thumb catcher. snap. plug. click. bridging. arrester. arrest. gripper. dog. casp. clavier. trippet. trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den). Turunçgillerden Çin menşeli, kabuğu kolay soyulan bir meyve, mandarin (Lat. citrus nobilis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandarin. tangerine. mandarin orange. tangerine orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangerine. mandarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangerine. satsuma. mandarin orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mandarin): Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Damar sertliği, felç ve gripte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Mandalı çevirmek, mandalla kapamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yüksek mahkeme tarafından bir alt mahkemeye veya belediyeye verilen yazılı emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mandat-poste). Posta havalesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). «Manti» denilen makaranın küçüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) çin'de askeri veya mülki yüksek memur; mandalina, bot. Citrus reticulata; mandalina rengi; manda lina liköru; b.h. eskiden çin'in resmi dili olan bir Kuzey çin lehçesi mandarin. duck çin ördeği, zool. Aix galericulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diğer bir memleket üzerinde mandası olan memleket. man dater; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manda; vekalet; emir, ferman; emirname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eskiden bir memleketi Milletler Cemiyeti adına idare eden devlet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zaruri, zorunlu, gerekli; i. mandater; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «mânden» fiilinden imef.). Kalmış. Pes-mânde = Geri kalmış, gerilemiş. Amel-mânde = işten kalmış, kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mandepsiye basmak veya mandepsiye düşmek = (Aldatılmak, atlatılmak) gibi argo tâbirlerinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den). Çin imparatorluk vezirlerine Avrupa’ca verilen isim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çene kemiği, alt çene; kuş gagasının üst veya alt kısm;ı eklembacaklılarda üst çenenin bir yanı. mandib'ular s. çene veya gagaya ait. mandib'ulate(d) s. çenesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Üstü kapalı küçük ağıl. Mandıra köpeği = Azgın ve kötü huylu adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowshed. dairy. compound. creamery. dairy farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dairy. dairy farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dairy farm. small dairy. small cheesery. milking barn or shed. sheep farm. dairy house. dairy barn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mandoline). Telli ve mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandolin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small and beautifully shaped instrument resembling the lute. a stringed instrument related to the lute, usually played with a plectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandolin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stringed instrument similar to, but smaller than, the lute It evolved in 18th-century Italy It has four pairs of strings, which are plucked with a plectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small stringed instrument descended from the lute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plucked-string instrument with a rounded body and fingerboard; used in some folk musics and in country-western music. an adjustable slicer for vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the string instrument family, part of the subfamily of unbowed strings The mandolin is tuned like the violin, except it has eight strings, rather than four Often found in folk music ensembles, the mandolin is smaller than the guitar It has the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mandolin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Makara takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adamotu, kan kurutan, adamkökü, muhabbet otu, hacı otu, bot. Mandragora officinarum; bak. May apple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. mil, fener mili, çıkrık iği, mandrel; bir kalıbın yuvarlak çelik göbeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batı Afrika'da yaşayan ve sürü halinde gezen bir cins iri ve yırtıcı maymun, zool. Mandrillus sphinx.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yamyam; insan eti yiyen köpekbalığı veya başka hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manej, at eğitimi; bu eğitimin yapıldığı yer; talimli atın yürüyüşü ve hareketleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.At terbiyesi. 2.Atların terbiye edildiği yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manège.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manage. the training of horses. place where horses are trained. horse ride. riding school. horsemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Mânâca, mânâ bakımından.

2.Dolayısıyla, zımnen, doğrudan ve açıktan olmayarak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنا] mana yolu ile. 2.gönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: menend). Benzer, eş, Ar. şebih, nazîr, misi: Onun mânendi yoktur; mânendini bulmak zordur. Bi-mânend = Emsalsiz, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مانند] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benzeyen, benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çog. (eski) Romalılarda ölmüş kişilerin mabutlaştırımış ruhlan; ruh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. manevra; hile, dolap; tedbir; f. manevra yapmak; dolap çevirmek; tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mânâ» dan imen.) (mü. mâneviyye).

1.Mânâya ait.

2.İçe ait, ruha mensup, maddi zıddı. Mânevi evlât = Evlât edinilmiş ve bu şekilde yetiştirilmiş çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. inner. bodiless. unearthly. unworldly. ghostlike. ghostly. incorporeal. intangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaterial. moral. pastoral. spiritual. adoptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. psychological. ghostly. incorporeal. interior. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنوی] anlam ile ilgili. 2.ruh ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. inwardness. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit. morale. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. spiritual things. incorporeal things. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنویات] manaya dayalı şeyler. 2.moral değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mânevi). Mânevi hususlar, (bk.) MAnevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. manoeuvre = el işi).

1.Gidip gelerek yapılan hareket: Demiryolu katarı manevra yapıyor.

2.(askerlik) Talim ve tecrübe için savaş taklidi yapılan hareket.

3.mec. Hile, desise, dolap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manoeuvre. maneuver. shunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manoeuvre. maneuver. gear shift. strategem. marshalling. shunt. switching. shunting. exercise. drill. field practice. evolution. field exercise. fixup. lurk. ploy. red herring. tactic. tactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkekçe, mert, cesur, yiğit. manfully z. erkekçe, yiğitçe. manfulness i. mertlik, yiğitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik).1. On bir kişilik askerî birlik.

2.Deniz erlerinin gemide yemek yedikleri ve toplandıkları yer. (bk.) Manka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «mankal» dan). Yanmış kömür koymaya ve içinde kömür yakmaya mahsus bakır, pirinç veya saçtan kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbecue. brazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to a shoreline ecosystem dominated by mangrove trees, with associated mud flats. A dense mangrove forest or swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charcoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charcoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manganese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Mangonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Manisa’nın eski adından) (kimya) Elemanlardan bir cins maden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim manganat, manganik asidin herhangi bir. tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mangan, manganez. manganese steel manganezli sert çelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanlar da dahil olmak üzere bir çok canlı için gerekli bir ağır metal. Eksikliği büyümenin sınırlanmasına yol açabilir, ama çok miktarda alınması da sinir sistemini etkileyebilir.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Mn

Atom Numarası:25

Kütle Numarası:54,938

Yoğunluk: 7,43 g/cm3

Erime Sıcaklığı:1246 °C

Kaynama Sıcaklığı: 2061 °C

Özellikle okyanus tabanlarında çok miktarda bulunduğu sanılıyor.

Çeşitli bileşikler oluşturmada kullanılır.

Çeliğin sertliğini ve dayanıklılığını artırır.

Mıknatıs özelliği taşıyan bileşikler oluşturabilir.


ELEMENTLER by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir manganez filizi; dört değerli mangandan oluşan tuz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanlarda uyuz hastalığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. hayvanlara yedirilen pancar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemlik, ahır yemliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. money. dough. bread. brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money. dough. damn. dibs. dingbat. tin. two cents worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eski küçük bir cins bakır sikke ki, dördü bir akça ederdi, Ar. füls.

2.Çocuk oyuncağı çeşidinden tahtadan yaldızlı pul.

3.Nargile lülesine konmak üzere kömür tozundan kurs.

4.Umumiyetle para: Mangır yok; beş on mangır için yüzsuyu dökemem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Para (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money. dough. dingbat. jack. lolly. tin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vurarak ezmek veya parçalamak, kabaca kesip şeklini bozmak; bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iki silindirli ütü makinası; f. silindirli makina ile ütülemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. es veya s) Hindistan'a mahsus yumurta şeklinde ve sarımsı bir meyva, Hint kirazı, .mango, bot Mangifera indica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden taş veya ok atan bir mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal memleketlere mahsus kalın kabuklu ve sulu bir meyva; bu meyvayı veren ağaç, bot. Garcinia mangostana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mangrov, tropikal kuşaktaki kıyı ve bataklıklarda yetişen bir bitki cinsi, bot. Rhizophora mangle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyuz, uyuz gibi olan; perişan, pis, iğrenç, tiksinti veren. manginess i. uyuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kabaca itmek; kaba kuvvetle itip kakmak; makina kullanmadan kaba kuvvetle kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manhattan adası; viski ve vermutla yapılmış bir içki. Manhattan District atom bombası. planının şifreli ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeraltına inip boru veya kablo onarımı yapmak için caddelerdeki yuvarlak ve üstü kapaklı delik, baca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkeklik, yiğitlik; erkeklik hali veya çağı; insanlık. manhood suffrage bütün ergin erkeklerin rey verme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir insanın bir saatlik çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). İptilâ, hastalık ve delilik derecesinde düşkünlük, düşünce saplantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «men» den if.) (mü. mânia). Men’ eden, bırakmayan, engel olan, bir işin yapılmamasına sebep olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Türk Halk şiir ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstacle. hindrance. impediment. crimp. disincentive. slashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impediment. stop. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. impediment. mania. hindrance. prevention. obstacle. obstruction. check. objection. stop. clog. let. ditty. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder of Manichaeism, a Gnostic religion with Zoroastrian elements, considered an arch-heretic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A jewel, gem, precious stone; especially a pearl bead or other globular ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATM Multiplexer and Network Interface Module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

EN money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معنی] engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to obstruct. to prevent. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

engel olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mânâlı, mânâsı güzel ve ehemmiyetli: Mânt-dâr bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mevânt).

1.Men eden şey, engel, özür, mâzeret: Mevânli açıkça söylemelisin.

2.Zorluk (bu mânâ ile başlıca cam’i kullanılmıştır): Birçok mevânle tesadüf attim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Violent derangement of mind; madness; insanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Excessive or unreasonable desire; insane passion affecting one or many people; as, the tulip mania. an irrational but irresistible motive for a belief or action a mood disorder; an affective disorder in which the victim tends to respond excessively and so

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. obstacle. barrier. hindrance. impediment. handicap. stop. check. snag. let. jump. molehill. clock. wall. backset. barrage. bar. boom. barricade. gate. shield. hub. kerb. curb. cut-off. hurdle. traverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mania or manic episode often begins with a pleasurable sense of heightened energy, creativity, and social ease; feelings that without proper medical treatment can quickly escalate out of control into a full-blown manic episode People experiencing mania ty

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A period that lasts at least 2 days where a consumer experiences racing thoughts, euphoria , poor safety, poor judgment and wild spending Can also include auditory hallucinations, visual hallucinations, and/or delusions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An excited mood characterized by mental and physical hyperactivity, disorganization of thoughts and behavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symptom of Bipolar Disorder in which the patient feels an emotional high, becomes very impulsive and has physical overactivity. emotional state characterized by euphoria, inflated self-esteem, hyperactivity, agitation, racing and confused thoughts and s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In John Lee's typology of love, obsessive love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disturbance of mood in which the individual experiences a euphoria characterized by unrealistic optimism and heightened sensory pleasures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مانعه] engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek asırı merak: bibliomania i. kitap düşkünlüğü. kleptomania i. hırsızlık hastalığı. megalomania i. büyüklük kuruntusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla düşkünlük, iptilâ, merak, mani; manya denilen bir çeşit delilik, cinnet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çılgın, deli; i. manyak kimse, çıldırmış kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgıni deli. maniacally z. delice, çılgınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Mâniası olan: Mânialı arazi. 2.Bir spor yarışması: Mânialı koşu vs.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. M.S.

3.ve

5.yüzyıllar arasında rağbet bulan ve Zerdüştlük mezhebinden esinlenip hem Allaha hem Seytana inanan bir mezhep; s. bu mezhebe ait. Manich(a)eism i. bu mezhep ve inançları.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. el ve bilhassa tırnak tuvaleti; manikürcü; f. manikür yapmak. manicurist i. manikürcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

significant. meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معنی دار] anlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (Fr. manlfactura). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünlarl: Manifatura mağazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Manifatura çeşidindan dokuma vesair fabrika ürünlarl satan tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünleri satan tacirin ticarati: Manifaturacılık odiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manifesto, kaptan tarafından gümrük idaresine gemideki malları bildirmek üzere verilen liste, gümrük beyan namesi, yük senedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikar, belli, açık, meydanda olan. manifestly z. açıkça, aşikar olarak. manifestness i. açıklık, aşikarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açıkça göstermek, belirtmek, izhar etmek, ispat etmek; manifestoda göstermek; kendini belli etmek, kendini göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tezahür, görünme, belli olma; meydana koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. ticaret). Fabrikadan tüccara gönderilen malın cins, miktar ve değerlerini gösteren beyanname. Manifesto memuru = Tüccarın bu kâğıtlarına bakmak görevini yapan gümrük memuru.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. manifesto

bildiri

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest. waybill. shipping bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public declaration, usually of a prince, sovereign, or other person claiming large powers, showing his intentions, or proclaiming his opinions and motives in reference to some act done or contemplated by him; as, a manifesto declaring the purpose of a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's manifest. bill of loading. ocean manifest. shipping bill. waybill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a public declaration of intentions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. toes) tebliğ, bildiri, umuma hitap eden beyanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. türlü türlü, pek çok, değişik, çeşit çeşit; i teksir edilmiş kopyalardan biri; mak. birkaç ağızlı boru, taksim borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makina ile kopyalarını çıkarmak (mektup); teksir etmek, çoğaltmak. manifolder i. teksir makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. denizcilik). Gemilerde anbarlara, makine ve ateş yerlerine hava varmeye mahsus bezden baca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manken, insan şekli; anatomi modeli; adamcık, ufak adam, cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. manucure). El tırnaklarının astetik bakımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manila, Filipin adalarının başşehri; Manila keneviri; Manila purosu. Manila paper Manila kenevirinden Yapılmış sağlam ambalaj kağıdı Manila rope. Manila kenevirinden yapılmış halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manyok, bot. Manihot utilissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Telgrafçılıkta mors İşaretlerini alıp vermede kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A division of the Roman army numbering sixty men exclusive of officers; any small body of soldiers; a company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally, a napkin; later, an ornamental band or scarf worn upon the left arm as a part of the vestments of a priest in the Roman Catholic Church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is sometimes worn in the English Church service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sending key. signalling key (of a telegraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A liturgical napkin The maniple is worn draped over the celebrant's arm. or fanon, or fanelle The glorified handkerchief worn on the left wrist of the Priest, Deacon, and Subdeacon Unique to the Western Rite Often attaches with a pin to the cuff or sleeve

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass Messuage Misericord Missal Moralia in Job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vestment worn on the left wrist to signify the Office of Deacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A band worn over the left arm of the celebrant It represents the cord with which Christ's hands were bound by the Roman soldiers It is a small edition of the stole in form, color, and adornment. item of mass vestments; rectangle of fabric worn fastened to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Roma ordusunda altmış veya yüz yirmi erden ibaret bölük; ayin esnasında bazı papazlann sol kolları üzerinde taşıdıkları bir çesit enli şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. el ile işletmeye ait; eski Roma ordusunda altmış veya yüz yirmi erden ibaret olan bölüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulation

yönlendirme

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. el ile işletmek, hünerle işletmek veya yapmak, ustalıkla idare etmek, manevra yapmak; hile karıştırmak. manipula'tion i. el ile işletme, idare; manevra, dalavere, hile manip'ulative, me nip'ulatory s. el ile işletme kabilinden; dalavereci manip'ula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Manipleyi kullanan kimsa.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulateur

yönlendirici

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). İki tarafı ikişer dilli makaradan donatılmış büyük palanga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit yankasiclllk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'daki kızılderili kabilelerinden birinin inancına göre hayat ve doğayı idare eden ruhlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (i. manivella). Ağırlık kaldırmak İçin bir ucunun yakınında dayanağı olan, diğer ucu harekata geçirilen kol.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. manovella

kaldıraç

Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever. tappet. crank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever. crank. lever arm. tipping. cantilever. crow. handspike. lifter. pinch bar. heaver. handspoke. ripper. pry bar. pry. break jack. link. tapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Halka, daire.

2.Halka şaklinde toplanıp oturmuş adamlar: Gemicilerin karavana başına manka olmaları. Manka olmak = Toplanıp avcimen oturmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de «man» ve «mank» iri ve kocaman demektir).

1.Koca kafalı ahmak, alık, sersem: Mankafa adam.

2.Şiddetli ve müzmin sakağıya uğramış (beygir): Bu at mankafa olmuş.

3.İri, battal: Mankafa karpuz. Mankafabalığı = Bir balık cinsi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. stupid. thickheaded. blockheaded. dozy. booby. dunce. blockhhead. obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockheaded. stupid. blockhead. chump. dim. dolt. opaque. purblind. thick. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alıklık, sarsemllk. Ar. gabâvet.

2.Beygirde şiddetli bir hastalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mangal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nakl.den imef.) Mangal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyuk oyuk bir çeşit oyun tahta».

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. Ressam ve heykeltıraşların model olarak kullandıkları insen veya hayvan şeklinde, türlü biçimlere sokulabllen kalıp.

2.Terzilerin elbise prova etmek veya sergilemek için kullandıkları insan biçiminde kalıp.

3.Moda evlerinde elbiseleri alıcılara göstermek işiyle görevli kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. manikin. mannequin. dummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. model. dummy. mannequin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mannequin. fashion model. lay figure. manikin. dress- stand. dressman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşeriyet, insanlık; insanoğulları; erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mangır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkeğe yakışır, erkekçe, erkek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkekçe, erkek vasıflarına haiz: mert, yiğit. manliness i. yiğitlik, mertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insan tarafından meydana getirilen veya yapılan, suni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kudret helvası; ruhani gıda; dişbudak gibi ağaçlardan sızan koyu ve tatlımsı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hal ve hareket tarzı, tavır; âdet, usul; çeşit; çoğ. görgü, terbiye, her zamanki konuşma ve hareket şekli, tavır ve hareket; üslup, tarz. all manner of her seşit. by all manner of means muhakkak, her halde. by no manner of means katiyen, asla. He

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muayyen üslup veya hareket tarzı olan; yapma tavırlı. ill-mannered terbiyesiz. well-mannered nazik tavırlı, terbiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi bir tavır ve harekete fazla bağlı olma; yapma tavır; sanatta bir uslubu aşırı derecede kullanma. mannerist i. bir üslubu fazla kullanan sanatkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. terbiyeli; z. nazikçe. mannerliness i. görgülülük, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkek gibi (bilhassa kadın), erkeksi; erkeğe yakışır, erkekçe. mannishly z. erkek gibi. mannishness i. erkek gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. maneuver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. magnolla). Kalın yapraklı ve İri çiçekli meşhur bir ağaç ki, süs için bahçelerde yetiştirilir: Manolyanın çiçekleri güzel kokuludur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Frans.) (Kadın İsmi) - Manolyagillerden. Beyaz renkli ve güzel kokulu çiçekleri olan, süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaç ve bu ağacın çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya. Örnek bitkisi manolyadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manometre, basıölçer. manomet'ric(al) s. manometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tazyik, basınç ölçen Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manomètre

fiz. basıölçer

Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer basıölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer. pressure gage. pressure gauge. wind gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. malikâne; tımar, zeamet. manor house malikane konağı. manor'ial s. malikaneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan kuvveti; işçi sayısı, personel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. (mesleğinde) gayretli fakat başansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mansıb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. tepesi az meyilli eteği daha dik çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. menservants) uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headline. heading. streamer headline. streamer. cuff. wristband. caption. frill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. headline. caption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newspaper headline ; cuff. banner headlines. banner headline. catch line. head. masthead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasbi dan im.) (c. manâsıb).

1.Nasb ve tayin olunacak yer, büyük görev, makam, mevki. 2.Bir ırmağın denize veya bir çayın ırmağa döküldüğü yer, ağız, kavşak: Sakarya’nın, Menderes’in mansıbı; manâsıb-ı Ntl.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصب] devlet memuriyetindeki makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mansıp ve görevde bulunan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منصبدار] makam sahibi devlet memuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük ve güzel ev, kaşane; eskiden malikane konağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir eserin değerli diye anılması veya bir mükâfatla, değerlendirilmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adam öldürme, insan katli; huk. önceden tasarlamadan adam öldürme, kasıtsız katil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasıtsız adam öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Kadınların kışın sokakta, ellerini içine sakladıkları iki tarafı açık, kürkten yapılma torba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muff. coupling. sleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muff. coupling. sleeve coupling. brushing. clamping sleeve. rubbing leather. nipple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâyin edilmiş, atanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski yumuşak huyluluk, munislik, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir Ahenk (düzen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nusret» den İmef.) (mü. mansûre). Allah’ın Inayetiyle galip ve muzaffer olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصور] Tanrı’nın yardımıyla zafer kazanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardım olunmuş, Allah’ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2.Türk musikisinde bir düzen. 3.Bir ney çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mansur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (yeni kelime). Allah’ın Inayetiyle galip ve muzaffer olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nass» dan imef) (mü. mansûsa). Kur’an’da açıkça söylenen, hakkında Ayet-i kerime olan: Şarabın hartm kılınması mansûstur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Akmenekşe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., manta ray biyol. tropikal sularda yaşayan ve altı metre kadar eni olan bir cins balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zihniyet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mentalité

anlayış

Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. R. Y.).

1.Topraktan çıkan veya karanlık ve rutubetli yerde yetiştirilen ve tuzla tavada pişmişi veya etlisi yanen bitki. Çeşitleri çoktur: Ak, . kızıl mantar; kuzugöbeği mantar. Keçlmantarı = içi tuzla dolu bir küçük topcuk ki, çayırlarda olur.

2.Bir cins meşe ağacı kabuğundan çıkan yumuşak bir madde ki, şişe, fıçı vesaire tıpası yapılır ve batmamak için balıkağının köşelerine ve bu gibi şeylere takılıı

3.Umumiyetle tıpa: Mantarını attı. Mantar atmak = mec. Yalan söylemek. Mantar gibi = Aldatmak, hileyle kandırmak. Mantara bastırmak = I. İlk mânâsından alınarak; pek çabuk yetişen şey. İkinci mânâsından alınarak; çürük şey. Mantar meşesi = Kabuğu mantar gibi kullanılan meşe çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. fungal. corky. fungoid. fungous. mushroom. cork. fungus. athlete's foot. blight. myco-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fungus. mushroom. cork. bottle cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. fungus. mushroom. toadstool. bottle cork. blight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fütr): Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayiide kullanılanlar vardır. Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve 13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir hif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerimtırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür. Kullanıldığı yerler: Etin yerini tutar. Protein değeri etten fazladır. Yorgunluğu giderir. Düşünme ve öğrenme yeteneğini geliştirir. Kansızlığı giderir. Bedenin gelişmesinde yardımcı olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Mantar yedikten bir süre sonra; şiddetli karın ağrısı, bulantı veya kusma, şiddetli derecede susama, vücutta soğuma ve morarma veya ishal görülürse, mantar zehirlenmesinden şüphe edilir. Bu durumda yapılacak ilk iş; hastayı kusturmaktır. Sonra gerekiyorsa, sunni solunum yaptırılır. Ağır vakalarda, hastayı mutlaka hastaneye götürmek gerekir. Aksi halde 48 ile 72 saat arasında ölümle sonuçlanabilir. Hafif vakalarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, limon suyu, su.

Hazırlanışı : 2 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 su bardağı limon suyu ve 1 su bardağı su konur. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Klorofilsiz, İlkel bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. botanik). Hücre zarlarının mantar özü karışmasıyla geçirimsiz hâle gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mantarı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şömine rafı ve kenarları. mantelpiece i. şömine rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa manto; topçuları muhafazaya mahsus top kalkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kıymalı yufka yemeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanet veya peygamberliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nutk»dan).

1.Söz, kelâm, nutuk, Fars. suhan. Mantıku’t-tayr = Kuş sözü, kuş dili. 2.ilimler felsefesi.Makul ve mantıklı düşünme kabiliyeti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic. reasoning. logic. reason. rationale. rationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic. rationale. reason. sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic. sense. good judgment. emotional appeal. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقا] mantık bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Mantığı her türlü felsefenin aslı sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mantıkıyye).

1.Mantık ilmine ait.

2.Kaidelerine uygun, mâkul söz: Mantıki söz. (i. A. c.) Mantıkıyyûn = Mantık ilmi bilginleri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقی] mantıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقيون] mantıkçılar, mantık bilginleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logical. reasonable. plausible. common-sensical. just. legitimate. level. level-headed. likely. rational. sensible. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conservative. feasible. hardheaded. legitimate. likely. logical. lucid. mature. philosophical. prudent. rational. sane. sensible. valid. wise. reasonable. level-headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logical. very sensible. fly in the face of. levelheaded. rational. realistic. reasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. unreasonable. absurd. senseless. illegitimate. implausible. impractical. inadvisable. inconsequent. inconsequential. injudicious. insensate. irrational. opaque. preposterous. unconscientious. unconscionable. unreasoning. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagant. fallacious. gratuitous. illogical. impractical. imprudent. injudicious. irrational. nonsensical. preposterous. unadvised. unreasonable. unreasoning. vacuous. wanton. inconsequent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. brutish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. extravagance. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of sense. inconsequence. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şal; kısa manto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemi serenlerini direklere asılı tutan zincir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Canfesten kalın bir cins eski ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). matematik). Bir sayının logaritmasının ondalık kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., praying mantis peygamber devesi, zool. Mantis religiosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. mantis, bir logaritmanın ondalık kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kolsuz manto; örtü, örten şey; midye gibi kabuklu su hayvanlarını örten iç deri; lüks fitili, lüks gömleği; jeol. yer kabuğu ile yerözeği arasında kalan bir katman. mantled s. örtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. manteau). Üstlük elbise, palto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. overcoat. cloak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. mantle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Manteau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. cloak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a horizontally oriented chimney-like structure, usually of replacement mineralization. a horizontal ore vein; a cloak or bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. kimya). Nane ruhundan çıkarılan kokulu bir madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 17. yüzyılda kadınların giydiği bol manto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nutk» dan İmef.) (mü. mantuka).

1.Söylenmiş, denilmiş, Fars. güfte.

2.Söz, Ar. kelâm, nutuk.

3.Mefhum, mânâ.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ele ait; el ile yapılan veya idare edilen; i. bir ilmin veya bir sanatın esaslarını toplayan küçük kitap, elkitabı; ask. talimname, kılavuz; müz. orgda tuş tertibatı, klavye. manual alphabet parmak hareketleriyle şekil verilen sağır-dilsiz alfa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manuel

1. el kitabı,

2.elle.

1. Herkesin kolaylıkla yararlanması için herhangi bir konuda, pratik amaçlarla hazırlanan kitap.

2.Elle yapılan.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu işlev ile müzik parçaları kademeli olarak başlar (fade in) ve kademeli olarak biter (fade out).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel kontrol düğmeleri, kullanıcıya odak, pozlama ve diğer fotoğraf makinesi ayarlarının belirlenmesinde büyük bir esneklik tanır. Bu sayede, daha yaratıcı çekimler yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel mod, fotoğraf makinesinin diyafram açıklığı ve enstantane ayarları üzerinde tam kontrole sahip olmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızı, diyafram açıklığı, ISO ve diğer makine ayarlarının kullanıcı tarafından yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. imal, yapma; mamulat; f. imal etmek, yapmak; yalandan icat etmek, uydurmak. manufacturer i. fabrikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) serbest bırakmak, azat etmek (köle). manumis'sion i. azat etme; azat edilme, serbest bırakılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gübre; f. gübrelemek. artificial manure suni gübre. barnyard manure ahır gübresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. manus) anat. el; ön ayak; Roma hukukunda kocanın kansını idare etme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (kıs. MS, çoğ MSS) bir eserin metni, müsvedde; el yazması kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İngiltere'nin batısında bulunan Man adasına mensup; i. Man dili. the Manx Man ahalisi. Manx cat kuyruksuz bir çeşit kedi. Manxman i. Man adası yerlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (more, most) çok, sayıca çok, bir hayli; i. bir çoğu. the many halk yığınları. many-colored s. çok renkli, rengarenk. many-sided s. çok cepheli, kanşık. many a time çok kere, çoğu zaman. a good many birçok, hayli. a great many pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.) (tıp). Merak, delilik, pek fezla düşkünlük, ibtilâ. Manya-i vatan = Şiddetli vatan hasretinden doğan hastalık: Dâussıla, nostalji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Manyaya uğramış ruh hastası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alamanadan küçük, balıkçı kayığı.

2.Bu kayıklarla atılıp, karadan çekilen küçük ağ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen büyük bir ağaç (manlhot utllissima).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mıknatısla alâkalı, mıknatıs özelliği bulunan. Manyetik alan = Bir mıknatıs Kuzey Kutbundan (N) çıkıp dağıldıktan sonra, tekrar toplanarak Güney Kutbundan (S) içeri giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Mıknatıs özelliğine sahip tabiî demir oksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.).

1.Bir mıknatıs alanındaki fizik hadiselerini sağlayan kuvvet.

2.Telkin ve hipnoz olayları ile bunların nazariyelerine verilen ed.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. fizik), içinde bir mıknatıslı demir bulunen ve elektrik üretmekte kullanılan makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magneto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magneto. hand generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. kimya). Hekimlikte barsak gazlarına karşı kullanılan tadsız magnezyum oksidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan im.). Görünen yer, görünüş. Kerîhü’l-manzar = Görünüşü çirkin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منظر] seyir yeri. 2.görünüş. 3.yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nazar» dan im.) (c. menâzır).

1.Bakılıp seyrolunan yer, gözün aldığı yerlerin görünüşü ve şekil.

2.Böyle bir yeri veya birtakım yerleri tasvir eden resim, Fr. paysage. (c.) (geometri ve resimde) Çeşitli cisimler ve maddelerin bulundukları yerlerin yakınlık, uzaklık ve durumuna göre gösterdikleri çeşitli şekiller: Resimde en fazla menâzıra dikkat etmek lâzımdır. Fenn-I menâzır = Fr. Perspectlve.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenic. view. sight. panorama. landscape. spectacle. scene. scenery. lookout. paysage. prospect. raree show. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prospect. scene. scenery. sight. spectacle. view. panorama. outlook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landscape. scene. scenery. view. prospect. appearance. aspect. outlook. sight. tableau. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منظره] görünüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MANZUM) (i. A. «nazm» dan İmef.) (mü. manzOme).

1.Nizâmına konmuş, tanzim olunmuş, nazmedilmlş, düzenlenmiş, muntazam, sırasına girmiş.

2.Nazım halinde yazılmış eser, Fr. pofeme.

3.Estetik değeri haiz olmayan, şiir sayılmayan, vezinli ve kafiyeli söz.

4.(fizik) Elektrik elde etmek İçin yapılan sistem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written in verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منظوم] nazmedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منظومات] manzumeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poem. a piece of verse. system. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منظومه] dizilmiş. 2.vezinli söz, şiir. 3.sistem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nazar» dan imef.) (mü. manzûre).

1.Bakılan, nazar olunan: Manzûr-ı Alîleri buyurulmak üzere sunuldu.

2.Nazarda bulunan, teveccühe mazhar olan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منظور] bakılan. 2.dikkat çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, göze çarpmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Manzur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) nişancı . marksmanship i. nişancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معصومانه] masumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zulüm görmüş adama lâyık bir suretle: Yaralı, mazlûmâne şikâyet ediyordu.

2.Sessizce, sükûnetle: Pek mazlûmâne bir tavrı vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مظلومانه] mazlumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Büyüklük, kendini büyük görme hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mégalomani

tıp büyüklük hastalığı

Kendini olduğundan daha büyük ve önemli görme, gösterme hastalığı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. büyüklük kuruntusu, megalomani. mega lomaniac i. büyüklük veya büyük şeyler delisi, megaloman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sığınacak yer, Ar. melâz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belinden asağısı balık şeklinde olan efsanevi deniz adamın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyoncu, tellâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eve gelip konan adam, konuk, misafir: Bize mihmân oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان] konuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Misafir kabûl eden; bir misafirin konduğu evin sahibi: Mihmândârımız bize çok ikrem etti. 2.Kendisine bir misafir verilmjş veya bir misafiri ağırlamaya memur edilmiş adam: Kendisi prensin mihmân-dârı idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mihmandarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mihmân = misafir, nevâhten = okşamak). Misafirlere iyi muamele, iltifat ve ikram eden, konuksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mihmân = misafir, perverden = beslemek). Misafirleri kabûl edip ikram eden, kapısı misafirlere açık olan: Türkler pek mihmân-perver olurlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hâl. F ). Misafirleri kabûl edip kendilerine ikram ederek veya böyle yapan adama lâyık surette: Bizi mihmân-perverâne kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirleri iyi kabûl etme, misafirlere ikram eden adamın hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirlerin ağırlandığı daire, misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host or hostess (who looks after an important foreign guest for the governm. courier. host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Evinde misafir bulunan ve bir misafir kabOl etmiş adamın hâli: Bize beş gün mihmandarlık etti. 2.Bir resmî misafiri ağırlamaya memur olma: Filân prense mihmandarlık etmişti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان نواز] misafirsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) misavirseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان نواز] misafirsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Misafirseverlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان سرا] misafirhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., tar. her an savaşa hazır gönüllü asker; yeraltında saklanan kıtalararası roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek, idare edememek. mismanagement i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb yalnız bir konu hakkında saplantı ile kendisini gösteren akıl hastalığı, sabit fikir, saplantı; delice merak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sabit fikir delisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Morfin müptelâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatman; makinist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «men» den masdar). Engel olma, karşı durma, razı olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularly. steadily. in an orderly way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظما] düzenli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cömert adama, velinimete yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRÜR-I ZAMAN) (I. A. F.). Zaman aşımı. (bk.) Mürûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müslüman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSLİMAN) (hi. F. Arapça: «Müslim» den).

1.İslâm dinine mensup, müslim.

2.mec. Doğru: Müslüman adam, Müslüman sözü.

3.mec. Dindar, Müslüman adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslim. moslem. mohammedan. mahometan. mussulman. muslim. moslem. mussulman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohammedan. moslem. muhammadan. muslim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.islâm dini tarz ve usûlünde.

2.Doğru şekilde: Müslümanca söz, hareket.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.islâm dini: Müslümanlığı iyi bilir.

2.Doğruluk, dürüstlük: Bu ettiğiniz Müslümanlık mı?

3.Dindarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islamism. mohammedanism. mahometanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a muslim. islam. islam İslamiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. (çoğ. -mans) Müslüman, islam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki delisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki deliliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممانعت] engelleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرور زمان] zamanın akışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلمان] müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Pişmân olarak, pişmanlıkla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. narkotik tiryakiliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Moğ.) (Erkek İsmi) - Sekiz. Batı Moğolistan’da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defayüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defayüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur.yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünküyüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancakyüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölülerle haberleşerek fala bakma; sihirbazlık, büyücülük. necromancer i. büyücü, sihirbaz. necroman'tic s. büyücülük yapan; büyü kabilin- den; şaşılacak, harikulade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nerim). - Rüstem’in dedesi olan Şam’ın babası.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete yazarı; gazete sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

adlar dizgesi

Belli bir alan için bağlayıcı olan adlandırmaların bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Normandiya'ya veya Normandiyalılara ait; (i.) Normandiyalı kimse; Normandiyalıların konuştuğu Fransızca lehçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Nûmân-ı berrî = Gelincik çiçeği. Nûman çiçeği = Osm. Şakaik-ı nûmâniyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kan. 2.Gelincik. Hanefi Mezhebi’nin imamı, Nu’man b. Sabit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şakaik-ı nûmâniyye = NÜmân çiçeği, (bk.) Şakayık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kadınlarda hastalık şeklinde cinsel ilişki arzusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sifir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Artık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam, iyi yürekli, dost kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ok gibi hızlı, güçlü kimse. 2.Okçu. Kemankeş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Öğretmenlik göreviyle üniversitelere dışarıdan alınan kimse, Fr. lecteur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. lecturer. prelector. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer. lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. lecturer in a university. lector. lecturer. training instructor. university lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okutan, öğreten, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lectorhsip. lectureship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arap yarımadasında Umman ülkesi. Gulf of Oman Umman körfezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ombudsman

huk. kamu denetçisi

Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halkın şikâyetlerini takip eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüya vasıtasıyle falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçları çok, ağaçlık yer, büyük koru: Orman kolcusu. Balta girmemiş orman = İnsan girmemiş, ağaçları birbirine karışmış ve hiç kesilmemiş orman. Orman kebabı = Bir çeşit et yemeği. Orman kibarı =

1.mec. Ayı.

2.mec. Kabalığını, hantallığını üstünden atamamış kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sylvan. forest. woods. jungle. forestry. hurst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sylvan. forest. woods. jungle. forestry. hurst. thicket. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forest. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jungle hen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jungle hen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman memuru, korucuların başı, müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forest ranger. forester. forest ranger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forestry. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forestry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman gibi çokça ağaçları olan yer, sık çalılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooded. woody. thickly wooded. covered with trees. woodland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily forested. thickly wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir tür kuş ya da ejderha. 2.Hz.Muhammed (s.a.s)’in damadı ve Hz.Ömer’den sonra devlet başkanı olan III. halife. 3.Osmanlı devletinin kurucusu, Osman Gazi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Osmâniyye). I. Sultan Osman’a ait: Hânedân-ı Osmanî, Devlet-i Osmâniyye.

2.Osmanlı devletine ait: Târîh-ı Osmânî, Asâkir-i Osmâniyye, Memâlik-i Osmâniyye.

3.Osmanlı (Türkiye) Türkleri’ne ait: Lisân-ı Osmânî, lugat-i Osmâniyye. Nişln-ı Osmânî = Osman Gazi adına Sultan Abdülaziz tarafından ihdâs olunmuş nişan ki, Nişân-ı Mecîdî’den yüksek ve Nişân-ı Imtiyaz’dan sonraydı; değişik rütbeleri vardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. c.). Osmanlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman. ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman. ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkiye musikisi. Batı Türkleri’nirı san’at musikisi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.I. Osman’ın kurduğu devlete mensup: Osmanlı dili, Osmanlı devleti, Osmanlı askeri, Osmanlıların ahlâkı.

2.mec. Cesur, cömert, mert, baba karakterli: Osmanlı adamdır, tam Osmanlıdır.

3.Eskiden paşalar maiyetinde bulunan.

4.Tavla oyununun bir çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Osmanlılara ait: Osmanlıca dil, kıyafet.

2.Osmanlılar’a mahsus tarz ve usulde veya bunların dilinde: Osmanlıca söylemek, yaşamak, oturmak. Osmanlı dili, Osmanlıca = Batı Türkçesi,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ottoman turkish language. ottoman turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman Turkish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ottoman turkish language. ottoman turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman Turkish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Osmanlı olma mec. Cesaret, mertlik, cömertlik; O adamın Osmanlılığı inkâr olunamaz.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. divan; arkasız minderli iskemle; fitilli bir çeşit ipekli veya yünlü ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (çoğ. -mans) Osmanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görüş, düşünce sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğit olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Bir şeyi çok isteyen. 2.Pişmanlık duyan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Panamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. dressing for a wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing a wound. dressing for a wound. dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr).

1.Yara bakımı, yaranın temizlenip ilâçlanması.

2.Vücudun herhangi bir yerini, tedavi maksadıyle alkol, sıcak su, soğuk su vs. ile belirli bir süre ıslak tutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde pas denilen lekeler yapan bir mantar takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) yazar, muharrir, hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yazı yazma sanatı; el yazısı, hattatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteri, temsil; eğlence programı; iş, fiil, amel; eser; huk. ifa, icra, yerine getirme, yapma, çalışma, işleme. benefit performance yardım için yapılan gösteri veya temsil. first performance gala. put up a good performance başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. performance

başarım

1. Kişinin yapabileceği en iyi derece.

2.Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli, daimi, aynı halde veya vasıfta kalan. permanent press ütü istemez. permanent wave permanant, bozulmayan. ondule permanence, -cy i. süreklilik, devam, sebat, istikrar. permanently z. sürekli olarak, daima, her zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Mikrop öldürücü bir madde olan potasyum permanganatının kısa adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. permanganat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Geri kalmış, geride bulunan.

2.Artmış, artık, bakıyye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim, pişman, (bk.) Pişman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشيمان] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پس مانده] arta kalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anlaşma, yemin. Peymân-şiken = Yeminini bozan, sözünde durmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yemin, and, ahd.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadeh, şarap bardağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيمانه] kadeh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Büyük kadeh, şarap bardağı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargılı asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim. Pişman olmak = Nedâmet getirmek. (bk.) Peşîmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretful. sorry. penitent. repentant. contrite. remorseful. rueful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrite. penitent. remorseful. repentant. regretful. sorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorry. regretful. remorseful. penitent. contrite. hot under the collar. repentant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. repent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret sth / having done sth. to feel remorse for sth / having done sth. repent. rue. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir çeşit keten helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy made of sugar. oil and flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişman olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitential. regret. contrition. penitence. angst. compunction. remorse. repentance. ruefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction. contrition. penitence. regret. remorse. repentance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitence. regret. remorse. compunction. contrition. qualm. repentance. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( argo) seyyar satıcı, işportacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden ocağı işçisi; krank mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sivil polis; detektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yatırım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. placement

ekon. yatırım

Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

placing. investment. investing of money. placement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saban süren kimse; köylü, rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. polis ,zabıta memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden hastalığa karşı kullanılan baharatlı top; karanfil içine batırılmış elma veya portakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -eaus, - eaux) İng. bavul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şapka, palto gibi şeylerin asıldığı duvar askısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat stand. hallstand. hall tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat stand. coat hanger. hat stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hallstand. hatstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postacı, posta müvezzii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basımcı; İng. gazeteci, muhabir; ütücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pullman car tic. mark. rahat koltuklu lüks vagon; yataklı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşe bakma suretiyle falcılık. pyromantic s. bu çeşit falcılığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasten yangın çıkarma deliliği, piromani, pyromaniac i. piroman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört ayağı el şeklinde olan; dört elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acıyıp esirgeyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahmet» ten). Rahmeti bol (yalnız Allah hakkında kullanılır ve Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رحمان] merhametli Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün canlılara merhamet eden, koruyan. Kur’an-ı Kerim’de 55’ten fazla yerde zikredilmiştir. Yine Kur’an-ı Kerim’in 55.suresinin adıdır. - Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak isim olarak kullanılır, (bkz.Abdürrahman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahmâniyye). Rahmân’e, Allah’a ait, zıddı: şeytânî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, kutsal, Allah’a özgü.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. remboursement

tic. geri ödeme

Alınan bir borcun ödenmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Verim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rendement

verim

Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

output. yield. production. profit. efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficiency. output. yield. production. capacity. annual output. commercial efficiency. labo u r performance. make. spoils. useful work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tekrar Yazılabilir Tüketici Zaman Kodu, resimlere, çekildikçe otomatik olarak numara verir. 8 mm ve Hi8 videolarda kodlama içinde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri göndermek, iade etmek; bir mahpusun sorgusunu tamamlamadan başka soruşturma yapılmak üzere kendisini hapishaneye iade etmek; i. geri gönderme, bir mahpusu hapishaneye iade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. azar, paylama, tekdir; f. azarlamak, tekdir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic strip. strip cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İp, halat, resen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Çok uzun hikâye.

2.Roma dili ve kültürü ve bu tarzla ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel. fiction. rom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to Rome, or the Roman people; like or characteristic of Rome, the Roman people, or things done by Romans; as, Roman fortitude; a Roman aqueduct; Roman art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the Roman Catholic religion; professing that religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upright; erect; said of the letters or kind of type ordinarily used, as distinguished from Italic characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Expressed in letters, not in figures, as I., IV., i., iv., etc.; said of numerals, as distinguished from the Arabic numerals, 1, 4, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native, or permanent resident, of Rome; a citizen of Rome, or one upon whom certain rights and privileges of a Roman citizen were conferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman type, letters, or print, collectively; in distinction from Italics. a typeface used in ancient Roman inscriptions a resident of modern Rome an inhabitant of the ancient Roman Empire of or relating to or characteristic of Rome ; 'Roman architecture';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiction. novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a resident of modern Rome. an inhabitant of the ancient Roman Empire. a typeface used in ancient Roman inscriptions. relating to or characteristic of people of Rome; 'Roman virtues'; 'his Roman bearing in adversity'; 'a Roman nose'. of or relating to or c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Commonly refers to the upright version of a face within a font family, as compared to the italic version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type face or type style in which the characters are upright Compare italic and oblique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CITIZEN OF ROMAN EMPIRE Rome was the seat of world power Rome had conquered the known world at the time of Christ A Roman citizen had rights in any of its conquered providences For example, a roman citizen had rights in Judea because it was a providence o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unmodified version of a typeface, with no bold or italics applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, normal-weight typeface, whether serif or sans-serif, oldstyle or modern. the opposite of italic; also used as opposite of boldface, but not at GTS.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe letters written in an upright style, as differentiated from an Italic style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright letter, as opposed to a sloped, or italic, letter The term also describes a style of type based upon Italian manuscript hands of the fifteenth century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Noun A citizen of the Ancient Roman Empire, or of such Also a citizen of modern Rome, or of such. type term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Latin alphabet Also used to describe any plain, upright letter Back to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to a font; upright and perpendicular to the baseline to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AD 43 - c 410. indicating a three-suiter;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A typeface, widely used in printing It is characterised by the presence of serifs on the letters, and by the vertical lines being slightly thicker than the horizontal lines. type which is not italic or bold, e g like this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Roma'ya veya Romalılara ait; Roma mimarisine ait; gen. k.h. Latin harflerine ait; i. Romalı; gen. k.h. Latin harfleri; çoğ. Kitabı Mukaddeste Resul Pavlus'un Romalılara yazılmış mektubu. Roman candle havan maytabı. Roman Catholic Katolik. Roman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. gerçek kişi veya yerlerin uydurma isimlerle gösterildiği roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aşk macerası; romantik aşk; romantiklik; çekicilik, cazibe; maceraperestlik; aşk destanı; macera romanı; ortaçağla ilgili şövalyelik efsanesi; martaval; müz. romans; f. macera romanı yazmak; romantik hikâye söylemek veya yazmak, hayali düşünceler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Latince kökenli (İtalyanca, İspanyolca, Fransızca gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Roman yazarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novelist. novel-writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Roman gibi olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ortaçağ Roman mimari üslubuna ait, Roman; i. Roman mimari tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who adheres to Romanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a New Testament book containing an exposition of the doctrines of Saint Paul; written in AD 58.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir aşk ilişkisiyle ilgili; romantik; romana benzer, hayali. romantically z. romantik olarak. romanticism i. romantizm. romanticist i. ro- mantik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Klasik kaidelerden kurtulmuş, daha çok duyguya önem veren san’at akımına mensup.

2.Bu karakterde olan eser, insan vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. poetic. poetical. escapist. dreamy. starry-eyed. romanesque. romantic. romanticist. poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. romanticist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batı musikisinde klasik devreyi tâkib eden ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). XVIII. yüzyıl sonunda başlayan ve hislere fazlaca yer veren edebiyat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. the romantic movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Çingene; Çingene dili; s. Çingenelere ait; Çingeneceye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Balkanların kuzeydoğusunda bir Latin ülkesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumanian. roumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romania. romanian. rumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Romen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumanian. of Rumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Karadeniz kıyısında, Bulgaristan ile Ukrayna arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 25 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 237,500 km².

Sınırları: toplam: 2,508 km.

sınır komşuları: Bulgaristan 608 km, Macaristan 443 km, Moldova 450 km, Yugoslavya 476 km, Ukrayna (kuzey) 362 km, Ukrayna (doğu) 169 km.

Sahil şeridi: 225 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Orta kısımda yer alan Transilvanya Havzası, Moldova Ovasından Karpat Dağları ile ayrılır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m.

en yüksek noktası: Moldoveanu 2,544 m.

Doğal kaynakları: petrol, kereste, doğal gaz, kömür, tuz, demir, işlenebilir arazi, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %41.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %21.

Ormanlık arazi: %29.

Diğer: %6 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 31,020 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler, heyelanlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 22,364,022 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.21 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.6 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 19.36 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 70.16 yıl.

Erkeklerde: 66.36 yıl.

Kadınlarda: 74.19 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.35 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.02 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 7,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 350 (1999 verileri).

Ulus: Romen.

Nüfusun etnik dağılımı: Romen %89.5, Macar %7.1, Roma 1%.8, Alman %0.5, Ukraynalı %0.3, diğer %0.8 (1992).

Din: Romanya Ortodoksları %70, Roma Katolikleri %3, Diğer Katolikler %3, Protestanlar %6, inançsız %18.

Diller: Romence, Macarca, Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %98.

kadınlar: %95 (1992 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Romanya.

Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Başkent: Bükreş.

İdari bölümler: 40 bölge ve 1 belediye; Alba, Arad, Arges, Bacau, Bihor, Bistrita-Nasaud, Botosani, Braila, Brasov, Bucuresti, Buzau, Calarasi, Caras-Severin, Cluj, Constanta, Covasna, Dimbovita, Dolj, Galati, Gorj, Giurgiu, Harghita, Hunedoara, Ialomita, Iasi, Maramures, Mehedinti, Mures, Neamt, Olt, Prahova, Salaj, Satu Mare, Sibiu, Suceava, Teleorman, Timis, Tulcea, Vaslui, Vilcea, Vrancea.

Bağımsızlık günü: 1881 (Türkiye’den).

Milli bayram: Birleşme Günü (Romanya ile Transilvanya’nın), 1 Aralık (1918).

Anayasa: 8 Aralık 1991.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü),


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumanian. Rumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teftiş polisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. ball bearing. roller bearing. anti friction bearing. cylindrical bearing / roller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romanya. Rumanian i., s. Romanyalı, Romen; Romence; s. Romen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nar meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rümmâniye). Nar çiçeği renginde, (botanik) Fasilet rümmâniye = Nargiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinçli, memnun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادمان] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادمانی] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, neşeli, memnun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شقاءق النعمان] gelincik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uyanık, akıllı kimse. 2.Sessiz sakin kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semender, zool. Salamandra maculosa; ateşte yanmayan efsanevi bir hayvan; sıcağa karşı dayanıklı kimse. salamandrine s. sıcağa dayanıklı; semendere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit küçük kömür sobası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type genus of the Salamandridae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. salle à manger

yemek odası

Yemek yenilen oda.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı, satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcılık, satma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başıboş, serbest, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli tahılların taneleri alındıktan sonra kalan sapları. Saman altından su yürütmek = Hile yapıp, aldatarak asla belli ettirmemek. Samanuğrusu = Gökkuşağı, eleğim sağma, kehkeşan. Samansuyu = Parlak olmayıp, sarımtrak boyaya benzer yaldız. Samankapan — Kehribar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Servet, mal mülk.

2.Rahat, Fars. Arâm, Asâyiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizm merasimlerini yapan din adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw. straw. chaff. hay. fodder. halm. haulm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fodder. hay. rick. straw. chaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw. chaff. hay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سامان] zenginlik. 2.huzur. 3.düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Zenginlik. Rahat, dinç. 2.Düzen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash in the pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin açtığı aylarda görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü kullanmaktır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meşe ağacı kabuğu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış meşe ağacı kabuğu konur. Kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Buruna çekilerek sümkürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay- fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sâmân = servet, rahatlık, sûhten = yakmak). Mal ve mülkü yakıp mahveden: Sâmân-sûr bir yangın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Halkalarına gemi bağlanmak üzere limanda demir atarak duran içi boş ve her tarafı kapalı büyük fıçı: Gemiyi şamandıraya bağlamak; vapur şamandıradadır.

2.Gece kandilinde fitili tutmak üzere yağda yüzen telli mantar parçası: Kandil şamandırası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. ballcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. toilet float. floater. camel. dog. carburetor floating device. mooring buoy. navigation guide. safety buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sâmâniyye) (c. F. sâmâniyân). Sâmân devletine mensup ve bu devletle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Saman renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizme bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orta ve Kuzey Asya’daki bazı kavimlerin ve Türkler’in eski dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiftlikte saman koymaya mahsus büyük anbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. loft. haymow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. haymow. straw house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milky way. the galaxy. galaxy. via lactea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the galaxy gökyolu. hacılaryolu. kehkeşan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the Milky Way. galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneş sisteminin de içinde bulunduğu, yüz milyar kadar yıldızdan meydana gelmiş bir yıldızlar kümesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صميمانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocukların gözlerine kum serpmekle uykularını getirdiği farzolunan peri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azman, İri, kocaman (sarı renkli kedi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hesap uzmanı, muhasebeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. comptroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. bookkeeper muhasip. muhasebeci. treasurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who assays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. controller. government accountant. accounting officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hesap işleriyle uğraşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accounting. bookkeeping. accountantship. audit office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. bookkeeping. accounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. being an account. accounting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimenderes nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda bilgin; iskolastik görüşlü veya eğilimli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) İskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizci, gemici; deniz eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) tohumcu, tohum satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piston ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by