Mane ne demek? | Mane anlamı nedir? | Mane

Mane anlamı nedir?

Mane ne demek?

Mane anlamı nedir?

Mane | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Acemler’e yakışırcasına.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alime yakışır surette: Alimâne bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benzersiz, eşsiz, emsalsiz, (bk.) MAnend, menend.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek inci anlamında. Hz.Ali (r.a.)’nin kızkardeşi ve Rasulullah’ın amcasının kızı olan hanım sahabi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emn’den) (c. emânât).

1.Birine bir şeyi bırakma tevdi etme: Bunu size emanet edeceğim, emanet bırakacağım.

2.Birine emniyet edilip bırakılan şey: Emanetimi iade ediniz.

3.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim: Rüsûmat emaneti, şehremaneti. Allaha emanet olun = Sizi rabbime emanet ederim, Allaha ısmarladık. Emanetullah = Tanrıca emanet Hükmünde vatandaşlar, bilhassa tab’anın himayeye muhtaç olan takımları. Sandık emaneti = Sandık eminliği, sandıkkârlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. trust. deposit. left-luggage office. baggage room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escrow. custody. person or thing entrusted to another's safekeeping. a trust. checkroom for baggage. entrusted to one's safekeeping. charge. check room. consignation. safe custody. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امانت] eminlik. 2.emanet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. consign. entrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. consign. delegate. entrust. to place in escrow. intrust. recommend. commit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emanetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere götürülen eşyayı emanet suretiyle alıp yerlerine teslim eden adam ki, bazen kendisi gidip gelir ve bazen ortağına gönderir: Bursa, izmir emanetçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depository. depositary. trustee. bailee. consignee. depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee. consignee. depository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage checkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere emanet suretiyle gönderilen eşyayı alıp teslim etmek vazifesi: İstanbul ile Bursa arasında emanetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a checkroom attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانت دار] emanetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Emanet yolıyle, emanet olarak: Bunu size emânet veriyorum.

2.Bir resmî daire tarafından bizzat, ihâle şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak: Vilâyetin Aşârı iki sene emâneten, iki sene de ihâleten idare olundu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for safe keeping. on deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on deposit. as a trust. for safekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امانة] emanet olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Emanet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın emaneti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilgili, alâkalı, müna sebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmederek, hâkimlik ve Amirlik tavır ve tarzıyle: Hâkimâne bir tavırla; hâkimâne emrediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakîme lâyık hal ve surette: Hakîmâne tavır ve hal; hakîmâne sözler; hakîmâne hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yumuşak huylu olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Düşmanca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خصمانه] düşmanca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hâtemce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانند] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insancı, merhametli, müşfik, insaniyetli; yükseltici, uygarlaştırıcı. humane letters, humane studies beşeri ilimler, konusu insan olan bilimler. humane society insan veya hayvanları himaye eden kurum. humanely z. insanca, merhametle, şefkatle. hu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fels. her yerde mevcut, hazır ve nazır; dahili, batıni. immanence i. her yerde var olma, içte baki olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli ol mayan, daimi olmayan, devam etmeyen. impermanence i. sürekli olmayış, devam etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalim; ilgisizlik veya bilgisizlikten dolayı başkalanna veya hayvanlara eziyet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Keman ve kemençe yayı.

2.Maskap (matkap) yayı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow for a violin. ship's headrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمان ابرو] kaşı yay gibi olan sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kerem sahibine ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لئيمانه] alçakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gizlice, açıklanmamak şartıyla, ifşâ olunmayacağına itimat ederek: Ifade-i mahremâne; size mahremâne söylüyorum; mahremâne görüştüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yamyam; insan eti yiyen köpekbalığı veya başka hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manej, at eğitimi; bu eğitimin yapıldığı yer; talimli atın yürüyüşü ve hareketleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.At terbiyesi. 2.Atların terbiye edildiği yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manège.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manage. the training of horses. place where horses are trained. horse ride. riding school. horsemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Mânâca, mânâ bakımından.

2.Dolayısıyla, zımnen, doğrudan ve açıktan olmayarak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنا] mana yolu ile. 2.gönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: menend). Benzer, eş, Ar. şebih, nazîr, misi: Onun mânendi yoktur; mânendini bulmak zordur. Bi-mânend = Emsalsiz, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مانند] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benzeyen, benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çog. (eski) Romalılarda ölmüş kişilerin mabutlaştırımış ruhlan; ruh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. manevra; hile, dolap; tedbir; f. manevra yapmak; dolap çevirmek; tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mânâ» dan imen.) (mü. mâneviyye).

1.Mânâya ait.

2.İçe ait, ruha mensup, maddi zıddı. Mânevi evlât = Evlât edinilmiş ve bu şekilde yetiştirilmiş çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. inner. bodiless. unearthly. unworldly. ghostlike. ghostly. incorporeal. intangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaterial. moral. pastoral. spiritual. adoptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. psychological. ghostly. incorporeal. interior. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنوی] anlam ile ilgili. 2.ruh ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. inwardness. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit. morale. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. spiritual things. incorporeal things. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنویات] manaya dayalı şeyler. 2.moral değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mânevi). Mânevi hususlar, (bk.) MAnevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. manoeuvre = el işi).

1.Gidip gelerek yapılan hareket: Demiryolu katarı manevra yapıyor.

2.(askerlik) Talim ve tecrübe için savaş taklidi yapılan hareket.

3.mec. Hile, desise, dolap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manoeuvre. maneuver. shunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manoeuvre. maneuver. gear shift. strategem. marshalling. shunt. switching. shunting. exercise. drill. field practice. evolution. field exercise. fixup. lurk. ploy. red herring. tactic. tactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معصومانه] masumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zulüm görmüş adama lâyık bir suretle: Yaralı, mazlûmâne şikâyet ediyordu.

2.Sessizce, sükûnetle: Pek mazlûmâne bir tavrı vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مظلومانه] mazlumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cömert adama, velinimete yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممانعت] engelleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Pişmân olarak, pişmanlıkla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli, daimi, aynı halde veya vasıfta kalan. permanent press ütü istemez. permanent wave permanant, bozulmayan. ondule permanence, -cy i. süreklilik, devam, sebat, istikrar. permanently z. sürekli olarak, daima, her zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadeh, şarap bardağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيمانه] kadeh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Büyük kadeh, şarap bardağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acıyıp esirgeyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Roman gibi olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ortaçağ Roman mimari üslubuna ait, Roman; i. Roman mimari tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صميمانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediyesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Seman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, cesur erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zulümle yapılan, gaddarcasına.

2.Zalime yakışır surette, zulümle: Zâlimâne vuruyor.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظالمانه] zalimce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Devir, devran. 2Şimdiki zaman, Fars. dehr: Zamlne çocuğu.

3.Baht, talih, felek: Zamâne icâbı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زمانه] devir. 2.felek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit itibariyle, vakitçe: O iş filân işten zamânen evveldi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زمانه] devir. 2.felek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by