Mani Olmak ne demek? | Mani Olmak anlamı nedir? | Mani Olmak

Mani Olmak anlamı nedir?

Mani Olmak ne demek?

Mani Olmak anlamı nedir?

Mani Olmak | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to obstruct. to prevent. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

engel olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oh my!. what now!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşın derecede ingiliz ve ingillere hayranlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Göğe mensup ve müteallik, semâvî: Belâ-yı Asmânî = Gökten gelen belâ, mecazen büyük belâ.

2.Gök renginde, açık mavi: Asmânî çenber.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسمانی] gökyüzüne ait. 2.melek. 3.açık mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dietetician. nutrition expert. nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap toplama merakı bibliomaniac s., i. kitap meraklısı, kitap koleksiyonu yapan, kitap delisi; i. kitaba tutkun kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hastalık derecesine varan kitap sevgisi, kitap düşkünlüğü, kitap deliliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliomanie

kitap düşkünlüğü

Kitap düşkünü olma durumu.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامانعه] engelsiz

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brahmanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «clsm» den imen.) (mü. cismâniyye).

1.Bedene mensup, vücutla alâkalı, mânevt ve rûhant karşılığı Alâm-ı cismâniyye ve rOhâniyye = Cismânî ve ruhânî elemler. Hıristiyanlar’da dine ait olmayan hususlar: Umûr-ı cismâniyye ve rOHSniyye = Dindışı ve dinî işler. Patrikhanenin meclis-i ruhanî ve cismenîsi: Papadan hükûmet-i cismâniyye alınıp yalnız hükûmet-i rûhâniyyesi kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. corporal. physical. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسمانی] cisim ile ilgili. 2.bedensel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). kleptomania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). insanlıktan çıkarmak, canavarlaştırmak; şahsiyetsizleştirmek, makinalaştırmak, robot yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1930`larda Oscar Dominguez`in (1906-1958) Gerçeküstücülük akımının otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlı boyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık derecesinde içki iptilası, ayyaşlık, dipsomani. dipsomaniac (i). içkiye müptelâ kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kambur, tümsekli, fırlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife and children.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emniye). Emniyetler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) aşırı şehvetperestlik, erosallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German philology , German studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün vücudu saran, kolsuz bir çeşit pelerin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. auditor. certified public accountant. general accountant. field auditor. state auditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. classical. humanist. classical scholar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanist. humanist insancıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insaniyetperver, hayır seven, insancı, insani; yardımsever kimse. humanitarianism i. hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan, beşer; insanlık, beşeriyet, beniâdem; insaniyetperverlik, merhamet, şefkat. the humanities klasik Yunan ve Latin edebiyatları üzerinde çalışma; konusu insan olan ilimler, hümaniter bilimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. insanlaştırmak; insanileştirmek; insanlaşmak, insanileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Ortaçağın iskolastik düşünüşüne karşı Eski Yunan ve LAtin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan felsefe, bilim ve sanat görüşü.

2.(felsefe) İnsanlık sevgisini en yüksek gaye sayan doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mevsimlere dengeli bir şekilde dağılış gösteren bol yağışların düştüğü ılıman bölgelerin ormanlarıdır. Göreli olarak bitki türü sayısı az, fakat aynı türden olan bitkiler veya ağaçlar topluluğu geniş populasyonlar oluşturur. Bu populasyonlar “yosun ormanları,” “subtropikal orman,” “defne ormanları” gibi isimler alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramanlık, yiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Keman çalan çalgıcı, Fr. violoniste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomania. kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hırsızlık illeti, kleptomani kleptomaniac i. hırsızlık hastası, kleptoman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). İptilâ, hastalık ve delilik derecesinde düşkünlük, düşünce saplantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «men» den if.) (mü. mânia). Men’ eden, bırakmayan, engel olan, bir işin yapılmamasına sebep olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Türk Halk şiir ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstacle. hindrance. impediment. crimp. disincentive. slashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impediment. stop. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. impediment. mania. hindrance. prevention. obstacle. obstruction. check. objection. stop. clog. let. ditty. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder of Manichaeism, a Gnostic religion with Zoroastrian elements, considered an arch-heretic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A jewel, gem, precious stone; especially a pearl bead or other globular ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATM Multiplexer and Network Interface Module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

EN money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معنی] engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to obstruct. to prevent. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

engel olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mânâlı, mânâsı güzel ve ehemmiyetli: Mânt-dâr bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mevânt).

1.Men eden şey, engel, özür, mâzeret: Mevânli açıkça söylemelisin.

2.Zorluk (bu mânâ ile başlıca cam’i kullanılmıştır): Birçok mevânle tesadüf attim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Violent derangement of mind; madness; insanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Excessive or unreasonable desire; insane passion affecting one or many people; as, the tulip mania. an irrational but irresistible motive for a belief or action a mood disorder; an affective disorder in which the victim tends to respond excessively and so

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. obstacle. barrier. hindrance. impediment. handicap. stop. check. snag. let. jump. molehill. clock. wall. backset. barrage. bar. boom. barricade. gate. shield. hub. kerb. curb. cut-off. hurdle. traverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mania or manic episode often begins with a pleasurable sense of heightened energy, creativity, and social ease; feelings that without proper medical treatment can quickly escalate out of control into a full-blown manic episode People experiencing mania ty

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A period that lasts at least 2 days where a consumer experiences racing thoughts, euphoria , poor safety, poor judgment and wild spending Can also include auditory hallucinations, visual hallucinations, and/or delusions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An excited mood characterized by mental and physical hyperactivity, disorganization of thoughts and behavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symptom of Bipolar Disorder in which the patient feels an emotional high, becomes very impulsive and has physical overactivity. emotional state characterized by euphoria, inflated self-esteem, hyperactivity, agitation, racing and confused thoughts and s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In John Lee's typology of love, obsessive love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disturbance of mood in which the individual experiences a euphoria characterized by unrealistic optimism and heightened sensory pleasures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مانعه] engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek asırı merak: bibliomania i. kitap düşkünlüğü. kleptomania i. hırsızlık hastalığı. megalomania i. büyüklük kuruntusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla düşkünlük, iptilâ, merak, mani; manya denilen bir çeşit delilik, cinnet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çılgın, deli; i. manyak kimse, çıldırmış kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgıni deli. maniacally z. delice, çılgınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Mâniası olan: Mânialı arazi. 2.Bir spor yarışması: Mânialı koşu vs.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. M.S.

3.ve

5.yüzyıllar arasında rağbet bulan ve Zerdüştlük mezhebinden esinlenip hem Allaha hem Seytana inanan bir mezhep; s. bu mezhebe ait. Manich(a)eism i. bu mezhep ve inançları.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. el ve bilhassa tırnak tuvaleti; manikürcü; f. manikür yapmak. manicurist i. manikürcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

significant. meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معنی دار] anlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (Fr. manlfactura). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünlarl: Manifatura mağazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Manifatura çeşidindan dokuma vesair fabrika ürünlarl satan tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünleri satan tacirin ticarati: Manifaturacılık odiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manifesto, kaptan tarafından gümrük idaresine gemideki malları bildirmek üzere verilen liste, gümrük beyan namesi, yük senedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikar, belli, açık, meydanda olan. manifestly z. açıkça, aşikar olarak. manifestness i. açıklık, aşikarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açıkça göstermek, belirtmek, izhar etmek, ispat etmek; manifestoda göstermek; kendini belli etmek, kendini göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tezahür, görünme, belli olma; meydana koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. ticaret). Fabrikadan tüccara gönderilen malın cins, miktar ve değerlerini gösteren beyanname. Manifesto memuru = Tüccarın bu kâğıtlarına bakmak görevini yapan gümrük memuru.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. manifesto

bildiri

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest. waybill. shipping bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public declaration, usually of a prince, sovereign, or other person claiming large powers, showing his intentions, or proclaiming his opinions and motives in reference to some act done or contemplated by him; as, a manifesto declaring the purpose of a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's manifest. bill of loading. ocean manifest. shipping bill. waybill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a public declaration of intentions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. toes) tebliğ, bildiri, umuma hitap eden beyanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. türlü türlü, pek çok, değişik, çeşit çeşit; i teksir edilmiş kopyalardan biri; mak. birkaç ağızlı boru, taksim borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makina ile kopyalarını çıkarmak (mektup); teksir etmek, çoğaltmak. manifolder i. teksir makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. denizcilik). Gemilerde anbarlara, makine ve ateş yerlerine hava varmeye mahsus bezden baca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manken, insan şekli; anatomi modeli; adamcık, ufak adam, cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. manucure). El tırnaklarının astetik bakımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manila, Filipin adalarının başşehri; Manila keneviri; Manila purosu. Manila paper Manila kenevirinden Yapılmış sağlam ambalaj kağıdı Manila rope. Manila kenevirinden yapılmış halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manyok, bot. Manihot utilissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Telgrafçılıkta mors İşaretlerini alıp vermede kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A division of the Roman army numbering sixty men exclusive of officers; any small body of soldiers; a company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally, a napkin; later, an ornamental band or scarf worn upon the left arm as a part of the vestments of a priest in the Roman Catholic Church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is sometimes worn in the English Church service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sending key. signalling key (of a telegraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A liturgical napkin The maniple is worn draped over the celebrant's arm. or fanon, or fanelle The glorified handkerchief worn on the left wrist of the Priest, Deacon, and Subdeacon Unique to the Western Rite Often attaches with a pin to the cuff or sleeve

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass Messuage Misericord Missal Moralia in Job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vestment worn on the left wrist to signify the Office of Deacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A band worn over the left arm of the celebrant It represents the cord with which Christ's hands were bound by the Roman soldiers It is a small edition of the stole in form, color, and adornment. item of mass vestments; rectangle of fabric worn fastened to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Roma ordusunda altmış veya yüz yirmi erden ibaret bölük; ayin esnasında bazı papazlann sol kolları üzerinde taşıdıkları bir çesit enli şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. el ile işletmeye ait; eski Roma ordusunda altmış veya yüz yirmi erden ibaret olan bölüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulation

yönlendirme

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. el ile işletmek, hünerle işletmek veya yapmak, ustalıkla idare etmek, manevra yapmak; hile karıştırmak. manipula'tion i. el ile işletme, idare; manevra, dalavere, hile manip'ulative, me nip'ulatory s. el ile işletme kabilinden; dalavereci manip'ula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Manipleyi kullanan kimsa.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulateur

yönlendirici

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). İki tarafı ikişer dilli makaradan donatılmış büyük palanga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit yankasiclllk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'daki kızılderili kabilelerinden birinin inancına göre hayat ve doğayı idare eden ruhlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (i. manivella). Ağırlık kaldırmak İçin bir ucunun yakınında dayanağı olan, diğer ucu harekata geçirilen kol.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. manovella

kaldıraç

Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever. tappet. crank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever. crank. lever arm. tipping. cantilever. crow. handspike. lifter. pinch bar. heaver. handspoke. ripper. pry bar. pry. break jack. link. tapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Büyüklük, kendini büyük görme hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mégalomani

tıp büyüklük hastalığı

Kendini olduğundan daha büyük ve önemli görme, gösterme hastalığı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. büyüklük kuruntusu, megalomani. mega lomaniac i. büyüklük veya büyük şeyler delisi, megaloman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb yalnız bir konu hakkında saplantı ile kendisini gösteren akıl hastalığı, sabit fikir, saplantı; delice merak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sabit fikir delisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki deliliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. narkotik tiryakiliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şakaik-ı nûmâniyye = NÜmân çiçeği, (bk.) Şakayık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kadınlarda hastalık şeklinde cinsel ilişki arzusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Osmâniyye). I. Sultan Osman’a ait: Hânedân-ı Osmanî, Devlet-i Osmâniyye.

2.Osmanlı devletine ait: Târîh-ı Osmânî, Asâkir-i Osmâniyye, Memâlik-i Osmâniyye.

3.Osmanlı (Türkiye) Türkleri’ne ait: Lisân-ı Osmânî, lugat-i Osmâniyye. Nişln-ı Osmânî = Osman Gazi adına Sultan Abdülaziz tarafından ihdâs olunmuş nişan ki, Nişân-ı Mecîdî’den yüksek ve Nişân-ı Imtiyaz’dan sonraydı; değişik rütbeleri vardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. c.). Osmanlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.I. Osman’ın kurduğu devlete mensup: Osmanlı dili, Osmanlı devleti, Osmanlı askeri, Osmanlıların ahlâkı.

2.mec. Cesur, cömert, mert, baba karakterli: Osmanlı adamdır, tam Osmanlıdır.

3.Eskiden paşalar maiyetinde bulunan.

4.Tavla oyununun bir çeşidi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Panamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir çeşit keten helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy made of sugar. oil and flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasten yangın çıkarma deliliği, piromani, pyromaniac i. piroman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahmâniyye). Rahmân’e, Allah’a ait, zıddı: şeytânî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, kutsal, Allah’a özgü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who adheres to Romanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romanya. Rumanian i., s. Romanyalı, Romen; Romence; s. Romen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rümmâniye). Nar çiçeği renginde, (botanik) Fasilet rümmâniye = Nargiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادمانی] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sâmâniyye) (c. F. sâmâniyân). Sâmân devletine mensup ve bu devletle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Saman renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizme bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orta ve Kuzey Asya’daki bazı kavimlerin ve Türkler’in eski dini.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan’ından olup, Rasulullah’la birlikte İslami mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yapmış büyük mücahid ve sahabi. Selman-ı Farisi’ye nispetle bu ad kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Semân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sekiz. (bkz.Seman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Seksen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Göğse dayanarak çalınan eski Türk kemanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sînekemânı çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just in time. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial port. trading port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climb. climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkıntısı olan (Ertuğrul Gazi’nin ilk yeri bu adla anılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brickyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lâle yetiştirrneye aşırı merak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kadın gibi; kadınsı, kadın tavırlı. womanishly z. kadınca tavırlar takınarak. womanishness i. kadınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kadınlaştırmak, kadınsı hale getirmek, k.dili zamparalık etmek, kadınlarla düşüp kalkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (mü. Yemâniyye).

1.Yemen’e ait. Hacer-i Yemâni = Bir nevi akik.

2.(tıp) DÜd-ı Yemâni = Yemen’e mahsus olup vücudun etleri içinde meydana gelen pek ince bir kurt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zamâniyye). Zamanla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duly. at the right time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمانی] karanlıkla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by