Mar ne demek? | Mar anlamı nedir? | Mar

Mar anlamı nedir?

Mar ne demek?

Mar anlamı nedir?

Mar | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(I. F.). Yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (târ ile kullanılan tekrar kelimesi). Târ ü mâr (karmakarışık), (bk.) TAr-mâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MARR) (i. A. «mürûr» dan if.) (mü. mârre). Geçen, geçmiş, Fars. güzeşte. Mârr-ül-beyân, mârr-üz-zikr = Yukarıda anılan, zikri geçen. (i. A. c.) MArrîn. Geçenler. Mârrîn ve Abirîn = Gelip geçenler, gelen gidenler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مار] yılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) bozmak, sakatlamak, zarar vermek; şeklini bozmak. make or mar yapmak veya bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشمار] yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمار] aylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aylar, yıldızlar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم آرا] dünyayı süsleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-bye. goodbye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمار] sayım. 2.hesap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mercanköşk otu, (bot) Majorana hortensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir hayali bir solmaz çiçek; horozibiği çiçeği, yabani kadife çiçeği, (bot). Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). horozibiğine ait; solmaz, ölmez, ebedi; rengi mora çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli nergis zambağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâmur eden, bayındırlaştıran.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Memur eden. 2.Bayındırlaştıran. (bkz.Amir). - Ammar b. Yasir. Sahabeden. İlk müslüman olanlardandır. Çok işkence gördü. Habeşistan’a hicret etti. Annesi ilk İslam şehidcsi Sümeyye (r. anha)’dir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akuamarin, mavimsi yeşil renkte olan bir ziynet taşı; mavimsi yeşil renk,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asmara nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kanın kalpten vücudun her tarafına gitmesine yarayan damar. Büyük atardamar: Kalpten çıkıp akciğerden başka vücudun her yanına dal salan ve kalça atardamarlarına ayrılarak sona eren kalın atardamar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery. arterial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعمار] ömürler. 2.yaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.) (çoğ.bainsmaire) benmari, iki katlı tencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok ziyade, fazla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

İng. benchmarking

bilgileşim

Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hasta. Ar. marîz, mâ

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. bîmâr). Hasta, (bk.) Bİmâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hastane. (Arapça’da dahi kullanılıp, Abbâsîler zamanında hastaneler bu namla yâd olunurdu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayısız, hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيمار] hasta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Hastane, Ar. Dar-üş-şifâ, Fars. bîmâristân.

2.Tımarhane.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيماران] hastalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a scrap of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شمار] sayısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapta sayfayı belirtmek için kullanılan kağıt; kitabın sahibini gösteren etiket

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوتيمار] balıkçıl, botimar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) (gen. ispanya krallarının) danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Armaya çıkma kumandası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital point. most sensitive point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kütüklerden yapılmış sal; çift tekneli kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Toplu kabîle.

2.Süvâri birliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İri ve toparlak başlı topuz, kalın cenk çomağı.

2.(halk ağzında: çomar). İri başlı çoban köpeği. 3.Boynuzsuz koyun nevi. Çomar, çoman.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı çokmak). iri başlı çoban köpeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). kumarin, tat veya koku veren ve kan pıhtılaşmasını önleyen bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ courts -martial). (f). askeri mahkeme; (f). askeri mahkemede yargılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt sırasında Cue Marker düğmesine basarak kaset üzerinde belirli bir konumu işaretleyebilirsiniz. Bu işlem, çalma, geri ya da ileri sarma sırasında çalınacak bir ses sinyali kaydeder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coumarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftanın yedinci ve son günü, cuma ile pazar arası. Ar. yevmüs-sebt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sat. saturday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Saturday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mutat, alışılmış, âdet hükmünde. customar'ily (z). âdete göre, alışıldığı şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vascular. vein. vessel. blood vessel. grain. phlebo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam. vein. blood vessel. lode. character. bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Dammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streak. vein. vessel. duct. blood vessel. nerve. fault. stria. grain. deposit. run. layer. rib. cloud. course. artery. course of ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of various hard resins from trees of the family Dipterocarpaceae and of the genus Agathis; especially the amboyna pine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates.

Hazırlanışı : 1 adet çiğ patates soyulup iyice yıkanır ve rendelenir. Çıkan su sabahları aç karnına içilir. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arteriosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Damarları olan.

2.Damar gibi çizgileri ve nakışları olan: Damarlı kehrübâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veined. vascular. striate. striated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbed. streaky. veiny. venous. nervy. arterial. grained. striated. marbled. nerved. streaked. grainy. vascular. veined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Huysuz, geçimsiz, Fars. bed-nihâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Kopenhag.

Nüfus: 5.188.000.

Yüzölçümü: 43.080 km2.

Komşuları: Güneyde Almanya, Kuzeybatıda Norveç, Kuzeydoğuda İsveç.

Önemli Şehirleri: Kopenhag.

Din: %91 Evangelist Lutherci.

Dil: Danimarkaca, Faroese.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi (meşruti monarşi).

Tarih: Bishop Absaion, kökeni antik çağlara kadar uzanan Kopenhag kentinin asıl kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dones Vikinglerin Ortaçağdaki önemli merkezlerinden birisiydi. Danimarka krallığı 17.yy’a dek, yani güney İsveçteki topraklarını kaybedene kadar çok önemli bir Kuzey Avrupa gücüydü. Norveç 1815’te Scheswig Holstein ise 1864’te ayrıldı. Kuzey Schleswig 1920’de tekrar katıldı. Seçmenler 1992’de reddettikleri AT ile birleşme üzerine yapılan Maastricht Antlaşması’nı Mayıs 1993’te onayladılar.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Danimarka ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helâk, telef, ölüm. Tîg-ı demâr = Ölüm kılıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helâk eden, intikam alan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hudut çizmek; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hudut tayini, sınır çekme. Iine of demarcation sınır çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). diplomatik hareket, siyaseti değiştiren adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. demarké

sp. sıyrılmış, boşta kalmış

Rakip oyuncular tarafından tutulmaktan kurtulmuş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (ulva lactuca).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Danimarka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünkörü yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Helâk, mahv.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvanların kulaklarına takılan marka; damga; (f). kulağa işaret koymak; belirli bir maksatla ayırmak, bir yana koymak, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). (m. emâre). Emâreler, belirtiler, izler, eserler, deliller.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امارات] işaretler, belirtiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emârât). Alâmet, nişan, eser: Buradan geçmiş olduğunu gösterecek hiçbir emâreye tesadüf edemedik (emmâre yanlıştır), (bk.) Emmâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. indication belirti. iz. ipucu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. token. indication. circumstantial evidence. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اماره] işaret, belirti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emr’den).

1.Emîrllk, beylik, bir emîr veya beyin hal ve sıfatı: Emâret-i Mekke-i Mükerreme.

2.Bir emîr, bey veya prensin idaresinde bulunan memleket, beylik, prenslik: Bulgaristan Emâreti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امارت] beylik, emirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emr’den imüb.) (müzekkeri kullanılmaz). Fazlasıyle emredici. Ar. mücbir: Nefs-i emmâre = İnsana kötülükleri emreden nefis ve şehvet duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اماره] emredici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. semer). Semerler, meyveler, (bk.) Semer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثمار] meyvalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zimr ve zemîr). Bahâdırlar, kahramanlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Mareşal rütbesine Almanlar’ın verdiği isim.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). nehir ve denizin birleşik faaliyeti sonucunda hâsıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bayt). erkek buzağı ile ikiz doğan cinsi yapısı kusurlu dişi buzağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kutuplarda yaşayan martıya benzer bir çeşit deniz kuşu fu I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i volkanik duman püs kürten küçük delik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gramer, sarf, dilbilgisi; gram'er kitabı; gramer kurallarına göre hazırlanmış yazı veya konuşma. grammar school eskiden İngiltere'de üniversiteye talebe hazırlayan mektep; A.B.D. ilk ve orta okul derecesinde resmi okul. comparative grammar karşıla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gramer uzmanı, dilbilgisi kitabı yazarı, gramerci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Grossmarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) altın veya gümüşte ayar damgası; kalite işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı meçhul). Becerikli, elinden iş gelir, cerbezeli: Hamarat kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-working. diligent. sedulous. industrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-working. industrious. deft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill and industry in housework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمار] meyhaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Eşek, merkep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمار] eşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçkiden sonra gelen baş ağrısı ve sersemlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمار] mahmurluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interior decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» den masdar). Mayalanıp kaynama, ekşiyip mayalanma: Hamur, şarap ihtimâr etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İMAR) (I. A. «umrân»dan masdar) (c. İmârât). Şenlendirme, mamur ve Abâdân etme: Başbakanlığını imarla geçirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconstruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public improvements. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development and construction of public facilities. roads and utilities. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şenlendirme, bayındırma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdiği kimse. - Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. imârât, amâir).

1.Mâmurluk, bayındırlık, ümran; bir yeri mamur ve bayındır etme: lmâret-1 bilid = Beldenin bayındırlığı.

2.Fukaraya ve medreselerde oturanlara ekmek, çorba vesaire pişirip vermeye mahsus hayır kurumları: Cami imâretleri. mec. Imâret çorbası = Bedava şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a hostel for pilgrims in Turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عمارت] aşevi. 2.bayındırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İmâreti idare eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (okul, fabrikada) revir; hastane; klinik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çeşitli aileler veya milletler arasında evlenme; yakın akrabalar arasında evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) değisik milletten birisi ile evlenmek; aileler arasında kız alıp vermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İşmar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz kırpma, hareketle, anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ismarlamak işi. 2.Ismarlanarak yaptırılan, hazır olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom-made. custom. ordered. made to order. tailormade. tailored. bespoke. made to measure. commission. placement. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. ordering. ordered. made-to-measure. made-to-order. bespoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made to order. ordering. custom made. custom design. indent. made to measure. made out to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin yapılması için o işlerle uğraşan birini vazifelendirmek: Masayı, marangoza ısmarladım.

2.Kendi hesabına başkalarına yedirip içirmek: Dün akşam arkadaşlara yemek ısmarladım.

3.Emanet etmek: Allahaısmarladık = Allah’a emmanet ettik.

4.Bir işin yapılmasını başkasına havale etmek: Acele etme, sana ısmarladığım şeyler var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. place an order. give an order. have it made. treat smb. to smth. stand treat. treat. bespeak. commission. place. send away for. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to order sth from. to have sb get sth. to have sb make sth. to treat sb to (food , drink. to entrust sth to sb. bespeak. to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. estimare). Değer takdiri, gümrükte ticarî mallara baha biçmek vazifesi: Istimâre memuru = Eşyaya kıymet biçen memur, muhammin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte ticarî m8İlara baha biçen memur, Ar. muhammin, istimator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation. misuse. abuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiting sb for one's own ends. utililizing. exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter. preyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Gizleme, saklama, zıddı, izhar: İzhârı da izmârı da güç bir dert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.) (Rumca’da: zümrüt renginde).

1.Bir cins küçük balık.

2.İçilmiş sigara artığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea bream. butt. fag-end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette end. fag end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعمار] bayındırlaştırma, mamûr etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir çeşit mürekkep balığı (loligo vulgaris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamary. squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. calamary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. calamary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. «divit»). Mürekkep balığının büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. camara).

1.Vapur odası. Yan kamara = Güvrtenin iki yanındaki kamaraların beheri; kaptan kamarası; birinci kamara.

2.Avrupa devletlerinde millet meclisi: italya kamarasında; İngiltere’nin Lordlar, Avam Kamarası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. chamber. house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's cabin. a House in the British parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kızıl Deniz’de Yemen kıyılan yakınında bir ada.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Herhangi bir yetki sahibini perde arkasından yöneten kimseler, Osm. ricâl-i gayb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camarilla. power behind the throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Gemilerde yolcuların hizmetine bakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy. steward (on a ship. cabin attendant. steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit margin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit margin. margin of profit. margin of profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catamaran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catamaran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a capillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cryptogamae): Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Kullanıldığı yerler: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ gülü ve «rododendron» denilen bir cins ağaç kl, kerestesi kırmızı olup makbuldür: Komar ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: kımâr). Para vesaire karşılığında oynanılan oyun: Kumar oynamak; kumarda kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. gambling. play. gaming. hazard. game of hazard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. play. gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambling. gaming. speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمار] kumar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kımâr = oyun, Fars. bâhten = oynamak). Kumar oynayan: O, kumarbazın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler. player. gamester. plunger. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aleator. gambler. common gambler. punter. sport. sporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kumar oynanılan yer: Orası Adetâ kumarhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. disorderly house. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gambling house. gaming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit kuş tuzağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Lamark tarafından canlı türlerin değişimine ilişkin olarak ortaya atılan varsayım. Bu varsayıma göre, bir canlının yaşam faaliyetinin gereği çevre koşullarına uymak için kullanılan organlarda yeni gelişmeler meydana gelebilir veya kullanılmayan organlar ortadan kalkabilir ve bu değişimler, genetik sürekliliğe sahiptir. Ancak yapılan araştırmalarda, henüz bu varsayımı doğrulayan veriler bulunamamıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınır taşı, hudut işareti; herhangi bir şeyin yerini gösteren işaret; dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Parlayan, parıldayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak su seviyesi işareti; bir şeyin en alçak veya en düşük noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batı Afrika ve Hindistan'da bir çeşit iri leylek, zool. Leptoptilos; bu kuşun yumuşak tüyü; bir çeşit ince floş; böyle floştan yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa Kuzey Afrika'da Allahın adamı sayılan derviş; derviş türbesi; derviş inzivagâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: MERAL) (i.). Dişi geyik, ceylan, karaca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Dişi geyik, ceylan, karaca.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ marangone). Dolap, masa ve yazıhane gibi ince tehta işleri yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. joiner. cabinet maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. cabinetmaker. joiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marangoz san’atı: Marangozluk ince bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’da yetişen bir kamış çeşidi, ararot kamışı (maranta arundinacea).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maraskin, acı kirazdan yapılan bir çeşit likör. maraschino cherry şurup içinde konserve edilmiş kiraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu., tıb. kuruyup zayıflama. marasmic s. bu illete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun mesafe koşusu, maraton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kırk kilometreden uzun bir yol üzerinde yapılan mukavemet ve hız koşusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marathon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marathon race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çapulculuk maksadıyle akın etmek, çapulculuk etmek. marauder i. çapulcu, yağmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emrâz).

1.Hastalık, Ar. dâ, illet: Emrâz-ı dahiliye; emrâz-ı hâriciye; emrâz-ı cildiye; emrâz-ı efrenciye (iç, dış, cilt, frengi hastalıkları); maraz-ı müstevli (salgın hastalık).

2.Dert, belâ, tahammülü zor hâl: Bu iş bana maraz oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MArız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرض] hastalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anlaşmazlık, çekişme, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «marazadan imen.) (mü. mareziyye) (tıp). Hastalığa ait, hastalıktan ileri gelen: Marazı hâl, Fr. pathologique. (i. A. c.). Maraziyyûn = Patoloji mütehassısı doktor, Fr. pathologiste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرضی] hastalıklı, hastalkla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. mermer; mermerden yapılmış sanat eseri veya kitabe; çoğ. mermer heykel koleksiyonu; mermer gibi düz, soğuk veya sert olan şey; bilye, misket, zıpzıp; çoğ. zıpzıp oyunu; s. mermer, mermerden; mermer taklidi, mermer gibi damarlı; mermer gibi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Art arda kullanılarak sesle yutmayı tasvir ve taklit eder: Març març yuttu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posa, bilhassa üzüm posası, cibre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. demir sülfit, ak pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit saç biçimi, marsel ondülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kuruduğu halde duşmeyen, sürekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mart ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınır, hudut; çoğ. ingiltere ile iskoçya veya ingiltere ile Gal arasındaki hudut sahaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asker yürüyüşü; resmi yürüyüş; ilerleme, gidiş; asker yürüyüşü ile bir günlük yol; muntazam adımla yürüyüş; müz. marş; f. resmi yürüyüş yaptırmak; zorla yütmek, sevketmek; yürüyüş yapmak. march past geçit töreni. marching orders askere verilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yürüyen kimse, yürüyüş yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markiz, marki karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit acıbadem kurabiyesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Katoliklerin büyük perhizinden önceki salı günü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısrak. mare's nest hava alma, boşa çıkan buluş; karman çorman durum. mare'stail i. atkuyruğu, bot. Hippuris vulgaris; çok yüksekte olup bir noktadan yayılan hafif beyaz bulut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ maria) astr. ayda koyu renkli düz saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meârik). Savaş meydanı, vuruşma sahası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., Cerm.). Mareşallik rütbesinde olan en büyük rütbeli asker: Mareşal Fevzi Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orgeneralliğin üstündeki son askerî rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Margarin yapımında kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya).

1.İç yağlarında bulunan, margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle elde edilen, 47 derecede eriyen ve besin değeri olan bir madde.

2.Nebâtî yemek yağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

margarine. oleomargarine. oleo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

margarine. marge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fatty substance, extracted from animal fats and certain vegetable oils, formerly supposed to be a definite compound of glycerin and margaric acid, but now known to be simply a mixture or combination of tristearin and tripalmitin. a glyceryl ester of mar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

margarine. marge. vegetable butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a glyceryl ester of margaric acid. a spread made chiefly from vegetable oils and used as a substitute for butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. margarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çayır kasımpatı): Dağlarda ve çayırlarda yetişen güzel çiçekli bir bitkidir. Kasımpatıya benzer. Dalları ufaktır. Yeşil yaprakları dantela gibidir. Çiçeklerin etrafında beyaz yaprakları vardır. Ortası altın sarısı rengindedir. Çiçekleri yaz aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Egzama, temriye gibi deri hastalıklarında şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., şiir kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kenar, hudut; son hadde yakın hal; ihtiyaçtan fazla para ile yer veya zaman; tic. maliyet fiyat ile satış fiyatı arasındaki fark;sayfa kenarı; tic. ihtiyat akçesi; f. kenarına yazmak; kenar yapmak. margin of safety emniyet payı. buy on margin ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kenarda olan, kenarda yazılı; verimi veya değeri kullanılışını lüzumsuz kılacak kadar düşük; son hadde yakın olan; psik. şuur dışında kalan, belirsiz şekilde hissolunan. marginally z. değeri az olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. derkenarlar, çıkmalar, haşiyeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yazı sayfasında kenar bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مارگير] yılancı, yılan tutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hint tespih ağacı, bot. Melia azadirachta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. margrit, bot. Chrysanthemum frutescens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meryem Ana muridi; iskoçya kraliçesi Mary'nin taraftan olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnat sahibi, inatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «irfânadan) (c. maârif).

1.Bilgi, ilim, Fars. dâniş.

2.Hüner, maharet, ustalık, san’at: Bu, bir mârifettir, herkesin yapacağı iş değildir.

3.Hüner ve san’atla yapılmış bir usûl ve terkip: Bu makinenin, bu Aletin bir mârifeti vardır.

4.mec. Garip durum ve hareket, tuhaflık: Birtakım mârifetler yapıyordu.

5.Vasıta, aracılık, yardım: İstediğiniz kitaplar emanetçi mârifetiyle gönderiliyor, (c.). İlimler ve fenler, öğrenimle elde edilebilen bilgiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. talent. trick. artifice. cunning. gimmick. ingeniousness. ingenuity. stunt. wrinkle. attainments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feat. skill. sleight. trick. talent. ability. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special skill or talent. acquirement. art. craft. device. doing. doubling. ingenuity. science. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معرفت] bilme. 2.ustalık, beceri. 3.aracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Herkesin yapamadığı ustalık, herşeyde görülmeyen hususiyet, ustalıkla yapılmış olan şey. 2.Bilme, biliş. 3.Hoşa gitmeyen hareket. 4.Vasıta aracı, ikinci el. Marifetname: İbrahim Hakkı Bey’in divan kültürüne ait hazırladığı meşhur eseri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hüner ve mârifet sahibi, Fars. hüner-ver: Çok mârifetli adamdır.

2.Hüner ve mârifetle yapılmış, hünerli: Pek mârifetli bir makine icat etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimble fingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deft. skilled. talented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who possesses a special skill. deft. ingenious. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife çiçeği, bot.Tagetes erecta. bur marigold su keneviri, bot. Bidens tripartita. corn marigold altıncık, bot. Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. marijuana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir cins ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. marine) (fizik). Çekiçle dövülerek açılabilen: Altın mârin bir cisimdir, Fr. malteable.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. marina

den. yat limanı

Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yat limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (eti yumuşatmak için) zeytinyağlı salamurada bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denize ait, denizle ilgili, denizden çıkan, denizel; deniz iş1erine veya gemilere ait denizsel; deniz kuvvetlerine ait; i. silahendaz; denizcilik; deniz kuwetleri. marine insurance deniz sigortası. marine stores gemi levazımı. mercantile marin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. mariner's compass gemici pusulası. master mariner ticaret gemisi kaptanı; kaptanlık diploması olan denizci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kukla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «bîmaristân» dan galat). Hastahane.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait; evlenme ile ilgili. marital rights evlilikte karı kocaya tanınan haklar. maritally z. evlenme bağIıIığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz kenarında veya denize yakın; denizle ilişiği olan; denizciye mahsus; deniz seferleri ile ilgili. maritime law deniz hukuku. maritime power donanması olan devlet. maritime traffic deniz ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meriç nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şen’un adında birinin kızı olup hicretin 7.yılında kızkardeşi Şirin ile birlikte, Mukavkıs tarafından Hz.Muhammed’e (s.a.s) hediye edilen kıbti bir cariye. Hz.Peygamberin hanımlarından küçük yaşta ölen oğlu İbrahim’in annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «marazadan smüş.) (mü. marîze), t. Hasta, alîl, keyifsiz: İnsan marîz olmadan sıhhatine bakmalıdır, (i. A. c.) Maraza, hasta adam: Marîzlere mahsus araba.

2.(argo) Dayak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arza dan im.). Bir şeyin göründüğü yer. Mâriz-ı itâbda = Azarlama maksadıyla. Mâriz-i teşekkürde = Teşekkür maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick. ill. sickly. tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مریض] hasta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marge

ekon. pay

Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. marginal

1. aykırı,

2.mat. son birim

1. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse).

2.En sonda yer alan birim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sweet marjoram mercanköşk, güvey otu, bot. Majorana hortensis. common marjoram, wild marjoram keklik otu, yer fesleğeni, bot. Origanum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Alman para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A license of reprisals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Marque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old weight and coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Marc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of monetary account of the German Empire, equal to 23.8 cents of United States money; the equivalent of one hundred pfennigs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, a silver coin of this value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visible sign or impression made or left upon anything; esp., a line, point, stamp, figure, or the like, drawn or impressed, so as to attract the attention and convey some information or intimation; a token; a trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character or device put on an article of merchandise by the maker to show by whom it was made; a trade-mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character made as a substitute for a signature by one who can not write.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixed object serving for guidance, as of a ship, a traveler, a surveyor, etc.; as, a seamark, a landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trace, dot, line, imprint, or discoloration, although not regarded as a token or sign; a scratch, scar, stain, etc.; as, this pencil makes a fine mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An evidence of presence, agency, or influence; a significative token; a symptom; a trace; specifically, a permanent impression of one's activity or character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That toward which a missile is directed; a thing aimed at; what one seeks to hit or reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attention, regard, or respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limit or standard of action or fact; as, to be within the mark; to come up to the mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Badge or sign of honor, rank, or official station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A characteristic or essential attribute; a differential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number or other character used in registering; as, examination marks; a mark for tardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Image; likeness; hence, those formed in one's image; children; descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the bits of leather or colored bunting which are placed upon a sounding line at intervals of from two to five fathoms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unmarked fathoms are called 'deeps.' To put a mark upon; to affix a significant mark to; to make recognizable by a mark; as, to mark a box or bale of merchandise; to mark clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be a mark upon; to designate; to indicate; used literally and figuratively; as, this monument marks the spot where Wolfe died; his courage and energy marked him for a leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To leave a trace, scratch, scar, or other mark, upon, or any evidence of action; as, a pencil marks paper; his hobnails marked the floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To keep account of; to enumerate and register; as, to mark the points in a game of billiards or cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To notice or observe; to give attention to; to take note of; to remark; to heed; to regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take particular notice; to observe critically; to note; to remark. the impression created by doing something unusual or extraordinary that people notice and remember; 'it was in London that he made his mark'; 'he left an indelible mark on the American

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary unit of Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutschmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a number or letter indicating quality ; 'she made good marks in algebra'; 'grade A milk'; 'what was your score on your homework?'. a distinguishing symbol; 'the owner's mark was on all the sheep'. a reference point to shoot at; 'his arrow hit the mark'. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apostle and companion of Saint Peter; assumed to be the author of the second Gospel. a person who is gullible and easy to take advantage of. a written or printed symbol ; 'his answer was just a punctuation mark'. a perceptible indication of something not

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See section 7 The Mark and the Region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See section The Mark and the Region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See Mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark See section The Mark and the Region. 1) A strike or spare; 2) the point on the lane where

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on the whole region, that is, all the text from point to the mark See section Selecting Text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to leave on a specified side, and a race committee vessel surrounded by navigable water from which the starting or finishing line extends An anchor line and objects attached temporarily or accidentally to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Has two definitions; one: the name for the clapping of the sticks to sync the sound and the picture And Two: Something on the ground that lets the talent know where they should be for the shot. in many text editors, it is an invisible label used to mark y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An identification number or method of relating to the erector which joist, joist girder or other separate part of the building goes at what location when being erected, i e , J1, K25, L7, G12, or JG9 See Piece Mark and Part Number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on the lane at which the bowler is aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to pass on a specified side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spare or strike, so called because of the identifying mark put on the score sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indicator of the extent to which the achievement of the learning outcomes for a module or programme have been achieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mark is equivalent to a binary 1, EIA negative voltage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To identify the spot on the green where a player has picked up a ball for cleaning or to clear the way for another player's putt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On a Golomb ruler, the number of numbers in the line A ruler of 0-1-3-7 would have 4 marks See also: Golomb Rulers. to put down a ballmarker, usually a small, flat object to be able to replace the ball precisely in its original location after lifting Exam

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark Chapitre 11.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To identify the spot on the green where a player has picked up a ball for cleaning or to clear the way for another player's putt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To 'catch' the ball To qualify as a mark, the player must be in control of the ball and it can't have been touched by anothe player nor bounced before reaching the player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The last trade price of an issue If the last trade is outside of the current Ask and Bid, the mark is either the bid or the offer, whichever is closer in price to the last trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to pass on a specified side, excluding its anchor line and objects attached temporarily or accidentally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damage in the surface of the product whose name is often described by source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

march , mark , pith , core , marrow , medulla , pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret, marka, alamet; damga; nişan, hedef; kâfi derece; şöhret, liyakat; den. iskandil savlası üzerinde kulaç işareti; not (ders); leke; yara yeri, iz. a bad mark kırık not, kötü. not beside the mark konu dışı, mevzudan dışarı. highwater mark sula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk Hristiyanlardan biri, Yani Ahdin ikinci kitabının yazarı, Markos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. isaretlemek, damga vurmak; ortaya çıkarmak; göstermek, meydana koymak; çizmek, yazmak, işaret etmek; sayı tutmak; not vermek; hatırda tutmak, mimlemek, dikkat etmek; tic. fiyat etiketi koymak. mark off hudutlarını çizmek. mark down fiyat indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman parası, mark; eskiden bir gümüş veya altın tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. marca).

1.Alâmet, işaret, nişan, senbol: Markası vardır; marka koymak.

2.Ticarî eşya üzerine gümrükte tanınmak için isim ve lakaba karşılık konulan harfler veya belirli işaretler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token. counter. make. stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. brand mark. check. counter. label. make. stamp. trademark. sign. name tag sewn into a garment. token. chapter. marking die. earmark. marking. type. tally. signet. identification. signature. monogram. badge. note. marker. identification mark. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marquage

sp. tutma

Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Marka koymak, nişan koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Markası olan, senbol ve nişan konmuş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marqué

işaretlenmiş, belirtilmiş

“Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek, markaja almak” anlamındaki marke etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehemmiyetli, göze çarpan, belirgin; isaretlenmiş, damgası olan. a marked difference belli bir fark. a marked man süpheli adam; mimlenmiş adam. mark'edly z. ehemmiyetli derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret koyan kimse, markacı; işaret, damga. magic marker ispirtolu kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazar, çarşı; piyasa market basket pazar sepeti. market day pazarın kurulduğu gün. market garden bostan . market order komisyoncuya verilen piyasa fiyatına satma veya alma siparişi. market place pazar yeri. market town içinde pazar kurulan kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mal satmak veya satışa çıkarmak; çarşıda alışveriş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. market maker

ekon. piyasa kurucu

Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .satılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. marketing

tic. pazarlama

Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pazarlama; çarşıdan öteberi alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Kont ile dük arasındaki Avrupa asâlet pâyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marquess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretler; çoğ. hayvanların tüy veya deri veya pullarının farklı renkleri; işaretleme. marking ink (çamaşır üzerine marka koymaya mahsus) sabit mürekkep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence).

1.Marki’ nin eşi. 2.Koltuklu fakat arkalıksız salon iskemlesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marquise. marchioness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marchioness. marquise. platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit ince pamuklu kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kari Marx’ın ferdî mülkiyeti reddeden ve sınıf çatışması yoluyla komünizmi gerçekleştirmeyi hedef tutan doktrini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) nişancı . marksmanship i. nişancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alış ile satış fiyatlan arasındaki fark; fiyat yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kireçli toprak, marn; f. kireçli toprakla gübrelemek; den. halat üzerine başka ince halat sarmak. marlaceous (marley' -şıs) s. kireçli toprağı olan. marly s. kireçli topraklı, marnlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Atlantik'te bulunan ve kılıçbalığına benzeyen bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. iki kollu ince bir çeşit halat, mürnel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava etkisine rağmen katı kalan bir çeşit marn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarpuz çeşidinden bir ot, kocayarpuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. portakal reçeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya).

1.Bir Türk adasının ismi ki, mermer ocakları bulunması münasebetiyle böyle adlandırılmıştır.

2.Bu adanın bulunduğu deniz ki, Asya ve Avrupa kıt’alarını birbirinden ayırır. Türkiye’nin içdenizidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce: marmelada = ayva reçeli). Pelte haline gelecek delicede şekerle kaynatılmış meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmalade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jelly. marmalade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmalade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mermere benzer, mermere ait, mermerden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek maymun, Orta ve Güney Amerika'da bulunan ufak bir maymun, zool. Callithrix jacchus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ sıçanı, bobak, zool. Marmota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Kil ile karışık kireçli toprak. Marn üzüm şırasının tortularını çöktürmek için kullanıldığından «pekmez toprağı» adıyla da anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. marinaio).

1.Gemici, deniz eri. 2.Yelken gemisi işlerinde mahir adam, Ar. mellâh.

3.Deniz eri kılığında, yakası açık ve devrik çocuk ve kadın esvabı takımı: Marnel giymiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Maroc «Fas» adından). Fas’ta işlenen bir cins keçi derisinin adı. Aynı tarzda işlenen başka deriler için de kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Maruni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kestane rengi, maron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir kimseyi ıssız ada veya kıyıya çıkarıp yalnız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مارپيچ] marpuç, nargile marpucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. mâr = yılan, pîçîden = dolaşmak). Helezon! telden yapılma ve ince meşinle kaplı, boru ki, nargileye takılır ve dumanı onun içinden geçerek ağza gelir. (bk.) Marpuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nargile marpıçı yapan ve satan adam: Marpıççılar Çarşısı, (bk.) Marpuççu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz kirliliği sözleşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz kirliliğini izleme programı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Fars. mâr-pûş = yılan kisvesi), (bk.) Marpıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Marpıççı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı önü tentesi; büyük çadır, otağ; afiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mobilyacılıkta kakma işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. marki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markizet, bir çeşit ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; birleşme. marriage bed yeni evlilerin ilk gece yattıkları yatak; nikahın verdiği hak ve vazife. marriage broker para karşılığında çöpçatanlık yapan kimse. marriage certificate evlenme cüzdanı. marriage license nikâh kâğı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenecek yaşta, yetişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli; evliliğe veya evlilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri kestane. marron glace kestane sekerlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilik; öz. marrowbone i. ilik kemiği; çoğ. çapraz iki kemik. marrowfat i. bir çeşit bezelye. chilled to the marrow soğuk iliğine geçmiş, iliğine kadar üşümüş. spinal marrow murdar ilik, omurilik. vegetable marrow sakız kabağı, bot. Cucurbita. pepo ma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(marupa): İkiçenekliler sınıfının, simaroubaceae familyasından, Amerika’da dokuz türü olan, bileşik almaşık yapraklı bir ağaçtır. Antillerde yetişen şişmarouba amara; 20 m kadar boyunda bir ağaçtır. Kabuğu düz, pürüzsüz, grimsi ve çok acıdır. Kerestesi kıymetlidir. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür. Kalp hastalıklarında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (eski) Ya! Acayip! Aman Allahım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. evlenmek; evlendirmek, nikah kıymak; evermek; birleşmek, birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tavlada ve başka oyunlarda ki taraftan birinin kazandığında, diğerinin hiçbir sayı kazanamaması: Mars oldu!

2.Hiç bir şey söyleyemeyip kalma: Herif mars oldu!


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Merih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Cerm.).

1.Askerlikte yürüyüşe geçmek için verilen emir.

2.Daha çok yürüyüşlerde çalınmak üzere bestelenmiş musiki parçası. Marş marş! = Askerlikte koşma emri. 3.Otomobil, kamyon vs. motorunu harekete geçirecek düzen: Marş düğmesi, marş motoru.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eski Romalılarda savaş tanrısı; astr. Merih. i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan im.), (c. marâsıd).

1.Gözetip beklemeye mahsus yer.

2.Yıldızlara ve gökyüzüne bakmaya mahsus Aletleri koymaya mahsus yüksek yapı, rasathane.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nane gibi kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yük katarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marchandise

yük treni

Yük taşımada kullanılan tren, yük katarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchandise train. freight train. baggage train. freight. goods train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat).

1.Hudut muhafızı.

2.Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins kalın pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Marsilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batak, bataklık. marsh fever sıtma, malarya. marsh gas bataklıktan çıkan metan gazı. marsh grass gö1otu. marsh hen su tavuğu, zool. Fulica atra; su yelvesi, zool. Rallus aquaticus. marsh mal low hatmi, bot. Althaea officinalis. marsh marigold çuha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) ask. mareşal müşür; teşrifatçı, protokol görevlisi; polis müdürü; f. sıraya koymak, tanzim etmek; önüne düşüp götürmek. field marshal mareşal, müşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokuma ben zer bir çeşit hafif şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su maydanozu, bot. Apium nodiflorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bataklığa ait, bataklık gibi; bataksal; bataklı. marshiness i. bataklık hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi yanmadan söndürülmüş ve yakıldığı vakit çok duman ve koku verip başa vuran kömür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). Üzerine basıp yelkeni bağlamak için serenlerin cundasından hamaylısına bağlanmış halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. keseli; i. keseli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince’den, harp ilâhı olan Mars = Merih’in isminden gelir). Yılın üçüncü ayı ki, otuz bir gün sürer, Fars. Azer. Martın üçüncü haftasında olagelen bir fırtınanın adı: Mart kapıdan baktırır kazma, kürek yaptırır. Mart havası = Kararsız hava. Mart içeri pire dışarı = Biri gelince öbürü gitmeye kalkıştığı vakit aradaki uyuşmazlığı anlatmak için söylenir. Mart kedisi = Çapkın ve azgın kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarşı pazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma sapan söz, hezeyan, yalan dolan. Martaval okumak = Uydurma söz söyleyip aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. bunkum. hot air. humbug. boloney. baloney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guff. maloney. hot air. bullshit. cock and bull story n. humbug. jazz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâsız ve münasebetsiz saçma sapan uydurma sözler söyleyen adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden düşman akınlarına karşı deniz kıyısında inşa edilen yuvarlak kule seklinde kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zerdeva; zerdeva kürkü. beech marten sarı gerdanlı zerdeva. pine marten, stone marten beyaz gerdanlı zerdeva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvercinden büyücek deniz kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seagull. gull. seamew. sea mew. mew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gull. seagull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea gull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Karadeniz kıyılarında kullanılan başı içeriye doğru kıvrılmış iki direkli bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harbe ait, savaşa özgü; askeri; cesur, savaşçı. martial law örft idare, sıkıyönetim. martially z. askerce, cesurca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Merih'e ait; i. Merih'te yaşadığı farzolunan kimse, Merihli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Martini özel adından). Eskiden kullanılan ve her defasında tek mermi atan bîr çeşit tüfek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç. house martin pencere kırlangıcı, sehir kırlangıcı, zool. Delichon urbica. sand martin kum kırlangıcı, zool. Riparia riparia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahlanmasına engel olmak için beygirin dizgin veya geminden kolanına bağlanan kayış. martingal kayışı; den. cıvadra sakalı, kör baston, dikme kösteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cocktail made of gin with dry vermouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cocktail made of gin with dry vermouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. martini, vermut ve cin kanşımı bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Silâhlı adam, muhafız, kır serdarı.

2.Vaktiyle Tuna korsanı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şehit; bir amaç uğruna ölen veya işkenceye katlanan kimse; uzun müddet ıstırap çeken kimse; f. şehit etmek; işkence etmek, haksızlığa uğratmak. make a martyr of mazlum mevkiine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehit olma, şehitlik. the crown of martyrdom cennette şehitlere verilecek taç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şehit etmek, şehit kılmak; şehit olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehitler listesi; şehitler menkıbesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şehidin adına yapılan anıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MARUF) (i. A. «irfân»dan imef.) (mü. mârûfe).

1.Bilinen, meşhur Dünyanın eskiden mâruf kısımları.

2.Şöhretli, meşhur, tanınmış, herkesin bildiği: Mâruf bir adamdır.

3.Şeriatın emrettiği, şer’an makbul olan. Emri bi’lmârûf nehyi anilmünker = Şer’İ emir ve yasakların halka tebliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-known. famous. ever familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معروف] bilinen. 2.ünlü, tanınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü. 2.Şeriatın emrettiği, uygun gördüğü.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tanınmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maruf).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde: MâRUL) (i. R.). Salata yapılan ve çiy de yenen yapraklı bitki, büyük bir çeşit salata: Göbekli marul. Acı marul = Yabanî karahindibâ, güneyik, Fr. chicorâe. Eşekmarulu = Şeceretüddem. Marul sütü = Maruldan çıkarılan beyaz madde ki, tıbda ve sanayide kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(lactuca): Bileşikgiller familyasından; geniş ve uzun yeşil yapraklı ve çok yıllık bir bitkidir. Tohumları, cinsine göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimi sever. İlk ve sonbahar aylarında ekilir. Yurdumuzda bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluğu giderir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. İsteride faydalıdır. Erkeklerde aşırı cinsel istekleri keser. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kanı temizler. Hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresinin kolay atlatılmasında yardımcı olur. Bol idrar söktürür. Romatizma ve Nikris’te faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Karaciğer ve dalak şişliklerini indirir. Böbrek iltihaplarında iyidir. Aybaşı halinin ağrısız ve muntazam olmasını sağlar. Suyu, ergenlik sivilcelerini giderir. Yüze tazelik ve güzellik verir. Lapası; kan çıbanı, apse ve yanıklarda faydalıdır. Asabi öksürükleri keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Budala, alık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karçiçeği, akçöpleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lübnan’da yaşıyan Katolik Arap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Arkadaşı “Harut” ile meşhur olan bir melek olup büyü ile uğraştıklarından dolayı kıyamete kadar kalmak üzere Babil’de bir kuyu içerisine hapsedilmişlerdir. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MARUZ) (i. A. «arz» dan imef.) (mü. mârûza).

1.Bir şeyin karşısında bulunan, bir şeye karşı siper ve engeli olmayan: Bu ev güneşe mâruzdur; rüzgâra mâruz; herkesin alayına mâruz bir aktör.

2.Serilmiş, sergi hâlinde: O eşya üç ay sergide mâruz kaldı.

3.Bir büyük zâtın huzûruna çıkarılan, arz ve takdim kıJınan: Evrâk-ı mârûza.

4.Bir büyük zâta, makam ve hey’ete arz olunan: Falân tarafından mârûz keyfiyet.

5.Yukarıda bildirilmiş, anlatılmış ve arz edilmiş: Ahvâl-i mârûzadan dolayı. Mârûz-ı çâkeranemdir, mârûz-ı bendegânemdir, mârûz-ı dâiyânemdir, mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Eskiden arzuhallerin ve sadârette bulunan veya bulunmuş olan kimselere sunulan resmt yazıların ve resmî olmayarak küçükten büyüğe yazılan mektupların başına yazılması Adet tâbirler. El-mârûz = Bu şekil akran arasında kullanılırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submitted. exposed. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liable. exposed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposed to. open to. subjected to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معروض] arzedilen, sunulan. 2.karşı karşıya kalma, tutulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşı karşıya kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mârûza bu mânâda kullanılmaz).

1.Bir büyük kimse veya makama sunulan maddeler, söylenen sözler.

2.Eskiden çok yüksek bir makama ve bilhassa padişaha sunulan evrak ve yazılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معروضات] sunulanlar, arzedilecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) harika, mucize; hayret uyandıran şey; f. hayret etmek, şaşmak, garip bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acayip, garip, hayret verici, olağanüstü; k.dili nefis, çok iyi marvelously z. hayret verici şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Karl Marx'a veya kuramına ait; i. Marksizm taraftarı. Marxism i. Marksizm. Marxist i., s. Marksist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Meryem, Meryem Ana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rumca’dan).

1.Dişi koyun: Marya eti; marya kesmek yasaktır. Umumiyetle dişi hayvan: Keçi maryası. Dişi koyun eti: Bu kasap bize bütün kış marya yedirdi. 4.Balıkçı kayıklarında ve dalyanlarda tayfaya verilen karışık ufak balık. Bu mânâ life sıfat gibi de kullanılıp, marya balık denir. Marya ağı = Küçük gözlü fanya.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Mary Jane A.B.D., (argo) haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hilekâr, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. marchpane

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlantı işareti, bağlama markası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.) (musiki). Mâtem ifade eden marş ki, cenaze törenlerinde de çalınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem. anthem national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Mİ’MAR) (i. A. «umrân» dan). Binaların projesini yapan ve inşaata nezaret eden mühendis: Mimar Sinan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architect. master builder. builder. surveyor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİMARİ) (i. A.) (mü. mîmâriyye).

1.Mimarlığa ait.

2.Mimarlık ilim ve bilgisi. Usûl-i mîmâriyye = Mimarlığın çeşitli ekolleri, Fr. style.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mimarlık hakkı, bir bina inşası için mimara verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mimar sıfatı.

2.Mimarî ilmi: Mimarlıkta mahareti vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architecture. architectonics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architecture. being an architect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architecture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesâmîr). Keser, çivi, mıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mismâriyye). Keser ve çivi şeklinde olan. Hatt-ı mismârî = Çivi yazısı ki «hatt-ı mıhî» de denirdi, Fr. cuniiforme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.uygunsuz ve mutsuz evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mezâmtr).

1.Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı.

2.Zebûr sûrelerinin her biri: Mezâmîr-i DAvûd.

3.(anatomi) Boğazdaki nefes yolu, hançere.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «merese»den)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan if.) (mü. mütemârıza). Yalandan hastalanan, hastalık taslayan, Osm. temârüz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bilinmeyen, tanınmayan, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rızaya, isteğe aykırı, kabûl edilemeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفس اماره] kötülükleri emreden nefis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabus, karabasan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunanistan'da il.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: numero). Adet, sayı, marka yerine bir şey için yazılan rakam: Numara koymak, numarasına bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. no. size. trick. affectation. act. pretence. pretense. stunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. disguise. gimmick. mark. number. pretence. ruse. stunt. trick. number rakam. grade. size. performance. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. house number. circus. put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahte davranışlarda bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impostor. faker. tall talker. charlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faker. phony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbering. numeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. to number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to number. to assign a number to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. size. sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. marked with a number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnumbered. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. margarin. oleo oil hayvan yağından elde edilen sıvı yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili daha akıllı olup galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz damar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemileri karaya bağlamakta kullanılan kalın halat. Palamar gözü = Geminin başında ve kıçında palamar geçmeye mahsus demir bilezikli delik (argo) Palamarı koparmak = Savuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dockage or buoyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dockage or buoyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. avuç ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Paramaribo, Surinam'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçekbozuğu leke. pockmarked s. çiçekbozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta damgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde kitabın hangi rafa ait olduğunu belirtmek üzere kitap içine konulan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asıl, ana, asli, birinci, esasi; başlıca, ileri gelen; ilkel, ilksel, iptidat; i. birinci sırada olan şey; A.B.D. parti adaylarının seçimi. primary coil transformatörde ana sargı. primary school ilkokul. primar'ily z. evvela; aslında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Print Mark (Baskı işareti) işlevini kullanarak fotoğraf makinenizdeki resimleri seçebilirsiniz. Seçilen resimleri baskı için işaretlediğinizde Memory Stick™ ya da floppy-disket baskı makinesi, seçilen resimleri otomatik olarak basacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, demek; dikkat edip görmek; i. işaret; söz; dikkat etme, görme, mülâhaza; mütalâa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate değer; tuhaf, garip; olağanüstü, harikulade. remarkableness i. fevkaladelik. remarkably z. dikkate lâyık derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşandıktan veya dul kaldıktan sonra yeniden evlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saçma konuşma; kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biberiye, bot. Rosmarinus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.T. T.). Kalpten beyne kan taşıyan ve boynun iki yanından geçen büyük atardamar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık avuçla yani el ayasıyle vurulan tokat, silsile: Şamar atmak, şamar yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slap in the face. slap. smack. cuff. box. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smack. slap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slap on the face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Filistin'de bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semerkant şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L.). Sm senbolüyle gösterilen az rastlanır bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa’da, İtalya’nın merkezinde yerleşim bölgesi.

Coğrafi konumu: 43 46 Kuzey enlemi, 12 25 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 61.2 km².

Sınırları: toplam: 39 km.

sınır komşuları: İtalya 39 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Engebeli dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Torrente Ausa 55 m.

en yüksek noktası: Monte Titano 755 m.

Doğal kaynakları: Yapı taşları.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.67.

daimi ekinler: %0.

Diğer: %83.33 (2005 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 29,251 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 10.7 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 81.71 yıl.

Erkeklerde: 78.23 yıl.

Kadınlarda: 85.5 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: San Marinolu.

Nüfusun etnik dağılımı: San Marinolu, İtalyan.

Din: Roma Katolikleri.

Diller: İtalyan.

Okur yazar oranı: 10 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %96.

erkekler: %97.

kadınlar: %95 (1976 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: San Marino Cumhuriyeti.

kısa şekli : San Marino.

Yerel tam adı: Repubblica di San Marino.

yerel kısa şekli: San Marino.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: San Marino.

İdari bölümler: 9 belediye; Acquaviva, Borgo Maggiore, Chiesanuova, Domagnano, Faetano, Fiorentino, Monte Giardino, San Marino, Serravalle.

Bağımsızlık günü: 3 Eylül 301.

Milli bayram: Cumhuriyetin Kuruluşu, 3 Eylül (301).

Anayasa: 8 Ekim 1600.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CE (Avrupa Konseyi), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),IOC, IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 940 milyon $ (2001 verileri).

GSYİH - reel büyüme oranı: %2.3 (2002 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %-1.7 (2001).

İş gücü: 19,970 (2003).

İşsizlik oranı: %2.6 (2001).

Endüstri: Turizm, bankacılık, tekstil, elektronik, seramik, çimento, şarap.

Endüstrinin büyüme oranı: %6 (1997 verileri).

Tarım ürü


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkı disiplinli kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilere yol göstermeye yarayan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüz bulup azmış, şımarmış: Şımarık çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilt. saucy. sassy. pert. perky. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen. forward. pert. spoiled. saucy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoiled by overindulgence. pert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Azmak, yüz bulup Haddini aşmak: Bu çocuk şımarmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz verip azdırmak: Bu çocuğu annesi çok şımartmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosset. spoil. spoonfeed. baby. feather-bed. cocker. coddle. cosher. dandle. indulge. pamper. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coddle. cosset. indulge. pamper. spoil. to spoil. to indulge. to pamper. to cosset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil sb. cosset. indulge. mollycoddle. pamper. spoil. wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acımak, acıtmak; pişman olmak; belâsını çekmek, canı yanmak; i. acı, elem, keder; leh. miktar. smart money tazminat; yaralanan asker veya işçilere tazminat olarak verilen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz; akıllı, usta, kabiliyetli; acıtan, acı veren; keskin, şiddetli; kuvvetli; gösterişli, süslü; şık. smart aleck k.dili. ukalâ dümbeleği. smart set şık insanlar. smartly z. şık olarak; ustalıkla. smartness i. şıklık; ustalık; açıkgözlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

4:3 resim, 16:9 biçimine büyütüldüğünde, görüntünün ekranın üst ve alt tarafındaki bölümleri kaybolur. Doğrusal olmayan bir resim büyütme işlevi olan Smart Modu, 4:3 yayının görüntü verilerini gösteren tam format bir 16:9 resim yaratır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Duraklama boşluğunu otomatik olarak 3 saniyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kumandayla kontrol ettiğiniz cihazların açık olup olmadığını algılayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında en iyi resim kalitesini garantileyen gelişmiş bir işleme sistemidir. Bu sistem, televizyon ekranında eşit düzeyde yüksek kalite görüntüyü garantilemek için kayıt kalitesi ve kaset koşuluna bağlı olarak aygıtın otomatik şekilde netliği ayarlamasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. temiz ve taze hale koymak; giydirip süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SmartFile, video kasetlerin dolu ve boş süreleri hakkında bilgi verir. Kaset VCR’a yaklaştırıldığında, kasetin içeriği TV’nizin ekranında görüntülenir. Her sahnenin başlıkları, teletekstten otomatik olarak alınabilir ya da el ile girilebilir. Bir sahneyi izlemek için bunu ekranda seçin – VCR sahnenin başlangıcını arar ve otomatik olarak oynatır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

SmartLink aşağıdaki özellikleri sağlar: TV ve VCR arasında otomatik hafıza değişimi: VCR’ın ilk ayarlanması sırasında TV’nin kanal hafızası otomatik olarak VCR’a indirilir. Gördüğünüzü kaydetme: Ekrandaki programın kolayca kaydedilmesini sağlar. Tek tuşla oynatma: Kaset oynatıldığında, TV otomatik olarak açılır ve doğru kanala geçer. Otomatik bekleme: TV kapatıldığında, VCR da bekleme modunda geçer. Tek tuşla ShowView®/Menü: VCR uzaktan kumandasının ShowView® ya da or Menü düğmelerine basıldığında, bilgileri göstermek için TV otomatik olarak açılır ve gerekli kanala geçer. Sinyal Kalitesi Eşleştirme: Tüm bağlı cihazların sinyal kalitesini aynı düzeye getirir. Not: SmartLink, yalnızca SmartLink ya da AV Link işlevlerine sahip TV’lerde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Farklı ses/video cihazları arasında akıllı iletişim sağlayan bir işlev.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cep telefonundan ötesi… Cep telefonunun sağladığı klasik özelliklere, bilgisayar dünyasının bir ürünü olan PDAerin özelliklerinin de eklenmesiyle tasarlanan gelişmiş mobil iletişim cihazlarıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

VCR’a takılan kasetin içeriğini hafızaya alır ve kayıtlı sahnelerin özetini gösterir. Yeni bir kaset kaydedildikten sonra, bir sonraki kasetin hafızası silinir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüz hatları algılama teknolojisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su biberi, bot. Poly gonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşak, husye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınır veya kenar çizgisi altındaki işlenmeye değmez (toprak); biyol. sınır veya kenara yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denizaltı; denizaltında yetişen; i. denizalı (gemi). submarine chaser denizaltı avcı botu. submarine mine denizaltı mayını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayı, hesap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özetlemek, hülâsa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özlü, kısa, acele, derhal yapılan; i. özet, hulâsa. summary proceeding acele muhakeme usulü. summarily z. resmi muameleyi beklemeden; süratle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keler, kertenkele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوسمار] kertenkele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شمار] sayı. 2.sayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Baltabaş olmayan geminin başında aşağıdan yukarıya ve ileriye doğru uzanan ağaç ki, ucuna baş şekli konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Talimarı olan gemi ki, olmayanına «baltabaş» denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus bir çeşit çam, lariks, bot. Larix laricina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek maymun, zool. Leontocebus rosalia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demirhindi, bot. Ta marindus indica; demirhindinin meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ilgın, bot. Tamarix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk TArmâr

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karma karışık, dağınık, perakende, perişan: Zülf-i târmâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تارومار] dağınık. 2.perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağıtmak, karıştırmak. 2.perişan etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağılmak, karışmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayakta dönmek veya çabucak durabilmek için ağırlığı öndeki kayağa verip ucunu içe doğru çevirerek yapılan dönüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan). Yalandan hasta olma, hasta gibi görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malingering. feigning illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir hastaya yahut yarasına veya hayvana edilen hizmet, bunlara bakma. Hastayı timar etmek = Bakmak. Atı timar atmak = Temizleyip hizmetini görmek.

2.işlemek, bakmak, hizmetini görmek: Siz bağı timar etmemişsiniz.

3.Eskiden cariyelerin dinlenmek için bir yere gitmesi: Filin kalfa timara çıktı.

4.Vaktiyle sipahilere mâlikine olarak verilen arazi. Harbe şevkine mecbur oldukları muayyen miktar askere mukabil o arazinin öşrünü alırlardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grooming. currying. feudality. fief. feud. benefice. manor. vassalage. vavasour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grooming. fief held under condition of military service. benefice. crown land. feoffment. feud. feudal tenure. fief feoff. manor. vassalage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تيمار] bakım. 2.tımar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Timara yani öşrünü aldığı araziye mâlik sipahi. 2.Bir hastahanede hastaların yaralarını bağlayıp değiştiren hastabakıcı, pansumancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groom. stableman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. timar’dan yapılma veya bîmâr-hane’den galat). Akıl hastalarına mahsus hastahane, Ar. dâr-üş şifâ. Timarhane kaçkını = Deli, delice hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedlam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. bin. bughouse. nuthouse. lunatic asylum. mental hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. insane. nut house. bedlam. detention hospital. institution. mental institution. madhouse. nut college. reception institute. retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيمارخانه] akıl hastanesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escaped lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is fit for the insane asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. timâriyye). Tımarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tavâmîr) (belki Rumca’dan alınmıştır).

1.Vaktiyle uzunlamasına kesilerek silindir şeklinde kıvrılmış yazılı ceylan derisi. 2.Sarılıp silindir biçimine konmuş her şey: Kâğıt, kumaş tomarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. roll. wad. scroll. scroll. cylindrical object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scroll. roll. heap. pile. rammer. remrod. cylinder. wad. coil. swab. fascicle. tag. tuft. roller. reel. chunk. winding. sponge. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi) (y. k.). Kirli kanı kalbe taşıyan demar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denizaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tomar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. lâcivert, lâcivert boya; s. denizaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedient. remedy. resource. solution çare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çare, çıkar yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. irremediable çaresiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaretsiz; çizgisiz; dikkat edilmemiş; not verilmemiş (imtihan kâğıtları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli olmayan, ev lenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karada suyun yükseldiği dereceyi gösteren çizgi veya işaret; filigran; f. filigran basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalayıp sömürmek, çekip yutmak.

Türkçe Sözlük by