Martı Ka ne demek? | Martı Ka anlamı nedir? | Martı Ka

Martı Ka anlamı nedir?

Martı Ka ne demek?

Martı Ka anlamı nedir?

Martı Ka | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Karadeniz kıyılarında kullanılan başı içeriye doğru kıvrılmış iki direkli bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birleşik:

1.Sucu, saka.

2.Sâki, kadeh sunan.

3.Şarap taciri. 4.Ayyaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Amca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- İlhanlı hükümdarı Hülagu’nun oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.-Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Kadir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Kaviyy).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبکار] saka. 2.ayyaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. «Blocce» den). Denizden kuşatma muhasara: Abluka etmek, ablukaya almak. Ablukayı bozmak = Muhasara hattını delip geçmek. Ablukayı kaldırmak = Muhasarayı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. abloco

ask. kuşatma

Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade. siege. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koca, zevc, yaşlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Adâletlicesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adil, adâletli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدالتکار] adil, adaletli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم الامکان] imkânsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper of direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افریقا] Afrika kıtası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da konuşulan Hollanda lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

African. inhabitant of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da doğan Avrupalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya ağacın kabuğunu gagalar, uzun gagalı ve kargaya benzer küçükçe bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapsucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limona benzer fakat daha büyük ve kabuğu pek kalın bir meyva ki reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Görme sinirlerinin göz yuvarlağı içinde dağılmasından meydana gelen zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر کار] sonunda. 2.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرکار] sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kum fırtınası 2.Kur’an-ı Kerim’in 6.suresi. Araplar bu ismi, Arabistan’ın güneyinde, kimsenin bilmediği ve giremediği çöle vermişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hüküm). Hükümler. (bk.) Hüküm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احکام] hükümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («hakir» den itaf.). Daha ve pek hakir: Abd-i ahkerlsri, (ekseriya tevazu makamında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ahlâk bakımından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احمقانه] ahmakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encashment. legal right of collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و قبض] alıp sahip çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâik) («avk» dan i. mü.). Alıkomaya ve tehire sebep olan şey, engel: Bazı Avaiktan dolayı geri kaldı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائقه] engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iran Türkleri arasında «ağa» yerine kullanılır; ancak orada ulemâ hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also known as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also known as. also known as A-T ataxia telangiectasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for 'automated knowledge acquisition ' Refers to the use of programs to create knowledge needed by other programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also Known As. 'Also known as' - if a person has some interest in real property by one name, but also uses another name Example: MARY JONES aka MARY HARDING JONES.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also known as Used in contracts when a person uses more than one name In other words, an alias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apple Knowledge Archive http://karchive info apple com/.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Above Knee Amputee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Red Often used in kumite competition where one competitor wears a red belt and the other a white belt The officials then refer to the competitors by the colour of their belt See also Shiro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dark form of Akamuji which is the all-red Koi of the Kohaku It means the same as Beni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Red belt in sparring. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Red. our.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akab). Akabler, geriler, (bk.) akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Akâb «k kalın okunur»). I. Ökçe.

2.Geri, arka: Onun akabinde ben de gittim; akabinde onlar da geldiler.

3.Bir zamanı takip eden zaman, bir vaktin ilerisi, sonra: Yağmur yağdı, akabinde hava açtı; kavga ettiler, akabinde barıştılar, (c.) Evlât ve ahfat, zürriyet. Onun Akâbı kalmadı; Akâbı devam edip hâlâ mevcuttur. Derakab = Çok geçmeden, pek az sonra, hemen: Ben eve gittim derakab adam gelip geri çağırdı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقب] arka, art. 2.topuk, ökçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sarp ve çıkılması müşkül yokuş.

2.Tehlikeli geçit, dar ve iki tarafı pusu yeri olan boğaz: Geçilecek bir takım akabeler vardır.

3.Muhatara, tehlike. Hastalığın veya diğer bir halin en tehlikeli ve korkulur süresi: Bir akabe atlattı; şu akabeyi de geçirsek artık korkmam, (hi. mü. coğrafya). Kızıldeniz’in kuzey ucunda, Süveyş’in doğu tarafında dar bir körfez.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبه] geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2.Tehlike. Atlatılması zor güçlük, muhtıra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately afterwards. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately after. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlimler, fenler meclisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Akademi tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academical. academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Osmanlı saraylarında hizmet gören beyaz hadımağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayınağacı çeşidinden kerestelik bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akide). Akideler, inanışlar, (bk.) Akide.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقائد] inançlar, akideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrines. tenets. religious precepts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mahagony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. «Akar»). Dilimizde kullanılmaz. Tıpta kullanılan kökler vesaire: Akâkıyr-ı tıbbiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Akil» den itaf.). Daha veya pek ve en akıllı: Akal-ı Ükalâ = Akıllıların en akıllısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit pamuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a type of cotton plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. kalil’den). Pek az, çok az, (bk.) akall.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Halk ağzında: En az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azınlık, azlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Kısırlık, verimsizlik, neticesizlik, kesintiye uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. sterility. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقامت] verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz cins anber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Akarsu. 2.Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha çok yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. Bunlar, göktaşlarının, atmosfere girince sürtünmeyle akor halini almasından meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima akan, cârî, revan: Akarsu = MA-i cârî. Akar yara = Daima cerahat akan yara. Akaryakıt = Benzin v.s. gibi sıvı haldeki yakacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akaret). İrat getirir mülk ve binalar: Mesken yapılan binaların vergisi başkadır, akarın başka; kendisinin bir hayli akareti vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running. landed property. real estate. real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running. flowing. liquid. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقار] kazanç sağlayan mülk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Akıp geçen. 2.Gelir getiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Akar’ın çoğ. akarlar, akaretler. Gelir sağlayan mallar ve yapılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقرات] kazanç sağlayan mülkler, akarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Akıntılı bir hastalık.

2.Küçük akarsu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k-a kalın okunur) (i. A.). Kısır olma, kısırlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Nehir, dere, çay gibi durmadan akıp giden su.

2.Bir sıra inci veya elmastan gerdanlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. tributary. river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. stream. diamond necklace. running water. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aksâ). (bk.) Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çardağa sarılır bir cins beyaz gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan soydan gelen

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenli ve dikensiz, çiçekli ve çiçeksiz çeşitleri olan bir cins ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locust. locust tree. acacia. myall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(salkım ağacı): Baklagillerden; bir çeşit süs ve gölge ağacıdır. Salkım çiçekli ve küçük yapraklıdır. Çiçekleri güzel kokar. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Astım ve Nefes darlığını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) - Küçük sıra yapraklı, gölgeli küçük cinsleri süs için yetiştirilen baklagillerden bir ağaç. Salkım ağacı da denir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «eki» den imüb.). t. yiyen, obur («ekül» daha müstameldir).

2.(tıp). Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Deve kiralayıcısı, deve ile, ücret karşılığı eşya taşıyan adam.

2.Hacca Surre-i Hümâyûn ile birlikte giden hademe ki, gidişten önce İstanbul’da törenle dolaşırlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyarı, koca ba-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elâık).

1.İlişik, ilgi bağlılık, bağlanma, rabıta: Bizim işin o mesele ile alâkası yoktur. Bu iki madde arasında hiç bir şekilde alâka var mıdır?

2.Kalbten ilgi, gönül bağlama, aşk, sevişme, sevda, sevgi: Bir kıza alâkası vardı. Bir görüşte alâka peyda etti. 3.Münasebet, bağlılık, aidiyet: Onlarla benim hiç bir alâkam yoktur. Kızını onun oğluna vererek kendisiyle alâka peyda etti. 4.Malikiyet, tasarruf, müdahale hakkı, hisse: O çiftliğe, o madene sizin alâkanız var mıdır? (kimya) Münasebet. (Fr. affiniti). (tıp): Bir uzvun derdinin diğer bir uzva sirayeti. Fr. sympathie. Edebiyat. Mecâzî mânâ kullanmak için düşürülen münasebet. Rabıtalar. İnsanın ilişiği olduğu işler, münasebetler: Dünyevî, dünyaya ait alâkalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest. concern. connection. relation. attachment. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. interest. connection. attachment. sympathy. concern. dealing. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقه] ilgi, alaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Münasebet ve ilişiği olan: O da bu işte alâkalıdır.

2.Aşık, gönül vermiş: Bir kıza alâkalıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. having a claim. pertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah ve kül renginde karga. (Arapça: gurâb-ül-bîn).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à la carte

seçmeli yemek

Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

à la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son asırda yanlış olarak «Türk Musikisi» yerine kullanılan tâbir, italyanca alla turca’dan gelir ki, «Türk tarzında» demektir ve Batı Musikisi’nde mehter musikimize benzetilmek istenen eserler için kullanılmıştır. Mızıkay-ı Hümâyûn’a gelen İtalyan müzisyenler tarafından musikimize verilmiş addır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla turca

Doğuluca

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the ottoman/turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system of timekeeping according to which the clock is set at 12 : 00 at sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علقه] kan pıhtısı. 2.balçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek kadr = derece, mertebe). Kıymet ve derecesi yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek mekân = yer). Yeri ve rütbe ve makamı yüksek olan (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی قدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğ(Erkek İsmi) 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (A. Kimya). Kimyasal özellikleri sut ve potasa benzeyen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkali. alcali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soda ash; caustic soda, caustic potash, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a class of caustic bases, such as soda, potash, ammonia, and lithia, whose distinguishing peculiarities are solubility in alcohol and water, uniting with oils and fats to form soap, neutralizing and forming salts with acids, turning to brown severa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soluble mineral matter, other than common salt, contained in soils of natural waters. a mixture of soluble salts found in arid soils and some bodies of water; detrimental to agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In glassmaking, a soluble salt consisting mainly of potassium carbonate or sodium carbonate It is one of the essential ingredients of glass, generally accounting for about 15-20 percent of the batch The alkali is a flux, which reduces the melting point of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In chemistry, a substance capable of forming hydroxyl ions when dissolved in water Alkaline materials may be added to materials to neutralise acids or as an alkaline reserve or buffer for the purpose of counteracting acids which may form in the future Whi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any chemical substance that forms soluble soaps with fatty acids Alkalis are also referred to as bases They may cause severe burns to the skin Alkalis turn litmus paper blue and have pH values from 8 to l4. any substance having basic properties In a restr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance having basic properties In a restricted sense it is applied to the hydroxides of ammonium, lithium, potassium and sodium Alkaline materials in lubricating oils neutralize acids to prevent acidic and corrosive wear in internal combustion engi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called base - A Class of compounds which will react with an acid to give a salt Alkali is the opposite of acid. Any of various BASEs, which neutralize ACID to form SALT Bases are important in maintaining the chemical balance in a BIOGAS DIGESTER F -

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Base A substance which dissolves in water and releases a hydroxyl ion ; it has the ability to neutralize an acid and form a salt Strong alkalis are irritating and may damage tissue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soluble mineral salt. an acid-neutralizing substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that: 1) is usually corrosive to human tissue and must be handled with care; 2) has a pH of more than 7 0; 3) neutralizes acids to form salts; 4) dissociates in water yielding hydroxide ions; 5) turns litmus paper blue; and 6) may also be calle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mineral salt found in soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any compound having highly basic properties; i e , one that readily ionizes in aqueous solution to yield OH anions, with a pH above 7 0, and turns litmus paper blue Common commercial alkalis are sodium carbonate , caustic soda and caustic potash, lime, ly

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soluble hydroxide of a metal substance which can be used to neutralizes acids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that in water solution is bitter, more or less irritating, or caustic to the skin Strong alkalies in solution are corrosive to the skin and mucous membranes. a soluble mineral salt or a mixture of soluble salts, present in some soils, esp in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any strongly basic substance of hydroxide and carbonate, such as soda, potash, etc , that is soluble in water and increases the pH of a solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that is the chemical opposite of an acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Historically, a compound that neutralizes acids Now known as a base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alkaline, or 'basic,' chemical substance such as lime or lye Generally present in fresh cement, concrete, or plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical substance which effectively neutralizes acid material so as to form neutral salts A base The opposite of acid Examples are ammonia and caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecular or ionic substance that can combine with a proton to produce a new compound A compound having highly basic properties, that readily ionises in aqueous solutions to yield OH anions, with a pH of above 7.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Substance which neutralizes acids; calcium, potassium or sodium. any base or hydroxide having the following properties: solubility in water, the power of neutralizing acids, and the property of altering the tint of many coloring matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any chemical substance that forms soluble soaps with fatty acids Alkalis are also referred to as bases They may cause severe burns to the skin Alkalis turn litmus paper blue and have pH values from 8 toany of various water-soluble compounds capable o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). alkali, kalevi. alkales'cent (s). alkalisi biraz fazla. alkaline (s). alkalik, kalevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kimya) İçinde alkali bulunan veya alkali ile ilgili olan, kalevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). striknin ve morfin gibi kuvvetli ve tehlikeli bir grup ilâçlardan her biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Hususiyetleri alkalileri andıran organik madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Acılık, acı tat.

2.Acı hıyar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçukluların egemenliğindeki İznik’te Ebu’l-Kasım’ın donanma komutanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırdili; havacıva, (bot). Alkanna tinctoria; kızıllık otu, öküzdili, (bot). Anchusa officinalis mountain alkanet öküzdili, (bot). Arnica montana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstiridye, midye v.s. avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan bir çeşit ağ.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan.

2.Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the floor below. first / ground floor. lower floor. lower story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

america.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

states. america. the states.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika kıtasından olan kimse. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri halkı için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yankee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be americanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelen, menşei orası olan kaba bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar where drinks are served.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbleached and coarse calico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. américanisme

Amerikancılık

Amerikancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belkemiği, omurga kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Yakından, çok geçmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yakın vakitten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), «asitle, kasitli, bile bile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate way. main gate. gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşlemci ve RAM gibi, bir bilgisayarın hayati önem taşıyan bileşenlerinin bulunduğu ana devre kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Melek ‘ otu. (Hıristiyanlar’da kadın ismi de olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İngiliz kilisesine bağlı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İngiliz kilisesinin itikad yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tomb of Atatürk in Ankara. mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(kaile) (I. A.). Kaf dağında durduğuna inanılan hayalî büyük bir kuş, Sİmmurg. (mec.). ismi olup cismi olmayan şey: Vefâ-dâr dost, her zamanda anka gibidir. Anka bezirgân: Pek zengin tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoenix zümrüdüanka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنقا] zümrütüanka,

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankara. angora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital of Turkey; located in west-central Turkey; formerly known as Angora and is the home of Angora goats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital of Turkey; located in west-central Turkey; formerly known as Angora and is the home of Angora goats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ankara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قریب] yakında, yakından, çok geçmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قصد] kasıtlı olarak, bile bile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embedded. fixed in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbedded. inserted. sunk. built in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن صميم القلب] içtenlikle, canügönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the antarctic. antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. antiqua).

1.Eski zamandan kalma eserlerden heykel, madenî para vesaire.

2.(mec.) Kendisine has tuhaf halleri olan: Antika adam.

3.Mendil, örtü, yatak çarşafı v.s. nin kenarlarına yapılan bir çeşit süs; sıçandişi de denir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antique. queer. eccentric. crusted. kooky. old world. quaint. antique. curiosity. curio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. curio. oddity. odd. funny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. queer. eccentric. hemstitch. curiosities. curiosity. quaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuhaflık.

2.Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bric a brac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anus (şerç-makat); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı süzme bal ile 2 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bir pamukla kaşınan yere sürülür. 4 saat sonra, ılık sabunlu su ile yıkanır. Şikayetler geçinceye kadar aynı işleme devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası dikerek yapılan süs, tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interlocutory judgment. interlocutory decree. interlocutory decision. interlocutory sentence. order of the court. interim order. interlocutory order. interlocutory writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iri taneli bezelye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru, dürüst kal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sırt, arka, püşt: Arkaya almak, arkası üstü yatmak.

2.Geri taraf, halef, verâ, pes: Dağın arkasında.

3.Yüz mukabili, ters, zahr: Kâğıdın arkasına yazmak.

4.Alt taraf, sonra, mâbâd: Arkadan gitmek, arkaya kalmak.

5.Hâmî, iltimasçı, koruyucu: O adamın arkası yoktur.

6.Himaye, yardım, müzaheret, iltimas: Arkasız bir şey olmaz.Batın, kuşak, nesil: Arkadan arkaya: Batnen bâde batn = Soydan soya, nesilden nesle. Arka arkaya vermek = Yardımlaşmak, elbirliğiyle çalışmak. Arka arka = Gerisin geri. Arkadan arkaya = Gizliden, belli etmeksizin. Arkası pek, kuvvetli = Üşümeyecek surette giyinmiş. Bir şeyin arkasına düşmek = Takip etmek. Arkasında dolaşmak = Araştırıp ele geçirmeye çalışmak: Bir hizmet arkasında dolaşıyor. Arka vermek = Dayanmak, istinad etmek. Arkada ve geride bulunan: Arka kapı, arka sokak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. stern. rear. tail. hind. rearward. friend at court. back. rear. posterior. supporter. backer. support. backing. contuniation. breech. small. dors-. dorso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. dorsal. hind. posterior. rear. reverse. the reverse. continuation. sequel. support. back-up. backing. supporter. backer. backside. buttocks. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the back. backpart. rear. back side. reverse. hind. posterior. buttocks. rump. powerful friend. backer. supporter. pull. influence. sequel. a back load of sth. countenancer. heel. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essence, liquor, arrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Okunmasına izin vermek için görüntünün arkasından iletilen dahili bir ışık kaynağı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. back drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street. back alley. back / side street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even numbered page. off board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. behindhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind. rearward. on the reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («Arka» dan. Aslı: Arka-daş).

1.Dost, yakın, tanıdık, refik, ortak.

2.Muavin, yardımcı, yamak.

3.Bir işte birlikte bulunanlardan her biri: Yol arkadaşı, okul arkadaşı. Arkadaş değil, arka taşı = Yük olan, eziyet veren arkadaş için kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ARKEEN) (i. Fr. Y. jeoloji). Kambriyum devrelerinden önce olan jeolojik oluşumların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Sırtına almak.

2.Bir kimseye yardım etmek, müzaheret etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendisine yardım edilmek.

2.Birinin yardımına güvenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sırtı kuvvetli. 2.Koruyucusu olan, iltimaslı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamal semeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedenin yukarısını örten bir çeşit elbise ki, yeleğin üstüne giyilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back carrier. backpad. backrest. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, ari kandan gelen. 2.Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in back of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. after. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without influential friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Üflenince yanyana deliklerinden ses veren ağız çalgısı.

2.Küçük bir akordeon çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica. harmonica mızıka. accordion akordoen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca; Fr. arnica). Kanı durdurmak hassasını haiz bir kök, öküz gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Artıp geriye kalan.

2.Eski çağlardan beri görenekle sürüp gelen inanış, alışkanlık v.s.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyden artıp kalmak.

2.Çağdaşları öldüğü veya yok olduğu halde kendi hayatta veya var olarak kalmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i.). İkinci başkan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصدقا] gerçek dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sıddık). Sıddıklar, doğrular, temiz insanlar, (bk.) Sıddık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile kalın okunur) (i. A. c.) (m. Aşık) (Farsça kaidesiyle yapılmış çokluk). Aşıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاشقان] aşıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Aşıklara yakışır hal ve surette: Aşıkane şarkılar. Aşıkane bir nârâ attı. Aşıkane tavır ve hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Aşkâr) (i. F.). Açık, meydanda, belli, ayân, zâhir. Aşikâr etmek = Meydana çıkarmak, açıktan yapmak. Aşikâr olmak = Meydana çıkmak, zihir olmak. Apaçık, zâhir ve ayân olarak: Aşikâr söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point blank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. blazing. clear. evident. unmistakable. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشکار] açık, belli, aşikâr. âşikâr etmek ortaya çıkarmak, belli etmek. âşikâr olmak ortaya çıkmak, belli olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Aşikâr, zâhir, açık, görünen, besbelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşikâr = Aşikâr, Aşikâr olarak, açıktan. (Hal olarak daha fazla kullanılır): Ben Aşikâre söyledim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشکاره] açık, belli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Aşağıdaki reçeteler aybaşı kanaması olduğu günler kullanılmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, limon

Hazırlanışı : 2 Adet limon uzunlamasına kesilir. Suyu sıkılır üzerine üç kahve kaşığı süzme bal ilave edilir, içilir. Günde üç kere uygulanabilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). göz ucuyla, yan yan (bakış); güvensizlikle; beğenmeyerek. Iook askance göz ucuyla bakmak, yan bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şakar» dan). Kula veya kızıl saçlı adam ve bu tonda (At), al.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Aşikâr. Açık, meydanda, belli, ayân, zâhir. Aşikâr etmek = Meydana çıkarmak, açıktan yapmak. Aşikâr olmak, meydana çıkmak, zâhir ve ayân olmak. Açıktan, zâhir ve ayân olarak: Aşikâr söyledi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشکار] açık, belli, aşikâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشکارا] açık, belli, aşikâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Ölçü birimlerinin bölündüğü eşit parçalardan her biri: Litrenin askatları desilitre, santilitre ve mililitredir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. draft-evader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir eserde geçici olarak yapılan kararlar ki, ekseriya güçlü sesi üzerindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mezzanine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mezzanine. entresol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Tropikanın yanında olan: Astropikal iklim.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش کار] külhancı, ateşçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iMac’ın yeni grafik kartı.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F) [عاطفتکار] şefkat gösteren, gözeten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقه] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AVKIMAK (f.). Sıkıp ufaltmak, eğmek, ezmek ufalanmak, dağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. avocat). Mahkemede ücret karşılığı taraflardan birinin savunmasını ve davasını üzerine alan hukukçu, mec. Müdafaaya muktedir, çeneli, cerbezeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawyer. attorney. advocate. barrister. attorney at low. counselor. counsel. solicitor. pleader. mouthpiece. counsellor-at-law. counselor-at-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. attorney. barrister. counsel. counsellor. lawyer. practitioner. solicitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. barrister. attorney at law. advocate. lawyer. solicitor. articled clerk. public attorney. champion. counsel. counsel l or. defender. law agent. pleader. solicitor at law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a place where everybody passes by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle anlatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle arilatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear. pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footwear. shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoelace. shoestring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe lace. shoe string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. shoe-seller. shoe-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. seller of shoes. shoerepairer's shop. shoe repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Söyleyen, konuşan. 2.Akıl veren. 3.Ozan, şair.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, asil, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sırt ağrısı; (tıb). bel romatizması Iumbaqo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.), iskete kuşunun bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlucky fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baksana!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BAKAA) (bk. beka) (i. A.). Bulunduğu halde kalma, devam, sebat, yok olmama, fenâ mukabili: Baka bulmak — Daim ve sâbit olmak. D»r-ı baka = Ahret, dâr-ı fenâ (dünya) zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavşan çeşidinden bir diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in wonder. to gawp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in bewilderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Kıç altında olan top delikleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma sedef veya kehribar sedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakalite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Baklagillerden bir ağaç; odunundan kırmızı boya çıkarılır Anavatanı Brezilya’dır.

2.Has olmayan her türlü boya (Hamatoxylon compeachianum).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümet üyelerinden her biri. Devletin görmekle mükellef bulunduğu hizmetlerden birini idare etmek üzere başbakan tarafından milletvekilleri arasından veya dışarıdan seçilen ve devlet başkalarınca tasdik edilerek iş başına getirilen kimse, nâzır, vekil: Devlet bakanı, millî eğitim bakanı v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. onlooking. minister. secretary of state. secretary. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. minister. secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister. secretary. state secretary. cabinet officer. officer of state. viewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk. Bakkar) (i. A.). Sığır, öküz, inek, manda cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir kumar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnek, Kur’an’ın en uzun ve İkinci sûresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to/with. by comparison with. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sığır cinsine has.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bakıyye). (bk.) Bakıyye. Bakıyyeler, artmış olanlar. (Maliye) Tahsil olunamayıp ertesi seneye kalan vergi ve varidat. (Askerlik) Kur’a bakayası = Kur’a isabet edip de silâh altına alınmaları geciktirilenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remnants. arrears. arrears of taxes. in arrears. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Sony DVD oynatıcılar, elektriksel parazitlere karşı mükemmel bir dayanıklılık sağlayan bir bakır kaplı şasi ile donatılmışlardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A. «baki» dan imüb). Zahire ve yiyeceğe ait şeyler satan esnaf. (Asıl Arapça’da mânâsı sebzeci olup, Arabistan’da ekseriya sebze ve zahire bir dükkânda satıldığı münasebetle, sonra yalnız zahire satanlara da söylenmiş ve bizce bu mânâya hasredilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocer. grocery. groceteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocer. grocer. grocer's. grocery. grocery shop. grocery store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience store. grocer. grocery store. small dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grocers and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakkal dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Bakkal dükkânında satılacak cinsten eşya.

2.Büyük bakkal dükkânı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groceries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groceries. grocery store. grocer's wares. grocery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bakkal İşi ve ticareti: Bakkallık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business of a grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) Sığır çobanı, sığırtmaç. (bk. Bakar).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balalayka, gövdesi üç köşe olan Rus mandolini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ukraynalılar ve Ruslar’ın millî çalgısı. Gitara benzer.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fujer): Eğreltiotugillerden; nemli yerlerde yetişen otsu bir bitkidir. Yaprakları at yelesini andırır. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Grip ve soğukalgınlığında hastayı rahatlatır. Balgam söktürür. Mide ağrılarını keser. Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar. Derideki şişlikleri indirir. Saç dökülmesini önler. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Diğer ilaçlara da tat verici olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polo neck. turtle neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarp ve ard ardına veya ormanla kaplı dağ veya sıradağ. Rumeli’ni (Bulgaristan’ı) batıdan doğuya geçen sıradağ ki, bundan dolayı o ülkeye Balkan yarımadası denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balkan. balkanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an inhabitant of the Balkan Peninsula of or denoting or relating to the Balkan countries or their inhabitants or the Balkan peninsula or the Balkan Mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As applied to dialects of Romani, includes those which developed south of Moldavia and Wallachia They are spoken today mainly in Greece and Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peninsula located in south-eastern Europe, including Macedonia and Greece, plus what became Bulgaria; controlled by Byzantine Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Turkish word meaning mountain The Balkans include several mountain ranges The region has been called the Powder Keg of Europe because many wars began there. an inhabitant of the Balkan Peninsula. of or denoting or relating to the Balkan countries or the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Balkan, Balkan devletlerine veya bu memleketlerde oturanlara ait; Balkan yarımadasına veya dağlarına ait. the Balkans Balkan Devletleri; Balkan Dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sarp ve ormanlık sıradağları. 2.Avrupa’nın güneydoğu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya’yı içerir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). Balkanlaştırmak; birbirlerine düşman olan muhtelif ufak devletlere bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native or inhabitant of the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balkanları olan, dağlık: Balkanlık bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya MALKAR (i.). Kafkasya Türkleri’nin Kıpçak kolundan olan bir boy.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kuzey Kafkasya’da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçaklann bir kolu. 2.Bu boya mensup kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen başka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite different. utterly different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite different. odd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بامقاوله] sözleşme ile, sözleşmeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr banque). Büyük şirket veya sarraflık idaresi. Para işleri ile uğraşan malî müessese: Yapı ve Kredi Bankası, Osmanlı Bankası, banka muamelâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking. bank. banking house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account passbook. bank book. pass book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Guaranteed Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker's card. cash card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banka hissedarı, bankada görevli veya banka işleri uzmanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. bank employer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. bank employee. shroff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash dispenser. cashomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated teller machine. automated teller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. baraque). Tahtadan muvakkat mesken vesaire, kulübe. Salaş, sundurma: Baraka kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billet. cot. shed. hut. shanty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shed. hut. barrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'grace' or spiritual energy emanating from Allah through the silsillah of the Tariqa through which all practices are accomplished. physical manifestation of personal blessing It can be transferred from person-to-person, or from an object to a person M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quality of blessedness or grace found characteristically in marabouts and other divinely favored persons Also, charisma that endows the blessed with a special capacity to rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimşek, yıldırım parıltısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارقه] şimşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şimşek, yıldırım parıltısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yolu kapamak üzere, ele geçen her türlü eşyadan faydalanılarak meydana getirilen engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barricade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barricade. enclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. barca). Büyük sandal, floka, fülk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barka denilen büyük sandalı kullanan adam. Sandalcı, kayıkçı, flokacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2.Hareketli kumul. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Venedik’teki gondolcularının söylediği üslûpta şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father of the bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insubordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Hükümet başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. premier. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. chancellor. minister president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k).

1.Başbakan olanın görevi. 2.Başbakanın makamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başında saçı olma yan veya saçı dibinden kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Basiretli, evvelden gören, seziş sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F). Sezişe, evvelden görüşe yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «baş» tan).

1.Diğer, gay rı, Ahar, şâir, özge: Başka adam, başka iş, başka yerde, başka defa.

2.Başka türlü, diğer-gûn, farklı: O iş başkadır. Başkası = Diğeri, gayrı, diğer biri. Başkaları: Diğerleri, diğer adamlar. ... dan başka = istisnâ bildirir: Senden başka bunu herkes işitti. Bundan başka yoktur. Başka başka = Ayrı ayrı, tek tek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. another. different. alternative. distinct. other than. apart from. else. forth. otherwise. except. save. but. saving. hetero-. beside. save. barring. excepting. saving. another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. another. atypical. different. else. further. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. another. different. except. apart from. other than. alternative. else. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elsewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayrıca, ayrı olarak, tek başına, müstakillen: O, başkaca geldi. 2.Mahsusan, re’sen, suret-i mahsusada: Sizin için başkaca getirteceğim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat different. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞKALAŞMA (i.) (y. k.).

1.(jeoloji). Bir kültenin fizik ve kimya bakımından değişmesi, istihale.

2.(biyoloji). Bazı hayvanların hayatı boyunca uğradığı biçim veya yapı değişimi, istihale.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. transfiguration. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. metamorphism istihale. metamorfizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başka türlü olmak, değişmek, tagayyür etmek, gayrılaşmak, diger-gûn olmak: Ben görmeyeli bu adam başkalaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to metamorphose. to change. to alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to change. to grow different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphose. transmogrify. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contumacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolt. riot. uprising. rebellion. muting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırılık, ihtilâf, muhalefet, karşı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissimilarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. alteration. change. dissimilarity. diversity. exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir topluluğun, bir derneğin veya bir toplantının başında bulunan kimse, reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president. chairman. chieftain. chairperson. chief executive. dean. head. moderator. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairman. chief. head. leader. president. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief. president. chairman / chairwoman. chairman. chieftain. front. governor. chief magistrate. moderator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman. vice president. deputy chairman. vice-chairman. vice chairman. deputy chief. vice- president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başkan olma ha li. 2.Başkanın vazifesi veya makamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential. presidentship. presidency. chairmanship. chieftainsy. headship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka biri, başka bir şey: Bunu beğenmedi, başkasını istedi. Başkası olsa böyle yapmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other. someone else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. someone else. alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir dairedeki kâtiplerin başı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodblock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Gazete ve dergilerin baş tarafına konan önemli makale, başyazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorial. leading article. feature article. shirttail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype. conventional. cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. corrupt. pervert. seduce. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. corrupt. deprave. inveigle. mislead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir çeşit iskete kuşu (Parus maior).

2.Baştan kara etmek. (bk.) Baş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A). Başbakanlık

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Denizlerin dibinde inceleme yapmak için kullanılan araç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathysphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باوقار] ağırbaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asya Türk ülkelerinde bulunan yaban kısrağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban kısrağı Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, doktor.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz, Baygüç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur’un 1386’da Kars’ı Karakoyunlular’dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. Anadolu-Azerbaycan sahasının en eski aşığıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kerkes nevinden yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Helak olma, mahvolma. 2.Böbürlene böbürlene, salınarak yürüme. 3.Malı çok olma. Baykara: Timuroğullan şehzadesi. Timur’un torunu Şeyh Ömer’in oğludur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. bazuka, bir çeşit tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tüfek gibi omuza dayanarak kullanılan bir hafif silâh. Bu silâh roket atımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (be = bağlama edatı, kâm = istek). İsteğine, meramına kavuşan, nail olan, arzu ettiğine erişen, mesut, bahtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, kâr = iş). İşi kötü, fenalıkta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F. bed = kötü, likâ = yüzü). Yüzü çirkin ve kötü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدکار] kötü hareketli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بدلقا] çirkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı «bedraha» ya ni yolun büyüğü olup Arapçalaşmıştır). Rehber, kılavuz, yol gösterici, delil (Bedrika okunması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدرقه] uğurlama, yolcu etme. 2.kılavuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ka kalın okunur). Bulunduğu halıle kalma. Dâr-ı beka = Ahiret. (bk.) Baka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقا] kalıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بکام] muradına ermiş. bekâm olmak muradına ermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Diyezli veya bemollü bir sesin eski haline getirilmesini gösteren nota işareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça «bikr» den galat. Farsça zanniyle «bîkâr» yazılması yanlıştır).

1.Evlenmemiş, zevcesi olmayan adam: Bekâr adam, bekâr gibi yaşamak. (Nadiren, evlenmemiş kız hakkında da kullanılır).

2.Taşralı olup bir büyük şehirde bir işle meşgul olarak, ailesiz yaşayan adam: Bekâr odaları, bekârların çamaşırlarını yıkamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celibate. single. sole. unmarried. bachelor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kızlık, erkek tanımamış kızın hali. (Bu mânâ ile «bikr» kullanılması galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maidenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastity. virginity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Evli olmayan adamın hali. Evlenmemiş erkek veya kızın hali: Bekârlık evlilikten iyi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelorhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celibacy. bachelorhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İleri gelen, saygın. Soylu, isim yapmış sülaleden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar; kalıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Fransızca Belgique). Batı Avrupa’da bir devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian. belgium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belgium. benelux countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brüksel.

Nüfus: 10.063.000.

Yüzölçümü: 11.787 km2.

Komşuları: Batı’da ve Güney’de Fransa, Güneydoğu’da Lüksemburg, Doğu’da Almanya, Kuzey’de Hollanda.

Önemli Şehirleri: Brüksel, Antwerp, Ghert, Charleroi, Liege.

Din: %75 Katolik.

Dil: Fransızca, Almanca.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monark’a bağlı parlamenter demokrasi.

Siyasi Partiler.

Flaman Bloğu, Halkın Birliği, Fransızca Konuşanların Demokratik Cephesi, Özgürlük ve İlerleme Partisi, Reformcu Liberal Parti, Hristiyan Halk Partisi, Sosyal Hristiyan Parti, Sosyal Parti.

Tarih: Belçika ismi, ülkenin ilk yerleşik insanları olan Belgae’lerden gelmektedir. Ülke olarak Julius Caesar tarafından fethedilmiş ve Romalıların, Frank’ların Burgundy’nin, İspanya’nın, Avusturya’nın ve Fransa’nın da dahil olduğu bir dizi işgalci devlet tarafından 1800 yıl yönetilmiştir. 1815’ten sonra Belçika Hollanda’ya bağlandı fakat bağımsız bir anayasal monarşi olması 1830’a rastlar. Belçika’nın tarafsızlığı her iki dünya savaşında da Almanya tarafından ihlal edildi. Kral

3.Leopold 28 Mayıs 1940’ta Almanya’ya teslim oldu. Savaş sonrası, tahtından feragat edip yerini oğlu Kral Baudovin’e bırakması konusunda siyasi baskıya maruz kaldı. Kuzey Belçika’da yaşayan Flamanlar Hollandaca, güneydeki Valonlar ise Fransızca konuşurlar. Bu dil farklılığı daimi bir karşıtlık kaynağı olmuş, iki grup arasında düşmanlığa yol açmıştır. Parlamento, gücün merkezi hükümetten 3 bölgeye -Valonya, Flander ve Brüksel- transferini amaçlayan bir takım önlemler almıştır. Belçika yaptığı dış ticaret ile ekonomisini yürütmektedir ve toplam ücretiminin %50’si dış ülkelere satılmaktadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Belçika ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbershop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکات] bereketler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kuzey Afrika’da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şakıma, parıldama. 2.Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, bozulmaz, yemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = istilâ edatı ve karar). Kararlı, kararlaşmış, yerleşmiş, devamlı, dâim: Şimdiki hâlinde berkarâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برقرار] yerinde duran, karar eden. berkarâr olmak devam etmek, kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beste yapan müzisyen. Fr. compositeur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته کار] besteci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beste yapma san’atı ve ilmi. Fr. composition (musicale).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar workers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Beycan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Beycan).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزه کار] günahkar. 2.suçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Meramına nail olmamış. Ar. hâib, hâsir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meramına nail olmamış. Ar. hâib, hâsir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşsiz, meşguliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşsiz, meşguliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.).

1.Kararsız, sebatsız. Fars. nâ-pâyidâr, fânî.

2.Huzursuz. Osm. Arâmsız, muztarib.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.).

1.Kararsız, sebatsız. Fars. nâ-pâyidâr, fânî.

2.Huzursuz. Osm. Arâmsız, muztarib.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Mekânsız, evsiz. Ar. lâ-mekân.

2.Serseri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BIKA (i. A. c.) (m. buk’a) Buk’alar (boyunduruklar), (bk.) Buk’a.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيکار] işsiz. 2.bekar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی قرار] kararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاقيد] kayıtsız şartsız, kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاشکایت] şikayet etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bilge). Bilge Kağan (683-734). Göktürk hakanı. İkinci Göktürk hanedanlığının kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilgin soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout of consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in exchange for. and the same to you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمقابله] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مکان] yersiz. 2.aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu kanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much. the same amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında bir dönüşü tamamladığında geçen süredir. Bunu herkes bilir. Aslında tam da öyle değildir. Çünkü dünya kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında yörüngesi üzerinde güneşin etrafında da döndüğünden, güneşten bakıldığında bir tam devri için geçen süre farklı gözlemlenir.

Neyse şimdi biz bunu karıştırmayalım ve bugün bütün dünyanın kabul ettiği zaman sistemine bakalım; o Bir yıl 12 aydır. o Bir yıl 52 haftadır o Bir ay 28-31 gündür. o Bir ay 4-5 haftadır. o Bir hafta 7 gündür. o Bir gün 24 saattir. o Bir saat 60 dakikadır. o Bir dakika 60 saniyedir. o Bir saniye 100 mili saniyedir.

Görüldüğü gibi, bir gün kaç saniyedir diye sorulduğunda bile kafadan hesaplanamayacak kadar karışık bir bölünme. Önce gün 24’e, sonra 60’a, sonra bir daha 60’a bölünüyor. Saniyeden sonraki bölünmeler ise ondalık sistemle gidiyor. İşte çocukların zaman hesaplarında zorlanmalarının sebebi.

Bir günde niçin 24 saat olduğunu kimse bilmiyor. Bu rakamın güneş saatini ilk kullanan Mısırlılardan kaynaklandığı sanılıyor. Yere dikilen yüksek bir taşın gölgesi sabah batıya, akşam doğuya düşüyordu ve Mısırlılar bu arayı altıya bölmüşlerdi. Dolayısı ile bir gün 24 bölüm oluyordu.

12 sayısı 2, 3, 4 ve 6 ile bölünebildiğinden, o zamanlar en çok kullanılan sayı birimi idi ki, bugün bile düzine adı altında sayı birimi olarak kullanılmaktadır.

Mısırlılar ayrıca 30 günlük ay ve 360 günlük yıl takvimini uyguluyorlardı.

Bugün bir dairenin 360 dereceye bölünmesinin sebebinin de bu olduğu sanılıyor. Yaklaşık 3 bin yıl önce, bugün Irak olarak bilinen yerde yaşayan, Babilliler ise 60 sayısını matematik sistemlerinde temel olarak almışlardı. 2, 3, 4, 6, 12, 15, 20 ve 30 ile bölünebilen ve 360’ı da bölen bu sayı dakika ve saniyenin birimi olarak alındı. O zamanlar için onluk sistem, yani on sadece 2 ve 5’e bölünebilen zavallı bir sayı idi.

Saniyenin bölümleri ise o devirlerde ölçülemiyordu, ölçülebilmeye başlandığında ise dünya ondalık sisteme geçmişti ve bu esas alındı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. breweries. brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir iki tane, üç beş kadar: Birkaç adam, birkaç ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. several. a few. a number of. one or two. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

few. several. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. several. some. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hakkı ile, liyâkatli olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Karşılık olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durmadan gözlerini kırpan kimse, gözleri iyi görmeyen kimse; ahmak kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den., ask. muhasara, denizden kuşatma, abluka; f. denizden abluka etmek, kuşatmak; etrafını çevirmek. blockader i. abluka eden düşman gemisi. run the blockade ablukayı yarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkanma, blokaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking. turned letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor ile yeşil arasında ve madenî bir parlaklıkta olan renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentminded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty- headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç kuşunun bir türü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Tek atlı, yaylı araba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü açılır kapanır uzun araba, brıçka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. i.). Sırmalı dîbâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of this sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this much. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağlama, nâle, girye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - 1.Ülke, y(Erkek İsmi) 2.Büyük bina. 3.Ben, benek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Buka Han: Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi adlı prensin oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Köstek. Eskiden ağır cezalı mahkûmların ayaklarına takılan demir halka. Bu halkaya pranga bağlanırdı.

2.Kaçmasını önlemek için atların ayağına vurulan demir halkalı köstek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetter. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayağında bukağı olan.

2.Bilekleri beyaz olan at. .y.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın ayak bileğinde

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BUKALEMUN) (i. A.).

1.Derisi çeşitli renkler gösteren bir cins hayvan, keler, kaya keleri. 2.Cânfes gibi çözüldükçe başka bir renk gösteren kumaş.

3.mec. Sebatsız, fikir ve mizaç değiştiren adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chameleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chameleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. further. furthermore. moreover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furthermore. moreover. thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A).

1.Ufak ve yuvarlak tâne.

2.Tüfek kurşunu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. volkan’dan). Yanardağ, ateş, lav saçan dağ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yanardağ, volkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türkçe’de:

1.Heykel, put. Ar. sanem, Fars. büt.

2.Put hâne, Fars. nigâr hâne.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turşu suyu.

Hazırlanışı : 1 su bardağı turşu suyu az aralarla burna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosebleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Buyruk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchantress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz kuvvetleri subaylarının en yüksek rütbesini taşıyan amiral, kara ordusunda meraşale eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Kuzey Kutbu bölgesinde yedi yıldızdan meydana gelen, kabaca tava biçiminde bir takımyıldız. Dübbüekber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the great bear. the greater bear. dipper. big dipper. plough. the plough. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evde cilalı parke üzerinde çorapla yürürken düşme olasılığınız, halıya oranla çok daha fazladır. Çünkü halı ile ayağımız arasında, cilalı parkeye nazaran daha çok sürtünme ve daha fazla temas vardır. Buzlu bir yüzeyin üzerinde ayağımızın kaymasını benzer bir sebebe dayandırabiliriz, ancak buz pateni yapanlar pütürlü buz yüzeyinde, düz bir buz yüzeyinden çok daha fazla bir hızla kayarlar.

Buz, sanıldığı gibi, düzgün bir yüzey olduğu için kaygan değildir. Olay, buz pateninin çok küçük yüzeyinin buza basınç yapması dolayısıyla o noktadaki buzun erimesi ve oluşan bu ince su tabakası üzerinde patenin hareket etmesidir.

İnsan ayağının boyunun ortalama 25 santimetre, eninin ise 10 santimetre olduğunu kabul edelim. Ortalama insan ağırlığı olan 75 kg., iki ayakla 500 santimetrekare yere bastığında, her santimetrekareye 0,15 kg. ağırlık biner. Topuklu ayakkabı giyen kadınlarda yere basılan alan o kadar küçülür ve basınç o kadar artar ki, kadınların topuklu ayakkabı izi sıcak asfaltta kalır, hatta bu basınç nerede ise filinki ile aynıdır.

Ucu neredeyse bıçak gibi olan patenlerin buza değen alanı o kadar küçüktür ki, erime ısısını l derece azaltmak için 130 kg/cm2 gereken buz yüzeyini derhal eritir.

Buz pütürlü olunca, paten sadece buzun pütürünün çıkıntılarına basar, böylece temas yüzeyi iyice küçülür ve basınç artar ve buz daha kolay eriyerek, paten buz ile arasında oluşan ince su tabakası üzerinde rahatça kayar.

Bu arada buzun bir başka şaşırtıcı özelliğine de değinmeden geçemeyeceğiz. Dişimiz ağrıdığında elimizin üzerine konulan buz bu diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.

Vücudumuzun herhangi bir yerinde bir ağrı oluştuğunda, uyarıcı sinirler buradan orta beyine ağrı sinyalleri gönderirler.

Bu sayede beyin tarafından uyarılarak vücudun doğal ağrı kesicileri olan ‘endorfin’ ve ‘enkefolin’ salgılanır.

Bu salgıların kaynağa gidebilmesi için sinir sisteminin diğer bölümlerine, ağrı algılarının geçtiği diğer kapıları ‘kapat’ sinyali gönderilir. El üzerinden gelen ağrı sinyallerinden dolayı salgılanan doğal ağrı kesiciler sonucu yüz sinirlerinden gelen ağrı kapıları beyinde kapanmaktadır.

Diş ağrılarında vücudun başka bir yerinde değil de el üstüne buz konulmasının nedeni bu olup, bu noktaya akapuntur uygulanmasıyla da benzer sonuca ulaşılmaktadır. Baş parmakla işaret parmağı arasındaki bu noktaya HO-KU noktası denilmektedir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بکاء] ağlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برقع] peçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den of intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağı yakalayan, çağdaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, dinamik, çalışkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş, çalım. Caka satmak: Çalım, gösteriş yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. show off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. ostentation. monkey tricks. splash. swank. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi oldu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka satmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. şegal). Köpeğe benzer yabanî bir hayvan ki, ekseri sürü ile gezer ve çok yaygara ederler (canis aureus). Çakal eriği = Eriğin en Adi ve ekşi cinsi, yabanî erik (prunus spinosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal. coyote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka ile yapılan, cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık denizlerde alamana tarzında kullanılan bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashing. revolving lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parıldayan, ışık veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş almayan silâh. (bk.) Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakasına yapışarak, yakapaça: Serseriyi çalyaka götürdüler, (bk.) Çal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing hastily and without deliberation. scribbling sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepetçilikte kullanılan bir kavak çeşidi, sepetçi kavağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب دقت ]dikkat çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»),

1.çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır.

2.Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

churning. joggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalamak, (bk.) Çalkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. whip up. shake. shake up. slosh. swash. rinse out. rinse. churn. rouse. swill. swill out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. beat. churn. jiggle. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agitate. to shake. to rinse. to wash out. to beat. to vibrate. to float. churn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalanmak, (bk.) Çalkanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tossed around. to shake oneself. to be rough. to be talked about everywhere. oscillate. slosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalatmak, çalkalamasını temin etmek, çalkatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalkamak işi. (bk.) Çalkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sallayıp karıştırmak, savurmak: Buğdayı kalburun içinde çalkamak.

2.(bir kabı) Temizlemek için içinde su olduğu halde hızla sallayıp karıştırmak: Bardağı çalka, ilâç şişesini çalkamalı.

3.Ağzın içinde suyu hareket ettirmek, gargara yapmak: Ağızı çalkamak.

4.(mideyi) döndürmek.

5.(yalpa) Gemiyi sarsmak: Vapur bütün gün bizi çalkadı durdu.(kuluçka tavuk) Yumurtayı oynatıp üstlerine oturmak.Kayganalık yumurtayı döğmek: Yumurtayı iyice çalkamalı.Yayıkta sütü döğmek.(bozuk süt) Çocuğa dokunup zayıflatmak: Şu çocuğu süt çalkamış.(oyuncu) Raksda debelenmek, göbek atmak: Dansöz çok iyi çalkıyordu (şimdi bütün bu mânâlar İçin çalkamak yerine çalkalamak kullanılmaktadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agitate. to float. to rinse. to shake. to vibrate. to beat. to wash out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sallanmak, hareket etmek, karışmak: Kalabalık çalkandı.

2.Dalgalanmak, temevvüç etmek, dalga vurmak, talazlanmak: Deniz çalkanıyordu.

3.Alt üst olmak: Gemi çalkanıyor, midem çalkandı.

4.Yürürken iki yana sallanmak: Çalkanarak yürüyordu. S. (yumurta) Bozulmak, cılk olmak: Çalkanmış yumurta (şimdi bütün bu mânâlar için çalkalanmak kullanılmaktadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çarpıntı, dalgalanma. Deniz çalkantısı.

2.Mide bozukluğu, sürme.

3.Yumurta gibi bir şeyin bir kabın içinde döğülmesi va bu döğülen şey. Kalbur çalkantı» = Kalburun üstünde kalan çörçöp.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. fluctuation. nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. swash. turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mide bozan şey. 2.Müshil.

3.Pamuk kozasını temizlemeye mahsus sepet dolap, çırçır, koşkinara.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(çocuğu) Sütten hasta etmek.

2.(kuluçka tavuk) Yumurtayı bırakıp soğutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAME-GAN) (i. F.).

1.Camla çevrilmiş veya örtülmüş yer.

2.Mağazaların önünde nümûnelik eşya teşhir edilen yer, vitrin: Camekândaki örnekleri satmazlar.

3.Hamamın girişinde seçkin müşterilerin soyunup giyinmesine mahsus camlı çerçevelerle bölünmüş hücreler: Cemekânda soyundum.

4.Sebze vesaire tohumlarının soğuktan muhafaza altında ekilmeleri için altı toprak ve üstü camlı çerçeve İle örtülü uzun ve alçak sandık, ser: Camekân içinde ekilir.

5.Camlı bölme: Camekânla ayrılmıştır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامکان] hamamda soyunma odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جامکان] camlı bölme. 2.vitrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Yelkenlerde sıra sıra kasıntı ki, rüzgârın şiddetine göre yelkenin bir miktarı onlarla toplanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atrine balığının küçüğü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can yırtıcı, yaralayıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CAN-ŞİKER (i. F). Can avlayıcı, can alıcı. mec. Azrâtl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyu temiz, asil kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garret. attic storey. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowning brows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Küçük akarsu, yazın kuruyan küçük akarsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). (Roma takviminde) ayın ilk günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. cefa, F. kâr = iş). İşi çevir ve cefa etmekten ibaret olan, çevir ve cefa eden: Ey yâr-ı cefâkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâkârcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکار] cefa eden, üzen. 2.cefa çeken, üzülen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکاری] cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hiç düşünüp taşınmadan, rastgele. (bk.) Ceffe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جف القلم] çalakalem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ses taklidi). Kılıç, bıçak ve benzeri şeylerin çarpışmasından çıkan ses. Çâkâçâk da denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat in the attic. attic flat. penthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyiliksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). İyiliksevercesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyilikseverilik, iyilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (yanlış bir terkiptir). Mekânı cennet olan, cennete nail, firdevs-Aşiyân, merhum (Osmanlı hükümdarları hakkında kullanılırdı): Cennetmekân Kanunî Sultan Süleyman Han.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنت مکان] mekanı cennet olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı kanatlı göl lamsisi (balık).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh paralayıcı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus bir cins baştankara. (zool). Parus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), i. Çığırtkan.

2.Seyirci veya alıcı çekmek için oyun yerlerinde, dükkânların kapılarında övücülük eden kimse.

3.mec. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. decoy bird. crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. noisy advertiser. decoy duck. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthcoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop up. show one's face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outgoing. rising. resultant. subtrahend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtrahend. going out. outgoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascendant. ascending. emerging. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şahsî menfaat: Onun bu işte mutlaka bir çıkarı vardır. O, yalnız kendi çıkarına bakar. Bu, benim çıkarıma gelmez, uymaz.

2.Başa çıkar, iyi netice verir: Sizin tuttuğunuz yol, çıkar yol değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit. benefit. interest. advantage. self. capital. expedience. expediency. grist to the mill. number one. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. benefit. convenience. expediency. gain. good. interest. profit. stake. self-interest. self-seeking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. interest. profit. benefit. vail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız kendi çıkarını düşünen kimse: Sakın ona iş yaptırma, çıkarcının biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. calculating. expedient. interested. mercenary. number one. politic. sordid. utilitarian. self-seeker. profiteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sordid. self-seeker. selfish. self-interested. self-seeking. manipulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asocial. fence stroddler. on the make. pusher. sordid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. self-interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dışarıya atılmak, ihraç olunmak: Erkenden evden çıkarıldı. Dolaptan bir kitap çıkarılmış.

2.Tard edilmek, kovulmak: Mektepten çıkarıldı.

3.Alınmak, suyu veya özü alınmak: Bu çiçeklerden güzel su, bu sütten yağ çıkarılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken out. to be expelled. to be extracted. to be omitted. to be produced. to be published.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıkartmak işi. (bk.) Çıkartmak.

2.Islatılarak bir satha yapıştırıldığı zaman üstündeki resim ortaya naklolunan kâğıt.

3.(askerlik). Gemiye bindirilmiş askerin denizden karaya ihracı.

4.(matematik) Çıkarma işlemi (eskiden bu işleme tarh denirdi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. subtraction. elimination. belch. cancel. cancellation. dismantlement. ejection. ejectment. emission. exclusion. expulsion. extraction. extrusion. haulage. issuance. issue. omission. rejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. discharge. dismissal. elimination. exclusion. expulsion. extraction. omission. removal. subtraction. taking out. subtraction tarh. landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. subtraction. the act of removing. landing of troops. edition. publishing. hoisting. lift. lifting. elevation. raising. landing. removal. extraction. skip. haulage. education. discharge. release. dismissal. omission. elimination. deducti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dışarı atmak, ihraç etmek: Onu evden çıkardılar. Atı ahırdan, elbiseyi dolaptan, parayı kasadan İ1” karmak.

2.Çekmek, sökmek, yolmak: Diş, ağaç, kıl çıkarmak.

3.Göstermek, arzetmek, meydana veya birinin önüHe koymak: Kızı görücülere çıkarmak. çocukları nı çıkardı.

4.Yükseltmek, yukarı iletmek, kaldırmak: Kendisi üst kata çıkardılar. Şunu yukarı çıkar.

5.Hulâsasını, özünü veya suyunu almak, istihsal etmek: Menekşenin suyunu, sütün yağını çıkarmak.

6.İcat etmek: Ziraat için birçok makineler çıkarmışlar.Neşretmek, yaymak, intişar ettirmek: Filân pek faydalı bir kitap çıkardı.Peyda etmek, ittihaz eylemek: O, bir Adet çıkardı.Netice almak. Osm. istintâc, istinbât etmek: Bundan ne çıkarıyorsunuz?Hasıl etmek, yetiştirmek, vermek: Anadolu çok zahire çıkarabilir. Arabistan, dünyanın en güzel atlarını çıkarır. Uşak, güzel halılar çıkarır.Vücuda getirmek, yetiştirmek: Bu mektep çok meşhur Alimler çıkarmıştır.Okumak, sökmek, halletmek: Bu yazıyı çıkaramadım.Soymak, kaldırmak: Şapkasını, esvabını, çizmesini çıkardı.Uğramak, tutulmak: Çiçek, kızamık çıkarmak. Acı çıkarmak =

1.intikam almak.

2.Zararını çı karmak: Bu işte zarar ettim, ama yakın da acısını çıkarırım. Ekmeğini çıkarmak = Yiyeceğini kazanmak, geçinecek iş bulmak. Ekmeğini taştan çıkarmak = Çok çalışarak hayatını kazanmak. Elden çıkarmak =

1.Satmak.

2.Kaybetmek. Oyun çıkarmak = Oyun bulmak, icat etmek. İş çıkarmak = Mesele ve güçlük meydana getirmek. Baştan çıkarmak — Azdırmak. Piliç çıkarmak = (tavuk) Yumurtadan civciv istihsal etmek. Diş çıkarmak =

1.Çocuk diş peydâ etmek.

2.Çürük veya ağrıyan dişi çekmek. Dil çıkarmak = Alay etmek. Zevkini çıkarmak = Safasını sürmek, lezzetini tatmak. Ses çıkarmamak = Razı olmak. Su çıkarmak — Kuyu veya dereden su doldurmak. Taş çıkarmak = Galip gelmek, üste çıkmak. Kokusunu çıkarmak = Beceremeyip zora sarmak. Göz çıkarmak = Kör etmek ve mec. Bozmak, berbat etmek. Mânâ çıkarmak = MAnâ vermek, bir söz veya işten maksadın ne olduğunu anamak. Yanlış çıkarmak = Yanlış bulup düzeltmek. Böcek çıkarmak = İpek böceği beslemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take out. deduct. subtract. remove. divest. throw out. displace. exclude. make out. out. eliminate. unfix. expel. extract. doff. bring out. publish. print out. bare. blank. bruit about. delete. derive. disconnect. dislodge. dismantle. draw off. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. cast. deduct. delete. derive. discharge. disengage. drop. eliminate. excite. exclude. expel. extract. omit. poke. remove. shed. slip. sprout. to take out. to put out. to get out. to get off. to extract. to abstract. to mine. to take off. to reme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtract. remove. to take out. to bring out. to get out. to expel. to extract. to remove. to emit. to publish. to produce. to raise. to take off. to derive. to deduce. to make out. to decipher. to subtract. to vomit. to work off one's anger on s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference intikal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer picture. decalcomania. decal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. decal. sticker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of troops. causing to take out. window sticker. transfer. subtraction. disembarkement. deduction. landing. heave. lifting. elevating. hauling. raising. haulage. extraction. expulsion. elimination. dismissial. extrusion. discharging. exclusion. der

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Çıkartmak, ihraç ettirmek: Gizlediği hırsızlık malını kendisine çıkartmak mümkün olamadı.

2.Yükselttirmek, yukarı naklettirmek: Şu kiremitleri damın üstüne çıkartmalı.

3.Tesir edip ishal ettirmek: Bu müshil birkaç defa çıkartır.

4.Aldırmak, istihsal ettirmek: Bu çiçeklerin suyunu, bu sütün yağını çıkartmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. elicit. to cause to take out. to let take out. to cause to remove. to let remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eject. strike out. to have sth removed. to have sth taken out. to have sth extracted / omitted. to remove. to expel. to take out. to omit. to produce. to publish. to vomit. cut out. get out. originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egress. exit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cul-de-sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kurdun ensesinden yapılan kürk.

2.Kafasının tüyü par‘ak bir cins kurt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve, F. kâr = iş). Cilve eden, cilveli, nazenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz ve çelimsiz, eğri büğrü boylu (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cinayet denilen ağır cürmü işleyen, cânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cânîye yakışır hal ve surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Cântllk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جنایتکار] câni, cinayet işleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudist camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرک آب] pis su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şapkaya takılan rozet veya düğme, kokart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayali bir tembellik ve lüks diyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pırasalı tavuk çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibikli ve rengarenk tüylü birkaç çeşit papağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz yumurtasından hâsıl olduğu farzolunan hayali bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇUKA (i.). Mersine benzeyen siyah bir büyük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zırh, cebe: At çokalı.

2.Sırlanmış çömlek, su ve şarap vesaire koymaya mahsus topraktan kulplu kap.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Köy zengini, çiftlik sahibi. 2.Eşkıya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ courts -martial). (f). askeri mahkeme; (f). askeri mahkemede yargılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuhadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇUHADARLIK (i.). Çuhadar hizmet ve vazifesi. Kapı çuhadarlığı = Kapı çukadarı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Surgu darısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president of a republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çınar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daring. defiant. forward. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cesur, yiğit, atılgan, gözüpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. F.). Cesurlukla, yiğitlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cesurlukatılganlık, yiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın okunur) (I. A.). Her vakit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dakar şehri, Senegal'in başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.). Dakîka’nın c. ince ve anlaşılması güç ve dikkate muhtaç olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقایق] incelikler. 2.dakikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.) (c. dekaik).

1.inci fikir, mülâhaza, nükte (bu mânâ ile başlıca cem’i kullanılır): Matematiğe ait bir takım dekaik beyan etti. Dekâik-ı umûrla meşguldur = ince işlerle meşguldur. Dekaik-iktinâh = işin inceliklerini bilen.

2.Zaman mikyası olarak bir saatin bölündüğü altmış parçadan beheri: Beş dakika sürdü, bir dakika olur.

3.Daire dereceleriyle başka ölçülerde her derecenin bölündüğü parçalar ki, bunlar da saniyelere ayrılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant. jiffy. minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute. instant. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقيقه] incelik. 2.dakika.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İncelikleri gören, bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Anlaşılması güç olan şeyleri bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. dakika = nükte, F. sencîden = tartmak), (bk.) Dakika-şinâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. dakika = nükte, F. şinâhten = tanımak). İnce işleri ve nükteleri anlayan, bir işin incelikleriyle uğraşabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl mânâsı: çıplak sarıksız kavuk giyen) Eline para vesaire geçirmek için yaltakçılık ve soytarılık edip kendi vekar ve haysiyetini muhafaza etmeyen adam, çanak yalayıcı. Fars. kâselîs, Ar. tufeylî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toadeating. adulatory. reptile. silky. soapy. apple polisher. toady. flatterer. sycophant. yes man. bootlicker. adulator. brown-nose. bumsucker. creeper. cringing. deadhead. flunkey. flunky. groveler. groveller. lackey. minion. reptile. tufthunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creep. henchman. lackey. smarmy. sycophant. flatterer. bootlicker. toady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatterer. apple polisher. boot- licker. creep. flunkey. leech. sycophant. toadeater toady. trimmer. truckler. understrapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sycophantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Çanak yalayıcılık, soytarılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlicking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. flattery. sycophancy. toadyism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. adulation. court. fair words. mealy-mouthed flattery. greasing. toadeating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Kopenhag.

Nüfus: 5.188.000.

Yüzölçümü: 43.080 km2.

Komşuları: Güneyde Almanya, Kuzeybatıda Norveç, Kuzeydoğuda İsveç.

Önemli Şehirleri: Kopenhag.

Din: %91 Evangelist Lutherci.

Dil: Danimarkaca, Faroese.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi (meşruti monarşi).

Tarih: Bishop Absaion, kökeni antik çağlara kadar uzanan Kopenhag kentinin asıl kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dones Vikinglerin Ortaçağdaki önemli merkezlerinden birisiydi. Danimarka krallığı 17.yy’a dek, yani güney İsveçteki topraklarını kaybedene kadar çok önemli bir Kuzey Avrupa gücüydü. Norveç 1815’te Scheswig Holstein ise 1864’te ayrıldı. Kuzey Schleswig 1920’de tekrar katıldı. Seçmenler 1992’de reddettikleri AT ile birleşme üzerine yapılan Maastricht Antlaşması’nı Mayıs 1993’te onayladılar.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Danimarka ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). 1.En iyi: Elinden bu işin daniskası gelir. 2.Katmerli. 3.Daniska Bir şehir adıdır Almanca danzig kentinin adından Türkçe’ye halk ağzında daniska olarak geçmiştir. Eskiden Almanya’dan danzig yoluyla gelen alışveriş nesnelerinin üzerinde danzig markası vurulurdu. Oldukça iyi ve sağlam olan bu mallar, halk arasında beğenilir, tutulurdu. Bir şeyin en iyisi, en ileri noktası anlamında bu söz kullanılır. Aslında daniska kötü gibi algılansa da anlamı kalteli ve iyi anlamına gelir.Saçma bir söz kullanıldığında en üst düzeyde saçmalama anlamında Saçmalığın Daniskası sözü kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the best. the finest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the finest. the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. narrow- minded. petty minded. small minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دار بقا] ahiret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczâ saklanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstanbul’da, yetim ve öksüzler için kurulmuş yatılı okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde çömlek şeklinde bir usul vurma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomtom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware kettledrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. décadence

çöküş

Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On gramlık ağırlık ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Decagram. 10 grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekagram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) i. A. c.) (m. dakika).

1.Dakikalar,

2.İncelikler, (bk.) Dakika.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dükkân). Dükkanlar, (bk.) Dükkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دکاکين] dükkanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On litrelik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter. decalitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1930`larda Oscar Dominguez`in (1906-1958) Gerçeküstücülük akımının otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlı boyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). On metrelik uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter. decametre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Üniversitelerde bir fakültenin başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean of a faculty in a university. dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanship. a dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bin metre karelik (hektarın onda biri) ölçü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one-tenth of a hectare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land measurement of a thousand square meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. felsefe). Filozof Descartesin prensiplerine dayanan her çeşit doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On sterlik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bülûğa ermiş. Ar. şâb, genç: Bir delikanlı gördüm. Köyün delikanlıları oynuyorlardı.

2.Yiğit, cesur, babayiğit.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. sapling. a slip of a boy. sprig. stripling. whelp. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kid. lad. sapling. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. young man. adolescent. blade. blood. boy. lad. laddie. stripling. young person. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gençlik, Ar. şebâb.

2.Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde taşıtların geçmesine engel olan kayalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oenî ve alçak tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alçakça, alçaklıkla edilen: Bu, pek denâet-kârâne bir harekettir. Hakkımda pek denâet-kârâne muamelede bulundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (alaria esculenta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine accident. sea accident. marine casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renklerinin parlaklığı dolayısıyle şakayıka benzetilen bir polip çeşidi (actiniae).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(carrageen): Esmer su yosunlarından bir çeşit deniz bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Finansal Terim

(Depositary Receipt)

Yerel bir saklama kuruluşunda depo edilen yabancı menkul kıymetleri temsilen çıkarılan ve bu menkul kıymetlerin verdiği hakları aynen sağlayan, bunlara özdeş, hamiline yazılı, nominal değeri temsil ettiği yabancı menkul kıymetin para birimi cinsinden ifade edilen sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça der = zarf edatı, Arapça akab = Alt taraf, arka). Arkası sıra: Der-akab kendisi geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (der = zarf edatı, kâr = iş). İşte bulunan, işin içinde olan, görünürde, açık, belli: Bu işin böyle olacağı derkâr idi. Benim size olan sevgim derkârdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درعقب] ardından, hemen, derhal, hemen ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dereke). Derekeler, aşağıya doğru basamaklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [درکات] katlar. 2.basamaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deri üzerinde ufak bir şişlik veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde başlayabilen bir çeşit kanserdir. Şişlik, başlangıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi edildiği takdirde iyileşir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Menekşe yaprağı.

Hazırlanışı : 10 tane menekşe yaprağı, havanda iyice dövülür, lapa haline getirilir. Kanserli yere sürülür. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Afrika’nın kuzeybatısında, Fas-Cezayir’i içine alan müslüman tarikatların genel adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Derkava’ya mensup. - (bkz.Derkava).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. dessiccateur

tek. kurutma kabı

İçinde nemçeker bir kimyasal madde bulunan ve bazı maddeleri kurutmak veya nemlenmelerini önlemek için kullanılan kapaklı cam kap.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccator kurutucu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Desiseci, hilekâr. Ar. dessas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دسيسه کار] hileci, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Desisecilik, hilekârlık. Osm. dessâslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El işi, iş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستکار] il işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister of state. Secretary of State.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state bank. government / state / national bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of state. head of / of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیگرکام] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Köylü, çiftçi. 2.Köy muhtarı (Arapça’ya da geçmiştir ve «dehâkîn» suretinde Arapça çokluğu da vardır).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهقان] çiftçi. 2.köy ağası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. pigheaded. bul headed. headstrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinionated. recalcitrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İncelik, ufaklık.

2.İnceden inceye düşünme veya bakma: Dikkatle bakmak, okumak, yapmak.

3.Ehemmiyet verme, ehemmiyetle çalışma: Yazıya dikkat et. Siz bu işe dikkat etmemişsiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. attentiveness. carefulness. care. cautiousness. watchfulness. application. caution. note. notice. regard. remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. care. caution. consideration. count. diligence. fetish. heed. mind. notice. regard. solicitude. carefulness. assiduity. look out!. watch out!. be careful!. attention!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. accuracy. aida. application. care. take care!. ear. fidelity. heed. note. notice. precision. rigour. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقت] dakiklik. 2.incelik. 3.dikkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beware. heed. look. mind. note. observe. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take care. to be careful. to pay attention. attend. beware. guard. heed. look out for sth. mark. mind. note. notice. observe. reck. regard. to watch one's step. trouble. to be wary of. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Her işinde ihtimam eden, yanlış ve hata olmamasına çalışan: Çok dikkatli adamdır.

2.Dikkat ve ihtimamla yapılmış: Dikkatli iş, dikkatli yazı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. attentive. heedful. watchful. gingerly. regardful. mindful. thoughtful. argus-eyed. assiduous. canny. cautious. circumspect. intense. intent. particular. rigorous. scrupulous. sleepless. solicitous. studious. wary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. attentive. careful. cautious. chary. circumspect. conservative. deliberate. diligent. diplomatic. exact. intent. meticulous. minute. painstaking. punctilious. rigorous. scrupulous. sedulous. strict. studious. watchful. assiduous. regardful. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. mindful. argus eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça dikkat ve ihtimamla: Şunu dikkatlice yazın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işine ihtimamla, özenerek bakmayan, iyi ve hatasız iş görmek Adetinde olmayan: Dikkatsiz adam.

2.Dikkatle yapılmamış, gelişi güzel yapılmış: Dikkatsiz yazı, yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. inattentive. heedless. unaware. freewheeling. inadvertent. incurious. lax. listless. mindless. regardless. remiss. slipshod. unheedful. unheeding. unobservant. unregardful. unseeing. unwary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. careless. feckless. inadvertent. inattentive. lax. mindless. negligent. remiss. scatty. slack. slipshod. thoughtless. unguarded. unthinking. heedless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. inattentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işe dikkat etmeyiş, dalgınlıkla ve gelişi güzel iş görme: Dikkatsizlikten ileri gelmiş hatalar. Bu dikkatsizlikle doğru iş. görmek mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. want of care. inattentiveness. inattention. oversight. inadvertence. inadvertency. inobservance. negligence. oscitation. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattention. negligence. oblivion. oversight. carelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattentiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü delik ve yaralı gibi üzgün olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, şikâften = delmek). Yürekleri delen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, şikâr = az). Yürekler avlayan, gönül çeken, meftun eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل شکار] gönül avcısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dirâyetli, kavrayışlı, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outer door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Müsabaka dışı bırakılmış. Diskalifiye etmek = Bir kusur yüzünden müsabaka dışı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. disqualifié

1. sp. yarış dışı,

2.dışlanma.

1. Kural dışı hareketleri dolayısıyla oyundan atılan.

2.Dışarıda tutulma, bir yere veya topluluğa alınmama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diyânetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diz mafsalının ön tarafı ve burada bulunan yassıca, oynak, kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kneecap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.. Doğuhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Duka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. stylograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Roseau.

Nüfus: 88.000.

Yüzölçümü: 750 km2.

Komşuları: Kuzeyde Guadeloupe, Güneyde Martinik.

Önemli Şehirleri: Roseau.

Din: %77 Katolik.

Dil: İngilizce (resmi).

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: 1805’tenberi bir İngiliz kolonisi olan Dominika 1967’de özerk, 3 Kasım 1978’de de bağımsız oldu. 30 Ağustos 1979’da çıkan David Kasırgası adayı harap ederken, Dominika ekonomisinin temeli olan muz fidanlıkları da yok oldu. 1980-81’de hükümete karşı darbe girişimleri oldu.

Dominika, 1983’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya saldırmasında teşvik unsuru olmuştur.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkınlıktan bir an için ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek, donup kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be petrified with horror or astonishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bıyığı yeni terleyen genç adam.

2.Kalın ve gür kaşlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Niyeti, meramı dostun meramına uygun olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kadeh. (bk.) Dost-kâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستکام] dost canlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içilebilir, içilmesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayyaş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. duca). Avrupa’ca pek yüksek bir asalet unvanı. Fransızca «dük» şekli de dilimizde kullanılır. Vaktiyle prensten büyük, büyük-duka’dan küçük Avrupa hükümdarlarına da duka denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Duka unvanı ve asaleti: Kendisine dukalık tevcih olundu.

2.Bir dukanın idaresinde olan yer: Orası bir dukalıktır; Almanya’da birkaç dukalık vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. dekâkîn).

1.Ufak tacirlerin satacakları eşyayı içine koydukları yer ki, önü açık bir hücreden ibarettir. Mağazanın küçüğü ve tek gözlüsüdür.

2.Bazı san’atkârların işledikleri ve yaptıkları şeyleri sattıkları yer: Demirci, bakırcı, marangoz dükkânı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shop. stand. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük dükkân, dükkâncık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dükkânda oturup eşya satan küçük tâcir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorceé. widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feme discovert. widow. widowed woman. relict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

, Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dursaliha).*

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Durualp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İttifak etmiş, birleşmiş devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: Türkiye, Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorlukları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Durağı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Mekânı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, adaptör kullanılmasına gerek olmadan DV ya da MiniDV kasetler kullanabilirler. Kasetin boyutu otomatik olarak belirlenir ve makara tablası konumu buna göre ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi uknum az kullanılmıştır). Asıllar, esaslar: Ekaanîm-i selâse = Hıristiyanların Baba (Tanrı), Oğul (İsâ) ve ROhu’lKuds’ten mürekkep olduğuna inandıkları Tanrı (yalnız bu tabirde geçer, aslı LAtince’ye benzer bir kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bikr). Bikrler, bekâretler, (bk.) Bikr.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(acıhıyar): Kabakgillerden elma iriliğinde meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitkidir. İçeriğinde “colocynthine” vardır. Zehirlidir. 2 gramdan fazlası öldürebilir. Haricen kullanılır. Kullanıldığı yerler: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını dindirir. Kaşıntıları geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da hanzal ve Fransızca’da coloquinte denilen acı bir meyve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [اجهل من قره گوز] zırcahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Edgü).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efe soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fakîr’den itaf.). Daha veya pek fakir ve yoksul: Efkar-ı fgkarâ = Fakirlerin en fakiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fikr). Fikirler, düşünceler, (bk.) Fikir (Türkçe’de teklik gibi).

1.Düşünme, endişe, vesvese: Çok efkârlandı. Efkârıma dokundu.

2.Niyet, maksat: Şu işi yapmaya efkârın var mıdır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

(ç.) gedanken. (ç.) meinungen. kummer. sorge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افکار] fikirler, düşünceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Düşüncel(Erkek İsmi) 2.İç sıkıntısı, kaygı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افکار عامه] kamuoyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Umumî düşünce, umumun fikri. Bir memleket halkının bir mesele üzerindeki fikri ve nokta-i nazarı, (uyd. k.) kamuoyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gamlı, kederli olmak, meraka dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Fikri uyanık, rey ve mütalaa beyanına iktidarı olan; akıllı: Efkârlı adamdır.

2.Mahzun, gamlı, kederli. Ar. mükedder, mağmûm: Kendisini pek efkârlı gördüğüm için bir şey söyleyemedim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve reyi olmayan, akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve düşünceden mahrumiyet, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kebîr). Büyükler. (bk.) Kebîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکابر] büyükler, ileri gelenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar, devlet ricali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e uzun okunur) (i. A. c.) (m. iklîm). İklimler, (bk.) iklîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقاليم] ülkeler. 2.büyük toprak parçaları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kalîl’den itaf.). Daha yahut pek az, hafif, en küçük. Ar. ednâ: Ekall-i mücâzât = Cezaların en hafifi. Ekall-i kalil = Azın en azı, pek az, en aşağı. Ekallî = En az, en aşağı: Ekallî beş gün beklemeli. Lâ ekal = Hiç olmazsa, ondan aşağı olmamak şartiyle: Lâ ekal haftada bir kere neşrolunacaktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقل] en az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Akalliyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقليت] azınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi akreb dilimizde kullanılmaz). Yakın akrabalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقارب] yakınlar, akrabalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerem). Keremler, cömertlikler, (bk.) Kerem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écarté

saf dışı bırakılmış, konu dışı tutulmuş

“Saf dışı etmek, konu dışında tutmak” anlamındaki ekarte etmek, saf dışı edilmek, konu dışında tutulmak” anlamındaki ekarte olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kisrâ). Kisrâlar, şahlar, (bk.) Kisrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) («kavi» in çokluğunun çokluğu, yani akvâl’ in çokluğudur). Kaviller, (bk.) Kavil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقاویل] sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi: ekzube dilimizde kullanılmaz). Yalanlar, yalan sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the place where one works for one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the struggle to learn a living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran kapısı efekti, yansıtılan görüntüde pikselleri ayıran ince çizgilerin görülebilir hale geldiği yerdir. Bu ismi almıştır çünkü bu efekt ince bir delikli elekten bakmaya benzer. Dijital projektörünüzün lensi keskince odaklanmışsa, her bir piksel ekranda kendi küçük siyah kutusu içerisinde görüntülenir. Kutuların çizgileri kontrol elektronik devrelerinin, ışığın panelde parlamasını önlediği yerlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Yarımın bir fazlasıyle elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریت مطلقه] çoğunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kazı makinası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. excavateur

kazaratar, kazmaç

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. digger. power shovel. steam shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. power shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide geçki sırasında asıl makam ki, gidilen makamın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical. electromechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lakab). Lakablar, unvanlar, bk, Lakab. Eskiden rütbe sahiplerine verilen unvanlar: RifâtlO, izzetlû vesaire.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patates gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her bir hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijenini alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve bu esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonlayarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

İimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A. c.) (m. mukz) (dilimizde kullanılmaz). Yıkılmış bir binanın kerestesi, yıkıntı. «Enkazlar» demek yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wreck. wreckage. carcass. carcase. rubbish. salvage. wrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wreck. wreckage. ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wrack. wreckage. ruins. break-down. remnant. salvage. detritus. shambles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقاض] yıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Fr. intrigue). Desise, hile, hileli kurulmuş, dolap: Entrikasız tiyatro kitabı olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrigue. plot. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrique. trick. maneuvre. conspiracy. contrivance. intrigue. put-up job. machinations. manoeuvre manoeuver. plot. scheme. scheming. shenanigans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hileyle dolap kuran. Ar. dessâs, Fars. hîlekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. schemer. plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éradication

yok etme

Ortadan kaldırmak.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı ak, dürüst erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Al kanlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(çayırmelikesi): Gülgillerden dalları sağlam ve sert kırmızımtırak bir bitkidir. Çiçekleri kar taneleri gibidir ve dalların ucunda toplanmışlardır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Bitkinin her yeri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Böbrek mesane ve idrar yollarındaki iltihapları giderir. Soğuk algınlığını geçirir. Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Kalbi kuvvetlendirir. Nefes darlığı ve astımda faydalıdır. Diş ağrılarını keser. Diş eti ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek kal, adam olarak kal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. rakam). Rakamlar, sayılar, (bk.) Rükün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارقام] rakamlar. 2.yazılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rakamlar, sayılar, yazılar. Erkam b. Erkam: İlk müslüman olan sahabilerden birinin adı. Peygamberimiz ve müslümanlar Mekke döneminde bir müddet çalışmalarını gizlice Erkam’ın evinden yürüttükleri için, evi İslâm tarihinde meşhur olmuş ve günümüze Daru’l-Erkam olarak ulaşmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rükn). Rüknler, direkler, (bk.) Rükn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great men. high officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارکان] direkler. 2.temeller, esaslar. 3.ileri gelenler, üst düzeyde bulunanlar. 4.önderler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstl(Erkek İsmi) 2.General ya da amiral aşamasındaki askerl(Erkek İsmi) 3.Yol, yöntem, adet, usûl. 4.Temel esaslar. Rükünler, direkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Devletin ileri gelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ordunun sevk ve idaresiyle meşgul en yüksek askerî makam, genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارکان حربيهء عموميه] genel kurmay başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.).

1.Namazın usulleri. 2.Yol, usûl, Adâb.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kurmay: Erkân-ı harp zabiti = Kurmay subay.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seçkin, beğenilen erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseplay. rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prisoner camp. prison camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A. c.) t m. sakîl = ağır). Ağır şeyler, eşya, kalabalık, ağırlık. Cerr-i eşkal = Mekanik ilmi (Fr. mechanique).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sakîl’den itaf.). Daha sakîl, daha ağır, daha çirkin veya en sakil, en ağır, en çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şekl). Şekiller, (bk.) Şekil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشکال] şekiller

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک آلود] gözyaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A. c.) (m. sakam), (bk.) Sakam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

esker (i.), (jeol.) buzulların bıraktığı kum veya çakıldan ibaret yığın veya sırt halinde küme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشرف مخلوقات] varlıkların en şereflisi, insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın kafalı, anlayışsız, dangalak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem.) Buldum ! Ieurhythmy (bak.) eurythmy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemaker. housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A. c.) (m. vakf). Vakıflar, (bk.) Vakıf. Evkaf-ı hümâyûn = Osmanoğulları’nın vakıfları. Evkaf-ı hümâyûn nezâreti ve sadece evkaf nezâreti = Tanzimat’tan sonra evkaf işlerine bakan bakanlık: Evkaf-ı hümâyûn nâzırı, meclisi, müfettişi, muhasebecisi, hazinesi vesaire. Evkaf-ı mazbûta = idaresi evkaf nezaretine ait vakıflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pious foundations. estates in mortmain. the government department in control of estates in mortmain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوقاف] vakıflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vakt). Vakitler, zamanlar, (bk.) Vakit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوقات] vakitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pommel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A. c.) (m. zukak). Sokaklar, (bk.) Sokak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اذکار] zikirler. 2.anmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ازقضا] tesadüfen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء قدیمه] eski zamanlar, eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء متقدمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Sanayi mamullerinin büyük ölçüde imal edildiği yer. Fars. kârhane. Ar. ma’mel: Bez, kâğıt, cam fabrikası.

2.Eskiden, un fabrikası, buharla işleyen değilrmen: Filan kasabada üç değirmenle bir fabrika vardır. Fabrika işi = Usta elinden çıkmayıp fabrikada yapılmış Standard iş. Fr. fabrique.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. fabricca

üretimevi

İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factory. works. plant. mill. hacienda. workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factory. mill. plant. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factory. industrial plant. mill. works. manufactory. manufacturing. company. establishment. installation. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fabrika sahibi, bir fabrikayı idare eden adam: Kâğıt fabrikacısı, fabrikacılarla muhabere etmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fabrication

sıra işi

Değeri fazla olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine made. manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabrikation. fabrikat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fabrikacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. mill-owner. fabricator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. manufacturer. factory owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. factory owner. fabricant. fabricator. industrial producer. maker. manufacturing man. mill owner. millowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manufacturing business. factory business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Faik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fakr). İhtiyaç, zaruret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاقه] yoksulluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A.). Fakihlik. Fıkıh ilminde bilgi sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقاهت] fıkıhçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. T. A.). Fıkıh ilminde bilgi sahibi olan. Eskiden nesir dilinde müftülere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yalnız, ancak: Ava gitmek Adetim değildir, fakat bugün misafirlerimin hatırı için gitmeye mecbur oldum. Fakat bunu size söylüyorum.

2.Ama, lâkin, şu kadar ki: Ben çok çalışmayın dedim, fakat büsbütün dersi bırakın demedim. O adam çok okuyor, fakat faydalı kitaplar seçmiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. only. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقط] ancak, yalnız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir.

Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşlivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır.

Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde dört-beş kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tassarrufu yaparız.

Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcamasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir.

Uyku hakkında tüm bildiğimiz, geceleri iyi bir uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğmiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the poor. have-nots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Eskiden suçluları ve öğrencileri cezalandırmak için kullanılan Alet. Orta tarafında ayakları sıkıştırmaya mahsus ip geçirilmiş bir sopa ile tabanlara vurmaya mahsus bir sopadan ibaretti: Falakaya çekmek, falaka değnek getirtti, falakaya yatırmak, falaka vurmak.

2.Bazı manivela işlerini yapmak için kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası

3.(denizcilik). İki ucu bir yere bağlı bir parça halat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلقه] falaka, ayağa sopa atarak acı çektirmek için hazırlanan düzenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Ayırma işareti, ayrılma belirtisi, (bk.) FArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishing mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فارقه] ayırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bebeklerin beline, zıbının üzerine sarılan genişçe sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit-tester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلتکار] erdemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجرکاذب] gerçek tan ağartısından önceki geçici aydınlık

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ KAZİB) (i. F.). Gün doğmadan tan yerinde belirip sonradan kaybolan aydınlık, geçici tan, yalancı tan, aldatıcı fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Fedakârlık, fedâkâr olanın hâli, menfaatini, canını fedâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkalarının menfaati ile din ve devlet uğurunda şahsî menfaatlerini feda eden, hamiyetli: Fedakâr adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکار] özverili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) - Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fedakâr bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکارانه] özveri ile, özverili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self sacrificing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکاری] özveri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi menfaatlerini umumî ve hayırlı İşlere yahut dost ve akraba yoluna sarfetme; fedakâr adamın hali ve sıfatı: O adam bu uğurda çok fedakârlık etti; onun fedakârlığı inkâr olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Latîfecilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکاحت] şakacılık, muziplik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریقان] tüm veya korgeneraller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferkadân). Kuzey Kutbuna yakın olan iki parlak yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). (bk.) Ferkad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Falan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrıca, istisnâİ olarak, normalden fazla, çok, pek çok, olağanüstü. (bk.) Fevk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. marvellous. marvelous. remarkable. exceptional. wondrous. out of this world. exceptionally. supremely. fantastically. par excellence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. marvellous. exceptional. remarkable. wonderful. great. very good. unusually. extraordinarily. exceedingly. excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional. excellent. superb. extraordinary. unusual. above. out of the cap. dreamy. fantastic. far out. golden. grand. great. paramount. phenomenal. remarkable. shining. surpassing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق العاده] olağanüstü, olağan dışı, alışılmışın ötesinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singularity. being extraordinary or exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanüstü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق البشر] insan üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق الفرد] birey üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق الحد] haddinden fazla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. fevkaniyye).

1.Üstünde olan, üstlük: Fevkaani ev: Ust katı olan.

2.(gramer) Üstten noktası olan (harf): NÜn-ı fevkaniyye.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوقانی] üstteki, yukarıdaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق الطبيعه] doğa üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Omurga kemikleri. Zül-fıkaar — Omurga kemikleri şeklinde menevişi olan meşhur bir kılıç ki, Bedr savaşından ganîmet olarak Peygamberimiz tarafından Hazret-i Ali’ye verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaralı, Ar. mecrûh: Dil-fikâr = Gönlü yaralı. Ar. mecrûh-ülfuâd. (bk.) Figâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fukara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. fıkra). Fıkralar, kısa yazılar, küçük hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فقرات] fıkralar. 2.bölümler. 3.omurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. fıkrarîyye). Omurga kemiğine alt: AmOd-ı fıkarî = Omurga kemiklerinin teşkil ettikleri zincir ki, vücudun direği yerinde olup, ensenin başlangıcından kuyruksokumuna kadar uzanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-HAKIYKA) (e. A ). Hakikatte, hakikaten, gerçekten, doğrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a matter of fact. in truth. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی الحقيقه] gerçekte, aslında, doğrusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemilerin demirbaşı olan sandallara verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fülk, fülüka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutter. yawl. ship's boat. lifeboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's boat. cutter. gig. pinnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. firak).

1.Bölük, insan topluluğu, Ar. cemaat, tâife.

2.(askerlik) Birkaç alay veya iki tugayla bağlı birliklerden müteşekkil büyük askerî birlik, tümen. Orada bir fırka asker bulunduruluyor. Fırka kumandanı = Tümen kumandanı.

3.(denizcilik). Bir amiralin kumandasında bulunan donanmanın bir kısmı (deniz fırkasının kısımlarına da takım denir). Fırka-i bahriyye = Filo.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. squadron. party. legion. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرقه] parti. 2.bölük. 3.zümre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: FÜRKAT) (i. A.). Ayrılık, Ar. müfârakat, firak. Sevdiklerinden uzak ve ayrı yaşayış. Firka»-ı memleket = Memleket uzaklığı, kasreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرقت] ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça fürkat = ayrılık, Farsça zeden = vurmak). Ayrılık çeken, sevdiğinden ayrılmış, hicran çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Katalanca fargata’dan). Eskiden üç direkli her nevi gemiye denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça fırka’nın tesniyesi olup müfred gibi kullanılır) (denizcilik). Korvetten büyük ve bataryasında 50 ilâ 75 mm. lik toplan olan eski tarzda savaş gemisi (Avrupa dillerindeki fregate kelimesi bu Arapça kelimeden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firkateyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frigate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Demirin tırnağını asmak için gemi kenarındaki eğri demirden askı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Demirin tırnağını kaldırmak için geminin kenarına bağlı eğri demir askı, matafora. Fişka etmek = Demirin tırnağını kaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fitneci, fesatçı-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo). Afi, gösteriş caka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. showing off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. posing. monkey tricks. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show off. swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. nifty. swanky gösterişli. cakalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça felek’ten, İtalyanca’ya ve İtalyanlar’dan bize geçmiştir). Güvertesiz sandal, gemi sandalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bayt). erkek buzağı ile ikiz doğan cinsi yapısı kusurlu dişi buzağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fréquence

fiz. sıklık

Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency. periodicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency. frequency sıklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Alıcının, doğrudan kanal girilerek programlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Yelken doldurmayacak kadar hafif rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. fakıyh). Fakîhler, İslâm hukukçuları, (bk.) Fakîh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقها] fıkıhçılar, islam hukukçuları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fakıyr) (Türkçe müfred).

1.Yoksul, fakir, muhtaç: Kendisi pek fukaradır. Fukaraya acımalı.

2.Biçare, zavallı: Ne yapsın fukara adam. Acıdım fukaraya, (bk.) Fakir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor yoksul. fakir. poor. pauper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. destitute. poor person. the poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقرا] yoksullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk, Ar. fakr: Fukaralık ayıp değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitution. poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Filika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A.).

1.Kur’an-ı Kerîm.

2.Yanlış ve doğru, iyi ile kötü arasındaki farkları gösteren şeyler, (bk.) Fürkan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. fark’tan). Hakkı bâtıldan ayırdığı ve ayırttığı için Kur’an-ı Kerîm hakkında kullanılmıştır. Yevm-ül-fürkan = Bedr Savaşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرقان] Kur’ân. 2.iyi ile kötünün ayrıldığı yerleri gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. fürkaniyye). Kur’an-ı Kerîm’e ait: Ayât-ı fürkaniyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Sihirbaz, büyüleyici. mec. Çok güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Romanya’nın bu isimle anılan iskelesinden gelen ve Avusturya ormanlarından çıkan kereste kütüğü ki, dört beş santimetre kalınlığında olup her birinden bir kaç tahta çıkar: Uç çırpılı, dört çırpılı galas (kalas).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غرضکار] garazlı, maksatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mümkün olmayan, imkânsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل] mümkün olmayan, imkansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل فهم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل ازاله] yok edilemez, giderilemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل مقاومت] karşı konulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تبدیل] değiştirilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir musiki parçasında yapılan geçici karar ki, «asma karar» da denir; eserin veya hânenin solundaki asıl karardan farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place where one earns one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of income. source of income / revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipwreck. wrecked ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laggard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behindhand. late. slow. underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretin. feebleminded. imbecile. retarded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Musikide geçki sırasında, geçki yapılan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İtibar ve değer sâhibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [گران قدر] kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vızıltıcı, vızıltılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshold gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance / front door. entrance / entry door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entry card. car of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration of absence. decree in absence. decree pro confesso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Asıl durağından başka .bir perdeye nakledilmiş, şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribcage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göklerin yiğidi bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. ufak motorlu yarış arabası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Mühür mumu imaline yarar bir cins zamk. Fransızca: gommelaque.

Türkçe Sözlük by