Masa ne demek? | Masa anlamı nedir? | Masa

Masa anlamı nedir?

Masa ne demek?

Masa anlamı nedir?

Masa | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(I. L. mensa).

1.Yemek yemeye, çalışmaya mahsus sıra: Masa başına geçti; yemek için bir masa ısmarladım.

2.(ticaret) İflâs eden tâcirin malı, alacaklılar arasında bölünülecek mal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir çeşit kastanyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Ateş tutmeya veya ateşten bir şey çıkarmaya mahsus demir veya pirinçten çatal Alet: Mutfak, soba, mangal maşası.

2.Maşa şeklinde çeşitli Aletler: Saat maşası. Maşanın ucu ile tutmak = mec. İğrenmek, pis şeyden kaçınmak: O adam öyle berbattır ki, maşanın ucuyla bile tutulmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk. table. console.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an independent group of closely related Chadic languages spoken in the area between the Biu-Mandara and East Chadic languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dough, usually referring to ground hominy, called nixtamal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spanish word meaning 'dough', as in tortilla masa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flour made from dried corn kernels which have been cooked in limewater, then left to soak overnight The corn is ground while still wet The dough is used to make corn tortillas Recipe: Corn Tortillas. mud; the combination of ingredients for the amalgamat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Media Association of South Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MAH-sah dough made from dried corn, treated with lime, mixed with water. means corn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dough. an independent group of closely related Chadic languages spoken in the area between the Biu-Mandara and East Chadic languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billiard table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter table. typist's desk. typewriter desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's estate. trustee of the bankrupt's estate. bankruptcy assets. insolvent estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.).

1.Karmaşık olma hali. 2.(psikoloji) Birçok tesirler altında meydana gelen ruh durumu, Osm. mûdile.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity. complication. blight. higgledy-piggledy. hubbub. involution. moil. rag bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. welter. disorder. confusion. chaos. complex kompleks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity. confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuses that don't hold water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini oyalamak için ileri sürülen yersiz özürler, sözler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya ve başka uzakdoğu memleketlerinde hanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماسبق] geçen, geçmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Masat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MASAFF) (i. A. «saff» dan İm.) (c. massâf). Sıra sıra dizilen yer, asker şeflerinin dizildiği savaş meydanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Mushaf). Mushaflar, Kur’anlar. (bk.) Mushaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Felç tedavisi, vücudun fazla yağlarını eritme, organlara biçim verma gibi maksatlarla elektrik akımı, su gibi çeşitli vasıtalar kullanarak kaslar üzerine yapılan fizik etki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage. rubdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur. masseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur. masseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «mesel» den galat).

1.Çocuklara söylenilen hikâye: Masal söylüyordu; çok masal bilirdi. 2.İnanılmayacak hikâye, cin ve peri hikâyesi: Masal kitabı.

3.Saçma sapan söz, boş şey: Dediklerinizin hepsi masaldır; benim masal dinlemeye vaktim yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kan ve sütün için de tabii olarak bulunan su, Fr. serum, serositi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. tale. fairy tale. fable. fiction. romance. yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. myth. romance. story. tale. yarn. fairy tale. folk tale. lie. fairy story. a tall story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale. folk tale. fable. cock-and-bull story. bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller. spinner of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maşaya benzer bir Aleti olan: Maşalı saat, maşalı tüfek: Eski bir çeşit fitilli tüfek. Eli maşalı = mec. Edepsiz, kavgacı (bilhassa böyle kadınlar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip).

1.Allahın istediği, Cenâb-ı Hak her ne isterse (tâbirin tamamı böyledir: Mâşâ-Allâhü kâne: Allah’ın istediği olur).

2.Takdir ve övmeyle beraber nazardan korumak için kullanılır: Mâşallah ne terbiyeli çocuk, mâşallah ne güzel binal

3.Varlığı memnuniyet veren bir şahıs veya şey görüldüğü zaman söylenilir: Mâşallah, buyrun. Mâşallah, siz burada mısınız?

4.Ekseriya küçük çocuklara takılan yassı ve ince, yürek biçiminde «Maşallah» kelimesi yazılı altın.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارع] dizeler, mısralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (çokluğun çokluğu: masârifât) (m. masraf). Masraflar, (bk.) Masraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Barsakları yerli yerinde tutan içyağı zarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meşhaz»dan galat). Bıçak bilemeye mahsus demirden Alet: Kasap, aşçı masadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher's steel for sharpening knives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «meşhed» den galat). Gayrimüslim, bilhassa Yahudi mezarlığı: Yahudi, Ermeni maşatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şak» dan mimli masdar) (c. meşâk).

1.Güçlük, sıkıntı, zorluk, eziyet: Bu işte çok meşakkat çektim.

2.Zahmetli iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşy»den masdar).

1.Birlikte yürüme, yoldaşlık.

2.mec. Yalandan uyma, birinin fikrine katılmış görünme: Kötü adamlara mümâşât göstermemeli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مماشات] uysallık, suyuna gitme, alttan alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî olarak masaya benzer dik taşların üstüne yerleşmiş yassı kaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bakıp seyretme.

2.Gezme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewing. contemplating (with pleasure. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشا] seyretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hoşlanarak bakma, seyretme. 2.Gezme, gezi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seyretmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gezinti, eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشاگاه] seyir yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing table. toilet. toilet table. vanity. vanity table / dresser. dress- table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironing board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing table. writing desk / table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük by