Maskara Lanmak ne demek? | Maskara Lanmak anlamı nedir? | Maskara Lanmak

Maskara Lanmak anlamı nedir?

Maskara Lanmak ne demek?

Maskara Lanmak anlamı nedir?

Maskara Lanmak | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(f.). Maskaralık etmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Matemde bulunmak, yaslı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. to be explained. to be expounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be announced. to be expounded. to be revealed. to become known. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı olmak, meraret kesbetmek: Bu salatalık acılanmış (Çağatayca: Acınmak). Mec. Şiddet ve hiddete gelip kötü huylu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bitter. to turn rancid. to grieve. to be afflicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nam ve şöhret kazanmak.

2.Fenalıkta şöhret bulmak, bed-nâm olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağalık tavrını takınıp büyüklük satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become proud (to play the agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağdalı bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Sürü) ağıla girmek.

2.(Sürü) toplanıp toplu durmak veya (hergele) o halde müdafaa etmek.

3.(Ay) hâle peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fed in a fold / pen. to become surrounded with a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağır veya temkinli olmak, ikram olunmak: Ağırlanacak misafir yüzünden bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı.

2.Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T ). Çeşitli tecrübelerin verdiği derslerden faydalanarak akıllı davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become wiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to one's senses. grow in wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be acquitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cleaned. to be acquitted. to be absolved beraat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be acquitted. to be cleared. to be discharged (of a liability. to be released. to be granted full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızarmak.

2.Kan hararetinden kızıllık peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be singed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

El çırpmalarla takdir ve tahsin olunmak, böyle bir nümayişe nail ve mazhar olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be applauded. to meet with applause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Anlaşılmak, malûm olmak. (Bugün bırakılmış olup «anlaşılmak» fiili yerini tutmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tek ve tenha olmak.

2.Seyrekleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened partway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Etsiz ve lagar olmak, zayıflamak. (Terkedilmiştir, ihyası elzem).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendisine yardım edilmek.

2.Birinin yardımına güvenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Utanmak, mahcup ve şermende olmak: Bu adam arlanmak bilmez mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arsızlık etmek, arsızca hareket etmek, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmaksızın müracaat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec.

1.Sonradan gayrete gelip birdenbire atılmak.

2.Büyüyüp yiğit olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ticaret, kâr ve temettü etmek, faydalanmak, müstefid olmak. (Çağatayca: Asığlanmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çiçek hastalığına ve başka hastalıklara karşı aşı vurmak: Çocukların cümlesi aşılandı.

2.Ağaca aşı vurulmak: Bu mevsimde ağaç aşılanmaz.

3.Aşı ile tohumlanmış gibi temasla ve diğer suretle geçip sirayet etmek: Bu hastalık bize de aşılanacaktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be vaccinated. to undergo vaccination. to be inoculated. to be grafted. graft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.At gibi kalkmak, şahlanmak.

2.At edinmek, atlı olmak, ata binmek.

3.Geçirilmek, ununtulmak: Bu yazıdan bir satır atlanmıştır. Atlanan atlanana = Kaçan kaçana.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av edilmek, saydolunmak, gafil avlanmak, aldatılmak, iğfal olunmak, kandırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting. hunt. pot. prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Davranıp ayağa kalkmak, yürümek.

2.Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Davranıp ayağa kalkmak, yürümek.

2.Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. revolt. riot. to rebel. to revolt. to start walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise in rebellion. to rise in revolt. to break out in revolt. to rebel. to revolt. to get on one's feet. to begin to walk. bear arms against. to rise in insurrection. mutiny. riot. run riot. squeal. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gece ayazından müteessir olup soğuk almak, ayaz işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. dawn. light. lighten. to lighten. to become luminous. to brighten up. to become clear. to be enlightened. to be filled in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become luminous. to become clear. to become informed. brighten. come into focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sorted out. to be cleaned. to be shelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be picked over and cleaned. to be shelled. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kınanmak, ayıp sayılmak: insan kendi ailesi için çalışmasından dolayı hiç bir vakit ayıplanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklanmak). T. Tefrik ve temyiz olunmak, ayrılmak.

2.Seçiilip intihap olunmak, seçkin kısmı alınmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)i Dönmek, devretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yalnız olmak.

2.Kimseye uymamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkışmaya, sert söze muhatab olmak: Ben azarlanmak istemem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yemek, gıdalanmak, tagaddi etmek.

2.Zahire tedarik etmek, kuvvet edinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Babaları tutmak, öfkelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a fit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pardoned. to be donated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. bağlanmak). Rabt ve bend ve kayd olunmak.

1.Tutulmak, ayrılamamak: Bu işe bağlandık.

2.Mecbur ve merbut olmak, taahhüt altına girmek. Basireti bağlandı = Gafil davrandı, (bk.) bağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have down on smb. be tied. be attached to. engage. attach. be committed. adhere. cling. conjoin. connect. fasten. hang. hitch. hold on. lace. be stuck on. wed. be wedded to. yoke. yoke together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tied. to be bound. to be committed to. to be dedicated to. adhere. attach. attach one's self. cleave. connect. engage. link. wed. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.irileşmek, şişmek, İri ve şişman olmak.

2.Lakırdıyı ağızda çiğneyip sarhoş gibi söylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bal gibi tatlı olmak, tatlılaşmak.

2.(Meyvenin) özü çıkıp yapışkanlık peyda etmek, cıvıklaşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made into bales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ev bark sahibi olmak, evlenip çoluk çocuk edinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). (Ekin) başak hasıl etmek, başak tutmak, bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başlanmak: Bu işe başlandı. Yarın derse başlanacaktır. Baş peydâ etmek, baş bağlamak, yuvarlanmak, yuvarlak olmak: Lahana başlanmaya başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be begun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağarmak, beyaz olmak: Amerikan bezi, kullanıldıkça beyazlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıyığı gelmek, bıyıklı olmak: Erkekler yirmi yaşlarında bıyıklanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bol hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wide. to get loose. to abound. to become plentiful. to be in good supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bombed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Borca girmek, borca batmak, borçlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted to. to take on debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boylanmak: Boylanıp boslandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyaya bulaşmak, boya sürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy almak, uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Budaklar sürmek, dallar peyda etmek, dallanmak: Ağaç budaklandı.

2.Çatellaşıp zorlaşmak, pürüzlenmek: İş budaklandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buharlanmak, buğulu hale gelmek, üzerinde buğu peyda olmak: Dışarıdaki sıcaklık birden düşünce otomobilin camları buğulandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mist over. to mist up. to fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mist over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru halini kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get muddy. to get dirty. to become turbid. to cloud over. to be nauseated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be upset. to get muddy / dirty. to become turbid. film over. thicken. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cloudy. cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşup kar ma karışık olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin yüzü buz tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ayak oynatarak deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalanmak, (bk.) Çalkanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tossed around. to shake oneself. to be rough. to be talked about everywhere. oscillate. slosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamur sürülmek, çamura bulaşmak: Pabucum çamurlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Diriltmek, yeniden hayat bulmak: İki saat ölü hâlinde kaldıktan sonra canlandı.

2.Ayılmak, kendisine gelmek: Bir kadeh rom içmekle canlandı.

3.Taze hayat bulmak, şenlenmek, revaç bulmak: İşleyen vapurların fazlalığı sayesinde oranın ticareti canlandı. Öğretmenlerin faaliyetiyle mekteplerimiz canlandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. boom. brighten. hum. liven. revive. to come to life. to liven up. to perk up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become animated. awake. awaken. brisk. come to life. hit one's stride. kindle. to come to life. quicken. stir. to hit one's stride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göz çapak tutmak. Gözden akan suyun göz kapağı kenarlarında ve kirpiklerde kurulması: Sabahları gözlerim çapaklanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazılmak: Bu mevsimde bağ çapalenmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yağmacılıkla mal kazanmak, ganimet edinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İkiye ayrılıp çatal olmak, dallanmak: Anadolu demiryolu Eskişehir’de çatallanıyor.

2.mec. Karışık, zor bir vaziyet almak: Şimdi iş çatallandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fork. furcate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvan) Çayırda otlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza görmek, cezaya uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıplak hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zırlanmak, batar ve acı bir sesle gevezelik etmek, tatsız dırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukura batmak, derinleşmek, çökmek: Gözleri çukurlanmış, çukurlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Çul örtünmek, çul ile örtülmek.

2.Bir şeyin üstüne çul gibi kapanmak, abanmak: Çantasının üzerine çullandı.

3.Cebretmek, musallat olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump on sb. to pester. descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be branded with hot iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dalga peyda etmek, dalgalı olmak. Ar. temevvüc. Osm. telâtüm etmek: Lodostan deniz dalgalandı.

2.Dalgalı görünmek, temevvüc etmek: Rüzgârdan saçları dalgalanıyordu.

3.Dalgalar peyda ederek yürümek veya koşmak: Koyun sürüsü dalgalanıyordu. Bayrak dalgalanmak = (bayrak) Rüzgâr tesiriyle kıvrılıp açılmak. Mecâzen de kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. surge. to wave. to undulate. to billow. to become rough. to float. to fluctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to be waved. to float. to change with the market. fluctuate. oscillate. roll. surge. undulate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dal budak peydâ etmek, dallı budaklı olmak: Bu fidanlar ne güzel dallandı!

2.Dallara bölünmek, şubelere ayrılmak: Anadolu demiryolu ilerde çok daha dallanacaktır.

3.Müşkül olmak: Bu mesele pek dallandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramify. to branch out. to ramify. to get complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. to shoot out branches. to branch out. to ramify. divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir vasıta ile damgalı hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stamped. to be stigmatized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dar olmak, daralmak, çekilip büzülmek: Konulan sandıklardan yol darlandı. Bu fanila yıkandıkça darlaştı.

2.Sıkılmak, muztarip olmak: İçim darlandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münasebetsiz ve lüzumsuz sözler söyleyip karşısındakini rahatsız etmek: Artık dırlanıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönüp devretmek, tavâf etmek.

2.Tedavül etmek, yaygınlaşmak, mütedavil olmak, geçmek.

3.Bükülmek: Ayağı dolandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil up. coil. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. gad. meander. roam. to wind round. to get entangled. to coil. to be wrapped around. to hang about. to rove. to stroll. to roam. to wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wound and tangled around a thing. to be wrapped around. to be wound on to. to wander around. coil. curl. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Donuk olmak, fer’i, cilâsı ve parlaklığı gitmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filed. to be put in its file. to be classified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dumanda durmak, dumandan kararmak.

2.Bulanmak, kararmak: Göz dumanlanmak = Kararıp görmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filled with smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Durulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hislenmek, iyi duygular edinmek, içlenmek, mütehassis olmak: Çocuğun o hali beni pek duygulandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be moved. to be affected. to be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affected. to be moved. to be touched. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gamlı, kederli olmak, meraka dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Temelleşmek, teessüs etmek.

2.Sağlamlaşmak, 3..Tahakkuk etmek, gerçekleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( FAİDELENMEK) (f.). Menfaat görmek, kâr etmek. Osm. müstefid olmak: Bu ticaretten hayli faydalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take advantage of. profit by. make use of. use. trade on. rejoice in. exploit. follow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to profit. to utilize. to benefit from. to make use of. to take advantage of sth/sb. to cash in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to benefit / to profit from. to derive benefit from sth. to turn to good purpose. take. take advantage of. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinmek, gönül açılmak: Böyle yerlerde gezmekle İnsan ferahlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırça ile temizlenmek: Bu palto fırçalanmıyor. Kendi elbisesini fırça ile temizlemek: Saatlerce fırçalamak Adetidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get expensive. to go up in price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Dertlenmek, tasalanmak, kaygılanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, kızmak, gazaba gelmek, hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tickling sensation. to tickle. to want to cough. to be suspicious of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (doğrusu gızalanmak). Yemek, beslenmek, Osm. tegaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (doğrusu gıcıklanmak). Bazı yerlerine dokunulunca bir sinir rahatsızlığı duyup elde olmadan gülmek: Ayağının altına dokunulunca gıdıklanmayacak adamlar azdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tickling sensation. to be tickled. to have tickling sensation. to tickle. to be ticklish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tickling sensation. to be tickled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gururlu görünmek, gururlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel proud. take pride. to flatter oneself. to be/feel proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perk it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Haiecana tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka biçimine girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni hal peydâ etmek, değişmek, başka bir hale geçmek: Bu hâl ile hallendiğimiz vakit.

2.İyi hâl peydâ etmek, hâli iyileşmek.

3.Zikir sırasında kendinden geçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blended. to be collated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ekin veya çocuk). Boy atıp uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kaynar suya daldırılmak veya üstüne kaynar su dökülerek pişmek: Çay haşlandı.

2.Üstüne kaynar su dökülerek yanmak: Ateşteki ibrik devrilmiş baldırları haşlanmış.

3.Büyük zarar ve ziyana uğramak: Kumarda haşlandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. to be boiled. to boil. to be scalded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled. to be scolded. boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta olmak, hasta düşmek: Soğuk alıp hastalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall sick. fall ill. become ill. ail. fall. go down. be taken ill. get ill. take ill. sicken. be sickening for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ill. to get sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sick. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be remembered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hava almak, havasını yenilemek: Bu oda bugün havalanmadı.

2.Havaya kalkmak, uçmak, havada dalgalanmak: Uçurtma, kuş havalandı.

3.Arzular peşinde koşmak: Kız havalandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be airborne. to become flighty. to be ventilated. to take off. to lift off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be ventilated. to take off. to behave in a too free-and-easy a way. to get off the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put into dry dock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Esef etmek, acinmak, üzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lament. to regret. bewail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gereğini tedarik edip hazır olmak: Ben yolculuk için hazırlanıyorum. Osm. tehie edilmek, hazır bulundurulmak: Yemek hazırlandı mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gird up one's loins. get ready. be prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get ready. to be readied. cook up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel one's heart palpitating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be calculated / taken into account / projected / predicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heyecan duymak, heyecana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose countenance. get excited. be excited. thrill. be hyped up. flush. fluster. hot up. stir. take on. work oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferment. thrill. to get excited. to be moved. to get carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get excited. to be enthusiastic. to be upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çok arzu etmek, şiddetle tamah etmek.

2.Kızmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become furious. get angry. to get angry. to lose one's temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to become furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hız almak, hızı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. gain speed. quicken. speed up. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. hum. quicken. to gain speed or momentum. to gain speed. to accelerate. to speed up. to quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gain speed or momentum. to be accelerated. pick up. to gain / to gather speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be treated contemptuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Horoz gibi kabarıp kurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swagger. to bluster. to assume a threatening manner. square up to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Memnun ve hoşnut olmak.

2.Hazzetmek: Bu kokudan hiç hoşlanmam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take a shine to smb. like. enjoy. be pleased with. affect. be attracted. care. click. delight. dig. fancy. have a liking for smb. be partial to. relish. be taken by. be taken with. take a fancy to. take to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. care. enjoy. like. relish. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to like. to be pleased with. to enjoy. to be fond of. care. care for. get a kick out of. to take kindly to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hoşuna gitmek, sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalmak, parça parça olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kötü huy peydâ etmek, hırçın olmak.

2.Darılmak, gücenmek, münfail olup hiddet etmek: Bu sözden huylanır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become uneasy. to get nervous. to be irritated. to get excited sensually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get nervous. be irritated. to get excited (sensually). to feel suspicious. to become nervous. to become uneasy. to be disturbed. to get upset. to be restless. (at) to become restive. to become suspicious kuşkulanmak işkillenmek. pirelenmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret. to become bad-tempered. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act peevishly. to fuss. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. nurse. spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iltihap yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. to get inflamed. to get infected yangılanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get inflamed. to get infected. fester. suppurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altına isim yazılarak kabûl ve tasdik olunmak: Mazbata imzalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be signed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzağa gitmek, uzak olmak, Osm. tebâüd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yerinde oynamak, sallanmak, kımıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suya bulaşmak, nemli olmak, Osm. tebellül ve tarattüb etmek: Elbisem, elim ıslandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get wet. dampen. draggle. soak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dampen. soak. to get wet. to soak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wet. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get pleasantly hungry. to feel a desire. to get a craving for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (meyve vesaire) Kabuk bağlamak, kabuk peydâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow bark. to form rind. to form a skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kahretmek, çok üzülüp teessüf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kalafat edilmek. (gemi ve kayığın) Kaplama tahtalarırının araları tıkanıp üstüne zift sürülmek: Kayık iyi kalafatlanırsa birkaç sene sürer.

2.mec. Sahte bir suretle süslenmek, düzgün veya boya sürmek: Bu kadın, genç görünmek hevesiyle iyice kalafatlanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstüne kalay sürülmek, kalay kabûl etmek: Demir kaplar dahi kalaylanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalburdan geçirilmek, kalburla elenmek: Buğday bu kalburla kalburlanmaz; bu kömür çok tozlu olduğundan kalburlanmadan sobada kullanılamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sifted. to be screened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirilmek, kalıba konularak şekli düzeltilmek: Bu şapka bir aydan beri kalıplanmadı; bu ayakkabı bir kere kalıplansa açılacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blocked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be whipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmaya başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanat çıkarmak (küçük kuşların) kanadı çıkmak, uçacak hâle gelmek: Güvercin palazları daha kanatlanmadı. Çekirgeler kanatlanınca çok zararlı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop wings. to become powerful. to sprout wings. to take to itself wings. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka halka ve çörekleme olarak toplanmak: Yılan kangallanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be coiled. to be gathered up in coils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kan sürülmek, kanla boyanmış olmak: Elleri, üstü başı kanlanmış.

2.Yüze kan gelmek, benze renk gelmek: Biraz canlanıp kanlandı.

3.Kanlı katil olmak, cânî olmak: Her alçaklığı yaptıktan sonra, sonunda kanlanıp prangaya atıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayağı takılıp yüzüstü düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall flat on one's face. to capsize. to overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendine hasretmek, gasbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapı bulup hizmete girmek, yerleşmek, kollanılmak, kayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to find a job with. to enter the service of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Örtülmek, çevrilmek: Bu ev tahta ile kaplanacaktır.

2.Bir şeyin dış yüzeyine yapıştırılmak, geçirilmek. Bu gemilere zırh kaplanacaktır.

3.Kürke yüz, yüze kürk veya astar yahut yorgana yüz veya çarşaf geçirilmek: Bu kürke ipekten yüz kaplanırsa güzel olur. Bu yorganlara daha çarşaf kaplanmadı.

4.Daha değerli bir madenden bir yüzey ve tabaka geçirilmek: Acaba bu saate altın kaplanabilir mi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be defaced with drawings or scribblings. to be crossed out. to be made black. to be slandered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı.

2.Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor.

3.Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılamak işine konu olmak: Başvekil törenle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be met. to be welcomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tazeliği geçip kart ve sert olmak: Bu salatalıklar, bu bamyalar kartlaşmış, kartlanmış (kartalmak şekli eskimiştir).

2.Gençliğin zindeliğini aşmak: O kadın yaşlı değilse de çabuk kartlaşmış, kartlanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hoşa gitmeyen bir işe alışarak artık ondan tesir duymaz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to doing wicked things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertleşmek, Osm. dürüşt ve haşîn olmak: Toprak güneşten katılanır. Ekmek durdukça katılanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kat kat olmak, bükülmek, eğilmek: Beli katlanmış, bu kumaş iyi katlanmış.

2.Çaresiz kabûl etmek, isteyerek veya istemeyerek râzı olmak, çekmek: İnsan evlâdı için her şeye katlanır. Bükülmek, eğilmek: Mukavva kırılmadan katlanmaz, saç zor katlanır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take one's medicine. stand the racket. endure. take. take it. tolerate. accept. digest. bear. undergo. go through. abide. brook. crease. do with. double. face. face up to. grin and bear it. last out. lump. lump it. put up with. sit down under. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abide. bear. collapse. endure. fold. stomach. tolerate. to fold. to bend. to put up with. to bear. to stand. to endure. to tolerate. to abide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be folded. to bear. to tolerate. to endure. to put up with. to resign. abide. brook. eat crow. face. fold. stomach. support. take it. take lying down. undergo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tarred. to be covered with tar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret. worry. to worry. to feel anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry. to be uneasy. to be concerned. mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünde kaymak bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be based on. originate. start. have it's source in. take it's source from. arise. derive. be derived from. root in. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. originate. to be welded. to arise from. to result from. to stem from. to originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazığa oturtulmak.

2.mec. Alışverişte aldatılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay through the nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cheated. stuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A, “T.). Elde olanlarla karın doyurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kıllı hâle gelmek, kılları gelmek: Göğüs kıllanmış.

2.Bıyığı, sakalı gelmek, kartlaşmak: Yaşı küçüktür ama çabuk kıllandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hairy. to begin to develop a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayağa kalkmak üzere davranmak, kalkar gibi hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kiraya verilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kırbaçla vurulmak, kırbaçla dövülmek: Eskiden çalışmayan köleler kırbaçlanırdı.

2.Kırbaç çalınmak: Öyle kırbaçlanmaz, sen kırbaçlamak usûlünü bilmiyorsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whip. to flag. to be whipped / flagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvama gelmek, koyulaşmak, koyulukta ve diğer bir halde münasip dereceyi bulmak: Kıvamlanıncaya kadar kaynatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the right consistency. to reach the right movement. or stage. to reach one's prime. to get into one's stride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start to give off sparks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become curled. to become convoluted. to become folded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be compared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koç gibi davranmak, yiğitlenmek, yüreklenmek, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kokoroz gibi dikilmek, dik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kola ile yapıştırılmak.

2.Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kolay hâle gelmek, Osm. kesb-i suhûlet etmek, Asân olmak.

2.Sonuna, bitmeye yaklaşmak: İş kolaylandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kollamak işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deploy. to deploy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kopça ile iliklenmek: Bu tozluk der olduğundan kopçalanmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şişmek, kabarmak, övünmek (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be conditioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İşte bulundurmak, işletmek, Osm. istimâl etmek: Bu Aleti hangi işte kullanıyorsunuz? Yazı yazmak için kurşun kalem kullanıyor.

2.Hizmet ve bir göreve tâyin etmek, hizmette bulundurmak, kayırmak, Osm. istihdâm etmek.

3.Giymek, döşetmek, eskitmek: Bu çizmeyi hiç kullanmadım; bu keçeyi pek az kullandı.

4.Bir şey yiyip içmeyi veya almayı Adet edinmek.

5.İdareli sarfetmek yoluyla harcamak: Parasını İyi kullanmadı; kullanmasını bilse geliri iyidir.

6.işletmek, çevirmek: Araba kullanabiliyor musunuz? O, pek güzel yelken kullanır; alışmayan adam kılıç kullanamaz.İdare etmek, tutmak. Ağız kullanmak = Konuşmasını idare etmek.İcabına göre muamele etmek: Ne çare kendisini kullanmalı.Metres ve dost edinmek. Bol kullanmak = Esirgememek, israf etmek. Hor kullanmak = Kötü kullanmak, gözetmemek. Tepetepe kullanmak = Kahır ve zorla veya rahatlıkla kullanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use. make use of. employ. handle. run. apply. drive. put account. turn to account. take advantage of. call forth. dispose. dispose of. draw on. engage. exert. exploit. harness. head. operate. pilot. ply. ride. roll. utilize. wield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. economize. employ. enjoy. exercise. exert. tap. touch. use. utilize. to use. to drow on/upon sth. to employ. to utilize. to drive. to wear. to take. to smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to use. to drive. to make use of sth. to take or consume regularly. draw on. draw upon. employ. exert. exploit. govern. handle. make use. make with. manage. ply. run. utilize. wear. wield. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swaddled. to be fitted with a gunstock. to be set on fire by an arsonist. to be sabotaged. to be wrecked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tampered with. to be monkeyed with. to be irritated or scratched. to be gone into. to be dwelt upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurşunla kaplanmak, örtülmek.

2.Kurşunla damgalanmak.

3.Kurşunla vurulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be covered with lead. to be sealed with a lead seal. to be shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çürüyüp kurt tutmak, kurt peydâ etmek: Et, peynir kurtlanmış.

2.mec. Kurtlar yiyip rahatsız edermiş gibi, sabırsız, huzursuz olmak, telâş göstermek, sabırsızlık ve telâş etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi vücudunun ıslaklığını gidermek, silinmek: Banyodan çıkınca iyice kurulanmak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurum, kibir satmak.

2.Kurum tutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şüphelenmek, tasalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get suspicious. doubt. to smell a rat. suspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlu olmak, Osm. meymenetli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünde lığ birikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gururlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Zevklenme, alay, eğlenme.

2.Gülünç, gülünecek, rezil, rüsvây: Alemin maskarası.

3.Herkesi güldürmek için haysiyet ve İtibarını ayaklar altına alıp kepaze olan: Maskara bir adam.

4.Tuhaflık yapan: Ne maskara çocuktur bu!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. mascara. butt. laughingstock. cute child. little dear. masquerade. masquerader. mascara rimel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clown. silly ass. laughing stock. ridiculous. silly. ludicrous. absurd. droll person. funny. buffoon. mascara. masquerader. rogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maskaralık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğlendirici, tuhaf, hoş bir hâl almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğlendirici davranış.

2.Soytarılık, rezillik, saçmalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clowning. cutting up. disgrace. disgraceful thing. farce. foolery. parody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ayakkabının burun kısmının üst tarafında dikişle ayrılan parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Maya ve hamurla ekşimek, Osm. tahammür etmek: Hamur, süt mayalanmak.

2.mec. Birikip çoğalmak, Osm. terâküm etmek: Kendisinde mayalanmış mal vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vesvese ve telâş etmek, şüphe edip korkmak: Oğlunun hastalığı için meraklandı.

2.Merakı kalkmak, merakına dokunmak, müteessir olmak: Cenaze görünce meraklandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow wiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap. to be anxious. to worry. to get curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry about. to be anxious about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mıhlama işine konu olmak.

2.mec. Kımıldamadan öyle durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi, bir oyunu bozmak için sudan bahaneler çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mızmızlık et mek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp. to carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a fuss about trifles. quetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nasır peydâ etmek, nasırlı olmak: Bahçede çalışmaktan ellerim nasırlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nâz, cilve ve işve etmek.

2.İstemez gibi yapıp yalvarmaya mecbur bırakmak.

3.Seven birine karşı şımarmak: Anasına, babasına nazlanıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be coy. feign reluctance. to feign reluctance. to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly. to act coyly. to feign reluctance. make bones about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accumulate interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nikâhlı hâle gelmek.

2.Birbirine varmak üzere nikâhları kıyılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir nişanla işaret olunmak.

2.Evlenmek için sözlü olmak: Filân kız, filân delikanlı ile nişanlandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get engaged. be engaged. betroth oneself. espouse. affiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betroth. to get engaged. to be marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get engaged. to be marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet with approval. go through. pass. go down. be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet with approval. go through. pass. go down. be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be honoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be honoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortasına varılmak, yarısı bitmek: Bu iş ortalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to be graved over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to be graved over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crumbled. to be messaged. to be kneaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crumbled. to be messaged. to be kneaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kandırılmak, aldanmak.

2.Boş şeyle uğraşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste time. dilly-dally. monkey around. fool around. fool about. fool. be amused. amuse oneself. dally. delay. disport oneself. footle. fribble. frivol. hang out. linger. loiter. mess around. piddle. play around. be pleased with. potter. potter about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linger. stall. to loiter. waste time. to amuse oneself. to linger. to hang about. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distract oneself. to keep oneself amused (in order to ward off boredom or sadness. to be detained. to be put off. to be distracted. to be amused. dally. dally with. dawdle. dilly dally. disport. hover. idle. linger. potter putter. stick around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pahası artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in price. to become expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in price. to become expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temizlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstü pamukla kaplanmış gibi küf bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Parça parça olmak, yırtılmak veya kırılmak, dağılmak.

2.Para sahibi olmak, servet kazanmak.

3.mec. Çok çalışıp çabalamak: Misafire ikram için paralanırlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear oneself out trying to do sth impossible. to put a lot of painstaking effort into sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear oneself out trying to do sth impossible. to put a lot of painstaking effort into sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parça parça olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Parça parça olmak, doğranmak, ufak ufak kırılmak veya kesilmek: Kumaş öyle parçalandıktan sonra ne işe yarar?

2.mec. Çok çalışıp çabalamak, öteye beriye koşup çok uğraşmak: Zavallı adam bize ikram etmek için parçalandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. disintegrate. come apart. fall to pieces. break to pieces. go splinters. smash. go into splinters. go to pieces. break. crash. crumble. crush. decay. digest. disrupt. fly to pieces. rend. rupture. shatter. shiver. shred. spall. splinter. sp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. disintegrate. fragment. sever. smash. to break into pieces. to break up. to smash. to disintegrate. to fragment. to wear oneself out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment. to be broken into pieces. to wear oneself out trying to please sb. to break. to break up. to tear. to fraction. to fission. to crash. to shatter. to rupture. to decompose. to crumble. to disintegrate. burst. jag. part. to come to pieces. fall to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Paslı hâle gelmek.

2.mec. çalışmamak yüzünden melekeleri kaybetmek: Okumamaktan kafası paslanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. rust. to rust. to be coated. to corrode. to be rusty. to be out of practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rust. to tarnish. to corrode. to become coated with a white film. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peydâ etmek (uygunsuz şeyler hakkında: edinmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clot. to coagulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be flattered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pumped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tortu hâsıl etmek, durulmak, teressüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mailed / posted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşmak, pot olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Rahat etmek, müsterih olmak, dertsiz olmak: Gailesinden kurtulup rahatlandı.

2.Dinlenmek, yorgunluk almak, istirahat etmek: Çok yoruldum, bir, İki saat rahatlanacağım.

3.Sükûnet bulmak: Ortalık rahatlandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel unwell. to feel ill. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rast gelinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet by chance. to chance upon sb. to come across. to encounter. to meet with. to find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlanmak, kuvvet ve tesiri artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kick one's heels. strain at the leash. become impatient. look forward to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient. to champ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap oneself. to be soaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenarları eskiyip yıpranmaktan saçak gibi tel tel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become frayed / raveled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kuvvetlendirilmek: İşiniz sağlandı.

2.Temin olunmak, ilerisi için korku ve tehlike bırakılmamak: Çocuklarının geçimi sağlandı.

3.Tahkim olunmak: O istihkâmlar sağlandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be provided. to be procured. to be found. to be gained. to be obtained. to be secured. to be achieved. to be won. to be brought about. to be ensured. to be guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(at) Art ayakları üzerine kalkmak.

2.Birdenbire hiddet edip meydana atılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rear. to rear up. to fly into a passion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rear up. ramp. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sakalı gelmek, sakallı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprout a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sakat hâle gelmek.

2.Kusurlu ve yanlış olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become disabled. to become mutilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become physically disabled. to become crippled. to become maimed or mutilated. to be spoiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gizlenmek: Acaba nerelerde saklandı?

2.Muhafaza edilip dayanmak: Bu tohum iki, üç sene saklanabilir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. hide out. hide oneself. cover oneself. burrow. bury oneself. take cover. lie up. lie low. shelter oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. to hide. to hide oneself. to be kept secret. to be kept. to be saved for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. to go into hiding. to hide oneself. to hide. to conceal oneself. to be hidden. to be kept secret from. to be kept in a place to be saved for. hole up. lay low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Muntazam surette gidip gelerek oynamak.

2.mec. Düşmek üzere bulunmak, düşmesi yakın olmak: İspanya kabinesi sallanıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. dally. dangle. dawdle. flap. librate. quake. reel. rock. shake. sway. swing. teeter. toss. wabble. wag. waggle. wave. wobble. to swing. to rock. to sway. to dangle. to wave. to wag. to waggle. to reel. to wobble. to linger. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be waved / wagged. to be rocked. to be swung. to be swayed. to be brandished. to swing. to sway. to rock. to totter. to wobble. to be about to fall apart. to fool around. to waste time. bob. dilly dally. hang. joggle. loll. pendulate. quake. shake. wag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sancıya uğramak, karın ağrısına tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a griping pain. gripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boxed. to be crated. to be packed in a box or crate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sapa kadar girmek, sokulmak, batmak.

2.Batıp kalmak, sokulup çıkamamak: Hayvan, araba çamurun içine saplandı.

4.mec. Bir fikirde ısrar edip durmak, zihin bir şeye dalıp ayrılmamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. to sink into. to be stuck in. to lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stuck or thrust into. to be stuck in. to be embedded in. to be lodged in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be wrapped up tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sızlanmak, şikayetçi olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be greeted. to be saluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevdaya tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall in love. to fall in love. to lose one's heart. to fall for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall passionately in love with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sık olmak, sıklaşmak: Yağmurlar pek sıklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh edinmek, silâh takmak, silâha sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. arm oneself. to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. to arm oneself. to become armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm. to become disarmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be restricted. to be circumscribed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıraya konmak, dizilmek, bir dizi teşkil edecek şekilde düzenlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged or arrayed in a row or rows. to be lined up. to be arranged or filed in a certain way. to be listed in order. to be enumerated. to be classified. line the streets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararmak, siyah olmak: Nikel siyahlanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağlaşmak, şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complain. whine. whimper. groan. beef. belly. bemoan. gripe. grizzle. grunt. kick. squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bemoan. bleat. gripe. moan. wail. whimper. whine. yammer. to bemoan. to whimper. to complain. to grouch. to gripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complain. bellyache. bemoan. bitch. fuss. grouse. nark. be on at. sound off. take on. whimper. whine. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geniş ve rahat nefes almak, rahatlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take a long deep breath. to have a rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take a breather. to rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be concluded. end. finish. turn out. end up. work out. come out. conclude. culminate. be at an end. eventuate. go. issue. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culminate. to result. end. come to a conclusion. to come to a conclusion. to conclude. to result in. to end in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be interrogated. to be grilled. to be cross-examined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ithâm edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accused. to be accused of. to be charged with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sulu hâle gelmek, su salıvermek.

2.Suyu çoğalmak.

3.Sulamak işine konu olmak: Tarla sulandı.

4.(argo) İmrenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become watery. water. get fresh with smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become watery. to be watered. to flirt. bother. to become silly or too familiar. to be irrigated. to water. to get fresh with. to slaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become watery / dilute / thin. to delinquesce. to be watered / irrigated. for a man to make improper advances to a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taç giymek, Osm. tetevvüc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(deniz vesaire) Dalgalanmak.

2.(koyunler) Sürü ile yürürken dalgalı bir şekil göstermek.

3.(ipek vesaire) Kabarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tam ve eksiksiz olmak, doldurulmak.

2.Bitirilmek: Kazdırmakta olduğum kuyu tamamlanmadı gitti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be done. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished. to be complemented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tarakla tesviye olunmak: Bahçe öyle taraklanmaz.

2.Temizlenmek ve tasfiye olunmak: Bu liman kaç yıldan beri taraklanmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ipeğin) Tel tel pürüzleri çıkmak, pürtükleri kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ravel. to fuzz. to frizz. to become frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be harassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaygılanmak, kederlenmek, kederli ve gamlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret. be sad. to worry. be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasarlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envisaged. to be envisioned. to be planned. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stoned. to be stoned to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı olmak, tadı artmak: Üzümler tatlanmaya başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sweet (owing to ripening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatsızlık etmek, soğuk ve münasebetsiz bir işi yapmak: Artık tatsızlanıyorsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tava getirilmek, lüzumu derecede “ısıtılmak, kıvâma getirilmek: Demirin işlenmesi için tavlanması lâzımdır.

2.Islanmak, nemlenmek, üstüne su serpilmek: Kâğıt tavlanmadıkça basılmaz.

3.mec. Semirmek, dolmak, tüyü düzelip parlamak: En zayıf hayvan bile çayırdan tavlanır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir daha yapılmak, tekrar edilmek: Bir sözün bu kadar çok tekrarlanması iyi bir şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repeated yinelenmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be alarmed. get flurried. ferment. flap. fluster. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. ferment. to get flurried. get anxious. to be in a flap. to get into a flap. to flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed. scrabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed. to be smoothed with a rake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tomruk hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaç tomurcuklar açmak, filizlenmek üzere tomurcuk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. to burst into bud. to bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bud. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendini toplamak.

2.Hastalıktan sonra sağlığa kavuşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull oneself together. collect oneself. pick oneself up. gather strength. gather. rally. tidy oneself up. tidy up. pack. pack up. pick up. pick up one's strenght.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rally. recover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered together. to be collected. to be summarized. to pull oneself together. to set one's house in order. pull oneself upright. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir yere gelmek, içtima etmek: Bugün meclis toplanacaktır.

2.Birikmek, çoğalmak, yığılmak: Hayli para toplandı.

3.Çekilip darlaşmak, sıkılaşmak: Bu kumaş yıkandıkça toplandı..

4.Eteklerini çekerek ve önünü ilikleyerek öyle oturmak: Büyüklerin karşısında toplanıp oturmak lâzımdır.

5.İşlerini düzelterek yoluna koymak, işlerini perişanlıktan ve dağınıklıktan kurtarmak: Biraz toplanalım da bir eğlence yapalım.

6.Semirmek: Oranın havası yaradı, epeyce toplanmış.Bir yere getirilmek, yığılmak: Birlikler toplandı.Devşirilmek sarılmak, katlanmak: Yataklar, bohça, çamaşır toplandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get together. club together. band together. club. meet. group. keep together. accumulate. agglomerate. assemble. build. bunch. cluster. collect. combine. congregate. convene. meet in council. crowd. drift. flock. forgather. gather. herd. horde. mob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. assemble. collect. concentrate. congregate. convene. crowd. flock. huddle. meet. muster. polarize. press. reunite. to be collected. to be gathered. to be added. to be picked. to gather. to come together. to congregate. to assemble. to crowd. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be collected. to be amassed. to be accumulated. to be picked. to be harvested. to be tidied up. to be picked up. to gather. to assemble. to shape up. to adopt a better attitude. to put on weight. to gain weight. bunch. centre. club toge

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Torba gibi gevşeyip sarkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turned (on a lathe. to be lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz olmak, üzerine toz konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be under arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arrested. to be under arrest. to be detained. to be on remand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tuzlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork out / up. shower down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. molder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitişmek, Osm. muttasıl olmak, tesellül etmek, birbirine zencirleme sarılıp uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyüklük taslamak, kibir satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to hope. to become hopeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şişip ur olmak, tümsek hâline geçmek, ur çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Akıl öğrenmek, akıllanmak.

2.Edeb ve terbiye öğrenmek, terbiye olmak.

3.Yavaşlık ve uysallık kazanmak, yumuşamak: O çocuğun bu kadar uslanacağı umulmazdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become well-behaved. to come to one's senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become well-behaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be adopted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be described / characterized / qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be screwed in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutulmak: Hırsız yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch an infection. attack. attaint. catch. incur. become infected. smite. be smitten with. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incur. to be caught. to be arrested. to contract. to go down with sth. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be / to get caught. to be collared. to be seized. to be spotted. to be held responsible. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakamozlar meydana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dil ile kendi ağzını ve dudaklarını yalamak: Tatlı bir şey yemiş, yalanıp duruyordu.

2.Bir parça faydalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gilded. to be silvered. to be cuckolded. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalkavukluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to toady to. to fawn on over. to lickspittle. bow and scrape. to stoop to conquer. cringe. curry favour. fawn on sb. flatter. grovel. toady. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi beğenmeyip daima şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. resound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. resound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaprak çıkarmaya başlamak, yaprakla örtünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Silâh ve mühimmat tedarik etmek.

2.Hazırlanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yerinde yara açılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarar temin etmek, faydalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put account. turn to account. take advantage of. avail oneself of smth. benefit. capitalize. enjoy. impose. parlay. pass over. pass up. practice on. practice upon. practise on. practise upon. profit. profit by. refer. rejoice in. use. make use of. u.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avail. enjoy. harness. utilize. to make use of. to utilize. to benefit. to take advantage of. to cash in. to capitalize on sth. to avail oneself of. to draw on/upon sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw benefit from. to benefit from. to profit from. to make good use of. to utilize. benefit. draw upon. exploit. profit. pull a fast one. take advantage of. turn. turn to account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lean. recline. repose. repose on. rest. rest against. sit back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burrow. lean. recline. repose. to lean against. to rely on. to lean against. to support oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean against. to prop oneself against sth. to lean on or against another. to rest. to tilt. to heel. to recline. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. get old. grow old. be getting on in years. fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to grow old. to tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow old. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Basılıp ezilmiş gibi açılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir veya birkaç senelik olmak.

2.Üzerinden çok zaman geçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoklamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yol almak, ilerlemek, Osm. kat’-ı tarîk etmek: Gemi yollandı.

2.Gönderilmek, Osm. irsâl olunmak: Mektup yollandı mı?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yosun bağlamak: Bu duvarlar, ağaçlar yosunlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şişip yumru olmak: Mafsalları yumaklanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yumru hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yeri yurt etmek, yerleşmek, göçebelikten kurtulup bir yerde oturmak.

2.Arazi ve emlâk kazanmak, arazi sahibi olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönerek gitmek, tekerlenmek: Dağdan bir taş, bir çığ yuvarlandı.

2.Dönüp dolaşmak, tepinmek: Toz, toprak içinde yuvarlanıyordu. Yerlere yuvarlanmak = Alçalmak, zilletle yalvarmak. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = Eş eşini bulmuş, ikisi birbirine uygun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. roll. roll over. roll up. trundle. trundle along. tumble. wallow. welter. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumble. wallow. to revolve. turn round. to roll along. to topple over. to rotate. to turn around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trundle. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek (sevilmeyen biri için, yahut birinin yediği şey uygun görülmediği zaman kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zorlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by