Mat ne demek? | Mat anlamı nedir? | Mat

Mat anlamı nedir?

Mat ne demek?

Mat anlamı nedir?

Mat | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Parlak 3lmayan, donuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satranç oyununda yenilme: Mat olmak: Yenilmek, fnağlûb olmak. Mat etmek = Yenmek, Tıağlûb etmek. mec. Mat kalmak = Hayran olmak, hayretten dili tutulmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ted, -ting) hasır; paspas; bardak veya vazo altllığı; arap saçı gibi bir birine dolaşmış yığın; f. hasır ile örtmek; bükerek veya keçeleştirerek hasıra benzetmek; hasırlaşmak, keçeleşmek; düğümlenmek, bir birine dolaşmak, çitişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ted, -ting) s. resim ve çerçeve arasındaki karton kenar; matb. hurufat kalıbı, matris; mat. yüzey; yüzeyi matlaştırıcı alet; f. matlaştırmak; resim etrafına karton çerçeve geçirmek; s. mat, donuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasvip, tasdik; müspet ifade; (huk). yemin yerine geçen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). olumlu, müspet, tasdik edilen; (i). müspet iddia; tartışmada olumlu tezi savunanları tutan taraf; olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında, olumlu, müspet. The affirma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü sonuç; yan tesir; çayır biçildikten sonra biten otlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renk körlüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. achromatopsi

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامات] işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir kimsenin tahsil gördüğu okul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cıva ile başka bir madeni birbirine karıştırmak: karıştırmak; karışmak, bileşmek. amalgama'tion (i). cıva ile bir madeni birbirine karıştırma; karışma; millet, firma, ırk veya ailelerin karışması; halita, karışım, alaşım, imtizaçtan hasıl o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatör, meraklı, hevesli kimse; spor amatör sporcu. amateur'ish (s). acemi veya amatör işi gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka eğilimli; aşkla ilgili. amativeness (i). aşk eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum nitrattan yapılmış patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işi para kazanma gayesiyle değil, zevk için yapan kimse: Radyo amatörü, fotoğraf amatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amateur

özengen

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. hobbyist. dabbler. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. unprofessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âşıkane; ateşli, şehvetle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayat vermek, hayatiyet kazandırmak, ihya etmek, canlandırmak Şevklendirmek. animate (s). canlı; neşeli, hayat dolu. animated cartoon canlı resimlerden ibaret kısa filim, miki filmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). canlılık, hayatiyet şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Notada işaretli pasajın canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (müz). canlı olarak, animato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. animateur

canlandırıcı

Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). canlılık veren, canlandıran , hayatiyet veren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). astımı teskin eden, antiazmatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). zıt zerrelerden oluşmuş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaklaşık olarak, takribi, tahmini, yakın. approximately (z). yaklaşık olarak, tahminen, takriben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaşmak, yaklaştırmak, yakın olmak, yakına gelmek, yakına getirmek. approxima'tion (i). tahmin; yaklaşma, yakın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. armatöre, denizcilik).

1.Geminin direk, seren ve yelken gibi teçhizatını yapan adam.

2.Gemide halat iliştirmeye mahsus ağaç veya demir kol: Armatör çeliği. 3.Gemi sahibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. fizik).

1.Kuvvet akımını toplu bir hale koymak için mıknatısın kutupları arasına yerleştirilen demir parçası.

2.Kondansatörlerdeki iki iletken yüzeyden her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Donanım. Musikide notanın her satır başına konan diyez ve bemollerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature. condenser plate. fitting. fitter out. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).zırh; hayvan ve bitkilerde zırh; (elek). armatür, mıknatısın iki kutbu arasına yerleştirilen demir parçası; bobin endüvisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromathérapie

koku tedavisi

Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, baharat gibi kokan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromatique

hoş kokulu

Hoş kokusu olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kokulandırmak, baharat kokusu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). agızsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD içinde otomatik tertibatla yemek verilen lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). otomatikleştirmek, makineleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kendiliğinden hareket eden, otomatik; (i). otomatik tabanca. automatic pilot uçağı idare eden otomatik tertibat. automatically (z). otomatik olarak, otomatikman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). makinelerin veya bir fabrikanın otomatik tertibatla idare edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik oluş; isteğe baglı olmadan yapılan hareket; (psik)., (fels). otomatizm, özdevim, munsakiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendiliğinden hareket eden şey; isteğe bağ1ı olmadan veya mihaniki surette hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash dispenser. cashomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated teller machine. automated teller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بکسمات] peksimet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., kim. bromat asidinin tuzu; f. bromin ile karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samt» dan imef.) (mü. musammata). Asıl kafiyesi dışında her beytinde kendi içinde üç kafiye bulunan gazel ve kaside.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbe ve akciğerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş gemisinde silahların bulunduğu zırhlı bölüm; kazamat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (satranç). mat; tam yenilgi; (f). (satranç). mat etmek; hünerle yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabancı bir dilden seçilmiş okuma parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renklerle ilgili; (müz). kromatik, seslerin yarımşar ton ara ile birbirlerini takip etmeleri ile ilgili. choromatic scale (müz). kromatik gam. choromatically (z). kromatik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatografi, renkli fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema makinası; filim oynatma makinası, filim çekme makinası. cinematog'rapher (i). filim çeken kimse. cinematograph'ic (s). sinema makinasıyla ilgili veya ona ait. cinematography (i). filim çekme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınıf arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaban asması, akasma, meryemana asması. filbahar, filbahri, (bot). Clematis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iklim, hava. climat'ic (s). iklimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klimatoloji, iklimler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (fiz)., (astr). bir hizaya getirmek, paralel hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). püsküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eş, arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasdik, teyit, belgeleme, doğrulama; ispat; kilise üyesi olma merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tasdik anlamında teyit edici (söz, vesika, delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil; parçaları bir araya getirme düzeni; uygun olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tam, mükemmel. consummately (z). mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tamamlamak, ikmal etmek. consummate a marriage nikâhtan sonra cinsel temas yolu ile izdivacı tamamlamak. consumma-tion (i). ikmal, itmam, yerine getirme; iyi sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

onaltıncı yüzyılda Protestan reformu başladıktan sonra Katolik kilisesinde meydana gelen reform hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (öluyü) yakmak. crema'tion (i). öIüyü yakma. cremator'ium, cre'matory (i). krematoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cüseym). Küçük cisimler, cisimcikler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dalmaçya. Dalmatian (i). Dalmaçyalı; arabaya koşulan bir cins köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAMAD) (i. F.).

1.Kız çocuğun veya onun yerinde olan yeğen gibi bir kızın kocası, güvey: Damatla kayınpeder. Filân damadımdır.

2.Osmanlı Hanedanı’nda sultan denen imparatorluk prenseslerinin kocası ki, resmî bir unvandı: Dâmâd-ı hazret-i şehryârî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groom. bridegroom. son-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridegroom. groom. son-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridegroom. son-in-law. maugh. son in law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a son-in-law. clothes. gifts. etc. bought for the bridegroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız öğretmen okulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمات] kız öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyük bir kısmını yok etmek; bir grup içinden her on kişide birini alıp öIdürmek. decima'tion (i). imha, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sööz söyleme, sanatı, hitabet, belâgat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeklini veya biçimini bozma, çirkinleştirme; sakatlık; (fiz). tazyik altında şekil değişimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). deri iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologue

tıp cildiyeci

Cilt hastalıkları uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist cildiyeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cildiye, dermatoloji, ciltten ve deri hastalıklarından bahseden ilim. dermatologist (i). cilt hastalıkları mütehassısı dermatolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologie

tıp cildiye

Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology cildiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). cilt hastalığına sebep olan mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tahrip olmuş cildi düzeltmek için vücudun başka bir yerinden deri parçası kesip bu yere yapıştırma ameliyatı, dermatoplasti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). herhangi bir cilt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). pulları dökülmek, pul pul olup dokülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diyaframa ait, diyafram gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki renkli; (tıb). esas renklerin yalnız ikisini görebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Diplomatik, siyasî işler ve dış münasebetlerle meşgul devlet adamı; bu sahada pek usta olan: Bismark gibi bir diplomat nâdir yetişir, Reşid Paşa büyük bir diplomattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat. diplomatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A diplomatist. an official engaged in international negotiations a person who deals tactfully with others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An official representative of a state, present in another state for the purposes of general representation of the state-of-origin or for the purpose of specific international negotiations on behalf of the diplomat's state-of-origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who tells you to go to hell in such a way that you actually look forward to the trip. an official engaged in international negotiations. a person who deals tactfully with others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dışişleri Bakanlığı memuru, hariciye memuru, diplomat, siyaset adamı; başkaları ile ilişkide incelik gösteren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doktor ve mühendis gibi meslek diploması alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diplomatik, milletlerarası siyasete ait; başkaları ile ilişkide ince, usta, siyasi; diplomasi ilmine ait. diplomatic affairs diplomatik işler. diplomatic agent elçi veya maslahatgüzar. diplomatic immunity diplomatik dokunulmazlık. diplomatic serv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski resmi ve sikaları çözme ve gerçeğe uygunluğunu tayin etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dış siyasetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diplomat, hariciye memuru, siyaset adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Diplomatın mesleği, bu sahada ustalık.

2.mec. Kurnazlık, hilekârlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dramatik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dogmatik, kesin, iman ve itikada ait, kesin kurallarla ilgili; kestirip atan, tartışma kabul etmeyen; kesin. dogmatics (i). dini dogmaların sistematik olarak incelenmesi. dogmatically (z). kesinlikle, katiyetle, tartışma kabul etmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmayla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dogmetique

fel. inaksal

Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic inaksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dogmatizm, inakçıIık, fikir beyan etmede kesinlik. dogmatist (i). dogmatik kimse, kesin fikir beyan eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesin olarak fikrini söylemek veya yazmak; kestirip atmak, tartışmaya meydan vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmaları esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki ve içi pek sulu kırmızı meyvası, domates. Domatesin hem tazesi, hem de saklanmış suyu veya ezmesi yemeğe lezzet vermek için kullanılır. Amerika’dan gelmiştir ve çok çeşitleri vardır: Kırmızı domates, salkım domates: Yeşil domates = Bazı yemek ve turşularda kullanılan ham domates (Fr. tomate).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(solanum lycopersium): Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir. Ürünü için yetiştirilir. Vatanı Meksika ve Peru’dur. Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur. A, B, C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Bol idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını ve kanın durulmasını sağlar, damar sertliğini giderir. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Safra ve böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Üremiyi düşürür. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Cilde tazelik ve pembelik verir. İsiliği ve mayasılı giderir. Nasırların sökülmesine yardımcı olur. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Arı sokmasında ve yanıkların tedavisinde faydalanılır. Kansere karşı korur. Midesi zayıf olanlar, böbrek ve mesanelerinde iltihap olanlar, suyunu içmelidirler.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani kısaca çekirdeği olan tüm yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki kökleri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bile birer sebzedir.

Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato sauce. ketchup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domatesin suyu veya ezmesi ile terbiye olunmuş: Domatesli pilav, çorba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tiyatro ile ilgili; tiyatro türünü andıran (özellikle çatışma ve zıtlık ifade eden turü); hareketli, canlı, et kileyici, tesirli, çarpıcı. dramatically (z). bir oyunu andırır şekilde canlı olarak, çarpıcı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Dramla alâkalı.

2.Heyecan yahut üzüntü verici.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic. stagey. stagy. theatrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyun yazarı, piyes yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To compose in the form of the drama; to represent in a drama; to adapt to dramatic representation; as, to dramatize a novel, or an historical episode. represent something in a dramatic manner; 'These events dramatize the lack of social responsibility amon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put into dramatic form; 'adopt a book for a screenplay'. represent something in a dramatic manner; 'These events dramatize the lack of social responsibility among today's youth'. add details to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dram şekline sokmak, tiyatro oyunu şeklinde ifade etmek. dramatiza'tion (i). dram şekline koyma; romanın oyunlaştırılmış şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic adviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiyatro eseri yazma sanatı. dramatur'gic (s). bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) dura mater, beynin ve omuriliğin en dış zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temsil eden, temsil edici sembolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. informatique

bilişim

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.bilmece kabilinden, karışık, anlasıaz, saşırtıcı. enigmat'ically z. anlaşılması zor bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i.) fikir edinmek , hukum vermek; takdir etmek, tahmin etmek, kestirmek: paha biçmek: hesap etmek: (i.) hesap, tahmin, takdir; rey; fikir; (ikt.) şirket veya devletin önceden yapılansenelik masraflar hesabı estima'tion (i.) hesap etme; hesap, rey,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida, ani olarak söylenen söz; bağırma, telâşla itiraz etme. exclamation mark, exclamationpoint ünlem işareti (!). exclam'ative (s.) ünlem ifade eden. exclam'atory (s.) sevinç, hayret veya keder belirten; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). durak ve uzatma işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. format

1. bl. biçim,

2.sin.ve TV boyut

1. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni. 2.Film veya fotoğrafta boyut.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shape and size of a book; hence, its external form. the general appearance of a publication the organization of information according to preset specifications divide into marked sectors so that it may store data; 'Please format this disk before enteri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Format strings are used to control the appearance of output in the printf statement Also, data conversions from numbers to strings are controlled by the format string contained in the built-in variable CONVFMT See section Format-Control Letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pattern into which data are systematically arranged for use on a computer A file format is the specific design of how information is organized in the file For example, ArcInfo has specific, proprietary formats used to store coverages DLG, DEM, and TIG

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formatting a disk organizes the magnetic surfaces into tracks and sectors In word processing, format refers to the physical appearance of a document, and includes such items as margins, line spacing, etc In Excel, format refers to how numbers are shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two types of formats are available A physical format and a logical format -Physical format: Physical format is to write data defined in ISO in three tracks of each of the inner and outer circuits of the user area set as a Defect Management Area DMA contai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pattern in which data are systematically arranged for use on a computer 6 A file format is the specific design of how information is organized in the file For example, DLG, DEM, and TIGER are geographic data sets in particular formats that are availab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Columns contain information in one of four types; users can specify how they want a query to format information it retrieves from character, number, date, or long columns For example, they can choose to have information of type date appear as 14/08/90, or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low Level Formatting is the process of dividing the tracks on a disk into sectors Each track begins with an index mark, each sector has a sector identification field that is several bytes long, which contains the sector addresses and other overhead data r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organization of information according to preset specifications [syn: formatting, data format, data formatting] [16].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Traditionally, the approximate size and shape of the book as defined by the number of times the printed sheet is folded before binding Since sheet paper size and shape varied, so did the size and shape of the book Despite this, it is standard today for ca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Format, in VoyForums, is a Forum option which chooses how to show the messages in the message index and replies VoyForums provides four different formats: Super-Compact, Compact, Medium, and Verbose Super-Compact displays the Author, Subject, and Date o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Preparing a disk for use by your hardware and operating system Also called Initializing When the computer initializes a disk, it also destroys any information already there Formatting also refers to the way text is set up on a page The way information is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To format media is to prepare the media for use with a particular file system When you format media, you overwrite any existing information on the media. The system used for storing a file on disk Different programs use different methods of recording iden

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers specifically to tape sizes and qualities, and generally to classes of video equipment Popular video formats in decreasing order of quality and expense are: Digital Betacam, Betacam SP, Betacam, 3/4'SP, S-VHS, Hi8 and VHS.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

REQUIRED FIELD The format in which UCSF holds the material: print, image file, web-based image file [Dublin Core Metadata Mapping: Format].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The set of unique bit-string patterns of Zeros and Ones corresponding to the set of data characters used in magnetic stripe encoding; many different data formats are used, the best known being the ANSI/ISO BCD and ALPHA formats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orderly, structured arrangement of data elements that is necessary to produce a larger entity, such as: a list, record, table, file, or dictionary Also, it is the term that describes the preparation of a magnetic disk to allow it to accept digital data

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particular way to store information on a computer You may need special programs to read certain formats, such as Microsoft Reader to read lit files and Adobe Acrobat eBook Reader to read ebx files.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio: This is the actual content of the station's broadcast News, Black, Classical, Middle of the Road , Top 40 Hits, and Country are some of the varied and changeable formats It is the most important factor in determining a station's listenership and th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The size or shape of a negative or print The term usually refers to a particular film size, for example 35mm format, but in its most general sense can mean simply whether a picture is upright or longitudinal Cameras are usually categorized by the format o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Documents shall be prepared on A4 80 gsm copier paper and/or the form of electronic media specified in the requirements Each page of a document shall be numbered in Arabic numerals consecutively from Section 1 to the appendices Documents may be printed on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre , format , size , stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). kitabın genel düzeni; (program) genel biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil verme, düzenleme; tertip; oluş, teşekkül, formasyon; (ask). birlik; (ask). düzen; (jeol). oluşum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). şekil veren, şekil verebilen, teşkil etmeye yarayan; (biyol). büyüyebilir, gelişme eğilimi olan; (i)., gram ek, takı; ekli sözcük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i duman veya bu hara ait; i eşyayı tutsülemeye veya du man veya buhardan geçirmeye mahsus yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karışık ve an lamsız söz, saçma ve boş laf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., biyol. tomurcuklanan, tomurcuklar vasıtası ile yeni filiz veren; f. tomurcukla çoğalmak. gemma'tion i., biyol. tomurcuklanma, tomurcuklarla çoğalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gramere ait, sarfi, dilbilgisi kurallarına uygun. gram - matically (z.) gramer bakımından, sarfça, gramer kurallarına uygun olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vücudun bir tarafını yarıp üzerine boynuz, bardak vs. koyarak kan çekmek ameliyatı: Hacamat etmek, hacamat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupping. stabbing. knifing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood letting. leech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجامت] kan alma. hacamat yapmak kan almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacamat yapan, yani boynuz yapıştırarak kan alan cerrah veya berber, Ar. haccâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without hearth or home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaş, eş, yardımcı; zevce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kanla ilgili; kanla dolu, kanlı, kan renginde; (tıb). kana tesir eden; (i). kanı etkileyen ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemoglobinin erimesinden meydana gelen koyu lâcivert bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir maden filizi. Kırmızı veya esmer renkte tabiî demir oksidinden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haematite. hematite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hematit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıdmet). Hizmetler, (bk.) Hizmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمات] hizmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومات] hükümetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibhâm). Mübhem şeyler, üstü kapalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابهامات] belirsizlikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihtirâm). İhtiramlar, hürmetler, saygılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ikrâm). ikramlar. bk. ikram.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهامات] ilhamlar, esinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri meşru, evlilik dışında doğan; kanuna aykrı; makul olmayan, saçma. illegitimacy i. piçlik, gayri meşru olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mevt» ten masdar). Ölüme sebep olma, ölü hâline koyma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, ehemmiyetsiz; ilgisi olmayan; maddi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmamış, kemal bulmamış, ham, toy, olmamış, gelişmemiş, pişmemiş. immaturely z. yetişkin kimse gibi davranmayarak; vaktinden evvel, ol gunlaşmadan. immaturity i. hamlık, toyluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. baskı ruhsatnamesi (özellikle Katolik Kilisesi tarafmdan verilen).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cansız, ruhsuz, ölü; donuk, sönük. inanimate nature. cansız maddeler. inanimately z. cansız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alevlendirme, tutuşma; tıb. kızarma; tıb. iltihaplanma, iltihap. inflammatory s. tahrik edici, alevlendirici; kızdırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer science , computer sciences , informatics , information science , information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. malumat, bilgi, haber; huk. şikâyet; danışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilgi verici, aydınlatıcı, eğitici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hapishane veya akıl hastanesinde bulunan kimse; sakin; başkası ile aynı evde oturan kimse; birlikte oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ima etmek, dolayısıyle anlatmak. intima'tion (i.) ima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çok yakın dostluk ve ilişkiye ait; deruni, içten, yürekten, candan; mahrem; yakından; (i.) teklifsiz dost; candan arkadaş. be intimate with ile samimi olmak; kanun dışı cinsi münasebeti olmak. intimacy (i.) mahremiyet, teklifsiz dostluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. in’Am). Nimetler, ihsanlar, iyilik etmeler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sükût ettirme, susturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. istihkâm), istihkâmlar, siperler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. estimatore). Gümrükte ticarî mallara baha biçen memur, Ar. muhammin; istimâreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. istirhâm). İstirhamlar, yakarışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİMAD) (i. A. masdar).

1.Dayanma, Ar. istinâd.

2.Güvenme, emniyet: Size itimadım vardır; o adamın sözüne itimat olunmaz, (askerlik). İtimat hattı = Mukavemete ve icabında çekilip dayanmaya elverişli müstahkem mevkiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. trust. reliance. belief. credence. dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. reliance. trust. confidence güven. güvenç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. reliance. trust. assurance. credence. faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to believe. to confide in. to trust. to rely upon. accredit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreliable. untrustworthy. distrustful. sceptical skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of trust. disbelief. distrust. doubt. mistrust. untrustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yerkürenin katı dış kabuğuna (litosfer) ait kimyasal özellkleri kapsar. (Çeşitli kimyasal bileşimdeki mineraller ve bunların ayrışma ürünleri olan kimyasal elementler.)

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yemek aralarında 100’er gram çilek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mermilere karşı muhafazalı top yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kazamat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kelime). Kelimeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلمات] kelimeler, sözcükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harekete ait. kinematics i., fiz. hareket ilmi, kinematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Mekanik ilminin cisimlerin hareketlerini, yörünge, hız ve ivme gibi hususlar bakımından inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics. kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cinematograph.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. climatologue

iklim bilimci

İklim bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. climatologie

iklim bilimi

İklimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology. climatology iklimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barlarda, müşteriye arkadaşlık eden, onunla içki içen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

B-girl. hostess. taxi dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir memleketteki diplomatların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic corps. corps diplomatique. diplomatic body. consular corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Ölülerin yakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crématorium

yakmalık

Ölülerin yakıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crematorium. crematorium crematory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Hücre plazmasında bulunan ve taşıdığı boyaya göre kloroplast veya lökoplast adını alan unsur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Yarım seslerin biribirini takip ettiği dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtında “renkli” anlamında niteleyici olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Hücre çekirdeğinin, lininin aksine, boya alan önemli bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gözyaşı salgılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) eski zamanlarda içinde akraba ve dostların göz yaşlarının saklandığı farz edilen ufak şişelerden biri, göz yaşı şişesi; (s.) göz yaşına ait; göz yaşını havi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otomatik tertibatlı umumi çamaşırhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşru kılmak, kanuna uygun kılmak; nesebini tasdik etmek, tasdik etmek. legitima'tion i. meşru kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşru, kanuna göre, kanuna uygun, kanuni; meşru olarak doğmuş; mantıki, düşünceye uygun, elverişli. legitimate child meşru çocuk. legitimate stage oyuncuların ve seyircilerin bir arada bulundukları canlı tiyatro. legitimacy, legitimateness i. kanuna

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. geniş bir alanda hüküm süren genel iklim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (aslında «makame» nin cem’i ise de dilimizde «makam» ın cem’i gibi de kullanılır). Makamât-ı »liyyeye başvurmak; makamât-ı mübâreke; musiki makamatı; makamât-ı Harîrî. (bk.) Makam, makame.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقامات] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kusurlu teşekkül, sakatlık. malformed' s. bünyesi kusurlu, sakat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.).

1.Bilinen şeyler, öğrenilmiş hakikatler: O adamın çok malûmatı vardır.

2.Biliş, haber, vukuf: Bu bahiste malûmatım yoktur; filâna da malûmat veriniz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلومات] bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bilgi satan, bilgiçlik taslayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معلومات فروش] bilgiçlik taslayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) bilgiçlik taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bilgiçlik taslamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgili: Çok malûmatlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منظومات] manzumeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca yahut Rumca: göz). Kayık yelkenin ucunda, onu toplamaya mahsus makara.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matador

boğa güreşçisi

Boğa güreşi yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The jack of clubs, or any other trump held in sequence with it, whether by the player or by his adversaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A certain game of dominoes in which four dominoes , called matadors, may be played at any time in any way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The killer; the man appointed to kill the bull in bullfights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the game of quadrille or omber, the three principal trumps, the ace of spades being the first, the ace of clubs the third, and the second being the deuce of a black trump or the seven of a red one. the principal bullfighter who is appointed to make the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the principal bullfighter who is appointed to make the final passes and kill the bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matador, boğa güreşçisi; bazı iskambil oyunlannda esas kozlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca, denizcilik). Geminin bordasına konulan dfkme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yelkenlere ve tentenelere açılan delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «metâ» dan)

1.Mal, eşya.

2.mec. (hafif görme ifadesiyle). Mal: Onun ne matah olduğunu biliriz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matmah). Matmahlar, göz dikilenler, (bk.) Matmah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emtâr). Yağmur, Fars. bârân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mutahhara» dan galat).

1.Meşinden veya tenekeden eğer kaşına veya arkaya asılan su kabı.

2.Uzun boğazlı kimyager şişesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. flask. water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen or flask ; leather flask. canteen. flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanlarda su taşıyıp yolculara dağıtan adam, kafile sakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’»dan im.) (c. matâbî). Kitap vs. basmaya mahsus yer, basmahane, yeni kelimesi: basımevi. Matbaa-i Amire = Osmanlı devletinde devlet matbaası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing office. printing house. printing press. printing works. printery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house. printing press basımevi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house ; press. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطبعه] basımevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir matbaa idare edip kitap vesaire basmakla geçinen adam, basımevi sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. presser. pressman. typographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer , operator of a printing business or a printing machine. printer. typographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matbaacının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing. printing basımcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the print. typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mutfak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطبخ] mutfak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’»dan imef.). (mü. matbua).

1.Tabiî.

2.Tabiata uygun. Ar. makbûl, Fars. pesendîde: Matbû bir biçimde.

3.Tab’olunmuş, basılmış, basma: Matbû kitap, kütüb-i matbûa.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطبوع] basılı. 2.hoşa giden, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed matter. third-class mail. printed papers. press. print. printed document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.).

1.Tab’olunmuş, basılmış şeyler.

2.Basın: Türk matbûAtı, matbûAt-ı ecnebiyye, matbûAt idaresi, kalemi, Fr. presse.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطبوعات] basın. 2.basılı şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. matbûha).

1.Pişirilmiş (yemek): Et’ime-i matbûha.

2.(eczacılık). Kaynatılmış, haşlanmış ilâç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İzin verilebilir azami zehir yoğunluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eş, akran, denk, benzer; tam kopya; tamamlayıcı şey; uygun çift; evlenme; evlenme kararı; eşliğe uygun kimse; rakip; maç, karşılaşma, müsabaka. meet one's match hakkından gelecek birine rast gelmek, rakibi ile karşılaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uymak, benzemek; eşlemek; uydurmak; karşılaştırmak; geçmek, üstün gelmek; yazı turada karşılaştırmak üzere iki para atmak; geçirmek, birbirine tutturmak; birleştirmek evlendirmek. matching fund bağışların toplamına eşit miktarda yapılan şartlıbağış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit; fitil. ordinary match herhangi bir yere sürtünmeyle ateş alan kibrit. safety match yalnız kutusunun eczalı kenarına çakılınca ateş alan kibrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşsiz, emsalsiz, rakipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fitilli tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçatan kimse: atletizm karşılaşmasını düzenleyen kimse; kibrit imalâtçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlantı işareti, bağlama markası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit yapmaya yarayan kereste; kibrit çöpü gibi ufak tahta parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Paraguay çayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eş, misil; karı, koca, eş; çift hayvanın erkek veya dişisi; arkadaş; den. ticaret gemisinde ikinci kaptan, muavin; f. eşlemek; evlendirmek; evlenmek; çiftleştirmek; çiftleşmek; uymak; mat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık yahnisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir ölü için ağlaşıp yas tutma, zevk ve eğlenceden kaçınma, yas: Mâtem tutmak.

2.Şîİler’de Muharrem’in ilk on gününde Hazret-i Hüseyin’in şehâdeti için yas tutup mersiyeler okuma töreni ki, aşura günüyle sona erer: Mâtem-i Muharrem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bereavement. mourning yas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mourning. lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماتم] yas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.) (musiki). Mâtem ifade eden marş ki, cenaze törenlerinde de çalınır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yas tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yas evi, birinin ölümüyle mâtem tutulan ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. mâtem = yas, Fars. zeden = vurmak). Yasa tutulmuş, yaslı, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1.Aritmetik, cebir, geometri gibi müsbet ilimlerin ortak adı. 2.Eski Yunanca matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve ben bilirim anlamına gelmektedir. Daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen μάθημα (máthema) sözcüğünden türemiştir. μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. Osmanlı Türkçesinde ise Riyaziye denilmiştir. Matematik sözcüğü Türkçeye Fransızca mathématique sözcüğünden gelmiştir. 3.Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Çok eskiden matematik, sayıların ve şekillerin ilmi olarak tanımlanırdı. Matematik de diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme gösterdi; artık onu birkaç cümleyle tanımlamak mümkün değil. Matematik bir yönüyle resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematikçilerin büyük çoğunluğu onu bir sanat olarak icra ederler. Matematik, başka bir yönüyle bir dildir. Galileo Galilei tabiat matematik dilinde yazılmıştır der. Matematik başka bir yönüyle de satranç gibi entelektüel bir oyundur. Kimi matematikçiler de ona bir oyun gözüyle bakarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matematikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمدار] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمی] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslı, yası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is in mourning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمسرا] yas tutulan ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتم زده] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing., k.dili anne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıbbi maddeler; tedavide kullanılan maddelerle ilgili tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maddi, özdeksel, cismani; bir şeyin esasına ait; bedensel; önemli, mühim, gerekli; to ile değgin, etkili; i. madde, malzeme; çoğ. gereçler; bez, dokuma, kumaş. material wellbeing maddi refah. materials science maddelerin kullanım ve nitelikleri i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i özdekçilik, maddecilik, materyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddilik, cismanilik; maddiyet; lüzum, önem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. maddileşmek, cisim haline girmek, cisimleşmek; gerçekleşmek; maddileştirmek; maddi bir nitelik vermek; cisim vermek (ruh), tecelli ettirmek. materializa'tion i. maddileştirme,maddileşme, cisimlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. levazım, malzeme, materyel, gereç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anneliğe ait, anneye yakışır; anne tarafından gelen. maternal aunt teyze. maternal grandmother anne anne. maternal uncle dayı. maternally z. anne gibi; anne tarafından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. analık, annelik hali. maternity dress. hamile elbisesi maternity hospital doğumevi, doğum hastanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Malzeme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matériel

gereç

Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Materyalizm doktrinine bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialiste

fel. maddeci

Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Tabiatta maddeden başka bir varlık kabul etmeyen doktrin. Spritüalizmin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialisme

fel. maddecilik

Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili matematik math. kıs. mathematics.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. matematikle ilgili, kesin, tam. mathematically z. matematik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matematik. abstract veya pure mathematics kuramsal matematik. applied mathematics . uygulamalı matematik. higher mathematics yüksek matematik. mathemati'cian i. matematikci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili matematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahn» dan imef.) ‘ (mü. mathûne). Övütülmüş, Osm. tahn olunmuş: Hubûbât-ı mathûne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. sanat unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatro ve sinema gibi oyunların gündüz seansı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matinée

gündüz gösterimi

Tiyatro, sinema, konser salonu vb.nde yapılan gösteri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matinee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matinée. matinée performance. afternoon performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftleşme, çiftleştirme. mating season çiftleşme mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., kil. gece yarısı veya sabaha karşı bazı Hıristiyanlar tarafından yapılan ibadet; Anglikan kilisesinde sabah ibadeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Sarhoş, sızmış (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makkap, maskab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auger. bit. drill. punch. wimble. gimlet. punch delgi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. gimlet. auger. borer. broach. punch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü) dan im. ve masdar) (c. metâlî).

1.Güneşin veya diğer bir yıldızın doğması, tulû.

2.Güneş ve yıldızların doğdukları yer.

3.(edebiyat «arûz»da) Bir kasîde veya gazel’in ilk beyti (astronomi) Matâlî-i üstüvâiyye = Yıldızların doğuş yerlerinin ekvatordan uzaklıkları.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلع] doğuş yeri. 2.kaside ve gazelin ilk beyti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den masdar) (c. metâlib).

1.İstek, istenilen şey, Ar. matlûb, maksad, müddea: Sizin matlabınız nedir? Bu adamın bitmez metâlibi vardır.

2.Ehemmiyetli kaide, mesele.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلب] konu. 2.istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lusterlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den imef.) (c. matlûbat).

1.İstenilen, aranılan, talep ve arzu olunan: Servet herkesin matlûbudur.

2.Verilmiş, borç verilmiş, alacak Bervech-i matlûb, matlûb veçhile = Arzu olunduğu yolda, istenildiği gibi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلوب] istenilen, aranan. 2.alacak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstenilen, aranılan, talep edilen şey.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlub.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Matvlub).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. receivable account. due. demand. active. debt. lien. money on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Matmah-ı nazar, enzâr = Göz, göz dikilen şey: O makam onun eskiden beri matmah-ı nazarıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mademoiselle). Fransa’da ve Fransızca konuşulan yerlerde evlenmemiş kızlar için kullanılan hitap sözü. «Hanım» ve «efendim» mânâlarına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mademoiselle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young lady. mademoiselle. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tarh» tan im.). Bir verginin tutarını belirtmek için temel olarak alınan değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Arapça mıtrak’tan galat).

1.Değnek, sopa.

2.Talimci şişi. 3.J (argo) Gülünç, saçma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgel. funny. amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgel. funny. amusing. droll. scoff. truncheon. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döğmeli şişle talim öğreten adam, talimci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapçaiaşmış bir kelimedir). Piskopos, despot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. zooloji). Sıcak denizlerde yaşayan çiçeksi hayvanlardan bir alttakım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun boğazlı imbik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aile veya kabile reisi kadın matriar'chal s. ana hâkimiyetine ait, anaerkil. matriar'chate i. anaerkil toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anaerki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matriarcal

top. b. anaerkil

Ana erki temeline dayanan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana katli; ana katili, anasını öldüren kimse. matricid'al s. ana katiline veya katilliğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaydetmek; öğrenci olarak kaydedilmek (bilhassa üniversiteye). matricula'tion i. öğrenci kaydı; ing. olgunluk imtihanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait. matrimonially z. evlenmeye ait; evlenme suretiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; evlenme merasimi; bir kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Matbaacılıkta, hazırlanmış, sayfaların özel bir mukavva üzerine alınan kalıbı.

2.Dizme makinelerinde harf kalıbı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrix. strike. matrix. mat. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. matrices, matrixes) bir cisme şekil veren veya dayanak olan şey; biyol. hücreler arasında bulunan madde; anat. dölyatağı, rahim; matb. hurufat kalıbı, matris; jeol. fosil, billur veya başka bir mineralin kaya içinde bıraktığı iz; jeol. gang;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. sosyoloji) (uyd. k.). Anaerkil. Anaca hâkim olan, ana tarafı hâkim olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa çocuğu olan orta yaşlı evli kadın; bir müessesenin iç idaresiyle görevli kadın; hastane ve yetimhane gibi müesseselerde amir kadın. matron of honor nedime. matronhood i. ana olma hali. matronly s. ana gibi, anaya yakışır; toplu, dolgun; a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tard» dan imef.). (mü. matrûde). Kovulmuş, tard edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطرود] kovulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tarh»dan imef.) (mü. matrûha).

1.Atılmış, Fars. efkende. Tarh olunmuş, yüklfctllmlş


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («tıraş» kelimesi Arapça sanılarak uydurulmuştur). Saçı, saçalı tıraş edilmiş, sakalsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطروش] sakalsız. 2.tıraşlanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matrûd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasırlarla örtülmüş; keçeleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özdek, madde, cevher, cisim; konu, iş, husus, mesele; vesile; fark, önem; öz; yaklaşık miktar; cerahat, irin; fels. özdek; posta maddesi; matb. baskıya hazır hurufat; matb. dizilecek metin, müsvedde; man. bir önermenin kapsadığı husus; şikâyet veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ehemmiyeti olmak, önemi olmak, önem taşımak, bir şey ifade etmek; cerahatlenmek. What does it matter? Ne önemi var? Ne olur ki?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, alelade; hayale kapılmaz, heyecansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cerahatli; çapaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti isa nın on iki havarisinden biri olup ismini dört incilden birine veren, Matta; Matta incili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasır, hasır örgüsü; hasır örme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatak, şilte, uzun minder; su kenarlarında aşınmayı durdurmak için kıyı önüne çekilen çalı ve sırıktan örülmüş engel. spring mattress yaylı yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atf» dan imef.) (mü. mâtûfa).

1.Eğilmiş, eğik, mâli, bir tarafa doğru dönmüş.

2.Yöneltilen, verilen, birine ait olan: Onun gelmemesi kibrine mâtuftur (bu mânâ Arapça’da yoktur).

3.(gramer) Bir harf-i atıf vasıtasıyla diğer kelimeye bağlı (kelime) kl, diğerine de «mâtûf-ı aleyh» derler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معطوف] yönelik, çevrili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ateh» den imef.) (mü. mâtûhe). Ateh getirmiş, bunamış, bunak: MâtOh bir ihtiyar, mâtûhe bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتوه] bunak, bunamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتوهه] bunak, bunamış (bayan).

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ila) (i. A. «ıtak.dan imef.) (mü. mâtuka). Azat olunmuş, azatlı («mûtak» gibi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Matuk).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olgunlaşmak; tıb cerahat toplamak. matura'tion i. olma veya olgunlaşma, yetişme, kemale erme; cerahat toplama. mat'urative s. olgunluğa götüren, erginleştiren; cerahat top laylcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemale erdirmek, olgunlaştırmak; olmak, olgunlaşmak, kemale ermek; vadesi gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmlş, olmuş, kemale ermiş, ergin, olgun; iyi hazırlanmlş, tamam; vadesi gelmiş. mature de liberation iyi ve uzun düşünme. maturely z. olgunca; tamamen, dikkatle. matureness i. olgunluk, kemal. maturity i. olgunluk hali; vade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabaha ait, sabahleyin olan, erken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tayy» dan İmef.) (mü. matviyye).

1.Kıvrılmış, bükülmüş, kıvrılarak toplanmış: Matvl bir tomar.

2.Bir şeyin İçine sarılmış, devşirllmlş, sarılı: Muşambaya matvl bir muska.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarılı olduğu halde, bir şeyin içine sararak: İstediğiniz evrâkı matvlyyen sunuyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. matâyâ). Binek hayvanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. matzot, matzos) hamursuz ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâ’n» dan imef.) (mü. mat’Üne).

1.Yaralı.

2.(tâÜn’dan imaf. TâÜna, vebaya tutulmuş veya tâÜndan ölmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gizletilip yazdırılmamış, bildirilmemiş ve hükümetten kaçırılmış nüfus, emlâk veya gelir: Birçok mektûmât bulup meydana çıkardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mevt» ten masdar). Ölüm, vefat: Hayat ve memât. Bâde’l-memât = Öldükten sonra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممات] ölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. memâtiyye). Ölüme alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki delikler, gözenekler, mesâmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Vehim ve hayal çeşidinden şeyler, asılsız olarak zihinde varlık bulan şeyler, hayaller.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i.bir birine iyi uymamak; i.uygunsuz birleşme, uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمات] bayan öğretmenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Büyük, mühim ve ağır işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (Türkçe’de). Belirsiz bir mânâya delâlet eden kelimeler: Ne, kim, kaç vs. gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محاکمات] hüküm yürütmeler. 2.yargılamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şer’an haram ve yasak olan şeyler: Muharremâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محرمات] dinî yasaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muhâsama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. mühimme).

1.Mühimmeler, mühim şeyler, (bk.) Mühimme.

2.Cephane ve benzeri şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

munition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition. munitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition. munitions. ordnance. provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhkeme) (dilimizde kullanılmamıştır). Hüküm veren Ayetler ki, Kur’an’da bunlara fazla ehemmiyet verilip «ümmü’l-kltâb» denir, zıddı: müteşâbihât ki, örnek olarak söylenir ve te’vîle de gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «matl» dan masdar). Uzatma, bugün, yarın diye geriye bırakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Herkesçe tasdik olunup İnkâr kabûl etmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهمات] savaş malzemesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Hoş gelmeyen, hoşa gitmeyen.

2.Basılıp yazılmamış: Nâmatbû bir kitap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (nağme’nin cem’ü’lcem’I). Nağmeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نغمات] nağmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usul, tarz, yol: Hep bir namat üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nagamât.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nematod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Nizâmlar, kanunlar, düzenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kaidenin kuvvetini, değerini, otoritesini haiz olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. normatif

1. fel. ve top. b. düzgüsel,

2.düzgüsüz

1. Kurallarla, yasalarla ilgili olan, kural, yasa koyan.

2.Düzgüye uymayan, düzgüsü olmayan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaide teşkil eden, kaideye ait, düzgüsel, düzgülü, normal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) para türünden, paraya ait. numismatics (i.) para ve madalya ilmi. numis'matist (i.) para uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yansıma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopée

db. yansıma

Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopéique

db. yansımalı

Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabii sesleri yansılayan kelimeleri kullanma, yan- sıma; yankı kelime. onomatopoeic s. yansımalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesleri yansılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Çeşitli tertibat sayesinde canlı bir vücut gibi iş gören makine: Bina merdivenlerini kısa bir zaman için aydınlatacak şekilde kurulmuş elektrik düzeni bir otomattır.

2.Düşünmeyen, kendi iradesiyle hareket edemeyen şahıs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automaton. automat. robot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automaton. flash heater. timed light switch. vending machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automat. automatic selling machine. automatic vending machine. automatic machine. mechanical seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automaton. automat. robot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automaton. flash heater. timed light switch. vending machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automat. automatic selling machine. automatic vending machine. automatic machine. mechanical seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tamamen mekanik vasıtalarla çalışan: Otomatik pikap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. robot. self-acting. servo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. self-acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. system in which electric lights are turned on manually and turned off autom. mechanical. self- action. self-driven. self-winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yayın istasyonundan gelen kodlanmış bir sinyali aldığında TV’yi otomatik olarak 16:9 tam ekran moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV ilk kez açıldığında, ekranda çıkan mesajlar, kullanıcıya TV’sinin tüm alınan kanallara göre ayarlanmasını isteyip istemediği sorulur. Evet yanıtı verilirse, tüm kanallar otomatik olarak ayarlanır. Hayır yanıtı verildiğinde, kullanıcı tek tuş ayarlama ya da el ile ayarlama işlevini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Programın sonunu kaçırırsanız, Otomatik Bekleme Modu özelliği, TV’yi bekleme modunda otomatik olarak 60 dakika geç geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CRT arkadan projeksiyonlu TV’nin ön panelinde bir düğmeye basıldığında, gerçek resim saflığını sağlayacak kırmızı, yeşil ve mavi CRT’lerin birleşimini otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Etiket işlevi, ayrı ayrı istasyonlardan yayınlanan teletekst mesajlarından alınan ek bilgileri kullanır. Tanımlama etiketi, ön-ayarlı istasyonu otomatik olarak tanımlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geniş Ekran TV’yi, 4:3 ya da letterbox yayınlarda otomatik olarak gerekli zoom moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Freeze)

Bir menkul kıymet yada menkul kıymet grubununfiyat ve/veya işlem miktarının, belirlenen bi r süre içerisinde belirlenen bir parametreyi aşan bir değişim göstermesi durumunda, o menkul kıymetlere aitişlemlerin geçicibir süre için otomatik olarak durdurulmasıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Video kasetlerden en iyi sonuçları almak için video kafalarının kayıtlı video izi bilgisine en iyi şekilde temas etmesi gerekmektedir. Gelişmiş bir elektro mekanik sistem, bunun, el ile ayarlama gereksinimi olmadan yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset her takıldığında video kafasını otomatik olarak temizler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sadece ülkeyi seçerek, VCR’ın tamamen ayarlı ve programı hale getiren otomatik kurulum işlevi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony DVD kaydedicinizdeki, sahnede ya da ses düzeyinde belirgin bir değişiklik olma zamanına göre bir bölümü otomatik olarak işaretleyen akıllı bir özelliktir. Bölümler kullanımı kolay bir grafik kullanıcı arayüzünde (GUI) görüntülenir ve böylece en sevdiğiniz sahneleri hızlıca bulabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş giriş kısmını dinlemeden, seçimi tam başlangıcından başlatır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Surround modunda, uygun Dolby® Pro Logic® sinyaliyle yayınlanan bir program algılandığında Dolby® Pro Logic® dekoderi otomatik olarak devreye sokulur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

01.01.1998 ile 31.12.2100 arası tarihlerin kayıtlı olduğu saatli radyo. Bu, aygıtın tarihi bir kez ayarlandığında, bir kez daha ayarlama gerektirmeden (31 günden az olan aylar ve artık yıllar da dahil olmak üzere) her zaman doğru olacağı anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tarihi otomatik olarak kaydeder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yanlış dönüş olması durumunda seyahatinizi otomatik olarak yeniden yapılandıran araba navigasyon sistemi

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATP (Otomatik Tuner Belleği), tüm mevcut kanalları otomatik olarak belleğe alan bir işlevidir. ITP (Akıllı Tuner Belleği), bellekteki kanalları, kanal adına ve ShowView® numarasına göre sıralar ve ayrıca saati otomatik olarak ayarlar ve düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Otomatik olan şeyin karakteri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstün gelmek, yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aya şeklindeki; bot. palmiye yaprağı şeklindeki, elsi, palmat; zool. perdeayaklı. palm civet, palm cat misk kedisi, zool. Viverra civetta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., foto. bütün renklere hassas olan (filim)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pamuk ve yünden yapılmış ince elbiselik kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizi USB ile PC’nize bağladığınızda görüntülerin otomatik olarak aktarılmasını sağlayan PC görüntü transferi yazılımı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). İri taneli granit çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sondan bir evvelki; i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğukkanlı, ağır tabiatlı, sakin, kendine hâkim. phlegmatically z. soğukkanlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anat. beyin zarlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava veya diğer gazlarla ilgili; hava basıncı ile işleyen; içinde sıkıştırılmış hava bulunan; şişirilmiş lastik tekerlekleri olan; manevi, ruhsal. pneumatic tire şişirilmiş otomobil lastiği. pneu matic tube hava basıncı ile öteberi nakleden boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişirilmiş otomobil lastiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava ve diğer gazların mekanik özelliklerinden bahseden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. pomade). Yaralara ve saça sürülen yağlı merhem, macun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pomade. cream. unguent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postmaturé

tıp geçdoğan

Normal zamanından sonra doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebep ile sonuç arasındaki bağlantıyı araştıran çalışma ile ilgili; fels. pragmatizme ait; pratik. pragmatic sanction hükümdar fermanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pragmatik; pratik, ameli; günlük işlerle ilgilenen. pragmatically z. pragmatik olarak; ameli olarak, pratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatique

fel. yararcı

Yarar peşinde koşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatic. pragmatical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatics , pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pragmatizm, pragmacılık; pragmatik oluş. pragmatist i. pragmacı, pragmatist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is pragmatic. a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions an adherent of philosophical pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adherent of philosophical pragmatism. a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Pragmacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatisme

fel. yararcılık

Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prématuré

tıp erkendoğan, günsüz

Zamanından önce doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaktinden evvel olan veya gelişen; mevsimsiz; erken doğan. prematurely z. vaktinden evvel, mevsimsiz olarak, erken. prematurity i. vaktinden evvel gelişme, mevsimsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. zooloji). Bütün maymun çeşitlerini içine alan memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. primate

hay. b. maymun

Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş piskopos; zool. primat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prizma şeklindeki, biçmesel, prizmatik; şeffaf prizmadan oluşan (renk). prismatically z. prizma şeklinde olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. problématique

sorunsal

Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical sorunsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilân; beyanname, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yakın, hemen yanındaki. proximately z. yakın olarak, bitişik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl ile beden arasındaki ilişkiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden canlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nefis ıslahı, daha iyi vaziyete koyma veya girme; ahlakın düzelmesi; (bh) 16. yüzyılda Protestan kiliselerinin tesisi ile neticelenen dinsel devrim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ıslahat gerektiren; (i.) reşit olmayan sanıklara mahsus hapishane, ıslahevi. reformative (s.) ıslahat husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiilden türetilmiş (kelime); kelime yapımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. romatizmayla ilgili, romatizmalı; i. romatizmalı kimse. rheumatic fever ateşli romatizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romatizma, yel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. romatizmaya benzer, romatizma kabilinden; romatizmalı. rheumatoid arthritis romatizmal arterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Bazı oynak yerlerin şişlp kızarmasıyle kendini gösteren bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur. 3 çeşit romatizma vardır:

- Akut eklem romatizması.

- Romatoid artrit.

- Dejeneratif romatizma.

Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane kabukları soyulmamış elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatic. rheumatical. rheumatism. rheumatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (resm’in çokluğunun çokluğu).

1.Muhtelif malların devlete ait vergileri. 2.(müfret gibi) Gümrük idaresi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رسومات] gümrük idaresi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sadme’nin c.).

1.Çarpmalar, çatmalar.

2.mec. Ansızın başa gelenler.

3.Patlamalar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدمات] sadmeler, çarpmalar, darbeler. 2.musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâme). Benler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça şemâtet’den). Gürültü, patırtj, yaygara, velvele: Şamata etmek. Şamata teli = Acızık dokunmakla ses çıkarır gayet ince teneke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilarity. pandemonium. riot. row. scrap. uproar. commotion. hubbub. din. a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uproar. commotion. bedlam. din. heck of a row. noise. riot. ruckus. rumpus. shindy. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültücü, çok gürültü patırdı eden: Pek şamatacı bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ve patırtısı çok: Şamatalı yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evvelce Sarmatia ismiyle tanınan Güney Rusyaya ait; (şiir) Polonyaya ait; i. bu bölgelerin halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sistemli bir şekilde düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayrılık yaratan, dinde mezhep ayrılığı husule getiren; i. hizipçi. schismatically z. bölünme yaratarak, hizip kabilinden. schismaticalness i. hizipçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert dokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شماطه] şamata.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaret eden; biyol. tehlikeyi belirten (zehirli veya tehlikeli hayvanların renkleri gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ya da çizimde renk ve tonlar arasında yumuşak geçişleri sağlayan gölgeleme yöntemi. İlk kez Leonardo da Vinci tarafından uygulanan bu yöntem, çoğu kez aydınlık alanlardan karanlık alanlara geçişlerde kullanılır. Bu tekniğin geliştirilmesiyleyüzyılın keskin dış çizgili biçimleri belli bir yumuşaklık kazanmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sigma şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (m. sima.). Damgalar, alâmetler, nişanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماط] sofra. 2.ziyafet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinamathéque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, Y,), Hareketle alâkalı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hareketli görüntü verecek şekilde seri halinde fotograf çeken ve bunları beyaz perdeye aksettiren makine, sinema makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sinematografla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematical. scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematic dizgesel. dizgeli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., gen.(of ile) sathi olmak; i. sathi olma. smattering i. sathi bilgi, yüzeyde kalan bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sımât» tan).

1.Sıra ile konmuş yemek sofrası.

2.Ziyaret.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. gövdesel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) gövde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. somatoloji, insan vücudunu inceleyen ilim dalı; antropolojinin insanın fizik yapısı ile ilgilenen dalı. somatologic(al) s. somatoloji ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. spermaya ait, spermatik. spermatic cord sperma kordonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). tohum, sperma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haya şişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. spermatozoon teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. humlu bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-zoa) sperma hayvancığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DSLR fotoğraf makinelerinde kullanılan odaklama ekranı teknolojisi. Daha kolay kompozisyon ve daha doğru odaklama için görüntü parlaklığını arttırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. satranç oyununda şahın kiş denmemiş fakat nereye oynarsa kiş denecek vaziyette olması, pata; iki taraftan her biri kımıldanamaz halde olma; faaliyetsizlik; f. satrançta şah demeden hareket edemez hale getirmek; kımıldanamaz hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekeli, damga kabilinden; şekilleri berrak gösteren mercekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lekelerden etkilenmiş olma; şekilleri berrak ve doğru gösteren merceklerin durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rezil etmek; leke sürmek, damgalamak, damga vurmak. stigmatization i. rezil etme; damgalanma; vücutta doğaüstü alametler belirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağza ait; bot. stomalı, ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ağız iltihabı. stomato (önek) ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ağız ve ağız hastalıkları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. stomalı, ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. arınmış, tasfiye edilmiş; yükseltilmiş; yüceltilmiş; i., kim. süblime, aksülümen. corrosive sublimate süblime, biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., kim. sublimleşmek, sublimleştirmek; arıtmak, tasfiye etmek; psik. bilinçaltına itilmiş yasak güdüleri toplumca kabul edilir şekle yöneltmek, yüceltmek . sublima'tion i. süblimleşme; arıtma; yüceltme, yükseltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sumatta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplama; özet, hülâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araz olan, alamet olan; araza göre (tedavi) . symptomatically z. araz kabilinden. symptomatology i., tıb. araz bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. usul ve kaideye göre veya uygun; usulüne göre iş gören, sistematik. systematic liar daima yalan söyleyen kimse. systematic worker düzenli çalışan kimse. systematically z. sistemli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzene sokma, sistemleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (askerlik). Sağlam mevziler, sağlamlaştırılmış mevziler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحکيمات] sağlamlaştırmalar. 2.sağlamlaştırılmış yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taksim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. divisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقسيمات] bölümlendirme, bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction. instructions. direction. rule. directive. charge. commission. precept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. direction. instruction. instructions. directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions. directions. acting order. body regulations. direction. directive. letter rogatory. guiding line. policies. precept. prescription. regulation. rules of action. terms of reference. working guides. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully automatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Bir cins yaban ördeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Saçma-sapan sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative reforms. reforms. reorganizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative reforms (1839.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) T. Tanzimat taraftarı.

2.Tanzimat hareketinde vazife almış olan kimse.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصميمات] kesin kararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAzîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعليمات] direktif.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

direktif vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Terahhumlar, acımalar, (bk.) Terahhum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تریمات] onarımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good delivered. deliveries. money paid over to sb. payments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mucize yaratan kimse; sihirbaz, büyücü. thaumatur' gic(al) (s.) mucize yaratan; büyüye ait. thaumatur'gics (i.) mucizeli işler; el çabukluğu, hokkabazlık. thaumaturgy (i.) mucize kabilinden işler; sihirbazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir konuya ait; (dilb.) köke ait; (müz.) esas makama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ehli hayvan veya fidan üretme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -es) domates; domates fidanı; A.B.D., argo kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatöre dengeli voltaj sağlayan, yüksek verimli ve düşük manyetik sızıntılı yüksek performanslı bir besleme transformatörü yapısı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. trahomlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekil değişmesi, dönüşüm, dönüştürüm; kadın perukası; gram. dönüşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisinin geriliminde, şiddetinde veya biçiminde değişiklik sağlayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transformateur

fiz. dönüştürücü

Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. traumatologie

sarsıntı bilimi

Cerrahinin yara ve bereleri tedavi eden bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traumatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. son, nihai, en son, en uzak; esas, cüzlere ayrılmayan, çözümlenemez; müfrit, aşırı; en büyük, en yüksek (kuvvet); i. sonuç. ultimate reality son gerçek. ultimate weapon herkesi öldürecek olan silâh. ultimately z. eninde sonunda, nihayette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir devlet tarafından, bir anlaşmazlık karşısında, diğer devlete yapılan son ve kesin ihtar ki, kabul edilmemesi savaşa yol açabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimatum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal notice. ultimatum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,-s) ültimatom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. değerinin altında paha biçmek; i. değerinin altında paha biçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diplomatik olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dilbilgisi kurallarına uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sistemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax base. assessment. tax assessment. basis of appointment. basis of assessment. assessable income / profits. assessment to tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yama yapıştırtmak, bir parça yapıştırarak veya diktirerek tamir ettirmek: Eski çamaşırını yamatmak için birini arıyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koldaş, iş veya hayat arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar, zulmetler, (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar. (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمات] karanlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elmacık kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by