Matem Tutmak ne demek? | Matem Tutmak anlamı nedir? | Matem Tutmak

Matem Tutmak anlamı nedir?

Matem Tutmak ne demek?

Matem Tutmak anlamı nedir?

Matem Tutmak | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yas tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold. govern. have. withhold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir ölü için ağlaşıp yas tutma, zevk ve eğlenceden kaçınma, yas: Mâtem tutmak.

2.Şîİler’de Muharrem’in ilk on gününde Hazret-i Hüseyin’in şehâdeti için yas tutup mersiyeler okuma töreni ki, aşura günüyle sona erer: Mâtem-i Muharrem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bereavement. mourning yas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mourning. lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماتم] yas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.) (musiki). Mâtem ifade eden marş ki, cenaze törenlerinde de çalınır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yas tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yas evi, birinin ölümüyle mâtem tutulan ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. mâtem = yas, Fars. zeden = vurmak). Yasa tutulmuş, yaslı, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1.Aritmetik, cebir, geometri gibi müsbet ilimlerin ortak adı. 2.Eski Yunanca matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve ben bilirim anlamına gelmektedir. Daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen μάθημα (máthema) sözcüğünden türemiştir. μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. Osmanlı Türkçesinde ise Riyaziye denilmiştir. Matematik sözcüğü Türkçeye Fransızca mathématique sözcüğünden gelmiştir. 3.Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Çok eskiden matematik, sayıların ve şekillerin ilmi olarak tanımlanırdı. Matematik de diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme gösterdi; artık onu birkaç cümleyle tanımlamak mümkün değil. Matematik bir yönüyle resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematikçilerin büyük çoğunluğu onu bir sanat olarak icra ederler. Matematik, başka bir yönüyle bir dildir. Galileo Galilei tabiat matematik dilinde yazılmıştır der. Matematik başka bir yönüyle de satranç gibi entelektüel bir oyundur. Kimi matematikçiler de ona bir oyun gözüyle bakarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matematikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمدار] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمی] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslı, yası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is in mourning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمسرا] yas tutulan ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتم زده] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.El ile almak, elde bulundurmak: Şu ipi tut.

2.Yakalamak, ele geçirmek: Bir kuş tuttum, haydutları tuttular.

3.El dokundurmak: Şu masayı tutma.

4.Emrinde bulundurmak, sahip ve mâliki olmak: O çiftliği şimdi kim tutuyor?

5.Nikâhında bulundurmak, zevci olmak: Onun büyük kızını filân tutuyor.

6.Riayet etmek, uymak: Oruç, perhiz tutmak.Dokunmak, başa vurmak, sersem veya sarhoş etmek: Sizi deniz tutuyor mu? Bu şarap beni çok tutuyor.Zabt ve işgal etmek, kaplamak: Bu kanape çok yer tutuyor, bir duman ortalığı tuttu.Kiralamak: Bir ev, bir at, bir araba tutmak.Kapamak: Bir kaya yuvarlanıp yolu tuttu.itibar etmek, nazarıyla bakmak: Bunu bir şeref tutuyor.Farzetmek: Tutalım ki geldi, tutun, bu da oldu.Başlamak: İşi yoluyla tutmak.Saklamak: Aklında tutmak, kin tutmak.Hakkından gelmek, habsetmek, bırakmamak: Kendini tutmak, dilini tutmak, nefesini tutmak. 16. Kullanmak, Osm. istihdâm, istîmâl etmek: Uşak, at, araba tutmak. 17. Yayılmak, çok ün yapmak: Şöhreti Alemi tuttu. 18. Hesap etmek, saymak: Bunu kaça tutuyorsunuz? 19. Kabûl etmek, dinlemek: Söz tutmak, nasihat tutmak. 20. Sebat ve devam etmek: Sözünü tutmak 21. (bir yola, mesleğe) Girmek: Bir yol, bir iş, bir sanat tutmak. 22. Hedef almak, vurmak: Topa, tüfeğe, taşa tutmak. 23. Meşgul etmek: Lâkırdıya tutmak. 24. Arız olmak, yakalamak, musallat olmak: Sıtma tuttu, göğsüm tuttu, beni yine sızılar tuttu. 25. Zihne koymak, düşünmek, kurmak: Niyet tutmak. 26. Açmak, kullanmak: Örtü, yaşmak, şemsiye tutmak. 27. Bir şekilde başlamak: İşi uzun, büyük, çok masraflı tutmak. 28. Yapmak, hazırlamak, kurmak, beslemek, yetiştirmek: Hamur, ipekböceği, maya, turşu tutmak. 29. Bağlamak, vermek, hâsıl etmek: Tane, tohum, çiçek tutmak. 30. Borsada bir malın veya hisse senetlerinin fiyatını muhafaza etmek: Kahve daha düşecekti ama borsada tuttular. Geçişsiz fiil olarak:

1.İyi hâlde olmak, kullanılmak, vazifesini ifa etmek, sağlam olmak: Eli, ayağı tutuyor, hiçbir yerim tutmuyor.

2.Ağrımaya başlamak: Başım tuttu.

3.Kökleşmek, temelleşmek, kök salmak, temeli sağlamlaşmak: Diktiğimiz ağaçlar tutmadı.

4.işlemek, geçmek, tesir etmek: Bu boya tutmaz.

5.Uymak, uygun ve mütenasip olmak: Bu ibare üst tarafını tutmuyor. Ağız tutmak = Gevezelik etmemek. Ağzıyla kuş tutmak = imkânsızı gerçekleştirecek kadar gayret göstermek. El üstünde tutmak = Fevkalâde ikram etmek. Elini tutmak ■ El uzatmamak. Uzun tutmak = Lakırdıyı uzatmak. Hor tutmak = Yıpratmak, fena kullanmak. Hoş tutmak = iyi muamele etmek. Söz tutmak = Dinlemek. Sözünü tutmak = Sözünde sebat etmek. Şahit tutmak — Birini bir işte şahit göstermek Damarı tutmak = İnad etmek. Taraf tutmak = Birine taraftarlık etmek. Kafa tutmak = Kendinden büyüğüne karşı gelmek. Kulak tutmak = Söz dinlemek. Göz tutmak = Göze iyi görünmek. Lakırdıya tutmak = Birini lakırdı ile işgal etmek. Yakasını tutmak = Tevkif etmek. Yer tutmak =

1.İşe yaramak.

2.Yer işgal etmek. Yerini tutmak = Yerini doldurmak. Yüz tutmak =

1.Teveccüh etmek, bir işe doğru yönelmek: İyiliğe


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold. hold up. get hold of. seize. catch. keep. take. favor. favour. support. stick to. affect. abide by. add up to. bespeak. bind. book. charter. check. choke. choke back. choke down. choke off. claw hold of. clench. clutch. cog. cohere. come to. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. bind. bite. book. bridle. capture. catch. charter. check. contain. curb. detain. dig. grasp. hire. hold. inhibit. keep. repress. restrain. retain. say. seize. stifle. take. to hold. to stop. to detain. to catch. to seize. to keep. to cover. to tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. hold. to come to. to hold. to catch. to take hold of. to grip. to grab. to hold back. to restrain. to nab. to arrest sb. to capture. to occupy (a position. to detain sb. to keep sb / sth. to maintain sth at a certain level. to take up (so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mourn. to be in mourning. sorrow. take on. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by