May ne demek? | May anlamı nedir? | May

May anlamı nedir?

May ne demek?

May anlamı nedir?

May | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayıs ayı; gençlik, bahar, hayatın ilkbaharı. May apple Amerika'ya mahsus ve meyvası yenir bir bitki, bot. Podophyllum peltatum. May bug mayıs boceği.zool. Melolontha vulgaris. May day 1 mayıs, Bahar Bayramı. May Duke pembe kiraz, sultaniye kirazı, bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (3. tek. sahıs may; geçmiş zaman might) bilmek, -meli, -malı (izin, imkan, ihtimal gibi durumlan ifade eden yardımcıı fiil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «Azmûden» fiilinden imas). Deneme, tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمایش] deneme, sınama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mayası bozuk, soysuz, sütübozuk

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Bonus Issues)

Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمایه] mayası bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewers yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, mâye = asıl, esas). Sermaye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). korkutmak, dehşete düşürmek, yıldırmak cesaretini kırmak; (i). yeis, keder, ümitsizlik, dehşet içinde kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mineli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enamel. glazing. varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enamel. enamelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enameled. glazed. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Osmanlı devrinde pâdişâh mülkleri. Hazîne-i hâssa nezâretince idare edilirdi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Erdem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal. uneven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buyurma, emretme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمایش] buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chervil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(chervil): Maydanozgillerden ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve aybaşı kanı söktürür. Basur memelerinin verdiği şikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompress yapılırsa, uzamalarını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürû = aşağı, mâye = asıl). Asıl ve nesebi alçak, soysuz, kötü asıllı: Fürû-mâye adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرومایه] aşağılık, alçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pahası ağır, kıymetli, yüsek mânevî değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گران مایه] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal in rank. of the same kind / gender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİMAYE) (i. A.). Koruma, sahip çıkma, Ar. siyânet, sahâbet: O adam filânın himayesi altındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patronage. shadow. umbrella. protection. protectorate. defence. custody. auspices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patronage. protection. defense. support. asylum. auspices. conservation. guard. keeping. overlordship. patronization. safeguard. safeguarding. safekeeping. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمایه] koruma, esirgeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) himaye etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri, dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.)

1.Kuvvetli, saadetli, Fars. huceste, mübarek: Tâlî-i hümâyûn.

2.Devlet ve saltanat sahibi olan padişaha ait, şâhâne, mülükâne, sultânî: Saray-i hümâyûn = Padişah sarayı. Enderûn-i hümâyûn = Eski Osmanlı saray üniversitesi. Amedî-i dîvân-ı hümâyûn = BAbıâlî’nin dîvân-ı hümâyûnla olan yazışmalarına mahsus daire. Dîvân-ı hümâyûn kalemi = Babıâli’de muahedelerin, fermanların, beratların kayıt ve zaptına memur daire. Hatt-ı hümâyûn = Osmanlı padişahının el yazısı ile yazılmış en yüksek derecede ferman. Gülhane hatt-ı hümâyûnu; Babıâli’de hatt-ı hümâyûn okundu. Ordu-yı hümâyûn = Osmanlı impaartorluk ordusu. Donanmay-ı hümâyûn = Osmanlı imparatorluk donanması. Nâme-i hümâyûn — Osmanlı padişahının diğer hükümdarlara gönderdiği mektup.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ همایون] kutlu. 2.padişah ile ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered capital. authorized capital. capital. registered capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Authorized Capital)

Ortaklıkların, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, Yönetim Kurulu Kararıyla, Türk Ticaret Kanunu’nun sermayenin artırılmasına dair hükümlerine tabi olmaksızın çıkartabilecekleri, azami hisse senedi miktarını gösteren, Ticaret Sicili’ne tescil edilmiş sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, mâye = cevher). Aslı ve cevheri aşağı, kıymetsiz, hakir, soysuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما ینبغی] gerektiği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ordunun savaşa hazırlanmasında ve savaş sırasındaki sevk ve idaresi için hususî olarak yetiştirilmiş subay, Osm. erkân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general staff officer. the general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duties of a staff officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Logaritmayı ilk kez 1730 – 1790 yılları arası yaşayan bir Türk bilgini olan Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştu. Gelenbevi İsmail Efendi matematikle uğraşırken sayı değerlerini ondalık bölümlere göre düzenleyip hesapları son derece kolaylaştıran bir sistemi kendiliğinden bulmuş, ancak bunu pratik bir uygulama sayıp fazla önemsemediğinden kimseye bahsetmemişti. Bu, Batı’da kullanılan “logaritma” idi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk halk musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça’dan). Sürülerde damızlık dişi hayvan, kısrak, koyun vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça mâye’den). Bazı şeylere kıvam vermek İçin kullanılan madde: Hamur, ekmek mayası, yoğurt, peynir mayası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yeast. ferment. yeast powder. leaven. sourdough. barm. maya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferment. yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name for the doctrine of the unreality of matter, called, in English, idealism; hence, nothingness; vanity; illusion. a family of American Indian languages spoken by Mayan peoples an ethnic minority speaking Mayan languages and living in Yucatan and a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferment. leaven. yeast. starter. basic ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the illusion that characterizes all transitory existence in Hindu philosophy, with only the spirit being permanent. loosely translated as 'illusion,' in Hinduism, it refers to the deceptive nature of the temporal world We are victims of maya when we regar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dillusion of being wrapped up in the material world and attached to it. illusion, particularly the illusion of the transient, impermanent, phenomenal world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cosmic illusion on account of which the one appears as many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term of Vedanta philosophy denoting ignorance obscuring the vision of Reality; the cosmic illusion on account of which the One appears as many, the Absolute as the relative world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ignorance obscuring the vision of God, the inherent creative power in Godhead or Brahman through which the visible universe is manifested We are in spiritual blindness because of the maya. signified originally in the Veda the comprehensive and creative kn

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The glamour and illusion on the physical plane to which an integrated personality responds as the result of uncontrolled vital energies pouring through the etheric vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pre-Columbian people who planted and cultivated the first cacao plantations in the Yucatan region of Mexico about 600 A D These plantations made them wealthy and established them as significant traders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Illusion. 1)Unreality, illusion, prakriti 2)The Hindu principle that all is an illusion and that ultimately the physical world, contacted through the conscious mind and the five senses, does not represent reality This philosophy is also taught by A Course

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Great Illusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maya sakti is the veiling power of God, which veils the truth from our eyes and creates individual ignorance or avidya See advaita vedanta, page

2.illusion; the energy of the Supreme Lord that deludes living entities into forgetting their spiritual natur


Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The illusion of being wrapped up in the material world and attached to it. illusion; in Hindu philosophy Maya is the divine power which has created the cosmso. 'Illusion'; 'Illusion';.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Illusion Anything besides the Absolute Parabrahman is an illussion The first manifestation of this illussion is that primordial plane of which the hindu god Brahma is the personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu term coined by Advaita Vedanta to refer to the illusory or deceptive nature of the world which prompts us to make distinctions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Orta Amerika yerlilerinin ileri uygarlığa sahip bir aşireti; Maya'ların dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Hinduizm büyü, afsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvelerden yağı çıkarılan bir çeşit hurma (Lat. elaeis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Mayalanmaya engel olabilen madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maya koymak, içine maya karıştırmak. Maya çalmak = Aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayalanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. being fermented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Maya ve hamurla ekşimek, Osm. tahammür etmek: Hamur, süt mayalanmak.

2.mec. Birikip çoğalmak, Osm. terâküm etmek: Kendisinde mayalanmış mal vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mayası olan, Osm. tahammür etmiş: Mayalı hamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leavened. yeasted. sth to which a starter has been added. yeasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Mayalama İşine yarayan: Mayalık hamur, yoğurt.

2.Damızlık: Mayalık kısrak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vücutta birtakım hafif akıntılar yapan çatlaklar, basur vesaire: Mayası! olmak. Mayasılotu = Basura devâ sanılan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eczema. eczema egzama. haemorrhoids. piles basur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(egzamaotu): Ballıbabagillerden; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişen, beyaz tüylerle kaplı, alçak bir bitkidir. Yaprak kenarları alta doğru kıvrıktır. Çiçekleri beyazdır. Ev ilaçlarında çiçekli bitki kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide rahatsızlıklarını giderir. Sinirleri uyarır. Ateşi düşürür. Egzamaya faydalıdır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayası ve hamuru olmayan, hamursuz: Mayasız ekmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, olabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maydanozgillerin örnek bitkisi; kokulu yaprakları birçok yemeklere katıldığı gibi kökünden ve meyvelerinden kokulu bir yağ da çıkarılır (petrosellnum hortenes). Frenkmeydonuzu = Maydanozgillerden bir bitki (Lat. caerefollum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parsley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parsley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(midenuvaz): Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kulanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir. Kansere karşı korur. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı çanakyapraklı Iklçeneklîlerden bir familya. Örnek bitkisi maydanozdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uluslararası radyo imdat, işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.«ir şeyin yapıldığı madde, Ar. cevher, unsur: Bunun mâyesl topraktan İbarettir.

2.Bir İş görmek için lâzım olan şey, sermaye: Mâyesl yok ne yepsın?

3.Servet, mal.

4.Tahsil, ilim, bilgi: Mâyesiz eser yazılamaz. Sermâye, (bk.) Sermaye, fürû-mâye. (bk.) FUrO-mâye. Bed-mâye. (bk.) Bed-mâye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.) (musiki). Türk musikisinde çeşitli şekilleri olan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مایه] maya. 2.para. 3.mal. 4.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Maya, asıl ve gerekli madde. 2.Para, mal. İktidar güç. 3.Bilgi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mayhoş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مایه دار] mayalı. 2.paralı. 3.mal sahibi. 4.güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tur alıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1620 tarihinde ingiltere'den Amerika'ya meşhur bir göçmen kafilesini götüren geminin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayıs sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) belki de olabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. dövüşe yarar uzuvlarından birini sakatlayarak bir kimseyi müdafaasız bırakma suçu; kargaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı ile ekşi arasında, ekşiye yakın lezzetli tatlı: Mayhoş bir şerbet, bir meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantly acid. tart. slightly strained. cool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildly sour. rather strained. cool. sourish. tartish. tarry. acidulent. subacrid. acidulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye yakın tatlı olan şeyin hâl. ve lezzeti: Bu şerbette, bu meyvedeki mayhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild sourness. cool note (in relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid. fluid sıvı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مایع] sıvı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. miyia). Su gibi akan, su htllnde bulunan, cıvık, zıddı: sulb = katı. (i. A. c. m»yi»t). Su gibi akan cisimler: Fizikte miyitt bahsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Osmanlılar’ın yaptığı bir kelimedir) (fizik). Bir cismin mâyt halinde yani su gibi akıcı halde ölmek hassası: Cıvanın mlyilyyetl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Denizde su yüzünde veya su altında, serbest veya bağlı; karada örtülü olarak bulundurulan bomba. Mayın tarlan = Denizde veya karada, mayınlanmış saha. ,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine (an explosive. mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. İng. T.). Bir yeri mayınlı hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Letince: rnalus). Yılın beşinci ayı: Mayıs ayında, mayısın on beşinde. Mayıtçlçeğl = Bir çeşit çayır çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). inek ve koyunun taze gübresi. Mayısböceğl = Taze gübrede yaşıyan bir cins böcek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik), t. Kuzeybatıdan esen hafif ve serin rüzgâr: Mayistra esiyor.

2.Geminin grandi direğinin en alttaki sereni ve buna bağlı yelken: Mayistra sereni, yelkeni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsana benzer ve ancak ayakları da e! biçiminde ve nlsbeten bacakları kısa ve elleri fazla uzun canlı ki, hayvanların en zeklsldlr. Cinsleri vardır: Orangutan, goril, şempanze, şebek.

2.mac. Pek çirkin ve tuhaf adam (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır): Bu ne maymun hokkabaz! Maymuft İştahlı = Sebatsız, her gün değişik heveste bulunup hiçbirinde karar bulmayın. Tart maymun = Kılıç namlısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apish. monkey. ape. simian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey. ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. monkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maymun gezdirip oynatan çingene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her kilidi açan çilingir ve hırsız anahtarı ki, eğri bir demirden İbarettir: Kilidi maymuncukla açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picklock. passkey. skeleton key. false key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master key. pass key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass key. skeleton key. picklock. lockpicker. jemmy. pickblock. glut. false key. latch key. duplicate key. master key. passkey. pickock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maymun gibi hareket etme, taklitçilik, tuhaflık, komiklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Böcek veya meyve ile beslenerek ağaçlar üzerinde yaşayan ve en çok sıcek bölgelerde görülen memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. denizcilik).

1.Yelkenlerin indirilmesi, kapanması, fora zıddı: Yelkeni mayna etmek.

2.mec. Bırakmak, terk, tatil: Muharebe mayna oldu. Mayna alimeti = Bayrak İndirme, vlre etme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Denize girerken, jimnastik veya bale yaparken giyilen tek veya iki parçadan ibaret hususî elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swim suit. swimming suit. bathing suit. one-piece bathing-suit. trunks. bather. bathing costume. bathing dress. costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swimsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathing suit. swimsuit. bathing trunks. leotard. bathing slips.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egg yolks and oil and vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mayonaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

May.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açılmamış çiçek, gonca.

2.Gonca zarfı, kabuğu (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonle yapılan, krem kıvamında bir çeşit salça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayonnaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. mayonnaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayonnaise. dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayonez katılmış: Mayonezli levrek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayonez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belediye reisi Lord Mayor Büyük Britanya'da Londra gibi belirli bazı şehirlerde belediye reisi. mayoralty i. belediye reisliği. mayoress i. belediye reisi'nin karısı; kadın belediye reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bahar Bayramında halkın etrafında dans ettiği çiçeklerle süslü direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renk renk ve parlak ışıklar saçarak yanan fişek veya kibrit. Maytaba almak = mec. Alay etmek, alaya almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman candle. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparkler. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayb» dan imef). (mü. mâyûbe).

1.Ayıplanan, Osm. tâyîb olunan.

2.Bir özrü ve eksikliği olan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معيوب] kusurlu. 2.ayıplanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ayıp şeyler, ayıplanacak kusur ve noksanlar: Herkesin mâyûbatını yüzüne vurmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. F.) (musiki). 1826’da kurulan ve konservatuar mahiyeti de taşıyan Türk imparatorluk orkestra ve icrâ hey’eti teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEMAİL) (i. A. «meyi» den if) (mü. mütemâile). Bir tarafa eğilmiş, bir yana meyleden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den İf.) temayüz eden, beliren, kendini gösteren, sivrilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متمایل] eğimli. 2.eğilimli, yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Görünür, aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gösteriş, görünüş, miting.

2.Yalandan gösteriş, gözboyama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration. display. pageant. parade. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gösteriş seven

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gösterişle veya gösteriş için yapılan, gösterişli, gösterişle: Nümayişkârâne bir hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمایان] görünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمایش] gösteri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Paid in Capital)

Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapılması, söylenmesi yakışık olmayan, uygun olmayan: Olmayacak işler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Seçkin, seçilmiş. 2.Özet, öz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Atıcılık, ok, kurşun, gülle gibi şeyleri almada usta.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tüccarların ve ticaretle uğraşan müesseselerin ticaret esası olarak ortaya koydukları asıl mal, Ar. re’s-ül-mâl: Sermayesi yok ki, ticaret yapsın; bin liralık sermaye ile ticarete girişilir mi?

2.Bir şeyin tâcire mal olduğu meblâğ; ticaret ve kâr payı katılmaksızın olan değeri: Yüz liraya veremem çünkü sermayesi daha yüksek.

3.mec. Kazanılmış bilgiler: Zavallı adam çok yazıyorsa da sermayesi noksan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرمایه] anapara. 2.genelev kadını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase)

Yeni hisse senedi ihraç edilerek mevcut ödenmiş / çıkarılmış sermayenin artırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital market. money market. capital / issue market. capital / money market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sermayeli, sermayesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owing or investing of capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financier. capitalist. investor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owner or investor of capital. equity owner. magnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمایه دار] sermaye sahibi, kapitalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi kusursuz, eksiksiz güzel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Hac münasebetiyle İstanbul’dan Haremeyn’e gönderilen para ve hediyeler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Dolunay, ayın ondördü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted. eerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den) (c. temâyülât).

1.Bir tarafa eğilme, çarpılma.

2.mec. Bir şeye, kimseye ilgi duyma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tendency. inclination. propensity. liking. fondness. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükselme, üstün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming distinguished / noted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایل] eğilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایلات] eğilimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایز] seçkinlik, üstünlük, ayrıcalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçkinlik kazanmak, ayrıcalık kazanmak, dikkat çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Tonmeister

ses yönetmeni

Radyo ve televizyon yayınlarında ses düzenini sağlamakla görevli kimse.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Orhun yazıtlarında geçen, çocukları ve hayvanları koruduğuna inanılan Tanrıça. 2.Devlet kuşu. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dehşete düşmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sermaye sahibi.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Capital Market Instruments)

Çıkarıldıkları ülke borsalarında alım satım konusu olan ve Kurulca niteliği belirlenen menkul kıymetler ile hak ve alacakları temsil eden diğer kağıtlardır.


Finansal Terim by