Maz ne demek? | Maz anlamı nedir? | Maz

Maz anlamı nedir?

Maz ne demek?

Maz anlamı nedir?

Maz | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Keçi. Mâz-ı berrî = Yabanî keçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ketum. Satranç ve dama oyunlarında karşı tarafı aldatmak, şaşkın duruma düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. difficult position. dilemma. deceit. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. gamz). Gamzlar, göz yummalar, göz kırpmalar (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregardful. unsusceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayran bırakmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek. amazement (i). hayret, şaşkınlık. amazing (s). şaşırtıcı, hayret verici, garip, acayip amazingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Eski çağların Amazonları’na benzetilerek: Erkek gibi, savaş saflarında yer alan kadın.

2.Ata binen kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a fabulous race of female warriors in Scythia; hence, a female warrior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tall, strong, masculine woman; a virago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name numerous species of South American parrots of the genus Chrysotis mainly green tropical American parrots a major South American river; flows into the South Atlantic; the world's 2nd longest river one of a nation of women warriors of Scythia a large

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large strong and aggressive woman. one of a nation of women warriors of Scythia. a major South American river; flows into the South Atlantic; the world's 2nd longest river. mainly green tropical American parrots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). eski zamanda yalnız kadın savaşçılardan ibaret bir kabile; kadın savaşçı; erkeğe benzer kadın, kavgacı kadın; (coğr). Amazon Nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). erkek tavırlı (kadın) ; (bh). Amazon Nehrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of understanding about a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. unintelligible. complicated. deep. fathomless. clear as mud. puzzling. bottomless. delphic. elusive. elusory. impenetrable. inapprehensible. inarticulate. inconceivable. inexplicable. inscrutable. intangible. obscure. occult. opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. enigmatic. impenetrable. incomprehensible. inscrutable. involved. obscure. opaque. unaccountable. uncanny. unfathomable. vague. unintelligible. complicated. inarticulate. impenetrable muğlak. karışık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. unintelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. odds. incompatiblity. disaccord. discord. fight. mix-up. conflict. controversy. discordance. dissension. disunion. disunity. divided counsel. division. embroilment. friction. imbroglio. quarrel. run-in. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altercation. argument. conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. dissidence. friction. quarrel. variance. misunderstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. misunderstanding. conflict. difference. disaccord. discord. embroilment. friction. incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. heedless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable. fast. indissoluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inextricable. inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatible. incongruous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بامضبطه] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bİ-namâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helk dilinde: Beynamaz. Namaz kılmayan, namazı terkeden. Bî-namaz özrü = Makbûl olmayan özür, bahane. İki cimi arasında kalmış bî-namiz = Ne yapacağını şaşırmış adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامعذرت] mazeretsiz, özür bildirmeksizin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نماز] beynamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş almayan silâh. (bk.) Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer performed at the funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sonu kapalı olan. Çıkmaz iş, çıkmaz sokak. Çıkmaz ayın son çarşambası = Bir işin hiç bir zaman yapılmayacağını ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead-end. inerasable. dead. dead end. deadlock. quicksand. dilemma. impasse. toughie. cleft stick. crunch. culde-sac. den. extreme. fix. predicament. quag. quagmire. scrape. stalemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cul-de-sac. deadlock. impasse. indelible. limbo. predicament. dead end. blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. deadlock. dilemma. futile. indelible. scrape. stalemate. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cul-de-sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresistible. unbearable. insufferable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. insupportable. intolerable. unendurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. impossible. intolerable. irresistible. unbearable. insufferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. devastating. insufferable. insupportable. intolerable. overpowering. passionate. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrosanct. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untouchable. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmez. Tamahkâr: Ne doymaz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implacable. importunate. insatiable. greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmeyiş, tamahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiability. greed. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşitmez, anlamaz. Vurdum duymaz = Bir şeyi çabuk anlamayan, söze aldırmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Dış varlıkların tesirlerine, bilhassa hissi tesirlere karşı ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. gamz’den imüb.) (mü. gammâze).

1.Herkesin ayıplarını meydana çıkarmaya çalışan, münafık.

2.Câsus, söz yetiştirici.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telltale. informer. sneak. proditor. stool pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غماز] ispiyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme).

2.Casusluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrecoverable. irreversible. irrevocable. unrecallable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dibindeki ağırlık dolayısıyle yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dik bir durum alan oyuncak.

2.mec. Müşkül durumlarda kendisini çabucak toparlamayı beceren kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler. roly-poly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gamz» den masdar). Göz yumma, göz kapama, görmezliğe gelme: Yüzüne vurmektan ise iğmâz etmek daha iyidir. İğmâz-ı ayn = Yine bu mânâ ile kullanılır tâbirdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغماض] görmezden gelme, göz yumma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelievable. incredible. beyond belief. unreliable. inconceivable. fabulous. fantastic. fantastical. implausible. steep. stiff. unheard-of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. improbable. inconceivable. incredible. unbelievable. unthinkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incredible. unbelievable. implausible. inconceivable. mind boggling. phenomenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implausibleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. barren. dud. hopeless. pathetic. useless. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good- for-nothing. incommodious. kaput. trifling. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. cold. fatal. fated. fateful. imperious. indispensable. ineluctable. inextricable. irremissible. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fateful. foregone. indispensable. inevitable. inextricable. necessary. unavoidable. inescapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. fatal. fateful. ineluctable. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. inconceivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dağ eteği. 2.Güneydoğu’dan esen bir rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Zambakgillerden sapı ince ve uzun bir bitki (asparagus). Bunun kalınca olan taze sürgünleri sebze olarak yenir.

2.Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen bir süs bitkisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asparagus. sparrowgrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asparagus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asparagus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(asparagus): Zambakgiller familyasından; çalı veya yarı çalı halinde odunsu, çoğu sarılıcı, bazı türleri de otsu olan Asya, Afrika ve Akdeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir. Yaprakları pul gibi ve almaşık dizilişlidir. Çiçekleri küçüktür. Renkleri yeşilimsi veya beyazdır. Meyveleri üzümsüdür. 150 kadar türü vardır. Tıbbi kuşkonmaz Trakya ve Doğu Anadolu’da yabani olarak yetişir. Çiçekleri sarımsı yeşildir. Meyvesi kırmızıdır. Kök ve rizomlarında şekerler, mannit, koniferin, asparajin A ve C vitaminleri vardır. Hekimlikte toprakta sürünen gövdesi, kökü ve tomurcukları kullanılır. İlkbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Kalp hastalıklarından doğan ödemleri giderir. İdrar söktürür. İdrar yollarını temizler. Sinirleri kuvvetlendirir. Kanı temizler. Karaciğer ve böbreklerin muntazam çalışmasını sağlar. Karaciğer şişliğini indirir. Dalak hastalıklarında faydalıdır. Zihin yorgunluğunu giderir. Sivilce ve egzamanın iyileşmesinde yardımcı olur. Kandaki şeker miktarını düşürür. El ve ayaklarda görünen şişlikleri indirir. Bel soğukluğu böbrek ve mesane iltihabı olanlarla, çok sinirli kimselerin kullanmaması gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mademoiselle). Fransa’da ve Fransızca konuşulan yerlerde evlenmemiş kızlar için kullanılan hitap sözü. «Hanım» ve «efendim» mânâlarına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mademoiselle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young lady. mademoiselle. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) («geçti» mânâsiyle geçmiş zaman olup yalnız bu Arapça tâbirde vardır): Mazi mâ m«zâ = Geçen geçti, olan oldu, geçmişi unutmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mazbata). Mazbatalar, tutanaklar, bk Mazbata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), (bk.) Mazaryon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kırlangıç balığının ufak cinsi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظنه] ermiş sanılan.2.zan altındaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mazınne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarar» dan masdar) (c. mazarrât). Dokunma, zarar, ziyan; iyilik, fayda zıddı: Bu mevsimde yağmurun ekinlere mazarratı vardır, o adamın bana mazarratı dokundu. Irâs-ı mazarrat etmek = Zarar vermek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مضرت] zarar verme. 2.zarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضرات] zararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zararlı, muzır, kötülüğü dokunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Dul abdal otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “«zabt» tan) (c. mazâbıt). Bir meclis veya heyetin müzakere ve kararlarını, makama vermek üzere kaleme alınan ve bütün heyet tarafından imza edilen kararname: ŞÜrây-ı devlet mazbatası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضبطه] tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutanak düzenlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAZBUT) (i. A. «zabt» tan imef.) (mü. mazbûta).

1.Zabt edilmiş, istilâ olunmuş, ele geçirilmiş. Belde-i mazbûta = Zaptedilmiş şehir.

2.Kaydolunmuş, yazılmış, deftere geçirilmiş. Ar. muayyed: Sarf olunan para, tafsilâtıyle mazbuttur.

3.Hatırda bulunan: O vakit söylediği sözler tamamiyle mazbûtumdur.

4.Dağınık olmayan, toplu: Mazbut bir ev, bir daire.

5.Muhafazalı, rüzgâr ve yağmur geçmeyecek surette olan: Bu evin pencereleri mazbut değildir. Kış için mazbut bir oda lâzım.

6.Belirli, Ar. muayyen, kararlaştırılmış: Bu topraklarda sınırlar mazbut değildir.mec. Dürüst, ahlâklı: Mazbut bir kadın, mazbut adam. O işçi mazbuttur, güvenebilirsiniz


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مضبوط] zaptedilmiş. 2.kayda geçirilmiş. 3.derli toplu. 4.sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضبوطات] kayda geçirilenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolları şaşırtacak derecede karışık yer, labirent; şaşkınlık, hayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den mimli masdar) I. Bir kusur ve kabahatle neticelenen şey, özür: Mâzereti vardır, mâzeret beyân etti. 2.Özür dileme, sebep göstererek af isteme, Ar. İtizâr: Mâzerete lüzum yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. apology. justification. alibi. allegation. peg. plea. putoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alibi. apology. excuse. plea. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. alibi. apology. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معذرت] özür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معذرت خواه] özür dileyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kale duvarlarında ve eski derebeylerinin şato duvarlarında iç tarafı geniş ve dış tarafı ok ve tüfek sığacekak dar dar delik ki, içerde bulunan oradan her tarafa nişan alıp vurabildiği halde, kendisi vurulmak tehlikesinden emin olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mazgal denilen ve içerden dışarıya kurşun atıp dışardan kurşun gelmesine pek müsait olmayan dar delikleri olan: Mazgallı duvar, eski derebeyleri şatolarının, kalelerin duvarları mazgallıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zuhûr» dan im.) (c. mezâhir).

1.Bir şeyin göründüğü yer veya şahıs, tecellî yeri: Tanrı’nın lutuflarının mazherı.

2.Kavuşma, elde etme, şereflenme: Mazhar-ı iltifat, mazhar-ı teveccüh.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Tekkelerde kullanılan zilsiz def.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظهر] ortaya çıkış yeri. 2.şereflenme, nail olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin göründüğü çıktığı y(Erkek İsmi) 2.Nail olma, şereflenme. 3.Bazı tekkelerde oturarak uyurken dayanılan kısa değerde. 4.Bir çeşit tef.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılaşmak, nail olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mazhar çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şereflenme, elde etme: Bu saadete mazhariyet büyük bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamışların, böcek sokmasından hâsıl olan bir cins uru ki, debâgatta, saç boyamakta ve başka işlerde kullanılır. Mazı ağacı — Mazıya benzer bir küçük kozalak veren, çama benzer ve muntamaz yapraklı bir küçük ağaç ki, çeşitleri vardır ve ekseri bahçelerde çit gibi sıralanır veya top top dikilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mezâ» dan if.) (mü. mâziyye).

1.Geçen, geçmiş, Fars. güzeşte: Zamân-ı mâzî.

2.Geçmiş, zaman: Mâzî daima güzel görünür, mâzîyi unutmak, anmamak.

3.(gramer) Fiilde geçmiş zaman. Fiil-i mâzî, mâzî-i şühûdî = Geldi ve yazdı gibi basit geçmiş zaman kipi. Mâzî-i nakli = Gelmiş ve yazmış gibi geçmiş zamanın hikâye kipi. Nakl-i mâzî ilel-istikbâl = Gelmiş olacağım kipi. Nakl-i istikbâl-ilel-mâzi = Gelecek oldum kipi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bygone. antecedents. past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the past. bygone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the past. long ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماضی] geçmiş, geçmiş zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(thuja): Servigiller familyasından; pul yapraklı daima yeşil, ağaç veya ağaçcık halinde bulunan bir bitki cinsidir. Ev ilaçlarında yaprakları ve kozalağı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları siğilleri yok etmekte kullanılır. Kozalağından bağırsak solucanı düşürücü ilaç yapılır. Gebe kalmayı önlemek için kullanılır. Bazı zehirlenmelerde, panzehir olarak kullanılır. Basur memelerinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zayaka» dan im.). Dar yer, sıkıntılı yer, Fars. tengnâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zann»dan).

1.Hakkında zan ve şüphe olunan, şüpheli, şüphe götürür. Mazınne-ı sû = Kendisinden bir fenalık beklenen adam. Mazınne-ı hayr = Kendisinden yalnız iyilik beklenen adam.

2.Veliliği tahmin olunan insan: Bu adam mazınne-i kirâmdandır (dilimize mahsus olan bu ikinci mânâ ile c. gibi kullanılıyorsa da Arapça’da müfrettir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yırtma, yarma, Osm. şak ve çâk etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zalak» dan im.).

1.Ayak kayacak yer.

2.mec. Yanlışa düşüren iş ve durum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den imef.) (mü. mazlûme).

1.Zulüm görmüş, zulme uğramış.

2.(Türkçe) Sessiz, yumuşak huy-1 lu, sakin: Pek mazlûm bir çocuktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressed. aggrieved. inoffensive. underdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. wronged. oppossed. inoffensive. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظلوم] zulme uğramış. 2.sesiz sedasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zulüm görmüş. 2.Halim, selim, sakin, sessiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zulüm görmüş adama lâyık bir suretle: Yaralı, mazlûmâne şikâyet ediyordu.

2.Sessizce, sükûnetle: Pek mazlûmâne bir tavrı vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مظلومانه] mazlumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظلوميت] mazlumluk, zulme uğramışlık. 2.sesiz sedasız olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Zulme uğrama hâli: Mazlûmiyyetini söylüyordu.

2.Sessizlik, çekingenlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sitem ve zulüm görmüş adamın hâli. 2.Sessizlik, çekingenlik: O çocukta bir mazlûmluk görünür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.(fıkıh) Abdestte ağza su alma, ağız çalkama: Mazmaza etmek.

2.(tıp) Ağızda çalkalanmak üzere verilen sıvı ilâç, gargara.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضمضه] gargara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gargara yapmak, ağızda su çalkalamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zamm» dan imef. (mü. mazmûme). Zamme ile okunan, zamme harekeli, ötreli, u seslerini veren: Harf-i mazmûm, kâf-i mazmûme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan imef.) (c. mazâmîn).

1.Mânâ, mefhum: Bu beytin mazmûnu pek geniştir.

2.Nükteli ve cinaslı güzel söz: Bir mazmûn söyledi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مضمون] kavram. 2.ince söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Borçluluk, kefalet. 2.Ödenmesi gereken şey.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظنون] zanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Zann» dan imef.) (mü. maznûne).

1.Zan ve şüphe olunan: Bugün gelmesi maznûndur.

2.Hakkında şüphe olunabilir, şüpheli. 3.Sanık, henüz adlî delillerle suçluluğu ortaya çıkmamış hüküm giymemiş kimse.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zan altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. masochiste

ruh b. özezer

Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken, eziyet çekerek cinsel zevk alan sapık kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. masochisme

ruh b. özezerlik

Fiziksel acı veya aşağılatıcı davranışlarla doyuma ulaşma biçiminde beliren cinsel sapkınlık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masochism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masochism. masochism özezerlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masochism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Petrol damıtımından elde edilen bir yakıt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مضروب] dövülen. 2.çarpılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “darb” dan İmef.) (mü. mazrûbe).

1.Darb’olunan, dövülen, vurulan: Dârıb ile madrûbu (döven ile dövüleni) tevkif ettiler.

2.Basılmış, damgalanmış, dövülmüş: İstanbul’da madrûb eski bir sikke.

3.(matematik) Çarpmada kullanılan iki sayının birincisi. Diğerine madrûb-i fîh denir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarf» dan imef.). (mü. mazrûfe).

1.Zarf içinde bulunan, kaplı, kılıflı.

2.Ekli, bir evrâkın zarfı içine konmuş: Evrâk-ı mazrûfe.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مظروف] kaba konulan. 2.zarflı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zarfı içine konmuş olduğu halde, mazrûfen gönderilen yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مازو] mazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl» den imef.) (c. mâzûlîn). Görevinden çıkarılmış, azl olunmuş, memuriyetsiz kalmış: Üç sene mâzûl kaldı, mâzûlîn maaşları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معزول] görevden alınmış, azledilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görevden alınmak, azledilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olarak, azlolunduğu halde, memuriyetinden çıkarılarak; MAzûlen döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olanın hâl ve sıfatı, mâzulluk: Mâzûliyyet maaşı, mâzûliyeti çok sürmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den imef.) (mü. mâzûre). Özrü olan, özrü kabûl olunan: Ziyaretinize gelmek istiyordu, ama mâzûrdur. Onu mâzûr tutunuz, ben sizi mâzûr görüyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معذور] özürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mâzûr olanın hâli, özür: Gösterdiği mâzûriyyet makbûl değildin,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İslavca). Bir çeşit Leh dansı ve bunun havası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Leh. dansı veya dans havası, mazurka..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolaşık, karışık; şaşkınlığa düşmüş. mazily z. dolaşık ve karışık olarak maziness i. dolaşıklık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Taberistan’daki Karini hükümdarlarının sonuncusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahmuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İslâm dininde günde beş defa yapılan ibâdet: Namaz kılmak, sabah, öğle, akşam namazı. Bî-namâz = Namaz kılmayan, Osm. târik-i salât. Namaz bezi = Kadınların namaz kılarken başlarına örttükleri bez. Namazbozan = Eğrelti otu cinsinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayers. prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual worship. prayer. namaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual of worship centered in prayer. namaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer performed by Muslims five times each day. form of Muslim prayer, worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نماز] namaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Namaz kılmaya mahsus meydan ki, kıble cihetinde mihrap yerine bir dikili taşı olur.

2.Ustü açık mescit.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمازگاه] namazlık, üstü açık mesçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde namaz kılınan seccade vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adet gören kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ir-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. inconceivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmkânsız: O, olmaz iştir. Olur olmaz = Rastgele, her kim veya her ne olursa: Olur olmaz adamın işi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. unlikely. unseemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

no. impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. no ! it's not possible. it can't be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. rustless. non-corroding. noncorroding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. noncorrosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. tarnishproof. rustless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. rustless. non-corroding. noncorroding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. noncorrosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. tarnishproof. rustless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan bir zayıf nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzeme ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olamaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtırak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da bu elektro-kimyasal reaksiyonun hızını arttırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan zayıf bir nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzemem ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince bir tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemrn değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olmaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtrak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da elektro-kimyasal reaksiyonun hızını artırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hicrî ayların dokuzuncusu ki, dinimizde oruç ayıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramadan. ramadhan. ramazan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasting month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. Kur’an’da Bakara suresi 185.ayette ismi geçen ay ismi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid-al-Fitr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eid Al Fitr the Celebration of Breaking the Fast, marks the end of Ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رمضانيه] ramazan kasidesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Ramazândan bahseden veya ramazân dolayısıyle sunulan kasîde veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «remz»den). İşaretlerle konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki taraf arasında karşılıklı saldırmama hâli: Saldırmazlık antlaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression treaty. treaty / pact of non-aggression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression pact. pact of nonaggression. pact of non-agression. nonaggression pact / treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which won't lead one astray. reliable. infallible. steady. straight. unfailing. unfaltering. unswerving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmetsizlik, tahkir (saymamazlık yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving sth out of account. to take no account of sth. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Sema yapan, törenle dönen mevlevi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen. shameless. unabashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness. shamelessness. ease of manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourfast. fast. non-fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranteed not to fade. fade proof. fast. nonfading. unfading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Her zaman taze, körpe ve genç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. unmovable. real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. immovable property. immovable. real chattels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Düşmeyen, kaymayan, dengeli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses çıkarmayan, görmemezliğe ve işitmezliğe gelen. Tınmaz melâike = Pek halim, selim ve sessiz adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Direnişçi, sebat eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless. disregardful. devil-may-care. unconcerned. harum-scarum. neglectful. negligent. slapdash. insensible. lax. light. thickskinned. unheedful. conscience-proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinical. disinterested. impassive. lax. reckless. unmoved. indifferent. careless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanması olmayan adam, arsız, hayâsız, küstah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. impudent. unashamed. bare faced. barefaced. bold. bold-faced. brazenfaced. gay. immodest. ribald. sassy. unabashed. unblushing. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefaced. blatant. brassy. profligate. shameless. unabashed. vile. brazen. immodest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inapplicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexpedient. unfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Düşünce ve fikirlerin birbirine uymaması, anlaşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. disaccord. clash. contrariety. disagreeableness. discrepancy. disunity. divergence. divergency. division. incompatiblity. incongruity. intransigence. rupture. variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. incompatibility. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaccord. disagreement. dispute. dissension. disunity. incompatibility. incongruity. infighting. intransigence. run in. unconformity. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Dispute Committee)

Borsa işlemleri ile ilgili olarak; üyeler arasında veya üyeler ile müşterileri arasında çıkan uyuşmazlıkların idari yoldan çözülmesine yardımcı olan komitedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of jurisdictional disputes. court of jurisdictional disputes. arbitral tribunal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Jurisdictional conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreconcilable. intransigent. uncompromising. hard-hitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard- nosed. hard core. uncommonly. uncompromising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. impervious. insusceptible. pachydermatous. stolid. thickskinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. insensitive. thick-skinned. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. thick-headed. callous. insensitive. impassible. thick skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick-headedness. stupidity. callousness. insensivity. stolidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hatâ etmez, Ar. lâyuhtî: Yanılmaz bir Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireproof. incombustible. non-inflammable. nonflammable. noninflammable. flame-proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incombustible. nonflammable. fireproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireproof. heat- proof / resisting. incombustible. non flammable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işe gelmez, hayırsız, faydasız.

2.Kötü, Ar. şerîr, muzır, habîs.

3.Zorba.

4.Gürültücü, patırtıcı, rahat durmaz: Yaramaz çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-effective. good-for-nothing. elfin. elvish. impish. mischievous. naughty. obstreperous. prankish. rompy. skittish. undisciplined. unmanageable. wicked. little perisher. pickle. rogue. scalawag. scamp. scapegrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elfin. bad. handful. impish. naughty. rascal. rogue. scallywag. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischievous. naughty. useless. good-for-nothing. unlicked cub. impish. no- good. puchish. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escapade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. uselessness. naughtiness. rudeness. unsuitability. misbehaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughtiness. mischievousness. devilment. devilry. escapade. misbehaviour. mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching. inexorable. plucky. recalcitrant. unflagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. intrepid. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefatigable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tireless. unflagging. untiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfailing. unflagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by