Md Link/md Link Plus ne demek? | Md Link/md Link Plus anlamı nedir? | Md Link/md Link Plus

Md Link/md Link Plus anlamı nedir?

Md Link/md Link Plus ne demek?

Md Link/md Link Plus anlamı nedir?

Md Link/md Link Plus | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Bir CD çalardan MiniDisc kaydediciye, Başlangıç ID’leri de dahil olmak üzere kolay müzik kaydı sağlayan bir optik dijital ses arayüzü. Aynı zamanda MiniDisc kaydedicinin sabit bir birimden uzaktan kumanda edilmesini ve açılmasını da sağlar. Disk bilgileri, sabit birimde de görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Alem = Bayrak, F. dâşten = taşımak). Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayrakdar, sancakdar: Alemdar Mustafa Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer. leader önder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علمدار] sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2.İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrakdarlık, sancakdarlık: Alemdarlık vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) alemdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kast, niyet, bilerek ve isteyerek, tasavvur ve kararlaştırarak bir şey yapma: Cinayet fiilinden amd, cezanın şiddetlenmesine sebep olur; bu işte amd yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمد] kasıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Kasden, bilerek ve isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمدا] kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.gönül rahatı. 2.Sevilen güzel. 3.Yer mekan.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3plus, daha hassas bilgiler elde etmek için ses sinyallerini daha uzun süreler analiz eder ve çok çeşitli ses sinyalleri için en iyi veri ayırımını sağlayan bir algoritma kullanır. Sonuçta, orijinal ses kaynağının 1/20’si gibi yüksek sıkıştırma seviyelerinde yüksek kaliteli ses elde edilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بامداد] sabah, sabahleyin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd = şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحمدالله] Allah’a şükürler olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpmak; yarı kapalı gözlerle bakmak; göz atmak; pırıldamak, ışıldamak; kaçınmak, gözlerini gerçeğe kapamak; göz kırptırmak; i. göz kırpma; bakış nazar; pırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durmadan gözlerini kırpan kimse, gözleri iyi görmeyen kimse; ahmak kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıklı sinyal verirken kullanılan alet, flaş lambası; atların arkalarını veya yanlarını görmelerini önlemek için takılan meşin göz siperi; (argo) göz; çoğ. güneş gözlüğü, renkli iri camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus güzel sesli bir göçmen kuş, zool. Dolichonyx oryzivorus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاپلوس] dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Parmak uçlarıyle sıkma.

2.Pamuklu üzerine bir nevi dikiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. pinch off. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice Plus teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir. Yavaş kayıt hızında bile hoparlörden çalınan ses mükemmelliğini korur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo). hapishane, kodes; hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tıkırdamak, şangırdamak, tıkırdatmak, şangırdatmak; (i). tıkırtı, şangırtı; ritmik bir ses; bazı kuşlann haykırışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert tuğla; cüruf, ocakta kömur cürufu;( ABD). , (argo). hata; (bilhassa şarkı söylerken veya çalgı çalarken). clinker built kaplama parçalan birbirine bindirilmiş gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen dazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hiddetli söz söyleme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erect. sheer. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erect. stiff. rigid. sheer. stiff as a poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damdazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shatting on one's uppers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdiği yerde patlayarak tehlikeli yaralar açan bir çeşit tüfek kurşunu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumdum kurşunu, vücutta tehlikeli yaralar açan tüfek mermisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç pürüzü olmayan, tamamen düz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight. absolutely straight. quite smooth. plane. satin. straight. as the crow flies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. straight. very straight. very smooth. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the crow flies. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hamd = şükür, lillâh = Allah’ındır). Şükür Allah’a, Cenabı Hakk’a şükürler olsun. El-hemdü-lilllh alâ külli hâl = Her halde Allah’a şükürler olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Emmeğe sevk ve icbar etmek, massettirmek, emzirmek: Çocuğa meme, süt emdirmek, parayı birine emdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jelatinli şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Övme, medih, sitâyiş.

2.Şükür, şükran, teşekkür (yalnız Cenâb-ı Hak hakkında kullanılır): Hamdolsun = Allah’a şükürler olsun. Elhamdülillah = Hamd ve şükür Cenab-ı Hak’ka mahsustur, şükür Allah’a (bu tâbir en fazla bir işin ve yemeğin sonunda ve eski kitapların başında dua yerine kullanılır). Bihamdullah, bihemditaâlâ = Allah’ın inayetiyle. Lehülhamd = Allah’a şükürler olsun.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمد] şükür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praise be to God ! Thank God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («elhamdülillâh» cümlesinden kısaltılmış). Kitabın başında «elhamdülillâhi Rabb-ül-Alemîn» cümlesini yazma veya söyleme (besmele’ye de bakınız).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ı övmek. 2.Allah’a şükretmek. 3.Şükreden, şükredici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hamdi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın övgüsü.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدم] arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم درد] dert ortağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen Hi-MD, MiniDisc®’i teknolojisini takip eder. ATRAC sıkıştırmasını kullanarak 45 saatlik müzik saklama yeteneğine sahiptir ve ayrıca Microsoft® Word belgeleri, PowerPoint® sunuları ve JPEG görüntüleri gibi bilgisayar dosyalarını saklayabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Disk kapasitesi 1 GB olan, Atrac3 Plus kodlama kullanan format

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olağanüstü bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. can sıkıcı, yeknesak, yavan; i. can sıkıcı kimse; monoton herhangi bir şey; boş ve sıkıcı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمدار] padişah, sultan, hüküm sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) hükümdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

i.LINK™, IEEE1394 standardını temel alan çok hızlı bir veri yoludur. Resim kalitesinde herhangi bir kayba neden olmadan video görüntülerin gerçek zamanlı olarak aktarılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony’nin kendi kullandığı Firewire bazlı bağlantı sistemine verdiği isim.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امداد] yardım isteme, imdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardım eden. 2.Yardıma gönderilen kuvvet. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. imdâdiyye). imdat ve yardıma alt: Fırka-ı imdâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İMDAD) (I. A. «meded» den masdar).

1.Yardım, muavenet, çaresiz kalmış bir adamın yardımına yetişme: Bana imdat etti. İmdadıma yetişti. Siz imdadıma yetişmeseydiniz bu işin içinden çıkamıyacaktım.

2.Kendinden kuvvetli bir düşman karşısında bulunan bir kumandan yahut birliğe yardım etmek üzere gönderilen asker: imdat bekliyordu. İmdat geldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. rescue. succor. succour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. succour. help. aid. assistance. succor. help!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. aid. assistance. relief. succour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çok kişi S.O.S.’in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar {Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır. Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.

Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani ‘bip’, biraz daha uzunca basınca ‘dııııt’ sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu ‘bip’ ve ‘dııııt’larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.

İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908’de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S. seçildi. Yani telsizde ‘dıııt, dııııt, dııııt, bip, bip, bip, dııııt, dııııt, dııııt’ sinyali aldığınızda hemen acil yardıma ihtiyacı olan biri olduğunu anlıyordunuz.

Filmlerde görmüşsünüzdür. Gemiler, özellikle uçaklar, tehlikeli bir durumda yardıma ihtiyaçları olduğunda ‘mayday’ (mey-dey) çağrısı yaparak durumlarını bildirirler. Bu kelime Fransızca’da bana yardım et anlamındaki m’aidez kelimesinden türetilmiştir.

Hiç dikkat ettiniz mi, filmlerde telsizle konuşan her kişinin ismi hep ‘Roger’ (rocır)dır. Halbuki ‘roger’ telsiz konuşmalarında ‘anladım’ anlamında kullanılır ve her iki taraf da cümlenin başında ve sonunda bu kelimeyi kullanırlar. Filmleri tercüme edenler ise bu kelimeyi bir erkek ismi sandıklarından, herkes birbirine ‘Roger’ diye ismen hitap ediyormuş gibi çevirirler.

Nasıl bizde telefonda harfleri söylemek için Ankara’nın ‘A’sı, Bursa’nın ‘B’si denilirse Roger kelimesi de İngilizce’de ‘R’ harfinin tanımı için kullanılır, yani Roger’in ‘R’si denilir. R harfi ise mors alfabesinde başlangıçta ‘anlama’nın kodu idi. Sonra konuşmalı iletişime geçilince ‘Roger’ olarak kullanılmaya başlanıldı. Filmleri tercüme edenlerin ABD bahriyesinde nasıl oluyor da bu kadar Roger bir araya geliyor diye uyanmamaları gerçekten ilginç!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(|.).

1.Yardım eden, yardımcı: Allah imdatşınız olsun.

2.Yardıma gönderilen asker: imdatçı bölük, imdatçı asker.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. Ar. binâen-aleyh, Fars. binâ-ber-in).

1.Bu halde, böyle olduğu holde. Hulâsa ve kısaltmalarda söylenir: İmdi siz ne yapacaksınız?

2.Artık, gayrı: Gel imdi. Ey söyleyin imdi (bu ikinci mânâ ile cümlenin sonuna gelir ve «indi» telâffuz olunur: Gelindi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) halkalarla birbirine bağlamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meded»den masdar).

1.Yardım isteme, birinin yardım ve merhametine sığınma: Tanrı’dan istimdâd etti. 2.Düşmana karşı bir kumandandan veyahut müttefik bir devletten asker isteği: Karşısındaki kuvvetin çokluğunu görünce istimdâda mecbur oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمداد] yardım isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask for help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

GPS sinyal kaybı sırasında bile hatasız rota yönlendirmesi için üç sensör konumlandırma, GPS, Hızlandırma Sensörü ve Basınç Sensörü

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın, kurt gidişiyle yürüyüşü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. link

bl. ilişim

İletişimi sağlayan dizgenin, teknik ağın birliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A torch made of tow and pitch, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single ring or division of a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Anything, whether material or not, which binds together, or connects, separate things; a part of a connected series; a tie; a bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything doubled and closed like a link; as, a link of horsehair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of the several elementary pieces of a mechanism, as the fixed frame, or a rod, wheel, mass of confined liquid, etc., by which relative motion of other parts is produced and constrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any intermediate rod or piece for transmitting force or motion, especially a short connecting rod with a bearing at each end; specifically , the slotted bar, or connecting piece, to the opposite ends of which the eccentric rods are jointed, and by means o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of one joint of Gunter's chain, being the hundredth part of it, or 7.92 inches, the chain being 66 feet in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chain, n., 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bond of affinity, or a unit of valence between atoms; applied to a unit of chemical force or attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sausages; because linked together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To connect or unite with a link or as with a link; to join; to attach; to unite; to couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hill or ridge, as a sand hill, or a wooded or turfy bank between cultivated fields, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A winding of a river; also, the ground along such a winding; a meander; usually in pl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sand hills with the surrounding level or undulating land, such as occur along the seashore, a river bank, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, any such piece of ground where golf is played. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction' an interconnecting circuit between two or more locations for the purp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the means of connection between things linked in series. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction'. the state of being connected; 'the connection between church and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'hyperlink ' Links are commands used to jump from Web page to Web page If you didn't have links, you wouldn't be able to get from one Web page to another Because links can lead to a page either related to the one you're on or to one completely u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link is a reference from some point in one HTML document to some point in another document or to another place in the same document A browser usually displays a link in some distinguishing way, e g in a different color When the reader clicks on the high

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link carries you from where you are on the web page to another file, which could be another web page, an image, sound, a movie, a database, an ftp site, a telnet connection, or a gopher, anywhere in the world A link may also take you to another place on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reference from some point in one hypertext document to another document or another place in the same document A browser usually displays a hyperlink in some distinguishing way, e g in a different color, font or style When the user activates the link the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, picture, or other area of a Web page that users can click on to move to another spot in the document or to another document Words and phrases that are links may be underlined and usually appear in a contrasting color text The text and underline co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the Web, a connection that, when selected , will take users to another Web page A link can be in the form of text or images which are coded to act as links Links are also referred to as 'hyperlinks '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A highlighted area of text or a graphic image on which the user can click in order to be 'taken' to a related item elsewhere - in the case of a CD-ROM presentation this would be elsewhere on the same disc; in the case of the World Wide Web it can be anywh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, phrase, or image highlighted in a hypertext document to act as a navigation aid to related information Links may be indicated with an underline, a color contrast, or a border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a hypertext document, any connection between one address on the World Wide Web and another, embedded in the text or appearing as a word, symbol, icon, or other graphic element which can be activated by the click of a mouse or some other pointing device

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which, when selected with a mouse, takes the user to another document or a different section of the current document For example, this glossary has links for each of the letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location or resource See URL.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Link is short for Hypertext Link In the Internet world, a link is usually denominated by colored and underlined text When you click on a link, it will allow you to view another page or another section of the current Web page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a document uses HTML and is published on the WWW, links are words or places you can 'click' on in the document that allow you to jump to other sections of the document, or to other documents on the WWW Links are usually highlighted in blue and appear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which when clicked with a mouse takes the user to another document or a different section of the current document The word 'mouse' above in this paragraph - which you can see is underlined and blue is an example of how

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connection between one hypertext document and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for hypertext link or hyperlink, a web link is a connection that takes a user to another page, document or file Text links are usually underlined and a different color than the surrounding text A sure way to tell if something is a link is to place t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link will transport you from one Internet site to another with just a click of your mouse Links can be text or graphic and are recognizable once you know what to look for Text links usually will be underlined and often a different color than the rest of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointer in an HTML document that leads to another World Wide Web site or another space within the same document Using hypertext, a link is a connection from a word, graphic or object in a Web site to another Web page or Web site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hypertext, a link is a selectable connection from one word, picture, or information object to another The most common form of link is the highlighted word or picture that can be selected by the user, resulting in the immediate delivery and view of a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In hypertext documents, a link is the connection from one document to another Linking words or phrases are always a different colour and usually underlined so that they stand out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text or graphics that when clicked take you to another section of the site or to an entirely different web site Text links are often underlined and in a different color than the rest of the text on the page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Connection between one part of a hypertext document and another On the World Wide Web, links appear as text or pictures that are highlighted To follow a link, you click on the highlighted material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An end-to-end transmission path provided by the cabling infrastructure Cabling links include all cables and connecting hardware that comprise the horizontal or backbone subsystems Equipment and work area cables are not included as part of a link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A torch made of tow and pitch, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single ring or division of a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Anything, whether material or not, which binds together, or connects, separate things; a part of a connected series; a tie; a bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything doubled and closed like a link; as, a link of horsehair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of the several elementary pieces of a mechanism, as the fixed frame, or a rod, wheel, mass of confined liquid, etc., by which relative motion of other parts is produced and constrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any intermediate rod or piece for transmitting force or motion, especially a short connecting rod with a bearing at each end; specifically , the slotted bar, or connecting piece, to the opposite ends of which the eccentric rods are jointed, and by means o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of one joint of Gunter's chain, being the hundredth part of it, or 7.92 inches, the chain being 66 feet in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chain, n., 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bond of affinity, or a unit of valence between atoms; applied to a unit of chemical force or attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sausages; because linked together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To connect or unite with a link or as with a link; to join; to attach; to unite; to couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hill or ridge, as a sand hill, or a wooded or turfy bank between cultivated fields, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A winding of a river; also, the ground along such a winding; a meander; usually in pl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sand hills with the surrounding level or undulating land, such as occur along the seashore, a river bank, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, any such piece of ground where golf is played. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction' an interconnecting circuit between two or more locations for the purp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the means of connection between things linked in series. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction'. the state of being connected; 'the connection between church and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'hyperlink ' Links are commands used to jump from Web page to Web page If you didn't have links, you wouldn't be able to get from one Web page to another Because links can lead to a page either related to the one you're on or to one completely u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link is a reference from some point in one HTML document to some point in another document or to another place in the same document A browser usually displays a link in some distinguishing way, e g in a different color When the reader clicks on the high

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link carries you from where you are on the web page to another file, which could be another web page, an image, sound, a movie, a database, an ftp site, a telnet connection, or a gopher, anywhere in the world A link may also take you to another place on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reference from some point in one hypertext document to another document or another place in the same document A browser usually displays a hyperlink in some distinguishing way, e g in a different color, font or style When the user activates the link the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, picture, or other area of a Web page that users can click on to move to another spot in the document or to another document Words and phrases that are links may be underlined and usually appear in a contrasting color text The text and underline co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the Web, a connection that, when selected , will take users to another Web page A link can be in the form of text or images which are coded to act as links Links are also referred to as 'hyperlinks '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A highlighted area of text or a graphic image on which the user can click in order to be 'taken' to a related item elsewhere - in the case of a CD-ROM presentation this would be elsewhere on the same disc; in the case of the World Wide Web it can be anywh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, phrase, or image highlighted in a hypertext document to act as a navigation aid to related information Links may be indicated with an underline, a color contrast, or a border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a hypertext document, any connection between one address on the World Wide Web and another, embedded in the text or appearing as a word, symbol, icon, or other graphic element which can be activated by the click of a mouse or some other pointing device

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which, when selected with a mouse, takes the user to another document or a different section of the current document For example, this glossary has links for each of the letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location or resource See URL.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Link is short for Hypertext Link In the Internet world, a link is usually denominated by colored and underlined text When you click on a link, it will allow you to view another page or another section of the current Web page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a document uses HTML and is published on the WWW, links are words or places you can 'click' on in the document that allow you to jump to other sections of the document, or to other documents on the WWW Links are usually highlighted in blue and appear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which when clicked with a mouse takes the user to another document or a different section of the current document The word 'mouse' above in this paragraph - which you can see is underlined and blue is an example of how

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connection between one hypertext document and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for hypertext link or hyperlink, a web link is a connection that takes a user to another page, document or file Text links are usually underlined and a different color than the surrounding text A sure way to tell if something is a link is to place t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link will transport you from one Internet site to another with just a click of your mouse Links can be text or graphic and are recognizable once you know what to look for Text links usually will be underlined and often a different color than the rest of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointer in an HTML document that leads to another World Wide Web site or another space within the same document Using hypertext, a link is a connection from a word, graphic or object in a Web site to another Web page or Web site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hypertext, a link is a selectable connection from one word, picture, or information object to another The most common form of link is the highlighted word or picture that can be selected by the user, resulting in the immediate delivery and view of a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In hypertext documents, a link is the connection from one document to another Linking words or phrases are always a different colour and usually underlined so that they stand out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text or graphics that when clicked take you to another section of the site or to an entirely different web site Text links are often underlined and in a different color than the rest of the text on the page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Connection between one part of a hypertext document and another On the World Wide Web, links appear as text or pictures that are highlighted To follow a link, you click on the highlighted material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An end-to-end transmission path provided by the cabling infrastructure Cabling links include all cables and connecting hardware that comprise the horizontal or backbone subsystems Equipment and work area cables are not included as part of a link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. halka, zincir baklası; mesaha zincirinin 20 santimetre boyunda bir ölçü halkası; bağ, rabıta, bağlantı; tek sosis kangalı; mak. mafsal, oynak yeri; f. zincirlemek, birbirine bağlamak, birleştirmek. link mo- tion mak. yuva yolu, kulis tertib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlama, bağlayış; mak. bağlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. golf oyunu sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kenarında rüzgâr ile oluşan kumlu tepelerin bulunduğu alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمدار] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Maryland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Doctor of Medicine tıp doktoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kolay kayıt ve çalma için bir MiniDisc kaydedici ya da çaları bir CD WALKMAN®’e ya da taşınabilir bir CD çalara bağlamada kullanılan optik dijital ses arayüzü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir CD çalardan MiniDisc kaydediciye, Başlangıç ID’leri de dahil olmak üzere kolay müzik kaydı sağlayan bir optik dijital ses arayüzü. Aynı zamanda MiniDisc kaydedicinin sabit bir birimden uzaktan kumanda edilmesini ve açılmasını da sağlar. Disk bilgileri, sabit birimde de görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mobilization Day seferberlik günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dört kata varan depolama süresi sağlayan, MiniDisc için bir uzun oynatma/kayıt modu; örneğin standart 60 dakikalık boş diske, 240 dakikaya varan ses kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. merchandise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den İmef.) (mü. memdûde). Uzatılan, sesi uzatarak okunan, medli: Elif-i memdûde (uzun elif, A).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uzatılan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memdud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» den imef.) (mü. memdûha).

1.Övülmüş: II. Osman, Nef’İ’nin memdûhudur.

2.Övülmeye değer, makbûl: Ahlâk-ı memdûha. I


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممدوح] övülmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Övülmüş, övülecek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memduh).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامدار] ünlü, namlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Namlı, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAm-dârî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Net MD, OpenMG® ve MagicGate™ telif hakkı koruması teknolojilerini kullanarak USB kablosu üzerinden bir PC’den MiniDisc’e yüksek hızlı (LP2 modu 16 kat, LP4 modu 32 kat) ses verisi transferi sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) takma isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yazarın takma adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) şaşkınlık, hayret; (f.) şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazlalık, artan şey, kalan miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PALplus, Avrupa’da kullanılan PAL renkli TV standardının geliştirilmiş sürümüdür. 16:9 biçiminde yayın yapılan görüntülerin kalitesini görsel biçimde geliştirir. PALplus, tüm mevcut 4:3 TV’lerle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 biçimindeki çözülmüş PALplus programlarının kaydedilebilmesini sağlayan bir bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DHR-1000’inizde PALplus sinyallerini kaydedebileceğinizi gösterir. Bu sistemde 16:9 geniş ekran TV’ler/Monitörler için yüksek kaliteli görüntü sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

En ince detaylara kadar gelişmiş görüntü kalitesi veren teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), s., i. ilavesiyle, fazlasıyle; ayrıca; s. fazla, ilave olan; k.dili den öte olan; i. sıfırdan yukarı, pozitif; pozitif cereyanlı; i. artı işareti ( +), artı; pozitif miktar; fazlalık . plus fours golf pantolonu. plus number sıfırdan yukarı sayı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uzun tüylü kadife, pelüş; bu kumaştan yapılan pantolon; s. pelüşten yapılmış; (argo) lüks. plushy s. tüylü kadife gibi; (argo) lüks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim polip’i denir. Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış olmasıdır. Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi ameliyattır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(aslı: Şem’-dân) (i. F„ A. Şem’ = mum, F. dân = edat, halk dilinde: Şamdan). Yanmak üzere mum dikilen Alet kl, madenden muhtelif şekillerde olur ve çeşitli İsimler alır: Gümüş şamdan, çifte şamdan, el şamdanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick. candelabra. candelabrum. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick. candelabrum. chandelier. hearse. lamp. lamp pad. pricket. candle holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şamdan yapan ve satan adam.

2.Bir büyük dairede şamdan ve mumlara nezâret eden: Şamdancıbaşı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سمدار] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mumu, dinin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Seçilen programların, genellikle gazeteler/TV program kılavuzlarında belirtilen numara kodlarını girerek kayıt zamanlayıcısının programlanmasını sağlayan bir yöntem.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم درد] karın ağrısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («Şimiden» tâbirinden kısaltılmıştır). Şimden sonra, şimden geri. (bk.) Şimdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde bulunulan zamanı gösterir: Şimdi geldim, şimdi gideceğim, şimdi nerededir, şimdiye kadar, şimdiye değin. Şimdiden = Bu kadar erken: Şimdiden gidecek miyiz? Şimdiden sonra = Bu vakitten sonra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. at the present time. presently. anon. just. now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereby. now. presently. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. at present. at once. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Tam bu zamanda: Şimdicek burada idi, şimdicek gelecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. this very moment. right now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamandaki, şimdi olan ve var bulunan: Şimdiki zaman, şimdiki adamlar, şimdiki halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the present. present. actual. current. present-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. immediate. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. sb / sth of the present time. of today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. the present continuous tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimdiki halde, şimdiki zaman için: Şimdilik bu kadar kâfidir. Şimdilik bir şey yoktur, hastalıkta şimdilik bir tehlike yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for now. temporarily. for the present. for the time being. pro temp. pro tempore. for the nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the present. for the time being. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the time being. for the present. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ست دیده] zulme uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slunk) sıvışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. yavrusunu düşürmek (hayvan), vakti gelmeden yavrulamak; i. vakitsiz doğmuş hayvan yavrusu, bilhassa buzağı; s. gelişmeden doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli kapaklı iş gören, el altından iş yürüten; (argo) sinsi; vücuda yapışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SmartLink aşağıdaki özellikleri sağlar: TV ve VCR arasında otomatik hafıza değişimi: VCR’ın ilk ayarlanması sırasında TV’nin kanal hafızası otomatik olarak VCR’a indirilir. Gördüğünüzü kaydetme: Ekrandaki programın kolayca kaydedilmesini sağlar. Tek tuşla oynatma: Kaset oynatıldığında, TV otomatik olarak açılır ve doğru kanala geçer. Otomatik bekleme: TV kapatıldığında, VCR da bekleme modunda geçer. Tek tuşla ShowView®/Menü: VCR uzaktan kumandasının ShowView® ya da or Menü düğmelerine basıldığında, bilgileri göstermek için TV otomatik olarak açılır ve gerekli kanala geçer. Sinyal Kalitesi Eşleştirme: Tüm bağlı cihazların sinyal kalitesini aynı düzeye getirir. Not: SmartLink, yalnızca SmartLink ya da AV Link işlevlerine sahip TV’lerde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Farklı ses/video cihazları arasında akıllı iletişim sağlayan bir işlev.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. artan miktar, herhangi bir şeyin fazlası; ihtiyat akçesi; şirketin bütün masraflar ve tediyatından sonra elinde kalan para; s. fazla, artık, baki. surplusage i. fazla olan meblâğ; huk. aşan şey, mübalağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den).

1.Çekip uzatma, uzun etme.

2.Sürdürme, sürmesine sebep olma.

3.Kelimenin bir harfini uzun okuma, çekme, Osm. medle okuyuş: «Amîn» in «a» ve «i» sesini temdîd etmeli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمدید] uzatma. 2.süre uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok övme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tem-dih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolongation. extension. continuance. continuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension of time. extending. ampliation. continuation. extension. prolongation. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to extend. to prolong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tümleşik video kaset kaydedici içeren Sony TV’lerde bulunur. Sinyali ölçüp, parazit gidermesi ve frekans tepkisini otomatik olarak ayarlayarak her türlü video kasetin oynatımını ve kaydını en iyi hale getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video kaset kaydı ve oynatımı için otomatik bir ayarlama yöntemi. Yalnızca 2,5 saniyede alınan ölçümler, parazit giderme ve frekans tepkisinin otomatik olarak düzeltilmesini sağlar. Her türlü VHS kasette kullanılabilen bu sistem, video kafalarının kullanım ömrünü önemli ölçüde artırmanın yanı sıra daha parlak görüntü, daha net resimler ve güçlü renkler sağlar. Tri Logic Plus, oynatma parametrelerinin daha iyi ayarlanması ve yeni parazit giderici sistemi sayesinde resim kalitesini önemli ölçüde geliştirir. Super Tri Logic ile Long Play kayıtlar bile en iyi görüntü kalitesinde izlenebilir. Tri Logic Digital, dijital bir devre kullanarak VHS sistemlerde genelde görüşen renk parazitini düzeltir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. wholly. totally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. deduction talil. dedüksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dayanacak, itimad edilecek şey, dayak, destek.

2.Güvenilecek yer.

3.Prensip.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عمده] dayanak. 2.ilke, prensip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Ümid ettirmek, ümide düşürmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halkalarını çözmek veya ayırmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telefon destek hattı üzerinden VAIO kullanıcılarına sunulan özel bilgiler ve destek.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وامدار] borçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

17’nci Yüzyılda yaşadığı öne sürülen ve zalimliğiyle ünlü Bosnalı İbrahim Voyvoda aslında 18 yaşında Rabia adlı bir kızdı. Kimsenin baş edemediği Rabia’nın ölümü biraz acı oldu. Bir çengele asıldı ve halkın gözü önünde ölüme terk edildi...

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. impervious. insusceptible. pachydermatous. stolid. thickskinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. insensitive. thick-skinned. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. thick-headed. callous. insensitive. impassible. thick skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick-headedness. stupidity. callousness. insensivity. stolidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek kat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زخمدار] yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ زمامدار] yular tutan. 2.işleri yürüten, sorumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by