Mdlp (md Long Play) ne demek? | Mdlp (md Long Play) anlamı nedir? | Mdlp (md Long Play)

Mdlp (md Long Play) anlamı nedir?

Mdlp (md Long Play) ne demek?

Mdlp (md Long Play) anlamı nedir?

Mdlp (md Long Play) | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Dört kata varan depolama süresi sağlayan, MiniDisc için bir uzun oynatma/kayıt modu; örneğin standart 60 dakikalık boş diske, 240 dakikaya varan ses kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Alem = Bayrak, F. dâşten = taşımak). Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayrakdar, sancakdar: Alemdar Mustafa Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer. leader önder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علمدار] sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2.İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrakdarlık, sancakdarlık: Alemdarlık vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) alemdârî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat boyunca, müddetince; yanı sıra, yakın. alongside (z)., edat yanına , yanında, bordasında, bordasına. alongshore (z). kıyı boyunca. along about esnasında, sularında. be along varmak, vasıl olmak. all along öteden beri; hep böyle, h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kast, niyet, bilerek ve isteyerek, tasavvur ve kararlaştırarak bir şey yapma: Cinayet fiilinden amd, cezanın şiddetlenmesine sebep olur; bu işte amd yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمد] kasıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Kasden, bilerek ve isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمدا] kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.gönül rahatı. 2.Sevilen güzel. 3.Yer mekan.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بامداد] sabah, sabahleyin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ait olmak, mensup olmak. It belongs to me Benimdir. belongings i., çoğ. (bir kimsenin) şahsi eşyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd = şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحمدالله] Allah’a şükürler olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle sahnede asıl oyunun yanı sıra yapılan hareket veya konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şezlong.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Parmak uçlarıyle sıkma.

2.Pamuklu üzerine bir nevi dikiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. pinch off. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Taş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok uzun bacaklı bir örümcek, (zool). Phalangis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen dazlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). bütün gün boyunca devam eden; (z). bütün gün boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin CD çalar gibi aygıtlarda belirli parçaların tekrar çalınmasını önleyen bir programlama işlevi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Belirli parçaların, karışık çalma dizisinden çıkartılmasını sağlayan bir CD çalar özelliği.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hiddetli söz söyleme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erect. sheer. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erect. stiff. rigid. sheer. stiff as a poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damdazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shatting on one's uppers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gösterme, teşhir, sergileme, arz, izhar, gösteriş; (f). göstermek, teşhir etmek, göz önüne sermek, izhar etmek, arz etmek; (matb). iri harflerle teşhir etmek. make a display gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdiği yerde patlayarak tehlikeli yaralar açan bir çeşit tüfek kurşunu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumdum kurşunu, vücutta tehlikeli yaralar açan tüfek mermisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç pürüzü olmayan, tamamen düz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight. absolutely straight. quite smooth. plane. satin. straight. as the crow flies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. straight. very straight. very smooth. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the crow flies. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hamd = şükür, lillâh = Allah’ındır). Şükür Allah’a, Cenabı Hakk’a şükürler olsun. El-hemdü-lilllh alâ külli hâl = Her halde Allah’a şükürler olsun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. uzatmak, sürdürmek; s. uzamış; uzatılmış. elonga'tion i. uzatma, sürdürme; uzama, devam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Emmeğe sevk ve icbar etmek, massettirmek, emzirmek: Çocuğa meme, süt emdirmek, parayı birine emdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzunluğuna; dik, dikine. end man (eski), A.B.D., tiyatro komedyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fair play

sp. dürüst oyun

Kurallara ve karşılıklı hoşgörüye bağlı kalınarak oynanan oyun.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Fairplay DRM (Dijital Haklar Yönetimi), iTunes® dosyalarının başka bir formatta kopyalanmasını sınırlayan bir erişim kontrol teknolojisidir. Bu şekilde kontrol edilen dosyalar arasında AAC, M4V ve M4P formatları sayılabilir. Fairplay DRM ile kodlanan bir dosya, Apple iPod® dışındaki hiçbir cihazda oynatılamaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir milin sekizde biri, iki yüz metrelik mesafe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jelatinli şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Övme, medih, sitâyiş.

2.Şükür, şükran, teşekkür (yalnız Cenâb-ı Hak hakkında kullanılır): Hamdolsun = Allah’a şükürler olsun. Elhamdülillah = Hamd ve şükür Cenab-ı Hak’ka mahsustur, şükür Allah’a (bu tâbir en fazla bir işin ve yemeğin sonunda ve eski kitapların başında dua yerine kullanılır). Bihamdullah, bihemditaâlâ = Allah’ın inayetiyle. Lehülhamd = Allah’a şükürler olsun.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمد] şükür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praise be to God ! Thank God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («elhamdülillâh» cümlesinden kısaltılmış). Kitabın başında «elhamdülillâhi Rabb-ül-Alemîn» cümlesini yazma veya söyleme (besmele’ye de bakınız).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ı övmek. 2.Allah’a şükretmek. 3.Şükreden, şükredici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hamdi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın övgüsü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) başı önde; paldır küldür; önünü ardını düşünmeden; (s.) baş kısmı önde; kayıtsız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدم] arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم درد] dert ortağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen Hi-MD, MiniDisc®’i teknolojisini takip eder. ATRAC sıkıştırmasını kullanarak 45 saatlik müzik saklama yeteneğine sahiptir ve ayrıca Microsoft® Word belgeleri, PowerPoint® sunuları ve JPEG görüntüleri gibi bilgisayar dosyalarını saklayabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Disk kapasitesi 1 GB olan, Atrac3 Plus kodlama kullanan format

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşek şakası; hoyratlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olağanüstü bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. can sıkıcı, yeknesak, yavan; i. can sıkıcı kimse; monoton herhangi bir şey; boş ve sıkıcı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمدار] padişah, sultan, hüküm sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) hükümdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امداد] yardım isteme, imdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardım eden. 2.Yardıma gönderilen kuvvet. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. imdâdiyye). imdat ve yardıma alt: Fırka-ı imdâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İMDAD) (I. A. «meded» den masdar).

1.Yardım, muavenet, çaresiz kalmış bir adamın yardımına yetişme: Bana imdat etti. İmdadıma yetişti. Siz imdadıma yetişmeseydiniz bu işin içinden çıkamıyacaktım.

2.Kendinden kuvvetli bir düşman karşısında bulunan bir kumandan yahut birliğe yardım etmek üzere gönderilen asker: imdat bekliyordu. İmdat geldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. rescue. succor. succour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. succour. help. aid. assistance. succor. help!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. aid. assistance. relief. succour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çok kişi S.O.S.’in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar {Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır. Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.

Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani ‘bip’, biraz daha uzunca basınca ‘dııııt’ sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu ‘bip’ ve ‘dııııt’larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.

İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908’de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S. seçildi. Yani telsizde ‘dıııt, dııııt, dııııt, bip, bip, bip, dııııt, dııııt, dııııt’ sinyali aldığınızda hemen acil yardıma ihtiyacı olan biri olduğunu anlıyordunuz.

Filmlerde görmüşsünüzdür. Gemiler, özellikle uçaklar, tehlikeli bir durumda yardıma ihtiyaçları olduğunda ‘mayday’ (mey-dey) çağrısı yaparak durumlarını bildirirler. Bu kelime Fransızca’da bana yardım et anlamındaki m’aidez kelimesinden türetilmiştir.

Hiç dikkat ettiniz mi, filmlerde telsizle konuşan her kişinin ismi hep ‘Roger’ (rocır)dır. Halbuki ‘roger’ telsiz konuşmalarında ‘anladım’ anlamında kullanılır ve her iki taraf da cümlenin başında ve sonunda bu kelimeyi kullanırlar. Filmleri tercüme edenler ise bu kelimeyi bir erkek ismi sandıklarından, herkes birbirine ‘Roger’ diye ismen hitap ediyormuş gibi çevirirler.

Nasıl bizde telefonda harfleri söylemek için Ankara’nın ‘A’sı, Bursa’nın ‘B’si denilirse Roger kelimesi de İngilizce’de ‘R’ harfinin tanımı için kullanılır, yani Roger’in ‘R’si denilir. R harfi ise mors alfabesinde başlangıçta ‘anlama’nın kodu idi. Sonra konuşmalı iletişime geçilince ‘Roger’ olarak kullanılmaya başlanıldı. Filmleri tercüme edenlerin ABD bahriyesinde nasıl oluyor da bu kadar Roger bir araya geliyor diye uyanmamaları gerçekten ilginç!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(|.).

1.Yardım eden, yardımcı: Allah imdatşınız olsun.

2.Yardıma gönderilen asker: imdatçı bölük, imdatçı asker.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. Ar. binâen-aleyh, Fars. binâ-ber-in).

1.Bu halde, böyle olduğu holde. Hulâsa ve kısaltmalarda söylenir: İmdi siz ne yapacaksınız?

2.Artık, gayrı: Gel imdi. Ey söyleyin imdi (bu ikinci mânâ ile cümlenin sonuna gelir ve «indi» telâffuz olunur: Gelindi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) karşılıklı etkileme; (f.) karşılıklı etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meded»den masdar).

1.Yardım isteme, birinin yardım ve merhametine sığınma: Tanrı’dan istimdâd etti. 2.Düşmana karşı bir kumandandan veyahut müttefik bir devletten asker isteği: Karşısındaki kuvvetin çokluğunu görünce istimdâda mecbur oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمداد] yardım isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask for help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kaplayan, çeviren, örten.

2.Kaplamacı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplamak işi, tarz ve usûlü. bk. Kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün ömründe, ömür boyu, bir ömür devam eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitmez tükenmez, bütün, tekmil. all the livelong night hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir gece boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok istemek, arzulamak, hasretini çekmek, özlemek. long for özlemek, arzulamak. long after a friend bir dostun özlemini çekmek. long for freedom hürriyet hasreti çekmek. I long to go Gitmeyi çok istiyorum. longing i. hasret, özlem. longingly z. has

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. çok, pek: geç; müddetince, müddetine kadar, çok vakit, çoktan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uzun; uzun süren, yorucu;mesafece uzun; alışılmıştan uzun; şümullü, uzak (tarih); i., (şiir) uzun hece. long division bak. division. long dozen on üç. Long Island New York eyaletinde bir adanın ismi. long johns A.B.D., k.dili uzun paçalı don.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.) (musiki). Ağır dönen plak ki, uzun parçaların kaydedilmesi mümkündür ve son çeyrek asırda yavaş yavaş hızlı dönen Adî plağın yerini almıştır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. long-play

müz. uzunçalar

1. Üzerine seslerin düşük devirle kaydedildiği büyük boyutlu plak.

2.Bir sanatçının eserlerinin bir bölümünün yer aldığı kaset, albüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Romence) (musiki). Türk musikisinde Nİm Sofyân usûlü ile yapılan hareketli bir oyun havası (saz eseridir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli geminin en büyük sandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun yay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi cins pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun mesafeli; şehir dışı (telefon konuşması).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap veya piyeste fazla uzun ve sıkıcı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür uzunluğu, uzun ömürlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. profesör tipinde; klasik müziğe düşkün; i. profesör tipli kimse; bilgin; klasik müzik; hippi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el yazısı (stenografinin aksi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düsünüşünde uzağı görme kabiliyeti olan, önsezi sahibi; akıllı, zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boylam; astr. tul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun ömürlü. longlivedness i. uzun ömürlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun devirli (plak), dakikada 331/3 devir yapan (büyük plak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun menzilli (top). long-range plans uzun vadeli planlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi yükletme ve boşaltma gibi liman işlerinde kullanılan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzağı gören, ilerisini düşünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. istenilmeyen bir duruma mani olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammüllü, sabırlı, azap çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun vadeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıdemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz veya ırmakların birdenbire derinleşen yerleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü bitmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. muskellunge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمدار] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Maryland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Doctor of Medicine tıp doktoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kolay kayıt ve çalma için bir MiniDisc kaydedici ya da çaları bir CD WALKMAN®’e ya da taşınabilir bir CD çalara bağlamada kullanılan optik dijital ses arayüzü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir CD çalardan MiniDisc kaydediciye, Başlangıç ID’leri de dahil olmak üzere kolay müzik kaydı sağlayan bir optik dijital ses arayüzü. Aynı zamanda MiniDisc kaydedicinin sabit bir birimden uzaktan kumanda edilmesini ve açılmasını da sağlar. Disk bilgileri, sabit birimde de görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mobilization Day seferberlik günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dört kata varan depolama süresi sağlayan, MiniDisc için bir uzun oynatma/kayıt modu; örneğin standart 60 dakikalık boş diske, 240 dakikaya varan ses kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. merchandise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den İmef.) (mü. memdûde). Uzatılan, sesi uzatarak okunan, medli: Elif-i memdûde (uzun elif, A).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uzatılan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memdud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» den imef.) (mü. memdûha).

1.Övülmüş: II. Osman, Nef’İ’nin memdûhudur.

2.Övülmeye değer, makbûl: Ahlâk-ı memdûha. I


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممدوح] övülmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Övülmüş, övülecek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memduh).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yanlış oyun, hatalı oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامدار] ünlü, namlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Namlı, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAm-dârî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Net MD, OpenMG® ve MagicGate™ telif hakkı koruması teknolojilerini kullanarak USB kablosu üzerinden bir PC’den MiniDisc’e yüksek hızlı (LP2 modu 16 kat, LP4 modu 32 kat) ses verisi transferi sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) gece boyunca (süren).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) takma isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yazarın takma adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dik dörtgen şeklinde olan, uzunca, boyu eninden fazla; (bot.) yaprakları yumurta biçiminde; (i.) dik dörtgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzel kokulu bir çeşit siyah çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyütmek, abartmak, mübalağa etmek; çok iyi oynamak. over play one's hand kendi olanaklarına fazla güvenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filme alınan sahne oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .oynamak; eğlenmek; hareket etmek, sallanmak, kımıldanmak; çalgı çalmak; rol yapmak, temsil etmek, canlandırmak; kumar oynamak; su fışkırtmak (flskıye); hortumla fışkırtmak; ateş etmek (top); hareket ettirmek, gezdirmek; oyuna iştirak etmek. play at k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun, eğlence; sahne oyunu, piyes; şaka, latife; fiil, hareket; oynama, faaliyet; davranış; işleme; ilgi; hareket serbestliği. a play on words kelime oyunu. at play oynamakta, oyunda. child's play çocuk oyunu; çok kolay iş. come into play meydana ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dakikası dakikasına veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. play-off

sp. üst küme

İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynanabilir; çalınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. playback

söylemseme

Söylemsemek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. banda aldıktan sonra sesi tekrarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro afişi; oyun programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek; mirasyedi erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncu; aktör; çalgı çalan kimse, çalgıcı; eğlence ile vakit geçiren kimse; kumarbaz; (ing), (spor) profesyonel oyuncu; müzik aletini çalmak için kullanılan otomatik cihaz. player piano otomatik tertibatı bulunan piyano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynamayı seven; şen, şakacı, latifeci. playfully z. şenlikle; şaka olarak. playfulness i. şen oluş, oyunculuk; şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro meraklısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .oyun sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro; çocukların içinde oynadıkları kuçük ev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oyun kâğıdı, iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçuk piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. playmaker

sp. oyun kurucu

Karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (spor) rovanş maçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük çocuklar için etrafı parmaklıklı oyun yeri, park.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un online müzik mağazası’ servisinin genel udi. Üzerinde ‘plays for sure’ logosu taşıyan cihazlar bu servisten çekilen herhangi bir içeriği oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PLAYSTATION®3, Sony tarafından sunulan gelecek nesil eğlence sistemidir. Sizi kristal netliğinde görüntüler ve cesur renklerle dolu, sinema kalitesinde bir film deneyiminin tam ortasına sokmak için Blu-ray Disc™ teknolojisine sahiptir. Gerçeğe yakın grafikler ve çarpıcı seslerle, teknoloji harikası oyunlar inanılmaz bir deneyim yaşatıyor. High Definition filmler izlemek, tüm sevdiğiniz şarkıları ve fotoğrafları depolamak ve PLAYSTATION®Network ile İnternet’e bağlanmak için PS3™’ünüzü kullanın. Sabit Disk Sürücü tüm dijital video dosyalarınızı tek bir güvenli yerde tutmak için idealdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun zamanı, tatil saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uzatmak, sürdürmek. prolongation i. uzatma, sürdürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim polip’i denir. Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış olmasıdır. Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi ameliyattır.

Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Oyuncuların oynadıkları karakterlerin rollerine bürünerek birleşik bir hikaye yarattıkları oyun türü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(aslı: Şem’-dân) (i. F„ A. Şem’ = mum, F. dân = edat, halk dilinde: Şamdan). Yanmak üzere mum dikilen Alet kl, madenden muhtelif şekillerde olur ve çeşitli İsimler alır: Gümüş şamdan, çifte şamdan, el şamdanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick. candelabra. candelabrum. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick. candelabrum. chandelier. hearse. lamp. lamp pad. pricket. candle holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şamdan yapan ve satan adam.

2.Bir büyük dairede şamdan ve mumlara nezâret eden: Şamdancıbaşı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin. senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سمدار] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mumu, dinin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uzun, üzerine uzanılabilecek şekilde yapılmış iskemle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck-chair. settee. chaise longue. lounge chair. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaise-longue. deckchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaise longue. day bed. deck chair. easy chair. lounge. lounge chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan, yandan; s. meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم درد] karın ağrısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («Şimiden» tâbirinden kısaltılmıştır). Şimden sonra, şimden geri. (bk.) Şimdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde bulunulan zamanı gösterir: Şimdi geldim, şimdi gideceğim, şimdi nerededir, şimdiye kadar, şimdiye değin. Şimdiden = Bu kadar erken: Şimdiden gidecek miyiz? Şimdiden sonra = Bu vakitten sonra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. at the present time. presently. anon. just. now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereby. now. presently. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. at present. at once. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Tam bu zamanda: Şimdicek burada idi, şimdicek gelecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. this very moment. right now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamandaki, şimdi olan ve var bulunan: Şimdiki zaman, şimdiki adamlar, şimdiki halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the present. present. actual. current. present-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. immediate. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. sb / sth of the present time. of today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. the present continuous tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimdiki halde, şimdiki zaman için: Şimdilik bu kadar kâfidir. Şimdilik bir şey yoktur, hastalıkta şimdilik bir tehlike yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for now. temporarily. for the present. for the time being. pro temp. pro tempore. for the nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the present. for the time being. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the time being. for the present. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ست دیده] zulme uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. dışa doğru meyletmek, meyil yapmak; yayılmak; meyilli olmak; atın omuzunu yerinden çıkarmak; i. yayvanlık; mim. (çerçevede) meyilli kısım, pah, şataf; s. geniş ve yayvan; pahlı; kaba; acayip; eğri büğrü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli ve yayvan ayak, taraklı ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük ve biçimsiz ağız, yayvan ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim, kılıç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den).

1.Çekip uzatma, uzun etme.

2.Sürdürme, sürmesine sebep olma.

3.Kelimenin bir harfini uzun okuma, çekme, Osm. medle okuyuş: «Amîn» in «a» ve «i» sesini temdîd etmeli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمدید] uzatma. 2.süre uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok övme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tem-dih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolongation. extension. continuance. continuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension of time. extending. ampliation. continuation. extension. prolongation. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to extend. to prolong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevle, her parçanın başlangıcı kısaca çalınarak dinleyicilere kısa bir önizleme sağlanır. Oynatma zamanı, 10, 20 ve 30 saniye arasından seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. wholly. totally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. deduction talil. dedüksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dayanacak, itimad edilecek şey, dayak, destek.

2.Güvenilecek yer.

3.Prensip.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عمده] dayanak. 2.ilke, prensip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Ümid ettirmek, ümide düşürmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incelikle oynamak; bir rolü eksik oynamak; ehemmiyet vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB Media Player ile birçok USB aygıtını doğrudan BRAVIA TV’nize bağlayabilirsiniz. WALKMAN® mp3 çalar, Cyber-shot fotoğraf makinesi, VAIO dizüstü bilgisayar, Handycam® Video Kamera veya USB Memory Stick™ fark etmez; multimedya dosyalarınızın keyfini büyük ekranda çıkarmak için bağlamanız yeter. USB aygıtınızın içeriği doğrudan BRAVIA TV’ye aktarılır; böylece zahmet çekmeden müzik dinleyebilir (MP3), en sevdiğiniz fotoğrafların slayt gösterisini (JPEG) veya son çektiğiniz ev videolarını izleyebilirsiniz (MPEG1).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

USB Music Player, en sevdiğiniz şarkıları veya şarkı listelerini BRAVIA TV’nizde dinlemenizi sağlar. VAIO, WALKMAN® mp3 çalar veya USB Memory Stick™ gibi birçok USB aygıtı TV’nize kolayca bağlanabilir ve MP3 müzik dosyalarınız doğrudan büyük ekrana aktarılır; bu sayede tek bir hareketle odanızı en sevdiğiniz müzikle doldurabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وامدار] borçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

17’nci Yüzyılda yaşadığı öne sürülen ve zalimliğiyle ünlü Bosnalı İbrahim Voyvoda aslında 18 yaşında Rabia adlı bir kızdı. Kimsenin baş edemediği Rabia’nın ölümü biraz acı oldu. Bir çengele asıldı ve halkın gözü önünde ölüme terk edildi...

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. impervious. insusceptible. pachydermatous. stolid. thickskinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. insensitive. thick-skinned. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. thick-headed. callous. insensitive. impassible. thick skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick-headedness. stupidity. callousness. insensivity. stolidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sene boyunca devam eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زخمدار] yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ زمامدار] yular tutan. 2.işleri yürüten, sorumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by