Me ne demek? | Me anlamı nedir? | Me

Me anlamı nedir?

Me ne demek?

Me anlamı nedir?

Me | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). M harfinin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., bak. I, beni, bana. Ah me ! Aman, aman!. Dear me! Olur şey değil!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Maine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu düğme, Sony 16:9 TV’nizi, 16:9 dışında biçimlere ayarlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). sofradan ve yataktan (boşanmanın bir çeşidi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب احمر kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) terk; metrukiyet, terk edilmiş olma; tam feragat ile kendini teslim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبجامه] su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

()i karın, batın; biyol haşarat gövdesinin art kısmı abdom'inal (s) karna ait abdominal cavity (anat) karın boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah’ın kulu. el-Melik, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah’ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hastalara şifa veren, mesih İsa’nın kulu.-(bkz.Mesih). İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Metin). Allah’ın isimlerin-dendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köprünün karada olan ayağı, mesnet; (mim). kemer veya kubbenin ağırlığını destekleyen kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Loğusalık; doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. hasten. hurry. hustle. nip. rush. scurry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurry up. to make haste. to hasten. to be quick. to rush. to scurry. to flurry. beetle. come on. to put one's best foot forward. get a hump / hustle. hotfoot. hump on. hurry. hurry on. hurry up. to put one's best leg foremost. to shake a leg. look ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quicken. to hasten. to accelerate. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, olgunluk zirvesi; (Tıb). buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışınlarının kuvvetini ölçen araç, aktinometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirayet, feraset, çabuk kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing lots. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide. murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murdering. murder. homicide. manslaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Allah daim ve bakî etsin mânâsiyle kullanılan Arapça duadır: Adâmellâhü devletehu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kur’a çekme, isimlerin yazılı bulunduğu kâğıtlardan herhangi birini çekerek belirtme yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered. to be deemed. to be regarded as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kabul etmek, saymak: Bu işi olmamış addedin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. to count. to esteem. to deem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider. to steer / to hold. to esteem. deem. reckon. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaalanı, hava limanı; hangar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarfsız uçak mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket halinde ve sabit olan hava ve gazlar ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ölçme aracı, aerometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be forgiven. to be pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be granted a pardon. to receive pardon. pardoned to be. receive a pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardoning. forgiving. condoning. absolving. forgiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.).

1.Bir ceza, suç veya kusuru bağışlamak.

2.Özür dilemek: Affedersiniz, sizi rahatsız ettim galiba?

3.işten çıkarmak, uzaklaştırmak: Sizi bu vazifeden affediyorum. «Affedersiniz» veya «affetmişsiniz» şekilleri itiraz makamında kullanılır: «Siz onu affetmişsiniz».


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgive. excuse. pardon. condone. absolve. release. dismiss. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgive. excuse. pardon. condone. absolve. release. dismiss. remit. overlook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pardon. to forgive. to excuse. to condone. to absolve. to overlook. to relieve / to remove from a job. post. to write off a penalty. to show clemency. to waive a debt. grant pardon. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beg smb. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alevler içinde, alevlenmiş, tutuşmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelecek, istikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). toplamak, bir araya getirmek, yığmak;(i). toplama; (jeol). volkanik parçaların bir araya toplanması. agglomera'tion (i). toplama; yığın; bir araya toplanmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). Lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, muvafakat, ittifak, karar; mukavele, itilâf; mukavelename , kontrat, bağıt. come to an agreement bir karara varmak, uyuşmak. gentlemen's agreement karşılıklı anlayışa dayanan ve yazılı metni olmayan anlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be on friendly terms with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resolve. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiance. to pledge. to engage / to promise solemnly. to covenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to bring in accord / agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق عملی] uygulamadaki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق ذميمه] kötü huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

{i. A.).

1.-daha, pek, çok, en çok methedilmiş olan.

2.Erkek adı.

3.Peygamberimizin adlarından biri.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2.ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: “...adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici olarak geldim” şeklinde geçen isimlendirme ile Peygamberimizin isimlerinden birisi olarak anıldı ve kullanılmaya başlandı.- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Ahmed-i Muhtar, Hz.Muhammed (s.a.s).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Hahmrâ). Kırmızı, kızıl, surh. Mevt-i ahmer = Kanı dökülerek öldürülme, şehitlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احمر] kırmızı, kızıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kırmızı, kızıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receive. to take. to collect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlatıcı niteliği olan not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Kısırlık, verimsizlik, neticesizlik, kesintiye uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. sterility. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقامت] verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. Türkçe). —Mukavele, muahede, ittifak, içtima gibi bağlaşma veya toplaşma mânâsı taşıyan Arapça kelimelerle — Yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiate. to make. to contract. to draw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude. to enter into. to make. to execute. to covenant. to contract. to sign. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma yapmak, sözleşme yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dünyada kullanılan bir çok teletekst hizmetinin (Top-Text, Videotext, FLOF (Full Level One Features))otomatik olarak tanınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ay gibi beyaz (yüz)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Musiki Aletlerinin seslerini belirli bir sese göre ayırlamak, düzenlemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tepki, reaksiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Erişilmek istenen en büyük emel, hedef, mefkûre, ülkü, fr. ideal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصای امل] ülkü, ideal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accéléromètre

fiz. ivmeölçer

Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yere çarpıp geri dönmek (ses ve ışık).

2.Bir yere vurmak (ışık): Lambanın ışığı eve aksediyor.

3.Parlak ve düz bir yüzeye çarpıp aynen görünmek, yansımak: Durgun suya akseden evler.

4.Ulaştırılmak, duyurulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. to reverberate. to be heard. to become known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. to reach. to strike. to reverberate. reflect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) yansımak, vurmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yankılamak, yankılanmak (yalnız ses için).

2.Yansılamak (ışık).

3.Ulaştırmak, duyurmak (meseleyi, haberi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. to reflect. to echo. to mirror. to transmit. to convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to echo. to transmit to. mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ters davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate. to raise difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس العمل] tepki, reaksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitalize. carry asset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) (c. alâmât, alâim).

1.Nişan, işaret, bilgilik: Müşterek sürülerde herkesin hayvanları alâmetlerinden belli olur. Hudutta alâmet çakarlar. O madalya, sahiplerine bir iftihar alâmeti olmak için verilir. Ta çocukluğunda, zekâ alâmetleri yüzünde görülürdü.

2.Eser, iz, emare: Oranın ordugâh bulunmuş olduğuna hiç bir alâmet görmedik. Ninova ve Babil şehirlerinin nihayet alâmetleri açığa çıkarıldı. Hırsızın hariçten girmiş olduğunu gösterir birçok alâmetler ele geçirdik. O, ihtiyarlıkta dahi yüzünde güzellik alâmetleri taşıyordu.

3.Remz, işaret : Zeytin ağacı dalı, eskiden beri sulh alâmeti kabul olunagelmiştir. Alâmet-i fârika = Bir şahsıh veya |eyin diğerlerinden ayrılması için kullanılan belirli işaret : Başçavuşların alâmet-i fârikası vardır. Her hastalığın bir veya birkaç alâmet-i fârikası vardır. Alâmet-i fârika nizamnamesi = İmal edilen nesnelerin biribirinden ayrılması ve taklide meydan verilmemesi için, sahibinin arzusuyla tescil olunan alâmete mahsus kanunî hükümler, tıp. Alâmet-i maraz = Her hastalığın kendine mahsus olan hali, Fr. phenomene. Alâim-i semâ = Eleğim sağma, (Türkçe tâbirinden galat olup, her şeyi Arapça’ya veya Farsça’ya tatbik etmek merakında bulunanlarımızın icadıdır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. omen. sign. stamp. symbol. portent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. mark. omen. monstrous. enormous. augury. badge. brand. distinction. ensign. stamp. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامت] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşaret, iz, nişan. 2.Remiz, sembol. 3.Belirti, emare. 4.Çok iri, şaşılacak büyüklükte (mec.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Yerinden indirmek.

2.Yere vurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeer. mock. rag. rally. sneer. taunt. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make fun of. deride. to hold in derision. gibe. guy. jest. josh. kid. rib. ridicule. roast. scoff. sport. taunt. twit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albümin, yumurta akı. albuminous (s). albuminil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم افروز] dünyayı parlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İki Alem dünyâ ile Ahiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to use sb. to make a fool of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazing up. blaze. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarmak, iştial etmek, tutuşmak. Mec.

1.Şiddetlenmek.

2.Gazaba gelmek, hiddet etmek, birden parlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. to take fire. to blaze. to grow violent. to flare up. to flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break out in flames. to burst into flames. to grow violent. to flare up. flame. glow. inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A.Alî yüksek A. himmet). Himmeti çok ve büyük olan, yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek mekân = yer). Yeri ve rütbe ve makamı yüksek olan (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی همت] yüce himmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek, gıda, beslenme; maişet, nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Acılık, acı tat.

2.Acı hıyar.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz.

2.İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convulse. jumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her ilme Aşinâ olan, üstâd-ı Azam, Fr. Savant ve Erudit: Allâme Ebussuûd Efendi; allâme-i zamân Celâlüddin-i Süyûtî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامه] büyük bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conquer. dispose. overcome. overpower. pulverize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overwhelm. overcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underscore. underline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. dislocate. disorganize. overset. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset. to ruin. agitate. churn. dislocate. disorganize. invert. knock over. to turn over. overturn. perturb. subvert. throw out. trouble. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). amip. amebic (s). amiplerle ilgili; amiplerin sebep olduğu. amebic dysentery (tıb). amipli dizanteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da geçmiş zaman fiili olup imas. gibi kullanılır).

1.Geliş, gelme, vusul: Amed şüd = Gidip gelme, eyâb ve zehâb.

2.Vaktiyle defterlerde kayıt işareti olup, kaydı terkin olunanlarda «reft» kelimesiyle işaret olunurdu (Bundan «Amediyye» yanlış tâbirini de teşkil edip gümrük terimlerinde kullanıyorlarsa da, kabûle şayân değildir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمد] gelme, geliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bâb-ı Alt’de MAbeyn-i Hümâyûnla olan muhabere kaleminin reisi ve Meclis-i HAss-ı Vükelâ başkâtibi: Amedci Bey. Asıl resmî adı: Amedî-i Dİvân-i Hümâyûn’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amedci unvan ve mansıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amedî-i Dİvân-ı Hümâyûn. (bk.) Amedci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geliş, vusul. Yalnız «resm-i hoş-Amedî» tabirinde kullanılır, safa geldiniz demek makamında edilen selâm resmine denir. Kudum tebriki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدورفت] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدوشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Amâl).

1.İş, kâr, fiil: Amel-i hayr = Hayırlı iş, amel-l kesir = Uzun iş.

2.İcra, tatbik, bir kaide veya ilâhî emrin yürürlüğe konması: İlmi ile amel ediyor, icab-ı şer’İsini bilerek amel ediyor.

3.Bir adamın mezhebinin emirlerine ve yasaklarına göre ettiği hareket: Onun ameli iyidir. Ameli bozuktur. Mahşer gününde herkes ameline göre muamele görecektir.

4.Eser, mahsul, sây, masnû: Bu kılıç hangi ustanın amelidir?

5.Tesir, fiil ve icrasını gösterme: İçtiğim ilâç amel etmedi. 6.Ter, ishal, liynet: Ameli vardır. Amelden rahatsızdır. Bu gece beş defa amel etti.Edebiyat. (Arap gramerinde)Bir kelime veya mânevi Amilin diğer bir kelimenin İrâbına verdiği değişiklik: Harf-i cer bir isim üzerine amel edip onu mecrû eder.(matematik). Hesapta dört işlem de denilen dört başlı kaidenin beheri ki cem, tarh, darb, taksimdir.Vaktiyle Araplar’ca Amil denilen bir vali veya mutasarrıfın hükümeti ve idaresi altında bulunan yer. (Tıp) Amel-i kayseri = Doğurmaya yakın bir kadının hayatından ümit kesildikte, karnını yarıp çocuğunu almak ameliyatı ki, meşhur kayser Juliues Caesar böyle alınmış olmakla, ismine izafetle tesmiye olunmuştur. Şimdi Fransızca’dan (sezaryen) deniyor. Düstûrül-amel = Ona göre tatbik olunan esas kaide. Bir memura rehber-i harekât olmak üzere verilen emir ve talimat vesaire: Elinde düstûr-ül-amel olacak talimatı vardır. Mühendislerce düstûr-ül-amel olacak esaslı bir kitaba ihtiyaç vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diarrhea. diarrhoea. catharsis. act. action. runs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. action. deed fiil. practice. performance. diarrhoea. diarrhea. the runs. the trots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enamel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To enamel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. action. practice. performance. diarrhea. deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمل] iş. 2.ishal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MANDE) (i. F.) (A. amel: İş. F. mânden: Kalmak). İşten kalmış, iş göremez, battal, muattal, ihtiyarlıktan veya bir sakatlıktan artık hiç bir iş göremez hale gelmiş adam: Amel-i mânda bir ihtiyar. Amel-i mândalara mahsus hayrat-hane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil) (lisanımızda bu mânâ ile kullanılmaz. Türkçe’de müfret gibi de kullanılır). İşçi, rençber, ırgat, gündelikle ağır iş ve hizmetlerde bulunan adam: Amelenin geçiminin temini düşünülecek iştir. Bir amele bulmalı. Çiftliğini ameleye işletiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workman. worker. laborer. labourer. coolie. hobo. hodman. peon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker. workman. labourer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker. hand. manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمله] işçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workfolks work folk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a worker/labourer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Fiilen, işliyerek yaparak, çalışarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عملا] bilfiil, işleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ameliye). Sırf ilme ve nazariyata ait olmayıp ameliyat ve icraatla dahi yapılan, icraattı, tecrübeli, pratik: Cerrahlığın ilmî cihetini bilmek kifayet etmez, amelî cihetinde dahi alışkanlık elde etmek iktiza eder. Hastahaneye, eczahaneye devam etmekle sırf amelî cerrahlık, eczacılık öğrenmiştir. Amelî bahçıvanlık: İlmî ve amelî çiftçilik. Hikmet-i amelîye: Vaktiyle ilm-i servet ve ilm-i idare-i mülk (sciences politiques et iconomie politique) gibi ameliyat ve icraat için lâzım olan ilimlerin hepsine verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied. functional. operational. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عملی] pratik, uygulamalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). biraz ıslah etmek, iyileştirmek, düzeltmek; iyileşmek,; düzelmek, biraz ıslah olmak. ameliora'tion (i). iyileşme, düzelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ameliye» bu mânâ ile lisanımızda kullanılmaz). Bir fen ve ilmin icraat ve tatbikat ciheti: Ameliyat-ı cerrahiye, ameliyat-ı kimyeviye, ameliyat görülmedikçe kimyadan bir şey anlaşılmaz. Tıp fakültelerinde talebelerin tahsillerini tamamlamaları, mahir profesörlerin nezaretinde büyük hastahanelerde ameliyat görmelerine bağlıdır. Dilimizde fiil gibi de kullanılır: Filan operatör dün pek büyük bir ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical. operating. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgery. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical operation. performance. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمليات] işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hastaların ameliyat edildiği oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. theater. theatre. operating theater. operating theatre. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatre. operating theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. operating theater. operating theatre. operating theater theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has undergone a surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli bir gaye ile yapılan iş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمليه] işlem, uygulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem âmin; argo Haklısınız I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı; yükümlü, mükellef, sorumlu. amenableness (i)., (bak). amenability amenably (z). uysalca, boyun eğerek, yumuşak başlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ıslah etmek, düzeltmek, tashih etmek; (huk). bir tasarı vb'ni tadil etmek; tamir etmek; değişiklik yapmak; iyileşmek , düzelmek; iyileşmeye yüz tutmak., amendable (s). tadil edilebilir, düzeltilebilir. amendatory (s). ıslah edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tashih, ıslah; bir kanunu değiştirme; değişiklik; (huk). mahkemenin rızası ile davadaki yanlışlığı düzeltme ; toprağı ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). tazminat. make amends for özür dilemek; af dilemek; kusurunu düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılık, letafet; (çoğ). hoş tavırlar; hayatın hoş ve konforlu yönleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «İman» dan geçmiş zaman fiili, yalnız birinci şahıs kullanır). İnandık, tasdik ederiz. Ona diyecek yok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آمنا] diyecek bir şey yok, inandık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). âdetin anormal zamanda kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credo. creed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). para cezasına çarptırmak, ceza vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

america.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

states. america. the states.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika kıtasından olan kimse. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri halkı için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yankee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be americanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelen, menşei orası olan kaba bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar where drinks are served.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbleached and coarse calico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. américanisme

Amerikancılık

Amerikancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Atom ağırlığı 241 olan ve sunî olarak elde edilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Amerikalı Kızılderili veya Eskimo'larla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mor renkte bir çeşit kuvars, ametist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Mor renkli bir kuvars çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amethyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) imâme (i. A.) (c. amâim). Sarık, başa sarılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amme, kamu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AMME) (i. A. «umum» dan if. mü.). Umum, halk: Ammeye malûm oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Babanın kızkardeşi, dilimizde bunun yerine sehven hala sözünü kullanıyoruz. Halbuki hala, teyze demektir, asıl Türkçesi çiçe’dir. Bu terkedilmiş kelimenin canlandırılması böyle yanlış bir Arapça kelimenin kullanılmasından elbette hayırlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public. general. the public. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse , wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمه] hala.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. local government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public benefit. public interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). elektrik akımını amperle ölçen alet, ampermetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mother to a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi yapmak için kendi kendisine söz vermek, ahdetmek, yemin etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir Yunan tanrıçası ; (astr). Andromeda takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rüzgârın şiddet ve hızını tayin eden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémomètre

yelölçer

Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to employ. book. engage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of various resins or oleoresins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1) A form of Japanese Animation. animation, cartoons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Derived from the french word for 'animated', this is what we call Japanese Animation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuirass made of horizontal overlapping lames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to describe a style of Japanese animation where people are drawn with big doe-eyes There's also usually at least one of the following large human-controlled anthropomorphic robots; big space ships; ninja, samurai, or other martial arts; demoni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cenotaph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denote. imply. mean. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a mother to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilga, kaldırma, iptal, fesih, bozma; evliliğin butlanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ANSI Lümen Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından tanımlanan, parlaklık birimi standardıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make an oath. swear. take oath. vow. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

öğleden evvel, sabah; (kıs). AM.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan vücudunun muhtelif uzuvlarını ölçme ilmi. anthropomet'ric (s). bu ilme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kusmayı önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi. apartment house apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin; memuriyet, hizmet, görev, iş; randevu; emir; (çoğ).. donatım, teçhizat (gemi, otel v.b.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde şarkıların sonunda ve bazan başında çalınan saz partisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar verme hakkı veya yetkisi; hakem sıfatıyla karar verme; hüküm, karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü Yunan matematikçisi Arşimed'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sıvıların yoğunluk derecesini ölçmeye yarayan Alet. Arşimet (Arkhimides) kanununa dayanılarak yapılan bu Alet, içi boş cam bir silindir ile bunun üst kısmındaki dereceli bir çubuktan meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aréomètre

kim. sıvıölçer

Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa; karşısındakileri ikna etmek için öne sürülen delil veya hususlar; bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti. argumen'tal (s). münakaşa veya delil göstermeye ait. argumenta'tion (i). tartışma, münakaşa; yargılama, muhakeme. argumen'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Sayılardan, sayıların işlemlerinden bahseden matematik kolu, sayı ilmi. 2.Bu ilimle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahlandırma, donatım, teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).silahlı. armed forces silahlı kuvvetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ermenistan. Armenian (i).,(s).Ermeni, Ermenice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incremental labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring in. lodge. offer. peg out one's claim. prefer. present. proffer. propose. propound. put in. send in. show. submit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. desire. fancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wish for. to want. to desire. choose. list. wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Talip, çok isteyen, istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). istek, heves.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get nervous. to be irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crave for unusual foods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). utanmış, mahcup olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Asidölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acidimètre

kim. asitölçer

Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow rebellious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey. to set authority at naught. to take the law into one's own hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Akılsız, beyinsiz, şaşkın, sersem. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. asymétrie

mat. bakışımsızlık

Bakışımsız olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetrical. dissymmetrical. skew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetric bakışımsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma mânâsında kullanılan uydurma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağın ve suyun asitli emisyonlarla kirlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Askerî bir durum almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vurmak: Bir tokat aşketti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asrî hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i takdir edilen kıymet; kıymet takdir etme; vergi; ödenecek veya toplanacak meblâğ .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin etme; tayin edilen şey; (huk). feragat etme, feragat senedi, havale senedi; davanın görulmesi için gün tayin edilmesi; müflisin malınl bir vekile emaneten teslim ve havale; temlik; okul ödevi, evde hazırlanacak ders assignment

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine almak, deruhte etmek ; farzetmek, var olduğunu kabul etmek; var gibi göstermek, yakıştırmak; yetkisi olmadan bir vazifeyi üstüne almak. assumed (s). farzolunan; hayali; takma, müstear (isim) ; gasbedilmiş assuming (s). kibirli, mağru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl vazifesi takım komutanlığı olan en küçük rütbeli subay. Osm. zâbit vekili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second-lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second lieutenant. sublieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). hayret, şaskınlık, şaşırma.be filled,(seized,struck). with astonishment şaşmak, şaşakalmak, donakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).uçağın üst kısmında gökcisimlerini gözlemek için yuvarlak pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). astronom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) simetrisizlik, bakıışımszlık.asymmetrıc (s) simetrik olmayan, simetriz, bakışımsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). samimi ev toplantısı, kabul günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fire. discharge. let out. pop. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing. setting on fire. arson. gunning. ignition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak: Ocağı ateşlemek. Cephaneliği ateşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. to fire. to set fire. to set on fire. to ignite. to provoke. to inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set fire to. to ignite. to kindle. to commit arson. to fire. pull on the trigger. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş vermek, tutuşturmak.

1.Ziyade kızdırmak.

2.Fesadı şiddetlendirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set on fire. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş almak, tutuşmak.

1.Çok kızmak, pür-hiddet olmak.

2.Şiddet kesbetmek, azmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fired. to be ignited. to run a temperature. to get angry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. ascribe. impute. accredit. refer. direct. arrogate. inscribe. set down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. to attribute. to ascribe to. to refer to. to impute to. to accredit with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impute. to attribute. to ascribe. cast. father on / upon. lay to. put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atığın toprak katmanları arasına gömülmesinden ibaret, katı atık tasfiyesinin en yaygın yöntemi; Atıkların gömüldüğü çukur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).atmometre, buhar ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık, merbutiyet; ilgi, alaka; sevgi, muhabbet, dostluk; (huk). zapt ve müsadere, haciz; zapt ve müsadere ilamı; ek parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).hüner, marifet; elde etme, erişme, edinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطعمه] taamlar, yiyecekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme kuvvetini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zam, ilâve; ilâve harf veya hece (Yunan, sanskritçe v.b. gibi dillerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyütmek, artırmak, çoğaltmak; uzatmak; büyümek, artmak, çoğalmak ; uzatmak; augmentable (s). artırılması mümkün olan, çoğaltı!abilir. augmenta'tion (i). artırma, büyütme, çoğaltma, uzatma. augmentative (s)., (i). artma yahut artırma kuvveti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to be wandering aimlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : Büyükçe bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç adaçayı ilave edilip kaynatılır. Ilıdıktan sonra bu su ile ayak banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernment. distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. distinguish. spot. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distinguish. to discriminate from. differentiate. discern. discriminate. know. signalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to work. loaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mete).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hürriyetini geri vermek.

2.Serbest bırakmak, salıvermek.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Büyüklük, ululuk: Azamet-i İlâhîye = Tanrı’nın ululuğu. (Bu mânâ ile başlıca Tanrı hakkında kullanılır; insan hakkında kullanıldığı zaman aşağıdaki ikinci mânâya gelir):

2.Kibir, gurur, büyüklük taslama, bencillik: Bu adamın da azameti çekilir şey değildir.

3.Debdebe, tantana: Geçit resmi pek azametli oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. vanity. greatness. grandeur. majesty. magnificence. grandiosity. sublimity. pride. arrogance. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandeur. majesty. greatness. arrogance. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عظمت] büyüklük, ululuk. 2.çalım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyüklük, ululuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Azamet taslayan, çalım satan, kurum satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya AZAMETLÜ (i.).

1.Büyük, ulu, celâl sahibi: Ey azametli Allahım.

2.Kibirli, kibirlenen, mağrur: Azametli adamdan kimse hoşlanmaz.

3.Tantanalı, debdebeli: Azametli bir alayla.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great. grand. arrogant. conceited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atık oluşturmadan kaçınma, buna karşılık kaynaklardan gerçekleştirilen üretimin niceliğini ve niteliğini arttırma çalışmalarını içeren koruma önlemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zulüm görmüş, incitilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dismiss. to set free. affranchise. affranchisement. emancipate. enfranchise. liberate. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. azâim). Büyük ve fevkalâde, çok mühim iş: Azâim-i umûrla (büyük işlerle) meşgul olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. azâim). Yukarıdaki kelimenin aynı olduğu halde dilimizde bu mânâda kullanılmayıp, isim gibi ve başka mânâ ile kullanılıyor. Cinleri veya yılanları vesair muzır şeyleri, musallat oldukları adamın yakasını bırakmaya mecbur etmek iddiasıyle yapılan tılsım ve dua vesaire, efsun: Azâim ile kendisini iyi etmek iddiasında bulunuyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kesin kararlılık, niyet, sebat. 2.Cin, yılan ve benzeri şeylerin şerrinden kurtulmak için okunan dua. 3.Büyük iş, büyük günah, büyük bela.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da «azm» ile bazı yerlerde aynı mânâda kullanıldığı ve «azîme» ile aynı kelime olduğu halde, dilimizde her birinin mânâsı ve kullanılış yeri ayrılmıştır). Bir yere müteveccihen hareket, yola çıkma: Hlcâz’a azimet etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزیمت] gitme, yola çıkma. azimet etmek gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına gelmektedir. 2.Herhangi bir kolaylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin irade gücüyle yenilerek yapılması gerekli olan dini vecibel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay a trick on a friend for fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dismissed. to be discharged / removed from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supersession from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Birini işinden atmak, çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depose. recall. to dismiss. to discharge. to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate. discharge/dismiss/terminate. to dismiss. to discharge from office. to depose from office. unseat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمند] hırslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Engeller ne olursa olsun bir işi başarmaya karar vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be determined to. to resolve upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decide firmly (to do something. determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sb to resolve firmly (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. azotomètre

kim. azotölçer

Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a father to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Açık saçık yazı ve resimleri havi kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر احمر] Kızıldeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. to make / to lay a bet. go. lay down. take on a bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conferment. dotation. granting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.).

1.Bir konuda konuşmak, söz söylemek.

2.Hakkında konuşmak: Bugün bize yaptığınız seyahatten bahsedin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). İhsanda bulunmak. Mânevî bir huzur, rahatlık vermek: Bana bahşettiğiniz saadeti hayatımda tadmamıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. make mention of. talk about. speak of. refer. advert. chew over. cite. discourse. make noises. slip in. talk on. talk over. talk round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cite. mention. to talk about. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mention. to discuss. to talk about. allude. cite. deal with. speak. touch. treat of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concede. grant. to give. to grant. to bestow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grant. to grant a right. send.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kefalet, malları teminat olarak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşkünlerin, müzmin hastalığı olanların sürekli olarak bakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursing home. home. hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary. nursing home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensatory. clinic. nursing home. dispensary. welfare home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (Mucidi olan bir İtalyan’ın ismini taşır. Büyük yanlış olarak «balyemez» yazılıp, her şeyi Farsça ve Arapça bir isimle adlandırmayı zarafet sayan eski kâtiplerden biri tarafından «asel nemihurd» diye tercüme olunduğu meşhurdur). Eski bir cins top.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Binbir Gece Masallan''nda dilenciye boş tabaklarla hayali bir ziyafet çeken Bağdat'lı prens. Barmecide feast çok kıt yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bar tezgâhtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barman. bartender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bartender. drawer. tapster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barometre, hava basıncını öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Fransızca barometre’den). Havanın ağırlığını mukayese ve hava değişikliklerini önceden tayin ve yerini, irtifaını keşfetmeye mahsus Alet. Osm. Mikyas-ül-havâ, mîzân-ül-havâ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. baromètre

fiz. basınçölçer

Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. weather glass. rain glass. weatherglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Barometre hava basıncını ölçmeye yarar. Bir çoklarımızın evinde termometre vardır da barometre yoktur. Olanların da çoğu için pek mana ifade etmez. Halbuki barometre hava tahmininde en önemli araçtır.

Çok sağlıklı hava tahminleri meteoroloji balonları, şimdilerde ise uydular vasıtası ile yapılıyor ama evinizde barometrenin düşüş veya yükselişini takip ederek, bir de rüzgar yönünü gözlemleyerek hava tahminini rahatlıkla yapabilirsiniz.

Örneğin barometre 30’un üstünde gösteriyor ve yükselmeye devam ediyorsa hava açık olacak ve rüzgar şiddeti azalacak demektir. Eğer 30’un altında ve düşmeye devam ediyorsa hava bulutlu ve rüzgarlı olacak, hatta fırtına gelebilecektir.

Atmosferdeki hava basıncındaki değişiklikler rüzgarları yaratırlar. Ancak hava basıncındaki değişiklik tek başına o günkü veya gelecek günlerde oluşacak hava durumları hakkında yeterli bilgi veremez. Eğer rüzgar yönünü de biliyorsanız o zaman kısa dönemler için pratik tahminler yapabilirsiniz. İimdi rüzgar yönleri, barometrenin durumu ve bunlara göre oluşabilecek hava durumlarına bir bakalım:

Diyelim ki evinizde bir barometre yok. Problem değil. Hava basıncını ölçmenin diğer pratik yolları da var. Bir fincan kahve de aynı işi görebilir. Eğer kahve üzerindeki kabarcık ve köpükler fincanın ortasında toplanıyorlarsa hava basıncı yüksek, kenarlara doğru yayıiıyorlarsa basınç düşük demektir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertigo. swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

- Kulak ağrısı

- Araç tutmaları

- Ani hava değişimi

- Bazı göz hastalıkları

- İlaç zehirlenmeleri

- Düşük veya yüksek tansiyon

- Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları

- Kansızlık ve kan hastalıkları

- Mikrobik hastalıklar

- Beyin hastalıkları

- Sara ve bazı ruh hastalıkları

Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir. Basit baş dönmelerinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya 1 kahve kaşığı anason konur. 10 dakika demlendikten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Buyruk altına girmeyen, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bodrum katı, zemin kat; herhangi bir yapnın kaidesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). E’lendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basım işi yapılan yer, matbaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. befall. happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplify. to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ilkokulun idaresinden sorumlu olan öğretmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ölümden sonra dirilme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz derinlik ölçeği, iskandil aleti, batometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعث بعد الموت] ölümden sonra diriliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave like a baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bebr tavrı takınmak. (bk.) Böbürlenmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). become.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to argue. to quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Hallolunmak, muvaffakiyetle icrâ olunmak: O iş becerilemedi. 2.mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Güzellikle icrâ ve tesviye etmek, halle muvaffak olmak: Bu işi becerebilecek misiniz? O adam bir iş beceremiyor.

2.mec. Katil ve idam etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do well. manage. get things done. tackle. swing. knock off. fuck. have a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrive. manage. to manage. to contrive. to break up. to mess up. to ruin. to seduce. to lay. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry out successfully. to mess up. to kill sb. to rape sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yaptırmak, birinin işini bitirmek.

2.Katlettirmek: Tutulan haydutları becertmiş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.), (ahçı) beyaz sos, beşamel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). olmak: yakışmak, yaraşmak, gitmek What became of ? ne oldu ? nereye gitti ? ne yaplyor? become due vadesi gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.

1.Sarhoşluğu kötü, fenâ sarhoş.

2.Kendini bilmeyecek derecede sarhoş, kendinden geçmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bedmestlik, sarhoşluk, kendinden geçmişük

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمست] içip içip dağıtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمستی] içip içip dağıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) ed+mes] içip içip dağıtma. bedmestlik etmek içip için dağıtmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatma vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Beğendirmek, birine beğeneceği bir şeyi göstermek veya birçok şeylerin içinden birini seçtirmekO adama elbise beğendirmek ne kadar zor. Sürünün içinde koyun beğendirmek.

2.Kabûl ve takdir ettirmek, makbûle geçecek bir iş yapmak: Yazımı beğendiremedim. Hizmetçi, efendisine işini beğendirmeye ça lışmalıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb to like sth. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Beğenilmek, kabûl olunmak, makbule geçmek: Yazısı beğenildi. Sesi beğenildi. 2.Seçilmek, intihap olunmak, tercih edilmek: Bir sürünün içinde ancak üç dört koyun beğenildi. İkisinden hangisi beğenildi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be approved of. get across. go down. win recognition. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be liked. to be admired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appreciated. to win approval. to acquire vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beğenme, (bk.) Beğeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapprove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liking. admiration. appreciation. approval. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Beğenmek, iyi bulmak, kabûl ve takdir etmek, Osm. pesend eylemek: Bu çiçeğin kokusunu beğenmedim. Yazısını çok beğendiler.

2.Seçmek, intihap etmek, hoşa gideni ayırıp almak: Sürüye girin de istediğiniz kadar koyun beğenin. Bir mağazada çorap beğeniyordu.

3.Tenezzül etmek, saymak: Adam beğenmiyor, kimseyi beğenmez. Kendini beğenmiş: Fars. Hod-pesend, Ar. mağrur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. approve. appreciate. enjoy. applaud. care. decide on. decide up. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applaud. dig. enjoy. like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to like. to admire. to approve of. to choose. to prefer. care for. enjoy. fancy. get a kick out of. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ve galatı: beğenmemezlik).

1.Beğenmemezlik, takdir etmeme, hoşlanmama: Ben, yemek hakkında beğenmezlik etmem.

2.Tenezzül, sayma-’ ma, kimseyi beğenmeyiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kirletmek, pisletmek; isletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: be-hemehâl). Mutlaka, ne yapıp yapıp, ne olursa olsun, her halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in any case. no matter what happens. for sure. come what may.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بهه حال] her halükârda, mutlaka, ne olursa olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. behâyim). Dört ayaklı, hayvan. Fars. çâr-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iran hükümdarlarından Isfendiyâr’ın oğlu Erdşîr’in lâkabı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kavza kökü): Turp’a benzer, otsu bir bitkidir. 20 Ocak ile 20 Şubat arasında çiçek açar. Çiçeğinin rengine göre kızılbehmen ve akbehmen adında iki türü vardır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İbn Sina mektebine mensup ve Arapça telifleri olan filozof. (X-XI. yy.). İbn Sina’nın kitaplarını şerhetmişir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nasibi olan, hissedar, bilen, anlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهرمند] hisse sahibi. 2.yararlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekleme, koruma, muhafaza. Ar. sıyânet.

2.Gözleme, Ar. İntizâr, tarassut.

3.Nöbet ve gözleme yeri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting. wait. waiting. expectance. expectancy. anticipation. contemplation. expectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipation. expectation. wait. waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standby. waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room. waiting hall. entry hall. lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of waiting. waiting period. waiting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, hiç görüşme yapılmadan, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı «bek» olan «pek» yani kuvvetli ve sağlam kelimesinden).

1.Beklemek, korumak, muhafaza ve sıyânet etmek, yanında durup nezaret eylemek: Çayırı, ormanı beklemek. Dağları korku bekler.

2.İntizar etmek, muntazır ve mutarassıt olmak: Birini bekliyorum. Misafir beklemek.

3.Ummak, ümid etmek: Ben, sizden bunu beklemezdim!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark time. wait. wait for. hope. expect. look forward to. watch. abide. anticipate. await. bargain for. bide. hang about. hang around. hold on. look for. have smth. in prospect. stand by. stay. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipate. await. expect. guard. think. wait. watch. to wait. to await. to hang on. to hold on. to stick around. to expect. to anticipate. to guard. to watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wait. to wait for. to expect. to expect from. to guard. to watch over. to attend. anticipate. await. bide. to keep guard. hang in. hope. look for. look forward to. stay. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Beklenilmek, intizar olunmak: Güneş altında beklenilmez.

2.Umulmak, ümid edilmek: O adamdan her iyilik beklenir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpected. sudden. unimagined. surprise. abrupt. adventitious. heaven-sent. improbable. snap. unannounced. unforeseen. unhoped. unhoped-for. unlooked-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrupt. sudden. unexpected. unforeseen. unlooked-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beklenmek, intizar olunmak: Bugünkü posta ile cevap bekleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be expected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be expected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müştereken ve birlikte beklemek: Birçok halk bekleşiyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wait together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kept waiting. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

süresi isim Vapur, uçak vb.nde önceden ödeme yapmadan belli bir tarih için yer ayırtma, opsiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bekletmek, beklemeye sevk ve mecbur etmek, intizar ettirmek: Beni çok bekletmeyin.

2.Bekçi koymak: Çayırı bekletmek. Kışın köşkü kime bekletiyorsunuz?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep smb. waiting. stand up. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make wait. to keep sb waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb wait. to delay. to postpone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beklettirmek, gecikmekle, başkalarını beklemeye mecbur etmek, intizarda koymak: Affedersiniz, beklettirdim!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. sagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kocakarı, acuze; (eski) nine, büyükanne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the town council. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çocuğu kundaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERELMEK) (f.). Gözü, akı iri iri görünecek şekilde açılmak: Gözü belerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERELTMEK) (f.). Gözü hiddetle çok açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. authenticate. be a record of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. document. to document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be documented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Gözlerini açıp şaşkın şaşkın bakmak, şaşa kalmak. Uykudan sıçrayarak kalkıp etrafa şaşkın şaşkın bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. definition. specification. assignation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. define. specify. state. identify. assign. limit. adjust. appoint. assess. condition. decide. detect. dictate. establish. peg. set. set down. settle. single out. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. determine. fix. pinpoint. predicate. set. to determine. to designate. to set. to fix. to assign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. to determine. to designate. to fix. condition. modify. state precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergence. appearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. appearing. becoming visible / distinct. advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Belirmek, açık ve aşikâr olmak, meydana çıkmak.

2.(Gözler) hiddet veya hayretle çok açılıp bakmak, (bk.) Belermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. become clear. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to emerge. to loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to become definite. emerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtme, belirli hale getirme, tebârüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. clarification. clear revelation. clearly revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation. determination. full definition. denotation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Belirtmek, açıklamak, açıp göstermek.

2.(Gözleri) açıp hayretle veya hiddetle bakmak: Göz belirtmek. (bk.) Belertmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specify. point out. define. remark. represent. signify. deliver oneself. denote. embody. emit. enumerate. evidence. exude. feature. import. indicate. manifest. predicate. purport. show. sign. state. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. betray. couch. define. denote. designate. emphasize. enumerate. expound. express. frame. indicate. mark. predicate. register. remark. signify. state. stress. suggest. tinge. underline. to indicate. to state. to denote. to express. to remark. to fr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın belini örtmek üzere eğerin altına konulan fanila, çul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenme, zaptetme, ezberleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öğrenmek, zihne koymak, ezberlemek, zapt ve hıfz etmek: Dersi bellediniz mi?

2.Zannetmek, bir zanda bulunmak: Ben öyle bellemiştim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (MAruf bahçıvan Aletinin ismi olan «beliden). Bel ile işlemek, kazmak: Bağı bellemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit to memory. to learn by heart. to suppose. to observe sth well so as impress it on one's mind. to turn over with a spade or fork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öğrenilmek, ezbere okumak, zapt ve hıfz olunmak: Bu ders kolay bellenmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bel ile işlenmek, kazılmak: Kuraklıktan bağlar bellenemiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bildirmek, öğretmek, zihnine koymak: Çocuğa alfabeyi belletmek.

2.Aşikâr ve belli etmek, meydana çıkarmak: Kalbindekini belletmiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bel ile kazdırmak: Bağı bellettiniz mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be selfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. F.). Bir kimseyi mânevî bağlarla kendisine bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benekler peyda etmek, lekelenmek, pul pul olmak: Kitaplar rutubetten beneklenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption. appropriation. assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. claim. appropriation. adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsemek, sahip çıkmak. Sahip çıkmak, sahip olmak, bir şey hakkında boş yere benimdir iddiasında bulunmak: Benden aldığı kitabı benimsedi. Herkesin şiirlerini benimsiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take up seriously. assimilate. adopt. commandeer. embrace. espouse. interiorize. internalize. latch on to. seize. seize upon. be sold on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. applaud. embrace. naturalize. nibble. to appropriate. to adopt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. adopt in principle. to appropriate to oneself. to make one's own. to consider one's own. to take up seriously. to adopt. embrace. espouse. hug. sanctify. take possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsenmiş olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsemeye zorlamak veya kabûl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb to accept sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egocentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Benzeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resemblance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benzemek, bir şeye benzer veya eş olmak: Kurt, köpeğe benzer bir hayvandır. Bu yazı, meşka hiç benzemiyor. Bir şeye benzemek: Oldukça kabûle şayan olmak: Bu yazı bir şeye benzemiyor. Şimdi bir şeye benzedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look alike. match. remind of. remind. have resemblance to. bear resemblance to. have an air of. resemble smb. in looks. take after. appear. approach. approximate. compare. correspond. dovetail. favor. favour. look like. mimic. resemble. seem. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitate. parallel. resemble. to resemble. to look like. to imitate. to approximate. to take after çekmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resemble. to look like. to seem like. to bear a resemblance. bear resemblance to. compare to. correspond. look. take after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissimilar. unlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissimilar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. dissimilarity. divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. dilbilgisi). Yan yana olan iki sesten birinin öbürüne benzemesine yol açan ses hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resemble each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resemble each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Benzetilmek, Uydurulmak, teşbih ve temsil edilmek: Bu yazı, aslına benzetilememiştir.

2.Taklit edilmek.

3.Yanlışlıkla başka zannolunmak: Aranılan bir adama benzetildi. Bir şeye benzetilmek: Ne suretle olursa yerine getirilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzetmek işi. Teşbih, temsil. Temsil ve benzetiş suretiyle yapılmış. Taklit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. comparison. image. mimesis. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. figure of speech. imitation. metaphor. trope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Benzetmek. Bir şeyi diğer bir şeye benzer kılmak, teşbih ve temsil etmek: Yapılacak şeyi örneğine benzetmeli. 2.Taklit ve benzetme yapmak, aynını yapmak: Filânın resmini yapıp çok benzetti. Yazısını benimkine benzetti. 3.Yanılıp bir şeyi diğer bir şey zannetmek; yanılarak zannetmek: Sizi filâna benzettim. Bir şeye benzetmek: Ne suretle olursa olsun tesviye etmek, tesviyesini düşünmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do one's job for one. knock galley-west. liken. compare. assimilate. simulate. associate. bash up. belabor. belabour. clobber. imitate. sort smb. out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. to mistake. to mix sb up. to compare to. to liken. to ruin. to break. to smash. to beat. to trash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mistake sth for sth else. to ruin. assimilate. assimilate to. compare to. imitate. liken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Mektup başlığı.

2.Fihrist.

3.Zarfın üzerine yazılan adres.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be acquitted. to prove innocent / not guilty. to beat the rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquit. exonerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzelterek bir hizaya getirmek veya müsavi etmek, eşit kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berâber gelmek, bir hizada veya müsavi, eşit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. berehmen). Berehmenler, Hindu rahipleri, Brahmanlar. (bk.) Brehmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoil. vitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ruin. balls up. botch. butcher. foul up. fuck up. to make a hash of it. to cause havoc. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Hintçe’den) (c. berâhime).

1.Hindûlar’ın «Brahma» mezhebine tâbî ve en yüksek kastına mensup adam.

2.Hindû ve Mecûsî rûhânî reisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Vurup çürütmek, bere hasıl olacak surette vurmak: Yüzünü berelemişler.

2.(Meyve vesaireyi) vurmak, zedelemek, çürütmek: Erikleri sepetin içinde çok sallayıp berelemiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. contuse. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vurulmaktan çürümek, çürük ve bere peyda etmek: Bütün yüzü berelenmiş.

2.(Meyve). Bir şeye dokunmaktan vurulup bir tarafı zedelenmek: Şeftali berelenmiş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Siir konusu etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katılaştırmak, takviye ve tahkim etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pertmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güleryüzlülük, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Besim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Beslemek işi. (bk.) Beslemek.

2.Boğazı tokluğuna tutulan ve evlâtlık gibi alınan hizmetçi kız.

3.Altı doldurulmuş şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş saz veya ses için bestelenmiş çoksesli musiki eseri. Fr. quintette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş kat etme, tahmis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead-in. supply. feeding. sustenance. sustentation. handmaid. servant girl. nurse. alimentation. nourishment. nurture. nutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid. sustenance. feeding. nourishing. nutrition. feed. servant girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. feeding. nourishing. girl servant brought up in the household. nourishment. nurse child. nutrition. servant. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yiyip içeceğini tedarik etmek: Çoluk çocuğunu beslemek için çalışıyor.

2.Semirtmek, tavlandırmak, şişmanlatmak: Kazları kesmeden evvel beslemeli. 3.Yetiştirmek, idare etmek: Çiftliğinde hayvan besliyor.

4.Kalınlaştırmak, kabartmak, altını doldurmak: Altını pamukla beslemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nourished. to be fed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimentary. nutritive. nutrition. alimentation. nourishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrition. alimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutrition. feeding. aliment. alimentation. nourishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dietetician. nutrition expert. nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yiyip, içip gıdalanmak. Bu adam iyi besleniyor. Etle beslenmek.

2.Semirmek, tavlanmak: Hindiler cevizle beslenir.

3.Kabartmak, şişmek, kalınlaşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. to feed. to be fed. to be nourished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nourished. to take nourishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yiyip, içirtmek, Osm. İaşe ve infak ettirmek: İhtiyarın kendisini evlâdına besletmesi tabiîdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bulaştırmak, kirletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «Bismillâhirrahmânirrahîm» cümlesi. Besmele ile işe giriştim. Besmele-hân = Bu cümleyi okuyan, bir işe başlayan. Besmele-hân olarak = Besmele okuyarak. Besmele demek — Başlamak. Besmele çekmek = Bismillâh cümlesini okumak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Beste yapmak, Fr. composer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. to compose. to set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compose. make up. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. vaktinde, çok geçmeden, erkenden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. representation. description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depict. describe. paint. picture. portray. represent. to describe. to depict. to represent. to portray tasvir etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to depict. portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demir çubuklardan yapılmış iskeleti olan beton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete. ferroconcrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Islah, iyileşme; huk. gayri menkul üzerinde yapılan devamlı Islahat ve masraflar; bir gayri menkulün, yol açılması gibi devlet faaliyetleri dolayısıyle iktisap ettiği kıymet fazlası, şerefiye. betterment tax şerefiye, değerlenme resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıktırmak, usandırmak, usanç ve nefret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sicken. to disgust. to weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donatmak, süslendirmek, tezyin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish. to deck. bedeck. ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süslenmek, Osm. tezeyyün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Saçmak, bol bol vermek, esirgemeden vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkmak, usanmak, fütur getirmek, bîzar olmak, nefret etmek: Canımdan, dünyadan bezdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be tired of life. be sickened with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sick of. to get tired. to be fed up. to be weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hükümsüz, mânâsız, saçmasapan söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mecalsiz, kudretsiz, dermansız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Mekânsız, evsiz. Ar. lâ-mekân.

2.Serseri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Tuzsuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki meclisi içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yarılmak, bıçkı ile ortasından ayrılmak: Çam tahtası kolay biçilir.

2.Kesilmek, kat’olunmak: Pantolon böyle biçilmez. Esvabı biçildi. 3.Orakla kesilmek, hasad edilmek: Ekinler daha biçilmedi. Çayırın otu biçildi. Biçilmiş kaftan = Tamamiyle hâline münasip. Ar. enseb, elyak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut. to be moved / reaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formulation. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. mould. shape. give shape to. model. carve out. fashion. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. form. shape. style. to shape. to form. to give shape to. to put into a form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give form. to shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take shape. be formed. distil. distill. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shape. to shape up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take form / shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçmek fiili. Biçilmiş, biçmekle vücude gelmiş. Seren biçmesi = Sereni biçmekle hasıl olan uzun döşemelik tahta. (bk.) Biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçmek fiili. Biçilmiş, biçmekle vücude gelmiş. Seren biçmesi = Sereni biçmekle hasıl olan uzun döşemelik tahta. (bk.) Biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plank. deal. cutting. sawing. slitting. clipping. shearing. intersection. chopping. mowing. harvesting. reaping. assessment. prism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kesmek, kat’etmek: Keserim, biçerim diye herkesi korkutuyor.

2.Yarmak, bölmek, ortasından ayırmak: Tahta biçmek.

3.(Esvab vesaire) ölçüp kesmek: Esvab biçmek.

4.(Ekin vesaire) oraklamak, hasad etmek: Ekin, ot biçmek. Ölçüp biçmek = Düşünmek ve tedbir etmek. Bol biçmek = İsraf etmek. Paha biçmek = Kıymet tahmin etmek. Pay biçmek = Kıyas etmek, ibret almak. Kesip biçmek = Halletmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kesmek, kafetmek: Keserim, biçerim diye herkesi korkutuyor.

2.Yarmak, bölmek, ortasından ayırmak: Tahta biçmek.

3.(Esvab vesaire) ölçüp kesmek: Esvab biçmek.

4.(Ekin vesaire) oraklamak, hasad etmek: Ekin, ot biçmek. Ölçüp biçmek = Düşünmek ve tedbir etmek. Bol biçmek = İsraf etmek. Paha biçmek = Kıymet tahmin etmek. Pay biçmek = Kıyas etmek, ibret almak. Kesip biçmek = Halletmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest. mow. saw. to cut. to saw. to cut out. to reap. to mow. to harvest. to estimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut. to cup up. to reap. to mow. to estimate. harvest. saw. shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir vasıtayla biçmek, kestirmek, yardırmak, ortasından ayırtmak: Tahta biçtirmek.

2.(Terziye esvab) yaptırmak, ölçü aldırıp kestirmek: Bir kat elbise biçtireceğim. Çocuğun elbisesini biçtin mi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir vasıtayla biçmek, kestirmek, yardırmak, ortasından ayırtmak: Tahta biçtirmek.

2.(Terziye esvab) yaptırmak, ölçü aldırıp kestirmek: Bir kat elbise biçtireceğim. Çocuğun elbisesini biçtin mi?


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيد مجنون] salkımsöğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامرحمت] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Anlatılmak, Osm. ilâm ve ifhâm edilmek.

2.Haber verilmek: Bursa taraflarında bol yağmuryağdığı mahallinden bildiriliyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. notice. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcing. notifying. making known. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bildirmek, anlatmak, Osm. İlâm ve ifhâm etmek.

2.Haber vermek: İşin aslını bana bildirdiler. Git anla da bize bir mektupla bildir. Haddini bildirmek = Değerini anlatmak, cezasını vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declare. notify. let smb. know. inform. let know. tell. say. serve notice. proclaim. report. state. acquaint. advise. affirm. announce. annunciate. communicate. enunciate. give forth. give out. herald. impart. indicate. intimate. issue. lodge. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaint. advertise. advise. affirm. announce. apprise. assert. attest. broadcast. certify. communicate. couch. declare. disclose. impart. inform. notify. proclaim. pronounce. protest. release. report. signify. tell. vote. weave. to tell. to inform. to an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notify. declare. to be announced. to be notified. to be told. to inform. to announce. to notify. to tell. to communicate. to give notice of. advertise. apprise. enounce. enunciate. impart. to let know. note. post. promulgate. purport. shoot a line

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileği taşına sürüp keskin etme, Ar. teşhîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpening. grinding. honing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kesici Aletleri bileği taşına veya çarka tutup keskin etmek, keskinleştirmek: Bıçak, kılıç bilemek. Dişbilemek = Yemeye hazırlanmak, mec. Çok düşman olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grind. sharpen. whet. to sharpen. to whet. to grind. to hone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen. to whet. to grind. edge. hone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bileği taşı veya (arkına geçirilip keskin olmak: Bıçaklar bilendi. Ustura böyle bilenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir kesici Aleti bileği taşına sürdürüp keskin ettirmek, keskinleştirmek: Bıçakları biletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sharpened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlighten. inform. instruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish information. to give information. acquaint. clue. enlighten. inform. render information. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruct. catch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint oneself with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb conscious of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awakening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become conscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become conscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinmeyen, malûm olmayan, tanınmayan, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Malûm olmak:” Bu işin nasıl olduğu bilinmiyor.

2.Tanınmak, maruf olmak: Bu adam buraca bilinmiyor.

3.Makbûle geçmek, takdir edilmek: Benim hizmetim bilinmedi. Dünyada iyilik bilinmiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transpire. to be known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), (bk.) Meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown. occult. mysterious. recondite. obscure. secret. strange. unbeknown. unbeknownst. unknown. x. secret. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. uncharted. unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bilinmeyen, bilinmemiş olan, gayrı malûm, meçhul.

2.Ne olduğu belli olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown. uncertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown. unidentified. metagnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bk.) Meçhuliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini bilmek veya öğrenmek, tanışmak, tanışık çıkmak veya dostluk kurmak: Kim olduğumuzu birbirimize sorarak biliştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmek işi, ilim, vukuf, malûmat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. cognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمجبئریه] zorunlu olarak, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarına hallettirmek üzere söylenilen muğlak şey, muammâ, lugaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riddle. enigma. puzzle. conundrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. enigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. conundrum. enigma. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bilmeyen: Bunu bilmedik kimse kalmadı.

2.Bilinmeyen: Bilmediğimi öğrenmek isterim.

3.Bilmeyiş, cahillik: Bilmediğini bilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şey hakkında vukuf ve malûmatı olmak, vâkıf olmak: Bu işin böyle olduğunu bilirim. O adam mühendisliği iyi bilir.

2.Öğrenmek, vukuf kesbetmek ve malûmat edinmek: Sizin geldiğinizi bilemedim, sonradan bildim. Tanımak, Aşinâsı olmak, Aşinâ çıkmak: Sizi bilemedim. Bu adamı bileceğim geliyor.

4.Hatıra getirmek, yâd ve tahattür etmek: Şimdi bildim.

5.Zan ve itikat etmek, bir fikir ve zanda bulunmak: Ben sizi gitmiş biliyordum. Ben onu dost biliyordum. Herkes seni Alim biliyor.

6.(Yardımcı fiil olarak): Muktedir olmak: Yazabilmek = Yazmaya muktedir olmak. Gidebilmek = Gitmeye muktedir olmak. Menfisi yazamarrıak, bilememk gibi olur.Tanımak, mes’ul tumak: Ben sizi bilirim.Şüphelenmek, bir şey isnad etmek: Ben, ondan bilirim.Müteşekkir ve minnettar olmak İyilik bilir adamdır. O adam iyilik bilmez. İyilik bilmek = Vefalı olmak. Bilen bilir = Erbabına malûmdur. Çok bilmiş = Hilekâr, aldenmaz. Kendini bilmek = Edepli, terbiyeli olmak: Kendini bilir adamdır. Kendini bilmez adam = Terbiyesiz, Fars. nâ-dân. Kendini bilm»mek = Baygın yatmak. Kendi bilir, siz bilirsiniz = Nasıl isterse yapsın, nasıl isterseniz yapın. Bilerek = Ar. Amden, kasden. Bilmeyerek = Kasdî olmayarak, istemeyerek. Bilmiş ol = Malûmun olsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be onto. know. understand. be up. be up to. be wise to. wise up to. wise up. ken. savvy. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

know. speak. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to know. to be aware. to understand. to learn. to recognize. to assume. to appreciate. ken. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilen, anlayan, bilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmeyen, cahil, Fars. nâ-dân: Haddini bilmez = Has-nâ-şinâs = İyilik bilmez. Şükür nâ-finîs = Nankör, şükretmesini bilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmeyiş. Had-nâ-şinâsî = Haddini bilmezlik. Şükr-nS-şInUsî = Bilmezliğe gelmek (bilmemezliğe dememeli). Osm. tecâhül etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مجال] takatsiz, dermansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مکان] yersiz. 2.aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مرحمت] acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayda bir vaki olan; iki ay süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki madenden meydana gelmiş; iki maden esasına dayanan para sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی مزه] lezzetsiz, tatsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seen aboard. to be put into a vehicle. to be hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirme, blndiriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbrication. overlap. joint. corbel. embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap. scarf. lading. loading. embarkment. mounting. ramming. boarding. falling aboard. clinker work. clinker built. projection. embarkation. overlapping. overlapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bindirmek, binmeye sevk veya müsaade etmek, bir şeye zorlamak. Osm. irkâb etmek: Atına bindirmek: O, kendi atına kimseyi bindirmez.

2.Gemi ve araba gibi bir taşıta koymak, idhal etmek: Askeri gemiye, arabalara bindirdiler.

3.(saati) ileri almak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to add on. to overlap. to see sb abroad. to put sb on. to collide with. to ram. to run into. clash. get on / onto. get up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نمک] tuzsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çıkmak, oturmak. Osm. rükûb edilmek: Ata öyle binilmez, gemiye ne vakit binilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Dişler) birbirine binmek, Osm. Irticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get on the same vehicle. to overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Binmek işi, Ar. rükûb. Diğer bir şeyin üstüne binen. Binecek surette yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir hayvanın üstüne çıkmak, Osm. rükûb etmek, süvâr olmak: Ata, katıra, deveye binmek.

2.Gemi ve araba gibi bir taşıta girmek, Osm. râkib olmak: Arabaya, gemiye, trene bindi. 3.Bir şeyin üstüne çıkmak: Duvarın üstüne bindi. 4.Bir hal ve suret almak: iş inada bindi. Dalına binmek = Kışkırtmak, musallat olmak. Küplere binmek = Çok hiddetlenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. board. get on. hop on. ride. sit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. ride. to get on. to get into. to board. to mount. to ride. to overlap. to be added.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get up on. to board. to mount. to ride. to travel. to overlap. to be added to. to go aboard. enter. get on / onto. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan hayatının muhtemel süresini öIçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amass. cluster. congregate. gather. mass. muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come together. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. cluster. raise. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. combine. congregate. gather. gather together. to heap together. pool. put together. rake up. string together. tack together. tag together. throw together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çift sıra kürekleri olan eski zaman kadırgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toplanma, Ar. tecemmû, terâküm.

2.Yığınak, Ar. tahaşşüt.

3.Şişme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. accrual. accruement accrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «bir» den).

1.Birikme fiili. Toplanmak, bir yere gelmek, içtimâ, terâküm etmek, yığılmak: lâneden bir hayli para birikti, oraya birçok adamlar birikmiş.

2.Yığınak yapmak: Hudutta asker birikiyor.

3.Şişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. pile up. come together. collect. roll up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. drift. to accumulate. to pile up. to drift. to mass. to collect. to gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrue. to assemble. to accumulate. to come together. to form a mass. build up. collect. crowd. tot up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplanmak: Maaşla para biriktirilmek zordur, kırk senede biriktirilen kitaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. saving. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. build up. saving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplamak, yığmak, tahşit etmek: İdare ile hayli para biriktirmişti, evine bir takım tenbeller biriktirmiş, hududa asker biriktiriyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. save. accumulate. amass. gather. keep back. lay aside. lay by. put aside. put away. put by. roll up. salt. set apart. set by. setaside. treasure up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. amass. collect. hoard. store. to save. to put sth aside. to accumulate. to collect. to gather. to amass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. to gather. to assemble. to save up. amass. to lay by. collect. hive. hoard. hoard up. lay aside. lay in. lay up. save. set by. store. store up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yapmîik, birleştirmek, tevhit etmek.

2.Birdir diye iddia etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birleşmek fiili. (bk.) Birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

union. joining. coalition. cohesion. conjugation. accord. alliance. association. coalescence. concrescence. concretion. conjunction. copulation. fusion. hookup. incorporation. integration. joinder. juncture. meeting. merger. reunion. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliance. bond. coalescence. coalition. combination. conjunction. consolidation. fusion. incorporation. mating. union. unity. association. junction. unification. merger. sexual intercourse. intercourse. coitus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merger. combination. accord. adjunction. alliance. coalescence. coalition. cohesion. concert. conjunction. consolidation. join. joining. league. marriage. sodality. tie up. unification. union. unity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir olmak, iştirak ve ittihat etmek: İki şirket birleşip bir fabrika yaptılar.

2.Bir yere gelmek, toplanmak: Bugün belediye dairesinde birleşip bir karar verecekler.

3.Uyuşmak, ittihat etmek: Müteahhitler birleşip müzayedede arttırmıyorlar.

4.(kimya, fizik). İki veya daha çok unsur bir araya gelerek yeni bir unsur meydana getirmek terekküp etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inosculate. join. unite. confederate. coalesce. combine. conjoin. reunite. agree. affiliate. ally. ally oneself. amalgamate. associate oneself. band together. congregate. conjugate. converge. couple. fasten. federate. fuze. gang. incorporate. knit. k.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliate. ally. amalgamate. assemble. associate. bond. close. coalesce. cohere. combine. communicate. confederate. consolidate. conspire. federate. incorporate. join. knit. merge. reunite. unite. to unite. to join. to connect. to associate. to combine. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one. to unite. to meet. to agree. to combine. accrete. ally. amalgamate. close. coalesce. cohere. confederate. congregate. conjoin. conjugate. consolidate. consort. converge. incorporate. link. merge. piece. warm wise. to merge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being united. consolidating. amalgamation. connection. combination. compounding. union. combining. assembling. connecting. unification. coordination. synthesis. synthetic. grouping. merger. uniting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere getirilip bir haline konulmak, tevhit edilmek: İki arsanın parselleri birleştirilerek bir arsa haline getirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combining. assembling. joining. affiliation. aggregation. combination. fusion. incorporation. integration. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. consolidation. incorporation. union. joining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. combination. concatenation. consolidation. fusion. joinder. match merging. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yere getirip bir etmek, birleştirmek: İki dükkânı birleştirip büyük bir dükkân haline kodu.

2.Uyuşturmak, muvafakat ettirmek: İki köy ahalisini birleştirip yolu yaptırdı.

2.(fizik) İki veya daha çok vektörün, paralelkenar kaidesine uygun şekilde geometrik toplamını almak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consubstantiate. unite. join. combine. consolidate. assemble. put together. stick together. aggregate. ally. amalgamate. associate. colligate. compound. confederate. congregate. conjoin. connect. couple. dovetail. federate. fuze. incorporate. inoscul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliate. ally. amalgamate. associate. bind. bond. cement. close. combine. compose. compound. confederate. connect. consolidate. couple. incorporate. join. link. merge. pool. reunite. unify. unite. to unite. to bind. to join. to bond. to couple. to combi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

join. merge. combine. defragment. to unite. to put together. to combine. to assemble. to joint. to tie. to interlace. to weld. to compound. to incorporate. to connect. to compose. to mix. to unify. to consolidate. to hook up. to integrate. to interweave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek olan, benzeri olmayan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ride a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sona erdirilmek, tamamına erdirilmek: Başlanılan mektep daha bitirilemedi. 2.Mahv ve helâk edilmek: O memleket kıtlıktan bitirildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlama, götürü, kesme, maktû, mezun olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing. ending. graduation. closure. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. graduation. conclusion. finishing. finishing off. perfection. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sona erdirmek, tamamlamak, ikmal ve itmam etmek: Ben işimi bitirdim.

2.Mahv ve helâk etmek, yok etmek, kuvvet bırakmamak: Bu sıtma beni bitiriyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı büttirmek). Tohumun filizlenip topraktan dışarı çıkmasına sebep olmak, yeşertmek. Bu yağmur ekilen tohumları çabuk bitirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. leave off. complete. bring to an end. end. terminate. graduate. run out. sign off. call it off. break up. carry through. cease. clean up. clear off. close. bring to completion. conclude. consume. deplete. drink. make an end of. put an end to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. complete. conclude. deplete. end. exhaust. finish. heal. scotch. spend. terminate. transact. to finish. to end. to conclude. to break sth up. to break sth off. to get through. to consume. to use up. to complete. to accomplish. to exhaust. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quit. end. to finish. to complete. to accomplish. to terminate. to exhaust. to destroy. arrange. carry through. clean up. close. conclude. consume. deplete. determine. devour. eat. to make an end of. finalize. fulfil. get through. pack in. perfect. sap. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmak, muttasıl ve mülâki olmak, kavuşmak: Vapur rıhtıma bitişti, yaranın ağzı daha bitişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to join. to touch. to become contiguous. to adhere. to stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırılmak: Şu iki masa bitiştirilirse bir uzun sofra olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırmak, yanaştırmak, ittisal ettirmek: Şu İki masayı bitiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concatenate. to juxtapose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediculosys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendi bitini ayıklayıp kırmak: Güneşte oturup bitleniyordu.

2.Bitlenmek, bitli olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitme, bitiş. (bk.) Bitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sona ermek, tamam olmak, Osm. pâyâna varmak, hitâm bulmak: Yapmaya başladıkları cami bitti, yazdığınız mektup bitti mi?

2.Tükenmek, kalmamak: Mürekkebim bitti, kandilin yağı bitti. 3.Mahv ve harap ve perişan olmak, fenâ bulmak, bozulmak: Muharebede düşman tümeni bitti. 4.Kalakalmak.

5.Yorulup kalmak, bıkmak, bezmek: Sabahtan beri uğraşa uğraşa bittim.

6.İstihza ile hayret etmek, şaşmak: Söylediği şiire bittim.Nihayet derecede sevmek: Şu güzel ata bittim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum filizlenip topraktan dışarıya çıkmak, nâbit olmak: Ot biter, ekinler bitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. come to an end. finish. be at an end. expire. run out. adore. be very fond of. break off. break up. cease. conclude. die down. drop. end off. end up. fag. lapse. lay off. leave off. be out of smth. quit. sprout. stop. surcease. terminate. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. crack. die. discontinue. end. finish. lift. pass. peter. stop. terminate. wane. to finish. to end. to be over. to give out. to run out. to run out of sth. to be exhausted. to grow. to sprout. to fall for. to be fond of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to be finished. to come to an end. to be completed. to be exhausted. to be worn out. to grow. to sprout. cease. culminate. die. draw to close. draw to an end. to draw to an end. finish. pass. pine. run out. surcease. to be through. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. unfailing. unrelieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayıplama kabahat, kusur azar, mesuliyet; f. azarlarnak, suçlamak; sorumlu tutmak. be to blame for suçlu olmak, mesulü olmak. blameful s. kabahatli. blamefulness i. kabahatlilik. blameless s. suçsuz, masum. blamed s., A.B.D. kahrolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıplamaya lâyık, mesul, kabahatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küfretmek, sövüp saymak, okumak. blasphemer i. kâfir kimse blas'phemous s. kâfir, zındık. blas'phemously z. kafirce. blas'phemy i. küfür, günaha girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem., ing., (argo) Kahrolayım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, canlı. blithesomeness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kadınların jimnastik yaparken, ata binerken v.b.'nde giydikleri bir çeşit şalvar; kısa şalvar gibi don.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. haddehane, demirci ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BMC (yığın döküm bileşiği), mermer, cam fiberi ve epoksi reçinenin karışımından oluşan bir malzemedir. Bu malzeme çok güçlüdür ve özellikle DVD sürücüler gibi titreşimin kabul edilemez olduğu yerlerde kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). (Biberlemek). Biber saçmak, mec. Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bebr gibi kurulup kabarmak, (bk.) Bebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boast. assume an arrogant air. brag. dramatize oneself. flash. plume oneself on. plume oneself upon. vapor. vapour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boast. brag. crow. to boast. to brag. to crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boast. brag. crow. plume. to put on side. swank. swing the lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ekin, zahire vesaire). Böcek peyda etmek, böceklerle kaplanarak bozulmak, bitlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak (öküz, manda, deve).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. to bellow. to moo. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divisional. division. partition. splitting. dividing wall. screen. curtain. screening. section. compartment. closet. bay. chamber. fraction. hatch. hatchway. repartition. septum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. compartment. division. partition. screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment. partition. screen. splitting. divison. dividing wall. bulkhead. dividing. separation. sectioning. severing. cutting. fission. pitch. side. index. panel. component. parcellation. panelling. cell. stall. pane. cabin. resolution. niche. bo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. separate. split. slice. divvy. divvy up. break down. carve up. cleave. parcel. parcel out. partition. portion. reduce. rend. section. segment. sever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. cleave. dismember. disrupt. divide. rend. section. segment. separate. split. spread. to divide. to dismember. to partition. to carve sth up. to cleave. to separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided. sectioned. paned. partitioned. checkered. checker-work. cellular. double-bucketed. cantoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bolometre, çok az miktarda radyasyon enerjisini ölcebilen elektrikli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bolomètre

fiz. ışınımölçer

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. splitting. separation. split. segmentation. cleavage. fission. rent. schism. secession. schizo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. dichotomy. division. fission. partition. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. separation into parts. dissociation. disunion. fission. schism. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayrılmak, birkaç parça haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. segment. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be divided. to be partitioned. to be separated. cleave. divide. fall into. part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible. unitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split. to share. to go shares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to share sth. to divide it up among themselves. share. to go snacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bombard. to shell. to scold sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya yerlilerince silah olarak kullanılan ve ileri doğru fırlatılınca geri gelen eğri bir değnek; ortaya atanın aleyhine dönen durum veya plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. indomitable. unbending. uncrushable. unruly and dangerous. unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü.

2.Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyici de onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır, çünkü; mimari ürünü kullanan kişi, onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekân, zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O hâlde en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak, mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Brahmanizme mensup.

2.Brahman rahibi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. brick game

tuğla oyunu

Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among other things. among the other things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. spinning. torsion. twist. wrench. doubling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion. spinning. torsion. bending twist. inflection. curling. wrench. bow. wind. winding. curving. coiling. spin. filature. bend. twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. twist. flex. wrench. twine. fold. fold down. buckle. contort. crook. curl. curl up. curve. distort. double. entwine. entwist. hook. inflect. intwine. spring. wind up. wrest. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. buckle. crook. flex. hunch. tweak. twine. twist. weave. wring. to bend. to crook. to curl. to twist. to contort. to curve. to fold. to spin. to twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist. to curl. to comfort. to bend. to fold. to spin. to twine. bow. cast. contort. crook. distort. double. entwine. flex. inflect. turn down. wrap. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twist. bend. curvature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion. convolution. distortion. flexion. inflection. torsion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprained. to be twisted. to be rolled up. to be coiled. to be contorted. to be buckled. to be plyed. to be winded. to be spined. to be curled. to be curved. to be distorted. to be kinked. to be wreathed. contort. crook. curl. curve. fold. sag. twirl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigid. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to writhe (with pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A zooloji). Baykuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بومهن] deprem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boomerang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boomerang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerangın İngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır. Örneğin Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da ‘kanguru’ cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarından itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarını öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şeklinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere paralel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır.

Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınma düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürelerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerang İngilizce’de “boomerang” lan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da “kanguru” cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında “bilmiyorum” demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmyan benzerlerinin Abojinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarında itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarıı öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şekllinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere parelel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır. Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınına düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilenci serseri; iyi netice vermeyen şey; (argo) uyuşturucu maddelerin kötü etkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle. snivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Acele, baştan savma, ehemmiyet vermeksizin çabuk bitiriverme.

2.Başı örtülü, kapalı, izahat ve tafsilât vermeksizin toptan ifade.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sarmak, Osm. leffetmek: Başını bir tül ile bürüdü.

2.Etrafını almak, çevirmek, ihâta etmek, kaplamak: Ortalığı sis bürüdü. Duman gözlerimi bürüdü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover up. to wrap. to enfold. to invade. overrun with weeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Örtünmek, sarılmak: İhrâma büründü.

2.Yaşmak tutunmak: Hanımlar hüründüler mi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap oneself up. to play the role of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap sth around oneself. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budgeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). İkmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. integration. make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination. completion. integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksik ve noksanını yerine getirip tamamlamak, tekmil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to complete. to make complete. integrate. to raise to full number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration. concretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalesce. integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to become a united whole. to be integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sütölçer; sütteki tereyağı oranını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendisini büyük göstermek, azamet satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become haughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyük etmek, büyütmek (doğru kelime olmayıp, yerine büyütmek kullanmalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrancement. fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birini büyü ile tesir altına almak.

2.Büyük bir manevî tesirle bir kimseyi kendine çekip bağlamak, sihirlemek, teshir etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast a spell on. enchant. captivate. charm. bewitch. glamorize. glamor. glamour. allure. bedazzle. beguile. catch up. conjure. daze. dazzle. enamor. enamour. enthral. enthrall. entrance. fascinate. hypnotize. inthral. spell. spellbind. voodoo. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. bewitch. captivate. charm. enchant. entrance. fascinate. magnetize. mesmerize. to bewitch. to enchant. to charm. to fascinate. to captivate. to entrance. to beguile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fascinate. to charm. to enchant. to bewitch. allure. captivate. carry away. catch. daze. enamour. entrance. hypnotize. infatuate. mesmerise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthrallment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyülü hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be under a spell. be captivated. be charmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fascinated. to be charmed. fall under sb's spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement. blow up. magnification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Büyütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enlarge. to amplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enlarge. to blow up. to make bigger. glorify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyümek işi. Büyümüş, terbiye olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. development. increase. growing. enlargement. expansion. accretion. accrual. augmentation. juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buildup. expansion. extension. growth. sprawl. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. growing up. development. accretion. accrual. augmentation. enlargement. expansion. extension. growing. increase. upgrowth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth rate. rate of growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyüme fiili. Büyük olmak, hacim ve değeri artmak: Üstüne bir kat daha çıkılınca ev hayli büyüdü.

2.Gelişmek, boybos salmak: Bu ağaç büyüdü.

3.Yaşlanmak, yaşı ilerlemek, kocamak: Onun çocuğu büyüdü.

4.Boy atmak, uzamak: insanlar ekseriya on sekiz yaşına kadar büyüyüp sonra bir kararda kalırlar.

5.Rütbe, makam ve itibarca yükselmek: Siz büyüdünüz artık, bizimle görüşmeye tenezzül etmezsiniz.

6.Genişlenmek, bollaşmak, tevessü etmek: Oda, bahçe, havuz büyüdü.Şiddet, kuvvet ve ehemmiyet kesbetmek, şiddeti artmak: Kavga büyüdü.Çoğalmak, tekessür etmek: Serveti çok büyüdü.Terbiye olunmak: İnsan nerede büyürse oranın ahlâkını alır. Dağda büyümek = Terbiyesiz ve kaba olmak. Göze büyümek = Izâm olunmak, çok ehemmiyet verilmek, zor gelmek: Nasılsa bu iş sizin gözünüzde çok büyüdü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow. grow up. increase. extend. enlarge. greaten. accrue. augment. bulk. expand. flourish. hatch. outgrow. shoot up. swell. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. enlarge. expand. grow. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow (up. to become large. to become more important. augment. enlarge. grow. grow out. grow up. increase. sprout. swell. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyütmek.

2.Birisi tarafından büyütülüp yetiştirilmiş kimse, besleme: O, benim büyütmemdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrandizement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement. exaggeration. extension. hyperbole. magnification. foster child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upsizing. magnification. enlargement. blow up. foster child. exaggeration. aggrandizement. amplification. augmentation. bringing up. overstatement. scale up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyütme fiili. Büyümesine hizmet etmek, yetiştirmek, terbiye etmek, beslemek: Bu çocuğu ben büyüttüm.

2.Olduğundan fazla büyük göstermek, izâm, mübalağa etmek: İşi büyüttüler.

3.Ehemmiyeti olmadığı halde büyütmek: Kavgayı büyüttüler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make big. enlarge. amplify. magnify. exaggerate. grow. raise. bring up. nourish. dramatize. overstate. soup up. aggrandize. augment. dilate. enhance. expand. foster. glorify. greaten. make the most of. nurture. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. develop. enlarge. expand. foster. magnify. nurture. overrate. overstate. raise. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom in. zoom. magnify. enlarge. to enlarge. to make bigger. to exaggerate. to bring up. aggrandize. amplify. augment. bulk. dilate. expand. foster. grow. heighten. increase. nourish. overplay. put it on. raise. rear. spread it thick. stretch. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyümesine hizmet olunmak, terbiye olunmak: Bu çocuk kimin tarafından büyütüldü?

2.Pek mühim gibi görülmek: Bu iş çok büyütüldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Büzülüp oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büzmek işi. (bk.) Büzmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constructing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplayıp sıkmak, da raltmak. Osm. kabzetmek: Torbanın ağzını büzmek, mec. Ağız büzmek = Beğenme mek, hazzetmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrict. gather. shrink. astringe. shir. shirr. shrivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather. to constrict. to pucker. contract. ruffle. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toplanıp çekilir yeri olan, kumaşı büzülerek yapılmış: Büzmeli kese, entari.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büzülmek işi. (bk.) Büzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. shrinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrinkage. contraction. shrinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çekilip toplanmak: Sinirleri büzüldü.

2.Buruşmak: Derisi büzülmüş

3.Toplanıp devşirilmiş, oturmak: Bir köşeye büzüldü

4.Çekilip küçülmek: Gözleri büzülmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrink. crouch. ensconce oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be puckered. to shrink. to shrivel up. to crouch. to cover. to draw one's body together. pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pucker. to wrinkle. to crinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Yunan efsanelerinde adı geçen Fenikeli kahraman Kadmus'a ait. Cadmean victory yenilenlerin olduğu kadar yenenlerin de zarar gördüğü savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). tatlı süIümen, kalomel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika kızılderililerinin kullandığı üstü nakışlı ve uzun barış Piposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Elbise, esvab, çamaşır, giyecek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه] giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چامه] şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). come.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). renkli pencere camlarını birbirine tutturmak için kullanılan ince kurşun çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Esvab ve çamaşır koymaya mahsus sandık veya çanta.

2.Vatak koymaya mahsus büyük hurç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Esvab veya çamaşır yeri veya odası, soyunup giyinecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çamaşır yıkayan, çamaşırcı (çamaşır kelimesi bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه دان] gardrop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Hizmetçilere verilen ücret ve elbise parası.

2.Hizmetkâr.

3.Tüfek fitili. 4.Elbiselik kumaş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامگی] giysi parası. 2.hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAME-GAN) (i. F.).

1.Camla çevrilmiş veya örtülmüş yer.

2.Mağazaların önünde nümûnelik eşya teşhir edilen yer, vitrin: Camekândaki örnekleri satmazlar.

3.Hamamın girişinde seçkin müşterilerin soyunup giyinmesine mahsus camlı çerçevelerle bölünmüş hücreler: Cemekânda soyundum.

4.Sebze vesaire tohumlarının soğuktan muhafaza altında ekilmeleri için altı toprak ve üstü camlı çerçeve İle örtülü uzun ve alçak sandık, ser: Camekân içinde ekilir.

5.Camlı bölme: Camekânla ayrılmıştır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامکان] hamamda soyunma odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جامکان] camlı bölme. 2.vitrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deve, hecin; (den). sığ yerlerde gemi yüzdürmek için kullanılan tombaz. cameleer (i). deveci; hecin süvarisi. camelhair (i). deve tüyü, bu tüyden dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamelya, çingülü, japongülü, (bot). Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski zürafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kral Artür'ün efsanevi Sarayı; ABD Başkan Kennedy'nin maiyeti ve zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sarımsı yumuşak peynir, kamamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabartma hakkedilmiş kıymetli taş, işlemeli akik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fotoğraf makinası, kamera; hakimin özel odası. in camera (huk). gizli celsede. cameraman (i). kameraman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kamerun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه شوی] çamaşırcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askerlerin sevkedildiği büyük kamp; askeri bölge veya karargâh; kışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılara renk ve lezzet vermede kullanılan yanmış şeker, karamel; karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanmıs şeker haline gelmek veya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaygara ve gevezelik etmek, edepsizlik ve şamata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 12.yüzyılda Filistin'deki Karmel dağında kurulmuş olan tarikata mensup keşiş veya derviş; bu tarikata bağlı rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanatlı pencere; pencere kanadı; şiir herhangi bir pencere; kaplama, çerçeve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Keşmir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Keşmir yünü; bu yünden dokunmuş kumaş veya şal, kazmir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz veya çapraz dokunmuş yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit espionage. snook. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol) aybaşı, âdet görme, hayız. catamenial (s). aybaşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(coğr). havza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din eğitimi gören kimse, ilmihal öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpernicel. rye bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâhlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâhlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Zorlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çekmek işini yapamamak.

2.Tahammül edememek.

3.Kıskançlık yüzünden hoş görmemek: Beni çekemediğin besbelli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be unable to stand. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to be able to stand by / sth. to be displeased with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. hobson's choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çekememezlik şekli yanlıştır). Birinin fazilet ve iyi taraflarına tahammül edemeyiş, haset, kıskançlık: Bu çekemezlikle halin ne olacak bilemiyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekilmek işi. (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pullout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resignation. retreat. traction. withdrawal. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. withdrawal. withdrawing. retreat. regression. resignation (from a job. pull. draw. tug. shrinkage. tension. tensile. recession. recess. ebb. ebb tide. surrender. retiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sürüklenmek, taşınmak: Bu araba bir atla çekilebilir.

2.Tahammül olunmak, başa gelmek: Çok zahmet çekildi, bunun da tavrı çekilmez.

3.Bir kenara gitmek, inzivâda olmak, bir şeye karışmamak: Kendisi çekilmiş, bir tarafa çekilmiş, çiftliğe, evine çekildi. 4.Toplanmak, büzülmek. Osm. tekabbuz etmek: Bu kumaş ıslanınca çekilir. S. Gerilmek, Osm. tevettür etmek: Ispazmozdan damarları çekildi. 6.Gerilemek, geriye doğru gitmek, dönüp gelinen tarafa doğru gitmek: Düşman askeri çekildi, deniz çekildi, sular çekildi.Ortadan kalkmak, defolmak, mündefî olmak, yok olmak: Çekirge çekildi, hastalık çekildi.Dağılmak, her biri bir tarafa gitmek. Osm. inhirâf etmek: Kalabalık çekildi, dâvetliler çekildiler, herkes çekildikten sonra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be pulled. withdraw. quit. retire. abdicate. draw back. resign. step aside. walk out. draw off. draw away. recede. dry up. bow. bow out. decline. desist. ebb. edge out. give over. go out. gravitate. opt out. repair. retract. scratch. secede. stand. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitate. recede. resign. retire. retreat. to be pulled. to withdraw. to draw back. to recede. to retreat. to ebb. to resign. to move. to be bearable. to be tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to withdraw. to recede. to drawback. to retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunmaz, pek ağır veya usandırıcı: Çekilmez bir hali, bir tabiatı vardır, (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbearable. intolerable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. unendurable. insufferable. unacceptable. forbidding. impossible. insupportable. provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. insufferable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. excruciating. impossible. insufferable. insupportable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Cezbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi yapmaktan geri durmak, istinkâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention. compunction. forbearance. reserve. wince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaçınmak, Osm. ictinâb ve ihtirâz etmek: Kendisi gitmek istiyorsa da, söz olmasın diye çekiniyor, filândan çekiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep clear of. get cold feet. have cold feet. chicken out. hesitate. fear. hold back. beware. shy. boggle. dread. flee from. flinch. funk. hang back. hold off. shrink. shun. wince. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain. fear. forbear. refrain. shun. shy. to avoid. to abstain. to shun. to refrain. to draw back. to beware of. to shrink. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate to do. to recoil from doing sth. to be timid of. abstain. blench. boggle. eschew. forbear. hold back. scruple. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekirdek peyda etmek, kartlaşmak: Patlıcan, hıyar çekirdeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçinde çekirdek oynar gibi ses çıkarmak, tıkırdamak, çıtırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi ve gıybet, mezemmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fenalığını söylemek, Osm. fasi ve gıybet etmek: Adam çekiştirme pek kötü bir huydur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbite. pull. to pull at both ends. to run down. to backbite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize maliciously. to run down. to backbite. to pull sth at both ends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çekmek işi. (bk.) Çekmek.

2.Çekilen veya çekilmiş şey. 3.Masa ve yazıhane ve dolap gibi şeylerin dışarıya çekilince açılan gözü: Yazıhanemin çekmesindedir (daha çok çekmece deniyor).

4.İş işlerken üstten giyilen geniş pantolon veya şalvar vs.

5.Ahenkli ve muntazam: Çekme burun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull-off. pull-out. shrinking. towaway. towing. pull. drawing. draw. withdrawal. draft. draught. allure. allurement. extraction. shrinkage. bearing. haul. haulage. hitch. hoist. pluck. soak. traction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag. endurance. extraction. haul. pull. traction. wrench. draw. tug. shrinkage. drawer. till.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draft. drag. drawing. hauling. pull. pulling. traction. sending. photographing. drawer. till. absorbtion. tension. adhesion. shrinkage. extrusion. rolling. solid drawn. hoist. lug. haulage. sucking. attraction. induced. throttling. aspiration. bleeding. i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolled iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tow rope. hauling cable. trail rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat in the attic. attic flat. penthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çekmek» ten).

1.Masa ve yazıhanenin çekmekle açılan gözü: Evrakı yazıhanenin çekmecesinde muhafaza ediyor.

2.Çekilir gözü olan küçük sandık veya dolap.

3.Bir gözlü ve dört ayaklı küçük yazıhane.

4.Çekmesiz ve ufak tefek ve ekseriya kıymetli şeyler vazına mahsus küçük sandık: Evrak, para, mücevherat çekmecesi. 5.Çekilip tekrar konur veya açılır kapanır köprü.

6.Fırtına çıktığı zaman gemilerin çekildiği küçük liman, mahfuz koy. İstanbul’daki Büyükçekmece ve Küçükçekmece adlarını bu mânâdan almışlardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffer. drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Bir ucundan tutup uzatmak: Şu ipi çek, her biri bir ucundan çekiyordu.

2.Kendine doğru celp ve cezbetmek: Sarraflar ufaklığı çekerler.

3.Sürükleyip götürmek, Osm. cerretmek: Araba çekmek.

4.Nefesle çekip yutmak, Osm. bel’ etmek: Suyu, tütünü çekti. 5.Bir şeyi sokulmuş olduğu yerden çıkarmak: Kılıcı kınından çekmek, bıçak çekmek, diş çekmek.

6.Kuyudan su çıkarmak: Su çekiyor.Ayaktan giyilen bir şeyi giymek: Çizmeyi, potini, pantolonu çekti.Önüne çıkarmak, takdim etmek: Kendisine güzel bir at çektiler, birçok hediyeler çekti.Gönül almak, cezbetmek: Bu yerler adamı çeker.Menetmek, önlemek, kurtarmak: Şu çocuğu kumardan, içkiden çekmeli.Tahammül etmek, uğramak. Osm. musâb olmak: Zahmet çekmek, hastalık çekmek, ziyanını ben çekiyorum.Boyuna veya çepçevre yapılan bir şeyi yapmak, kurmak, bina etmek, uzatmak: Duvar, set çekmek, etrafına hendek çekmek.Germek, yaymak, asmak: Perde çekmek.Çizmek, çizerek uzatmak: Çizgi, hat çekmek.Yazmak, resmetmek. 16. Sürmek, komak. yapıştırmak: Boya, astar, düzgün, rastık çekmek. 17. (hayvanı) Dişiye aşırmak: Arap aygırını Macar kısrağına çekmeli. 18. Terazi ve kantarla tartmak: Şu çuvalı çek bakalım, kaç okkadır. 19. Sevketmek, yürütmek: Asker çekti. 20. Ziyafet vermek, ziyafete davet etmek: Filâna bir ziyafet çekti. 21. Telgraf çektirmek, göndermek, keşide etmek: Bir telgraf çekmiş. 22. Daralmak, büzülmek, çekilmek: Fanila yıkanınca çeker. 23. Zahmet ve meşakkate, derd ve kedere uğramak: Çok çektiml Benim çektiğimi dünyada kimse çekmemiştir. 24. Benzemek, andırmak: Soyuna çekmiş, babasına çekiyor. Omuz çekmek = Bilmezliğe gelmek, Osm. tecâhül etmek. İç çekmek = Ah etmek. İç çekmek = Gönül istemek, arzu etmek: Filân şeyi içim çekiyor. El çekmek = Vazgeçmek, Osm. sarfınazar etmek, artık karışmamak: Ben, o işten el çektim, elimi çektim. Kulak çekmek = Terbiye etmek. Çekememek = Kıskanmak, birinin iyi taraflarına tahammül edememek. Kürek çekmek = Kayığı yürütmek üzere kürek kullanmak. Akıntıya kürek çekmek = Beyhude yorulmak, neticesiz bir işle uğraşmak. Sah çekmek = Matbaacılıkta, müsveddeye konulan bir tashih işaretini iptal etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be cursed with smth. take one's medicine. stand the racket. pull. draw. magnetize. attract. suffer. go through. bear. shrink. pull over. pull away. tow. tow away. take after. undergo. carry. engross. hold. inhale. sip. abide. absorb. bear with. broo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abide. abstract. appeal. attract. bear. beguile. brook. captivate. drag. draw. endure. enthrall. experience. extract. haul. inflect. know. lure. magnetize. pull. shrink. undergo. unfurl. weigh. withdraw. to pull. to draw. to drag. to haul. to tug. to lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw. to pull out. to extract. to attract. to please. to draw. to absorb. to suck in. to breath in. to sniff. to bear. to pay. to suffer. to endear. to go through. to undergo. to withdraw. to cal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cepken.

2.Yağmurluk.

3.Bol şalvar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çekdirmek işi. (bk.) çektirmek.

2.Kürekle yürütülür bir direkli odun vs. kayığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley. puller. impregnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Naklettirmek, taşıtmak: Bu taşları öteye çektirmeli. 2.Sürükletmek, çekerek yürütmek, arabayı iki ata çektirmeli. 3.Çıkartmak, çekerek söktürmek: Bir çürük diş çektireceğim.

4.Kürek oynatmak, kürekle yürütmek, kürek çektirmek.

5.Tahammül ettirmek, yüklemek, eziyet etmek: Bu hastalık bana çok çektirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause to draw. serve. subject. torture. grind. grind down. grind out. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth towed. to cause sb to suffer. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, hırslanmak, öfke ile parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. celb = davet, F. nâme = mektup, kâğıt). Birini mahkemeye davet için yazılan tezkere: Celbnâme yazıldı; bir celb-nâme aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.).

1.Kendisi çekmek.

2.Getirtmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accite. invite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلب نامه] çağırı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

santigrat termometresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik vasıtasıyle ağaç yetiştirme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. mantık). Tenakuz, birinin doğruluğu ötekinin yanlış olmasını gerektiren iki halin bu vaziyeti çelişmedir. Çelişme prensibi felsefede muhakemenin prensibi olup «bir şey aynı zamanda hem var hem yok olamaz» şeklinde ifade edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. controversy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. be in contradiction with. belie. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. contrast. to contradict. to contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. to be in contradiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çelmek işi. 2.Arkadan bağlanan baş örtüsü.

3.Birini düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma. Çelme takmak = Çelme ile düşürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çalmak fiilinin hafifi).

1.Vurmak, çarpmak: El, kanat, kılıç çelmek.

2.Düşürmek, yere vurmak.

3.Kesmek, Osm. zebhetmek.

4.Kapmak, çarpmak.

5.Gidermek, akıl çelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divert. to deviate. to dissuade. to tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trip up. to change sb's mind. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çelme takmak.

2.Başarıya ulaşmasına engel olmak: Parlak bir istikbali vardı, ama zavallıyı çelmelediler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CELBNAME) (i.). Celp kâğıdı, (bk.) Celb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons. written citation. capias ad respondendum. letter of convocation. process. subpoena. writ of subpoena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strap. to encircle. circumscribe. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cimâl). Erkek deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمل] deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Ağaç ve çiçekleri olan çayır, bahçenin oturulacak gölgelik çayırı.

2.Yeşil ve kısa otla yani çimle örtülü yer, yeşillik: Çimenin üzerine oturmak.

3.Bahçede ve yol kenarlarında çimenlik yapmak üzere, kısa otla kaplı bir yerden ot ve kökleriyle beraber kesilip naklolunan tezekler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fenugreek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cummin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمن] çimenlik, çayırlık. 2.yeşillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çimen): Baklagiller familyasından sarımsı beyaz çiçekli 20-40 santimetre boyunda, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Tohumlarında, müsilaj, uçucu ve sabit yağ, trigonellin vardır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Göğsü yumuşatır. Vücuda rahatlık verir. Şehvet artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çemenle örtülmüş yer, çemenlik, yeşillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemenle örtülü, çemenlerle süslü yer: Bahçenin bu tarafını çemenlik yapacağım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapıştırmak; beton ile kaplamak. cement good relations with.... ile dostluk kurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimento; tutkal, zamk, macun, çiriş; yapıştırma işinde kullanılan herhangi bir madde; (dişçi). dolgularda kullanılan alçı .cement block çimento briket. hydraulic cement su kireci. Portland cement Portland çimentosu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimentolama işi; (mad). tavlama, sementasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمنزار] çimenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Otlak. Çimenlik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlık, kabristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (Bir kelimeyi) cemî yapmak, cemî sigasını teşkil etmek: Türkçe’de isimleri cemîlendirmek için sonlarına «lar, Jer» eklemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (kelime). Cemî olmak, çokluk şekline sokulmak: Türk• çe’de isimler «lar, ler» ilâvesiyle cemîlenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemrenmek işi. (bk.) Çemrenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suya girmek üzere paçaları sıvayıp hazırlanmak: Suyu görmeden çemrenmemeli. mec. Bir işe ciddî surette teşebbüse hazırlanmak. Osm. tasaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çenber geçirmek, daire ve halka ile kuşatıp takviye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çengeli takmak, çengele asmak.

2.Çengel cezasıyle idam etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çengiler (oyuncu kadınlar) için yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinlemek, sinilemek, ağlar gibi ses çıkarmak (köpekler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cenk etmeye, muharebeye girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (yanlış bir terkiptir). Mekânı cennet olan, cennete nail, firdevs-Aşiyân, merhum (Osmanlı hükümdarları hakkında kullanılırdı): Cennetmekân Kanunî Sultan Süleyman Han.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنت مکان] mekanı cennet olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santigram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch. to nick. jag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nicked / notched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentilmek, kertilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Kibar erkek, çelebî, görgülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallant. gentleman. gent. sahib. sportsman. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gent. gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. gent. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Centilmene yakışır bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanlike. in a gentelmanly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Centilmen olanın hali. 2.Centilmence davranış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness. gallantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemen's agreement. gentleman's agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santim, frankın yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Diş diş etmek, çentmek, gedik haline koymak, kertmek: Kılıcı çentti. 2.İnce doğramak: Soğanı çentip kavurdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch. to chip. to nibble. to indent. to cope. to cut. to dent. to serrate. to score. to hack. hew. jag. nick. snick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirine geçmek, çitişmek, çapraz olmak.

2.Sıkışmak, kenetlenmek, şiddetlenmek (şimdi çapraşmak deniyor).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Cerahat bağlamak, irin tutmak, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cerime.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). mumlu bez, kefen bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vakitsiz az şey yiyip iştahayı kestirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cürm» den smüş.) (c. cerâim).

1.Suç, kabahat, günah.

2.(Sonradan türetilmiş bir kelimedir). Para cezası, tazmin: Cerimesini çekmek. Mecazen de kullanılır. Halk dilinde «cereme» olmuştur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریمه] suç. 2.para cezası, cereme. 3.ceza ödeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çay kıyılarında sulu ve yeşil y(Erkek İsmi) 2.Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3.Kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germen, Alman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germence, Almanca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den). Büyüklük, irilik: Bu binanın cesâmeti (işin ve meselenin cesâmeti gibi mecâzen ehemmiyet mânâsiyle de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugeness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسامت] irilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dare. to venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaret almak, cür’etlenmek, korku ve çekinme duymaksızın serbestlik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take courage. take heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversification. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeşidini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing in variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversify. to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in variety. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçilecek, akar suyu olan yer ki, ya daimî «kar veyahut hazne ve musluğu olur ve ekseriyetle mermerden yapılmış ve san’at eseri olarak hayır eserlerinden sayılır. Çeşmeden su içmek, doldurmak. Kuru çeşme = Suyu kesilmiş. Çeşme-i hıyvân = Ab-ı hayat çeşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tap. fountain. drinking fountain. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. drinking fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. fount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشمه] pınar. 2.çeşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeşmesi bol olan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek vesairenin lezzeti yerine gelmek, tadı, tuzu kıvamında olup, lezzetli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. cevâb = karşılık, F. nâme = mektup). Cevâbı bildiren mektup, cevap yolunda yazılan mektup: Mektubumun cevâb-nâmesi geldi, cevâb-nâme-l Alînizi aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. to deliver a replication. respond. return. answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öteye beriye koşup dolanmak. Fars. tek ü pû etmek (tekâpû).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir dizi veya uyguyu tersinden başlatma. Meselâ do mi aralığını mi do şekline getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çevirmek işi. (bk.) Çevirmek.

2.Şişte döndürülerek kebap olmuş kuzu vesaire. Çevrilerek yapılmış (kebap) vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. rotation. spin. twirl. surround. enclosure. inclosure. conversion. translation. diversion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. flip. crank. switching. rotation. turning. changing. translating. translation. meat roasted on a spit. cycloid. commutation. wind. commutating. conversion. diversion. deviation. alteration. surrounding. handling. encircling. revolution. swinging

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürmek: Kebabı çevirmeli. Su, değirmeni; buhar, vapur çarkını çevirir.

2.Alt üst etmek, öbür yüzünü üste getirmek: Yaprağı çevir. 3, Etrafını almak, kuşatmak, çepçevre dolaştırmak: Bağa duvar çevirmeli. 4.Geri döndürmek, iade etmek: Kendisini yarı yoldan çevirdiler.

5.Bozmak, başka hale koymak, değiştirmek: Lâkırdısını çevirdi. 6.Geri almak, nakzetmek, bozmak: Mukaveleyi çevirdi. Ayakkabıyı çevirmek = Gitmeye davet etmek, nezaketle kovmak. Çehreyi çevirmek = Yüz ekşitmek. Geri çevirmek = iade etmek, kabûl etmemek. Yüz çevirmek = İltifat etmemek, vazgeçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter. dragoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürtmek, biri vasıtasıyle çevirmek ve döndürmek: Şiş kebabını devamlı çevirtmek lâzımdır.

2.Öbür yüzü görünecek surette alt üst ettirmek: O sayfayı çevirt.

3.Etrafını kuşattırmak, çepçevre kuşattırmak: Bağa duvar çevirtmeli. 4.Bir vasıtayla geri döndürmek; iade ettirmek: Uşağını gönderip kendisini yarı yoldan çevirtti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth translated. to have sth turned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçine almak, kuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surround. encircle. enclose. inclose. circle. ring in. ring. begird. cincture. environ. girdle. orb. swathe. twine about. twine around. wreathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encircle. encompass. swathe. to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe. gird. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşatılmak, sınır içine alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be surrounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encirclement. enclosure. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürülmek, devrettirilmek: Kebap, ateşin karşısında çevrilmekle pişer.

2.Alt üst olmak, öbür yüzü göz önüne getirilmek: O sayfa çevrilince öbür bahse geçilir.

3.Kuşatılmak, çepçevre sarılmak: Bu bağa duvar çevrilmelidir.

4.Geri döndürülmek, iade edilmek: Yarı V°Wan çevrildi. 5.Bozulmak, çürütülmek, geri alınmak: Verilen söz çevrilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be encircled. to be enclosed. to be translated. to be turned. turn round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cihazlamak, evlenecek kızın çeyizini düzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeyizi i hale gelmek veya getirilmek, (bk.) Cihazlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni doğan çocukların kollarını, bacaklarını karşılıklı çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cezbeye tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendisine doğru çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attract. charm. draw on. fascinate. magnetize. catch. fetch. bait. beguile. captivate. engross. hypnotize. lure. prepossess. wile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. beguile. charm. draw. tempt. to attract. to charm. to draw. to beguile. to allure. to appeal. to tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attract. allure. beguile. bewitch. captivate. charm. draw. fetch. invite. magnetize. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klarnetin en pes perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bukalemun, (zool). Chamaeleon vulgaris; sık sık fikir ve tavır değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). meşru müdafaa sırasında adam öldürme; kasıtsız cinayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). yumuşak bir çeşit saten kumaş, şarmöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahenkle çalmak (çan); şarkı söyler gibi konuşmak; harmonize etmek, uygunluk sağlamak; ahenkli ses çıkarmak. chime in uymak; söz kesip konuşmaya katılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenkli zil veya çan sesi;(müz). madeni borulardan meydana gelen bir çalgı; müzik, melodi; akort, ahenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçının iki ucundaki şevli kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağzından ateş püsküren mitolojik bir canavar; süsleme sanatında kullanılan canavar figürü; vehim, kuruntu, kabus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayali, gerçek olmayan. chimerically (z). hayali olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kızartılmış erişte ile servis yapllan çinlilere ait türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krom. chrome green krom yeşili. chrome steel kromlu çelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kromozom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vakti tam olarak öIçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kimüs, midede yarı hazmedilmiş halde bulunan yiyecekler. chymous (s). kimüsle ilgili veya onun gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosegay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming. bloom. florescence. inflorescence. spadix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiçek peydâ etmek, çiçek açmak. Osm. tezehhür etmek: Ağaçlar çiçeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom. blossom. to flower. to blossom. to bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom. flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efflorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Arka ayaklarıyla tepmek (at, katır vs.).

2.sert havalarda geminin ikinci demirini de atmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların cinsî birleşmesi: Koyunların çiftleşme vakti yaklaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mating. copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(bir tek) Eşini bulup çift olmak: Güvercinin eşi ölürse bir daha zor çiftleşir.

2.(hayvanlar) Cinsî birleşmek: Ekseri hayvanlar senede bir kere çiftleşirler. İyi bir kısrak, cins bir etla çiftleşince elbette güzel bir tay vücuda gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. mate. copulate. pair. couple. rut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mate. to become a pair. copulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çift etmek, bir tekin eşini bulup çift yapmak. Araba atlarını çlftleştiremedim.

2.Hayvanları biribirine eş yapmak: Bu köpeği çiftleştlrip yavrularını almalı. Koyunları hangi ayda çiftleştirirler?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a pair. to mate. breed. propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ne kadar pişerse piçsin, çiğ kalacak gibi bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. chew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chew. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eski Türkçe: çığnamak).

1.Ayakla basmak, ayak altında ezmek, pâymâl etmek: Çayırı çiğnememell. At ayağımı çiğnedi. 2.Şiddet ve tazyik altına almak, ezmek: Düşman askeri, geçtiği yerlerin ahalisini çiğneyip mahvetti. 3.Yemek üzere ağza alınan şeyi dişle kırıp ezmek: Pilavı çok çiğnemeden yutmamalı. Çiğneyip geçmek = mec. Birinin yanından geçip de uğramamak, ziyaret etmeksizin geçip gitmek. Lakırdıyı çiğnemek = VAzıh ve açık söylemeyip anlaşılmayacak bir surette telâffuz etmek: Lakırdıyı çiğnemeyin ki söylediğinizi anlıyayım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. chew. contravene. masticate. tramp. trample. transgress. tread. violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew. to tread underfoot. to run over. to violate. masticate. transgress. tread. tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayakla basılmak, ayak altında ezilmek: Kazılan yerler böyle çiğnendikten, çiğnenlldlkten sonra ne işe yarar?

2.Kahır ve baskı altına alınmak: Harp zamanında düşman ordusunun yolu üzerinde bulunan yerlerin ahalisi elbette çiğnenir.

3.Ağızda dişle kırılıp ezilmek: Yemek ne kadar çok çiğnenir, çiğnenebilirse o kadar kolay hazmolur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be chewed up. to be run over. to be violated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayak altında ezdirmek, ayakla bastırmak: İşlenmiş tarlayı kimseye çiğnetmemeli. 2.Yeşermiş ekini kardan evvel yatırmak, bastırmak: Ekinleri çiğnetmeli. 3.mec. Ezdirmek.

4.Dişle ezdirmek: Çocuklara, yiyeceklerini iyi çiğnetmelidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth chewed. to let sb to run over. to let sb's rights be violated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞRİMEK (f.) (eski Türkçe). Uyku kaçmak, uyuyamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞSİMEK ve ÇİSİMEK (f.).

1.Çiğ yağmak.

2.Çiğ gibi pek ince yağmur yağmak, tozarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuyamamak, uykusuz kalmak, sehr veya ark hastalığına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğsemek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cihaner).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop up. show one's face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ak lekeler peydâ etmek, çil olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ciltlemek, kap geçirmek, teclit etmek: O ciltçi, kitapları pek fena ciltledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bind. stitch. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kitap). Ciltlenmek, kap geçirilmek, teclît olunmak: Bu kadar kitap bir günde ciltlenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kitaba). Kap geçirtmek, teclit ettirmek: Bu kitapları mücellide verip ciltletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have bound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cilve yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dalliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karşılıklık olarak cilve yapmak.

2.Birbiriyle dostça şakalaşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt with each other. to bill and coo. to joke with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ve nefîs bir cins karpuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. pinch off. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendiliğinden yetişmiş ot. (bk.) Çemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. meadow grass. bent. bent grass. divot. greensward. sod. sward. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. turf. lawn. sward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمن] çimenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çimenli olan yer. (bk.) Çemenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. turf. grassy. meadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: çimento). Kumla karışık olarak harç ve sıva gibi kullanılıp pek çabuk donar ve rutubete karşı çok dayanır bir mamûl ki, çeşitleri olup kâğıt torba içinde satılır: Fransız çimentosu, beyaz çimento. Çimento döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ cimices)., (sim-ısiz). bit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekilecek tohum ve çekirdekleri veya dikilecek bağ çubuklarını filiz verinceye kadar geçici olarak toprak veya kum yahut suyun içinde bulundurmak: Ağaç çekirdeklerini, bostan tohumunu, bağ çubuklarını çimlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Tohum, çekirdek, bağ çubuğu vesaire).

1.Ekilip dikilmeden önce geçici olarak toprak veya kum veya suyun içinde durdurulup filizlenmek: Bağ çubukları, karpuz tohumu, ağaç çekirdekleri önce çimlenip sonra dikmeli. 2.Çim yemek, çimlenmek = mec. Nasibini almak, kenardan geçinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germinate. to germinate. to sprout. to be covered with grass. to become grassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Suya dalıp çıkmak, suya girip yıkanmak.

2.Dolanıp batmak, gömülmek: Parmaklar ete çimmek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Homer'in destanlarında adı geçen ve karanlıkta yaşadıkları söylenen bir batılı ırk ile ilgili; kasvetli, iç kapayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stingy. skimp. scrimp. pinch. stint. stint money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çınlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Diş diş olmak, gedilmek: Çakı çintildi. 2.İnce ince doğranmak: Soğan çintilip yağda kavrulur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentmek. (bk.) Çentmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiriş sürmek, çirişle yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirişle yapıştırılmak: Kitap kabı böyle mi çirişlenir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinleşmek. Çirkin saymak, kötülemek. Osm. zem ve takbîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Kıyafet değiştirince çirkinlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Küçükken oldukça güzeldi; lâkin büyüdükçe çirkinleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Pek çirkin değildir; lâkin o kıyafet kendisini çirkinleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blemish. deface. to make ugly. to disfigure. to blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Terbiye noksanı, güzel bir kızı çlrkinletmek için kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin bulmak, çirkin saymak, çirkin görüp beğenmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiselemek, (bk.) Çiğeskin, çisenti, çiğremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cisim itibariyle, cisim olarak, bedence: Cismen bu ondan küçük ise de akılca daha büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسما] bedenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub together while washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çitme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip pekişmek, kilitlenmek, çit gibi sarmaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cuvân = genç, merd = er). Cömerd, kerem sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmerd’ln c. civânmerdler, cömertler, eli açık olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmertlik, cömertlik, sahâvet, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cömertlik, kerem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانمرد] cömert. 2.soylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Oku hedefe isabet ettirmemek, hedeften şaşırtmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çivilemek işi. 2.Ayaküstü ve dimdik bir durumda denize atlama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. a dive with the feet foremost. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çivi ile mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivi İle mıhlanmak. mec. Bir yerde ilişip kalmak, gecikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth nailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivirtmek, çivrindi. (bk.) Çevirmek vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ok) Hedeften şaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Çiy düşmek.

2.Çiselemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kalem veya diğer bir şeyle bir çizgi çektirmek: Şu tahtanın üzerine bir şekil çizdirmeli. 2.Çıkartmak, üzerine bir çizgi çektirip kaydını silmek: ismini defterden çizdirdiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth drawn / marked / scratched / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rasgele yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgiler ve hatlar peyda etmek, sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalanmak: Bu kâğıt kolay çizilmiyor, bu ayna çizilmiş.

2.Çizgi çekilerek kaydı silinmek: Onun İsmi defterden çizildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked / drawn / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koncu dize kadar veya dizden yukarı çıkacak kadar uzun ayakkabı ki, başlıca yolculukta veya hayvana binildikte giyilir, çekme: Çizme giymek, çizmeyi çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çizmek İşi, çiziş.

2.Çizgi, yol,.hat.

3.Tarla çiziği, sapan yolu, ark.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. high boot. top boot. depiction. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgi çekmek. Osm. hat tersim etmek: Şu defteri çizmeli. 2.Sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalamak: iğne yüzümü çizdi. 3.Çıkartmak. Osm. hazf ve terkin etmek: Onun ismini defterden çizdiler. Yazıp çizmek = Yazı ile uğraşmak. Yan çizmek — Sıvışmak. Bir işi yapmaktan kaçmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

write off. draw. mark up. construct. scratch. line. mark. rule. describe. cross out. depict. groove. limn. picture. plough. plow. scar. score. set. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. describe. design. pencil. picture. scratch. scuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. to mark. to draw. to score. to cross out. to cancel. to strike off. to scratch. to scarify. construct. delete. depict. design. expunge. generate. mark up. rule. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağında çizmesi olan. Sarı çizmeli Mehmed Ağa = Meçhul, hekkıyle tarif olunamayan şahıs hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhamet şefkat; müsamaha, hoşgörü; yumuşak başlılık; mülayimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merhametli, şefkatli; yumuşak başlı; yumuşak ve latif (hava).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(şiir).iklim, diyar, üIke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinometre, meyil öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinometre ile ilgili. clinomet'rical s klinometre ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. miscarriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soyadı; lakap. cognoscente, conoscente (konyoşen'tey, konoşen'tey) (i). (çoğ -ti) erbap, ehil, bir işe vakıf olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. crave. itch. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. yearn. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. to be dead nuts on sb. think the world of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir miyar yardımıyla sıvının dibine çökmek, teressüp etmek (o sıvı içinde erimiş halde olan katı maddeler için kullanılır), (bk.) Çökünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to precipitate. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). Çökelmeye uğratmak, tersip etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökertmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇOKURTME, ÇÖKERTME (i.). Denizin dibine indirilip üstüne balıklar geldikten sonra köşelerinden tutulup birden kaldırılan ağ, çökertme ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. to make kneel. to cause to collapse. to break in. to stave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. precipitate. weight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çökmek işi. 2.(jeoloji) Toprak, bina vs.’nin alttan yıkılarak yerle bir olması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. collapse. sedimentation. subsidence. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. sag. slump. breaking down. disintegration. deposition. settlement. settling slip. sedimentation. precipitation. failure. declination. squat. decline. deflation. shrinkage. cave-in. depression. breakdown. bust up. cave in. decadence. descent. dow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.inmek, konmak, havada veya suda bulunan toz vs. dibe oturmak.

2.Çukurlaşmak, düşmek, batmak, inmek: Doldurulan toprak, rıhtım çöktü.

3.Basmak, kaplamak: Sis, duman, pus çöktü.

4.İhtiyarlayıp zayıflamak, kuvvetten düşmek. Üstüne çökmek = Altına almak. Bel çökmek = Bel iki kat olmak, ümitsizlik, bezginlik, yılgınlık getirmek. Diz çökmek = Diz üstüne’ oturmak, dizleri yere koyup öyle durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. decline. droop. fall. sag. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collapse. to fall in. to break down. to sit down suddenly. to fall. to go downhill. to settle. to precipitate. to disintegrate. to deposit. to sink. to slump. to founder. to decline. to cave. deflate. to squat. cave in. crash. crumble. crump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çökürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aşağı inmek, duruşmak, tortulaşmak.

2.(deve) Diz çökmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak.

2.Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek.

3.İndirmek: Başına yumruk çökertmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan birden gelip çökmek, toplanıp inmek: Kuşlar tarlaya çöküştüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

limonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. ( Vervüstung / Desertification )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desertification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çöl haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çömlek dediğimiz şeyin aslı ve doğrusudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).gelmek, yaklaşmak, varmak; olmak, vaki olmak;akla gelmek;(k).dili orgazma varmak.come about olmak, vaki olmak;dönmek, volta etmek.come acrossrast gelmek, karşılaşmak;intiba bırakmak;argo istenileni yapmak, sakladığını çıkarıp vermek.come across with

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., A.B.D., argo çekici, davet edici (bakış).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. (argo). tuzak kuran kimse, tuzak; davet edici bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili eski formunu bulma; argo zekice ve yerinde cevap; A.B.D., argo şikayet sebebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komedi artisti, komedyen; komedi yazarı comedienne(i). kadın komedi artisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by