Mea, Mia ne demek? | Mea, Mia anlamı nedir? | Mea, Mia

Mea, Mia anlamı nedir?

Mea, Mia ne demek?

Mea, Mia anlamı nedir?

Mea, Mia | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. em’A). Barsak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kuvvetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşak huyluluk , sevimlilik, tatlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş, sevimli, tatlı. amiably (z). hoş surette, tatlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ince pamuk taşı bir çeşit ince asbest, amyant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak anemia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kansızlık, anemi. anemic (s). kansız, anemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). koku almazlık, koku duyusu eksikliği, anozmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ahlâk kurallarına karşı gelen (kimse). antinomianism (i). ahlâk kurallarına karşı gelme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıb). kendi vücudunda hâsıl olan mikroplarla iltihaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bulaştırmak, kirletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hükümsüz, mânâsız, saçmasapan söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. iki terimli; i. aralarında + veya -- bulunan iki terim; biyol. iki terimli isim bio- önek hayat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., Bohemyalı; çek dili; çingene, Kıpti; k.h. Bohem, Bohem hayatı yasayan kimse, toplum kurallarını dikkate almadan yaşayan sanatçı ruhlu kimse; s. Bohemya halkına veya diline ait, Bohemya'ya özgü. Bohemianism serbest hayat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., b.b. doymaz iştah, doymama hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Yunan efsanelerinde adı geçen Fenikeli kahraman Kadmus'a ait. Cadmean victory yenilenlerin olduğu kadar yenenlerin de zarar gördüğü savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brotherhood. group. body. community. brotherhood zümre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. body. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جامعه] topluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cümleten, bilcümle, bütün, tekmil, hep.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klarnetin en pes perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı ölçülere sahip olan, eşit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kırım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alçaltmak, küçültmek. demean oneself kendini küçültmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).davranışlar, hal, tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin, saadet ve ihtişamının sığınacağı yer, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. methiye yazan kimse, kaside yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baharatlı kıyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haşmetli, haşmet sâhibi. Osmanlılar’ın «majeste» karşılığında, yabancı imparator ve krallar için kullandıkları unvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشمت مآب] görkemli, haşmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenin ve özel likle başın bir tarafının ağrıması, yarım baş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kan hücumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülemez: sınırsız, hudutsuz. immeasurably z. ölçulemez derecede, gayet, pek çok .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; içinden geçilmez. impermeabil'ity, imper'meableness i. su veya hava geçirmeme özelliği. imper,meably z.su veya hava geçirmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. azar azar, yavaş yavaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ismetli, ismetpenâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kıstağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. can sıkıcı şikâyet, yakınma, figan, feryat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامعه] parlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Yu.) (mit.) çocuk eti ve kanı ile beslenen kadın başlı yılan şeklindeki efsanevi canavar; vampir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lami).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمعان] parıldama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمعات] parıltılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parıltılar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lösemi, kan kanseri. leuko bak. leuco-.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. em’A). Barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Geri dönülecek yer.

2.Sığınılacak yer, melce. Şevket-meâb = Şevket ve ihtişamın sığınak yeri, şevketpenâh, şevketli (Osmanlı hükümdarlarının unvanı).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Maâbı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مآب] sığınma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâber). (bk.) MAber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معاد] dönüş yeri. 2.ahiret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayalandırılmış bal ve sudan yapılan alkollü bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) çayır, çimen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meâdib). Ziyafet, davet, düğün.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çayır. meadow grass çayır otu, çimen. meadow rue çayır sedefi, bot. Thalictrum meadow saffron güz çiğdemi, bot. Colchicum autumnale. meadow clover çayırtirfili, bot. Trifolium pratense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı göğsü üstünde: siyah hilâl şekli bulunan ötücü bir çayır kuşu, zool. Sturnella magna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetersiz, eksik, az; bereketsiz, mahsulsüz, kuru, yavan, tatsız; zayıf. meagerly z. yetersizce; fena, kusurlu olarak; zayıf halde. meagerness i. zayıf lık; kısırlık, kıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مآخذ] kaynaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meâiyye) (anatomi, tıp). Barsaklara ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâ: Bu beytin meAlini çıkaramadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part; a fragment; a portion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of food taken at a particular time for the satisfaction of appetite; the quantity usually taken at one time with the purpose of satisfying hunger; a repast; the act or time of eating a meal; as, the traveler has not eaten a good meal for a wee

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grain that is coarsely ground and unbolted; also, a kind of flour made from beans, pease, etc.; sometimes, any flour, esp. if coarse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that is coarsely pulverized like meal, but not granulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sprinkle with, or as with, meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pulverize; as, mealed powder. coarsely ground foodstuff; especially seeds of various cereal grasses or pulse the food served and eaten at one time any of the occasions for eating food that occur by custom or habit at more or less fixed times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. purport. signification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the food served and eaten at one time. any of the occasions for eating food that occur by custom or habit at more or less fixed times. coarsely ground foodstuff; especially seeds of various cereal grasses or pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مآل] anlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek, öğün; yemek zamanı. meal ticket yemek kartı; A.B.D., (argo) geçim kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elenmemiş kaba un; una benzer şey. meal worm un kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelimesi kelimesine olmayan, mânâ bakımından: Meâlen tercüme etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mefhum ve mânâsı olmayan, mânâsız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. un gibi, unlu; beyaz benekli (at); solgun, renksiz (yüz). mealiness i. unluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (meant) (ment) niyet etmek, kurmak, düşünmek; ifade etmek, mana vermek, kastetmek, demek istemek; demek. He means well. Ne kadar beceriksiz olsa da hüsnüniyeti var. It is meant for you Bu sizin için. What do you mean by it? Ne demek istiyorsun? Ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta, vasat;vasati, ortalama; mat. orantılı. mean distance ortalama mesafe. mean pressure ortalama basınç. mean time vasati güneş saati. Greenwich mean time Greenwich ortalama güneş saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki şeyin ortası, vasat, orta; ılımlık; mat. ortalama nicelik; istatistikte gözlem sonucu ortalama değer; man. orta terim; bak. means the golden mean her şeyin kararı, ikisi ortası, ideal olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, aşağı, değersiz; rezil, alçak, bayağı; cimri, pinti; kılıksız; yoksul; k.dili huysuz; k.dili utangaç; A.B.D., k.dili keyifsiz; A.B.D., k.dili kötü huylu, ahlâksız, tehlikeli; A.B.D., k.dili zor, güç; A.B.D., (argo) şahane, nefis. no mean city

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dolambaçlı yol, labirent; zikzaklı veya dolambaçlı devinim; menderes, kıvrım; girintili kavislerden yapılmış nakış; b.h. Menderes Irmağının eski ismi; f. dolambaçlı yoldan gitmek; avare dolaşmak, gezinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlam, mana; amaç, gaye, maksat; yorum; önemç meaningful sç anlamlı, manalı. meaningless s. anlamsız, manasız; boş, abes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatll, niyetli; manalı, anlamlı. meaningly z. manalı manalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç, vesile; servet, varlık, zenginlik, para. means of transport nakil vasıtası, ulaşım araçları, taşıtlar. means to an end araç, vasıta. by all means elbette, şüphesiz. by any means ne şekilde olursa olsun, ne pahasına olursa olsun; hiç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معارج] merdivenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معاصی] isyanlar. 2.günahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. me’ser). (bk.) Me’ser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meâslr). Atalardan yâdigâr kalan büyük ve şanlı iş, öğülecek iş ve hareket: Atalarımızın meâsiriyle iftihar ederiz (cem’i daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızamık; domuz uyuzu. German measles kızamıkçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızamıklı, kızamık çıkarmış; (argo) adi, değersiz; cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülebilir, ölçüye gelir; sınırlı, ılımlı. measurably z. ölçülür surette; ölçülü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçü, miktar; ölçek; her hangi bir ölçü sistemi; ölçüm, ölçme; derece, mertebe, hudut, had; şiir vezni; tedbir, yol; kanun; müz. ölçü. angular measure açı ölçüsü. beyond measure hadden aşırı, son derece. full measure tam ölçü. for good measure faz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölçmek, tartmak, kıymet biçmek; ölçüsü olmak; karşılaştırmak; ölçüsünü almak; süzmek, dikkatle bakmak; uydurmak, ayarlamak. measure off uzunluğuna belli bir kısmı ölçmek. measure out ölçüp ayırmak. measure swords kılıçla çarpışmak; biri ile boy ölçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenecek et et; (eski) yemek, yi yecek şey; öz; k.dili en büyük zevk. meat and drink to him onun için gıda kadar lüzumlu şey. meat and potatoes (argo) önemli olan, temel (kısım). meat loaf rulo köfte. meat packing A.B.D. toptan kasap işi. meat pie et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. yol, kanal; kanal ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معایب] kusurlar, ayıplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezopotamya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (c. miât) (tes. mlaeteyn). Yüz, yüz senelik zaman, kurun: Hicret-i Nebevlyye’nin mie-i Ülâsında, mie-l râbiasında. (c.) Rakamların sağdan itibaren üçüncü hanede ‘ yazılanları: Miât hanesi (yüzler evi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «va’d» den iz.).

1.Veadolunan zaman; bir şeyin icrası İçin söz verilen veya. tâyin olunan belli zaman: Miadında geldi. 2.Askerlere verilen esvap vesairenin sürdüğü müddet: Kaput miadı iki senedir.

3.Kıyamet, mahşer: Yevm-i miad.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميعاد] buluşma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. meow.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mas, -mata) havaya yayılan ufak zararlı maddecikler veya mikroplar; böyle mikroplu hava; eskiden bu havadan geldiği düşünülen sıtma; pis ve zehirli hava. miasmal, miasmat'ic s. mikroplu, zehirli, tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mie). (bk.) Mia.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tart. içine doldurulan ince kıyılmış elma, kuru üzüm ve baharat karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü davranmak. misdemeanant i. kabahat işlemiş kimse, kötü hareketinden dolayı suçlanan kimse; suçlu kimse. misdemeanor i. hafif suç; kötü davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. tek terimli; biyol. tek kelimeden ibaret (hayvan veya bitki ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Toptan, toplanmış oldukları halde, hep birden, cemâatle: Müctemian gittiler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. çok terimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimlendirilebilir; şöhrete lâyık, unutulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz iltihabı. ophthalmic s. göze ait. ophthal- mol'ogy i. göz bilgisi. ophtlalmoscope i. oftalmoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. rahim kanserini teşhis için yapılan test.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nüfuz edilebilen, geçirgen. permeabil'ity i. nüfuz edilme kabiliyeti, nüfuziyet, geçirgenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mesamatını doldurup geçmek, nüfuz etmek, içinden geçmek; içine geçip yayılmak. permea'tion i. nüfuz etme, içinden geçme; içine geçip yayılma. per mill binde nispeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. parça parça, yavaş yavaş; s. parçalardan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mat. birden fazla terimi olan (ifade); polinom; biyol. ikiden fazla kelimeden meydana gelen hayvan veya bitki ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücutta birçok çıban meydana getiren kan zehirlenmesi. pyemic s. böyle zehirlenme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. dört terimli (rakam).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Saadet sahibi (saygı tâbiri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kuvve-i sâmia yahut hassa-i sâmia’dan kısaltılmış). İşitmek duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سامعه] işitme duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İşitme duygusu, hissi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sisam adasına ait; i. Sisamlı. Samian earth Sisam adasında bulunan ve eskiden ilaç olarak kullanılan balçık. Samian ware bu balçıktan yapılan kaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. insanı normalin dışma çıkarmayan hafif bir şizofreni sekli. schizothymic s. bu durumla ilgili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altı aylık, altı ayda bir olan; i. altı ayda bir çıkan yayın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kan zehirlenmesi, septisemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( ŞEVKET-PENAH ) (i.). Osmanlı hükümdarlarının unvanıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شوکت مآب] yüce padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. maymuna benzer; i. maymun, özellikle insana benzeyen maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sürmek; yapışkan veya yağlı bir şeyle sıvamak; lekelemek; A.B.D., (argo) tamamen yenmek; i. leke; iftira. smeary s. yağlı, yapışkan; lekeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evcilleştirilebilir, ehlileşme kalileştirilebilir tameability biliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan zehirlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. üç terimli; biyol. üç kelimeli ismi olan, i., mat + veya işaretiyle birleşmiş üç terimli ifade; biyol. üç kelimeli isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemirgenlerden insanlara geçen ateşli bir hastalık, tularemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (Kanada) deri ile kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlamcız, mana sız; ifadesiz, boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenmeden yapılmış, kasıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. uremia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. üremi. uremic s .uremili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Urmiye gölü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi niyetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by