Meç ne demek? | Meç anlamı nedir? | Meç

Meç anlamı nedir?

Meç ne demek?

Meç anlamı nedir?

Meç | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Ensiz ve düz kılıç, yassıca şiş: Meç ile vuruştular. Talim meçi = Talime mahsus ucu düğmeli meç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strand or lock of hair. rapier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket halinde ve sabit olan hava ve gazlar ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Binbir Gece Masallan''nda dilenciye boş tabaklarla hayali bir ziyafet çeken Bağdat'lı prens. Barmecide feast çok kıt yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mecalsiz, kudretsiz, dermansız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيد مجنون] salkımsöğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمجبئریه] zorunlu olarak, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarına hallettirmek üzere söylenilen muğlak şey, muammâ, lugaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riddle. enigma. puzzle. conundrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. enigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. conundrum. enigma. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مجال] takatsiz, dermansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çekmek» ten).

1.Masa ve yazıhanenin çekmekle açılan gözü: Evrakı yazıhanenin çekmecesinde muhafaza ediyor.

2.Çekilir gözü olan küçük sandık veya dolap.

3.Bir gözlü ve dört ayaklı küçük yazıhane.

4.Çekmesiz ve ufak tefek ve ekseriya kıymetli şeyler vazına mahsus küçük sandık: Evrak, para, mücevherat çekmecesi. 5.Çekilip tekrar konur veya açılır kapanır köprü.

6.Fırtına çıktığı zaman gemilerin çekildiği küçük liman, mahfuz koy. İstanbul’daki Büyükçekmece ve Küçükçekmece adlarını bu mânâdan almışlardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffer. drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Beyanat. Sayılı bir kimsenin herhangi bir soru üzerine söyledikleri, beyanat: Bakan’ın bugün gazetelerde çıkan demeci herkesi sevindirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration. speech. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement (made by sb in authority. declaration. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek çeşitli şeyler yapan sanatkâr, dökümcü: Pirinç dökmecisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek eşya yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yolun yön değiştirdiği yer, yolun dönülen yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. winding. wind. zag. elbow. hook. sweep. turning. turnout. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. turning. winding. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Döşeme yapan kimse.

2.Mefruşatçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furniture dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furnisher. layer. installer. house decorator. bolsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tattoist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğme yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzme, sahte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false. forged. fake. sham. spurious düzme. sahte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. fake. forged. falsified. phony. pseudo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtekâr, düzme şeyler yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ebem gümeci). Çiçeği ve kökü tıpta kullanılan ve yaprığı sebze gibi yenilen meşhur bitki, pinpirik. Ar. habbâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hubbaz): Ebegümecigillerden; çiçekleri ilaç, yaprakalrı da sebze olarak kullanılan ve genellikle tarla kenarlarında kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm. boyundadır. Yaprkalrı sarmaldır. Mayıs - Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda müsilaj vardır. Yaprak ve çiçekleri kurutulmadan kullanılır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır. Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Burun kanamasını durdurur. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Mide ağrısını keser. Burun tıkanıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Münekkid, tenkitçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. commentator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Mantarların gelişme organı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hedef. 2.Yamaç. 3.Henüz memeden kesilmemiş buzağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Herkesin yardımıyle ve elbirliği ile görülen: Emece günü, emece iş (meci şeklinde yazanlar da vardır).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Değiştiriciye, başka bir CD çalınırken ses kaybı olmadan bir CD takılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dövuiş horoZu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gümeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Görmek şartıyle: Görmece alış veriş.

2.Göz tahmini il«, ölçüp tartmaksızın, götürü: Görmece pazarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleme yapıp satan adam: Gözlemeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humorous story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Koyun vesair hayvanların gözlerine ve ağızlarına yapışıp rahatsız eden küçük bir cins sinek.

2.mec. Şaşkın adam, çolpa.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت مجموعه] genel, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eve veya memlekete dönüş; mezunlar günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of directors. administrative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kehribar vesaireden çubuk imâmesi vesair şeyler yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beraber, birçok kimsenin toplanıp elbirliğiyle bir kişinin işini görmesi ve herkesin işinin sıra İle bitirilmesi. Bu köyün tarlaları imece ile sürülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working together for the community or one of its members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business manager. business administrator. manager. operator. exploiter. keeper. keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. manager. administrator. business executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İktisadî menfaatlerin, bilhassa kamu hizmetlerinin, sevk ve idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business managament. business administration. shopkeeping. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business administration. managership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business administration. managership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mum yapımında kullanılan balina yağı: İspermeçet mumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavun ve karpuz gibi meyveleri kesip beğenirse almak şartiyle: Kesmece satıyor; kesmece aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that will be cut and shown for approval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Papatya ve ayçiçeğindeki gibi çiçeklerin sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucunda toplanmasından meydana gelen çiçek durumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevelân» dan İm.) (asıl mânâsı: «dönülecek yer»),

1.İktidar, kuvvet: Hiç mecâll yoktur, bende mecâl kalmadı.

2.İmkân, fırsat: Düşmana mecâl vermemeli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجال] güç, kuvvet. 2.fırsat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A. c.) (m. mâclis). Meclisler. (bk.) Meclis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجالس] meclisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsiz, dermansız, tâkatı olmayan: Mecalsiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. exhaustion. drained feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mecmâ). Mecmâlar, toplantı yerleri, (bk.) Mecmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecmû, mecmûa). Mecmûalar (toplamlar), mecmualar (dergiler), (bk.) Mecmû, mecmua.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجامع] toplantı yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A. c.). Mancınıklar. (bk.) Mancınık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecnûn). Mecnunlar, deliler, (bk.) Mecnun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانين] mecnunlar, çılgınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecrâ). Mecrâlar. (bk.) Mecrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cevâz»dan). Gerçek mânâsiyle kullanılmayıp İlgi ve benzerliği olan diğer bir mânâsı kullanılan, hakikat mukabili: Bu şair çok mecâz kullanıyor, bu sözde mecâz vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecâz kullanma yoluyla, gerçek mânâsiyle olmayarak: «Arslan» meeizen cesur mânSsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mecâziyye): Mecazlı sözlere alt, mecâz yoluyla kullanılan: Mecâzt mânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figurative. metaphoric. metaphorical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegorical. dry. figurative. metaphorical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figurative. metaphorical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cibillet» ten imef.) (mü. mecbûle). Yaratılmış, Ar. mahlûk, Fars. Aferlde; yaratılışında bir MI ve sıfat bulunan: Utangaçlıkla mecbûldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECBÜR) (I. A. «cebr» den İmef.) (mü. mecbûre). Zor görmüş, zorla bir işe sevkolunan, zorlanmış olan: Bu mecburdur, böyle yapmaya mecbûrum, bent gitmeye mecbûr ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mecbûr olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compelled. forced. bound. doomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. compelled. forced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced to. obliged to. bound. bound to. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجبور] zorunlu. 2.zora koşulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to force / to oblige sb to do sth. coerce. compel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). Mecbur olarak, mecburiyet altında, zorla: Gitmek istemezdim ama mecbûren gideceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsive. compulsory. forced. obligatory. necessary. mandatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory. obligatory. binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجبوری] zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECBURIYYET) (i. A.). Mecbur olma, mecburluk, zor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. compulsion. exigence. exigency. indispensability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. compulsion. necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being forced to. being compelled to. to have to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجبوریت] zorunluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mekke; k.h. herkesin ziyaret etmek istediği yer. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ücretsiz olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانا] parasız olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ücretsiz, bedava, parasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجانی] parasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ücretsiz, bedava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, şan, şeref.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجد] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mecid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mecellât).

1.Kitap, dergi, mecmua, broşür, risâle: Edebiyata ait güzel bir mecelledir.

2.İslâm hukukunun muâmelât kısmı: Mecelle dersi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجله] dergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Samanyolu. 2.Harekete müsait yol, cadde veya y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. mimli masdar). Gelme, geliş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. mechanics, mechanical.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. makinist, makina ustası; s. el sanatlarına ait; makinaya ait, mekanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. makinaya veya alete ait; makina veya aletle yapılmış; el sanatlarına ait; makina gibi, mekanik; mihaniki; fiz. mekanik. mechanical advantage mekanik verim. mechanical drawing teknik resim. mechanical efficiency makinada kullanılan güçle verim arasınd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i makinist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. cisimlerin devimleriyle ilgili olayları inceleyen bilim, mekanik; makina ilmi; teknik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mekanizma, makina tertibatı, bir makinayı meydana getiren bütün kısımlar; işleyiş; teknik, üslup, yöntem; fels. mekanikçilik, mekanizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., nad. makinacı; makinist, makina uzmanı; fels. mekanikçi, mekanizm taraftarı kimse. mechanis'tic s. mekanik, mekaniğe değgin; fels. mekanizme özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalaşma, makinalaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makinalaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Belçika'nın Mechlin şehrinde yapılan bir çeşit kopanaki, karo danteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (imef. olarak isim gibi dilimizde kullanılmamıştır). Çalışma, elden gelen: Bezl-i mechûd etti (elinden geldiği kadar çok çalıştı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECHÜL) (i. A. «cehl» den imef.) (mü. meçhule).

1.Bilinmeyen: Ne olduğu meçhuldur.

2.(gramer) Faili bilinmeyen fiil: Mektup yazıldı, kapı açıldı, gidildi, gelindi... gibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown. indeterminate. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهول] bilinmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meçhuller, bilinmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهولات] bilinmeyenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهوليت] bilinmezlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilinmeme, bilinmeyiş, bilinmeyen şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهول النسب] onun bunun çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Gelme, geliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mecd»den smüş.). Şanlı, şeref ve şan sahibi. Esmây-ı Hüsnâ’ dan, yani Allah’ın 99 adından biridir: Rabb-i mecîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجيد] ulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah’ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Abdülmecid, Allah’ın (Mecid’in) kulu..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük ulu. Şan ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mecîdiyye). I. Abdülmecid’e ait: Nişân-ı Mectdî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECİDİYYE) (i. A ). I. Abdülmecid’ln bastırdığı eltin ve 20 kuruşluk büyük gümüş para. Mecidiye çeyreği = Gümüş mecidiyenin dörtte biri olan beş kuruşluk gümüş para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan im.) (c. mecâlis).

1.Konuşmak veya bir iş müzakere etmek için bir araya gelmiş olanların topluluğu, cemiyet, encümen: Meclis kurmak, meclise çıkmak, gitmek.

2.Devlet işlerinden birini müzakere etmek için toplanan ve birçok üyeden meydana gelen geni; komisyon, şûra: Meclis-i HSss-ı Vükelâ (eskiden bakanlar kurulu), Meclis-i Keblr-i Maârif, Meclis-i MAliyye, Meclis-i Meb’Üsân (eskiden millet meclisi), Mecâlis-i Aliyye (eskiden bakanlar kurulu).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentary. parliamentarian. assembly. council. board. gathering. assemblage. congress. convocation. diet. divan. house. majlis. parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. convocation. council. house. parliament. assembly. board. turkish grand national assembly. social gathering. assembly. council. place of assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. parliament. board. assemblage. assembly. committee. congress. divan. powwow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجلس] toplantı yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel sözleriyle meclisi şenlendiren, güzel söz söyleyerek meclisi süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجلس افروز] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «celb» den imef.) (mü. meclûbe).

1.Celbolunmuş, başka yerden getirilmiş. Emvâl-i meclûbe = Getirilmiş mallar.

2.Taraftarlığı kazanılmış, bir tarafa meylettirilmiş: Kendisi o tarafa meclûbdur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجلوب] celbedilmiş. 2.aşık, tutkun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den im.) (c. mecâmi).

1.Toplanılan yer, toplantı yeri, birtakım şahıs veya eşyanın biriktiği yer: Mecmâ-ı üdebâ = Ediplerin toplandığı yer.

2.Kavuşulan yer, bitişme yeri. Ar. mülteka. Mecmâ-ı bahreyn = İki denizin kavuşma yeri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجمع] toplantı yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den imef.) (mü. mecmûa). Toplanmış, birikmiş, yığılmış, (i. A. c. mecâmi).

1.Toplanmış şey, top, yığın.

2.(matematik, hesapta). Toplama, kara cümle: Bu on beş kalem rakamın mecmûu nedir?


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجموع] toplam, tümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECMÜA) (i. A.) (c. mecâmi).

1.Toplatılıp biriktirilmiş ve düzenlenmiş şeylerin bütünü, koleksiyon.

2.Seçilmiş şiir, musiki eserleri vs. yi toplayan dergi. 3.İlim, fen, edebiyat, sanat, aktüalite, spor ve her türlü mevzu üzerinde yayınlanan haftalık, iki haftalık, aylık, üç aylık vs. dergi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodical. magazine. review dergi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine. periodical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجموعه] dergi. 2.küçük risale veya farklı kitapların bir araya getirildiği eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toptan, birden, birlikte, hep: Mecmûan geldiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجموعا] toplam olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cünûn» dan imef.) (mü. mecnûne).

1.Çılgın, deli. 2.mec. Fena halde Aşık (i. A. c. mecânîn). Çıldırmış adam, deli. Dârü’l-mecânin == Tımarhane.

3.(hi.) Leylâ isminde bir kıza aşkıyla tanınmış Doğu edebiyatının pek ünlü şahsı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly in love. love-crazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. insane. crazed by love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجنون] delice seven. 2.cinli. 3.Leyla’nın aşığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cin tutmuş, cinlenmiş. 2.Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delice, mecnûnlara yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجنونانه] çılğınca, delicesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnunluk, delilik, cinnet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, çılgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyân» dan im.) (c. mecârî).

1.Suyun aktığı yatak, su yolu: Tuna mecrâsı, mecrây-ı Nİl.

2.mec. Bir işin oluş şekli veya bir sebebin yazılma şekli: iş tabii mecrâsından çıktı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. conduit. duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. culvert. drain. watercourse. bed of stream. canal. conduit. well drain. gutter. river bed. offtake. penstock. gully. sewer. outflow pipe. duct. dike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجرا] su yatağı. 2.yol, güzergah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Suyun aktığı yatak, su yolu. Bir işin gidiş yolu. Bedendeki ahlatın alıştığı yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» den İmef.) (mü. mecrûha).

1.Yaralanmış, yaralı, gerek savaş ve kavgada, gerek kazada vücudunun bir tarafı yara olmuş: Harpte mecrûh oldu. O kazada beş kişi öldü ve on kişi mecrûh oldu.

2.Red ve ibtâl olunmuş yahut kendiliğinden bâtıl hâle gelmiş bulunan: Bu söz, bu dâvâ mecrûhtur.

3.(i. A. c. mecrûhîn). Yaralı adam: Mecrûhların nakline mahsus araba.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروح] yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروحين] yaralılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerr» den imef.) (mü. mecrûre). Çekilmiş, sürüklenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça «muğ»dan). Eski Iranlıiar’ın Zerdüşt dinine mensup halk: Mecûs dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mecûsiyye). Mecûs dinine tâbî, Zerdüştî, Ateş-perest veya bunlara ait: Mecûsîler’in Ayîni.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجوسی] ateşperest, ateşe tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Talihi açık, mutlu, şanslı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb» den imef.) (mü. meczûbe).

1.Cezboiunmuş, bir tarafa çekilmiş.

2.Cezbe sahibi, ilâhî aşka erişmiş.

3.Deli, abdal.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجذوب] cezbedilmiş. 2.Tanrı sevgisiyle cezbeye kapılan. 2.deli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cüzâm» dan imef.) (mü. meczûme). Miskin (cüzam) hastalığına uğramış kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezm» den imef.) (mü. meczûme). Kesilmiş, kesin şekilde kararı verilmiş, malûm ve muhakkak: Bu bir emr-i meczûmdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجعول] yapay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mekke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cia) zool. paramisyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), ince halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdarın manzum biyografilerini yazan şair vak’a-nüvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Seçmekle alınıp satılan, seçmek şartıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by allowing the customer to pick and choose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zıt bile olsa çeşitli felsefe doktrinlerinden seçilmiş fikirleri toplama usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhnameci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir makina veya aleti radyo vasıtasıyla uzaktan idare etme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartela, bir müessesede çalışanların geliş ve gidiş saatlerinin kaydolunduğu kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakit alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. her zaman yanında taşınan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [و هلم جری] var gerisini kıyas et.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by