Med ne demek? | Med anlamı nedir? | Med

Med anlamı nedir?

Med ne demek?

Med anlamı nedir?

Med | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(MEDD) (i. A.).

1.Uzatma, uzanma. Medd-i yed = El uzatma.

2.Yayma, döşeme.

3.Bir sesli harfin a, i veya u’nun sesini uzatarak okuma.

4.Arap harflerinde hemze’den sonra elif gelince buna bedel hemze’nin üzerine yazılan işaret.

5.Ay’ın çekiminin te’siriyle deniz sularının kabarması ki, cezir karşılığıdır.

6.Eskiden, kadıların memuriyet müddetini uzatma. Medd-i nazar = Göz görebildiği kadar açıklık.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. medicine, medieval, medium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

{i. A.).

1.-daha, pek, çok, en çok methedilmiş olan.

2.Erkek adı.

3.Peygamberimizin adlarından biri.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2.ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: “...adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici olarak geldim” şeklinde geçen isimlendirme ile Peygamberimizin isimlerinden birisi olarak anıldı ve kullanılmaya başlandı.- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Ahmed-i Muhtar, Hz.Muhammed (s.a.s).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da geçmiş zaman fiili olup imas. gibi kullanılır).

1.Geliş, gelme, vusul: Amed şüd = Gidip gelme, eyâb ve zehâb.

2.Vaktiyle defterlerde kayıt işareti olup, kaydı terkin olunanlarda «reft» kelimesiyle işaret olunurdu (Bundan «Amediyye» yanlış tâbirini de teşkil edip gümrük terimlerinde kullanıyorlarsa da, kabûle şayân değildir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمد] gelme, geliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bâb-ı Alt’de MAbeyn-i Hümâyûnla olan muhabere kaleminin reisi ve Meclis-i HAss-ı Vükelâ başkâtibi: Amedci Bey. Asıl resmî adı: Amedî-i Dİvân-i Hümâyûn’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amedci unvan ve mansıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amedî-i Dİvân-ı Hümâyûn. (bk.) Amedci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geliş, vusul. Yalnız «resm-i hoş-Amedî» tabirinde kullanılır, safa geldiniz demek makamında edilen selâm resmine denir. Kudum tebriki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدورفت] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدوشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir Yunan tanrıçası ; (astr). Andromeda takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü Yunan matematikçisi Arşimed'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).silahlı. armed forces silahlı kuvvetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). utanmış, mahcup olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpected. sudden. unimagined. surprise. abrupt. adventitious. heaven-sent. improbable. snap. unannounced. unforeseen. unhoped. unhoped-for. unlooked-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrupt. sudden. unexpected. unforeseen. unlooked-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinmeyen, malûm olmayan, tanınmayan, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bilmeyen: Bunu bilmedik kimse kalmadı.

2.Bilinmeyen: Bilmediğimi öğrenmek isterim.

3.Bilmeyiş, cahillik: Bilmediğini bilmez.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه دان] gardrop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). meşru müdafaa sırasında adam öldürme; kasıtsız cinayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komedi artisti, komedyen; komedi yazarı comedienne(i). kadın komedi artisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, düşüş, sukut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komedi, güldürücü piyes veya filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Loewe Concept serisinin İçinde 160 GB’lık sabit kaydediciye sahip versiyonu.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çok fazla, yanarcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gelir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [در آمد] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük merkezi olan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hecin, tek hörgüçlü binek devesi, (zool). Camelus dromedarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Son, nihâyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok meşhur, şöhreti çok yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eski Yunan efsa nelerinde mabutların sakisi; oğlan, puşt; astr Jupiter gezegeninin üçuncü ve en buyük uydusu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [گلبانگ محمدی] ezan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (k.dili) kullanılmış, elden düşme; (i.) kullanılmış elbise veya eşya .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin büyüklüğü, ihtişamı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi, Amed = geldi). Hoş geldiniz selâmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birine hoş geldiniz demek merasimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوش آمد گو] hoşgeldiniz diyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin keskin kılıcı. 2.Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki, hazır, derhal olan, elde mevcut; vasıtasız; yakın. immediately z. hemen, derhal, doğrudan dogruya. immediacy i. yakınlık; doğrudan doğruya mevcut olma; fels şuur; sezgi yoluyla bilinen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ortasında, asıl bahse veya işe (girişmek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilgili, tahsilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, müdahale etmek, qereksiz vere mudahale etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tiyatro bir gösteride filim, teyp bandı, renkli ışıklar gibi çeşitli teknikler kullanma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) arada bulunan, aracılık eden, vasıta olan; meyan - cılık eden; (i.) vasıta, meyancı, aracı; ortada bulunan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ortadaki, orta seviyede bulunan, aradaki; (i.) orta seviyede bulunan şey; orta boy araba; meyancı, vasıta, aracı; (kim.) ara mamulü. intermediately (z.) ara yerde bulunarak; vasıta olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çaresiz, telâfi olunamaz; tedavisi mümkün olmayan. irremediably (z.) çaresiz olarak, telafisi mümkün olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2.Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3.Keramet sahibi derviş veli. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Yunanea’dan). 1.Güldürücü tiyatro oyunu.

2.Gülünç İş, maskaralık: İşi komedi (daha eskiden komedyan diyorduk).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. comedy. comic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy. comic. mockery. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Sözleri ve davranışları yalan ve yapmacık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comic. comedy actor. comedy actress. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindly. at random. at a venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif silâhlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mehâmid).

1.Övülmeye lâyık ve hak kazanmış hâl ve hareket.

2.Şükür, şükran, teşekkür.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıbbi maddeler; tedavide kullanılan maddelerle ilgili tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). Mesafe. Son. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدافن] mezarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medhal). Medhaller, girişler, (bk.) Medhal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalya, para şeklinde nişan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalya yapan kimse; madalya kazanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük madalya; madalyon, daire içinde kabartma veya resim gibi süs; A.B.D. taksi ehliyeti; ehliyetli taksi şöförü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devr» den im.).

1.Çevresinde dönülen nokta.

2.mec. Dayanma noktası, sebep, vesile, vasıta: Geçinmeye medâr olan maaş.

3.(astronomi) Bir gezegenin güneşin çevresinde dönerken çizdiği daire, Ar. mahrek, Fr. orbite: Medâr-ı Zuhâl.

4.(coğrafya) Ekvator’un iki tarafında olan hayâli daire ki, güneş onların hizasına kadar varıp geri döner, Fr. tropique: Medâr-ı Seretân, Seretân medarı = Ekvator’un kuzeyindeki daire: Yengeç dönencesi. Medâr-ı Cediy, Cediy medarı = Ekvator’un güneyinde olan: Oğlak dönencesi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدار] yörünge 2.dönence. 3.vesile, vasıta. 4.yardımcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Dayanak. 2.Dönence. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medrec). Medrecler, yollar, (bk.) Medrec.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدارج] merdivenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medrese). Medreseler, (bk.) Medrese.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدارس] medreseler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Övülmeye lâyık haller: O zâtın medâyihini anıyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDAIN) (i. A c.) (nr medîne).

1.Medîneler, şehirler, (bk.) Medine (hi. m. coğrafya). Sâsânî imparatorluğunun başkenti olan ünlü tarihî şehir ki, bugün Irak’ta bulunmaktadır. Yun. Ktesifon.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مد] uzatma. 2.çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDDAH) (i. A. «medh» den imüb.). T. Mübalâğa ile öven: O, sizin meddâhınızdır.

2.(i. Türkçe). Halkı eğlendirmek için tuhaf hikâyeler anlatıp taklit yapan adam: Meddah dinlemek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مداح] çok öven. 2.meddah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halkı eğlendirmek için tuhaf hikâyeler anlatıp taklit yapan adamın hâl ve sıfatı ve eski Türk temâşâ san’atı: Meddahlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karışmak, vazifesi olmadığı yerde araya girmek, başkasının işine burnunu sokmak. meddler i. herkesin işine karışan kimse, her şeye burnunu sokan kimse. meddlesome s. işe karışan. meddle someness i. başkalarının işine burnunu sokma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. coğrafya). Denizin inme ve kabarması: Med ve cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yardım, imdat: Allah’tan meded isterim.

2.(nidâ): Eyvah, aman, hayf, yazık: Meded yârabbil Meded Allah.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدد] yardım, medet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Arp. meded = yardım, Fars. hâsten = istemek). Yardım isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. meded = yardım, Fars. resîden = yetişmek). Yardıma yetişen, yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مددخواه] yardım isteyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مددکار] yardım eden, yardımcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مددرس] yardıma koşan, imdada koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medîne» den imen.) (mü. medeniyye).

1.Şehirli, bir şehir ve kasaba ahalisinden bulunan.

2.Göçebe veya vahşî olmayan, belirli bir kültüre erişmiş: Medenî bir adam, medenî milletler. Bir şehir ahalisine ve umumiyetle bütün devlet sathına ait olan: Medenî hukuk. 4.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدنی] şehirli. 2.uygar. 3.görgülü. 4.Medineli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Medine’ye mensup, şehirli, şehir halkından olan. 2.Bir memleketle ilgili olan. 3.Terbiyeli, görgülü, nazik. Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Medenî hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDENİYYET) (i. A ). Medenî olma, belirli bir kültür çevresi teşkil etme: ilkçağ medeniyetleri, Avrupa medeniyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilization. culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilization. civilization uygarlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncivilized. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدنيت] uygarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meded,

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. yaralıları savaş alanından hastaneye taşımada kullanılan askeri helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدفع] top.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «defn» den im.) (c. medâfin). Ölülerin gömüldüğü yer, mezar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدفن] mezar, defin yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «def» den imef.). (mü. medfûa).

1.Defedilmiş, öteye itilmiş.

2.Verilmiş, ödenmiş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدفوع] çıkarılmış. 2.dışkı. 3.para kasasından çıkmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Verilen meblâğlar, sandıktan çıkan paralar, sarfedilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «defn» den imef.) (mü. medfûne). Gömülmüş, defnolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدفون] gömülü, defnedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gömülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birinin iyiliğini söyleme, övme, zem mukabili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدح] övgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «duhûl» dan im. ve mimli masdar).

1.Girecek yer, kapı, ağız.

2.Başlangıç, bir ilim ve fende en önce okunan bahisler.

3.Karışma, müdahale. Zî-medhal = Bir işe karışmış olan: O da zî-medhaldir.

4.(musiki) Uvertür.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدخل] giriş. 2.giriş yeri. 3.başlangıç. 4.dehalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مدخلدار] parmağı olan, müdahale etmiş olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) parmağı olmak; müdahalesi bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

övülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

övmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدحيه] övgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدحيات] övgüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şiir ve musikide bir şahsı öven eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dahi» den imef.). Ayıplanacak bir kusuru olan, Ar. mâyûb, mezmûm. Medhûl-i bihâ = Kendisiyle gerdeğe girilmiş: Câriyye-i medhûl-i bihâ. Gayrı medhûl-i bihâ = Yaklaşılmamış. Menkûha-i gayri medhûl-i bihâ = Yaklaşılmamış zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehşet» ten imef.) (mü. medhûşe). Dehşete uğramış, ürküp korkmuş: Bu hâli görünce medhûş oldum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدهوش] dehşete kapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. vasıtalar, araçlar. the media gazete, radyo, televizyon gibi yayın araçlarının bütünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VAIO tarafından desteklenen çeşitli video ve ses biçimlerinin oynatılmasını/çalınmasını sağlayan bir yazılım.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. medieval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s orta, vasat; ortaya ait, ortalama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orta; i. orta; medyan, orta değer; geom. kenarortay. median nerve kol medyan siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s aracılık etmek, vasıta olmak, araya girmek; ara bulmak; arada haber götürmek; s. dolaylı ilgisi olan, doğrudan doğruya olmayan, dolayıslyle olan; ara yerde bulunan, ortada olan, ikisi ortası. mediately z. vasıta olarak. media'tion i. ara buluculu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski yöneticisinin unvanı ve bazı yetkileri kendisinde kalmak üzere bir ülkeyi başka bir ülkeye bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu aracı, uzlaçtırıcı kimse; şefaatçi. mediatorship i. aracılık, arabuluculuk, uzlaştırma: şefaat, şefaatçilik. mediatory s. uzlaştırmayla ilgili, uzlaştırıcı; şefaate ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabayonca, bot. Medicago sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili doktor; tıp öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedavisi mümkün, iyileştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedaviye ait, tıbbba ait, tıbbi; iyileştirici, tedavi edici. medical botany tıbbi bitkiler ilmi. medical jurisprudence adli tıp. medically z. tıbbi maksatlarla, tıbben, tıb. yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç, tedavide kullanılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D. ve Kanada'da devlet sağlık sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilâçla tedavi etmek; içine ilâç katmak. medica'tion i. ilâçla tedavi. medicative s. ilâçla tedavi kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilâç özelliği olan, iyileştirici, tedavi edici, teskin edici, tıbbi. medicinally z. ilâç vasıtasıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilaç, deva; b.p. ilmi, hekimlik; ilkel insanlar arasında büyü; afsun; f. ilaç vermek, ilâçla tedavi etmek. medicine ball jimnastikte kullanılan iri ve ağırca top. medicine dance Kızılderililer arasıda dini bir dansı. medicine man ilkel kabilele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den smüş.) (mü. medîde). Uzun, çok süren. Müddet-i medîde = Pek çok zaman, uzun müddet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدید] uzun. 2.çekilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uzun, çok uzun süren. Arap aruzunun 2.bendi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدیده] uzun. 2.çekilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Medid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortaçağa ait veya benzer. medievalism i. ortaçağa ait inanış ve adetler. medievalist i. ortaçağ ilimleri uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Methetmeye, övmeye sebeb olan şey, övme mevzuu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدیحه] övgü şiiri, kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Medih).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مدیحه گو] övgü şairi, kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Medine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. müdün, medâln). Kasaba, şehir, belde: Medine-i Üsküdar. (hi. coğrafya) («Medînetü’n-Nebî» den kısaltılmış). Asıl adı Yesrib olan Medtne-i Münevvere şehri ki, Hicâz’dadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Medina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدینه] şehir. 2.Medine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Arabistan’da bir şehir. Hz.Peygamberin kabrinin bulunduğu şehir. Hacıların Mekke’den sonra ziyaret ettikleri şehir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة النبی] Medine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة السلام] Bağdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alelade, olağan, orta derecede, ne iyi ne kötü, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aleladelik, bayağılık; adi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méditation

ruh b. dalınç

1. Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma.

2.Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düşünceye dalmak; düşünmek, niyet etmek, tasarlamak, kurmak. medita'tion i. düşünceye dalma, düşünme. meditative s. çok düşünen; düşünce kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. etrafı kara ile çevrilmiş, kapalı (deniz); i., b.h. Akdeniz Mediterranean scad karagöz istavrit balığı, zool. Trachurus mediterraneus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s.) medyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s. media) s. orta; çevre, ortam; araç, vasıta; resim için boyaya katılan sıvı; biyol. mikrop üretimine elverişli madde; s. orta, vasat; ortalama, vasati. medium frequency radyo orta dalga. news medium gazete through the medium of vasıtasıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muşmula, beşbıyık, döngel, bot. Mespilus germanica. Japanese medlar yenidünya, maltaeriği, bot. Eriobotrya japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. karmakaşışık şey; müz. potpuri; s. karışık, çeşitli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten imef.) (mü. medlûle). Delâlet olunan, gösterilen, bir kelime veya işaretten anlaşılan: Medlûl mânâlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدلول] kanıt olarak gösterilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dürûc» dan im.), (bk.) Medrece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dürûc) dan im.) (c. medâric).

1.Basamaklı yol, merdiven.

2.Dar yol, dağ yolu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ders» ten im.) (c. medârls). 1, Ders okutturulan yer, mekfep, okul: Medrese-i ilmiyye, medrese-i hadîs.

2.Orta ve yüksek dereceli dinî tedrisat yapan mektep (bizde başlıca bu ikinci mânâ ile kullanılır ve birinci mânâ İle bunun yerine yanlış olarak «mektep» kullanılmıştır. Halbuki Arapça’da «mektep» yazıhane ve yazı odası demek olup, yalnız ilkokul hakkında kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدرسوی] medrese ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدروس] eski, yırtık pırtık. 2.ders olarak verilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. zool. ilik; saçın özü; bot. öz. medulla oblongata anat. beynin en arka parçası, beynin omuriliğe bitişik parçası, bulbus, soğanilik. medullary s. iliğimsi; ilikli; özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. yılan saçlı dişi ifrit; k.h., zool. denizanası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Davet olunmuş, çağırılmış, davetli. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Selenderelerin muhtelif gruplarını ifade eden tabir,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. media

1. iletişim ortamı,

2.iletişim araçları

1. Bildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam.

2.Toplumda sözlü veya yazılı haber alma imkânını sağlayan teknik araçlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. psikoloji). Görünüşe göre, sahip olduğu tabiatüstü kuvvetler sayesinde, ruhlardan haber alma gücüne sahip olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «deyn»den imef.) (mü. medyûne). Borcu olan, borçlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدیون] borçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدعو] davetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dâvet» ten imef.) (mü. med’uvve) (c. med’uvîn).

1.Davet olunmuş, çağrılmış.

2.Ziyafete çağrılmış, ziyafette hazır bulunan, davetli: Verilen ziyafete med’uv değildim.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدعوین] davetliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2.Birçok güzel huylara sahip. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur. Kur’an’da dört yerde zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Muhammediyye).

1.Peygamberimlz’e ait: Dİn-i Muhammedi, şerîat-ı Muhammediyye.

2.İslâm dininde bulunan, islâm dinine mahsus: Ezân-ı Muhammedî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehd.den imef.) (mü. mümehhede).

1.Yapılmış.

2.Düzenlenmiş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mixed-media.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. multimedia

bl. çoklu ortam

Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umde» den imef.) (mü. mûtemede).

1.Üzerine dayanılan, güvenilen: O adam benim mûtemedimdir.

2.Kendisine güvenilebilir, sağlam, emin, inanılır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتمد] güvenilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meden» den if.) (mü. mütemeddine). Medenileşmiş olan: Mütemeddin milletler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمدن] uygar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keçe. Nemed-pâre = Keçe veya kebe parçası. Nemed-pûş = Keçe veya kebe giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keçe. Nemed-pâre = Keçe veya kebe parçası. Nemed-pûş — Keçe veya kebe giyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمد] keçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمدپوش] derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıp öğrenimine hazırlayıcı, tıp öğrenimi öncesi (kurslar veya öğrenci).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden düşünmek, tasarlamak, amaçlamak. premeditated s. tasarlanmış, kasıtlı. premedita'tion i. tasarlama, kasıt; önceden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Kalvin öğretisini benimseyen. Protestan kiliseleriyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Göz hastalığı, Fr. ophthalmie.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresi bulunur. remediably z. çaresi bulunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çare kabilinden, çare bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresiz, ilaçsız. remedilessness i. çaresizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çare; ilaç, deva; huk. hakkın yerine getirilmesi için kanunun gösterdiği yol; f. çaresini bulmak, icabına bakmak, düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, mutlak mâlik ve mutlak müstakil olan: Allah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan, mutlak malik olan yüce Allah. - Allah’ın isimlerindendir. “abd” takısı almadan kullanılmaz. Abdüssamed.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. samadâniyye). Hak Taâlâ Hazretlerine ve ezelî kudretine mensup ve ait olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ulûhiyyet, Tanrılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kurtuluşu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, Amed = geldi) (c. serâmedân). Başa gelen, en başta bulunan, reis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرآمد] ileri gelen, önde gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سر آمدان] ileri gelenler, önde gelenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebediyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمد] ebedî, sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sermediyye). Ebedî, dâimî, bâkî, ölümsüz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., A.B.D., k.dili. bir gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. gamda altıncı nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Göz sürmesinin konduğu küçük kutu veya hokka.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Memeli hayvanlarda erkeklerin süt üretmeleri fizyolojik olarak mümkündür. Bu hususta erkekler gerekli anatomik donanıma, fizyolojik potansiyele ve hormonlara sahiptirler. Ancak tabiatın bazı keçi ve yarasa türleri gibi çok özel bir iki istisnası hariç süt verme olayı ne insan türünde ne de diğer memeli türlerinin erkeklerinde gerçekleşmektedir.

Aslında memelilerin tümünde, yani her iki cinste de süt bezleri vardır. Erkeklerde bu bezler gelişmemiş ve işlevsizdirler. Bu durum da türe göre değişiklikler gösterir. Örneğin fare ve sıçanların erkeklerinde meme dokusu hiç bir zaman süt kanalları ve meme uçları oluşturmaz, memeler dışarıdan görülmez. İnsanlar ve köpekler de dahil bir çok memelide ise oluşturur. Hatta dişi ve erkeğin göğüs yapılarında ergenlik çağına kadar bir fark görülmez.

Erkeklerin niçin süt vermedikleri sorusunu memeli hayvanların yüzde doksanı için sormaya zaten gerek yoktur. Çünkü bu büyük çoğunlukta yavruya yalnızca anne bakar. Erkeklerin çiftleşmeden sonra yavruya hiç bir katkıları yoktur, genellikle onları terk eder giderler.

Yüzde ona giren insan, aslan, kurt gibi memelilerde ise babanın esas sorumluluğu aileyi ve yavruları korumak, onlara yiyecek bulmaktır. Belki de başlangıçta bu türlerin erkekleri de yavrularına süt veriyorlardı ama asıl görevleri nedeni ile evrim sonucu süt verme donanımları yerlerinde kaldığı halde üretim kabiliyetleri köreldi.

İşlevleri kalmadığına göre erkeklerin niçin hala memeleri var sorusunun yanıtı ise insanda erkek ve dişi yapısının aslında aynı olmasında yatıyor. İnsanın anne karnında iken oluşmaya başladığı embriyo halinin en başında erkek ve dişi arasında bir fark yoktur.

Zaten insanın taşıdığı 23 çift kromozomdan 22 çifti ve bunların taşıdığı genler her iki cinste de aynıdır. Sadece cinsiyet kromozomu olan yirmi üçüncü çift farklıdır. Eğer embriyo anne ve babasından birer ‘X’ kromozomu alırsa kız, annesinden ‘X’, babasından ‘Y’ kromozomu alırsa erkek oluyor.

Embriyo ‘Y’ kromozomunu aldıktan sonra hormonal sinyaller gelmeye ve erkeğe ait organlar gelişmeye başlıyor. Erkeklerin memeleri ise bu safhadan daha önce oluşmuş bulunduğundan aynen kalıyorlar ama ondan sonra hormonal bir takviye olmadığından fonksiyonel hale gelemiyorlar.

Dişilerde ise büyüme çağı sırasında salgılanan hormonlar süt bezlerini ve göğüsleri büyütüyor. Gebe dişilerde bu büyüme biraz daha artıyor, süt üretimi başlıyor ve bu üretim daha sonradan emzirmeyle tetiklenerek devam ediyor.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [سرمه دان] sürmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» ten ). Kendi kendini medhetme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medeniyyet» ten).

1.Medenî olma, çadır altında yaşamaktan yani göçebelikten vazgeçip bir şehir ve kasabada oturma.

2.Kültür, ilim, sanat vesair medenî sahalarda ilerleme, yükselme, gelişme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمدن] uygarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hem trajedi hem komedi yönü olan piyes. tragicomical s. hem ağlatıcı hem güldürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç kısımlı, üç şekli olan; üç şekilden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutat olmayan, alışılmamış; alışmamış; fazla tanınmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmayan, mahcup olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahibi çıkmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğrulanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüketilmemiş, kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akla ve hayale gelmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekilsiz, biçimsiz; yaratılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haberdar edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz; adı geçmeyen, bahsedilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasltsız; önceden tasarlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeltilmemiş; yola gelmemiş, ıslah olmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB Media Player ile birçok USB aygıtını doğrudan BRAVIA TV’nize bağlayabilirsiniz. WALKMAN® mp3 çalar, Cyber-shot fotoğraf makinesi, VAIO dizüstü bilgisayar, Handycam® Video Kamera veya USB Memory Stick™ fark etmez; multimedya dosyalarınızın keyfini büyük ekranda çıkarmak için bağlamanız yeter. USB aygıtınızın içeriği doğrudan BRAVIA TV’ye aktarılır; böylece zahmet çekmeden müzik dinleyebilir (MP3), en sevdiğiniz fotoğrafların slayt gösterisini (JPEG) veya son çektiğiniz ev videolarını izleyebilirsiniz (MPEG1).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru nişan alınmış, doğru atılmış; iyi maksat ile yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakti iyi ayarlanmış, zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Büyük beğeni kazanan XMB™, BRAVIA’nıza hangi cihazların bağlı olduğunu görebilmenizi kolaylaştıran ve bunlara kolayca erişmenizi sağlayan çekici ve sezgisel bir grafik kullanıcı arayüzüdür (GUI). Ayarlar seçeneğinin yanı sıra, bağlantılarınız Fotoğraflar, Dijital TV, Analog TV ve Giriş Cihazları gibi anlaşılması kolay gruplar içerisinde, yatay çubukta görüntülenir. İleri ve geri ilerlemek için uzaktan kumandanızı kullanın. Simgelerden birini seçtiğinizde, TV kanalları, Blu-ray Disc™ oynatıcı ya da Sabit Disk Sürücü DVD Kaydedici gibi kullanılabilir seçenekleri gösteren bir dikey çubuk otomatik olarak görüntülenir. Bu çubukta, ilgili seçenekleri tıklayarak bir kanal seçebilir ya da bir disk oynatabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذی مدخل] müdahalesi olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by