Mekfülün-bih ne demek? | Mekfülün-bih anlamı nedir? | Mekfülün-bih

Mekfülün-bih anlamı nedir?

Mekfülün-bih ne demek?

Mekfülün-bih anlamı nedir?

Mekfülün-bih | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-bihâ). Kefaletle taahhüt olunan (şey veya kimse).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water of life bengisu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Terkib A.) (mü. biha) (tes. behme) (c. behem). Ona, onunla, onda: MahkOm-u-bih = Ona hükmolunmuş. Mâmûl-u-bih = Onunla amel olunan, mer’İ, müstamel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kök, asıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Terkib A.) (mü. biha) (tes. behme) (c. behem). Ona, onunla, onda: Mahkûm-u-bih = Ona hükmolunmuş. Mâmûl-u-blh = Onunla amel olunan, mer’İ, müstamel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kök, asıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيخ] kök.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Bih, febiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Bih, febiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivious. unaware. ignorant. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. unaware of. ignorant of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی خبر] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حد] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın) (F. b = e. kasem, A. hak). Hakkıçün: Bihakkı Hudâ = Allah hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın) (F. b = e. kasem, A. hak). Hakkıçün: Bihakkı Hudâ = Allah hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Hakkiyle, lâyıkı veçhile, tamamiyle, gereği gibi: Vazifeyi bihakkın ifa etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Hakkiyle, lâyıkı veçhile, tamamiyle, gereği gibi: Vazifeyi bihakkın ifa etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحق] hakkıyla, hak ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd = şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحمدالله] Allah’a şükürler olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.) (m. bih). İyiler, iyi adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. bih). İyiler, iyi adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bahr). Denizlelr. (bk.) Bahr. (BuhOr, ebhâr ve ebhar gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bahr). Denizlelr. (bk.) Bahr. (Buhûr, ebhâr ve ebhar gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحار] denizler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حرکت] hareketsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. b = edat, hasebi = itibar, nazar). İtibariyle, nazariyle, ce, cihetince: Bihaseb-ir-rütbe = Rütbece, bihaseb-ül-irâb = Irabca (böyle Arapça terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. b = edat, hasebi = itibar, nazar). İtibariyle, nazariyle, ce, cihetince: Bihaseb-ir-rütbe = Rütbece, bihaseb-ül-İrib = Irabca (böyle Arapça terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حاصل] sonuçsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حيا] utanmaz, hayasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حيات] cansız, yaşamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهذا الامر] buna göre, bu durumda, böylelikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi, sağ, sağlam, sıhhî vücut. (bk.) Behbûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi, sağ, sağlam, sıhhî vücut. (bk.) Behbûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهبود] sağlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی همتا] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حساب] hesapsız, sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Behîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Behîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حس] hissiz, duygusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشت] cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيخود] baygın. 2.kendine olmama, kendinden geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her iki saatte bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun: Şah İsmail’in zevcesi. Çaldıran’da yenilip her şeyini bırakan Şah İsmail’in zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha İyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha iyi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهتر] daha iyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Pek iyi, daha iyi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En iyi, alâ, enfes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En iyi, alâ, enfes.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - En iyi, pek iyi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيهده] boşuna, beyhude.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmünce, hükmiyle: Bihükmi kader = Kader hükmünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmünce, hükmiyle: Bihükmi kader = Kader hükmünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü gün, çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Pazartesi günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Pekâla, ne güzel, öyle olsun: Kendisi gelirse febihâ, gelmediği halde de...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Semiz, şişman, etli, yağlı. Ar. mülahham.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فربه] semiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Semizlik, etlillk, topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASB-I HAL) (i. A. F ). Halleşme, dertleşme: Arkadaşlarla hasbıhâl ettik. (bk.) Hasb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسب حال] halleşme, dertleşme. hasbihal etmek; halleşmek, dertleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heşt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kubh» tan smüş.) (mü. kabîha). t. Çirkin: Vech-i kabîh; kabîh-ül-vech = Çirkin yüzlü. Kabîh-üşşekl = Görünüşü çirkin.

2.Yakışıksız, yersiz, ayıp: Fiil-i kabîh, tâbîrât-ı kabîha.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبيح] çirkin, hoş olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kabâih). Çirkin ve yakışıksız iş ve hareket: Irtikâb-ı kabâih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). Kendisiyle övünülen, iftihar olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Akküzatif hâil, yapma hâli. (bk.) Akküzatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m makbûh). Çirkin şeyler, ayıplanacak hal ler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-anhâ) (hukuk). Kefalet olunan, kefili bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-bihâ). Kefaletle taahhüt olunan (şey veya kimse).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef). (mü. mekfûlün lehâ). Kefalet olunan, kefili bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misbâh). Misbâhlar. (bk.) Misbâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mezbah). Mezbahalar, (bk.) Mezbah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nebeh» ten if.) (mü. münebbihe).

1.Uyandıran, uykudan kaldıran.

2.Gafletten uyandıran: Münebbih ihtarlar.

3.(tıp) Uyku kaçırıcı maddeler: Kahve münebbihtir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tabh» dan imef. (mü. muntabihe). Tabholunmuş, pişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vesâyet» ten). Vasiyet olunan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebeh» den if.). Benzer, aralarında benzerlik bulunan iki şahıs veya şeyin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine benzetilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebeh» ten if.) (mü. müştebihe). Şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nübh» den if.) (mü. mütenebbihe). Uyanık, uyanan, bir ihtar, öğüt veya olaydan ders alıp aklını başına toplayan, ibret alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebeh ve şlbh» den if.) (mü. müteşâbihe). Birbirine benzer.

2.Ayât-ı müteşâbihe. (bk.) Müteşâblhât.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ayât-ı müteşâbihe yâni Kur’an-ı Kerîm’in dış mânâsı kastedilmeyen Ayetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den İf.) (mü. müteşebbihe). Benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müvekkelün-bihâ) (hukuk). Bir vekile verilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منبه] uyarıcı, uyandırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشابه] benzer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Namlı, şerefli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nebih).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yararlı, kazançlı, karlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebâhet» ten if.) (mü. sâbiha). Yüzücü. Slbih batarya = Sahil muhafazasına mahsus toplu zırhlılar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel, şirin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel, latif, şirin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Gemil(Erkek İsmi) 2.Yıldızlar. 3 İmanlıların ruhları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den smüş.) (mü. şebîhe). Benzer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شبيه] benzer, benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüzme, yüzüş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبيخون] gece baskını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) l.Gün.

2.Cumartesi. 3.F.’da cuma’dan başka günlerin isimlerinin teşkilinde kullanılır: Yek-şenbih, dü-şenbih, se-şenbih, çâr-şenbih, pençşenbih. Bunların yalnız son ikisi dilimize geçmiştir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tâbiha) (tabh’dan if.).

1.Pişiren, yemek pişiren, aşçı («Tabbâh» daha çok kullanılır.)

2.(tıb) Yakıcı, ateş getiren, yakan. Ar. muhrik Hummiy-ı tâbih = Ateşli sıtma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takbîhât). Çirkin görme, beğenmeme: Bu hareketini herkes takbih etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقبيح] ayıplama, çirkin görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayıplamak, kınamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. admonition. admonition uyarı. stimulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautioning. admonition. warning. demerit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TENBİH) (i. A.) (c. tenbîhât).

1.Uyandırma, uykudan kaldırma.

2.Gafletten kurtarma, aklını başına getirme.

3.Şiddetle emretme veya yasaklama.

4.(tıp) Sinirleri uyandırma: Kahve, tenbih edici bir maddedir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنبيه] uyandırma. 2.uyarı, tembih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uyandırılmak. 2.uyarılmak, tembihlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarmak, tembihlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنبيهات] uyarılar, tembihler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tespih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den) (c. teşbîhât).

1.Benzetme.

2.(edebiyat) Benzetme sanatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. comparison. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسبيح] tespih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشبيه] benzetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «subhan»dan) (c. tesbîhât).

1.Subhân-allâh diyerek Allah’ı tenzih ve takdis etme.

2.Duaları saymak için hazırlanmış taneler dizisi: Tespih çekmek. Tesbihağacı = Teşbih tanelerine benzeyen ve ipliğe geçirilip teşbih gibi kullanılan taneler veren büyük bir ağaç. Tesbihböceği = Teşbih tanesine benzer bir böcek, kanfeşe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tevbîhât). Azarlama, tekdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توبيخ] azarlama, azar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

azarlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذابح] boğazlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “zebh”den smül). Kurban kesmiş veya kesilecek: Bizce zebîh Hazret-i İsmail’dir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذبيح] kesilmiş hayvan, boğazlanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kesilmiş veya kesilecek kurban. 2.Hz.İsmail ile Hz.Muhammed’in babası Hz.Abdullah’ın lakabı.

İsimler ve Anlamları by