Melal-i Hasret ü | Melal-i Hasret ü ne demek? | Melal-i Hasret ü anlamı nedir?

Melal-i Hasret ü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: melal hasret

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kraker, bir çeşit bisküvi; (ABD). barut; kıran şey veya kimse, kıracak alet; Amerika'nın güneydoğu eyaletlerinde bulunan fakir beyaz çiftçi. cracker-barrel (s). samimi, köylümsü, babayani. Cracker Jack (tic). mark üstü karamelalı patlatılmış mıs

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ele geçemeyen veya elden kaçırılan bir nimete üzülerek yanma ve iç çekme: Hasret çekmek: Mahrum olup teessüf etmek. 2. Göreceği gelmek: Arzu, iştiyak: Çocuklarının hasretini çekiyor: Hasret-i yâr ile dil-hûn oldu. (Türkçe): Sıfat gibi de kullanılıp hasret olmak ve hasret kalmak denilir: Bu sene üzüme hasret kaldık.

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick. sighed-for. longing. yearning. craving. hankering. nostalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. nostalgia. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. yearning. longing.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسرت] özlem. hasret çekmek, özlem duymak.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. 2.İç çekme, inleme, üzüntü, iç sıkıntısı, keder, zahmet, eseflenme, özleyiş.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Katılık, sertlik, salâbet. 2. Merhametsizlik, duygusuzluk: Kasvet-i kalb. 3. Sıkıntı, melâl, hüzün, gam, keder: Servi ağaçlarının sıklığı insana kasvet verir, öyle yerlerde adama kasvet basar.

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kasvet = hüzün, Fars. efzâyîden = arttırmak). Hüzün ve melali arttıran, hazîn, iç sıkan, sıkıntılı.

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kasvet = hüzün, Fars. engîhten = koparmak). Hüzün ve melâl veren, hazîn, iç sıkan, sıkıntılı.

Türkçe Sözlük

(i.). Hüzün ve melâl veren, hazîn, sıkıntılı: Orası kasvetli bir yerdir.

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de) Elem, keder, hüzün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملال] sıkıntı, usanma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «melâl» den imef.). Üzgün, melâlli.

Türkçe Sözlük

(MÜMİLL) (I. A. «melâl» den İf.) (mü. mümllle). Usandıran, bıktıran, bıkkınlık veren.