Men Etmek ne demek? | Men Etmek anlamı nedir? | Men Etmek

Men Etmek anlamı nedir?

Men Etmek ne demek?

Men Etmek anlamı nedir?

Men Etmek | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.engel olmak, alıkoymak. 2.yasaklamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). sofradan ve yataktan (boşanmanın bir çeşidi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) terk; metrukiyet, terk edilmiş olma; tam feragat ile kendini teslim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

()i karın, batın; biyol haşarat gövdesinin art kısmı abdom'inal (s) karna ait abdominal cavity (anat) karın boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah’ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köprünün karada olan ayağı, mesnet; (mim). kemer veya kubbenin ağırlığını destekleyen kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Loğusalık; doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirayet, feraset, çabuk kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, muvafakat, ittifak, karar; mukavele, itilâf; mukavelename , kontrat, bağıt. come to an agreement bir karara varmak, uyuşmak. gentlemen's agreement karşılıklı anlayışa dayanan ve yazılı metni olmayan anlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albümin, yumurta akı. albuminous (s). albuminil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek, gıda, beslenme; maişet, nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem âmin; argo Haklısınız I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı; yükümlü, mükellef, sorumlu. amenableness (i)., (bak). amenability amenably (z). uysalca, boyun eğerek, yumuşak başlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ıslah etmek, düzeltmek, tashih etmek; (huk). bir tasarı vb'ni tadil etmek; tamir etmek; değişiklik yapmak; iyileşmek , düzelmek; iyileşmeye yüz tutmak., amendable (s). tadil edilebilir, düzeltilebilir. amendatory (s). ıslah edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tashih, ıslah; bir kanunu değiştirme; değişiklik; (huk). mahkemenin rızası ile davadaki yanlışlığı düzeltme ; toprağı ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). tazminat. make amends for özür dilemek; af dilemek; kusurunu düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılık, letafet; (çoğ). hoş tavırlar; hayatın hoş ve konforlu yönleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «İman» dan geçmiş zaman fiili, yalnız birinci şahıs kullanır). İnandık, tasdik ederiz. Ona diyecek yok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آمنا] diyecek bir şey yok, inandık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). âdetin anormal zamanda kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credo. creed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public benefit. public interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilga, kaldırma, iptal, fesih, bozma; evliliğin butlanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ANSI Lümen Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından tanımlanan, parlaklık birimi standardıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi. apartment house apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin; memuriyet, hizmet, görev, iş; randevu; emir; (çoğ).. donatım, teçhizat (gemi, otel v.b.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar verme hakkı veya yetkisi; hakem sıfatıyla karar verme; hüküm, karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa; karşısındakileri ikna etmek için öne sürülen delil veya hususlar; bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti. argumen'tal (s). münakaşa veya delil göstermeye ait. argumenta'tion (i). tartışma, münakaşa; yargılama, muhakeme. argumen'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahlandırma, donatım, teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ermenistan. Armenian (i).,(s).Ermeni, Ermenice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Talip, çok isteyen, istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). istek, heves.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma mânâsında kullanılan uydurma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i takdir edilen kıymet; kıymet takdir etme; vergi; ödenecek veya toplanacak meblâğ .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin etme; tayin edilen şey; (huk). feragat etme, feragat senedi, havale senedi; davanın görulmesi için gün tayin edilmesi; müflisin malınl bir vekile emaneten teslim ve havale; temlik; okul ödevi, evde hazırlanacak ders assignment

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl vazifesi takım komutanlığı olan en küçük rütbeli subay. Osm. zâbit vekili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second-lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second lieutenant. sublieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). hayret, şaskınlık, şaşırma.be filled,(seized,struck). with astonishment şaşmak, şaşakalmak, donakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık, merbutiyet; ilgi, alaka; sevgi, muhabbet, dostluk; (huk). zapt ve müsadere, haciz; zapt ve müsadere ilamı; ek parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).hüner, marifet; elde etme, erişme, edinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zam, ilâve; ilâve harf veya hece (Yunan, sanskritçe v.b. gibi dillerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyütmek, artırmak, çoğaltmak; uzatmak; büyümek, artmak, çoğalmak ; uzatmak; augmentable (s). artırılması mümkün olan, çoğaltı!abilir. augmenta'tion (i). artırma, büyütme, çoğaltma, uzatma. augmentative (s)., (i). artma yahut artırma kuvveti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zulüm görmüş, incitilmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمند] hırslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kefalet, malları teminat olarak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bar tezgâhtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barman. bartender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bartender. drawer. tapster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bodrum katı, zemin kat; herhangi bir yapnın kaidesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ilkokulun idaresinden sorumlu olan öğretmen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iran hükümdarlarından Isfendiyâr’ın oğlu Erdşîr’in lâkabı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kavza kökü): Turp’a benzer, otsu bir bitkidir. 20 Ocak ile 20 Şubat arasında çiçek açar. Çiçeğinin rengine göre kızılbehmen ve akbehmen adında iki türü vardır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İbn Sina mektebine mensup ve Arapça telifleri olan filozof. (X-XI. yy.). İbn Sina’nın kitaplarını şerhetmişir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nasibi olan, hissedar, bilen, anlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهرمند] hisse sahibi. 2.yararlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the town council. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Hintçe’den) (c. berâhime).

1.Hindûlar’ın «Brahma» mezhebine tâbî ve en yüksek kastına mensup adam.

2.Hindû ve Mecûsî rûhânî reisi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Islah, iyileşme; huk. gayri menkul üzerinde yapılan devamlı Islahat ve masraflar; bir gayri menkulün, yol açılması gibi devlet faaliyetleri dolayısıyle iktisap ettiği kıymet fazlası, şerefiye. betterment tax şerefiye, değerlenme resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilen, anlayan, bilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek olan, benzeri olmayan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü.

2.Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyici de onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır, çünkü; mimari ürünü kullanan kişi, onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekân, zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O hâlde en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak, mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Brahmanizme mensup.

2.Brahman rahibi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askerlerin sevkedildiği büyük kamp; askeri bölge veya karargâh; kışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanatlı pencere; pencere kanadı; şiir herhangi bir pencere; kaplama, çerçeve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol) aybaşı, âdet görme, hayız. catamenial (s). aybaşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(coğr). havza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din eğitimi gören kimse, ilmihal öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cepken.

2.Yağmurluk.

3.Bol şalvar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Ağaç ve çiçekleri olan çayır, bahçenin oturulacak gölgelik çayırı.

2.Yeşil ve kısa otla yani çimle örtülü yer, yeşillik: Çimenin üzerine oturmak.

3.Bahçede ve yol kenarlarında çimenlik yapmak üzere, kısa otla kaplı bir yerden ot ve kökleriyle beraber kesilip naklolunan tezekler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fenugreek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cummin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمن] çimenlik, çayırlık. 2.yeşillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çimen): Baklagiller familyasından sarımsı beyaz çiçekli 20-40 santimetre boyunda, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Tohumlarında, müsilaj, uçucu ve sabit yağ, trigonellin vardır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Göğsü yumuşatır. Vücuda rahatlık verir. Şehvet artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çemenle örtülmüş yer, çemenlik, yeşillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemenle örtülü, çemenlerle süslü yer: Bahçenin bu tarafını çemenlik yapacağım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapıştırmak; beton ile kaplamak. cement good relations with.... ile dostluk kurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimento; tutkal, zamk, macun, çiriş; yapıştırma işinde kullanılan herhangi bir madde; (dişçi). dolgularda kullanılan alçı .cement block çimento briket. hydraulic cement su kireci. Portland cement Portland çimentosu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimentolama işi; (mad). tavlama, sementasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمنزار] çimenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Otlak. Çimenlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Kibar erkek, çelebî, görgülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallant. gentleman. gent. sahib. sportsman. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gent. gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. gent. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Centilmene yakışır bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanlike. in a gentelmanly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Centilmen olanın hali. 2.Centilmence davranış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness. gallantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemen's agreement. gentleman's agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). mumlu bez, kefen bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germen, Alman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germence, Almanca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter. dragoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendiliğinden yetişmiş ot. (bk.) Çemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. meadow grass. bent. bent grass. divot. greensward. sod. sward. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. turf. lawn. sward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمن] çimenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çimenli olan yer. (bk.) Çemenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. turf. grassy. meadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: çimento). Kumla karışık olarak harç ve sıva gibi kullanılıp pek çabuk donar ve rutubete karşı çok dayanır bir mamûl ki, çeşitleri olup kâğıt torba içinde satılır: Fransız çimentosu, beyaz çimento. Çimento döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cisim itibariyle, cisim olarak, bedence: Cismen bu ondan küçük ise de akılca daha büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسما] bedenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhamet şefkat; müsamaha, hoşgörü; yumuşak başlılık; mülayimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merhametli, şefkatli; yumuşak başlı; yumuşak ve latif (hava).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soyadı; lakap. cognoscente, conoscente (konyoşen'tey, konoşen'tey) (i). (çoğ -ti) erbap, ehil, bir işe vakıf olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emir. the Ten Commandments On Emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlama, başlangıç; diploma töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavsiye etmek, salık vermek; övmek; saygılarını sunmak; emanet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). övülmeye 1ayık, beğenilir. commendably (z). övülmeye lâyık şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsiye, salık verme; övme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salık veren, tavsiye eden; metheden, öven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı sofrada yemek yiyen;( zool). komensal; (i). sofra arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı birim ile ölçülebilen; orantıl commensurably (z). orantılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yorumlama, tefsir; açımlama; düşünce, mütalaa; eleştirme tenkit; (f). açımlamak, fikrini söylemek; on ile hakkında fikir beyan etmek, tefsir etmek, yorumlamak; eleştirmek .commentary (i). tefsir, şerh, açımlama, izah; çıkma haşiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirmeci; yorumcu, şarih, tefsirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaat, taahhut; kesin karar; teslim etme, teslim olma; bağlantı; havale; irtikap, (suç) işleme; (huk). birinin hapishane veya akıl hastanesine kapatılması için mahkemeden alınan karar, hapis ilâmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompartıman, bölme. compartmen'talize(f). bölmelere aylrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tamamlayıcı herhangi bir şey, tümleç; tüm, bütün; (geom). bir dar açıyı dik açı haline getirmek için gerekli olan açı derecesi; (gram). tümleç; (müz). oktavı tamamlayan enterval; (f). tamamlamak; birbirini tamamlar olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tamamlayan, tamamlayıcı, tümleyici. complementary angle tümler açı. complementary colors (bak). color.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kompliman yapmak, iltifat etmek; övmek; (i). iltifat, kompliman. compliments (i). selâmlar. compliments of the season (ing). tebrikler. double-edged compliment iğneli kompliman. He sends his compliments. Selâmlarını gönderdi. pay a compliment k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat)., (huk).aklı yerinde, şuuru tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tuz, biber, hardal, salça gibi) yemeğe çeşni veren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapanış, hapsedilme; hasta olup evde kalma; loğusalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memnuniyet, kanaat, rahatllk, gönül hoşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklamen, tavşankulağı, buhurumeryem çiçeği, (bot). Cyclamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek, zeyl: «Erişir menzil-i maksûduna Aheste giden — Tİzreftâr olanın pâyine dâmen dolaşır».

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن] etek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Eteği bulaşık, mec. İffetsiz, kötü işlere karışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek bulaşıklığı, iffetsizlik, suçluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpme, etek öpme töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Etek belde, eteğini kaldırıp beline bağlamış, hazır. Ar. müheyyâ.

2.Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen-der-miyân-ı gayret olmak = Bir işe canla başla girişmek. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen der-miyân-ı gayret oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, giriften = tutmak). Birinin eteğine sarılan, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, keşîden = çekmek). Eteğini çeken, eteklerini toplayan, bir işe karışmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن آلوده] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن بوس] etek öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ eteği, çevresi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامنه] yamaç, dağ eteği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن گير] davacı, şikayetçi. 2.eteğe sarılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dâniştrıend). Dânişmentler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) (c. dânişmendân).

1.İlim ve irfan sahibi, bilgin, Alim.

2.Osmanlı devrinde müderrislerin asistanı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشمند] bilgin, alim. 2.stajiyer kadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksilme, azalma; zayiat; eksiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erteleme, tehir; mecburi askerlik hizmetinin ertelenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (döner ve çarh demek olan «teker» den).

1.Buğday vesaireyi öğütmeye mahsus Alet ve makine ki, çeşitleri olup en tanınmışı, su, yel ve kol ila döneni ve sonraları icat olunan, buhar ve mazotla işleyenleridir. Bunlara bir zamanlar yanlış tâbirle «fabrika» denmiştir. har, hayvan, su, yel değirmeni. Değirmen deresi = Değirmen suyunun yolu Değirmen taşı = Değirmen tekerleği

2.Elde döndürülerek kavrulmuş kahve ve karabiber vesaireyi toza çevirmeye yarayan Alet: Kahve, biber değirmeni. 3.Zeytin vesaireyi ezip suyunu almaya mahsus makine, pres: Zeytin değirmeni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinding machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir un değirmeni işleten adam. Ar. tahhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Su veya yel değirmenleri çok olan yer.

2.(coğrafya) Ege Denizi’nin doğusunda iki ada ismidir: Küçük Değirmenlik, Büyük Değirmenlik.

3.Öğütülecek hububat: Değirmenlik buğday.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delice tavırlı, tavır ve hareketinde lâubâli ve serbest olan: Delişmen bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madcap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil may care. harum scarum. highflier. madcap. rambunctious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highflying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Cehennem.

2.Ateş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Saldırıp kükreyen.

2.Üfleyen.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deli, kaçık, çıldırmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). bir çeşit akıl hastalığı,şahsiyetin bölünmesi, had derecede bunaklık. dementia praecox erken bunama, demans prekos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çan çiçeğinin bir türü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, netice, akıbet, son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısım bölüm şube, daire, kol; vekâlet, bakanlık .departmentstore her şeyi satan büyük mağaza, bonmarşe. departmen'tal (s). kısımlara ait; bölüme ait, daireye ait. departmen'talize (f). şubelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavır, davranış hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. derd-mendân). Dert ve kederi olan, zavallı, biçare, çaresiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dert çekenler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دردمند] dertli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mahzun ve kederli adama mahsus tarz ve halde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarar, ziyan, hasar. detrimen'tal (s). zarar veren, zararlı, muzır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelişme, inkişaf, tekâmül, ilerleme, terakki; meydana çıkma, zuhur; (biyol). açılma, gelişme; (A.B.D). site. developmen'tal (s). gelişim ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytanlık, yaramazlık, kurnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında, resim düzlemi üzerinde yer alan betilerin yoğunlaşıp seyrelmesinden ve pozlarından kaynaklanan durağan dengenin bilinçli biçimde bozulması etkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devletli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Koni biçiminde sivri tepe. 2.Dağların en yüksek yeri. 3.Yayla.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güzel. 2.Güzel dil bilen, konuşan, söz söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ölçüde esas olan uzunluk, genişlik ve derinlik birimlerinin her biri, boyut, buut, çap (çoğ). boyutlar, ebat; oylum, hacim; genişlik; ölçü, ölçüsü alınan şeyler; (mat). bir terimi belirleyen faktör, boyut. of generous dimension iri, şişman, geni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). tamamen iptal eden, fesheden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtilaf, anlaşmazlık, ayrılık, tutmazlık, mübayenet, uyuşmazlık; çekişme, münakaşa, münazaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, ümidi boşa çıkma, hüsran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahsızlanma, silahları bırakma, silahların sınırlandırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, akıl, muhakeme; görüş, seziş, basiret, feraset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yerinden çıkarma veya çıkarılma; (fiz). bir geminin ihraç ettiği suyun ağırlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). bölme, ayıran zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğlence; (müz). divertimento; opera, piyes gibi temsiller arasında sahneye konan bale gibi kısa ve eğlendirici oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typesetter. compositor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). belge, vesika; senet, delil; (f). tevsik etmek, belgelerle ispat etmek. documenta'tion (i). tevsik, belgelerle ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dökümanter, belgelere dayanan, belgesel, yazılı. documentary bills vesikalı poliçeler. documentary credit (tic). vesikalı kredi. documentary film belgesel filim, dökümanter filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Keltçe’den). Taşların üzerine kapak gibi yatırılmış büyük taşlardan meydana gelen taş çağı Abidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cromlech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cromlech. a prehistoric megalith typically having two upright stones and a capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cromlech. dolmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A megalithic tomb with one large flat stone laid on several upright stones Dolmens were usually originally covered by an earthen hill or barrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A megalithic chambered tomb, with a large flat stone laid on upright ones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An older Breton term for a Megalithic tomb from two words dol and men meaning stone table. [arch] Tomb of very large upright stones capped with a massive horizontal slab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large boulder resting, typically, on three smaller stones These boulders can range from one ton to many ton monstrosities These constructions are manmade, but who or when is unclear A second style of dolman is glacier created, and is more correctly call

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stone-age structure consisting of two vertical stones supporting a slab of stone The most well-known dolmens are the 'gateways' at Stonehenge, England. a prehistoric megalith typically having two upright stones and a capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih öncesi devirde büyük taşlardan yapılmış olan lahit şeklinde abide, dolmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin istikametini düzelten ve istenilen tarafa çeviren Alet. Dümen, gemi kıçlarında, suyun içinde hareket eden, ağaç veya madenden olup, geminin üstünden el, dolap veya makine ile çevrilir. Dümen tutmak, kullanmak. Dümende = En geride. Dümen neferi = Bir sınıfın en gerisinde bulunanı. Dümeni eğri = Çarpık kuyruklu at. Dayısı dümende = İltimasçısı ve koruyucusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudder. steering wheel. wheel. trick. cheat. cabal. dope. helm. rig. ramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudder. trick. tail. control. surface. catch. humbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wake of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin dümenini kullanan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cox. coxswain. helmsman. navigator. steersman. crook. swindler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steersman. the last or laziest student. tricky person. helmsman. mate. pilot. timoneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümenci işi ve vazifesi: Gemide dümencilik etmek kolay şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot.) ağaçların merkeze yakın bulunan sert odun kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. düşmen). Düşmanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. proofreader. reader musahhih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proofreader. copyreader. emendator. press corrector. printer's reader. proof reader. reviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشمن] düşman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahatlık veren herhangi bir şey; sıkıntıdan kurtarma; (huk.) irtifak hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evrensel; kiliselerin birleşmesine ait; bütün Hıristiyanlarca kabul edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyan kiliselerinin evrensel birliği için uğraşan kimselerin düşünce ve prensipleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hâkim.

2.(felsefe) Kendisinden daha yüksek bir şey tasarlamayan (uydurma kelime).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereign. dominant. ruling. ascendant. ascendent. prevailing. regnant. sov'ran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. sovereign. preeminent. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hakim, hüküm süren karşılığı olarak kullanılan bu kelime, hem kök, hem de ek olarak yanlıştır. Türkçe’de ne “eğe” kökü, ne de “man-men” şeklinde isim yapım eki vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâkimiyet (uydurma kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. domination. dominance. supremacy. ascendancy. ascendency. mastery. rule. hegemony. imperium. raj. reign. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominance. domination. dominion. hegemony. possession. rule. sovereignty. ascendancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominance. sovereignty. preeminence. control. domination. hegemony. lordship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mürebbî, köy eğitmeni: Eskiden köyde öğretmenlik yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. educationalist. educationist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationist. instructor. educator. village teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutorial. educator. instructor. training instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - inançlı inanan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اهرمن] kötülük tanrısı, şeytan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eke).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the simplest or essential parts or principles of which anything consists, or upon which the constitution or fundamental powers of anything are based.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the ultimate, undecomposable constituents of any kind of matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically: A substance which cannot be decomposed into different kinds of matter by any means at present employed; as, the elements of water are oxygen and hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To compound of elements or first principles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To constitute; to make up with elements. the most favorable environment for a plant or animal; 'water is the element of fishes' a straight line that generates a cylinder or cone the situation in which you are happiest and most effective; 'in your element'

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an abstract part of something; 'jealousy was a component of his character'; 'two constituents of a musical composition are melody and harmony'; 'the grammatical elements of a sentence'; 'a key factor in her success'; 'humor: an effective ingredient of a s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic unit of an HTML document HTML documents use start and stop tags to define structural elements in the document These elements are arranged hierarchically, to define the overall document structure The name of the element is given by the tag, and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The elements define the hierarchical structure of a document The majority of elements have opening and closing pointers Within these pointers, pieces of text or even the whole document being written can be found There are empty elements which contains onl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a document structuring unit declared in the DTD The element's content model is defined in the DTD, and additional semantics may be defined in the prose description of the element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Elements define the hierarchical structure of a document Most elements have start and end tags and contain some part of the document content Empty elements have only a start tag and have no content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Each document contains one or more elements, the boundaries of which are either delimited by start-tags and end-tags, or, for empty elements by an empty-element tag Each element has a type, identified by name, and may have a set of attributes Each attribu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A material consisting of atoms, all with the same atomic number Approximately 90 different elements are known to exist in nature and several others have been created in nuclear reactions For more information about the elements, see the Periodic Table of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The elements define the hierarchical structure of a document The majority of elements have opening and closing pointers Among these pointers, pieces of text or even the whole document being written can be found There are empty elements which contains only

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic substance consisting of a 'family' of naturally occurring isotopes For example, hydrogen, lead, and oxygen are elements All atoms of an element contain a definite number of protons and thus have the same atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a piece of data within a document that may contain either text or other subelements such as a paragraph, a chapter, and so on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance entirely composed of atoms of the same atomic number that cannot be further broken down into a chemical reaction Currently there are 112 known elements, of which 92 occur naturally and 20 are artificial Each element has a specific number of prot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of over a hundred fundamental materials containing only one kind of atom Some common elements are oxygen, gold, hydrogen, and silicon All other materials are made of compounds or mixtures of elements Water, for example, is made of two hydrogen atoms a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element one of the basic chemical ' building blocks' for example oxygen or hydrogen Each element has characteristics which identify it as such For more information on elements and their properties visit the Sheffield University Chemistry department pag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of structure in an HTML document; many elements have start and stop tags; some have just a single tag; some elements can contain other elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element, often referred to as tag, is what HTML is constructed with It has a name, perhaps one or more attributes and can be a container or empty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a substance which cannot be broken down into simpler components by chemical means There are 92 naturally occurring elements in the universe, familiar examples of which include copper, iron, carbon, lead, uranium etc Elements may be gases, so

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element is a unit of a document marked up in XML, SGML, or HTML Elements can be considered as boxes, each of which contains text and/or other boxes Elements can be identified by the tags that encapsulate them Tags surrounding an element will be labelle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic building block of an HTML document When an element consists of a start tag, an end tag, and text or some other content it can also be referred to as a 'container' An 'empty element', such as that commanding a line break, has only one tag and no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fundamental substance which can occur in nature, composed of atoms having identical numbers of protons The lightest element is hydrogen, with a single proton in its nucleus which characterizes all isotopes of hydrogen Deuterium and tritium are isotopes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule composed of one type of atom Chemists have recognized or created 112 different types of elements See the following WWW link for the chemical description of these different elements Two or more different elements form a compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element , item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğe, eleman, unsur; cevher; cüz; esas; basit cisim; (hava, ateş, toprak, su gibi) dört ana unsurdan her biri; kim. element, öğe. the elements hava, açık hava; kötü hava şartları; temel esaslar. be in his element k.dili havasını bulmak. be out of o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esasa ait, esas, ana, temel, başlıca; basit, ilkel; tabiat kuvvetleri ne ait; kim bileşik olmayan; saf, halis. elementally z. esasa ait olarak; saf bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit, sade, öz; ilk, başlangıç, giriş. elementary education ilköğretim. elementary proposition man. asıl önerme. elementary school ilkokul; ilk ve ortaokul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. commentator. reviewer. corrector. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. reviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. reviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., huk. ürün, mahsul; huk. araziden elde edilen ürün veya bu üründen elde edilen karın hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dallanma, kollara ayrılma (nehir gibi); dal, kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düzeltmek, tashih etmek, ıslah etmek, üzerinde oynamak, değişiklik yapmak, tadil etmek. emen'date f. düzeltmek, tashih etmek (bir metni), değişiklik yapmak, tadil etmek. emenda'tion i. bir metni düzeltme, metin tashihi. emen'dator i. tashihçi, tad

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda âdetleri kolaylaştıran ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. istihkâmda top yeri, topa mahsus platform; tabya; yerleşme, belirli bir yere koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş verme, istihdam; işi olma; iş, görev, vazife, hizmet, memuriyet, meşguliyet. employment agency iş bulma bürosu, iş ve işçi bulma kurumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. samimiyet, yakınlık gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(T. A.). Emir ve ferman, emir sâhibi olan kimsenindir. Eskiden padişah ve sadrâzamlara yazılan mektupların sonunda kullanılan protokol cümlesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşatma, ihata. policy of encirclement kuşatma politikası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meclis, cemiyet, şûrâ: Encümen-i dâniş = Akademi. Encümen-i teftiş ve muayene = II. Abdülhamid devrinde sansür komisyonu (halk dilinde Evcimend = Bir yere toplanma, öbek olma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee. council. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Akademi, ilim encümeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Siyasî encümen, politika kulübü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ انجمن] topluluk. 2.dernek. 3.heyet. 4.komisyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vesika arkasına atılan imza, ciro; tasdik. endorsement in full tam ciro. blank endorsement açık ciro, beyaz ciro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşguliyet; nişanlanma; randevu; rehin; söz; vaat, taahhüt; çarpışma, dövüşme; belirli bir süre için ücretli iş; mülâkat; çoğ. borçlar. engagement ring nişan yüzüğü, alyans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (siir) bir cümle veya fikrin mısra sonunda bitmeyip birkaç mısrada devam etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. saçaklık, bak. entablature: dört köşeli temelin üzerindeki heykele destek olan taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğlence, toplantı; misafir etme, davet, ziyafet, ağırlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ,-na) sonuç yaratmada başlı başına bir etkisi olmayan ve başka olayların yanında yer alan ikinci dereceden bir olay; (tıb.) yan tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ercümend.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muhterem, muazzez, şerefli, değerli, saygı değer (aslı: ercmend).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mavi gözlü, sanşın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amacına, isteğine kavuşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Ar. Ermenî). Güney Kafkasya’da yaşıyan, Hıristiyan Ortodoks Gregoryen mezhebinden, Ermenice konuşan, Hind Avrupa kavimlerinden bir millete mensup olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian. armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Ermeni dili. 2.Ermeni tarzında.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Erivan.

Nüfus: 3.522.000.

Yüzölçümü: 11.500 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gürcistan, Doğuda Azerbaycan, Güneyde İran, Batıda Türkiye.

Din: %94 Ortodoks.

Dil: Ermenice.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bugünkü Ermenistan 2 Nisan 1921’de bir Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. 30 Aralık 1922’de SSCB’nin bir parçası olan Kafkas seddini oluşturmak üzere, 12 Mart 1922’de Gürcistan ve Azerbaycan’la birleşti. Ermenistan, 5 Aralık 1936’da SSCB’nin anayasal bir cumhuriyeti oldu. 7 Aralık 198’de meydana gelen bir deprem sonucu 55.000’den fazla insan öldü, bir çok şehir yıkıntı haline dönüştü. Ermenistan 23 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve 26 Aralık 1991’de SSCB dağılınca da tamamen bağımsız bir devlet oldu. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ermenistan ile çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan arasındaki savaş 1992’de yayıldı ve 1993’te, 1994’te de devam etti. Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Enklavi üzerine iki tarafın da egemenlik iddiaları vardı. 1994 Mayıs’ında Ermeni güçlerinin bu bölgede kontrol kazanmaları üzerine geçici bir ateşkes ilan edildi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin rakkasçarkının sekteli hareketini idare eden takım veya maşalı tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurum, muessese mağaza, fabrika; belirli bir amaç ile teşkil edilen heyet; kanunen tesis; hukumetin kiliseyi resmen tanıması; tesisat; iş, evlilik veya hayatta güven verici bir durum. the Establishment (toplu olarak) ileri gelenler, slang kodamanlar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. consideration. factor. consideration faktör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor. contributing cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) günahları cezalandıran üç tanrıça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evine, ailesine bağlı olan; evini iyi geçindiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homebody. domestic. home-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home-lover. homebody. domestic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «encümen» den galat).

1.Top, yğın, küme, toplanma: Gelin bir evcümend olalım.

2.Toplu idareli, evini muntazam tutan: Evcümend bir kadın (bu ikinci mânâ hem top ve toplu mânâsından hem de «ev» den çıkmış sanılmasından doğmuştur).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, telâş, galeyan, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pislik, dışkı. excremen'tal (s.) pislik kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yemîn» den).

1.Yeminli. 2.Meymenetli, uğurlu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, kutlu. 2.Sağ taraftaki. Eymen b. Hureym . Sahabedendir. Mekke’nin alınışı sırasında müslüman oldu. Babası ve amcası Bedir şehitlerindendir. Hadis rivayetleriyle ün kazandı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Faydalı, müfîd, nâfî, kârlı, kazançlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Faziletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Holanda: Felemenk peyniri — Bu memleketten çıkan cinsi. Felemenk-i cedîd = Yeni Holanda, Avustralya. Felemenk taşı = Felemenk’ te işlenen Ad! elmas (isim gibi yalnız Felemenk dahi denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Felemenkliler’ in lisanında veya onların tarz ve usûlünde olan.

2.Felemenk dili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Dutch language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden, Holandalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Varlığı şuurla idrak edilen hadise.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénomène

1. olay,

2.fel. görüngü

1. Önemli tarihsel olgu.

2.Duyularla algılanabilen her şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon. phenomenon olay. olgu. görüngü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Yalnız fenomenlerin varlığını kabul eden felsefî doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénoménisme

fel. görüngücülük

Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phénomenologie

görüngü bilimi

Algılanan görüngeler öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. F.) Şeref ve mevki sâhlbi kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mevki ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işlemeli dar ve yuvarlak yanlı yelek.

2.Eskiden esnaf tabakasına mahsus elbise.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fermene diken terzi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ferment

kim. maya

Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which causes fermentation, as yeast, barm, or fermenting beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intestine motion; heat; tumult; agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentle internal motion of the constituent parts of a fluid; fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause ferment of fermentation in; to set in motion; to excite internal emotion in; to heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To undergo fermentation; to be in motion, or to be excited into sensible internal motion, as the constituent particles of an animal or vegetable fluid; to work; to effervesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be agitated or excited by violent emotions. a substance capable of bringing about fermentation cause to undergo fermentation; 'We ferment the grapes for a very long time to achieve high alcohol content'; 'The vintner worked the wine in big oak vats' wo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enzyme. ferment. yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a state of agitation or turbulent change or development; 'the political ferment produced a new leadership'; 'social unrest'. a substance capable of bringing about fermentation. a process in which an agent causes an organic substance to break down into sim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural conversion process performed by yeast cells that turns sugars into alcohol and carbon dioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To change the chemical composition of certain foods through the action of microorganisms For example, yeast acts on malt to produce beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). tahammür ettiren şey, maya; tahammür, mayalanma, ekşime; telâş, karışıklık, galeyan, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayalanmak ekşimek, tahammür etmek; mayalandırmak, tahammür ettirmek: coşmak (fikir), heyecanlanmak, telaş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalanma, fermantasyon, tahammür: galeyan, heyecan, fer'mentative (s). mayalanan, mayalayan: mayalanma sonucu hasıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). icat, hayal, uydurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fixe menu

tek liste

Yenilecek yemeklerin ne olduğu önceden belirlenip gelen müşterilere aynı yemeklerin verildiği uygulama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tel, iplik, lif; (bot). ercik sapı; lamba teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sema, gök kubbe, asuman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanyol çingenelerine ait bir dans ve şarkı cinsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahrik, kışkırtma; isteklendirme, teşvik; (tıb). pansuman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. ramina) (anat)., (zool). küçük delik. foramen magnum (anat). kafatası altındaki büyük delik. foramen occipitale magnum (anat). artkafa büyük deliği. foraminated (s)., (anat). ufak delikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). unutmabeni, (bot). Myosotis palustris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pit boss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to throw , to knead , to mould , to forge , to form , to mold , to sculpt , to shape , molding , moulding , molds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırılmış parça, kısım; (f). parçalara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısım kısım, parça parça, parça halinde; eksik kalmış, ikmal edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parçalanma. fragmentation bomb (ask). patlayınca şarapnel gibi parçalar saçan bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi cinsi (hesperis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). buğday türünden, bugday veya diğer tahıllara benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, furmenty furmety (i)., (ing). bulgur sütlacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i makat, anus, kıç; cogr bir bölgenin coğrafi yapısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i esaslı, asli, önemli, mühim; birinci, temele ait, kaideye ait; muz esası bassoda bulunan; i esas, temel; müz en pes nota fundamental rights temel haklar fundamentally z esasen, esas itibariyle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentalisme

top. b. kökten dincilik

1. Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti. 2.Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Fütüvvetli, kerem, cömertlik sahibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. giysi, elbise; f. giydirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gayretli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غيرتمند] gayretli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate property. realty. landed property. landed estate. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. estate. realty. immovable goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. real asset. real property. real-estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Külünklü kazma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kermen, kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. biyoloji). Canlılardaki üreme unsurlarının tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). HindAvrupa menşeli bir kavim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Germ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teutonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Germen dili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گله مند] şikayetçi, sızlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Muhacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migratory. migrant. emigrant. immigrant. emigrant. migrant. settler. incomer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigrant. immigrant. migrant. settler. migratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigree. immigration. settler. emigrant. evacuée. immigrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immigration. migration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migration. the state of being a migrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi gözlü sarışın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Mavi gözlü ve sarışın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idari teşkilat, hükümet; yönetim, idare, hüküm; yönetme, hükümet sürme, idare etme; hükümet erkanı; memleket, devlet. government house (ing.) hükümet konağı. Government Issue A.B.D. devletin sağladığı levazım. government papers, government securi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor mubassır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical advisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) kabahatin esasını teşkil eden şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greco roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greco-roman wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) , (çoğ.) elbise, kıyafet, kılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ihtiyaç ve zarureti olan, muhtaç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حاجتمند] muhtaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük bakımından, cüsse itibariyle, cesametçe: Ağır ise de hacmen küçüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجما] hacimce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hamiyyetmendân). Hamiyet sahibi, hamiyyet sahiplerinden olan, hamiyyetli: Hamiyyetmendân ahali tarafından yapılan bağışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hamiyetli adama yakışır surette, hamiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرمن] harman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرمنگاه] harman yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatmederek, bitirerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HEMAN) (e. F.).

1.Anîde, ansızın, derhal, der-akab, çabucak: Hemen hazırlayıp getirdi. Hemen soyunup yattı.

2.Az evvel: Siz geldiğinizde ben hemen kalkmıştım. Hemen yatmıştım.

3.Daiima, mütemadiyen, aralıksız, bir düziye, arasız: Hemen söyler, hemen yürür.

4.Takriben, sanki, gibi: Hemen kalmadı = Pek az kaldı, sanki kalmadı. Hemen yoktur = Yok gibidir. İkisi hemen birdir (bu mânâ ile daha çok art arda kullanılır: Hemen hemen birbirinin aynıdır).

5.Az kaldı: Hemen düşünüyordum.

6.Yalnız, ancak, tek: Hemen bir evimiz vardır. Hemen şu iyiliği vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediate. prompt. immediately. instantly. directly. in no time. instantaneously. on the spot. anon. bang off. right of the bat. forthwith. out of hand. incontinently. in an instant. on the instant. instanter. in a jiffy. now. at once. in short order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directly. forthwith. immediately. instantly. quick. straightaway. at once. right now. just. nearly. almost. right away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at once. immediately. right away. right now. nearly. almost. about. as soon as. without delay. directly. forthwith. in the instant. instanter. instantly. in no time. right off. straight off. pronto. shortly. soon. straightaway. then and there. thereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all but.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. much. nearly. practically. virtually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. very nearly. pretty soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpish. in no time. trice in a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pansy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured violet. pansy. viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(viola tricolor): Sarı, mor, mavi çiçekleri olan bir çeşit menekşedir. Boyu 20 cm kadardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İdraryollarındaki iltihapları giderir. Cilt hastalıkları ve özellikle egzamada faydalıdır. Öksürüğü keser. Damar sertliği ve sarılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (huk). miras yoluyla kalabilen mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tefsir eden, açıklayan tefsiri. hermeneutics (i). tefsir ilmi; dini kitapları tefsir ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hırâmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hıred-mendân). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hıredmend). Akıllılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akiline, akıllıca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خردمند] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Harman, (bk.) Harman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hissesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hüküm yoluyla hükmünde ve değerinde olarak: Teyze hükmen annedir, anne hükmündedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the decision of a referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hünermendân). Hüner sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hûşmend). Akıllılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hüseyin’den bozma olarak yapılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنرمند] marifetli, becerili, hüner sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., b.h., mit. evlilik tanrısı: izdivaç, evlenme; anat. kızlık zarı. hymene'al s., i. düğüne ait, evlenme ile ilgili; i. düğün şarkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., zool. zarkanatlılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İhlâs sahibi, temiz kalbli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Temiz kalble.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek, saygı göstermek üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتراما] saygıyla, saygı duyarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Talihi uygun, bahtiyar.

2.Refaha, büyük bir makama erişen, Ar. mukbil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırlama suretiyle, hürmet, saygı ve tâzîm için: Size ikrâmen bu işi yaptım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir ülke halkından olan kimse, yurttaş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İltizam yoluyla: Aşâr iltizâmen idare olunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok büyük; hudutsuz, engin, geniş. immensely z. gayet, pek çok. immenseness, immensity i. genişlik, uçsuz bucaksız olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülemez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. engel, mani; huk. evlenmeye mani sebep; pelteklik. impedimen'tal s. engel kabilinden, mâni olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eşya, yürüyüşe mani olan eşya; ask. levazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tamamlamak, ikmal etmek; yerine getir mek (taahhüt, plan); infaz etmek, yürütmek; i. alet, araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yürütme, yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandık içine koyma; muhafaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, fırtlnalı (hava); haşin, merhametsiz. inclemency i. fırtınalı hava; buhranlı hal. inclemently z. sert bir şekilde, merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. oranssız, nispetsiz, kıyas kabul etmez; ölçülmeyen; i., çoğ, ortak ölçülmez sayılar. in commensurabil'ity i ölçülemez oluş, nis - petsizlik. incommen'surably z nispet sizce, ölçülemez bir ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oransız, nispetsiz, kıyas edilemez; yetersiz. in commensurately z. nispetsiz olarak; yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. artma, çoğalma; azar azar artma; fazlalık; mat. nicelik farkı. unearned increment ikt. bir servet veya bir değerin emeksiz olarak artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iddianame; suçlama, töhmet; dava açma. bill of indicment juri heyetine sunulan resmi ithamname. joint indictment birkaç kişiyi birden suçlayan ithamname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebep, saik, vesile; ikna, teşvik, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksit; kısım, bölüm. installment plan taksit usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alet; vasıta; enstrüman, müzik aleti, çalgı, saz; belge; belgit, senet; f., huk. senet yazmak. instrument panel kontrol tablosu. on instruments aletler vasıtasıyle uçak idare edilerek. percussion instrument davul ve zil gibi vurularak çalınan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsmin bir hali. ismi vasıta bildiren halidir. Instrumentel ekleri, ile, -lela’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararlı, tesirli, etkili; yardımcı, aracı olan; bir alete ait; müz. enstrümantal. instrumentalist i. çalgı çalan kimse. instrumentally z. yararlı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. etkili eylem için mantıki düşünce gerektiğini ileri süren bir tür faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir müzik parçasının çeşitli seslerini çalgılara taksim etme, enstrümantasyon; aletler takımı; alet kullanma; aletli iş görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri, zar, kabuk, gömlek. integumen'tary s. deri veya kabuktan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIünün gömülmesi, defnetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enterne ediliş. internment camp enterne kampı, temerküz kampı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) para koyma, yatırım; yatırılan sermaye; gelir getirmesi için paranın yatırıldığı şey, para sarfedilen gelir kaynağı; memuriyete koyma; muhasara, kuşatma; (biyol.) dış deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağlılık, ilgi, alaka; karıştırılma, sarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yalnız adla, gerçekten olmayarak, bir unvanı haiz olup lâzım gelen görevi yapamayan ve hukukundan mahrum olan hakkında söylenir: İsmen müderristir, lâkin ders verdiği yoktur. İsmen müdürdür (aksi hâlinde: ismen ve resmen denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İzzet ve şeref sahibi, Ar. muazzez, mükerrem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hüküm, karar, yargı; bildiri, tebligat; bir davanın görülmesi; netice; muhakeme, yargılama, temyiz kuvveti; takdiri ilahi; kıyamet; mat. hüküm. judgment on default gıyabi karar. Judgment Day kıyamet günü, hüküm günü. judgment debt mahkeme kararına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eski zamanda: Kadîmen karada seyahat vasıtası hayvandan ibaretti. 2.Eskiden beri. Ar. minei-kadîm: O arazi kadîmen çayır idi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیما] eskiden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. hal. A.).

1.Ayakta olduğu halde, ayakta olarak: Bizi kaimen kabûl etti; kaimen selâm verdi .2. Amûdî vaziyette, dikine: Esas hattına kaimen bir hat indirdi. 3.Yerinde durduğu, yıkılmamış ve kesilmemiş olduğu halde: Bu evin kaimen fiyatı nedir? Bu ağaçların kıymeti kaimen takdir olunur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kalemle, yazı ile, Ar. tahrtren: Kelemen ifade etmek («tahriren» demek daha iyidir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlak kırmızı renk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in full acceptation of the word. strictly speaking. unmitigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. aslı: kemân-çe = küçük keman). Türk musikisinin mâruf yaylı çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small three-stringed violin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small violin played like a cello. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâdeddin Arel’in hesaplarını yapıp imal ettiği biribirinden büyük beş (soprano, alto, tenor, bariton ve bas) kemençe ki, keman ailesine tekabül eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemençe çalan san’ atkâr (kemençevî uydurmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle düşmanı ve avda bazı hayvanları tutmak için uzaktan atılan ucu ilmikli ip ki, boyuna geçtikten sonra çekilerek sıkışırdı.

2.Geyik vesaire yuları.

3.Dîvân şiirinde sevgilinin saçı, zülfü, perçemi, saç büklümü: Kemend-i zülfüne giriftâr oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمند] kement.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمند زلف] saçlarının kemendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasso. halter. rope. lariat. longe. noose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasso. lariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasso. a greased noose used for hanging criminals. noose. rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kale, kirmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskilikçe, kıdemce, eskilik ve kıdem bakımından: O adam kıdemen herkesten fazle terfie lâyıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kırmızı renkli bir kil çeşidi. Eskiden eczacılıkta kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elde yün eğirmeye yarayan Alet. bk. Kirman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir parçası, bir bölüğü, bütünü olmayarak, bir kısmını: Evi kısmen boyattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerable. part. partly. partially. in part. not least. part-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. moderately. part. partially. partly. in part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partly. in part. partially. semi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسما] bir kısmı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle kölelerden tertip olunan bir sınıf asker, Ar. memlûk, c. memâlîk: Mısır Kölemenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). .Yollanılmak üzere gemiye teslim edilen bir mal için vrilen senet. bk. Konşimento

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ticaret). Bir malın gönderildiğini göstermek üzere vapur veya demiryolu idaresi tarafından gönderilene verilen kâğıt ki, onu göstererek malı alabilir, bk. Konişmento.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill of lading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. bill of loading. bill of lading. documentary bill. shipping bill. commercial set. bill of consignment. freight bill. letter of conveyance. shipper's memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vuruşmaya alıştırılmış İri koç veya teke, gebeş.

2.Sürünün önüne düşUp onu sevkeden alışık koç.

3.mec. Cesur, serbest, atak.


Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Trading)

Bir aracı kuruluş nezdinde, müşteri adına kredi hesabı açılması koşulu ile müşteri ve aracı kuruluş arasında yapılacak sözleşme hükümleri çerçevesinde kredi kullanarak borçlanmak suretiyle menkul kıymet alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), küçükçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ağlamak, inlemek, figan etmek, matem tutmak; biri için ağlamak veya keder etmek, matemini tutmak; matem, ağlayış, ah, keder, hüzün, feryat. lamented (s.) muteveffa, matemi tutulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) matemli, keder ifade eden; ağlanacak, ağlatır, acıklı; esef edilecek. lamentably (z.) ağlanacak halde, acınacak halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağlayış, feryat, figan, inleme; (çoğ.), (b.h.) Yeremya Peygamberin Mersiyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemikleri ve başka organlan birbirine rapteden bağ; bağ, rabıta. ligamen'tal, ligamen'tous s., anat. bağ kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. çehrenin başlıca hatları, ayırt edici özellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romatizma ve burkulmadan doğan agnları hafifletmek için ovarak kullanılan sıvı ilâç, liniment.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Liyâkatli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. liyâkatmend’in c.),. Liyâkatliler, değerliler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet etme, yerleşme; sakin olma; düşman istihkâmlannı zaptedip içine yerleşme; huk. emaneten teslim etme, para yatırma, tevdi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. fizik). Işık ölçü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mina) lümen, ışık ölçü birimi; anat. tüp şeklindeki organın içindeki boşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. intibak edemeyiş, uyumsuzluk. maladjusted s. intibak edemeyen, uyumsuz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. management

işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik

Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idare, yönetim, usul; yönetim kurulu, idare edenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç, tedavide kullanılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemn» den im.). Pusu yeri, pusu tutulan yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tos, -toes) hatıra, yadigâr, andaç. memento mori lat. kuru kafa gibi ölüm sembolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEN’) (i. A.). Bırakmama, savma, durdurma, caydırma, yasak etme: Kumarı kat’iyyen menetti. (denizcilik) Men’-i müsademe = Gemilerin çarpışmasına meydan vermemek için miletlerarası kabûl edilmiş usul: Men’-i müsâdeme nizâm-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bazı ağızlarda şahıs zam.ri). Ben.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [من] ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منع] engel olma, alıkoyma. 2.engel olunma, alıkonulma. 3.yasaklama. 4.yasaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. man.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.engel olmak, alıkoymak. 2.yasaklamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarp, metin ve zaptı müşkül yerin hâli, sarplık, çetinlik, sağlamlık: O kalenin, o mevkiin menâatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menbâ). Menbâlar, kaynaklar, (bk.) Menbâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منابع] kaynaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. minber). Minberler, (bk.) Minber.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tehdit; tehdit eden ,sey; f. tehdit etmek, gözdağı vermek. menacingly z. tehdit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. maenad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dağın sivri tepesi. 2.Cahiliye döneminde Arapların putu. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MENAFİ’) (i. A. c.) (m. menfâat). Menfaatler, (bk.) Menfaat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منافع] menfaatler, çıkarlar, yararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menfez). Menfezler, delikler, (bk.) Menfez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. aile; ev idaresi, ev işleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanıl hayvanlar koleksiyonu; yabanıl hayvanların sergilendiği yer, hayvanat bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. yoktur). Nehy olunmuş şeyler, yasaklanmış şeyler, zıddı: evâmir: Evâmir ve menâhî-i şer’iyyeMENAHİC

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manager

yönetici

Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menkabe). Menkabeler. (bk.) Menkabe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقب] menkıbeler, övgüye değer özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («nevi» den masdar). Erişilen ve ele geçirilen şey: Mal ve menâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevm» den mimli masdar).

1.Uyku, Ar. nevm, Fars. hâb.

2.Rüya, düş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منام] uyku. 2.rüya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevr» den im.). Fener kulesi, gemilere yol göstermek için yapılmış fenerin kulesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Minare.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناره] minare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sığınacak yer, Ar. melâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mansıb). Mansıblar, makamlar, (bk.) Mansıb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناصب] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hac sırasında yapılması gelenek olan merasim: Menâsık-ülhac.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). Yollar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mıntaka). Mıntakalar, bölgeler, (bk.) Mıntaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناطق] bölgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menzil). Menziller, duraklar, (bk.) Menzil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منازل] konaklar. 2.aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi manzam dilimizde kullanılmıyor). Diziler, sıralar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A c.) (m. manzara). Manzaralar, görünüşler, (bk.) Manzara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناظر] manzaralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebeân» den im.) (c. menâbî).

1.Bir suyun yerden çıktığı yer, kaynak, pınar: Fırat’ın menbaı, menâbî-i Nil.

2.mec. Bir haberin çıktığı yer. Bu rivayetin menbaını bulamadım.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منبع] kaynak. 2.pınar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâbit). Bir şeyin bittiği, ekilip yetiştiği yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). İsimlerin sonuna eklenerek sıfatlar yapar. Türkçe «li» ve Farsça «nâk» gibi. Derd-mend = Dertli. Hıred-mend = Akıllı. Sûd-mend = Faydalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. onarım; tamir olunmuş yer. on the mend iyileşmekte, gelişen, düzelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. onarmak (çamaşır); ıslah etmek; tashih etmek, düzeltmek; daha iyi hale koymak; iyileşmek. Least said, soonest mended Ne kadar az laf söylenirse mesele o kadar çabuk kapanır. mend matters vaziyeti düzeltmek. Mend your ways Davranışlarına dikkat et. m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalancı; yalan. mendaciously z. yalancılıkla mendacity i yalancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedb» den mimli masdar). Gürültüyle ağlama. Bâb-ül-Mendeb = Kızıldeniz’in güneyindeki boğaz ki, tehlikesi sebebiyle böyle adlandırılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ji.). Hayırsız, haylaz, Aciz, yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Sun’İ liman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (Menderes nehrinin adından). Akar bir suyun dolambaçlı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) - Akarsu yataklarının dolanbaçlı kısmı. Ege bölgesindeki 3 akarsudan birisinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dilencilik eden, dilenen; dilenciye mahsus; i. dilenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. olup, ancak Ar.’da havlu ve peçete demektir ve «mendîl» şeklindedir).

1.Burun, yüz ve el silmeye mahsus olarak cepte taşınan pamuk veya keten yahut ipekten dört köşeli dokuma: El, burun mendili, ipek mendil.

2.Elde taşınacak şeyler koymaya mahsus bohça gibi ve astarsız boyalı kumaş: Bir mendil elma, mendile sarılı bir kitap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handkerchief. hankie. hanky. rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handkerchief. hanky. hankie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handkerchief. nose rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Menderek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. pier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole. breakwater. close port. land-locked harbour. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mendûbe) (fıkıh). Yapılması iyi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yasak edilmek, bırakılmamak, (bk.) Men.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça benefşe’den). Güzel kokulu küçük bir çiçek ki, yerde biter, yuvarlakça yapraklı bir bitkide olup ekseriya mor renkte olur: İt, Cezâyir, Mısır menekşesi, katmerli, hercâİ menekşe = Bu çiçeğin çeşitleri. Menekşe şurubu, menekşe moru = Menekşe renginde mor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(benefşe): Menekşegiller familyasından; çiçekleri tek renkli, bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları yürek biçiminde ve hemen hemen sapsızdır. Genellikle az veya çok koyu renkli olur. Beyaz renklileri de vardır. İlkbahar aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: Terletir. Vücuda rahatlık verir. Kanı temizler. Vücutta biriken zehirlerin atılmasını sağlar. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Sıracada faydalıdır. Cilt hastalıklarında da kullanılır. Lapası yaraların iyileşmesini sağlar. Menekşe yağı, egzama ve uyuzu tedavi eder. Boğmaca ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Sulu temriyeleri de tedavi eder.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Menekşegillerden birçok çeşitleri bulunan koyu mor çiçek açan süs bitkisi. Koyu mor renk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, menekşe çeşitlerini içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAnend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Beyin zarları iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Birtakım mikropların beynin üzerini kaplayan zara gelip, yerleşmesi ve orada iltihaplanma meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastada aniden yükselen ateş ve şiddetli ağrılar görülür. Işığa bakamaz, boynunu bükemez, Hiç vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastayı doktora götürünceye kadar aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Akasya yaprağı, akasya çiçeği.

Hazırlanışı : 10 bardak suya 1 avuç akasya yaprağı veya 3 çorba kaşığı akasya çiçeği konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Soğuduktan sonra, bu suyla hastanın başı yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meningitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevention. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yasak etmek, bırakmamak, engel olmak. (bk.) Men.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meneviyye). Meniye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Terementi ağacı tohumu.

2.Kılıçta ve bazı kumaşlarda görülen dalga: Bu kılıcın, kumaşın güzel bir menevişi vardır (bu ikinci mânâ ile aslı «meviş» tir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilloche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallizing. moiré. iris. metachromatism. galling. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalgalanmak, dalgalı olmak, Osm. hârelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: mevişli). Dalgalı: Menevişli kumaş, kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sürgün yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفی] sürgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT) (i. A. «nef» den mimli masdar) (c. menâfi). Fayda, istifade, kâr, Türkçe aslı (esığ): Bu ilâçtan çok menfaat gördüm, benim bunda bir menfaatim yoktur. Menâfi sandığı = Ziraat Bankasının kurulmasından önce, az faizle halka para vermeye mahsus, belediyeye ait sandık. Menfâat-bahş = Menfaat veren, istifadeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit. advantage. benefit. use. expedience. expediency. the main chance. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. expediency. benefit. interest yarar. fayda. çıkar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. benefit. interest. beneficium. gain. joint interest. profit. utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفعت] çıkar, yarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydalı, kârlı, istifadeli: Çok menfaatlı bir iş, bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT-PEREST) (i. A. F.) Menfaatçı, çıkarcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منفعت پرست] çıkarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, kârsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sürgün hayatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Nefes alacak yer ve açıklık» mânâsiyle kullanılmış ise de galattır, aslı «menfez» dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüfûz» dan im.). Bir şeyin nüfuz edecek yeri, delik, ağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent. culvert. headwall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inlet. vent. opening. aperture. air hole. culvert. orifice. mouth. outlet. aqueduct. issue. port. headwall. door- way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفذ] nüfuz etme yeri, delik, yarık, giriş veya çıkış yolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFİ) (1. A. «nefy» den imef.).

1.Nefyolunmuş, memleketten sürülmüş, sürgün: Ebediyyen menfi kaldı.

2.(fizik) Elektiriğin iki kuvvetinden biri; negatif, zıddı: müsbet (pozitif). Kutb-ı menfi = Mıknatısın, menfi elektriği hâvi olan ucu.

3.mec. Müsbet olmeyan: menfi bir adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative olumsuz. negatif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. privative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منفی] olumsuz. 2.hep olumsuz düşünen, her şeye olumsuz yaklaşan. 3.sürgüne gönderilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sürgün olarak, nefiy (sürgün) suretiyle: Menfiyyen Fİzan’a gönderilmişti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili erkek kısmı, erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten imef.) (mü. menfûre). Kendisinden nefret edilen, nefret olunacak, sevilmeyen, kendisinden kaçılan, iğrenç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفور] nefret edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük yün mekiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), incik bileziği, Ar. halhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Sıkıştıracak veya basacak Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. vice. vise. mangle. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. press. vise. screw vice. chuck. holdfast. bench clamp. calender. extractor. brake. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ebedi ölümsüz, bengi. Mengü suyu: Ab-ı hayat. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ölümsüz, güçlü, kuvvetli, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Allah verdi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaşlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar’ı içine alan bölgeyi fethederek XII. yy.’ın ilk yansına kadar elinde tutan Türk sülalesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mengü).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küpe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mengüer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağı çıkarılan ve eti gübre olarak kullanılan ringa cinsinden bir balık, zool. Brevoortia tyrannus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehy»den imef.) (mü. menhiyye). Nehiy ve yasak edilmiş, şer’an yasak: işret menhîdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منهی] yasaklanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ark. yekpare taştan yapılmış abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منهيات] yasaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şeriatte nehiy ve yasak edilmiş şeyler: Menhiyyâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nehb» ten imef.) (mü. menhûbe). Nehb ve yağma edilmiş, yağmalanmış. Emvâl-i menhûbe = Yağma mallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nuhs» dan imef.) (mü. menhûsa). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحوس] uğursuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benlik, Ar. enâniyyetMENİ, MENNİ

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. semen. sperm. spunk. spunk atmık. bel. sperma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semen. sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منی] sperma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [منی] benlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منيع] aşılmaz, sarp, geçit vermez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir milimetreküp menide en az yirmi milyon sperm bulunur. Spermin miktarı spermogram ile tespit edilir. Erkeğin menisi içindeki sperm mikroskop altında sayılır. Yirmi milyondan az sperm bulunduğu takdirde, sperm azlığından söz edilir. Sperm miktarını arttırmak için aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı anason konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hizmetçiye ait, hizmetçilik kabilinden; köleye yakışır; süfli, bayağı, adi, asağılık; i. hizmetçi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. beyinzarı iltihabı, menenjit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Huy, yaratılış. Harmeniş = Merkep huylu, dikbaşlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı içbükey ve diğer tarafı dışbükey mercek; fiz. tepesi içbükey veya dışbükey duran sıvı sütunu; anat. menisk, oynak ayçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «men» den smüş.) (mü. menîa). Sarp ve sağlam, dayanıklı, zaptı müşkül: Bir kal’a-i menia.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقبه] ünlü kişilerin yaşamlarına ilişkin ve çoğu gerçekle bağdaşmaz öyküler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(«menkıbe» şekli galattır) (i. A.) (c. menâkıb). Birinin fazilet ve kahramanlığına ait mevzu ve bu çeşit mevzulerı anlatan eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Menkabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «nak» dan imef.) (mü. menkuua). Haşlanmış (i. A.) Bitki suyu: Çay menkuu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekbet» ten imef.) (mü. menkûbe).

1.Nekbete uğramış, bedbaht, talihsiz, düşkün.

2.İtibardan düşmüş, teveccühü kaybetmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Arapça kelime). MenkOb olan adamın hâli, gözden düşmüşlük, düşkünlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nikâh» dan İmef.). Nikâhlı zevce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منکوحه] nikahlı hanım, eş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «nakliden İmef.) (mü. menkule).

1.Bir yerden bir yere taşınmış, naklolunmuş: Dikilitaş, Mısır’dan menkuldur.

2.Ağızdan ağıza anlatılarak bize gelmiş olan, nakil ve rivayetle bilinen: Hadîs, menkul bir İlimdir.

3.Bir mânâdan diğerine nakledilmiş: Menkul-i şer’İ.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منقول] nakledilen. 2.anlatılan, rivayet edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Security)

Ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları SPK’ca belirlenen kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Lending)

Aracı kuruluş ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar dahilinde, ödünç veren taraftan açığa satış amacıyla ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin mislen geri alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. c.) Nakl İle bilinen, nakle ve rivayete dayanan bilgi, naklî ilimler, zıddı: mâkulât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neks» ten imef.) (mü. menkûse). Tersine dönmüş, başaşağı, Ar. mâkûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «nakş»dan İmef.) (mü. menkuuşe). Nakşedilmiş, işlenmiş, muhtelif boyalarla boyanmış: Tavanları menkuş bir ev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقوش] nakışlı, işlemeli, desenli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «nokta» dan Imet) (mü. Menkuute). Noktalı, noktası olan: (Arap harflerinde) zâ-ı menkule, zıddı: mühmel, mühmele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.in’Am, ihsan, iyilik etme.

2.Edilen bir iyiliği başa kakma, minnet yükleme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Tîh çölünde İsrâiloğulları’na Tanrı’dan inen kudret helvası.

2.Bazı ağaçlarda hâsıl olan kaygan bir madde.

3.Kimyada diğer isimlere katılarak çeşitli eski terimlerde geçer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Batman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «menn» den imüb.). Mübalâğa ile minnet ve ihsan eden Tanrı (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir): Hazret-i Mennân’ın lutuf ve ihsanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok ihsan eden, verici, ihsanı bol. - Abd takısı alarak kullanılır. Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülmennan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. âdet kesilmesi, aybaşı kesimi, menopoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ménopause

tıp yaş dönümü

Kadınlarda gebe kalma ve doğurma yeteneğinin sona ermesi, âdetten kesilme.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Adet kesimi, yaş dönemi diye de bilinen menopoz, kadınlarda 45-50 yaşları arasında başlayan, çeşitli organik ve psikolojik belirtiler gösteren bir dönemdir. Bu yaşlarda, aybaşı kanamaları azalmaya başlar. Önce birkaç ayda bir kere adet görmeye başlayan kadın, bir süre sonra tamamen kesilir ve çocuk yapma kabiliyeti kaybolur. Ancak cinsi arzuları kesilmez. Bu dönemde yorgunluk, baş dönmesi, çarpıntı, hazımsızlık, sinir bozukluğu, şişmanlama, tiroid bezinin büyümesi, migren, el ve ayak karıncalanması, huzursuzluk gibi belirtiler görülür. Bu devreyi en iyi şekilde atlatabilmek için mümkün olduğu kadar güneşli, temiz havadan yararlanmak ve beslenme kurallarına dikkat etmek, sık sık banyo yapmak da faydalıdır. Aşağıdaki reçeteler de adet kesiminde görülen şikayetleri gidermek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : Bir bardak sıcak suya 3 tane papatya konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir. Günde 2 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menopause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menopause. change of life yaşdönümü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menopause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aylık, ayda bir, her ay olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sofraya ait, sofrada kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENŞE’) (i. A. «neş’et» ten im.).

1.Neş’et olunan yer, çıkış yeri, asıl, esas: Bu işin menşei meçhuldür.

2.Yetişilen meslek, tahsil olunan mektep vesaire. Menşe-i küttâb = Osmanlı devrinde ordunun sivil memurlarını yetiştiren mektep.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. source. provenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. root. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. derivation. provenance. source. sort. place of origin. locality. root. rise. spring. basis. root of descent. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منشا] köken..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., biyol. adet, aybaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., s.,-viki) Rus Sosyal Demokrat Partisinde (1903-1917) Bolşeviklere karşı olan tutucu üye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nisyân» dan imef.) (mü. mensiyye). Unutulmuş, hatırdan çıkmış. Nesyen mensiyyen = Büsbütün unutulup hiç hâline gelmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. adetle ilgili, aybaşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. âdet görmek. menstrua'tion i. adet, aybaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ums, -strua) eritici madde, çözücü madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوب] nispet edilen, ait, bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Mensuplar: Çiftliğin mensûbâtından birkaç hayvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوبين] mensuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوبيت] mensup olma, bağlı olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A ). MensOb olma, nisbet, bağ, intisap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesc» den imef.) (mü. mensûce). Dokunmuş, nescolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منسوج] dokunmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Nescolunmuş, dokunmuş şeyler, dokumalar, kumaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile goods. dry goods. soft goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textiles. hosiery. textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منسوجات] dokumalar. 2.dokuma sektörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesh» ten imef.) (mü. mensûha). Nesholunmuş, hükümsüz bırakılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منسوخ] hükümsüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENSÜB) (i. A. «nisbet» ten imef.) (mü. mensûbe). Bir şahıs veya şeye nisbet ve ilgisi olan, aitlik. (gramer) İsm-i mensöb = Nisbet gösteren sıfat ki, Türkçe’de ekseriya «li» ve Arapça ile Farsça’da «İ» edâtiyle olur: Bağdadlı, Bağdâdî gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected with. belonging/related to member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related to. connected to. attached to. belonging to. member. employee. sb who has a connection or affiliation with. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENSUR) (i. A. «nesr» den imef.) (mü. mensûre).

1.Neşrolunmuş, saçılmış, dağılmış, serpilmiş.

2.(edebiyat) Manzum olmayan, nesir ile yazılmış: Kelâm-ı mensOr, Asâr-ı mensûre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neşr» den imef.) (mü. menşûre). Neşrolunmuş, yayılmış («münteşer» daha çok kullanılmıştır) (i. A. c. menâşîr).

1.Vezirlik ve ona eşit askerî rütbe olan müşirlik (mareşallik) rütbesinin verildiğini gösteren fermân-ı hümâyûn.

2.(matematik, geometride) Biçme. Menşûr-ı kaaim, menşûr-ı mâil, menşûr-ı mütevâziyü’l-adlâ, menşûr-ı muntazam, menşûr-ı nâkıs vesaire.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منثور] düzyazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منشور] ferman. 2.prizma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saçılmış, dağılmış. Ölçüsüz, uyaksız, manzum olmayan söz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Neşrolunmuş, dağıtılmış, yayılmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülebilir, ölçülmesi mümkün; belirli bir müzik üslubuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçüye ait; ölçmeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçme mesaha; hacim ve alan ile uzunluk belirlenmesinden bahseden matematik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mensur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menşur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihne,ait, zihni, akılla ilgili, ansal. mental age akıl yaşı. mental arithmetic akıldan yapılan hesap. mental deficiency geri zekâlılık. mental healing telkin yoluyle sözde tedavi. mental hygiene ruh sağlığını koruyan tedbir ve usuller. mental reserv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihniyet, düşünüş, fikir durumu; zekâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapı ve pencere kanadı, sandık vesaire kapağı gibi açılır kapanır şeyleri bağlamaya mahsus maden ki, bir mil üzerine hareket eden bağlı iki parçadan ibarettir: Kapı menteşesi, pirinç, nikel menteşe, (hl.) Cumhuriyet’e kadar Muğla vilâyetine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hinge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hinge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. mantol, nane ruhundan çıkarılan ıtırlı bir madde. mentholated s. mantollü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. söyleme; ima, ifade, zikir, anma; f. zikretmek, anmak, ima etmek, lafını etmek, ağıza almak. honorable mention bir yarışmada ödül kazanmaya yaklaşıp kazanamayan kimsenin gönlünü almak için isminin zikrolunması., mansiyon. Don't mention it Bir şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mentor

yönder

Herhangi bir iş yerinde farklı görevlerde çalışarak deneyim kazanmış olan, danışan kişinin hedefine ulaşmasını sağlayacak yolu bulmasına yardımcı kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıllı ve güvenilir öğretmen veya kılavuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. menu

yemek listesi

Yemek yenilecek yerlerde mevcut yemekleri gösteren liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu. bill of fare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu , menue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek listesi, menü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip MiniDisc kaydediciler, çeşitli temel menü ayarlarının ve parametrelerinin kaydedilebilmesine olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Menü sistemleri, kullanım kolaylığını geliştiren ekranda gösterimli iletişim sistemleridir. Kullanıcıya, menülerdeki renkli öğelerle ya da Gelişmiş Menü işlevleriyle yol gösterilir. Menülere, uzaktan kumanda birimi ile ulaşılır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مأنوس] alışılmış. 2.alışkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. menuta). Asıllı, varlığı diğer bir şeyin varlığına bağlı: Çocukların tahsil ve terbiyesi İyi öğreticinin bulunmasına menuttur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منوط] bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «niyyet» ten imef.). Maksat, meram, niyet olunan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan im.). Derece, mertebe, pâye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan im.) (c. menâzil).

1.Konak: Bu yol sekiz menzildir.

2.İki konak arası, bir konak yol, merhale.

3.Oturulan yer, mesken, ikametgâh, ev: Satılık vakıf bir menzil.

4.Eskiden posta tatarı beygirlerinin bulunduğu yer, tatar konağı, posta: Menzil beygiri, menzil ile gitti. 5.Mermilerin katettiği mesafe, atım: Top menzili, tüfek menzili. 6.(astronomi) Ay’ın Arz’ın çevresinde dönerken uğradığı, yani hizalarında bulunduğu yıldız takımlarının her biri. Menâzil-i Kamer = Ay’ın menzilleri. Ser-menzil = Son durak, terminal, (askerlik) Menzil yürüyüşü = Süratli asker yürüyüşü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halting place. range. shot. stage. carry. compass. gunshot. reach. rifle range. rifle shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunshot. range. reach. shot. stage. day's journey. army transport corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. range. range. overnight stopping place. shooting range. camp. shot. distance. traject. radius. carry. dwelling. compass. reach. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منزل] konak. 2.ev. 3.bir günde gidilebilen yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yol alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yol almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar beygirlerinin durdurulduğu yer, posta konağı: Menzil-hâneden bir beygir aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden menzil beygirleriyle giden tatar, postacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük merhale, alt kerte.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منزلگاه] konak yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tnez» den imef.) (mü. menzûa). Nez’olunmuş, koparılmış, çekilip alınmış, yok edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan imef.) (mü. menzûle). Nüzûl isabet etmiş, inmeye uğramış, damla inmiş; kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezr» dan imef.) (mü. menzûre). Adanmış, bir mübarek yere sunulması vâdolunmuş, adak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Adanmış, vadedilmiş. Adak olarak belirtilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menzur).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yasaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yasaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keyif, cümbüş, eğlenti, şenlik; sevinç, neşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zehirlenerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den). Ordunun sağ kolu, sağ cenah, zıddı, meysere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميمنه] sağ kanat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den mimli masdar) (c. meyâmîn). Uğur, bahtiyarlık, saadet, kutluluk, mutluluk, bereket: Bu işde meymenet vardır, çiftçilik meymenetli bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emn» den im.). Emniyet olunacak yer, sağlam ve sığınılacak yer, melce’: Orası her türlü tehlikeye karşı me’mendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. fizik). Mekanikte bir merkezin etrafında dönmekte bulunan bir cismin kuvvet miktarı ile bu cismin merkeze olan uzaklık ölçüsünün çarpımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minute portion of time; a point of time; an instant; as, at that very moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Impulsive power; force; momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Importance, as in influence or effect; consequence; weight or value; consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An essential element; a deciding point, fact, or consideration; an essential or influential circumstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An infinitesimal change in a varying quantity; an increment or decrement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tendency, or measure of tendency, to produce motion, esp. motion about a fixed point or axis. the n-th moment of a distribution is the expected value of the n-th power of the deviations from a fixed value the moment of a couple is the product of its force

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moment. loading list. momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a particular point in time; 'the moment he arrived the party began'. an indefinitely short time; 'wait just a moment'; 'it only takes a minute'; 'in just a bit'. at this time; 'the disappointments of the here and now'; 'she is studying at the moment'. hav

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tendency of a force to cause a rotation about a point or axis which in turn produces bending stresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tendency of force to affect motion Tendency, or measure of tendency, to produce motion, especially about a point or axis The product of a quantity and its perpendicular distance from a reference point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The effect of the distribution of the mass of an object on its resistance to change in motion A moment is calculated by multiplying the magnitude of a force by the length of its lever arm, the perpendicular distance between the line of action of the force

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tendency of a force to cause rotation about a point or axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A twisting action; a torque; a force acting at a distance from a point in a structure so as to cause a tendency of the structure to rotate about that point See also bending moment, moment connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moment is the rotation produced in a body when a force is applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A force attempting to produce motion around an axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of effects of loads causing a force and the distance to a particular axis or point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distance measurement on a model forward or aft of its balance point as in nose moment or tail moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Twisting Motion about an Axis. the couple effect of forces about a given point; see BENDING MOMENT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The kth moment of a list is the average value of the elements raised to the kth power; that is, if the list consists of the N elements x1, x2, , xN, the kth moment of the list is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Weight of object x its arm. n 1 An indefinite interval of time 2 A specific point in time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant , moment , momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. an, lahza; ehemmiyet, nüfuz, kuvvet; fiz. moment, hareket hâsıl etme kabiliyeti; cevher, unsur. moment of truth karar anı, kritik an; boğa güreşinde boğanın öldürüldüğü an.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir an süren, bir an için; bir anda; geçici, çok az devam eden. momentarily z. anbean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. her an; bir anlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ciddi, muhim. momentously z. mühim olarak,cidden. momentousness i. ciddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantity of motion in a moving body, being always proportioned to the quantity of matter multiplied into the velocity; impetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essential element, or constituent element. the product of a body's mass and its velocity; 'the momentum of the particles was deduced from meteoritic velocities' an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Momentum is a property of any moving object For a slow moving object it is given by the mass times the velocity of the object For an object moving at close to the speed of light this definition gets modified The total momentum is a conserved quantity in a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In technical analysis, the relative change in price over a specific time interval Often equated with speed or velocity and considered in terms of relative strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of an object's mass and its velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of the mass and velocity of a moving body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The property of a moving object equal to its mass times its velocity. the product of the mass and velocity of a body-a vector quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of an object's mass and its velocity A massive object going at a high velocity has a large momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inertia where the object is in motion If the object's speed is much lower than the speed of light, momentum is mass times velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass times velocity; a quantity that determines the potential force that an object can impart to another object by collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of change of a share price Hence momentum traders follow rapidly moving markets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having the leverage necessary to control an opponent's moves through the use of threats Creating momentum is the most widely-used, and most effective, strategy for the game This situation is also called initiative and tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantity of motion Linear momentum is the quantity obtained by multiplying the mass of a body by its linear speed Angular momentum is the quantity obtained by multiplying the moment of inertia of a body by its angular speed The momentum of a system of par

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of acceleration of an economic, price or volume movement An economy with strong growth that is likely to continue is said to have momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Designed to measure the rate of price change, not the actual price level Consists of the net difference between the current closing price and the oldest closing price from a predetermined period The Momentum indicator can be used as either a trend-followi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

We will know that we have 'momentum' when many of the significant problems and issues that the church faces initially have been dealt with and precedents set so that the forward energy of the church is unleashed and focussed on expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Linear momentum, mv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass of body multiplied by its velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like in physics, a market in motion tends to stay in motion unless it goes too far too fast Momentum indicators signal overbought or oversold when they move to extreme levels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Momentum is the most basic concept in oscillator analysis Momentum is the rate of change at which the market is rising or falling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flow of activities and the pace of teaching and learning maintained in a classroom. 'the effect of an impelling force, suddenly and momentarily communicated'. an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'. the product of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,- tums) fiz. moment.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. abide, anıt; mezar taşı; eser; sınır taşı; tarihi yapı. monumen'tal s. anıtsal; muazzam, heybetli; güz. san. aslından büyük. monumentally z. heybetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket, kımıldanma; aklı, meyil, istidat; ask. manevra; saatin makinası veya bunun kısımları; bir müzik parçasının usul veya ölçüsü; bağlrsakların işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Temin edilmiş, sağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hemn, tahmîn» den imef.). Tahmin edilen, tahmin olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimated. appraised (worth / value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمن] tahmin edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek: Mükerremen uğurladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hezimete uğrayarak, yenilerek, bozularak, bozgunluk vererek: Düşman askeri münhezimen kaçtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., huk. senet, tanıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mürüvvetli, insaniyetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semân» dan imef.) (mü. müsemmene).

1.Sekiz kat, sekizli, sekizlik, sekiz parçadan yapılmış.

2.(matematik) Sekiz açılı, sekiz köşeli, sekizgen: Şekl-i müsemmen.

3.(edebiyat) 8 er mısralık kıtalarla yazılmış manzume. Müsemmen şarkı == 8 mısrâlı şarkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (musiki). Türk musikisinde 8 zamanlı bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zavallı, kederli, çaresiz, dertli, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hüzünle, dertli bir şekilde, yalvarırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emn» den imef.) (mü. müste’mene).

1.Kendisine aman verilmiş olan.

2.Yabancı bir ülkede oturan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emn»den imef.) (mü. mûtemene). Emniyet olunan, emniyetli, emin, güvenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «münye» den imef.). İstenen, arzu olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «münye» den if.) (mü. mütemenniye). Dinleyen, isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müteyemmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nazm ile, manzum olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظما] manzum olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorlu, kuvvetli, kavî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. -F.). Meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, toplanma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Yalvaran, niyâz eden.

2.Muhtaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Yalvararak, niyâz ederek.

2.İhtiyaçla.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيازمند] muhtaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nizâma uygun olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir ilim veya fen dalına ait terimler, terminoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) aklına sahip olmayan, akılca dengesiz. non compos yarı kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. na) (fels.) varIığından emin olmadan kabul ettiğimiz şey, yalnız aklı ile idrak edilen şey; esas, asıl, öz. noumenal (s.) hissedilemeyen, ancak farz olunabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, yemek; besleme, beslenme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bir şeyin görünüşü değil de, gerçekte olduğu hâli. Fenomen mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a spirit believed to inhabit an object or preside over a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a spirit believed to inhabit an object or preside over a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma dininde bir yöreye ait tanrı; güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, besin, yemek. nutrimen'tal (s.) besinsel, gıdalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) ufak tefek şeyler, artık şeyler, döküntü, kırıntı; (matb.) kitabın metin dışındaki kısımları; acayip şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Muallim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacher. instructor. schoolteacher. master. mistress. dominie. indoctrinator. preceptor. schoolma'am. schoolmarm. schoolmaster. schoolmistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacher. instructor. schoolteacher. master. mistress. dominie. indoctrinator. preceptor. schoolma'am. schoolmarm. schoolmaster. schoolmistress. don. educationist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacher. crammer. educator. instructor. preceptor. school master. schoolteacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preceptorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaching. profession/duties of a teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a teacher. mastership. profession of teaching. scholastic profession. schoolteaching. teaching job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preceptorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaching. profession/duties of a teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a teacher. mastership. profession of teaching. scholastic profession. schoolteaching. teaching job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhem. sulfur ointment uyuz merhemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, zeki, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kehanet; f. kehanette bulunmak, geleceği söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) anat. epiplon, bağırsakları örten zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. sarı zırnık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evcimen, evine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Özünde güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özlü kimse, özü iyi, sağlam kişilikli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eteği temiz), mec. Namuslu, iffetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاک دامن] iffetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irz, namus, iffet sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parşömen tirşe; parşomen kâğıdı; parşömen üzerine yazılmış yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. parliamentarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. member of parliament. parliamentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. parliamentarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. member of parliament. parliamentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. parlamento). Millet meclisi, milletvekillerinin meydena getirdiği meclis ve senatonun bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. general assembly. parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliament. parliamentparliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Parlamento; ingiltere Millet Meclisi; k.h. resmi meclis. parliamentar'ian i. parlamento usullerini bilen kimse, parlamenter. parliamen'tary s. parlamentoya ait. parliamentary procedure parlamento usulleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bergama şehrinin adından). Eskiden yarı yazmak için özel olarak hazırlanan deri. Parşömen kâğıdı = Parşömene benzetilerek yapılan iyi cins kalın kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. sheepskin. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırma, dantela, boncuk gibi elbise süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolu kaplayan suni yüzey veya maddeler, asfalt, beton, taş, çakıl; bu maddelerle döşenmiş yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödeme, tediye; ücret, maaş; taksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina cephelerindeki üçgen şeklinde kısım, alınlık; kapı üstündeki üçgen şeklinde süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğal olaylarla ilgili veya bu olaylar kabilinden; olağanüstü, harikulade, hayret verici. phenomenalism i., fels. olaycılık phenomenally z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğal olayları inceleme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- na) görüngü ve olay, fenomen; olağanüstü şey, harika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her türlü boyanın renk verici ana maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any material from which a dye, a paint, or the like, may be prepared; particularly, the refined and purified coloring matter ready for mixing with an appropriate vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of the colored substances found in animal and vegetable tissues and fluids, as bilirubin, urobilin, chlorophyll, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wine flavored with species and honey. dry coloring matter color or dye with a pigment; 'pigment a photograph' acquire pigment; become colored or imbued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organic substance found in plant and animal cells that creates coloring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The substances that give paint color Pigments are derived from natural or synthetic materials that have been ground into fine powders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-soluble substance used as a colorant Pigments are generally more stable than dyes, but they produce a narrower color gamut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dyelike material in cells that provides color to skin, eye and hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colored powdered substance that is mixed with a liquid in which it is relatively insoluble. The substance in paint or anything that absorbs light, producing the same color as the pigment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ferromagnetic particles in a magnetic stripe are usually called magnetic pigments since they are made in a fashion similar to pigments used in the paint and coloring industries; see Gamma Ferric Oxide, Barium Ferrite and Strontium Ferrite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that has color in its natural state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An insoluble finely ground powder, either natural, synthetic, inorganic or organic that provides color, hardness, durability, hiding and corrosion resistance to paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A powdered solid in suitable degree of subdivision for use in paint or enamel. is a powdered substance that is mixed with liquid and used to impart color to coating materials, such as paint and ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that imparts color to fruits and vegetables, and also materials. coloured powder mixed with binding agents such as oil, glue, or resin to make paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finely ground, natural or synthetic, inorganic or organic, insoluable particles which, when dispersed in a liquid vehicle to make paint, may provide, in addition to color, many of the essential properties of a paint--opacity, hardness, durability, and cor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colored material, usually a powder or paste, used to color rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The colouring matter in paint A pigment is different from a dye in that a pigment is insoluble in the media in which it is used. insoluble organic or inorganic substance which gives colour to paint when ground and suspended in vehicle such as water or oil

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A solid colorant used in various inks Unlike dye, this material does not dissolve in the inks solvent but remains a particle Because of this, it gives improved coverage over certain substrates and usually has improved fade resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finely ground natural or svnthelic, inorganic or organic, insoluable particles which, when dispersed in a liquid vehicle to make paint, may provide, in addition to color, many of the essential properties of a paint - opacity, hardness, durability, and cor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance that absorbs light, often selectively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A powder-form of color that can be combined with an acrylic base for paint or made into a 'pigment dye ' It isn't actually a dye, it sits on the surface of the fibers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finely ground insoluble particles dispersed in coatings to influence properties such as color, corrosion resistance, mechanical strength, hardness, durability, etc Particles may be natural or synthetic and also inorganic or organic. dry coloring matter. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. renk maddesi, boya maddesi; toz boya; biyol. hayvan veya bitki dokularına renk veren madde, pigman. pig mentary s. renk maddesine ait; pigmanlı. pigmenta'tion i. boyadan meydana gelen renklilik; biyol. hücrelerin renkli madde hâsıl etmesi. Pigmy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenibahar, bot. Pimenta officinalis; tatlı taze kırmızı biber, bot. Capsicum annuum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Pİrâmûn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyma, yerleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt., müz. portamento, ses kaydırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isim; eski Roma'da isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü hal, bela; hal, halet, durum, vaziyet; man. cins, kategori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terfi, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. praenomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; göz önüne koyma, sergileme; betimleme, resim; huk. büyük jüri raporu; tic. senet gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -na) gen. çoğ. başlangıç, önsöz, prolog, ki- taplarda uzun giriş. prolegomenous s. önsöz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gezme, gezinti; gezme yeri, mesire; büyük balo; f. gezinmek; birini gösteriş için gezdirmek. promenade concert halkın gezinmesine müsaade edilen konser. promenade deck gezinti güvertesi, üst güverte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet beyannamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bot. şeftali cinsi meyva çekirdeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz hal; şaşkınlık; şaşırtıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), inadına, zıddına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. spite of. despite. in despite of. though. although. even though. altho. after all. as. but what. but yet. while. whilst. considering. notwithstanding. for all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. despite. in the face of. for all. nothwithstanding. although. though. tho'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. despite. even though. after. in contravention of. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski elbise, giysi, üst baş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaçmış ilmik, kaçık; dolaşıklık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeni şartlara alışma; alıştırma; yeniden düzenleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) emanet etmek, havale etmek, tavsiye etmek, sağlık vermek, beğendirmek; temiz iş kağıdı vermek. recommendable (s.) tavsiye olunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tavsiye, övme, tavsiyename, bonservis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tavsiye kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) posa, süprüntü; (tıb.) ifraz edilip tekrar vücuda alınan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saflık, halislik, tasfiye; incelik, kemal, kibarlık; zariflik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) taze hayat verme; canlandırma, canlanma; canlandırıcı veya dinlendirici şey; (çoğ.) yiyecek içecek şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idare; (tıb.) perhiz, rejim; (gram.) bir kelimenin kendisiyle ilgili başka bir kelimeyi biçimsel yönden etkilemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) alay; (f.) alay teşkil etmek; tasnif etmek; sistematik şekle koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alaya ait. regimentals (i.), (çoğ.) askeri üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hepsini aynı şekle koyma; tasnif etme, sistematik şekle koyma; murakabeye tabi kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student advisor adviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Rekor kıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recort holder. record holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has broken a record. record holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızma, gücenme, darılma, içerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Devlet namına, devlet tarafından, devletçe, resmi şekilde.

2.mec. Adet yerini bulsun diye, içten gelmeyerek görünüşte: Resmen iyi kabûl gösterdiyse de memnun olmadığını anladım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. officially. formally. openly. publicly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officially. formally. in an official capacity. truely. really. by deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رسما] resmî olarak.. 2.kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işten çekilme, tekaütlük, emeklilik; inziva yeri, inziva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-ti) yeniden yazma veya düzenleme (eser); adaptasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Romanyalı, Romence konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman. roumanian. rumanian. roman. roumanian. rumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumanian. roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) Eski Roma devrinde kullanılan rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.). Latin dillerinden biri; Romenler konuşmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilke, ilk adım; gelişmemiş şey; biyol. eski görevini kaybederek gelişmeyen uzuv (apandis gibi). rudimen'tal, rudimen'tary s. temel;gelişme- miş, eksik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Romanyalı, (bk.) Romen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first stomach of ruminants; the paunch; the fardingbag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. below. The cud of a ruminant. the first compartment of the stomach of a ruminant; here food is collected and returned to the mouth as cud for chewing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first and largest of the four stomachs of ruminant animals in which initial digestion occurs by anaerobic fermentation by bacteria and protozoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The large first compartment of the stomach of certain animals in which cellulose is broken down by the action of bacteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the section of the bovine stomach where the first round of digestion takes place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first stomach of a ruminant animal Ruminant animals are grazing animals such as sheep and cattle When these animals digest food in their stomach without oxygen they produce methane emissions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first stomach of a ruminant animal Ruminant animals are grazing animals such as sheep and cattle When these animals digest food in their stomach without oxygen they produce methane emissions. the first compartment of the stomach of a ruminant; here fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. rumina) zool. işkembe; gevişgetirenlerin çiğnediği şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Romence.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Romanian language. in Romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saadetli, bahtiyar, mes’ut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سعادتمند] mutlu, bahtiyar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti isa tarafından tesis edilen dini ayinlerden biri. sacramental s. bu ayinlerle ilgili. sacramentally z. kutsal ayin kabilinden. sacramentary i. Katolik kilisesi ayinleri kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyurgezer, somnambül. “

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sağ ve sağlam olarak.

2.Emniyetle, emin olarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safely. safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالما] sağ salim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sağırlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) çilek türünde bitkilerin yerde uzanan filizi, kol. sarmentose s. yerde sürünen filizler veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçimde rey verme hakkına sahip olan kimse. Ar. müntehib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent. voter. elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate. elector. voter. electoral body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list of electors. voter-registration roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent body. elective body. electoral body. electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tortu, posa, telve, çökel; jeol. su dibinde biriken şey, çöküntü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çökmüş çamur ve posa nev'inden, tortulu. sedimenta' tion i. posa veya tortu birikmesi, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş parça, parça, bölüm, kısım, dilim; geom. daire kesmesi kesme, kürenin kesilmiş kısmı; zool. bölüt; f. kısımlara ayırmak. segment of a circle geom. kesme, daire kesmesi. segmen'tal segmentary s. kısma ait segmenta'tion i. bölme veya b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. step. stair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geri planda tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özerklik muhtariyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yasemin denilen güzel kokulu beyaz çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: semn’dir). Semizlik, yağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esmân). Paha, kıymet, bedel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seed of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seed or fecundating fluid of male animals; sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a white or whitish viscid fluid secreted by the testes, characterized by the presence of spermatozoids to which it owes its generative power. the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمن] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمن] semizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمن] yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meni, sperma, ersuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göğsü yasemin gibi beyaz, yasemin göğüslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yasemin kokulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمنبر] yasemin göğüslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Göğsü yasemin gibi beyaz olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin kokulu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمند] güzel ve çevik at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça’da da kullanılır).

1.Eskiden ateşte yaşadığı kabûl edilen bir hayvan.

2.Bir cins su kertenkelesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newt. salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hızlı hareketli güzel at.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin renkli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) his, duygu, seziş; his inceliği, aşırı hassasiyet; (gen.) (çoğ.) fikir, düşünce; mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hissi, hislerin etkisiyle yapılan; hassas, duygusal, içli. sentimentalism (i.) aşırı duygusallık. sentimentalist (i.) hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally (z.) hissi bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Baş dümenci, dümen kullanmakla görevli tayfa.

2.Savaş gemilerinde çavuştan yüksek bir rütbe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartermaster. helmsman. steersman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Utanmış, utangaç, mahçup.

2.Utanacak bir işte bulunan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمنده] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Utangaç, çok utanan, mahcup.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمندگی] utangaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerleşme, oturma; kararlaştırma; halletme; hesap görme; duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması; yeni sömürge; yeni iskan edilmiş yer; ev, mesken; (huk.) irat bağlama. settiement house şehrin fakir semtlerinde kurulan yardım yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sezen, anlayan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemiye yükleme, tahmil; yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir suçlunun parmak izlerinin ve diğer özelliklerinin kaydı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (I. Y. Fr.).

1.Maviye çalar kırmızı bir renk.

2.Tavşan kulağı, buhûr-ı Meryem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclamen. dark reddish purple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Demiryolu.

2.Demiryolu katarı, tren.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit asker, yiğit subay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Yemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. showman

gösteri adamı

Şov yapan kimse, gösterici.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel, etkili konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek, numune, model, misal; k.dili. antika kimse, alışılmamış huyları veya özellikleri olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Sporcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportive. sportsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman. athlete. sportsmanlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman. gentlemanly player. athleté.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçeklerde erkeklik uzvu, ercik. stamen, stamened s. stameni olan. staminiferous s. stamenler hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade; takrir, ifade olunan şey, beyanat, demeç; rapor; hesap raporu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watermill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt bodrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kazançlı, kârlı, faydalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سودمند] yararlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yazılacak kâğıdın altına konan geniş ve düzgün mukavva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilâve, ek; zeyil; mat. bütünler açı; f. ilâve etmek, eklemek; doldurmak. supplemen'tal, supplemen'tary s. ilâve olan, bütünleyici; mat. bütünleyen, tamamlayan. supplementa'tion i. ekleme, ek, ilave, zeyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatigue. exhaustion from overwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous breakdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bütün olarak, bütün bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. entirely. fully. exactly. properly. thoroughly. wholly. perfectly. precious. absolutely. all. altogether. bang. bang-on. chock. clean. clear. dead. definitely. in the highest degree. downright. fair. heart and soul. up to the hilt. hollow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely. all. altogether. completely. dead. diametrically. downright. exactly. finally. flatly. fully. off. outright. perfectly. purely. quite. roundly. totally. truly. wholly. wide. entirely. clean. clear. in full. to the core. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. completely. entirely. wholly. all over. to a crumb. diametrically. down to the ground. exactly. faithfully. in toto. off. out. outright. perfectly. purely. quite. roundly. up. well. for all the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تماما] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Umuma ait olacak şekilde yayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hürmet ve ikrâm ederek, saygı maksadıyla: Tâzîmen ayağa kalktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعميما] genelleştirerek. 2.genelge ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعظيما] saygı göstererek. 2.ululayarak, yücelterek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ticaret adamı, tüccar. 2.Tutumlu, idareli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدبيرالمنزل] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant. second lieutenant. subaltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. tegmina) anat. örtü, tegmentum, zartegmen'tal s. örtü kabilinden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zar, deri, kabuk. tegumen'tal s. zar kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüceltip hürmet ederek, hürmet ve tâzîm maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Selâm ve Aşinalık yahut teşekkür makamında muhtelif vaziyetlerle sağ eli az çok aşağıya indirdikten sonra ağza dokundurup başın üzerine koymak hareketi (eteğinizi veya ayağınızı öpüp başımın üzerine koyarım demekten gelir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - El ile selam verme. - (bkz.Temenni).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «münye» den) (c. temenniyyât) (yukarıdaki sözün aynı olduğu hâlde, kullanış yeri ayrılmıştır). T. İstek, arzu, talep.

2.Arzu olunan şey. 3.Dua, rica, niyaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartfelt wish. earnest desire. request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمنی] istek, arzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dileme, istek, dilek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arzu edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arzu etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tabiat, yaratılış, mizaç, meşrep, huy; ölçülülük, muvazene, kıvam; müz. akort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mizaca veya tabiata ait; değişen mizaçlı; huysuz, sinirli; azimsiz. temperamentally z. azimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle ucuz ve adi apartman; huk. mülk olabilen herhangi bir şey; ev, kiralık ev; kiralık apartman; konut, mesken, ikametgâh. tenement district adi ve ucuz apartmanlann bulunduğu semt. tenement house kalabalık ailelerin oturduğu ucuz apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vücutlu, cüsseli, iri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنومند] iriyarı, çamyarması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., ter = yaş, dâmen = etek). Namussuz, iffetsiz, bulaşık, Ar. mülevves.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Acıyarak, acımaktan dolayı, merhameten: Haline terahhumen müsaade etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تردامن] iffetsiz. 2.namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yabanî fıstık ağacı.

2.Bu ağaçla sakız ağacından ve çam ağacından çıkan bir nevi yağ.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) vasiyetname; (KM) ahit. New Testament Yeni Ahit. Old Testament Eski Ahit. testamen'tary (s.) vasiyet kabilinden; vasiyetnamede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Saadet ve uğur sayarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzeri pamuk gibi tüylü,yünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işkence etmek, eziyet etmek, eza vermek, azap çektirmek; canını sıkmak, başını ağrıtmak; kızdırmak. tormentingly z. işkence edercesine. tormentor i. eziyetçi kimse; işkence aleti; sahne içindeki yan perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işkence, eziyet, ezinç, eza, elem, azap, cefa; cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmakotu, bot. Potentilla reptans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kına çiçeği, bot. I mpatiens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muamele, davranlş, birine yapılan muamele; tedavi; ele alış tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heybetli; çok büyük, kocaman, gayet iri; k.dili çok iyi, şahane. tremendously z. çok. tremendousness i. heybetli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. great number. a great many. division.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. large heap or pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.On bin. 2.Pek çok. 3.Yığın, küme, sürü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük küme.

2.On bin (10.000).

3.iran’da on bin akça değerinde altın sikke.

4.Eski Türk devletlerinde 10.000 kişilik birlik.

5.Fırka, tugay’la kolordu arasında askerî birlik. Mîr-i tuman = İran’da korgeneral. Tümen tümen = Binlerce, on binlerce.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tümen komutanı onbin kişilik grubun lideri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yasa adamı, hukukçu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Batı (Oğuz) Türkleri’ne verilen isimken şimdi Batı Türkleri’nin Osmanlı (Türkiye) ve Azerî Türkleri dışında kalan üçüncü dalı için kullanılmaktadır ki, bu dalın büyük çoğunluğu Türkmenistan Sovyet Cumhuriyeti’nde yaşar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmen. turkoman. turcoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuzların bir kolu. Bu koldan olan. 2.Tam göçebe olmayan fakat mevsiminde yaylaya veya yazıya çıkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkoman. the Turkoman language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Hazar Denizi kıyısında, İran ile Kazakistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 60 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya’da.

Yüzölçümü: 488,100 km².

Sınırları: toplam: 3,736 km.

sınır komşuları: Afganistan 744 km, Iran 992 km, Kazakistan 379 km, Özbekistan 1,621 km.

İklimi: subtropikal çöl iklimi.

Arazi yapısı: Kuzeyde dağlar ve kum çölleri, İran sınırında alçak dağlar, batıda hazar denizi yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Vpadina Akchanaya -81.00 m.

en yüksek noktası: Gora Ayribaba 3,139 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğala gaz, kömür, sülfür, tuz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %63.

Ormanlık arazi: %8.

Diğer: %26 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 13,000 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,603,244 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.04 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61 yıl.

Erkeklerde: 57.43 yıl.

Kadınlarda: 64.76 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.58 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Türkmen.

Nüfusun etnik dağılımı: Türkmen %77, Özbek %9.2, Rus %6.7, Kazakistanlı %2, diğer %5.1 (1995).

Din: Müslüman %89, Doğu Ortodoks %9, diğer %2.

Diller: Türkmence %72, Rusça %12, Özbek %9, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: kısa şekli: Türkmenistan.

Eski adı: Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Aşkabat.

İdari bölümler: 5 vilayet: Ahal (Ashgabat), Balkan (Nebitdag), Dashhowuz (eski Tashauz), Lebap (Charjew), Mary.

Bağımsızlık günü: 27 Ekim 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ekim (1991).

Anayasa: 18 Mayıs 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Oli


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, adil, güvenilir kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülküsü olan. bir ülküye bağlı olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Denizci, deniz adamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emîn). Eminler. (bk.) Emîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün, hep, umumiyet üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عموما] genellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç çamaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayalandırılmamış, ekşimemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ağıza alınmaz, sözü edilmez; i., çoğ. iç çamaşırları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlamento usullerine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbesi teğmen’le yüzbaşı arasında olan subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امنا] güvenilir kişiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geri kalmış, geride olan. (bk.) VA.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiddetli, hiddetli; ateşli vehemence, -cy i. hiddet, şiddet, ateşlilik. vehemently z. şiddetle, hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. velamina) anat. zar; bot. yılanyastığı veya salep kökü üstündeki süngersi zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giysi, resmi elbise; cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayret, şaşkınlık; harika, harikulade şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Çin'de yüksek memura mahsus daire veya lojman, eski Çin'de hükümet dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) YAsemin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یاسمن] yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arabistan’ın güneybatısında bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the yemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the southwestern shores of the Arabian Peninsula on the Indian Ocean; formed in 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the southwestern shores of the Arabian Peninsula on the Indian Ocean; formed in 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Arap Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Umman ile Suudi Arabistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 15 00 Kuzey enlemi, 48 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 527,970 km².

Sınırları: toplam: 1,746 km.

sınır komşuları: Umman 288 km, Suudi Arabistan 1,458 km.

Sahil şeridi: 1,906 km.

İklimi: Çöl iklimi, batı dağlarında ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dar kıyı ovaları, tepelikler, engebeli dağlar, orta kısımda çöller.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Arap Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Jabal an Nabi Shu’ayb 3,760 m.

Doğal kaynakları: petrol, balık, kaya tuzu, mermer, kömür, altın, kurşun, nikel, bakır, batıda verimli topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %13.

Otlaklar: %33.5.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %46.5 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 5,674 km² (1999).

Doğal afetler: Kum fırtınaları, toz fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 18,078,035 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.38 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 68.53 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 60.21 yıl.

Erkeklerde: 58.45 yıl.

Kadınlarda: 62.05 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.97 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (1999 verileri).

Ulus: Yemenli.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap; Afrika Arapları, Güney Asyalılar, Avrupalılar.

Din: Müslüman, Musevi, Hıristiyan, Hindu.

Dil: Arapça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %38.

erkekler: %53.

kadınlar: %26 (1990 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Yemen Cumhuriyeti.

kısa şekli : Yemen.

Yerel tam adı: Al Jumhuriyah al Yamaniyah.

yerel kısa şekli: Al Yaman.

Yönetim biçimi: Çok Partali Başkanlık Sistemi.

Başkent: Sanaa.

İdari bölümler: 17 vilayet; Abyan, ‘Adan, Al Bayda’, Al Hudaydah, Al Jawf, Al Mahrah, Al Mahwit, ‘Ataq, Dhamar, Hadhramawt, Hajjah, Ibb, Lahij, Ma’rib, Sa’dah, San’a’, Ta’izz.

Bağımsızlık günü: 22 Mayıs 1990.

Milli bayram: Birleşme Günü, 22 Mayıs (1990).

Anayasa: 16 Mayıs 1991.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACC, AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), I


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kalıpla basılıp, el İle boyanmış tülbent.

2.Bir çeşit kaba ve hafif pabuç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Yemenlyye). (bk.) Yemânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeni denilen dar kenarlı kaba pabuçları yapan papuççu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یوما فيوما] günden güne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. manager. producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manager. administrator. director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zaman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زورمند] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by