Meraş | Meraş ne demek? | Meraş anlamı nedir?

Meraş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: meras

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for audio visual An AV computer is capable of input and/or output of audio and video to and from external hardware, such as video cameras, VCRs, computer projection devices, and large screen monitors. an abbreviation used to distinguish the antivi

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nazar ve müşahede olunmak: Buradan denize bakılır. 2. Nazar-ı itibare alınmak, dikkat olunmak: Dostlar arasında öyle merasime bakılmaz; bir bakımla bakılırsa ve (sadece) bakılırsa bu, daha iyidir. 3. Hizmet olunmak, yapılmasına çalışılmak ve ihtimam olunmak: Bu hayvana iyi bakılmıyor; bu çocuklara bakılmak lâzım gelir. Yüzüne bakılmaz, yüzüne bakılır şey değildir = Pek çirkindir.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ata binmek fiili ve tarzı. 2. Vaktiyle ata binildiği vakit giyilen resmî kıyafet. 3. Osmanlı devrinde ulemânın bazı merasimde giydikleri geniş cübbe.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme, öpmeklik. Destbûsî = El öpme. Dâmen-bûsî = Etek öpme. Ifâ-yı resm-i dest-bûsi etmek = Etek öpme merasimini ifa etmek.

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz kuvvetleri subaylarının en yüksek rütbesini taşıyan amiral, kara ordusunda meraşale eşittir.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerekli merasimle kefenlenerek tabuta yatırılmış ölü: Bir cenaze geçiyor; cenaze nâmazı; cenaze alayı. Cenaze salâtı = Cenazelerde okunmaya mahsus salât ki, Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında bir şekildir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). törensel, merasimle ilgili, resmi; (i). tören, merasim; ayin. ceremonially (z). törensel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tören, merasim; ayin; resmiyet, protokol; nazik ve uygar bir davranış. stand on ceremony resmi davranmak. without ceremony teklifsizce.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hoşa gitmek için yapılan davranış. 2.İşve, naz. 3.Yeni gelin duvağının kaldırılması merasiminin ve bu münasebetle güveyin geline verdiği hediyenin (Türk yüz görümlüğü) adıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasdik, teyit, belgeleme, doğrulama; ispat; kilise üyesi olma merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdis ve tahsis merasimi; kendini adama, vakfetme, takdis, tahsis, ithaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortej, merasim alayı; maiyet.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyükbaba, Ar. ced: babası ve dedesi. 2. Yol babası = Kıdemli derviş ve bilhassa Mevlevi tarîkatinde çile merasiminden geçmiş derviş (bu mânâ ile Farsça sanılarak ve yanlış olarak «dedegân» şeklinde cem’i yapılmıştır).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). içten gelen (feryat), bazı Hıristiyan mezheplerinde cenaze merasiminde okunan bir mezmur dept. (kıs). department.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ç).dili bebek, kukla; (mak). tekerlekli kriko; iki tekerlekli yük taşıyıcısı; filim veya televizyon kamerasını taşıyan tekerlekli araç; dekovil lokomotifi; şahmerdan başlık takozu; çoğ, (argo). dolofin, sentetik uyuşturucu bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cenaze alayı; (çoğ.) cenaze merasimi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The light sensitive material used in non-digital cameras to record an image.

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The size or shape of a negative or print The term usually refers to a particular film size, for example 35mm format, but in its most general sense can mean simply whether a picture is upright or longitudinal Cameras are usually categorized by the format o

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f ic gr!rev, vazife, fonksiyon; kuvvet, hassa; toren, merasim, musamere; mat fonksiyon; f işlemek, go revini yapmak function word gram iki kelime arasındaki ilişkiyi gosteren kelime functioning s faal, işler durumda, icra edilmekte olan, yururlük

Türkçe Sözlük

(i. I. Germen). 1. Bir merasim vesilesiyle verilen büyük ve debdebeli ziyafet. 2. Hususî bir merasimle başlayan fevkalâde temsil: Filmin galasında bütün artistler vardı.

Teknolojik Terim

(Grafik Kullanıcı Arayüzü). GUI, kullanıcının fotoğraf makinesi/video kamerasıyla etkileşim kurduğu pencere, simge ve menü öğelerinin görüntüsüdür.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birine hoş geldiniz demek merasimi.

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafi» den masdar) (c. ihtifâlât). Büyük bir alay ile saygı gösterme, merasim, tören: Cenazesi ihtifâlât-ı lazıme ile kaldırıldı. Mehmed Akif için yarın bir ihtifâl yapılacak.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihtifâl). Ihtifâller, merasimler, törenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teklifsiz, resmi olmayan, merasimsiz; resmi elbise gerektirmeyen; konuşma diline özgü. informal'ity i. teklifsizlik. informally z. teklifsiz olarak,gayri resmi olarak.

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Gemi arması merdiveni. 2. Savaş gemilerinin sol tarafındaki merasim merdiveni.

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «kabl»den masdar). 1. Gelecek zaman, mazi zıddı ve hâl olmayan zaman. Ar. Ati: İstikbalde ne olacağını ancak Allah bilir; istikbalden haber vermek iddiesı. 2. Karşılama, gelmekte olan kimseyi ağırlamak için önüne çıkma: Pek parlak bir istikbâle mazhar oldu; onu merasimle istikbal ettiler; istikbâline çıktılar. 3. (astronomi) Güneş ve Ayin birbirine karşı bulunması: İstikbâl-i kamer. 4. Fiilde gelecek zaman kipi ki, dilimizde «cek» ve «cak» edatiyle son bulur: Gelecek, yazacak gibi. Istikbâl-i mâzt = Geçmiş zamanın içinde bir gelecek gösteren kip: Gelmiş olacak gibi. Hikâye-i istikbâl — Nakil ve rivâyet olunan bir geçmiş zamana göre gelecek gösteren kip: Gelecekmiş gibi. İstikbâl-i kıble = Kıbleye yönelme, doğrulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin tanrısı. joss house Çin tapınağı. joss paper ayinlerde veya cenaze merasimlerinde Çinlilerin yakağı bir çeşit gümüş veya altın yaldızlı kâğıt. joss stick Çin'de tapınaklarda yakılan bir çeşit buhurlu kamış.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Ibr.). Mes’ut bir başlangıcın ellinci veya yirmi beşinci yıl dönümünde yapılan kutlama merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batı Afrika'ya ait muska; bu muskalara olan batıl itikatlar; bu muskalarla ilgili merasim.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akdâm). 1. Ayak Fars. pâ Kadem basmak, vaz’-ı kadem etmek = Ayak basmak. 2. Adım, hatve: Kadem atmak. 3. 32 santimlik mesafe ölçüsü: Yirmi kadem boyu vardır. İngiliz kademi = Metrenin üçte biri. 4. Uğur, meymenet, yemin: Kadem getirmek = Uğurlu olmak; kadem getirdiniz. Kadembûsî = Eskiden ayak öpme merasimi. Sâbit-kadem — Ayak direyen. Hoş-kadem= Uğurlu, kademli. Kadem-rân = Adım atan, yürüyen, ilerleyen. Kadem-rence = Zahmet, tenezzül: Fakirhaneye kadem-rence buyurulursa. Kadem-keş = Ayağını çeken, içtinap eden, çekilip bir daha yanaşmayan: Bizimki içkiden kadem-keş oldu. Kadem-nihâde — Ayak basmış, gelmiş, mec. doğmuş.

Türkçe Sözlük

(i.). I. Kalmak, durmak İşi. 2. Yatma: Gece kalmasına gelmelisiniz. 3. Artan, fazla, bâkî: Akşam yemeğinden kalma hiçbir yiyecek yok mu? 4. Bir zamanda veya bir halk tarafından kullanılıp devam eden: Bu Adet eski Romalılar’dan kalmadır; Venedikliler’den kalma bir kale; atalarımızdan kalma merasim.

Türkçe Sözlük

(f.). Karar bulmak, karar verilmek: Merasimin bu şekilde yapılması kararlaştı.

Türkçe Sözlük

(i.), t. Çok miktarda yemek vesaire kaynatmaya mahsus büyük tencere: Çorba, pilav, aşure kazanı. Çamaşır kazanı = Çamaşır suyunun kaynadığı kazan. 2. Su saklamaya veya kaynamasına mahsus madenden büyük kap: Vapur kazanı = Vapur makinesine istim getirecek suyun kaynamasına mahsus büyük mahfaza; hamam kazanı. 3. Eski bir çeşit hantal top. Yeniçeri ocağının yemek kazanı birtakım merasimle ve dua ile kurulup kaldırıldığından, meselâ kazanın yerinden kaldırılması isyan mânâsını ifade ederdi: Yeniçeriler, gece kazan kaldırdı. Kazandibi = Kazanın dibine yapışıp kazınarak çıkarılan kızarmış ve makbûl, is kokusu almış bir çeşit mahallebi, tavukgöğsü vesaire.

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yol gösteren, Ar. delil, Fars. rehber, reh-nümâ: Yolu bilmediğimiz için kılavuzsuz gidemeyiz; insan, bilmediği şehri gezip dolaşmak için kılavuza muhtaçtır. 2. Gelin ve güveye vesair adamlara bazı merasim ve hallerde usul ve Adetleri gösterip öğreten adam. 3. Denizde, kıyıların ve liman girişlerinin durumunu bilen adam ki, gemi kaptanları böylelerini yanlarına alır. Kızıldeniz’de kılavuzsuz gezilemez; Boğaziçi’ne girmek için kılavuz almak lâzımdır. 4. Bazı hayvan sürüsü ve katarlarının önünde onları sevk eden hayvan: Takımla uçan kuşların kılavuzu vardır; bıldırcın kılavuzu; deve katarının kılavuzu merkeptir. 5. Buğday ve mısır başağının ucu. 6. Marangozların ufak bir burgu veya makkabı ki, kalın bir vidanın geçmesine yol açar. 7. Operatörlerin ameliyatta kullandıkları bir cins mil.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Açılış, açma. 2.Fetih, fethetme. 3.Açılış merasimi, küşad resmi. 4.Yayın gerilip bırakılması. 5.Musikide uvertür. 6.Bir cins tavla oyunu. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کلفت] zahmet. 2.merasim.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for laparascopic; this is a surgery that is performed with several small incisions that are only a few inches long and into which tools and cameras are inserted allowing the surgeon to work. 1-Two thicknesses of material bonded together 2-Section at

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da «umursamam» demektir). 1. Her hususta umursamam» diyerek bir şeyi vazife edinmeyen, kayıtsız, kaygısız. 2. Teklifsiz, saygısız, çekinmez: Lâubâlî bir adamdır. Ben onunla lâubâlîyim. Teklifsiz, merasimsiz: Ben kendisiyle lâubâlî görüşürüm, oraya lâubâlî girip çıkıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük şahsiyetlerin sabahleyin misafir kabul etmeleri; İng. yalnız erkeklerin hazır bulunduğu saray kabul merasimi; A.B.D bilhassa cumhurbaşkanının umumi kabul resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -gical s. ayine ait, umumi duaya ait, ayinle ilgili. liturgically z. ayin kabilinden olarak. liturgics i. umumi ibadet merasimini idare etme sanatı; ayinlerin tarih ve tefsiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik kiliselerinde ekmek ve şarabın takdisi ayini (Aşai Rabbani); bu ayine mahsus müzik. High Mass bu ayinin müzikli ve eksiksiz merasimi. Low Mass bu ayinin basit şekli. Black Mass ölüler için yapılan ayin; küfür ile icra edilmiş Aşai Rabbani

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; evlenme merasimi; bir kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hatırlatıcı; hatırda tutulmuş; i. herhangi bir şeyi anmak için yapılan şey veya merasim; amt, abide; muhtıra, tezkere, önerge.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hac sırasında yapılması gelenek olan merasim: Menâsık-ülhac.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merâsiyye). Mersiyeler, ağıtlar, (bk.) Mersiye.

Türkçe Sözlük

(MERASİM) (i. A. c.) (müfredi olmayıp bazı mânâlarda «resm» in cem’i gibi kullanılır, (bk.) Resm). Resmî muameleler, törenler, tören: Teşrifat merasimi, merasime çok riayet ediyor.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâsî). Geminin demir attığı yer, liman: Mersây-ı istanbul.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâsî) (çift y ile yazılması yanlıştır). Ölmüş bir adamın iyiliklerini sayarak ölümünden duyulan acıları anlatan şiir veya nutuk, ağıt: Filân şâirin mersiyeleri çok güzeldir. Kerbelâ şehitleri hakkında mersiyeleri vardır. Mersiye, Türk şiir ve musikisinde ayrı bir çeşittir.

Genel Bilgi

Cenaze merasimlerine çiçeklerden yapılmış bir çelenk göndermek, mezarı çiçeklerle donatmak, sonradan yapılan mezar ziyaretlerinde mezara çiçek bırakmak, hemen hemen her kültürde gelenek haline gelmiştir. Bir kaç gün içinde kuruyup gidecek bu çiçeklerin bırakana da bırakılana da bir faydası yoktur ama gelenek çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.

Bu konuda eski mezarlarda yapılan çalışmalarda çiçek kalıntılarına rastlamak şüphesiz mümkün değildi. Çiçekler çok dayanıksız olduklarından ve kuruyup gittiklerinde arkalarında iz bırakmadıklarından, araştırmacılar çalışmalarını çiçeğin kendisinden çok daha dayanıklı olan polen kalıntılarına yönelttiler.

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon’un milattan önce 1346’da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptandı. Kuzey Avrupa’da ise milattan önce 2000’li yıllara kadar uzanan bir çok mezarda çiçek izlerine rastlandı.

O tarihlerde mezarlara konulan çiçeklerin güzellikleri ve hoş kokuları nedeniyle iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma gibi bir güce sahip olduklarına inanılıyordu.

Sonradan mezarları bitki ve çiçeklerle donatmanın asıl amacı cesedin çürümesinin yaratacağı kötü kokuları önleme oldu. Seyahatlerinizde uzaktan nerede bir servi ağacı topluluğu görürseniz yaklaştığınızda fark edersiniz ki orası mezarlıktır. Mezarlıklara servi ağacı dikmek de aynı amaç içindir.

Servi ağacı uzun boyu, sık dalları ve kışın dökülmeyen yaprakları ile bir bölgeyi rüzgardan korumak için en ideal ağaçtır. Ömrü çok uzundur, hemen hemen hiç çürümez ama en önemlisi odununun damıtma yoluyla lavantacılıkta da kullanılan hoş kokusudur. Bu nedenlerle servi ağacı mezarlıkların adeta bir simgesi haline gelmiştir.

Cenaze merasimlerinde ve mezar ziyaretlerinde, bizde pek yaygın olmasa da kadın ve erkeklerin niçin siyah elbise (ve aksesuar) giyindiklerini merak ettiniz mi hiç ? Bu da atalarımızın hayalet korkusundan kalma bir gelenek.

Binlerce yıl önce cenaze töreninde bulunanlar, gömülecek ölünün hayaletinin orada bulunanlardan birinin bedenine girmek isteyeceğine inanıyorlardı. Bundan sakınmak, hayaletten saklanmak için vücutlarını siyaha boyuyorlardı. Daha sonraları zaman içinde bu adet siyah giysi olarak devam etti ve günümüze kadar geldi.

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan ia) (c. merâsıd). Gökyüzüne ve yıldızlara bakmaya mahsus Alet, teleskop.

Türkçe Sözlük

(I. A. «lyd» den masdar) (c. muâyedât). 1. Bayramlaşma, biribirine bayramı tebrik etme: Dostlarla muâyede edemedim. 2. İmparatorluk devrinde bayram günü protokole girenlerin padişahı törenle tebrik etmeleri: Muâyede merasimi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tebdil olarak, kendini belli ettirmeksizin, uydurma bir İsimle (hanedan mensupları ve büyük adamların, merasimden kaçınmak için başka bir isimle seyahatleri hakkında kullanılır), İt. incognito.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri; gürültü yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cenaze merasiminde tabutu taşıyan veya yanı sıra giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teşrifat ve resmiliğin en ince noktası; titizlik, merasim düşkünüğü.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Âdet, töre. Merasim, tören. 2.Formalite.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alma, alınma; kabul, kabul etme; misafir kabulü, kabul merasimi, resepsiyon; radyoda ses alma. reception room bekleme odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katoliklerde ölülerin ruhu için dua; müz. bu duaya mahsus ilahi; bir ölünün hatırasına yapılan merasim.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Çok defa bir merasimle ziyaretleri kabûl etme, resm-i kabûl. 2. Büyük otellerde müşteri kabûl yeri.

Türkçe Sözlük

(RESM) (I. A.) (c. rüsûm). 1. Yazma, çizme. 2. Eser, nişan, alâmet: Resmi kalmış. 3. Şekil, suret: Gül resmi. 4. Tertip, plan, taslak: Yapılacak mektebin resmini çizmek. 5. Elle yapılan tasvir: Rafael’ln yaptığı resimler meşhurdur. 6. Tasvir yapmak san’atı: Resim öğreniyor. 7. Fotoğraf: Resmimi aldıracağım. S. Tarz, tertip, usûl: Bu resimde yapılır. 9. Adet, tavır: Feleğin resmi böyledir! 10. Alay, tören: Askerin geçit resmi (bu mânâ ile cem’i yerine «merâslm» kullanılır). 11. Devletçe ve devlet namına edilen hareket ve söylenilen söz: Resmin dışında bir İş. 12. Vergi, bir maldan hazinenin aldığı hisse, teklif, bac: Gümrük resmi, uuz resmi (bu mânâ ile cem’i «rüsûm» un cem’i olarak «rüsûmât da kullanılır). Resm-i selim = 1. Askerin kumandana ve devlet büyüklerine yaptığı tören. 2. Bir geminin diğerine karşı yaptığı saygı gösterisi. Resm-I geçit (yanlış bir terkiptir) = Askeri birliklerin törenle geçmesi. Resm-1 kabûl = Kabûl resmi, resepsiyon. Resm-I küşâd = Açılış merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayine ait, ayin kabilinden, dinsel törene ait; adet edinilmiş; i. dini ayin ve merasim; ayin kitabı; âdet, alışkı. ritualism i. ayine göre ibadet usulü. ritualist i. ayine göre ibadet etme taraftarı. ritually z. ayinle; adetlere göre.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gelinin başına serpilen para, pirinç, darı vesaire. 2. Taşradan gelene verilen hediye. 3. Hindistan Türk hükümdarlarının hususi merasim günlerinde geçtiği yerde halka gümüş, altın ve mücevher saçması.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. selam vermek, selâmlamak, aşinalık etmek; selâm göndermek; selâm çakmak; top atışı veya bayraklarla selâmlamak; i. selamlama, selâm verme; selâm; selam çakma; selâm duruşu, selâm merasimi. fire a salute top atışıyle selâmlamak. give a salute se

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizm merasimlerini yapan din adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hizmet, görev; iş; merasim, tören, ayin, ibadet; askerlik; yarar, fayda, yardım; çay takımı; (huk.) tebliğ; memuriyet, resmi iş; spor servis. service book dua kitabı. service cap asker veya subay kasketi. service court spor servis atılırken topu

Türkçe Sözlük

(fi.). Tapınaklarda üzerinde kurban kesilen, başında merasim yapılan taş masa.

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebbeyk» ten). Hac merasimi sırasında «lebbeyk» diye seslenmek.

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâc» dan). 1. Taç giyme, kendi başına taç koyma. 2. Avrupa hükümdarlarının, taç giyme merasimleri.

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. ceremony. service. celebration merasim.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To combine different layers of colors in order to create various colors in the four color printing process. a highly sensitive, polymerase chain reaction-based assay for measuring telomerase activity The TRAP assay includes an improved detergent lysis met

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zafer alayı; zafer, başarı, muvaffakiyet, galebe; zafer sevinci; f. zafer kazanmak muzaffer olmak, galip gelmek, yenmek; iftihar etmek, övünmek; zafer merasimi yapmak.

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Hıristiyanlar’ın dinlerine girme alâmeti ve Hıristiyanlık şartı saydıkları merasim ki, Ortodokslar’ca suya girmekten, Katolikler’ce üzerine su serpmekten ibarettir, Ar. tâ’mid.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Video cameras and cable television Visible spectrum The portion of the electromagnetic spectrum that can be seen by the unaided human eye Voice Telephone services.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geceleri ölüyü bekleme; ölüyü beklerken verilen ziyafet; dini merasim için sabahlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlenme merasimi, düğün; evlilik yıldönümü. wedding cake düğün pastası. wedding ring nikah yüzüğü. golden wedding evliliğin ellinci yıldönümü. silver wedding evliliğin yirmi beşinci yıldonumü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Noel, Noel mevsimi. yule log Noel gecesi merasimle ocağa atılan iri kütük.