Mes Vermek ne demek? | Mes Vermek anlamı nedir? | Mes Vermek

Mes Vermek anlamı nedir?

Mes Vermek ne demek?

Mes Vermek anlamı nedir?

Mes Vermek | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Mesh.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu düğme, Sony 16:9 TV’nizi, 16:9 dışında biçimlere ayarlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hastalara şifa veren, mesih İsa’nın kulu.-(bkz.Mesih). İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde şarkıların sonunda ve bazan başında çalınan saz partisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : Büyükçe bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç adaçayı ilave edilip kaynatılır. Ilıdıktan sonra bu su ile ayak banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertigo. swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.

1.Sarhoşluğu kötü, fenâ sarhoş.

2.Kendini bilmeyecek derecede sarhoş, kendinden geçmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bedmestlik, sarhoşluk, kendinden geçmişük

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمست] içip içip dağıtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمستی] içip içip dağıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) ed+mes] içip içip dağıtma. bedmestlik etmek içip için dağıtmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. vaktinde, çok geçmeden, erkenden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayda bir vaki olan; iki ay süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه شوی] çamaşırcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (nad). yenilebilir; (gen). (çoğ). yiyecek şey, gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeni ürünlerin elde edilmesi amacıyla cam, çinko, plastik, kâğıt ve benzeri özel çöplerin değerlendirilmesi ve organik çöplerin kompost haline çevrilmesini ifade eden bir terimdir. (Abfallverwertung/waste treatment, waste recycling)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Göz önünde işlenen suç, suçüstü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çalışma yeri. 2.Atölye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DARB-I MESEL) (i. F. A.). Atasözü, (bk.) Darb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضرب مثل] atasözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). mülk, emlâk; malikâne; bir malikâneye ait bölge, mıntıka, havali. royal demesne hükümdara ait mülk, miri arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-depth. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. deeply. thoroughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar kabuğu, şeftali, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya bir avuç nar kabuğu konur. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Suyuna 3 su bardağı şeftali suyu ilave edilip, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. lapse. lapse of the tongue. malapropism. parapraxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüküm günü, kıyamet günü. Domesday Book 1086'da Ingiltere'de Kral William'ın emri ile yapılan araştırmada arazi sahipleri ile bu kişilerin mal ve mülklerinin sayımını kapsayan kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eve ait, evcimen, ev işlerine bağlı; ehli, evcil; kendi memleketine ait; (i). hizmetçi. domestic animals evcil hayvanlar. domestic industries yerli sanayi. domestic science ev bakımı, ev idaresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). evcilleştirmek, ehlileştirmek; medenileştirmek; evcilleşmek. domestica'tion (i). ehlileşme, ehlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eve ve aileye bağlılık, evcimenlik; ev hayatı, aile hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. domestique

1. evcil,

2.yerel, yerli

1. Yerli. 2.Belli bir yöre ile ilgili. 3.Ülke içi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttonless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

push button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

button. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric light switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Order Improvement)

Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağa düşürmek, ağ gibi sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsynchronized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی المثل] örneğin, örnekte olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peanut butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Meselâ, misâlde olduğu gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dilbilgisi bakımından yanlış olduğu halde, kullanıldığı gibi kabûl edilen ve kullanılmasında mahzur görülmeyen kelime veya terkip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s neşeli, şen; canlı, hareketli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyuncu; kumarbaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مشروع] yasal olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Renk İşlemesi özelliği inanılmaz renk gösterimi sağlar. Tüm görüntüyü değiştirmeden, ekranda belirli renkler üzerinde ince ayarlar yapılabilmesine olanak sağlar. Örnek olarak, suyun rengini etkilemeden, gökyüzündeki mavi ayarlanabilir ve çimlerin rengini değiştirmeden, yeşil daha göze çarpar hale getirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. a clap of thunder. roll. thunderblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Serbest davranışlı, iffeti şüphe uyandıran kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of doubtful morality. flighty. loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mevlânâ’nın Mesnevî’sini tamamen ezberleyen şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum vitae. biography. short autobiography. personal history. life history. enlistment engagement record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir meşrepte bulunan, tabiatı ve yaşayışı aynı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (mit). tanrıların habercisi olan ilim ile seyahat ve belagat tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vatan veya ev hasreti çeken. homesickness i. sıla hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evde dokunmuş; saf, temiz kalpli; i. evde dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev ve müştemilâtı, malikane; çiftlik ve müştemilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanşta hedefe yakın olan düzlük yer; bir yolun son kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Huyu güzel, sevimli.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda kan görülmesine tıp dilinde hematuri denir. İdrar renginin kanlı olması; yenilen şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi bir hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora gitmekte fayda vardır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Dereotu, tuz.

Hazırlanışı : Bir öğünde yenebilecek kadar bol suyla yıkanmış dere otuyla salata yapılır. Az tuz ilave edilerek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şişen, kabaran; hararetle büyüyen. intumescence (i.) şişme, kabarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellate court. court of appeals. court of appeal. a first degree appellate court. court of review. appelate court. second instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood poisoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood poisoning. septicemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kralLouis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word by word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literal. verbatim. word for word. literal translation. literally. textual. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâdeddin Arel’in hesaplarını yapıp imal ettiği biribirinden büyük beş (soprano, alto, tenor, bariton ve bas) kemençe ki, keman ailesine tekabül eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bayram veya panayır günlerinde küçük şehirlerde yapılan eğlence toplantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kermess. kermis. sale of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. kermis. kermess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dried bodies of the females of a scale insect , allied to the cochineal insect, and found on several species of oak near the Mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They are round, about the size of a pea, contain coloring matter analogous to carmine, and are used in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They were anciently thought to be of a vegetable nature, and were used in medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small European evergreen oak on which the kermes insect feeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of scale insects including many species that feed on oaks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The adult female resembles a small gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar. fête (held to raise money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyası çıkanlan kurutulmuş kırmızböceği dişisi, zool. Kermes ilices kermes mineral kestaneye çalan kırmızı renkte ve eskiden terletici ilâç olarak kullanılan bir toz. kermes oak kırmızböceğinin uzerinde beslendiği bir çeşit meşe ağacı, kırmız meşes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda'da yılda bir yapılan açıkhava festivali; kermes, panayır, şenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Kimse» nin eski şekli olup aslı «kimsene» (kimse-ne) dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kin ile dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halkın altıntopa (greypfrut) ve bir çeşit şeftaliye verdiği isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk altında çıkan çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earlobe. lobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («yığın» demek olan küme’den mi, yoksa Rumca’dan yahut Arnavutça kumaç’tan mı?).

1.Tavukların gece yattıkları kapalı yer, tavuk ahırı, kodes.

2.Ufak ve mütevazı ikamet yeri, kulübe, izbe: Bir kümeste oturuyor. Başını bir kümese sokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. pen. poultry-house. hut. hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. cote. poultry house. poultry yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mantar yedikten bir süre sonra; şiddetli karın ağrısı, bulantı veya kusma, şiddetli derecede susama, vücutta soğuma ve morarma veya ishal görülürse, mantar zehirlenmesinden şüphe edilir. Bu durumda yapılacak ilk iş; hastayı kusturmaktır. Sonra gerekiyorsa, sunni solunum yaptırılır. Ağır vakalarda, hastayı mutlaka hastaneye götürmek gerekir. Aksi halde 48 ile 72 saat arasında ölümle sonuçlanabilir. Hafif vakalarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, limon suyu, su.

Hazırlanışı : 2 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 su bardağı limon suyu ve 1 su bardağı su konur. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır yelimi, sığırın ağzından akan salya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dokunma, değme, Ar. temâs, lems. Vücûduna erkek eli messetmemiştir.

2.Vaki olma, vuku bulma. Hâcet messetmek = ihtiyaç vaki olmak, ortaya bir ihtiyaç çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mesh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Akşam. Subh-ü mesâ = Sabah, akşam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسا] akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. platform gibi yassı ve yanları dik tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derece: Lâ-şey (hiçbir şey) mesâbesinde (değerinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misbâh). Misbâhlar. (bk.) Misbâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mescid). Mescidler, camiler, (bk.) Mescid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساجد] mesçitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAFE) (i. A.) (c. mesâfât). İki yer arasındaki uzaklık: Bursa ile Konya arasındaki mesafe ne kadardır? Aramızda hayli mesafe vardı. Kat’-ı mesafe etmek = Yol alıp yaklaşmak, yakın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way. ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. interval. pitch. space. range. way. travel. march. journey. mileage. lag. intercept. cast. extent. fetch. flight. ground. length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسافه] uzaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İzin müsaade: Bu işte mesâğ-ı şer’İ vardır, yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. meşgale). Meşgaleler, uğraşmalar, (bk.) Meşgale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاغل] uğraşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveying. measuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساحه] ölçüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arazinin ilmi şekilde ölçülmesi, arsa, tarla, ev ve toprağı ölçmek: Arsayı mesaha edip dört parçaya taksim ettiler.

2.Arazi vesalrenin ölçülmesi ilmi, geometrinin bundan bahseden kısmı: Fenn-i mesâha pek lüzumlu bir ilimdir.

3.Bir arsa vesairenin ölçüsü, miktarı. Mesaha-i sathiyye = Yüzölçümü: filân vilâyetin mesaha-i sathiyyesl şu kadar kilometrekaredir. Mesâha zenciri = Araziyi ölçmede kullanılan yüz mıkyaslı zencir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meşhed). Meşhedler, şehit mezarları, (bk.) Meşhed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAİ) (i. A. c.). Çalışmalar, çabalamalar: İyi mesai yaptı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعی] çalışma, çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «suûbet» ten; müfredi yoktur). Güçlükler, zor İşler, müşkülât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصائب] musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mes’ele). Meseleler. (bk.) Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meş’al). Meş’ aller, meşaleler, (bk.) Meş’al,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسائل] meseleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاعل] meşaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Yazılı olarak bırakılan, sözle veya elden gönderilen kısa haber: Telefon edip bir mesaj bırakmış; mesajınızı aldım.

2.Devlet adamlarının bir topluluğa veya bir yabancı devlet adamına yazılı hitabı, tebliği.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. message

ileti

Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. communication. dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. dispatch. message. word. message ileti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. runner. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. meşakkat). Meşakkatler, zorluklar, (bk.) Meşakkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesken). Meskenler, (bk.) Mesken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misktn). Miskinler, (bk.) Miskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مساکن] yoksullar. 2.miskinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساکن] konutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. difficulty. gruelling. grueling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardship. trouble. difficulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشقت] sıkıntı, güçlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sıkıntı çekmek, güçlüğe katlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şak» dan mimli masdar) (c. meşâk).

1.Güçlük, sıkıntı, zorluk, eziyet: Bu işte çok meşakkat çektim.

2.Zahmetli iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. gruelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞ’ALE) (i. A. «şu’l»dan im.) (c. meşâil).

1.Aydınlatmaya mahsus Alet, kandil, lamba.

2.Açık yerleri gece aydınlatmak için kullanılan Alet ki, yere dikilmiş demir bir direğin ucundaki kafesin içinde çıra veya yağlı paçavra yakmakla olur (dilimizde daha çok ikinci mânâya gelir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meslek). Meslekler, bk Meslek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine uygun olmayan birisiyle evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (cemü’l-cem’i: mesâmât; m. mesamme). (bk.) Mesamme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den im.). Koku alacak yer, burnun içi ve yukarısı, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki delikler, gözenekler, mesâmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki küçük delik, gözenek, (bk.) Mesamma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسامه] derideki küçük delikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشام] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sidik torbası, (tıp) İltihâb-ı mesâne, zâtü’l mesane = Mesâne hastalıkları, Fr. cystite.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası veya idrar yollarında meydana gelen taşlara; halk arasında mesane taşı, tıp dilinde kalkül denir. Boy şekli ve bileşimleri bakımından çeşitlidirler. Yerlerinde kaldıkları sürece pek rahatsızlık vermezler ama, yerlerinden ayrıldıklarında ağrı yaparlar. Ağrıyı hafifletmek için ağrının bulunduğu bölgeye ateşle ısıtılmış tuğla parçası veya içi sıcak su dolu bir şişe konulur. Ayrıca sıcak suya bastırılmış bir parça bezle de kompres yapılabilir. Taşları eritmek ve düşürmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 3 tane şalgam doğranır. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kur’an-ı Kertm’e, uzun sûrelerine veya yalnız FAtiha sûresine verilen isimdir. Seb’ü’l-mesânî — FAtiha sûresinin yedi Ayeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesned). ■ Mesnedler, dayanaklar, (bk.) Mesned.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meserret), (bk.) meserret (dilimizde ekseriya müfred gibi ve «meserret» mânâsiyle kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشارق] doğular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mastar). Mastarlar, (bk.) Mastar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Kötülükler, kötü haller, fenalıklar: Onun mesâvîsi pek çoktur,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساوی] kötülükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشایخ] şeyhler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. meşbûa). Doymuş, tok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشبوع] dolu. 2.tok, doygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. A. «sebk» den imef.) (mü. mesbûke). Kalıba dökülmüş: Mesbûk madenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sabak»dan imef.) (mü. mesbûka).

1.Geçilmiş, başkaları ilerleyip geçtiğinden, geride kalmış, arkada bırakılmış.

2.Önünde bulunan, ondan evvel geçmiş. Mesbûku’l-emsâl = Misilleri geçmiş. Zıddı: Gayr-ı mesbOk — Misli geçmemiş, görülmemiş, yeni ortaya çıkmış.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerinde ve Meksika'da yetişen dikensiz kaktüs, bot. Lophophora williamsii; bazı sabır otlarından elde edilen uyuşturucu içki. mescal button dikensiz kaktüsün uyuşturucu etkisi olan kurutulmuş tepesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. meskalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجر] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجره] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sücûd» dan imef.) (c. mesâcid).

1.Cami. 2.Küçük cami, cuma ve bayram namazı kılınmayan minaresiz cami (bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur). Mescid-i Aksâ = Kudüs’deki meşhur cami. Mescid-i Harâm = Mekke-i Mükerreme’deki KAba-i Şerife.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسجد] mesçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small mosque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «secn» den imef.) (mü. mescûne). Hapishaneye konmuş, zindana kapanmış, mahpus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. (tek. madame) hanımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. mademoiselle) genç kızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedd» den imef.) (mü. mesdûde). Seddolunmuş, sed çekilmiş, kapanmış, kapalı, tıkanmış, tıkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şedd» den imef.) (mü. meşdûde). Kuvvetli bağlanmış, bükülmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسدود] kapalı, set çekili, tıkalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ağaç. Odunu sert, dayanıklı, koru parlak ve sürekli olur. Meşe odunu = Kalın kafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oaken. oak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(bişe): Kayıngiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yapraklı olan, uzun ömürlü bir orman ağacı cinsidir. Odunu sık dokulu; ağır, sert ve damarlıdır. Erişkin meşenin odunu, kızıla çalan koyu sarı renktedir. Doğal olarak 30’dan fazla türü vardır. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İshal ve dizanteriyi keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını tedavi eder. Kanamaları durdurur. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlük yazarı, sözcük anlamı uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefeviyye türünden bir ot, yer meşesi, kurtluca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emsâl).

1.Misal, bir kaideye örnek olmak üzere söylenen söz.

2.Gerçek mânâsı hakkında diğer bir şeye delâlet etmek üzere söylenen söz.

3.Küçük ahlâkî hikâye: Emsâl-i Lokmân (masal bundan galattır). Darb-ı mesel, (c.) Durûb-ı emsâl — Atalar sözü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A leper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parable. proverb. saying. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مثل] örnek. 2.özlü söz. 3.öğretici hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Misal olarak, faraza, sözgelişi: Küçük bir hayvan, meselâ bir kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g. par exemple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلا] örneğin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MES’ELE) (i. A. «suâl» den mîmlî masdar) (c. mesâil).

1.Sorulup cevabı istenen şey: Tarihten imtihan için birkaç mesele sordu.’

2.Bir lime ait halli istenen mevzu: Mes’ele-i cebriyye, mesâil-i fıkhiyye.

3.Ehemmiyetli ve halli müşkül şey. 4.Milletlerarası anlaşmazlık: Şili ile Bolivya arasında çıkan mesele sulh yoluyla hallolunamayıp savaş çıktı.

5.Harb, muharebe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. problem. question. point. issue. topic. affair. business. crux. hangup. proposition. res. shebang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affair. concern. matter. question. problem. issue. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. matter. problem. question. issue. point under consideration. point. proposition. res. shebang. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسئله] mesele, konu. 2.sorun. 3.problem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşe ağaçlı orman ve koru: Orada bir meşelik vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. bağırsakları karın duvarına bağlayan ince zar, ince bağırsak askısı, mesenter. mesenter'ic s. mesentere ait. mesenteritis i. tıb. mesenter iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسرات] sevinçler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sürür» dan mîmli masdar).

1.Sevinç.

2.Sevince alt tören, şenlik, düğün, Ar. sûr: icrây-ı meserret. Meserret-bahş = Sevindiren, meserret ve sevinç veren.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسرت] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevinçl(Erkek İsmi) Şenlik, sevinç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Maşfar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sefer» den imef.) (mü. mesfûre). Yazılmış, anılmış, Ar. mezkûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şugl» den masdar) (c. meşâgıl). İş, güç, meşguliyet, uğraşılan iş: Bugünlerde çok meşgalem ver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشغله] uğraşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «şugl» den imef.) (mü. meşgule).

1.Bir işle uğraşan, işte bulunan, iş görmekte olan: Siz geldiğiniz zaman ben meşguldüm, kendisini yazı yazmakla meşgul buldum.

2.Dalgın, derin bir düşünceye dalmış: Sizi pek meşgul görüyorum,, zihnim meşguldü, söylediğini anlayamadım. Meşgul etmek = Sözle zihnini işgal edip iş görmesine engel olmak: Bir sözüm var, amma korkarım ki, sizi meşgul ederim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. engaged. occupied. full. up and doing. concerned. engrossed. intent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. engaged. pushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. busy busy. which is occupied or in use. full. occupied. tied up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distract. occupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distract. to busy. to occupy. employ. engage. preposess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. busy. to care for. mind. tie up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in Arapça’ ya benzeterek yaptıkları bir kelimedir). Meşgul olma, işte bulunma, iştigal: Meşguliyetim çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation. work. busyness. pursuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation. preoccupation. activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. occupation. activity. concern. being busy. employment. industry. job. preoccupation. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشغوليت] iş güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.El sürme, el ile sığama, el ile yağ vesaire sürme.

2.(fıkıh) Abdest sırasında ıslak eli başın bir kısmına sürmek işi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeklini değiştirip çirkin ve kötü bir şekil ve kalıba sokma: Cenâb-ı Hak onları maymun suretine meshetti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسخ] silme, sıvama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağ. ile tutmak, tuzağa düşürmek; çark dişlerini birbirine geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağ gözü; ağ, şebeke; çark dişlerinin birbirine girmesi; gen. çoğ. tuzak gibi şey. in mesh birbirine girmiş. meshwork i. ağ örgüsü, şebeke halinde örgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şehâdet» ten im.) (c. meşâhid). Birinin şehid olduğu veya bir şehidin gömülü bulunduğu yer: Meşhed-i Hüseyn, Meşhed-i Alî. (hi.) Meşhed = İran’da, Horasan’da büyük bir şehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشهد] şehit düşülen yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir adamın şehit olduğu veya bir şehidin gömüldüğü y(Erkek İsmi) İran’da ziyaretgah olan meşhur şehir. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sergi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشهر] sergi, sergilenen yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

silmek, sıvamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühûd» dan imef.) (mü. meşhûde). Gözle görülen, müşâhede olunan: Meşhûd olan gayretiniz sizin yükselmenizi sağlıyacaktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشهود] görülmüş, gözlenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) deli, çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sahk» dan imef.) (mü. meshûka). Dövülmüş, ezilmiş, toz hâline konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meşhûne). Dolu, Osm. memlû, pür, mâlâmâl: Tahılla meşhûn bir gemi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشحون] dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr» den imef.) (mü. meshûre). Sihir edilmiş, büyüye uğramış, büyü ile aldanmış, sihirlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞHÜR) (i. A. «şöhret» ten imef.) (mü. meşhûre). Şöhret kazanmış, yayılmış, herkesin bildiği ve tanıdığı, adlı sanlı, ünlü, nâm sahibi: Meşhur adam, onun eserleri meşhurdur. Galat-ı meşhûr e= Yanlış olduğu halde halk arasında doğru yerine kullanılan kelime veya tâbir. (c. meşâhir) Şöhretli adam, ismi herkesçe bilinen kimse. Meşâhir-I şuaridan = Şairlerin ünlülerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. well-known. reputed. famed. celebrated. noted. illustrious. of mark. proverbial. renowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrated. famed. famous. noted. proverbial. well-known. celebrated ünlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. distinguished. ever familiar. great. known. legendary. of mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسحور] büyülenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشهور] ünlü, tanınmış, bilinen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ünlü, argın, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyülemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyülenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşhur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta, vasat; zool. bedenin ortasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Saç ağarması, ihtiyarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «Üzerine yağ sürülmüş» mânâsiyle Hazret-i İsa’ya lakap olmuştur: Isây-ı Mesîh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mesîha).

1.Mesholunmuş, bir hayvan şekil ve suretine girmiş (insan).

2.Canavar, hilkat garîbesi, Fr. monstre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messiah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the messiah. christ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christ. messiah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسيح] İsa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Üzerine yağ sürülmüş. 2.Mesholunmuş, başka bir şekle girmiş olan. 3.Acaip, tuhaf. 4.Ölmek. - Mesih: Hz.İsa’nın elini sürdüğü hastaların derhal iyileşmesi dolayısıyla kendisine isim olarak verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mesîhiyye). Hazret-i İsa’ya, Mesih’e ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bu da «Mesîh» gibi Hazret-i Isâ’nın lakabıdır. Mesîhl-dem, Mesîhâ-nefes = Hazret-i Isâ gibi nefesinde ölülere can verecek kuvvet bulunan, nefesi tesirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mesîh’e, Isâ’ ya yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Şeyhlik: Filân tekkenin meşîhati. Meşîhat-ı İslimlyye = Şeyhülislâmlık. Meşihat pâyesi = Şeyhülislâma verilen ve sadrâzamlığa eş olan ilmî rütbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشيخت] şeyhlik. 2.şeyhlik makamı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mesîhiyye). Hilkat garîbesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسيحی] Hıristiyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسيحيت] Hıristiyanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyelân» dan im.). Akacak yer, yatak, sel yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Son, döl yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepilenmiş koyun vesaire derisi, tabaklanmış derilerin en Adîsi, sahtiyan: Kırmızı, yeşil meşin, meşin kaplı kitap. Meşinden yapılmış: Meşin keb, meşin hurc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buff. leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather. roan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşin denilen sepili deri ile kaplanmış veya donanmış olan: Meşinli sandık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسير] seyir yeri. 2.güzergah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESİRE) (i. A. «seyreden im.). Gezinti yeri, gezilecek yer («mesîregâh» yahut «mesire yeri» demek yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسيره] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (doğrusu: meşi’ et). İsteme, istek, arzu. Meşlyyet-I lllhlyye = Tanrı irâdesi, Ar. Irâdetullah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A.).

1.Yazı örneği, aynını yazmaya çalışmak IçLn hocası tarafından yazılıp talebeye verilen yazı: Meşk almak, meşk vermek (asıl Arapça’da «eli yazıya alıştırmak için karalama yazmak» demektir).

2.Musikide eser geçmek: Ustâdımdan pek çok eser meşk ettim.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشق] yazı örneği. 2.temrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مشک] kırba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Musiki parçaları geçilen yer. Eskiden bir çeşit hususî küçük konservatuvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan im.) (c. mesâkin). Oturulan yer, içinde barınılan yer, Osm. ikâmet-gâh: İnsan meskenini temiz tutmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwelling. habitation. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile. dwelling. house. residence. tabernacle. legal residence. lodgment. lodging. private house. tenement. homestead. abode. domestic building. dwelling unit. habitation. hangout. home. inhabitancy. inhabited. living quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National home. pad. padho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکن] konut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yurt tutmak, mesken edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Miskinlik, fakirlik, zavallılık.

2.Beceriksizlik, acizlik, tenbellik.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکنت] miskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûb» dan imef.) (mü. meskûb). Kalıba dökülmüş, dökme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meşkûke). Darbolunmuş, basılmış, damgası vurulmuş, sikke hâline konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekk» den imef.) (mü. meşkûke). Hakkında şek ve şüphe olunan, şüpheli: Onun geleceği meşkûktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکوک] şüphe götürür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Darbolunmuş, basılmış sikkeler: Meskûkât-ı Osmâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکوکات] madenî paralar, sikkeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکوکيت] şüphe götürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan imef.) (mü. meskûna).

1.İçinde oturulan: Meskûn bir ev.

2.Ahalisi olan: Avustralya’nın en çok güneydoğusu meskûndur. Afrika’nın büyük kısmı zencilerle meskûndur. Gayr-i meskûn = İçinde oturulmayan veya ahalisi olmayan, boş, ıssız. Rub’-ı meskûn = Eskilerce dünyanın iskân edilmiş sayılan dörtte biri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکون] yerleşilmiş, iskan edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den İmef.) (mü. meşkûre). Şükrü yerine getirilen, teşekküre lâyık, teşekkür olunacak: Meşkûr hizmetleri inkâr edilemez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکور] övülen, beğenilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşkur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan imef.). Söylenmemiş, sükût edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلخ] mezbaha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sülük» ten imef) (c. mesâlik).

1.Yol.

2.Gidiş, tarz, usul, tertip: Bu meslekte devam ederse sonu iyi olmaz.

3.Her adamın dünyada yaşamak ve geçinmek için tuttuğu iş, tâbî olduğu tarz, yol.

3.Herkesin kendince takip ettiği hareket, vicdan ve namus yolu: O adamda hiç meslek yoktur. Herkesin kendine mahsus bir mesleki vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation. line. occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. profession. trade. line of work. business. calling. craft. line. line of business. metier. occupation. racket. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسلک] yol, tarz. 2.sistem. 3.uğraşı, meslek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meslekle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi, vicdan ve namusça doğru ve belirli bir yolda olan (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleği olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colleague. counterpart. co-worker. yoke mate. confrere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colleague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional colleague. co-worker. associate. confrère. co worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den imef) (mü. meslûbe). Giderilmiş, alınmış, yok edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seli» den imef.) (mü. meslûle).

1.Kınından çıkarılmış, çekilmiş, sıyrılmış. Seyf-i meslûl = Çekilmiş kılıç. 2.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلول] veremli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ondokuzuncu yüzyılda manyetizma ile hastaların tedavi edilebileceklerini ileri süren bir teori; ipnoz. mesmerize f. ipnotizma ile uyutmak; bütün dikkatini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sem’» den imef.) (mü. mesmûa) (c. mesmûAt).

1.İşitilmiş, haber alınmış: Öyle bir şey mesmûum oldu.

2.Dinlenilir, dinlenmeye lâyık: Bu dava hiçbir mahkemede mesmû olamaz.

3.Dinlenilen, kabûl olunan: Söyledimse de sözüm mesmû olmadı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسموع] duyulan, işitilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسموعات] duyulanlar, işitilenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şümûl» den imef. (mü. meşmûlât). Bir şeyin içinde bulunan, bir şeyin hâvî olduğu: Bu sandığın meşmûlâtı neden ibarettir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semm» den imef.) (mü. mesmûme). Zehirlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسموم] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zehirlenerek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. orta, mutavassıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünûd» den im.) (c. mesânid). Büyük mansıp, makam: Mesned-i sadâret-i uzmâ, mesned-i meşîhat-ı Islâmiyye. Mesned-Arâ = Bir mesnede süs veren, o mesnette bulunan ve tabasına şeref veren. Mesned-nlşin = Bir mesnette ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسند] dayanak. 2.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abutment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulcrum. rest. support. basis. bearer. abutment. back rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest. support. prop. mainstay. office. position. foundation. base. ground. back rest. abutment. bearer. bearing. carrier. headstock. fulcrum. socle. chair. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «senân» dan).

1.Her iki mısraı bir kafiyede olan şiir ki, ekseriya uzunca manzume suretinde olur, manzume.

2.Bu şekilde yazılmış manzum roman: Fuzûli’nin Leylâ ve Mecnûn mesnevisi. 3.Mevlânâ Celâleddin RÜmî’nin bu surette yazılmış 6 ciltlik eseri: Mesnevî-i Şerif.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Mevlânâ’nın mesnevisini okuyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مثنوی خوان] mesnevi okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mesnevi çeşidinden şiirler: Dİvânından başka bir hayli mesneviyyâtı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünnet» ten imef.) (mü. mesnûne).

1.Adet olmuş, alışılmış.

2.Sünnet-i şerîfe’den sayılan. Nikâh resm-i mesnûnu.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ortaderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. mideyi karnın alt duvarına bağlayan zar, mesogastriyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıvı ile billur arasında bir halde olan; adale ve kemikleri çok gelişmiş (insan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. elektron ile proton arasında bir cisimcik meson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprakların yumuşak iç dokusu, mezofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezopotamya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ortakulak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. mesozoik, ikinci zamana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus baklagillerden bir çeşit ağaç veya çalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meşârib). t. Tabiat, huy, maya.

2.Adet, huy, yaratılış.

3.Hareket, gidiş, tavır: Açık meşrebli, derviş meşrebinde, rind-meşreb.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشرب] yaratılış, tabiat. 2.içme yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشربه] maşrapa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şer’» den imef.) (mü. meşrûa). Şeriatın müsaade ettiği, şer’an câiz olan, şeriata uygun: Kardeş çocukları arasında nikâh meşrudur. Gayri meşrû, nâmeşrû = Şer’an câiz olmayan, şeriatın yasakladığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimate. licit. lawful. statutory. legit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightful. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. allowable. licit. true. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروع] yasal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meşrûbât). İçilecek şey, şurup vesaire: Mekûlât ve meşrûbât (yiyecek ve içecekler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçecekler, şerbet cinsinden içecek şeyler, (bk.) Meşrûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft drink. beverage. drink. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. squash. soft drinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft drink. soft drinks. beverages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروبات] içilecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «serd» den imef.) (mü. mesrûde). Serdolunmuş, söylenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den imef.) (mü. meşrûha) (c. meşrûhât).

1.Şerh olunmuş, açıklanmış, tafsilâtlı, zor anlaşılır yerleri izah edilmiş.

2.Tafsilâtla söylenen, yukarıda mufassalan târif olunan: Mâdde-i meşrûha.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروح] açıklanmış, şerhedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروحات] açıklamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروعيت] yasallık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sirkat» ten imef.) (mü. mesrûka). Çalınmış, aşırılmış: Mesnûk mal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسروق] çalınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sürür» dan imef.) (mü. mesrûre).

1.Sevinmiş, şen, şâd: Bu haberden çok mesrûr oldu.

2.isteğine erişmiş: inşâllah siz de mesrûr olursunuz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسرور] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sevinçli, memnun, sevinmiş meramına ermiş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسرورانه] sevinçle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mesrur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Sevinç.

2.İsteğine erişme: Bugünlerde mesrûriyyeti bekleniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şart» tan imef.) (mü. meşrûta). Şartlı, bir şartla bağlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروط] koşullu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şart koşulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şart» tan imef.) Eski sahibi tarafından satılmamak şartlyle veresesine bırakılmış ev vesaire: O yalı meşrûtadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meşrutiyet idaresine ait olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir hükümdarın başkanlığı altında parlamento idaresi. Meşrutiyet devri = (tarih) Osmanlı imparatorluğunda ikinci meşrutiyetin ilânından (23 temmuz 1908) Mondros mütarekesine (30 ekim 1918) kadar geçen devir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışıklık, düzensizlik, bozukluk; karışık şey; karışık durum, müşkül veya utandırıcı durum; tatsız yemek; çorba veya lapaya benzer yemek; daima aynı sofrada yemek yiyen kimseler, sofra arkadaşları; böyle arkadaşlarla yenen yemek. mess hall aynı kiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karmakarışık etmek; bozmak, kirletmek. mess around with (argo) uğraşmak, ilgilenmek. mess up yüzüne gözüne bulaştırmak; kirletmek, bozmak; karışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber, mesaj; resmi bildiri; peygamberin halka bildirdiği haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arazi ölçen, mühendis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساح] ölçümcü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاطه] gelin süsleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber götüren kimse, ulak; kurye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), (bk.) Mes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mesih, isa; kurtarıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Mesih'e ait, Mesihi; kendisini kurtarıcı sayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. monsieur) efendiler, baylar (kıs. Messrs.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. mesken; müş temilatı ile beraber mesken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. mestân). Sarhoş, kendinden geçmiş. Ser-mest = Sarhoşluktan başı ağırlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mes» den). Mesh kabûl eden yumuşak ayakkabı ki, üstüne kundura veya lastik giyilirdi. Serhadlı mest = Yandan kopçalısı. Deve mesti = Devenin ayağının derisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light thin-soled boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very delighted. enchanted. captivated. inebriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the physical universe A word coined from the initial letters of Matter, Energy, Space and Time, which are the component parts of the physical universe Also used as an adjective to mean 'physical'-as in 'mest universe,' meaning the 'physical universe '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مست] sarhoş, mest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mestâne» den) Savruk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مست خراب] körkütük sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

körkütük sarhoş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şitâ» den im.).

1.Kışlak, kışın oturulan yer, kışlık ordugâh: Meştây-ı Belgrad.

2.Kışlık otlak, kışla, kışlak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoşa lâyık bir surette, sarhoşçasına: Mestâne nâra atıyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مستانه] sarhoşça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مستی] sarhoşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metis, melez, kırma, iki ayrı ırktan gelen insan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» den imef.) (mü. mestûre). Örtülü, kapalı, gizli, perdeli: Bu, bir emr i mestûrdur. (mü.)

1.Mestûre = Yaşmak ve peçe tutunan, açık gezemeyen (kadın).

2.Perdeli, namuslu: Mestûre kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «satr» dan imef.) (mü. mestûre). Çizilmiş, yazılmış, yazılı: Tafsilâtı tarih kitaplarında mestûrdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستور] örtülü, gizli, kapalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسطور] yazılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli tutulan işlerlerde harcanmak üzere hükümetin emrine verilen para. Tahsîsât-ı mestûre = Örtülü ödenek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MES’ÜD) (i. A. «sa’d» dan imef.) (mü. mes’Üde). Saadetli, kutlu, bahtiyar: Daima mes’uddur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسعود] mutlu, saadetli. 2.kutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saadetli, bahtlı, bahtiyar, kutlu. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسعودانه] mesutça, bahtiyarlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mesud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MES’ÜL) (i. A. «sual» den imef.) (mü. mes’Üle).

1.Sorulan, sual olunan: Mevâdd-ı mes’Üleye cevap vermeli. 2.İstenilen.

3.İş ve hareketinden dolayı cevap vermeye mecbur ve kusurunun cezası kendisine ait olan: Herkes vazifesinden mesuldür. Bir gazetenin mesul müdürü.

4.Birinin kefaletinde bulunan: O adam benden mesuldür. Mes’Ül-i bi’l-mâl = Paraca mesul ve kefil olan. Mes’Ül-i bi’n-nefs = Şahsen mesul ve kefil olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MES’ÜLİYYET) (i. A ). Mesul olma: Bunun mesuliyeti kime aittir?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسئوليت] sorumluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesuliyeti olan, sorumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mesud.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشورت] danışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

danışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Danışma, söyleşme, fikir alışverişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yürüme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sa’d»dan mîmli masdar). Saadet, kutluluk, bahtiyarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(J. A.) (c. meşâil). (bk.) Meşale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشعل] meşale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bahtiyarlık, kutluluk, mes’Üd olma: Mesûdiyet içinde yaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meş’Üme). ŞeAmetli, uğursuz: O gün Fransızlar için pek meş’um bir gündü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشئوم] uğursuz, şom.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشعور] bilinçli, şuurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedenleri çok çeşitli olan bir rahatsızlıktır. Hastanın midesinde yanma ile birlikte ekşime de vardır. Ağzına ekşi ve yakıcı bir sıvı dolar. Bu belirtiler aç veya tok karnına görülebilir. Ağır yemekler, bozulmuş yiyecekler, mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesi iltihabı, mide ekşimesine neden olabilir. Tedavinin ilk şartı, hastalığı doğuran nedeni bulmaktır. Doktora gitmek gerekir. Mide ekşimesinden şikayet edenlerin, yemeklerini gayet iyi çiğnemeleri, biberli, baharatlı, ekşili, salamura yapılmış gıdaları terk etmeleri gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı soğuk suya 1 kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mide üşütmesini tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon, su.

Hazırlanışı : Bir bardak suya 1 tatlı kaşığı nane ve bir adet limonun kabukları konup kaynatıllır. Günde 3 kere birer çay bardağı sıcak sıcak içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzetme, taklit; biyol. benzeme, renk ve biçimine girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hums» dan imef.) (mü. muhammese).

1.Beşli, beş katlı.

2.(matematik) Beş köşeli, beş açılı şekil, beşgen.

3.(edebiyat) Beş mısrâlı kıt’alardan yapılmış klasik şiir şekli. 4.(musiki) Muhammes şarkı = Beş mısrâlı şarkı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخمس] beşli. 2.beşgen. 3.beş dizeli şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten masdar). Biribirine dokunma, temâs etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lems» ten imef.) (mü. mültemese). İltimas olunan, biri tarafından korunarak İlerlemesi rica olunan: O adam mültemestir; o, filânın mültemesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «misliden if.).

1.Temsil eden, benzeten.

2.Kitap vesaire basan (eskimiştir).

3.(tıp) Besinleri kan ve et hâline getiren, hazmeden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. agent. representative. student who acts as a monitor. prefect. commission agent. delegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. firm run by an agent. being a representative or agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemsiden imef.) (mü. müşemmese). Güneşe gösterilmiş, güneş görmüş, güneş gören, güneşli: Müşemmes oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mesâket» ten if.) (mü. mütemessike).

1.Sıkı sıkı tutunan, yapışan.

2.Bir şeyi delil ve senet alarak ona dayanan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misliden if.) (mü. mütemessile).

1.Kendine benzeten, birinin şekil ve suretine giren.

2.Cismâni bir şekilde görünen, Osm. tecessüm eden.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ممثل] temsilci. 2.sınıf temsilcisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dinlenilmeye değmeyen.

2.Duyulmadık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mesut ve mübarek olmayan, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde “nazar değmesi” adı verilen inanç, diğer lisanlarda “şeytan göz” veya “şeytan bakışı” olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti yoktur. Zaten nazarı değen kişinin genellikle kötülüğü değil, kıskançlığı ve çekemezliğidir söz konusu olan.

Noel Baba ve benzeri batıl inançlar çocuklukta kuvvetli olup yaş ilerledikçe azalırken, nazar değme inancı bunun tam tersidir. Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam odaklanır ve daha duygusaldır. Birçoğumuz arkamız dönük olduğumuz halde kalabalık içinden birinin bize baktığını hissetmişizdir.

Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eğer karşınızdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsanız, gözlerinde kendi görüntünüzün yansıdığını görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı.

Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak’ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı sanılıyor, Sümerlerin inançlarına göre bazı insanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bakışla yaşayan şeyleri de kurulabilme yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen çocukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi, bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.

Bu inanç doğuda Hindistan’a, batıda Portekiz ve İngiltere’ye, kuzeyde İskandinavya’ya kadar yayıldı. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya’ya ise kaşifler, denizciler ve göçmenler tarafından taşındı. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika’da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.

Doğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bu inanca, mavi gözlü insanların daha fazla nazarlarının değdiği inancı da ilave edilmiştir. Bu yörelerde mavi gözlü insanların azlığı bunun sebebi sanılıyor. Bu nedenle buralarda nazarı geri itmek veya ayna gibi yansıtmak için mavi göz şeklinde, camdan yapılan nazarlıklar başta bebekler olmak üzere nazarın değebileceği düşünülen her yere takılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözü korkutan düşman; hak ettiği cezayı veren vesile; b.h. eski Yunanlıların ceza ve öç alma tanrıçası, intikam tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life or death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life and death. a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ön A/V girişini seçer, 16:9 TV’leri geniş ekran moduna getirir ve renk ile parlaklık ayarlarını bilgisayar oyunu grafiklerinin en iyi şekilde gösterilmesini sağlayacak biçimde düzenler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. italya'da Parma şehrine ait. Parmesan cheese parmıcan peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Prostat bezi, idrar torbasının boynu ile idrar yolu başlangıcını çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir guddedir. Yalnız erkeklerde bulunur. Prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülür. Kesin tedavi ameliyatla gerçekleşir. Ancak tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Mazı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam mazı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir. Saç dökülmesini önlemek ve saçları uzatmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yulaf sapı, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç yulaf sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyu ile saçlar yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara kepek denir. Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir. Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın, ürettiği fazla parçalardır. Bunlar, çoğunlukla saçlar tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı; temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : Saçlar önce tuzlu su sonra bol su ile yıkanır. Her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üniversitede ders yılının yarısı, sömestr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self employment-. professional service. professional occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمست] sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoş, sarhoşluktan başı ağırlaşıp sersemlemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, içmekten gelen beş ağırlığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمستی] sarhoşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (çoğ. Siamese) Siyamlı; Siyam diline ait; i. Siyam halkı veya dili. Siamese cat Siyam kedisi. Siamese twins yapışık doğan ikizler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. semestre

eğt. yarıyıl

Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ders yılının ayrıldığı iki dönemin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semester. term. semester yarıyıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semester. term. termtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبح و مسا] sabah akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magistrates. police court. flagrante delicto court. summary court of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شوخ مشرب] şen şakrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişlilerin ses sizce ve kolay birleşmesini sağlayan tertibatlı vites.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Devletin bazı organlarının, Sayıştay’ın murakabesinde olmayan ve genel bütçede görünmeyen harcamaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hen house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mashara» dan). Maskaralık etme, birini alaya alma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمسخر] maskaralık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

maskaralık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meskenet» ten). Miskin olma, miskinleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Tutunma, yapışma, sarılma.

2.Bir borç için alacaklının elinde dayanak olmak üzere, borçlu tarafından verilen senet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den).

1.Bir şekil ve biçime girme, bir şekil ve biçimde cisimleşme, canlanma.

2.Uyma, alışma, birine veya bir şeye benzeme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şekil değiştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sımsıkı tutunmak, sarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.cisimlenmek. 2.benzeşmek. 3.özümlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Certificate of Registration)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim ortaklıklarda, sermaye artırımı işlemleri tamamlandıktan sonra sermaye artırımının tescili için, Sermaye Piyasası Kurulu’nca verilen ve ödenmiş hisse senedi tutarını gösteren belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. joint effort. working together. collaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Thames nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial court. tribunal of commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (edat) günler, zaman; (edat) kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamana uyan kimse, zamanın adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araya kelime karışmasıyle bileşik kelimenin kısımlara ayrılması (msl. whatsoever place yerine what place soever)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç aylık müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of jurisdictional disputes. court of jurisdictional disputes. arbitral tribunal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Jurisdictional conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Projektör, ekranın merkezine konumlandırılmadığında, görüntü belirli bir açıdan yansıtılır ve görüntüde bozulma görülebilir. Yastıklama Düzeltmesi bu bozulmayı otomatik olarak düzeltir. Sony SideShot™ ile yatay Yastıklama Düzeltmesi, gerektiğinde projektörü ekranın merkezinden eksen dışına konumlandırabilirsiniz. Fişe takıp açtıktan sonra izlemeye odaklanabilmeniz için otomatik olarak projektör yükselir, yastıklama düzeltme gerçekleştirilir, otomatik odaklanır ve giriş bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun saatini bir saat geriye ya da ileriye alan bir düğme.

Teknolojik Terim by