Mesa ne demek? | Mesa anlamı nedir? | Mesa

Mesa anlamı nedir?

Mesa ne demek?

Mesa anlamı nedir?

Mesa | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(I. A.). Akşam. Subh-ü mesâ = Sabah, akşam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسا] akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. platform gibi yassı ve yanları dik tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çalışma yeri. 2.Atölye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derece: Lâ-şey (hiçbir şey) mesâbesinde (değerinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misbâh). Misbâhlar. (bk.) Misbâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mescid). Mescidler, camiler, (bk.) Mescid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساجد] mesçitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAFE) (i. A.) (c. mesâfât). İki yer arasındaki uzaklık: Bursa ile Konya arasındaki mesafe ne kadardır? Aramızda hayli mesafe vardı. Kat’-ı mesafe etmek = Yol alıp yaklaşmak, yakın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way. ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. interval. pitch. space. range. way. travel. march. journey. mileage. lag. intercept. cast. extent. fetch. flight. ground. length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسافه] uzaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İzin müsaade: Bu işte mesâğ-ı şer’İ vardır, yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. meşgale). Meşgaleler, uğraşmalar, (bk.) Meşgale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاغل] uğraşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveying. measuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساحه] ölçüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arazinin ilmi şekilde ölçülmesi, arsa, tarla, ev ve toprağı ölçmek: Arsayı mesaha edip dört parçaya taksim ettiler.

2.Arazi vesalrenin ölçülmesi ilmi, geometrinin bundan bahseden kısmı: Fenn-i mesâha pek lüzumlu bir ilimdir.

3.Bir arsa vesairenin ölçüsü, miktarı. Mesaha-i sathiyye = Yüzölçümü: filân vilâyetin mesaha-i sathiyyesl şu kadar kilometrekaredir. Mesâha zenciri = Araziyi ölçmede kullanılan yüz mıkyaslı zencir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meşhed). Meşhedler, şehit mezarları, (bk.) Meşhed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAİ) (i. A. c.). Çalışmalar, çabalamalar: İyi mesai yaptı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعی] çalışma, çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «suûbet» ten; müfredi yoktur). Güçlükler, zor İşler, müşkülât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصائب] musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mes’ele). Meseleler. (bk.) Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meş’al). Meş’ aller, meşaleler, (bk.) Meş’al,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسائل] meseleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاعل] meşaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Yazılı olarak bırakılan, sözle veya elden gönderilen kısa haber: Telefon edip bir mesaj bırakmış; mesajınızı aldım.

2.Devlet adamlarının bir topluluğa veya bir yabancı devlet adamına yazılı hitabı, tebliği.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. message

ileti

Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. communication. dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. dispatch. message. word. message ileti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. runner. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. meşakkat). Meşakkatler, zorluklar, (bk.) Meşakkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesken). Meskenler, (bk.) Mesken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misktn). Miskinler, (bk.) Miskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مساکن] yoksullar. 2.miskinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساکن] konutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. difficulty. gruelling. grueling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardship. trouble. difficulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشقت] sıkıntı, güçlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sıkıntı çekmek, güçlüğe katlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şak» dan mimli masdar) (c. meşâk).

1.Güçlük, sıkıntı, zorluk, eziyet: Bu işte çok meşakkat çektim.

2.Zahmetli iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. gruelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞ’ALE) (i. A. «şu’l»dan im.) (c. meşâil).

1.Aydınlatmaya mahsus Alet, kandil, lamba.

2.Açık yerleri gece aydınlatmak için kullanılan Alet ki, yere dikilmiş demir bir direğin ucundaki kafesin içinde çıra veya yağlı paçavra yakmakla olur (dilimizde daha çok ikinci mânâya gelir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meslek). Meslekler, bk Meslek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine uygun olmayan birisiyle evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (cemü’l-cem’i: mesâmât; m. mesamme). (bk.) Mesamme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den im.). Koku alacak yer, burnun içi ve yukarısı, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki delikler, gözenekler, mesâmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki küçük delik, gözenek, (bk.) Mesamma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسامه] derideki küçük delikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشام] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sidik torbası, (tıp) İltihâb-ı mesâne, zâtü’l mesane = Mesâne hastalıkları, Fr. cystite.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası veya idrar yollarında meydana gelen taşlara; halk arasında mesane taşı, tıp dilinde kalkül denir. Boy şekli ve bileşimleri bakımından çeşitlidirler. Yerlerinde kaldıkları sürece pek rahatsızlık vermezler ama, yerlerinden ayrıldıklarında ağrı yaparlar. Ağrıyı hafifletmek için ağrının bulunduğu bölgeye ateşle ısıtılmış tuğla parçası veya içi sıcak su dolu bir şişe konulur. Ayrıca sıcak suya bastırılmış bir parça bezle de kompres yapılabilir. Taşları eritmek ve düşürmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 3 tane şalgam doğranır. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kur’an-ı Kertm’e, uzun sûrelerine veya yalnız FAtiha sûresine verilen isimdir. Seb’ü’l-mesânî — FAtiha sûresinin yedi Ayeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesned). ■ Mesnedler, dayanaklar, (bk.) Mesned.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meserret), (bk.) meserret (dilimizde ekseriya müfred gibi ve «meserret» mânâsiyle kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشارق] doğular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mastar). Mastarlar, (bk.) Mastar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Kötülükler, kötü haller, fenalıklar: Onun mesâvîsi pek çoktur,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساوی] kötülükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشایخ] şeyhler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. italya'da Parma şehrine ait. Parmesan cheese parmıcan peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبح و مسا] sabah akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. joint effort. working together. collaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by