Mest-i Harab ne demek? | Mest-i Harab anlamı nedir? | Mest-i Harab

Mest-i Harab anlamı nedir?

Mest-i Harab ne demek?

Mest-i Harab anlamı nedir?

Mest-i Harab | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مست خراب] körkütük sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آب خرابات] (meyhane suyu) şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.

1.Sarhoşluğu kötü, fenâ sarhoş.

2.Kendini bilmeyecek derecede sarhoş, kendinden geçmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bedmestlik, sarhoşluk, kendinden geçmişük

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمست] içip içip dağıtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمستی] içip içip dağıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) ed+mes] içip içip dağıtma. bedmestlik etmek içip için dağıtmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayda bir vaki olan; iki ay süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı uzun kanepeleri olan ve kenarları açık gezinti otobüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (nad). yenilebilir; (gen). (çoğ). yiyecek şey, gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Gönlü yıkılmış, kırılmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eve ait, evcimen, ev işlerine bağlı; ehli, evcil; kendi memleketine ait; (i). hizmetçi. domestic animals evcil hayvanlar. domestic industries yerli sanayi. domestic science ev bakımı, ev idaresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). evcilleştirmek, ehlileştirmek; medenileştirmek; evcilleşmek. domestica'tion (i). ehlileşme, ehlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eve ve aileye bağlılık, evcimenlik; ev hayatı, aile hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. domestique

1. evcil,

2.yerel, yerli

1. Yerli. 2.Belli bir yöre ile ilgili. 3.Ülke içi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyuncu; kumarbaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خانه خراب] perişan. 2.evsiz yurtsuz. 3.cahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARAP) (i. A.). Viran etme, viranlık, yıkma, bozma, bayındırlığın ortadan kalkması: Kiracılar evi harâb ettiler. Savaşın geçtiği yerler harâb oldu (tahrip gibi). (Türkçe’de)

1.Bozulmuş,yıkılmış, viran, mamurun zıddı: Harap bir ev, harap bir memleket.

2.Sarhoşluktan dolayı perişan, bitkin olan: Mest ü harâb olmuş. Hâne-harâb = mec. Evi yıkılmış, her tarafı viran, işi berbat (kimse).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خراب] yıkık, harap. 2.fitil gibi sarhoş. harâb etmek; yıkmak, bozmak, tahrip etmek. harâb olmak; yıkılmak, bozulmak, kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (harâbe’nin çokluğu ise de, o mânâda kullanılmayıp teklik gibi geçer): Meyhane, devam edenleri harâb eden derbeder ve sefâhat yeri. Tasavvuf ve şiirde: Rind ve olgun insanların buluşma yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابات] meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hârâbâtî-yân). t. Meyhaneye devam eden, ayyaş, sarhoş ve pejmürde.

2.Eline geçen parayı içki ve sefâhat yoluna harcayıp kendine, evine, barkına bakmayan düşkün adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, derbederlik, israf ve sefâhat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Virane, eski yapı yıkıntısı, bozulmuş bina kalıntısı. Asklepyon, Babalbek harabeleri. 2.mec. Pek harap ve yarı yıkık ev: Bir harabede oturuyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. ruin. wreck. wrack. desolation. wrecks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. wreck. ruins ören. kalıntı. ramshackle building yıkı. tumbledown. houses or town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins. remains. building on the point of collapse. desolation. destruction. ruin. ruinous heap. shambles. wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرابه] yıkıntı, harabe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Viraneleri çok yer, viranelik: Bağdad, Osmanlı idaresine geçtiği zaman adetâ bir harâbe-zâr idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place filled with ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Haraplık, viranlık.

2.Okun, nişanın önüne vurarak sıçrayıp hedefe değmesi. 3.Harâbâtî olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (uydurma bir kelime olup, Arapça’da harâb kelimesi zaten masdardır). Viranlık, haraplık, bir bina veya mamurenin yıkık çökük halde bulunması, Ar. indirâs: Pompei şehrinin harâbiyyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev ve müştemilâtı, malikane; çiftlik ve müştemilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanşta hedefe yakın olan düzlük yer; bir yolun son kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. mestân). Sarhoş, kendinden geçmiş. Ser-mest = Sarhoşluktan başı ağırlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mes» den). Mesh kabûl eden yumuşak ayakkabı ki, üstüne kundura veya lastik giyilirdi. Serhadlı mest = Yandan kopçalısı. Deve mesti = Devenin ayağının derisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light thin-soled boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very delighted. enchanted. captivated. inebriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the physical universe A word coined from the initial letters of Matter, Energy, Space and Time, which are the component parts of the physical universe Also used as an adjective to mean 'physical'-as in 'mest universe,' meaning the 'physical universe '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مست] sarhoş, mest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mestâne» den) Savruk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مست خراب] körkütük sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

körkütük sarhoş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şitâ» den im.).

1.Kışlak, kışın oturulan yer, kışlık ordugâh: Meştây-ı Belgrad.

2.Kışlık otlak, kışla, kışlak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoşa lâyık bir surette, sarhoşçasına: Mestâne nâra atıyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مستانه] sarhoşça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مستی] sarhoşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metis, melez, kırma, iki ayrı ırktan gelen insan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» den imef.) (mü. mestûre). Örtülü, kapalı, gizli, perdeli: Bu, bir emr i mestûrdur. (mü.)

1.Mestûre = Yaşmak ve peçe tutunan, açık gezemeyen (kadın).

2.Perdeli, namuslu: Mestûre kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «satr» dan imef.) (mü. mestûre). Çizilmiş, yazılmış, yazılı: Tafsilâtı tarih kitaplarında mestûrdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستور] örtülü, gizli, kapalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسطور] yazılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli tutulan işlerlerde harcanmak üzere hükümetin emrine verilen para. Tahsîsât-ı mestûre = Örtülü ödenek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üniversitede ders yılının yarısı, sömestr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمست] sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoş, sarhoşluktan başı ağırlaşıp sersemlemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, içmekten gelen beş ağırlığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمستی] sarhoşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. semestre

eğt. yarıyıl

Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ders yılının ayrıldığı iki dönemin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semester. term. semester yarıyıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semester. term. termtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Devletin bazı organlarının, Sayıştay’ın murakabesinde olmayan ve genel bütçede görünmeyen harcamaları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç aylık müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by